On ve üzeri(10+) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 32.035 başlık/FaRk ile birlikte,
32.035 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(17/130)
- BEZİRLEMEK ile BEZİR ile BEZİR YAĞI
- BEZK[Fars.] değil/yerine/= TESPİHBÖCEĞİ
- BEZMELELİK[< Fars. BEZM]:
İçkili, eğlenceli ortam/meclis. -<
- BFS İLE DFS İLE DİJKSTRA ile/||/<> GRAF ALGORİTMALARI
( Temel graf arama ve yol bulma algoritmaları. )
( Formül: O(V+E) İLE O(V+E) İLE O(ElogV) )
- BG/BYZANTINE GENERALS PROBLEM değil/yerine/= BİZANS GENERALLERİ SORUNU
- BH/KNOWLEDGE MAPS değil/yerine/= BİLGİ HARİTALARI
- BHD/BIG HEALTHCARE DATA değil/yerine/= BÜYÜK SAĞLIK VERİSİ
- BHD/BSV BİG HEALTHCARE DATA değil/yerine/= BÜYÜK SAĞLIK VERİSİ
- BHUTATHATA -ile
( Evrensel rahim olarak görülen Mutlak. )
- BHUTATHATA ile/||/<> BODHİKAYA ile/||/<> BUDDHAKAYA
( Evrensel rahim olarak görülen Mutlak. @@ Aydınlanmanın meyvası olarak görülen Mutlağın Gövdesi. @@ Mutlak, Budalık olarak görülen durum. )
- BI/BIOMEDICAL INFORMATICS değil/yerine/= BİYOMEDİKAL BİLİŞİM
- BIAS İLE EXPLAINABILITY ile/||/<> PRIVACY ile/||/<> AI GÜVENİLİRLİĞİ
( Yapay zeka sistemlerinin etik boyutları. )
( Formül: Fairness metrics )
- BİBER ile KIRMIZIBİBER
( ... İLE Patlıcangillerden bir tür biber. | Bu bitkinin olgunlaştığında kızarıp yakıcı bir acılık kazanan, kurutulup dövülerek yemeklerde baharat olarak kullanılan tozu. )
( ... cum CAPSICUM ANNUUM )
- BİBERDE:
ÇARLİSTON ile ACI ÇARLİSTON ile İNCE SİVRİ ile KALIN SİVRİ ile KIL SİVRİ ile KILÇIK SİVRİ ile DOLMA ile KAPYA ile ÜÇBURUN ile KIRMIZI ŞİLİ ile YEŞİL ŞİLİ ile MACAR ÇARLİ ile MACAR DOLMA ile JELAPENO ile KAMPARİ ile SARI KALİFORNİYA ile KIRMIZI KALİFORNİYA ile CİN
- BİBERLEMEK ile BİBER/LİK ile BİBERCİ/LİK ile BİBERLİ ile BİBERSİZ ile BİBER GAZI ile BİBER DOLMASI ile BİBER SALÇASI
- BİBLIOTHERAPY değil/yerine/= OKUMA SAĞALTIMI
- BİBLİYOFİL[Fr. < BIBLIOPHILE] değil/yerine/= KİTAPSEVER
- BİBLİYOGRAFİ[Fr. < BIBLIOGRAPHIE] değil/yerine/= KAYNAKÇA
- BİBLİYOGRAFİK[Fr. < BIBLIOGRAPHIQUE] değil/yerine/= KAYNAKÇAYLA İLGİLİ
- BİBLİYOGRAFYA YAZARI ile KAYNAKÇA ile KİTAPLIK
( BIBLIOGRAPHER vs. BIBLIOGRAPHY vs. BIBLIOTHECA )
( کتاب شناس ile کتاب شناسي ile فهرست کتب )
( KETAB SHENAS ile KETAB SHENASY ile FANPAREST KETAB )
- BİBLİYOGRAFYA[İng.] değil/yerine/= KAYNAKÇA
- BİBLİYOGRAFYA değil/yerine/= KAYNAKÇA
- BİBLİYOMAN[Fr. < BIBLIOMANE] değil/yerine/= KİTAP DÜŞKÜNÜ
- BİBLİYOMAN ile BİBLİYOMANİ
- BİBLİYOMANİ[Fr. < BIBLIOMANIE] değil/yerine/= KİTAP DÜŞKÜNLÜĞÜ
- BİBLİYOTEK[Fr. < BIBLIOTHÈQUE] değil/yerine/= KİTAPLIK
- BİBLİYOTEK ile BİBLİYOTEKÇİ/LİK
- BIÇAK, KEMİĞE DAYANINCA ile/ve DOĞUM SANCISI BAŞLAYINCA
- BIÇAK ile BIÇAK DEĞİRMENİ ile BIÇAK BIÇAKLAYICI ile BIÇAK SAPLAMA ile BIÇAKÇI
( KNIFE vs. KNIFE GRINDER vs. KNIFE STABBER vs. KNIFE STABBING vs. KNIFESMITH )
( کارد ile چاقو زدن ile چاقو ile چاقو تيز کن ile چاقو کش ile چاقو کشي ile کارساز )
( KARD ile CHAGHO ZADAN ile CHAGHO ile CHAGHO TYZ KON ile CHAGHO KESH ile CHAGHO KESHY ile KARSAZ )
- BIÇAK ile KASATURA[İt. < CACCIATORA]
( ... İLE Süngü gibi tüfeğin namlusu ucuna takılan ya da bel kayışına asılı olarak taşınan bir bıçak türü. )
- BIÇAKLAMAK ile BIÇAKLANMAK ile BIÇAKLATMAK ile BIÇAKLAYABİLMEK ile BIÇAK/LIK ile BIÇAKLI ile BIÇAKÇI/LIK ile BIÇAK SIRTI
- BİÇEMLEMEK ile BİÇEM ile BİÇEM BİLİMİ ile BİÇEM BİLİMCİ
- ... değil BİÇERDÖVER
- BİÇİLMEK ile BİÇİLEBİLMEK
- VERZERRUNGSPOTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİM BOZULANMA/BOZULMASI POTANSİYELİ
- TAGAYYÛR[Osm.] / DEFORMATION[İng.] / DÉFORMATION[Fr.] / DEFORMATION, VERZERRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİM BOZULMASI/DEĞİŞTİRME
- TAGAYYÛR MÜNHANÎSİ[Osm.] / DEFORMATIONDIAGRAMM, DEFORMATIONKURVE, VERZERRUNGSKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİM BOZULMASI EĞRİSİ
- VERZERRUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİM BOZULMASI ENERJİSİ
- DEFORMATION CURVE[İng.] ile/değil/yerine/= BİÇİM DEĞİŞTİRME EĞRİSİ
- DEFORMATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE DÉFORMATION[Fr.] / DEFORMATIONSSENERGIE, UMFORMUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİM DEĞİŞTİRME ENERJİSİ
- DEFORMATION POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL DE DÉFORMATION[Fr.] / DEFORMATIONSPOTENTIAL, DEFORMATIONSSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİM DEĞİŞTİRME POTANSİYELİ
- BİÇİM DEĞİŞTİRMEK ile/değil KILIK DEĞİŞTİRMEK
- BİÇİM ile NASIR OLUŞTURMAK ile APSE OLUŞTURMAK ile BİR İZLENİM OLUŞTURMAK ile KORKUNÇ BİÇİM ile RESMİ ile BİÇİMSEL MANTIK ile FORMALİTELER ile FORMALİTE ile RESMEN ile FORMASYON ile ÖNCEKİ ile ESKİ SOVYETLER BİRLİĞİ ile ESKİDEN ile FORMİK KOL ile RESMİ EVRAK
( FORM vs. FORM A CALLUS vs. FORM AN ABSCESS vs. FORM AN IMPRESSION vs. FORM FRIGHTFUL vs. FORMAL vs. FORMAL LOGIC vs. FORMALITIES vs. FORMALITY vs. FORMALLY vs. FORMATION vs. FORMER vs. FORMER SOVIET UNION vs. FORMERLY vs. FORMICARM vs. FORMICARY )
( فرم ile تشکيل يافتن ile تشکيل دادن ile ورقه ile سرشتن ile شکل گرفتن ile صيغه ile شکل ile شکل دادن ile وجه ile پينه زدن ile پيله کردن ile نقش بستن ile وهم کردن ile رسمي ile مجلسي ile تشريفاتي ile قرار دادي ile منطق رمزي ile تشريفات ile تکلف ile رسميت ile رسما ile تشکل ile تشکيل ile تکون ile قالب گير ile سابقي ile اسبق ile پيشين ile سابق ile شوروي سابق ile سابقا ile پيشتر ile لانه مور )
( FARAM ile TASHKYLE YAFTAN ile TASHKYLE DADAN ile VARGHEH ile سرشتن ile SHEKL GARAFTAN ile SEYGHEH ile SHEKL ile SHEKL DADAN ile VAJEH ile PEYNAH ZADAN ile PEYLAH KARDAN ile NAQSH BASTAN ile VAHAM KARDAN ile RASMY ile MOJALSY ile TASHARYFATY ile GHARAR DADY ile منطق رمزي ile TASHARYFAT ile TAKOLF ile RASMYT ile RASMA ile TASHEKL ile TASHKYLE ile TAKON ile GHALEB GYR ile سابقي ile ASBAGH ile PEYSHYNE ile SABAGH ile SHOROY SABAGH ile سابقا ile PEYSHTAR ile LANEH MOOR )
- BİÇİMBİLİM -ile
( MORPHOLOGY )
- BİÇİMBİLİMSEL KOŞULLANMA -ile
( MORPHOLOGICAL CONDITIONING )
- BİÇİMBİLİMSEL ÖLÇÜT -ile
- BİÇİMBİRİM ile BİÇİMBİRİMSEL
( MORPHEME vs. MORPHEMIC )
- [... BİÇİMİNDE ...]
