| ...K ve ...K | (K ile biten FaRkLaR...)

- KATOLİK/LİK ile/ve ORTODOKS/LUK

( Aristo'cu. İLE/VE Platon'cu. )

- KATRANLAMAK ile KATRANLANMAK ile KATRANLATMAK ile KATRAN ile KATRANCI/LIK ile KATRANLI ile KATRANSIZ ile KATRAN RUHU ile KATRAN SUYU ile KATRAN TAŞI ile KATRAN YAĞI ile KATRAN ÇAMI ile KATRAN AĞACI

- CATIONIC SPACE[İng.] ile/değil/yerine/= KATYONİK BOŞLUK

- CAOUTCHOUC, INDIA RUBBER[İng.] / CAOUTCHOUC[Fr.] / KAUTSCHUK[Alm.] ile/değil/yerine/= KAUÇUK

- KAUÇUK[Fr. < CAOUTCHOUC] ile EBONİT

( Gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt kıvamında, yaprakları oval biçimli, parlak ve kalın, sıcak ülke bitkisi, lastik ağacı, kauçuk. | Amerika, Asya ve Afrika'nın çeşitli ağaçlarından, özellikle lastik ağacından ya da bazı petrol artıklarının birleşiminden elde edilen, dayanıklı ve esnek nesne. | Bu nesneden yapılmış olan. İLE Yüz bölüm kauçuğun, otuziki bölüm kükürtle işlenmesinden elde edilen plastik nesne. )

- KAUÇUK[Fr. < CAOUTCHOUC] ile GÜTAPERKA[Malezya dilinden]

( Gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt kıvamında, yaprakları oval biçimli, parlak ve kalın, sıcak ülke bitkisi, lastik ağacı, kauçuk. | Amerika, Asya ve Afrika'nın çeşitli ağaçlarından, özellikle lastik ağacından ya da bazı petrol artıklarının birleşiminden elde edilen, dayanıklı ve esnek nesne. | Bu nesneden yapılmış olan. İLE Sumatra'da ve çevresindeki adalarda yetişen büyük bir ağaçtan elde edilen, kablo yapımında kullanılan, kauçuğa benzer, yapışkan bir madde. )

- KAUÇUK ile KAUÇUKLU ile KAUÇUK AĞACI

- KAUDA/CAUDA, TAIL[İng.] değil/yerine/= KUYRUK

- KAVAF/LIK ile KAVAF İŞİ

- KAVAK ile/||/<> AKÇAKAVAK/AKKAVAK/HOLLANDA KAVAĞI

( Söğütgillerden, sulak bölgelerde yetişen, boyu bazı türlerinde 30-40 metreye değin çıkan, kerestesinden yararlanılan uzun boylu bir ağaç. @@ Söğütgillerden, yapraklarının altı beyaz olan bir tür kavak. )

- KAVAK ile ÇALIKKAVAK

( ... İLE Dalları, sepetçilikte kullanılan bir kavak türü, sepetçi kavağı. )

- KAVAK ile/değil ÇINAR[Fars. < ÇENÂR]

( Anadolu Kavağı'ndakiler, çınardır. )
( Söğütgillerden, sulak bölgelerde yetişen, boyu bazı türlerinde 30-40 metreye değin çıkan, kerestesinden yararlanılan uzun boylu bir ağaç. İLE İki çeneklilerden, otuz metreye kadar uzayabilen, gövdesi kalın, uzun ömürlü, geniş yapraklı bir ağaç. )

- KAVAK / KARAKAVAK

( ... İLE Yüksekliği 35 metre kadar olabilen, kabuğu koyu renkli bir tür kavak. )

- KAVAK ile TİTREK KAVAK

- KAVAK/LIK ile KAVAKÇI/LIK ile KAVAK İNCİRİ

- KAVAL ile KAVALA ile KAVALCI/LIK ile KAVAL TÜFEK ile KAVAL KEMİĞİ

- KAVAL'DA:
DİLSİZ, HORLATMALI[Diatonik]
ile/ve DİLSİZ[Kromatik] ile/ve DİLLİ[Diatonik] ile/ve DİLLİ[Kromatik] ile/ve DÜDÜK KAVAL

- KAVARA ile KAVARACI/LIK

- KAVAT/LIK ile KAVATA

- KAVERN/CAVERN[İng.] değil/yerine/= KOVUK


- KAVGACI/LIK ile/değil/yerine/>< KARARLI/LIK

- KAVGALAŞMAK ile KAVGA ile KAVGACI/LIK ile KAVGALI/LIK ile KAVGASIZ/LIK ile KAVGASIZCA ile KAVGA ADAMI ile KAVGA KAŞAĞISI

