On ve üzeri(10+) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 32.035 başlık/FaRk ile birlikte,
32.035 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(90/130)
- [ON] EVERYTHING/PLACE vs. [ON] NOTHING/PLACE
- ON-PUMP CERRAHİ/ON-PUMP SURGERY[İng.] değil/yerine/= POMPA BAĞLANTILI KALP CERRAHİSİ
- DÉTÉRIORATION DU PRÉAMPLI[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖN YÜKSELTEÇ BOZULMASI
- PREAMPLIFIER[İng.] / PRÉAMPLIFICATEUR[Fr.] / VORVERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN YÜKSELTEÇ
- ON YÜZLÜ ile DEKAHEDRON
( DECAHEDRAL vs. DECAHEDRON )
( ده رويه ile ده سطحي ile دهرو ile ده وجهي )
( DAH ROYYEH ile DAH SATHY ile دهرو ile DAH VAJEHY )
- ONANMAK ile ONARMAK ile ONATMAK ile ONAŞMAK ile ONARILMAK ile ONAYLAMAK ile ONAYLANMAK ile ONAYLATMAK ile ONARABİLMEK ile ONARIVERMEK ile ONAYABİLMEK ile ONAYLATABİLMEK ile ONAYLAYABİLMEK ile ONA ile ONAR ile ONAT ile ONAY ile ONARLI ile ONAYLI ile ONANİZM ile ONAYSIZ ile ONA BUNA
- ONARARIEAE = HULFAÎYE
- ONAYLAMAK ile ONAY ile ONAYLANDI ile DOĞRULAYICI
( CONFIRM vs. CONFIRMATION vs. CONFIRMED vs. CONFIRMER )
( تاييد کردن ile تسجيل کردن ile تنفيذ کردن ile تصديق کردن ile استوار کردن ile تنفيذ ile تاييد ile تسجيل ile پادار ile مسجل ile مويد )
( TAYYD KARDAN ile TASJYLE KARDAN ile TANFYZE KARDAN ile TASADYGH KARDAN ile ESTAVAR KARDAN ile تنفيذ ile TAYYD ile تسجيل ile PADAR ile MASJEL ile MOYD )
- ONAYLAMAK ile SABİTLEŞTİRMEK
( TO APPROVE vs. TO GET FIXED )
- ONAYLAMAMA (RAFD)
- ONAYLANABİLİR ile ONAY ile ONAYLAMAK ile ONAYLAMAK ile ONAYLI
( APPROVABLE vs. APPROVAL vs. APPROVE vs. APPROVE OF vs. APPROVED )
( قابل تصويب ile موافقت ile تصويب ile امضاء ile صوابديد ile تييد ile روا داشتن ile به تصويب رساندن ile امضاکردن ile تصويب کردن ile پسند کردن ile مصوب ile مصوبه ile مستحسن )
( GHABEL TASOOYBE ile MOVAFEGHT ile TASOOYBE ile EMZA ile صوابديد ile TYYD ile RAVA DASHTAN ile BAH TASOOYBE RESANDAN ile EMZAKARDAN ile TASOOYBE KARDAN ile PASAND KARDAN ile MOSOUB ile MOSOOBEH ile مستحسن )
- ONAYLANIRLIK ile/ve/||/<> KABUL EDİLİRLİK
- ONAYLATILMAK ile ONAYLATTIRMAK ile ONAYLATTIRILMAK
- ONAYLAYICI SÖZCÜKLER ve/||/<>/> HİZMET EYLEMLERİ ve/||/<>/> FİZİKSEL TEMAS
- ONBAŞI ile BEDENSELLİK ile KURUMSAL
( CORPORAL vs. CORPORALITY vs. CORPORATIVE )
( سرجوخه ile جسمي ile هستي جسماني ile جسميت ile جسمانيت ile شرکتي )
( SARJUKHEH ile JASMY ile NPASTY JASMANY ile جسميت ile JASMANYT ile SHARKATY )
- ÖNCEDEN BELİRLENMİŞ ile ÖN KISIM
( FORETOKEN vs. FORETOP )
( اعلام قبلي ile قبلا آگاهانيدن ile موي پيشاني ile کاکل اسب )
( ELAM GHABLY ile GHABLA AGAEHANYDAN ile MOY PEYSHANY ile KAKEL ASB )
- ÖNCEKİ ile/ve/değil YETERSİZLİK
- ÖNCEKİSİNDEN değil ÖNCEKİNDEN
- ÖNCEL = MUKADDEM = ANTECEDENT[İng.] = ANTÉCÉDENT[Fr.] = ANTECEDENT[Alm.] = ANTECEDENS[Lat.]
- ÖNCELİK'İ:
TELEFONA/MESAJA VERMEK değil/yerine ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK
- ÖNCELİK'İ:
TELEFONA/MESAJA VERMEK değil/>< ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK
( Yanlışı. >< Doğrusu. )
- ÖNCELİK ile/ve/değil/||/<>/< PAYLAŞILMIŞ ÖNCELİK
- ÖNCELİK ile/ve "POZİTİF AYRIMCILIK"
- ÖNCELİK = PRIORITY/PRECEDENCE[İng.] = [Fr.] = [Alm.] = [İt.] = [İsp.]
- ÖNCELİK ile/ve/||/<>/< ZORUNLULUK
- ÖNCELİKLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- ÖNCELİKLİ ile/ve/değil ÖNCELİKLERLE ÖRTÜŞEN
- ÖNCELİK-SONRALIK ve/değil BİRLİKTELİK
- ÖNCESİ-SONRASILI ile/değil/yerine KARŞILIKLILIK/EYTİŞİM(DİYALEKTİK)
- ÖNCESİZLİK-SONRASIZLIK = EZELİYET-EBEDİYET = ETERNITY[İng.] = ÉTERNITÉ[Fr.] = EWIGKEIT[Alm.] = AETERNITAS[Lat.] = ETERNIDAD[İsp.]
- ÖNCÜLLER = MUKADDEMAT = PREMISS[İng.] = PRÉMISSES[Fr.] = PRÄMISSE[Alm.] = PRAEMISSA[Lat.] = ESTABLECIMIENTO[İsp.]
- ZEHNTELWERTSDICKE[Alm.] ile/değil/yerine/= ONDA BİR DEĞER KALINLIĞI
- TENTH VALUE LAYER[İng.] / DIXIÈME D'ÉPAISSEUR DE DEMI-ATTÉNUATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ONDA BİR KALINLIK DEĞERİ
- ONDALIK SİSTEM ile/||/<> POZİSYONEL NOTASYON
( Ondalık sistem 10 tabanlı sayı sistemi İLE pozisyonel notasyon basamak değeri sistemidir. )
( Aryabhata tarafından 500 yılında keşfedildi/formüle edildi. (476-550) (Ülke: Hindistan) (Alan: Matematik, Astronomi) (Önemli katkıları: Sıfır kavramı, ondalık sistem, trigonometri, güneş merkezli sistem teorisi) )
- ONDALIK ile ONDALIK FONKSİYON ile ONDALIK SAYI ile ONDALIK NOKTA ile ONDALIK SAYIYA DÖNÜŞTÜRMEK
( DECIMAL vs. DECIMAL FUNCTION vs. DECIMAL NUMBER vs. DECIMAL POINT vs. DECIMALIZE )
( اعشاري ile دهدهي ile اعشار ile دهگان ile کسر اعشاري ile عدد دهدهي ile نقطه اعشار ile بهاعشاردرآوردن )
( اعشاري ile DEHODEHY ile ASHAR ile DANGGAN ile KASAR ASHARY ile ADAD DEHODEHY ile NAGHTEH ASHAR ile BACPEHAESHARDARAVARDAN )
- ... ONDAN SONRA ... ile/ve ... DOLAYISIYLA ...
