Bugün[26 Mayıs 2026]
itibarı ile 32.035 başlık/FaRk ile birlikte,
32.035 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(41/130)


- EOZİNOFİLİ ile/||/<> NÖTROFİLİ

( Kanda beyaz kan gözelerinin[eozinofil] artışı. İLE/||/<> Kanda beyaz kan gözelerinin[nötrofil] artışı. )


- EOZİNOFİLİK ÖZOFAJİT ile/||/<> GASTROÖZOFAGEAL REFLÜ (GERD)

( Özofagusta eozinofil birikimi ile yutma güçlüğü ve ağrı. İLE/||/<> Mide asidinin yemek borusuna geri kaçması ile yanma ve ağrı. )


- EOZİNOFİLİK ÖZOFAJİT ile/||/<> GASTROÖZOFAGEAL REFLÜ SAYRILIĞI (GERD)

( Yemek borusunda eozinofil birikimi. İLE/||/<> Mide asidinin yemek borusuna geri kaçması. )


- EPDS/ELECTRONIC PERFORMANCE SUPPORT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK PERFORMANS DESTEK DÜZENİ


- EPHEMERAL vs. PERISHABLE vs. PROVISIONAL vs. TOPICAL vs. TRANSIENT vs. TRANSITIONAL


- EPITHERMAL NEUTRONS[İng.] ile/değil/yerine/= EPİ-ISIL NÖTRONLAR


- EPITHERMAL REACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= EPİ-ISIL REAKTÖR


- EPITHERMAL THORIUM REACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= EPİ-ISIL TORYUM REAKTÖRÜ


- EPİDEMİ ile EPİDEMİK ile EPİDEMİYOLOJİ

( Salgın. İLE Salgın [ile ilgili]. İLE Sağlık araştırma yöntembilim. )


- EPİDEMİ ile SALGIN ile EPİDEMİYOLOJİ

( EPIDEMIC vs. EPIDEMICAL vs. EPIDEMIOLOGY )

( همه گير ile عالمگير ile هم گيري ile واگيردار ile همه گيرشناسي )

( CPEHMEH GYR ile عالمگير ile NPAM GYRY ile واگيردار ile CPEHMEH GYRASHENASY )


- EPİDEMİK[Fr. < ÉPIDÉMIQUE] değil/yerine/= SALGIN SAYRILIKLA İLGİLİ


- EPIDEMIOLOGY[İng.] değil/yerine/= EPİDEMİYOLOJİ

( Popülasyonlardaki sağlıkla ilgili olayların dağılımını inceleyen ve sağlık sorunlarını kontrol eden biyoloji ve tıp dalı. Epidemik hastalıkların çalışılması.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- EPİDEMİYOLOJİ/EPIDEMIOLOGY[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK ARAŞTIRMA BİLİMİ / TOPLUM SAĞLIĞI/HALK SAĞLIĞI


- EPİDURAL ile/||/<> ANESTEZİ[İng. ANESTHESIA] ile/||/<> SIRT[İng. BACK]

( Özellikle karın ya da pelvik bölgesinde duyu kaybı yaratmak amacıyla, alt sırt bölgesinde omuriliğin dura materinin dışındaki boşluğa uygulanan lokal anestezik enjeksiyondur. @@ Ameliyat gibi tıbbi işlemler sırasında ağrı hissetmenizi önlemek için anestezik adı verilen ilaçların kullanımıdır. Anestezikler, tıbbi işlem yapılan bölgede sinirlerinizden beyninizdeki merkezlere giden duyusal sinyalleri geçici olarak bloke eder. @@ Bir hayvanın ya da hayvanın bir parçasının üst yüzeyi; yerde yatay duran bir canlının üst yüzeyi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ANESTEZİ[Fr. < ANESTHESIE]:
EPİDURAL ile SPİNAL

( )

( Canlı gövdesinin tümünde ya da bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi. | Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak gövdedeki ilgili bölgesinde ortaya çıkan duyu olmaması. )


- EPİFİZ BEZİ[İng. PINEAL GLAND] ile/||/<> HABENULAR ÇEKİRDEKLERİ[İng. HABENULAR NUCLEI] ile/||/<> MELATONİN ile/||/<> RETİNA ile/||/<> TEKTUM[İng. TECTUM OF THE MIDBRAIN]

( Beynin arka ucunda, mercimek tanesi büyüklüğünde bir bezdir. Epifiz başlangıçta ışık duyumlu iki organ iken sonradan tek kalmıştır. Omurgalıların birçoğunda silik bir retina yapısında iken, memelilerde ise salt bir salgı yapısındadır. Epifiz bezleri salgıladığı hormon ile eşey bezlerinin vaktinden önce gelişmesini engeller. Uyku ve uyanıklık periyodunu ayarlar. Dokuz yaşından sonra işlevini kaybetmeye başlar. Melatonin denen salgı uyku düzeninde etkin rol oynar. @@ Memelilerde medial ve lateral çekirdeklerden oluşan ve dorsal diensefalonda (ara beyin) yer alan habenular çekirdekler; korku, kaygı, isteksizlik, ödül, ağrı, uyuşturucu bağımlılığı, uyku, üreme ve saldırgan davranışlar gibi durumları modüle eder. Habenular çekirdekler, nöromodülatör sistemler, özellikle dopamin ve serotonin sitemleri üzerindeki etkileri yoluyla davranışsal seçimlerde önemli rol oynar. Epifiz bezi ile gelişen bu yapının uyku benzeri durumlarda vücut hareketlerini baskılayarak enerji tüketimini en aza indirmeye yardımcı olduğu düşünülür. @@ İnsan vücudunda doğal olarak bulunan ve uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen bir hormon. Bu hormon beynin hemen altında bulunan pineal bez ya da diğer adıyla epifiz bezi tarafından salgılanır. Kimyasal formülü C13H16N2O2 olan melatoninin moleküler kütlesi ise 232.278 g/mol'dür. @@ Işığa duyarlı gözelerin bulunduğu göz sinir dokusu tabakası. Beynin bir uzantısıdır ve embriyonik olarak sinir dokusundan oluşur. @@ Tektum, serebral akuadukt arkasındaki orta beyin bölgesidir. Bu bölge üst ve alt koliküllerin çekirdeklerini içerir. Üst kolikül, talamusun altında ve epifiz bezinin çevresinde bulunur, görsel bilgilerin işlenmesinde yer alır. Alt koliküller üst kolüküllerden daha küçüktür ve işitsel bilgilerin işlenmesinde rol oynar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- EPİGENETİK İMZA ile/||/<> GENETİK MUTASYON

( Epigenetik imza DNA metilasyonu gibi kalıtsal değişiklikken, genetik mutasyon DNA dizisi değişikliğidir )

( Formül: CpG metilasyonu )


- EPİGENETİK ile/||/<> GENETİK

( Epigenetik gen ifadesi İLE genetik gen dizisidir )

( Formül: Metilasyon İLE DNA dizisi )


- EPIKADMIUM-NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EPİKADMİYUM NÖTRONLAR


- EPİKONDİLİT ile/||/<> KARPAL TÜNEL BELİRGESİ/SENDROMU

( Dirsek ekleminde tendon yangısı. İLE/||/<> El bileğinde sinir sıkışması. )


- EPİKUROSÇU ile EPİKÜR

( EPICUREAN vs. EPICURE )

( شکم پرست ile عيش طلب ile ابيقوري )

( SHKAM PAREST ile عيش طلب ile ابيقوري )


- EPİLEPSİ ile/||/<> KATAPLEKSİ

( Beyinde olağandışı elektriksel etkinlik nedeniyle nöbetlerle ilişkili bir durum. İLE/||/<> Ani kas tonusu kaybı. )


- EPİLEPSİ ile/||/<> NARKOLEPSİ

( Beyinde olağandışı elektriksel etkinlik ile nöbetler. İLE/||/<> Aşırı gündüz uykululuğu ve ani uyku atakları ile ilişkili bir uyku bozukluğu. )


- EPİSTAKSİS ile/||/<> HEMOPTİZİ

( Burun kanaması. İLE/||/<> Ağızdan kan tükürme. )


- EPİSTEMOLOJİ[Fr. < ÉPISTÉMOLOGIE] değil/yerine/= BİLGİ KURAMI


- EPİSTEMOLOJİ = MEBHAS-I MARİFET = EPISTEMOLOGY[İng.] = ÉPISTÉMOLOGIE[Fr.] = EPISTEMOLOGIE[Alm.] = EPISTEMELOGOS[Yun.]


