( Penisilinin yarı-sentetik analogu olan, beta-laktam sınıfı bir antibiyotik. ></<> Mikroskopta, üzüm salkımlarına benzer kümeler durumunda görülen mikroplar. )
( Maurice Fréchet tarafından 1906 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1878-1973) (Ülke: Fransa) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Metrik uzaylar, fonksiyonel analiz) )
( Kişilerin/toplumun huzurundan kaybolmak. İLE/VE/DEĞİL/<>/< Allah'ın huzurundan kaybolmak. | Bir daha ele geçememek üzere kaybetme, elden çıkarma, kaçırma. )
( Geçmiş. İLE/VE/DEĞİL/<>/< Gelecek. )
( Matem. İLE/VE/DEĞİL/<>/< Hüzün. )
( Ayrılık, ölümden beterdir. )
( Fevt, mevt'ten daha zordur.
[Kaybedecek olduğunu bilmek, kaybetmekten daha zordur.] )
( Bazı bakterilerde göze zarının içe doğru kıvrılarak oluşturduğu yapı olup gözesel solunum ve bölünmede görev alır. İLE Ökaryotik gözelerde enerji üretimini sağlayan organel. )
Bal, arıların topladığı nektarın özel bir işlemden geçmesiyle oluşur. İşleyiş şu biçimdedir:
- Nektar Toplama: Arılar, çiçeklerden nektarı emer ve bal midesi[hunyun] adı verilen özel bir kesede toplar.[Bu mide, sindirim midesinden ayrıdır.]
- Enzimlerle İşleme: Arılar, kovana dönerken, bu nektara enzimler ekleyerek kimyasal dönüşüm başlatır.
- Kovana Aktarma: Kovandaki işçi arılar, toplayıcı arıların getirdiği nektarı ağızdan ağıza aktararak işleme devam eder.
- Suyun Uçurulması: Nektarın içindeki fazla su, petek gözlerine yerleştirildikten sonra kanat çırparak buharlaştırılır. Böylece koyulaşarak bal durumuna gelir.
- Peteklerin Kapatılması: Olgunlaşan bal, balmumu ile kapatılır ve saklanır.
[Arıların kendi beslenmesi için topladığı bu sıvıya, insanın el koyması, çalması, tüketmesi, sömürmesi de gerekli ve zorunlu değildir!] )
( Evrimsel analiz açısından, alellerin bir popülasyondan bir diğerine doğru hareket etmesidir, geçmesidir. Tipik olarak bu, bireylerin yer değiştirmesi (göç etmeleri) ya da rüzgar, su ya da tozlaştırıcı hayvanlar aracılığıyla gametlerin uzun mesafelerde yer değiştirmesiyle olur. Çoğu zaman türleşmeyi yavaşlatıcı etkisi olsa da, hızlandırdığı durumlar da bilinmektedir.
( Mikoloji (mantar bilimi) üzerinde uzmanlaşmış kişi. @@ Bazı bitkilerin kökleri ile topraktaki özel mantarların oluşturduğu simbiyotik birlik. Ektomikoriza ve endomikoriza olmak üzere iki tipi bulunur.
( Fizyolojik işlevleri sürdürebilmek adına az miktarda gereksinim duyulan besin. @@ Herhangi bir ekolojik sistemde özellikle toprak gibi ortamlardaki bakteriler, tek gözeli algler, mantarlar, protozoonlar gibi mikroskobik organizmalar popülasyonu. @@ Özel mikropipetlerle tek bir gözenin içine madde sokulması. @@ Özelleşmiş, çok küçük habitatlar. Genellikle çok dar bir alanı simgeler. Çürüyen bir akasya ağacının üzeri. @@ Küçük coğrafi ölçeklerde (tipik olarak )
( Mikrobiyota-immün etkileşim bağışıklık gelişimini şekillendirir İLE mikrobiyota-metabolizma etkileşim enerji dengesini etkiler. İkisi de karşılıklı düzenleyici İLE farklı mekanizmalar kullanır. )
( Mikrobiyota bir bölgedeki mikroorganizmaların kendisi İLE mikrobiyom bu mikroorganizmaların tüm genetik materyali ve etkileşimleridir. Mikrobiyota canlı organizmalar İLE mikrobiyom genetik bilgi ve fonksiyonel kapasitedir. )
( Joshua Lederberg tarafından 2001 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1925-2008) (Ülke: ABD) (Alan: Genetik, Mikrobiyoloji) (Önemli katkıları: Bakteriyel genetik, "mikrobiyom" terimini kullandı, Nobel Ödülü sahibi) )
( Bir organizmanın belirli bir bölgesinde ve bir arada yaşayan mikroorganizmalar topluluğu. İLE/VE||/<> Mikrobiyotada yer alan mikroorganizmaların genomlarının tümü. Mikrobiyotanın genetik nesnesi. İLE/VE||/<> Mikrobiyotayı oluşturan mikroorganizmaların DNA'larını birarada dizileyen deneysel yaklaşım. )
( Popülasyon ve tür içerisindeki gen frekanslarının ve özelliklerin dağılımlarının zaman ve nesiller içinde değişmesi. Genellikle doğrudan gözlenemez ve genetik analizlere ihtiyaç duyar. Her canlı, yeterince zaman verildiğinde, mikroevrimsel değişimler geçirir. @@ Genellikle morfolojik olarak değişimlerle eş anlamlı olarak kullanılan, büyük çapta olan, gözlenebilir evrimsel değişimler. Makroevrim sonucunda yeni türler oluşabilir ya da var olan türler değişebilir. Genellikle, mikroevrimsel değişimlerin bir toplamı olarak gerçekleşirler.
