( Soluk alıp verme karşılık respirasyon re tekrar anlatan ön ek Lât spirare solumak Bir organizma ile çevresinde meydana gelen gaz alış verişi havanın solunum organlarına çekilerek kanın temizlenmesinden sonra kirlenen havanın dışarı atılması biyoloji botanik zooloji Karın boşluğu ile ciğerlere yeterli ölçüde hava alıp verme 1 Bir organizma ile çevresi arasında gaz alış verişi havanın solunum organlarına çekilerek temizlenmesinden sonra kirlenen havanın dışarı verilmesi Organizma ile çevresi arasında oksijen ve karbondioksit değişimi Respirasyon dış solunum 2 Bir organizmada oksijenin dokulara taşınması ve karbondioksitin atılması olan fiziksel ve kimyasal olaylar 3 Metabolik olarak oksidatif reaksiyonlar zinciri Bu reaksiyonlarda son elektron tutucusu olarak oksijene ihtiyaç vardır Atık ürün olarak karbondioksit ve kullanılabilir enerji meydana gelir Hücre içi solunumu olarak bilinen reaksiyonlar üç aşamada gerçekleşir a Karbohidrat amino asit ve yağ asitlerinden asetil koenzim A meydana gelir Olaylar sitoplazmada gelişir b Mitokondrilerin matriksinde meydana gelen sitrik asit devri c Mitokondrilerin kristalarında meydana gelen elektron taşıma zinciri reaksiyonları Hücre içi solunumu 1 Atmosfer vaya sudaki oksijenin akciğer veya solungaçlarla alınarak kan yoluyla hücrelere ulaştırılması ve hücrelerde oksidasyon sonucu oluşan atıkların dışarı atılması 2 Metabolik olarak oksidatif reaksiyonlar zinciri hücre içi solunum Akciğerlerde havanın yenilenmesi akciğer alveol havasıyla kan arasında gaz alışverişi gazların kanda taşınması kanla hücreler arasındaki gaz alışverişi ve hücrelerin oksijen kullanması karbondioksit üretmesi olayları içeren süreç respirasyon Dış solunum ve iç solunum olarak ikiye ayrılır )
( Deri solunumu. İLE
Trake solunumu. [biyolojide] İLE
Havanın soluk borularına girdiği ya da çıktığı sırada doğal olmayan ses. (tıp'ta) İLE
Boğazdan açılan yapay bir delik aracılığıyla sayrının soluk alması. (tıp'ta) İLE
Hava ile solunum. )
( TENEFFÜS[< NEFES]: Nefes, soluk alma; Yorgunluk almak için dinlenme; Tan yeri ağarma; Deniz suyunun dalga ile sahile vurması. )
( Ait olduğu türden çok ufak farklarla ayrılan birey ait olduğu belirli bir grup organizmadan görev ve yapı karakterleri bakımından ayrılan bir organizma Renk ibik biçimi sakal veya bacak tüylerine göre oluşan ırkların alt bölümü )
( Çok indisli, iki ya da daha çok yönü ilişkilendiren niceliktir; koordinat dönüşümünde her indis ayrı kurala göre dönüşür. Gerilme ve atalet nesnesi örnektir. @@ Tek indisli niceliktir; büyüklük ve yön taşır, dönüşümde tek kural işler. Birinci mertebeden olan biçimidir, yani ikincisi ilkinin özel bir durumudur. )
( Sinema TV Alıcının önünde yer alan konunun ya da görünçlüğün ışıklandırılması Nesneler ve çevrelerinin görülebilmesi amacıyla ışık uygulanması Bir yerleşim yerindeki konutların konut dışında kalan yapıların genel yapıların ve açık alanların kent yönetimince ya da ona bağlı işletmelerce ışıklandırılması Bir sorunun ya da bir kavramın tüm içerimleriyle açıklanması aydınlanma Muayene amacıyla bir organın nesnenin veya boşluğun ışıklandırılması )
( şeritgiller karşılık tenyalar Cestodes kestos kemer Çokgözeli hayvanlardan birincilağızlılar Protostomia filumunun ilkelkurtlar Scolecida dalının yassıkurtlar Plathelminthes sınıfından bir takımı Ergin halde omurgalı hayvanların bağırsaklarında içasılak olarak yaşarlar Vücutları baş ve boyundan oluşan bir skoleks ile buna eklenmiş bulunan ve proglotis denen bölmelerden yapılmıştır Başta konağa tutunmak üzere çengeller ve çekmenler bulunur Erdişidirler Gelişmeleri sırasında kancalı küre onkosfer ve kabarcıklı kurt sistiserkus denen larva evreleri vardır Sığır tenyası Taenia saginata domuz tenyası T solium köpek tenyası T echinococcus balık tenyası Dibothriocephalus latum iyi bilinen türleridir Çok hücrelilerden Metazoa birincil ağızlılar Protostomia filumunun ilkel solucanlar Scolecida dalının yassı solucanlar Platyhelminthes sınıfından bir takım Ergin hâlde omurgalı hayvanların bağırsaklarında iç asalak olarak yaşayan vücutları baş ve boyundan oluşan skoleks ile proglotis denilen bölmelerden yapılmış başta konağa tutunmak üzere çengeller ve çekmenler bulunan er dişi gelişmeleri sırasında kancalı küre onkosfer ve keseli larva sistiserkus evrelerini geçiren sığır tenyası Taenia saginata domuz tenyası T solium köpek tenyası T echinococcus balık tenyası Dibothriocephalus latum iyi bilinen türleridir Tenyalar Platyhelmintes şubesinde bulunan skoleks proliferasyon bölgesi ve strobiladan meydana gelmiş dorsoventral basık sindirim sistemi bulunmayan hermafrodit şerit benzeri uzun yassı ve boğumlu bağırsak asalakları sestodlar Cestoidea sınıfında gerçek şeritleri içeren alt sınıf Eucestoda Cestoda Bu alt sınıfta bulunan türlerin erişkinleri alttan üstten basık genellikle beyaz opak görünüme sahip omurgalıların sindirim sisteminde yaşayan Archigetes türleri hariç polizoik Caryophyllidea ailesindeki Caryophyllaeus laticeps ve Spathebothriidea ailesineki türler hariç protandrik hermafrodit Dioecocestidae ailesinde bulunan türler hariç uzunluğu 1 mm ile 25 m arasında değişen canlılardır Vücudları genellikle skoleks proliferasyon bölgesi ve birkaç ila dört bin halkadan oluşan strobiladan meydana gelmiştir Erişkinler omurgalıların sindirim sitemi ve ilgili kanallarında parazitlenirken larvalar sistiserkus sönurus hidatit sparganum çeşitli organ ve dokularda bulunabilmektedirler 11 takımın ikisi Pseudophyllidea ve Cyclophyllidea insan ve hayvanlarda parazitlenen türleri içermektedir Düz bir kütikülle örtülü vücudu bölümlere ayrılmış olup insan ve hayvan bağırsaklarında asalaklanan yassı solucanlar sınıfı tenyalar şeritler zooloji )
( Pycnonotus jecosus Ötücükuşlar Passeriformes takımının ArapbüIbülügiller Pycnontidae familyasından bir kuş türü Başında tepeliği vardır Ötücü kuşlar Passeriformes takımının Arap bülbülügiller Pycnonotidae familyasından başında tepeliği olan bir tür )
( anlamdaş elmabaş Podiceps cristatus Dalgıçkuşları Pygopodes takımının yumurtapiçigiller Podicipedidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 66 cm Başında kara tüylerden yapılmış bir tepelik vardır Bütün dünyaya yayılmıştır Sazlık göllerde yaşar bahri tepeli dalgıç )
( Casuarius emeu Tepelidevekuşları Casuarii takımının tepelidevekuşugiller Casuariidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 180 cm Başı ve boynu çıplaktır Yeni Ginaede sürüler halinde gezer Kuşlar Aves sınıfının tepeli deve kuşları Casuariiformes takımından Yeni Gine ve Avustralya ormanlarında sürüler hâlinde yaşayan Afrika deve kuşundan biraz daha küçük tüyleri dikene benzeyen baş ve boynu çıplak uçamayan fakat hızlı koşabilen bir tür )
( Condylura cristata Böcekçiller İnsectivora takımının köstebekgiller Talpidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 2 kuyruğu 9 cm Kuzey Amerikada toprak altında yaşar Böcekçiller Insectivora takımının köstebekgiller Talpidaee familyasından 20 cm kadar uzunlukta 9 cm kadar kuyruğu olan Kuzey Amerikada toprak altında yaşayan bir tür )
( Galerida cristata Ötücükuşlar Passeriformes takımının tarlakuşugiller Alaudidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 18 cm Sırtı külkahverengi karnı beyazkülrengi olur Avrupa ve Asya ve Kuzey Afrikada tarlalarda yaşar tepeli toygar )
( Opisthocomus hoazin Tavuksular Galliformes takımının tepelitavukgiller Opisthocomidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 62 cm Güney Amerikada yaşar Ağaçlara tırmanır Tavuksular Galliformes takımının tepeli tavukgiller Opisthocomidae familyasından 62 cm kadar uzunlukta Güney Amerikada yaşayan ağaçlara tırmanan bir tür )
( Bir sıvıyı gaz evreye geçirme işlemi buğulaştırmak Sıvı radyoaktif artıkların radyoaktif olmayan bileşenlerinin buharlaştırılması sonucu geriye kalan yoğunlaştırılmış radyoaktif madde miktarının hacimce küçültülmesi Herhangi bir bileşiğin içerisindeki sıvı bileşenlerinin uzaklaştırılmasıyla yoğunluğunun artırılması işlemi )
( İçinde bulgur et soğan biber bulunan bir kızartma yemeği Yürüyüşte adımın yere basışı sırasında arka bacaklardan bir veya her ikisinin ani ve şiddetli olarak bilinç dışı bükülerek yukarı kalkması )
( Bir genotip tarafından gösterilen fenotipik esneklik şablonudur. @@ Genotipe bağlı olarak oluşan fenotipin, çevresel etmenlerin etkisiyle çeşitlilik göstermesidir.