- EPİSTEMOLOJİK İDEALİZM ile METAFİZİK İDEALİZM

( Bilginin zihinsel yapılar tarafından biçimlendiğini savunan görüş. İLE Gerçekliğin temelde zihinsel ya da düşüncelerden oluştuğunu savunan görüş. )


- EPİSTEMOLOJİK İYİMSERLİK/OPTİMİZM ile EPİSTEMOLOJİK KÖTÜMSERLİK/PESİMİZM

( İnsanın gerçeği bilme kapasitesine dair olumlu ve iyimser tutum. İLE İnsanın gerçeği bilme kapasitesine dair kuşkucu ve kötümser tutum. )


- EPITAXIAL-DIFFUSIONSLEGIERTERTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİYAL DİFÜZYONLU ALAŞIM TRANSİSTOR


- EPITAXIAL-DIFFUSIONSTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİYAL DİFÜZYONLU TRANSİSTOR


- EPITAXIALSCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİYAL KATMAN


- EPITAXIAL-MESATRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİYAL MESA TRANSİSTOR


- EPITAXIALTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİYAL TRANSİSTOR


- EPITAXIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİYAL


- EPITAXIAL DIFFUSION-JUNCTION TRANSISTOR[İng.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİYEL DİFÜZYON EKLEMLİ TRANSİSTÖR


- EPITAXIAL DIFFUSION-MESA TRANSISTOR[İng.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİYEL DİFÜZYON MESALI TRANSİSTÖR


- EPITAXIAL LAYER[İng.] / COUCHE ÉPITAXIALE[Fr.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİYEL KATMAN


- TRANSISTOR MÉSA À BASE ÉPITAXIALE DIFFUSÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİYEL TABANLI MESA TRANSİSTÖR


- EPITAXIAL TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR ÉPITAXIAL[Fr.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİYEL TRANSİSTÖR


- TRANSISTOR À ÉLÉMENTS ÉPITAXIAUX DIFFUSÉS[Fr.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİYEL YAYINIK ELEMANLI TRANSİSTÖR


- EPİZYO- ile EPİZYOTOMİ

( vulva [ile ilgili]. İLE Vulva kesisi. )


- EPR(DOLANIKLIK) AÇMAZI(PARADOKSU):
EINSTEIN ve/+/||/<> POTENSKI ve/+/||/<> ROSEN

( 1935 )

( )


- EPR/ELECTRONIC PATIENT RECORD[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK SAYRI KAYDI


- EPS/ELECTRONIC PATIENT SYSTEM | ELECTROPHYSIOLOGY STUDY[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK HASTA DÜZENİ | ELEKTROFİZYOLOJİK ÇALIŞMA


- EQUIPOTENTIAL değil/yerine/= EŞGİZİLGÜÇ


- EQUIVALENT OF INTENTION vs. EQUIVALENT OF IGNORANCE


- ER İLE GOLGİ İLE LYSOSOME İLE PEROXISOME ile/||/<> HÜCRE ORGANELLERİ

( Ökaryotik hücre kompartmanları. )

( Formül: ER → Golgi → PM/Lysosome )


- ER ile SİLAHENDAZ[Ar., Fars.]

( ... İLE Gereğinde karaya çıkarılan, özellikle tüfeklerle donatılmış, deniz eri. )


- ERADİKASYON/ERADICATION[İng.] değil/yerine/= KÖKÜNÜ KAZIMA


- ERADİKASYON[Fr. < ÉRADICATION] değil/yerine/= YOK ETME


- ERATOSTHENES ve/||/<>/> STRABON

( M.Ö. 276 - 194 ve/||/<>/> M.Ö. 63 - M.S. 23 )

( Ἐρατοσθένης VE/||/<>/> Στράβων )


- DOMATESTE:
ERCİK ile/ve/||/<> YUMURTALIK ile/ve/||/<> STİGMA ile/ve/||/<> DİŞİCİK

( Polen üreten eril üreme örgenidir. Domates çiçeklerinde altı eril örgeni bulunur. İLE/VE/||/<> Yumurta gözesi üreten dişil üreme örgenidir. Domates çiçeklerinde tek bir yumurtalık bulunur. İLE/VE/||/<> Yumurtalığın tepesinde bulunan ve poleni yakalayan yapıştırıcı bir yüzeye sahip bölümüdür. İLE/VE/||/<> Yumurtalığı ve stigmayı içeren dişil üreme örgenidir. )

( Domates çiçeği tozlaştığında, eril örgenlerden gelen polenler, dişil örgenlerdeki stigmaya yapışır. Polen tanesi, stigmaya yapıştıktan sonra polen tanesinden çıkan bir tüp, yumurtalığa kadar uzanır ve yumurta gözesiyle döllenme gerçekleşir. Bu döllenme sonucunda tohumlar oluşur.[Tohumlar, domatesin meyvesinin içinde bulunur. Tohumlar, domatesin yeni kuşağını oluşturmak için kullanılır.] )


- ERDEM ile FEDÂKÂRLIK


- ERDEMLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]


- ERDİRMEK ile ERDİREBİLMEK


- EREK ile/ve/||/<> POTANSİYEL


- EREKBİLİM = MEBHAS-I GAYAT = TELEOLOGY[İng.] = TÉLÉOLOGIE[Fr.] = TELEOLOGIE[Alm.]


- HYSTERESIS[İng.] / HYSTERESE[Alm.] ile/değil/yerine/= ERESİM/HİSTEREZİS


- HYSTERESIS LOSS[İng.] ile/değil/yerine/= ERESİM KAYBI


- ERGEN(İN) ELEŞTİRİSİ ile/ve/değil/yerine/||/<> ERGİNİN(/YETKİN) ELEŞTİRİSİ


- ERGENLEŞMEK ile ERGEN/LİK ile ERGENE ile ERGENLİK ÇAĞI


- TEMEYYÜ, ZEVEBAN[Osm.] / FUSION, MELT, MELTING[İng.] / FUSION[Fr.] / FUSION, SCHMELZEN, SCHMELZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ERGİME/ERİME, KAYNAŞMA, FÜZYON


- HARÂRET-İ TEMEYYÜ, ZEVEBAN HARARETİ[Osm.] / MELTING HEAT, HEAT OF FUSION[İng.] / CHALEUR DE LA FONTE, CHALEUR DE FUSION[Fr.] / SCHMELZWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= ERGİME ISISI


- ERGİNLEMEK ile ERGİNLENMEK ile ERGİNLEŞMEK ile ERGİN/LİK


- TO FUSE, LIQUIFY[İng.] ile/değil/yerine/= ERGİTMEK, SIVILAŞTIRMAK


- ERGODİC ile/||/<> STATIONARY

( Ergodic zaman ortalaması uzay ortalaması İLE stationary dağılım değişmez. )

( Formül: Time equals space average İLE time-invariant )


- ERGOMANİ/ERGOMANIA[İng.] değil/yerine/= İŞKOLİKLİK


- ERGONOMICS[İng.] ile/değil/yerine/= ERGONOMİ


- ERGONOMİK[Fr. < ERGONOMIQUE] değil/yerine/= KULLANIŞLI


- ERGONOMİK değil/yerine/= KULLANIŞLI, ELVERİŞLİ


- ERGOSTEROL[İng.] ile/değil/yerine/= ERGOSTEROL


- ERİK ile BARDAKERİĞİ

( ... İLE İri ve tatlı bir tür erik. )


