| ...K ve ...K | (K ile biten FaRkLaR...)

- KEÇE ile ÇİLİK

- KEÇELEMEK ile KEÇELENMEK ile KEÇELEŞMEK ile KEÇELEŞTİRMEK ile KEÇE ile KEÇECİ/LİK ile KEÇELİ

- KEÇİ ile/ve DAĞ KEÇİSİ / YAĞMURCA / ELİK

( ... İLE/VE Boynuzlugillerden, ufak sürüler halinde yaşayan, çok çevik bir antilop türü. )

- KEÇİLEŞMEK ile KEÇİ/LİK ile KEÇİLER ile KEÇİ YOLU ile KEÇİ İNADI ile KEÇİ POSTU ile KEÇİ SAKAL ile KEÇİ SÖĞÜDÜ ile KEÇİ YEMİŞİ ile KEÇİ MANTARI ile KEÇİ SAKALLI/LIK

- KEDERLENMEK ile KEDERLENDİRMEK ile KEDER ile KEDERLİ/LİK ile KEDERSİZ/LİK

- KEDİ-KÖPEK (GİBİ OLMAK)

- KEDİ ile/değil/<>/< VAŞAK

( Gebelik süreleri, 56-63 gündür. İLE ... )
( Kedilerin her bir kulağında, 32 adele/kas vardır. İLE ... )
( Kedi ile ... )
( Kediler, geceleri daha iyi görürler. İLE/DEĞİL/<>/< ... )
( Limon ve portakal kokusunu pek sevmezler. İLE/DEĞİL/<>/< ... )
( Siyah kediler, beyaz kedilere göre daha sakindir. İLE/DEĞİL/<>/< ... )
( Dişil kediler, erillerden daha iyi görme özelliğine sahiptir. İLE/DEĞİL/<>/< ... )

- KEDİLERDE:
ÖN AYAK
ile ARKA AYAK

( Beş parmak bulunur. İLE Dört parmak bulunur.[Genetik bozukluğu olanlarda, ek parmaklar görülebilir.] )
( Yürürken, aynı anda hareket ettirirler. Sol/sağ ayak öndeyse arka ayak da öne çıkar.[Kedi dışında, sadece deve ve zürafalar bu biçimde yürür.] )

- KEEP :/yerine TUTMAK, SAKLAMAK

- KEFALETLE SERBEST BIRAKMAK ile KAZAN ile KEFİL ile GARANTÖR


- KEFELEMEK ile KEF ile KEFE ile KEFELİ ile KEFESİZ

- KEFEN KUMAŞINI:
MAKASLA KESMEK
değil ELLE YIRTMAK

- KEFENLEMEK ile KEFEN/LİK ile KEFENCİ/LİK ile KEFENLİ ile KEFENSİZ ile KEFEN BEZİ ile KEFEN PARASI ile KEFEN SOYUCU/LUK

- KEFF[Ar.] ile TERK[Ar.]

- KEHANET ile İLAHİ ile İLAHİ LÜTUF ile İLAHİ AŞK ile İLAHİ GÜÇ ile İLAHİ İRADE

- KEHRİBAR ile KEHRİBARCI/LIK ile KEHRİBAR BALI

- CAKE[İng.] / SE GRUMELER[Fr.] / KLUMPEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEK

- KEK ile KEK
[<

( Öc almak, intikam peşinde koşmak. İLE Sıkıntı, güçlük. )

- KEKELEMEK ile KEK ile KEKA ile KEKE/LİK

- KEKEMELEŞMEK ile KEKEME/LİK


- KEKE / KEKEME/LİK ile/ve/||/<> GEÇ KONUŞMA

- KEKİK SOKAK

( Merkez Sarıyer'de Dereboyu caddesinin/sokağının sağında yer alır. Bu sokağın daha önceki ismi Melek Girmez Sokak'tı. Sonraları Kekik Sokak oldu. Eski yıllarda burada Ermeni yerleşim bölgesi varmış ve bir kilise buluyordu. Bir binanın temeli kazılırken bir Haç bulunmuş ve bunun Ermenilere mahsus haç olduğu anlaşılmış. Demek ki Osmanlı döneminde, burada Ermeni kilisesi olduğu, Ermenilerin Sarıyer'den ayrılmalarından sonra kilisenin de ortadan kalktığı, sokakta Ermenilerin otarması ve kilisenin bulunması nedeni ile sokağa "Melek Girmez Sokak" denildiği ileri sürülmektedir.1950'li yıllarda sokağın ismi Kekik Sokak olarak değiştirildi. Kekik denilmesinin nedeni alanda kekik bitkisinin fazlaca bulunmasındandır. )

