DÖRT(4) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- YORGALAMAK ile YORGA ile YORGAN ile YORGANCI/LIK ile YORGAN YÜZÜ ile YORGAN İPLİĞİ ile YORGAN İĞNESİ ile YORGAN KAVGASI ile YORGAN ÇARŞAFI

- YÖRÜK["YÜRÜK" değil!] ile TÜRKMEN[< TURKOMAN < TÜRK-İMAN]

( Sünnî göçer. İLE Sünnî olmayan göçer. )

- YORUMA AÇIKLIK ile/ve/değil/<> YORUMA MUHTAÇLIK

- YORUMA UYGUN/LUK ile/ve/değil/yerine YORUMA AÇIK/LIK

- YORUMLAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DEĞİŞTİRMEK

( "Filozoflar, şimdiye kadar dünyayı sadece çeşitli biçimde yorumladı. Konu, onu değiştirmektir." )

- YÖRÜNGE ile/ve/değil EŞİK

- MAHREK[Osm.] / ORBIT, TRACK[İng.] / ORBITE, TRAJECTOIRE[Fr.] / BAHN, ORBIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGE

- YOSMA ile/||/<> ŞEN, GÜZEL, FETTAN (GENÇ KADIN)

( şen güzel fettan genç kadın Kökünü bilmiyoruz )

- YOSUNLANMAK ile YOSUNLAŞMAK ile YOSUN ile YOSUNLU ile YOSUN KÜLÜ

- YOU vs. WE/US


- YOUNG BUFFALO CALF[İng.] ile/||/<> MALAK

( Manda yavrusu Yerel ağızlarda balak olarak da geçer bala çocuk k küçültme eki balak )

- YOUNG :/yerine GENÇ

- YOUR :/yerine SENİN, SİZİN

- YOYO ile DİYABOLA

- DEGENERATE ELECTRON GAS[İng.] / GAZ D'ÉLECTRONS DÉGÉNÉRÉ[Fr.] / ENTARTETES ELEKTRONGAS[Alm.] ile/değil/yerine/= YOZLAŞMIŞ ELEKTRON GAZI

- DEGENERATE CONDUCTION BAND[İng.] / BANDE DE LA CONDUCTION DÉGÉNÉRÉE[Fr.] / ENTARTETES LEITUNGSBAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YOZLAŞMIŞ İLETİM BANDI

- YÜCE = ULVİ = SUBLIME[İng., Fr., İsp.] = ERHABEN[Alm.] = SUBLIMIS[Lat.]

- YÜCE ile YÛCE[Fars.]

( Yüksek, büyük, ulu, ulvî. İLE Damla. )

- YÜCEGÖNÜLLÜLÜK = GENEROSITY[İng.] = GÉNÉROSITÉ[Fr.] = EDELMUT[Alm.] = GENEROSITAS[Lat.]

- YÜCEL, ERDİN (KORU, 1942)

( Sarıyer altyapısından yetişti ve aralıklı olarak 9 sezon (1959 - 1963; 1964 - 1967 ve 1969 - 1971) tescilli kaldı bu süre içinde 103 lig, 10 B takımlar ligi, 13 kupa ve 5 turnuva olmak üzere 131 resmi ve ayrıca 19 özel maçla birlikte toplam olarak 150 maçta Sarıyer takımında forma giydi. Lig maçlarında 19, B takımlar ligin maçlarında 1, kupa maçlarında 3 ve turnuva maçlarında 1 olmak üzere resmi maçlarda 24 ve özel maçlarda kaydettiği 3 golle birlikte takımı hesabına toplam olarak 27 gol kaydetti. Takım kaptanı olarak da görev yaptı ve Sarıyer'de futbol yaşamını noktaladı.. 1940 Sarıyerli Sporcular Derneği üyesidir. )

- YÜCELİK/YÜKSEKLİK ile/değil/yerine DOSTLUK

( Allah'ta. İLE/DEĞİL/YERİNE Eşitlik'te. )

- YÜCE/LİK ve/=/||/<>/> GERÇEĞE/HAKİKATE EVRİLEN

- YÜCE/LİK ile/ve/<> MUTLAK/LIK

( Belirlenim. İLE/VE/<> Belirlenimsizlik. )

- YÜCELMEK ile YÜCELEBİLMEK ile YÜCE/LİK ile YÜCE GÖNÜLLÜ/LÜK

- YÜCELTMEK ile COŞKU ile YÜCE ile YÜCE TANRI

- YUFKA ile/ve/||/<>/> KURU YUFKA(İŞKEFE/ŞİKEFE)

- YUFKA ile/||/<> YUKA

( [yuka]: İnce açılmış saç ekmeği. (Erenköy, İnönü -Eskişehir) [yuka] : (Dardere *Bozüyük -Bilecik) )

- YUFKAYÜREKLİ/LİK ile GÖZÜKARA/LIK

- YUH ile YUHA

( Hoşnutsuzluk ve öfke anlatır. İLE Birine karşı beğenilmeyen bir durumda, hep birden haykırılan bir hakaret sözü. )

- YUHALAMAK ile YUHALANMAK ile YUHALATMAK ile YUH ile YUHA


- CHARGE LINE[İng.] / LIGNE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK DOĞRUSU

- HAMÛLE[Osm.] / CHARGE, LOAD[İng.] / CHARGE[Fr.] / LADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK

- YUKA ile/||/<> YUFKA

( yufka )

- YUKA ile YUKAÇ

- YUKAWA MESON[İng.] / MÉSON DE YUKAWA[Fr.] / YUKAWA-MESON[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKAWA MEZONU

- YÜKLEM ve/||/<>/= YETİ

- YÜKLEME ile YÜKLEME HALİ ile YÜKLEME DURUMU ile YÜKLEME BOŞALTMA

- HIGH PRESSURE CLOUD CHAMBER[İng.] / HOCHDRUCKNEBELKAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI BULUT ODASI

- HIGH PRESSURE MERCURY VAPOUR LAMP[İng.] / LAMPE À VAPEUR DE MERCURE HAUTE PRESSION[Fr.] / HOCHDRUCKQUECKSILBERDAMPFLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI CIVA BUHARLI LAMBA

- HIGH ENERGY PHYSICS[İng.] / PHYSIQUE DES HAUTES ÉNERGIES[Fr.] / HOCHENERGIEPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİ FİZİĞİ


- HEED REFLECTION, HIGH ENERGY ELECTRON DIFFRACTION REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION PAR DIFFRACTION D'ÉLECTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ ELEKTRON KIRINIMI YANSIMASI

- HIGH ENERGY ELECTRON DIFFRACTION[İng.] / DIFFRACTION D'ÉLECTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIE-ELEKTRONENBEUGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ ELEKTRON KIRINIMI

- HIGH ENERGY NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIENEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ NÖTRONLAR

- HIGH ENERGY PARTICLE[İng.] / PARTICULE DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIETEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ PARÇACIK

- HIGH ENERGY SCATTERING[İng.] / DISPERSION À HAUTE ÉNERGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ SAÇILMA

- HIGH EPITHERMAL NEUTRONS[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK EPİ-ISIL NÖTRONLAR

- BLAST-FURNACE[İng.] / HOUT FOURNEAU[Fr.] / HOCHOFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FIRIN

- TEVÂLÎ-İ ÂLİ[Osm.] / HIGH FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE HAUTE[Fr.] / HOCHFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FREKANS

- HIGH VOLTAGE ELECTRON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À HAUTE TENSION[Fr.] / HOCHSPANNUNGSELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK GERİLİMLİ ELEKTRON MİKROSKOBU

- YÜKSEK KAFA | ALTLIK ile/||/<> ALTLIK

( Sinema TV Alıcının üzerine yerleştirilerek çalıştırıldığı yüksekliği az ve değişmez silindir biçiminde dayanak Hattatların yazı yazarken kâğıdı üzerine koydukları destek Heykel Baş gövde ya da boy heykellerinin yerden yüksekçe durması için altlarına konulan taş ya da ağaçtan taşıyıcı bölüm haritacılık fotoğrafçılık Duyarkat fotoharita vb altına yapıştırılan nesne At sığır tavuk ve evcil hayvanların barınakları zeminine nem ve dışkıyı emmesi veya hayvanı temiz tutması kaydırmaması amacıyla serilen ot saman lastik kauçuk plastik vb malzemeler )

