Bugün[26 Mayıs 2026]
itibarı ile 32.035 başlık/FaRk ile birlikte,
32.035 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(79/130)


- MANDALALAR ile ...

( Kendi vasıtasıyla meditasyon yapılan resimler. )


- MANDALİN ile MANDARİN[PORTEKİZCE < SANS.]


- MANDALİNA / PORTAKALDA:
ÇÖP/FAZLALIK değil LİFLERİ

( Sırtlarındaki lifleri ayırmayıp/atmayıp meyvenin şekerini dengeleyici işlevleri nedeniyle dış kabuğun içindeki mandalina ya da portakalın tamamını yemek gerekmektedir. )


- MANDALİNADA:
SATSUMA ile AKDENİZ ile KRAL ile NORMAL

( 10 ay boyunca bakım gerektirir. İnce kabuklu, sulu ve çekirdeksizdir. Kuytu bölgelerde yetişir. Edremit'te 240.000 ağacı bulunur. Ülkemizde Satsuma mandalina, adıyla bilinen Owari çeşidi ilk kezJaponya'dan, Batum yolu ile Doğu Karadeniz bölgesine gelmiş ve buradan Ege Bölgesi ve öteki bölgere yayılmıştır. Meyve kabuğu, hasat döneminde açık sarı portakal renginde ve hafif pürüzlüdür. Kabuğun meyve etine bağlılığı gevşektir. Depolamaya, taşımaya elverişli bir çeşittir. Olgunlaştıktan sonra kabuğun meyve etinden ayrılması yani putlaşmaya eğilimi oldukça fazladır. Orta büyüklükte, basık biçimlidir. Meyve eti, koyu portakal rengindedir. Meyveler, aromalı, yüksek nitelikli ve çekirdeksizdir. Bu gibi özelliklerinden dolayı mandalina çeşitleri arasında en çok yeğlenendir. İLE ... İLE ... İLE ... )

( Mandalina[mandarin], Rutaceae ailesinin, Aurantioideae alt ailesinde, Citrus cinsi içinde yer alan bir türdür. )

( CITRUS UNSHIU, MARC vs. CITRUS DELICIOSA vs. CITRUS NOBILIS vs. CITRUS RETICULATA BLANCO )


- MANDALLAMAK ile MANDALLANMAK ile MANDA ile MANDAL ile MANDAR ile MANDACI/LIK ile MANDALLI ile MANDALSIZ


- MANDELBROT FRAKTALİ ve DENİZ KIYISI


- MANDELBROT İLE JULİA İLE SİERPİNSKİ ile/||/<> KLASİK FRAKTALLAR

( Ünlü fraktal kümeleri. )

( Formül: z_{n+1} = z_n² + c )


- MANDELBROT KÜMESİ ile/ve/<>/< JULIA KÜMESİ

( f(x) = z² + c )

( Zn+1 = Zn² + C )


- MANDELONITRILE[İng.] ile/değil/yerine/= MANDELONİTRİL


- MANDOLİN ile MANDOLİNCİ/LİK


- MANDRIL/KÖPEKBAŞLI ile KAPUŞİN

( Eski dünya maymunu. İLE Yeni dünya maymunu. )

( Tehlikeli bir maymun. İLE Orta ve Güney Amerika'da yaşarlar. )

( Kuyrukları yoktur. İLE Saran/uzun kuyruğu vardır. )

( Burun kılları birbirine yakın ve biraradadır. İLE Burun kılları taşar ve yayılır. )

( ... İLE Parmak uclarıyla tutunabilirler. )

( MANDRILL vs. CAPUCHIN )

( MANDRILLUS SPHINX cum ... )


- MANEVÎLEŞTİRİLMİŞ ŞEY ile/ve/değil MANEVÎ ŞEY


- MANEVİYÂT:
KABALIKTAN > ZARÂFET'E


- MANEVRA ile MANEVRALI ile MANEVRASIZ ile MANEVRA FİŞEĞİ


- MANGANESE HYPOPHOSPHITE[İng.] ile/değil/yerine/= MANGAN HİPOFOSFİT


- MANGANESE NAPHTHENATE[İng.] ile/değil/yerine/= MANGAN(II) NAFTENAT


- MANGIN MIRROR[İng.] / MIROIR DE MANGIN[Fr.] / MANGINSCHER SPIEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANGİN AYNASI


- MANİCİLİK ile MAZDEKÇİLİK


- MANİFATURA[İt. < Lat.] değil/yerine/= KUMAŞ/DOKUMA

( Fabrika yapımı her türlü kumaş ve bez gibi dokumalar. )


- MANİFATURA ile MANİFATURACI/LIK


- MANİFESTASYON/MANIFESTATION[İng.] değil/yerine/= GÖRÜNÜR BELİRTİ-BULGU


- MANİKÜR ile MANİKÜRCÜ/LÜK ile MANİKÜRLÜ ile MANİKÜRSÜZ


- MANİPLE[Fr.] ile/ve/=/<> MANİPÜLATÖR[Fr.]

( Telgraf imlerini göndermek için bir devredeki akımı kesmekte ya da yeniden vermekte kullanılan aygıt. | Roma ordusunda, 60 ya da 120 erden ibaret bölük. | Bazı papazların ayinlerde sol kolun bileğine yakın taktığı süslü şerit. İLE/VE/=/<> Manipleyi kullanan kişi/görevli. | Maniple. )


- MANİPÜLASYON/MANİPULATION[İng.] değil/yerine/= YÖNLENDİRME | GÜDÜMLEME | HİLEYLE YÖNLENDİRME | KARŞIDAKİYLE OYNAMA, KARŞIDAKINİ ÇIKARI İÇİN KULLANMA. | ELLE KULLANMA


- MANİPÜLASYON değil/yerine/= YÖNLENDİRİM


- MANİPÜLATİF değil/yerine/= YÖNLENDİRİMLİ


- MANİPÜLATÖR/MANİPLE değil/yerine/= YÖNLENDİREÇ/YÖNLENDİRİMCİ/YÖNLENDİREÇÇİ


- MANİPÜLATÖR[Fr. < MANIULATEUR] değil/yerine/= MANİPLEYİ KULLANAN KİŞİ


- MANİSALÂLESİ ile MANİSA LÂLESİ

( ... ile )

( Düğünçiçeğigillerden, korularda, kırlarda yetişen bir bitki. İLE ... )

( ANEMONE PULSATILLA cum TULIPA ORPHANIDEA )


- MANİVELA ile MANİVELALI


- MANKURTLAŞMA ile/<> KÖZ/KÖS-KAMANLAŞMA ile/<> KANARALAŞMA

( MANKURT EFSANESİ

Efsaneye göre, Kazakistan'ın uçsuz-bucaksız Sarı-Özek bozkırının yerlisi olan Kazaklar, eski tarihlerde, onların su kuyularına ve otlaklarına göz diken Juan-Juanlar'ın zaman zaman baskınlarına maruz kalmaktalardır. Baskınlarda bazen Kazaklar, bazen de Juan-Juanlar gâlip gelmektedir. Juan-Juanlar savaşı kazandıklarında, alıp götürdükleri esirlerin bazılarını başka kabilelere satmaktalardır ki bunlar oldukça şanslı sayılırlar. Çünkü hiç olmazsa, köle olarak da olsa, sağ kalmaktalardır. Güçlü kuvvetli esirleri ise satmamakta, akıl almaz işkencelerle, belleklerini kaybettirerek, adeta delirtmekte ve onları, kendilerinin sadık köleleri olarak en önemli işlerde çalıştırmaktalardır.