( Memeli hayvanların derilerinde bolca her yöne dağılmış bulunan ve ter salgılayan apokrin tip bezler Memeli hayvanların derilerinde her tarafa dağılmış olarak bulunan bükülmüş tüp şeklinde merokrin ektin ve apokrin tüp salgılama yapan salgı yapan kısmın etrafı kassı epitel hücreleri ile çevrelenmiş koyu hücreler sitoplâzmasında glikoprotein granülleri olan ve açık hücreler sitoplâzmasında glikojen granülleri bol olan şeklinde iki hücre tipine sahip salgısında su sodyum klorür üre ürik asit amonyak ve çok az protein bulunan deri yüzeyinde buharlaşarak vücut sıcaklığının dengelenmesini sağlayan teri salgılayan bez )
( Büyük heybe Boğaz Susuz Kars ter bezi Eski kaynaklarda der biçimi de geçer Az tǝr der ter tir tir ter ter ter ter Alt Tel Kuğ Kzl Küer ter der tar Eski çağlardan başlayarak kullanılır Uygurcada ter olarak geçer Orta Türkçede tēr biçimi göze çarpar Eski Kıpçakçada ter olarak kullanılır Eski ve yeni diyalektlerde ücret olarak da kullanılır Ter ve ücret anlamları arasındaki ilişki açık ve doğaldır Buna benzer birçok örnek vardır Örn Moğolca kölesün ter olarak kullanılır Ancak Türkçe ter gibi Moğolca kölesün de ücret olarak geçer Yakutça kölöhün ter olarak Moğolcadan alınmıştır Kałużynski ME 82 Räsänen V 289a )
( Elçi RNAda mRNA kotlanmış olan genetik bilginin çözülerek belli bir proteinin sentezlenmesi olayı Translasyon çevirme mRNA nın taşıdığı genetik bilgiye göre ribozomlarda amino asit dizisinin saptanarak proteinlerin sentezlenmesi translasyon tarcama Arapça tarcama Akkadca targumannudan alınmıştır Nyberg Tschudi Arm 133 Jyrkӓnkallionun Türkçe tılmaç dilmaç biçiminin Akkadca targumannudan geldiği yolundaki savı yanlıştır StO 17 8 )
( botanik Hardalgiller Brassicaceae familyasından yaprakları salata olarak kullanılan tek yıllık bitkiler tara garden herbs in general especially beets spinach cresses leek or parsley Yerel ağızlarda tereye kerdeme gerdeme adı da verilir kerdeme )
( yozlaşma Bozulma Hücre ve dokuların canlılığını koruyarak görev bakımından daha az etkin bir düzeye inmesi ve çeşitli yapısal değişimlere uğraması dönüşümlü hücre zedelenmesi Canlı gözelerinin kalıtsal özelliklerini türlü nedenlerle yitirerek bozulmaları 1 Geri evrim 2 Yapının bozulması Bir organizmanın ya da bir parçasının daha az aktif ve daha sade olan biçimlere geri dönmesi Dejenerasyon 3 Bir amino asidi kotlayan birden fazla kodonun obuası )
( bk. yozlaşma @@ Bozulma. @@ Hücre ve dokuların canlılığını koruyarak görev bakımından daha az etkin bir düzeye inmesi ve çeşitli yapısal değişimlere uğraması, dönüşümlü hücre zedelenmesi. @@ @@ @@Canlı gözelerinin, kalıtsal özelliklerini türlü nedenlerle yitirerek bozulmaları. @@ 1. Geri evrim. 2. Yapının bozulması. Bir organizmanın ya da bir parçasının daha az aktif ve daha sade olan biçimlere geri dönmesi. Dejenerasyon. 3. Bir amino asidi kotlayan birden fazla kodonun obuası. )
( kimya Bir çökeltideki çözünenin doygunluk sınırını aştığı zaman oluşturduğu çökeltilerin oluşumu Eriyebilir antijenlerin antikorlarla çözünmez çökelti oluşturması presipitasyon )
( botanik Isıl işlem gören bir parçanın aşırı ısıtmadan ötürü bölgesel olarak eriyerek sıvı metal salması olayı Pastırmalık etlerin güneşte kurutulması sırasında yüzeydeki yağların kısmen eriyerek yağ damlacıkları oluşturması durumu )
( Bir hücrelilerden Protozoa kirpikliler Ciliata sınıfının tüm kirpikliler Holotricha takımından iki kontraktil kofulu ve iki çekirdeği bulunan tatlı sularda serbest yaşayan Paramecium caudatum türü iyi bilinen bir cins Bir hücrelilerden Protozoa kirpikliler Ciliata sınıfının tüm kirpikliler Holotricha takımından iki kontraktil kofulu ve iki çekirdeği bulunan tatlı sularda serbest yaşayan bir cins )
( Evrim ağacı üzerindeki dalların en uç noktasıdır. Gününümüzde var olan türleri ya da taksonları, yaşayan tüm bireylerle birlikte kapsayan noktalardır.
( akkarınca İnce toz alüminyum ile demir ve öteki metal oksitlerinin büyük ısı salan karışımları Sıcak ya da ılıman ülkelerde yaşayan akkarıncalar takımına bağlı canavar böceklerin genel adı ağaç kemiren karınca divik termit )
( karşılık beyazkarıncalar İsoptera isos eş pteryx kanat Eklembacaklı hayvanlardan böcekler İnsecta sınıfının kanatlılar Pterygota altsınıfının bir takımı Vücutları yumuşaktır Ağız parçaları çiğneyici tiptir Ön ve ard kanatları aynı büyüklüktedir Yarıbaşkalaşma gösterirler Sosyeye yaparlar Sosyetede üreme yeteneğinde olan bir erkek bir dişi kraliçe den başka üreme yeteneğinde olmayan birçok dişi ve erkekler er ve işçi bulunur Sarıboyunlu termit Colotermes cinsi iyi bilinir zooloji Eklem bacaklı hayvanlardan böcekler Insecta sınıfının kanatlılar Pterygota alt sınıfından vücutları yumuşak ağız parçaları çiğneyici tipte ön ve art kanatları aynı büyüklükte olan yarı başkalaşım gösteren sosyete yapan ve sosyetede üreme yeteneğinde olan bir erkek ve bir dişiden kraliçe başka üreme yeteneğinde olmayan birçok dişi ve erkekler er ve işçi bulunan bir takım Sarı boyunlu termit Colotermes cinsi iyi bilinir Beyaz karıncalar Eklem bacaklı hayvanlardan böcekler Insecta sınıfının kanatlılar Pterygota alt sınıfından vücutları yumuşak ağız parçaları çiğneyici tipte olan bir takım )
( Termodinamik; ısı, sıcaklık, enerji ve iş arasındaki ilişkiyi inceleyen ve araştıran bilim dalıdır. Daha kapsamlı bir ifadeyle termodinamik; ısı, sıcaklık, entropi, entalpi, termodinamik yasaları, sıcaklık, iş ve enerji konularını inceler. Etimolojik olarak termodinamik sözcüğü Yunancada ısı anlamına gelen "θερμο" ile dinamik anlamına gelen "δυναμική" sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. Ek olarak Sadi Carnot, termodinamik biliminin kurucusu olarak kabul edilir. Fransız fizikçi Sadi Carnot 1824 yılında ısı motoru çevrimi kavramını ve tersinmezlik ilkesini ortaya atmıştır. Sadi Carnot'un fikirlerini o yüzyılın sonlarında Alman fizikçi ve matematikçi Rudolf Clausius geliştirmiştir. @@ Termodinamikte bir sistemin sınırlarından ısı akışının gerçekleşmediği ya da giren ısının çıkan ısıya eşit olduğu denge durumudur. @@ Entalpi, maddenin yapısında depoladığı enerjinin tanımıdır. Sembolü H'dir. Entalpi, iç enerji, basınç ve hacme bağlıdır. Sıcaklık arttıkça molekül iç etkileşimleri de artacağı için entalpi de artacaktır. @@ Fizikte entropi, bir sistemin mekanik işe çevrilemeyecek termal (ısıl) enerjisini temsil eden termodinamik birimdir. Çoğunlukla bir sistemdeki rastgelelik ve düzensizlik olarak tanımlanır ve istatistikten teolojiye birçok alanda yararlanılır. Sembolü S'dir. Sistemlerdeki düzensizlik arttıkça, entropi de artar. Bu durum da faydalı (iş yapabilir) enerji miktarını azaltır. Faydasız enerjiyi (entropi) arttırır. @@ Kimyasal sistemlerin özellik ve davranışlarını inceleyen, bu özellik ve davranışların sonucunda ortaya çıkan yasaları belirleyen bilim dalıdır. Fizikokimya; sıcaklık, basınç, hacim, derişim gibi fiziksel etmenlerin kimyasal tepkimelere etkilerini inceler. Sistemlerdeki ısı ve iş dönüşümlerini, tepkime hızlarını ve tepkime mekanizmalarını matematiksel ifadelerle teorilere dönüştürür. Elektrokimya, termodinamik, kimyasal kinetik alanlarını da kapsar.