- YÜKSEK KAFA | ALTLIK ile/||/<> DESTEK ile/||/<> SEKİ

( Sinema/TV. Alıcının, üzerine yerleştirilerek çalıştırıldığı, yüksekliği az ve değişmez, silindir biçiminde dayanak. @@ Hattatların yazı yazarken kâğıdı üzerine koydukları destek. @@ (Heykel) Baş, gövde ya da boy heykellerinin yerden yüksekçe durması için altlarına konulan taş ya da ağaçtan taşıyıcı bölüm. @@ haritacılık, fotoğrafçılık: Duyarkat, foto-harita vb. altına yapıştırılan nesne. @@ @@ At, sığır, tavuk ve evcil hayvanların barınakları zeminine nem ve dışkıyı emmesi veya hayvanı temiz tutması, kaydırmaması amacıyla serilen ot, saman, lastik, kauçuk, plastik vb. malzemeler. )

- YÜKSEK ÖĞRENİM KALE ÖĞRENCİ YURDU

( Yavuz Sultan Selim mahallesindedir. Ufuk Sema Eğitim ve Ticaret Kurumuna aiT olan Kale Erkek Öğrenci Yurdu 1998'de açıldı, 2004'te ise Poligon mahallesine taşındı. )

- YÜKSEK ORAN ile/ve YARAR

- HIGH-PERFORMANCE ADSORPTION CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI ADSORPSİYON KROMATOGRAFİSİ

- HIGH PERFORMANCE ION-EXCHANGE CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI İYON DEĞİŞİM KROMATOGRAFİSİ

- HIGH PERFORMANCE LIQUID CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI SIVI KROMATOGRAFİSİ, HPLC

- HIGH TEMPERATURE SUPERCONDUCTOR[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIK SÜPER İLETKENİ

- HIGH TEMPERATURE GAS COOLED REACTOR[İng.] / RÉACTEUR REFROIDI AU GAZ À HAUTE TEMPÉRATURE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIKLI GAZ SOĞUTMALI TEPKİLEŞİM/REAKTÖR

- HIGH SPIN COMPLEX[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SPİN KOMPLEKSİ

- YÜKSEK SPİN ile/||/<> DÜŞÜK SPİN

( Geçiş metali komplekslerinde spin durumları. )
( Formül: μ = √(n(n+2)) BM )

- YÜKSEK SPİN ile/||/<> DÜŞÜK SPİN

( Yüksek spin zayıf alan maksimum eşleşmemiş İLE düşük spin güçlü alan. )
( Formül: Δ < P İLE Δ > P )

- NEUTRONS ÉPITHERMIQUES SUPÉRIEURS[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ÜST ISIL NÖTRONLAR

- YÜKSEK UYARANLARIN (KEYİF VERİCİLERİN) ÇOĞU ...:
"KAZANIM"
değil/ne yazık ki/></< KANDIRMACA/ALDATMACA

- HIGH VACUUM[İng.] / VIDE POUSSÉ[Fr.] / HOCHVAKUUM, ÜBERVAKUUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK VAKUM

- YÜKSEK VOLTAJ ile/||/<> HIGH TENSION, HT, HIGH VOLTAGE, HV[İng.] ile/||/<> HAUTE TENSION[Fr.] ile/||/<> HOCHSPANNUNG[Alm.] ile/||/<> YÜKSEK GERİLİM

( Sinema TV Yüzlerce volttan oluşan gerilim )

- YÜKSEK ZEKÂ ile/ve/değil/<> YARATICILIK

- YÜKSEK ile YÜKSEK TEKLİF VE DÜŞÜK TEKLİF ile YÜKSEK ÇİZME ile YÜKSEKTEN UÇMAK ile YÜKSEK GELİR ile YÜKSEK ATLAMA ile YÜKSEK FİKİRLİ ile YÜKSEK MORAL ile YÜKSEK POZİSYON ile YÜKSEK RAHİP ile YÜKSEK RÜTBE ile YÜKSEK SIRALAMA ile YÜKSEK RÜTBELİ YETKİLİ ile LİSE ile YÜKSEK SONDAJ ile YÜKSEK HIZ ile YÜKSEK SU ile DAHA YÜKSEK ile DAHA YÜKSEK ile YAYLA ile MAJESTELERİ ile OTOYOL ile OTOYOL DEVRİYESİ

- YÜKSEK/LİK ile/ve/değil/yerine AŞKIN/LIK, MÜTEAL, YÜCE/LİK

- YÜKSEL, RIZA

( CHP saflarında siyaset yaptı ve 1994/1999 döneminde CHP liztesinden Sarıler Belediye Meclisine üye seçildi ve görev yaptı. )

- YÜKSEL, SİNAN (ZARA, 1982)

( Sarıyer Merkez Mahallesi Muhtarı (2014 - 2019, 2019 - 2024). Sporcu, Ortabayır, Gültepe, Yenimahalle, Çayıbaşı ve Gümüşdere kulüplerinde amatör olarak futbol oynadı. 2014 yerel seçimlerinde Sarıyer Merkez Mahallesi muhtarı seçildi. 2019'da ikinci kez muhtar seçilip görevine devam etmektedir. )

- YÜKSELİŞ ile/ve/||/<>/> AŞMAK

- YÜKSELOĞLU, EROL YÜKSEL (İST. 1940)

( Cihangir Spor Kulübünden transfer edildi. Bir sezon (1963/1964) Sarıyer'de tescilli kaldı. 20 lig ve 8 özel olmak üzere 28 maçta oynadı lig maçlarında 1 ve özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 3 gol kazandırdı. )

- TAHAMMUZ ETME[Osm.] / OXIDATION[İng.] / OXIDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME

- SICH OXYDIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENMEK

- TAHMİZ EDİCİ ALEV[Osm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEYİ ALEV

- OXIDIZING FLAME[İng.] / FLAMME OXYDANTE, FEU D'OXYDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEYİCİ ALEV

- YÜKSÜK ile YÜKSÜK OTU ile YÜKSÜK KINA ile YÜKSÜK MAKARNA

- YÜKÜ DAĞITMAK ile MASRAF ÖDEMESİ

- YÜKÜMLÜLÜK KİPİ ile ...

( DEONTIC MODALITY )

- YULA, SELÇUK (ANK. 1959)

( Bleu Weiss (Almanya) kulübünden transfer edildi ve 4 sezon (1987 - 1991) Sarıyer formasını giydi. Bu süre içinde 76 lig, 9 kupa olmak üzere 85 resmi ve ayrıca 46 özel maçla birlikte 131 maçta Sarıyer takımı formasını giydi. Lig maçlarında 30, kupa maçlarında 4 olmak üzere resmi maçlarda 34 ve özel maçlarda attığı 37 golle toplam olarak takımı hesabına 71 gol kaydetti. Futbol yaşamında 21 A Milli, 9 Ümit Milli ve 13 kez de A Genç Milli takım formasını giydi. A Milli takım maçlarında 4 gol kaydetti.. Galatasaray'a giderek Sarıyer'den ayrıldı. Spor yazarı ve TV'lerde futbol yorumculuğu yapmaktadır. )

- YULAF ile BROM

( ... İLE Yabani yulaf. )

- YÜLÜME/YÜLMEK/TRAŞ/TIRAŞ[Fars. < TERAŞ] ile/ve/||/<>/> PERDAH[Fars.]

( Saç ya da sakalı kesme işi. | Erkek saçını belirli bir biçim vererek kesme. | Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal. | Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belirli bir biçim vermek üzere yontma. | Yalan, asılsız, bıktırıcı, gereksiz söz. İLE/VE/||/<>/> Parlatma, parlaklık verme. | Tıraştan sonra tersine yapılan ikinci tıraş. )

- YUMA ile/||/<> ...

( sabit manevralarda ve gemileri bağlamada kullanılan üç veya dört kollu halat birçok ipin örülmesiyle oluşturulan balıkçılıkta kullanılan halat R λύγωμα rope Baştaki λ Türkçede yye dönüşmüştür )

- YUMRUKLAMAK ile YUMRULANMAK ile YUMRUKLANMAK ile YUMRUKLAŞMAK ile YUMRUKLAYABİLMEK ile YUMRU/LUK ile YUMRUK ile YUMRU KÖK ile YUMRU TOP ile YUMRU KÖFTE ile YUMRUK TOPU ile YUMRUK HAKKI ile YUMRUK OYUNU ile YUMRUK OYUNCUSU

- YUMURTA ZARI ile/||/<> YUMURTA ZARI

( Yumurta kabuğunu astarlayan tabaka Sestod yumurtalarının ince veya kalın transparan ışığı kıran veya renkli geçirgen dış zarı )

- YUMURTLAMAK ile YUMURTLATMAK ile YUMURTLAYABİLMEK ile YUMURTA/LIK ile YUMURTACI/LIK ile YUMURTA AKI ile YUMURTA ZARI ile YUMURTA ÖKÇE ile YUMURTA SARISI ile YUMURTA HÜCRESİ

- MILD STEEL[İng.] / ACIER DOUX[Fr.] / WEICHSTAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞAK ÇELİK

- YUMUŞAK DAMAK ile/ve SERT DAMAK

( Arkada/ki. İLE/VE Önde/ki. )

- YUMUŞAK/NERM[Fars.] ile İNCE

- YUMUŞAK ODUN, GÖVDE ODUNUNUN DIŞ TABAKASI = HAŞEB-İ KÂZİB = AUBIER


- YUMUŞAK OLMA(!) ile/ve/<>/>< SERT OLMA(!)

