( Latincede "vāgīna" sözcüğünden gelen, Türkçeye "vajina" olarak giren bu sözcüğün kelime anlamı "kılıf" ya da "kın"dır. Dişilerin, lifli ve kaslı (fibromasküler) yapıda olan üreme organının bilimsel adıdır. Canlılarda cinsel birleşme ve çocuk doğumu görevlerine sahiptir. "Vajinit, dişilerde görülen bir tür vajina hastalığıdır ve vajinanın iltihabından bahsederken kullanılır." @@ Cinsel birleşme dışında, başka bir yolla, genellikle deneysel olarak spermlerin vajinaya iletilmesidir. Bu yöntem, seçkin bir erkekten çok sayıda yavru alınmasına yaradığı için hayvancılıkta çok kullanılmaktadır. İnsanlarda da, cinsel iktidarsızlık ve kısırlık tedavisinde, sınırlı da olsa bu yöntemden yararlanılabilir.
( Koful ya da vakuol; bitkiler, mantarlar, hayvanlar, bazı protistalar ve bakterilerde bulunan ve çeşitlerine göre boyutları değişebilen içi sıvı dolu boşluklardır. Kofullar endoplazmik retikulum, golgi aygıtı, göze ve çekirdek zarından oluşabilir. Temel görevleri; depo, sindirim, salgı, boşaltım ve tatlı su mikroorganizmalarında su dengesini sağlamaktır.
( Çekip emmeye yarayan şişe vb. alet; çekmen. | Çeşitli hayvanlarda yer değiştirmeye, kendini bir yere bağlamaya ya da yutmaya yarayan örgen. İLE Havası alınmış. | Basıncı düşürülmüş. )
( Verilen bir önermeden, çıkarsama yoluyla varılan sonuç. İLE Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme gibi yollara başvurularak, kişi, durum ya da nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi.[HÜKÜM] | Yasalara göre mahkemece bir olay ya da olgunun doğuşuna etken olan nedenlerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar.[KAZA] )
( Mutasyon ve polimorfizm tanımlarındaki belirsizlik nedeniyle, her genetik değişim bir dizi varyasyon olarak ve alleler ise varyant olarak adlandırılır.
( Søren Kierkegaard tarafından 1843 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1813-1855) (Ülke: Danimarka) (Alan: Felsefe, Teoloji) (Önemli katkıları: Varoluşçuluk öncüsü) )
( Jean-Paul Sartre tarafından 1943 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1905-1980) (Ülke: Fransa) (Alan: Felsefe) (Önemli katkıları: Varoluşçuluk, özgürlük ve sorumluluk) )
( Kan damarlarının duvarındaki düz kasların gevşemesi sonucu damarların genişlemesi durumu. Bu genişleme, kan akışını artırarak belirli bölgelere daha fazla kan gitmesini sağlar ve kan basıncının düzenlenmesinde rol oynar. @@ Kan damarlarının duvarlarındaki düz kasların daraldığı ya da büzüştüğü fizyolojik süreç.
( Hiçbir hayvanın etini ve/ya da ürünlerini yememenin yanısıra, hayvanları, mal/kaynak ya da köle olarak kullanmamayı esas alarak yaşam sürdürme tutumu. VE/||/<> Doğaya, düzene(sisteme) yük ya da olumsuz etki yaratmayacak biçimde, temel gereksinim/zorunlulukların ötesine geçmeyecek biçimde, doğayla uyumlu ve bütünlüklü bir yaşam sürdürme tutumu. )
( Coğrafi bir bölgedeki bitkilerin oluşumu ve yayılımıdır. Bunu inceleyen bilim dalına da vejetasyon denebilir. Sinekoloji olarak da bilinir. Ekolojik istekleri aynı olan bitkilerin birlikler oluşturarak 1 ya da 2 dominant taksonun kontrolünde gösterdiği yayılışı inceler. Bitkiler bulundukları yerde (doğal ortamlar, beşeri araziler değil) tesadüfen bulunmazlar.
