| ...K ve ...K | (K ile biten FaRkLaR...)

- BEYLİK ile BEYLİKÇİ ile BEYLİK SÖZ ile BEYLİK TABANCA

- BEYNELMİLEL ile BEYNELMİLELCİ/LİK

- BEYNİN/ZİHNİN İŞLEYİŞİNDE:
TEKRAR
ile/ve/||/<> PARALELLİK ile/ve/||/<> MOZAİK

- BEYTÂRÂ[Ar.]/VETERİNERLİK

( Hayvan hekimliği. )

- BEYZBOL ile BEYZBOLCU/LUK ile BEYZBOL SOPASI

- [ne yazık ki]
BEZDİRİDE/YILDIRMADA/MOBBING'DE:
AMAÇLILILIK
ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK ile/ve/||/<> DÜZENLİLİK

- BEZDİRMEK ile BEZDİRİLMEK ile BEZDİREBİLMEK ile BEZDİRİ ile BEZDİRİCİ

- BEZE ile BEZECİK

( Kolda bir çıban çıksa, koltuğumuzun altında bir beze meydana gelir. Bu beze, gövdenin kendini korumak için oluşturduğu kaledir. Beze ya da bezeler mikropları tutup onların kana karışmasını ve tüm gövdeyi işgal etmesini engellemeye çalışır. )

- BEZEK =/> BOYAMA/SÜSLEME
[<

- BEZEKLEMEK ile BEZEK ile BEZEKLİ ile BEZEKÇİ/LİK


- BEZEME ile/||/<> ARABESK[Fr.]

( ... İLE/||/<> Plastik sanatlarda geometrik görünüşte biçimlerden oluşan bezeme çizgileri, girişik bezeme. | Bir müzik türü. )

- BEZEME ile BEZEMECİ/LİK ile BEZEMELİ

- BEZEMEK ile BEZELEMEK ile BEZ ile BEZE ile BEZM ile BEZELİ ile BEZ TÜYLER

- BEZENMEK ile BEZENEBİLMEK ile BEZEN

- BEZGEK ile BEZİG
[<

( Titreme. | Titremeli humma. İLE Ürperti. )

- BEZGİNLEŞMEK ile BEZGİ ile BEZGİN/LİK ile BEZGİNCE

- BEZGİN/LİK ile/ve DELİ/LİK

- BEZGİN/LİK ile/ve/||/<>/>/< ÜMİTSİZ/LİK

- BEZİLMEK ile BEZİLEBİLMEK

- BEZİRLEMEK ile BEZİR ile BEZİR YAĞI


- BEZK[Fars.] değil/yerine/= TESPİHBÖCEĞİ

- BEZL değil/yerine/= SAÇMAK, DAĞITMAK

- BEZLEMEK ile BEZLETMEK

- BİBERLEMEK ile BİBER/LİK ile BİBERCİ/LİK ile BİBERLİ ile BİBERSİZ ile BİBER GAZI ile BİBER DOLMASI ile BİBER SALÇASI

- BİBERON değil/yerine/= EMZİK

- BİBLİYOGRAFYA YAZARI ile KAYNAKÇA ile KİTAPLIK

- BİBLİYOTEK[Fr. < BIBLIOTHÈQUE] değil/yerine/= KİTAPLIK

- BİBLİYOTEK ile BİBLİYOTEKÇİ/LİK

- BIÇAK SIRTI ile/ve/değil EŞİK

- BIÇAK ile/||/<> AKVA

( ... İLE/||/<> Osmanlı'da ileri gelenlerin kullandığı bir bıçak türü. )

- BIÇAK ile BIÇAK DEĞİRMENİ ile BIÇAK BIÇAKLAYICI ile BIÇAK SAPLAMA ile BIÇAKÇI

- BIÇAK ile/ve/||/<> BİTKİ ile/ve/||/<> SÖZ

( Hem olumlu, hem de olumsuz yönde kullanılabilir. )

- BIÇAK ile EKMEK BIÇAĞI

- BIÇAK ile FALÇETA/FALÇETE[İt.]

( ... İLE Eğri, kunduracı bıçağı. )

- BIÇAK ile IŞKI

( ... İLE Kazımakta kullanılan, iki ucunda da sapı olan eğri bıçak. )

- BIÇAK ile JİLET

- BIÇAK ile KAMA

( ... İLE Silah olarak kullanılan, ucu sivri, iki ağzı da keskin uzun bıçak. | Açılmış olan boşluklarda tavan ve yanlardan taş ya da cevher parçalarının düşmesini önlemek amacıyla tahkimat öğeleri üstüne ya da arkasına yerleştirilen bir tahkimat parçası. | Kütüğü yarmak için kullanılan ucu sivri, yassı, enli çivi, takoz, kıskı. | Topun gerisini kapayan kapak. | Oyunda kazanılan her parti. | Oyunda sayı. )

- BIÇAK ile KASATURA[İt. < CACCIATORA]

( ... İLE Süngü gibi tüfeğin namlusu ucuna takılan ya da bel kayışına asılı olarak taşınan bir bıçak türü. )

- BIÇAK ile KESKİ

( ... İLE Ağaç, taş, metal vb. yontmaya yarayan, bir ucu keskin çelik araç. | Demir ve sac kesmek için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin araç, tırnak. | Pulluk gövdesi önüne takılan ve toprağı kesip ayıran, bıçak ya da disk biçiminde çelikten yapılmış pulluk parçası. )

- BIÇAK yerine KESKİN


- BIÇAK ile/ve/||/<> MASAT[Ar. MİŞHAZ]

( ... İLE/VE/||/<> Bıçak bilemeye yarayan, çelikten, çubuk biçiminde araç. )

- BIÇAK ile/ve/<> PIRAZVANA[Fars.]