( Ezilirsin. İLE/VE/<>/>< Kırılırsın. )

- SOFT WATER[İng.] / EAU DOUCE[Fr.] / WEICHES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞAK SU

- YUMUŞAK/SULU ile VICIK

( ... İLE Sulanarak, kıvamı gevşemiş. )

- YUMUŞAMA ile/ve/değil/yerine/||/<> GERİ ADIM

- YUMUŞAMAK ile YUMUŞATMAK ile YUMUŞATILMAK ile YUMUŞAK DAMAK ile YUMUŞAKLAŞMAK ile YUMUŞATABİLMEK ile YUMUŞAYABİLMEK ile YUMUŞAK/LIK ile YUMUŞAKÇA ile YUMUŞAK SU ile YUMUŞAK İNİŞ ile YUMUŞAKÇALAR ile YUMUŞAK BAŞLI ile YUMUŞAK KARIN ile YUMUŞAK YÜZLÜ/LÜK ile YUMUŞAK ÜNSÜZ ile YUMUŞAK AĞIZLI ile YUMUŞAK BUĞDAY

- YUNA ile YUNAK ile YUNAN ile YUNANCA

- TİYATRO:
YUNAN
ile ROMA TİYATROSU

( Caveası sırtını bir dağ yamacına yaslar. İLE Tonoz ve kemer düzeni üzerinde yapılandırılır. )
( Orkestra, yarım daire düzenini aşar. İLE Yarım daire düzenine sahiptir. )
( Öğreticidir, bilim ve güncel olaylar vurgulanırdı. Oyunlarda, genel olarak Dionysos törenleri yapılır ve koro halinde şarkılar söylenirdi. Tragedya daha güçlüydü. İLE Dini özellikler taşımadığından, orkestrada varsıl kişilerin sürekli ayrılmış yeri bulunurdu. Oyunlarda ise eğlendirici konulara yer verilirdi. )
( Oyunların arka tarafı genelde doğal bir manzaraya bakardı. İLE Sahnenin herhangi bir yere bakması gerekmiyordu çünkü arkaya gösterişli bir Scene binası yapılırdı.
[İki mimaride de scene bulunur. Ancak Yunan Mimarisi'nde scene, cavea'dan bağımsız inşâ ediliyordu. İLE Tersine scene ile cavea sıkışık bir biçime sahiptir.] )
( image )
( Maske kullanılırdı. İLE Genellikle maske yoktu.[özellikle mimus oyunlarında] )

- YUNAN ile ROMA

( Kavramlar. İLE Kurumlar. )

- YUNİT[İng. < UNIT] değil/yerine/= BİRİM

- YUNUS EMRE CAMİİ

( İstinye mahallesi camiylerinden biridir. Daha önce Balabandere Camii olarak biliniyordu, sonraları ismi değiştirildi. )

- YUNUS EMRE PARKI

( Pınar Mahallesinde olup, 2.342,50 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 1.510,00 m²'lik yeşil alanı, 121,50 m²'lik çocuk oyun alanı ve 341,20 m²'lik tesisi bulunmaktadır. )

- YUNUS EMRE RİVÂYETLERİNDE:
KÂDI
ile/ve/<> ÇİFTÇİ

- YUNUS ile/ve

- Yunus Emre'ye KONUŞ!!!

- YUNUS ile/ve GANJ IRMAĞI YUNUSU

( ... ile Hindistan'da, Ganj Nehri'nde yaşarlar. )
( ... ile Ganj Nehri Yunusu )

- YUNUS/BALİNA ile PASİFİK DOMUZ BALİNASI (MUTUR/YUNUS/AZAK YUNUSU)

- YÜREĞİR ile YÜREĞİ DAR ile YÜREĞİ PEK/LİK ile YÜREĞİ DOLU ile YÜREĞİ KATI/LIK ile YÜREĞİ DAĞLI ile YÜREĞİ DELİK ile YÜREĞİ GENİŞ ile YÜREĞİ TEMİZ/LİK ile YÜREĞİ YANIK/LIK ile YÜREĞİ YUFKA/LIK ile YÜREĞİ YARALI/LIK ile YÜREĞİ AĞZINDA

- YÜREK KASI GEVŞEMESİ | DİYASTOL ile/||/<> DİYASTOL ile/||/<> YÜREK GEVŞEMESİ

( yürek gevşemesi 1 Yüreğin ritmik gevşemesi 2 Kontraktil vaküolün ritmik genişlemesi 1 Kalbin ritmik gevşemesi 2 Kontraktil vakuolün ritmik genişlemesi Kalpte kulakçık veya karıncık kaslarının ritmik gevşemesi )

- YÜREK KASI GEVŞEMESİ | DİYASTOL >< SİSTOL | YÜREK GEVŞEMESİ

( bk. yürek gevşemesi. @@ 1. Yüreğin ritmik gevşemesi. 2. Kontraktil vaküolün ritmik genişlemesi. @@ 1. Kalbin ritmik gevşemesi 2. Kontraktil vakuolün ritmik genişlemesi. @@ Kalpte kulakçık veya karıncık kaslarının ritmik gevşemesi. @@ )

- YÜREK KASI | MİYOKART ile/||/<> MİYOKART ile/||/<> YÜREK KASI

( yürek kası Kalp kası )

- YÜREK | ÖZEK ile/||/<> KOR

( anat 1 Kalp 2 Öz yapı 3 hlk Yoğurt mayası Az gor gōr ateş durumuna gelmiş kömür parçası kor köz kor Çağdaş diyalektlerde kor olarak koz biçiminin kullanıldığı göze çarpıyor Örn Karakalpakçada kor olarak koz biçimi kullanılır Altayca Teleütçe Şorca gibi diyalektlerde de kos biçimi geçer Türkçe kor ile koz arasındaki benzerlik düşündürücüdür Bilimsel yayınlarda bu biçimlerin sıklıkla birleştirildiğini görüyoruz Leksikaya göre de 366 Türkçe kor büyük olasılıkla köken bakımından koza bağlıdır Bu biçimlerin kok fiil kökünden geldikleri düşünülebilir Bu kök Altayca kok yanıp kül olmak kömürleşmek fiiliyle özdeş olabilir Kōr daha eski Ana Altayca kogordan kōz da Ana Türkçe kogozdan gelebilir Az gor gōr ateş durumuna gelmiş kömür parçası kor köz kor Çağdaş diyalektlerde kor olarak koz biçiminin kullanıldığı göze çarpıyor Örn Karakalpakçada kor olarak koz biçimi kullanılır Altayca Teleütçe Şorca gibi diyalektlerde de kos biçimi geçer Türkçe kor ile koz arasındaki benzerlik düşündürücüdür Bilimsel yayınlarda bu biçimlerin sıklıkla birleştirildiğini görüyoruz Leksikaya göre de 366 Türkçe kor büyük olasılıkla köken bakımından koza bağlıdır Bu biçimlerin kok fiil kökünden geldikleri düşünülebilir Bu kök Altayca kok yanıp kül olmak kömürleşmek fiiliyle özdeş olabilir Kōr daha eski Ana Altayca kogordan kōz da Ana Türkçe kogozdan gelebilir )

- YURO/EURO yerine "AVRO"

- YURT ile/ve YUVA

- YURTLANMAK ile YURTLANDIRMAK ile YURT/LUK ile YURTSAL ile YURTSUZ/LUK ile YURT İÇİ ile YURT DIŞI ile YURT ÖZLEMİ ile YURT BİLGİSİ

- YURTTA SULH, CİHANDA SULH ve/||/=/<> BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

- YURTTAŞ, BAKİ (TRABZON, 1953)

( İnşaatçılıkla uğraşır. Bir süre Bahçeköy Spor Kulübünde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. 1992 - 1994 döneminde CHP'yi temsilen Bahçeköy Belediye Meclisinde üye olarak bulundu. )

- YÜRÜMEK:
HIZLI OLSUN İSTERSEK
ile/ve/değil/||/<> UZAĞA GİTMEK İSTERSEK

( Yalnız. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Birlikte. )

- YÜRÜMEK ile/ve VOLTA[İt.] (ATMAK)

( ... İLE/VE Bir halatı, bir yere, bir kez dolaştırma ya da babalara, yöntemince sarma. | Zincirin, demire ya da iki zincirin birbirine dolaşması. | Geminin yele karşı gidebilmek için sağa sola zikzak yapması. | [argo] Aşağı-yukarı gidip gelme. )

- YÜRÜME/"YOL ALMA"[GELİŞİM, DEĞİŞİM]:
AYAKKABI İLE
değil AKIL İLE!