- KAVİLEŞMEK[Ar. + Tr.] değil/yerine/= SAĞLAMLAŞMAK, PEKİŞMEK

- KAVİLLEŞMEK ile KAVİL

- KAVİSLENMEK ile KAVİS ile KAVİSLİ ile KAVİSSİZ

- KAVİTE/CAVITY[İng.] değil/yerine/= BOŞLUK

- KAVKI = KABUK

( Deniz hayvanlarının sert kabuğu. )

- KAVLAMAK ile KAVLANMAK ile KAVLATMAK ile KAVLAŞMAK ile KAVLAK

- KAVMİYET ile KAVMİYETÇİ/LİK

- KAVRAM:
ÖZGÜRLÜK
ve/||/<>/< ZORUNLULUĞUN BİRLİĞİ


- KAVRAM:
TANIMLAMAK
ile/ve/||/<> ZORUNLULUKLARINI GÖSTERMEK

- KAVRAM ÜRETMEK ile/ve/değil/||/<> KURAM ÜRETMEK

- KAVRAM ve/<> BELİRGİNLİK

- KAVRAM ve/<> BÜTÜN/LÜK

- KAVRAM ile/ve/<> DERİNLİK

- KAVRAM ile/ve/değil EŞİK

- KAVRAM ve/||/<> GÖRÜSEL KARŞILIK

- KAVRAM ile/ve/||/<> KAVŞAK

- KAVRAM ile/ve KURUM ile/ve KARŞILIK

( Zihinde. İLE/VE Toplumda. İLE/VE Gövdede. )

- KAVRAM ve/<> KURUM ve/<> UYGARLIK ve/<> BULUNÇ/VİCDAN


- KAVRAM ile SALTIK

- KAVRAM ile SALTIK

- KAVRAM ve/<> TUTARLILIK

- KAVRAMAK ve BELLEMEK

- KAVRAMAK ile/ve/değil/||/<>/< DENEYİM(LEMEK)

- KAVRAMAK ve/||/<>/> HEYECAN

- KAVRAMAK ile/ve İNANMAK

- KAVRAMAK ile KAVRANMAK ile KAVRATMAK ile KAVRANILMAK ile KAVRAMLAŞMAK ile KAVRATABİLMEK ile KAVRAYABİLMEK ile KAVRAYIVERMEK ile KAVRAMLAŞTIRMAK ile KAVRAK ile KAVRAM ile KAVRAÇ ile KAVRAMCI/LIK ile KAVRAMSAL/LIK ile KAVRAM YAZI ile KAVRAM KARMAŞASI

- KAVRAMAK ile SANCI

- KAVRAM/AK ile/ve SINIR/LAMAK


- KAVRAMI/MEFHUMU GÖRMEK ile/ve/değil/||/<>/< KAVRAM/MEFHUM İLE GÖRMEK

( )

- KAVRAM/LAR ve ÖZDEŞLİK

- KAVRAMSAL BİRLİK ile/ve/<> ZAMANSAL AYRIM

- KAVRAMSAL/LIK ile/ve ARI KAVRAMSAL/LIK

( Şey var. İLE/VE Şey yok. Anlamanın anlamı. Bir şeyi anlamaz ama bir şeyle anlaşılır. Bilmenin bilmesini bilmek. Toplanma[cem]. )

- KAVRAMSAL/LIK ile/ve/<> KURUMSAL/LIK

( Üst kavramlar, altındakileri örgütleyen kavramlardır. )

- KAVRAM/SAL/LIK ile/ve/<> OLGU/SAL/LIK

( Tanımlanan her şey, kendine değil ona dairdir/yöneliktir.
Tüm fizik ve metafizik, olgu ve kavramlar içindir. )

- KAVRAMSALLIK >< ÖZDEŞLİK

- ADCILIK/NOMİNALİZM:
KAVRAMSAL/LIK
ve/||/<> TERİMSEL/LİK

- KAVRAMSIZLIK ile/ve/<> CEHALET

- KAVRANAMAZLIK ile/ve/||/<>/> KAVRANAMAZLIĞIN, KAVRANAMAZLIĞININ KAVRANMASI


- KAVRANILMA ile KAVRANILMAZ/LIK

- KAVRAYABİLME ve/||/<>/> ESNEKLİK ve/||/<>/> YARATICILIK

- KAVRAYIŞ ve/||/<>/> KAPSAYICILIK

- KAVRAYIŞ ile KAVRAYIŞLI/LIK ile KAVRAYIŞSIZ/LIK ile KAVRAYIŞSIZCA

- KAVRULMAK ile KAVİLEŞMEK ile KAVİLEŞTİRMEK ile KAV ile KAVİ/LİK ile KAV MANTARI