( ... İLE/VE/<> Kılıç, bıçak gibi saplı şeylerin, sap içinde kalan bölümü. )

- BIÇAK ile/değil TAHRA

( ... İLE Bir tür eğri budama bıçağı. )

- BIÇAK ile YATAĞAN

( ... İLE Namlusu eğimli, iki yanı da kesici, bir tür uzun savaş bıçağı. )

- BIÇAK ile YÜLGÜ/YÜLİGÜ/KEREY/USTURA

( ... İLE Tıraş için kullanılan bıçak. )

- BIÇAKLAMAK ile BIÇAKLANMAK ile BIÇAKLATMAK ile BIÇAKLAYABİLMEK ile BIÇAK/LIK ile BIÇAKLI ile BIÇAKÇI/LIK ile BIÇAK SIRTI

- BİÇEK ile/> BIÇAK
[<

- BİÇEMLEMEK ile BİÇEM ile BİÇEM BİLİMİ ile BİÇEM BİLİMCİ

- BICI BICI (YIKANMAK)

- BİÇİLMEK ile BİÇİLEBİLMEK


- BİÇİM DEĞİŞTİRMEK ile/değil KILIK DEĞİŞTİRMEK

- BİÇİM ile/ve/||/<> İÇERİK

( Bir şey bir şeyin içeriğiyse, içeriği olduğu şey onun biçimidir. )

- BİÇİM ile NASIR OLUŞTURMAK ile APSE OLUŞTURMAK ile BİR İZLENİM OLUŞTURMAK ile KORKUNÇ BİÇİM ile RESMİ ile BİÇİMSEL MANTIK ile FORMALİTELER ile FORMALİTE ile RESMEN ile FORMASYON ile ÖNCEKİ ile ESKİ SOVYETLER BİRLİĞİ ile ESKİDEN ile FORMİK KOL ile RESMİ EVRAK

- ... BİÇİMİNDE DÜŞÜNMEK ile ... BİÇİMİNDE BAKMAK

- ... BİÇİMİNDE:
OLSA/OLMASI GEREK
ile OLMALI!

- BİÇİMİNİ KORUMAK ve ÜREMEK

( HIFZ-I TERKİB )

- BİÇİMLEMEK ile BİÇİMLENMEK ile BİÇİMLENDİRMEK ile BİÇİMSİZLEŞMEK ile BİÇİMLENEBİLMEK ile BİÇİMSELLEŞTİRMEK ile BİÇİMSİZLEŞTİRMEK ile BİÇİMSİZLEŞEBİLMEK ile BİÇİMSİZLEŞTİRİLMEK ile BİÇİM ile BİÇİMCE ile BİÇİMCİ/LİK ile BİÇİMLİ/LİK ile BİÇİMSEL/LİK ile BİÇİMSİZ/LİK ile BİÇİMSİZCE ile BİÇİM BİLİMİ ile BİÇİM BİRİMİ

- BİÇİMLENİVERMEK ile BİÇİMLENDİRİLMEK

- BİÇİMSELCİLİK ile/||/<> SEZGİCİLİK

( Biçimselcilik matematiği biçimsel sistem oyunu İLE sezgicilik matematiği zihinsel inşa olarak görür. Biçimselcilik Hilbert programı İLE sezgicilik Brouwer yaklaşımıdır. Biçimselcilik semboller İLE sezgicilik yapılandırmacı kanıtlar ister. )
( David Hilbert tarafından 1900 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1862-1943) (Ülke: Almanya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Hilbert uzayı, 23 problem) )

- BİÇİMSİZ/LİK ile ÇİRKİN/LİK


- BICIR BICIR (KONUŞMAK, HAREKET ETMEK)

( Küçük, şirin çocuklar için söylenilen. )

- BİÇKİ ile BİÇKİCİ/LİK ile BİÇKİ YURDU ile BİÇKİ DİKİŞ KURSU ile BİÇKİ DİKİŞ YURDU

- BIÇKINLAŞMAK ile BIÇKI ile BIÇKIN/LIK ile BIÇKICI/LIK ile BIÇKINCA ile BIÇKI TOZU

- BİÇTİRMEK ile BİÇTİRİLMEK ile BİÇTİREBİLMEK ile BİÇTİRİVERMEK

- BİDAK[Fars.]

( Don, pantolon gibi ayaktan giyilenlerin paçası. )

- BIDIK ile BIZDIK

( Kısa ve tıknaz. İLE Ufak çocuk. )

- BIDIK/BIDIQ =/> BIYIK
[<

- BİDİSTİLE ile BİFAZİK ile BİFİD ile BİFOKAL ile BİFÜRKASYO/N ile BİGEMİNE ile BİKÜSPİT ile BİLATERAL ile BİMANUEL ile BİMODAL ile BİNOKÜLER ile BİPARTİT/E ile BİPEDAL ile BİPOLAR ile BİVALAN

( İkil damıtık. İLE İki evreli. İLE Ayrık, çatallı, yarık. İLE İki odaklı. İLE Çatallanım, çatallanma. İLE Eş, çift, ikiz. İLE İkili kapakçık. İLE İki yanlı/taraflı. İLE İki/çift elle. İLE İki tepeli. İLE İki bakarlı. İLE İki parçalı. İLE İki ayaklı. İLE İki kutuplu. İLE İki değerli. )

- BİDON ile BİDONCU/LUK

- BİFTEK ile BİFTEK MANTARI


- BİFTEK ile SIĞIR BEYİNLİ ile SIĞIR ETİ ile SIĞIR STRAGANOFU ile BİFTEK

- BİFURKASYO/N ile/||/<> BİFAZİK

( Çatallanma. İLE/||/<> İki evreli. )

- BIG :/yerine BÜYÜK

- BİHTER/EK ile/değil BİHTEREK

( Daha, en, pek iyi. İLE/DEĞİL Fars'lılarca 120 yılda bir kere onüç ay olarak sayılan yılın adı. [sonraları, dört yılda bir gün fazlası olan SENE-İ KEBÎSE biçimine konulmuştur.] )

- BİHTER/EK[Fars.] ile/değil BİHTEREK[Fars.]