- YÜRÜTME ile YÜRÜTME GÜCÜ ile YÜRÜTME KURULU


- YÜRÜYÜŞ ile YÜRÜYÜŞ KOLU ile YÜRÜYÜŞ BANDI

- YUSUF AĞA SUYU

( Rumelikavağı sırtlarından çıkan bir memba suyudur. İyi bir içme suyu olup kullanılmaktadır. )

- YUSUF HEMADANİ ve/<> ARSLAN BABA

- YUSUF PAŞA (Ö. 641)

( Asıl adı Emirgüneoğlu Tahmasb Kuli Han olan İranlı kumandan, babasının ölümü üzerine kendisine Erran Eyaleti ve Revan kalesi muhafızlığı verildi. 1634'te Sultan IV. Revan seferinde direniş göstermedi ve kaleyi savunmadan Sultan IV. Murat'a teslim etti ve Osmanlılara sığındı. Tahmasb Kuli Hana Yusuf adı ve vezirlik verildikten başka Halep Beylerbeyliğine getirildi ve kubbe vezirleri arasına katıldı. Sultan IV. Murat'ın ilgisini çekince Boğaziçi'ndeki (Emirgan'daki) Feridun Paşa Bahçesi kendisine verildi. Sultan IV. Murat öldükten sonra sefahat âlemine dalması nedeni ile gözden düştü ve öldürülerek bütün mallarına el konuldu. Emirgan semtine bu ismin verilmesine neden de Emirgüneoğlu Tahmasb Kuli Han'ın Sultan IV. Murat zamanında çok takdir görmesi¸ Feridun Bey'e ait olan bu o alanın Emirgüneoğlu'na verilmiş olmasıdır. )

- YUSUF ZİYA ÖNİŞ STADI

( Mersinli Ahmet Spor Kompleksi içindedir. 45.00 kişilik kapasitesi vardır. Önceleri sadece antrenman sahası olarak kullanıldı. Amaç Milli takım kampa girdiğinde antrenman yapabilmesiydi. Ancak tesis yeterli gönülmedi. Sarıyer Spor Kulübü de verdiği uğraşlar sonucu 1970 yılında burada antrenmanlarını yapmaya başladı. 1980 yılında da lig maçlarına açıldı. Stad birkaç kez tadilatile bugünkü durumuna geldi. I. Türkiye Ligi maçları da oynanır hale geldi. Halen lig maçları oynanmaktadır. )

- YUSUF ZİYA PAŞA (TRABZON, Ö. 1880)

( Osmanlı devlet adamı olup seraskerlik kaleminden yetişerek, serasker müsteşarı, muhasebat reisi ve maliye müsteşarı oldu. 1871 ve 1876'da iki defa Maliye Nazırı olarak görev yaptı. Defterdarhane ve Orman nazırlıklarında da bulundu. Rumelihisarı'ndaki Perili Köşkün sahibi olan Yusuf Ziya Paşa,1880'de Trabzon valisi iken öldü. )

- YUSUF ZİYA PAŞA KÖŞKÜ

( Baltalimanı Caddesi üzerinde ve Rumelihisarı'na girişte sağ taraftadır. Bina sahibinin ismi ile anılıyor. Yalı 1990'lı yıllarda sahip değiştirdi ve çok büyük onarım gördü. 1913'te yapılan bu görkemli binanın halk arasındaki ismi "Perili Köşk"tür. Bina halen bir holdingin merkezidir. )

- YUTARGÖZE | FAGOSİT ile/||/<> FAGOSİT ile/||/<> YUTAR GÖZE

( yutar göze yutargöze yutar hücre Hücresel ve partiküler maddeleri içine almak üzere özelleşmiş monosit makrofaj ve nötrofilleri kapsayan hücreler Mikroorganizma veya partikülleri hücre içine alma veya yutma yeteneğine sahip nötrofil makrofaj gibi hücreler )

- YUTARGÖZE | FAGOSİT ile/||/<> FAGOSİTOZ ile/||/<> HÜCRE YUTARLIĞI | YUTAR GÖZE

( bk. yutar göze @@ bk. yutargöze. @@ bk. yutar hücre @@ Hücresel ve partiküler maddeleri içine almak üzere özelleşmiş, monosit, makrofaj ve nötrofilleri kapsayan hücreler. @@ Mikroorganizma veya partikülleri hücre içine alma veya yutma yeteneğine sahip nötrofil, makrofaj gibi hücreler. @@ )

- YUVA ile KÖRE[Fars < KÛRE]

( ... İLE Karınca yuvası. | Demirci körüğünün, kömürlerin yandığı bölüme açılan deliği. )

- YUVALAMAK ile YUVALANMAK ile YUVARLAMAK ile YUVARLANMAK ile YUVARLATMAK ile YUVARLANABİLMEK ile YUVARLAYABİLMEK ile YUVA ile YUVAK ile YUVAR ile YUVALI ile YUVA KAVUNU ile YUVAR YUVAR

- YUVARLAK RAKKAM ile/||/<> ROUND NUMBERS[İng.] ile/||/<> CHIFFRES RONDS[Fr.] ile/||/<> YUVARLAK SAYI

( Sayıların bölüntüleri atılarak yuvarlak biçime getirilmesi )

- YUVARLAK YÖNDEÇ(PUSULA) ile "SİLVA" TİPİ YÖNDEÇ(PUSULA)

( Küçük ve yuvarlak. İLE Harita ile birlikte kullanılır. )

- YUVARLAKLAŞMAK ile YUVARLAKLAŞTIRMAK ile YUVARLAK/LIK ile YUVARLAK SAYI ile YUVARLAK ÜNLÜ ile YUVARLAK HESAP ile YUVARLAK VOKAL ile YUVARLAK AĞIZLILAR ile YUVARLAK SOLUCANLAR ile YUVARLAK ÇEKİRDEKSİZ ile YUVARLAK MASA TOPLANTISI

- YÜZ FELCİ ve/||/<>

- 100 KERE SÖYLEDİM değil (EN FAZLA) 2 YA DA 3 KEZ SÖYLEDİN!

- 100/60 MUMLUK değil 100/60 WATT'LIK

- YÜZ VERİLDİ DİYE ASTARINI İSTEMEK ile ENSEYE TOKAT, GÖTE PARMAK

- YÜZ YÜZE (GÖRÜŞMEK)

- YÜZ ile YÜZ AŞAĞI ile YÜZLEŞMEK ile SORUNLARLA YÜZLEŞMEK ile YÜZ YÜZE ile YÜZ YUKARI ile YÜZLER


- YÜZBAŞI/BİNBAŞI ile KOLAĞASI

( ... İLE Osmanlı ordusunda yüzbaşı ile binbaşı arasında yer alan rütbe: )

- YÜZÇEÇ ile GÖĞÜS YÜZGECİ ile SIRT YÜZGECİ ile KARIN YÜZGECİ ile KUYRUK YÜZGECİ ile ANAL YÜZGEÇ

- ZERO PERCENT T ADJUSTMENT[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZDE SIFIR T AYARI

- YÜZE SOĞURMA ile/||/<> YÜZE SOĞURMA

( Bir cismin yüzüne doğru gelişen ya da yüzeyce yapılan soğurma olayı soğrumsama kimya )

- SURFACE ACOUSTIC WAVE[İng.] / ONDE ACOUSTIQUE DE SURFACE[Fr.] / AKUSTISCHE OBERFLÄCHENWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY AKUSTİK DALGASI

- SURFACE AREA[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ALANI

- VITESSE DE RECOMBINAISON EN SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY BİRLEŞME HIZI

- MEVC-İ SATHÎ[Osm.] / SURFACE WAVE[İng.] / ONDE DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DALGASI