- KEKİK ile/ve/||/<> ANUK

- KEKİK ile İZMİR KEKİĞİ

- KEKİK ile/ve/||/<>/> KEKİK YAĞI

( ... İLE/VE/||/<>/> Kekikten elde edilen ve genellikle geleneksel halk tedavisinde kullanılan kokulu yağ. )

- KEKİK ile KEKİKLİ ile KEKİK YAĞI

- KEKİK(ŞEYTANOTU) ile/ve KOPUZLA

- KEKİK ile/ve TARHANA/EŞEK KEKİĞİ

( ... İLE/VE Daha serttir. )

- KEKİK ile/ve/||/<> ZAHTER

- KEKLİK ile KINALI KEKLİK

( ... İLE Sülüngillerden, Balkan Yarımadası, Orta ve Doğu Asya'da yaşayan, uzunluğu 38 cm. olan bir tür kuş. )

- KEKLİK ile KUM KEKLİĞİ

- KEL BAŞ >< ŞİMŞİR TARAK

- KEL[Fars.] ile/ve/||/<> KELEK

- KEL ile SAÇSIZ ile KELLİK

- KELÂM ve/<> AŞK

- KELÂM ile KELİME/SÖZCÜK

( Kelâmın anlaşılmayanı kabuğu, anlaşılanı içidir. )

- KELEBEK ile AKKELEBEK

( ... İLE Hemen hemen tüm meyve ağaçlarında tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları bulunan, kalın ve kara damarlı bir kelebek. )

- KELEBEK ile AMİRAL KELEBEĞİ

- KELEBEK ile ANADOLU MELİKESİ KELEBEĞİ

- KELEBEK ile BALKELEBEĞİ

( Bal kovanlarına çok zarar veren bir böcek. [Lat. GALLERIA CEREANA] )

- KELEBEK ile BAYKUŞ KELEBEĞİ

( )

- KELEBEK ile FELFELEK

( ... İLE Küçük bir kelebek türü. | Hurmagillerden, kestane büyüklüğündeki yemişi, şerit düşürücü nitelik taşıyan Asya bitkisi. )

- KELEBEK/FERÂŞE[Ar. FİRÂŞA] ile FELFELEK

- KELEBEK ile FERÂŞE/PERVÂNE

( ... İLE Gece kelebeği. )

- KELEBEK ile/ve GECE KELEBEĞİ/PERVÂNE

( Tad alma duyusu ayağında olan hayvan. İLE/VE Geceleri ışığın etrafında dönen küçük kelebek. )
( Işık pervaneleri çekmez, onlara yönlerini şaşırtır. )
( Pervaneler giysileri yemezler. Giysileri yiyen onların tırtıllarıdır. )

- KELEBEK ile KELEBEK ile KELEBEK ile KELEBEK

( Pul kanatlılardan, gövdesi, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türü olan böceklere verilen genel ad. İLE Biçim olarak bu böceklere benzeyen. İLE Geviş getiren hayvanların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir cins asalak hayvan. | Bu hayvanın neden olduğu hastalık. İLE Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan bölüm. )

- KELEBEK ile KELEBEKLER ile KELEBEK OTU ile KELEBEK CAMI ile KELEBEK GÖZLÜK ile KELEBEK ÇİÇEĞİ

- KELEBEK/KEPELİ[dvnlgttrk] ile KRAL KELEBEĞİ

( İspanya'dan Rusya'ya kadarlık coğrafyada 500 tür varken sadece Türkiye'de 400 tür kelebek bulunmaktadır. )
( TENÂSÜH: Bazı hayvanların kurttan kelebek haline dönüşmesi durumu. )
( "Türkiye'nin Kelebekleri" (Ahmet BAYTAŞ) kitabını incelemenizi salık veririz. )
( Kelebek ile ... )
( Kelebekler, arka ayakları ile koku alır ve duyargaları, dokunma ile etkinleşir. )

- KELEBEK ile KRALİÇE ALEXANDRA KELEBEĞİ

( ... İLE Papua Yeni Gine'de yaşar. [Dişileri, erillerine oranla çok daha büyüktür. Yaklaşık olarak erillerin üç katı büyüklüğe sahiptir. Kanat genişliği, yaklaşık 30 santime kadar çıkabilmektedir.] )

- KELEBEK ile KURUKAFA

( ... İLE Tırtılları patates yaprağı yiyen, alt kanatları sarı, üstü kahverengi bir tür kelebek. )