... DÜŞÜNMEK/DÜŞÜNÜYORUM" ile/ve/değil/||/<>/< ... VARSAYMAK/VARSAYIYORUM
- BİÇİMLEMEK ile BİÇİMLENMEK ile BİÇİMLENDİRMEK ile BİÇİMSİZLEŞMEK ile BİÇİMLENEBİLMEK ile BİÇİMSELLEŞTİRMEK ile BİÇİMSİZLEŞTİRMEK ile BİÇİMSİZLEŞEBİLMEK ile BİÇİMSİZLEŞTİRİLMEK ile BİÇİM ile BİÇİMCE ile BİÇİMCİ/LİK ile BİÇİMLİ/LİK ile BİÇİMSEL/LİK ile BİÇİMSİZ/LİK ile BİÇİMSİZCE ile BİÇİM BİLİMİ ile BİÇİM BİRİMİ
- FORMANT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİMLENDİRİCİ
- BİÇİMLENDİRİLMİŞ ile/ve/değil YARATILMIŞ
( Doğa. İLE/VE/DEĞİL İnsan. )
- BİÇİMLENDİRME (GİRİŞİMİ/ÇABASI) ile/ve/<>/değil/yerine YÖNLENDİRME (GİRİŞİMİ/ÇABASI)
- BİÇİMLENDİRME ile/ve/<> İLİŞKİLENDİRME
( TO GIVE SHAPE vs./and/<> TO GET RELATION )
- BİÇİMLENİVERMEK ile BİÇİMLENDİRİLMEK
- BİÇİMLENME ile/ve/<> BELİRLENME
- BİÇİMSELCİLİK ile/||/<> SEZGİCİLİK
( Biçimselcilik matematiği biçimsel sistem oyunu İLE sezgicilik matematiği zihinsel inşa olarak görür. Biçimselcilik Hilbert programı İLE sezgicilik Brouwer yaklaşımıdır. Biçimselcilik semboller İLE sezgicilik yapılandırmacı kanıtlar ister. )
( David Hilbert tarafından 1900 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1862-1943) (Ülke: Almanya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Hilbert uzayı, 23 problem) )
- BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR
( INFORMAL FALLACIES vs./and/||/<> FALLACIES )
- BIÇKINLAŞMAK ile BIÇKI ile BIÇKIN/LIK ile BIÇKICI/LIK ile BIÇKINCA ile BIÇKI TOZU
- BİÇTİRMEK ile BİÇTİRİLMEK ile BİÇTİREBİLMEK ile BİÇTİRİVERMEK
- BİD'AT değil/yerine/= SONRADAN MEYDANA ÇIKAN | PEYGAMBER ZAMANINDAN SONRA DİNDE MEYDANA ÇIKAN
- BİDİSTİLE ile BİFAZİK ile BİFİD ile BİFOKAL ile BİFÜRKASYO/N ile BİGEMİNE ile BİKÜSPİT ile BİLATERAL ile BİMANUEL ile BİMODAL ile BİNOKÜLER ile BİPARTİT/E ile BİPEDAL ile BİPOLAR ile BİVALAN
( İkil damıtık. İLE İki evreli. İLE Ayrık, çatallı, yarık. İLE İki odaklı. İLE Çatallanım, çatallanma. İLE Eş, çift, ikiz. İLE İkili kapakçık. İLE İki yanlı/taraflı. İLE İki/çift elle. İLE İki tepeli. İLE İki bakarlı. İLE İki parçalı. İLE İki ayaklı. İLE İki kutuplu. İLE İki değerli. )
- BİFİT ile/||/<> BİFOKAL ile/||/<> BİFÜRKASYON ile/||/<> BİGEMİNE ile/||/<> BİKÜSPİDASYON ile/||/<> BİKÜSPİT ile/||/<> BİLATERAL ile/||/<> BİPLAN ile/||/<> BİPOLAR ile/||/<> BİVALAN
( Ayrık. İLE/VE/|| İki odaklı. İLE/VE/|| Çatal. | Çatallanma. İLE/VE/|| İkiye bir. | İkiz. İLE/VE/|| İkili yapraklanma. İLE/VE/|| İki yapraklı. İLE/VE/|| İki yanlı. İLE/VE/|| İki kutuplu. İLE/VE/|| İki düzlemli. İLE/VE/|| İki değerlikli. )
- BİFTEK ile SIĞIR BEYİNLİ ile SIĞIR ETİ ile SIĞIR STRAGANOFU ile BİFTEK
( BEEF vs. BEEF BRAINED vs. BEEF CATTLE vs. BEEF STROGANOFF vs. BEEFSTEAK )
( گوشت گاو ile کند ذهن ile گاو پرواري ile بيف استروگانف ile بيفتک گاو )
( GUSHT GAV ile KAND ZEAN ile GAV PARVARY ile بيف استروگانف ile BEYFATAK GAV )
- BİFURASYON ile/||/<> ANASTOMOZ
( Bir damar ya da tüpün iki dala ayrılması. İLE/||/<> İki damar ya da tüpün cerrahi olarak birleştirilmesi. )
- BİFÜRKASYON/BİFURCATION değil/yerine/= ÇATALLANMA
- BİFURKASYO/N ile/||/<> BİFAZİK
( Çatallanma. İLE/||/<> İki evreli. )
- BİFURKASYON ile BİFİD
( ikiye ayrılma. İLE ikiye bölünmüş. )
- BİFURKASYON ile/||/<> FAZ GEÇİŞİ
( Bifurkasyon dinamik değişim İLE faz geçişi termodinamik. )
( Formül: Period doubling İLE 1./2. derece )
- BİHASEBİL VERASE değil/yerine/= KALITÇILIK NEDENİYLE
- BICARBONATES[İng.] / BICARBONATES[Fr.] / BICARBONATE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİKARBONATLAR
- BIKILMAK ile BIKILABİLMEK
- BIKMAK ile KANIKSAMAK
- BIKTIRMAK ile BIKTIRILMAK ile BIKTIRABİLMEK
- BİLÂ KAYDÜ ŞART/KAYITSIZ ŞARTSIZ değil/yerine/= KOŞULSUZCA/YAZGASIZ KOŞULSUZ
- BİLÂSEBEP değil/yerine/= NEDENSİZCE
- BILATERAL AGREEMENT and MULTILATERAL AGREEMENT
( İki taraflı antlaşmalar. VE Çok taraflı antlaşmalar. )
- BİLATERAL ile BİLATERALİTE
( İki taraflı. İLE İki taraflılık. )
- BİLÂVÂSITA ile BİLVÂSITA
( Vasıtasız. İLE Vasıtalı. )
- BİLDİĞİMİZİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLMEDİĞİMİZİ
( Bilmeyelim! İLE/VE/||/<>/< Bilelim! )
- Bildiğin anlaşılacak şekilde SUS!!!
- Bildiğin anlaşılmasın diye SUS!!!
- BİLDİĞİNDEN DOLAYI KONUŞMAYAN ile BİLMEDİĞİNDEN DOLAYI KONUŞMAYAN
( Bilgelik/le, bilgelikte. İLE Özgüvensizlik/ten, taklitte. )
( THE PERSON DOES NOT TO TALK BY/IN THE WISDOM vs. THE PERSON DOES NOT TO TALK IN IGNORANCE )
- BİLDİĞİNE GİDEN ile/ve/değil/yerine/<> BİLMEDİĞİNE GİDEN
- BİLDİĞİNİ/BİLMEDİĞİNİ GÖSTERMEK İÇİN KONUŞMAK değil/yerine GERİBİLDİRİM
( [not] TO TALK FOR TO SHOW YOUR INFORMATION but FEEDBACK
FEEDBACK instead of TO TALK FOR TO SHOW YOUR INFORMATION )
- BİLDİĞİNİZ GİBİ ile/değil/yerine BİLENLERİN BİLDİĞİ GİBİ
- BİLDİKLERİMİZ ve/||/<>/> BİLMEDİKLERİMİZ
( Bildiğinizle amel/hizmet edin; bilmedikleriniz, size sunulacaktır. )
( Damla. VE/||/<>/> Okyanus. )
- Bildiklerine KONUŞ!!!
- Bildiklerini KONUŞ!!!
- BİLDİKLERİNİ YAPMAK ve/<> BİLMEDİKLERİNİ ÖĞRENMEK
( Bildiğinizle amel/hizmet edin; bilmedikleriniz, size sunulacaktır. )
( TO DO WHICH YOU KNOW and/<> TO LEARN WHICH YOU DON'T KNOW )
- Bildiklerinle KONUŞ!!!
- BILDIRCININ "BEYLİĞİ" ile/ve/||/<>/> ARPA BİÇİMİ
( Bıldırcının beyliği, arpa biçimine kadardır. )
- Bildirerek KONUŞ!!!
- BİLDİRİLENİ BİLMEK ile/ve/değil/||/<>/< BİLMEK
- DİN:
BİLDİRİLMİŞ ile/ve/||/<> İNDİRİLMİŞ
( İnsan. İLE/VE/||/<> Doğa. )
- BİLDİRİLMİŞ TANRI ile AKLEDİLMİŞ TANRI
- Bildirişim için DİNLE!!!
- Bildirişim için SUS!!!
- Bildirişimli KONUŞ!!!