- SURFACE MAGNETIC WAVE[İng.] / ONDE MAGNÉTIQUE DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MANYETİK DALGASI

- KÜBISCH FLÄCHENZENTRIERTES GITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MERKEZLİ KÜBİ YAKIP


- FACE-CENTERED CUBIC CRYSTAL[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MERKEZLİ KÜBİK KRİSTAL

- FACE CENTERED CUBIC STRUCTURE[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MERKEZLİ KÜBİK YAPI

- RÉREAU CUBIQUE À FACES CENTRÉES[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MERKEZLİ KÜREK YAPI

- CASE HARDENING[İng.] / EINSATZHÄRTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY SERTLEŞTİRİLMESİ

- OBERFLÄCHENREKOMBINATIONSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YENİDEN BİRLEŞME HIZI

- OBERFLÄCHENLADUNGSTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YÜKÜ TRANSİSTÖRÜ

- SURFACE RECOMBINATION VELOCITY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEYDE BİRLEŞME HIZI

- ADSORPTION HEAT[İng.] / ADSORPTIONHITZE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEYDE TUTULAN ISI

- YÜZEYSEL (ETKİ) ile DERİN (ETKİ)

( Yüzeysel olduklarını bilmek, deneyimlerinize değer kazandırmış olmaz. )
( Su, derinlerden durmaksızın fışkırarak yinelenen derini simgeler. )
( Yetersiz derinlik yani yüzeysel anlayış ya da plânlama, dikkatsizlik, aşırılık ve ihmal konularında tedbirli olun. )

- YÜZEYSEL UYGULAMA | APLİKASYON ile/||/<> APLİKASYON ile/||/<> YAMA İŞLEME

( yama işleme Uygulama müracaat başvuru )

- YÜZGEÇAYAKLILAR

( Omurgalı hayvanlardan, memeliler sınıfına giren, morslar ve foklar gibi denizde yaşayan, karada yüzgeçlerini ayak gibi kullanan alttakım. )

- YÜZÜ-GÖZÜ (AÇILMAK)

- YÜZÜK ile YÜZÜK KAŞI ile YÜZÜK OYUNU ile YÜZÜK PARMAĞI

- YÜZYILLARA GÖRE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÖNEMLERE GÖRE

- Z-AXIS[İng.] / AXE-Z[Fr.] / Z-ACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= Z EKSENİ

- Z-ROHR[Alm.] ile/değil/yerine/= Z TÜPÜ

- ZAAF/ÂCZİYET değil/yerine/= DÜŞKÜNLÜK/GÜÇSÜZLÜK

- ZAAF ile BEKLENTİ

- ZAAF[Ar.] değil/yerine/= DÜŞKÜN/LÜK

- ZAAF ile/ve/değil/yerine/<> EĞİLİM


- ZAAF ile/ve/değil EKSİK

- ZAAF ve/||/<> SAVUNMA

- ZAAF ile/ve/değil/yerine SINIR(LAMA)

- ZÂAM/ZÂAMİL[Ar.] ile/||/<> KEFİL[Ar.]

( İleri süren, iddia eden kişi. @@ Bir kimsenin borcunu ya da yükümlülüğünü üstlenen kişi. | Sorumluluk altına giren kişi. | Güvence veren kişi. )

- ZABIT/ZAPT/ZABT[Ar.] değil/yerine/= TUTANAK

- ZABT-U-RABT[Ar.]/DİSİPLİN[İng.] değil/yerine/= SIKIDÜZEN

- HUILE DE VITROL[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAÇ YAĞI

- ZAÇ ile ZAÇ YAĞI

- ZÂDE[Ar.] ile ZÂDE[Fars. | çoğ. ZÂDEGÂN] ile -ZEDE[Ar.] ile ZEDE[Ar.]

( "Çok olsun!", "Artsın!" anlamlarında iyi bir dilek sözü. İLE Evlât, oğul. | Doğru, insaniyetli kişi. | "Doğmuş, meydana gelmiş" anlamlarıyla birleşik sözcükler yapar.[MERDÜM-ZÂDE: İnsan.] İLE ... kişi. İLE Vurma, çarpma, düşme sonunda oluşan yara ya da ezilme. )

- ZA'F[Ar.] ile ZA'F[Ar.] ile ZAHF[Ar.]

( ... İLE Zayıflık, güçsüzlük, arıklık. | Gönül akışı, meyil, bir şeye yönelik duyulan aşırı istek. İLE Sürünerek yürüme, ayaklarını sürüyerek yürüme. | Emekleme. | Düşman üzerine gönderilen asker; askerin düşmana karşı yürümesi. )

- ZAFER ile/ve/değil/<>/< ÇABA

( Süreçsiz, sonuç olmaz! )
( Tatmin, elde edilende değil çabada yatar. Zafer de, tüm çabayı ortaya koymaktır. )

- ZAFER[Ar.] değil/yerine/= UTKU

- ZAFER:
ZEVK
ile/ve/||/<> SEVİNÇ

- ZAF-I TELİF ile/||/<> CILIZLIK

( Tümcelerin sözdizimi kurallarına sözcüklerin genel kullanışa aykırılığı yüzünden güç anlaşılır olması )

- ZAĞANOS[Yun.] ile/||/<> BİR CİNS DOĞAN

( bir cins doğan R ζάγανοϛ doğan Arapça Suriye ẓannūs faucon employé pour la chasse aux oiseaux biçimi Türkçeden geçmiştir )

- ZÂHİR[Ar. < ZUHÛR] ile ZAHÎR[Ar. < ZAHR] ile ZAHÎR[Ar.] ile ZÂHİR[Ar.] ile ZÂHİR[Ar.] ile ZÂHİR[Ar.] ile ZAHR[Ar.]

( Görünen, görünücü, açık, belirli, meydanda. | Elbette, şüphesiz, öyledir ya. | Galiba, zannederim, umulur ki. | Görünüşe göre, anlaşılan, meğer. | Dış yüz, görünüş. İLE Arka çıkan, yardımcı. İLE İç ağrısı. | Bâsur ve mesâne yangısında olan ağrılı ıkıntı. İLE Parlak.[daha çok, yıldızlar için] İLE Taşkın, coşkun. İLE Semiz, tavlı, bol. İLE Arka, sırt. | Kâğıt vs.'nin arka tarafı, gerisi. )

- ZÂHİR ve/<> ÂHİR

- ZÂHİR ve/<> EDEB

- ZAHİRÎ ile/ve HARİCÎ ile/ve AYNÎ

- ZÂHİRLER ile ÂRİFLER

( Tariften anlar. İLE Halden anlar. )

- ZAHİT[Ar.] ile ZAİT[Ar.]

( ... İLE Çoğaltan, artıran. | Gereksiz. | Artı[+]. )

- ZAHM[Ar.] ile ZAHM[Ar.] ile ZAHM[Ar.]

( Sıkıştırma. İLE İri, kalın, büyük. İLE Yara. )

- ZAHR ile/||/<> SAĞRI ile/||/<> DAM DERESİ

( Mimarlık Damlarda iki ayrı yöndeki eğik yüzeylerin meydana getirdikleri dam dereleri ile mahya aşıkları arasında kalan üçgen biçimindeki yüzeylere verilen ad a dam deresi mahya ağığı İki koyağı birbirinden ayıran az eğimli yayvan sırt sırt coğrafya Ağızlarda dağın tepesine yakın yokuş yer olarak da geçer Az sağrı atın sağrısı sağrı atıŋ sağrısı saurı savır sawırı atıŋ sawırısı sawır Blk sauru sōrı 1 sağrı 2 yan kıç 3 hayvanın sağrısından çıkan deri Tar sağra Tel sūrı sağır sār Kâşgarlı Mahmuda göre Orta Türkçede sağrı deri olarak geçer Eski Kıpçakçada da sağrı biçimi kullanılır Yakutçada öz Türkçe sözlerin başındaki slerin düştüğünü biliyoruz Ancak Yakutça sārı köm sārı dicke aber nicht feste Stutenhaut biçiminde snin düşmediği göze çarpıyor O nedenle bu biçimin Moğolcadan alındığı açıktır Moğol diyalektlerinde sāri cuir fait de la peau de la croupe dun cheval âne ou mulet olarak kullanılır Farsça saġrī biçimi Türkçeden alınmıştır Tibetçe sagri sagsri Farsçadan alınmıştır Yule HobsonJobson 818 Fransızca Almanca İngilizce gibi belli başlı Avrupa dillerinde de kullanılır chagrin shagreen Chagrin )

- ZAHR[Fars.] ile/ve/||/<> ZAHR[Ar.]