( Bir sürecin yalnızca başlangıç ve bitiş durumlarını, enerji ve denge açısından karşılaştırıp olabilirliğini söyleyen daldır; ne kadar sürede olacağını söylemez. @@ Bir sürecin ne kadar hızlı gerçekleştiğini, hangi yoldan ve hangi engellerle ilerlediğini inceleyen daldır. İlki olur mu ve ne yönde, ikincisi ne kadar hızlı sorusunu yanıtlar; bir tepkime termodinamikçe olası olsa da kinetikçe çok yavaş olabilir. )
( Pierre Eugène Marcellin Berthelot tarafından 1881 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1827-1907) (Ülke: Fransa) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Organik sentez, termokimya) )
( Dünyalaştırma, başka bir gezegeni ya da gök cismini, Dünya'nın yaşamı destekleyen iklimi ve atmosferiyle benzer koşullara sahip hale getirme sürecine verilen isim. Bu durum genellikle atmosferin bileşiminin değiştirilmesi, iklimin düzenlenmesi ve hatta yüzeyin yeniden şekillendirilmesi gibi çeşitli ekolojik ve bilimsel değişiklikleri içinde barındırır. Bu süreç teorik olarak insanların uzayda koloniler oluşturmasını ve diğer gezegenlerde yaşamasını mümkün kılabilir. Ancak dünyalaştırma hâlâ büyük ölçüde teorik bir kavramdır ve uygulamada birçok teknolojik ve etik engel ile karşı karşıyadır.[1][2]
( Farklı zamanlarda, iki birey arasında görülen uyum başarısı değişimidir. @@ Sonradan evrimleşen bir özelliğin, evrimsel süreç içerisinde, atasal formuna geri dönmesidir.
( çöktürme Bir çözeltiye belirli bir ayıraç katarak çözünmeyip dibe çöken yeni bir bileşik elde etme kimya Katı parçacıkların elektrik yüklerini yansızlaştırarak birikimlerini sağladıktan sonra radyoaktif çamurdan ayırma işlemi Kimyasal tepkimeler ya da fiziksel süreçlerle belirli bileşikleri özdekleri çöktürme olayı Bir karışımda bulunan maddelerin çöktürülerek ayırt edilmesi )
( Sonsuz yavaş ilerleyen, her adımda dengede kalan, geri sarıldığında sistemi de çevresini de tam eski hâline döndüren idealleştirilmiş süreçtir; toplam entropi değişmez. Gerçekte tam ulaşılamaz, bir sınırdır. @@ Doğadaki gerçek süreçlerdir; sürtünme, ani genleşme ya da ısı akışı yüzünden toplam entropi hep artar ve süreç kendiliğinden geri dönmez. Kırılan kadehin toplanmaması, kokunun odaya yayılması örnektir. )
( Kimyasal tepkimeler ya da fiziksel süreçlerle belirli bileşikleri özdekleri çöktürme olayı Bir karışımda bulunan maddelerin çöktürülerek ayırt edilmesi )
( Cisticola cisticola Ötücükuşlar Passeriformes takımının öteğengiller Sylviidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 10 5cm Sırtı ve kanatları karakahverengi karnı sarı olur Avrupa Afrika ve Asyanın sazlık bölgelerinde yaşar Ötücü kuşlar Passeriformes takımının ötleğengiller Sylviidae familyasından 10 5 cm kadar uzunlukta sırtı ve kanatları kara kahverengi karnı sarı Avrupa Afrika ve Asyanın sazlık bölgelerinde yaşayan kendisine çok özel bir yuva yapan bir tür )
( İki kıvrımlı dağ dizgesinin birbirleriyle kaynaşması 1 Oyun kişileri arasındaki çatışma 2 İç çatışma tinsel olan çatışma Bir kişinin kendi kendiyle olan çatışması 3 Dış çatışma hareketlerle ve sözlerle olan çatışma Karşıt güçlerin ve duyguların çarpışması Uzlaştırılamayan ve birbirine karşıt olan içtepi istek ve eğilimlerin canlıyı aynı zamanda ve yaklaşık güçte etkilemesi Bu durumda canlı karar vermede ve seçme yapmada güçlük çeker 1 Aynı anda ortaya çıkan birbirine karşıt ya da eşit derecede çekici dilek ve isteklerin bireyde yarattığı ruhsal durum 2 Birbirleriyle uyuşmayan dilek istek ya da ereklerin yarışmasından ortaya çıkan üzücü ya da kıvanç vermekten uzak bilinç durumu Görüş ve kanıların aykırılığından doğan karşıtlık coğrafya 1 Olay dizisinin gelişmesinde basamakları ortaya çıkaran kişiler arasındaki iç ve dış çatışmalar 2 Bir oyun kişisinin kendi içindeki bunalımı hiatus ünlü çatışması Kenetlenme )
( Tanı Tanı Bir veri yığını ya da bilgi gerecinin taranarak incelenen konu çevresinde örgütlenmesi Bir organizmanın bütün ayırıcı karakterlerinin kısaca belirtilmesi Diyagnoz 1 Belirtilere ve bulgulara göre hastalığın belirlenmesi diyagnoz teşhis 2 Bir organizmanın bütün ayırıcı karakterlerinin kısaca belirtilmesi Hastalık belirtilerine ve hastalıkla ilgili her türlü muayene bulgularına dayandırılarak hastalığın niteliğinin ortaya konması diagnoz diyagnoz diyagnozis teşhis )
( Bir veri yığını ya da bilgi gerecinin taranarak incelenen konu çevresinde örgütlenmesi Bir organizmanın bütün ayırıcı karakterlerinin kısaca belirtilmesi Diyagnoz 1 Belirtilere ve bulgulara göre hastalığın belirlenmesi diyagnoz teşhis 2 Bir organizmanın bütün ayırıcı karakterlerinin kısaca belirtilmesi Hastalık belirtilerine ve hastalıkla ilgili her türlü muayene bulgularına dayandırılarak hastalığın niteliğinin ortaya konması diagnoz diyagnoz diyagnozis teşhis )
( Eklem bacaklı hayvanlardan kabuklular Crustacea sınıfından 15 mm kadar uzunlukta karada nemli yerlerde yaşayan vücutları uzun ve kubbeli dokunulunca küre şeklini alan A vulgare türü iyi bilinen bir cins Kabuklular sınıfından 15 mm kadar uzunlukta karada nemli yerlerde yaşayan vücutları uzun ve kubbeli dokunulunca küre biçimini alan kabuklu cinsi )
( karşılık fiksasyon fixus tespit edilmiş Canlıyı bir takım kimyasal maddelerle muamele ederek mümkün olduğu kadar hızla ve mümkün olduğu kadar biçim ve kimyasal yapısını değiştirmeksizin saklama Işık mikroskobu ya da elektron mikroskobunda incelemek üzere canlıdan alınan parçaların daha sonra çürüme ve bozulmasını engellemek ve canlı hallerine en yakın şekliyle korumak için Bouin Zenker ozmiyum tetroksit vb gibi tespit sıvıları ile muamele etmek Fiksasyon 1 Doku veya sıvıların kimyevi bir maddeyle işleme tabi tutularak otolizinin engelllenmesi 2 Işık mikroskobu veya elektron mikroskobunda incelemek üzere canlıdan alınan parçaların daha sonra bozulmalarını önlemek ve canlı durumuna en yakın biçimiyle korumak için kimyasal tespit sıvılarıyla işleme tabi tutma fiksasyon 1 Sabit ve oynamaz hâle getirme tespit etme özellikle yerinden kaymış veya ayrılmış bir organı ameliyat veya diğer bir yolla eski yerine tespit etme 2 Mikroskopik muayene için ince kesit almayı kolaylaştırmak üzere dokunun parafin vb madde içinde tespit edilmesi 3 Anatomopatolojik muayene için organ veya oluşumun tespit edici bir materyalin içerisine konması 4 Görüntünün retinada sarı leke üzerine düşmesini temin edecek biçimde her iki gözün obje üzerinde odaklanması 5 Doku veya sıvıların tespit çözeltileri içerisinde işleme tabi tutularak dokunun çürümesinin veya kokuşmasının engellenmesi fiksasyon )
( (zooloji) @@ (Yun. ana: yukarı; tome: kesmek) Biyolojinin canlıların iç yapıları ile uğraşan dalı, yapı bilimi. @@ 1. İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbirleriyle olan ilgilerini inceleyen bilim dalı, yapı bilimi. 2. Herhangi bir organizmanın yapısı. @@ anat. Vücudun normal biçimini ve yapısını inceleyen bilim dalı. Organlı varlıkların yapısıyla biçimini ve bu yapıyı oluşturan organları, bu organların işlevleri arasındaki ilişkileri ve normal komşuluk ilişkilerini inceleyen bilim, yapı bilim. Anatemnien: açmak, Ana: Boylu boyunca, Tome: kesme. @@ @@ )
( zooloji ana yukarı tome kesmek Biyolojinin canlıların iç yapıları ile uğraşan dalı yapı bilimi 1 İnsan hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbirleriyle olan ilgilerini inceleyen bilim dalı yapı bilimi 2 Herhangi bir organizmanın yapısı anat Vücudun normal biçimini ve yapısını inceleyen bilim dalı Organlı varlıkların yapısıyla biçimini ve bu yapıyı oluşturan organları bu organların işlevleri arasındaki ilişkileri ve normal komşuluk ilişkilerini inceleyen bilim yapı bilim Anatemnien açmak Ana Boylu boyunca Tome kesme )
