On ve üzeri(10+) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 32.035 başlık/FaRk ile birlikte,
32.035 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(18/130)
- BİLİNÇDIŞI:
ANLAMAZ ve/||/<>/> UYGULAR
- BİLİNÇDIŞI:
BİLİNÇ ÖNCESİ ile/ve/||/<> DİNAMİK BİLİNÇDIŞI ile/ve/||/<> DERİN BİLİNÇDIŞI
( )
- BİLİNÇDIŞINA ÇIKARMAK ile/ve/ya da ÖZDEŞLEŞMEK
- BİLİNCE YANSIYAN FARKINDALIK
ile/ve
BİLİNÇ ÖTESİ SAF FARKINDALIK
( Saf farkındalık sanatında ustalaştığınız zaman onu kolayca geçebilirsiniz. )
( AWARENESS OF WHICH REFLECTS TO THE CONSCIOUSNESS vs./and PURE AWARENESS META-CONSCIOUSNESS
You will easily cross, once you have mastered the art of pure awareness. )
- BİLİNCİN:
DOĞASI ile/ve/<> NİTELİKLERİ ile/ve/<> KÖKENLERİ ile/ve/<> İŞLEVLERİ
- BİLİNCİN YADSINMASI ile/ve/değil/<> BİLİNCİN, İÇERİĞİNİN YADSINMASI
- BİLİNCİNDE OLMA/OLARAK ile BİLİNÇLİ OLMA/OLARAK
- BİLİNÇLENME ile/ve KORUNUM/KORUMA
( CONSCIOUSNESS vs./and PRESERVATION/CONSERVATION/PROTECTION )
- BİLİNÇLENME ve VAROLUŞ
( TO BECOME CONSCIOUS and EXISTENCE )
- Bilinçlenmek için DİNLE!!!
- Bilinçlenmek için SUS!!!
- BİLİNÇLENMEK ile BİLİNÇLENDİRMEK ile BİLİNÇSİZLEŞMEK ile BİLİNÇLENEBİLMEK ile BİLİNÇSİZLEŞEBİLMEK ile BİLİNÇ ile BİLİNÇLİ/LİK ile BİLİNÇSİZ/LİK ile BİLİNÇ DIŞI ile BİLİNÇSİZCE ile BİLİNÇ AKIŞI ile BİLİNÇ KAYBI
- BİLİNÇLİ ile/değil/yerine BİLİNÇLENMİŞ
- BİLİNÇSİZ YETERSİZLİK ile/ve/||/<>/> BİLİNÇLİ YETERSİZLİK ile/ve/||/<>/> BİLİNÇLİ YETERLİLİK ile/ve/||/<>/> BİLİNÇSİZ YETERLİLİK
( [ BİLİNÇSİZ YETERLİLİK
^
BİLİNÇLİ YETERLİLİK
^
BİLİNÇLİ YETERSİZLİK
^
BİLİNÇSİZ YETERSİZLİK ] )
( Conscious incapacity. WITH/AND/||/<>/> Conscious sufficiency. WITH/AND/||/<>/> Unconscious sufficiency.
[ UNCONSCIOUS SUFFICIENCY
^
CONSCIOUS SUFFICIENCY
^
CONSCIOUS INCAPACITY
^
UNCONSCIOUS INCAPACITY ] )
- BİLİNÇSİZ(CE) ile/ve/değil KONTROLDIŞI
- BİLİNÇSİZLİK ile/ve/değil BİLGİYE KAPALILIK
( BİLİNÇSİZLİK: Örtük/açık nesnellik. )
( [not] UNCONSCIOUSNESS vs./and/but CLOSENESS TO INFORMATION )
- BİLİNÇSİZLİK ile BİLİNÇSİZ ile ARDIŞIK OLMAYAN ile ÖNEMSİZ ile ÖNEMSİZ ile DÜŞÜNCESİZ ile DÜŞÜNCESİZLİK ile TUTARSIZ ile TUTARSIZLIK ile TUTARSIZLIK ile TESELLİ EDİLEMEZ ile AHENKSİZLİK ile GÖZE ÇARPMAYAN ile TUTARSIZLIK ile TUTARSIZ
( INCONSCIENCE vs. INCONSCIENT vs. INCONSECUTIVE vs. INCONSEQUENT vs. INCONSEQUENTIAL vs. INCONSIDERATE vs. INCONSIDERATION vs. INCONSISTANT vs. INCONSISTENCE vs. INCONSISTENCY vs. INCONSOLABLE vs. INCONSONANCE vs. INCONSPICUOUS vs. INCONSTANCY vs. INCONSTANT )
( ذمير غير مستشعر ile غير آگاه ile ناخود آگاه ile غير معقول ile غير منطقي ile بي محابا ile بي فکر ile بي ملاحظه ile سهل انگار ile بي ملاحظگي ile منافي ile نا سازگاري ile نا استواري ile تسلي ناپذير ile عدم سنخيت ile عدم توافق ile غيرمحسوس ile ناپيدا ile غير برجسته ile عدمثبات ile تلون مزاج )
( ذمير غير مستشعر ile GHYR AGAH ile NAKHOD AGAH ile غير معقول ile غير منطقي ile BEY MOHABA ile BEY FEKAR ile BEY MOLAHEZEH ile SONPAL ENGAR ile BEY MOLAHEZAGY ile MENAFY ile NA SAZGARY ile NA ESTAVARY ile TASLY NAPAZYR ile ADAM SANAKHYT ile ADAM TAVAFEGH ile غيرمحسوس ile ناپيدا ile GHYR BARJASTEH ile عدمثبات ile تلون مزاج )
- BİLİNÇ/ŞUUR ve/||/<>/>/< SORUMLULUK
- İŞLEM:
BİLİNÇTE ile/ve/||/<>/< BİLİNÇALTINDA
( [saniyede] 5-9 ile/ve/||/<>/< 1300 )
- BİLİNEBİLECEK ile/değil BİLDİRİLİRSE BİLİNECEK
- BİLİNEBİLİR OLDUĞU ZANNEDİLEN/İDDİA EDİLEN ile/değil/yerine BİLİNEBİLİR OLAN
- BİLİNEBİLİR ile BİLEN
( KNOWABLE vs. KNOWER )
( دانستني ile داننده )
( DANSTANY ile DANANDEH )
- BİLİNEMEYEN ile/ve/değil SÖYLENİLEMEYEN
( [not] AGNOSTIC vs./and/but NOT ABLE TO BE EXPRESSED )
- BİLİNEMEZ ile ÖNGÖRÜLEMEZ
( UNABLE TO KNOW (/AGNOSTIC) vs. UNABLE TO PRUDENCE )
- BİLİNEMEZ/LİK ile BİLİNEMEZCİ/LİK
- BİLİNEMEZ/LİK ile/ve/<> KENDİLİĞİNDEN/LİK
- BİLİNEN ile/ve/||/<>/> BİLİNMEYEN
( Sonsuzdur. İLE/VE/||/<>/> Sonsuzlukların sonsuzluğudur. )
( Bilinenlerin hepsi, bilinmeyenleri işaret eder. )
( Bilinen üzerine bir kez daha bilgi aramak anlamsızdır. )
( Bilinmeyen, tüm "olmuştu ya da olmuş olabilirdi" ve "olacak ya da olacaktı"ları içerir. )
( Bilinenin, tam ve doğru bilgisidir bizi bilinmeyene götürecek olan. )
( Bilinenin içinde yaşamak bağımlılıktır, bilinmeyenin içinde yaşamak özgürleşmedir. )
( Bilinmez olan hakkında ancak sessizlik konuşur. )
( Zihin ancak bildiği hakkında konuşabilir. )
( Eğer bilinebilir olanı gayretle incelerseniz, o eriyip gider, geriye bilinmez olan kalır. )
( "Bilinmeyeni" bilmek için önce, bilineni bilmek gerek. )
( I do not claim to know what you do not.
