Bugün[26 Mayıs 2026]
itibarı ile 32.035 başlık/FaRk ile birlikte,
32.035 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(49/130)


- GERÇEKLERİ DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARABİLECEKLERİ DÜŞÜNMEK


- GERÇEKLERİN GERÇEKLİĞİ ile/ve HAKİKATİN HAKİKATİ

( Töz. İLE/VE İlke. )

( REALITY OF THE REALITIES vs./and TRUTH OF THE TRUTH )


- GERÇEKLEŞEN NİŞ ile/||/<> TEMEL NİŞ

( Gerçekleşen rekabet sınırlı, temel maksimum potansiyel. )

( Formül: Actual İLE fundamental )


- GERÇEKLEŞME ile/ve/||/<> EKSİKSİZLEŞME


- Gerçekleşmeden önce SUS!!!


- GERÇEKLEŞMEYECEKTİ değil YAŞANMAYACAKTI


- GERÇEKLEŞTİREBİLECEKLERİMİZ/ÖĞÜTLEYEBİLECEKLERİMİZ:
BAŞARILI "OLUP/OLMAMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< MUTLU OLMAK


- Gerçekleştirmeden önce DİNLE!!!


- Gerçekleştirmeden önce SUS!!!


- GERÇEKLEŞTİRMEK ile/ve "HAYATA GEÇİRMEK"


- GERÇEKLİĞİN ...:
KOŞULLARI ile/ve/||/<>/>/< YASASI

( Nesnelerde. İLE/VE/||/<>/>/< Akılda. )


- GERÇEKLİK:
AKIL SAYESİNDE/ARACILIĞIYLA ve/||/<> AKILDA


- GERÇEKLİK TANIMI/TASAVVURU ile/ve NEDENSELLİK TANIMI/TASAVVURU ile/ve KİŞİ ZİHNİ


- GERÇEKLİK ile/ve/değil/||/<>/< GEREKSİNİM


- GERÇEKLİK/HAKİKAT:
ÇÜRÜTEMEDİĞİMİZ ve/||/<> TÜKETEMEDİĞİMİZ


- GERÇEKLİK/HAKİKAT =/< KUŞKU BULUNMAYAN/BARINDIRMAYAN


- GERÇEKÜSTÜ ile GERÇEKÜSTÜCÜ/LÜK


- GERDİRMEK ile GERDİRTMEK ile GERDİRİLMEK ile GERDİREBİLMEK


- GEREĞİ ile GEREKLİLİĞİ


- GEREĞİ ile/değil GÖSTERGESİ


- GEREĞİNDEN ÇOK/AZ ile/değil OLABİLECEĞİNDEN ÇOK/AZ


- GEREK GÖRMEMEK ile/ve/<> YEĞLEMEMEK/TERCİH ETMEMEK


- GEREKÇELENDİRİLEBİLİRLİK ile HAKLI ile GEREKÇE ile HAKLI ile GEREKÇELEYİCİ

( JUSTIFIABILITY vs. JUSTIFIABLE vs. JUSTIFICATION vs. JUSTIFIED vs. JUSTIFIER )

( جواز شرعي ile توجيه پذير ile هم ترازي ile توجيه ile مصلحتآميز ile هم تراز ile توجيه کننده )

( JAVAZ SHAREY ile TOJYYEH PAZYR ile NPAM TARAZY ile TOJYYEH ile مصلحتآميز ile NPAM TARAZ ile TOJYYEH KONANDEH )


- GEREKÇELENDİRME[İng. JUSTIFICATION] ile/||/<> ÇIKARIM[İng. INFERENCE] ile/||/<> DEGETTİERİZASYON[İng. DEGETTIERIZATION] ile/||/<> DEONTOLOJİK GEREKÇELENDİRME[İng. DEONTOLOGICAL JUSTIFICATION] ile/||/<> DİNİ EPİSTEMOLOJİ[İng. RELIGIOUS EPISTEMOLOGY] ile/||/<> GERİ GİDİŞ TEZİ[İng. REGRESS ARGUMENT] ile/||/<> GÜVENİLİRCİLİK[İng. RELIABILISM] ile/||/<> İNANÇ[İng. BELIEF] ile/||/<> TEMİNAT KOŞULU[İng. WARRANT CONDITION]