( Mikrop kuramı hastalıkların spesifik mikroorganizmalar tarafından oluştuğunu İLE miasma kuramı hastalıkların kötü hava ve kokulardan kaynaklandığını iddia eder. Mikrop kuramı bilimsel kanıta dayalı İLE miasma kuramı gözleme dayalı yanlış bir hipotezdir. Pasteur ve Koch mikrop kuramıni kanıtladı. )
( Louis Pasteur tarafından 1860 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1895) (Ülke: Fransa) (Alan: Biyoloji, Kimya) (Önemli katkıları: Mikrop teorisi, pastörizasyon, aşı geliştirme (kuduz, şarbon), spontan üreme teorisini çürüttü, fermantasyon süreçlerini açıkladı, antisepsi kavramını tıbba kazandırdı) )
( Ancak mikroskopla görülebilen, çürümeye, mayalanmaya ve hastalıklara yol açan tek gözeli canlı. İLE Isıyla araç ve pansuman nesnelerinin mikropsuzlaştırılması. Özellikle tıpta kullanılan araç gereçlerdeki hastalık etkenini mikropların sayısını kimyasal ya da fiziksel yollarla hastalığa neden olamayacak düzeye düşürme. )
( ... İLE Suda bulunan mikroskobik küçük canlılar topluluğu. | Okyanusların, göllerin/göletlerin yüzeyine yakın olarak zayıf bir biçimde yüzen ya da edilgin bir biçimde sürüklenen, çoğunluğu mikroskobik organizmalar. )
( Meteorit ve asteroit çarpmaları sonucunda açığa çıkan yüksek ısı altında minerallerin erimesi nedeniyle oluşan ufak cam parçacıkları. @@ Bir gök cismine çarpan bir göktaşının atmosferde yandıktan sonra geri kalan ve yüzeye ulaşabilen parçalarına verilen addır. Göktaşının atmosferde bıraktığı ize meteor denir ve halk arasında hatalı bir biçimde "yıldız kayması" olarak adlandırılır.
( Bilim dışı terminolojide, "ara tür" kavramının tahrik edici karşılığıdır. İki canlı öbeği arasında henüz keşfedilememiş olan ve bu canlıların birinden diğerine geçişte rol oynadığı düşünülen tür ya da gruplardır. Genellikle henüz açığa çıkarılamamış fosil kayıtlarına işaret eder.Fosil oluşumunun çok nadir olan bir olay olması (genelde 1 milyon bireyden yalnızca 1 tanesi fosilleşir) ve günümüzde yeryüzünde var olan fosillerin çok küçük bir kısmının çıkarılabiliyor olması, geçmişte yaşamış türlerin keşfini güçleştirmektedir. Bu sebeple evrimsel süreç içinde bazı boşluklar ve bilinmeyenler olabilmektedir. Ancak elimizdeki milyonlarca örneğe bakarak bile, türler arasındaki evrimsel ilişkiyi kurmak son derece kolaydır. Öyle ki, birçok önemli tür grubuna yönelik sayısız "kayıp halka" açığa çıkarılmıştır. Örneğin insanın evriminde kademeli olarak değişen 30 civarında tür, kuşların evriminde kademeli olarak değişen 25 civarında tür, denizel memelilerin evriminde kademeli olarak değişen 15 civarında tür bilinmektedir.