- KELEBEK ile MADEİRAN BÜYÜK BEYAZ KELEBEĞİ

- KELEBEK ile/ve/||/<> MAYMUN

( ["zihni" ve "düşünme sürecimizi/hızımızı" anlatmada]
Batı'da[Yunan]. İLE/VE/||/<> Doğu'da. )

- KELEBEK ile/ve/değil SİVRİSİNEK

( ... İLE/VE/DEĞİL Papua Yeni Gine'nin, Sepik Irmak'ında bulunan çok çeşitli sivrisineklerinin arasında, kelebeğe benzeyenleri de bulunmaktadır. [Bu bölgedeki sivrisinekler, sabah, öğle ve akşam olmak üzere ayrı sivrisineklerdir.] )

- KELEBEK ile/ve/<> SÖĞÜT KELEBEĞİ

- KELEPİR ile KELEPİRCİ/LİK

- KELEPLEMEK ile KELEPÇELEMEK ile KELEPÇELENMEK ile KELEPÇELETMEK ile KELEP ile KELEPÇE ile KELEPÇİ/LİK ile KELEPÇELİ ile KELEPÇESİZ

- KELİK ile ...

( Eski ayakkabı. )

- KELİME[Ar.] ile/yerine/= SÖZCÜK

- KELİMELEŞMEK ile KELİME/LİK ile KELİMESİZ ile KELİME TÜRÜ ile KELİME OYUNU ile KELİME CAMBAZI ile KELİME KADROSU ile KELİME SIKLIĞI ile KELİME VURGUSU ile KELİME HAZİNESİ ile KELİME CAMBAZLIĞI ile KELİME KARIŞIKLIĞI

- KELLEŞMEK ile KELLE ile KELLECİ/LİK


- KELLİ ile KELLİK ile KELLİ FELLİ

- KEL/LİK ile/değil/yerine SAÇSIZ/LIK

- KEM-KÜM (ETMEK)

( Sözü ağızda gevelemek, söylenmek isteneni söyleyememek. )

- KEMAL/OLGUNLUK ve/<>/> ÖZGÜR/LÜK

- KEMÂL ve/||/<>/< GÜZELLİK

- KEMAN ile KEMANE ile KEMANİ ile KEMANCI/LIK ile KEMANÇE ile KEMAN YAYI ile KEMANE ÇEKME ile KEMANE BALIĞI

- KEMEK ile KEMEK
[<

( İşlemeli ve çizgili pamuklu bir kumaş. İLE ... )
( Harmaniye dikilir. İLE Kıpçaklar, yağmurluk yapımında kullanır. )

- KEMENTLEMEK ile KEMENT ile KEMENÇE ile KEMENÇECİ/LİK

- KEMER ile KUŞAK

( NİTÂK[Ar.]: Kuşak, kemer. | Peştemal. | Kuşak yeri. | Bir çeşti Arap giysisi. )

- KEMERLEMEK ile KEMER/LİK ile KEMERE ile KEMERCİ/LİK ile KEMERLİ ile KEMERSİZ ile KEMER GÖZÜ ile KEMER BAĞLAMA ile KEMER PATLICANI


- BONE[İng.] / OS[Fr.] / KNOCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEMİK

- KEMİK ve/||/<> FREN ve/||/<> İNSAF

- KEMİK ile/ve/<> İLİK

- KEMİK ile KABURGA/GÖĞÜS KEMİĞİ

( EĞE KEMİĞİ(AZM-İ DIL'Î): (HZ. ADEM'İN) SOL KABURGA(SI) )

- KEMİK ile KALBUR KEMİĞİ

( ... İLE Alın kemiğinin arkasında, kalbur gibi küçük delikleri olan, kafatasının alt ve ön bölümünü oluşturan kemik. )

- KEMİK ile KEMİK İLİĞİ ile KEMİK KIRMA

- KEMİK ile KEMİKÇİK

( ... İLE Küçük kemik. )

- KEMİK ile OMACA

( ... İLE Kesilen ağaç kökü, asma kütüğü. | İri kemik. )

- KEMİK ile PARMAK KEMİĞİ

- KEMİK ile/ve/||/<>/> PETROUS KEMİĞİ


- KEMİK ile SABANKEMİĞİ

( ... İLE Burun boşluklarını birbirinden ayıran çeperin arkasında bulunan, ince, uzun bir kemik. )