( “Meşrulaştırma” gibi kullanımı çok nadiren olsa da kullanımdadır. Sait Reçber gibi hocalarımızın ise “haklı çıkarım” olarak kullandığını bildiğimiz bu kavram Gettier’in etkisiyle çağdaş epistemolojinin en tartışmalı kavramlarından biri olmuştur. Doğru inancı bilgiye dönüştüren bir unsur olarak görülen bir kavram bilgiye epistemik sorumluluk ve güvence katan bir işleve sahiptir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Mevcut öncüller ile varılan sonuç. Çıkarım yapmak, mevcut kanıtlarla varılan sonuçlara atıfta bulunmak için kullanılır ve akıl yürütme ile bir sonuca varma süreci olarak da ifade edilir. Doğru öncüllerden doğru çıkarımlar yapılabileceği gibi doğru öncüllerden yanlış çıkarımlar yapmak ya da yanlış öncülden doğru çıkarımlar yapmak mümkündür. @@ Gettier’in ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Bilgi Midir?’ adlı makalesinden sonra çağdaş epistemoloji, gerekçelendirme unsuruna odaklanmıştır. Bu makalesinde Gettier, geleneksel bilgi tanımında yer alan gerekçelendirme unsurunun, doğru inancın bilgi haline gelmesinde şans faktörünü dışarıda bırakamadığına yönelik eleştiriler yapmıştır. Bu da çağdaş epistemolojide gerekçelendirmenin doğasına yönelik sorgulamalara yol açmış ve Gettier sorunu olarak bilinen problemin üzerine yoğunlaşılmasına neden olmuştur. Degettierizasyon ise Gettier’in ortaya koyduğu problemin çözülmesi ve gerekçelendirme unsurunu sağlamlaştırma çabasını ifade etmektedir. @@ Epistemik olmayan gerekçelendirme türleri arasında yer alan deontolojik gerekçelendirme, çoğunlukla geleneksel epistemolojide kullanılsa da çağdaş epistemolojideki düşünürler tarafından da kullanılmıştır. Deontolojik gerekçelendirme, öznenin, bir önermeye inanma yükümlülüğünü ifade etmektedir. Bu da gerekçelendirmenin, normatif bir unsur olduğu anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle öznenin, p önermesinin doğruluğuna inanması için yeterli ve geçerli kanıtlara sahipse bu önermeye inanması onun için bir yükümlülük haline gelmektedir. Öznenin p önermesine inanması, ahlaki bir yükümlülük olmaktadır. Dolayısıyla deontolojik gerekçelendirme, normatif unsurlara dayanmaktadır. Çağdaş epistemolojide deontolojik gerekçelendirmeye yönelik tutumlar, içselcilik ve dışsalcılık yaklaşımları altında çeşitlilik göstermektedir. Örneğin dışsalcı yaklaşım altında kuramlarını sınıflandırdığımız Goldman ve Plantinga gibi isimler, gerekçelendirme kavramının normatif özelliğinden kaçınmak adına teminat koşulu gibi ifadeleri daha uygun bulurlar. Ancak Chisholm ve Clifford gibi içselci yaklaşıma sahip isimler ise gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu ileri sürüp öznenin, bir inanca inanma yükümlülüğü olduğunu savunurlar. Bu bağlamda deontolojik gerekçelendirmenin iki çeşidi vardır: Kanıtlanmış bir inanca inanma yükümlülüğü ile inanılan önermeye göre davranmak. Bunlardan ilki, öznenin, herkesin ulaşabileceği türden kanıtlara dayanarak bir inancın gerekçelerini ortaya koyması ve bu inanca yönelik sağlam gerekçeleri bulunduğu için inanma yükümlülüğüne tabi olması biçiminde açıklanabilir. İkincisi ise Clifford’ın yaklaşımından hareketle savunulan radikal bir deontolojik gerekçelendirme türüdür. Buna göre gerekçelendirme, yalnızca inançlara dair sağlam nedenler ortaya koymak değil, söz konusu nedenlerden hareketle inançlara göre davranmayı da gerektirir. Yani öznenin, hem inançlarının kanıtlarına inanması hem de bu kanıtların gerektirdiği biçimde davranması ahlaki bir sorumluluktur. Bu da gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu gösteren yaklaşımlardan biridir. @@ Dini inançların da diğer inançlar gibi aynı epistemik statüye sahip olduğunu savunan dini epistemoloji, dini inançların rasyonelliğini gösterme çabasından çok bu inançlarında rasyonel olarak tartışılabileceği bir alandır. Dini Epistemoloji’nin en ünlü savunucularından biri Plantinga ve Swinburne’dur. Bu yaklaşım özünde Delilciliğe bir tepki niteliği taşır ve kökenleri John Calvin, Herman Bavinck ve Karl Barth gibi isimlerle ilişkilendirilir. Dini Epistemolojiyi, Reformcu Epistemoloji ile karıştırmamak önemlidir. Reformcu Epistemoloji’yi Dini Epistemoloji’nin alt alanı olarak görmek mümkündür., önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Reformist epistemoloji, delilcilik (evidentialism) ve klasik temelselcilik (classical foundationalism) yaklaşımlarına ateşli bir karşı çıkışa işaret eder ve bu sorulara Reformist Epistemoloji en temelde şöyle cevap verir; “Teistik inancın gerekçelendirilmesinde önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Birçok dini ve reformcu epistemolog için Tanrı inancı; rasyoneldir, gerekçelendirilebilir, epistemik olarak temeldir, gerekçelendirme için temeldir. Konuya dair şu, şu, şu, ve şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Geri gidiş tezi, bir inancın gerekçelendirmesinin bir başka inanca dayanması nedeniyle sonsuza kadar geri gidebileceğini ileri süren kuşkucu yaklaşıma yönelik, temele güvenilir bir inanç koyarak bu gerilemeyi durdurmak anlamına gelmektedir. Descartes’tan bu yana temelciliğin esas noktası olan temel inançlar, kendinden gerekçeli ve doğruluğu başka bir inanca dayanmayan inançlar oldukları için, gerekçelendirmenin sonsuz geriye gidiş problemine bir çözüm olarak ileri sürülmüştür. Tüm inançlar, söz konusu temel inançlardan çıkarım yoluyla elde edilir. Böylelikle kuşkuculuğun sonsuz geriye gidiş eleştirilerine yönelik bir çözüm olarak temel inançları ortaya koyan temelciliğe göre, gerekçelendirme sonsuza kadar geriye gidemez. Çünkü her inanç, en nihayetinde, temel bir inançtan çıkarımla elde edilmiştir. Bir inancın temel inanç olması ise başka inançlara dayanmaksızın kendinden gerekçeli olması anlamına gelmektedir. Söz konusu geriye gidiş, temel inançlara ulaşıncaya dek devam etmektedir. Geri gidiş tezini benimsemiş olan temelciliğe yöneltilen itirazlar, temel inançların mahiyetine ilişkin olmakla birlikte, epistemik gerileme argümanı ve kavramsal gerileme argümanı olarak iki biçimde ifade edilebilir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Richard Fumerton, Gerekçelendirme Teorileri, Çev. Ayşenur Üngür Tabur.) @@ Dışsalcılığın ılımlı bir türü olan güvenilircilik, epistemik gerekçelendirme sorununa çözüm olarak ortaya atılan bir kuramdır. Bu kuram, bilme araçlarından hareketle elde ettiğimiz inançların, oluşturulma süreçlerinin güvenilirliğine odaklanır ve bilginin, bu sürecin güvenilirliği neticesinde meydana geldiğini ileri sürmektedir. Güvenilir süreçler, epistemik öznenin doğru inanç oluşturması için gerekli olan esas koşuldur. Söz konusu süreçlere özellikle duyum ve algıyı ekleyen güvenilircilik; dış koşulların uygun olması, olguların ve önceki inançların şu an oluşturulan inançla olan sebebe dayalı ilişkisinin sekteye uğramaması ve mantıksal çıkarım gibi koşulların da sürecin güvenilirliğinde önemli bir rol oynadığını ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin dışsalcı olmasının nedeni, öznenin, güvenilir süreçleri farkında olmasını ya da bu süreçlere bilişsel erişimin olmasını gerekli görmemesidir. Burada önemli olan nokta, güvenilirliğin kendisidir. Ilımlı olmasının nedeni ise hem dışsal koşulları hem de öznenin bilişsel yetilerinin güvenilirliğini dikkate almasından kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle güvenilircilik, zihinsel faaliyetleri tamamen saf dışı bırakmamakla birlikte, bir inancı teminat altına alınmasını sağlayabilecek asıl unsurların dışsal koşullarda aranması gerektiğini ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin kayda değer temsilcilerinden biri olan Alvin I. Goldman, ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Nedir?’ ve ‘Bilgide Sebebe Dayanma Koşulu’ adlı makalelerinde, kuramın ana hatlarını belirtmiştir. Bu doğrultuda güvenilircilik, iki farklı teminat koşulu ortaya koymuştur: Sürecin güvenilirliği (Bkz: Güvenilirlik) ve sebebe dayanma. Sebebe dayanma koşulu, bilgiyi, ‘sebebe dayalı olarak gerekçelendirilmiş doğru inanç’ olarak tanımlar ve sınırlar. Goldman’a göre uygun sebebe dayalı süreçler, öznenin duyum, algı, çıkarım yapma, daha önceki inançları arasında değerlendirme yapma ve hatırlama gibi içsel durumların birbiriyle olan ilişkisini ifade etmektedir. Yani öznenin, fizik nesneleri duyumsarken ya da algılarken oluşturduğu inançları ile bu inançların oluşturulduğu kaynak olan fizik nesne arasındaki uyumluluk, uygun sebebe dayalı süreçlerden meydana gelmiştir. Dolayısıyla özne, söz konusu süreçlerin güvenilir olduğuna karar verirken yalnızca o anki deneyiminden değil, geçmiş deneyimlerinden de yararlanarak sürecin güvenilirliğini denetler. Söz konusu iki farklı teminat koşulu, birbirinden bağımsız olmanın aksine beraber çalıştıkları sürece bilginin meydana gelmesine olanak sağlamaktadır. O halde güvenilirciliğin ana hatları: Olgu ile inanç arasındaki karşılıklı ilişki, önceki inançlar ile sonraki inançlar arasında sebebe dayalı bir ilişki, inançları oluştururken güvenilir süreçlere dayanmak, inancı teminat altına alacak olan unsurların özenin dışında olması ve söz konusu sebebe dayanma koşulunu doğru bir biçimde yeniden inşa etme süreci olarak sıralayabiliriz. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ “Gerekçelendirilmiş doğru inanç” şeklindeki geleneksel üç parçalı bilgi tanımımızdaki inanç unsuru bilgi içerisindeki öznel ve psikoloji-zihin temelli unsura işaret eder. Burada inanç ifadesinden kastımız, kabul etmekle eşdeğerdir. S kişisinin, Q’ya inanması demek S’in Q’yu kabul ettiği anlamına gelir. Örneğin, elimi ileri ve yukarı doğru kaldırıp elimdeki kalemi bırakmayı planlıyorum. Bu durumda hem kalemin düşeceğine inanırım hem de düşeceğini kabul ederim. Türkçe’de inanma farklı anlam çağrışımlarına sebep olduğu için, inancı salt dini anlamda ya da dayanak sahibi olmaksızın kabul etme anlamında kullanmadığımızı belirtmek isteriz; kast ettiğimiz şey iman (faith) değildir. Diğer yandan, inanç kavramına dair önermesel olmayan inanç türünü işaret etmediğimizi eklemek isteriz; burada inanç derken önermesel olan ve kabule dayanan bir zihin halinden söz ediyoruz. Örneğin “Dünyanın düz olduğuna inanmıyorum.” ile “Dünyanın düz olduğunu kabul etmiyorum.” ifadeleri buradaki inanç tanımına göre eşdeğerdir. Böylece öznenin bir önermenin doğruluğunu tasdik etmeye dairi zihinsel durumuna inanç ya da kabul, bilgiye dair söz konusu koşula da İnanç/Kabul Koşulu ismini verebiliriz. Epistemoloji tarihinde birçok düşünür için inancın bilgiye kıyasla daha alt bir zihinsel durum biçimi olarak görüldüğünü eklemekte fayda var. Çünkü bilginin salt inanç sahipliğine kıyasla sahip olunması daha iyi ve tercih edilebilir olduğu kabul edilir. Önermesel inanç, bir önermenin içeriğinin doğruluğunu kabul etmeye dayanır. “İstanbul’daki seçimleri X’in kazanacağına inanıyorum.” ifadesinde, önermenin içeriğinin doğruluğuna inanmayı kast ediyoruz. Aynı zamanda, bu inanca yönelmemizde seçim anketleri, medyadaki etki ya da genel kamuoyu gibi bazı nedenler etkili olabilir. Kanıt ya da bilme araçlarının güvenilirliğine bağlı olarak inancı oluşturan koşullardaki değişim, inanç seviyesini de değiştirebilir. Diğer yandan, S’nin Q olduğunu bilmesi, S’nin Q olduğuna inanmasının bir türüyse; bu türü bizzat inancın kendisinden nasıl ayıracağız? S’in Q’ya dair sahip olduğu inançların doğru olması tek başına yeterli değildir. S kişisinin Q’ya dair doğru inancını oluştururken bu inancını gerekçelendirme biçimi, S’in Q’ya dair sahip olduğu bilgi için temeldir. @@ Teminat koşulu, bildiğini bilmeyi (knowing that one knows) sağlayan ve gerekçelendirmenin normatif anlamı nedeniyle dışsalcılar tarafından bir alternatif olarak sunulan dördüncü koşuldur. Dördüncü koşul, gerekçelendirmenin şans faktörünü engelleyememesi açısından bilgiyi koruma altına alacak olan koşul olarak düşünülmüştür. Bu bağlamda teminat koşulu, bir degettierizasyon çabası olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani teminat koşulu ile amaçlanan şey, gerekçelendirmeyi sınırlamak ve bilginin üç koşulunun yetmediği durumlarda bilgiden emin olmayı sağlamaktır. Çağdaş epistemolojideki gerekçelendirme kuramlarını, dördüncü koşul üzerinden tanımlamak mümkündür. Örneğin içselcilik, geleneksel gerekçelendirme koşulunu benimseyerek öznenin bilişsel yetileri doğrultusunda teminat koşulunu ele alır. Başka bir ifadeyle içselcilik, epistemik öznenin bildiğinden emin olmasını sağlayacak unsurların, yine epistemik öznenin zihninde bulunacağını ve öznenin bu unsurlara erişimi olduğunu savunmaktadır. Bu doğrultuda teminat koşulunu sağlayan dördüncü koşullar; sarsılmazlık, sağlam dayanaklar, doğruluğa götüren nedenler ve olması gerektiği gibi çalışan bilişsel yetiler olarak sıralanabilir. Dışsalcıların teminat koşuluna yaklaşımı ise daha farklıdır. Gerekçelendirmenin normatif anlamından uzaklaşmak isteyen dışscalcılar, dördüncü koşul için teminat/güvence (warrant) ya da güvenilirlik unsurlarını gerekli görmüşlerdir. Örneğin Plantinga’nın uygun işlevselcilik kuramına göre teminat koşulu; epistemik öznenin bilişsel yetilerinin uygun çalışıyor olmasına ve bilişsel yetilerin uygun çalışması için uygun bir çevrenin olmasına dayanmaktadır. Burada önemli olan nokta, inançların kanıtlarının ya da gerekçelerinin zihnin dışında aranması ve inançlar ile olgu durumları arasında uyumluluk olmasıdır. Dolayısıyla içselcilerin teminat koşulunu epistemik öznenin zihninde aramasından farklı olarak dışsalcılar dördüncü koşulu, dışsal süreçlerin uygunluğuna ve güvenilirliğine dayandırmışlardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GEREKEN ile/ve/değil/yerine GEREKMEYEN

