Bugün[26 Mayıs 2026]
itibarı ile 32.035 başlık/FaRk ile birlikte,
32.035 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(89/130)


- MÜVELLİDULHUMUZALI SU[Osm.] / HYDROGEN PEROXIDE, HYDROGEN DIOXIDE, OXYGEN WATER[İng.] / EAU OXYGÉNÉE, EAU OXYGÉNÉ[Fr.] / WASSERSTOFFSUPEROXYD, WASSERSTOFFPEROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN PEROKSİT, OKSİJENLİ SU


- OXYMONOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJENOMETRE


- ONITRILASE[İng.] ile/değil/yerine/= OKSİNİTRİLAZ


- OXYGÉNATION[Fr.] ile/değil/yerine/= OKSİTLEME


- OKSİTLEMEK ile OKSİTLENMEK ile OKSİT ile OKSİDE ile OKSİTLİ ile OKSİDASYON


- OXYGENIZE[İng.] ile/değil/yerine/= OKSİTLEMEK


- OKSİTLENME ile/||/<> İNDİRGENME

( Oksitlenme elektron verme, indirgenme elektron almadır )

( Formül: Fe→Fe²⁺+2e⁻ İLE Cu²⁺+2e⁻→Cu )


- OXIDATION[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİTLENME


- OKSİTLENME/OKSİDASYON ile KOROZYON


- OXYDATIONSFLAMME[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİTLEYİCİ ALEV


- OKSİTLEYİCİ ile/||/<> İNDİRGEN

( Oksitleyici elektron alırken, indirgen elektron verir )

( Antoine Lavoisier tarafından 1777 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1743-1794) (Ülke: Fransa) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Modern kimyanın kurucusu, kütlenin korunumu) )


- OKSİTOSİN ile/ve/||/<> VAZOPRESİN

( Annelik içgüdüsü. Doğumla başlayan annelerde salgılanan hormon. İLE/VE/||/<> Babalık içgüdüsü. Doğumla başlayan babalarda salgılanan hormon. )

( Doğum ve emzirme süreçlerinde rol oynayan hormon. İLE/VE/||/<> Su dengesini ve kan basıncını düzenleyen hormon. )

( Sosyal bağları ve güven duygusunu artırır. İLE/VE/||/<> Stres tepkilerini ve saldırganlığı etkiler. )

( İkisi de peptid hormondur ve dokuz amino asitten oluşur. [Hipotalamustan salgılanır ve arka hipofizden salınır.] )


- OKSİYÜR değil/yerine/= SİVRİKUYRUK

( 3-12 mm. uzunluğunda, insanın, özellikle çocukların bağırsaklarında yaşayan, küçük bir solucan. )


- RÉACTION OXO[Fr.] / OXO REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSO REAKSİYONU


- ÖKSÜRÜK ile ÖKSÜRÜKLÜ ile ÖKSÜRÜK OTU ile ÖKSÜRÜK TIKSIRIK ile ÖKSÜRÜKLÜ TIKSIRIKLI


- ÖKSÜRÜKOTU ile ...

( Gövdesi pullarla kaplı, sarı çiçekli, ekin tarlaları için zararlı çok yıllık otsu bir bitki. [Lat. TUSSILAGO] )


- OKTAHEDRAL İLE TETRAHEDRAL İLE KARE DÜZLEM ile/||/<> KOORDİNASYON GEOMETRİLERİ

( Kompleks bileşiklerin uzaysal düzenleri. )

( Formül: Δo > Δt (kristal alan) )


- OKTAHEDRAL ile/||/<> TETRAHEDRAL

( Oktahedral 6 ligand d²sp³ İLE tetrahedral 4 ligand sp³. )

( Formül: Oh İLE Td simetri )


- OCTODE LAMP[İng.] / LAMPE OCTODE[Fr.] / OKTODENLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= OKTOT LAMBA


- OCTODE[İng.] / OCTODE[Fr.] / ACHTPOLRÖHRE, OKTODE[Alm.] ile/değil/yerine/= OKTOT


- OKUL[Yun. < SCHOLE] ile KONSERVATUVAR[Fr. < CONSERVATOIRE]

( ... İLE Müzik, tiyatro ve bale öğretiminin yapıldığı okul. )


- OKULLAŞMAK ile OKULLULAŞMAK ile OKUL ile OKULLU/LUK ile OKUL KAÇAĞI ile OKUL ÇOCUĞU ile OKUL ÖNCESİ ile OKUL SONRASI ile OKULLAR ARASI ile OKUL KOOPERATİFİ


- OKUMA:
DOĞRUSU ile/ve/||/<>/> GÜZELLEŞTİRME


- OKUMAK:
YOKSULLUKTA ve/||/<>/> VARSILLIKTA

( Varlık/servet[Ar.]. VE/||/<>/> Süs, ziynet/zinet[Ar.]. )


- OKUMAK ile/ve/değil/||/<>/< OKUYABİLMEK


- OKUMUŞOĞLU. ARGUN (BÜYÜKDERE, 1955) :

( İlkokulu Büyükdere Mehmet İpkin İlkokulunda, Ortaokulu Sarıyer Ortaokulunda okudu ve Beyoğlu Atatürk lisesinden mezun olduktan sonra Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünü bitirdi. Ticaret hayatına atıldı ve 44A Sanat Galerisi Cafe isimli işyeri var. )


- OKUNAKSIZLIK ile GAYRİ MEŞRULUK ile GAYRİ MEŞRU

( ILLEGIBILITY vs. ILLEGITIMACY vs. ILLEGITIMATE )

( خوانده نشدني ile حرامزادگي ile غير مشروع ile نامشروع )

( KHANDEH NESHODANY ile HARAMZADEGY ile غير مشروع ile NAMESHRU )


- OKUNMAK ile OKUNULMAK ile OKUNABİLMEK


- OKUNACAKLAR ile/ve/<> KONUŞULACAKLAR

( GOING TO READ vs. GOING TO TALK )


- OKUTMAK ile OKUTULMAK ile OKUTABİLMEK


- OKUTTURMAK ile OKUTTURABİLMEK


- OKUYABİLMEK ile OKUYUVERMEK ile OKUYUCU/LUK


- ÖKÜZDİLİ/SIĞIRDİLİ ile ÖKÜZGÖZÜ/SIĞIRGÖZÜ/MASTIÇİÇEĞİ/ARNİKA ile SIĞIRKUYRUĞU

( Sığırdiligillerin örnek bitkisi. İLE Bileşikgillerden, sarı renkte, papatyayı andırır bir çiçek ve onun bitkisi. İLE Sıracagillerden, ülkemizde yabani olarak birçok türü yetişen, tüylü yapraklı, sarı çiçekli bir kır bitkisi. )

( ANCHUSA cum ARNICA MONTANA cum VERBASCUM )


- OLA DA BİLİR, OLMAYA DA BİLİR" değil OLABİLİR DE, OLMAYABİLİR DE


- OLABİLDİĞİNCE ...:
KÜÇÜLTELİM!/AZALTALIM! ve/||/<> ARTIRALIM!