- KEMİKLEŞMEK ile KEMİKLEŞTİRMEK ile KEMİK ile KEMİKLİ ile KEMİKSİZ/LİK ile KEMİK DOKU ile KEMİK ZARI ile KEMİK RENGİ ile KEMİK BİLİMİ ile KEMİK BİLİMCİ ile KEMİK ERİMESİ ile KEMİK YALAYICI/LIK ile KEMİK BİLİMSEL ile KEMİKLİ BALIKLAR

- KEMİRGEN/LİK ile KEMİRGENLER

- KEMİRMEK ile KEMİRİLMEK ile KEMİREBİLMEK ile KEMİRİCİ/LİK ile KEMİRİCİLER

- KEMİRMEK ile/ve/||/<> SÖMÜRMEK

- KEMRELEMEK ile KEMRE/LİK

- KEMRÜK = KERTÜK
[<

( Tahtanın üzerindeki çentik. )

- KEM-TER değil/yerine/= AŞAĞIDA BULUNAN, HAKÎR, İTİBARSIZ | EKSİK

( AŞAĞIDAN BULUNAN, HAKÎR, İTİBARSIZ | EKSİK )

- KENARA KOYMAK ile YABANA ATMAK

- KENARI DİŞLİ YAPRAK = VARAK-I MÜSENNİNÎ = FEUILLE DENTÉE


- KENARI FİSTOLU YAPRAK = VARAK-I MÜNFERİCÎ = FEUILLE FESTONNÉE

- KENARI OYMALI YAPRAK = VARAK-I MUZARRASÎ = FEUILLE CRÉNELÉE

- KENARI TESTERE DİŞLİ YAPRAK = VARAK-I MİNŞÂRÎ = FEUILLE SERRÉE

- KENARI YAYIK GİRİNTİLİ OLAN YAPRAK = VARAK-I CÜYÛBÎ = FEUILLE ÉCHANCRÉE

- KENARINDAN-KIYISINDAN (UĞRAŞMAK, BULAŞMAK, DEĞİNMEK)

- KENAR/LIK ile KENARCI ile KENARLI/LIK ile KENARSIZ/LIK ile KENAR SEMT ile KENAR SUYU ile KENAR ATIŞI ile KENAR BOBİNİ ile KENAR MAHALLE

- KENÇEK ile KENÇEK SENGİR
[<

( Bir Türk kavmi. İLE Taraz[Talas] yakınlarındaki bir kentin adı.[Kıpçak/Qıfçâq sınırıdır.] )

- KENDİ DÜNYANDA YAŞAMAK ile/ve/değil/yerine KENDİ DÜNYANI YAŞAMAK

( Sizi tutsak etmiş olan, kendi hakkınızda beslediğiniz fikirdir. )
( Bizi içeri kilitlemiş olan kapı, aynı zamanda bizi dışarı bırakacak olan kapıdır. )
( Bazıları. [Çoğunlukta olsa da herkes değil.] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Herkes. )
( The idea you have of yourself that keeps you in bondage.
The door that locks you in, is also the door that lets you out. )

- KENDİ DÜNYASINDA OLMAK/OLAN ile/ve "KENDİNİ BEĞENMİŞ"LİK

( Olgun kişi, kendini beğenmiş değildir ve işlerinde âdil ve tutarlıdır. )
( NAHVET[Ar.]: Kibir, gurur, böbürlenme. Kendini beğenme. )

- KENDİ FİYATINI VERMEK ile KANDIRMAK/"KAZIKLAMAK"


- KENDİ İÇİNDE BİRLİK ile DIŞ DÜNYA İÇİN AYRIŞMA (VE YÖNETİMİ)

- KENDİ İÇİNDE BİRLİK ile DIŞ DÜNYA İÇİN AYRIŞMA (VE YÖNETİMİ)

