Bugün[21 Şubat 2026]
itibarı ile 13.622 başlık/FaRk ile birlikte,
13.622 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(9/56)


- BİLMEK ile/ve BİLİNEBİLİRLİĞİ/Nİ BİLMEK


- BİLMEK ile/ve/<> BİLMEDİĞİNİ BİLMEYİ BİLMEK

( "Bilmediğimizi bilmek", gerçek bilgidir. )

( "Daha iyisini bilemiyorum." [Hiç olmazsa bu kadarını biliyorsunuz.] )

( Bilmiyoruz, bunu bilmediğinizi de bilmiyoruz. )

( Bilmediğimizi ve anlamadığımızı bilmek gerçek bilgidir, alçakgönüllü birinin bilgisidir. )

( Bilmediğini bilen, bellekten ve beklentiden kurtulmuş olan, ebedidir. )

( Yaşamımızın her bir anında bilmeye gereksinimimiz olanı biliriz. )

( Ancak bilmediğimiz zaman, araştırmak için rahat oluruz. )

( Biliyorum diyene hiçbir şey koklatılmaz. )

( Ne kadar bilirsek, yanılmamız da o kadar. )

( Bildiğimiz, yanıldığımıza yetmez. )

( Felsefe, neleri bilmediğini bilmektir. )

( O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini;
çocuktur, onu eğitin/yetiştirin.

O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini;
cahildir, ondan uzakça durun.

O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini;
(belki) uykudadır, onu uyandırın.

O ki, biliyor ama biliyor bildiğini;
bilge kişidir, onu izleyin. )

( ŞİO ME NİHİL ŞİRE: EN İYİ BİLDİĞİM, HİÇBİR ŞEY BİLMEDİĞİM )

( To know that you do not know, is true knowledge.
"I don't know any better." [At least that much you know.]
You do not know, nor do you know that you do not know.
To know that you do not know and do not understand is true knowledge, the knowledge of an humble heart.
Which knows that it does not know, which is free of memory and anticipation, is timeless.
At every moment of your life you know what you need to know.
It is when you do not know, that you are free to investigate. )

( Hiçbir şey bilmediğini bilen, hiçbir şey bilmediğini bilmeyenden daha çok şey bilir...
Wer weiβ, dass er nichts weiβ, weiβ mehr als der, der nicht weiβ, dass er nichts weiβ... )


- BİLMEK ile/ve/<> BİLMEYİ BİLMEK

( Sormaz ki bilsin, sorsa bilir; bilmez ki sorsun, bilse sorar. )

( Bilmekten korkanlar, belirsizliğe sığınır; tarihten korkanlar da mite. )

( Var olduğumuzu biliyoruz. Ne olduğumuzu ise bilmiyoruz. )

( Bir şeyi bilmek için onu tamamen kabul etmek gerekir. )

( SÂİL: Soran, sual eden. )


- BİLMEK ile/ve/<> BİR ŞEYİ BİLMEK


- BİLMEK ile/ve/> BULMAK ile/ve/> OLMAK

( Bilmek ile olmak arasında bir mesafe, bir boşluk yoktur. )

( Between knowing and being, there is no gap. )


- BİLMEK ve/<>/= DEĞİŞTİREBİLMEK


- BİLMEK ve/=/> DEĞİŞTİRMEK


- BİLMEK ile/ve/||/<>/>/< DENEYİMLEMEK


- BİLMEK ile/ve/değil DİKKAT ETMEK


- BİLMEK ile/ve/<> DOĞAYI BİLMEK

( Bilmek, olmak demektir. )

( Bilmek, dış dünyayı, insancaya çevirmektir. )

( Doğaya tam itaatte, çaba(zorlanma) yoktur. )

( Bilinçli deneyimlerin bütünlüğü doğadır. )

( Doğayı sadece bilinç olarak görmek, farkındalıktır. )

( Gerçek doğamızı aramak için kendi içimize, derinlere daldığımızda, fark edeceğiz ki, sadece gövdemiz ufaktır ve sadece belleğimiz sınırlıdır; ama yaşamın ucsuz bucaksız okyanusu bizimdir. )

( Kişi, bildiği şeyi bildiğini bilmeli. Bilmediği şeyi bilmediğini bilmelidir. Gerçek bilgi işte budur. )

( Konuşanlar bilmiyor, bilenler konuşmuyor. )

( Bilin, ki güçlü olun, güçlü kalın! )


- BİLMEK ile/ve/<> DÖNÜŞTÜRMEK


- BİLMEK ile/ve/||/<> DÜŞÜNMEK

( BİLMEK:
GÖRÜ ile/ve/||/<> KAVRAM )