- BİLDİRİŞMEK ile BİLDİRİŞ
- BİLDİRMEK ile BİLDİRTMEK ile BİLDİRİLMEK ile BİLDİREBİLMEK ile BİLDİRİVERMEK ile BİLDİRİ
- BİLDİRMEK ile/ve/değil/yerine/<> UYANDIRMAK
- BİLE BİLİRİZ ile/ve/değil/||/<> BİLEBİLİRİZ
- BİLEGÜ ile BİLEĞİTAŞI
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- BİLEKLİK ile/değil/||/<> MARTENİÇKA/MARTİŞOR
( ... @@ Kırmızı-beyaz iplerden oluşan bu bileklik, 01 Mart'ta ve ilk martı görülene kadar takılır. )
- BİLEMEK ile BİLENMEK ile BİLETMEK ile BİLEŞMEK ile BİLEBİLMEK ile BİLETİLMEK ile BİLEYLEMEK ile BİLEŞTİRMEK ile BİLENEBİLMEK ile BİLETEBİLMEK ile BİLEYEBİLMEK ile BİLEYİVERMEK ile BİLE ile BİLEK/LİK ile BİLET ile BİLETLİ ile BİLETÇİ/LİK ile BİLETSİZ ile BİLE BİLE ile BİLEK SAATİ ile BİLEK DAMARI ile BİLEK GÜREŞİ
- BİLEMEK ile "KESKİNLEŞTİRMEK"
( KILAĞI/ZAĞ: Taş üzerinde bilenen bir kesici aracın, keskin yüzüne yapışan ve aracın iyi kesebilmesi için yağlanmış yumuşak taşla kaldırılması gereken çok ince çelik parçaları. )
- BİL(E)MEMEK ile/ve EMİN OLMADIĞINDAN (DOLAYI) BİL(E)MEMEK
( NOT (ABLE) TO KNOW vs./and NOT (ABLE) TO KNOW BECAUSE OF TO BE NOT SURE )
- Bilenler konuşmuyor,
- BİLEREK / BİLMEYEREK ile/ve/||/<> İSTEYEREK / İSTEMEYEREK ile/ve/||/<> DOĞRUDAN / DOLAYLI
- BİLEREK DENEYİMLEDİKLERİMİZ ile/ve/||/<> DENEYİMLEYEREK BİLDİKLERİNMİZ
- BİLEŞEN ile BİLEŞENLER
( COMPONENT vs. COMPONENTS )
( مولفه ile اجزا )
( MOLFEH ile EJZA )
- BİLEŞEN ile İÇİNDEKİLER
( INGREDIENT vs. INGREDIENTS )
( جزء ترکيبي ile جزء ile اجزا )
( JOZ TARKYBEY ile JOZ ile EJZA )
- MÜREKKİB[Osm.] / COMPONENT, CONSTITUENT[İng.] / COMPOSANT[Fr.] / KOMPONENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞEN
- COMPOUND MACHINE[İng.] / MACHINE COMPOUND[Fr.] / COMPOUNDMASCHINE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİK MAKİNE
- ADESE-İ MÜREKKEB[Osm.] / COMPOUND LENS[İng.] / LENTILLE COMPOSÉE[Fr.] / COMPOUNDLINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİK MERCEK
- COMPOUND MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE COMPOSÉ[Fr.] / COMPOUNDMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİK MİKROSKOP
- ZUSAMMENGESETZTES SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİK SİSTEM
- BİLEŞİK ile DIŞMERKEZLİ BİLEŞİK
( EXOCENTRIC COMPOUND )
- TERKİP[Osm.] / SYNTHESIS, SYNTHESIZE, COMPOSITION[İng.] / COMPOSITION, SYNTHÉSE[Fr.] / SYNTHESE, SYNTHESIEREN, ZUSAMMENSETZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİM, SENTEZ/LEMEK
- KUVVE-İ MUHASSALA[Osm.] / RESULTANT FORCE[İng.] / FORCE RÉSULTANTE[Fr.] / RESULTIERENDE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞKE KUVVET
- RESULTANT VECTOR[İng.] / VECTEUR RÉSULTANT[Fr.] / RESULTIERENDER VEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞKE VEKTÖR
- BİLGE ve/||/<> ALÇAKGÖNÜLLÜ
( Herkesten farklı olduğumuzu kavrayabilecek kadar. VE/||/<> Kimseden daha iyi olmadığımızı sürekli anımsayabilecek kadar. )
( ÂRİF ve/||/<> MÜTEVÂZI )
( WISE and/||/<> MODESTY )
- BİLGE/ÂRİF ile BİLİM İNSANI/ÂLİM ile AYDINLANMIŞ ile CAHİL ile AHMAK
( İzler/seyreder. İLE Söz söyler, konuşur. İLE Susar. İLE İnat eder. İLE Laklak eder. )
( Âlimler, mesafe/menzil alır; cahiller, yolun başında birinin gelip kendini götürmesini bekler. )
( Cahilin kalbi, dudağında; âlimin/ârifin ağzı/dili, kalbindedir. )
( Âlimin sözü incidir; cahilin sözü, günde, bin can incitir. )
( Asıl güneş, âşıkların, âriflerin kalplerinden, gözlerinden doğan güneştir. )
( Bilen/bilge kişi konuşur, çünkü söyleyebileceği bir şeyleri vardır. Cahil kişi konuşur, çünkü "bir şeyler söylemek zorundadır". )
( Wise people talk, because they have something to say; fools talks, because they "have to say something". )
( [hatasını gösterdiğimizde] Teşekkür eder. İLE Anlayışla kabul eder ve gülümser. İLE Yararlanır. İLE Küfür/hakaret eder. İLE ... bile görmez. )
( Akıllı, şakadan bile öğüt alır; ahmak, her öğüdü, şaka sanar. )
( Ancak yaşadıklarına/deneyimleyebildiklerine hükm eder. İLE Yaşamadıklarına da hükm eder ya da etmeye çabalar. İLE ... İLE ... İLE ... )
( Bilenle ya da bilmeyenle tartışılabilir. Fakat bildiğini sananla tartışmak, ahmaklıktır. )
- BİLGELEŞMEK ile BİLGELEŞTİRMEK ile BİLGELEŞEBİLMEK ile BİLGE/LİK ile BİLGECE
- BİLGELİK:
(DERİNLİKLİ/KAPSAMLI) KONUŞMAK ile/ve/<>/değil YAPMAK
( (Derinlikli/kapsamlı) Konuşmak, bilgelik değildir. Bilgelik, yapmaktır! )
- BİLGE/LİK:
NE İSTEDİĞİNİ BİLEN/BİLMEK ile/ve/değil/||/<>/< NE İSTEMEDİĞİNİ BİLEN/BİLMEK
- BİLGELİK/HİKMET TAŞIMAYAN SÖZ ile/ve/||/<> DÜŞÜNME BARINDIRMAYAN SESSİZLİK/SÜKÛT
( Gevezeliktir. VE/||/<> Dalgıdır/gaflettir. )
- BİLGELİK ve ANLAMA, ANLAMLANDIRMA
( Bilgeliğin dudakları, anlamayanların kulaklarına kapalıdır. )
- BİLGELİK ile/ve/||/<> AYDINLANMA
( Başkalarının bilgisi. İLE/VE/||/<> Kendini tanıma. )
- BİLGELİK ve BAŞKALARINI KARALAMAMAK
- BİLGELİK ile/ve/||/<>/>/< KALITIMSAL BİLGELİK
( WISDOM vs./and/||/<>/>/< ANCESTRAL WISDOM )
- BİLGELİK ve/=/||/<> KARŞILIKSIZ HİZMET
- BİLGELİK ve/||/<>/< UTANABILMEK
- BİLGİ:
BETİMLEYEREK ile/ve/||/<>/< AŞİNALIKLA
- BİLGİ = (")DÜŞÜNCEDİR(") ile/ve/||/<> (")ERDEMDİR(") ile/ve/||/<> (")DÜZENDİR(") ile/ve/||/<> (")BAĞLAMDIR(")
( [ise | durumu/düşüncesi] Felsefeyi verir. İLE/VE/||/<> Ahlâk'ı verir. İLE/VE/||/<> Toplumu verir. İLE/VE/||/<> Bilgeliği verir. )
- BİLGİ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]
- OLGUN/LUK:
BİLGİ İTİBARİYLE
ve/||/<>
BİLGELİK İTİBARİYLE
ve/||/<>
DURUM/KOŞULLAR İTİBARİYLE
ve/||/<>
AYDINLATMA İTİBARİYLE
( KEMÂL-İ İLİM ve/||/<> KEMÂL-İ İRFÂN ve/||/<> KEMÂL-İ HÂL ve/||/<> KEMÂL-İ İRŞÂD )
- BİLGİ KAYBI PARADOKSU ile/||/<> KUANTUM BELİRLİLİK
( Bilgi kaybı paradoksu kara delik bilgiyi yok eder mi İLE kuantum belirlilik bilgi korunmalıdır der. Hawking başta bilgi kaybolur İLE sonra bilgi korunur dedi. Paradoks kuantum mekaniği İLE genel görelilik çelişkisidir. )
( Stephen Hawking tarafından 1976 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1942-2018) (Ülke: İngiltere) (Alan: Fizik, Kozmoloji) (Önemli katkıları: Hawking ışıması, kara delik termodinamiği, tekillik teoremleri, kuantum kozmoloji) )
- [BİLGİ/SÖZ]
"KULAĞINDAN":
GİRMEYEN ile GİRİP-ÇIKAN ile ZİHNİNE[/"KALBİNE"] ULAŞAN
( Hiçbir biçimde dinlemeyen/anla(ya)mayan. İLE Anlasa/Dinlese de unutan, kayıtsız kalan. İLE Tutan/kaydeden, dönüştüren, işleyen, uygulayan. )
- BİLGİ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- BİLGİ SORUNU ile/ve/<>/değil/yerine AYDINLANMA SORUNU
- BİLGİ TAŞIYICISI OLMAK ile/değil/yerine/||/<>/>/< ÖĞRENMEYİ ÖĞRENMEK
- BİLGİ TEKNOLOJİLERİ ile/ve/+/||/<> BİYO TEKNOLOJİ
- BİLGİ VERMEK ile RESMİ OLMAYAN ile GAYRİ RESMİ OLARAK ile MUHBİR ile BİLİŞİM ile BİLGİ ile BİLGİ MASASI ile BİLGİLENDİRİCİ ile BİLGİLENDİRİLMİŞ ile MUHBİR
( INFORM vs. INFORMAL vs. INFORMALLY vs. INFORMANT vs. INFORMATICS vs. INFORMATION vs. INFORMATION DESK vs. INFORMATIVE vs. INFORMED vs. INFORMER )
( مطلع کردن ile خبر داشتن ile واقف کردن ile مسبوق کردن ile خبردار کردن ile آگاهانيدن ile آگاه کردن ile در جريان قرار دادن ile آگاه ساختن ile آگاهي دادن ile اخبار دادن ile خبر دادن ile اطلاع دادن ile بي تشرفات ile غيررسمي ile بي تکلف ile غير رسمي ile خصوصي ile بطور غير رسمي ile آگاهگر ile شکل دهنده ile خودکاري آگاهانه ile انفورماتيک ile اطلاعاتي ile آگاهي ile اطلاع ile خبر ile اطلاعات ile وقوف ile پرسشگاه ile آموزنده ile پرخبر ile خبري ile مطلع ile مستحذر ile باخبر ile دانا ile خبرچين ile آگاهي دهنده ile سخنچين ile نمام ile خفيه نويس )
( MOTAL KARDAN ile KHBAR DASHTAN ile VAGHOF KARDAN ile MASBOGH KARDAN ile KHBARDAR KARDAN ile AGAEHANYDAN ile AGAH KARDAN ile DAR JARYAN GHARAR DADAN ile AGAH SAKHTAN ile AGAHY DADAN ile AKHABAR DADAN ile KHBAR DADAN ile ETLA DADAN ile BEY TASHARFAT ile GHYRARSAMY ile BEY TAKOLF ile غير رسمي ile KHSUSY ile BETOR GHYR RASMY ile AGANGGAR ile SHEKL DAHANDEH ile KHODKARY AGAEHANEH ile ENFORMATYK ile ETLAATY ile AGAHY ile ETLA ile KHBAR ile ETLAAT ile VAGHOOF ile PORSESHGAH ile AMUZANDEH ile پرخبر ile KHBARY ile MOTAL ile مستحذر ile BAKHBAR ile DANA ile خبرچين ile AGAHY DAHANDEH ile سخنچين ile نمام ile KHOFYYEH NOYS )
- BİLGİ ile/ve/||/<>/> DENEYİM ile/ve/||/<>/> YARATICILIK
(
)
( KNOWLEDGE vs./and/||/<>/> EXPERIENCE vs./and/||/<>/> CREATIVITY )
- BİLGİ ile/ve/<> GEREKÇELENDİRİLMİŞ BİLGİ(EPİSTEMOLOJİ)
( Bilgi, erdem; erdem de mutluluk üretir. )
( Türkçe Çağdaş Epistemoloji Sözlüğü yazısı için burayı tıklayınız... )
( KNOWLEDGE vs./and/<> EPISTEMOLOGY )
- BİLGİ ve/||/<>/> İYİLİK ve/||/<>/> KARARLILIK
( Kuşkudan kurtarır. VE/||/<>/> Istırap çekmekten kurtarır. VE/||/<>/> Kaygıdan kurtarır. )
- BİLGİ = KNOWLEDGE, COGNITION[İng.] = CONNAISSANCE[Fr.] = die ERKENNTNIS, die KENNTNIS[Alm.] = COGNITIO[Lat.] = HË GNÕSIS[Yun.] = CONOCIMIENTO[İsp.]