( Lokmalarımızdaki oranı. VE/||/<> Çiğneme sayımızı. )


- (OLABİLDİĞİNCE) ÖNLERDE OTURMAK ile/ve (OLABİLDİĞİNCE) ARKALARDA VE ORTALARDA OTURMAK

( Tiyatroda. İLE/VE Sinemada ve konserlerde. )


- OLABİLDİĞİNCE ile/ve "ALABİLDİĞİNCE"


- OLABİLDİĞİNCE ile/ve ALABİLDİĞİNE


- OLABİLECEKLER ile/ve/||/<>/>/< OLMASI GEREKENLER


- OLABİLECEKLERİN OLMASI İÇİN UĞRAŞMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< OLMAYABİLECEKLERİN OLABİLMESİ İÇİN SABRETMEK


- OLABİLİR yerine ZAMAN GÖSTERECEK


- OLABİLİRLİK[İng. LIKELIHOOD] ile/||/<> OLABİLİRLİK ORANI[İng. LIKELIHOOD RATIO]

( Belli bir sürece bağlı olarak belirli bir sonucun oluşabilmesi ihtimalidir.Genetik analizlerde, ebeveynlerin yavrularının çoklokuslu genlere sahip olup olmayacağının anlaşılması, olabilirlik incelemeleriyle yapılır. Benzer şekilde, bir yavruya belirli bir genin geçip geçmeyeceğinin anlaşılması için de bu analizler gerekir. @@ İki farklı durumun olabilirlikleri arasındaki orandır. Pratik ve tipik olarak, belirli bir modelin belirli bir sonucunun olabilirliği ile, aynı sonucun, aynı modelin boş model versiyonu içerisindeki olabilirliği arasındaki orandır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OLABİLİRLİK değil OLASILIK


- OLABİLMEMELERİ değil OLAMAMALARI


- ... OLACAĞINI TAHMİN ETMİYORUM değil SANMIYORUM


- EXTRAORDINARY WAVE[İng.] / ONDE EXTRAORDINAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= OLAĞAN DIŞI DALGA


- EXTRAORDINARY INDEX[İng.] / AUSSERORDENTLICHER INDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= OLAĞAN DIŞI İNDİS


- EXTRAORDINARY RAY[İng.] / AUSSERORDENTLICHER STRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= OLAĞAN DIŞI IŞIN


- OLAĞAN GERİBİLDİRİM(REFLEKS) ile/ve/değil BEYİN TRAVMASI

( [Bilinci kapalı bir hastanın, (olası/çeşitli) fiziksel tepkilerinin anlamı için ayağın tabanı gıdıklanınca, ayak parmakları...] İleri doğru kasılıyorsa. İLE/VE/DEĞİL Geriye doğru kasılıyorsa. )


- ÂDÎ, ALELÂDE, MUTÂD[Osm.] / ORDINARY[İng.] / ORDINAIRE[Fr.] / GEWÖHNLICH[Alm.] ile/değil/yerine/= OLAĞAN


- AUSSERORDENTLICHE WELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= OLAĞANDIŞI DALGALAR


- AUSSERGEWÖHNLICH ODER STROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= OLAĞANDIŞI YA DA DEVRESİ


- OLAĞANDIŞI ile/||/<> ANOMALİ

( Olağandışı. İLE/||/<> Bozukluk. )


- OLAĞANLAŞMAK ile OLAĞANLAŞTIRMAK ile OLAĞAN/LIK ile OLAĞAN DIŞI/LIK


- OLAĞANÜSTÜ DURUM/HAL ile/ve/<> SIKIYÖNETİM


- INDICE EXTRAORDINAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= OLAĞANÜSTÜ İNDİSİ


- OLAĞANÜSTÜ/LÜK ile OLAĞANÜSTÜ HAL


- OLANAK SAĞLAMAK ile/ve OLANAKLARI SEFERBER ETMEK


- OLANAK = İMKÂN = POSSIBILITY[İng.] = POSSIBILITÉ[Fr.] = MÖGLICHKEIT[Alm.] = POSSIBILITAS, POTENTIA[Lat.] = POSIBILIDAD[İsp.]

( İMKÂN: Mekân yaratmak. )


- OLANAKLAR ile/ve/değil/yerine/||/<> OLANAKLILIKLAR

( Parça. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Bütün. )

( Hedef. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Durum. )


- OLANAKLARI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMALI!


- OLANAKLARIN/KAZANIMLARIN/SORUNLARIN:
İÇİNDE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EŞİĞİNDE
(OLMAK/OLMAMAK)


- OLANAKLI:
GENÇLİĞİNDE, YALNIZLIĞINI VE YAŞLILIĞINI YAŞAMAK ile/ve/||/<> YAŞLILIĞINDA, TOPLUMSALLIĞINI VE GENÇLİĞİNİ YAŞAMAK


- OLANAKLI İLKECE BİLİNÇLİ:
BİLİNÇ ÖNCESİ ile/ve/||/<> DİNAMİK BİLİNÇDIŞI

( )


- OLANAKLI ile/ve/değil YANLIŞ DEĞİL/OLMAYACAKTIR


- OLANAKLILAŞTIRMA ile/ve/||/<>/> KOLAYLAŞTIRMA


- OLANAKLILIK ile/ve/<> GEÇERLİLİK


- OLANAKLILIK ile/ve/<> GERÇEKLİK


- OLANAKLILIK ile/ve KENDİNDELİK


- OLANAKLILIK ile/ve UYGUNLUK

( POSSIBILITY vs./and APPROPRIATENESS )


- OLANAKLILIK/OLANAKSIZLIK ile/ve/değil/||/<>/< YETERLİLİK/YETERSİZLİK

( POSSIBILITY/IMPOSSIBILITY vs./and SUFFICIENCY/INSUFFICIENCY )


- OLANAKSIZI İSTEMEK


- OLANAKSIZLAR değil OLANAKSIZLIKLAR


- OLANAKSIZLAŞMAK ile OLANAKSIZLAŞTIRMAK ile OLANAK ile OLANAKLI/LIK ile OLANAKSIZ/LIK


- OLANAKSIZLIK/İMKÂNSIZLIK ile/değil/yerine ZORLUK ("ZORLUK" değil/yerine KOLAY OLAMAMA)