Juan-Juanlar'ın işkencesini dinlemek bile acı vericidir: Önce, esirin başını, bir tane bile saç bırakmamacasına tamamen tıraş etmektelerdir. Hemen o anda, bir deve kesmekte, devenin derisinin en kalın yeri olan boynundan parçalar keserek, kanlı kanlı, esirin tıraşlı başına sımsıkı sarmaktalardır. -Aytmatov, bu deri başlığı, bugün yüzme sporunda kafaya takılan kauçuk başlığa benzetmektedir.-

Bu işkenceye maruz kalan esir, bazen acılar içinde kıvranarak ölmektedir (ki onlar da şanslı sayılmalıdır!), ölmeyenlerin boynuna, kafasını yerlere sürtmesin diye bir boyunduruk takılmaktadır. Bu haliyle esiri götürüp, çığlıklarının da duyulmayacağı ıssız bir yere, elleri kolları bağlı, aç ve susuz, kızgın güneşin altında günlerce bırakmaktalardır. Tabiî, güneşte kavrulan deri kurudukça, kafayı bir mengene gibi sıkmakta, işkence, dayanılmaz hale gelmektedir. Fakat işkenceyi asıl dayanılmaz yapan, sadece bu değildir. Kafadaki saçlar, bir taraftan uzamaya çalışmaktadır. Fakat dışarıya doğru büyüyemediği için, kafa derisinin içine doğru büyümeye çalışmaktadır. Sonunda esir, aklını yitirmekte, belleği iyice sıfırlanmaktadır. Adeta, içine saman doldurulmuş bir post (korkuluk) haline gelmektedir. İşkencenin beşinci günü Juan-Juanlar gelip sağ kalan esirleri almakta, boynundaki engeli çıkarmakta, kendine yiyecek-içecek vermektelerdir. Böylece, köle, beden gücünü yeniden toplayıp kendine gelmektedir. Fakat bundan böyle o normal bir insan değildir, o artık bir mankurttur!

Böyle bir mankurt, köle pazarlarında, güçlü-kuvvetli on esirin fiyatına satılabilmektedir. Eğer aralarındaki bir savaşta bir mankurt öldürülürse, Juan-Juanlar karşılık olarak, hür bir kişinin bedelinin üç katını almaktalardır. Bir mankurtu, ailesinden birileri gerek kaçırmak, gerekse fidye vermek suretiyle vb. geri almak istemezmiş. Çünkü o artık aileden biri değildir, aksine, zararlı biri olmuştur. Belleği iyice boşaltılan mankurt, babasını, çocukluğunu vs. asla anımsamamakta, hatta insan olduğunu bile bilmemektedir. Yani ağzı var ama dili yoktur. Efendisine mutlak koşulda itaat eden, gayet evcil bir hayvana benzemektedir. Kaçmayı bilmediği için böyle bir riski de yoktur mankurtun... Sadece karnının acıktığını hissetmekte o kadar...

Efendisinin emir ve komutlarına bir köpek sadakatiyle bağlıdır. Mankurtlaşan köleler, en kötü ve en zor işleri gık demeden yapmaktalardır. Sarı-Özek'in ucsuz-bucaksız çöllerinde, kavurucu sıcak altında deve sürüleri otlatmak ancak onların yapabileceği bir iştir. Ölmeyecek kadar yiyecek, donmayacak kadar giysi vermek yeterlidir onlar için.

İşte, Juan-Juanlar, tutsak kişilere, bu en ağır işkenceyi, belleğini yitirme, anılarını elinden alma, kimliğini unutturma işkencesini tatbik etmektelerdir. Nayman Ana öyküsü, oğlu Colaman böyle bir mankurtlaşmaya maruz kalan bir ananın dramıdır.

Nayman Ana, oğlu Kolaman [Colaman: Yol aydınlığı.] kaçırıldıktan sonra yıllarca ondan hiçbir haber alamamıştır. Öldü mü, kaldı mı, mankurt mu yapıldı, bilmemektedir. Derken, bir gün, Naymanlar bölgesine gelen tüccarlar, Juan-Juanlar'ın, su kuyuları yanından geçerken, deve sürüleri güden genç bir çobanla karşılaştıklarından söz eder. Çobanın hiçbir şey anımsamadığını, sorulan sorulara 'evet' ya da 'hayır' gibi kısa yanıtlar verdiğini vs. anlatırlar. Tüccarlar, onunla biraz da alay etmişlerdir. Nayman Ana, anlatılanları sessizce dinlemiş, fakat hiç oralı olmamış, sanki bir şey duymamış gibi davranmıştır. Fakat birden içine bir kor düşmüştür; sanki bu anlatılanın, oğlu Kolaman olduğuna dair birden bir aydınlık belirmiştir içinde. Tabiî aydınlıkla beraber de bir korku...

Nayman Ana, gördüğü böyle bir ışık karşısında daha fazla duramaz, derhal hazırlıklara koyulur, hiçkimseye sezdirmeden, devesine biner ve sabahın erken saatinde, çobanların söz ettiği, Juan-Juanlar'ın su kuyularına doğru yola koyulur. Kilometrelerce gider Sarı-Özek bozkırında ve binbir türlü korkunun sarmalında, sonunda, oğlunu bulur. Evet, Nayman Ana, deve sürüsünün başında, oğlu Kolaman'ı, başındaki deri şapkasıyla yapayalnız bulur. Herşeye karşın oğlunu tanımakta zorlanmaz.

Kolaman, gözlerine kadar indirdiği şapkasının altından durgun gözlerle anasına bakmaktadır. Sanki, o ıssız çölde, yanına bir kişinin gelmiş olması, onu, hiç ama hiç ilgilendirmemektedir. Hiçbir heyecan, depreşme, o geleni bilme, tanıma arzusu görülmemektedir. Kolaman'a, oğluna yaklaşan Nayman Ana, gerçeği artık iyice anlamıştır: Hıçkırıklar arasında varır sarılır oğlunun boynuna. "Oğlum, oğlum Kolaman! Benim, bak ben geldim, ben annen, Nayman Ana! Sen benim oğlumsun!" derse de, bu sözler, Kolaman için hiçbir anlam ifade etmemektedir. Nayman Ana, tekrar tekrar dener, kendini oğluna tanıtabilmeyi, ondan bir söz olsun yanıt alabilmeyi; adının Kolaman olduğunu anımsamasını, kendi memleketini, babasını, anasını anımsasın ister ama heyhât...