( Pristis pristis Köpekbalıkları Selachii takımının testerebalığıgiller Pristidae familyasından bir balık türü Tek cinsin tek türüdür Uzunluğu 7 testeresi 2 m Balinalara saldırarak testeresiyle parçalar Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşar Köpek balıklan Selachii takımının testere balığıgiller Pristidae familyasından 7 cm kadar uzunlukta 2 m kadar testeresi olan Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşayan bir tür Vatoz balıkları Rajiformes takımının testere balığıgiller Pristidae familyasından 2 m kadar testeresi 4 5 m kadar uzunluğu olabilen Atlantik Okyanusu ve Akdeniz de yaşayan bir tür marangoz balığı Testere balığı )
( Balıklar Pisces sınıfının köpek balıkları Selachii takımının örtülü omurlular Tectospondyli alt takımından vücutları basık ve uzun göğüs yüzgeçleri büyük başı öne doğru uzamış ve kenarları testere gibi tırtıklı üzerleri plâkoyit pullarla örtülü doğurarak çoğalan türleri olan bir familya Kıkırdaklı balıklardan vatoz balıkları Rajiformes takımına ait burunları kılıç biçiminde uzamış ve yan taraflarında dişler bulunan üzerleri plakoyit pullarla örtülü doğurarak çoğalan türleri olan bir familya testere balıkları testere dişliler )
( Y kromozomu üzerindeki SRY geninin eksikliğinden kaynaklanan interseks biçimi. Bu özelliğe sahip olan ve XY seks kromozomunu taşıyan bireyler, androjen hormonuna karşı yeterli tepki veremediklerinden ötürü ikincil erkek karakterlerini taşımazlar.
( Testis, hayvanlarda, sperm ve erkek hormonları olan androjenleri üreten organ. İnsanlarda testisler iki tanedir ve oval şekilindedir. Bunlar, penisin hemen arkasında ve anüsün önünde bulunan skrotal kesede bulunurlar. @@ Erkek bireylerde görünen birden fazla X kromozomunun olması durumu. Genelde genotipleri XY yerine XXY olur. Aynı zamanda bu kişilerde büyük göğüsler, küçük testisler, kısırlık ve hafif mental gerilik görülür. @@ Hipotalamusun posteroinferior yüzündeki beyin sapı çekirdeklerine mammiller cisim adı verilir. Beynin alt tarafındaki iki küresel yapı olarak gözlemlenirler, başlangıçta beynin testisleri olarak adlandırılan bu yapılar daha sonra beynin göğüsleri olarak bilinmeye başlandı. Hafıza ile ilgili bilgiler forniks aracılığıyla Mammiller cisimlere iletilir, bu cisimler bellek bilgilerinin iletilmesinin ötesinde tegmentum ile olan bağlantıları yoluyla uygun davranışsal tepkilerin yaratılmasını kolaylaştırmaya yardım eder. @@ Penis, memelilerde erkeklerinin çiftleşme organıdır ve genellikle idrarın vücuttan çıktığı kanalı barındırır. @@ Mayoz bölünmenin de oluştuğu gelişimin spermatogenez evresinde, spermatogonyumdan üretilen erkek gametositidir. Testislerin sperm kanalcıklarında üretilir.
( testis erkek eşeylik bezi Erkek eşeylik organlarında meydana gelen erkek eşeylik hormonu Omurgalı hayvanların testislerinde bulunan Leydig hücreleri tarafından salgılanan erkek eşey organlarının gelişmesini uyaran ve daha sonra da ikincil eşey karakterlerin gelişmesini sağlayan erkek eşey hormonlarının en önemlisi Adenohipofizden salınan luteinizan hormonun uyarısıyla testislerdeki interstisyel hücreler tarafından üretilen önemli bir androjen hormon Er bezlerindeki Leydig hücreleri tarafından üretilen erkek cinsiyet hormonu olup erkeklik özelliklerinin gelişmesini ve spermatogenezisi sağlayan en önemli erkeklik hormonu )
( İnsan ve hayvan gövdesine açık yaralardan giren, genellikle toprakta, gübrede yaşayan bir basilin yol açtığı, kasların sürekli ağrılı kasılmasıyla kendini gösteren ateşli ve tehlikeli bir hastalık. )
( Basidiomycete'in çiftleşme tiplerini açıklarken haploid misel arasındaki dört farklı etkileşim biçimini tanımlamak için kullanılır. Bu mantarların iki çiftleşme lokusu vardır ve dört derecede eşleşme vardır: her lokusta tam uyumlu, her iki lokusta tamamen uyumsuz, yarı uyumludur (yalnızca lokus 1'de uyumludur) ve yarı uyumludur (yalnızca lokus 2'de uyumludur). Ascomycete'de çiftleşme tipi lokus bialeliktir ve çiftleşme tipi çift kutupludur. @@ Tetris Etkisi (Tetris Sendromu); insanların bir aktiviteye çok fazla zaman harcaması sonucu bu aktivitenin düşüncelerini, zihinsel imajını ve hayallerini etkilemesi durumudur. İsmini, bilgisayar oyunu Tetris'ten alır.
( Doğma, doğurma. İLE Arka arkaya gelme, her yandan gelip birikme. | İki şairin, birbirinden habersiz olarak aynı dize[mısrâ] ya da iki dize[beyit] söylemesi/yazması. )
( İki ayrı cins kristal bireyinin ortak ağcık bölümlerinden başlayarak bir düzleme ikiz düzlemi ve bir eksene ikiz ekseni ya da bunlardan birine göre bakışımlı olarak gelişmeleri sonucunda oluşan kristal jeoloji biyoloji İkiz doğum ürünü yavrulardan her biri döl yatağı içinde tek veya çift yumurtadan gelişen iki dölütten her biri Az ekiz ekiz igez igeδ Blk egiz egiz egiz egiz egiz egiz Tel egiz Alt eŋis ikkis iğis Alt Tel eğis iyis yĕkĕr Başındaki y ikincil bir sestir Türkçe znin Çuvaşçada rye çevrilmesi eski bir kuraldır Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede ikkiz olarak geçer Kumancada egiz biçimi kullanılır Eski Kıpçakçada ikkiz olarak geçtiği göze çarpıyor iki eki z eki Türkçe üçüz dördüz beşiz gibi türevler de bu ekle kurulmuştur Ligeti TörK 312 de ikizin ekiz Türkçe ikinin eki z ekiyle yapılmış bir türevi olduğunu açık olarak vurgulamıştır Brockelmann OGM 120 a Türkçeden Moğolcaya ikire olarak geçmiştir Poppe Lautlehre 105 saydığımız veriler arasında Altay ilişkileri görüyor Ramstedt Lautlehre 113 de Altay alanında kalarak birtakım Korece biçimler üzerinde duruyor Ramstedt SKE 195 Buna karşılık Şçerbak VJa 3 1966 31 ve Doerfer TMEN 651 Moğolca ikireyi Türkçe bir alıntı olarak değerlendirmişlerdir Doerfere göre alıntı sorunu açıktır ganz sicher Yakutça igirä igiri biçimi Moğolcadan alınmıştır Kałużyński ME 21 51 128 Moğolcadan Koybal ve Hakas diyalektlerine de geçmiştir ikärä ikkärä Macarca iker biçiminin Çuvaş özellikleri taşıyan eski bir Türk dilinden kalma alıntı olduğunu biliyoruz Ligeti TörK 14 311312 )
( kan basıncı kan baskısı Yüreğin vurumu sırasında kanın kan damarlarının duvarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç Kan basıncı 1 Kan basıncı 2 Gerilme olayı gerginlik karşıtlık tansiyon tendere germek Vurum sırasında kanın kan damarlarının duvarlarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç tansiyon zooloji tansiyon Kanın içinde bulunduğu damar çeperlerine yapmış olduğu basınç atardamar kan basıncı tansiyon Erişkin normal sistolik diyastolik değerler mmHg insan 120 70 at 13 95 sığır 140 95 koyun 140 90 köpek 120 70 kedi 120 80 )
( Georg Wilhelm Friedrich Hegel tarafından 1807 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1770-1831) (Ülke: Almanya) (Alan: Felsefe) (Önemli katkıları: Diyalektik, mutlak idealizm) )
( karşıtlık Film üzerindeki dansite değerleri arasındaki fark 1 Ortaya sürülen bir tutuma karşı olma durumu 2 Bir anlamı daha iyi belirtebilmesi için kullanılan karşıt kavram Başkalarının istek dilek ya da komutlarının tersine davranma eğilimi Aykırı düşünce ve sözcüklerin bir kavramda toplanması yaşayan ölüler Seni almak için seni verdim Yaşamak için medfene girdim A Hamit Tarhan 1 Öznel olarak Özelikle mekan ya da zaman içinde aynı anda ya da art arda gecikmişkarşıtlık yan yana duyumsal uyartılarda nicel ya da nitel bir karşı olma etkisi 2 Nesnel olarak Aşağıdaki formüllerle belirlenen büyüklükler Görüş ve kanıların ya da olay ve durumların birbirine ters düşmesi elektrik Bir televizyon görüntülüğünde görüntünün en aydınlık ile en karanlık bölümleri arasındaki parlaklık oranı Karşıtlar arasındaki karşıolum 1 Salınımlarda yarım dönümlük evre değişimine girme 2 İki gezegenin Güneşin iki yanında bir doğru üzerimde bulunma evreleri Söz sanatı terimi Birini ötekinin yardımiyle değerlendirmek için bir araya getirilen birbirine uymaz şeyler arasındaki ayrılık matematik karşı gelim biyoloji karşıtlık )
( Stegosauridlerin kuyruğunun ucunda, yırtıcılara karşı savunma aracı olarak kullanılan 4-10 adet kemiksi çıkıntı. 1982'de Gary Lanson adında bir karikatürist tarafından ilk defa kullanıldı. Ardından resmi olarak paleoanatomide kullanıldı.