It is the full and correct knowledge of the known that takes you to the unknown.
To live in the known is bondage, to live in the unknown is liberation.
Of the unknowable only silence talks.
The mind can talk only of what it knows.
If you diligently investigate the knowable, it dissolves and only the unknowable remains. )
( Bilinmeyenler, bilinenlerden her zaman çok daha fazladır. Her bilinen, yine bilinmeyenleri daha çok artırarak gelişir, ilerler. )
( Bilmediğiniz şeyi bildiğimi iddia etmiyorum. )
( KNOWN vs./and/||/<>/> UNKNOWN )
- BİLİNEN ile/ve ORADA/BURADA BULUNMAYAN
( KNOWN vs./and UNCOMMON )
- BİLİNMEKLİK" değil BİLİNİRLİK/TANINIRLIK/TANINMIŞLIK
- BİLİNMEMESİ ile/ve/değil BURADA YER ALMAMASI
( [not] UNKNOWN vs./and/but NONEXIST HERE )
- BİLİNMEME/Sİ ile/ve/değil DUYULMAMIŞLIĞI/YAYGINLAŞMAMASI
- BİLİNMESİ GEREKENLER ile/ve/> YAPILMASI GEREKENLER
- [ne yazık ki]
"BİLİNMEYEN CENNET"
ile/"değil"/"yerine"
"BİLİNEN CEHENNEM"İ YEĞLEMEK
- BİLİNMEYEN ile/ve UYGUN BİLİNMEYEN
- BİLİNMEYENLE İLGİLENMEK ile/ve/<>/değil/yerine BİLİNENLE İLGİLENMEK
( [not] TO BE INTERESTED IN KNOWN vs./and/<>/but TO BE INTERESTED IN UNKNOWN
TO BE INTERESTED IN UNKNOWN instead of TO BE INTERESTED IN KNOWN )
- BİLİP DE:
SUSMAK ile KONUŞMAMAK
- BİLİRSİNİZ" ile/değil/yerine/||/<>/< BİLENLER BİLİR
- BILIRUBIN[İng.] / BILIRUBINE[Fr.] / BILIRUBIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLİRUBİN
- BİLİŞİM SUÇLARI ile/ve/||/<> ELEKTRONİK SUÇLAR ile/ve/||/<> DİJİTAL SUÇLAR ile/ve/||/<> BİLGİ TEKNOLOJİLERİ SUÇLARI
- BİLİŞİM ile BİLİŞİMCİ/LİK ile BİLİŞİM AĞI ile BİLİŞİM TEKNOLOJİSİ
- INFORMATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLİŞİM
- BİLİŞSEL ARKEOLOJİ ile/||/<> DAVRANIŞSAL ARKEOLOJİ
( Bilişsel arkeoloji zihinsel süreçler İLE davranışsal arkeoloji gözlemlenebilir eylemler inceler. Bilişsel arkeoloji sembolik düşünce İLE davranışsal arkeoloji kullanım izleri araştırır. Göbeklitepe sembolleri bilişsel İLE alet kalıntıları davranışsal arkeoloji verisidir. )
- ÖNCELİK:
BİLİŞSEL/MANTIKSAL ile/ve/değil/||/<>/< VAROLUŞSAL
- BILIVERDIN[İng.] / BILIVERDIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLİVERDİN
- BILIVERDINE[Fr.] ile/değil/yerine/= BİLİVEREDİN
- BİLİYORDURSUNUZ" değil BİLİYORSUNUZDUR
- BİLİYORSUNUZ değil/yerine BİLENLER, BİLİR
- BİLİYORSUN(UZ)DUR ... ile/ve/değil/yerine ANIMSIYORSUN(UZ)DUR ...
- BİLL CLİNTON ile FATURA ile FATURA ÇİZİMİ ile BOŞANMA BELGESİ ile MAL FATURASI ile SAĞLIK FATURASI ile İDDİANAME ile KONŞİMENTO ile FATURALANDIRMA ile MİLYAR ile FATURALAR ile KAMBİYO SENETLERİ
( BILL CLINTON vs. BILL vs. BILL DRAWING vs. BILL OF DIVORCE vs. BILL OF GOODS vs. BILL OF HEALTH vs. BILL OF INDICTMENT vs. BILL OF LADING vs. BILLING vs. BILLION vs. BILLS vs. BILLS OF EXCHANGE )
( فاکتور ile لايحه ile اسکناس ile سياهه ile صورت کردن ile بارنامه ile صورت حساب ile بيل کلينتون ile برات کشي ile طلاق نامه ile فهرست تجارتي ile گواهي بهداشت ile کيفر خواست ile ستمي کشتي ile صدور صورتحساب ile بيليون ile ميليارد ile لوايح ile بروات )
( FAKTOR ile LAYHEH ile ESKENAS ile سياهه ile SORT KARDAN ile BARNAMEH ile SORT HASAB ile BEYLE KELYNETON ile BARAT KESHY ile TALAGH NAMEH ile FANPAREST TAJARTY ile GOVAHY BACPEHDASHT ile KYFAR KHAST ile SETAMY KESHTY ile SADVAR SORTAHSAB ile بيليون ile MYLEYORD ile LAVAYHE ile BARVAT )
- BILLET SPLIT LENS[İng.] / LENTILLE À FENTE DE BILLET[Fr.] / BILLET-SPALTLINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLLET YARIK MERCEĞİ
- BİLLURLAŞMAK ile BİLLURLAŞTIRMAK ile BİLLURLAŞABİLMEK ile BİLLURLAŞTIRABİLMEK ile BİLLUR ile BİLLURİ ile BİLLURLU ile BİLLUR CİSİM
- BİLME/"BİLEBİLME":
(")UYKUDA(") DA ile/ve/||/<> "HAYVANSAL DÜRTÜLERDE(") DE
- BİLME GEREKLİLİĞİ/ZORUNLULUĞU ile/ve/<> GEREKÇELENDİRME GEREKLİLİĞİ/ZORUNLULUĞU
- BİLME/İLİM YÖNTEMİNDE:
TARÎK-UL-HAVAS ile/ve/||/<>/> TARÎK-UN-NAZAR
( Doğrudan/zorunlu/doğal ve duyu/lar(ımız) ile. İLE Bilimsel yolla/araçlarla. )
- BİLMEK ile/ve/||/<>/>/< DENEYİMLEMEK
( TO KNOW vs./and/||/<>/>/< TO EXPERIENCE )
( ERKENNEN mit/und/||/<> ERFAHRUNG )
- BİLMEDİĞİMİZ SÖZCÜKLER İÇİN SÖZLÜĞE BAKMAK ile/ve/<>/yerine [ÖZELLİKLE] BİLDİĞİMİZ SÖZCÜKLER İÇİN SÖZLÜĞE BAKMAK
( TO CHECK/LOOK DICTIONARY TO/FOR UNKNOWN WORDS vs./and/<> TO CHECK/LOOK DICTIONARY TO/FOR [ESPECIALLY] KNOWN WORDS
TO CHECK/LOOK DICTIONARY TO/FOR [ESPECIALLY] KNOWN WORDS instead of TO CHECK/LOOK DICTIONARY TO/FOR UNKNOWN WORDS )
- Bilmediğin anlaşılmasın diye SUS!!!