Kolaman, boş ve anlamsız gözlerle bakmaktadır. Karşısındaki kadının niçin ağladığını, neden burada, bu ıssız çölde, karşısında bulunduğunu, ondan ne istediğini hiç mi hiç düşünemiyor, hiçbir şey hissetmiyordur. Anası, bir girişim daha yapar ve bu sefer, Kolaman, adının 'Mankurt' olduğunu söyler. Anası çırpınmakta, hüngür hüngür ağlamakta, bir taraftan da bu zulmü yapanların akıllarına nasıl olup da böyle işkence yöntemlerini getirdiği için Tanrı'ya sitem etmektedir...

Nayman Ana, Sarı-Özek'te söylenen bir ağıdı anımsar:
"Ben, öldürülen, derisine saman doldurulan yavru devenin anasıyım. Buraya, saman dolu yavrumun tulumunu koklamaya, yavrumun kokusunu almaya geldim."

Nayman Ana, tekrar tekrar oğluna bir mankurt olmadığını, kendinin bir Nayman, asıl adının, Colaman olduğunu söylerse de sonuç alamaz. O anda, uzaktan gelen bir Juan-Juan'ı fark eder ve kaçar. Juan-Juan da onu fark etmiştir fakat Nayman Ana gizlenir ve Juan-Juan'ın eline geçmekten kurtulur. Nayman Ana geceyi orada geçirir. Sabahleyin etrafı kolaçan ederek yeniden sokulur, "içine saman doldurulan yavrusunun tulumunun" yanına...

Kararı, ne pahasına olursa olsun oğlunu alıp buralardan götürmek, onu kaçırmaktır. Bu sefer yine Juan-Juanlar gelmektelerdir, o yine kaçar. Juan-Juanlar kadının kim olduğunu öğrenmek için Kolaman'ı iyice sorguya çekerler. Tabiî ki konuyu anlamışlardır ve Kolaman'a emir verir, o kadın yine gelirse, onu öldürmesini sıkı sıkıya tembihlerler.

Kolaman'ın efendileri gittikten sonra son bir ümitle yanına gelen annesi bir an oğlunu göremez. Göremez, çünkü o anda, Kolaman, bir devenin arkasına sinmiş, elindeki oku annesine nişan almakla meşguldür. Annesi, oğlunu fark ettiğinde ok yaydan çıkmıştır ve öldürücü darbeyle Nayman Ana, devesinden yere yığılır. Düşerken, son sözleri, "Adını anımsa, adını anımsa!" olmuştur.

Kolaman, yani Mankurt, öz anasını düşman evinde, düşmanın sürüsünün başında ve düşmanın talimatına bağlı kalarak öldürmüştür. Nayman Ana'nın düşüp öldüğü bu yere, "Ana-Beyit Mezarlığı" denilmiştir. Yani "Ana'nın yattığı yer"...

İLE/<>

KÖZKAMANLAŞMAK

Destana göre, Manas, Alma Ata ıramağının gözesinde, Sungur'da oturan, hiç oğlu olmamış Yakup (Cakıp) Han'ın, duasından sonra Tanrı'nın verdiği yiğit oğludur. Manas birçok olağanüstülükler göstermiş, İslâm yolunda mücadele etmiş biri olarak takdim edilmektedir. Manas'ın, küçükken Kalmuklar'a esir düşen ve Moğolistan'a götürülüp orada büyütülen Köz-Kaman adında bir amcası vardır. Köz-Kaman, Moğolistan'da, Kalmuklar arasında büyütülür, bir Kalmuk kızıyla evlendirilir, oğulları olur ve bir gün oğullarıyla birlikte ata yurduna geri döner. Fakat o artık Kalmukça konuşmaktadır. Manas, daha önce amcasını hiç görmemiştir, dolayısıyla onu tanımamaktadır. Üstelik de Kalmukça konuştuğu için, amcasını casus zannetmektedir. Manas amcasını yakalar ve zincire vurur. Bu arada Manas, babasına mektup yazarak, amcası hakkında bilgi sağlar. Babası, amcasına iyi davranmasını söyler. Manas, babasının sözüne uyarak amcasını salıverir. Hatta bir de onun onuruna şölen verir fakat işte Köz-Kaman'lık gerçek yüzünü ortaya koymuştur: Köz-Kaman'ın oğulları şölende arbede çıkarır ve Manas'ı döver. Manas, ileride Kalmuklar'a karşı sefere çıktığında da Köz-Kaman ve oğullarının ihanetinden kurtulamaz.

[Manas Destanı ve Köz-Kaman: Köz-Kaman, Manas Destanı, kahramanlarından birinin adıdır. Adını, bir Kırgız yiğidinden alan, 400 bin dizelik Manas Destanı, bir Kırgız destanı olup, Müslüman Kırgızlar'la, putperest Kalmuklar arasındaki mücadeleyi anlatmaktadır. Manas'ın tarihî bir kişilik olmadığını ileri sürenler varsa da, onun bir Kırgız beyi ya da bir Kırgız yiğidi olma olasılığı yüksektir. Bu destanda, Kırgızlar'ın tüm örf-âdet ve gelenekleri, inanç ve dünya görüşleri işlenmiştir.]

İLE/<>

KANARALAŞMAK

Bir köyde, yaşlı bir adam ve oğulları yaşamaktadır. Bir gün, adamın sürüsünden esrarengiz bir biçimde koyunlar eksilmeye başlar. Oğullar, eksilen koyunların ölüsünü ya da dirisini aramadık yer bırakmazlar ama ne yazık ki bulunamamaktadır. Babaları, bu duruma epeyce kafa yormakta fakat akıl erdirememektedir. Adamın, en sonunda aklına yatan düşünce şudur: Koyunları evin köpekleri, yani bizzat sürüyü korumakla görevli olan "bekçi" köpekler yemektelerdir. Bu demektir ki, köpekler kanaralaşmıştır!

Yaşlı adam, çocuklarına talimat verir, der ki, "Gidin, evdeki tüm köpekleri öldürün. Hiçbir eniği de sağ bırakmayın! Daha sonra başka köylerden yeni enikler bulur getirir ve onları yeni baştan eğitirsiniz."

Oğullar, babalarının dediği gibi yapar ve fakat birkaç yıl sonra yine aynı durum görülmeye başlanır. Bu sefer, adam, çocuklarını başına toplar ve onlara, birkaç yıl önce kendilerine verdiği talimatı aynen yapıp yapmadıklarını sorar. Küçük oğul, o gün küçük bir eniği, acıdığı için öldürmemiş olduğunu itiraf eder. Evet, konu anlaşılmıştır: O küçük enik, anasından-babasından kanaralaşmayı öğrenmiştir, kanaralaşmak bir biçimde ona da bulaşmıştır. Büyüdükçe o da bu "ahlâkı" öteki köpeklere öğretmiştir. )


- MANKURTLAŞMAK ile MANKURT/LUK


- MANNER vs. ASSUMPTION


- MANNİCH İLE STRECKER İLE UGİ ile/||/<> ÇOK BİLEŞENLİ REAKSİYONLAR

( Tek kademede kompleks moleküller. )

( Formül: R-NH₂ + R-CHO + R₂CO )


- MANNICH REACTION[İng.] ile/değil/yerine/= MANNİCH REAKSİYONU


- MANNITOL HEXANITRATE[İng.] ile/değil/yerine/= MANNİTOL HEKSANİTRAT


- MANOLYA[MAGNOL'un adından(bitkibilimci)] ile ...