( Kendinizi olduğunuz gibi görün, dünyayı da olduğu gibi göreceksiniz. )
( Ben gövdeyim fikrini yok edin, o zaman iç ve dış bir olacak. )
( Birlik özgürleştirir, özgürlük birleştirir. )
( Kendini şimdi ve burada ve bir olarak bilmek yeter. )
( Yaşamınızdaki en önemli şeye -kendinize- bölünmez dikkatinizi verin. )
( Kendinizden doğrudan haberdar olmadığınızdan, sadece ikinci elden, olağan söylentilere dayanan fikirleriniz vardır. )
( Sizin dünyanın içinde değil dünyanın sizin içinizde olduğunu idrak etmekle işe başlayın. )
( Bir kez kendi içinizde bütünleşirseniz dıştaki bilgi size kendiliğinden akar. )
( Değeri olan hiçbir şey size dıştan gelmez; konuyla ilgili olan ve belirgin edici olan ancak sizin kendi duygu ve anlayışınızdır. )
( Aradığınız, içinizdedir. )
( Her zaman içinize dalın, derinleşin, içinizi arayın. )
( Ancak dünyadan kurtulmuş olduğunuz zaman dünyada mutlu olabilirsiniz. )
( Kendinize dikkatle ve devamlı bakın - bu yeter. )
( Sizinle olana ulaşmaya gereksiniminiz yoktur. )
( Unity liberates. Freedom unites. )
( See yourself as you are and you will see the world as it is.
Destroy the wall that separates, the "I-am-the-body" idea and the inner and the outer will become one.
Enough to know oneself as one is, here and now.
Give your undivided attention to the most important in your life. Yourself!
Begin by realising that the world is in you, not you in the world.
Having no direct knowledge of yourself, you have mere ideas; all mediocre, second-hand, by hearsay.
Once you are inwardly integrated, outer knowledge comes to you spontaneously.
Nothing of value can come to you from outside; it is only your own feeling and understanding that are relevant and revealing.
Go ever deeper into yourself, seek within
You can be happy in the world only when you are free of it.
Look at yourself steadily - it is enough.
You need not reach out for what is already vs. you. )

- KENDİ İŞİNİ YAPTIRMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İŞİNİ KOLAYLAŞTIRMAK

- KENDİ İŞLERİNE KAPTIRIP GİTMEK değil KENDİ İŞLERİNE KAPILIP GİTMEK

- KENDİ KENDİNE DÜŞÜNMEK ile KENDİ ÜZERİNE DÜŞÜNMEK

( Düşünceleri denetleme/dayanakça gereksinimi duymadan. İLE Düzenli, uyumlu ve bütünlüklü. )
( Bırak çeşitli düşünce/duygu kuşları başının üzerinden uçsunlar. Sen ancak başının üzerinde yuva yapmamalarını sağla!/[sağlayabilirsin!] )

- KENDİ KENDİNE GELİN-GÜVEY OLMAK ile KENDİN ÇALIP, KENDİN OYNAMAK

- KENDİ KENDİNE) HÜKÜM VERMEK değil/yerine İSTİŞÂRE

- KENDİ KENDİNE KONUŞMAK ile SAYIKLAMAK

( Zihinsel bozukluklarda. İLE Uykuda ya da hastalıkta. )

- KENDİ KENDİNE KONUŞMAK ile/değil "SESLİ DÜŞÜNMEK"

( Denetleyemeden. İLE/DEĞİL Farkındalıkla. )
( ... İLE/DEĞİL Kişi bazen farkında olmadan da düşündüklerini seslendirebilir. )
( Durumu iyice tartın ve düşünmekten sakın kaçınmayın. )

- KENDİ KENDİNİ (.../BİLMEK) değil KENDİNİ (.../BİLMEK)


- KENDİ YAPISI ile ÖZNİTELİK

- KENDİLİĞİNDEN/LİK ile/ve/||/<> ALIR/LIK

- KENDİLİĞİNDENLİK ile DOĞAÇLAMA

- KENDİLİĞİNDEN/LİK ile İSTER-İSTEMEZ

- KENDİLİĞİNDENLİK ile KADER

( KENDİLİĞİNDEN/LİK: Özün, özgür etkinliği. )
( Bir kez, her şeyin kendi kendine olduğunu idrak ettiğiniz zaman [buna ister kader, ister Tanrı ya da rastlantı deyin] işte o zaman sadece bir tanık olarak kalırsınız. )
( O uğraşarak gerçekleştirilemez, kendi gerçek doğanızı idrak ettiğinizde o kendiliğinden olur. )
( Hayatı, geldiği gibi kabul edin. )
( Accept life as it comes. )

- KENDİLİĞİNDEN/LİK ile KENDİLİĞİNDEN ÜREME

- KENDİLİĞİNDENLİK ve ÖKE/DEHÂ

- KENDİLİĞİNDENLİK ile/ve/||/<>/= RASTGELELİK

( 1983 - Anton Zeilinger[20 Mayıs 1945] )

- KENDİLİĞİNDENLİK ile/ve/||/<> SUYUN KALDIRMA GÜCÜ

- KENDİLİĞİNDENLİK = TAVİYET = SPONTANEITY[İng.] = SPONTANÉITÉ[Fr.] = SPONTANEITÄT[Alm.] = SPONTANEUS[Lat.] = ESPONTANEIDAD[İsp.] = TZU-JAN[Çince]