- ERİK ile MÜRDÜMERİĞİ

( ... İLE Bir cins, küçük ve siyah erik. )


- ERİK/LİK ile ERİKA ile ERİK HOŞAFI ile ERİK RAKISI ile ERİK REÇELİ ile ERİK PESTİLİ ile ERİK MARMELADI ile ERİK KOMPOSTOSU


- ERİL EĞRELTİOTU ile/yerine DİŞİL EĞRELTİOTU


- ANLAK/ZEKÂ:
ERİLLİKTE ile/ve/||/<>/> DİŞİLLİKTE

( Bilgelik/hikmet. İLE/VE/||/<>/> Anlayış. )


- MELTING CURVE[İng.] / SCHMELZKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= ERİME EĞRİSİ


- NOKTA-İ ZEVEBAN[Osm.] / MELTING POINT[İng.] / POINT DE FUSION[Fr.] / SCHMELZPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ERİME NOKTASI


- ERİME ile/ve/||/<>/> BUHARLAŞMA

( Katıdan sıvıya geçiş. İLE/VE/||/<>/> Sıvıdan gaz haline geçiş. )


- ERİNÇ, DİNGİNLİK = PEACE, REPOSE[İng.] = TRAQUILLITÉ[Fr.] = BERUHIGUNG[Alm.] = QUIETUS[Lat.]


- ERİNMEK ile ERİNLEŞMEK ile ERİN/LİK ile ERİNÇ ile ERİNÇLİ ile ERİNÇSİZ/LİK


- ERINNERUNG[Alm.] ile/ve/+/||/<>/> ER-INNERUNG[Alm.]

( Anımsama. İLE/VE/+/||/<>/> İçselleştirme. )


- ERİŞİLEBİLİRLİK[İng. ACCESSIBILITY] ile/||/<> ERİŞKİN KÖK GÖZELERİ[İng. ADULT STEM CELLS]

( Erişilebilirlik, doğru inançların bilgiyi meydana getirebilmesi için gerekli olan kanıtlara, nedenlere ve gerekçelere öznenin ulaşabilmesi anlamına gelmektedir. Başka bir ifadeyle erişilebilirlik, Hasan Yücel Başdemir’in de kitabında belirttiği gibi, öznenin, inancının gerekçelendirmesini yaparken kullandığı gerekçeleyicilere (justifiers) [gerekçelendirmeyi sağlayan kanıtlara anlamına gelir ve bu ifadeyi ilk kez Alston kullanmıştır] ulaşabilmesini ve bu gerekçeleyicilerin bilinebilir olmasını ifade eder. Ancak buradaki temel nokta, öznenin erişimine açık olan gerekçeleyicilerin, içsel süreçlerle ilgili olmasıdır. Bu bakımdan erişilebilirlik, öznenin kendi içsel süreçlerine erişebilmesi, bu süreçlerin farkında olması ve bilmesi anlamına gelmektedir. Bilen öznenin, bir inancının gerekçeleyicilerine ya da kanıtlarına erişebiliyor olması demek, aynı zamanda bu gerekçeleyicilerin ya da kanıtların sorumluluğunu alması ve onlara inanıyor olmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla bu kavram, içselciliğin gerektirdiği şartlardan birini ifade etmektedir. @@ Erişkin kök gözesi, farklılaşmış bir dokuda ayrışmamış halde bulunan ve kendini yenileyip köken aldığı organın spesifik gözesine dönüşebilen gözelerdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ERİŞİLEBİLİRLİK ile ERİŞİLEBİLİR GİZİL GÜÇ


- ERİŞİLEMEZLİK ile ERİŞİLEMEZ

( INACCESSIBILITY vs. INACCESSIBLE )

( استبعاد ile منيع ile ممنوع الوصول )

( استبعاد ile منيع ile ممنوع الوصول )


- ERİŞİM ile ERİŞİM KONTROLÜ ile ERİŞİM SÜRESİ ile ERİŞİLEBİLİR ile KATILIM ile AKSESUAR

( ACCESS vs. ACCESS CONTROL vs. ACCESS TIME vs. ACCESSIBLE vs. ACCESSION vs. ACCESSORY )

( دسترسي ile دستيابي ile راه يافتن ile تقرب ile کنترل دستيابي ile زمان دستيابي ile دم دستي ile دستياب ile بدست آوردني ile دسترس ile الحاق حقوق ile جلوس کردن ile جلوس ile هم دست )

( DASTERESY ile DASTYABY ile RAH YAFTAN ile TAGHARB ile KONTERL DASTYABY ile ZAMAN DASTYABY ile DAM DASTY ile دستياب ile BADAST AVARDANY ile DASTERES ile ELHAQ HOQUQ ile JELOS KARDAN ile جلوس ile NPAM DAST )


- ERİŞMEK ile ERİŞİLMEK ile ERİŞTİRMEK ile ERİŞEBİLMEK ile ERİŞTİRİLMEK ile ERİŞ


- ERİŞTİ ile/ve SOHBETİNDE BULUNDU


- ERISTIC ile PARALOGISTIC


- FLUXES[İng.] / SCHMELZMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ERİTİŞ NESNELERİ


- ERİTMEK ile ERİTİLMEK ile ERİTEBİLMEK ile ERİTİVERMEK ile ERİTİCİ


- ERİTROBLAST/ERYTHROBLAST ile/||/<> ERİTROSİT/ERYTHROCYTE

( Alyuvar öncüsü. İLE/||/<> Alyuvar. )


- ERITROSIT SEDİMANTASYON HIZI/ERYTHROCYTE SEDİMENTATION RATE[İng.] değil/yerine/= ALYUVAR ÇÖKME HIZI


- ERİTROSİT ile/||/<> ERİTROPOİETİK

( Alyuvar. İLE/||/<> Alyuvar yapımı. )


- ERİYEBİLMEK ile ERİYİVERMEK


- ENERGY DEPENDENCE[İng.] ile/değil/yerine/= ERKE BAĞIMLILIĞI


- ENERGY CONVERSION[İng.] ile/değil/yerine/= ERKE DÖNÜŞÜMÜ


- ENERGY LEVEL DIAGRAM[İng.] / DIAGRAMME DE NIVEAUX D'ÉNERGIE[Fr.] / ENERGIENIVEAUS DIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= ERKE/ENERJİ DÜZEYİ/SEVİYESİ/ÇİZGESİ DİYAGRAMI


- ENERGY CONSERVATION[İng.] ile/değil/yerine/= ERKE KORUNUMU


- ENERGY ABSORPTION[İng.] ile/değil/yerine/= ERKE SOĞURULMASI


- ENERGY DISSIPATION, ENERGY LOSS[İng.] ile/değil/yerine/= ERKE YİTİMİ


- ERKEKLENMEK ile ERKEKLEŞMEK ile ERKEKLEŞTİRMEK ile ERKEK/LİK ile ERKEKLİ ile ERKEKÇE ile ERKEKSİZ/LİK ile ERKEK FİŞ ile ERKEK İŞİ ile ERKEK BAKIR ile ERKEK DEMİR ile ERKEK FATMA ile ERKEK ORGAN ile ERKEK ERKEĞE ile ERKEK ANAHTAR ile ERKEK BERBERİ ile ERKEK MİLLETİ ile ERKEK TERZİSİ ile ERKEKLER HAMAMI ile ERKEKLİ KADINLI ile ERKEKLİK ORGANI


- ERKEKLERDE BEHÇET ile/||/<> KADINLARDA BEHÇET

( Erkeklerde Behçet daha şiddetli seyir İLE kadınlarda daha hafif seyreder. Erkeklerde vasküler ve nörolojik tutulum sık İLE kadınlarda mukokütanöz bulgular baskındır. Hastalık başlangıç yaşı iki cinste 20-30 yaş arası. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- ERKEKLERİN, KADINLARA YAPTIĞI ÖVGÜ/İLTİFAT ile KADINLARIN, ERKEKLERE YAPTIĞI ÖVGÜ/İLTİFAT