- Bilmediğin için SUS!!!
- BİLMEDİĞİNDE SUSMAK ile/ve/değil BİLGELİKLE SUSMAK/SUSABİLMEK
( Bilgeliğin dudakları, duymayanlara kapalıdır. )
( [not] TO BE SILENT WHEN YOU DON'T KNOW vs./and/but TO BE SILENT BY WISDOM )
- Bilmediğinden DİNLE!!!
- BİLMEDİĞİNDEN DOLAYI SORMAK ile BİLDİĞİNİ DUYMAK İÇİN SORMAK
( Soruyu sorarken yanıtını da biliyorsunuz! )
( Yanıt her zaman sorunun içinde, orada da değilse sizin içinizdedir. )
( You know the answer when you ask the question. )
- BİLMEDİĞİNDEN KORKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> BİLDİĞİNDEN KORKMAK
( HAVF ile/ve/değil/yerine HAŞYET )
- BİLMEDİKLERİMİZ ile/ve YANLIŞ BİLDİKLERİMİZ
( UNKNOWNS vs./and MISKNOWNS )
- BİLMEK VE SUSABİLMEK ile BİLMEMEK VE "SUSMAK"
( TO KNOW AND TO BE SILENT vs. IGNORANCE AND TO BE SILENT )
- BİLMEK ile/ve ANLAŞILIR KILABİLMEYİ BİLMEK
- BİLMEK ile/ve/değil/yerine ANLAŞILIR KILABİLMEYİ BİLMEK
( [not] TO KNOW vs./and/but TO KNOW TO GET COMPREHENSIBLE
TO KNOW TO GET COMPREHENSIBLE instead of TO KNOW )
- BİLMEK ile/ve/||/<>/> ANLAYABİLMEK ile/ve/||/<>/> (BİRİNE) ANLATABİLMEK ile/ve/||/<>/> (ÇOCUĞA) YALIN ANLATABİLMEK
- BİL(E)(ME)MEK/BİLEBİLMEK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< AYIR(A)(MA)MAK/AYIRABİLMEK
- BİLMEK ile/ve/<>/= AYIRMAK/AYIRABİLMEK
( TO KNOW vs./and/<>/= TO (BE ABLE TO) SEPERATE )
- BİLMEK ile/ve BİLDİĞİNİN TARİHİNİ BİLMEK
( TO KNOW vs./and TO KNOW THE HISTORY OF YOU KNOW/KNOWLEDGE )
- BİLMEK ile/ve BİLİNEBİLİRLİĞİ/Nİ BİLMEK
( TO KNOW vs./and TO KNOW THAT MIGHT KNOWN )
- BİLMEK ile/ve/<> BİLMEDİĞİNİ BİLMEYİ BİLMEK
( "Bilmediğimizi bilmek", gerçek bilgidir. )
( "Daha iyisini bilemiyorum." [Hiç olmazsa bu kadarını biliyorsunuz.] )
( Bilmiyoruz, bunu bilmediğinizi de bilmiyoruz. )
( Bilmediğimizi ve anlamadığımızı bilmek gerçek bilgidir, alçakgönüllü birinin bilgisidir. )
( Bilmediğini bilen, bellekten ve beklentiden kurtulmuş olan, ebedidir. )
( Yaşamımızın her bir anında bilmeye gereksinimimiz olanı biliriz. )
( Ancak bilmediğimiz zaman, araştırmak için rahat oluruz. )
( Biliyorum diyene hiçbir şey koklatılmaz. )
( Ne kadar bilirsek, yanılmamız da o kadar. )
( Bildiğimiz, yanıldığımıza yetmez. )
( Felsefe, neleri bilmediğini bilmektir. )
( O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini;
çocuktur, onu eğitin/yetiştirin.
O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini;
cahildir, ondan uzakça durun.
O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini;
(belki) uykudadır, onu uyandırın.
O ki, biliyor ama biliyor bildiğini;
bilge kişidir, onu izleyin. )
( ŞİO ME NİHİL ŞİRE: EN İYİ BİLDİĞİM, HİÇBİR ŞEY BİLMEDİĞİM )
( To know that you do not know, is true knowledge.
"I don't know any better." [At least that much you know.]
You do not know, nor do you know that you do not know.
To know that you do not know and do not understand is true knowledge, the knowledge of an humble heart.
Which knows that it does not know, which is free of memory and anticipation, is timeless.
At every moment of your life you know what you need to know.
It is when you do not know, that you are free to investigate. )
( Hiçbir şey bilmediğini bilen, hiçbir şey bilmediğini bilmeyenden daha çok şey bilir...
Wer weiβ, dass er nichts weiβ, weiβ mehr als der, der nicht weiβ, dass er nichts weiβ... )
( TO KNOW vs./and/<> TO KNOW THAT, YOU DON'T KNOW IT )
- BİLMEK ile/ve/değil/||/<>/> BİLMENİN SÜREKLİLİĞİ/BİLMEKTE OLMAK
- BİLMEK ile BİLMEZLEMEK ile BİLMEZLENMEK ile BİLMECE ile BİLMECELİ ile BİLMEZLİK
- BİLMEK ve/<>/= DEĞİŞTİREBİLMEK
( TO KNOW and/<>/= ABLE TO CHANGE )
- BİLMEK ve/=/> DEĞİŞTİRMEK
( TO KNOW and/=/> TO TRANSFORM )
- BİLMEK ile/ve/<> DÖNÜŞTÜRMEK
( TO FIND vs./and/<> TO TRANSFORM )
- BİLMEK ile/ve/<> FARKINDALIK
( Su. İLE/VE/<> Elektrik. [Herhangi birini tercih edemezsiniz. İkisi de aynı anda olmak durumundadır.] )
( Her gün, bir şey öğrenmek. İLE/VE/<> Her gün, "zihnimizdeki" bir bilginin/kaydın (daha) gitmesine, unutulmasına fırsat vermek. )
( Bilme; olma ve sevme'nin de yanısıra gerçek doğamızın bir yansımasıdır. )
( Yalnızca, eyleyenler bilir, bilenler de eyler. )
( İdrak edeceğiz ki, bilmek, sevmektir; sevmek de bilmektir. )
( Farkındalık, tüm zamanı ve uzayı içerir. )
( Kişi, bilmediğini ayağının altına alsa, başı, göğe erer. )
( Bilmek, belirlemektir. )
( Knowing is a reflection of your true nature along vs. being and loving.