- OLANAKSIZLIK ile/değil İZİN VERMEME

( [not] IMPOSSIBILITY vs./but NOT TO ALLOW )


- OLANI/ELDEKİNİ:
BEĞENMEMEK ile/ve/<>/değil/yerine DAHA İYİSİNİ İSTEMEK


- OLANI BİLİRİM/BİLEYİM ile/ve/||/<>/< OLMASI GEREKENİ (")BİLEBİLİRİM(")/BİLEYİM

( Aristoteles. İLE/VE/||/<>/< Platon. )


- OLAP/ON-LINE ANALYTICAL PROCESSING[İng.] değil/yerine/= ÇEVRİMİÇİ ÇÖZÜMLEYİCİ İŞLEME


- OLASI) BİR OLUMSUZLUĞU/KAYIBI:
"ESAS ALMAK" değil/yerine ...'YI DA ÖNGÖRMEK/DEĞERLENDİRMEK


- OLASI ile/ve/değil/yerine OLASILIKLI


- OLASILIĞI DÜŞÜNMEYE BAŞLAMAK ile/ve OLASILIĞIN YÜKSEK OLMASI

( TO BEGIN TO THINK ABOUT PROBABILITY vs./and HIGH PROBABILITY )


- OLASILIĞIN DOĞUŞU ve/||/<> ŞANSIN TERBİYE EDİLİŞİ

( Ian Hacking'in bu kitaplarını da okumanızı salık veririz. )


- CONSERVATION DE LA PROBABILITÉ[Fr.] / WAHRSCHEINLICHKEITSERHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OLASILIĞIN KORUNUMU


- OLASILIK DIŞILIK ile OLASILIK DIŞI ile OLASILIKSIZLIK

( IMPROBABILITY vs. IMPROBABLE vs. IMPROBITY )

( استبعاد ile بعيد ile غير محتمل ile مستبعد ile نا پاکي )

( استبعاد ile بعيد ile غير محتمل ile مستبعد ile نا پاکي )


- CALCULUS OF PROBABILITY[İng.] / CALCUL DES PROBABILITÉS[Fr.] ile/değil/yerine/= OLASILIK HESABI


- WAHRSCHEINLICHKEITS RECHNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OLASILIK (İHTİMALİYET HESABI)


- PROBABILITY CONSERVATION[İng.] ile/değil/yerine/= OLASILIK KORUNUMU


- PROBABILITY DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE PROBABILITÉ[Fr.] / WAHRSCHEINLICHKEITSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= OLASILIK YOĞUNLUĞU


- OLASILIK = İHTİMALİYET = PROBABILITY[İng.] = PROBABILITÉ[Fr.] = WAHRSCHEINLICHKEIT[Alm.] = PROBABILITAS[Lat.] = PROBABILIDAD[İsp.]


- OLASILIK ile/||/<> KOMBİNASYON

( Olasılık ve Kombinasyon arasındaki ilişki )


- PROBABILITY[İng.] / PROBABILITÉ[Fr.] / WAHRSCHEINLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= OLASILIK


- OLASILIK'IN:
ÇOKLUĞU ile/değil ÇEŞİTLİLİĞİ


- OLASILIKLARA "GÜVENMEK" ile/ve/değil/yerine KENDİMİZE GÜVENMEK

( Anımsa ki, her zaman şanslı olmayabilirsin! )

( [not] TO TRUST THE CHANCE vs./and/but TO TRUST THE SELF
TO TRUST THE SELF instead of TO TRUST THE CHANCE
Remind that, you might not lucky every time! )


- OLASILIKLARI DÜŞÜNEBİLMELİ!


- OLASILIKLARI DÜŞÜNMEK/HESAPLAMAK ile "ŞOM AĞIZLILIK"


- OLAY ve/değil/||/=/<>/< BETİMLENEN


- OLAY ve/<> GELİŞİGÜZEL/LİK


- OLAYLAR VE KİŞİLER ve/||/<> YÜKLENEN ANLAM ve/||/<> ALGI ve/||/<> YORUM | BİLİŞSEL ÇARPITMALAR


- OLAYLAR ile/ve YANSIMALAR

( EVENTS vs./and REFLECTIONS )


- OLAYLAR'DA:
ARDIŞIKLIK ve BENZERLİK

( En büyük ahmaklık, olayı[vak'ayı] duygularla bozmaktır[tahrib etmektir]. )


- OLAYLARDA/SORUNLARDA:
İZİN VERME(ME)K ile/ve/değil/||/<> İZLEME(ME)K


- OLAYLAŞTIRMAK ile OLAY ile OLAYCI/LIK ile OLAYLI ile OLAYSIZ ile OLAYLAMA ile OLAY BİLİMİ ile OLAY BİLİMSEL


- METABOLBEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇEKLİ BALON


- MESSZYLINDER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇEKLİ SİLİNDİR


- MESSFÜHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇER


- ÖLÇMEK ile/ve HESAPLAMAK

( TO CONSIDER vs./and TO COMPUTE )


- ÖLÇÜ EKSİKLİKLERİNDE:
İMÂLE ile/ve/<> ZİHAF ile/ve/<> MED ile/ve/<> VASL(ULAMA) ile/ve/<> KASR ile/ve/<> SEKT-İ MELİH

( Kısa olan hecenin, uzun okunması. İLE/VE/<> Uzun hecenin, kısa okunması. İLE/VE/<> Bir tam sesi, birbuçuk sese yükseltmek. İLE/VE/<> Sessizle biten sözcüğün, sesliyle başlayan sözcüğe bağlanması. İLE/VE/<> Sessizle biten sözcüğün, sesliyle başlayan sözcüğe bağlanması. İLE/VE/<> Uzun heceyi, inceltmek. İLE/VE/<> Kısa hecelerin, birleşerek, uzun hece oluşturması. )

( )


- ÖLÇÜLEBİLEN EN KÜÇÜK/KISA ZAMAN BİRİMİ -ile

( 10¯43
Saniyenin 10 x milyonda biri [ 0.0000000000000000000000000000000000000000001 ] )

( 1 millisecond [ms] = 0.001 second [s]

1 minute [min] = 60 second [s]

1 hour [h] = 3600 second [s]

1 day [d] = 86400 second [s]

1 week = 604800 second [s]

1 month = 2628000 second [s]

1 year [y] = 31557600 second [s]

1 decade = 315576000 second [s]