- KENDİLİĞİNDENLİK ile/ve/||/<> YARATICILIK ile/ve/||/<> ÜRETİCİLİK ile/ve/||/<> KENDİNİ ÜRETİM(POLİTERASYON)

- KENDİLİK ile/ve/||/<> BİRİCİKLİK

- KENDİ/LİK ile/ve/= BÜTÜN/LÜK

- KENDİLİK ile/ve/||/<> DENEYİM ile/ve/||/<> DENEYİMLEYEN

- KENDİLİK ile/ve/||/<>/> KENDİLİK EVRELERİ

- KENDİLİK ile/ve/||/<> KENDİLİK NESNESİ

- KENDİLİK ile/ve/||/<> KENDİLİK TASARIMLARI

- KENDİLİK ile/ve KENDİNİ SÜRDÜRME

- KENDİ/LİK ile KENDİR ile KENDİNCE ile KENDİRCİ/LİK ile KENDİ ADINA ile KENDİ BAŞINA ile KENDİ BESLEK ile KENDİ PAYINA ile KENDİ HALİNDE ile KENDİ KENDİNE

- KENDİLİK ile/ve/||/<>/> KİMLİK ile/ve/||/<>/> KİŞİLİK

( Mizaç, karakter, deneyim ve sınırsız algıdaki çeşitliliğin birlikteliğinin yansıması. [benlik kimliği] İLE/VE/||/<>/> Düzenin ve/ya da çevrenin etkisi/katkısı ile oluşturulmuş olan. İLE/VE/||/<>/> Kişinin, takip ederek ve farkındalıkla oluşturduğu. )
( Kişi, davranışları ve kişiliğinin doğru kalması için zor ya da keyifsiz görevlerden kaçmamalıdır. Ayrıca elde ettiklerinin, hırsını öldürmemesine de özen göstermelidir. )
( Nasıl, bir gövde, ışığın yolunu kestiğinde gölge görünürse, öylece, saf "öz [kendini] farkındalık" durumu da "ben-bedenim" düşüncesiyle engellendiği zaman "kişi" ortaya çıkar. )
( Sizdeki kişi ile birlikte kalın ve size neler olduğunu gözlemleyin. )
( Bilinenin bileni'ni, yani gerçek kimliğinizi bulun. )
( Kişilik, dilde yansır. )
( SABIR GEREK EVVELÂ,
SONRA TAHAMMÜL,
SONRA TENEZZÜL,
SONRA İLİM, İRFAN GEREK,
SONRA AŞK, ŞEVK GEREK,
SONRA YOKLUK,
EN SONUNDA KİŞİLİK! [OLUŞUR] )
( Personality reflects on language. )
( Exactly as a shadow appears when light is intercepted by the body, so does the person arise when pure self-awareness is obstructed by the 'I-am-the-body' idea.
Stay with the person and watch what happens to you.
Find out who you are, the knower of the known. )

- KENDİ/LİK ile/ve/sonra/> ÖTEKİ

- KENDİLİK ile/ve/değil/yerine/||/<> TARİHSELLİK

- KENDİMİ AŞMAM GEREK DÜŞÜNCESİ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/<
HİZMETİNİ ARTIRMAK VE SÜRDÜRMEK

- KENDİMİ TANIYORUM" YANILGISI değil/yerine KENDİNİ TANIMAK

- KENDİ/MİZ) İÇİN ile (KENDİ/MİZ) OLARAK

- KENDİMİZİ:
DEV AYNASINDA GÖRMEK
ile/değil/yerine/>< DEVÂ AYNASINDA GÖRMEK

- KENDİMİ/Zİ TATMİN ETMEK/EDEMEMEK değil KENDİMİ/Zİ TATMİN ETMEK/EDEMEMEK

- KENDİMİZİ:
"YÜCELTMEK"
değil/yerine DÜZELTMEK

- KENDİN OLABİLMEK ve/||/<>/> KENDİN KALABİLMEK

- KENDİN TANIMAK


- [ne yazık ki]
"KENDİNDE":
!AYRICALIK/ÖNCELİK ("ARAMAK"/"BULMAK")
ile !"ÖLÜMSÜZLÜK" ZANNETMEK ile !EGEMENLİK "KURMAK"

( Adâletten en uzakta olanların, en bilgisiz olanların ve kendinin en yüksekte olduğunu zannedenlerin, "kabul" ya da dayatmaları... )