( İSTİLZAM: Gerektirme, gerekme. )

( NECESSARY vs./and NOT NECESSARY )

( DEBERE cum/et INDIGERE )


- GEREKİRSE yerine YERİ/ZAMANI GELDİĞİNDE


- GEREKLERİNİ YAP(A)MADIYSAN:
HESAP SORMA! ve SIZLANMA!


- ... GEREKLİDİR ile/yerine ... GEREKİR


- GEREKLİLİK:
BİLMEK ile/ve/değil/<> YAPMAK


- GEREKLİLİK/ZORUNLULUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖNÜLLÜLÜK


- GEREKLİLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK


- GEREKLİLİK ile/ve GEREKSİNİM

( NECESSITY vs./and NEED )


- GEREKLİLİK ile/ve NEDENSELLİK

( Öncelik-sonralık yoktur. İLE/VE Öncelik-sonralık vardır. )

( İşlevsellik. İLE/VE Birbirini açıklayıcılık. )

( NECESSITY vs./and SCIENTIFIC TERM )


- GEREKLİLİK ile/değil OLANAKLILIK

( [not] NECESSITY vs./but POSSIBILITY )


- GEREKLİLİK ve/> SÜREKLİLİK ve/> KESİNLİK

( NECESSITY and/> CONTINUITY and/> CERTAINTY )


- GEREKLİLİK ile/ve/değil UYGUNLUK

( [not] NECESSITY vs./and/but APPROPRIATENESS )


- GEREKLİLİK ile/ve/||/<>/> YARAR


- GEREKLİLİK/GEREKSİZLİK ile/ve/değil ÖNCELİK

( "Gereklilik" ya da "gereksizlik" olarak "tanımlamamız/tanımladıklarımız(gördüklerimiz/görmediklerimiz)", (daha çok) kolayımıza/işimize gelen, alışageldiğimiz bellek kayıtlarımızın yoğunluğu ve önceliği oranındadır. )


- GEREKMEK ile GEREKTİRMEK ile GEREKÇELENDİRMEK ile GEREK/LİK ile GEREKLİ/LİK ile GEREKÇE ile GEREKSİZ/LİK ile GEREKÇELİ ile GEREKSİZCE ile GEREKÇESİZ/LİK ile GEREKSİZ YERE ile GEREKLİLİK KİPİ ile GEREKLİ GEREKSİZ


- GEREKSİNİM/AÇLIK:
UYARILMA ile/ve/||/<>/> TANINMA ile/ve/||/<>/> YAPILANDIRMA


- GEREKSİNİM DUYMAYACAKLARINI SATIN ALMAK > GEREKSİNİM DUYACAKLARINI SATMAK ZORUNDA KALMAK


- GEREKSİNİM ile/ve BEKLENTİ


- GEREKSİNİM ile/ve/||/<> ÇÖZÜMSÜZLÜK/ÇARESİZLİK


- GEREKSİNİM ile/ve/> DAVET

( NEED vs./and/> TO INVITE )


- GEREKSİNİM ve/||/<>/> DİLE GETİRMEK

( Gereksinimi olduğu halde dile getirmeyen, dilsiz kalsa daha iyidir. )


- GEREKSİNİM ile/ve/<> DOYUM

( NEED vs./and/<> SATISFACTION )


- GEREKSİNİM ve/> EYLEM

( NEED and/> ACTION )