- ÖNDE OLAN/OLMASI GEREKEN:
EŞEYSELLİK(ERİLLİK/DİŞİLLİK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SEVGİ
- ONDÜLASYON/UNDULATION[İng.] değil/yerine/= DÜZENLİ DALGALANIM
- ONE WITHIN THE OTHER vs. ONE AFTER THE OTHER/SUCCESSIVELY
- ÖNEMİ YOK ile/değil BELİRLEYİCİLİĞİ YOK
- ÖNEM/Lİ ile/ve/değil/yerine BELİRLEYİCİ/LİK
( [not] IMPORTANT vs./and/but DETERMINATION
DETERMINATION instead of IMPORTANT )
- ÖNEMSEME ile ÖNEMSEMEZCE ile ÖNEMSEMEZLİK
- ÖNEMSEMEK ile/ve/||/<>/> BENİMSEMEK
- ÖNEMSEMEK ile ÖNEMSENMEK ile ÖNEMSETMEK ile ÖNEMSEYEBİLMEK
- ÖNEMSİZLİK ile ÖNEMSİZ
( INSIGNIFICANCE vs. INSIGNIFICANT )
( ناچيزي ile بي اهميتي ile ناقابلي ile جزئي ile چندرقاز ile ناقابل ile ناچيز ile مزجات ile مزجاه ile خفيف )
( NACHYZY ile BEY HAMYTY ile NAGHABELY ile JOZIY ile CHANDARGHAZ ile ناقابل ile NACHYZ ile مزجات ile مزجاه ile KHOFYFE )
- ÖNERME(KAZA, KAZİYE) ile KIYAS(BURHAN, [DEMONSTRATION])
- ÖNERME[İng. PROPOSITION] ile/||/<> A PRİORİ ile/||/<> BAĞDAŞIMCILIK[İng. COHERENTISM] ile/||/<> DOĞALLAŞTIRILMIŞ EPİSTEMOLOJİ[İng. NATURALIZED EPISTEMOLOGY] ile/||/<> DOĞRULAMA İLKESİ[İng. VERIFICATION PRINCIPLE] ile/||/<> İÇSELCİLİK[İng. INTERNALISM] ile/||/<> ÖNCÜL[İng. PREMISE] ile/||/<> SENTETİK A PRİORİ[İng. SYNTHETIC A PRIORI]
( Önermeyi, doğru ve yanlış değerine sahip bir yargı, bir iddia taşıyan cümle olarak düşünmek mümkündür. Pritchard, önermesel bilginin insana özgü olduğunu ve daha sofistike entelektüel yetenekler gerektirdiğini düşünür. Bir cümle biçiminde ileri sürülen, bir şeyin durumunu söyleyen “Dünya yuvarlaktır.”, “Bekârlar, evlenmemiş olanlardır.”, “Baba II, harika bir filmdir.”, ya da “Ay peynirden yapılmış değildir” türünden ifadeler önerme örnekleridir. @@ Önsel, deneyime dayanmayan anlamına gelmektedir. Deneye dayanmayan, deneyden önce gelen ya da ondan bağımsız olarak ulaşılan bilgi için kullanılır. Örneğin, “bir cisim aynı anda birden çok yerde bulunamaz” önerisi "a priori" önermedir. Bu sınıflandırmayı felsefe tarihinde ilk öne süren Aristoteles’tir. @@ Bir önermenin doğru yolla gerekçelendirilip gerekçelendirilmediği problemi çağdaş epistemolojinin merkezinde yer almaktadır. İnançlarımız, birbirleriyle bağlantılı ve tutarlı bir ağ oluşturabilmesinin doğru inançların gerekçelendirilerek bilgi olarak tanımlanması için yeterli olduğu düşünen yaklaşım Bağdaşımcılık olarak bilinir. Bağdaşımcılara göre sahip olduğumuz inançların epistemik statüleri arasında hiyerarşik bir ilişki yoktur. Doğru inançlarımızın birbirleriyle tutarlı bir ağ oluşturabilmesini epistemik bir sınır olarak kabul eden bu görüşe getirilen en büyük eleştirilerden biri izolasyon problemidir. Bu eleştiriye göre, inançlarımız birbiriyle tutarlı bir ağ oluştursa da, diğer epistemik ağlarla bağlantılı olmadıkları için, bu ağ içindeki inançların doğruluğunu tehdit edecek inançları kapsamaz. İnançlar tutarlı olsa da, bu kendi içinde tutarlı ağlara tamamen zıt ve kendi içinde tutarlı başka ağlar kurmak mümkündür. Kısacası, bu bağdaşımcı ağlar birbiriyle bağlantılı olmadıklarından ötürü, izolasyon problemi ortaya çıkar. @@ Bu yaklaşım Dışsalcılığın radikal bir biçimi olarak görülebilir. Çoğu yorumcu bu yaklaşımı bir dönem ünlü Natüralistler savunulduğu ve Natüralizmin ön kabulleri ile epistemolojiye yaklaşıldığını iddia ederek “yerini alma natüralizmi” de demiştir. Hatta öyle ki bu yaklaşımı, Natüralizmin epistemolojideki biçimi olarak da görenler bile olmuştur. Özellikle Quine tarafından sistemleştirilen bu görüşe göre, insanın bilişsel yetileri ve bilgi ile ilişkin zihinsel süreçleri evrimsel bir çerçevede anlaşılır Yani bilen kişi fizyolojik/biyolojik bir yapı olarak dışsal uyarıcılara tepki vermektedir. O halde insan zihni evrimsel bir sürecin sonucu olup çevresel etkilere oldukça duyarlıdır; çevreden gelen girdileri zihnimiz işler ve çıktı olarak karşımızda bilgiyi görürüz. Kimileri için böylesi bir yaklaşım a priori bilginin varlığına şüpheli yaklaşarak a posteriori bilgiyi ön plana almıştır. Peki bu ne demektir? Quine, 1951 yılında yayınlanan “Two Dogmas of Empiricism” (Deneyciliğin İki Dogması) adlı ünlü metninde Kant’ın analitik/sentetik ayrımı ve mantıkçı pozitivistlerin “her anlamlı ifade duyu tecrübelerine dayanır” iddiasını açık bir biçimde dogma olarak tanımlar ve eleştirir. Onun için her inanç ya da bilgi, aksi tecrübeler ışığında revize edilebilirdir, deneye dayanmayan bir inanç ya da bilgiden söz edilemez. İşte bu epistemoloji ile bilim arasındaki bütünlüğe işaret eden ve Natüralizm’in bir türü olarak görülebilecek bir bakış açısı olabilir. Doğallaştırılmış epistemoloji duyu verileri ile başlayan süreci psikolojinin konusu olarak gördüğü için epistemoloji ve psikoloji arasında doğrudan bir bağ kurar. Doğallaştırılmış epistemoloji yaklaşımına göre kanıt ile kuram arasındaki epistemik bağlantı belirlenmelidir, gözlem önermeleri ile teorik çıktılar arasındaki ilişki ancak ve ancak empirik bilimler yoluyla bilinebilir. Doğallaştırılmış epistemoloji bilginin doğasında yer aldığı düşünülen “gerekçelendirme” unsurunun yerine “gözlemsel unsurlar ile kuram arasındaki nedensel ilişki”yi koymak istiyormuş gibi görünüyor. @@ Viyana Çevresi (1920’lerde ortaya çıkmış olan ve Moritz Schlick, Otto Neurath, Fredrich Waismann, Rudolf Carnap ile anılan felsefe ekolü) olarak bilinen ekol tarafından geliştirilen bu yaklaşım anlamlı önermeleri matematiksel ifadeler ve olgu önermeleri olarak ikiye ayırmıştır. Bu ekol anlamı tecrübenin yanı başına koyarak, ancak ve ancak duyu verisine dayanan önermelerin anlamlı ve dolayısıyla doğru olabileceğini iddia etmiştir. Diğer yandan doğrulama ilkesinin zayıf versiyonu (bir ifadenin matematik, mantık ve totoloji olmaksızın ancak duyu tecrübesi ile doğrulanırsa anlamlı olacağı tezi) Mantıkçı Pozitivizm geleneğinin ilk yıllarında savunulmuş ve onların din felsefesine bakışınında temelini atmıştır. @@ İlk kez 1980 yılında BonJour ve Goldman tarafından kullanıldığı bilinen içselcilik (internalism) ve dışsalcılık (externalism) kavramları, çağdaş epistemolojide iki farklı yaklaşımı temsil eder. İçselciler, gerekçelendirmeyi zihne ait içsel durum ve özellikler ile ele almayı tercih eder. İçselciler için problemin çözümü gerekçelendirmedeki teminat şartının bilişsel olarak doğru inanca sahip kişinin zihninde (yani o kişiye 'içsel' koşullarda) hazır olarak bulunmasında yatar. Diğer bir deyişle, doğru inançların gerekçelendirilmesi, kişinin bu gerekçelendirme sürecinin farkında olması ve inançların kişiye erişilebilir olması ile mümkündür. İçselciliğin yaygın olarak kabul edilen iki biçimi vardır. Bunlardan ilki olan erişimcilik (İng: accessibilism), bir öznenin sahip olduğu inancın epistemik gerekçelendirmesini, öznenin zihnindeki bazı özel erişim türleri ile belirlenebileceğini iddia eder. Bir doğru inancı gerekçelendiren etkenlerin her an erişime ve muhakeme etmeye açık olması, öznenin bakış açısına içsel olan etkenlerin önemine vurgu yapar. BonJour, Audi ve Chisholm’un savunduğu bu yaklaşımda, bir şeyle ilgili tam deneyime sahipsek bilinç, içe bakış ve muhakeme ile bilgiye ulaşabiliriz; inanç ve algı deneyimlerimizin çoğuna muhakeme yeteneğini ile ulaşırız. Bu içselci yaklaşım şu türden iddialar ve kabullere sahiptir; gerekçelendirme bilgi için olmazsa olmaz bir koşuldur, doğru inancın bilgiye dönüşmesi için, öznenin inancın doğruluğuna dair iyi bir nedene sahip olması ve bu nedenin farkında olmalıdır, öznenin bir nedenin içsel olarak farkında olması aynı zamanda öznenin bu nedenine bilişsel anlamda erişimini gerektirir. Öyleyse öznenin bizzat doğru inancı ile neden arasındaki ilişkiye erişimi ve farkındalığının bulunması bu yaklaşım için merkezi bir önem taşımaktadır. Diğer yandan böylesi bir yaklaşım içselciliğin deontolojik statüsüne de dikkat çekmeyi gerektirir. Öznenin neye inanması gerektiği konusunda bir tür yol göstericilik rolünün söz konusu olması deontolojik yaklaşım asli özelliklerinden biridir. İçselcilik büyük oranda deontolojik bir biçimde özneye yol göstericilik rolü üstleniyormuş gibi görünüyor. O halde, öznenin p öncülü ya da c önermesine inanması belirli türden bilişsel görev ve sorumluluklarını yerine getirmesine bağlıdır. Söz konusu epistemik ve bilişsel ödevler, sorumluluklar gerekçelendirmenin normatif boyutuna işaret eder. Diğer yandan bu konudaki tartışmalar daha sonra doğallaştırılmış epistemolojinin normatifliği yok saydığı yönündeki itirazlarla tekrar gündeme gelecektir. @@ Bir sonuca ya da çıkarıma ulaşmakta kullanılan önermeler. Öncüller, savunulan iddia ya da argümanın dayandırıldığı temel fikir ya da yargılardır. Argüman sunarken doğru öncüller sunmak argümanı daha sağlam ve geçerli hâle getirirken kullanılan yanlış öncüller ise argümanı daha zayıf ya da geçersiz kılar. @@ Kant’ın felsefeye kazandırdığı bir kavram olan sentetik a priori, saf görü ile empirik görünün birlikte çalışması sonucunda ortaya çıkan bilgi türüdür. Bir yargının a priori olması, deneyime dayanmaksızın zorunlu ve kesin bilgiyi ifade ederken bir yargının sentetik olması, doğruluğunun içerdiği kavramların tanımlarına dayanamaması bakımından ek bilgi veren niteliğe sahip olduğu anlamına gelmektedir. Sentetik a priori bilgilerin kuruluşu, bağ kurucu bir unsur olan görüye dayanmaktadır. Görü, duyusallığın altına nesne düşürebildiğimiz zaman ortaya çıkmaktadır. Duyusallığın altına nesne düşürmeyi ise duyusallığın formları olan uzam ve zamandan hareketle yaparız. Bir nesnenin kavramını kurabilmek için gerekli olan şey görüdür. Böylelikle biz, altına görü düşürebildiğimiz nesneler üzerine yargıda bulunabiliriz. Bu bağlamda duyusallık ile görü, birbiriyle doğrudan ilişkili kavramlardır. Görü, empirik olgu durumları zemininde oluştuğu zaman sentetik a posteriori yargılar meydana gelmektedir. Öte yandan görünün, saf aklın kökeninde oluşması durumunda ise sentetik a priori yargılar meydana gelmektedir. Bu durumda sentetik a priori yargıların olanağı, olanaklı deneyimin sınırları içerisinde, saf görü ile empirik görünün birlikte çalışmasına bağlıdır. Sentetik a priori bilgilere örnek olarak Kant, matematiğin, geometrinin ve metafiziğin önermelerini ileri sürmüştür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ÖNERME = KAZİYE = PROPOSITION[İng., Fr.] = LEHRSATZ[Alm.] = PROPOSITIO[Lat.] = PROPOSICION[İsp.]