( Kendine yakınlaş(tır)mak üzere. İLE Kendinden uzaklaştırmak, mesafe koymak üzere. )


- ERKEKLİKİN:
10'DA 9'U değil 10'DA 1'İ

( Kaçmak. DEĞİL 1'i, varolanı/yakınlarını/sevdiklerini/seni sevenleri korumak, onların yanında olabilmek üzere geri durabilmek/çekilebilmek. )


- ERKEN ile ERKENCİ KUŞ ile ERKEN GELİYOR ile AKŞAMIN ERKEN SAATLERİ ile ERKEN MEYVELER ile SABAHIN ERKEN SAATLERİ ile ERKEN OLGUNLAŞMA ile ERKEN KALKMA ile ERKEN İLKBAHAR ile ERKEN UYARI

( EARLY vs. EARLY BIRD vs. EARLY COMING vs. EARLY EVENING vs. EARLY FRUITS vs. EARLY MORNING vs. EARLY RIPENING vs. EARLY RISING vs. EARLY SPRINGTIME vs. EARLY WARNING )

( سحري ile زودي ile عتيق ile زود ile سحرخيز ile زودرس ile دم شب ile نوبر ile صبحدم ile زودخيز ile زودخيزي ile نو بهار ile پيش آژير )

( SAHARY ile ZUDY ile ATYGH ile ZUD ile سحرخيز ile ZUDARS ile DAM SHAB ile NOBAR ile SOBHDOM ile زودخيز ile زودخيزي ile NO BACPEHAR ile PEYSH AZHYR )


- ERKİNCİLİK = SERBESTİYE = LIBERALISM[İng.] = LIBÉRALISME[Fr.] = LIBERALISMUS[Alm.] = LIBERALIS[Lat.] = LIBERACIÓN[İsp.]


- ERMENİCE ile/ve/değil/<> KRAPAR ERMENİCESİ

( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Kilise mensuplarının ya da "Aristokrat"ların bildiği/kullandığı Ermenice. )


- ERMENİLERİN YALISI/ ÖMER KIRAN YALISI :

( Yenimahalle Karakütük caddesi üzerindeki bu yalıya Ermenilerin yalısı denirdi. II. Dünya Savaşı sırasında bu yalı 58. Alayın karargâhı olarak kullanıldı. Alt katında askeri fırın bulunuyordu. Yalı bilahare Ömer Kıran tarafından satın alındı ve aslına sadık kalınarak onarıldı. )


- EROTIC vs. PORNOGRAPHIC


- EROTİK ile/ve PORNOGRAFİK

( İnsan gövdesinin, sevişmenin, düzüşmenin belirli bir sınır/konu çerçevesinde, çıplaklığını, eşeysel uyarıcılığını yansıtması/taşıması. İLE Sevişme ve düzüşmenin, eşeysel örgenlerin tüm çıplaklığı, yoğunluğu ve yakın çekimiyle sunulması. )

( Zevkli. İLE/VE Heyecanlandırıcı. )


- EROZİV/EROSIVE[İng.] değil/yerine/= AŞINDIRICI


- EROZYON ile KISIRLAŞMA


- ERSOY, SELAMİ (KARAMÜRSEL, 1959) :

( K.D.Ç. Karabükspor'dan transfer edildi ve dört sezon (1982 - 1986) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 83 lig, 10 kupa, 2 turnuva maçı olmak üzere 95 resmi ve 26 özel maçla birlikte 121 müsabakada Sarıyer formasını giydi. Takımına 2 gol kazandırdı. Sakatlanarak futboldan koptu. )


- ERTELEME ile/ve/||/<>/< ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK


- ERTELEME ile/ve GECİKTİRME

( TE'HÎR[< AHAR] )


- ERTELEMEK ile ERTELENMEK ile ERTELETMEK ile ERTELENEBİLMEK ile ERTELETEBİLMEK ile ERTELEYEBİLMEK


- ERUPSİYON[Fr. < ÉRUPTION] değil/yerine/= YANARDAĞIN PÜSKÜRMESİ


- ERZİNCAN ile ERZİNCANLI/LIK


- EŞ ANLAMLAR: ARKEOZOOLOJİ[İng. ZOOARCHAEOLOGY] ile/||/<> ARKEOLOJİ[İng. ARCHAEOLOGY] ile/||/<> ZOOLOJİ[İng. ZOOLOGY]

( Arkeolojik kazılarda bulunan hayvan kemiklerini arkeolojik bir bakış açısı ile değerlendiren; arkeoloji, zooloji, antropoloji ve ekoloji ile ortak çalışmalar disiplinler arası çalışmalar yürüten bilim dalıdır. @@ Çeşitli maddi kalıntılar aracılığıyla eski insan yaşamını ve aktivitelerini inceleyen bilim sahasıdır. Kelime, köken olarak Yunancada eski şeyler anlamına gelen archaia ve bilim ya da mantık anlamına gelen logos kelimelerinden türemiştir. Bu alanda çalışmalar yapan bilim insanlarına arkeolog adı verilir. @@ Hayvanların sınıflandırılması, dağılımı, davranışı, yapıları ve görevleri ile ilgili bilim dalı.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ÄQUIVALENTPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ DEĞER NOKTA


- KOAXIALÜBERTRAGUNGSLEITUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ EKSENLİ İLETİM HATTI


- INKOHÄRENTSCHE COMPTONSTREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ FAZLI OLMAYAN COMPTON SAÇILMASI


- INKOHÄRENTES LICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ FAZLI OLMAYAN IŞIN


- INKOHÄRENTE STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ FAZLI OLMAYAN SAÇILMA


- EŞ GÖNDERİM ile EŞ GÖNDERİMSEL

( CO-REFERENCE vs. CO-REFERENTIAL )


- EŞ ÖZDEŞİM ile TAMAMLAYICI ÖZDEŞİM


- ÉQUIPOTENTIEL[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞ POTANSİYELLİ


- SYNCHROCYCLOTRON[İng.] / SYNCHROCYCLOTRON[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞ ZAMANLI SİKLOTRON


- SIMULTANEOUS REACTION[İng.] / SIMULTAN REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ ZAMANLI TEPKİME


- EŞ ile/ve/değil/||/<>/< TAMAMLAYACI/TAMAMLAYAN


- ESSENCE[İng.] / EXTRACTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ESANS


- ESANSİYEL/ESSENTIAL[İng.] değil/yerine/= TEMEL | NEDENİ BİLİNMEYEN


- EŞANTİYON/PROMOTIONAL MATERIAL[İng.] değil/yerine/= TANITMALIK


- ESÂRET[Ar.]/YÛG[Fars.] değil/yerine/= TUTSAKLIK/BOYUNDURUK(/YÜK)


- ESARETİN BEDELİ(SHAWSHANK REDEMPTION) FİLMİ ile ÖTEKİLER


- KELEBEK(PAPILLON)[1973] ve/<>/> ESARETİN BEDELİ(SHAWSHANK REDEMPTION) ve/<>/> OZ ve/<>/> PRISON BREAK ve/<>/> KELEBEK(PAPILLON)[2018]


- ESARETİN BEDELİ(SHAWSHANK REDEMPTION) ile/ve/||/<>/> LA CASA DE PAPEL

( ile/ve/||/<>/> )

( TUTUKEVİ(HAPİSHANE)

ESARETİN BEDELİ (SHAWSHANK REDEMPTION) (1994)

THE OZ (dizi)

PRISON BREAK (dizi)

PAPILLON (1973)

ESCAPE FROM PRETORIA (2020)

TUTUKLULAR (PRISONERS) (2013)

SON KALE (THE LAST CASTLE) (2001)

ALCATRAZ

İLK KIYIM (MURDER IN THE FIRST) (1995)