- GEREKSİNİM ile/ve GEREKLİLİK

( Gereksiniminiz olduğuna inandıklarınız, gereksiniminiz olanlar değildir. )

( Eğer gereksiniminiz olmayanları istemezseniz gereksiniminiz olan şeyler size gelecektir. )

( Kendiniz olmaktan başka hiçbir şeye gereksiniminiz yok. )

( Gereksiniminiz olan her şey, sizin içinizde. )

( NEED vs./and NECESSITY
What you believe you need is not what you need.
What you need will come to you, if you do not ask for what you do not need.
You need nothing except to be what you are.
All you need is already within you. )


- GEREKSİNİM ile/ve İLERLEME

( NEED vs./and PROGRESS )


- GEREKSİNİM ile/ve/<> İŞE YARARLIK


- GEREKSİNİM ile İTİLİM


- GEREKSİNİM ile/ve/<> KİŞİ/İNSAN

( ... İLE/VE/<> Gereksinimlerinin gereksinimi(/hedefi) durumuna getirilmiş/düşürülmüş olan. )


- GEREKSİNİM ile MUTLAKLIK

( Tüm gereksinimimiz, gereksinim duyuyor olmamızın gerekliliği ve bunun kabulüdür. )

( NEED vs. ABSOLUTENESS )


- GEREKSİNİM ile/ve/değil/||/<>/< TAMAMLAYICI/LIK


- GEREKSİNİM ile/ve/> UYGARLIK

( Gereksinim, uygarlığın dinamosudur. )

( NEED vs./and/> CIVILIZATION )


- GEREKSİNİM ile ZORUNLULUK

( NEED vs. OBLIGATION )


- GEREKSİNİMİMİZ OLMAYAN ŞEYLERİ ALMAK ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> GEREKSİNİM DUYDUĞUMUZ ŞEYLERİ SATMAK

( Gereksinim duymadığımız şeyleri almak, gereksinim duyduğumuz şeyleri satmaya neden olur. )


- GEREKSİNİMLER ve İLİŞKİLER SIRADÜZENİ:
DİRİMSEL ve/||/<>/> BİLİŞSEL ve/||/<>/> DAVRANIŞSAL


- GEREKSİNİMLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]


- GEREKSİNİMLER ile/ve/||/<> DEĞERLER ile/ve/||/<> ANLAMLAR


- GEREKSİNİM/LER/İMİZ ve/<>/>< DEĞER/LER/İMİZ


- GEREKSİNİR değil GEREKİR/GEREKTİRİR


- GEREKSİZ [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]


- GEREKSİZ [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]


- GEREKSİZ TEKRAR(TOTOLOJİ) ile SAÇMALAMAK

( TAUTOLOGY vs. TO BULLSHIT )


- GEREKSİZ/FAZLA) TÜKETMEMELİ!


- Gerektiğinde SUS!!!


- GEREKTİĞİNDE ile/ve YERİ GELDİĞİNDE


- GERGEDANLAR'DA:
SİYAH AFRİKA GERGEDANI ile AKGERGEDAN ile HİNT GERGEDANI ile ENDONEZYA GERGEDANI ile KUZEY BEYAZ GERGEDANI ile SUMATRA GERGEDANI ile YAVA/CAVA/JAVA GERGEDANI

( Gebelik süreleri 540 gündür. )

( Yaşayan, ancak beş gergedan türü vardı.[22 Mart 2018 itibariyle, dörde düştü. Son akgergedanın da ölmesiyle bir tür daha, rezil avcı bozuntuları eliyle yok edilmiş oldu ne yazık ki. :( (((((( ] )

( Yaşayan Endonezya gergedanı sayısı sadece 60'tır. En çok tehlike altında olan dördüncü türdür. )

( Tümüyle keratinden oluşan bir boynuza sahip tek hayvandır. )

( Sığır, koyun, ceylan ve zürafanın boynuzlarından farklı olarak kemik özü bulunmaz. )

( Boynuzları hasar gördüyse bazen düşerler. Gençlerinin boynuzları tamamen yeniden çıkabilir. )

( Boynuzları olmayan dişil gergedanlar yavrularına düzgün bir biçimde bakamazlar. )

( Gergedanların çok gelişmiş koku ve işitme duyuları vardır fakat görme duyuları kötüdür. )

( Genellikle yalnız yaşarlar ve sadece çiftleşmek için biraraya gelirler. )

( Beklenmedik bir durumla karşılaştıklarında işerler ya da dışkılarlar. )

( Saldıracaklarında, Asya'dakiler ısırır, Afrika'dakiler karşı tarafa doğru büyük bir hızla saldırırlar. )

( Siyah Afrika Gergedanı, kısa bacaklarına karşın, saatte 55 km. hıza ulaşabilir. )

( Türk mitolojisinde hayvanların kralı olarak kabul edilir. )

( )


- GERGİNLEŞMEK ile GERGİNLEŞTİRMEK ile GERGİ ile GERGİN/LİK ile GERGİLİ ile GERGİNCE ile GERGİSİZ


- GERGİNLİĞİN BÖLGELERİNDE:
BOYUN ile/ve/||/<> OMUZ ile/ve/||/<> ÜST SIRT ile/ve/||/<> ORTA SIRT ile/ve/||/<> ALT SIRT ile/ve/||/<> MİDE

( [psikolojik nedenleri] "Kendini tanımlamada korku ve bastırılmışlık." İLE/VE/||/<> "Zorunluluk ve sorumluluk." İLE/VE/||/<> "Üzüntü, keder." İLE/VE/||/<> "Güvensizlik ve güçsüzlük." İLE/VE/||/<> "Utanç, suçluluk, değersizlik." İLE/VE/||/<> "Duyguları yönetmede yetersizlik." )


- STRAIN[İng.] / EFFORT[Fr.] / BEANSPRUCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERGİNLİK


- GERİ ALINAMAZLIK ile GERİ ALINAMAZ

( IRREVOCABILITY vs. IRREVOCABLE )

( برگشت ناپذيري ile بلا عزل )

( BARGASHT NAPAZYRY ile بلا عزل )


- FEEDBACK[İng.] / RÉTROACTION[Fr.] / RÜCKFÜHRUNG, RÜCKKOPPLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ BESLEME


- RESTORING FORCE[İng.] / FORCE DE RAPPEL[Fr.] / RÜCKSTELLKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ ÇAĞIRICI KUVVET


- GERİ KALMAK ile GEÇMİŞİNDEN GERİ KALMAK

( Bir yerde kalmak, ölmek demektir. )

( DEKADANS: Gerileme. )


- BACK SCATTERING[İng.] / DIFFUSION RÉTRAGRADE[Fr.] / RÜCKSTREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ SAÇILIM/SAÇILMA


- RECOIL ATOM[İng.] / ATOME DU RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME ATOMU


- RECOIL NUCLEUS[İng.] / NOYAU DE RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSKERN[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME ÇEKİRDEĞİ


- RECOIL ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON DE RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME ELEKTRONU


- RECOIL PARTICLE[İng.] / PARTICULE DE RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSTEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME PARÇACIĞI


- BACK TITRATION[İng.] / TITRAGE EN RETOUR[Fr.] / RÜCKTITRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TİTRASYON


- GERİBİLDİRİM ve/<> DİRİMLİLİK

( )

( FEEDBACK and/<> LIFE )


- GERİBİLDİRİM ile/ve "GİT-GEL"


- GERİBİLDİRİM'DE:
"HIIIIII" ile/değil/>< HMMM

( Dinleyenin, küçümseyici/reddedici, kinâyeli bir tutum göstererek çıkardığı ses. İLE/DEĞİL/>< Dinleyenin, sözü/konuyu, tam olarak anlamasıyla çıkardığı ses. )


- Geribildirimli KONUŞ!!!