- ÖNERMEK ile ÖNERİLMEK ile ÖNEREBİLMEK ile ÖNERİ
- ÖNERMEK ile/ve YÖNLENDİRMEK
- ÖNGÖREBİLDİĞİMİZ ...:
ORANDA ile/ve/||/<> DOĞRULTUDA
- ÖNGÖRMEK ile/ve/<> HESAPLAŞMAK
- ÖNGÖRMEK ile ÖNGÖRÜLMEK ile ÖNGÖREBİLMEK ile ÖNGÖRÜ ile ÖNGÖRÜLÜ/LÜK
- ÖNGÖRME/ÖNGÖREBİLME ile KESTİRME/KESTİREBİLME
- ÖNGÖRÜLEBİLİR BİLİNMEYEN ile/ve/<> BİLİNEMEYECEK BİLİNMEYEN
( PRUDENT UNKNOWN vs./and/<> UNKNOWN WHICH IS NOT ABLE TO KNOW )
- ÖNGÖRÜLEBİLİR/LİK ile/ve/||/<> BİLİNEBİLİR/LİK
- ÖNGÖRÜSÜZLÜK ile/ve/< BİLGİSİZLİK/CEHALET
( CEHALET: Dönüp dolaşmak, sabitesi olmamak. )
( Cehalet diye bir şey yoktur, yalnızca dikkatsizlik ve ilgisizlik vardır. )
( Cehalet neden acı verici olsun? Acı verici durumlar ve sonu gelmez yanılgıların kaynağı olan arzu ve korkunun kökeninde o vardır. )
( Kederin nedeni, cehalettir. Mutluluk anlayışı izler. )
( Bilgisizliğin belirtisi, adâletsizlik ve trajediye olan inancın derinliğidir. )
( Üzüntü, zihinsel bir acıdır (ıstırap) ve acı, mutlaka dikkat ister. Ona dikkatinizi verdiğinizde, çağrı durur ve cehalet sorunu da kaybolur. )
( Bilmeyene yaraşan ceza, bilen birinden öğrenmektir. )
( Bilgisizlik, öğrenim ile de öğrenilir. )
( Meğer, cehalet, esaretten betermiş. )
( Cehalet, tahsil ile tahsil olunur. )
( There is nothing like ignorance, only inattention.
Why should ignorance be painful?
It is at the root of all desire and fear, which are painful states and the source of endless errors.
Ignorance causes sorrow. Happiness follows understanding.
Worry is mental pain and pain is invariably a call for attention. The moment you give attention, the call for it ceases and the question of ignorance dissolves. )
( FORESIGHTLESSNESS vs./and/< IGNORANCE )
- ÖN-İKONOGRAFİ ile İKONOGRAFİ ile | İKONOLOJİ
( Tanımlama. İLE Çözümleme. İLE | Yorumlama. )
( Olgusal. İLE | Özsel. )
( Biçim. İLE | İçerik. )
- ONİKS ile/||/<> RODOKROZİT
( Siyah ve beyaz şeritlere sahiptir. İLE/||/<> Pembe ile beyaz çizgili bir karbonat. )
- Önkabulsüz KONUŞ!!!
- ONKOGEN ile/||/<> TÜMÖR BASKILAYICI
( Onkogen kanser teşvik, baskılayıcı kanser önleme. )
( Formül: Gas pedal İLE fren )
- ONKOGENEZ/ONCOGENESIS[İng.] değil/yerine/= KANSER OLUŞUMU
- ONKOJEN/ONCOGENOUS[İng.] değil/yerine/= KANSER OLUŞTURAN
- ONLAR ...:
"ANLARLARSA" değil ANLARSA
( Çoğuldan sonra tekrar çoğul eki gerekmez/fazlalıktır. )
- ÖNLEMEK ile ÖNLENMEK ile ÖNLEYEBİLMEK ile ÖNLEM
- ÖNLENEBİLİR) SAYRILIK ile/yerine AŞI
- ÖNLENEBİLİR ile/ve/değil/||/<>/>/< ÖNGÖRÜLDÜĞÜNDE ÖNLENEBİLİR
- ONLY vs. ESPECIALLY
- ONSAGER İLİŞKİLERİ ile/||/<> TERSİNMEZLİK
( Onsager çapraz etkiler Lᵢⱼ = Lⱼᵢ, tersinmez süreç. )
( Formül: Reciprocal İLE tek yön )
- ONSEKİZBİN ÂLEM ile ...
( KÂİNAT )
- ÖNSEZİ = HİS-İ KABL EL-VUKÛ = PRESENTIMENT[İng., Fr.] = AHNUNG[Alm.]
- ÖNSEZİ ile KAMBURLAŞMAK ile KAMBUR
( HUNCH vs. HUNCH BACK vs. HUNCHBACK )
( گوژ ile قوز ile کوهان دار ile قوز پشت ile گوژپشت )
( GOZH ile GHOOZ ile KOVEYAN DAR ile GHOOZ POSHT ile GOZHPASHT )
- ONTOLOGICAL NATURALISM[İng.] değil/yerine/= ONTOLOJİK NATÜRALİZM
( Doğanın tamamının, var olanlardan ibaret olduğunu savunan felsefi duruştur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ONTOLOGY vs. ONTOEXPERIMENT
- ONTOLOJİ ile EPİSTEMOLOJİ
( Varlık kavramını ve var olanların temel sınıflamalarını inceleyen felsefe dalı. İLE Bilginin doğası, kaynağı ve geçerliliği üzerine çalışan felsefe dalı. )
- ONTOLOJİ ile/ve/||/<>/> EPİSTEMOLOJİ ile/ve/||/<>/> METAFİZİK
( Nesnelerle uğraşmak. İLE/VE/||/<>/> Nesnelerle uğraşma yöntemi. İLE/VE/||/<>/> İlkelerle/kavramlarla uğraşmak. )
( Tohum. İLE/VE/||/<>/> Ağaç. İLE/VE/||/<>/> Su. )
( Metafizik:
1- Varolan ve varlığın bilimi/bilgisi.
2- Sonsal gerçekler.
3- Bütünün ve tümelin bilgisi.
4- İlk, ilkelerin bilimi/bilgisi. )
( Metafizik yapma biçimleri:
* KELÂMÎ
* İRFÂNÎ
* İŞRÂKÎ
* MEŞŞAÎ )
( Kelâmî felsefenin hikmeti, tasavvuf; meşşai felsefenin hikmeti, işrâkiliktir. )
( İşrâkilik, meşşailerin tasavvufu; irfan, kelâmın tasavvufudur. )
( Felsefenin, felsefeleşmiş biçimi/durumu, metafiziktir. )
( Metafizik: Kavramsal çözümleme[analiz]. Kavramların, kavramsal ilişki ve yargıların çözümlemesi. )
( Gövde. İLE/VE/||/<>/> Gölge. İLE/VE/||/<>/> Boşluk[herşeyi kapsayan]. )
( Havuz. İLE/VE/||/<>/> Su. İLE/VE/||/<>/> Kişi/insan ve/ya da yüzme. )
- ONTOLOJİ ile ONTOLOJİZM
- ONTOLOJİK KANIT/İDDİA/ARGÜMAN ile KOZMOLOJİK KANIT/İDDİA/ARGÜMAN
( Tanrı'nın varlığını tanımından yola çıkarak kanıtlamaya çalışan kanıt/iddia. İLE Evrenin varlığını açıklamak için bir ilk neden[Tanrı] olduğunu savunan kanıt/iddia. )
- [ne yazık ki]
"ONU KASTETMEDİM" ve/||/<> "NE İLGİSİ VAR?"
( Söz sahibinin, söyleyeceği sözün olası yetersizliği/uygunsuzluğu ardından kullanmaya "saklı tuttuğu" savunma "sözü". İLE Dinleyenin, söylenilen sözün yetersizliği/uygunsuzluğu ardından kullanmaya "saklı tuttuğu" savunma "sözü". )
- ONU SÖYLEMENİN ANLAMI NE? ile/ve ONU SÖYLEMENİN ÂLEMİ NE?
- ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA ile/değil BİR SONRAKİ HAFTA
- ÖNÜMÜZÜ AÇAN ile/ve/<> UFKUMUZU GENİŞLETEN
- ONUN/SENİN) GÜZELLİĞİNE BAKMAK ile/değil/yerine GÜZELLİĞE BAKMAK
- ONUR ve/||/<>/>/< FARKINDALIK
- ONUR = HAYSİYET = DIGNITY[İng.] = DIGNITÉ (HUMAINE)[Fr.] = WÜRDE, MENSCHENWÜRDE[Alm.] = DIGNITAS[Lat.] = DIGNIDAD[İsp.]