( Koklanmaz! [Sadece izlenir!] )

( Manolyagillerden, yaprakları almaşık, iri ve parlak yeşil renkte bir süs ağacı. | Bu ağacın, çok iri, beyaz ve limon kokusunda, güzel çiçeği. )

( MAGNOLIA GRANDIFLORA )


- MANTAR[İng. MUSHROOM] ile/||/<> ANTİFUNGAL ile/||/<> BİYOKİMYA[İng. BIOCHEMISTRY] ile/||/<> DİKARYOTİK[İng. DIKARYOTIC] ile/||/<> DORMANSİ[İng. DORMANCY] ile/||/<> FUNGUS[İng. FUNGI] ile/||/<> KLOROFİL[İng. CHLOROPHYLL] ile/||/<> OOSFER[İng. OOSPHERE]

( Çok gözeli ya da tek gözeli olabilen ökaryotik bir canlı. Klorofil taşımazlar, çoğu parazit ya da saprofit. Eşeyli ve eşeysiz üreyebilirler. Bu organizmaların oluşturduğu topluluğa Mantarlar Alemi denir. 5 kola ayrılır: Zygomycetes, Deuteromycetes, Basidiomycetes, Ascomycetes ve Mycophycophyta. @@ Mantarların üremesine engel olan ya da onların öldürülmesini sağlayan kimyasallardır. Antimikotik de denir. @@ Biyokimya; bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar ve mantarlar gibi biyolojik organizmalarda gerçekleşen kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalıdır. Biyokimya bilimi ayrıca proteinler, vitaminler, hormonlar, enzimler, karbonhidratlar, lipitler, yağlar ve nükleik asitler gibi makromoleküllerin yapısını inceler. Bu nedenden ötürü, biyokimya; beslenme bilimi, tıp ve genetik bilimi ile doğrudan ilişkilidir. @@ Haploid (n) ya da diploitten (2n) farklı olan, iki ayrı haploid çekirdeği (n + n) içeren bir göze. Doğal olarak mantar heterokaryanlarında görülür. Dikaryosis, fungusların önemli bir genetik özelliğidir. @@ Büyüme, gelişme, fiziksel aktivite gibi durumların askıya alındığı, metabolik aktivitenin minimuma indirildiği bir yaşam evresidir. Bitkilerde, hayvanlarda, bakterilerde ve mantarlarda görülür. Genellikle uygunsuz koşullarda yaşamı sürdürmek için girilen bir durumdur. Günler, mevsimler, hatta yıllar boyunca sürebilir. Bitki tohumlarının uygun koşullar oluşuncaya kadar çimlenmemesi ve kış uykusu örnek verilebilir. Ayrıca kanser gözelerinin de dormansi durumuna girebildiği ve bu biçimde tedaviden bir süre sonra tekrardan ortaya çıkabildiği yakın zamanda yaygınlaşmış bir fikir olup konu üzerine çalışmalar sürmektedir. @@ Fungus: maya, küf ve mantarları içeren krallık Mantarlarının yaklaşık 99.000 bilinen organizma türü herhangi biridir. Funguslar, dünyadaki en yaygın organizmalar arasındadır ve büyük çevresel ve tıbbi önem taşımaktadır. Birçok mantar toprakta ya da suda yaşamaktadır; diğerleri bitkiler ya da hayvanlarla parazitik ya da simbiyotik ilişkiler oluştururlar. Funguslar ökaryotiktir. Önceleri funguslar bitki krallığına dahildi fakat funguslar, klorofil içermedikleri ve benzersiz yapısal ve fizyolojik özellikleri ile (yani, göze duvarının ve göze zarının bileşenleri) ayırt edildiğikleri için bitkilerden ayrılırdılar. @@ Bitki kloroplastlarında bulunan yeşil renkli, güneş ışığını emen ve enerjisini CO2 ve sudan karbonhidrat sentezlemek için kullanan fotosentetik pigment. Bu tepkimeye "fotosentez" denir. 2012'de yapılan bir araştırma, yeşil sebzelerdeki klorofilin kanseri önlemeye yardımcı olduğu yönünde. Diğer fotosentetik pigmentler, karatenoidler ve fikobilinlerdir. @@ Alglerde ve mantarlarda (fungus) erkek gamet tarafından döllenerek yumurtayı oluşturan dişi gamet, yumurta gözesi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MANTAR ile BAZİDİYOSPOR[Fr. < BASIDIOSPORE]

( ... İLE Bazitli mantarların sporları. )


- MANTAR ile CADISÜPÜRGESİ

( ... İLE Emeçleri, özellikle dal uclarındaki kabuk altında, sıkı bir ağ örerek, çekirdekli yemiş ağaçlarının çiçeklenmesine, dolayısıyla meyve verimine engel olan askılı mantar. | Bu mantarın neden olduğu bitki hastalığı. )

( TAPHRINA CERASI )


- MANTAR ile ÇAVDARMAHMUZU

( ... İLE Buğdaygillerin ve en çok da çavdarın başağı üzerinde türeyip koyu mor renkte bir horoz mahmuzunu andıran, tıpta kullanılan, asklı mantarlardan biri. )

( ... cum CLAVICEPS PURPUREA )


- MANTAR ile/ve/<> CIVIKMANTARLAR

( ... İLE/VE/<> Bakterilerle ortak yaşayan, ilkel ve hayvanımsı yapılı, peltemsi mantarlar. )

( Vegan beslenenler de, hayvansal yapıları nedeniyle mantar yememeyi yeğlemektedir. )


- MANTAR ile KATRANKÖPÜĞÜ

( ... İLE Çayır mantarlarından, şapkasının alt yüzü dilim dilim ve bir halka ile çevrili bulunan bir cins mantar. )


- MANTAR ile KUZUGÖBEĞİ

( ... İLE Çam ormanlarında, yol ve akarsu kenarlarında, meşe, akçaağaç, kayın gibi yaprak döken ağaçların altında, kireçli, kumlu topraklarda tek tek ya da gruplar hâlinde yetişen, şapkası kalın ve etli, bir tür mantar. )


- MANTAR ile PASMANTARI

( ... İLE Pasmantarıgillerden, buğdaygillerde ve baklagillerde pas hastalığına neden olan mantar. )

( ... cum UROMYCES )


- MANTAR ile PERONOSPORA[Yun.]