- KAVŞAK ile/ve/değil/<> AYRIÇ

( Yol vb. uzayıp giden şeylerin kesiştikleri ya da birleştikleri yer. | Bir ırmağın denize ya da başka bir ırmağa döküldüğü, kavuştuğu yer, munsap. İLE/VE/DEĞİL/<> İki yolun ayrıldığı yer. )

- KAVŞAK ile KAVŞAK ADASI

- KAVŞAK ile KAVŞAKLAR

- KAVUK ile HORASANİ

( ... İLE Üst bölümü sarıktan taşacak biçimde yapılmış hoca kavuğu. )

- KAVUK ile KALLÂVÎ[Ar.]

( Pamuktan yapılmış, üzerine sarık sarılan erkek başlığı. | İçi boş şey. | İdrar torbası. İLE Vezir ve sadrazamların giydikleri bir tür kavuk. | Çok iri, kocaman. )

- KAVUK ile/değil KOVUK

( Pamuktan yapılmış, üzerine sarık sarılan erkek başlığı. | İçi boş şey. | İdrar torbası. İLE/DEĞİL Bir şeyin oyuk durumunda bulunan iç bölümü. )

- KAVUK ile/ve/<> TÂC

( ... İLE/VE/<> Büyük kavuk. )

- KAVUK/LUK ile KAVUKLU ile KAVUKÇU/LUK ile KAVUKSUZ

- KAVUM/CAVUM[İng.] değil/yerine/= OYUK, BOŞLUK

- KAVUN ile DİVLEK/DÜĞLEK/DÜVLEK

( ... İLE Kalın kabuklu, olgun kavun. | Olgun, ufak kavun. | Kelek. )

- KAVUN ile KAVUNCU/LUK ile KAVUNİÇİ

- KAVUN ile/ve/||/<>/< KELEK ile/ve/||/<>/< DÜĞLEK

( Güneş gördükçe olgunlaşır. İLE/VE/||/<>/< Başlangıçta ve toprak üstünde kalan bölümüdür. İLE/VE/||/<>/< Yeni oluşmaya başladığı küçükkenki durumuna verilen addır. )
( Meyve olur. İLE/VE/||/<>/< Turşu olur. İLE/VE/||/<>/< ... )

- KAVURMA / KIZARTMA değil/yerine/>< FIRINDA / BUĞULAMA / HAŞLAMA/KAYNATMA

- KAVURMAK ile KAVURTMAK

- KAVURMA/LIK ile KAVURMAÇ ile KAVURMACI/LIK ile KAVURMALI


- KAVUŞAMAYANLARIN YAŞADIĞI AŞK ile/ve/değil/<> KAVUŞANLARIN YAŞATTIĞI AŞK

- KAVUŞMA/VUSLAT ve/değil ÖZGÜRLÜK

- AŞK:
KAVUŞMADAN(VUSLATTAN) ÖNCE
değil/yerine/<> KAVUŞMADAN(VUSLATTAN) SONRA

- KAVUŞMAK/VUSLAT ile/ve KARIŞMA(MA)K

( Vuslatın tadı, hasretindedir. Vuslata doyulur, hasrete doyulmaz. )
( Vuslatta gına vardır. )

- KAVUŞMAK ile KAVUŞULMAK ile KAVUŞABİLMEK ile KAVUŞUVERMEK

- KAVUŞSAK ile KAVUŞTAK

- KAVUŞTURMAK ile KAVUŞTURABİLMEK

- KAVZAMAK[yerel] ile/=/<>/< KAVRAMAK

( Sıkı tutmak, kavramak. | Korumak, muhafaza etmek. İLE/=/<>/< Elle sıkıca tutmak. | Bir nesne ya da düşünceyi her yönüyle anlamak. | Motorlu araçlarda debriyaj pedalı görev yapmak. | Motorlu araçlarda lastik yolu kavramak. )

- KAYA ile KARABALIK

( ... İLE Tatlısu kayası. )

- KAYA ile KAVLAK

( Kabuğu dökülmüş. | Güneşten derisi soyulan kişi. | Yer altı boşluklarının tavan ve yan duvarlarında bulunan gevşemiş ya da düşebilir kaya parçası. )