Awareness contains all space and time. )
( TO KNOW vs./and/<> AWARENESS )
- BİLMEK ile FARKINDALIK
( TO KNOW vs. AWARENESS )
- BİLMEK ile/ve/=/||/<> HESAPLAYABİLMEK
- BİLMEK ile/ve/||/<> KANITLAMAK
- BİLMEK ile/ve/<> KULLANMAYI/UYGULAMAYI BİLMEK
( Bildiklerinizi yaşa(r)sanız, bilmedikleriniz de öğretilir. )
( TO KNOW vs./and/<> TO KNOW TO USE/APPLY )
- BİLMEK ile/ve/<>/değil/yerine NEREDE BULACAĞINI/BULABİLECEĞİNİ BİLMEK
( Bulunduğumuz bu dönemin/çağın olanakları içinde bilgileri bellemek değil nerede ve nasıl [kısa sürede ve kolay] doğrudan bulabileceğini bilmektir. )
( [not] TO KNOW vs./and/<>/but TO KNOW, WHERE TO FIND
TO KNOW, WHERE TO FIND instead of TO KNOW )
- BİLMEK NEREDE BULACAĞINI/BULABİLECEĞİNİ BİLMEK
- BİLMEK ile/ve/değil ÖĞRENİM YOLUYLA İNANDIRILMIŞLIK
- BİLMEK ile/ve/<> OLAYLARI/ZORLUKLARI "ALTTAN ALABİLMEK"
- BİL(E)(ME)MEK/BİLEBİLMEK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< TANIMLA(YA)(MA)MAK/TANIMLAYABİLMEK
- BİLMEK ve/<> TANIMLAMAK ve/<> ANLAMAK
( TO KNOW and/<> TO DEFINE and/<> TO UNDERSTAND )
- [hem] BİLMEK ile/ve/||/<>/>/</=/hem de YAPABİLMEK
( Bilmek, yapabilmektir! )
( Bildiklerimiz, yapabildiklerimizdir. )
( TO KNOW vs./and/||/<>/>/=/also ABLE TO DO )
- BİLMEME BİLGİSİ = DOCTA IGNORANTIA[Lat.] (SCIO ME NIHIL SCIRE = EN İYİ BİLDİĞİM ŞEY, HİÇBİR ŞEY BİLMEDİĞİM)
- BİLME(ME)K ile/ve ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK(/TEVÂZÛ)
( Alçakgönüllülükten başarı doğar, üstün kişi sonuna dek yılmadan devam eder. )
( Alçakgönüllülüğü elden bırakmayın. )
( Alçakgönüllü yüreklerde yaşayan düşünceler, en yüksek düşüncelerdir. )
( Alçakgönüllü yaşama biçimleri olanlar, başarıya ulaşır. )
( Ancak olgun kişinin alçakgönüllülüğü alçakgönüllülüktür. )
( Çalışkan ve alçakgönüllü kişiler, şansı yakalayacaktır. )
( Kaynak ve meziyetlerin açığa vurulması yerine sadelikle alçakgönüllülük salık verilir. )
( Dağ, alçakgönüllülüğü simgeler. )
( Fazla alçakgönüllülük gösterme, gerçek sanarlar. )
( Kişinin, bilgiden yana nasibi yoksa, zihni/gönlü, alçakgönüllülüğe râzı olmaz. )
( Fazla alçakgönüllüğün sonu, ortalama/vasat kişilerden öğüt/nasihat dinlemektir. )
( (NOT) TO KNOW vs./and MODESTY )
- BİLMEMEK ile/ve/değil/||/<>/> ANLATAMAMAK
- BİLMEMEK ile/ve/> BELİRSİZLİK
( NOT TO KNOW/INFORM vs./and/> ARBITRARY/INESS )
- BİLMEMEK ile/ve/ne yazık ki/<>/> BİLMEYE/DÜŞÜNMEYE YANAŞMAMAK
- BİLMEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İLGİLENMEMEK
- [ne yazık ki]
BİLMEMEK ile/ve/değil/||/<>/< ÖNEMSEMEMEK
- BİLMEMEK ile/ve/değil TERBİYESİZ/LİK
- BİLMEYENLERİN "ALKIŞI" değil/yerine/>< BİLENLERİN "ELEŞTİRİSİ"
- BİLMEYİ BİLMEK ve/||/<> BİLGİ ÜRETİMİ ve/||/<> GÜVENİLİR BİLGİ ve/||/<> BİLGİNİN UYGULANMASI/KULLANIMI
- ... BİLMİNİ BİLMEK ile/ve/değil/yerine (EN AZINDAN) ... BİLMİNİN SONUÇLARINI BİLMEK
- BİLMİYOR OLMAK ile/ve/=/<> İLGİLENMEMİŞ/İLGİLENMİYOR OLMAK
( NOT TO KNOW vs./and/=/<> NOT TO BE INTERESTED )
- Bilmiyorsan DİNLE!!!
- Bilmiyorsan SUS!!!
- BİLMİYORUM! diye ZİKR ET!
- BİLMİYORUM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLİMYORUM
- BİLMİYORUM ile/ve/||/<>/< BİLİYORUM
( Sorarsan. İLE/VE/||/<>/< Sormazsan. )
- BİLMİYORUM ile/ve/||/<>/> NEREDEN BİLİYORUM?