- BİLMEK ile EZBERE BİLMEK ile BİLGİ BİRİKİMİ


- BİLMEK ile/ve/<> FARKINDALIK

( Su. İLE/VE/<> Elektrik. [Herhangi birini tercih edemezsiniz. İkisi de aynı anda olmak durumundadır.] )

( Her gün, bir şey öğrenmek. İLE/VE/<> Her gün, "zihnimizdeki" bir bilginin/kaydın (daha) gitmesine, unutulmasına fırsat vermek. )

( Bilme; olma ve sevme'nin de yanısıra gerçek doğamızın bir yansımasıdır. )

( Yalnızca, eyleyenler bilir, bilenler de eyler. )

( İdrak edeceğiz ki, bilmek, sevmektir; sevmek de bilmektir. )

( Farkındalık, tüm zamanı ve uzayı içerir. )

( Kişi, bilmediğini ayağının altına alsa, başı, göğe erer. )

( Bilmek, belirlemektir. )

( Knowing is a reflection of your true nature along vs. being and loving.
Awareness contains all space and time. )


- BİLMEK ile FARKINDALIK


- BİLMEK ile/ve/> GÖRMEK/"GÖRMEK"

( Bilen/anlayan görür. )


- BİLMEK ile/ve İDRAK

( ... ile/ve EDREKE: Tutmak, kavramak. )


- BİLMEK ile/ve/> KAVRAMAK


- BİLMEK ile/ve/<> KENDİNİ BİLMEK


- BİLMEK ile/ve/||/<> KENDİNİ BİLMEK ile/ve/||/<> BAŞKASINI BİLMEK

( Başkalarının hatalarını, yaptıklarını ya da yapmadıklarını değil kendi hatalarımızı, kendi yaptıklarımızı ve yapmadıklarımızı düşünelim. )

( Bir süre için başkalarını kendi hallerine bırakalım ve kendimizi inceleyelim. )

( Leave others alone for some time and examine ourselves. )


- BİLMEK ile/ve/<> KENDİNİ TANIMAK ile/ve/<> BAŞKASINI TANIMAK


- BİLMEK ile/ve/<> KULLANMAYI/UYGULAMAYI BİLMEK

( Bildiklerinizi yaşa(r)sanız, bilmedikleriniz de öğretilir. )


- BİLMEK ve/||/<>/>< MESAFE


- BİLMEK ile/ve/<>/değil/yerine NEREDE BULACAĞINI/BULABİLECEĞİNİ BİLMEK

( Bulunduğumuz bu dönemin/çağın olanakları içinde bilgileri bellemek değil nerede ve nasıl [kısa sürede ve kolay] doğrudan bulabileceğini bilmektir. )


- BİLMEK ve/<> OLMAK


- BİLMEK ile/ve/<> OLMAK

( Ne olduğunuzu bilmenize gerek olmayabilir. Ne olmadığınızı bilmek yeterlidir. )


- BİLMEK ile/ve/||/<>/> ÖNGÖRMEK


- BİLMEK ile/ve/<> ÖZÜ BİLMEK

( Bilmek, özü bilmektir. )

( Lezzet meyvenin suyunda yani anlamındadır, tortusunda yani biçiminde değildir. )


- BİLMEK ile/ve/<> SEZMEK


- BİLMEK ile/ve/<> TANIMAK


- BİLMEK ve/<> TANIMLAMAK ve/<> ANLAMAK


- BİLMEMEK ile/ve/> BELİRSİZLİK


- BİLMEMEK ile/ve/değil EDEB

( TECÂHÜL-İ ÂRİFÂNE: Çok iyi bildiği halde bilmiyormuş/cahilmiş gibi görünmek. | [edediyat] Bilinen bir şeyi, edebî bir nükte ile bilinmiyormuş ya da başka türlü biliniyormuş gibi gösterme sanatı. )


- BİLMEMEK ile KÖTÜ (OLARAK) BİLMEK


- BİLMEMEK ile/ve/değil YENİ ÖĞRENMİŞ OLMAK


- BİLMEYE ÇALIŞMAK ile/ve/yerine/değil ANLAMAYA ÇALIŞMAK


- BİLMİYOR OLMAK ile/ve/=/<> İLGİLENMEMİŞ/İLGİLENMİYOR OLMAK


- BİMESTER ile İKİ PARÇALI


- BİR ARADA VAR OLMAK ile BİR ARADA YAŞAMA ile BİR ARADA VAR OLAN


- BİR BEN VAR BENDE, BENDEN İÇERU" OLAN) "BEN" ile/ve/<> "ben"

( Bir gövdede odaklanmış, sonsuz olanız. )

( We are the infinite, focussed in a body. )