- ONUR ile ONUR ÖĞRENCİSİ ile ONURLU ile FAHRİ ile FAHRİ DOKTORA ile ONUR ile ONURLANDIRMAK
( HONOR vs. HONOR STUDENT vs. HONORABLE vs. HONORARY vs. HONORARY DOCTORATE vs. HONORED vs. HONORING )
( سرافرازي ile گرامي داشتن ile تشرف ile عز ile تکريم ile بزرگداشت ile ناموس ile بزرگ داشتن ile شرافت ile افتخار ile احترام گذاردن ile بزرگواري ile نجابت ile اکرام نمودن ile اکرام کردن ile عزت ile آبرو ile شرف ile شاگرد اول ile باشرف ile عزوجل ile بزرگوار ile بالانشين ile ماجد ile محترم ile مکرم ile باشرافت ile جليلالقدر ile گرامي ile شايان تعريف ile لايق احترام ile شرافتمندانه ile آبرومند ile شريف ile شرافتمند ile افتخاري ile درجه افتخاري ile دکتراي افتخاري ile سرافراز ile مشرف ile معزز ile مفتخر ile شرفياب ile اکرام ile تفخيم ile تشريف )
( SARAFRAZY ile GERAMY DASHTAN ile TASHARF ile AZ ile TAKARYM ile BOZORGDASHT ile NAMOS ile BOZORG DASHTAN ile SHARAFT ile AFTAKHAR ile EHTARAM GOZARDAN ile BOZORGVARY ile NAJABAT ile EKRAM NEMUDAN ile EKRAM KARDAN ile AZAT ile ABRO ile SHARF ile SHAGARD OL ile باشرف ile AZOJEL ile BOZORGVAR ile BALANESHYNE ile ماجد ile MOHTARAM ile MOKRAM ile باشرافت ile جليلالقدر ile GERAMY ile SHAYAN TARYFE ile LAYGH EHTARAM ile SHARAFTAMANDANEH ile ABROMAND ile SHARYFE ile SHARAFTAMAND ile AFTAKHARY ile DARJEH AFTAKHARY ile DOKTRAY AFTAKHARY ile SARAFRAZ ile MOSHARF ile MOEZZ ile MOFTAKHAR ile SHARFYAB ile EKRAM ile تفخيم ile TASHARYFE )
- ONUR ile/ve/||/<>/< TUTARLILIK
- ONURLANMAK ile ONURLANDIRMAK ile ONUR/LUK ile ONURLU/LUK ile ONURSAL/LIK ile ONURSUZ/LUK ile ONURSUZCA ile ONUR ÜYESİ ile ONUR KURULU ile ONUR KITASI ile ONUR BELGESİ ile ONURSAL BAŞKAN
- ONURLU ile ONURLANDIRMAK
( DIGNIFIED vs. DIGNIFY )
( ذي شان ile موقر ile معزز ile بلند مرتبه ile با وقار ile باوقار ile پرجلال شدن )
( ZEY SHAN ile MOGHAR ile MOEZZ ile BALAND MORTABEH ile BA VAGHAR ile BAVAGHAR ile PORJALAL SHODAN )
- ÖNYARGI = PEŞİN HÜKÜM, FİKR-İ BATIL, İTİKAT-I BATIL = PREJUDICE[İng.] = PRÉJUGÉ[Fr.] = VORURTEIL[Alm.] = PRAEJUDICIUM[Lat.] = PERJUICIO[İsp.]
- ÖNYARGILARINI DÜZENLEMEK ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNMEK
- ÖNYARGILARINI YENİDEN DÜZENLEMEK ile/değil/yerine DÜŞÜNMEK
- Önyargısız DİNLE!!!
- Önyargısız KONUŞ!!!
- OOSE/OBJECT ORIENTED SOFTWARE ENGINEERING[İng.] değil/yerine/= NESNE YÖNELIMLİ YAZILIM MÜHENDISLİĞİ
- OPAK/OPAQUE[İng.] değil/yerine/= IŞIKGEÇİRMEZ
- OPALESZENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= OPAKLIK
- OPASITE/OPACITY[İng.] değil/yerine/= IŞIKGEÇİRMEZLİK
- OPENEHR/OPEN ELECTRONIC HEALTH RECORD[İng.] değil/yerine/= AÇIK ELEKTRONİK SAĞLIK KAYDI
- OPENNESS vs. TRANSPARENCY
- OPEN(NESS) vs./and APPROPRIATE(NESS)
- OPERABL/OPERABLE[İng.] değil/yerine/= AMELİYAT EDİLEBİLİR
- OPERADİC ALGEBRA ile/||/<> ASSOCİATİVE ALGEBRA
( Operadic algebra çok değişkenli işlemlerin cebiriyken İLE associative algebra iki değişkenli associatif çarpım cebirdir )
( Formül: Operad structure )
- OPERAN ŞARTLANMA/OPERANT CONDITIONING[İng.] değil/yerine/= EDİMSEL KOŞULLANMA
- OPERATE :/yerine ÇALIŞTIRMAK
- OPERATIONS RESEARCH ile/||/<> MANAGEMENT SCIENCE
( Operations research matematik optimizasyon teknikleri kullanırken İLE management science yönetim kararları için daha geniş yaklaşım benimser )
( Formül: Linear programming )
- OPERATÖRLEŞMEK ile OPERATÖR/LÜK
- OPERON ile REGÜLASYON
( Birbiriyle ilişkili genlerin ve onları denetleyen düzenleyici bölgenin birlikte bulunduğu DNA bölgesi. İLE Genlerin ifade düzeyinin denetlenmesi işlemi. )
- OPHIDIOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= OFİDİYOFOBİ
( Yılan korkusu olarak bilinen, Yunancada "yılan" anlamına gelen ὄφις ("ophis") ve "korku" anlamında gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ÖPMEK:
DUDAĞINDAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< YANAĞINDAN
( (")Seviyorsa/k("). İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Çok seviyorsa/k. )
- OPORTÜNIST/OPPORTUNIST[İng.] değil/yerine/= FIRSATÇI
- OPORTÜNISTİK ENFEKSİYON/OPPORTUNISTIC INFECTION[İng.] değil/yerine/= FIRSATÇI BULAŞ
- OPORTÜNİZM/OPPORTUNISM[İng.] değil/yerine/= FIRSATÇILIK
- OPPENHEIMER-PHILLIPS REACTION[İng.] / RÉACTION D'OPPENHEIMER-PHILLIPS[Fr.] / OPPENHEIMER-PHILIPPS-REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= OPPENHEİMER-PHİLLİPS TEPKİMESİ
- OPPORTUNITY :/yerine FIRSAT
- OPPORTUNITY vs./and AMBIENCE IN POTENTIAL
- OPPOSITE vs. INCONGRUOUS
- OPPOSITION :/yerine MUHALEFET
- OPSİYON ile OPSİYONLU ile OPSİYONSUZ ile OPSİYONLU SÖZLEŞME
- OPTİCAL TWEEZERS İLE AFM İLE MAGNETİC TWEEZERS ile/||/<> KUVVET SPEKTROSKOPİSİ
( Biyomoleküllere kuvvet uygulama. )
( Formül: F = kx (pN) )
- OPTIC ANISOTROPY[İng.] / ANISOTROPIE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE ANISOTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK ANİZOTROPİ
- OPTICAL DISPERSION[İng.] / DISPERSION OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE ZERSTREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK DAĞILMA/DAĞILIM
- OPTISCHE RICHTUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK DOĞRULTULAR
- OPTIC FIBER[İng.] / FIBRE OPTIQUE[Fr.] / OPTIKFASER[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK FİBER
- OPTICAL FREQUENCIES[İng.] / FRÉQUENCES OPTIQUES[Fr.] / OPTISCHE FREQUENZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK FREKANSLAR
- OPTICAL TRANSITION[İng.] / TRANSITION OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHER ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK GEÇİŞ
- OPTICAL INTERFERENCE[İng.] / INTERFÉRENCE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE STÖRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK GİRİŞİM
- OPTICAL CENTER[İng.] / CENTRE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHER MITTELPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK MERKEZ
- OPTICAL PROPERTIES[İng.] / PROPRIÉTÉS OPTIQUES[Fr.] / OPTISCHE EIGENSCHAFTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK ÖZELLİKLER
- OPTICAL ABERRATION[İng.] / OPTISCHE ABERRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK SAPINÇ
- EXTINCTION OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHES LÖSCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK SÖNÜM/SÖNDÜRME
- OPTIC CONTACT[İng.] / CONTACT OPTIQUE[Fr.] / OPTIKKONTAKT[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK TEMAS
- OPTIC ISOLATOR[İng.] / ISOLATEUR OPTIQUE[Fr.] / OPTIKISOLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK YALITICI
- OPTİMİZATION THEORY ile/||/<> APPROXIMATION THEORY
( Optimization theory fonksiyonların ekstremum noktalarını bulmayı incelerken İLE approximation theory fonksiyonlara yaklaşım yöntemlerini inceler )
( Formül: Lagrange multipliers )
- OPTİMİZM/NİKBİNLİK değil/yerine/= İYİMSERLİK
- OPTIMİZM/OPTIMISM[İng.] değil/yerine/= İYİMSERLİK
- OPTOACOUSTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= OPTOAKUSTİK
- OPTOGENETICS İLE MAGNETOGENETICS İLE CHEMOGENETICS ile/||/<> HÜCRE KONTROLÜ
( Uzaktan hücre aktivitesi kontrolü. )
( Formül: λ = 470 nm (ChR2) )
- OPTOGENETİK ile/||/<> KEMOGENETİK
( Optogenetik ışıkla nöron aktivasyonu sağlarken İLE kemogenetik kimyasal uyarıcı kullanır )
( Formül: Channelrhodopsin )
- Öpüşmek istiyorsan SUS!!!