( Daha, en, pek iyi. İLE/DEĞİL Farslılarca 120 yılda bir kere onüç ay olarak sayılan yılın adı. [sonraları, dört yılda bir gün fazlası olan SENE-İ KEBÎSE biçimine konulmuştur.] )

- BİHTER/EK[Fars.] ile BİHTERÎ[Fars.] ile BİHTERÎN[Fars.]

( Daha, en, pek iyi. İLE En iyi olma, üstünlük. İLE En iyi, pek iyi. )

- BIKILMAK ile BIKILABİLMEK

- BIKIŞMAK ile BIKIŞ

- BIKKIN/LIK ile/ve SIKKIN/LIK

- BIKMAK ile/ve/değil/||/<>/< BEZMEK


- BIKMA(MA)K ile/ve/||/<> DOYMA(MA)K

- BIKMAK ile KANIKSAMAK

- BIKMAK/USANMAK ile/ve SIKILMAK

- BIKTIRMAK ile BIKTIRILMAK ile BIKTIRABİLMEK

- BİLARDO ile BİLARDOCU/LUK ile BİLARDO TOPU ile BİLARDO MASASI ile BİLARDO SALONU ile BİLARDO SOPASI

- [ne yazık ki]
"BİLDİĞİNİ OKUMAK"
ile/değil/yerine/>< GÖRDÜĞÜNÜ OKUMAK

( Gördüğünü okumaya çalışmamak/çalışmayan, bildiğini okumaya neden olur/devam eder. )

- BİLDİĞİNİ/BİLMEDİĞİNİ GÖSTERMEK İÇİN KONUŞMAK değil/yerine GERİBİLDİRİM

- BİLDİK değil BİLİNDİK

- BİLDİKLERİNİ YAPMAK ve/<> BİLMEDİKLERİNİ ÖĞRENMEK

( Bildiğinizle amel/hizmet edin; bilmedikleriniz, size sunulacaktır. )

- BILDIRCIN ile KEKLİK

( FERİK: Keklik, bıldırcın gibi kuşların yumurtadan yeni çıkmış yavruları. )
( Tavukgillerden, boz renkli, benekli, göçebe kuş. İLE Sülüngillerden, güvercin büyüklüğünde, tüyü boz, ayakları ve gagası kırmızı renkte bir kuş. )

- BİLDİRİLENİ BİLMEK ile/ve/değil/||/<>/< BİLMEK

- BİLDİRİŞMEK ile BİLDİRİŞ

- BİLDİRMEK ile BİLDİRTMEK ile BİLDİRİLMEK ile BİLDİREBİLMEK ile BİLDİRİVERMEK ile BİLDİRİ

- BİLDİRMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< PAYLAŞMAK

- BİLDİRMEK ile/ve/değil/yerine/<> UYANDIRMAK

- BİLE BİLE (YAPMAK)

( AN-KASDİN )

- BİLECİK < BELEKOMA

- BİLECİK ile BİLECİKLİ/LİK

- BİLECİK ile BİRECİK

( İl. İLE İlçe.[Urfa] )
( ... İLE Kelaynak kuşlarının koruma altına alındığı bölge. )

- BİLEK[İng. < BLACK] ile/değil BİLEK


- BİLEKLİK ile/değil/||/<> MARTENİÇKA/MARTİŞOR

( ... @@ Kırmızı-beyaz iplerden oluşan bu bileklik, 01 Mart'ta ve ilk martı görülene kadar takılır. )

- BİLEMEK ile BİLENMEK ile BİLETMEK ile BİLEŞMEK ile BİLEBİLMEK ile BİLETİLMEK ile BİLEYLEMEK ile BİLEŞTİRMEK ile BİLENEBİLMEK ile BİLETEBİLMEK ile BİLEYEBİLMEK ile BİLEYİVERMEK ile BİLE ile BİLEK/LİK ile BİLET ile BİLETLİ ile BİLETÇİ/LİK ile BİLETSİZ ile BİLE BİLE ile BİLEK SAATİ ile BİLEK DAMARI ile BİLEK GÜREŞİ

- BİLEMEK ile DÜRÜST ile AÇIKÇASI ile DÜRÜSTLÜK

- BİLEMEK ile "KESKİNLEŞTİRMEK"

( KILAĞI/ZAĞ: Taş üzerinde bilenen bir kesici aracın, keskin yüzüne yapışan ve aracın iyi kesebilmesi için yağlanmış yumuşak taşla kaldırılması gereken çok ince çelik parçaları. )

- BİL(E)MEMEK ile/ve DOĞRU/TAM TANIMLA(YA)MAMAK

- BİL(E)MEMEK ile/ve EMİN OLMADIĞINDAN (DOLAYI) BİL(E)MEMEK

- BİLEREK / BİLMEYEREK ile/ve/||/<> İSTEYEREK / İSTEMEYEREK ile/ve/||/<> DOĞRUDAN / DOLAYLI

- BİLEREK ile BİLE BİLE

- BİLEREK ile BİLE BİLE

- BİLEREK ile BİLE BİLE


- BİLEŞEN ile BİLEŞİK ile BİLEŞİM ile BİLEŞKE

( Fizikte ve dilde. İLE Kimyada, doğada, dilde, felsefede. İLE Kimyada. İLE Fizikte. )
( Bir bileşke oluşturan güçlerin her biri. | Bir bileşiğin molekülündeki ögeler ya da alt öbeklerden her biri. | Bir karışımın ögeleri. | Bileşim yoluyla bir sözcüğün yapısına giren sözcük. [örn. sivrisinek] İLE Bileşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep. | Kİmyasal tepkimeler sonucunda, iki ya da daha çok öğeden oluşan ve bunlardan bağımsız, fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren özdek/madde. [örn. su] | Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası. İLE İki ya da daha çok ögenin biraraya gelerek yeni bir öğe oluşturması, terkip. | İki ya da daha fazla nesnenin belirli oranlarda tepkimeye girerek oluşturduğu ve özellikleri kendini oluşturan nesnelerden farklı ve bileşenlerinin fiziksel yollarla birbirinden ayrılamadığı nesne. | Bir nesnenin, hangi kimyasal türlerden oluştuğun belirleyen verilerin tümü. | Bileşme sonucu oluşan nesne. İLE Bir nesneye uygulanan birkaç gücün toplam etkisine eşit olan tek güç. | Bir nesneyi oluşturan ögeler ya da bileşikler.