( - Seni gördüm, daha iyi oldum.
- Beni görürsen, bana da göster. )


- BİR DİĞER ile BAŞKA BİR TAHMİN ile BİR TANE DAHA ile BAŞKA ZAMAN


- BİR DURUMA GEREKÇE BULMAK ile/ve GEREKÇE BULDUKTAN SONRA BİR DURUMA DÜŞMEK


- BİR GÜN(DE) ile AYNI GÜN(DE)


- BİR KENARA ile DIŞINDA ile BUNUN DIŞINDA ile BUNUN DIŞINDA


- BİR ŞEY OLUŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< OLUŞ


- BİR ŞEY/BAZI ŞEYLER) BİLİYOR OLMAK ile/ve/değil/yerine (DERİNLEMESİNE) BİLİYOR OLMAK


- BİR ŞEYİN BÜTÜNÜ ile KENDİNDE BÜTÜN


- BİR-LİK ile BİRLİK


- BİR-LİK ile BİRLİK


- BİR/BÜTÜN ile/ve AYNI

( Çok sayıda deneyimci, bölünmemiş ve bölünemez olan farkındalığın içinde ortaya çıkar. Her biri, bellekte ayrı ama özde bir ve aynıdır. )


- BİR/LİK ve/+ ÇOK/LUK | ve/||/<>/> TÜMEL/LİK


- BİR/LİK ile ÖZDEŞ/LİK


- BİR ile/ve/||/<> BİRLİK ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜK

( Allah. İLE/VE/||/<> Evren. İLE/VE/||/<> İnsan. )

( The god. VS./AND/||/<> The universe. VS./AND/||/<> The human. )


- BİR ile/ve/> ÇOK


- BİR ile EŞİT/MÜSÂVÎ[Ar. < SEVİYY]


- BİR ile/ve ÖRNEK


- BİR ile SADECE


- BİR ile/ve TEK


- BİR ile/ve/<> UYUM


- BİR ile/ve/||/<> VAR

( Sonsal sınıflama[kategori] değillerdir. Herşeyde varlardır. )

( Dili olanaklı kılanlar. )

( Transandant terimlerdir. [bkz. KANT] )


- BİRA ÜRETİCİSİ ile BİRA FABRİKASI


- BİRA ile BİRA FIÇISI


- BIRAKMAK ile AYIRMAK


- BIRAKMAK ile/ve İZİN VERMEK


- BIRAKMAK ile SALMAK


- BIRAKMAK ile TERK ETMEK


- BIRAKMAK ile/ve/yerine/değil UZAKLAŞTIRMAK / TERCİH DEĞİŞTİRMEK [Özellikle sigara ve çeşitli bağımlılık yapıcılarda!]

( Mutlu olmak için herhangi bir şeye bağımlı olmak, çaresizliğin son aşamasıdır. )

( Herhangi bir şeye karşı artık bağımlı olmadığınızda, payınıza düşeni yapmışsınız demektir. )

( Zihnimizi, içiyle dışıyla bilmedikçe, bağımlılıklar bizi terk etmeyecektir. )

( Bağımlılıklarımızdan vazgeçelim. Vazgeçmemiz gereken başka hiçbir şey yoktur. )

( Bilincine varmadığınız bir şeyi, terk edemezsiniz. )

( Alışkanlık ve ihtiras, kör eder ve yanlışa götürür. )

( Alışkanlık! Gereklilik değil! )

( SİGARAYI: "BIRAKTIM!" değil/yerine "İÇMİYORUM" ya da "İÇMEMEYİ YEĞLİYORUM/TERCİH EDİYORUM!" )

( Mücadelemiz içenlerle değil maddeyle!
Koruyup kolladığımız, kişiler; kovduğumuz, o sinsi madde!...
Davetimiz, sağlıklı olmak; kabul etmediğimiz, sararmak...
Çözümlerimiz, herkes için; çaresi "Hayır!"da...
Herkes için hayırlı olan, hayırsızı yakmamakta... )

( Not necessary! It's habit/addiction. )

( FEEL FREE TO SAY NO! )

( Dependence on anything for happiness is utter misery.
When you are no longer attached to anything, you have done your share.
Attachments are in the mind and will not leave you until you know your mind in and out.
Give up your addictions. There is nothing else to give up.
You cannot leave if you don't aware of it.
Habit/addiction and passion makes blind and takes to the false.
"I PREFER, NOT TO SMOKE" instead of "QUIT SMOKING/CIGARETTE" )