- BİLMUVAFAKAT değil/yerine/= ONAMAYLA/ONAYLAMAYLA
- BİLMÜZÂKERE[Ar.] değil/yerine/= GÖRÜŞLEŞEREK
- 1000 TARAKTA BEZİ OLMAK/OLAN ile/değil/yerine/>< 10 PARMAĞINDA, 10 MARİFET(İ OLAN)
- BİNDİRİM ile BİNDİRİMLİ
- BİNDİRMEK ile BİNDİRİLMEK ile BİNDİREBİLMEK ile BİNDİ
- BINGILDAMAK ile BINGILDAK
- BINOCULAR[İng.] / BINOCULARICE[Fr.] / BEIDÄUGIG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİNOKÜLER
- BINOMIAL DISTRIBUTION[İng.] / DISTRIBUTION BINOMIALE[Fr.] / BINOMIALE-VERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİNOM DAĞILIMI
- BINOMIAL ile/||/<> ADLANDIRMA
( İkili adlendirme sistemi )
( Carl Linnaeus tarafından 1753 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1707-1778) (Ülke: İsveç) (Alan: Biyoloji, Takstonomi) (Önemli katkıları: Biyolojik sınıflandırma sistemi) )
- BIOCATALYSIS ile/||/<> CHEMICAL CATALYSIS
( Biocatalysis enzimlerle biyolojik katalizken İLE chemical catalysis sentetik katalizör kullanır )
( Formül: Enzyme selectivity )
- BIOCOMPATIBILITY değil/yerine/= DİRİM GEÇİMLİLİĞİ
- BİODİVERGİTE ile/||/<> GEODİVERGİTE
( Biodivergite yaşam çeşitliliğiyken İLE geodivergite jeolojik çeşitliliktir )
( Formül: Shannon indeksi )
- BIOFEEDBACK değil/yerine/= DİRİMSEL GERİBİLDİRİM
- BİOFİLM ile/||/<> PLANKTONİK KÜLTÜR
( Biofilm yüzeye tutunmuş mikroorganizma topluluğuyken İLE planktonik kültür serbest yüzen hücre kültürüdür )
( Formül: EPS matriks )
- BİOHİBRİT KATALİZÖR ile/||/<> İMMOBİLİZE ENZİM
( Biohibrit katalizör enzim ve inorganik malzeme birleşimken, immobilize enzim sadece enzimi destek üzerine bağlar )
( Formül: Enzim-MOF )
- BIOINFORMATICS değil/yerine/= BİYOBİLİŞİM
- BİOİNFORMATICS ile/||/<> CLASSICAL BİOLOGY
( Bioinformatics biyolojik verinin bilgisayar analizi yaparken İLE classical biology geleneksel morfolojik ve fizyolojik yaklaşım kullanır )
( Formül: Sequence analysis )
- BIOLOGICAL :/yerine BİYOLOJİK
- BİOMETEOROLOJİK[Fr. < BIOMÉTÉOROLOGIQUE] değil/yerine/= BİYOMETEOROLOJİ İLE İLGİLİ
- BIOORTHOGONAL CHEMISTRY ile/||/<> IN VIVO CHEMISTRY
( Bioorthogonal chemistry canlı sistemde doğal süreçleri bozmayan kimya yaparken İLE in vivo chemistry canlı sistemin kendi kimyasal süreçleridir )
( Formül: Azide-alkyne )
- BIOORTHOGONAL ile/||/<> IN VIVO ile/||/<> LABELING ile/||/<> BİYOORTOGONAL KİMYA
( Canlı sistemlerde reaksiyon. )
( Formül: Tetrazine-TCO ligation )
- BİOSTATİSTICS ile/||/<> MEDİCAL STATİSTICS
( Biostatistics biyolojik veriler için özel istatistik yöntemleri geliştirirken İLE medical statistics klinik veriler için standart istatistik uygular )
( Formül: Survival analysis )
- BIOT-SAVART LAW[İng.] / LOI DE BIOT-SAVART[Fr.] / BIOT-SAVARTCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= BİOT-SAVART YASASI
- BIPM:
Uluslararası Ağırlık ve Ölçüler Bürosu -ve
- BIPOLAR DISORDER ile/değil CYCLOMATIC BIPOLAR
- (BİR AÇIKLAMADAN/DURUMDAN SONRA KULLANILAN) "HAYIR ..." yerine İYİ DE/OLABİLİR DE ...
- BİR ANLAMI DA ŞUDUR ile/ve ANLAMLARINDAN BİRİ (DE) ŞUDUR
- 1 BEYGİRGÜCÜ[CV] ile/ve/<> 1 İNGİLİZ/AMERİKAN BEYGİRGÜCÜ[HP]
( 75 kgm/s. İLE/VE/<> 746 w.[: 1014 beygirgücü] )
- BİR DAMLA SUDA FIRTINA KOPARMAK ile/ve/||/<>/>/< BİR ÇUVAL İNCİRİ BERBAT ETMEK ile/ve/||/<>/>/< İNCİR ÇEKİRDEĞİNİ DOLDURMAYACAK "BAHANE/SORUN" ile/ve/||/<>/>/< İMAM OSURURSA CEMAAT SIÇAR ile/ve/||/<>/>/< OSURUKTAN NEM KAPMAK
- BİR DURUMA ya da SÖYLENİLEN SÖZE, GERİBİLDİRİMDE:
(BEN) "ANLAMADIM" ile/değil/yerine/||/<>/> "ANLAM VEREMEDİM"
- BİR DÜŞÜNCE/BİLGİ/SÖZ İLE:
TOPLUMU "BOZMAK" ile/değil TOPLUMUN BİR BÖLÜMÜNÜ "BOZMAK" ["bozulacağına" dair ısrarcı olunuyorsa...]
( Olumsuz/kötü niyetli kasıt. İLE/DEĞİL Gelişmek/geliştirmek üzere/için. [Bazı bilgi ve durumlar, herkese değil bazı kişilere verilebilir/verilmelidir.] )
- KİŞİYİ/KİŞİLERİ:
"KÜÇÜMSEMEK" ile/ve/değil/||/<>/>< "BÜYÜK GÖRMEK"
( Ahlâksızlıktır. İLE/VE/DEĞİL/>< Bilgisizliktir. )
( Akılsızlık. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>< Korkaklık. )
- BİR KONUNUN:
ANLAŞILAMAMASI ile/ve/değil ANLATILAMAMASI
( Bir konunun/olgunun anlaşılması ya da anlaşılmaması, daha çok, ilgi ve gereksinimle doğru orantılıdır. )
- BİR KONUNUN/DURUMUN/AYRINTININ:
İŞLEYİŞİ ile/ve/değil/||/<> İŞLENİŞİ
- BİR KONUYU/DURUMU GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN:
[ya] OLANAK/LAR SAHİBİ OLMAK ile/ve/<>/ya da "DAMARINA" SAHİP OLMAK
- BİR KONUYU/OLGUYU:
KENDİNE("BANA") GÖRE DÜŞÜNMEK/ÇÖZÜMLEMEK/YORUMLAMAK ile/ve/değil/yerine O KAVRAMI (/N İÇİNDE) KONUŞMAK
- BİR NESNE/OLAY/OLGU/DURUM/KOŞUL İÇİN:
BİR "AD VEREBİLMEK", BİR ŞEY "DEMEK/DİYEBİLMEK"
ve/||/<>/<
O ...'YI DENEMEK
- BİR OLAY/DURUM:
ÖNCESİNDEKİ DÜŞÜNCE/SÖZ/YORUM ile/değil/yerine SONRASINDAKİ DÜŞÜNCE/SÖZ/YORUM
- BİR ÖLÇÜYE BAĞLAMAK ile/ve/değil BİR ÖLÇÜYE DAYANDIRMAK
- BİR ŞEY Kİ...