- KAYA ile/ve/||/<>/> KAYALIK

( Büyük ve sert taş kütlesi. | Kayaç. İLE/VE/||/<>/> Kayası çok olan yer. )

- KAYADİBİ SOKAK

( Merkez Sarıyer'de Kocataş dağ silsilesinin eteğindedir. Hayat sokakla kesişir. Yıllar önce burada taş ocakları bulunduğundan buradaki iki sokaktan birine Kayadibi Sokak denilmiştir. )

- KAYAĞAN/LIK ile KAYAĞAN TAŞ

- KAYAK ile KAYAKÇI/LIK

- KAYAK ile KIZAK

( Kar, su ya DA çim üzerinde kaymak için ayağa takılan araç. | Bu aracı kullanarak yapılan spor. İLE Kar ya da buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt. | Ağaç tablaların kamburlaşmaması için liflere dikey konumda açılan kanala geçirilen uzun parça. | Ambalajın dibine uzunluğuna çakılan, hem dip levhası öğelerinin tutturulmasını, hem de ambalajın yerde kolayca kaymasını sağlayan kereste parçası. | Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan ya da gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara. )

- KAYAR ile/ve/||/<>/> KAYARLAMAK

( Hayvanların eskiyen nallarının çivilerini değiştirme işlemi.| Pay. İLE Hayvanın eskiyen nallarını onarmak, eskiyen nalın çivilerini yenilemek. | Düven taşlarını yeniden koymak ya da onarmak. | Sövmek, küfretmek. )

- KAYARLAMAK ile KAYAR

- KAYBETMEK:
ÇOK DEĞER VERMEK
ile/ve/||/<> KIZAMAMAK ile/ve/||/<> "KIYAMAMAK" ile/ve/||/<> ÜZEMEMEK ile/ve/||/<> "ALTTAN ALMAK"

- KAYBETMEK ile KAYBEDİLMEK ile KAYBETTİRMEK ile KAYBEDEBİLMEK ile KAYBEDİVERMEK

- KAYBETMEK ile/değil/yerine/>< KAYDETMEK


- KAYBETMEK ile/ve/+/||/<>/>< KAZANMAK

( Ne yazık ki, doğayla savaş durumundayız. Kazanırsak, kaybedeceğiz. )

- KAYBETMEK ile/değil KURTULMAK

- KAYBETMEK ile/ve/değil/yerine/||/>< SEVMEK

( Bir anda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>< Zamanla. )

- KAYBETMEK[Ar. < GAYB] değil/yerine/= YİTİRMEK

( Bir kez ulaşıldığında artık yitirilmez. )
( ZİYÂ: Taşınmaz malı kaybetmek. | Işık, aydınlık. )
( Once arrived at, it cannot be lost. )

- KAYBETTİĞİNE ÜZÜLMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAZANDIĞINA/KAZANABİLECEĞİNE SEVİNMEK

- KAYBOLMAK ile/ve/değil/yerine/<>/> KAPILMAK

- KAYBOLMAK ile KAYBOLABİLMEK ile KAYBOLUVERMEK

- KAYBOLMAK değil/yerine/= YİTMEK

- KAYDA DEĞER ile TAKDİRLE KARŞILAMAK ile TAKDİR

- KAYDETMEK ile KAYDEDİLMEK ile KAYDETTİRMEK ile KAYDEDEBİLMEK ile KAYDEDİCİ


- KAYDIRMAK ile KAYDIRTMAK ile KAYDIRILMAK ile KAYDIRABİLMEK

- KAYDOLMAK ile KAYDOLMAK ile KAYIT

- KAYDOLMAK ile KAYITLI ile ASKERE ALINMA

- KAYGAN/ZIYPAK ile KAYAĞAN

( Islak ya da düz olduğundan kaydırıcı özelliği bulunan ya da üzerinde kayılan. İLE Üzerinde kolaylıkla kayılan. )

- KAYGAN/LIK ile KAYGANA/LIK

- KAYGI/ENDİŞE ile/ve/<> KARAMSARLIK

- KAYGI ile/ve/değil/||/<>/< DERT (ETMEK)

- KAYGI ile/ve/değil/yerine DUYARLILIK

- KAYGI ve/||/<>/> HUYSUZLUK

- KAYGI ile/ve/||/<>/> HUZURSUZ/LUK


- KAYGI ile/değil İSTEK

- KAYGI ile/||/<> PANİK ATAK

( Sürekli kaygı ve korku. İLE/||/<> Ani ve yoğun korku ya da rahatsızlık nöbetleri. )