( Mendel'in İkinci Yasası olarak da bilinen bu yasa, farklı genlerin üreme gözelerinin oluşması sırasında birbirinden bağımsız olarak ayrıldığını söyler. Çeşitliliğin temel sebeplerinden biri.
( Din felsefesinde; her şeyi bilen ve mutlak iyi olan Tanrı'nın kötülüğe neden izin verdiğini açıklamaya dair çabaların tümü. Kelime, Yunanca theos "tanrı" ve dikē "adalet" kelimelerinin bir araya gelmesinden meydana gelir.
( Kimyasal tepkimeler ve fiziksel olayların oluşum koşullarını, ara etkileşmelerini erke değişimlerine göre inceleyen bilim dalı. @@ (fizik) @@ Isı, sıcaklık, iş enerji dönüşümleri ve türleri arasındaki ilişkiler ve bu arada meydana gelen yan olayları inceleyen enerji bilimi. )
( Trombosit, kan pıhtılaşmasında önemli bir rol oynayan ve kemik iliğinde üretilen küçük kan bileşenleridır. Trombositlerin temel işlevi yaralı kan damarlarındaki kanamayı durdurmaktır. Memelilerde trombositler çekirdeksiz, platelet denilen gözelerdir.
( Tiroid bezi boyundaki kelebek şeklindeki bir endokrin bezdir. Dolaşım sistemine salınan iki hormon üretir: tiroksin (T4) ve triiodotironin (T3). Bu hormonlar, vücudunuzdaki tüm gözelerin normal biçimde çalışması için gereklidir.
( Genellikle bitki genetik mühendisliğinde vektör olarak kullanılan Agrobacterium tumefaciens'in plazmid DNA'sıdır. Bu plazmid, bitki gözelerini enfekte edip tümör oluşmasına neden olur.
( Tiamin, "kükürt bulunan amin" anlamına gelmektedir. B-kompleks öbeği vitaminlerin ilk tanınan örneğidir. B1 vitamini olarak da bilinir. Metilen köprüsü ile bağlanmış bir pirimidin ile bir tiazol çekirdeği içerir. Aktif formu thiamine pyrophosphate(diphosphate) şeklindedir. @@ Çoğunlukla kronik alkol bağımlılığında ortaya çıkan ender bir sinirsel bozukluktur. Sendromun temel nedeni beyin ve sinir sistemini etkileyen tiamin (B1 vitamini) eksikliğidir.
( karşılık yak Bos grunniens Çiftparmaklılar Artiodactyla takımının boynuzlugiller Bovidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 425 yüksekliği 190 cm Ağırlığı 750 kgr Rengi karamsıdır Ttüyleri sırtda kısa yanlarda çok uzun ve dalgalıdır Binek ve çekim hayvanı olarak kullanılır Süt et ve derisinden de faydalanılır Orta Asyada yaşar Çift parmaklılar Aruodactyla takımının boynuzlugiller Bovidae familyasından Orta Asyada yaşayan 4 m kadar uzunlukta 190 cm kadar yükseklikte 750 kg kadar ağırlıkta rengi kara tüyleri sırtta kısa yanlarda çok uzun ve dalgalı binek ve çekim hayvanı olarak kullanılan süt et ve derisinden faydalanılan bir tür )
( lekeli humma İnsanlarda bitlerin dışkılarıyla taşınan Rickettsia prowazeki nin neden olduğu hastalık Tifüs asalağından ileri gelen ve bitlerle bulaşan salgın hastalık tifüs )
( Vulpes vulpes anlamdaş Canis vulpes Etçiller Carnivora takımının köpekgiller Canidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 90 kuyruğu 30 cm Irklarına göre çeşitli renklerde olurlar Kuyruk tüyleri uzundur Kümeslere saldırır Toprakta in açar Kürkü çok beğenilir Avrupa Asya ve Kuzey Afrikada yaşar İki teker arasındaki dingil Yenikent Aksaray Niğde zooloji kızıl tilki Eski Osmanlıca kaynaklarda dilkü dilki biçimleri kullanılır Az tülkü tilki tülki Blk tülkü tulki tülki tülki tülkü tölkö tölkö Alt Tel tülkü tülgü dilgi tilĕ Ramstedte göre Stellung 24 Çuvaşça tilĕ Türkçe tülig behaart biçiminden gelir Uygurcadan başlayarak kullanıldığını görüyoruz tilkü Orta Türkçede de tilkü olarak geçer Bu verilere göre tilki eski ve yeni diyalektlerde kullanılan ortak bir addır Yalnız Yakutlar tilkiye sasıl sahıl adını verirler Kökenini açık olarak bilmiyoruz Eski bir açıklamaya göre eski Türkçe tük tüg tüy tüy kıl yün sözünden li lü ekiyle yapılmıştır tükli tüklü Eski bir Çağatay sözlüğünde bu adın tüklü کلو تو olarak geçtiğini biliyoruz Ancak bu biçim bir hap leg olarak sağlam bir dayanak sayılamaz Bu verinin bir yazım yanlışı sonunda ortaya çıktığı açıktır Eren MNy 39 207 Bu açıklamayı yapanların Türkçe li lü ekinin lig lügden geldiğini göz ardı ettikleri göze çarpıyor Türkçe til yutmak kökünden geldiği yolundaki sav yanlıştır Mançuca celken adıyla birleştirilmesi olanaksızdır Tunguzca sulaki solokiFuchs biçimiyle birleştirilmesi de yanlıştır )
( Crocodillia krokodeilos timsah Omurgalı hayvanlardan sürüngenler Reptilia sınıfının bir takımı Bazılarının soyu tükenmiştir Yaşayanlar büyük boylu uzun kuyruklu kertenkeleye benzeyen ayakları yüzmeye ve yürümeye elverişli ve üzerleri kemik safiha ya da keratin pullarla örtülü hayvanlardır Dişleri vardır Timsahgiller Crocodilidae tek familyasıdır zooloji Sürüngenler Reptilia sınıfından bazılarının soyu tükenmiş büyük boylu uzun kuyruklu kertenkeleye benzeyen ayakları yüzmeye ve yürümeye elverişli üzerleri kemik safiha ya da pullarla örtülü kuvvetli ve keskin dişlere sahip bir takım )
( Tip Ia süpernova beyaz cüce patlaması İLE Tip II süpernova kütleli yıldız çöküşüdür. Tip Ia standart mum İLE kozmolojik uzaklık ölçer. Tip Ia karbon-oksijen beyaz cüce İLE Tip II hidrojen zarfı içerir. )
( Tip-1 tek üyelik derecesi, Tip-2 üyelik derecesinin kendisi de bulanık )
( Jerry Mendel tarafından 1999 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1884) (Ülke: Avusturya) (Alan: Biyoloji) (Önemli katkıları: Kalıtım yasaları, modern genetiğin kurucusu) )
( İbn Rüşd (Averroes) tarafından 1162 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1126-1198) (Ülke: Endülüs) (Önemli katkıları: Aristoteles yorumları, felsefe ve tıp çalışmaları) )
( Tıp ve felsefeyi birleştiren bütüncül yaklaşım )
( İbn Sina (Avicenna) tarafından 1025 yılında keşfedildi/formüle edildi. (980-1037) (Ülke: İran/Buhara) (Alan: biyoloji) (Önemli katkıları: El-Kanun fi Tıb kitabı, tıp ansiklopedisi, felsefe ve mantık çalışmaları) )