YARGIÇ (THE JUDGE) (2014)

ZİNDAN ADASI (SHUTTER ISLAND) (2010)

SUÇ ÇIKMAZI (FELON) (2008)

UN PROPHÈTE (2009)

CELDA 211 (2009)

HUNGER (2008)

PRZESLUCHANIE (1989)

BIRDMAN OF ALCATRAZ (1962)

IN THE NAME OF THE FATHER (1993)

LE TROU (1960)

LA CASA DE PAPALLE (dizi) (2017-2020)



BİR TÜR/BÖLÜM TUTUKLULUK/TUTSAKLIK

YEŞİL YOL (GREEN MILE) (1999)

YEDİ (SEVEN) (1995)

12 YILLIK TUTSAKLIK (12 YEARS A SLAVE) (2013)

TİBET'TE YEDİ YIL (SEVEN YEARS IN TIBET) (1997)

YENİ YAŞAM (CAST AWAY) (2000)

TRUMAN SHOW (1998)

HÜCRE NO:7 MUCİZESİ (MIRACLE IN CELL NO:7) (2013)

KÜP (CUBE) I, II, III (1997, 2002, 2004)

DENEY (THE EXPERIMENT) (2010)

OYUN (THE GAME) (1997)

BUGÜN, DÜNDÜ (GROUNDHOG DAY) (1993) :)

SOFİ'NİN SEÇİMİ (SOPHIE'S CHOICE) (1982)

ÇİZGİLİ PİJAMALI ÇOCUK (THE BOY IN THE STRIPED PAJAMAS) (2008)

SCHINDLER'İN DİZİNİ (SCHINDLER'S LIST)(1993)

PİYANİST (2002)

THELMA VE LOUISE (1991)

GİZLİ SAYILAR (HIDDEN FIGURES) (2016)

BİRKAÇ İYİ ADAM (A FEW GOOD MEN) (1992)

TERMINAL (2004)

BİZ MELEK DEĞİLİZ (WE ARE NOT ANGELS) (1989)

ÇAŞIT OYUNU (SPY GAME) (2001)

SÜREKLİ GENÇ (FOREVER YOUNG) (1992)

KIRILMA NOKTASI (POINT BREAK) (1991)

TANGO VE CASH (1989)

DÖVÜŞ KULÜBÜ (FIGHT CLUB) (1999)

127 SAAT (127 HOURS) (2010)

GELECEĞE DÖNÜŞ (BACK TO THE FUTURE) I, II, III (1985)

YAŞLI DELİKANLI (OLDBOY) (2003)

JUMANJİ (1995) )


- ESARETİN BEDELİ(SHAWSHANK REDEMPTION) ile/ve/||/<>/< RASHOMON

( "Rashomon Etkisi"nin, felsefe, bilim, sanat, sinema, psikoloji, tüze(hukuk), adlî tıp ve psikoloji alanlarındaki karşılıklarını daha kapsamlı değerlendirebilmek için Rashomon filmini izleyebilir ve sevgili Sevil Atasoy hocamızın sunumunu dinlemek için burayı tıklayınız... )

( )

( )


- ESAS ile TAMAMLAYICI

( BASE vs. COMPLEMENTARY )


- ESASLANMAK ile ESASLANDIRMAK ile ESAS ile ESASİ ile ESASLI/LIK ile ESASSIZ/LIK ile ESAS DURUŞ ile ESAS VAZİYET


- EŞBACAKLILAR -ile

( Denizlerde, karalarda ve tatlı sularda, başka hayvanların asalağı, asalakların arakonakçısı ya da özgür olarak yaşayan kabuklular takımı. )


- ISOBARIC PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= EŞBASINÇLI SÜREÇ


- ISOBARIC[İng.] ile/değil/yerine/= EŞBASINÇLI


- EQUIPARTITION LAW[İng.] / LOI D'ÉQUIPARTITION[Fr.] / GLEICHVERTEILUNGSSATZ, ÄQUIPARTITIONSGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞBÖLÜŞÜM YASASI


- NOYAU ÉQUIVALENT[Fr.] / ÄQUIVALENTKERN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER ÇEKİRDEK


- EQUIVALENT NUCLEI[İng.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER ÇEKİRDEKLER


- EQUIVALENT CIRCUIT[İng.] / ERSATZSCHALTUNG, ANALOGSTROMKREIS, ANALOGSCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER DEVRE


- EQUIVALENT RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENTWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER DİRENÇ


- EQUIVALENT ELECTRONS[İng.] / ÉLECTRONS ÉQUIVALENTS[Fr.] / ÄQUIVALENTE ELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER ELEKTRONLAR


- GLEICHWERTIGE ENERGIEQUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER ENERJİ KAYNAĞI


- GRAM EQUIVALENT[İng.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER GRAM


- NUMBER OF EQUIVALENTS[İng.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER GRAMSAYISI


- EQUIVALENT CONDUCTANCE[İng.] / CONDUCTIVITÉ ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENTE LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER İLETKENLİK


- EQUIVALENT WEIGHT[İng.] / MASSE ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENT GEWICHT, ÄQUIVALENTE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER KÜTLE


- EQUIVALENT POINTS[İng.] / POINTS ÉQUIVALENTS[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER NOKTALAR


- EQUIVALENT FOCAL LENGTH[İng.] / LONGUEUR FOCALE ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENTE BRENNWEITE, ÄQUIVALENTE FOKALDISTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER ODAK UZAKLIĞI


- EQUIVALENT TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE ÉQUIVALENTE[Fr.] / GLEICHWERTIGE TEMPERATUR, ÄQUIVALENTTEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER SICAKLIK


- EQUIVALENT SINE WAVE[İng.] / ONDE SINUSOÏDALE ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENTE SINUSWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER SİNÜS DALGASI


- EQUIVALENT VECTOR[İng.] / VECTEUR ÉQUIVALENT[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER VEKTÖR


- EŞDEĞERLİ ile EŞDEĞERLİLİK ile EŞDEĞERLİLİK İLKESİ

( ... İLE ... İLE Sabit ivmelenen bir düzen(sistem) ile sabit genel çekim alanı, birbirinden ayırt edilemez. )


- EŞDEĞERLİ = MUADİL = EQUIVALENT[İng.] = ÉQUIVALENT[Fr.] = ÄQUÏVALENT[Alm.] = AEQUIVALENS[Lat.] = EQUIVALENTE[İsp.]


- EQUIVALENT POINT POTENTIAL[İng.] / ÄQUIVALENT PUNKT POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞERLİK NOKTASI POTANSİYELİ


- EQUIVALENCE POINT[İng.] / ÄQUIVALENT PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞERLİK NOKTASI


- EŞDEĞERLİLİK ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜK


- EŞDEĞERLİLİK = MUADELET = EQUIVALENCY[İng.] = ÉQUIVALENCE[Fr.] = AEQUIVALENZ[Alm.]