( ... İLE Patates, pancar, asma ve daha başka bitkilerde, milduyuya yol açan mikroskobik mantar. )


- MANTAR ile YERMANTARI/KEME


- MANTARDOĞURAN ile MANTARÖZÜ

( Mantarlaşmış gözeler oluşturacak mantar tabakası doğuran, büyültkendoku. İLE Karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan, bazı bitki gözelerinin çeperlerini kaplayarak, sıvı ve gazların geçmesini önleyen, bu nedenle gözenin ölümüne ya da mantar oluşumuna yol açan madde. )


- MANTARLAMAK ile MANTARLAŞMAK ile MANTAR/LIK ile MANTARCI/LIK ile MANTARLI ile MANTARLAR ile MANTAR ÖZÜ ile MANTAR KAYA ile MANTAR KENT ile MANTAR AĞACI ile MANTAR BİLİMİ ile MANTAR MEŞESİ ile MANTAR BİLİMCİ ile MANTAR ÇORBASI ile MANTAR TABAKASI ile MANTAR HASTALIĞI ile MANTAR TABANCASI


- MANTI ile MANTIK ile MANTICI/LIK ile MANTIKLI/LIK ile MANTIKÇA ile MANTIKÇI/LIK ile MANTIKSAL/LIK ile MANTIKSIZ/LIK ile MANTIKLICA ile MANTIK DIŞI ile MANTIKSIZCA ile MANTIK ÖNCESİ


- MANTIK ile ORGANİZASYON


- MANTIK ve ARISTOTELES


- MANTIK ile/ve/<> BİÇİMSELLEŞTİRİLMİŞ MANTIK

( LOGIC vs./and/<> SHAPED LOGIC )


- MANTIK ile/ve EYTİŞİM/DİYALEKTİK


- MANTIK ile/ve/değil/||/<>/< MANTIKSAL ZORUNLULUK


- MANTIK ve PERSPEKTİF


- MANTIK ve TÜMDENGELİM


- MANTIK ile/ve TUTARLILIK

( İdrakin/düşüncenin kurallarını inceler. İLE/VE Vicdanın/duygunun kurallarını inceler. )

( LOGIC vs./and CONSISTENCY
LOGIC vs./and SHAPED LOGIC
LOGIC vs. INFERENCE )


- MANTIKİYAT ile/ve/> TABİİYAT ile/ve/> RİYÂZİYAT ile/ve/> İLÂHİYAT


- MANTIKSAL İLİŞKİ ile/ve KRONOLOJİK İLİŞKİ


- MANTIKSAL KANIT ile/ve/<> MATEMATİKSEL KANIT


- MANTIKSAL OLAN ile/ve ONTOLOJİK OLAN ile/ve EPİSTEMOLOJİK OLAN


- MANTIKSAL ÖNCELİK ile/ve VAROLUŞSAL ÖNCELİK


- MANTIKSIZ ile İRRASYONEL SAYI

( IRRATIONAL vs. IRRATIONAL NUMBER )

( غير عقلي ile غير عقلاني ile جذر اسم ile غير منطقي ile بي منطق ile عدد اصم )

( غير عقلي ile غير عقلاني ile جذر اسم ile غير منطقي ile BEY MANTEGH ile ADAD ASAM )


- MANTIKSIZLIK ile MANTIKSIZ

( IMPLAUSIBILITY vs. IMPLAUSIBLE )

( غير مقبولي ile ناموجه بودن ile ناپسندي ile نامحتمل ile غيرمحتمل ile غيرمقبول )

( غير مقبولي ile NAMOJEH BODAN ile ناپسندي ile NAMOHTAMEL ile غيرمحتمل ile غيرمقبول )


- MANTIK'TA:
ARİSTOTELES ile/ve/değil KANADA

( Yunan. İLE/VE/DEĞİL Hint. )


- MANTIKTA:
TRANSANDANTAL ANALİTİK ile/ve/||/<> TRANSANDANTAL DİYALEKTİK


- MANTIKU'T TAYR [FERİDÜDDİN ATTAR - KAKNÜS YAY. adlı kitabı okumanızı salık veririz.


- MANUFACTURER :/yerine ÜRETİCİ


- MANUFACTURING :/yerine ÜRETİM


- MANYAK[Fr. < MANIAQUE] değil/yerine/= MANİYE YAKALANMIŞ


- MANYAKLAŞMAK ile MANYAKLAŞTIRMAK ile MANYAK/LIK ile MANYAKÇA


- MAGNETIC VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE VISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK AĞDALILIK


- MAGNETIC FLUX DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE FLUX MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE FLUSSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK AKI YOĞUNLUĞU


- MAGNETIC FLUX[İng.] / FLUX MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHER FLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK AKI


- FORCE DU CHAMP MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE FELDSTÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ALAN ŞİDDETİ


- SÂHA-İ MİKNATİSİYE[Osm.] / MAGNETIC FIELD[İng.] / CHAMP MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHES FELD[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ALAN


- MAGNETISCHER SENSOR[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ALGIÇ


- MAGNETIC SENSOR[İng.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ALGILAYICI


- MAGNETISCHE SUSZEPTIBILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ALINGANLIK


- MAGNETIC ANISOTROPY[İng.] / ANISOTROPIE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE ANISOTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ANİZOTROPİ


- MAGNETIC SEPARATOR[İng.] / MAGNÉTIQUES ÉPARATEURS[Fr.] / MAGNETABSCHEIDER[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK AYIRICI


- MAGNETIC MIRROR[İng.] / MIROIR MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHER SPIEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK AYNA


- SEMTÜRRES-İ MİKNÂTÎSÎ[Osm.] / MAGNETIC AZIMUTH[İng.] / AZIMUT MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHER AZIMUT[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK AZİMUT


- MAGNETIC PRESSURE[İng.] / PRESSION MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK BASINÇ


- MAGNETIC COIL[İng.] / BOBINE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE SPULE, MAGNETSPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK BOBİN


- MAGNÉTOSTRICTION[Fr.] / MAGNETISCHE KONTRAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK BÜZÜLME


- MAGNETIC DOUBLE REFRACTION[İng.] / RÉFRACTION DOUBLE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE DOPPELBRECHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ÇİFT KIRILMA


- MAGNETIC DIPOLE[İng.] / DIPÔLE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHER DIPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ÇİFT KUTUP


- MAGNETIC MULTIPOLE[İng.] / MAGNETISCHER MULTIPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ÇOK KUTUP


- MAGNETIC MULTIPOLE FIELD[İng.] / CHAMP MULTIPOLAIRE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHES MULTIPOLFELD[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ÇOK KUTUPLU ALAN


- MAGNETIC ANALYSIS[İng.] / ANALYSE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ÇÖZÜMLEME


- MAGNETISCHE VERTIEFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ÇUKUR


- MAGNETIC WAVE[İng.] / ONDE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK DALGA


- MAGNETOSTRICTION[İng.] ile/değil/yerine/= MANYETİK DARALMA


- MAGNETIC CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHER KREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK DEVRE


- RELUCTANCE[İng.] / RÉLUCTANCE[Fr.] / MAGNETISCHER WIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK DİRENÇ


- RELUCTIVITY[İng.] / RÉLUCTIVITÉ, RÉSISTIVITÉ MAGNÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETİK DİRENÇLİLİK


- MAGNETIC TRANSDUCER[İng.] / TRANSDUCTEUR MAGNÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETİK DÖNÜŞTÜRÜCÜ


- MAGNETIC SATURATION[İng.] / SATURATION MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE SÄTTIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK DOYUM/DOYGUNLUK


- MAGNETIC RELAXATION[İng.] / RELAXATION MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE RELAXATION[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK DURULMA