( Yalnız ya da başka masallarla birlikte söylendiğinde anlamında hiçbir değişiklik olmayan bağımsız masal türü masal anakonu değişken değişkin Belli bir biçimi ağaç üzerine çizmek ya da işlenen parçanın düzgünlüğünü denetlemek için kullanılan ağaç ya da maden araç 1 Anlatılmak istenen bir düşünceyi açıklamak için ileri sürülen ve onu daha somut hale getiren olay ya da olgu 2 Bir bütünün özelliklerini belirtmek amacıyla ondan alınan ya da ayrılıp verilen küçük parça Bir özdeğin tüm özelliklerini içeren küçük bir bölümü Bir kentin bugünkü durumu ve gelecekte alması istenen biçim göz önünde tutularak kentin oluşumunu biçimlendiren almaşık etkenleri sınamak ve herbirinin davranışlarını önceden kestirmek amacıyla kurulan simgesel denklem Bir evrenden ilgili ayrıtlarını yansıtmak üzere seçilmiş yeterli sayıdaki gözlem birimi 1 genel uygulayım a Bir yapı oluşum bütün ürün vb niteliğini belirtmeye yarayan küçük parça b Bir özdek töz oluşum vb özelliklerini gösterebilecek bilgi verebilecek biçimde alınmış parça c Bir deney ya da inceleme için kullanılan parça 2 ağaç işleri Boya cila ya da verniğin mobilyada oluşturacaklarını önceden belirlemek için kullanılan özel parça Bir özdeğin özellikleri üzerine bilgi verebilecek biçimde alınmış parça Bir nesnenin ya da bir işlemin yapımında kılavuzluk eden ve aslının niteliklerimi değişik bir ölçü içinde taşıyan nesne ya da işlem birimi anlamdaş taslam misal matematik Bir malın satışını sağlamak için alıcıya gönderilen ya da gösterilen örnek Mallarını tanıtmak isteyen firmaların malın niteliğini belirtmek özelliklerini göstermek amacıyla o maldan bedelsiz verdiği veya gönderdiği parça Bir deney ya da inceleme için kullanılan metal parça Ana kitle içinden belli yöntemlerle çekilen ve ana kitleyi nitelik ve nicelik bakımından temsil ettiği düşünülen ve ana kitleden çok daha az sayıdaki birim kümesi örnek örnek örnek Mimarlık Kaba sıvanın yüzeyini düzlemek ve fazlalıklarını almak için kullanılan uzun düz tahta I 1 masdar 2 Marangoz cedveli Nefsiköseli Eynesil Giresun II Halı tezgahında ilerigeri oynatılan kısım Bünyan Kayseri 1 Eylemlik 2 Bazı dillerde mastar çatı göstermez bazı dillerde ise zaman da gösterir Amaçlık Betimleme Edilgen Etken Geçmişlik Geleceklik Haykırı Hikâyelik Şimdikilik mastarı Fiil kök ve gövdelerinin karşıladıkları oluş kılış ve durumları şahıs ve zamana bağlı olmadan göstermek üzere mAk mA ve Iş Uş ekleri ile kurulan fiil adı Oturmak incelemek bilmemek birikme yorulma dinleme anlamama bekleyiş gidiş duruş görmeyiş vb Örnekler Ona gidip her şeyi anlatmak ve sormak Bu paralar benim hakkım mı alayım mı demek istiyordum P Safa Matmazel Noraliyanın Koltuğu s 131 Onunla göz göze gelmek istemedi P Safa göst e s 80 Bülenti asker yapmağa kalkar sonra askerlerin şehit olduklarını hatırlayarak fikrinden cayardı R N Güntekin Kızılcık Dalları s 151 İkisi de üç aydır sevdikleri birkaç oyun vardı ki her tekrarında kaçırmak istemezler gündüz en önde biletlerini alarak akşam tam dokuzda yerlerine gelirlerdi R H Karay Memleket Hikâyeleri Hakkı Sükût s 118 Baktım sizin soydan gelme ve kalma günahlarınız da yok Tarık Buğra Gençliğim Eyvah s 365 Bugün seni görmeye gelmişti Kaçmaktan kovalamaya vakit olmadı Onun böyle ansızın gelişine bir anlam verilemedi Geniş dünyada kendi hayatını yaşamak günlerin çıkrığını kendi ruhunun ikramlarıyla çevirmek A H Tanpınar Abdullah Efendinin Rüyaları Geçmiş Zaman Elbiseleri s 98 vb Bunlardan mA ekiyle kurulanlar hafif mastar diye adlandırılır Buna Azerbaycan Türkçesi mäsdär Türkmen Türkçesi infinitiv iiş aatları Gagauz Türkçesi infinitiv işlimsözlük forması işliktän adlık Özbek Türkçesi masdar infinitiv harakat nomi Uygur Türkçesi härikatnam isimdaş Tatar Türkçesi infinitiv Başkurt Türkçesi infinitiv infinitiv belgisiz işlik işlikni belgisiz kalibi Krç Malk infinitiv Nogay Türkçesi bas glagol masdar infinitif Kazak Türkçesi tuyık etistik kıymıl esimi Kırgız Türkçesi kıymıl atooç infinitiv Alt infinitiv tartı tok glagol Hakas Türkçesi infinitiv idîg adı glagolmn île nimes formazı Tuva Türkçesi infinitiv mak hevir Türkçesi infinitiv glagoldıň temi çok formazı iş adı Rusça infinitiv imya deystviya Fiilin kök ve gövdelerine getirilen belirli eklerle fiilin bir ad gibi kullanılması ad gibi kullanılan fiil Türkçe mAk mA Iş UŞ ekleriyle yapılan üç türlü ad fiil vardır anlaşmak konuşmak tartışmak çalışma tanışma görüşme geliş gidiş satış tutuş görünüş vb Ad fiiller zaman ve kişi göstermezler mastar ve kılış adı örnek Anadolu ağızlarında yaygın olarak geçer Az örnek örnek örnek körnek Kökeni karışıktır Başlangıçta Ermenice ōrinaktan geldiği öne sürülmüştür Ancak örnekin Ermeniceden geldiğini öne sürenler bu biçimin Tatarca Başkurtça gibi diyalektlerde geçtiğini göz ardı etmişlerdir Bu diyalektlerde Ermenice kalıntılardan söz edilemez Eren Karakalpakçada kullanılan körnek biçiminden yola çıkarak örnek biçiminin Türkçe bir türev olduğunu öne sürmüştür Eski ve yeni Türk diyalektlerinde baştaki k sesinin düştüğüne tanık oluyoruz Buna göre körnekin körmek görmek kökünden geldiği açıktır Anadolu ağızlarında örnek anlamında görenek de kullanılır Türkçe kör görmek e n e k eki Eren bu açıklamayı XI Türk Dili Kurultayında yapmıştı Dilâçar bu açıklamayı tepki ile karşılamıştır Dilaçar Kurultay bildirisinde Erenin etimolojik açıklamasını yokuşa koşmaya çalışmıştır Türkçede baştaki klerin düşmesi bilimsel yayınlarda sık sık tartışıldı Özellikle Pelliot Toung Pao XXXVII 1944 73101 ve HalasiKun Türk Dili ve Tarihi Hakkında Araştırmalar I 1950 4561 baştaki kler üzerinde durdular Saydıkları örnekler arasında kelebek ve güvercin biçimlerinin tanıklığı açıktır Bu biçimlerin tanıklığı karşısında körnek örnek gelişmesi normaldir Sibirya diyalektlerinde körmek görmek kökünden m ekiyle türetilen körim biçimi de örnek anlamında kullanılır Dilâçar örnekin Ermeniceden geldiğini öne sürecek kapalı bir biçimde Erenin etimolojik açıklamasına karşı çıkacaktır Onun Erenin açıklamasını yokuşa koşmak için öne sürdüğü koşullar düşündürücüdür İmdi eğer örnek kelimesinin etimolojisini Pehleviceden kurtararak Türkçedeki kör gör köküne bağlayacaksak önce Kuzey batı ve doğu lehçelerine sınırlanmış olan bu kelimenin yapı ve anlam bakımıdan ne şekilde ne zaman hangi şartlar altında Güneye geçmiş olduğunu sonra Türkiye Türkçesinde baştaki knin gye çevrilmeyip hangi kurala ve benzer bol misallere göre tamamiyle düştüğünü daha sonra da Kazancada Kırım Osmanlıcasında ve Azericede bulunan örnek esaslı kelimelerin nereden türemiş ne şekilde ve hangi yolla buralara yayılmış olduklarını açıklamak gerekir 158 s Dankoff ALT D59 Kırgız örnök Kazak örnek Başkurt ürnek Nogay örnek gibi biçimlerin Ermeni etkisinden söz edilemeyecek diyalektlerde geçtiğinin altını çizmiştir Dankoff örnek biçiminin Türkçe görmek kökünden nek ekiyle kurulduğunu açıklamıştır Buna göre Türkçe biçimin örmek kökünden getirilemeyeceği açıktır Bununla birlikte Dankoff Karakalpakça körnekin başındaki knin düşmesini kuşku ile karşılamıştır O nedenle Dankoff örnek biçiminin etimolojik açıklaması konusunda açık bir inanç dile getirmemiştir Özetle Dankoff örnek biçiminin kökü veya kökeni konusunda kararsız kalmıştır İlaydın TD 267 1973 245246 örnek biçiminin örmek kökünden türetildiğini öne sürmüştür Eren TD 273 1974 701707 bu açıklamayı tepki ile karşılamıştır urnīk Türkçeden geçmiştir Zahidi 1977 93 Mısır Arapçasındaki biçim için Littmann Tschudi Arm 110 6 R μαστάρι Euter Zjtze )