1 century = 3155760000 second [s]

1 millennium = 31557600000 second [s]

1 microsecond [µs] = 1.0E-6 second [s]

1 nanosecond [ns] = 1.0E-9 second [s]

1 picosecond [ps] = 1.0E-12 second [s]

1 femtosecond [fs] = 1.0E-15 second [s]

1 attosecond [as] = 1.0E-18 second [s]

1 shake = 1.0E-8 second [s]

1 month (synodic) = 2551443.84 second [s]

1 year (Julian) = 31557600 second [s]

1 year (leap) = 31622400 second [s]

1 year (tropical) = 31556930 second [s]

1 year (sidereal) = 31558149.54 second [s]

1 day (sidereal) = 86164.09 second [s]

1 hour (sidereal) = 3590.1704166667 second [s]

1 minute (sidereal) = 59.8361736111 second [s]

1 second (sidereal) = 0.9972695602 second [s]

1 fortnight = 1209600 second [s]

1 septennial = 220752000 second [s]

1 octennial = 252288000 second [s]

1 novennial = 283824000 second [s]

1 quindecennial = 473040000 second [s]

1 quinquennial = 157680000 second [s]

1 Planck time = 5.39056E-44 second [s] )


- ÖLÇÜLEBİLİR/LER ile ÖLÇÜLEMEZ/LER

( MEASURABLE/S vs. UNMEASURABLE/S )


- ÖLÇÜLEBİLİRLİK ile/ve ÖLÇÜLEMEZLİK

( Sanat, evrenin ölçülemezliği ile uğraşır. )

( MEASURABILITY vs./and DISMEASURABILITY
Art interest to dismeasurability of universe. )


- ÖLÇÜLEMEYEN ÖLÇÜLEBİLEN


- ÖLÇÜLEMEZLER VE TARTILAMAZLAR:
ISI ile/ve/||/<> IŞIK ile/ve/||/<> ELEKTRİK ile/ve/||/<> MANYETİZMA


- ÖLÇÜLEMEZLİK ile/ve AKTARILANIN ÖLÇÜLEBİLİRLİĞİ

( UNMEASURABILITY vs./and MEASURABILITY OF TRANSMISSING )


- ÖLÇÜLEMEZLİK ile BULAŞICI

( INCOMMENSURABILITY vs. INCOMMUNICABLE )

( سنجش ناپذيري ile عدم تقارن ile غيرقابل پخش )

( SANJESH NAPAZYRY ile ADAM TAGHARAN ile GHYRAGHABEL POKHSH )


- ÖLÇÜLEMEZLİK ile ÖLÇÜLEMEZ

( IMPONDERABILITY vs. IMPONDERABLE )

( غير محسوسي ile نا انديشيدني )

( غير محسوسي ile NA ANDYSHYDANY )


- VOLUMETRIC FLASK[İng.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜLÜ BALON


- ÖLÇÜM İLE BELİRSİZLİK İLE HATA ile/||/<> DENEYSEL YÖNTEM

( Fizik deneylerinin temelleri. )

( Formül: σ = √(Σ(x-μ)²/n) )

( Werner Heisenberg tarafından 1927 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1901-1976) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Belirsizlik ilkesi, kuantum mekaniği) (Nobel: 1932) )


- MEASUREMENT[İng.] / MESURE[Fr.] / MESSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜM


- TEMPÉRATURE ET PRESSION STANDARD[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜN SICAKLIK VE BASINÇ


- ... OLDUĞU DOLAYISIYLA değil ... OLMASI DOLAYISIYLA


- ... OLDUĞU İÇİN ile/ve/değil/yerine ...(DAN) (OLDUĞUNDAN) DOLAYI

( [adın/ismin] -e hali. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE -den hali. )

( DOYMAK İÇİN ile/ve/değil/yerine ACIKTIĞIMDAN DOLAYI )


- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜNMEK/KONUŞMAK ile/ve/<> GÖRÜNDÜĞÜN/KONUŞTUĞUN GİBİ OLMAK

( Kendinizi olduğunuz gibi bilmek için tüm fikirlerden vazgeçiniz. )

( TO VISUALIZE LIKE HOW/WHAT YOU ARE vs./and/<> TO BE LIKE HOW/WHAT YOU ARE
To know yourself as you are, give up all ideas. )


- VER(EBİL)MEK:
OLDUĞUNDA/BOLLUKTA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLMADIĞINDA/KITLIKTA/ZORLUKTA/YOKLUKTA


- ... OLDUĞUNDA / GEREKTİĞİNDE ile/değil ... OLURSA / GEREKİRSE


- ÖLDÜĞÜNDE değil/yerine NEFSİN ÖLÜMÜ TADDIĞINDA


- ... OLDUĞUNU:
"DÜŞÜNEMEYİZ" değil SÖYLEYEMEYİZ/İDDİA EDEMEYİZ


- ... OLDUĞUNU:
"DÜŞÜNÜYORUM" ile/değil TAHMİN EDİYORUM


- ÖLDÜRMEK ile BİRBİRİMİZİ ÖLDÜRMEK ile ZAMANI ÖLDÜRMEK

( KILL vs. KILL EACH OTHER vs. KILL TIME )

( بقتل رساندن ile به قتل رساندن ile ذبح کردن ile کشتار کردن ile مقاتله کردن ile وقت کشتن )

( BAGHTEL RESANDAN ile BAH GHTEL RESANDAN ile ZEBH KARDAN ile KESHTAR KARDAN ile MOGHATLEH KARDAN ile VAGHT KESHTAN )


- ÖLDÜRMEK ile ÖLDÜRTMEK ile ÖLDÜRÜLMEK ile ÖLDÜREBİLMEK ile ÖLDÜRTEBİLMEK ile ÖLDÜRÜCÜ/LÜK


- Oldurtarak KONUŞ!!!