- ÖPÜŞMEK ile ÖPÜŞEBİLMEK ile ÖPÜŞ
- ORAL MİKROBİYOTA ile/||/<> BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI
( Oral mikrobiyota ağız boşluğunda İLE bağırsak mikrobiyotası gastrointestinal sistemde bulunur. Oral mikrobiyota aerobik koşullar İLE bağırsak mikrobiyotası anaerobik koşullar içerir. İkisi de sindirim sisteminin parçası İLE farklı çevre koşullarına sahiptir. )
( Antonie van Leeuwenhoek tarafından 1683 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1632-1723) (Ülke: Hollanda) (Alan: Mikrobiyoloji) (Önemli katkıları: Mikroskopi, bakterilerin keşfi) )
- ORAN İLE ORANTI İLE YÜZDE ile/||/<> ORAN KAVRAMLARI
( Nicelikler arası ilişkiler. )
( Formül: φ = (1+√5)/2 )
- NİSPET[Osm.] / RATIO[İng.] / VERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= ORAN
- ORAN ile/ve/||/<> YERLEŞTİRME
- ORANGUTAN ile BORNEO ORANGUTANI
(
)
( ORANGUTAN vs. BORNEAN ORANGUTAN )
- ORANGUTAN ile/||/<> SUMATRA ORANGUTANI
- ORANGUTAN ile TAPANULİ ORANGUTANI
- ORANLAMAK ile ORAKLAŞMAK ile ORANLAYABİLMEK ile ORA ile ORAK ile ORAL ile ORAN ile ORAKÇI/LIK ile ORANCA ile ORANLI/LIK ile ORANSIZ/LIK ile ORAK AYI ile ORAK İŞİ ile ORAN DIŞI ile ORAK BÖCEĞİ
- PROPORTIONAL CIRCUIT[İng.] ile/değil/yerine/= ORANSAL DEVRE
- ORANTILAMAK ile ORANTILANMAK ile ORANTI ile ORANTILI/LIK ile ORANTISIZ/LIK
- CIRCUIT PROPORTIONNEL[Fr.] / PROPORTIONALKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= ORANTILI DEVRE
- PROPORTIONAL ERROR[İng.] ile/değil/yerine/= ORANTILI HATA
- MÜTENASİP[Osm.] / PROPORTIONAL[İng.] / PROPORTIONAL[Alm.] ile/değil/yerine/= ORANTILI
- ORANTISIZLIK ile ORANTISIZ ile ÇÜRÜTÜLEBİLİR
( DISPROPORTION vs. DISPROPORTIONATE vs. DISPROVABLE )
( بيقوارگي ile عدمتجانس ile بي تناسبي ile بي تناسب ile رد شدني )
( بيقوارگي ile عدمتجانس ile BEY TANASBY ile BEY TANASB ile RAD SHODANY )
- ORBİTAL HİBRİTLEŞMESİ ile ORBİTAL YER DEĞİŞTİRMESİ
( Farklı orbitallerin birleşmesiyle yeni orbitallerin oluşumu. İLE Elektronların farklı orbitallere geçişi. )
- ORCA'LARDA:
RESIDENTS ile/ve TRANSIENTS ile/ve OFFSHORES
( 25 ya da daha kalabalık öbekler halinde yaşarlar. İLE/VE 3-5'inin birarada bulunduğu, geçici olarak oluşturukları öbekler halinde yaşarlar. İLE/VE ... )
( Başta Somon olmak üzere sadece balıklar ile beslenirler. İLE/VE Yunuslar ve foklar olmak üzere sadece memelilerle beslenirler. İLE/VE ... )
( Orca'lar denizlerdeki en hızlı memelidir. [Avlarına saldırırken 30 mil'e ulaşırlar.] )
( Vancouver Adası'yla anakara arasında yaşarlar. İLE/VE Çeşitli bölgelerde geçici öbekler halinde yaşarlar. İLE/VE Açık denizlerde yaşarlar. )
- ORCID/OPEN RESEARCHER AND CONTRİBUTOR IDENTIFICATION[İng.] değil/yerine/= ARAŞTIRMACI DİJITAL KİMLİĞİ
- BOUTEILLE VOLUMÉTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖRÇÜLÜ BALON
- ÖRDEK ile ÇAKIRKANAT
( ... İLE Kanatları mavi hareli, bir ördek çeşidi. )
( ... cum ANAS CRECCA )
- ÖRDEK ile DENİZÖRDEĞİ/FIRTINAKUŞU
( ... İLE Perdeayaklılardan, kıvrık gagalı, açık denizlerde yaşayan bir kuş. )
( ... cum THALASSIDROMA PELAGICA )
- ÖRDEK ile GAGALIMEMELİ/ORNİTORENK
( ... İLE Gövdesi kunduza benzeyen, ördek gibi gagası olan ve ayakları perdeli Avustralya'ya özgü bir hayvan. Hem yumurtlayan hem de memeli olan tek hayvandır. )
( ... İLE Geceleri beslenir, gündüzleriyse yuvalarında uyuklarlar. [ya da bir kayanın, ağaç kökünün altında] )
( ... İLE Gagaları 40.000 alıcıyla kaplıdır. [60.000 hareket algılayıcıları vardır ve bunlar da hem göz, hem de el gibi hareket eder, mekanik ve elektriksel veriyi birleştirir ve karanlık sualtı dünyasının net bir resmini çizmesine yardımcı olur] )
( ... ile
)
( BATT ile SEDYE-İ VAHÎD-ÜS-SUKBE )
( DUCK vs. DUCKBILL/ORNITORENG )
( ... avec ORNITHORYNQUE )
( ANAS cum ORNITHORHYNCHUS ANATINUS / PLATYPUS )
- ÖRDEK ile/ve MOSKOFÖRDEĞİ
- ÖRDEK ile YABANÖRDEĞİ
( ... İLE Ördekgillerden, evcil ördeğe benzeyen, yeşil boynuzlu ördek. )
( ... cum ANAS BOSCHAS )
- ÖRDEKBAŞI ile ÖRDEKGAGASI
( Yeşil ile lacivert arası renk. | Bu renkte olan. İLE Açık turuncu renk. | Bu renkte olan. )
- ORDER vs./and REPETITION
- ORDU ile ORDU BİRLİKLERİ
( ARMY vs. ARMY CORPS )
( عسکر ile جيش ile سپه ile سپاه ile لشکر ile خيل ile ستون )
( ASKER ile جيش ile SEPEH ile SEPAH ile LASHKAR ile KHYLE ile SETON )
- ÖREKE KAYALIKLARI :
( Rumelifeneri Köyünün denize olan en uç noktasıdır. Bu kayalara Orakiye Kayalıkları, Öreke Taşı, Kanlı Kayalar, Kocataş, Körtaş, Mavi ve Kayalar denildiği gibi halk ağzı ile Roke Kayalıkları da denilmektedir. Efsanelere konu olan Öreke kayalıkları Rumelifeneri ile birlikte anılmaktadır. Bu kayalıklara antik çağda Kyanaeis ya da Symplegades, değişik zamanlarda Geant veya Bavonene kayalıkları da deniliyordu. Bizanslar döneminde bu kayalıkların en yüksek noktasına bir sütün dikilmiştir. Bu sütuna Pompeus sütunu veya İmparator Hadrianus'a ait olduğu da söylenmektedir. Bu sütun deniz kazalarının önlenmesi amacı ile dikilmiş, en tepe noktasına ateş yapılarak gemilere yol gösterici olmuştur. Sütun zamanla yıkılmış olup, üzerinde Latince yazılar olan kaidesi kalmıştır. Öreke kayalıklarına Symplegades denilmesinin nedeni sabit olan bu kayaların hareket ettiğini sanılması, birbirlerine yaklaştıklarına inanılmasından ileri geliyordu. Oysa bu olay med - cezir denilen suların yükselip çekilmesinden başka bir şey değildi. )
- ORG. EMİN ALPKAYA İLKÖĞRETİM OKULU :
( Yeniköy, Org. Emin Alpkaya İlköğretim okulu 1974'te Bağlar Baraka İlkokulu adıyla eğitim ve öğretime açıldı. Okulun adı bilahare Org. Emin Alpkaya İlköğretim Okulu olarak değiştirildi. )
- ORGAN HARVESTING[İng.] değil/yerine/= AKTARIM İÇİN ÖRGEN ELDE ETME
- IMPLANT[İng.] / EINPFLANZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ORGAN NAKLİ
- ORGAN PROCUREMENT[İng.] değil/yerine/= AKTARIM İÇİN ÖRGEN ALIMI
- ORGAN ile/||/<> ABC TAŞIMA SİSTEMİ[İng. ABC TRANSPORT SYSTEM] ile/||/<> ABİYOGENEZ[İng. ABIOGENESIS] ile/||/<> ADENOM[İng. ADENOMA] ile/||/<> ADENOZİN DİFOSFAT[İng. ADENOSINE DIPHOSPHATE] ile/||/<> KİMYA[İng. CHEMISTRY] ile/||/<> MALİK ASİT[İng. MALIC ACID] ile/||/<> MAYA[İng. YEAST] ile/||/<> PROKARYOT[İng. PROKARYOTE]