- EŞDUYUM/DUYGUDAŞLIK/EMPATİ[İng. < EMPATHY < Yun.] ile/ve ÖZGECİLİK BEN DÜŞMANLIĞI DİĞERGÂMLIK[Fars.]["DİĞERKÂMLIK" değil!]/ALTURİZM/ALTRUİZM/ALTRUISM[İng.] ile/ve İNSAN SEVGİSİ/FİLANTROPİ[İng.;Fr. < Yun. PHILO-ANTHROPOS]


- ESEFLENMEK ile ESEF ile ESEFLİ


- ISOCLINIC LINE[İng.] / LIGNE ISOCLINIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEĞİM ÇİZGİSİ


- EŞEK ARISI ile AFRİKALILAŞTIRILMIŞ ARI

( WASP vs. HAD AFRICAN BEE )

( VESPA cum ... )


- EŞEK ARISI ile YER EŞEK ARISI (AĞUSTOSBÖCEĞİ KATİLİ)


- EŞEK ile YABANEŞEĞİ

( ... İLE Atgillerden, Hazar Denizi dolaylarında yaşayan, eşeğe çok benzeyen yaban hayvanı. )

( ... cum EQUUS ONAGER )


- EŞEKKULAĞI değil/yerine KARAKAFES


- EŞEKLEŞMEK ile EŞEK/LİK ile EŞEKÇE ile EŞEKÇİ/LİK ile EŞEK OTU ile EŞEK ARISI ile EŞEK İNADI ile EŞEK DAVASI ile EŞEK DİKENİ ile EŞEK HIYARI ile EŞEK KAFALI ile EŞEK MARULU ile EŞEK SIPASI ile EŞEK ŞAKASI ile EŞEK CENNETİ ile EŞEK MAYDANOZU


- COAXIAL TRANSMISSION LINES[İng.] / LIGNES DE TRANSMISSION COAXIALES[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEKSENLİ İLETİM HATLARI


- SÉRIE ISOÉLECTRONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEKSİCİK DİZİ


- ISOELECTRONIC SEQUENCE[İng.] ile/değil/yerine/= EŞEKSİCİKLİ DİZİ


- ISOELECTRIC[İng.] ile/değil/yerine/= EŞELEKTRİKSEL


- ECHELLETTE GRATING[İng.] ile/değil/yerine/= EŞELET IZGARA


- ESENLEMEK ile ESENLEŞMEK ile ESEN/LİK ile ESENLER ile ESENLİKLİ


- ISENTROPIC FLOW[İng.] ile/değil/yerine/= EŞENTROPİLİ AKIŞ


- ISENTROPIC EXPANSION[İng.] ile/değil/yerine/= EŞENTROPİLİ GENLEŞME


- ISENTROPIC COMPRESSION[İng.] ile/değil/yerine/= EŞENTROPİLİ SIKIŞTIRMA


- ISENTROPIC PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= EŞENTROPİLİ SÜREÇ


- ISENTROPIC[İng.] ile/değil/yerine/= EŞENTROPİLİ


- TRACE ELEMENTS[İng.] / TRACE ÉLÉMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= ESER ELEMENTLER


- ESER ÖĞELER(ELEMENTLER) ile/ve ULTRA ESER ÖĞELER(ELEMENTLER)

( Gövdenin günlük gereksiniminin 100 miligramdan az olduğu elementler. İLE/VE Eser elementlerin binde biri kadar yani günde 100 mikrogram gerekli olan elementler. )

( Kritik önemi olan [esansiyel] elementler [Canlılığın devamı için mutlaka alınması gereken olmazsa olmaz elementlerdir.]: Magnezyum, demir, çinko, bakır, mangan, molibden, krom, selenyum, kobalt, flor, iyot, boron, nikel, vanadyum ve silikon. )


- ESERİCEDİT ile ESERİCEDİT KÂĞIDI


- EŞEŞEYSEL/LİK ile/değil HEMEŞEYSEL/LİK

( Eşeysel işlevler, beyin ve eşeşeysellik - Sinan Canan )

( [not] HOMOSEXUALITY vs./but BISEXUALITY )


- COHERENT SCATTERING[İng.] / DISPERSION COHÉRENTE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEVRELİ SAÇILMA


- DISPERSION INCOHÉRENTE DE COMPTON[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEVRESİZ COMPTON SAÇILMASI


- INCOHERENT LIGHT[İng.] ile/değil/yerine/= EŞEVRESİZ IŞIK


- INCOHERENT SCATTERING[İng.] / DISPERSION INCOHÉRENTE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEVRESİZ SAÇILMA


- EŞEYE BAĞLI KALITIM[İng. SEX-LINKED INHERITANCE] ile/||/<> HEMOFİLİ[İng. HEMOPHILIA]

( Cinsiyeti belirleyen kromozomların (X ve Y) üzerindeki genlerin bir sonraki nesle aktarılması olayı. Canlının cinsiyeti ve cinsiyetler arası anatomik farklar gibi özelliklerinin oluşmasını sağlar. X ve Y kromozomları arasında homolog olan ve homolog olmayan kısımlar bulunur. Cinsiyet ve ona bağlı olan diğer özellikler kalıtılabileceği gibi hemofili, kulak kıllılığı, balık pulluluk gibi genetik hastalıklar da yavruya aktarılabilir. Dişi insanların eşey kromozomlarında X-bağlı gen olarak bilinen yaklaşık 1100 gen, erkek insanların eşey kromozomlarında ise Y-bağlı gen olarak bilinen 78 gen bulunur. Y kromozomunda çok az gen bulunduğundan babadan oğula çok az genetik hastalık geçmektedir. @@ Bir ya da birden fazla kan pıhtılaşma etmenlerinin oluşmadığı X'e bağlı genetik çekinik rahatsızlık. En küçük kesiklerde bile devam eden kanama görülür. İç kanamadan dolayı şişen eklemler sık rastlanan bir sorundur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- EŞEYSEL BOŞALMA ile/ve HEYECANSAL BOŞALMA

( En doğal haliyle, gövdenin ve eşeysel örgenlerin fiziksel devinim ile gerçekleştiği yakınlık ve paylaşımın, titreme, sarsılma, penisten/vajinadan özel sıvının(belsuyu) dışarı çıkması gibi çeşitli dışavurumlar ve yoğunluklar yaşanması. İLE Bir düşüncenin/hayalin/projenin/işin gerçekleşmesi yönündeki enerjinin içinde bulunulan ana yaklaşması, geç kalma, bir aracı kaçırmada yaşanan heyecan gibi çok çeşitli özel durumlar ile yaşanabilen heyecanlar ve kendinden geçiş derecesindeki mutlulukların yaşanması durumu ve eşeysel uyarılma/yoğunluk ve boşalım deneyimi. )

( ŞEKKÂZ: İlişki sırasında girişten/duhûlden önce boşalan kişi. )

( SEXUAL EJACULATION vs./and EXCITABLE EJACULATION )


- EŞEYSEL ENGELLENME ile/ve/değil VAROLUŞSAL ENGELLENME


- EŞEYSEL SEÇİLİM[İng. SEXUAL SELECTION] ile/||/<> BATEMAN EĞİMİ[İng. BATEMAN GRADIENT] ile/||/<> CİNSİYETLER ARASI SEÇİLİM[İng. INTERSEXUAL SELECTION] ile/||/<> İYİ GENLER HİPOTEZİ[İng. GOOD GENES HYPOTHESIS] ile/||/<> KAÇAK SEÇİLİM HİPOTEZİ[İng. RUNAWAY SELECTION HYPOTHESIS] ile/||/<> ÜREME BAŞARISI[İng. REPRODUCTIVE SUCCESS]