YAPMASAK DA OLUR ve/||/<> SÖYLEMESEK DE OLUR
( Yapmayalım! VE/||/<> Söylemeyelim! )
- BİR ŞEY ÖĞRETMENİN EN İYİ YOLU -ile
( ÖRNEKLERLE GÖSTERMEK )
- BİR ŞEYİN, DİNÎ OLMASI ile BAŞKA BİR ŞEYİ ELDE ETMEK İÇİN DİNİN, ARAÇ OLARAK KULLANILMASI
- BİR ŞEYİN(DÜŞÜNCENİN/EYLEMİN):
EGEMEN OLMA(MA)SI ile/ve/değil/<> ÖNÜMÜZE GEÇME(ME)Sİ
- BİR ŞEYİN:
İYİ OLDUĞUNDAN DOLAYI İSTENMESİ ile/ve/değil/<> İSTENİYOR OLMASINDAN DOLAYI İYİ OLDUĞU
- BİR ŞEYİN, "YAPILAMAZ" OLDUĞUNU SANMAK ve/||/<>/> O ŞEYİN, YAPILIRKENKİ GÜRÜLTÜSÜYLE UYANMAK
- BİR ŞEYİN:
"YOK OLMASI" ile/değil YER/BİÇİM DEĞİŞTİRMESİ
- BİR ŞEYİN/DURUMUN:
(")OLMASI(") ile/ve/değil/||/<>/< OLMA/GERÇEKLEŞME OLASILIĞI
- BİR ŞEYİN/YERİN, ...:
YÖNETİMİ/YÖNETİLMESİ ile/ve/||/<> "MUTFAĞI"
- BİR/BAZI ŞEYLE/RLE:
İLGİLENMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< UĞRAŞMAK
- BİR ŞEY(LER)İN:
OLURU ile/ve/<> KENDİLİĞİNDENLİĞİ
- BİR TANE DAHA RİCA EDEYİM değil/yerine ÇOK GÜZELMİŞ[Bir tane daha alabilirsem memnun olurum tabii anlamında]
- Bir türlü aklına gelmediğindeki gibi SUS!!!
- BİR TUTULAMAMA ile KIYASLANAMAMA
- BİR ULUSUN:
DÜŞMANLARI ile/ve/<> "AYDINLARI"
( Askerî-siyasî örgütünü yener. İLE/VE/<> Tarihini yener/değersizleştirir. )
- BİR YANLIŞIN YAPILMASINDA VE YORUMLANMASINDA:
KAZÂ ile/ve/ne yazık ki/<>/> HATA ile/ve/ne yazık ki/<>/> YEĞLEME/TERCİH
( İlk kez olmuşsa. İLE/VE/<>/> İkincei kez olmuşsa. İLE/VE/<>/> Üçüncü kez oluyorsa. )
- Bir yerde ya da birinde "hata" "görürsen", 70 neden ara! Bulamazsan, "Bilemediğim, 71. neden var olabilir." de! -ile/ve/||/<>/>
- BİR YERE ULAŞMAK ile/değil/yerine BULUNDUĞUN YERDE KALMAMAK
- BİR ile/ve/||/<>/> BİN ile/ve/||/<>/> MİLYON ile/ve/||/<>/> MİLYAR ile/ve/||/<>/> TRİLYON ile/ve/||/<>/> KATRİLYON ile/ve/||/<>/> KENTİLYON ile/ve/||/<>/> SEKSTİLYON ile/ve/||/<>/> SEPTİLYON ile/ve/||/<>/> OKTİLYON ile/ve/||/<>/> NONTİLYON
( ... ile~> 3 ile~> 6 ile~> 9 ile~> 12 ile~> 15 ile~> 18 ile~> 21 ile~> 24 ile~> 27 ile~> 30 [0/Sıfır] )
- BİRAHANE ile BİRAHANECİ/LİK
- BIRAKILABİLMEK ile BIRAKILIVERMEK
- BIRAKIŞMAK ile BIRAKIŞ
- BIRAKMAK ile BIRAKILMAK ile BIRAKTIRMAK ile BIRAKABİLMEK ile BIRAKIVERMEK ile BIRAKTIRILMAK
- BIRAKMAK ile/ve/yerine/değil UZAKLAŞTIRMAK / TERCİH DEĞİŞTİRMEK [Özellikle sigara ve çeşitli bağımlılık yapıcılarda!]
( Mutlu olmak için herhangi bir şeye bağımlı olmak, çaresizliğin son aşamasıdır. )
( Herhangi bir şeye karşı artık bağımlı olmadığınızda, payınıza düşeni yapmışsınız demektir. )
( Zihnimizi, içiyle dışıyla bilmedikçe, bağımlılıklar bizi terk etmeyecektir. )
( Bağımlılıklarımızdan vazgeçelim. Vazgeçmemiz gereken başka hiçbir şey yoktur. )
( Bilincine varmadığınız bir şeyi, terk edemezsiniz. )
( Alışkanlık ve ihtiras, kör eder ve yanlışa götürür. )
( Alışkanlık! Gereklilik değil! )
( SİGARAYI: "BIRAKTIM!" değil/yerine "İÇMİYORUM" ya da "İÇMEMEYİ YEĞLİYORUM/TERCİH EDİYORUM!" )
( Mücadelemiz içenlerle değil maddeyle!
Koruyup kolladığımız, kişiler; kovduğumuz, o sinsi madde!...
Davetimiz, sağlıklı olmak; kabul etmediğimiz, sararmak...
Çözümlerimiz, herkes için; çaresi "Hayır!"da...
Herkes için hayırlı olan, hayırsızı yakmamakta... )
( Not necessary! It's habit/addiction. )
( FEEL FREE TO SAY NO! )
( Dependence on anything for happiness is utter misery.
When you are no longer attached to anything, you have done your share.
Attachments are in the mind and will not leave you until you know your mind in and out.
Give up your addictions. There is nothing else to give up.
You cannot leave if you don't aware of it.
Habit/addiction and passion makes blind and takes to the false.