( Organizma içinde özel görevleri olan ve dokulardan oluşmuş, karaciğer, böbrek, kalp gibi yapılar. @@ Prokaryotlardaki 3 taşıma sisteminden biridir. Şeker ve aminoasit gibi organik moleküller ile sülfat, fosfat ve nadir metaller gibi inorganik materyallerin göze içine alınımına yarar. İsmini, İngilizcede "ATP-bağlayan kaset" anlamına gelen "ATP-binding cassette" teriminden almaktadır. @@ Canlılığın ve canlılığa dair temel organik moleküllerin; cansızlıktan ve inorganik moleküllerde, doğal yollarla, kimyasal evrim süreciyle ortaya çıkmasını sağlayan sürecin adıdır. Abiyogenez Kuramı çerçevesinde bu olay, günümüzden 4 milyar yıl kadar önce Dünya'da yaşanmıştır. Dünya dışında başka gezegenlerde yaşanmış ve yaşanıyor olması ihtimali de bulunmaktadır. @@ Kanserli olmayan, iyi huylu ve yavaş büyüyen tümörlerdir. Bezsel kökenlidir. Sıklıkla glandüler organlar boyunca büyürler. Adrenal adenomlar, kolon polipleri, paratirod adenomları, hipofiz adenomları ve pleomorfik adenomlar olmak üzere çeşitli türleri mevcuttur. @@ İçinde adenin, riboz ve iki adet fosfat öbeği barındıran organik bir maddedir. Adenozin difosfatın kimyasal formülü C10H15N5O10P2, molar kütlesi 427,20 g/mol'dür. @@ Maddelerin yapısını, özelliklerini, tepkimelerini ve etkileşimlerini inceleyen bilim dalıdır. Kimya, doğa bilimlerinin içinde sınıflandırılır ve alt dallar bulundurur. Bu alt dallardan bazıları: organik kimya, anorganik kimya, biyokimya, fizikokimya ve analitik kimyadır. @@ Birçok meyvede ve sebzede doğal olarak bulunan organik bir bileşiktir. Örneğin elmada yüksek miktarda malik asit bulunmaktadır. IUPAC adı 2-hidroksibütandioik asittir. Kimyasal formülü C4H6O5 olan malik asidin moleküler kütlesi 134,09 g.mol-1dir. Malik asidin su içinde çözünürlüğü 25°C'de 592 mg/dL, yoğunluğu ise 1.601 g/cm3tür. @@ Mayalar ökaryotik mikroorganizmalardır. Mantar alemi altında incelenir. Bilinen 1500 tür maya vardır ki bu bilinen mantarların sadece %1'i eder. Yaptıkları fermantasyon sayesinde bira ve şarap elde edilir. @@ Evrim süreci içinde 3.8 milyar yıl kadar önce evrimleşip, günümüze kadar ulaşabilmiş, bakteriler ve arkeleri kapsayan, zarla çevrili gerçek bir çekirdeği ve endoplazmik retikulum, golgi cisimciği, lizozom, mitokondri, çekirdek, peroksizom, koful, sitoplazmik granüller vb. zarla çevrili organelleri olmayan, çoğunlukla tek gözeli (nadiren çok gözeli), gözesel iskeletleri (cytoskeleton) bulunmayan basit yapılı gözelerden oluşan bir üst alemdir. DNA çekirdek zarı ile sarılıp korunmaz, sitoplazma içinde serbest bir halde bulunur. Plazmid DNA denilen halkasal DNA yapısı görülür. Bakteriler ve mavi yeşil algler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ORGANEL[İng. ORGANELLE] ile/||/<> ENDOPLAZMİK RETİKULUM[İng. ENDOPLASMIC RETICULUM] ile/||/<> ENDOSİMBİYOTİK TEORİ[İng. ENDOSYMBIOTIC THEORY] ile/||/<> KLOROPLAST[İng. CHLOROPLAST] ile/||/<> MİTOKONDRİ[İng. MITOCHONDRIA] ile/||/<> MİTOKONDRİYAL DNA (MTDNA)[İng. MITOCHONDRIAL DNA] ile/||/<> RİBOZOM[İng. RIBOSOME] ile/||/<> TAŞIYICI RNA[İng. TRANSFER RNA]
( Ökaryot gözelerde belirli bir görev yapmak üzere özelleşmiş mitokondri, çekirdek, kloroplast vb. gibi yapıların her biri. @@ Endoplazmik retikulum; gözenin veziküllerden, tüplerden ve sisternalardan oluşan organelidir. Bu organel gözede çeşitli görevlerden sorumludur. Bunlardan bazıları; proteinlerin taşınması ve katlanması, kalsiyumun depolanması, bazı lipit ve makromoleküllerin depolanması biçiminde sıralanabilir. Hayvan gözelerinde endoplazmik retikulum genellikle gözenin membranöz içeriğinin yarısını oluşturur. Ayrıca endoplazmik retikulumun zarının kalınlığı 50-60 Angström kadardır. Endoplazmik retikulumu göze içinde bir kargo sistemine benzetebiliriz. Çünkü proteinlerin göze içinde ve dışına taşınmasını sağlar. Ayrıca endoplazmik retikulum; bazı gözelerde glikojenler, steroidler ve diğer makromolekülleri depolar. Üzerinde ribozom bulunan endoplazmik retikulumlar granüllü endoplazmik retikulum, bulunmayanlar ise granülsüz endoplazmik retikulum olarak adlandırılır. @@ Mitokondri ve kloroplast gibi ökaryotik organellerin, ilkin ökaryotik canlıların vücuduna endositoz sonucu sindirememekten kaynaklı hapsolmalarıyla evrimleştiğini ileri süren teoridir. Günümüzde oldukça güçlüdür. @@ Bitki gözelerinde bulunan ve klorofil içeren bir organel. Evrim düzeyinin üst basamaklarındaki bitki gözelerinde 50 kadar kloroplast bulunabilirken, alg gözelerinin hemen her çeşidinde göze başına bir tek kloroplasta rastlanır. Fotosentez, kloroplastlar içinde gerçekleşir. @@ Yunanca mitos (iplik) ve khondrion (tane) sözcüklerinden türetilmiştir. En önemli işlevi adenozin trifosfat (ATP) biçiminde enerji üretmektir. Neredeyse tüm ökaryotik gözelerin (net olarak tanımlanmış çekirdekler olan gözeler) sitoplazmasında bulunan göze organellerinden birisidir. Büyüklüğü 0.5-1.0 mikron arasındadır. Şekilleri ise ovalden çubuğa kadar değişkenlik göstermektedir. Sayıları gözenin enerji ihtiyacına göre değişir. Bir mitokondride 5 kısım vardır: Dış zar, iç zar, zarlararası bölge, krista bölgesi (mitokondrideki kıvrımlı iç zardır) ve matriks dir. @@ Anne tarafından aktarılan, sitoplazmada bulunan mitokondri organeli içerisindeki nükleik bir asit. Bitkilerdeki karşılığı kloroplastik DNA. Bakteriyel DNA'ya ökaryotik DNA'dan daha yakındır. Bu da, ökaryotik gözelerin, prokaryotlardan, Endosimbiyotik Teori dahilinde evrimleştiğini desteklemekte. @@ mRNA translasyonunun, yani protein sentezinin, gerçekleştiği küçük bir sitoplazmik organel. @@ Biyolojik organizmalarda protein sentezi sırasında serbest amino asitlere bağlanıp bu aminoasitleri uygun sırayla ribozom organeline taşıyan RNA molekülüdür. RNA tek zincirli bir yapı gösterdiği için hidrojen bağı içermez. Fakat tRNA bir nükleotit zincirinin kıvrımlar yapmasıyla oluştuğu için kıvrımlar, hidrojen bağlarıyla bir arada tutulur. Bu durumda da tRNA diğer RNA çeşitlerinden farklı olarak hidrojen bağı içerir. Hücrelerde bulunan toplam RNA'nın %15'ini tRNA oluşturur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ORGANIQUE ACIDE[Fr.] / ORGANISCHE SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ORGANİK ASİT
- ORGANIQUE BASE[Fr.] / ORGANISCHE BASE[Alm.] ile/değil/yerine/= ORGANİK BAZ
- UZVİ KİMYA[Osm.] / CHIMIE ORGANIQUE[Fr.] / ORGANISCHE CHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ORGANİK KİMYA
- RÉACTEUR REFROIDI PAR LIQUIDE ORGANIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ORGANİK SIVI SOĞUTMALI TEPKİLEŞİM
- ORGANİK ile/ve/değil/yerine/||/<> SERTİFİKALI ORGANİK
- UZVÎ[Osm.] / ORGANIQUE[Fr.] / ORGANISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= ORGANİK
- ORGANİZASYON/ORGANIZATION[İng.] değil/yerine/= DÜZENLEME | YAPILANMA | ÖRGÜT
- ORGANIZATION :/yerine ORGANİZASYON
- ORGANİZATÖR[Fr. < ORGANISATEUR] değil/yerine/= DÜZENLEYİCİ
- ORGANİZATÖR/ORGANİZER[İng.] değil/yerine/= DÜZENLEYİCİ
- ORGANİZATÖR değil/yerine/= DÜZENLEYİCİ
- ORGANİZATÖR değil/yerine/= ÖRGÜTLEYİCİ, DÜZENLEYİCİ
- ORGANİZE/ORGANIZED[İng.] değil/yerine/= DÜZENLENMİŞ | YAPILANMIŞ
- ORGANİZE ile ORGANİZASYON ile ORGANİZE SUÇ ile ORGANİZE SANAYİ
- ORGANIZER/REGULATOR CONCEPTS vs. ONTOLOGICAL CONCEPTS
- ORGANİZMA[İng. ORGANISM] ile/||/<> AEROB[İng. AEROBE] ile/||/<> ALOFENİK[İng. ALLOPHENIC] ile/||/<> ANAEROB[İng. ANAEROBIC] ile/||/<> ANÖPLODİ[İng. ANEUPLOIDY] ile/||/<> GENOTİP[İng. GENOTYPE] ile/||/<> HÜCRE[İng. CELL] ile/||/<> LİZOZOM[İng. LYSOSOME] ile/||/<> ÖKARYOT[İng. EUKARYOTIC]