)

- COMPOUND NUCLEUS[İng.] / NOYAU COMPOSÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİK ÇEKİRDEK

- ADESE-İ MÜREKKEB[Osm.] / COMPOUND LENS[İng.] / LENTILLE COMPOSÉE[Fr.] / COMPOUNDLINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİK MERCEK

- BİLEŞİK ile DIŞMERKEZLİ BİLEŞİK

- BİLEŞİK ile KARIŞIM

( Aynı cins moleküllerden oluşur. İLE Farklı cins atom ya da moleküllerden oluşur. )
( Kimyasal yollarla ayrıştırılırlar. İLE Fiziksel yollarla ayrıştırılırlar. )
( Saftır. İLE Saf değildir. )
( Yapısındaki öğeler, belirli kütle oranlarında birleşir. İLE Belirli bir oran yoktur. )
( Yoğunlukları karakteristiktir. İLE Yoğunlukları karışımdaki maddelerin karışma miktarına bağlı olarak değişir. )

- MÜREKKEB, TERKİB[Osm.] / COMPOSITE, COMPOUND[İng.] / COMPOSÉ[Fr.] / COMPOUND[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİK

- BİLEŞİK/LİK ile BİLEŞİK KAP ile BİLEŞİK FAİZ ile BİLEŞİK KESİR ile BİLEŞİK KAPLAR ile BİLEŞİK ÖNERME

- BİLEŞİK/LİK ile BİREŞİK/LİK

- TERKİP[Osm.] / SYNTHESIS, SYNTHESIZE, COMPOSITION[İng.] / COMPOSITION, SYNTHÉSE[Fr.] / SYNTHESE, SYNTHESIEREN, ZUSAMMENSETZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİM, SENTEZ/LEMEK

- BİLEYİŞ ile BİLEYİCİ/LİK


- BİLEZİK ile/değil/||/<> BİLEKLİK

- BİLEZİK ile BİLEZİKLİ

- BİLEZİK ile HALHAL[Ar.]

( ... İLE Kadınların, ayak bileklerine taktığı bilezik. )

- BİLGELEŞMEK ile BİLGELEŞTİRMEK ile BİLGELEŞEBİLMEK ile BİLGE/LİK ile BİLGECE

- BİLGELİK:
(DERİNLİKLİ/KAPSAMLI) KONUŞMAK
ile/ve/<>/değil YAPMAK

( (Derinlikli/kapsamlı) Konuşmak, bilgelik değildir. Bilgelik, yapmaktır! )

- BİLGE/LİK / İRFAN ile BİLGİLİ/LİK

- BİLGE/LİK:
NE İSTEDİĞİNİ BİLEN/BİLMEK
ile/ve/değil/||/<>/< NE İSTEMEDİĞİNİ BİLEN/BİLMEK

- BİLGELİK ve ANLAMA, ANLAMLANDIRMA

( Bilgeliğin dudakları, anlamayanların kulaklarına kapalıdır. )

- BİLGELİK ile/ve/||/<> AYDINLANMA

( Başkalarının bilgisi. İLE/VE/||/<> Kendini tanıma. )

- BİLGELİK ve BAŞKALARINI KARALAMAMAK


- BİLGE/LİK / İRFAN ile/ve BİLGİLİ/LİK

( Devirsel kalıpları anlamak. İLE/VE Bilgi sahibi olmak. )
( Gerçek olmayanın, gerçek olmadığını görmek bilgeliktir. )
( Mutlu olmak için kendimizi (özümüzü) bilmek dışında hiçbir şeye gereksinimimiz olmadığını bilmek, bilgeliktir. )
( Bilgeliğin önemli koşulu, düzen kurmaktır. )
( O, asla vazgeçmez. )
( Bilgelik, kişinin doğuştan gelen yetilerinin üstüne kurulur ve bunların kazanılmış yetilerle beslenerek geliştirilmesi amaçlanır. )
( Bilgelik/Aydınlanma yolunda Arınma'da amaç:
1. İçgüdüler'i de içine alan duygular'ın uyumlandırılması, coşku ile yaşam sevinci'ne kavuşmak.
2. Duyarlılık Yetisi'nin eğitilmesiyle, algı yolları'nın yetkinleştirilmesi.
3. Sezgi ve buluş yollarının açılması. )
( Bilgelik, "altın orta yol"u izlemek. Aşırılığı, tutumsuzluğu ve tutkunluğu yok edebilmektir. [TAO] )
( Tüm ezoterik okullarda Arınma, Aydınlanma ve Sevgi, Bilgeliğin Yöntemi, ortak bir tutum olarak benimsenmiştir. )
( Kişi, ağzından çıkan sözlerini ve zihnini kontrol etmeli ve kendi gövdesine hiçbir zarar vermemelidir. Ancak bu davranışları saf olursa bilgelik yolunda ilerleyebilir. )
( To see the unreal is wisdom.
To know that you need nothing to be happy, except self-knowledge, is wisdom.
Will never give up. )

- BİLGE/LİK ile/ve BİLİNÇLİ "BENCİL/LİK"

- BİLGELİK ile/ve/||/<>/>/< BÜTÜNLÜK

- BİLGELİK ve/||/<> CESÂRET ve/||/<> ÖLÇÜLÜLÜK

( Bilgelik, aklın; Cesaret, kalbin; Ölçülülük, duyguların kontrolüdür. )

- BİLGE/LİK ve/||/<> GÖNÜLLÜ/LÜK

- BİLGELİK = HİKMET = WISDOM[İng.] = PRAJNA/MOKSHA[Sansk.]