- MAGNETIC INCLINATION[İng.] / INCLINAISON MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE INKLINATION[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK EĞİM


- MAGNETIC EQUATOR[İng.] / ÉQUATEUR MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHER ÄQUATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK EKVATOR


- MAGNETIC HYSTERESIS LOOP[İng.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ERESİM ÇEVRİMİ


- MAGNETIC HYSTERESIS[İng.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ERESİM


- MAGNETIC EFFECTS[İng.] / EFFETS MAGNÉTIQUES[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ETKİLER


- MAGNETIC FERROELECTRIC[İng.] / FERROÉLECTRIQUE MAGNÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETİK FERROELEKTRİK


- MAGNETIC PERMEABILITY CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE LA PERMÉABILITÉ MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE DURCHLÄSSIGKEIT KONSTANTE, MAGNETISCHE PERMEABILITÄTSKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK GEÇİRGENLİK SABİTİ


- MAGNETIC PERMEABILITY[İng.] / PERMÉABILITÉ MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE DURCHLÄSSIGKEIT, MAGNETISCHE PERMEABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK GEÇİRGENLİK


- MAGNETIC CONFINEMENT[İng.] / EMPRISONNEMENT MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE EINSCHLIESSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK HAPSETME


- BOUCLE D'HYSTÉRÉSISSE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE HYSTERESESCHLEIFE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK HİSTEREZİS ÇEVRİMİ


- MAGNETISCHE HYSTERESEKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK HİSTEREZİS EĞRİSİ


- HYSTÉRÉSIS MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE HYSTERESE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK HİSTEREZİS


- MAGNETIC BUBBLE[İng.] / BULLE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE BLASE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KABARCIK


- MAGNETISCHE ABSCHIRMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KALKAN


- MAGNETIC RIGIDITY[İng.] / RIGIDITÉ MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE STEIFIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KATILIK


- MAGNETISCHE SCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KATMAN


- MAGNETIC SPARK CHAMBER[İng.] / CHAMBRE DE L'ÉTINCELLE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE FUNKENKAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KIVILCIM ODASI


- MAGNETIC QUANTUM NUMBER[İng.] / MAGNETISCHE QUANTENZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KUANTUM SAYISI


- MAGNETIC POLE STRENGTH[İng.] / MAGNETISCHE POLSTÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KUTUP YEĞİNLİĞİ


- KUTB-İ MİKNÂTÎSİYE[Osm.] / MAGNETIC POLE[İng.] / PÔLE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KUTUP


- MAGNETIC POLARIZATION[İng.] / POLARISATION MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE POLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KUTUPLANMA


- MAGNETIC LINES OF FORCE[İng.] / LIGNES DE FORCE MAGNÉTIQUES[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KUVVET ÇİZGİLERİ


- MAGNETISCHE KRAFTLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KUVVET ÇİZGİSİ


- MAGNETIC FORCE PARAMETER[İng.] / PARAMÈTRE DE FORCE MAGNÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KUVVET DEĞİŞTİRGESİ


- KUVVE-İ MİKNÂTÎSİYE[Osm.] / MAGNETIC FORCE[İng.] / FORCE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KUVVET


- MAGNETISCHER NORDPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KUZEY KUTBU


- MAGNETIC MACH NUMBER[İng.] / NOMBRE DE MACH MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE MACH-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK MACH SAYISI


- ADESE-İ MİKNÂTÎSİYE[Osm.] / MAGNETIC LENS[İng.] / LENTILLE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE LINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK MERCEK


- MAGNETIC MERIDIAN[İng.] / MÉRIDIENNE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHER MERIDIAN[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK MERİDYEN


- MAGNETIC MOMENT[İng.] / MOMENT MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHES MOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK MOMENT


- MATIÈRE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHER STOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK NESNE


- MAGNETIC FOCUSING[İng.] / FOCALISATION MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE FOKUSSIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ODAKLAMA


- MAGNETIC OSEEN NUMBER[İng.] / NOMBRE D'OSEEN MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE OSEEN-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK OSEEN SAYISI


- MAGNETIC PUMPING[İng.] / POMPAGE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHES PUMPEN[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK POMPALAMA


- MAGNETIC POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHES POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK POTANSİYEL


- MAGNETIC REYNOLDS NUMBER[İng.] / NOMBRE DE REYNOLDS MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE REYNOLDS-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK REYNOLDS SAYISI


- TANÎN-İ MİKNÂTÎSİYE[Osm.] / MAGNETIC RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETRESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK REZONANS


- MAGNETIC SCATTERING[İng.] / DISPERSION MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK SAÇILMA


- MAGNETISCHE AUSWEICHUNGSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK SAPMA AÇISI


- MAGNETIC DECLINATION[İng.] / DÉCLINAISON MAGNÉTIQUE[Fr.] / ABWEISUNG DER MAGNETNADEL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK SAPMA


- MAGNETIC DEFLECTION[İng.] / DÉVIATION MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE ABLENKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK SAPTIRMA


- MAGNETIC PENDULUM[İng.] / PENDULE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHES PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK SARKAÇ


- MAGNETISCHER ACHTPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK SEKİZ KUTUP


- MAGNETIC OCTUPOLE MOMENT[İng.] / MOMENT MAGNÉTIQUE OCTUPOLAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETİK SEKİZUCAY MOMENTİ


- MAGNETISCHE TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK SICAKLIK


- MAGNETIC THERMOMETER[İng.] / THERMOMÈTRE MAGNÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETİK SICAKLIKÖLÇER


- MAGNETIC BOTTLE[İng.] / BOUTEILLE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE FLASCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ŞİŞE


- MAGNETIC COOLING[İng.] / REFROIDISSEMENT MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE ABKÜHLEN, MAGNETISCHE ABKÜHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK SOĞUTMA


- ATTÉNUATION MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE DÄMPFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK SÖNÜM


- MAGNETIC SCANNING[İng.] / BALAYAGE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE ABTASTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK TARAMA


- MAGNETIC SPECTROMETER[İng.] / SPECTROMÈTRE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHES SPEKTROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK TAYFÖLÇER


- MAGNETIC MONOPOLE[İng.] / MONOPÔLE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHER MONOPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK TEK KUTUP


- MAGNETISCHES THERMOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK TERMOMETRE


- POTENTIEL VECTEUR MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHES VEKTORPOTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK VEKTÖR POTANSİYELİ


- MAGNETIC DIFFUSIVITY[İng.] ile/değil/yerine/= MANYETİK YAYILIRLIK


- DIFFUSIVITÉ MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE DIFFUSIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK YAYINIM


- MAGNETIC VECTOR POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= MANYETİK YÖNEYSEL POTANSİYEL


- ZÂİD-İ MİKNÂTÎSÎ[Osm.] / MAGNETIC AMPLIFIER[İng.] / MAGNETISCHER VERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK YÜKSELTEÇ


- MAGNETISCHE OBERFLÄCHENWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK YÜZEY DALGASI


- MANYETİK ile MANYETİK ALAN ile MANYETİK DİSK ile MANYETİK KART ile MANYETİK KASET ile MANYETİK ŞERİT ile MANYETİK KARTUŞ ile MANYETİK TAMBUR ile MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME


- MAGNETITE[İng.] / MAGNETITE, MAGNÉTITE[Fr.] / MAGNETIT, MAGNETEISENSTEIN, MAGNETOCHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİT, MIKNATIS KİMYASI


- MANYETİZMA ile ELEKTROSTATİK

( Manyetik alanların incelenmesi. İLE Elektrik yüklerinin incelenmesi. )


- MANYETİZMA değil/yerine/= KAPGIBİLİM | KAPGILAMA/KAPGILIK


- MANYETİZMA ile MANYETİZMACI/LIK


- MANYETİZMA ile MEKANİZMA


- MANYETO ile MANYETOLU ile MANYETOSUZ


- MANYETO[Fr. < Yun.] ile/ve/<> MANYETOMETRE[Fr.]