- ÖLDÜRÜCÜ ile ÖLDÜRÜCÜLÜK

( LETHAL vs. LETHALITY )

( مرگ آور ile کشنده بودن )

( MORG AVAR ile KESHANDEH BODAN )


- OLED İLE QLED İLE PEROVSKİTE LED ile/||/<> IŞIK YAYAN MALZEMELER

( Display teknolojisi malzemeleri. )

( Formül: EQE = IQE × ηout )


- OLENEKIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= OLENEKİYAN EPOKU

( Günümüzden 251.200.000 ile 247.200.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OLEOVITAMIN A[İng.] ile/değil/yerine/= OLEOVİTAMİN A


- OLEOVITAMIN D[İng.] ile/değil/yerine/= OLEOVİTAMİN D


- OLGU ile OLGU HAKKINDAKİ DÜŞÜNCE

( FACT vs. IDEA ABOUT FACT )


- OLGUCULUK/POZİTİVİZM ile GÖRÜNGÜ BİLİM/FENOMENOLOJİ

( Bilginin sadece gözlemlenebilir ve ölçülebilir olgulara dayandığını savunan felsefi yaklaşım. İLE Bilinç ve deneyimlerin yapısını inceleyen felsefi yaklaşım. )


- OLGUN KİŞİ:
"GÜZEL SÖZ SÖYLEYEN" değil SÖYLEDİĞİNİ YAPAN VE YAPABİLECEĞİNİ SÖYLEYEN


- OLGUN KİŞİ:
"KIZMAYAN" değil ÖFKESİNİ YÖNETEBİLEN/YUTABİLEN


- OLGUNLAŞMA(KEMÂLÂT) ve SABİTLİK ve TEKRAR


- OLGUNLAŞMA ile/ve/||/<> "DURULMA"


- OLGUNLAŞMA ve/||/<>/> ŞAŞIRMAMA


- OLGUNLAŞMA ve/||/<> "YARA ALMAMA" ve/||/<> KAZANMA

( İlgiye gereksinim duymadıkça. VE/||/<> Beklentiye girilmedikçe. VE/||/<> Bağımlı kalınmadıkça. )


- OLGUNLAŞMAK/TEKÂMÜL (ETMEK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇEKİRDEĞİNİ KÜÇÜLTMEK


- OLGUNLAŞMAK ile OLGUNLAŞTIRMAK ile OLGUNLAŞABİLMEK ile OLGUNLAŞTIRABİLMEK ile OLGU ile OLGUN/LUK ile OLGUCU/LUK ile OLGUNCA ile OLGUSAL/LIK ile OLGUN ODUN ile OLGUNLUK YAŞI ile OLGUNLUK ÇAĞI ile OLGUNLUK İMTİHANI


- OLGUNLAŞMAMIŞ ile OLGUNLAŞMAMIŞLIK

( IMMATURE vs. IMMATURITY )

( غيربالغ ile نارسيده ile نا بالغ ile نارسي ile نابالغي )

( غيربالغ ile نارسيده ile NA BALEGH ile نارسي ile NABALEGHY )


- OLGUNLAŞMANIN SAĞLADIKLARI:
"KALPTE" ile/ve/||/<>/> ANLIK'TA(ZİHİNDE) ile/ve/||/<>/> YAŞAMDA

( Duyarlılık kazandırır. VE/||/<>/> İşleklik ve işlevsellik sağlar. VE/||/<>/> Huzur sağlar/sunar. )


- DIGESTION[İng.] / DIGESTION[Alm.] ile/değil/yerine/= OLGUNLAŞTIRMA


- OLGUNLUĞUN EN ÖNEMLİ GÖSTERGELERİ:
DEDİKODUYA DAYANMA/TAHAMMÜL ve/<>
İFTİRAYA DAYANMA/TAHAMMÜL

( Dedikodu ve iftiraya karşılığın da üç aşaması vardır.
1- Dedikodu ve iftiraya susarak[sükûnetle] karşılık vermek.
2- Dedikodu ve iftiradan "memnun olmak".
3- Dedikodu ve iftiradan "memnun olup", "dedikoducu/iftiracı" için üzülmek. )


- OLGUNLUK ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK


- OLGUNLUK ile/ve/değil/||/<>/< ZORUNLULUK


- OLGUSAL/LIK ile KARŞILIKLI OLGUSAL/LIK

( FENOMENAL ile HETEROFENOMENAL )


- OLGUSALLIK = REALITY[İng.] = RÉALITÉ[Fr.] = REALITÄT[Alm.] = REALITATIS[Lat.]


- OLİGARŞİ:
ARİSTOKRASİ ile TEOKRASİ ile MERİTOKRASİ ile TEKNOKRASİ ile TİMOKRASİ ile KRİTARŞİ ile CUNTA


- OLİGODENDROSİT İLE SCHWANN İLE ASTROSİT ile/||/<> GLİA GÖZELERİ

( Sinir sisteminin destek gözeleri. )

( Formül: Miyelin: 20x hız artışı )


- OLİGODENDROSİT ile/||/<> SCHWANN HÜCRESİ

( Oligodendro CNS çoklu, Schwann PNS tekli. )

( Formül: Central multiple İLE peripheral single )


- OLİGOFRENİ -ile

( Akıl ve zekâ geriliği. )


- OLİGONÜKLEOTİT[İng. OLIGONUCLEOTIDE] ile/||/<> OLİGOSAKKARİT[İng. OLIGOSACCHARIDE]

( Genetik çalışmalarda prob (sonda) olarak kullanılan, kısa, sentetik DNA dizisidir. @@ Üç ila altı birimlik monosakkaritlerin yaptığı bileşiklere verilen genel isim. Yunanca "birkaç" anlamına gelen ὀλίγος ("olígos") ve "şeker" anlamına gelen σάκχαρ ("sácchar") kelimelerinden oluşmuştur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OLİVİN/PERİDO(T)[Fr.] ile ZEBERCET/KRİZOLİT[Fr. < CHRYSOLITE]

( Sarımsı yeşil renkli, cam parıltılı, magnezyum ve demirli silikat. İLE Değerli olan olivin. )


- OLMADIĞINDA (EN ÇOK) ARANAN ile/ve/<> OLDUĞUNDA (EN ÇOK) TARTIŞILAN


- OLMADIKLARIMIZ ve/||/<>/> YAPMADIKLARIMIZ ve/||/<>/> DÜŞÜNMEDİKLERİMİZ ve/||/<>/> KONUŞMADIKLARIMIZ

( Yeğlemedikleri... [B (bile değil)] )


- ...:
"OLMALI!" ile/değil OLABİLDİĞİ KADAR(IYLA) OLMALI(/OLABİLİR ANCAK)


- OLMASIN ile OLMASIN VARSIN/OLMAYIVERSİN


- ... OLMASINDAN/DURUMUNDAN (DA):
ANLAŞILACAĞI GİBİ ..." ile/ve/değil "HAREKET EDİLEBİLECEĞİ GİBİ ..."