- BİLGELİK ile/ve/||/<>/>/< KALITIMSAL BİLGELİK

- BİLGELİK ve/=/||/<> KARŞILIKSIZ HİZMET

- BİLGELİK ve/=/||/<> KENDİNİ TANIMAK

- BİLGELİK ile/değil MİSTİK DENEYİM


- BİLGE/LİK ile/ve/<> ÖZGÜR/LÜK

( Bilge, köle de olsa özgürdür. )

- BİLGELİK ve/<> SANAT

( Sıradan insanı, "etik insan"a dönüştürür. VE/<> Sıradan insanı, "estetik insan"a dönüştürür. )

- BİLGELİK ve/||/<> SEVGİ

( Hiçbir şey(liğ)i gördüğümüzde deneyimlenilen. VE/||/<> Herşey olduğumuzu gördüğümüzde deneyimlenilen. )
( Yaşam(ımımız), bu ikisi arasında akar/akmalı! )

- BİLGELİK ve/> TEMKİN

- BİLGELİK ve/||/<>/< UTANABILMEK

- BİLGE/LİK ile/ve/||/<>/>/< YALIN/LIK

- BİLGİ:
BETİMLEYEREK
ile/ve/||/<>/< AŞİNALIKLA

- BİLGİ ÇOKLUĞU ile/ve/değil/yerine ANLAYIŞI GELİŞTİR(EBİL)MEK

- BİLGİ/İLİM SAHİBİ OLMAK ile/ve/<> KENDİNİ BİLMEK(TANIMAK)

( Bilgi, kendine kayıtsız kalana acımaz. )

- OLGUN/LUK:
BİLGİ İTİBARİYLE
ve/||/<>
BİLGELİK İTİBARİYLE
ve/||/<>
DURUM/KOŞULLAR İTİBARİYLE
ve/||/<>
AYDINLATMA İTİBARİYLE


- BİLGİ KAYBI PARADOKSU ile/||/<> KUANTUM BELİRLİLİK

( Bilgi kaybı paradoksu kara delik bilgiyi yok eder mi İLE kuantum belirlilik bilgi korunmalıdır der. Hawking başta bilgi kaybolur İLE sonra bilgi korunur dedi. Paradoks kuantum mekaniği İLE genel görelilik çelişkisidir. )
( Stephen Hawking tarafından 1976 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1942-2018) (Ülke: İngiltere) (Alan: Fizik, Kozmoloji) (Önemli katkıları: Hawking ışıması, kara delik termodinamiği, tekillik teoremleri, kuantum kozmoloji) )

- BİLGİ TAŞIYICISI OLMAK ile/değil/yerine/||/<>/>/< ÖĞRENMEYİ ÖĞRENMEK

- BİLGİ:
TÜMEL/LİK
ile/ve/||/<> ÖZSEL/LİK ile/ve/||/<> NEDENSEL/LİK ile/ve/||/<> KESİN/LİK

- BİLGİ ÜRETMEK ile/ve/değil/||/<>/< BİLGİ DOĞURMAK

- BİLGİ VERMEK ile RESMİ OLMAYAN ile GAYRİ RESMİ OLARAK ile MUHBİR ile BİLİŞİM ile BİLGİ ile BİLGİ MASASI ile BİLGİLENDİRİCİ ile BİLGİLENDİRİLMİŞ ile MUHBİR

- BİLGİ ile AHLÂK ile ESTETİK

- BİLGİ ile AHLÂK ile ESTETİK

- BİLGİ ile/ve/||/<>/> DENEYİM ile/ve/||/<>/> YARATICILIK

( )

- BİLGİ ile/ve/=/||/<>/< DÖNÜŞ(TÜR)EBİLMEK

- BİLGİ ve/||/<>/> ERDEM ve/||/<>/> MUTLULUK ve/||/<>/> BİLGELİK


- BİLGİ ve/||/<>/> İYİLİK ve/||/<>/> KARARLILIK

( Kuşkudan kurtarır. VE/||/<>/> Istırap çekmekten kurtarır. VE/||/<>/> Kaygıdan kurtarır. )

- BİLGİ ve/= ORTADAN KALKMIŞ/LIK

- BİLGİ ile/ve SEÇENEK

- BİLGİ ve/<> TAMLIK

- BİLGİ ile/ve/=/||/<>/< VARLIK

- BİLGİBİLİMSEL/EPİSTEMİK ile VAROLUŞÇU/ONTOLOJİK

( Bilgiyle ve bilginin doğasıyla ilgili olan. İLE Varlıkla ve var olanların doğasıyla ilgili olan. )

- BİLGİDE/BİLİMDE/BİLİMSELLİKTE,
DÜŞÜNCEDE/UYGULAMADA/YAŞAMDA:
DOĞRULANABİLİRLİK
ile/ve/değil/||/<>/< YANLIŞLANABİLİRLİK

( Karl Popper )

- BİLGİDE:
TÜMELLİK
ile/ve/||/<> KESİNLİK ile/ve/||/<> ZORUNLULUK

- BİLGİLENME ve ÖZGÜRLÜK

- BİLGİLENMEK ile/ve/değil/yerine BİLGİ İŞLEMEK


- BİLGİLENMEK ile BİLGİNLEŞMEK ile BİLGİLENDİRMEK ile BİLGİSİZLEŞMEK ile BİLGİLENEBİLMEK ile BİLGİ/LİK ile BİLGİN/LİK ile BİLGİÇ/LİK ile BİLGİCE ile BİLGİCİ/LİK ile BİLGİLİ/LİK ile BİLGİNCE ile BİLGİSİZ/LİK ile BİLGİSİZCE ile BİLGİ İŞLEM ile BİLGİ KURAMI ile BİLGİ ŞÖLENİ ile BİLGİ TOPLUMU ile BİLGİ ÇARPITMA ile BİLGİ TEKNOLOJİLERİ

- BİLGİLERİ/DEĞERLERİ:
KAYIP (ETMEK)
ile/değil/yerine/>< KAYIT (ETMEK)

- BİLGİLİ ile BİLGELİK

- BİLGİLİK/ANSİKLOPEDİ[Yun.] ile SÖZLÜK

- BİLGİLİK = KAMUS = ENCYCLOPEDIA[İng.] = ENCYLOPÉDIE[Fr.] = ENZYKLOPÄDIE[Alm.] = ENCICLOPEDIA[İsp.]