- GERİCİLİK ile/değil/yerine GELENEKÇİLİK


- GERİDE BIRAKTIKLARIMIZ ile/ve/||/<> ELİMİZİN ALTINDAKİLER ile/ve/||/<> ULAŞAMADIKLARIMIZ

( Özlüyoruz. İLE/VE/||/<> Sıkılıyoruz. İLE/VE/||/<> Tutuluyoruz. )


- GERİDÖNÜŞÜMSÜZ değil GERİ DÖNÜŞSÜZ


- GERİKAZANMA ile/ve/değil/||/<>/< GERİDÖNÜŞÜM


- GERİLERİN İLERİSİNDE OLMAK ile/ve/||/<> İLERİLERİN GERİSİNDE OLMAK


- GERİLEYİŞ ile GERİLEYİCİ BENZEŞME


- VOLTAGE FEED[İng.] / SPANNUNGSVERSORGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM BESLEMESİ


- VOLTAGE DIVIDER[İng.] / DIVISEUR DE TENSION[Fr.] / SPANNUNGSTEILER[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM BÖLÜCÜ


- VOLTAGE MULTIPLIER[İng.] / MULTIPLIER DU VOLTAGE[Fr.] / SPANNUNGSVERVIELFACHER[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM ÇARPANI


- MULTIPLICATEUR DE TENSION[Fr.] ile/değil/yerine/= GERİLİM ÇOĞALTICI


- VOLTAGE STABILIZER[İng.] ile/değil/yerine/= GERİLİM DENGELEYİCİ, STABİLİZATÖR


- VOLTAGE NODE[İng.] / NŒUD DE TENSION[Fr.] / SPANNUNGSKNOTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM DÜĞÜMÜ


- VOLTAGE DROP[İng.] / SPANNUNGSABFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM DÜŞÜMÜ


- VOLTAGE REGULATOR[İng.] / RÉGULATEUR DE TENSION, STABILISATEUR DE TENSION[Fr.] ile/değil/yerine/= GERİLİM DÜZENLEYİCİ


- VOLTAGE DOUBLER[İng.] / SPANNUNGSVERDOPPLER[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM İKİLEYİCİ


- VOLTAGE COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DU VOLTAGE[Fr.] / SPANNUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM KATSAYISI


- SPANNUNGSVERSTÄRKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM KAZANCI


- VOLTAGE RATIO[İng.] / RAPPORT DE TENSION[Fr.] / SPANNUNGSVERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM ORANI


- SPANNUNGSKONSTANTHALTER[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM SABİTLEYİCİ


- VOLTAGE TRANSFORMER[İng.] / TRANSFORMATEUR DE TENSION[Fr.] / SPANNUNGSTRANSFORMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM TRAFOSU


- GERİLİM[İng. VOLTAGE] ile/||/<> ELEKTRİKSEL GÜÇ[İng. ELECTRIC POWER] ile/||/<> ELEKTROSİT[İng. ELECTROCYTE] ile/||/<> GİRAZ ile/||/<> JOULE ile/||/<> POTANSİYEL ENERJİ[İng. POTENTIAL ENERGY] ile/||/<> VOLT

( Bir elektrik devresinde iki nokta arasındaki elektriksel potansiyel fark. Bir iletken boyunca yük taşıyan elektriksel enerjinin, birim yük başına düşen iş miktarını ifade eder. Gerilim, elektriksel alanın bir sonucu olarak, pozitif ve negatif yükler arasındaki potansiyel enerji farkını gösterir. Birimi volt (V) olup, bu birim uluslararası birim sisteminde (SI) enerji birimi olan joule'ün coulomb başına düşen değeri olarak tanımlanır (1 V = 1 J/C). Elektriksel devrelerde gerilim, devre elemanlarının enerji transferini ve akımın yönünü belirleyen temel parametrelerden biri. @@ Akım şiddeti ile gerilimin çarpımına eşit olan ve elektrik enerjisinin ısı, ışık, mekanik, ses gibi başka enerji biçimlerine dönüşümünü belirten fiziksel büyüklük. Elektriksel gücün SI birimi Watt'tır. @@ Elektrikli balıklarda, her biri düşük gerilim üreten çok sayıdaki elektrik sağlayan elementlerden oluşan elektrik organında bulunan kas ya da sinir gözesi. 5.000 kadar elektrosit, 500 wattlık elektrik üretebilir. Volt bazında ise her bir gözenin 0.5 ila 1.5 volt arası elektrik potansiyeli yarattığı bilinmekte. @@ DNA replikasyonu sırasında süper burulmanın sebep olduğu moleküler gerilimi düşürmek için görev yapan bakterisel DNA topoizomerazlardan bir tanesidir. DNA giraz üretilir, kapatılır ve çift sarmal kırılır. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) iş ve enerjinin birimi olup 1 ohm'luk dirençten geçen 1 amperlik akımın 1 saniyede tükettiği enerjiye eş değer ısı miktarı ya da 1 Newton'lık kuvvetin bir cismi kendi doğrultusunda 1 metre ötelemesi ile yaptığı iştir. @@ Potansiyel enerji, bir cismin ya da sistemin konumundan ötürü sahip olduğu enerji türüdür. Yani bir cisim hareket etmediği halde sadece konumundan ötürü iş yapabiliyorsa bu cismin potansiyel enerjisi vardır diyebiliriz. Örneğin barajlarda biriken su, yükseğe kaldırılan cisim, sıkıştırılan yay ve elektrik yükleri potansiyel enerjiye sahiptir. Ayrıca potansiyel enerji, cisimlerde pek çok biçimde depolanabilir. Mesela bir yayı sıkıştırdığımızda yayda esneklik potansiyel enerjisi birikir, yayı serbest bıraktığımızda ise bu potansiyel enerji kinetik enerjiye dönüşecektir. Yine aynı biçimde elektriksel yüke sahip parçacıklar elektrik alan içerisindeki konumlarına bağlı olarak elektriksel potansiyel enerjiye sahiptir. Potansiyel enerjinin SI birimi Joule'dür. Ayrıca potansiyel enerji U ya da Ep ile gösterilir. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) potansiyel farkın (gerilimin) birimidir. Volt, aynı zamanda elektromotor kuvvetin de birimidir. Gerilimin birimi olan volt, adını İtalyan fizikçi Alessandro Volta'dan almaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- VOLTAGE AMPLIFICATION[İng.] ile/değil/yerine/= GERİLİM YÜKSELTMESİ


- GERİLİM ile GERİLİMLİ ile GERİLİMSİZ/LİK ile GERİLİM ÖLÇÜMÜ


- VOLTMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= GERİLİMÖLÇER


- GERİLLA[Fr. < GUERILLA] ile/>< KONTRGERİLLA[Fr. < CONTRE-GUERILLA]

( Düzenli bir orduya karşı küçük birlikler hâlinde çatışan, hafif silahlarla donatılmış topluluk. | Bu topluluktan olan kişi. | Bağımsız bir biçimde hareket eden çete. İLE Gerilla güçlerine karşı oluşturulmuş güç. )


- GERİLLALAŞMAK ile GERİLLA/LIK ile GERİLLACI/LIK ile GERİLLA SAVAŞI


- YAĞ[Osm.] / TENSILE STRENGTH, TENACITY, OIL[İng.] / TÉNACITÉ, HUILE, PÉTROLE[Fr.] / FESTIGKEIT, ZÄHFESTIGKEIT, ÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLME DİRENCİ, YAĞ


- TENSIOMETER[İng.] ile/değil/yerine/= GERİLME ÖLÇER


- GERİOLUŞUM -ile

( BACKFORMATION )