- KENDİNDE KALMAK ile/ve KENDİNİ SÜRDÜRMEK

- KENDİNDE, KENDİNİ BİLMEK ile/ve KENDİNE, HESABINI VERMEK

( Aşk. İLE/VE Tefekkür. )
( Kişi, ne yaparsa kendi yapar, kendine yapar. )
( Eden kendine eder; yapan bulur ve çeker. Sürekli anımsa! Kazanmak, koca bir yaşam ister. Kaybetmeye ise anlık gaflet yeter. )

- KENDİNDE:
"TANRI'YI BULMAK"
değil TANRISALLIĞI BULMAK

- KENDİNDE (VARLIK/ŞEY) ile/ve/||/<>/+ KENDİ İÇİN (VARLIK/ŞEY) ile KENDİNDE VE KENDİ İÇİN VARLIK

- KENDİNDE/LİK ile/ve/||/<> KALICI/LIK

- KENDİNDE/LİK ile/ve/||/<> KENDİLİĞİNDEN/LİK

- KENDİNDEN EMİN OLDUĞUN İÇİN İSTEMEK değil/yerine ALLAH'TAN EMİN OLARAK İSTEMEK

- KENDİNDEN EMİN OLMAK ile/ve/değil KAYNAĞINDAN EMİN OLMAK

- KENDİNDEN KAÇMAK ile/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ KOVALAMAK/TANIMAK


- KENDİNE BENZERLİK ile/||/<> SİMETRİ

( Kendine benzer fraktal ölçek, simetri dönüşüm değişmezliği. )
( Formül: Koch İLE öteleme )

- KENDİNE DÖNÜŞTÜRMEK ile/değil/yerine KENDİNİ DÖNÜŞTÜRMEK

- FIRSAT VERMEK:
KENDİNE
ve/||/<>/> ÖTEKİLERE ve/||/<>/> YAŞAMA ve/||/<>/> GELECEĞE

- KENDİNE "HAK GÖRMEK" ile/>< ÖTEKİNE "ÇOK GÖRMEK"

- KENDİNE İYİ BAK! yerine KENDİNE İYİ BAKMAYA DEVAM ET![CHAT'TE:
K İ B D E]

- [ne yazık ki]
KENDİNE KARŞI OLMA
ile/ve/değil/||/<>/< ANLAMSIZLIK

- KENDİNE MAL ETME/TEMELLÜK[Ar.] ile/ve/||/<>/< BENZEŞME

( Özdeşlik. İLE/VE/||/<>/< Farklılık. )
( Akılsallık. İLE/VE/||/<>/< Mimesis. )

- KENDİNE ODAKLANMAK ile/ve/<> HAKK'A YÖNELMEK

- KENDİNE SAHİP ÇIKMAK ile/ve/||/< ÇOCUKLUKTAN ÇIKMAK

- KENDİNE SAKLAMAK / KENDİNDE SAKLI TUTMAK ile/ve/değil/yerine İÇİNDE TUTMAK


- KENDİNE YET(E)MEMEK ile/ve/değil/yerine KABUĞUNA SIĞ(A)MAMAK

- KENDİNE YONTMAK değil/yerine KENDİNİ YONTMAK

- KENDİNİ ...:
"AKLAMAK"
ile/değil/yerine/>< YOKLAMAK

( Kendini tanımayan, bilgisiz/cahil. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kendini tanıyan, bilge. )

- KENDİNİ ANIMSAMAK ile KENDİNİ BİLMEK

( Kendini-anımsayış zihindedir. Kendini-bilme ise zihnin ötesindedir. )

- KENDİNİ ANIMSAMAK ile/ve/<> KENDİNİ BİLMEK

( Kendini-anımsayış, zihindedir. Kendini-bilme ise zihnin ötesindedir. )
( Self­remembrance is in the mind, self-realisation is beyond the mind. )

- KENDİNİ ANLATMAK ile/ve/değil/yerine (DİNLEYENE/ANLAMAK İSTEYENE) YARDIMCI OLMAK

- KENDİNİ ARAMAK ile/ve/<>/> KALICILIĞINI YAKALAMAK

- KENDİNİ AŞ!(MAK) ile/ve/değil/fakat/||/<>/< HADDİNİ AŞMA!(MAK)

- KENDİNİ AŞMAK ile/ve KENDİNDEN UZAKLAŞABİLMEK

( Eyleyerek/yaparak, bilerek. İLE/VE Bütünlükle ve unutabilme becerisiyle. )