( Bir hücreden çoğaltılan hücreler topluluğu Hayvan ve bitki doku kültüründe mitoz bölünme ile bir hücreden meydana gelen hücreler topluluğu veya bitki doku kültüründe bir tek bireyden vejetatif veya eşeysiz üretilerek tekrar tekrar çoğaltılan bitki grubu Eşeysiz üremeyle bir hücreden veya organizmadan çoğaltılan genetik olarak birbirinin aynı olan hücre veya canlı grubu Tek bir diploit hücreden mitoz yoluyla türeyen bir hücre kuşağı veya aynı atasal genden rekombinant teknikler yoluyla çoğaltılmış gen dizileri )
( Çarpan ya da kırılan bir şeyin çıkardığı tok ses. İLE Benzer/yaklaşık.[mavimsi / kırmızımsı vb.] | Oyuncunun sahneye çıkacağı sırada ya da oyun sırasında, kaygıya ve/ya da korkuya kapılması, rolünü unutması. İLE Yelkenli teknelerde bir mandar aracılığıyla çekilerek direğe çıkıp bakım ve onarım yapılan oturaklı sepet. İLE Soluk borusu. | Eklem bacaklılarda bulunan solunum kanalı. İLE Fazla miktarda feldispat, çok az kuvarz içeren, kırılınca pürüzlü bir yüzeye sâhip olan açık renkli volkan taşı. İLE Tekerlekleri arâzi ve sürülmüş tarla gibi yumuşak zeminde dönebilen/devinebilen, genellikle çift sürmede kullanılan, arkasına römork takılarak kamyon görevi gören motorlu taşıt. İLE Çarpan balık. )
( Balıklarda büyümede olgunlaşmada ve diğer endokrin bezlerinin hormon salgılanmasında görev yapan salgı bezi anat Soluk borusunun başlangıç kısmında sığırda 2 atgillerde 2 3 köpekte 58 soluk borusu halkaları düzeyinde bulunan ve bu halkaların yanlarına bağ dokuyla bağlanmış olan tiroksin triiyodotironin ters triiyodotironin ve kalsitonin hormonları üreten bir iç salgı bezi kalkan bezi glandula tiroidea )
( thyreos kalkan oxys keskin Tiroyid bezinin salgıladığı ak ve camsı bir hormon olup vücudun büyüme ve gelişmesinde rol oynar zooloji thyreos kalkan oxys keskin Tiroit bezinden salgılanan ve iyot kapsayan bir hormon Tiroit bezinin folikül boşluğundaki kolloit içerisinde üretilen tirozin amino asit türevi bir hormon tetraiyodotironin T4 Karaciğer böbrek kalp ve birçok çevresel dokuda iyodunu kaybederek ve tiroit hormonunun etkin doku biçimi olan triiyodotironine çevrilir En önemli işlevi bazal metabolizma hızını artırması hücrelerin gelişme büyüme ve normal çalışma işlevlerinin düzenlenmesi ve birçok sistemde çeşitli düzenleyici fonksiyonlarıdır Hayvan besleme açısından kanatlılarda büyümeyi uyarıcı yumurta ve süt ineklerinde süt verimini artırıcı etkiye sahip ancak yumurta ve ete geçebilme özelliğinden dolayı dikkatli kullanım gerektirir )
( anlamdaş rina Raja batis Köpekbalıkları Selachii takımının özkedibalığıgiller Rajidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 2 5 m ağırlığı 75 kgr Sırtı kurşuni renkli olup dikensiz ve pulsuzdur Kuma gömülür Eti lezzetlidir Kuzey denizlerinde yaşar Köpek balıkları Selachii takımının öz kedi balığıgiller Rajidae familyasından 2 5 m kadar uzunlukta 75 cm kadar ağırlıkta dikenleri ve pulları olmayan kuma gömülebilen bir balık türü Rina Vatoz balıkları Rajiformes takımının vatoz balığıgiller Rajidae familyasından 2 5 m kadar uzunlukta 75 kg kadar ağırlıkta olabilen dikenleri ve pulları olmayan kuma gömülebilen bir balık türü rina Rumcadan alındığı anlaşılıyor Meyer TürkSt 25 Rumca δρεπάνι Türkçe tırpan biçimiyle birleştirmişse de Rumca karşılığının balık adı olarak kullanıldığını tespit edememiştir Georgacas FT 128 31 134 149 Rumca δρεπάνα veya τρυπάνα biçiminden geldiğini bildirmiştir Tzitzilise göre GrLw 532 bir çeşit deniz balığına verilen τούρπαινα adından alınmıştır )
( Titanic, Atlas Okyanusu'nun 3657 m. derinliğine kadar battıktan sonra pasla beslenen Halomonas Titanicae adı verilen bir tür bakterinin, geminin yapımında kullanılan 50 bin ton demiri yavaş yavaş tükettiği ortaya çıkmıştır. )
( Ekildiğinde yeni bir bitki haline gelecek döllenmiş ve olgun bir yumurta. Besleyici göze olan endospermi (ya da perisperm) içerir ve genelde bir tane döllenmiş ovum (embryo) bulundurur. @@ Yaşamının haploit ve diploit evresi eşit olan ve meyve yaprağındaki tohum taslağının etrafı çevrili olmayan odunsu bitkiler. Polen tohum taslağının yüzeyinde filizlenir. @@ Dini, siyasi, çevresel, kültürel, estetik ve ekonomik gibi nedenlerle hayvansal ürünler ve tahıllar olmadan meyve, sebze, kabuklu yemişler ve tohumlar içeren bir diyet uygulayan kişi. Kuru erik, fındık, hurma, domates, limon, mandalina, armut ve kabak gibi besinleri tüketir. @@ Çimlenmiş arpada, patates tohumlarında görülen bir disakkarittir. Moleküler formülü C12H22O11 olarak gösterilmektedir. Suda iyi çözünen bir disakkarittir ve tatlı bir tada sahiptir. Hidroliz yolu ile iki glikoz molekülüne ayrılır. Aynı zamanda alkol üretiminde önemli rol oynamaktadır. @@ Tohumlu bitkilerde döllenmeden sonra karpellerin gelişip olgunlaşması ile meydana gelen yapı. @@ Dini, siyasi, çevresel, kültürel, estetik ve ekonomik gibi nedenlerle hayvansal ürünler ve tahıllar olmadan meyve, sebze, kabuklu yemişler ve tohumlar içeren bir diyet uygulayan kişi. Kuru erik, fındık, hurma, domates, limon, mandalina, armut ve kabak gibi besinleri tüketir. @@ Deposal polisakkaritlerden biridir. Bitkilerde fotosentez sonucu üretilen glikozun fazlası nişastaya dönüştürülür. Bu nişasta; bitkinin kök, gövde, yaprak, meyve ve tohum gibi organlarında depolanır. Aynı zamanda patates, pirinç, arpa, buğday ve yulaf gibi besinlerde bol miktarda bulunur. @@ Bir çiçeğin yumurtalık haricindeki, bir başka bölümünün gelişmesi ile oluşan etli yerdir. Böyle meyvelerin etli bölümleri çiçek sapı, çiçek tablası, hatta çiçek örtüsü (çanakyapraklar ya da taçyapraklar) gibi parçaların gelişmesi ile ortaya çıkarlar. Elma, armut ve ayva örnek olarak verilebilir. Bir elmanın yenen bölümü etlenmiş çiçek tablasıdır. Tohumları içeren yumurtalık ise meyvenin ortasında bulunur; bu bölüm yenmez.