( Biyoloji: Plazmit, faj ya da kosmidin yabancı DNA ya klonlamak için yerleştirilmesi. @@ Fizikte sabit ya da hareketli elektrik yüklerine, kendi doğrultusunda bir kuvvet uygulayabilen vektörel alan olarak tanımlanır. Birimi volt/metredir. @@ Elektromanyetizmada elektrik yükleri ile konum vektörleri çarpımlarının toplamına eşit olan elektrik yük dağılımının karakteristik niceliği. Başka bir deyişle iki karşıt yük varlığında, eksi yükten artı yüke doğru olan yer değiştirme vektörünün yükle çarpılmasıyla elde edilen vektörel nicelik. @@ Almanca
Gradient
Fransızca
Gradient
Bir fonksiyonun değişim hızını ve yönünü gösteren vektör. Bir skaler alanın her noktasındaki türevlerin birleşiminden oluşur ve fonksiyonun en hızlı artış yönünü belirtir. Matematiksel olarak, gradyan bir vektör alanı oluşturur ve genellikle ∇f sembolü ile gösterilir. @@ Bir hareketlinin birim zamandaki hız değişimi. İvme vektörel bir nicelik olup "a⃗\vec{a}
a
" ile gösterilir. SI birimi m/s2dir. İvmenin matematiksel formülü şu şekildedir:
( Doğrultusu, yönü, uzunluğu belirli olan ve bir ok imiyle gösterilen doğru çizgi. | Büyüklüğü ile yönü olan nicelik. | Enfeksiyon etkenini bir konaktan diğerine aktaran genellikle eklem bacaklı, omurgalı ya da omurgasız taşıyıcı dirimli. )
( Hareketli cisimlerin birim zamanda yaptığı yer değiştirmedir. Vektörel bir büyüklük olup "v⃗\vec{v}
v
" ile gösterilir. Hızın SI birimi "m/s"dir. Bunun yanında "km/h" ve "cm/s" gibi birimler de kullanılabilir. Hızın matematiksel formülü şu şekildedir:
( Vezikül; göze içinde maddeleri depolayan, madde aktarımı yapan, göze ürünlerini sindiren ve boşaltan, diğer organellerden daha küçük bir keseciktir. Çift katlı lipit katmanına sahiptir. Çift katmanlı lipit sayısına göre unilamel vezikül (tek lamelli vezikül) ya da multilamel vezikül (çok lamelli vezikül) olarak çeşitlendirilir. Hücre içinde doğal olarak oluşan veziküller aynı zamanda suni olarak da oluşturulabilirler. Bu durumda bunlara lipozom adı verilir, lizozomlar ile karıştırılmamalıdır.
( Afrika'nın en büyük, dünyanın ikinci büyük tatlı su kaynağıdır. VE/||/<> Dünya üzerindeki öteki tatlı su düzeninde bulunmayan canlılara ev sahipliği yapmaktadır. )
( Sadece tek sarmalı olan, kısa (270-380 nükleotid) hastalık etkeni molekül. Virüslerin viroidlerden farkı; virüslerde protein kapsülü bulunmasına karşılık viroidler çıplak RNA molekülü içerirler.
( Çağdaş analitik felsefe geleneğinde Ernest Sosa ve Linda Zagzebski tarafından temsil edilen bir yaklaşım. Etik bir yaklaşım olan ve kökenleri Aristoteles’e kadar giden erdem etiği ile epistemik gerekçelendirme kuramları arasında kurulan köprü bir köprüdür. Bu yaklaşım, bilme eylemini kişi ve kişinin sahip olduğu belirli türden epistemik yetilerin kendisiyle ilişkilendirir. Ahlaken doğru davranan biri nasıl ki bu doğru davranışını sahip olduğu karakter özelliklerine borçluysa, bu yaklaşıma da göre de bilen kişinin bu bilme eylemini, sahip olduğu epistemik yetilere sahiptir. Ülkemizde Kemal Batak tarafından temsil edilmektedir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz.
( Bir patojenin ya da mikroorganizmanın konakta hastalığa neden olabilme yeteneği. Genellikle mikrobun konağa verdiği zararın derecesi olarak ifade edilmektedir.