- BİLGİ ile/ve MENSUBİYET
- BİLGİ =/||/<> NE YAPMAYABİLECEĞİNİN BİLGİSİ
- BİLGİ ile/ve/||/<>/> PROMPTOKRASİ
- BİLGİ ile/ve/||/<> ZORUNLULUK BİLİNCİ
- BİLGİBİLİM/GNOSEOLOJİ[Fr.] ile/değil/yerine EPİSTEMOLOJİ
- BİLGİBİLİMSEL/EPİSTEMİK ile VAROLUŞÇU/ONTOLOJİK
( Bilgiyle ve bilginin doğasıyla ilgili olan. İLE Varlıkla ve var olanların doğasıyla ilgili olan. )
- BİLGİDE/BİLİMDE/BİLİMSELLİKTE,
DÜŞÜNCEDE/UYGULAMADA/YAŞAMDA:
DOĞRULANABİLİRLİK ile/ve/değil/||/<>/< YANLIŞLANABİLİRLİK
( Karl Popper )
- BİLGİDE:
TÜMELLİK ile/ve/||/<> KESİNLİK ile/ve/||/<> ZORUNLULUK
- BİLGİDE/BİLİMDE, ALANDA/KONUDA ASLOLAN/ÖNCELİKLİ OLAN:
"BİLMEMİZ GEREKEN" ile/ve/||/değil/yerine/>< TAKİP EDEBİLMEMİZ/ETMEYE ÇALIŞMAMIZ
- BİLGİLENME ile/ve/> AİDİYET
- BİLGİLENME ve ÖZGÜRLÜK
( TO GET INFORM(ATION) and FREEDOM )
- BİLGİLENMEK ile/ve/değil/yerine BİLGİ İŞLEMEK
- BİLGİLENMEK ile BİLGİNLEŞMEK ile BİLGİLENDİRMEK ile BİLGİSİZLEŞMEK ile BİLGİLENEBİLMEK ile BİLGİ/LİK ile BİLGİN/LİK ile BİLGİÇ/LİK ile BİLGİCE ile BİLGİCİ/LİK ile BİLGİLİ/LİK ile BİLGİNCE ile BİLGİSİZ/LİK ile BİLGİSİZCE ile BİLGİ İŞLEM ile BİLGİ KURAMI ile BİLGİ ŞÖLENİ ile BİLGİ TOPLUMU ile BİLGİ ÇARPITMA ile BİLGİ TEKNOLOJİLERİ
- BİLGİLENMELİ!
- BİLGİLİK/ANSİKLOPEDİ[Yun.] ile SÖZLÜK
- BİLGİLİK = KAMUS = ENCYCLOPEDIA[İng.] = ENCYLOPÉDIE[Fr.] = ENZYKLOPÄDIE[Alm.] = ENCICLOPEDIA[İsp.]
- BİLGİLİ/LİK ile/ve/||/<>/> SOĞUKKANLI/LIK
- BİLGİNİN:
BAŞLANGICI ile/değil/yerine SÜRECİ
( Uzmanlaştığını ve doruğa çıktığını sanmak. İLE/DEĞİL/YERİNE İşin başında olduğuna inanır. )
- BİLGİNİN BİLİNCİ ile/ve ÂDETLERDEKİ ÖZÜ AÇIĞA ÇIKARACAK BİLİNÇ
- BİLGİNİN DOĞRULUĞU ile/ve/<> DOĞRULUĞUN BİLGİSİ
- BİLGİNİN EFENDİSİ ile/ve/||/<>/< ÇALIŞMANIN KÖLESİ
( Bilginin efendisi olmak için çalışmanın kölesi olmak gerek. )
- BİLGİNİN GÜVENİLİRLİĞİ ile/ve (GÜVENİLİR) BİLGİYE SAHİP OLANIN GÜVENİLİRLİĞİ
- BİLGİNİN:
GÜVENİLİRLİĞİ ile/ve/<> ZORUNLULUĞU
- BİLGİNİN:
KAYNAKLARI ile/ve/||/<>/> TÜRLERİ
- BİLGİNİN VE ÜNİVERSİTENİN ÖNCELİKLİ İŞLEVLERİNDE:
ARAŞTIRMA ve/||/<>/> AKTARIM
- BİLGİSAYAR
( COMPUTER )
- HARDWARE[İng.] ile/değil/yerine/= BİLGİSAYAR DONANIMI
- BİLGİSAYAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]
- BİLGİSAYAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]
- BİLGİSAYAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]
- BİLGİSAYAR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- BİLGİSAYAR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- BİLGİSAYAR:
TEKNOLOJİ + DİL
- BİLGİSAYAR:
VERİ ve/+ PROGRAM > ÇIKTI
ile/ve/değil/||/<>/>
VERİ ve/+ ÇIKTI > PROGRAM
( "Yapay zekâ"ya kadarki bilinç/yaklaşım/teknoloji. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> "Yapay zekâ" bilinci/yaklaşımı/teknolojisi. )
- COMPUTER[İng.] / ORDINATEUR[Fr.] / COMPUTER, DATENVERARBEITUNGSANLAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLGİSAYAR
- BİLGİSAYAR = COMPUTER[İng., İt.] = ORDINATEUR[Fr.] = COMPUTER/KOMPUTER[Alm.] = COMPUTADOR[İsp.]
- BİLGİSAYARDA, ZAMAN KAYDI BAŞLANGICI/MİLÂD(EPOCH & UNIX TIMESTAMP)
( 01 Ocak 1970 )
- BİLGİSAYARLAŞMAK ile BİLGİSAYAR ile BİLGİSAYARCI/LIK ile BİLGİSAYARLI ile BİLGİSAYARSIZ/LIK ile BİLGİSAYAR AĞI ile BİLGİSAYAR MASASI ile BİLGİSAYAR KORSANI
- COMPUTERIZED TOMOGRAPHY EQUIPMENT[İng.] / ÉQUIPEMENT DE TOMOGRAPHIE AUTOMATISÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ AYGITI/CİHAZI
- COMPUTERTOMOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ
- BİLGİSELLİK KİPİ -ile
( EPISTEMIC MODALITY )
- BİLGİSEVER/LİK(/AKILSEVERLİK/DİLSEVERLİK/ÖLÇÜSEVERLİK) ile/ve/||/<>/> BİLGELİKSEVER/LİK
( PHILOLOGOS and/||/<>/> PHILOSOPHIA )
- BİLGİSİZİN/APTALIN HATASINI DÜZELTMEK ile BİLGENİN HATASINI DÜZELTMEK
( Sizden nefret eder. İLE/DEĞİL/YERİNE Size teşekkür eder.