- BİLGİLİ/LİK ile/ve/||/<>/> SOĞUKKANLI/LIK

- BİLGİN (OLMAK) ile/ve/değil/||/<>/> AKILLI (OLMAK)

( Başkalarının bilgisiyle (de) olabiliriz. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Ancak, kendi aklımızla olabiliriz. )

- BİLGİSAYARLAŞMAK ile BİLGİSAYAR ile BİLGİSAYARCI/LIK ile BİLGİSAYARLI ile BİLGİSAYARSIZ/LIK ile BİLGİSAYAR AĞI ile BİLGİSAYAR MASASI ile BİLGİSAYAR KORSANI

- BİLGİSEVER/LİK(/AKILSEVERLİK/DİLSEVERLİK/ÖLÇÜSEVERLİK) ile/ve/||/<>/> BİLGELİKSEVER/LİK

- BİLGİSİZİN/APTALIN HATASINI DÜZELTMEK ile BİLGENİN HATASINI DÜZELTMEK

( Sizden nefret eder. İLE/DEĞİL/YERİNE Size teşekkür eder.
[Bir aptalın hatasını düzeltme! Senden nefret edecektir. Bir bilgenin hatasını düzelt. Sana minnettar olacaktır.] )

- BİLGİSİZLİK:
BİLMEMEK
ile/ve/değil/ne yazık ki/+/||/<>/< ANLAMAYA DİRENMEK

- BİLGİSİZLİK/CEHALET >< BİLİMSEL TUTUM ve BAĞNAZLIK >< FELSEFİ ANLAYIŞ ve GÜÇ/ŞİDDET >< SANATSAL DUYARLILIK

- [ne yazık ki]
BİLGİSİZ/LİK / CEHÂLET
ve/||/<> ACIMASIZ/LIK

- [ne yazık ki]
BİLGİSİZLİK SÜRECİ VE SONUCU:
DEMOKRASİ
ile/ve/||/<>/> OLİGARŞİ ile/ve/||/<>/> TİRANLIK

- BİLGİSİZLİK ile/ve/||/<>/> BELİRSİZLİK

- BİLGİSİZLİK ile/değil CAHİLLİK/CEHÂLET

( Cehâlet ve zulmü kaldır, hidayet oradadır. )
( Hayatı amaçsız yaşamak. )
( Zekâ, doğruluk Hürmüz'ün; cehalet, yalan ise Ehrimen'in sıfatlarıdır. )

- BİLGİSİZ/LİK / CAHİL/LİK ile/ve/||/<>/>/< "DUYGUSAL/LIK"

- BİLGİSİZ/LİK ile/ve/||/<> KÖTÜ/ART NİYET/Lİ

- BİLGİSİZ/LİK ile/değil KÜLTÜRSÜZ/LÜK

( Bazı verilere sahip olmamanın adı, bilgisizlik değil kültürsüzlüktür. )

- BİLGİSİZLİK/CEHÂLET ile/ve/değil EŞİK


- BİLGİYE ERİŞİM:
GÖZLEM
ve/+/||/<>/>/< SEZGİ ve/+/||/<>/>/< FARKINDALIK

- BİLGİYİ:
KULLANMAK
ile/ve/<> DÜZENLEMEK

- BİLİK ile BİLİK
[<

( Kandil fitili. İLE Yaraların tedavisi sırasında kullanılan bir inceleme aracı. )

- BİLİM:
BİLİNMEYENDEN, BİLİNEBİLECEK OLANA YAPILAN YOLCULUK
değil BİLİNENDEN, BİLİNMEYENE YAPILAN YOLCULUK

- BİLİM DEĞERLERİNDE:
GÖZLEM/VERİ/OLGU ÖBEĞİNDE DESTEKLENME
ve/||/<>/> DENEYE DUYARLILIK ve/||/<>/> KURAMA DUYARLILIK ve/||/<>/> MATEMATİKSELLİK ve/||/<>/> YARARLILIK-İŞLEVSELLİK ve/||/<>/> GERÇEKLİĞİ BETİMLEYEBİLME

- BİLİM DERGİSİ ile DERGİ ile GAZETECİLİK ile GAZETECİ

- BİLİM İLE DİN İLİŞKİSİ "YORUMLAMASINDA":
ÇATIŞTIRMACI/LIK
ile ONAYLAYICI/LIK ile GEÇİŞLİ/LİK ile BİRLİKTE/LİK

( Üst-alt. İLE Yanyana. İLE Teğet/paralel. İLE Kesişim.[bazı noktalarda ve belirli oranlarda] )

- BİLİM/KİŞİ/İNSAN:
EŞİKLER
ve/||/<> ARALIK

- BİLİM VE TEKNOLOJİ TOPLUMU ile BİLİMSEL OKURYAZARLIK

( Bilimin ve teknolojinin toplumdaki rolünü inceleyen bir dal. İLE Bireylerin bilimsel bilgiyi nasıl anlayıp yorumlayabileceklerini, bilimsel kanıtları nasıl değerlendirebileceklerini ve bilimsel bulguları nasıl kullanarak bilinçli kararlar verebileceklerini inceler. )

- BİLİM ile/ve AHLÂK ile/ve DİN

( KANT'IN ÜÇ SORUSUNDA:
NE BİLEBİLİRİM? ile/ve
NE YAPMALIYIM? ile/ve
NEYİ ÜMİT EDEBİLİRİM? )

- BİLİM ile/ve GEÇERLİLİK

- BİLİM ile/ve GELENEK

- BİLİM ile/ve/||/<> TEKNİK

( ... İLE/VE/||/<> Bir sanat, bir bilim, bir meslek dalında kullanılan yöntemlerin hepsi. | Fizik, kimya, matematik vb. bilimlerden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama. | Bu uygulamaya dayanan, bu uygulamaya ilişkin. | Yol, beceri, yöntem. )