- GERİYATRİ/GERIATRICS[İng.] değil/yerine/= YAŞLILIK BİLİMİ


- GERİYATRİK/GERIATRIC[İng.] değil/yerine/= YAŞLI | YAŞLILIKLA İLGILİ/İLİŞKİLİ


- GERİZEKÂLI değil/yerine/>< GEZİ ZEKÂLI


- GERM CELL PRECURSORS[İng.] değil/yerine/= EŞEY HÜCRE ÖNCÜLLERİ

( Genetik bilgiler bir nesilden diğerine gametler yoluyla aktarılır. Eşey göze öncüllerindeki mutasyonlar, o gametten oluşan tüm döllerde bulunur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GERMANIUM DIODE[İng.] / DIODE AU GERMANIUM[Fr.] / GERMANIUMDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= GERMANYUM DİYOT


- GERMANIUM TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR AU GERMANIUM[Fr.] / GERMANIUMTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= GERMANYUM TRANSİSTÖR


- GERMİSİT/GERMICIDE[İng.] değil/yerine/= MİKROPKIRAR, BULAŞSAVAR


- GERONTOLOJİ/GERONTOLOGY[İng.] değil/yerine/= YAŞLANMA BİLİMİ


- GERONTOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= GERONTOFOBİ

( Yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaya karşı duyulan aşırı korku olarak bilinen, Yunanca'da "yaşlı insan" anlamına gelen γέρων ("geron") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GETİRMEK ile GERİ GETİR ile ANILARI GERİ GETİR ile KÖTÜ ŞANS GETİR ile MEYVE GETİR ile İYİ ŞANSLAR GETİR ile GÖRÜŞ ALANINA GETİRMEK ile YAKINA GETİRMEK ile HADİ GETİR ile ORTAYA ÇIKARMAK ile BİR ARAYA GETİRMEK ile YETİŞTİRMEK ile GETİREN

( BRING vs. BRING BACK vs. BRING BACK MEMORIES vs. BRING BAD LUCK vs. BRING FRUIT vs. BRING GOOD LUCK vs. BRING INTO VIEW vs. BRING NEAR vs. BRING ON vs. BRING OUT vs. BRING TOGETHER vs. BRING UP vs. BRINGER )

( به همراه آوردن ile آوردن ile پس آوردن ile تجديد خاطره کردن ile بد آوردن ile بارورکردن ile شگون داشتن ile نمايان کردن ile نزديک کردن ile نزديک آوردن ile بظهور رساندن ile درآوردن ile بهم رساندن ile گرد آوردن ile مطرح ile رشد دادن ile مطرح نمودن ile بميان آوردن ile آورنده )

( BAH CPEHMARAH AVARDAN ile AVARDAN ile PES AVARDAN ile TAJDYD KHATEREH KARDAN ile BAD AVARDAN ile BAROORKARDAN ile SHGON DASHTAN ile NAMAYAN KARDAN ile NAZADYK KARDAN ile NAZADYK AVARDAN ile BEZEHOR RESANDAN ile DARAVARDAN ile BACPAM RESANDAN ile GARD AVARDAN ile MOTRH ile RASHOD DADAN ile MOTRH NEMUDAN ile BAMYAN AVARDAN ile AVARANDEH )


- GETİRMEK ile GETİRTMEK ile GETİRİLMEK ile GETİREBİLMEK ile GETİRİVERMEK ile GETİRTTİRMEK ile GETİRTEBİLMEK ile GETİRİ


- GEVEZELENMEK ile GEVEZE/LİK


- GEVEZELİK ile/değil/yerine/>< KENDİNİ GELİŞTİRMEK


- GEVİŞ GETİRENLER ile GEVİŞ GETİRMEYENLER

( RUMMINANTS vs. NON-RUMMINANTS )


- GEVİŞ ile GEVİŞ GETİRENLER ile GEVİŞ GETİRMEYENLER


- GEVREMEK ile GEVRETMEK ile GEVRETİLMEK ile GEVREK/LİK ile GEVREKÇİ/LİK


- ENTSPANNUNGSZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEVŞEME SÜRESİ


- GEVŞEMEK ile GEVŞETMEK ile GEVŞETİLMEK ile GEVŞETEBİLMEK ile GEVŞEYEBİLMEK ile GEVŞEK/LİK ile GEVŞEK VURGU ile GEVŞEK AĞIZLI


- GEYİK ile GEYİK OTU ile GEYİK BÖCEĞİ ile GEYİK DİKENİ ile GEYİK BÖCEKLERİ ile GEYİK MUHABBETİ ile GEYİKLER KIRKIMINDA


- GEYİK ile/ve KATIRGEYİĞİ


- GEYİK ile/ve KIZILGEYİK


- GEYİK ile/ve PEREDAVİTGEYİĞİ


- GEZDİRMEK ile GEZDİRİLMEK ile GEZDİREBİLMEK ile GEZDİRİCİ/LİK


- GEZEGEN ile GEZEGEN YILI ile GEZEGENLER ARASI


- GEZEGENLER ile/ve GÖKADALAR/GALAKSİLER

(







)

( PLANETS vs./and GALAXIES )


- GEZEGENLER ile NEPTÜN

( ... İLE Gözle ya da her hangi bir teleskopla görülmeden, hesaplamalarla keşfedilen ilk gezegendir. )

( ... İLE Güneş Sistemi'nin sekizinci ve Güneş'e en uzak gezegenidir. Güneş'e olan uzaklığı ise 4.5 milyar kilometredir. Yüzey sıcaklığı, -220 °C olup Güneş Sistemi'nin en soğuk gezegenidir. Neptün'ün bilinen 14 doğal uydusu bulunmaktadır. )


- GEZEGENLER ile/ve/||/<> UYDULAR ile/ve/||/<> ASTEROİDLER

( )


- GEZEGENLERARASI ile MÜDAHALE ile YORUMSAL ile YORUMLAMAK ile TERCÜME ile TERCÜMAN ile TERCÜMANLIK ile YORUMLAYICI

( INTERPLANETARY vs. INTERPOSITION vs. INTERPRATIVE vs. INTERPRET vs. INTERPRETATION vs. INTERPRETER vs. INTERPRETING vs. INTERPRETIVE )

( بين الکواکب ile بين سيارات ile ميانه گيري ile تاويلي ile تعبير کردن ile تفسير کردن ile ترجمه شفاهي کردن ile ترجمه کردن ile تلقي کردن ile تفسير ile تاويل ile تعبير ile ديلماج ile حلاج ile ترجمان ile مترجم ile مترجمان ile مترجم شفاهي ile تلقي ile تفسيري )

( بين الکواکب ile بين سيارات ile MYANEH GYRY ile تاويلي ile TABYR KARDAN ile TAFSYR KARDAN ile TARJMEH SHAFAHY KARDAN ile TARJMEH KARDAN ile TALGHY KARDAN ile TAFSYR ile TAVYLE ile TABYR ile ديلماج ile HALAJ ile ترجمان ile MOTARJAM ile MOTARJOMAN ile MOTARJAM SHAFAHY ile TALGHY ile TAFSYRY )


- GEZEGENLERDE ÖZEL GİYSİSİZ YAŞAM SÜRESİ:
| GÜNEŞ ve VENÜS, JÜPİTER, SATÜRN, URANÜS, NEPTÜN ve MERKÜR, MARS |
ile/değil/yerine/><
DÜNYA

( | 1 saniye. VE 1 saniye. VE 2 dakika. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< 80 - 160 yıl. )

( )


- GEZEGENLERDEKİ YAĞIŞ TÜRLERİNDE:
SU ile SÜLFÜRİK ASİT ile METAN ile ELMAS ile CAM ile SIVI DEMİR

( Dünya'da. İLE Venüs'te. İLE Titan'da. İLE Neptün'de. İLE HD189733b'de. İLE OGLE-TR-56b'de. )

( )


- GEZEGENLERİN ÖLÇÜMÜNDE:
GÜNEŞTEN UZAKLIK ile/ve/||/<>/> YÖRÜNGE VE DÖNME DÖNGÜLERİ ile/ve/||/<>/> KÜTLE ile/ve/||/<>/> YARIÇAP ile/ve/||/<>/> YOĞUNLUK