[Bir aptalın hatasını düzeltme! Senden nefret edecektir. Bir bilgenin hatasını düzelt. Sana minnettar olacaktır.] )
- BİLGİSİZLİĞİN "ESÂRETİ" ile/ve/değil/yerine/||/<> BİLGELİĞİN BEREKETİ
- [ne yazık ki]
BİLGİSİZLİĞİN/BİLGİSİZLERİN:
KABALIĞI ile/ve/||/<> KALABALIĞI
- BİLGİSİZLİK:
BİLMEMEK ile/ve/değil/ne yazık ki/+/||/<>/< ANLAMAYA DİRENMEK
- BİLGİSİZLİK/CEHALET >< BİLİMSEL TUTUM ve BAĞNAZLIK >< FELSEFİ ANLAYIŞ ve GÜÇ/ŞİDDET >< SANATSAL DUYARLILIK
- BİLGİSİZLİK/CEHÂLET ile/ve/<>/> DALGI/GAFLET
( Kişinin, eşyanın hakikatine ilişkin bilgisizliği. İLE/VE/<>/> Kişinin, kendi hakikatine ilişkin bilgisizliği. )
( Eden kendine eder; yapan bulur ve çeker. Sürekli anımsa! Kazanmak, koca bir yaşam ister. Kaybetmeye ise anlık gaflet yeter. )
( [giderilebilir!] Tâlimle. İLE/VE/<>/> Tenbihle. )
( IGNORANCE vs./and/<>/> CARELESSNESS )
- BİLGİSİZLİK/CEHALET ve/> İHMAL
- [ne yazık ki]
BİLGİSİZLİK SÜRECİ VE SONUCU:
DEMOKRASİ ile/ve/||/<>/> OLİGARŞİ ile/ve/||/<>/> TİRANLIK
- BİLGİSİZLİK ile/ve/||/<>/> BELİRSİZLİK
- BİLGİSİZLİK ile/değil CAHİLLİK/CEHÂLET
( Cehâlet ve zulmü kaldır, hidayet oradadır. )
( Hayatı amaçsız yaşamak. )
( Zekâ, doğruluk Hürmüz'ün; cehalet, yalan ise Ehrimen'in sıfatlarıdır. )
( [not] UNINFORMED vs./but IGNORANCE )
- BİLGİSİZLİK/CEHÂLET ile/ve/değil EŞİK
- BİLGİTEY(LİSE) ile/ve/<>/> BİLİMTEY(ÜNİVERSİTE)
- BİLGİYE ERİŞİM:
GÖZLEM ve/+/||/<>/>/< SEZGİ ve/+/||/<>/>/< FARKINDALIK
- [ne yazık ki]
BİLGİ YETERSİZLİĞİ ve/||/<>/> ÖNYARGI
- BİLGİYİ:
KULLANMAK ile/ve/<> DÜZENLEMEK
( INFORMATION: TO USE vs./and TO ORGANIZE )
- BİLİ- ile/||/<> CHOL-/CHOLE-/CHOLO-/-CHOLO-/CHOLİA- ile/||/<> CHOLEDOCH-/CHOLEDOCHO-
( Safra, safradan gelişen. İLE/||/<> Safra, safra ile ilgili. İLE/||/<> Safra taşıyan. )
- BİLİM:
BİLİNMEYENDEN, BİLİNEBİLECEK OLANA YAPILAN YOLCULUK değil BİLİNENDEN, BİLİNMEYENE YAPILAN YOLCULUK
- BİLİM DEĞERLERİNDE:
GÖZLEM/VERİ/OLGU ÖBEĞİNDE DESTEKLENME ve/||/<>/> DENEYE DUYARLILIK ve/||/<>/> KURAMA DUYARLILIK ve/||/<>/> MATEMATİKSELLİK ve/||/<>/> YARARLILIK-İŞLEVSELLİK ve/||/<>/> GERÇEKLİĞİ BETİMLEYEBİLME
- BİLİM DERGİSİ ile DERGİ ile GAZETECİLİK ile GAZETECİ
( JOURNAL OF SCIENCE vs. JOURNAL vs. JOURNALISM vs. JOURNALIST )
( مجله ile جرنال ile ژورنال ile جورنال ile دفتر يوميه ile جورنال ساينس ile خبرنگاري ile مقاله نويسي ile روزنامه نگاري ile جريده نگار ile روزنامه نگار ile مقاله نويس )
( MAJLEH ile جرنال ile ZHORNAL ile JORNAL ile DAFTAR YVAMYYEH ile جورنال ساينس ile KHBARNEGARY ile MOGHALEH NOYSY ile RUZNAMEH NEGARY ile JARYDAH NEGAR ile RUZNAMEH NEGAR ile MOGHALEH NOYS )
- (B)İLİM İÇİN GEREKENLER:
GURBET ve/||/<> SABIR ve/||/<> KILAVUZ/ÜSTAD ve/||/<> FAKR-U ZARÛRET
- BİLİM İLE DİN İLİŞKİSİ "YORUMLAMASINDA":
ÇATIŞTIRMACI/LIK ile ONAYLAYICI/LIK ile GEÇİŞLİ/LİK ile BİRLİKTE/LİK
( Üst-alt. İLE Yanyana. İLE Teğet/paralel. İLE Kesişim.[bazı noktalarda ve belirli oranlarda] )
- BİLİM KİŞİSİ:
BİLİR ve/||/<>/> KANITLAR ve/||/<>/> DİKKAT EDİLMESİNİ İSTER
( Sanmaz. VE/||/<>/> İnandırmaya çalışmaz. VE/||/<>/> Güvenilmeyi beklemez. )
- BİLİM[İng. SCIENCE] ile/||/<> ADEN- ile/||/<> AERODİNAMİK[İng. AERODYNAMICS] ile/||/<> ALOMETRİ[İng. ALLOMETRY] ile/||/<> ALOPATRİK MODEL[İng. ALLOPATRIC MODEL] ile/||/<> ANATOMİ[İng. ANATOMY] ile/||/<> ETOLOJİ[İng. ETHOLOGY] ile/||/<> FİZYOLOJİ[İng. PHYSIOLOGY]
( Evrendeki doğal olguları deney ve gözlemlerden elde edilen verilerle sistematik bir biçimde inceleyerek açıklamaya çalışan entelektüel ve pratik disiplin. Natüralist bir metodoloji ile doğru bilgiye ulaşmayı amaçlar. Bu alandaki araştırmacılara "bilim insanı" denir. Fizik, kimya, biyoloji ve jeoloji gibi çeşitli dalları bulunur. Bu alanda elde edilen bilgiler zaman içinde güncel veriler ışığında değişebilir, genişletilebilir ya da çürütülebilir. @@ "Bez" anlamına gelen bir ön ektir. Örneğin, "adenoloji" sözcüğü "bez bilimi" anlamına gelmektedir. @@ Hareket halinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkileri inceleyen bilim dalıdır. Genellikle akışkanların ve spesifik olarak gazların hareketini inceler. @@ Vücut büyüklüğünün vücudun şekline, anatomiye, fizyolojiye ve davranışa bağlı olan ilişkisini inceleyen bilim dalıdır. Çoğu zaman, bir canlının gelişimi sırasında farklı parçalarının ya da boyutlarının farklı büyüme miktarı göstermesi için kullanılsa da sadece asimetrik büyüme analizini içermez. Bir organizmanın vücut biçimi, gelişim süresince farklı parçalarının oransal büyüme hızına bağlıdır. Vücudun kendine özgü şeklini almasını sağlayan bu orantılı büyümeye alometrik büyüme denir. Örneğin baş; insanın gelişimi sırasında vücuda oranla daha yavaş, bacaklar ise daha hızlı gelişmektedir. @@ Bir popülasyonun izole olduğunda seçilimin ve sürüklenmenin izolasyonun iki yanındaki popülasyonlara bağımsız olarak etki etmesi yoluyla türleşmenin gerçekleştiğini ileri süren hipotezdir. Günümüzde bilimsel gerçek olarak görülmektedir. @@ Canlıların vücut yapısını ve düzenlerini tanımlayan ve inceleyen bilim dalıdır. @@ Hayvan davranışlarını inceleyen zooloji alt dalıdır. Davranışçılık akımından farklı olarak, hayvanların doğal ortamlarında gözlenmesi gerektiği ekolüne sahiptirler; ancak artık ikisini de kapsayıcı bir çatı olarak görülmektedir. Etoloji, özellikle evrim, nöroanatomi ve ekoloji gibi bazı bilim dallarıyla sıkı işbirliği içinde yürütülen, laboratuvar ve alan çalışmalarını kapsar. Etolojinin amacı belirli bir hayvan grubunu değil, onların davranışlarını incelemektir ve çoğu kez tek bir davranış kalıbının, örneğin saldırganlığın değişik hayvanlarda nasıl ortaya çıktığını araştırır. Nöroetoloji olarak ayrılmış, sinirbilimin daha aktif dahil olduğu bir dalı bulunur. Özellikle etoloji üzerinde çalışan zoologlara etolog adı verilir.Modern etolojinin 1930 senesinde Hollandalı Nikolaas Tinbergen ile Avusturyalı etologlar Konrad Lorenz ve Karl von Frisch'in çalışmalarıyla başladığı kabul edilmektedir. Üçlü, yaptıkları çalışmalardan ötürü 1973 Nobel Fizyoloji Ödülü'nü paylaşmışlardır. @@ Canlı organizmaları ve sistemlerinin parçalarının işlevlerini inceleyen bilim dalıdır. Organizmaların, organ sistemlerinin, organların, gözelerin ve biyomoleküllerin canlı sistemi içinde işlevlerini nasıl yerine getirdiklerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini kapsar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BİLİM TERİMİ/KAVRAMINDA:
1924 ve/<>/< 1837
( Kuvantum kuramının ortaya çıkmasıyla, artık, bilim, önü açık, önceden kestirilemeyen bir düşünme tarzı olarak görülmeye başlamıştır. [Burada, büyük oranda, kast edilen, doğa bilimleri, özellikle de fiziktir.] VE/<>/< "Deneysel Bilimlerin Tarihi"(Bilimsel History of Experimental Science) [William Whewels] kitabının yayımlanmasıyla, science[bugünkü anlamdaki bilim] terimi, tarihsel gelişimi de dikkate alınarak artık ayrı bir bilme yöntemi, tarzı olarak tanımlanmış ve kullanılmaya başlanmıştır. )
- BİLİM VE SANAT'TA ÜÇ DÖNEM:
KLASİK ile/ve/||/<>/> MODERN ile/ve/||/<>/> MODERN SONRASI(POSTMODERN)
( 600 - 1600 arası. İLE/VE/||/<>/> 1600 - 1950 arası. İLE/VE/||/<>/> 1950 ve sonrası. )
- BİLİM VE TEKNOLOJİ TOPLUMU ile BİLİMSEL OKURYAZARLIK
( Bilimin ve teknolojinin toplumdaki rolünü inceleyen bir dal. İLE Bireylerin bilimsel bilgiyi nasıl anlayıp yorumlayabileceklerini, bilimsel kanıtları nasıl değerlendirebileceklerini ve bilimsel bulguları nasıl kullanarak bilinçli kararlar verebileceklerini inceler. )
- BİLİM ile AKSİYOMATİK ZEMİN
- BİLİM ile/ve GEÇERLİLİK
( vs./and/||/<>/and VALIDITY )
- İLİM[Osm.] / SCIENCE[İng.] / SCIENCE[Fr.] / WISSENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLİM
- BİLİM = İLİM = SCIENCE[İng., Fr.] = WISSENSCHAFT[Alm.] = SCIENZA[İt.] = CIENCIA[İsp.]