- OLMAYABİLİR ile OLANAKSIZ


- OLMAYAN MEYVEYE EL UZANMAZ ve/<> AŞILANMAYAN MEYVE TATLANMAZ


- OLMAYANLARA ve/||/<> OLANLARA

( İnanmamalıyız. VE/||/<> Kanmamalıyız. )


- OLMAYANLARI ARAMAK ile/değil/yerine OLANLARI BULMAK/GÖRMEK

( [not] TO SEEK FOR NON-BEINGS vs./but TO SEE(K)/FIND BEINGS
TO SEE(K)/FIND BEINGS instead of TO SEEK FOR NON-BEINGS )


- OLMAZSA OLMAZLIK ile/ve/||/<> TERK EDİLEMEZLİK


- ÖLMEK yerine KALIBI DİNLENDİRMEK


- ÖLMEK ile ÖLMEZLEŞTİRMEK ile ÖLMEZ/LİK ile ÖLMEZ OTU ile ÖLME HAKKI ile ÖLMEZ ÇİÇEK


- ÖLMEK ile/değil/yerine YAŞAM(AY)I TAMAMLAMAK/HAY(I)R'LAMAK


- OLTP/ON-LINE TRANSACTION PROCESSING[İng.] değil/yerine/= ÇEVRİMİÇİ KAYIT İŞLEME


- OLUKLAŞMAK ile OLUK ile OLUKLU ile OLUK OLUK


- ÖLÜLER KİTABI değil GÜNIŞIĞINA ÇIKIŞ KİTABI


- ÖLÜM:
ANIMSA(YA)MADIĞIMIZDA değil ANIMSANMADIĞIMIZDA


- ÖLÜM:
KALP/BEYİN DURDUĞUNDA ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> UNUTULDUĞUMUZDA


- ÖLÜM ile ÖLÜM YATAĞI ile ÖLÜM CEZASI ile ÖLÜM İSTATİSTİKLERİ ile ÖLÜMCÜL ile ÖLÜMSÜZ ile ÖLÜMCÜL

( DEATH vs. DEATH BED vs. DEATH SENTENCE vs. DEATH STATISTICS vs. DEATHFUL vs. DEATHLESS vs. DEATHLY )

( ممات ile رحلت ile هلاکت ile درگذشت ile مردگي ile مرگ ile مرگ و مير ile بي جاني ile وفات ile اجل ile موت ile بستر مرگ ile حکم اعدام ile آمار متوفيات ile مرگبار ile مرگ ناپذير ile مرگ وار )

( MOMAT ile RAHALAT ile NPALAKT ile DARGOZASHT ile مردگي ile MORG ile MORG VE MYR ile BEY JANY ile VAFAT ile اجل ile موت ile BASTER MORG ile HOKAM EDAM ile AMAR MOTOFYAT ile MORGBAR ile MORG NAPAZYR ile MORG VAR )


- ÖLÜMCÜL HASTALIKLARIN ÖĞRENİLMESİNDE:
REDDETME ile/ve/<>/> ÖFKE ile/ve/<>/> PAZARLIK ile/ve/<>/> DEPRESYON ile/ve/<>/> KABUL

( DENIAL vs./and/<>/> ANGER vs./and/<>/> BARGAIN vs./and/<>/> DEPPRESSION vs./and/<>/> ACCEPTANCE :ON TERMINAL PATIENT )


- ÖLÜMDEN KAÇMAK değil/yerine KÖTÜLÜKTEN KAÇINMAK


- OLUMLAMA ile DESTEKLEME

( AFFIRMATION vs. TO SUPPORT )


- OLUMLAMA ile/ve OLUMSUZU OLUMSUZLAYARAK OLUMLAMA

( AFFIRMATION vs./and AFFIRMATION THE NEGATIVES IN NEGATORY )


- OLUMLANMAK ile OLUMSUZLANMAK ile OLUMSUZLAŞTIRMAK ile OLUMLU/LUK ile OLUMSAL/LIK ile OLUMSUZ/LUK ile OLUMLAMA ile OLUMLU FİİL ile OLUMLU CÜMLE ile OLUMLU EYLEM ile OLUMLU TÜMCE ile OLUMSUZ FİİL ile OLUMSUZ CÜMLE ile OLUMSUZ EYLEM ile OLUMSUZ TÜMCE ile OLUMSUZLUK EKİ ile OLUMSUZLUK KELİMESİ


- OLUMLU TEPKİ değil OLUMLU GERİBİLDİRİM


- OLUMLULARDA "MA"(OLUMSUZLUK) EKİ ile OLUMSUZLARDA "MA"(OLUMSUZLUK) EKİ


- OLUMSAL = MÜMKÜN = CONTINGENT[İng., Fr.] = KONTINGENT, ZUFÄLLIG[Alm.] = CONTINGENS[Lat.] = CONTINGENTE[İsp.]


- OLUMSALLIK ile/ve/ne yazık ki/||/<> KEYFÎLİK


- OLUMSALLIK = MÜMKÜNÂT = CONTINGENCY(ing.,) = CONTINGENCE[Fr.] = ZUFÄLLIGKEIT[Alm.] = CONTINGENTIA[Lat.]


- OLUMSUZ ÖZGÜRLÜK ve/= GEREKSİNİM

( NEGATIVE FREEDOM vs./and/= NEED )


- OLUMSUZ ile/ve/||/<>/> AŞAĞILAYICI


- ÖLÜMSÜZ ile ÖLÜMSÜZLÜK

( IMMORTAL vs. IMMORTALITY )

( جاويد ile جاويدان ile لايموت ile فنا ناپذير ile مرگ ناپذير ile ابدي ile جاوداني ile مرگ ناپذيري )

( JAVYD ile JAVYDAN ile لايموت ile FENA NAPAZYR ile MORG NAPAZYR ile ABADY ile JAVDANY ile MORG NAPAZYRY )


- OLUMSUZDAN "BESLENME" ile/değil/yerine OLUMLUDAN "BESLENME"

( [not] FEEDING BY NEGATIVE vs./but FEEDING BY POSITIVE
FEEDING BY POSITIVE instead of FEEDING BY NEGATIVE )


- OLUMSUZLAMA, DEĞİLLEME = NEGATION, DENIAL[İng.] = NÉGATION[Fr.] = NEGATION[Alm.] = NEGATIO[Lat.]