( Bakteri ya da ökaryotik bir gözeye nüfuz ederek enfekte eden varlık. Virüsler otonom replikasyonda acizdir ve başka bir konak gözenin translasyon sistemini kullanmak zorundadır. Nükleik asit ve protein tabakası oluştururlar. Bir virüsün genetik metaryali DNA ya da RNA olabilir. Eğer bu RNA ise, viral nükleik asit tarafından kodlanmış ters transkriptaz enzimiyle önce DNA'ya dönüştürülmek zorundadır. Bunlara retrovirüs denir. Virüsler, cansız varlıklardır; ancak "canlılığın eşiğinde" olarak sayılırlar. @@ Mikropsuz. Zararlı bakteriler, virüsler ya da diğer mikroorganizmaların neden olduğu kontaminasyondan uzak olma durumu. @@ Bir bakteriyi enfekte eden virüs. @@ Elektron demetlerini görüntü elde etmek için kullanan mikroskoplardır. Işık mikroskobundan daha iyi çözünürlük sağlar çünkü elektronların dalga boyu 0,004 nanometredir, yani görünür ışığın dalga boyundan yaklaşık 100.000 kat daha kısadır. Işık mikroskobuyla görülemeyecek kadar küçük olan virüsler ve gözenin bazı iç yapıları elektron mikroskobuyla incelenir. Günümüzde yaygın olarak kullanılan iki farklı elektron mikroskobu vardır: geçirimli elektron mikroskobu (TEM) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM). @@ Virüsler, DNA ve RNA virüsleri olmak üzere iki kısımda incelenirler. Virüslerin kendilerini kopyalama mekanizmaları olmadığı için diğer canlıların kopyalama mekanizmalarını kullanırlar. RNA virüsleri (retrovirüsler) bir gözeye girdiklerinde, özel enzimleriyle, önce RNA’larından DNA oluştururlar. Oluşan DNA, normal göze sistemleriyle RNA üretir ve yeni virüsleri oluşturur. Retrovirüslerin çoğu normal gözelere girerler; ancak bazı retrovirüsler, üreme gözelerinin DNA’sına girebilir. Bunlara endojen retrovirüsler (ERV) denir. ERV’ler üreme gözesinin DNA’sına girdiği için sonraki nesillere aynı biçimde aktarılır. @@ Genomu ters transkripsiyon yoluyla DNA üretebilecek olan RNA virüsleridir.
( Yaşayan organizmalarda bulunan bir gücün ("yaşam gücü"), cansız organizmalarda olmadığını ileri süren ve kökü Aristo'ya kadar dayanan bir teoridir. Bu görüş, bütün uzvi aksiyonları kapsar. Modern bilim açısından geçersiz bir tutumdur. Paul Joseph Barthez'e göre, hayati olaylar, canlıların dışında, benzerine rastlanmayan bir gücün sonuçlarıdır. Bu fikirler, Bichat, Cuvier, Johannes Müller gibi birçok fizyolojisi tarafından kabul edilmiştir. Hattâ bugün bile, bu fikirleri tutanlar vardır.
( Jacques Charles tarafından 1859 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1809-1882) (Ülke: İngiltere) (Alan: Biyoloji) (Önemli katkıları: Evrim teorisi, doğal seçilim) )
( Hayvanlar için başta olmak üzere, canlıların bilimsel amaçlar için cerrahi tekniklerle parçalarına ayrılma işlemidir.Aşağıdaki görsel bir hayvan laboratuarında gerçekleştirilen viviseksiyon işlemine aittir.
( John von Neumann tarafından 1945 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1903-1957) (Ülke: Macaristan/ABD) (Alan: Matematik, Bilgisayar) (Önemli katkıları: Oyun teorisi, bilgisayar mimarisi) )
( Yılan, kuş ve güve gibi bazı canlı gruplarında bulunan cinsiyet belirleyici kromozomlardır. Bu türlerin dişi bireyleri WZ dizilimine, erkekleri ise ZZ dizilimine sahiptir. Dolayısıyla bu türlerde cinsiyeti dişi birey tayin etmektedir.
( Bir popülasyon içinde bulunan alt popülasyonlardaki alel frekansının dağılımından ötürü, popülasyon genelinde heterozigotluğun nesiller içinde azalmasına denir. 1928 yılında Sten Wahlund keşfetmiştir.