- KAYGILANMAK ile/değil/yerine DÜŞÜNMEK

- KAYGILANMAK ile KAYGILANDIRMAK ile KAYGI ile KAYGIN ile KAYGILI/LIK ile KAYGISIZ/LIK ile KAYGILICA ile KAYGISIZCA

- KAYGILANMAK ile/değil/yerine ÖNGÖRMEK

- [ne yazık ki]
"KAYGILARIMIZA" BOYUN EĞMEK
ve/=/||/<>/>
ÖZGÜRLÜĞÜMÜZE SIRT ÇEVİRMEK

- KAYGIYLA "BAŞA ÇIKMADA":
"SUÇLAYICI/LIK"
ile/ve/||/<> "YATIŞTIRICI/LIK / KAÇINMA" ile/ve/||/<> İLGİSİZ/LİK || PATAVATSIZLIK ile/ve/||/<> "AŞIRI MANTIKLI/LIK" ile/ve/||/<> UYUMLU/LUK

- KAYIK ile/değil ÇIRNIK

( ... İLE/DEĞİL Küçük boyda kayık. | Üç flok yelkeni bulunan, 200 tona kadar olabilen, tek ve yekpare direkli yelkenli. )

- KAYIK ile/ve DAK

( ... İLE/VE Ganj Nehri'nde kullanılan bir sandal. )

- KAYIK/SANDAL ile GONDOL

( ... İLE Venedik'te, kanal içinde, kişileri taşıyan, uzun, süslü, romantizmin simgelerinden biri olmuş kayık. )

- KAYIK ile İMAMİIN "KAYIĞI"/TABUT

- KAYIK ile/ve KAYAK

( ... İLE/VE Eskimoların kullandığı tek kişilik kayık. )

- KAYIK ile KAYIK

( Kürek ya da yelkenle yürütülen ufak tekne. İLE Bir yana kaymış. )

- KAYIK ile KAYIKÇI/LIK ile KAYIK YAKA ile KAYIK TABAK ile KAYIK SALINCAK ile KAYIKÇI KAVGASI

- KAYIK ile/ve KUFA

( ... İLE/VE Dicle'ye özgü bir kayık. )

- KAYIK ile MUKJENSO MOKORO

( ... İLE Mukjenso ağacından yapılan yerel kayık.[Chobe Irmağı - Botswana] )

- KAYIK ile PELEME

( ... İLE Irmaklarda işleyen, altı düz kayık. )

- KAYIK ile/ve TOMBAZ

( ... İLE/VE Irmaklarda işleyen, altı düz kayık. Üzerinde köprü kurulan, altı düz, kayık biçiminde duba. )

- KAYIKÇIK, KARİNA, ALT KAYIK = SÜFLÎ ZEVRAK = NACELLE, CARÈNE

- KAYIKHANE SOKAK

( Deniz sahil şeridinde yer alan ve halkı daha çok balıkçılıkla uğraşan bir mahalle olan Yenimahalle'ye yakışan bir sokak ismidir. Sahilde ve denizle iç içe olan kıyı şeridinde kayıklar çekilir. Ev ve yalıların önünde kayıkların çekildiği kayıkhaneler vardır. Bu sokak da Karakütük caddesinden denize inen dar bir sokak olup kayıkhanelere ulaşır. Sahildeki Kayıkhaleler nedeni ile sokağa "Kayıkhane Sokağı" adı verilmiştir. )

- KAYIK/KÜREK ve/||/<> HAMLA[Ar.]

( ... VE/||/<> Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması. | Bu biçimde sandalın aldığı yol. | Kıçtan, birinci oturak. )

- [ne yazık ki]
KAYIP
ile KOPUK

- KAYIP değil/yerine/= YİTİK

- KAYIPLA:
"BAŞA ÇIKAMAMAK"
ile/değil/yerine/>< BAŞA ÇIKMAK

- KAYIPTA:
KAÇAK
ile KAÇIRILMA

- KAYIRMAK ile KAYIRTMAK ile KAYIRILMAK ile KAYIR ile KAYIRICI/LIK

- KAYIŞ ile KAYIŞÇI/LIK ile KAYIŞ DİLİ ile KAYIŞ BALIĞI

- KAYIT-KUYUT (ALTINA GİRMEK(ME)K)

- KAYIT TUTMAK ile/ve/||/<>/> KAYIT BIRAKMAK

- KAYIT ile ZABIT (/TUTMAK)