- KENDİNİ AVUTMAK ile KENDİNİ KANDIRMAK


- KENDİNİ AZIMSAMAK değil/yerine/>< KENDİNİ ANIMSAMAK

- KENDİNİ, BAŞKALARINDAN KORUMAK ile/ve/değil/yerine BAŞKALARINI, KENDİNDEN KORUMAK

- KENDİNİ, BAŞKALARINDAN KORUMAK ile/ve/<>/değil BAŞKALARINI, KENDİNDEN KORUMAK

- KENDİNİ BEĞENME ile KENDİNE YETERLİK

( EGOISM/EGOIST vs. NARSISISM/NARSISIST )

- KENDİNİ BEĞENMİŞ/LİK ile/ve/<>/değil "BURNU HAVADA/LIK"

( "Kaşları çok" dedikçe,
"Kirpiği ok" dedikçe,
Pek mi burnun büyüdü,
"Senin gibisi yok!" dedikçe? )

- KENDİNİ BİLMEK ile/ve BAŞKALARINI BİLMEK

( Kendini bilmeyen, eli/başkasını nereden bilsin? )
( El arpa, biz saman
El yahşî, biz yaman )

- KENDİNİ BİLMEK ile/ve DOĞA AYNASINDA KENDİNİ BİLMEK

- KENDİNİ BİLMEK ve/> GÖZYAŞINI SİLMEK

( Kişi, kendini bilmekte/bilmekle doyuma ulaşır. )

- KENDİNİ BİLMEK ve/= KENDİN OLMAK/OLABİLMEK

( Başkası olma! Kendin ol! )
( GNOTHI SEAUTONU & NOSCE TE IPSUM )

- KENDİNİ BİLMEK ile/ve/||/<> KENDİNDEKİNİ, KENDİNDE BİLMEK


- KENDİNİ BİLMEK ile/ve KENDİNİ, KENDİNDE BİLMEK

( Kaynağı kaynak olarak, görünüşü de görünüş olarak ve kendinizi yalnızca kaynak olarak görmek, kendini bilmektir. )
( Kendini-idrakin ön koşulu içtenliktir. )
( Kendini-idrakin ön koşulu mükemmellik değildir. )
( Erdemler ve güçler kendini-idrakle birlikte gelir, daha önce değil. )
( Kendi hakkınızda sağlam (geçerli) bir soru soramazsınız, çünkü kimin hakkında soru sorduğunuzu bilmiyorsunuz. )
( Kendinizi, olduğunuz halinizle bilin. )
( Kendi hakkınızda pek çok şey biliyorsunuz fakat bilen'i bilmiyorsunuz. )
( Bir şeyi, doğrudan ve sözsüz olarak bilmeden önce, bilen'i bilmeniz gerek. )
( Gövde ve zihin içinde olmadığınızı, fakat her birinin de farkında olduğunuzu bilmek, kendini-biliştir. )
( Ancak kendiniz olmakla kendinizi bilebilirsiniz. )
( Ne olduğunuzu bildiğiniz zaman aynı zamanda bildiğiniz olursunuz. )
( Kendi etkinliğinle, kendini inşâ edip, kendini olumlama. )
( To know the source as source and appearance as appearance, and oneself as the source only is self-realisation.
Earnestness is a precondition to self-realisation.
Earnestness precondition is not perfection.
Virtues and powers come vs. realisation, not before.
You cannot ask a valid question about yourself, because you do not know whom you are asking about.
Know yourself as you are.
You know so many things about yourself, but the knower you do not know.
Before you can know anything directly, non-verbally, you must know the knower.
To know that you are neither in the body nor in the mind, though aware of both, is already self-knowledge.
You can only know your self by being yourself.
When you know what you are, you also are what you know. )

- KENDİNİ BİLMEK ile/ve KENDİNİ TANIMAK

( Kendinizi bilmek için kendiniz olun. )
( Kendinizi aşmak için kendinizi bilmek durumundasınız. )
( Kendini-idrak, elde edilebilecek bir şey olmaktan çok, anlaşılacak bir haldir. )
( Kendinizi bilin, öteki her şey onunla birlikte gelir. )
( Kendimi bilmekle aslında tam olarak neyi bilmiş olurum? Olmadıklarınızın hepsini. )
( Kendinizi düzeltmeye gereksiniminiz yoktur - sadece kendi hakkınızdaki fikirlerinizi düzeltin. )
( Ne olduğunuzu bilmek için önce ne olmadığınızı araştırmak ve bilmek durumundasınız. )
( İşe kendinizden ve kendinizle başlamak zorundasınız - bu değişmez yasadır. )