( Bir bütün olarak, hayati olaylarını devam ettirebilen herhangi bir canlı varlık. @@ Oksijenin varlığında üreyebilen ve yaşamını sürdüren organizmalardır. @@ Hücrelerinde birden fazla genotip bulunan organizmalardır. İki farklı türün çiftleşmesiyle oluşan döl, hibrit ya da kimerik olarak da bilinir. En bilinen örnek at ile eşeğin çiftleşmesi ile oluşan katırdır. @@ Oksijenin yokluğunda yaşayabilen ve üreyebilen organizmalardır. Anaerob canlılar, oksijenli solunum yapan aerob canlılara göre daha az kazançlıdır. Bunun sebebi, aerobik solunumda daha fazla enerji açığa çıkmasıdır. @@ Organizmanın kromozom sayısındaki anormalliktir. Hücrelerin bir ve ya birden fazla kromozom kazanması ya da kaybetmesi ile ortaya çıkar. Anöploidinin insanlardaki örneği 46'dan fazla ya da az kromozom olmasıdır. @@ Soyyapı ya da kalıtyapı olarak bilinir. Organizmanın genetik yapısının tamamına verilen addır. Bir gözede birden fazla gen bulunmaktadır. Bu genler, enzim ve protein sentezini yöneterek, bireyin dışyapısını (fenotipini) oluştururlar. @@ Genellikle gözle görülemeyecek kadar küçük, yarı geçirgen bir zar ile çevrili, sitoplazma kitlesinden oluşan, sitoplazma içinde çeşitli hayati olayları yürüten çekirdek, endoplazmik retikulum, mitokondri, sentriol, lizozom, ribozom gibi organeller ile mikrofilamentler, mikrotüpçükler gibi yapılar bulunan, genetik materyali ya bir zar ile çevrili (ökaryot) ya da sitoplazma içinde zarsız olarak yer alan (prokaryot) bir organizmanın yapı ve görev bakımından en küçük birliği. @@ Bitkiler ve bazı özelleşmiş gözeler haricinde ökaryotik gözelerde bulunan ve proteinler gibi makromoleküllerin, mikroorganizmaların ve eski göze parçalarının sindiriminden sorumlu olan sitoplazmik organeldir. Her lizozom, bir proton pompası aracılığıyla iç kısmında asidik ortam sağlayan tek katlı bir zarla çevrilidir. Ek olarak lizozomlar; nükleik asitler, proteinler ve karbonhidratlar gibi makromolekülleri parçalayan çok çeşitli hidrolitik enzimler içermektedir. Bu enzimler lizozomun sadece iç kısmında aktiftir; asitliğe bağlı aktiviteleri, gözenin pH'ı nötr ila hafif alkali olduğundan, lizozomal sızıntı ya da yırtılma durumunda gözeyi kendi kendine bozulmaya karşı korur. Buna karşın bir tür planlı göze ölümü olan otofaji durumunda lizozomlar görev alarak gözedeki bileşen ve organellerin parçalanmasını sağlarlar. @@ Zarlı yapıda organellere sahip göze tipidir. Genetik materyal, genelde gözenin merkezinde ya da çevresinde bulunan, zarlı bir yapı olan çekirdek içinde korunur. Aynı zamanda, bu tip gözelerden oluşan organizmaları kapsayan Eukaryota taksonomik alanı için de kullanılır. Ökaryot gözeler, genelde prokaryot gözelerden daha büyüktür. Hemen hemen bütün çok gözeli organizmalar, ökaryot göze yapısındadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ORGANİZMA ile POPÜLASYON
( Tüm örgen düzenlerinin bir araya gelmesiyle oluşan canlı. İLE Belirli bir bölgede yaşayan aynı türden canlıların öbeği. )
- ORGANLAŞMAK ile ORGAN/LIK ile ORGAN NAKLİ ile ORGAN MAFYASI ile ORGAN AKTARIMI
- ORGANOCATALYSİS ile/||/<> METAL CATALYSİS
( Organocatalysis metal içermeyen organik molekül katalizken İLE metal catalysis metal merkezli kataliz yapar )
( Formül: Proline catalysis )
- ORGANOİD TECHNOLOGY ile/||/<> CELL LİNE CULTURE
( Organoid technology 3D organ benzeri yapı kültürüyken İLE cell line culture 2D monokultur sistemidir )
( Formül: 3D differentiation )
- ORGANOLOJİ değil/yerine/= ÇALGIBİLİM
- ORGANOLOJİK değil/yerine/= ÇALGIBİLİMSEL
- ORGANOLOJİST değil/yerine/= ÇALGIBİLİMCİ
- ORGANO-METALLIC COMPOUNDS[İng.] / COMPOSÉS ORGANOMÉTALLIQUES[Fr.] / ORGANOMETALLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ORGANOMETALİK BİLEŞİKLER
- ORGANOMETALİK KİMYA ile/||/<> İNORGANİK KİMYA
( Organik ve metal bileşiklerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Metal ve metal olmayan ögelerin kimyasını inceleyen bilim dalı. )
- ÖRGENLER [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]
- ÖRGENLER [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]
- ÖRGENLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- ÖRGENLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- Örgenlerini DİNLE!!!
- LATTICE WAVE[İng.] / ONDE DE RÉSEAU[Fr.] / GITTERWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖRGÜ DALGASI
- LATTICE ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DU RÉSEAU[Fr.] / GITTERENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖRGÜ ENERJİSİ
- LATTICE POLARIZATION[İng.] / POLARISATION DU RÉSEAU[Fr.] / GITTERPOLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖRGÜ KUTUPLANMASI
- LATTICE CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DU RÉSEAU[Fr.] / GITTERKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖRGÜ SABİTİ
- LATTICE SCATTERING[İng.] / DISPERSION PAR LE RÉSEAU[Fr.] / GITTERSTREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖRGÜ SAÇILMASI
- LATTICE VIBRATION[İng.] / VIBRATION DE RÉSEAU[Fr.] / GITTERSCHWINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖRGÜ TİTREŞİMİ
- ÖRGÜLEMEK ile ÖRGÜTLEMEK ile ÖRGÜTLENMEK ile ÖRGÜTLEŞMEK ile ÖRGÜTLENDİRMEK ile ÖRGÜTLENEBİLMEK ile ÖRGÜ ile ÖRGÜN ile ÖRGÜT ile ÖRGÜCÜ/LÜK ile ÖRGÜLÜ ile ÖRGÜSÜZ ile ÖRGÜTLÜ ile ÖRGÜTÇÜ/LÜK ile ÖRGÜTSEL ile ÖRGÜTSÜZ/LÜK ile ÖRGÜLÜ PİLAV ile ÖRGÜN EĞİTİM ile ÖRGÜT KÜLTÜRÜ
- ÖRGÜTLENME ile/ve SIÇRAMA
- ÖRGÜTLENME ile/değil/yerine SOHBET/MUHABBET
- ÖRGÜTLENME ve/||/<> YAPILANMA
- [ne yazık ki]
ÖRGÜTLÜ BİLİNÇSİZLİK ile/ve/||/<>/> BİLİNÇSİZLİĞİ ÖRGÜTLEMEK
- ORİENTABLE İLE NON-ORİENTABLE ile/||/<> YÜZEY YÖNLENDİRİLEBİLİRLİĞİ
( Yüzeylerin iki yüzlülük özelliği. )
( Formül: χ(Möbius) = 0 )
- ORİENTABLE ile/||/<> NON-ORİENTABLE
( Orientable sürekli normal vektör İLE non-orientable Möbius. )
( Formül: Consistent orientation İLE twisted )
- ORİENTALİZM ile/||/<> ORİENTALİZAN/ŞARKKÂRÎ ÜSLÛP ile/||/<> NATÜRALİZM ile/||/<> SFUMATO
( Batı resim sanatında Delacroix gibi sanatçıların öncülüğünü yaptığı, konusunu Doğu'dan alan sanat yapıtlarına yer verilen üslûp. İLE/||/<> İ.Ö. VIII. yüzyılda gelişen kolonizasyon hareketlerinin sonucunda Doğu'ya özgü panter, aslan, geyik gibi hayvanların; lotus palmet gibi bitki ve çiçeklerin; sfenks, grifon gibi fantastik yaratıkların Yunan sanatında yaygın bir biçimde kullanılmasıyla oluşan üslûp. İLE/||/<> Sanat yapıtlarının doğal gerçekliğe uygun bir biçimde yapılmasını savunan anlayış. Batı sanatında Rönesans'la birlikte ortaya çıkan Natüralizm, çağımızın başlangıcına kadar etkili olmuştur. Natürallist üslûp içinde nesneler doğadaki gibi, insan gözünün gördüğü gibi betimlenirler. Araştırmacılar, natüralist üslûbun ilk belirtilerini İtalyan ressam Giotto'nun yapıtlarında bulur. Yine de natürallizmin en özgün anlatımı Rönesans sanatçılarının yapıtlarında görülür. İLE/||/<> Hava perspektifi. İlk kez Rönesans'ın büyük ustası Leonardo'nun yapıtlarında rastlanan bu yöntemde figürlerin arkasında uzanan manzara gittikçe soluklaşır, buğulu gri bir ton alır. Bu yolla izleyicide bir derinlik etkisi uyandırılır. Rönesans dönemine kadar çizgisel perspektifle sağlanan derinlik, bu buluşla daha inandırıcı ve gerçekçi bir boyut kazanmıştır. )