- BİLİM ile/ve YORUMBİLİM/HERMENEUTİK

- (B)İLİM ve/||/<> ZİKİR ve/||/<> AŞK

( Aklın gereği/terbiyesi/zekâtı. VE/||/<> Sözün gereği/terbiyesi/zekâtı. VE/||/<> Gönlün gereği/terbiyesi/zekâtı. )

- BİLİMBİREYİ BENZETMELERİNDE:
"KARINCA"
ile/ve "ÖRÜMCEK" ile/ve "ARI"

( Toplar ve istif eder. / Bazı bilimkişileri için geçerlidir. İLE/VE
Örer ve bekler. / Bazı bilimkişileri, kurgular ve bekler. İLE/VE
Toplar, özümser ve sunar. / Bazı bilimkişileri, olguları toplar, kuram içinde üretir ve sunar. )
( FRANCIS BACON - NOVUM ORGANON )

- BİLİME İNANMAK değil BİLİMİ/BİLİMSELLİĞİ ÖNCELİKLİ KILMAK/TUTMAK

( Bilim/bilimsellik, olay, olgu ve kavramları değerlendirmede/yorumlamada/konuşmada, olmazsa olmaz, aslolan ve öncelikli olanın, yanlı ya da keyfî davranmayarak, kendini/birini/kişiyi merkeze almadan (bu tavır ve tutumu anımsayarak/anımsatarak, göstererek), dayanakçalı düşünerek, konuşarak ve davranarak sağlanabilir/gösterilebilir. )
( Bilim/bilimsellik, doğrulanabilirlik ya da kanıt üzerinden değil yanlışlanana kadar doğru kabul etme gerekliliği ilkesiyle işleyen ve sürdürülebilen bir araç, yaklaşım ve tutumdur. )

- BİLİM/LER ve DİZGESELLİK

- BİLİMSEL DEVRİM:
KOPERNİK
ve/<> BRAHE ve/<> KEPLER ve/<> GALILEO ve/<> NEWTON

( KOPERNİK: "Modern astronominin ilk temsilcisi" DEĞİL Antik evren anlayışının son temsilcisi. )
( KEPLER YASALARI (EPITOME | 1618 - 1621) )

- BİLİMSEL ETİK ile BİYOETİK

( Bilimsel araştırmalarda uyulması gereken etik ilkeleri içerir. İLE Biyolojik ve tıp bilimlerinin etik yönlerini inceleyen bir dal. )

- GERÇEKLİK:
BİLİMSEL
ile/ve/||/<>/< DÜŞÜNSEL

( Dışta. İLE/VE/||/<>/< İçte. )

- BİLİMSEL TUTUM/DURUŞ ve/||/<> FELSEFÎ ANLAYIŞ ve/||/<> SANATSAL/ESTETİK DUYARLILIK ve/||/<> HAREKETLİ(SPORCUL) YAŞAM

( Hayret. VE/||/<> Hayranlık. VE/||/<> Aşk. VE/||/<> Coşku. )

- BİLİMSEL YAYINCILIK ile AKADEMİK DOĞRULUK/DÜRÜSTLÜK[Fars.]

( Bilimsel bulguların yazılı olarak yayınlanması ve paylaşılması süreci. İLE Bilimsel araştırmalarda dürüst ve etik davranmayı gerektirir. )

- BİLİMSEL/LİK ile/ve/değil BİLİMLER

- BİLİM/SELLİK ile/ve/değil/< YÖNELİM/SELLİK

- BİLİMSELLİKTE:
DOĞRULANABİLİRLİK
ile/ve/değil/<> YANLIŞLANABİLİRLİK[YANLIŞLANANA KADAR GEÇERLİLİK]

- BİLİMSELLİKTE:
"YANLIŞLANAMAZLIK"
ile/değil YANLIŞLANABİLİRLİK

- BİLİMTEY'DE:
SANATÇI YETİŞTİRMEK
ve/||/<>/< SANATÇININ DEĞERİNİ BİLMEK

- BİLİNÇ ve/<> AMAÇ ve/<> EYLEM/ETKİNLİK

- BİLİNÇ ile/ve/<> AMAÇ/LILIK

( Kişi, amacı kadardır. )