( Ağu, zehir, sem, yılan/akrep vb. zehiri.[> ZAHRA: Öd, safra, öç, öfke.] İLE/VE/||/<> Çiçek, özellikle sarı çiçek. )

- ZAHRÎ ile/||/<> SIRT

( Gövdenin ense ile kuyruksokumu arasındaki ve ayrıca cimnastikte bir devinim grubunun alanı olan bölümü Dağların ya da tepelerin üst bölümü karşılık dorsal dorsum sırt Bir hayvan ya da hayvanın bir parçasının üst yüzeyi yerde yatay duran bir canlının üst yüzeyi I Çamaşır Gençali Senirkent Gedikli Şarkikaraağaç Isparta II Düveni boyunduruğa bağlayan ucu demirli ağaç Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta biyoloji botanik Bir hayvanın ya da hayvanın bir parçasının üst yüzeyi yerde yatay duran bir canlının üst yüzeyi Dorsal Bir organizmanın veya organizmanın bir parçasının üst yüzeyi yerde yatay duran bir canlının üst kısmı dorsal anat 1 Sığır gövde etinin sırt kısmından elde edilen 34 kg ağırlığında dikdörtgen biçiminde pastırmalık et parçası veya bu parçadan yapılan pastırma 2 Dorsum Az sırt 1 arka sırt 2 yamaç üstü sırt 1 arka sırt 2 dağ sırtı sırt dış yan arka yan Alt sırt arka sırt sırt tau sırtı dağ sırtı sırt 1 dış yan arka 2 taşra 3 arka sırt dövdü 4 dağ sırtı sırt 1 dış yan 2 tepe 3 sırt dövdü sirt 1 dağ sırtı 2 sırt arka Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzlar bayır yokuş sırt olarak kullanırlar Orta Türkçede sırt kıl kalın kıl olarak da geçer Sırtın bu anlamı düşündürücüdür Clauson arka sırt anlamını ana anlam olarak değerlendirmiş salt Orta Türkçede geçtiği anlaşılan kıl kalın kıl anlamını atın ensesinde bulunan kalın kıl olarak açıklamıştır Ligeti TörK 97 Clausonun açıklamasını göz ardı ederek kıl kalın kıl olarak kullanılan sırtın ayrı bir söz olduğunu dile getirmiştir Onun bu yargıya varmasında domuz kılına verilen Macarca serte adının yol açtığı anlaşılıyor Macarca serte adı eski bir Türk dilinden kalma alıntı olarak açıklanıyor ve özellikle Çuvaşça şǎrt domuz kılı biçimi tanık olarak kullanılıyordu Ligeti TörK 286287 Buna karşılık Türkçe sırt macarcaya szirt sırt dağ sırtı olarak da geçmiştir O açıdan Ligetinin sırt dağ sırtı anlamına gelen sırtı kıl kalın kıl olarak kullanılan sırttan ayırmak gereksinimini duyduğu anlaşılıyor Clausonun dile getirdiği gibi birinci anlamın en eski anlam olduğu anlaşılıyor Üçüncü anlam sonradan gelişmiştir Türkçe baş bel boğaz boyun gibi sözlerin anlamları gibi Orta Türkçede gördüğümüz kıl kalın kıl anlamı da ikincil bir anlamdır Ramstedt KSz 15 148 Türkçeden Rusçaya da geçmiştir Vasmer REW 3 59 )

- ZAİM | SENYÖR ile/||/<> SENYÖR[Fr. < SEIGNEUR]

( 1 Egemen hükümdarlara verilen san 2 Orta Avrupasında toprağı olan derebeyi derebeyi )

- ZÂİM[Ar.] ile ZAÎM[Ar.]

( Zeâmeti olan. İLE Zeâmet sahibi. | Kefil. | Prens, şef. )

- ZAİR ve DAL

( Ziyaret eden. VE Delâlet eden. )

- ZAİT, POZİTİF | ARTI ile/||/<> ARTI

( I Sıfırdan büyük olan II 1 Toplama işlemi 2 Toplama işleminin simgesi 3 Eksi karşıtı 4 Sıfırdan büyük nicelik 1 a Kon dizgesinde özeğe göre seçilen bir bölgede alınan yerlerin imi b Toplama işlemi imi 2 Durgun elektrikte cam çubuğun sürtüşmesiyle oluşan yük imi 3 Bir atom ya da da atom kümesinin elektron yitirmesiyle oluşturduğu yük imi artın 1 Bir imleme anlaşmasında eksi doğrultunun tersine yönelmiş sayılan doğrultu 2 Yalnız iki eşlemi bulunan nesnelerden birine verilen im artı yük gibi 3 Sayıların sıfırdan büyük olanlarına verilen im 4 İki sayıma iki niceliğin toplama işlemini belirleyen im matematik fizik kimya matematik )

- ZAİT, POZİTİF | ARTI >< EKSİ

( (I) Sıfırdan büyük olan. @@ (II) 1. Toplama işlemi. 2. Toplama işleminin (+) simgesi. 3. Eksi karşıtı. 4. Sıfırdan büyük nicelik. @@ 1. a. Kon dizgesinde, özeğe göre seçilen bir bölgede alınan yerlerin imi. b. Toplama işlemi imi. 2. Durgun elektrikte, cam çubuğun sürtüşmesiyle oluşan yük imi. 3. Bir atom ya da da atom kümesinin, elektron yitirmesiyle oluşturduğu yük imi. bk. artın. @@ 1. Bir imleme anlaşmasında eksi doğrultunun tersine yönelmiş sayılan doğrultu, 2. Yalnız iki eşlemi bulunan nesnelerden birine verilen im: artı yük gibi. 3. Sayıların sıfırdan büyük olanlarına verilen im. 4. İki sayıma, iki niceliğin toplama işlemini belirleyen im. @@ (matematik) @@ (fizik, kimya, matematik) @@ )

- ZÂKİ[Ar.] ile ZAKÎ[Ar. < ZEKÂ] ile ZAKÎ[Ar. < ZEKÂ] ile ZÂKİR[Ar.]

( Saf, halis, temiz, pak. İLE Keskin/güzel kokulu. İLE Saf, temiz, doğru hareketli. İLE Anan, zikreden/zikredici. | Tekkelerde zikir sırasında dervişleri teşvik için ilâhiler okuyan kişi. )

- ZÂKİR[< ZİKR] ile ...

( ZİKREDEN, ZİKREDİCİ, ANAN | TEKKELERDE ZİKİR ESNÂSINDA DERVİŞLERİ TEŞVİK İÇİN İLÂHİLER OKUYAN KİMSE )

- ZAKKUM[Ar.] değil/yerine/= AĞIAĞACI/AĞIÇİÇEĞİ

( Zakkumgillerden, çiçekleri beyaz ya da pembe renkli, çoğunlukla kurumuş dere yataklarında kendin kendine yetişen, ağılı bir bitki. )

- ZÂLİ' ile ...

( Aksak hayvan. )

- ZÂLİM <>/>< ÂLİM

( Zâlim olan, âlim olabilir fakat zâlim olan, ârif ol(a)maz. )
( Yol sırasında, süreçte, kimin zâlim, kimin âlim olduğu/olacağı bilinmez. )

- ZAMAN ALGISINDA:
24 SAAT
ile/ve/değil/yerine/<> (HER) AN

( Kesikli süreklilik. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Kesiksiz süreklilik. )
( Güneşe ve güne göre. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> İnternette. )
( Doğal. İLE/VE/<> Yapay. )
( Dengeli. İLE/VE/<> Dengesiz. )
( Doğal sınırların güvenliği ve güvencesinde. İLE/VE/<> Şişirilmiş "sınırsızlığın" ve ucların uçurumunda. )

- TIME INTERVAL[İng.] / INTERVALLE DE TEMPS[Fr.] / ZEITABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAMAN ARALIĞI

- TIME DILATATION[İng.] / DILATATION DU TEMPS[Fr.] / ZEITDILATATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAMAN GENLEŞMESİ

- Zaman kazandırmak için SUS!!!

- Zaman kazanmak için SUS!!!