- ORIENTATION :/yerine YÖNLENDİRME, ORYANTASYON
- ORIGINALLY :/yerine ASLINDA, BAŞLANGIÇTA
- ORİJİNALİTE[Fr.] değil/yerine/= ÖZGÜNLÜK
- ORJİNALİTE" değil/yerine/= ÖZGÜNLÜK
- ORKESTRA ile ORKESTRACI/LIK ile ORKESTRALI ile ORKESTRASIZ ile ORKESTRALAMA ile ORKESTRA ÇUKURU
- ORMAN ile ORMAN KORUMA ile ORMAN AĞACI ile AĞAÇLANDIRMA ile ORMANLIK ile ORMANCI ile ORMANCILIK
( FOREST vs. FOREST PRESERVATION vs. FOREST TREE vs. FORESTATION vs. FORESTED vs. FORESTER vs. FORESTRY )
( جنگل ile مشجر کردن ile درختکاري کردن ile جنگلي ile حفظ جنگل ile درخت جنگلي ile جنگل کاري ile جنگل داري ile پر درخت ile جنگل نشين ile جنگلبان ile جنگلداري ile جنگلباني ile احداث جنگل )
( JANGEL ile MOSHJER KARDAN ile DARKHTEKARY KARDAN ile JANGELY ile HAFZ JANGEL ile DARKHT JANGELY ile JANGEL KARY ile JANGEL DARY ile PAR DARKHT ile JANGEL NESHYNE ile JANGOLBAN ile JANGOLDARY ile JANGOLBANY ile EHDAS JANGEL )
- ORMANCILIK MESLEK YÜKSEK OKULU :
( Ormancılık Yüksek Okulu Orman Fakültesi bünyesinde 2000'de açılarak mesleki eğitim ve öğretim vermektedir. )
- ORMANCILIKTA:
EKONOMİK İŞLEV ile/ve/değil/||/<>/< EKOLOJİK İŞLEV
- ORMANLAŞMAK ile ORMANLAŞTIRMAK ile ORMANSIZLAŞMAK ile ORMAN/LIK ile ORMANCI/LIK ile ORMANSIZ ile ORMAN EVİ ile ORMAN GÜLÜ ile ORMAN KÖYÜ ile ORMAN DİZİSİ ile ORMAN KANUNU ile ORMAN KEBABI ile ORMAN KİBARI ile ORMAN KUŞAĞI ile ORMAN SIÇANI ile ORMAN TAVUĞU ile ORMAN YEŞİLİ ile ORMAN ÇAYIRI ile ORMAN KAÇKINI ile ORMAN KÖYLÜSÜ ile ORMAN İŞLETMESİ ile ORMAN SARMAŞIĞI ile ORMAN TAVUĞUGİLLER ile ORMAN KORUMA MEMURU
- ORMANSIZLAŞTIRMAK ile ORMANSIZLAŞMA
( DEFOREST vs. DEFORESTATION )
( جنگل تراشي کردن ile جنگل بري )
( JANGEL TARASHY KARDAN ile JANGEL BARY )
- ÖRNEK NİTELİĞİNDE ile ÖRNEKLEMEK
( EXEMPLARY vs. EXEMPLIFY )
( عبرتآور ile نمونهوسرمشق ile نمونه شدن ile بانمونه نشان دادن ile مثل زدن ile با نمونه مشخص کردن )
( EBRATAVAR ile NEMONEYOSARMASHGH ile NEMONEH SHODAN ile BANEMONEH NESHAN DADAN ile MOSL ZADAN ile BA NEMONEH MOSHKHS KARDAN )
- SAMPLE[İng.] / ÉCHANTILLON[Fr.] / PROBE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖRNEK, NUMUNE
- ÖRNEKLEMEK ile ÖRNEKLEMEMEK
( Beni sıkar. İLE Seni sıkar. )
( Anlayamama(sı)ndan dolayı, örnekleme zorunluluğu doğar. )
( "TEŞBİHTE HATA OLMAZ" değil TEŞBİHTE, HATA OLMASIN/OLMAZ/OLMAMALI!
[ Hangi benzetmeyi yaparsan yap, önemli değildir anlamına gelmez. Benzetme(teşbih) yapacağın zaman hata yapmama gerekliliğini anlatır! [Teşbih sözcüğünden sonra virgül/duraklama çok önemli!]) ( Halk arasında daha çok, yapılan benzetmeden alınılmamasını dilemek için söylenilir ama bu yanlış kullanımdır. ] )
( Kötü örnek, örnek değildir!
[Sui misal, misal teşkil etmez!] )
- ÖRNEKLEMEK ile ÖRNEKLENMEK ile ÖRNEKLENDİRMEK ile ÖRNEKLEYEBİLMEK ile ÖRNEK/LİK
- ORNITHOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= ORNİTOFOBİ
( Kuşlara karşı duyulan aşırı korku olarak bilinen, Yunanca'da "kuş" anlamına gelen ὄρνις ("ornis") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ORNİTORENG ve DİKENLİ KARINCAYİYEN
( Yumurtlayan, sadece iki memelidir. )
- OROBAN değil/yerine/= CANAVAROTU
( Canavarotugiller ailesinin örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalaklarından biri sayılan çiçekli bitki. [Lat. OROBANCHE RAMOSA] )
- OROBANCHEAE = BÎKÎYE
- ORPHAN vs. MOTHERLESS
- ORSAT APPARATUS[İng.] / ORSATAPPARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ORSAT AYGITI/CİHAZI
- ÖRSELEMEK ile ÖRSELENMEK ile ÖRS ile ÖRS KEMİĞİ
- ÖRSELEMEK ile TIRMALAMAK
- ORTA AFRİKA CUMHURİYETİ'NDE:
HASTALIK ve/<> HASTAHANE
( Orta Afrika Cumhuriyeti'nde, hastahane ve sağlık hizmetleri çok kötü olduğundan, hasta olmamak için -umarız bir gün düzelene kadar- hastahaneye gitmemek bile gerekebilir. )
- ORTA AMERİKA CUMHURİYETİ:
EL SALVADOR ve/<> HONDURAS ve/<> GUATEMALA ve/<> NİKARAGUA ve/<> KOSTA RİKA
( Orta Amerika Cumhuriyeti, 1843 yılında, beş ayrı ülkeye bölündü. )
- ORTA AMERİKA ile MERKEZİ ile MERKEZ POLİS KARAKOLU ile MERKEZİ İŞLEMCİ ile MERKEZ TERMİNAL ile MERKEZCİ ile MERKEZİLİK ile MERKEZİLEŞTİRMEK ile MERKEZİLEŞTİRİLMİŞ ile MERKEZLEYİCİ ile MERKEZ
( CENTRAL AMERICA vs. CENTRAL vs. CENTRAL POLICE STATION vs. CENTRAL PROCESSOR vs. CENTRAL TERMINAL vs. CENTRALIST vs. CENTRALITY vs. CENTRALIZE vs. CENTRALIZED vs. CENTRALIZER vs. CENTRE )
( وسطي ile مرکزي ile مياني ile آمريکاي مرکزي ile سرکلانتري ile پردازنده مرکزي ile پايانه مرکزي ile طرفدار تمرکز ile مرکزيت ile متمرکز کردن ile تمرکز دادن ile مرکزيت دادن ile متمرکز ile متمرکز کننده ile درمرکز قرار گرفتن ile وسط ونقطه مرکزي )
( VASTY ile MARKZY ile MYANY ile AMARYKAY MARKZY ile SARKOLANTERY ile PARDAZANDEH MARKZY ile PAYANEH MARKZY ile TARAFDAR TAMRAKZ ile MARKZYT ile MATMARKZ KARDAN ile TAMRAKZ DADAN ile MARKZYT DADAN ile MATMARKZ ile MATMARKZ KONANDEH ile DARMARKZ GHARAR GARAFTAN ile VAST VANGHTEH MARKZY )
- MITTELSCHNELLER REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTA HIZLI REAKTÖR
- ORTA LAMEL[İng. MIDDLE LAMELLA] ile/||/<> ORTADÖL DEĞERİ[İng. MID-OFFSPRING VALUE] ile/||/<> ORTAEBEVEYN DEĞERİ[İng. MIDPARENT VALUE] ile/||/<> ORTAK BAHÇE DENEYİ[İng. COMMON GARDEN EXPERIMENT] ile/||/<> ORTALAMA FAZLALIK[İng. MEAN EXCESS]
( Bitki gözesinin bölünmesi sırasında göze plağını oluşturan, yan yana iki bitki gözesi duvarı arasındaki çoğunlukla pektinden oluşan tabaka. @@ Bir ailedeki yavruların ortalama fenotiplerini belirtmek için kullanılır. @@ Bir bireyin iki ebeveyninin ortalama fenotip değeridir. @@ Farklı popülasyonların benzer koşullar altında bir araya getirilmesine dayanan bir deneydir. @@ Bir a aleli için ortalama fazlalık, a alelini taşıyan bireylerin ortalama uyum başarılarının, popülasyonun genel ortalama uyum başarısından olan fazlalığı ya da eksikliğidir. Eğer ortalama fazlalık pozitif ise, o alelin frekansı nesiller içinde artacaktır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- RÉACTEUR À SPECTRE INTERMÉDIAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ORTA TAYFLI TEPKİLEŞİM
- ORTADA BIRAKMA/KALMA ile/ve/||/<>/>/< BELİRSİZLİK
- ORTADAN KALDIRMAK ile/ve DÖNÜŞTÜRMEK
- ORTADAN KALDIRMAK ile KALDIRILDI ile KALDIRILMIŞ GÜMRÜKLER
( ABOLISH vs. ABOLISHED vs. ABOLISHED CUSTOMS )
( اازميان بردن ile نسخ کردن ile منسوخ کردن ile موقوف ile منسوخ ile رسوم مسوخه )
( AZMYAN BARDAN ile NASKH KARDAN ile MONSOKH KARDAN ile MOGHOOF ile MONSOKH ile رسوم مسوخه )
- ORTADAN KALDIRMAK ile ORTADAN KALDIRILDI ile YOK ETME
( ERADICATE vs. ERADICATED vs. ERADICATION )
( از ريشه در آوردن ile ريشه کن کردن ile لنجيدن ile ريشه کن ile ريشه کني ile قلع )
( AZ RYSHEH DAR AVARDAN ile RYSHEH KON KARDAN ile LANJYDAN ile RYSHEH KON ile RYSHEH KONY ile GHAL )
(1996'dan beri)