- BİLİNÇ ile/ve/değil/||/<>/< DOLANIKLIK

- BİLİNÇ ve/=/||/<> EDİM/EYLEM ve/=/||/<> OLANAK/LI/LIK

- BİLİNÇ ile/ve/<> FARKINDALIK

( Bilincin düzeyleri vardır fakat farkındalığın yoktur. )
( Bilinç, ikilik hakkındadır. Farkındalık halinde ise ikilik yoktur. )
( Bilinç, gelir ve gider, farkındalık ise değişmeksizin parlar. )
( Bilinçten farkındalığa bir geçiş olamaz, çünkü farkındalık bir bilinç biçimi değildir. )
( Devinim durumundaki bilinç, mutluluktur. )
( Bilinç, tümüyle değişimin bilincidir. )
( Bilinç, hareketsiz iken varlıktır. )
( Bilinç, varlığın tümü değildir. )
( Bilinç görelidir, içeriğine göredir; bilinç her zaman bir şeyle ilgili, bir şeye aittir. )
( Yaşayan her şey bilinci korumak, sürdürmek ve genişletmek için çalışır. )
( Bilinci, bilinç parlatır. )
( Bilincinde olduğunuz şey siz değildir. )
( Bilincinde olduklarınızın hiçbiri değilsiniz. )
( Bilincin ötesinde tezahür etmemiş olan yatar. )
( Bilincin ötesinde zaman ve uzay yoktur. )
( Bilincim var fakat bilincimin bilincine gereksinimim var. )
( Bilincin, bencilliğinin dürüstlüğünün ölçüsüdür. )
( Bilince ve onun içeriğine tutunmayın. )
( Bilincinizin içeriği ile büyülenmeyi bırakın. )
( Bilinçli bir varolan olarak, doğanın bir parçasısınız. Farkındalık olarak ise onun ötesindesiniz. )
( Bir kâğıttaki bir deliğin hem kâğıtta oluşu hem de kâğıttan olmayışı gibi, en yüce hal de bilincin tam merkezinde ama yine de bilinçten ötedir. )
( Gerçekten sahip olduğunuz şeyin bilincinde olmazsınız. )
( Sahip olduğunuzda artık onun bilincinde olmazsınız. )
( Farkındalık, bir nesnesi ve hedefi olduğunda bilinç olur. )
( Farkındalık, kendi başına, devinimsiz ve zamansız, burada ve şimdidir. )
( Farkındalık, zihnin kendi ötesinde gerçeğe uzandığı noktadır. )
( Farkındalık durumu içindeyken aradığımız, bizi hoşnut eden değil doğru olandır. )
( Farkındalık halinde olgularla yüzleşirsiniz, gerçek olguları sever. )
( Farkındalık, zamana ilişkin değildir. )
( Farkındalık, her zaman sizinledir. )
( Farkındalık, bütün, değişmez, sakin ve sessizdir. Ve o tüm deneyimlerin ortak matrisi(ana kalıbı)dir. )
( Farkındalık, tüm zamanı ve uzayı içerir. )
( Şefkatli farkındalık iyileştirir ve yanlıştan kurtarır. )
( Doğayı sadece bilinç olarak görmek, farkındalıktır. )
( Önce farkındalığın güneşi doğmalı - ardından hepsi gelecektir. )
( Bir kalemin minicik ucu nasıl sayısız resim çizebilirse, öylece, farkındalığın boyutsuz noktası da koskoca evrenin içeriğini çizer. Siz işte o noktayı bulun ve özgür olun. )
( Olay hoş ya da nahoş olabilir, küçük ya da önemli olabilir, farkındalık hep aynıdır, değişmez. )
( Kökenlere inin, çok geçmeden, farkındalığın sizin gerçek doğanız olduğunu ve farkında olduğunuz hiçbir şeyin kendinize ait olduğunu söyleyemeyeceğinizi fark edeceksiniz. )
( Öz-Farkındalık içinde kendinizi öğrenirsiniz. )
( Öz-Farkındalık, size her adımda ne yapılması gerektiğini bildirir. )
( Öz-farkındalık, tüm hayırların size akmasını sağlar. )
( Yolculuğun başlangıcında arınmaya ve yıkanmaya, berraklaşmaya gereksinim vardır, bunu da farkındalık hali sağlayabilir. )
( Bilincin ötesindeki Saf Farkındalık en yüce Mürşit'tir. )
( Kişi tanığa katılır, tanık farkındalığa, farkındalık ise saf varoluş katılır; bununla birlikte, kimlik kaybolmaz, yalnızca onun sınırlılığı kaybolur. )
( Gövdeyi beyin gözetir, beyni bilinç aydınlatır; bilinç farkındalığın gözetimindedir. )
( Gövdemiz ve zihnimiz, ikisi de zamana tabilerdir; sadece farkındalık, zaman-ötesidir. )
( Farkındalığın ötesine geçtiğinizde birlik hali vardır. )
( Farkındalığınızla işe koyulun, zihninizle değil. )
( Farkındayım, çünkü hiçbir şey imgelemiyorum. )
( Ehl-i butlânın sözün tercih eden, âdem midir?
Âdem ol! İsterse hasm olsun bütün âlem sana
[ Bâtıl ehlinin sözünü yeğleyen, insan mıdır?
İnsan ol da isterse bütün dünya düşman olsun sana ] )
( There are levels in consciousness, but not in awareness.
Consciousness is of duality. There is no duality in awareness.
Consciousness comes and goes, awareness shines immutably.
There can be no transition from consciousness to awareness, for awareness is not a form of consciousness.
Consciousness is relative to it's content; consciousness is always of something.
Awareness is total, changeless, calm and silent. And it is the common matrix of every experience.
Awareness is not of time.
Consciousness is not the whole of being.
Awareness is always with you.
All that lives, works for protecting, perpetuating and expanding consciousness.
Beyond consciousness altogether lies the unmanifested.
Beyond consciousness where are time and space?
Like a hole in the paper is both in the paper and yet not of paper, so is the supreme state in the very centre of consciousness, and yet beyond consciousness.
Consciousness in movement is happiness.
Consciousness motionless is being.
You are nothing that you are conscious of.
The body is looked after by the brain, the brain is illumined by consciousness; awareness watches over consciousness.
Cease being fascinated by the content of your consciousness.
As a conscious self you are a part of nature. As awareness, you are beyond.
Do not hold on to consciousness and its contents.
What is really your own, you are not conscious of.
When you have it, you are no longer conscious of it.
What you are conscious of is not you.
Awareness is the point at which the mind reaches out beyond itself into reality.
In awareness you seek not what pleases, but what is true.
Awareness becomes consciousness when it has an object.
Awareness by itself is motionless and timeless, here and now.
In awareness you are facing facts and reality is fond of facts.
Awareness contains all space and time.
Compassionate awareness heals and redeems.
The sun of awareness must rise first - all else will follow.
Self-awareness tells you at every step what needs be done.
The event may be pleasant or unpleasant, minor or important, awareness is the same.
Go to the root of pure awareness and you will soon realise that awareness is your true nature and nothing you may be aware of, you can call your own.
Into self-awareness all blessings flow.
The clarification and purification needed at the very start of the journey, only awareness can give.
Pure awareness beyond consciousness is the supreme Guru.
The person merges into the witness, the witness into awareness, awareness into pure being, yet identity is not lost, only its limitations are lost.
Your body and your mind are both subject to time; only awareness is timeless.
When you go beyond awareness, there is a state of non-duality.
Put your awareness to work, not your mind.
I am aware, for I imagine nothing. )
( İçerikle ilgilidir. İLE/VE/<> Bütünlükle ilgilidir. )
( )