(

  • Güneş’ten uzaklık: Kepler Yasaları ile ölçülür.
  • Yörünge ve dönme döngüleri: Gözlemlerle tespit edilir.
  • Kütle: Newton Yasaları ile hesaplanır.
  • Yarıçap: Açısal büyüklük yardımıyla bulunur.
  • Yoğunluk: Yarıçap ve kütle kullanılarak hesaplanır.
)


- GEZİNMEK ile GEZİNEBİLMEK


- GEZİYE ÇIKARKEN:
GİYSİLERİNİZ ve/||/<> PARANIZ

( Hazırladıklarının yarısını yanına al! VE/||/<> Bütçenin iki katını yanına al! )


- GH İLE IGF-1 İLE PROLAKTİN ile/||/<> BÜYÜME HORMONLARI

( Büyüme ve gelişim hormonları. )

( Formül: GH pulse (gece) )


- GHODSİ ile TANRIDSİYEH

( GHODSI vs. GHODSIYEH )

( قدسي ile قدسيه )

( GHODASY ile قدسيه )


- GHS İLE MSDS İLE PPE ile/||/<> LABORATUVAR GÜVENLİĞİ

( Kimya güvenlik standartları. )

( Formül: Hazard pictograms )


- GHZ İLE W İLE CLUSTER İLE GRAPH ile/||/<> ÇOK PARÇACIK DOLANIKLIK

( Multipartit kuantum dolanıklık türleri. )

( Formül: |GHZ⟩ = (|000⟩+|111⟩)/√2 )


- GİB/GRAPHICS PROCESSING UNIT[İng.] değil/yerine/= ÇİZGE İŞLEME BİRİMİ, GRAFİK İŞLEME BİRİMİ


- GIBBS ELASTICITY[İng.] / ÉLASTICITÉ DE GIBBS[Fr.] / GIBBS-ELASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİBBS ESNEKLİĞİ


- GIBBS PHASE RULE[İng.] / RÈGLE DES PHASES DE GIBBS[Fr.] / GIBBS-PHASENREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GİBBS FAZ KURALI


- GIBBS-HELMHOLTZ EQUATIONS[İng.] / ÉQUATIONS DE GIBBS-HELMHOLTZ[Fr.] ile/değil/yerine/= GİBBS-HELMHOLTZ DENKLEMLERİ


- GİBBS İLE HELMHOLTZ İLE ENTHALPY İLE ENTROPY ile/||/<> SERBEST ENERJİ KAVRAMLARI

( Termodinamik potansiyeller ve kendiliğinden gerçekleşme kriterleri. )

( Formül: G = H - TS İLE F = U - TS )


- GIBBS FUNCTION[İng.] / FONCTION DE GIBBS[Fr.] / GIBBS-FUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= GİBBS İŞLEVİ/FONKSİYONU


- GIBBS ADSORPTION RULE[İng.] ile/değil/yerine/= GİBBS YÜZEY SOĞURMA KURALI


- GIBBS-ADSORPTIONSGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GİBBS YÜZEY TUTUNMA DENKLEMİ


- GIBBS ADSORPTION ISOTHERM[İng.] / ISOTHERME D'ADSORPTION DE GIBBS[Fr.] ile/değil/yerine/= GİBBS YÜZEYE TUTUNMA İZOTERMİ, GİBBS YÜZEY SOĞURMA EĞRİSİ


- RÈGLE D'ADSORPTION DE GIBBS[Fr.] ile/değil/yerine/= GİBBS YÜZEYE TUTUNMA KURALI


- ... GİBİLERİNDEN değil ... GİBİ


- ... GİBİLERİNDEN ile/ve/<> ...MIŞÇASINA


- GİBOZİTE/GIBBOSITY[İng.] değil/yerine/= HÖRGÜÇLENME


- GICIKLAMAK ile GICIKLANMAK ile GICIK/LIK ile GICIKÇA


- GICIRDAMAK ile GICIRDATMAK ile GICIRDATILMAK


- GICIRTI ile GICIRTILI ile GICIRTISIZ


- GIDA GÜVENCESİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GIDA EGEMENLİĞİ


- GIDAKLAMAK ile GIDA ile GIDALI ile GIDASIZ/LIK ile GIDA REJİMİ


- GIDAKLAMAK ile GIDAKLAMA

( CLUCK vs. CLUCKING )

( مرغ قپ ile مرغ کرچ ile غد غد کردن ile قدقد کردن ile غد غد )

( MORGH GHAP ile MORGH KARCH ile GHAD GHAD KARDAN ile GHODAGHAD KARDAN ile غد غد )


- Gidebilmek için SUS!!!


- GİDECEKSEN KALMA! ve/||/<> KALACAKSAN GİTME!


- GİDERİLEMEZ/LİK ile/ve/<> VAROLUŞU REDDEDİLEMEZ/LİK


- GİDERİNİ, GELİRİNE GÖRE AYARLAMAK/DÜŞÜREBİLMEK ile/ve/||/<>/> GELİRİNİ, GİDERİNE GÖRE AYARLAMAK/YÜKSELTEBİLMEK


- GİDERME ile/ve/değil/||/<>/< HAFİFLETME


- GİDERMEK ile GİDEBİLMEK ile GİDEDURMAK ile GİDERİLMEK ile GİDEREBİLMEK ile GİDERİVERMEK ile GİDER ile GİDE GELE ile GİDE GİDE


- GİDERMEK ile KARŞILAMAK


- DEGAUSS[İng.] ile/değil/yerine/= GİDERMIKNATIS


- DEMAGNETIZATION FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= GİDERMIKNATISLANMA ÇARPANI


- DEMAGNETIZATION CURVE[İng.] ile/değil/yerine/= GİDERMIKNATISLANMA EĞRİSİ


- DEMAGNETIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= GİDERMIKNATISLANMA


- GIDIKLAMAK ile GIDIKLANMAK ile GIDIK ile GIDIM ile GIDI GIDI ile GIDIM GIDIM


- GİDİLMEK ile GİDİŞMEK ile GİDİLEBİLMEK ile GİDİ ile GİDİŞ ile GİDİCİ/LİK ile GİDİMLİ ile GİDİŞ ALAYI ile GİDİŞ DÖNÜŞ ile GİDİŞ GELİŞ


- GİDİP GETİRMEK ile GETİRİLİYOR

( FETCH vs. FETCHING )

( وا کشيدن ile واکشي )

( VA KESHYDAN ile VAKESHY )


- GIGA ELECTRONVOLT[İng.] / GIGAELECTRONVOLT[Fr.] / GIGAELEKTRONENVOLT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİGAELEKTRONVOLT


- GILBERTSCHER KREISPROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= GİLBERT ÇEVRİMİ


- GILLIGIŞ ile GILLIGIŞLI ile GILLIGIŞSIZ


- GİNGİVİT ile/||/<> PERİODONTİT

( Diş etlerinin yangılanması. İLE/||/<> Diş etleri ve dişleri destekleyen kemiklerin yangılanması. )


- GİRD değil/yerine/= TOPLANMAK, TOPARLANMAK, BİRİKMEK


- EDDY VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ TURBULENTE[Fr.] / WIRBELVISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AĞDALILIĞI


- WIRBELSTROMVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKIM KAYBI


- WIRBELSTROMPRÜFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKIM TESTİ


- WIRBELSTRÖME[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKIMLARI


- EDDY FLUX[İng.] / FLUX TOURBILLONNAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKISI


- ÉQUATION DU TOURBILLONNEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= GİRDAP DENKLEMİ


- EDDY VELOCITY[İng.] / VITESSE DE TOURBILLON[Fr.] / WIRBELGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP HIZI


- EDDY, VORTEX, WHIRLPOOL[İng.] / TOURBILLON[Fr.] / STRUDEL, WIRBEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP


- TOURBILLONNEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= GİRDAPLANMA


- WIRBELSTRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAPLI AKIŞ


- GİRECEKSEN GEL ile/ve/||/<> GELECEKSEN GİR


- GİRENLEMEK ile GİREN


- GIRGIRLAMAK ile GIRGIRLATMAK ile GIRGIR


- GİRİLMEK ile GİRİLEBİLMEK


- GİRİNTİ ile GİRİNTİLİ ile GİRİNTİSİZ ile GİRİNTİLİ ÇIKINTILI ile GİRİNTİSİZ ÇIKINTISIZ


- INPUT ADMITTANCE[İng.] / ADMITTANCE DE L'ENTRÉE[Fr.] / INPUT-ADMITTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞ ADMİTANSI


- INPUT GAP, INPUT INTERVAL[İng.] / INTERVALLE D'ENTRÉE[Fr.] / INPUTABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞ ARALIĞI


- EINGANGSRESONATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞ REZONATÖRÜ


- INPUT CAPACITANCE[İng.] / CAPACITÉ DE L'ENTRÉE[Fr.] / EINGANGSKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞ SIĞASI


- INTERFERENCE PATTERN[İng.] / MODÈLE D'INTERFÉRENCE[Fr.] / INTERFERENZMUSTER[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞİM DESENİ


- INTERFERENCES[İng.] / INTERFÉRENCE[Fr.] / EINNMISCHUNGEN, STÖRUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞİM/LER


- INTERFERENCE FRINGES[İng.] / FRANGES D'INTERFÉRENCE[Fr.] ile/değil/yerine/= GİRİŞİM SAÇAKLARI


- INTERFERENCE SPECTRUM[İng.] / SPECTRE D'INTERFÉRENCE[Fr.] / EINNMISCHUNG SPEKTRUM, INTERFERENZ SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞİM TAYFI/SPEKTRUMU


- GİRİŞİM ile GİRİŞİMCİ/LİK ile GİRİŞİMSEL ile GİRİŞİM ÖLÇME


- INTERFEROMETER[İng.] / INTERFÉROMÈTRE[Fr.] / INTERFEROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞİMÖLÇER


- GİRİŞMEK ile GİRİŞİLMEK ile GİRİŞEBİLMEK ile GİRİŞ/LİK ile GİRİŞ KATI ile GİRİŞ KARTI ile GİRİŞ İŞLEMİ ile GİRİŞ KAPISI ile GİRİŞ ÜCRETİ


- GİRİTLİLER ile/ve FENİKELİLER


- GIR/LA ile/ve/=/||/<> PEK ÇOK, ALABİLDİĞİNE ÇOK, DOLU

( Söz, lakırtı. | Yalan, uydurma. )


- GIRLFRIEND :/yerine KIZ ARKADAŞ


- GIRTLAKLAMAK ile GIRTLAKLAŞMAK ile GIRTLAK ile GIRTLAK ÜNSÜZÜ


- GIRTLAKTAN GELEN ile GIRTLAKTAN HARFLER

( GUTTURAL vs. GUTTURAL LETTERS )

( حلقي ile گلوئي ile حروف حلقي )

( حلقي ile GOLOYEY ile حروف حلقي )


- GIS/GASTROINTESTINAL SYSTEM[İng.] değil/yerine/= SİNDİRİM DÜZENİ, SİNDİRİM SİSTEMİ, GASTROİNTESTİNAL SİSTEM


- GIS/GEOGRAPHIC INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMİ


- GİTAR ile CAVAQUINHO


- GİTARİST[Fr. < GUITARISTE] değil/yerine/= GİTARCI


- GİTMİŞ/GİDEN/GİDECEK PARA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GELEBİLECEK/KAZANILABİLECEK PARA


- GİTMİYOR ile/yerine YAKIŞMIYOR


- GIVING IMPORTANCE vs. TO VALUE/SUPPORT


- GIVING RESPONSIBILITY vs. TAKING RESPONSIBILITY

( TAKING RESPONSIBILITY instead of GIVING RESPONSIBILITY )


- GIYBET(ÇEKİŞTİRME, DEDİKODU) ile/ve ZİNÂ

( Gıybet dili yakar. )


- GİYDİRMEK ile GİYDİRİLMEK ile GİYDİREBİLMEK ile GİYDİRİCİ/LİK


- GİYİNMEK ile GİYİNEBİLMEK ile GİYİNİVERMEK


- GİZEM ile/değil BELİRSİZLİK


- GİZEMCİLİK = TASAVVUF = MYSTICISM[İng.] = MYSTICISME[Fr.] = MYSTIZISMUS[Alm.]


- GİZEMCİLİK(MİSTİSİZM) ile/ve TASAVVUF


- GİZLEMEK ile/ve/değil (AÇMAYA/PAYLAŞMAYA) GEREK GÖRMEMEK

( [not] TO HIDE vs./and/but NOT TO SEE NECESSITY (TO OPEN/SHARE) )


- GİZLEMEK ile GİZLENMEK ile GİZLETMEK ile GİZLENİLMEK ile GİZLENEBİLMEK ile GİZLEYEBİLMEK


- GİZLEMEK ile GÖSTERMEMEK

( Üç şey gizlenemez; duman, aşk, parasızlık. )

( TO HIDE vs. NOT TO SHOW
There are three things which are not possible to hide: Smoke, love, lack of money. )


- GİZLEMEK ile/ve/değil PAYLAŞMAMAK

( [not] TO HIDE vs./and/but NOT TO SHARE )


- GİZLEYEREK AÇMAK ile/ve AÇARAK GİZLEMEK


- GİZLİLİK ve GEREKLİLİK


- GİZLİ/LİK ile GİZLİCE ile GİZLİ OY ile GİZLİ DİL ile GİZLİ DİN ile GİZLİ YAMA ile GİZLİCİLİK ile GİZLİ CELSE ile GİZLİ SITMA ile GİZLİ ŞEKER ile GİZLİ DERNEK ile GİZLİ OTURUM ile GİZLİ REKLAM ile GİZLİ SERVİS ile GİZLİ CEMİYET ile GİZLİ DURUŞMA ile GİZLİ KAPAKLI


- GİZLİ/LİK ile/ve/değil/<> GÖRÜLMESİ/DUYULMASI/BİLİNMESİ İSTENİLMEYEN


- GLADYATÖR ile MEMNUN ile MEMNUN EL ile SEVİNDİRMEK ile MEMNUNİYETLE ile SEVİNÇ

( GLADIOUS vs. GLAD vs. GLAD HAND vs. GLADDEN vs. GLADLY vs. GLADNESS )

( شادمان ile شاد ile خشنود ile درود گرم ile خوشحال کردن ile شاد شدن ile سيف الغراب ile بخشنودي ile خشنودي )

( SHADMAN ile SHAD ile KHSHNOD ile DORUD GARAM ile KHOSHHAL KARDAN ile SHAD SHODAN ile سيف الغراب ile BAKHSHNODY ile KHSHNODY )


- GLASİYOLOJİ -ile

( Buzul bilimi. )


- GLASYOLOJİ ile GLASYOLOJİST


- GLAUBERITE[İng.] / GLAUBERITÉ[Fr.] / GLAUBERIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GLAUBERİT


- GLAYÖL[Fr. < GLAIEUL] değil/yerine/= KUZGUNKILICI

( Süsengillerden, uzun, ensiz ve sivri yapraklı bir süs bitkisi. )

( GLADIOLUS ILLYRICUS )


- GLİKOLİZ İLE GLUKONEOGENEZ İLE GLİKOJENEZ ile/||/<> KARBONHİDRAT METABOLİZMASI

( Şeker metabolizma yolakları. )

( Formül: C₆H₁₂O₆ → 2 C₃H₃O₃ )


- GLİKOLİZ İLE KREBS İLE ETC ile/||/<> ENERJİ METABOLİZMASI

( Gözesel solunum üç ana aşaması. )

( Formül: C₆H₁₂O₆ + 6O₂ → 6CO₂ + 6H₂O + ATP )