"I PREFER, NOT TO SMOKE" instead of "QUIT SMOKING/CIGARETTE" )
( [not] TO LEAVE / QUIT vs./and/but TO CHANGE PREFERENCE
TO CHANGE PREFERENCE instead of TO LEAVE / QUIT )
( PROTIMO NA MIN KAPNIZU: İÇMEMEYİ TERCİH EDİYORUM! )
- BIRAKTIRTMAK ile BIRAKTIRABİLMEK
- BİRARADALIK ile/ve ARDIŞIKLIK
( Mekân, geometri. İLE/VE Aritmetik. )
- BİRARADALIK ile/ve/<> BÜTÜNSELLİK
- BİRAZ TOPARLASIN ile/değil BİRAZ TOPARLANSIN
- BİRAZ ile BİT KONUMU ile ACI ile ACI DÜŞMAN ile ACI GÖZYAŞLARI
( BIT vs. BIT POSITION vs. BITTER vs. BITTER ENEMY vs. BITTER TEARS )
( ذره ile پاره ile خرده ile موقعيت ذره ile تلخ ile طعنه آميز ile مر ile دشمن جاني ile خونابه )
( ZAREH ile PAREH ile KHARDEH ile MOQEYT ZAREH ile TALKH ile TANEH AMYZ ile MAR ile DASHMAN JANY ile KHONABEH )
- BİRBİRİMİZE ...:
"DÜŞMEK" değil/yerine/>< "DÜŞKÜN OLMAK"
- KONUŞMAK:
"BİRBİRİMİZE" ile/değil BİRBİRİMİZLE
- SAYGI/İLGİ/YAKINLIK:
BİRBİRİMİZE ile/ve/değil Bİ(RBİRİMİ)ZDEKİ HAKK'A
- BİRBİRİMİZİ:
BİLEMEYİZ ancak KEŞFEDERİZ
- YAŞAMAK:
BİRBİRİMİZİ İDARE EDEREK ile/ve/değil/yerine/<> UZLAŞARAK (ORTAK NOKTALARDA/ALANLARDA BULUŞARAK)
- BİRBİRİMİZİ:
[ya] TAMAMLAYAMAMAK ile/ve/ya da/<>/< TAM ANLAYAMAMAK
- BİRBİRİMİZİ:
BAŞKALARINA YEDİRMEMEK ile/ve/değil/||/<>/< YEMEMEK
- BİRBİRİNDEN AYIRDETMEK değil BİRBİRİNDEN AYIRMAK ya da [sadece] AYIRDETMEK
- BİRBİRİNDEN AYRI DEĞİL! ile/ve/değil/yerine BİRBİRİNE UZAK DEĞİL!
- KARIŞTIRMAMAK:
BİRBİRİNDEN değil BİRBİRİNE
(ya da BİRBİRİNDEN AYIRMAK)
- BİRBİRİNDEN:
"KOPUK" ŞEYLER ile/ve/<>/değil/yerine AYRI ŞEYLER
- BİRBİRİNE DÖNÜŞEMEME/DÖNÜŞEMEYEN ile İLİŞKİSİZ/LİK
- BİRBİRİNİ ETKİLEMEK ile/ve BİRBİRİNİ TAMAMLAMAK
- BİRBİRİNLE(N) değil BİRBİRİYLE
- BİRBİRLERİMİZLE/BİRBİRLERİNDEN değil BİRBİRİMİZLE/BİRBİRİNDEN
- BİRBİRLERİNİZ(l)E değil BİRBİRİNİZ(L)E (ANLATIN/ANLAŞIN/KONUŞUN/GÖSTERİN)
- BİRBİRLERİYLE ile/değil BİRBİRİYLE
- BİRÇENETLİ ile BİREVCİKLİ ile BİRGÖZELİ
( Kapsüllü yemişlerin, tek parçalı olanları. İLE Mısır, ceviz, fındık gibi eril ve dişil örgenleri ayrı çiçeklerde, ancak aynı kök üzerinde bulunanlar. İLE Yapısı tek bir gözeden(hücreden) oluşan hayvan ya da bitki, tekhücreli. )
- BİRCH İNDİRGENMESİ ile/||/<> CLEMMENSEN İNDİRGENMESİ
( Birch Li/NH₃ aromatik, Clemmensen Zn/HCl karbonil. )
( Formül: Elektron İLE proton )
- BİRÇOKLARI/NIZ" değil ÇOĞU/NUZ
- BİR'DEN/BİRDEN DOĞMA ve ŞEKK'SİZ-ŞÜPHESİZLİK
- BİRDEN BİRE ile/değil BİRDENBİRE/ANSIZIN/TINGADAK/FÜC'ETEN, Fİ-L-HÂL[Ar.]
- BİRDENBİRE
( FÜC'EH, FÜCÂEH )
- BİRDENBİRE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZAMANLA
( Çok az şey. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Çoğu şey. )
- BİRE BİR AYNI ile KESİNLİK ile KESİNLİKLE
( EXACT vs. EXACTION vs. EXACTLY )
( عيني ile سخت گيري ile بي کم و زياد ile صحيحا ile بعينه ile عينا ile بدرستي ile دقيقا )
( EYNEY ile SOKHT GYRY ile BEY KAM VE ZYAD ile صحيحا ile بعينه ile EYNA ile BADRESTY ile DAGHYGHA )
- BİREY İLE POPÜLASYON İLE KOMÜNİTE İLE EKOSİSTEM ile/||/<> EKOLOJİK ORGANİZASYON
( Canlıların organizasyon seviyeleri tek bireyden ekosisteme doğru genişler. )
( Formül: Birey < Popülasyon < Komünite < Ekosistem )
- BİREY VE TOPLUM:
"GÜÇLÜ GÖRÜNEN" ile/ve/değil/||/<>/> GÜÇSÜZ GÖRDÜKLERİNE NASIL DAVRANDIĞI/N
- BİREY ile/ve/<> BİREYSELLİK
( Topluma ve tanrıya atıfta bulunmadan yaşayabilen. İLE/VE/<> ... )
- BİREYİN, TOPLUMDAKİ ETKİSİ/EDİLGENLİĞİ ile/ve/<> TOPLUMUN, BİREYDEKİ ETKİSİ/EDİLGENLİĞİ
- SANAT:
BİREYLERİ/TOPLUMU ...