- OLUMSUZLAMA ve/> BELİRLEME

( LÂ İLÂHE ve/> İLLALLAH )

( NEGATION and/> DETERMINATION )


- OLUMSUZLAMA ile/ve/değil DEĞİL

( [not] NEGATORY vs./and/but NOT )


- OLUMSUZLAMA ile DEĞİLLEME

( NEGATORY vs. NEGATION )


- OLUMSUZLAMA ile/ve DÖNÜŞTÜRMEK

( NEGATORY vs./and TO TRANSFORM )


- OLUMSUZLAMA ile/değil/yerine/<> ELEŞTİRİ


- OLUMSUZLAMA ve ETKİN OLABİLMEK

( NEGATORY and TO BE ABLE TO AFFECTIVE )


- OLUMSUZLAMA ile "ORTADAN KALDIRMA"


- OLUMSUZLAMA ile ÖRTÜLERİ KALDIRMA

( NEGATORY vs. TO REMOVE THE COVERS )


- OLUMSUZLAMA ile/ve ÖZNE


- OLUMSUZLAMA ve/> ÖZNE

( Olumsuzlama, öznedir. )

( AFFIRMATION and/> SUBJECT
Affirmation is subject. )


- OLUMSUZLAMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÜRETKEN OLUMSUZLAMA


- OLUMSUZLUĞU/SORUNU/ÇÖZÜMÜ:
HESABA KATMAMIŞ OLMAK ile/ve/değil/||/<>/>/< GÖZE ALMIŞ OLMAK


- OLUMSUZLUK BELİRTİMİ ile/değil/yerine DURUM BELİRTİMİ

( Sevmiyorum. İLE/DEĞİL/YERİNE Seviyor Değilim. )

( [not] TO STATE THE NEGATIVENESS vs./but TO STATE THE SITUATION
TO STATE THE SITUATION instead of TO STATE THE NEGATIVENESS
I don't like. WITH I feel no love. )


- OLUMSUZLUK ile GÜVENSİZLİK

( NEGATIVENESS vs. DISTRUSTFULNESS/LACK OF CONFIDENCE )


- OLUMSUZLUK değil/yerine/>< "ÖLÜMSÜZLÜK"

( Olumsuzlukları yönetebildiğimiz ve/ya da zihnimizden uzak tutabildiğimiz oranda, farkındalıkla dolu bir "ölümsüzlük" alanına çıkılır. )


- OLUMSUZLUK ile/ve/değil TARZ

( [not] NEGATIVENESS vs./and/but STYLE )


- OLUMSUZLUK ile/ve/değil TERCİH

( [not] NEGATIVENESS vs./and/but CHOICE )


- OLUMSUZLUK ile/ve/değil/<> ÜMİTSİZLİK


- OLUMSUZLUKLARI/OLUMSUZLUKLARDAN:
"BESLE(N)ME" ile/ve/<> "BEZE(N)ME"


- OLUMSUZLUKTA/HASTALIKTA:
"İLERLEME" ile/değil/yerine İYİLEŞME


- OLUMSUZ(NEGATİF) BAKIŞ ile AŞAĞILAYICI BAKIŞ

( NEGATIVE LOOKING vs. LOOK IN DESPISE )


- ... OLUNABİLİNECEK değil OLUNABİLECEK


- SAVAŞI KAYBETMEK:
ÖLÜNCE değil DÜŞMANA BENZEYİNCE


- OLUNMAK ile OLUNABİLMEK


- OLUŞ:
YOKLUĞUN YADSINMASI ve/||/<> YOK'UN YOKLUĞU


- TEMPS DE GÉNÉRATION[Fr.] / GENERATIONSDAUER, GENERATIONSZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= OLUŞMA SÜRESİ


- OLUŞMAK ile OLUŞABİLMEK ile OLUŞUVERMEK ile OLUŞ


- OLUŞTURMAK ile/ve/değil KURMAK


- OLUŞTURMAK ile OLUŞTURTMAK ile OLUŞTURULMAK ile OLUŞTURABİLMEK ile OLUŞTURUVERMEK


- OLUŞTURMAK ile OTURTMAK


- OLUŞTURUCU ile/ve KURUCU


- HEAT OF FORMATION[İng.] / CHALEVR DE FORMATION[Fr.] / BILDUNGSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= OLUŞUM ISISI


- GENERATION TIME[İng.] ile/değil/yerine/= OLUŞUM SÜRESİ


- OLUŞUM ile/ve/||/<>/> OLGUNLAŞMA


- OMBELLIFÈRES = SAYVÂNÎYE


- OHMIC RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE OHMIQUE[Fr.] / OHMSCHER WIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= OMİK DİRENÇ


- OMNİPOTANS/OMNİPOTENCY[İng.] değil/yerine/= TÜMGÜÇLÜLÜK


- OMUR[İng. VERTEBRATE] ile/||/<> ADAPTİF BAĞIŞIKLIK[İng. ADAPTIVE IMMUNITY] ile/||/<> AİLEVİ AKDENİZ ATEŞİ[İng. FAMILIAL MEDITERRANEAN FEVER] ile/||/<> AKSİYEL İSKELET[İng. SKELETON AXIALE] ile/||/<> AMFİARTOZ[İng. AMFIARTOSE] ile/||/<> KAFATASI[İng. SKULL] ile/||/<> KEMİK[İng. BONE] ile/||/<> KEMİKLİ BALIK[İng. BONY FISH] ile/||/<> KIKIRDAKLI BALIKLAR (CHONDRİCHTHYES)[İng. CARTILAGINOUS FISH]