( Mitokondrilerde gerçekleşen ve besinlerden enerji üretilen bir süreç. İLE Tüm canlı gözelerinde gerçekleşen ve besinlerden enerji üretilen genel bir süreç. )
( Thales tarafından -600 yılında keşfedildi/formüle edildi. (-624--546) (Ülke: Antik Yunan) (Alan: Matematik, Astronomi, Felsefe) (Önemli katkıları: Geometri teoremleri, Su arkhe teorisi) )
( Göze bölünmesi sonucunda oluşan iki yavru gözenin ana göze ile aynı sayıda kromozoma sahip olduğu bölünme türüdür. İLE Eşeysel gözelerin oluştuğu bölünme türüdür ve yavru gözeler ana gözenin yarısı kadar kromozoma sahip olur. )
( Ökaryot gözelerin tipik çekirdek bölünmesi. Kopyalanarak sayısı iki katına çıkmış olan kromozomlar profaz, metafaz, anafaz ve telofaz safhalarını geçirdikten sonra bölünerek diploit sayıda kromozom kapsayan iki oğul çekirdeğe ayırılır. @@ Hayvan ya da bitki gözelerinin bölünme evresi. Bu evrede iğ iplikleri kardeş kromatitlerin kinetokor bölgelerine tutunur, kardeş kromatitler gözenin zıt kutuplarına doğru hareket etmeye başlar. Bu evre mitozun en kısa evresidir ve genellikle birkaç dakika sürer. @@ Hem mitoz, hem mayoz bölünmede görülen bir evredir. Bu evrede kromozomlar gözenin metafaz düzleminde toplanırlar. Profaz evresinde oluşan mikrotübüllerk inetekorlara tutunurlar. @@ Tek bir zigottan gelen, mitoz sırasında genetik materyalin yanlış dağıtılması ya da deneysel manüpilasyon nedeniyle farklı genotiplerdeki iki ya da daha fazla göze populasyonunun bir organizmada bulunması durumu. @@ Vücuttaki üreme ile direkt ilgisi olmayan gözeler. Bitki ve hayvan gözelerinde çoğu göze somatik göze. Mitoz ile ürerler ve diploit sayıda kromozomları vardır.
( Beyindeki destek gözeleriyle çevresel sinir sistemindeki Schwann gözelerinin zarlarından özelleşmiş yağımsı yumuşak bir katman. Sinir liflerinin çevresini saran ve elektriksel açıdan onları yalıtan bir kın oluşturur. @@ Miyelinli nöronlarda aksonu çevreleyerek miyelin kılıfı oluşturan Schwann göze zarlarının karşılaştıkları yerde oluşturdukları yapı. Schwann göze zarlarının ilk karşılaştıkları yer "iç mezakson", son karşılaştıkları yer "dış mezakson" olarak isimlendirilir. @@ Çevresel sinir sisteminin gliyal gözesi. Görevi aksonları çevrelemek. 2 tiptir: miyelinleyen ve miyelinlemeyen. Miyelinleyici Schwann gözeleri çevreledikleri aksonlarının etrafını miyelin halkalarıyla kuşatırlar. Bu halkalarla çevrili sinir liflerine "miyelinli sinirler" denir.
( Omurgalılarda yalnızca kalpte bulunan üç ana kas türünden biridir. Kalp kası olarak da bilinir. Miyokard yani kalp kası, sarkomer olarak bilinen kontraktil birimlere sahip olması bakımından başka bir ana kas türü olan iskelet kasına benzer; ancak kalp kasının bu özelliği onu üçüncü kas tipi olan düz kastan ayırır. Kalp kasının ritmik bir biçimde kasılması, kalbin kalp pili görevi gören sinoatriyal düğümü tarafından düzenlenir. @@ Kardiyak arrest ya da yaygın adıyla kalp durması, kalbin kan pompalama işlevini yerine getirememesidir. Daha ayrıntılı olarak kardiyak arrest miyokardın sistol ve diastol işlemlerini yerine getirememesi olarak tanımlanır. Tıpta kardiyak arrestin beklenmediği durumlarda gerçekleşmesi ise akut kardiyak arrest (İng: "Sudden Cardiac Arrest") olarak isimlendirilir. Miyokard yani kalp kası sistol (kasılma) ve diastol (gevşeme) işlemlerini yerine getiremediği için kalp işlevini yitirir. Kalbin işlevini yitirmesi durumunda organlara kan pompalanamaz. Kardiyak arrest geçiren bir hastanın kalp ritmini geri getirmek için hastaya kardiyopulmoner resüsitasyon yani kalp masajı ve defibrilasyon uygulanır. @@ Kardiyoloji, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarını inceleyen bilim dalıdır. Öncelerinde iç hastalıkları (dâhiliye) bölümünün alt dalı olan kardiyoloji, günümüzde ayrı bir anabilim dalıdır. Bu alanda uzmanlaşmış doktorlara kardiyolog adı verilir. Kardiyoloji biliminin incelediği ve tedavi etmek için çalıştığı hastalıklardan bazılarını; koroner arter hastalığı, kalp ritim bozuklukları, inflamatuar kalp hastalığı, kalp yetmezliği, perikardit, miyokardit, trisküspit stenozu, aort yetmezliği ve miyokart enfarktüsü biçiminde sıralayabiliriz. Ekokardiyografi, elektrokardiyografi, kardiyak kateterizasyon ve miyokart perfüzyon sintigrafisi gibi teşhis yöntemleri kardiyovasküler hastalıkların tanısında kullanılır. @@ Miyokard infarktüsü ya da yaygın adıyla kalp krizi, kalbe kan akışının azalması ya da engellenmesi sonucunda gelişen, ölümle sonuçlanabilecek patolojik durumdur. Tüm organlar gibi kalbin de düzgün çalışabilmesi için oksijen ve besin kaynağına ihtiyacı vardır. Koroner arterler olarak bilinen kan damarları kalp kasının (miyokardın) yüzeyinde bulunur, ve kalbe oksijenli kan sağlar. İşte bu koroner arterlerden biri tıkandığında ve kalbe kan akışı sağlanamadığında kalp krizi meydana gelir. @@ Çeşitli sebeplerden ötürü miyokardın iltihaplanmasıdır. Miyokard ya da kalp kası, kalbin büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Kalp kası da diğer kaslar gibi iltihaplanabilir. Kalp kası iltihabı belirtileri hemen görülmeyebilir. İlk başlarda belirtiler diğer hastalıklara benzeyebilir. Genelde belirtiler grip ve zatürre gibi hastalıklara benzer. Kalp kası iltihabının belirtilerinden bazılarını şu biçimde sıralamak mümkündür:
( Organizmalarda genetik çeşitliliğin üretimi için başlıca yardımcı unsurlar olan, hareketli genetik öğeler bütünü. Ökaryotlarda transpozon adı verilen hareketli parçacıklar mobilomları oluştururken, prokaryotlarda profajlar ve plazmidler önemli mobilomlar. Mobilomlar, bakteriyel genomların evriminde temel roldedirler ve yatay gen aktarımının esas yapısıdırlar. Bu hareketli öğeler, bakteriyofajları, plazmidleri, integronları, genomik adaları, transpozonları ve insersiyon dizilerini içerir. @@ Kendi kendini eşleyebilen kromozomdan ayrı bir DNA parçasıdır. Tipik olarak dairesel ve çift sarmallıdır. Prokaryotların genetik materyali bu şekildedir. @@ Bakteri kromozomuna yerleşmiş faj DNA'sıdır. @@ DNA sentezi ve transpoz içeren bir mekanizma tarafından genomun içinde hareket eden uzun bir mobil DNA elemanı. Kromozomlar üzerinde rastlantısal olarak sıçrayabilen ve yer değiştirebilen yapılar. Genetik çeşitliliğe büyük katkı sağlarlar.
( Gerçek sistemlerin soyut ve basitleştirilmiş hali. @@ Doğal seçilimin etkilerinin kültürel buluşlardan etkilendiğini söyleyen insan evrimi modeli. Kültür biyolojik olmayan adaptasyonlar sayesinde çevresel stresi azaltabilir ve evrime yön verebilir. Bu durumda potansiyel olarak strese karşı evrimleşmeyi azaltır. @@ Bir canlının çiftleşme sırasında, öncesinde ya da sonrasında partnerini yemesi davranışı. Genelde dişi örümceğimsilerde görülür. Farklı canlılarda evrimsel süreçte birbirinden bağımsız olarak ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu sebeple açıklanması için farklı modeller geliştirilmiştir. @@ Lovelock, sıcaklığın düzenlenmesi için biyosferin kasti eyleminin gerekli olmadığını eleştirmenlerine ispatlamak için Daisyworld modelini geliştirdi; bunun yerine doğal seçilimin işlemesinin sıcaklık düzenleme görevini yerine getirmek için yeterli olduğunu söyledi. @@ Genomu tamamiyle dizilmiş bir gram negatif bakteri. Prokaryotların incelenmesi için model organizmalardır.