( Bir protein solüsyonunda aranan bir proteinin olup olmadığını ve varsa ne kadar olduğunu belirlemekte kullanılan yöntemdir. Elektroforezle ayırt edilen proteinler bir zara gönderilir ve daha sonra etiketli antikorlar kullanmak gibi bir takım yöntemlerle proteinler görselleştirilir. Özellikle HIV (+) bulunan örneklerin doğrulanmasında başvurulur.
( Frank Wilcoxon tarafından 1945 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1892-1965) (Ülke: İrlanda-ABD) (Alan: İstatistik) (Önemli katkıları: Wilcoxon testleri, parametrik olmayan istatistik) )
( Bir türün doğadaki tipik, alışılagelmiş, yaygın fenotipidir. Tükettiğimiz, yapay seçilim ile üretilen, genetik müdahalelerden geçen muzdan farklı olarak gerçekte muzun yabani tipi çok sayıda sert tohumlara sahiptir.
( Bir antikodonun üçüncü bazının mRNA'daki kodonlarda birden fazla bazı tanıyarak eşleşme bakımından esneklik sağlamasıdır. Wobble hipotezine göre, bir baz, birden fazla baz ile hidrojen köprüsü yapabilir. Watson-Crick eşleşmesine uymaz. Kinetik açıdan ve daha hızlı protein sentezi yapılması açısından avantajlıdır. mRNA'da lösini simgeleyen CUA ve CUG kodonları yerine antikodonda sadece GAU kodonunun oluşması bu hipoteze güzel bir örnektir. @@ Doğadaki 20 aminoasitten biridir, proteinlerin yapısına katılır.
( Birçok hayvan türünün hem erkek hem de dişi bireylerinde bulunan cinsiyet belirleyici kromozom. XY ve X0 cinsiyet belirleyici kromozom sistemlerinin bir parçası. İnsanlarda; kadınlarda iki adet erkeklerde ise bir adet bulunur. Özel bir kromozom olmakla birlikte 1890 yılında Hermann Henking tarafından keşfedilmiş. @@ X kromozomuna bağlı resesif kalıtımdır. Anormal nükleikasit metabolizması; kanda ve dokularda ürik asit birikmesine sebep olur. Zihinsel gerilik, palsi (felç), dudak ve parmak mutilasyonu (bireyin dudaklarını/parmaklarını ısırarak,eliyle koparması). Bu hastalık HPRT'ı (hipoksantin-guanin fosforibosil transferaz) kodlayan gendeki bir mutasyondan meydana gelir. @@ X kromozomundaki genlerin kalıtım şekline denir. @@ İngilizce X inactive-specific transcript kelimelerinin kısaltmasıdır. Plesentalı memelilerin X kromozomu üzerindeki bir RNA genidir. Bu gen X inaktivasyonunda baş aktördür.X inaktivasyonu, dişi memeli gözelerinde iki adet bulunan X kromozomlarından birinin inaktive edilmesi işlemidir. Böylece, sadece bir X kromozomuna sahip erkeklerle, iki X kromozomuna sahip dişiler arasındaki X kromozomu dengesi sağlanmış olur.
( X-ışınlarının kristal yapı analizinde kullanımı )
( William Henry Bragg tarafından 1913 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1862-1942) (Ülke: İngiltere) (Alan: fizik) (Önemli katkıları: X-ışını kristalografisi, Bragg yasası, kristal yapı analizi) (Nobel: 1915) )
( Wilhelm Röntgen tarafından 1895 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1845-1923) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: X ışınlarının keşfi) (Nobel: 1901) )
( Memelilerle yaklaşık 350 milyon yıl önce ortak bir ata bulunduran bir amfibi (kurbağa). MHC'nin her üç bölgesinin birbiriyle bağlantılı olduğu en eski tür. Yumurtaları çok büyüktür ve döllenmeden önce bile önden-arkaya oryantasyonuna sahiptir.
( "Kseno", Yunancada "yabancı" anlamına gelir; "transplantasyon" ise "aktarma" demektir. Farklı tür hayvanlar arasında yapılan, başarı şansı en az olan doku naklidir.