( Plazmayı simit biçiminde bir manyetik alanla hapsedip füzyona zorlayan düzenektir; alanın bir bölümünü plazmadan geçen akım üretir, bu yüzden çoğunlukla darbeli çalışır. @@ Aynı hapsi, tümüyle dıştan sarılmış karmaşık burulmuş bobinlerle sağlayan düzenektir; plazma akımı gerektirmez, sürekli çalışabilir ama yapımı zordur. @@ Küçük bir yakıt hedefini güçlü lazerlerle her yandan sıkıştırıp bir an için füzyon koşuluna getiren yöntemdir. İlk ikisi manyetik hapis, üçüncüsü ani sıkıştırmadır. )
( 1 Kaleiçi siper barikat 2 ahır ağıl I toktak Yaz aylarında büyükbaş hayvanların konduğu çitle çevrelenmiş üstü açık yer Değirmendere Afyonkarahisar toktak Yeşilova Aksaray Niğde II Siyah ve kırmızı renklerden yapılan kadın başörtüsü Uluğbey Senirkent Isparta hlk Üstü açık etrafı çitle çevrili hayvan barınağı Kökenini bilmiyoruz Bulgarca dukat djukat biçimi Türkçeden alınmıştır BER 1 444 Kökenini bilmiyoruz Bulgarca dukat djukat biçimi Türkçeden alınmıştır BER 1 444 )
( Zehirleri ve zehirlerin biyolojik organizmalara olan etkilerini inceleyen bilim dalıdır. Biyokimya, histoloji, farmakoloji, patoloji ve diğer birçok disiplinle etkileşim halindedir. Toksik yani zehirli maddelerin incelenmesi ve sınıflandırılması ilk olarak 19. yüzyılda Mathieu Orfila tarafından gerçekleştirilmiştir. Mathieu Joseph Bonaventure Orfila, sıklıkla "Toksikolojinin Babası" olarak anılırdı. 19. yüzyılın ilk büyük adli tıp uzmanı olan Mathieu Orfila, kimyasal analizi adli tıbbın rutin bir parçası haline getirmek için çalıştı. Orfila aynı zamanda halk sağlığı sistemlerini ve tıp eğitimini geliştirmek için de çalıştı. @@ Eğitim insanın doğasında var olan bütün bilgi ve kabiliyetleri baz alarak onu yönlendirmek, geleceğe hazırlamak, hayatı boyunca gerekli bilgiyi nasıl elde edeceğini öğrenmesine yardımcı olmaktır. @@ Latince "cam içinde" demektir. Hayvan ya da bitki gözelerinin/dokularının canlı dışında ; petri, ependorf tüpü, kültür flaskı içinde yaşam döngülerine devam ettiği ortamlardır. Bu ortamlar üzerinde, ilaç sanayisi, toksikoloji deneyleri, fizyoloji çalışmaları yapılmaktadır, bu biçimde hayvan deneyleri azaltılıp kültür ortamına geçişi amaçlamaktadır. @@ Organ-Organ etkileşimi olan organların (Karaciğer-Böbrek, Mide-Bağırsak, Akciğer-Karaciğer vb.) sinerjisini, gelişim fizyolojisini, toksikolojisini ve metabolizmasının göze kültürü ortamına ko-kültür ya da ortak kültür denir. Ko-kültür iki monokültürün (tekli göze kültürü) aynı mekanizmada (ortamda) bulunmasıdır. @@ Hastalıkların başlangıç nedenleri (etiyolojileri), adım adım ilerlemeleri (patogenez) ve normal yapı ve işlev üzerindeki etkileri ile ilgilenen bilim dalı ya da hastalık, hasta şikayetleri (semptomlar) ve/veya dikkatli bir gözlemcinin ölçümleri (belirtiler) ile ortaya çıkan, normal bir fenotipten (genom ve çevreye bağlı gözlemlenebilir özellikler) tanımlanabilir bir sapma.
( Hoşgörü. | İşlenmiş bir parçanın yapım ölçüsünde olabilecek özür payı. | Yüksek dozda verilen herhangi bir ilâca karşı gövdenin gösterdiği dayanma gücü. | Sürekli aynı dozun kullanılması sonucu bir ilâcın etkilerinin giderek azalması durumu. )
( Ana canlıdan çıkıntı oluşması yoluyla gerçekleşen eşeysiz üreme biçimi. Oluşan çıkıntı yeterince büyüdükten sonra ana canlıdan ayrılır ya da ana canlıya bağlı kalarak koloni oluşturur. Bu üreme biçimi hidra ya da maya mantarlarında görülebilir. @@ Cinsel bir işleme bağlı olmayan herhangi bir üreme biçimi. Tek bir bireyi içerir. Hücre bölünmesi, parçalanma ya da tomurcuklanma ile çoğalma. @@ (Biyolojide) Doğal (tomurcuklanma, rizomlar, koşucular, vb.) ya da yapay (aşılama, katmanlama ya da çelik alma) olarak eşeyli üreme haricindeki yollarla elde edilen bitkinin büyümesi ve gelişiminin belirli bir aşaması ya da özelliğiyle ilgili.
( değirği devrişi verim coğrafya kimya Ortaya çıkarılan elde olunan üretilen mal Üretilen mal ve hizmetler 1 Tepkime sonucu doğan özdek 2 Bir oluşum işlem ya da yapım sonucu elde edilen nesne 1 Genellikle satılan süt yumurta yün gibi üretilen bazı şeyler 2 Bir veya daha fazla sayıdaki diğer maddelerden biyolojik kimyasal veya fiziksel değişimlerin sonucu meydana gelen bir madde )
( 1 Bir veya daha fazla toplardamar atardamar veya lenf damarı duvarında torba veya kese biçiminde yerel genişleme göstermesi variks varikosite 2 Kıvrıntılar gösteren genişlemiş toplardamar )
( Kanı kalbe taşıyan kan damarlarıdır. Akciğer toplardamarı hariç; oksijen yoğunluğu az, karbondioksit bakımından zengin kanın kalbe geri dönüşünü sağlarlar. Dolaşım sisteminin bir bölümünü oluşturmaktadırlar. Toplardamarlar, "ven" olarak da isimlendirilmektedir. @@ Kuyruk omurlarında her omur merkezinin ventralinde kuyruk atardamarı ve toplardamarlarını koruyan yay. @@ Canlı vücudunda kanın dolaştığı damarlardır. Dolaşım sistemi organlarıdır ve görevleri kanı vücudun farklı bölümlerine taşımaktır. Kan damarları temelde iki kategoriye ayrılır. Bunlar, atardamarlar (arter) ve toplardamarlardır (ven). @@ Pulmoner emboli, akciğerlerde bulunan pulmoner arterlerden birisinin tıkanmasıdır. Pulmoner emboli vakalarının çoğunda bacaklarda derin ven trombozu oluşur. Vücudun alt ekstremite adı verilen bacak ve ayak bölümlerinde bulunan toplardamarlarda oluşan pıhtı, sağ ventriküle gelir. Buradan da pulmoner arterlerle akciğere ulaşarak emboliye neden olur. Pulmoner emboli hayatı tehlikesi son derece yüksek olan hastalıklardan birisidir. Öyle ki miyokard enfarktüsü ve serebrovasküler kazalardan sonra, pulmoner emboli kardiyovasküler ölümlerin en önde gelen üçüncü nedenidir. @@ Kan akımının önündeki bir engel ya da venlerin fonksiyonel bozuklukları sonucu ortaya çıkan bir toplardamar hastalığıdır. En yaygın görüldüğü yer bacaklardır. İnsanlarda oldukça sık görülmektedir ve ciddi sıkıntılara yol açmamakla beraber kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilmektedir. Varisler mor mavi tonlarında, geniş ve kıvrımlı bir görüntüdedir.
( Belirli bir bölgedeki tüm canlı popülasyonlarının ve bunların birbiriyle olan ilişkilerini inceleyen bir alt dal. İLE Bir ekodüzenin tüm bileşenlerini ve bunların birbiriyle olan etkileşimlerini inceleyen bir alt dal. )
( Bir topolojik formdan digerine DNA'yı dönüştüren enzimlerin bir sınıfıdır. DNA replikasyonunda bükümlü DNA nın dönerek açılmasını kolaylaştırır. DNA'nın topolojisinde görülen bir izomeraz enzimidir. İlk topoizomeraz, E.coli topo I, James C. Wang tarafından keşfedildi.
( Bilgiyi tek bir parçacıkta değil, parçacıkların topolojik (örgüsel) durumunda saklayan kübittir; yerel gürültüye karşı doğal olarak korunaklıdır ama gerçeklenmesi çok zordur. @@ Bilgiyi bir elektronun ya da çekirdeğin spininde saklayan kübittir; kurulması görece kolaydır ama manyetik gürültüden kolay etkilenir. İlki korumalı ama zor, ikincisi kırılgan ama erişilebilirdir. )
( Normal sıcaklıkta, doğada, katı durumda birtakım maddelerle karışık ya da bileşik olarak bulunan ya da kimyasal yollarla elde edilen, inorganik madde. | İçinde inorganik maddeler bulunan. VE/||/<> ... VE/||/<> ... VE/||/<> ... )
( Microtus agrestis Kemiriciler Rodentia takımının sıçangiller Muridae familyasından bir memeli türü Küçüktür Avrupa Asya ve Kuzey Amerikada yaşar Ekin tarlalarına zarar verir Kemiriciler Rodentia takımının sıçangiller Muridae familyasından Avrupa Asya ve Kuzey Amerikada yaşayan ekin tarlalarına zarar veren küçük boylu bir tür )