( Sürekli bir mıknatısın manyetik alanıyla indüklenen elektrik üreteci. İLE/VE/<> Manyetik momentleri ve manyetik alanların momentlerini ölçmeye, karşılaştırmaya yarayan aygıt. )


- MAGNETOAERODYNAMICS[İng.] / MAGNÉTOAÉRODYNAMIQUE[Fr.] / MAGNETOAERODYNAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOAERODİNAMİK


- SEYL-İ MİKNATÎSÎ[Osm.] ile/değil/yerine/= MANYETOAKI


- MAGNETOFLUID DYNAMICS[İng.] / DYNAMIQUE DES MAGNÉTOFLUIDES[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETOAKIŞKAN DEVİNBİLİM/DİNAMİĞİ


- STABILITÉ MAGNÉTOHYDRODYNAMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETOAKIŞKAN KARARLILIĞI


- MAGNETOFLUID[İng.] / MAGNÉTOFLUIDE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETOAKIŞKAN


- ESVÂT-İ MİKNÂTÎSÎ, SAVTİYE-İ MİKNÂTÎSÎ[Osm.] / MAGNETOACOUSTIC[İng.] / MAGNÉTOACOUSTIQUE[Fr.] / MAGNETOAKUSTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOAKUSTİK


- MAGNETORESISTANCE[İng.] / MAGNÉTORÉSISTANCE[Fr.] / MAGNETOWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETODİRENÇ


- MAGNETOELASTIC COUPLING[İng.] / COUPLAGE MAGNÉTOÉLASTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETOELASTİK EŞLEME


- MAGNETOELASTICITY[İng.] / MAGNÉTOÉLASTICITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETOELASTİKLİK


- MAGNETOELECTRIC EFFECT[İng.] / EFFET MAGNÉTOÉLECTRIQUE[Fr.] / MAGNETELEKTRISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOELEKTRİK ETKİ


- MAGNETOELASTISCHE KOPPLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOESNEK ETKİLEŞME


- ELÂSTİKİYET-İ MİKNÂTÎSÎ[Osm.] / MAGNETOELASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOESNEKLİK


- MAGNETOHYDRODYNAMIC WAVE[İng.] / ONDE MAGNÉTOHYDRODYNAMIQUE[Fr.] / MAGNETOHYDRODYNAMISCHE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOHİDRODİNAMİK DALGA


- MAGNETOHYDRODYNAMIC STABILITY[İng.] ile/değil/yerine/= MANYETOHİDRODİNAMİK KARARLILIK


- MAGNETOHYDRODYNAMIC INSTABILITY[İng.] / INSTABILITÉ MAGNÉTOHYDRODYNAMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETOHİDRODİNAMİK KARARSIZLIK


- MAGNETOHYDRODYNAMIC TURBULENCE[İng.] / TURBULENCE MAGNÉTOHYDRODYNAMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETOHİDRODİNAMİK TÜRBÜLANS


- MAGNETOHYDRODYNAMIC GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR MAGNÉTOHYDRODYNAMIQUE[Fr.] / MAGNETOHYDRODYNAMISCHER GENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOHİDRODİNAMİK ÜRETEÇ


- MAGNETOHYDRODYNAMICS[İng.] / MAGNÉTOHYDRODYNAMIQUE[Fr.] / MAGNETOHYDRODYNAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOHİDRODİNAMİK


- MAGNETOCHEMISTRY[İng.] ile/değil/yerine/= MANYETOKİMYA


- MAGNETOMETER[İng.] / MAGNÉTOMÈTRE[Fr.] / MAGNETOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOMETRE


- FORCE MAGNÉTOMOTRICE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETOMOTOR KUVVET (MMK)


- KUVVE-İ MEKNİYYE-İ MİKNÂTÎSİYE[Osm.] / MAGNETOMOTIVE FORCE[İng.] / MAGNETOMOTORISCHE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOMOTOR KUVVET


- MAGNETOPTIC MATERIAL[İng.] ile/değil/yerine/= MANYETOOPTİK GEREÇ


- MAGNETOOPTISCHER KERR-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOOPTİK KERR ETKİSİ


- MATÉRIAU MAGNÉTO-OPTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETOOPTİK MALZEME


- MAGNETO-OPTICS[İng.] / MAGNÉTO-OPTIQUE[Fr.] / MAGNETOPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOOPTİK


- MAGNETOPAUSE[İng.] / MAGNÉTOPAUSE[Fr.] / MAGNETOPAUSE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOPOZ


- MAGNETOSPHERE[İng.] / MAGNÉTOSPHÈRE[Fr.] / GEOMAGNETISCHE KAVITATION, MAGNETOSPHÄRE[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOSFER


- MAGNETOSCOPY[İng.] / MAGNÉTOSCOPIE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETOSKOPİ


- MAGNETOSTATISCHE ABSCHIRMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOSTATİK KALKAN


- MAGNETOSTATIC SHIELDING[İng.] / ARMATURE MAGNÉTOSTATIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETOSTATİK PERDELEME


- MAGNETOSTATICS[İng.] / MAGNÉTOSTATIQUE[Fr.] / MAGNETOSTATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOSTATİK


- MAGNETOSTRIKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOSTRİKSİYON


- MAGNETOTHERMIC[İng.] / MAGNÉTOTHERMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETOTERMAL


- MANYEZİT[Fr. < Lat.] = LÜLETAŞI/ESKİŞEHİRTAŞI/DENİZKÖPÜĞÜ

( Doğal magnezyum silikat. = Kolayca yontulup işlenen, beyaz renkli doğal magnezyum silikat. )


- MAGNÉSITE (F)[Fr.] / MAGNESIT, BITTERSPAT[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYEZİT


- MANZARA ile MANZARALI ile MANZARASIZ/LIK


- MARABA ile MARABACILIK


- MARANGOZ ile MARANGOZLUK

( CARPENTER vs. CARPENTRY )

( درودگر ile نجار ile نجاري ile درودگري )

( DRODGAR ile NAJAR ile NAJARY ile DRODGARY )


- MARAŞ İŞİ ile MARAŞ DONDURMASI


- MARAZLANMAK ile MARAZ/LIK ile MARAZA ile MARAZİ ile MARAZLI


- MARCOS:
MARGARITAS ve/||/<> ALTAMIRANO ve/||/<> RANCHONUEVO ve/||/<> COMITAN ve/||/<> OCOSINGO ve/||/<> SAN CRISTOBAL

( Zapatist Ulusal Kurtuluş Örgütü'nün, altı kentin başharflerinden oluşan Meksika yerlilerinin önderi. )


- MARCUS KURAMSİ ile/||/<> TRANSITION STATE

( Marcus elektron transfer, TS genel kimyasal reaksiyon. )

( Formül: λ reorganizasyon )


- MAREŞAL ile FELDMAREŞAL

( ... İLE Almanya, Avusturya, İngiltere, Rusya ve İsveç askeri sıradüzeninin en yüksek rütbesi. )


- MAREŞAL/LİK ile MAREŞALLİK ASASI


- MARGARİN yerine ZEYTİNYAĞI!