( 1- Basit Nesneler Tablosu[Lavoisier]
2- Vis Tellurique[de Chancoutois]
3- El yazması periyodik tablo[Mendeleev]
4- Atomik kütle ve simge dizini[John Dalton]
5- Modern Periyodik tablo
( Mendel Genetiği sayesinde öğrenilen genetik bilgilerin, 1930 ve 1940lı yıllarda Evrimsel Biyoloji ile birleştirilmesi ve iki kuramın, bir araya gelerek canlılığın nasıl değiştiğini tam olarak açıklayabilir hale gelmesi. Birçok bilim insanının araştırmaları ve katkıları sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Günümüzde bu sentez, farklı bilim dallarından gelen verilerle daha da güçlendirilmiştir. "Evrimsel Sentez" olarak da bilinir.
( Canlılarda çevresel etkilerle fenotiplerde meydana gelen değişikliklere denir. Epigenetik etmenler haricinde gelecek nesle aktarılamadığı için kalıtsal değildir. @@ Düzenleyici bir ligandın proteinin katalitik sahası dışındaki bir bölgeye bağlanması yoluyla ya da kovalent modifikasyon yoluyla bir proteinin konformasyonunun değişmesi yoluyla protein aktivitesinin değişmesi. @@ Aynı öncül RNA ile farklı mRNA'ların oluşturulması. Bu durum, farklı aminoasit kompozisyonlara ait proteinlerin oluşturulmasına sebep olabilir ya da sadece 3' UTR uzunluğunu değiştirebilir. Alternatif (diferansiyel) eşleşme için bir sebep, RNA düzenlemesi sırasında, kesim alanlarındaki değişime sebep olan bir modifikasyonun oluşmasıdır. @@ Bir mutasyon ya da modifikasyona uğramış olan bir DNA molekülünün doğru nükleotid dizisinin restorasyonu.
( Moleküler biyoloji tekniklerini kullanarak popülasyonlar ve topluluklar düzeyinde ekolojik soruları inceleyen bir bilim dalı. İLE Mikroorganizmaları inceleyen bir bilim dalı. Bu iki dalın kesiştiği noktada, moleküler biyoloji teknikleri, mikroorganizmaların biyoçeşitliliğini, dağılımını ve işlevlerini anlamak için kullanılmaktadır. )
( Hareket eden kütlenin ölçümüdür. Bir nesnenin momentumu, kütlesinin ve hızının çarpımına eşittir. Vektörel bir büyüklüktür ve Uluslararası Birim Sistemi'nde (SI) birimi kg⋅ms\frac{kg\cdot{m}}s
s
kg⋅m
'dir. Kalın "p" harfi ile gösterilir. İsmi, Latincede "hareket etmek, ettirmek" anlamına gelen "movere" fiilinden gelmektedir. @@ Herhangi bir cismin dönüş hareketine devam etme isteğidir. Hareket eden bir nesnenin momentuma sahip olduğu söylenir. Bu nesne dönerken, terim açısal momentum halini alır ve bu hareket, başka bir kuvvet uygulanmadığı sürece hızını değiştirmez.
( Tipik olarak bitkilerde görülür. Erkek ve dişi organların tek bir bireyde, bir arada bulunması durumu anlamında kullanılabildiği gibi, erkek ve dişiye ait olan çiçek yapılarının aynı bireyde bulunması anlamına da gelebilir. "Hermafrodit" olarak da bilinir.
( Yalnız kalma korkusu olarak bilinen, Yunancada "bir" anlamına gelen μονόφωνος ("mŏnŏ") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ Bir genetik özelliğin farklı alel çiftlerini taşıyan bireylerin kendi arasında çaprazlanması. Örneğin heterozigot sarı ve yeşil tohum rengi aleline sahip iki bezelye bitkisi çaprazlandığında oluşacak yavruların 3/4'ü sarı, 1/4'ü ise yeşil tohum rengine sahip olacaktır. @@ Sadece bir antijenle tepkimeye giren antikor. @@ Oldukça değişik hayvanlardır ve sadece iki tip monotrem vardır; ekidna ve ornitorenk. Sıcak kanlıdırlar, kılları vardır ve memeliler gibi yavrularını sütle beslerler. Onları değişik kılan yavruları doğurmak yerine yumurtlarlar. Memeliler'in sürüngenlerden evrimleştiğinin en net, yaşayan kanıtlarıdırlar. @@ Diploit organizmanın tek bir kromozom kaybetmesi durumu.