- BİLİM ile/ve YORUMBİLİM/HERMENEUTİK
- BİLİMADAMI ile/ve/değil BİLEN KİŞİ
- BİLİMBİREYİ BENZETMELERİNDE:
"KARINCA" ile/ve "ÖRÜMCEK" ile/ve "ARI"
( Toplar ve istif eder. / Bazı bilimkişileri için geçerlidir. İLE/VE Örer ve bekler. / Bazı bilimkişileri, kurgular ve bekler. İLE/VE Toplar, özümser ve sunar. / Bazı bilimkişileri, olguları toplar, kuram içinde üretir ve sunar. )
( FRANCIS BACON - NOVUM ORGANON )
- BİLİMBİREYİ ile/ve/değil/yerine DOĞA FİLOZOFU
( Bugünkü anlamda "Bilim" sözcüğünün kullanımı ilk kez ancak 1837 civarında kullanılmaya başlanmıştır. Dolayısıyla 1837 öncesi uğraşlara "doğa felsefesi" ve bu alanda çalışma yapanlara "bilimkişisi" değil "doğa filozofu" tanımı kullanılmaktadır. )
( Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir. )
( ... ile/ve/değil PERİPATETİK | MEŞŞAİ )
( Görüşmelerimiz sırasında, ... tutarlı bir biçimde, "bilgi kişisi" sözcüklerini kullanıyor ya da bu kavrama göndermeler yapıyordu. Ama bununla ne demek istediğini hiç açıklamamıştı. Bunu, ona sordum.
"Bilgi kişisi, öğrenimin zorluklarına katlanmayı göze almış kişidir," diye yanıtladı. "Acele etmeden, bocalamadan, erk ve bilgi gizlerinin sökülmesi, çözülmesi yolunda, gidebileceği son aşamaya varmış olan bir kişidir."
"Her isteyen, bilgi kişisi olabilir mi?"
"Hayır, herkes olamaz."
"Bilgi kişisi olmak için insan ne yapmalıdır öyleyse?"
"Dört doğal düşmanına meydan okuyup onları yenmelidir."
"O dört düşmanını yenen bir kişi, bilgi kişisi olur mu?"
"Evet. Ancak, dört düşmanının her birini yenebilen kişiye, 'bilgi kişisi' denir."
"Bu düşmanları yenen herkes, 'bilgi kişisi' olur mu?"
"Hepsini yenen herkes, 'bilgi kişisi' olur."
"Bu düşmanlarla savaşıma geçmeden önce, yapılması gereken başka şeyler yok mudur?"
"Yoktur. Her isteyen, bilgi kişisi, olmayı deneyebilir ama çok azı gerçekten başarır bu işi -doğal bir şey bu-. Bilgi kişisi olma yolunda karşılaşılan düşmanlar, gerçekten korkunç şeylerdir; çoğu kişi, yenik düşer onlara."
"Nasıl düşmanlar bunlar, ... ?
Düşmanlar konusunda konuşmak istemedi. Bu konuyu anlamam için daha çok zaman olduğunu söyledi. Sözü değiştirmemek amacıyla benim bir bilgi kişisi olup olamayacağımı sordum. Bunu kimsenin kestiremeyeceğini bildirdi. Ama bir bilgi kişisi olup olamayacağımı gösteren herhangi bir ipucu bulunup bulunmadığını ısrarla sorunca, bunun, o dört düşmanla savaşımımın sonucuna bağlı olduğunu -onları yenebiliyor muyum yoksa onlara yeniliyor muyum- ama o savaşımın sonucunu şimdiden bilmesinin olanaksızlığını belirtti.
"Savaşımın sonucunu görebilmek için büyü yapmak ya da fala bakmak olanaklı mıdır?" diye sordum. Hiçkimsenin, ne araç kullanırsa kullansın, bu savaşımın sonucunu önceden bilemeyeceğini, kesin bir dille anlattı. Neden olarak da bilgi kişisi olmanın, geçici bir şey olduğunu gösterdi. Bu noktayı açıklamasını istediğimde, yanıtı şöyle oldu:
"Bilgi kişisi olmak sürekli değildir! Bir kişi, tam olarak bilgi insanı olamaz. Ancak, çok kısa bir an için olunuverir. Dört düşmanı yendikten sonra!"
"Söylesene, nasıl düşmanlar bunlar?"
Yanıt vermedi. Yine üsteledim ama konuyu değiştirdi ve başka şeyler anlatmaya başladı.
( Ertesi gün... )
Gitmeye hazırlanıyorken, birden, bilgi kişinin düşmanlarını yine sormak geldi içimden. Uzun süre uzakta kalacağımı, söyleyeceklerini yazarsam, bu konuları düşünme fırsatını bulabileceğimi anlatarak onu ikna etmeye çalıştım.
Bir süre, ikircikli, bekledi; sonra konuşmaya başladı:
"Bir kişi, öğrenmeye başlayınca, amaçlarının neler olduğunu kesin olarak bilmez. Başka bir niyeti vardır, amaçları belirgin değildir. Hiçbir zaman gerçekleşemeyecek ödüller ummaktadır. Çünkü, öğrenmenin "zorluklarını" bilmiyordur henüz."
"Yavaş yavaş öğrenmeye başlar -önceleri azar azar, sonra da büyük parçalar halinde-. Çok geçmeden, düşünceleri çatışır. Öğrendiği şey, umduğu, düşlediği gibi çıkmamıştır; bu durum, onu korkutur. Öğrenim, hiç de beklendiği gibi olmamıştır. Öğreniminin her adımı, yepyeni görevler yükler kişiye; kişinin korkuları, acımasızca birikir, baş kaldırır. Bir savaş alanına döner yaşamı.
"İşte, doğal düşmanların birincisiyle böyle karşılaşılır: Korkuyla! Yenmesi güç, hain, korkunç bir düşmandır korku. Tüm yol boyunca saklanır, ummadığın yerlerde, sinsi sinsi bekler seni. Eğer, onu karşında gördüğün zaman, kaçmaya başlarsan, unut artık bilgiye ulaşmayı."
"Korkup kaçan kişiye ne olur?"
"Bir şey olmaz. Ama öğrenemez bir daha. Korkusunu göğüslemesi, korkusuna karşın, öğrenme yolunda, bir adım daha ilerlemeyi göze alması gerekir. Bir adım daha, bir adım daha. Korkuyla dolmalı... Evet! Ama korksa da ilerlemeyi sürdürmeli, durmamalı! Bu işin yöntemi böyledir! Bu birinci düşmanın, pes edeceği bir an gelecektir. Kişiye, güven gelir. Niyeti daha da güçlenir. Öğrenmeyi, öyle korkutucu bir şey gibi görmez artık."
"Bu sevinçli an gelince, birinci doğal düşmanını yendiğini çok iyi bilir kişi."
"Hemen mi olur bu, yoksa, azar azar mı?
"Azar azar olur ama korkusunun kaybolması çabuk olur. Birdenbire olur."
"Ama yeni bir şeyler gelirse başına, yine korkmaz mı kişi?"
"Hayır. Korkusunu, bir kez yitirmeyegörsün. Kişi, artık yaşamında korku nedir bilmez. Korkunun yerini, zihin berraklığı alır -korkuyu silen bir zihin berraklığı-. Artık, o kişi, ne istediğini biliyordur; o isteklerini nasıl doyuracağını da biliyordur. Yeni öğrenimleri kazanmak için adımlarını nasıl atması gerektiğini sezer; her şey apaçık çıkmıştır ortaya. Artık, hiçbir şey saklı değildir bu kişiden."
"Bu da, ikinci düşmanın karşısına çıkarır onu: Berraklık! Ulaşılması, o denli zor olan zihin berraklığı, korkuyu kovar ama kör eder insanı aynı zamanda."
"Kişinin, kendinden kuşku duymasına yol açar, istediği şeyi yapabileceği inancını verir ona. Çünkü, o kişi, artık, herşeyi apaçık görebilmektedir. Berraklığın yüreklendirdiği kişi, bir türlü durmak bilmez. Ama büyük bir hata yapmaktadır. Bu işin, bir eksik yanı vardır. Kişi, kendini bu sözde erke bırakırsa, ikinci düşmanına boyun eğmiş sayılır. Ve öğrenme diye bir şey kalmaz. Sabırlı olması gereken yerde aceleci olacak ya da acele edilmesi gereken yerde sabırlı olmayı yeğleyecektir. Zaman gelecek, artık, yeni bir şey öğrenme yetisini yitirecektir."
"Bu tür bir yenilgiye uğrayan kişiye ne olur? Ölür mü?"
"Hayır, ölmez. İkinci düşmanı, bu kişinin, bir bilgi insanı olma çabasını kösteklemiştir; artık, bu kişi, bilgi insanı olmayı istemek yerine, devingen, kıvrak bir savaşçı olmayı yeğleyebilir. Ya da soytarı olmayı. Ne var ki, kendine pek pahalıya mal olan o berraklık, hiçbir zaman karanlığa ve korkuya dönüşmeyecektir. Yaşam boyunca, her şeyi açıkça görecektir ama yeni bir şey öğrenemeyecektir, öğrenme özlemi çekmeyecektir."
"Ama yenilmemek için yapabileceği bir şey yok mudur?"
"Korkuyu nasıl aşmışsa yine öyle yapmalıdır. Berraklığa, meydan okumalıdır. Elde ettiği berraklığı, önünü daha iyi görüp yeni adımlarını ona göre atmak için kullanmalıdır. En önemlisi de, berraklığının, bir yanlışlık sonucu ortaya çıktığını düşünmelidir. Ve öyle bir an gelecektir ki, bu berraklığın, gözleri önündeki bir noktadan başka bir şey olmadığını anlayacaktır. Böylece, ikinci düşmanını da yenmiş olacaktır. Artık, hiçbir şeyin, ona zarar veremeyeceği bir yere ulaşacaktır. Bu, bir hata olmayacaktır. Bu, gerçek bir erk(güç) olacaktır."