- KAYITMAK ile KAYITLAMAK ile KAYITSIZLAŞMAK ile KAYIT ile KAYITLI/LIK ile KAYITSIZ/LIK ile KAYIT DIŞI ile KAYITSIZCA ile KAYIT KABUL ile KAYIT KUYUT ile KAYIT DEFTERİ ile KAYITLI SERMAYE ile KAYITSIZ ŞARTSIZ ile KAYIT DIŞI EKONOMİ

- KAYITSIZ/LIK/TAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANLAYIŞ/TAN

( Bazen, bazıları için, bazı/çoğu durum, olay, tutum ve davranışlar, kayıtsızlıktan dolayı değil ("fazla") anlayıştan/irfandan ileri gelebilir. [Göründüğü gibi yorumlayabilmenin yanı sıra ve karşısında, aykırı/aşırı görmeyebiliriz de.] )

- KAYITSIZ/LIK ile/ve/||/<>/>/< ÂTIL/ATÂLET

- KAYITSIZLIK değil/yerine/>< DERT EDİNME

- KAYITSIZLIK ile/ve/||/<> DIŞLAMA

- KAYITSIZ/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<> ETKİLENMEZ/LİK

- KAYITSIZLIK ile/ve/değil/yerine İLGİLENMEMEK

- KAYITSIZLIK ile/değil İZLEME / SEYRETME

- KAYITSIZLIK ile/ve/||/<> KARŞILIK VERMEME

- KAYITSIZLIK ile KAYITSIZ


- KAYITSIZLIK ile KAYITSIZ ile ŞİKAYET ETMEK ile ŞİKAYETÇİ ile ŞİKAYETÇİ ile ŞİKAYETÇİ ile ŞİKAYET ile ŞİKAYET ile ŞİKAYETÇİ ile ŞİKAYET

- KAYITSIZ/LIK ile VURDUMDUYMAZ/LIK ile GAMSIZ/LIK

( Kişi ne yaparsa, kendi yapar, kendine yapar fakat bazı tutumlarla etrafındakilere de zarar verebilir! )

- KAYKILMAK ile/değil/yerine DAYANMAK

- KAYKILMAK ile KAY ile KAYA/LIK ile KAYI ile KAYA LİFİ ile KAYA SUYU ile KAYA TUZU ile KAYA BALIĞI ile KAYA HANİSİ ile KAYA HOROZU ile KAYA KELERİ ile KAYA SANSARI ile KAYA ÖRÜMCEĞİ ile KAYA GÜVERCİNİ ile KAYA SARIMSAĞI ile KAYA BALIĞIGİLLER

- KAYKILMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> UZANMAK

- KAYMAK ile KAYMAKLANMAK ile KAYMACA ile KAYMAKLI ile KAYMAKÇI/LIK ile KAYMAK TAŞI ile KAYMAK KAĞIDI ile KAYMAK TAKIMI ile KAYMAK TABAKASI ile KAYMAKLI DONDURMA

- KAYMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAYNAK

- KAYNAĞA/KİTABA/SÖZE/SÖYLEYENE GÜVENMEK ile/ve/değil/yerine ANLAMA GÜVENMEK

- KAYNAK ile/ve/değil/yerine ARAÇ

- KAYNAK ile BAŞVURU/REFERANS


- KAYNAK ile ÇOKRAĞAN

( ... İLE Gür kaynak. )

- KAYNAK ile/ve/değil/||/<> DAYANAK

- KAYNAK ve DEĞER ve ÖLÇÜT

- KAYNAK ile/ve/||/<>/> DÖNGÜ

- KAYNAK/MEMBA ile/ve/||/<> EŞİK

- KAYNAK ile/||/<> HAM MADDE

- KAYNAK ile/ve/||/<> İLKE

- KAYNAK ile/ve MERKEZ

( Kaynağı bilmek, kaynak olmak demektir. )
( Kaynağın başlangıcı bulunamaz. )
( Pencere, ışığı verendir fakat onun kaynağı değildir. )
( Su bulmak için oraya buraya küçük çukurlar kazmayız fakat bir yeri derinlemesine delerek bir kuyu açarız. )
( Yalnız nimetleri kaynak sanmayın. Irmak değil kaynak olduğunuzu idrak edin. )
( Statünüzün, gücünüzün ya da güvendiklerinizin kaynağı yine kendinizsiniz. )