- ZAMAN ÖLÇME ile/||/<> CHRONOMÉTRAGE[Fr.] ile/||/<> SÜRE ÖLÇÜMÜ

( Yarışlarda ve eğitimde tüketilen süreyi ölçme Saatli dünya ve ülke sonaşamları yol ya da yarışlık koşullarında bu zaman çift süreölçerle ölçülür )

- ZEITUMKEHROPERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAMAN TERS SİMETRİ İŞLEMCİSİ

- ZEITUMKEHR[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAMAN TERS SİMETRİSİ

- TIME REVERSAL[İng.] / INVERSION DU TEMPS[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAMAN TERSİNİRLİĞİ

- TIME REVERSAL OPERATOR[İng.] / OPÉRATEUR D'INVERSION TEMPORELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAMAN TERSİNİRLİK İŞLEMCİSİ

- ZAMAN VERDİM ile/değil/yerine SÜRE KOYDUM

- ZAMAN YÖNETİMİNDE:
ACİL ve ÖNEMLİ
ile/ve/||/<> ÖNEMLİ ve ACİL DEĞİL
ile/ve/||/<>
ACİL DEĞİL ve ÖNEMSİZ
ile/ve/||/<> ÖNEMSİZ ve ACİL

( Hemen yap/alım! İLE/VE/||/<> Yapacağımız zamanı belirle/yelim!
İLE/VE/||/
İşi yapabilecek biri(leri)ne yönlendir/elim! İLE/VE/||/<> Yapma/yalım! )

- ZAMAN ZAMAN ile OLUR OLMAZ

- ZAMAN ZARFI ile/||/<> ADVERBE OF TIME[İng.] ile/||/<> ADVERBE DE TEMPS[Fr.] ile/||/<> ZEITADVERB[Alm.] ile/||/<> ZAMAN BELİRTECİ

( Derleme zaman zarfı Bir eylemin anlamını zaman kavramı ile sınırlandıran belirteç Sabahleyin gelmiş Şimdi gidecek Yarın gelsin Geceleyin rastlayınca şaşırmış vb )

- ZAMAN/OĞUR/ÖYLEK ile/ve/||/<>/değil/yerine AN/KIPI

( Zamlanmış AN. İLE/VE/||/<>/DEĞİL/YERİNE ÂN'ın ÂN'a geçtiği AN'daki AN! )
( "Anlamlı" bir yaşam sunar. İLE/VE/||/<>/DEĞİL/YERİNE Mutlu bir yaşam sunar. )
( Dirimlilik içinde. İLE/VE/||/<>/DEĞİL/YERİNE Sürekli dirimlilik ile. )
( [kökeni/etimolojisi] ZEMAN[Ar.]: Eskime, bir nesne üzerinde sürenin geçmesi. > ZAMAN: Süre, eskiye, geçmişe karışan süre.
[Ar.] Somut bir anlamı varken, gerçek bir nesneyi yansıtırken soyutlaştı. İki nesne arasında, birinden ötekine giderken geçen süreye, eskiye karışan süreye zeman denirken sonraları vakt anlamında soyut bir varlığı yansıtır oldu. )
( ... İLE/VE/||/<>/DEĞİL/YERİNE Göktanrı dili.(N) )
( ... İLE/VE/||/<>/DEĞİL/YERİNE Bilginin kaynağı. (N) | [Özdek/Madde'nin kaynağı (H).] (HN) )
( ... İLE/VE/||/<>/DEĞİL/YERİNE Akıllı enerji. )
( ... İLE/VE/||/<>/DEĞİL/YERİNE Dişil ve eril enerji olarak ikili sistemi yansıtır. )
( [Sümer Türkçesi'nde]... İLE/VE/||/<>/DEĞİL/YERİNE Gök Tanrı. )
( ... İLE/VE/||/<>/DEĞİL/YERİNE Evrenin başlangıcının simgesi. )
( Zaman, AN'ların birbirini izlemesidir. )
( Zaman sonsuzdur, ama sınırlıdır; ebediyet ise şimdi'nin zerresindedir. )
( Zaman içindeki ebediyet sadece tekrarlanıştır. )
( Zaman, yalnızca, bilinçte varolur. )
( Zaman, bizi zamanın dışına götüremez. )
( Zamanın getirmiş olduğunu, yine zaman götürecektir. )
( Zaman, içindeki bir deneyimdir ama deneyimleyen zaman-ötesinde. )
( Zamansızlık içinde, "ebediyen" sözcüğünün bir anlamı yoktur. )
( Batmayan güneşi bulanlar için zaman diye bir şey yoktur. )
( Zamansız olan, zamanı bilir; zaman ise zamansız olanı bilmez. )
( Zaman-ötesi olana ancak zaman-ötesi olanla erişilebilir. )
( İnandığınızı yapın ve yaptığınıza inanın. Başka her şey enerji ve zaman savurganlığıdır. )
( Nasıl, okyanusun her bir damlası okyanusun tuzunu taşırsa, öylece her AN da ebediyetin lezzetini taşır. )
( Bir kez, Şimdi'de iyice yerleşirseniz, gideceğiniz başka yer olmaz. )
( Anımsanan ile yaşanan an arasında, bir an'dan bir an'a gözlemlenebilen bir temel fark vardır. Yaşanan an, zamanın hiçbir noktasında, anımsanan olamaz. İkisi arasında, sadece yoğunluk değil çeşit farklılığı vardır. Yaşanan an, hiçbir yanılgıya yer vermeyecek biçimde öyledir. )
( Yaşanan an gerçektir, halbuki anımsananda bir hayli kararsızlık ve belirsizlik vardır. )
( Yaşanan anı eşsiz kılan nedir? Apaçıktır ki, sizin mevcut olduğunuz duygusu. Bellekte ve beklentide, bunun gözlem altındaki bir zihinsel hal olduğu hakkında açık ve belirgin bir duygu vardır; yaşanan anda ise bu duygu en başta, bir hazır bulunuş ve farkında oluş duygusudur. )
( ÂN-I GAYRI MUNKASİM: BÖLÜNEMEYECEK OLAN AN! )
( Mutlak, zamandan öncedir. )
( Bellek ve beklenti olmadıkça zaman da yoktur. )
( El'in sermayesi. [Kendinin olmayan] ["Allah'a ait olan"] )
( Ne içindeyim zamanın
Ne de tümüyle dışında
Yekpâre, geniş bir ÂN'ın
Parçalanmaz akışında )
( Yüzünü toprağa indir dem-be-dem
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem )
( Dem, bu demdir, dem, bu dem!
Dem, bu demdir, dem, bu dem! )
( An, bu andır, an, bu an!
An, bu andır, an, bu an! )
( BÎ HENGÂM[Fars.]: Vakitsiz. )
( CARPE DIEM: GÜNÜ/ÂNI/YAŞANANI YAŞA/YAKALA! [Lat.] [günlük yaşa değil!] )
( HAKUNA MATATA: AN'I YAŞA! [Kenya dilinde] )
( CHRONOS ile/ve/||/<>/değil/yerine CAIROS )
( Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

Ahmet Hamdi TANPINAR )
( ZAMAN'ı...
Durdurmak istiyorsan... ÖPÜŞ!
Duyumsamak istiyorsan... YAZ!
Bırakmak istiyorsan... SOLUK AL!

ZAMAN'da...
Yolculuk yapmak istiyorsan... OKU!

ZAMAN'dan...
Kaçmak istiyorsan... MÜZİK DİNLE! )
( Zaman, herşeyin aynı anda olmasını engellemek için doğanın kullandığı araçtır. )
( Time is endless, though limited, eternity is in the split moment of the now.
Time exists in consciousness only.
Time is a succession of moments.
Time is an inner experience but the experiencer is timeless.
The absolute precedes time.
What time has brought about, time will take away.
The timeless can be reached only by the timeless.
Time cannot take us out of time.
Just as every drop of the ocean carries the taste of the ocean, so does every moment carry the taste of eternity.
The timeless knows the time, the time does not know the timeless.
Eternity in time is mere repetitiveness.
In the timeless the words 'for ever' have no meaning.
Without memory and expectation there can be no time.
Once you are well-established in the now, you have nowhere else to go.
Do what you believe in and believe in what you do. All else is a waste of energy and time.
Between the remembered and the actual there is a basic difference which can be observed from moment to moment. At no point of time is the actual the remembered. Between the two there is a difference in kind, not merely in intensity. The actual is unmistakably so.
The actual is real, while there is a good deal of uncertainty about the remembered.
What makes the actual unique? Obviously, it is your sense of being present. In memory and anticipation there is a clear feeling that it is a mental state under observation, while in the actual the feeling is primarily of being present and aware. )
( An olmadan, zaman olmaz; ancak, sonsuz zaman olmadan da ân'a ilişkin düşünüş olmaz. )
( ZAMAN ve/değil/yerine/||/<>/< AN

Kaygının neden oldukları, olabilecekleri ve ortadan kaldırılmasındaki araç ve çözümlerin merkezinde, zaman ve algı yönetimi bulunur.