ŞAŞIRTMAK (İÇİN) ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KIŞKIRTMAK (İÇİN)
- BİREYLEŞTİRMEK ile BİREYSELLEŞMEK ile BİREYLEŞEBİLMEK ile BİREYSELLEŞTİRMEK ile BİREYSELLEŞTİRİLMEK ile BİREY/LİK ile BİREYCİ/LİK ile BİREYSEL/LİK ile BİREY OLUŞ ile BİREYLEŞME ile BİREYSEL EMEKLİLİK
- BİREYSEL ile BİREYSEL HAKLAR ile BİREYCİLİK ile BİREYCİ ile BİREYSELLİK ile KİŞİSELLEŞTİRMEK ile BİREYSEL OLARAK ile BİREYLER ile BİREYSEL ile BİREYLEŞME ile BÖLÜNMEZ
( INDIVIDUAL vs. INDIVIDUAL RIGHTS vs. INDIVIDUALISM vs. INDIVIDUALIST vs. INDIVIDUALITY vs. INDIVIDUALIZE vs. INDIVIDUALLY vs. INDIVIDUALS vs. INDIVIDUATE vs. INDIVIDUATION vs. INDIVISIBLE )
( شخص ile متعلق بفرد ile انفرادي ile منحصر بفرد ile آزادي فردي ile تکروي ile تکرو ile فرد گراي ile وجود فردي ile فرديت ile منفرد ذکر کردن ile تک قرار دادن ile بطور انفرادي ile افراد ile انفرادي کردن ile يکايکي ile فرد سازي ile فرد پرستي ile لايتجزا )
( SHKHS ile MOTALGH BEFARD ile انفرادي ile MONHESR BEFARD ile AZADY FARDY ile TAKROY ile TAKRO ile FARD GERAY ile VOJUD FARDY ile FARDYT ile MONFARD ZEKAR KARDAN ile TAK GHARAR DADAN ile BETOR ENFARADY ile AFRAD ile ENFARADY KARDAN ile يکايکي ile FARD SAZY ile FARD PARESTY ile لايتجزا )
- BİREYSELLEŞME ile/ve/değil/<> BİREYLEŞME
( Toplumda. İLE/VE/DEĞİL/<> Psikolojide. )
( Bütünden/toplumdan/idealden pay alarak. İLE/VE/DEĞİL/<> Kişide[parçada]. )
- BİREYSELLİK, DEĞİŞMEZ/DE ile/ve/||/<> DEĞİŞMEZ, BİREYSELLİK/TE
- BİREYSELLİK ile BİREYLİK
( INDIVIDUALISM vs. INDIVIDUALITY )
- BİREYSELLİK ve/<>/>/< EDEB
( Yalnız kalmayı da göze alabilmek. VE/<>/>/< Yapmamayı öncelleyebilmek ve tercih edebilmek. )
- BİREYSELLİK ile/ve/||/<>/> SÜREKLİLİK
- BİREYSELLİK ve/<>/> YEĞLEME/TERCİH
( Bireyselliğin olgunluğu/kemâli, yüklenilmiş ya da beklentili gerekçesi olmayan yeğlemedir/tercihtir. )
- BİRİ, BİR YERE:
BAKIYORSA ile/ve/ya da/<> HİÇ BAKMIYORSA
( İlgilendiği bir şey vardır. İLE/VE/ya da/<> İlgilendiği bir şey, kesinlikle vardır. )
- BİRİCİKLİK ve BİRİCİKLİĞE SAYGI GÖSTERMEK/DUYMAK
- BİRİCİK/LİK ile/ve/<> PAYLAŞILAMAZ/LIK
- BUILD-UP FACTOR[İng.] / FACTEUR D'ACCUMULATION[Fr.] ile/değil/yerine/= BİRİKİM FAKTÖRÜ
- BİRİKİM ile/ve/||/<>/> BİRLEŞTİRME
- BİRİKİŞMEK ile BİRİKİŞ
- BİRİKMEK ile BİRİKTİRMEK ile BİRİKEBİLMEK ile BİRİKİVERMEK ile BİRİKTİRİLMEK
- ACCUMULATED DOSE[İng.] / DOSE ACCUMULÉE[Fr.] / AKKUMULIERENDE DOSIS[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİKMİŞ DOZ
- BİRİKTİRME ile/yerine AKIM
( TO SAVE UP vs. MOVEMENT
MOVEMENT instead of TO SAVE UP )
- BİRİKTİRMEK ile/||/<> BARINDIRMAK
- BİRİKTİRMEK ile/ve/||/<>/> DAĞITMAK/ATMAK/VAZGEÇMEK
- BİRİKTİRMEK ile/ve/||/<> DOLDURMAK
( Nesnelerde. İLE/VE/||/<> Nesne ve sıvılarda. )
- BİRİKTİRMEK ile SAKLAMAK
( TO SAVE UP vs. TO PRESERVE )
- BİRİKTİRMEK ile SERVET BİRİKTİRMEK ile BİRİKTİRİYOR ile BİRİKİM ile AKÜMÜLATÖR
( ACCUMULATE vs. ACCUMULATE WEALTH vs. ACCUMULATING vs. ACCUMULATION vs. ACCUMULATOR )
( ذخيره کردن ile انباشتن ile ترکم کردن ile گرد کردن ile اندوختن ile مال اندوختن ile احتکاري ile تراکم ile انباشتگي ile انباره ile انباشتگر )
( ZAKHYRAH KARDAN ile ANBASHTAN ile TARKAM KARDAN ile GARD KARDAN ile ANDOKHTAN ile MAL ANDOKHTAN ile EHTEKARY ile TARAKAM ile ANBASHTGY ile ANBAREH ile ANBASHTGAR )
- BİRİKTİRMEK ile TOPLAMAK
( Ha bir kuru emektir.
"Biriktir de biriktir." )
( TO SAVE UP vs. TO COLLECT )
- [ne yazık ki]
"BİRİLERİNİN EKMEĞİNE YAĞ SÜRMEK" ile/ve/||/<> "HIRSIZA, YOL GÖSTERMEK" ile/ve/||/<> DEĞİRMENİNE SU TAŞIMAK
- UNIT CELL[İng.] / CELLULE DE L'UNITÉ[Fr.] / MASSEINHEIT ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM GÖZE/HÜCRE
- UNIT POLE[İng.] / PÔLE UNITAIRE[Fr.] / EINHEITSPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM KUTUP
- UNIT VECTOR[İng.] / VECTEUR UNITAIRE[Fr.] / EINHEITSVEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM VEKTÖR
- SUPRACONDUCTEUR DE TYPE I[Fr.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİ TİP AŞIRI İLETKEN
- TYPE I SUPERCONDUCTOR[İng.] / TYP-I-SUPRALEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİ TİP SÜPER İLETKEN
- PRIMARY BATTERY[İng.] / BATTERIE PREMIÈRE[Fr.] / PRIMÄRBATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL BATARYA
- PRIMARY FISSION PRODUCTS[İng.] / PRODUITS DE FISSION PRIMAIRES[Fr.] / PRIMÄRE SPALTAUSBEUTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL BÖLÜNME VERİMİ/ÜRÜNLERİ
- PRIMARY DOSE LIMITS[İng.] / LIMITES DE DOSE PRIMAIRE[Fr.] / PRIMÄRDOSISGRENZE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL DOZ SINIRLARI
- BİRİNCİL DUYGULAR:
İŞLEVSEL(ADAPTİF) ile/ve/||/<>/>< İŞLEVSEL OLMAYAN(MALADAPTİF)
- PRIMARY ELECTRONS[İng.] / ÉLECTRONS PRIMAIRES[Fr.] / PRIMÄRELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL ELEKTRONLAR
- PRIMÄRZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL GÖZE/HÜCRE
- FAISCEAU DE RAYONNEMENT PRIMAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL IŞIN DEMETİ
- PRIMÄRE STRAHLENABSCHIRMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL IŞIN ZIRHI
- PRIMARY RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT PRIMAIRE[Fr.] / PRIMÄRE STRAHLUNG, PRIMÄRSTRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL IŞINIM
- PRIMARY PROTECTIVE SHIELDING[İng.] / CUIRASSE PROTECTRICE PRIMAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL KORUYUCU PERDELEME/ZIRH
- BİRİNCİL NİTELİKLER ile/ve/||/<>/> İKİNCİL NİTELİKLER
( Ölçülebilir özellikler.[Devinim/hareket, kütle, büyüklük, biçim, konum vb.] İLE/VE/||/<>/> Algılanabilir özellikler.[Ses, tat, koku, renk vb.] )
- PRIMARY EMISSION[İng.] / ÉMISSION PRIMAIRE[Fr.] / PRIMÄREMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL SALIM/YAYIM
- BİRİNCİLİK ile YENMEK
( Çokluda. İLE İkilide. )
(1996'dan beri)