"Bu yere ulaşınca, ardından koştuğu erke, sonunda kavuştuğunu bilecektir. Ne isterse yapar artık bu erkle. Dostu, onun buyruğundadır artık. Ne isterse, yasa odur. Çevresinde ne varsa görmektedir. Ne var ki, üçüncü düşman dikiliverir karşısına: Erk!
"Düşmanların en güçlüsüdür erk. En doğal şey, ona boyun eğmektir. Öyle ya... O kişinin buyruğunda değil midir erk!? Buyurur; kimi sakıncaları göze ala ala, kendi yasalarını, kendi yapar. Çünkü, buyruk ondadır."
"Bu durumdaki biri, yaklaşmakta olan üçüncü düşmanın, pek farkına varmaz. Bir bakmışsın, birdenbire, haberi bile olmadan yitivermiş savaşımı. Düşmanı, onu, kıyıcı, tutarsız bir adam haline getirivermiş..."
"Erkini yitirir mi?"
"Hayır, berraklığını da erkini de hiçbir zaman yitirmez."
"Bilgi kişinindan farkı nedir, öyleyse?"
"Kendi erkine yenilen bir kişi, onu, doğru dürüst yönlendiremeden ölür gider. Yazgısının üstüne, yük gibi biner erki. Böyle biri, kendini yönetemez ve bilmez erkini, ne zaman ya da nasıl kullanması gerektiğini."
"Bu düşmanlardan birine yenilirsen, bu kesin bir yenilgi mi demektir?"
"Evet, kesin yenilgi olur bu. Bu düşmanlardan biri, insanı yenmeyegörsün, artık yapılabilecek bir şey kalmaz."
"Örneğin, erke yenilen bir kişi, yanlışını görerek, durumu düzeltebilir mi?"
"Düzeltemez. Bir kere yenilmeyegörsün, işi bitmiştir artık."
"Ya geçiciyse erke aldanması; ya erki teperse zamanında?"
"Savaşım sürüyor sayılır o durumda. Hâlâ 'bilgi insanı' olmaya çalışıyor demektir bu. Artık, hiç çabalamıyorsa, kendini koyuverirse yenilmiş olur bu kişi ancak."
"Ama bir insan yıllarca korkuya yenik düşebilir ve sonunda korkusunu yenebilir."
"Hayır, doğru değildir bu. Korkuya kapılırsan, korkuyu yenemezsin; çünkü, öğrenmekten ürküyorsundur, öğrenmek için çaba göstermiyorsundur. Ama korkusunun içinde yıllar boyunca sürdürürse öğrenme çabasını, ola ki, korkusunu yenebilir. Çünkü, kendini, korkuya tümüyle bırakmamıştır."
"Üçüncü düşmanı nasıl yeneriz?"
"Ona karşı çıkarak. Bile bile... Kendimizin olmadığını kavrayarak. Tüm öğrendiklerimizi, dikkatle ve inançla kullanarak, sürekli olarak sınırlarımızı zorlamayarak... Kendimizi denetleme durumunda, berraklığın ve erkin, hatalardan da kötü olduğunu görebilirsek, her şeyi denetimimiz altında bulundurduğumuz bir noktaya erişebiliriz. İşte, o noktada, erkimizi nasıl ve ne zaman kullanabileceğimizi biliriz. Üçüncü düşmanı böylece yenmiş oluruz."
"Bu da kişiyi, öğrenim yolculuğunun sonuna getirir. Bir de ne görürsün! Sonuncu düşman, karşına dikilmiş durmaktadır: Yaşlılık! Düşmanların en acımasızıdır bu. Hiçbir zaman, tümüyle yenemeyeceğimiz bir düşman... Sürekli olarak savaşıp uzak tutmaya çalışmaktan başka yapılacak bir şey yoktur."
"İşte, bu dönemde, kişi, hiçbir şeyden korkmaz; zihni berraktır, sabırsız değildir -tüm erkleri denetimi altındadır-. Ne var ki, bu dönem, aynı zamanda, boyun eğmeyen bir dinlenme isteğinin ortaya çıktığı bir dönemdir. Bir yere uzanmak, unutmak isteğine bırakırsa kendini; yorulur yorulmaz, sürdürdüğü çabayı bırakırsa, son olanağını kaybetmiş olur. Titrek, yaşlı bir yaratık durumuna sokuverir onu düşmanı. Çekilme arzusu, tüm berraklığını, erkini ve bilgisini bastırır."
"Ama kişi, silkinir de yorgunluğundan sıyrılır, yaşamının gereklerini sürdürürse, bu son yenilmez düşmanıyla savaşımda bir an bile olsa başarılı olursa, işte o zaman 'bilgi insanı' olmuş demektir. Berraklığın, erkin ve bilginin egemen olduğu bu an, yeterlidir onun için." )
- BİLİM/BİLİMDE/BİLİMSELLİKTE:
(ÖNCELİKLE) VAR OLANIN[MEVCUD/ONTOS] ve/||/<>/> DOĞANIN ve/||/<>/> DOĞAL)
NESNE ve/||/<>/> OLAY ve/||/<>/> OLGU ve/||/<>/> DURUM ve/||/<>/> İLİŞKİLERİN
(VE ANCAK DAHA SONRA) ÜRETİLMİŞ NESNELERİN
(VE EN SON OLARAK) KİŞİLERİN ve/||/<>/> TOPLULUKLARIN ve/||/<>/> TOPLUMUN/TOPLUMLARDA YAŞANMIŞ/YAŞANAN/YAŞANABİLEN
OLAY ve/||/<>/> OLGU ve/||/<>/> DURUM ve/||/<>/> İLİŞKİLERİN
(ÖNCEDEN TANIMLANMIŞ ve/||/<>/> BELİRLENMİŞ BİR YÖNTEM ve/||/<>/> ARACA BAĞLI OLARAK)
(İSTİDLÂLÎ/RASYONEL [AKIL İLE])
ÖLÇÜLÜ ve/||/<>/> ÖLÇÜLEBİLİR/ÖLÇÜMLENEBİLİR
NEDENSEL ve/||/<>/> KAVRAMSAL ve/||/<>/> ELEŞTİREL (OLANAK ve/||/<>/> SINIRLARI İÇİNDE)
KANITLI ve/||/<>/> DÜZENLİ ve/||/<>/> TUTARLI (BİR BİÇİMDE)
KAMUSAL/LIK ve/||/<>/> TEKRARLANABİLİR/LİK ve/||/<>/> DENETLENEBİLİR/LİK ve/||/<>/> PAYLAŞILABİLİR/LİK (KOŞULLARINDA)
TANIM ve/||/<>/> İŞLEV ve/||/<>/> YARARA (KONU OLABİLEN/OLABİLECEK)
VERİ ve/||/<>/> BİLİ ve/||/<>/> BİLGİ/Sİ
- BİLİMDE:
KLASİK ile/ve/<> MODERN ile/ve/<> POSTMODERN
( Belirlilik. İLE/VE/<> Belirsizlik. İLE/VE/<> Karmaşa. )
( Newton Fiziği. İLE/VE/<> Kuantum Fiziği. İLE/VE/<> Kaos kuramı. )
( Başlangıç koşulları sonucu belirler. İLE/VE/<> Olasılıkların toplamı %100 belirlidir. İLE/VE/<> Başlangıç koşullarındaki küçük farklar, sona doğru çok büyük farklar oluşturabilir. )
- BİLİMDEN/İLİMDEN YARARLANANLAR:
SORAN ile/ve/||/<> YANITLAYAN ile/ve/||/<> DİNLEYEN ile/ve/||/<> SEVGİSİ/İLGİSİ OLAN
- BİLİME BAŞLANGIÇTA:
KONU ve YARAR
- BİLİME İNANMAK değil BİLİMİ/BİLİMSELLİĞİ ÖNCELİKLİ KILMAK/TUTMAK
( Bilim/bilimsellik, olay, olgu ve kavramları değerlendirmede/yorumlamada/konuşmada, olmazsa olmaz, aslolan ve öncelikli olanın, yanlı ya da keyfî davranmayarak, kendini/birini/kişiyi merkeze almadan (bu tavır ve tutumu anımsayarak/anımsatarak, göstererek), dayanakçalı düşünerek, konuşarak ve davranarak sağlanabilir/gösterilebilir. )
( Bilim/bilimsellik, doğrulanabilirlik ya da kanıt üzerinden değil yanlışlanana kadar doğru kabul etme gerekliliği ilkesiyle işleyen ve sürdürülebilen bir araç, yaklaşım ve tutumdur. )
- BİLİMİN GELİŞİMİNDE:
AKADEMİLER ve ARAŞTIRMA MERKEZLERİ ve MÜZELER(KÜLLİYE)
- BİLİMKURGU ile ÖNGÖRÜ
- [ne yazık ki]
(B)İLİMLE (B)İLGİLENENLERE:
"OKUMUYOR" ile/ve/||/<> "ÇALIŞMIYOR" ile/ve/||/<> "AÇGÖZLÜ" ile/ve/||/<> "İDEALSİZ"
( [ne yazık ki] Uğraşmayana "dedikleri". İLE/VE/||/<> Meşgul olana "dedikleri". İLE/VE/||/<> Hem (b)ilimle, hem ticaretle uğraşanlara "dedikleri". İLE/VE/||/<> Ne (b)ilimle, ne de ticaretle uğraşanlara "dedikleri".[Bu dedikodulara kulağımızı tıkamayı öğrendiğimiz oranda başarıyı elde ederiz.] )
- BİLİM/LER ve DİZGESELLİK
- BİLİM/MATEMATİK/TARİH/HUKUK ...
"DİYOR Kİ / ŞUNU/BUNU SÖYLÜYOR" değil BİLİMSEL/MATEMATİKSEL/TARİHSEL/HUKUKSAL AÇIKLAMASI/KARŞILIĞI ŞU/BU
- BİLİMSEL TUTUM/DURUŞ ve/||/<> FELSEFÎ ANLAYIŞ ve/||/<> SANATSAL/ESTETİK DUYARLILIK ve/||/<> HAREKETLİ(SPORCUL) YAŞAM
( Hayret. VE/||/<> Hayranlık. VE/||/<> Aşk. VE/||/<> Coşku. )
- BİLİMSEL YAYINCILIK ile AKADEMİK DOĞRULUK/DÜRÜSTLÜK[Fars.]