- MARİFET ile MARİFETLİ/LİK ile MARİFETSİZ/LİK ile MARİFETSİZCE


- MARİFETİYLE değil/yerine/= ELİYLE/ARACILIĞIYLA


- MARİZLEMEK ile MARİZ


- MARJİNALLEŞMEK ile MARJİNAL/LİK


- MARK :/yerine İŞARETLEMEK


- MARKA PARÇA/BİLGİSAYAR ile OEM PARÇA/BİLGİSAYAR


- MARKA YÖNETİMİ ile/ve/||/<> MARKA İLETİŞİMİNİ YÖNETMEK


- MARKALAMAK ile MARKALANMAK ile MARKALAŞMAK ile MARK ile MARKA ile MARKE ile MARKİ ile MARKACI/LIK ile MARKALI ile MARKSÇI/LIK ile MARKASIZ/LIK ile MARKSİST ile MARKSİZM


- MARKOV ile/||/<> MARTİNGALE ile/||/<> LEVY ile/||/<> STOKASTİK SÜREÇLER

( Rastgele süreç türleri. )

( Formül: E[X_t|F_s] = X_s (martingale) )

( Andrey Markov tarafından 1906 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1856-1922) (Ülke: Rusya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Markov zincirleri, stokastik süreçler) )


- MARKOVNİKOV İLE ANTİ-MARKOVNİKOV İLE ZAİTSEV ile/||/<> ORGANİK KURALLAR

( Organik reaksiyonlarda ürün dağılımını belirleyen kurallar. )

( Formül: Major ürün = daha kararlı )

( Vladimir Markovnikov tarafından 1869 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1856-1922) (Ülke: Rusya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Markov zincirleri, stokastik süreçler) )


- MARKOVNİKOV İLE ZAİTSEV İLE HOFMANN ile/||/<> ORGANİK KİMYA KURALLARI

( Reaksiyon yön tahmin kuralları. )

( Formül: Major product prediction )

( Vladimir Markovnikov tarafından 1869 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1856-1922) (Ülke: Rusya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Markov zincirleri, stokastik süreçler) )


- MARKOVNİKOV KURALI ile/||/<> ANTİ-MARKOVNİKOV

( Markovnikov H zengin karbona, anti-Markovnikov peroksit ile ters. )

( Formül: HBr İLE HBr/ROOR )

( Vladimir Markovnikov tarafından 1869 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1856-1922) (Ülke: Rusya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Markov zincirleri, stokastik süreçler) )


- MARKOVNIKOV'S RULE[İng.] ile/değil/yerine/= MARKOVNİKOV KURALI


- MARKOVNİKOV ile/||/<> ANTİ-MARKOVNİKOV

( Markovnikov H çok H'liye İLE anti-Markovnikov tersinedir )

( Formül: HBr İLE HBr/peroksit )

( Vladimir Markovnikov tarafından 1869 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1856-1922) (Ülke: Rusya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Markov zincirleri, stokastik süreçler) )


- MARMARACIK DERESİ :

( Halkın deyimi ile Marmancık deresi aynı ismi taşıyan koya akar. )


- MARN[Fr.] değil/yerine/= PEKMEZTOPRAĞI

( Çok ince taneli kil minerallerinden ve kalsitin değişik oranlardaki karışımından oluşan tortul kayaç. | Üzüm şırasının tortularını çöktürmek için kullanılan, kil ile karışık kireçli toprak. )

( MARNLAMAK: Kireci az olan toprağın içine marn katarak daha iyi duruma getirmek. )


- MARS PIGMENTS[İng.] ile/değil/yerine/= MARS PİGMENTLERİ


- MARSIVAN[Fars.] ile MARSIVANOTU

( Sınır beyi. | Eşek. İLE Bileşikgillerden, bir cins ıtırlı bitki. )

( EQUUS ASINUS cum TANACETUM BALSAMITA )


- MARS'TA:
SU BUZU ile/ve/<> KARBONDİOKSİT BUZU


- MARSUPYALİA ile/||/<> PLASENTALİA

( Marsupyalia erken doğum torba İLE plasentalia tam gelişim. )

( Formül: Pouch İLE full development )


- MARTAVAL ile MARTAVALCI/LIK


- MARTI ile KIZILDENİZ MARTISI

( ... vs. WHITE-EYED GULL )

( ... cum LARUS LEUCOPHTHALMUS )


- MARTIGİLLER ile KORSANMARTILAR

( LARIDAE cum STERCORARIIDAE )


- MARTİNGALE ile/||/<> MARKOV PROCESS

( Martingale E[X_n+1|F_n]=X_n, Markov gelecek şimdiye bağlı. )

( Formül: Fair game İLE memoryless )


- MARUL ile EŞEKMARULU

( ... İLE Bir marul türü. )


- MASAJLAMAK ile MASAJ ile MASAJCI/LIK


- MASAL ile TANDIRNÂME

( ... İLE Tandır başında oturulurken söylenen ya da okunan masal. | Bilgisiz kişilerin inandığı saçma düşünceler ve bu düşüncelerin yazıldığı sanılan kitap. )


- MAŞALAMAK ile MAŞALANMAK ile MAŞ ile MAŞA/LIK ile MAŞACI/LIK ile MAŞALI


- MASALLAR:
ÇOCUKLARA ile/ve/||/<> YETİŞKİNLERE

( Uyutmak için. İLE/VE/||/<> Uyandırmak için. )


- MASALLAŞTIRMAK ile MASAL ile MASALCI/LIK ile MASAL ALEMİ


- MASERASYON ile ...

( Su içinde kalma sonucu, suda kalan örgenin aldığı durum. | Katı nesneyi su içinde bırakarak, eriyecek parçalarını ayırma. )


- MASKARALANMAK ile MASKARALAŞMAK ile MASKARA/LIK ile MASKARACA


- MASKARALIK ile/değil/yerine/>< REKÂBET


- MASKELEMEK ile MASKELENMEK ile MASKE ile MASKELİ ile MASKESİZ ile MASKELİ BALO


- MASKING AGENT[İng.] ile/değil/yerine/= MASKELEYİCİ


- MASLAHATGÜZAR[Ar., Fars.] değil/yerine/= İŞGÜDER

( Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda ya da o ülkeye gelmesinden önce, ona vekâlet eden diplomat. )