( Belirli bir fenotipe sahip bireylerin, diğer bireylere göre bu fenotipten ötürü üreme başarısının daha yüksek olması ve buna bağlı olarak bireyler arasında bir seçme ve elemenin oluşmasıdır. Genellikle bir cinsiyetin, karşıt cinsiyeti üreme öncesinde belirli özelliklere göre seçmesi olarak bilinir. @@ Üreme başarısının, eş bulma başarısıyla olan ilişkisini gösteren grafikteki en uyum doğrusunun (best fit line) eğimidir. Cinsel seçilimin gücünü ölçer. @@ Cinsel seçilimin alt başlıklarından biridir. Bir tür içerisinde, cinsel seçilimin etkisinin türün farklı cinsiyetleri arasındaki etkileşime bağlı olması durumudur. Birçok kuş türünde dişiler, erkekleri farklı tonlarda şarkı söyleme yetisi, simetrik ve düzgün yuvalar inşa etme kabiliyeti, vb. durumlara göre seçerler. Burada, farklı cinsiyetlerin cinsel seçilim ile olan ilişkisi görülmektedir. Yani bahsedilen, cinsiyetler arası seçilimdir. @@ Cinsel seçilim sürecinde dişi bireyin, evrimsel süreçte kendisine avantaj sağlayabilen genlere sahip olan erkekleri seçtiğini ileri süren açıklama. Bu açıklamaya göre dişiler, genetik kalitesi yüksek erkeklerle çiftleşmeyi tercih eder. Bunun sebebi erkek bireyin genetik kalitesinin yüksek olmasının oluşacak yavruların genetik kalitesinin de yüksek olmasını sağlaması ve dişinin üreme başarısını artırmasıdır. @@ Cinsel seçilim sürecinde dişi bireyin, diğer dişi bireylerin ilgisini çekebilecek özellikteki erkek bireyleri seçmesinden dolayı eşeyler arası bir cinsel görünüm farkının ortaya çıktığını ileri süren açıklama. Bu hipoteze göre dişi birey, diğer dişilerin ilgisini çekebilecek özellikteki erkekleri seçer, oluşan yavrulardan erkek olanlar bu özellikleri sergiler, dişi olanlar ise bu özellikleri seçer. Eşeyler arası görünüm ve davranış farkı giderek artar. Bu da zamanla çeşitli eşeysel farklılıklara neden olur. Görünüm ve davranış farklılıklarını açıklamak amacıyla Fisher tarafından ortaya atılmıştır. @@ Bir birey tarafından üretilen yaşayabilir ve verimli döl verebilir yavruların sayısıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- EŞEYSELLİK/SEKS ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SARILMAK

( ... ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KOÇA )


- EŞEYSELLİK/SEKS:
"GÜÇ KAYBETMEK" ile/değil/yerine DENGELENMEK/UYUMLANMAK/FABRİKA AYARLARINA GERİ DÖN(DÜR)MEK


- EŞEYSELLİK/"SEKS YAPMAK" ile/ve/değil/yerine EŞEYSELLİĞİN HAKKINI TESLİM ETMEK


- EŞEYSELLİK/SEKS ile/değil SEVGİNİN (ÇEŞİTLİ) (FİZİKSEL) DIŞAVURUMLARI


- EŞEYSELLİK SORUNU / EŞEYSELLİK UYUMU


- EŞEYSELLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ARKADAŞLIK/DOSTLUK

( BAHNÂME: Eşeysellik ilminden bahseden kitaplardır. [Daha önceleri tıp kitabı olarak çalışılmıştır.] )

(

ARKADAŞ-SEVGİLİ OLABİLMEK

Kişi, bazen arkadaşlarına sevgili gibi davranıyor. Sahipleniyor, kıskanıyor ama gırtlağına çökmeden. Tatlı tatlı flört ediyor ama sınırları aşmadan. Birlikte gülmekten ölüyor, çok ama çok eğleniyor, dağıtıyor, yerlere düşüyor, gecenin cılkını çıkarıyor ama o arkadaş ya, sevgili değil ya, hiç sorun olmuyor. Her şeyi konuşuyorlar, pek fazla sansür uygulamıyor, sürekli anlatıyorlar, fazlasıyla ilgili oluyor; kulaklarını kocaman kocaman açıp, dinliyor. En önemlisi de büyük bir coşkuyla sonsuza kadar yapılan işler üzerine konuşabiliyorlar, çünkü iş paylaşılabiliyor, birlikte benzer işler üretiliyor. Müthiş bir "zevkle" dedikodu yapabiliyor, hatta kendi karısını, kocasını, sevgilisini bile çekiştirebiliyor. Arkadaşlık, bu açıdan kişinin yaşamını sürdürebilmesi için büyük bir avantaj oluyor.

Ama kişiler, sevgilisine her zaman arkadaş gibi davranamıyor. Bir kere, eleştiriler, haliyle bu kadar net dile getirilemiyor. Sevgiliyle bir arkadaşla konuşulduğu gibi her zaman rahat da konuşulamıyor. Tehlikeli sularda dolaşmaktan kaçınmak gerekiyor. Çünkü sonuçları var bunun, bedelleri var bunun, ödemek gerekiyor, burnundan fitil fitil getirebilir, dikkatli olmak gerekir, çünkü sevgililik onuru yaralanıyor. Kişiler, sevgiliyken, evliyken çok daha duyarlılaşıyor. En küçük davranışa bile "Bana bunu nasıl yapar?" oluyor. Oysa arkadaşının kaldırabileceği sınırlar çok daha geniş. Kişi, her zaman sevgiliyi dinlemek de istemiyor. Tüm gün başkalarını dinlemiş olduğundan sıkılmış oluyor, gına gelmiş oluyor. Ya da öteki, seni dinlemek istemiyor. Eve bir sessizlik çöküyor, "Tetiği ilk kim çekecek?" diye gergin bir bekleyişe giriliyor. Bir de tabii sevgiliyle ya da kocayla sabahlara kadar zıplanıp eğlenilemiyor. Kalabalık içinde işin içine baskalarının ne düşüneceği girdiğinden gerilim artıyor, "biz"i düşünmekten "ben" karambole gidiyor.

Sevgiliyle başka bir koza yaratılıyor, o koza içine giriliyor. Hiç itirazım yok, o da güzel ama ayrı kategorilerdeki ilişkiler gibi sanki: Arkadaş olunca başka şeyler paylaşılıyor, sevgili ya da evli olunca başka şeyler paylaşılıyor. Bana daha iyisi, bu iki kategoriyi birleştirebilmek gibi geliyor. Bunun ideal bir şey olduğunu düşünüyorum: Arkadaş-sevgili olabilmek. Hem arkadaşın, hem de sevgilin gibi olabileceğin biri, hem arkadaşlığı, hem de sevgililiği paylaşabileceğin biriyle üretmek, gülmek, ağlamak, konuşmak, çekiştirmek çok daha heyecan verici geliyor. Kolay bir şeyden söz etmiyorum tabii. Arkadaş gibi zamanı geldiğinde geri çekilebilmek, uygun düştüğünde de sevgili gibi saldırabilmek, bu iki rolü birbirine karıştırmadan oynayabilmek her baba yiğidin harcı değil. Ama yapabilenler de yok değil. Yapabilenler mutluluğu ve güzellikleri yakalayabiliyor.



DEĞERİNİ/Zİ BİLİN!

Kırlangıç, birine âşık olmuş.

Penceresinin önüne konmuş, tüm cesaretini toplamış, tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra....

Küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş.

Tık...tık...tık...

Adam, cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle ugraşıyormuş. Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan?

Minik bir kırlangıç!

Heyecanlı kırlangıç, telâşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış, şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:

- Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma! Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.

Adam, birden parlamış.

- Yok daha neler?

- Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz alamam! demiş.

Gerekçesi de sersemceymiş:

- Sen kuşsun! Hiç kuş, insana âşık olur mu?

Kırlangıç, mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha denemiş:

- Adam, adam! Haydi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam.

Adam kararlı ve ısrarlı:

- "Yok, yok! Seni içeri alamam" demiş. Biraz da kabaymış, sözü kısa kesmiş:

- İşim gücüm var, git başımdan!

Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç, son kez adamın penceresine gelmiş:

- "Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü, ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım..." demiş.

Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam bu yalnızlık sorununa içerlemiş. Pek sinirlenmış.

- Ben yalnızlığımdan memnunum demiş. Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.

Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendine itiraf etmiş:

- "Hay benim akılsız başım!" demiş.

- Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, zevkli vakit geçirirdik birlikte.

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş:

- Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir yaşam sürerim.

Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama... Onunki hiç görünmemış!

Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş!

Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.

Olanları anlatmış. Bilge kışi, gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:

- Kırlangıçların ömrü altı aydır...

* * * * *

Yaşamda bazı fırsatlar vardır, sadece bir kez elimize geçer ve değerlendiremezsek uçup gider.