( Omurgayı oluşturan kemiklerin her birine verilen addır. Latince tekil ismi vertebra. @@ Lenf gözelerinin antijenlere belirli ve uzun süreli tepkilerini anlatmak için kullanılan genel bir terimdir. Majör histokompatibilite kompleksi, T-gözesi alıcıları (TCR), immunoglobulinlerle birlikte rekombinaz aktivitesine sahip enzimlere ihtiyaç duyar. Çenesiz balıklar haricindeki tüm omurgalılarda bulunmaktadır. @@ Karın, göğüs ya da eklemlerde tekrarlayan ağrılı inflamasyon atakları ile karakterize kalıtsal bir durumdur. Bu ataklara genellikle ateş ve bazen döküntü ya da baş ağrısı eşlik eder. Bazen kalp, beyni ve omuriliği çevreleyen zar ve testisler gibi vücudun diğer bölgelerinde de inflamasyon görülebilir. Etkilenen bireylerin yaklaşık yarısında, ataklardan önce prodrom olarak bilinen hafif semptomlar belirir. Prodromal semptomlar, daha sonra inflamasyon gerçekleşecek olan bölgede hafif rahatsız edici hisleri ya da daha genel rahatsızlık hissini içerir. @@ Vücudun kemik yapısının temel olarak omur, göğüs kafesi ve kafatasından oluşan bölümüdür. @@ Çok az ya da özel durumlarda oynayabilen eklemler. Örnek olarak kalça ve omurga arasındaki eklemler verilebilir. @@ Kafatası, omurgalıların kafasını çevreleyen iskelet yapısı. Kemik ya da kıkırdaktan oluşur ve beyin ve bazı duyu organlarını koruyan bir yapı oluşturur. Üst çene (alt çene değil) kafatasının bir parçasıdır. İnsan kafatasının beyni içeren kısmı (kranyum) küresel ve yüzünüz ile karşılaştırıldığında görece daha büyüktür. Diğer çoğu hayvanda kafatasının yüz kısmı, üst dişler ve burun da dahil olmak üzere, kranyumdan daha büyüktür. İnsanlarda kafatası, atlas olarak adlandırılan, başın sallama hareketine izin veren en yüksek vertebra tarafından desteklenir. Atlas, yan yana hareketine izin vermek için, eksende bir sonraki omurga üzerinde, aksis (axis), döner. @@ Vücut dokularının en serti. Organizmanın en önemli destekçilerinden biri. Kalsiyum bakımından doymuş olduğu için sert. Damar içerirler. Enine bakılacak olursa dış ve iç yüzeylerinin zarla kaplı olduğu görülebilir. Dıştaki zar "periosteum", içteki zar ise "endosteum" olarak adlandırılır. Kemik zarı, sert kemik, süngerimsi kemik, kırmızı kemik iliği, sarı kemik iliği, kan damarları ve eklem kıkırdağı gibi alt bölümleri var. @@ Sınıf Osteichthyes: Omurgalı sınıfı çenesiz ve kıkırdaklı balıklardan sonra gelişti. Çeneleri bulunur, iskeleti kemikten oluşur ve vücutlarını örten pulları vardır. En bilinen bilinen tatlısu ve tuzlu su balıkları bu öbeğe aittir. Yaşayan fosil Coelacanth, akrabaları (loblu balıklar) Devonien jeolojik döneme kadar (363-409 MÖ) izlenebilen kemikli bir balıktır. @@ İlkel 'çeneli' omurgalılar yaklaşık 400 MÖ ortaya çıktılar. İskeletleri tamamen kıkırdaktan oluşur. Sınıf, Elasmobranchii alt sınıfı (köpekbalıklarını, vatozlar) ve Holocephali alt sınıfını (sıçanbalığı) kapsar. Hem MHC sınıf I hem de sınıf II genlerine sahip olan en eski takson. Evrimsel merdivendeki bir sonraki adım kemikli balıktır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OMUR ile/ve/<> OMURİLİK/MURDARİLİK

( Omurgayı oluşturan kemiklerden her biri. İçinden omurilik geçebilsin diye ortasında delik olan bir kemik parçası. İLE/VE/<> Omurga içinde bulunan boşluk boyunca uzanan, bozmadde ve akmaddeden oluşan, sinirsel doku. )

( ... ile/ve/<> MAĞZ-I PÜŞT )

( FIKRA ile/ve/<> MURDARİLİK )


- OMURGA STRES KIRIĞI(SPONDILOLIZIS) ile/ve/<> OMURGA KAYMASI(SPONDILOLISTEZIS)

( http://www.ahmetalanay.com/omurga-hastaliklari.28.omurga-stres-kirigi-spondilolizis-ve-omurga-kaymasi-spondilolistezis.aspx )


- OMURGA ile OMURGALI ile OMURGASIZ ile OMURGALILAR ile OMURGASIZLAR


- OMURGADA
YUVAR/DİSK:
OLAĞAN ile BOZULMUŞ ile BEL VERMİŞ ile FITIK ile İNCELMİŞ

( image )


- OMURGALILAR:
SUCUL ile/ve/<> KARACIL ile/ve/<> İKİ-YAŞAYIŞLI


- OMURGALILAR ile/ve OMURGASIZLAR

( Omurgalıların Sınıflandırılması )

( VERTEBRATES vs. INVERTEBRATES )


- OMURGASIZLAR ile OMURGASIZ

( INVERTEBRATA vs. INVERTEBRATE )

( بي مهرگان ile غير ذيفقار ile بي مهره )

( BEY MOTEORGAN ile غير ذيفقار ile BEY MANPAREH )


- OMUZ/ÇİĞİN ile/ve KOLTUKALTI

( KETİF/KETEF/KİTF ile/ve İBT/IBIT[çoğ. ÂBÂT], ÂTÂL[< ITL] )

( ZÎR-İ SER ile/ve ZÎR-İ BAGAL )

( SHOULDER vs./and ARMPIT/AXILLA )


- OMUZLA DİRSEK ARASINDAKİ KEMİK ile DİRSEKLE BİLEK ARASINDAKİ KEMİKLER

( AZBÂ'[< ZAB], AZD ile ... )

( HUMERUS vs. ULNA and RADIUS )


- OMUZLAMAK ile OMUZLANMAK ile OMUZLAYABİLMEK ile OMUZ/LUK ile OMUZLU ile OMUZ BAŞI ile OMUZ OMUZA ile OMUZ EKLEMİ


- ON A RECIPROCAL BASIS and ON AN EQUITABLE BASIS

( Karşılıklılık temelinde. VE Hakkaniyet temelinde. )


- BIAS CURRENT[İng.] / VORSPANNUNGSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN BESLEME AKIMI


- BIAS DISTORTION[İng.] ile/değil/yerine/= ÖN BESLEME BOZULMASI


- BIAS RESISTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= ÖN BESLEME DİRENCİ


- BIAS VOLTAGE[İng.] / VORSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN BESLEME GERİLİMİ


- BIAS CELL[İng.] / VORVORSPANNUNGSBATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN BESLEME PİLİ


- ÖN BEYİN'DE:
TALAMUS ile/ve HİPOTALAMUS ile/ve LİMBİK SİSTEM ile/ve BEYİN KABUĞU

( Talamus, duyu organlarından gelen sinir hücrelerinin beyin kabuğuyla olan ilişkisini sağlar. )

( Hipotalamus, en çok araştırılan beyin kısımlarından biridir. Büyüklüğü küçük bir kesme şeker kadar olmasına karşın, gördüğü işlemler son derece önemli ve değişiktir. Heyecanların ve arzuların denetlendiği merkezdir. Eşeysel davranış, yeme-içme bu merkezce denetlenir. )

( Limbik sistem beyin sapının yukarı kısmıyla ön beyin arasında yer alan sinir hücresi ağından oluşur. Heyecan yaşantısı, saldırma ve kaçma davramışlarıyla ilişkisi vardır. )

( THALAMUS vs./and HYPOTHALAMUS vs./and LIMBIC SYSTEM vs./and CEREBRAL CORTEX )


- VORWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN DİRENÇ