- KAYNAK ile/ve NEDEN

- KAYNAK ile/ve/<> ÖRNEK


- KAYNAK ile/ve YOL

- KAYNAK ve/<> YOL ve/<> SONUÇ

( TİNSELLİK/İNSAN: Kaynağı, yolu ve sonucu kendinde olan. )

- KAYNAK ile/ve/||/<>/> YÖNELİM

- KAYNAK ile/ve/değil/||/<> ZEMİN

- KAYNAKLARDAN YARARLANMAMAK ile/ve/değil/yerine/<> ADLARINA YER VERMEMEK

- ...:
KAYNAK/LI/LIK
ile/ve/||/<> ODAK/LI/LIK ile/ve/||/<> AMAÇ/LI/LIK ile/ve/||/<> HEDEF/Lİ/LİK ile/ve/||/<> TEMEL/Lİ/LİK

- KAYNAMA NOKTASI ile/ve/değil EŞİK

- KAYNAMAK ile HAŞLANMIŞ ile HAŞLANMIŞ PİRİNÇ ile KAZAN ile KAZAN YAPIMCISI ile KAYNAMA ile KAYNAMA NOKTASI ile KAYNAR SU

- KAYNAMAK ile KAYNATMAK ile KAYNAŞMAK ile KAYNATILMAK ile KAYNAKLANMAK ile KAYNAŞTIRMAK ile KAYNATABİLMEK ile KAYNAYIVERMEK ile KAYNAŞABİLMEK ile KAYNAK ile KAYNAR ile KAYNAÇ ile KAYNAKLI ile KAYNAKÇA ile KAYNAKÇI/LIK ile KAYNARCA ile KAYNAŞLI ile KAYNAKÇACI ile KAYNAK KİŞİ ile KAYNAK SUYU ile KAYNAÇ TAŞI ile KAYNAK MAKİNESİ ile KAYNAK KOROZYONU

- KAYNANA/LIK ile KAYNANA AĞZI ile KAYNANA ZIRILTISI


- KAYNATMA ile/ve/değil HAŞLAMA

( Bazı bitkileri/çayları, kaynatarak değil haşlama yaparak içmek gerekir. )
( Kök sebzelerini[patates, yerelması vb.] soğuk su ile. İLE/VE/DEĞİL Yeşil yapraklı, çiçekli ve çeşitli narin sebzeleri[ıspanak, brokoli, kuşkonmaz vb.] kaynamış suyun içine, fazla kaynatmadan, diri tutmak üzere kısa süreli. )

- KAYNATMAK ile "KAYNATMAK"

( Kaynamasını sağlamak. | Kaynak yaptırmak. İLE Unutturmak. | Belirli etmeden almak. | Konuşmak, sohbet etmek. )

- KAYPAK[mecaz]/DÖNEK ile/değil/=/||/<> KAYAĞAN/KAYGAN

- KAYPAK ile/ve/||/<> KAYTAK

( Dönek. İLE/VE/||/<> Kuytu. | Sözünde durmayan. | Yağcı, dalkavuk, numaracı. )

- KAYPAK ile/değil PAYTAK

- KAYPAKLAŞMAK ile KAYPAK/LIK ile KAYPAKÇA

- KAYPAK/LIK ile/değil/yerine/>< SAMİMİ/YET

- [ne yazık ki]
KAYPAK/LIK
ile/ve/||/<> YAVŞAK/LIK

- KAYRA ile KAYRAK ile KAYRAN ile KAYRACI/LIK

- KAYŞAMAK ile KAYŞA ile KAYŞAT


- KAYSER ile KAYSERİ ile KAYSERİLİ/LİK

- KAYTAN ile KAYTANLI ile KAYTAN BIYIK ile KAYTAN BIYIKLI

- KAYTARMA ile KAYTARMACI/LIK

- KAYTARMAK ile KAYTARABİLMEK ile KAYTARICI/LIK

- KAZAK ile KAZAK ile KAZAK[Fr. < CASAQUE]

( Kazakistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk ya da bu halktan olan kişi. | Güney Rusya'da yaşayan, Slavlaşmış bir topluluk ve bu topluluktan olan kişi. İLE Rusya'da ve İran'da ayrı bir sınıf oluşturan atlı asker. | Karısına söz geçirebilen, dediğini yaptırabilen erkek, kılıbık karşıtı. İLE Baştan geçirilerek giyilen, genellikle kollu, örme üst giysisi. )

- KAZAK/LIK ile KAZAKÇA ile KAZAK ÇÖMELMESİ

- KAZANA/NA YANAŞIRSAK ve/||/<> KÖTÜYE YANAŞIRSAK

( Karası bulaşır. VE/||/<> Belâsı bulaşır. )