( Bilimsel bulguların yazılı olarak yayınlanması ve paylaşılması süreci. İLE Bilimsel araştırmalarda dürüst ve etik davranmayı gerektirir. )
- BİLİMSEL ile/ve/değil ÇIKARIMSAL
- BİLİMSEL ile/ve/||/<> EVRENİN BİLİMSELLİĞİ
- BİLİMSEL ile/ve/<> GELENEKSEL
( vs./and/||/<>/and TRADITIONAL )
- BİLİMSEL/LİK YANINDA/KARŞISINDA:
[ne] SALTANAT ne de SANAT
- BİLİMSELLİKTE:
DOĞRULANABİLİRLİK ile/ve/değil/<> YANLIŞLANABİLİRLİK[YANLIŞLANANA KADAR GEÇERLİLİK]
- BİLİMSELLİKTE:
"YANLIŞLANAMAZLIK" ile/değil YANLIŞLANABİLİRLİK
- BİLİMTEY = MEDRESE = UNIVERSITY[İng.] = UNIVERSITÉ[Fr.] = UNIVERSITÄT[Alm.] = UNIVERSITÀ[İt.] = UNIVERSIDAD[İsp.]
- BİLİMTEY'DE:
SANATÇI YETİŞTİRMEK ve/||/<>/< SANATÇININ DEĞERİNİ BİLMEK
- BİLİNÇ ile/ve/değil/||/<>/< DOLANIKLIK
- BİLİNÇ ile/ve/<> FARKINDALIK
( Bilincin düzeyleri vardır fakat farkındalığın yoktur. )
( Bilinç, ikilik hakkındadır. Farkındalık halinde ise ikilik yoktur. )
( Bilinç, gelir ve gider, farkındalık ise değişmeksizin parlar. )
( Bilinçten farkındalığa bir geçiş olamaz, çünkü farkındalık bir bilinç biçimi değildir. )
( Devinim durumundaki bilinç, mutluluktur. )
( Bilinç, tümüyle değişimin bilincidir. )
( Bilinç, hareketsiz iken varlıktır. )
( Bilinç, varlığın tümü değildir. )
( Bilinç görelidir, içeriğine göredir; bilinç her zaman bir şeyle ilgili, bir şeye aittir. )
( Yaşayan her şey bilinci korumak, sürdürmek ve genişletmek için çalışır. )
( Bilinci, bilinç parlatır. )
( Bilincinde olduğunuz şey siz değildir. )
( Bilincinde olduklarınızın hiçbiri değilsiniz. )
( Bilincin ötesinde tezahür etmemiş olan yatar. )
( Bilincin ötesinde zaman ve uzay yoktur. )
( Bilincim var fakat bilincimin bilincine gereksinimim var. )
( Bilincin, bencilliğinin dürüstlüğünün ölçüsüdür. )
( Bilince ve onun içeriğine tutunmayın. )
( Bilincinizin içeriği ile büyülenmeyi bırakın. )
( Bilinçli bir varolan olarak, doğanın bir parçasısınız. Farkındalık olarak ise onun ötesindesiniz. )
( Bir kâğıttaki bir deliğin hem kâğıtta oluşu hem de kâğıttan olmayışı gibi, en yüce hal de bilincin tam merkezinde ama yine de bilinçten ötedir. )
( Gerçekten sahip olduğunuz şeyin bilincinde olmazsınız. )
( Sahip olduğunuzda artık onun bilincinde olmazsınız. )
( Farkındalık, bir nesnesi ve hedefi olduğunda bilinç olur. )
( Farkındalık, kendi başına, devinimsiz ve zamansız, burada ve şimdidir. )
( Farkındalık, zihnin kendi ötesinde gerçeğe uzandığı noktadır. )
( Farkındalık durumu içindeyken aradığımız, bizi hoşnut eden değil doğru olandır. )
( Farkındalık halinde olgularla yüzleşirsiniz, gerçek olguları sever. )
( Farkındalık, zamana ilişkin değildir. )
( Farkındalık, her zaman sizinledir. )
( Farkındalık, bütün, değişmez, sakin ve sessizdir. Ve o tüm deneyimlerin ortak matrisi(ana kalıbı)dir. )
( Farkındalık, tüm zamanı ve uzayı içerir. )
( Şefkatli farkındalık iyileştirir ve yanlıştan kurtarır. )
( Doğayı sadece bilinç olarak görmek, farkındalıktır. )
( Önce farkındalığın güneşi doğmalı - ardından hepsi gelecektir. )
( Bir kalemin minicik ucu nasıl sayısız resim çizebilirse, öylece, farkındalığın boyutsuz noktası da koskoca evrenin içeriğini çizer. Siz işte o noktayı bulun ve özgür olun. )
( Olay hoş ya da nahoş olabilir, küçük ya da önemli olabilir, farkındalık hep aynıdır, değişmez. )
( Kökenlere inin, çok geçmeden, farkındalığın sizin gerçek doğanız olduğunu ve farkında olduğunuz hiçbir şeyin kendinize ait olduğunu söyleyemeyeceğinizi fark edeceksiniz. )
( Öz-Farkındalık içinde kendinizi öğrenirsiniz. )
( Öz-Farkındalık, size her adımda ne yapılması gerektiğini bildirir. )
( Öz-farkındalık, tüm hayırların size akmasını sağlar. )
( Yolculuğun başlangıcında arınmaya ve yıkanmaya, berraklaşmaya gereksinim vardır, bunu da farkındalık hali sağlayabilir. )
( Bilincin ötesindeki Saf Farkındalık en yüce Mürşit'tir. )
( Kişi tanığa katılır, tanık farkındalığa, farkındalık ise saf varoluş katılır; bununla birlikte, kimlik kaybolmaz, yalnızca onun sınırlılığı kaybolur. )
( Gövdeyi beyin gözetir, beyni bilinç aydınlatır; bilinç farkındalığın gözetimindedir. )
( Gövdemiz ve zihnimiz, ikisi de zamana tabilerdir; sadece farkındalık, zaman-ötesidir. )
( Farkındalığın ötesine geçtiğinizde birlik hali vardır. )
( Farkındalığınızla işe koyulun, zihninizle değil. )
( Farkındayım, çünkü hiçbir şey imgelemiyorum. )
( Ehl-i butlânın sözün tercih eden, âdem midir?
Âdem ol! İsterse hasm olsun bütün âlem sana
[ Bâtıl ehlinin sözünü yeğleyen, insan mıdır?
İnsan ol da isterse bütün dünya düşman olsun sana ] )
( There are levels in consciousness, but not in awareness.
Consciousness is of duality. There is no duality in awareness.
Consciousness comes and goes, awareness shines immutably.
There can be no transition from consciousness to awareness, for awareness is not a form of consciousness.
Consciousness is relative to it's content; consciousness is always of something.
Awareness is total, changeless, calm and silent. And it is the common matrix of every experience.
Awareness is not of time.
Consciousness is not the whole of being.
Awareness is always with you.
All that lives, works for protecting, perpetuating and expanding consciousness.
Beyond consciousness altogether lies the unmanifested.
Beyond consciousness where are time and space?
Like a hole in the paper is both in the paper and yet not of paper, so is the supreme state in the very centre of consciousness, and yet beyond consciousness.
Consciousness in movement is happiness.
Consciousness motionless is being.
You are nothing that you are conscious of.
The body is looked after by the brain, the brain is illumined by consciousness; awareness watches over consciousness.
Cease being fascinated by the content of your consciousness.
As a conscious self you are a part of nature. As awareness, you are beyond.
Do not hold on to consciousness and its contents.
What is really your own, you are not conscious of.
When you have it, you are no longer conscious of it.
What you are conscious of is not you.
Awareness is the point at which the mind reaches out beyond itself into reality.
In awareness you seek not what pleases, but what is true.
Awareness becomes consciousness when it has an object.
Awareness by itself is motionless and timeless, here and now.
In awareness you are facing facts and reality is fond of facts.
Awareness contains all space and time.
Compassionate awareness heals and redeems.
The sun of awareness must rise first - all else will follow.
Self-awareness tells you at every step what needs be done.
The event may be pleasant or unpleasant, minor or important, awareness is the same.
Go to the root of pure awareness and you will soon realise that awareness is your true nature and nothing you may be aware of, you can call your own.
Into self-awareness all blessings flow.
The clarification and purification needed at the very start of the journey, only awareness can give.
Pure awareness beyond consciousness is the supreme Guru.
The person merges into the witness, the witness into awareness, awareness into pure being, yet identity is not lost, only its limitations are lost.
Your body and your mind are both subject to time; only awareness is timeless.
When you go beyond awareness, there is a state of non-duality.
Put your awareness to work, not your mind.
I am aware, for I imagine nothing. )
( İçerikle ilgilidir. İLE/VE/<> Bütünlükle ilgilidir. )
(
)
( CONSCIOUSNESS vs./and/<> AWARENESS )
( ... ile/ve/<> VYAKTA )
( YISHI ile/ve/<> ... )
- BİLİNÇ ile/<> HUKUKUN YAYGINLAŞTIRILMASI
- BİLİNÇ = ŞUUR = CONSCIOUSNESS[İng.] = CONSCIENCE[Fr.] = BEWUSSTSEIN[Alm.] = CONSCIENTIA[Lat.] = SYNEIDESIS[Yun.] = CONCIENCIA[İsp.]
- BİLİNÇALTI ile BİLİNÇALTI REKLAM
- BİLİNÇALTI" ile/değil/||/<>/< BİLİNÇDIŞI
( Biraz dikkatli olmakla ve kendinizi yakından gözlemlemekle göreceksiniz ki hiçbir olay sizin bilinciniz dışında değildir. )
( )
( A little of attentiveness, of close observation of oneself, and you will see that no event is outside your consciousness. )
( SUBCONSCIOUS vs./and/<> UNCONSCIOUS )
(1996'dan beri)