Yaşamda bazı kişiler vardır, sadece bir kez karşımıza çıkar, değerini bilemezsek kaçıp gider. Ve asla geri gelmez. )

( [not] SEXUALITY vs./and/but/||/<>/< FRIENDSHIP
FRIENDSHIP instead of SEXUALITY )


- EŞEYSELLİK ile EŞEYSEL BİRLEŞME/BİRLİKTELİK


- EŞEYSELLİK/SEKS ve/> (İLK) TÖREN/ŞÖLEN


- EŞEYSELLİK = SEXOLOGY[İng.]


- ESFAND ile ESFANDİYAR

( ESFAND vs. ESFANDIYAR )

( اسفند ile اسفنديار )

( ESFAND ile ESFANDYAR )


- EŞGEÇERLİ = MUADİL = EQUIPOLLENT[İng.] = ÉQUIPOLLENT[Fr.] = ÄQUIPOLLENT[Alm.] = AEQUIPOLLENS[Lat.]


- EŞGÜDÜM(KOORDİNASYON) ile/değil EŞZAMANLI/LIK(SENKRON/İZASYON)

( [not] COORDINATION vs./but SYNCHRONIZATION )


- ISOCHORIC, ISOVOLUMIC[İng.] ile/değil/yerine/= EŞHACİMLİ


- EŞİ-BENZERİ (BULUNMAMAK/OLMAMAK)


- EŞİĞİNİ YÜKSELTMEK ile/yerine KENDİNİ GELİŞTİRMEK


- THRESHOLD WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE DE SEUIL[Fr.] / SCHWELLENWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK DALGA BOYU


- THRESHOLD FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE SEUIL[Fr.] / SCHWELLENFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK FREKANSI


- THRESHOLD VOLTAGE[İng.] / TENSION DE SEUIL[Fr.] / EINSATZSPANNUNG, SCHWELLENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK GERİLİM


- EŞİK:
SEÇİCİ/LİK ile/ve/||/<>/> YÖNLÜ/LÜK ile/ve/||/<>/> KENDİNİ SÜRDÜRME EĞİLİMİ ile/ve/||/<>/> VERİ TAŞIMA KAPASİTESİ


- EŞİKALTI ALGI ile/ve KOLAYLAŞTIRMA(PRIMING)


- Eşikte kalabilmek için DİNLE!!!


- Eşikte kalabilmek için SUS!!!


- ESİN ile İLHAM VERİCİ ile İLHAM KAYNAĞI ile İLHAM VERMEK ile ESİNLENİLMİŞ

( INSPIRATION vs. INSPIRATIONAL vs. INSPIRATOR vs. INSPIRE vs. INSPIRED )

( وحي ile سروش ile الهام ile سروشي ile الهاما ile الهام دهنده ile الهام کردن ile دم فرو بردن ile الهام بخشيدن ile ملهم کردن ile الهامي ile ملهم )

( VAHY ile SOROSH ile ALELAM ile SOROSHY ile الهاما ile ALELAM DAHANDEH ile ALELAM KARDAN ile DAM FORO BARDAN ile ALELAM BAKHSHYDAN ile MALEHAM KARDAN ile الهامي ile MALEHAM )


- ESİNLEMEK ile ESİNDİRMEK ile ESİNLENMEK ile ESİNLENDİRMEK ile ESİN


- ESİRGEME ile ESİRGEMEZLİK


- ESİRGEMEK ile ESİRGENMEK ile ESİRGEYEBİLMEK


- ESİRGEYİŞ ile ESİRGEYİCİ/LİK


- EŞİT (DEVLET), EŞİTİ YARGILAYAMAZ -/

( [Lat.] PAR IN PAREM NON HABET IMPERIUM )


- GLEICHVOLUMENÄNDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİT HACİM DEĞİŞİMİ


- ANALYSENWAAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİT KOLLU TERAZİ


- EŞİT OLMAYAN PETALLER = EVRÂK-I TÜVEYCÎYE-İ GAYR-İ MUNTAZAMA = PÉTALES IRRÉGULIERS


- EŞİTLEME ile EŞDEĞERLİLİK


- EŞİTLEMEK ile EŞİTLENMEK ile EŞİTLEŞMEK ile EŞİTLEŞTİRMEK ile EŞİTLEYEBİLMEK ile EŞİT/LİK ile EŞİTÇİ/LİK ile EŞİTSİZ/LİK ile EŞİTLİK EKİ ile EŞİT ÇENETLİ ile EŞİTLİK DERECESİ


- EŞİTLİK ile AYNILAŞMAK


- EŞİTLİK ile/ve/değil BERABERLİK


- EŞİTLİK ile HAKKANİYET

( EQUALITY vs. JUSTICE/EQUITY )


- EŞİTLİK = MÜSÂVÂT = EQUALITY[İng.] = ÉGALITÉ[Fr.] = GLEICHHEIT[Alm.] = AEQUALITAS[Lat.] = IGUALDAD[İsp.]


- EŞİTLİK ve/=/||/<>/>/< SAVAŞÇILARI

( Özellikle hukuk mantığı ve tarihi açısından, "Eşitlik Savaşçısı[On The Basis of Sex]"'nı izlemenizi öneririz... )

( image )


- EŞİTLİKÇİ ile EŞİTLİKÇİLİK

( EQUALITARIAN vs. EQUALITARIANISM )

( مساوات گري ile مساوات گراي ile مساوات گرايي ile مساوات گرائي )

( MOSAVAT GARY ile MOSAVAT GERAY ile MOSAVAT GERAYY ile مساوات گرائي )


- EŞİTSİZLİK ile/ve/||/<>/> BAŞKALDIRI


- EŞİTSİZLİK ile/ve DENGESİZLİK


- EŞİTSİZLİK ile/||/<> EŞİTLİK

( Eşitsizlik <,>, eşitlik = ilişkisidir )

( Formül: x>3 İLE x=3 )


- ESK/ELECTRONIC HEALTH RECORD[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK SAĞLIK KAYDI


- ESKALASYON değil/yerine/= ARTIŞ/TIRMANIŞ

( İhalelerde sözleşme fiyatının maliyetlerdeki artışa göre güncellenmesi. )


- EŞKALİNİ TARİF ETMEK değil/yerine/= GÖRÜNÜŞÜNÜ TANIMLAMAK


- ESKATOLOJİ ile/ve FUTUROLOJİ


- ESKATOLOJİK ile/ve/||/<>/> ONTOLOJİK


- RHOMBOHEDRAL[İng.] / RHOMBOÉDRIQUE[Fr.] / RHOMBOEDRISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞKENAR DÖRTGEN YÜZLÜ


- ESKİ DÖNEM DÜŞÜNCEYE(AKADEMİSYENLERE) GÖRE:
ÖLÇÜLEBİLİRSE ile ÖLÇÜLEMEZSE

( "Bilim." İLE "Şiir." )


- ESKİMEK ile ESKİTMEK ile ESKİLEŞMEK ile ESKİTİLMEK ile ESKİTEBİLMEK ile ESKİYEBİLMEK ile ESKİ/LİK ile ESKİL ile ESKİZ ile ESKİCE ile ESKİCİ/LİK ile ESKİ ÇAĞ ile ESKİ KURT ile ESKİ YAZI ile ESKİ DÜNYA ile ESKİ PÜSKÜ ile ESKİ TÜFEK ile ESKİ KAFALI/LIK ile ESKİ TOPRAK ile ESKİ ESERLER ile ESKİ GÖZ AĞRISI


- EŞKİNCİ ile/||/<> EŞKİNCİ BİRLİKLERİ

( Osmanlı sultanı ya da serdar ile savaşa giden ve ordunun vurucu gücünü oluşturan yeniçeri askerleri. İLE/||/<> II. Mahmut'un gönüllü yeniçerilerden kurduğu, yeni ordu. )


- ESKS/ELECTRONIC HEALTH RECORD SYSTEM[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK SAĞLIK KAYIT DÜZENİ


- ESL/EXTRACORPOREAL SHOCKWAVE LITHOTRIPSY[İng.] değil/yerine/= GÖVDE DIŞI ŞOK DALGASIYLA TAŞ KIRIMI