Geleceğin olumsuzu olan ve "Ya ..." ile başlayan düşünce, söz ve kaygıların yanlışlığı ve yanıltıcılığını da ancak yoğunlaşılması gereken iki düşünce üzerinde/n aşabiliriz. Birincisi, en az %51 olmak üzere, ŞU AN'da ve BURADA bilincinin yanı sıra, ikinci olarak, %46-48 oranında da geleceğin belirgin ve olumlu bakışı olan "... İSTİYORUM." düşüncesi ve sözüyledir. Tabii, tortuları, bahaneleri, mazeretleri, yani "... da"/"... ama" sözlerinin tamamen devre dışı tutulmasıyla.

Geçmişin olumsuzu olan "Keşke ..." düşünce ve sözü, hiçbir zaman düşünülmeyeceği gibi, geçmiş ve değişmezliğini ancak geçmişin olumlu deneyimlerini, "İyi ki ..." düşünce ve sözüyle, isabet kaydedilmiş, olumlu durumlar, kayıtlar, süreç ve sonuçlarla dengeleyebiliriz.

"Belirsiz" olan geleceğin belirli kılınmasını da, "Değişmez" olan geçmişin tatminkârlığını da şu anda ve buradaki bilincimiz belirlemektedir. Yaşanmış ve "değişmez" olanların pişmanlığı ya da yaşanmamış ve "belirsiz" olan belirginliğini, ancak ve ancak şu anda ve buradaki %99'lara çıkarılabilecek düşünce, eylem ve tutumlarımızla, direncimizle[ihtiyârımızla] belirleyip, geri kalan sürecin de isteklerimizle/istencimizle[irâde] doldurulması, anlamsız ve değersiz kaygıların ortadan kalkması, daha verimli bir yaşam ve kendilik deneyiminin verimliliğiyle taçlanacaktır.

Kaygının ortadan kalkmasındaki en önemli yani öncelikli bilgi ve uygulama, pek alışık olmasak bile mutlaka sürekli anımsanması ve devrede tutulması gereken, bilinemeyecek olanların varolduğu ve bilinemeyecekleri yönündeki teslimiyet ve tevekkülümüzdür. Bu, ilk başta ve çoğumuz için pek geçerli ve olanaklı "görülmese" bile hep birlikte yaşıyor olduğumuz halde, her birimizin, "kendini öncelikli ve ayrıcalıklı görerek", "sürekli ve tek kazananın kendimiz olması gerektiği" "düşüncesi/zannı", tavrı ve tutumu kadar yanlış ve yanıltıcı, bir başka ötekileştirici ve birbirimizden uzak düşürücü büyüklükte bir tutum olamaz.

Bir başka kaygı verici ve büyük yanlışlardan biri de, hepimizin, kendi ve yakınları için, aynı anda, "en"leri istemesi, dilemesi ve dile getirmesidir. Herşeyin "en güzeli"ni, "en baştakini/tepedeki"ni, "en değerlisi"ni, "en başarılısı"nı, "en güçlüsü"nü, "en büyüğü"nü, sürekli diline dolamış bir birey ve toplum için de refah ve ferah söz konusu değildir ve hiçbir zaman da olmayacaktır.

Olan biten herşeyin uclarında ve uçurumlarında dolaşmanın, iddia sahibi olmanın, bir anlamının, bir değerinin olmayacağını, teknolojinin hızlı gelişimi ve konforun artmasındaki yanılgının taşıdığı, ne ve "ne kadar" yaşanılacak olursa olsun, her şeyi ve herkesi, sonuç odaklılıkla, süreci, bir şeyleri, başlamadan bitirmenin peşinde koşulduğu, yaşamın, tavında, kıvamında, hızlı gitmek yerine yavaş yaşamanın değeri bilinmediği, önceliği yaşanmadığı sürece daha da anlamsız bir kartopu-çığ ilişkisine döneceğini görememenin bedelleri, her ne kadar istenilmese de ne yazık ki, gerçek anlamda "kaygılanmamızı" gerektirecek çok büyük sorunların oluşacağına ve çığ altında kalarak, ezilerek yok olunacağına bir kanıttır.

"En büyük" ya da tek kaynağı "merak" olan, ancak sonuçların değer gördüğü niteliksiz "sorgulamaların" da ne içeriği, ne süreci, ne de sonucu, kişileri ve toplumları hiçbir nitelikli sonuca götürmeyeceği gibi, kendi, yakınları, vatanı, toprağı, bayrağı, sancağı, dili ve geleceği için "kaygılanılması" gereken bir durumu da ortaya sermektedir.

"Geleceği/ni merak eden/ler,
fallara değil mezarlıklara baksın!"


Bireysel ve toplumsal olarak "kaygılanmak" durumunda kalacağımız olumsuz durumları, zihnimizin üst köşelerinde, kenarda tutmak üzere, tekrar kaygının çözümlerine yönelik kişisel yönetim bilgilerimize geri dönelim...



Kaygı DEĞİL/YERİNE Saygı - B (bile değil) )
( [daha iyi olabilmek için zihnin yönlendirilmesi gereken] Olumsuz/sorunlu/yetersiz/hasta(lıklı) vb. durumlarda. İLE/VE/||/<>/DEĞİL/YERİNE Olumlu/mutlu/yeterli durumlarda. )
( [Odaklanılması gereken] Daha az. İLE/VE/||/<>/DEĞİL/YERİNE Daha çok. )
( )
( En mutsuz kişi, geçmiş ve/ya da geleceğe (fazla) odaklı olandır. )
(

ZAMAN

Bankada bir hesap sahibi olduğunu düşün, hesabına her sabah $ 86.400 para yatırılıyor, fakat bu paranın hepsini akşama kadar harcamak zorundasın, ertesi güne transfer edilemez. Paranı kullansan da kullanmasan da hesap her akşam sıfırlanıyor. Ne yaparsın? Tabi ki hepsini harcamaya çalışırsın. Hepimiz Zaman adlı bu bankanın müşterileriyiz. Her sabah 86.400 saniyeye sahip oluyoruz, her akşam gün boyunca kullanmadığımız saniyelerimiz kadar zarara girmiş oluyoruz, yarına transfer edilemez. Her sabah hesabımız dolar, her akşam boşalır. Geri dönüş yok, saniyelerini ŞU AN`ı yaşayarak harca, en iyisi bunlarla iyi bir yatırım yap. Sağlık, mutluluk ve başarı için! Zaman kaçıyor. Her gün işinin en iyisini yap.

Bir senenin değerini anlamak için,
sınıfta kalmış bir öğrenciye sor.

Bir ayın değerini anlamak için,
8 aylık bir bebek doğuran anneye sor.

Bir haftanın değerini anlamak için,
haftalık dergi çıkaran bir editöre sor.

Bir saatin değerini anlamak için,
kavuşmayı bekleyen sevgililere sor.

Bir dakikanın değerini anlamak için,
trenini kaçıran yolcuya sor.

Bir saniyenin değerini anlamak için bir kazayı önleyemeyen sürücüye sor.

Bir saniyenin yüzde birinin değerini anlamak için olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan koşucuya sor.

Her anını değerlendir, her dakikanı çok özel biriyle paylaş.
Zamanında ortak edebileceğin kadar özel biri. Unutma zaman hiç kimse için durmaz.

Geçmiş zaman Tarih,
Gelecek zaman Gizemli,
ŞU AN ise
sana verilen gerçek bir armağandır.

------------------------------

1000 yılın değerini anlamak için sene değerini iki hane olarak programlamış olan bir programcıya sorun.


100 yılın değerini anlamak için El değiştirmeye (Handover) tanık olmuş bir Hong Kong vatandaşına sorun.


70 yılın değerini anlamak için ölmekte olan bir insana sorun.
40 yılın değerini anlamak için çölde dolaşmış (traveled in the wilderness) bir Yahudi'ye sorun.
7 yılın değerini anlamak için 7 yıllık iznini (sabbatical leave) alamamış bir profesöre sorun.


5 yılın değerini anlamak için bir daha seçilememiş bir milletvekiline sorun.


Bir milisaniyenin değerini anlamak için şehri karanlığa gömen bir elektrik (power) mühendisine sorun.


Bir mikrosaniyenin değerini anlamak için pentium makine almış olan birine sorun.


Bir nanosaniyenin değerini anlamak için yeni terfi etmiş bir dijital devreler tasarımcısına sorun.


Bir pikosaniyenin değerini anlamak için birçok patentin sahibi olan analog devreler tasarımcısına sorun.


Bir femtosaniyenin değerini anlamak için Nobel Ödülü kazanmış fizikçiye sorun.

)