- KAZANAMAMAK ile KAYBETMEK

- KAZANÇTA:
DÜNYALIK
ile/ve AHİRET

( Amel ile. İLE/VE Emek ile. )

- KAZANMA ile "HAKLILIK"

( Kazanmak, haklılık gibi bir beklentili, yanlı sonuç çıkarmaz! )

- KAZANMAK ile/ve ELDE ETMEK

- KAZANMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> KATILMAK

- KAZANMAK ile/ve/değil/yerine KAZANÇLI ÇIKMAK

( Hiçkimse, sürekli olarak ve herşeyi kazanamaz fakat görülmesi gerekeni görebilirse herşeyde ve sürekli kazançlı çıkabilir. )

- KAZANMAK ile KAZANILMAK ile KAZANDIRMAK ile KAZANABİLMEK ile KAZAN ile KAZANÇ ile KAZANCI/LIK ile KAZANÇLI/LIK ile KAZANÇSIZ/LIK ile KAZAN TAŞI ile KAZAN KEBABI ile KAZAN DAİRESİ

- KAZANMAK" ile/değil/yerine/>< TARTIŞMAK

( "Kazanmak için başlanılmış" tartışma, kaybetmenin ilk adımıdır. )

- KAZANMAK ile YAKALAMAK

- KAZANMAK ile/yerine YARIŞMAK

- KAZANMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAŞAMAK

- KAZANMAK ile ZAFER KAZANMAK ile KABUL GÖRMEK ile ERİŞİM KAZANMAK ile YÜKSEKLİK KAZANMAK ile SAYGI KAZANMAK ile KİLO ALMAK

- KAZA/SIZ BELÂ/SIZ (GİTMEK)


- KAZDIRMAK ile KAZDIRTMAK ile KAZDIRILMAK

- [ne yazık ki]
KAZF-İ ...:
Bİ-TARÎK-İL KİNÂYE
ile MUALLAK ile MUZÂF ile SARÎH

( Birine, kinâyî bir tâbir ile zinâ isnâd etmek.[Hadd cezasını gerektirmez.] İLE Bir koşula talik sûretiyle gerçekleşen hakaret.[Hadd cezasını gerektirmez.]["şuraya giden zânîdir" denilmedikçe] İLE Bir vakte izâfe sûretiyle gerçekleşen hakaret.[Hadd cezasını gerektirmez.]["şu hâneye girerse zânîdir" denilmedikçe] İLE Sarâhâtten zînâya müşir bir söz ile gerçekleşen hakaret.["Şu kişi, zânîdir" gibi.] )

- KAZIK KÖK = CEZR-İ AMÛDÎ = RACINE PIVOTANTE

- KAZIK yerine ÇİVİ(ÇÖP)

- KAZIKLAMAK ile KAZIKLANMAK ile KAZIK ile KAZIKLI ile KAZIKÇI/LIK ile KAZIK KÖK ile KAZIK FREN ile KAZIK MARKA ile KAZIKLI HUMMA

- KAZILMAK ile KAZIL

- KAZIMAK ile KAZ ile KAZA ile KAZI ile KAZALI ile KAZILI ile KAZASIZ/LIK ile KAZ TÜYÜ ile KAZ ADIMI ile KAZASIZCA ile KAZ KAFALI/LIK ile KAZA KIRIM ile KAZI BİLİMİ ile KAZA DAİRESİ ile KAZA KURŞUNU ile KAZI BİLİMCİ ile KAZI BİLİMSEL ile KAZASIZ BELASIZ ile KAZA KIRIM EKİBİ

- KAZIMAK ile KAZINMIŞ ile OYMACI ile OYMAK

- KAZIMAK ile/ve/değil/yerine SIYIRMAK

- KAZIMAK ile YAZILI ile YAZIT


- KAZITMAK ile KAZITTIRMAK

- KAZMA ile KESİK ile KESİCİ DİŞ

- KAZMAK ile KAZI ile KAZILAR ile EKSKAVATÖR

- KAZMAK ile KAZICI ile KAZMA

- KAZMAK ile KAZIMAK

- KAZMAK ile KAZMAÇ ile KAZMACI/LIK ile KAZMA DİŞ

- KEBAP/LIK ile KEBAPLI ile KEBAPÇI/LIK

- KEBEZLİK/KEBEZLİG ile PAMUK
[<

( Pamuk tarlası. İLE ... )