- BİRARAYA GETİRMEK ile/ve BİRARADA TUTMAK


- BİRAZ ile BİT KONUMU ile ACI ile ACI DÜŞMAN ile ACI GÖZYAŞLARI


- BİRE BİR AYNI ile KESİNLİK ile KESİNLİKLE


- BİRE BİR ile OLDUĞU GİBİ


- BİREBİR ile BİRE BİR

( Etkili, etkisi kesin olan. | Tam istenildiği gibi. İLE Ölçü, miktar vb. özellikleri eşit olan. | Bir başkasının, ötekinin aynı olan. | Ölçü, miktar vb. özellikleri eşit olarak. | Yüz yüze, karşılıklı olarak. )


- BİREŞİM/TEVHİD["TEHVİD" değil!] ve İLKE


- BİREŞİM ile/ve/||/<> DENGE


- BİREYİN ÖZGÜRLÜĞÜ ile/ve TOPLUMUN ÖZGÜRLÜĞÜ


- BİREYSEL ile BİREYSEL HAKLAR ile BİREYCİLİK ile BİREYCİ ile BİREYSELLİK ile KİŞİSELLEŞTİRMEK ile BİREYSEL OLARAK ile BİREYLER ile BİREYSEL ile BİREYLEŞME ile BÖLÜNMEZ


- BİREYSELLİK ile BİREYLİK


- BİRİCİK ile/ve AYRIK/KURALDIŞI

( Mâhiyetten, istisnâ olmaz![Ancak fertler istisnâ kılınabilir.] )


- BİRİKİM ve DÖNÜŞÜM


- BİRİKTİRME ile/yerine AKIM


- BİRİKTİRMEK ile SAKLAMAK


- BİRİKTİRMEK ile SERVET BİRİKTİRMEK ile BİRİKTİRİYOR ile BİRİKİM ile AKÜMÜLATÖR


- BİRİKTİRMEK ile TOPLAMAK

( Ha bir kuru emektir.
"Biriktir de biriktir." )


- BİRİM ile/ve/||/<>/> BİLİM


- BİRİM ile/ve/||/<> PARÇA


- BİRİNCİ ile İLK SEBEP ile BİRİNCİ SINIF ile İLK VİTES ile ÜSTEĞMEN ile ÖNCELİKLE ile BİRİNCİ SINIF ile İLK DİZE ile AKLIMA İLK GELEN ŞEY ile İLK ELDEN ile İLK ÖNCE


- BİRLEŞİK ORTALAMA ile BİRLEŞİK STANDART SAPMA

( Sonsuz sayıdaki ölçüm için ortalama değer. Sistematik hata olmayan ölçüm için gerçek değer. İLE İlke olarak sonsuz sayıda ölçüme dayanarak hesaplanan bir kesinlik. )


- BİRLEŞİK ile/değil BİLEŞİK


- BİRLEŞİK ile KONJUGE ile ÇEKİM


- BİRLEŞİM ile BİRLEŞTİRİM


- BİRLEŞME/KONJÜGASYON/CONJUGATION[İng.] ile/ve/||/<> DÖNÜŞÜM/TRANSFORMASYON

( Bakteriler arasında doğrudan genetik nesne aktarımı. İLE/VE/||/<> Bakterilerin, çevresel DNA'yı alması. )


- BİRLEŞME/VAHDANİYET ile BİLEŞME/SENTEZ ile BİREŞME/TEVHİD

( Mekanik. İLE Kimyasal. İLE Organik. )


- BİRLEŞTİRİCİ ile BÜTÜNLEYİCİ


- BİRLEŞTİRİLEBİLİRLİK ile KOMBİNASYON ile KOMBİNE ile BİRLEŞTİRİCİ ile BİRLEŞTİRME


- BİRLEŞTİRMEK ile BİLEŞİK NESNE ile BİLEŞİK PARFÜM ile BİLEŞİK CÜMLE


- BİRLEŞTİRMEK ile BULUŞTURMAK


- BİRLEŞTİRMEK ile BÜTÜNLEŞTİRMEK

( Bütünleşme gereksinimini anlayın! )

( Durumda eksik olan, birleştirici bir güçtür. )


- BİRLEŞTİRMEK ile/ve ÖZDEŞLEŞTİRMEK


- BİRLEŞTİRMEK ile TAMAMLAMAK


- BİRLİK ile/ve AYRIM


- BİRLİK ile/ve AYRIMLI BİRLİK


- BİRLİK ile/ve BÜTÜNLÜK

( Harekete bakıp dinginliği, dinginlikte hareketi anlamak, birliktir. )

( En küçük bir şey için tüm evren katkıda bulunur. )

( Birlik, özgürleştirir; özgürlük, birleştirir. )

( "Ben gövdeyim" düşüncesini yok edersek iç ve dış, bir olacaktır. )

( Duvarın ve onun iki tarafının da "burası" ya da "orası" gibi tanımlanamayacak tek bir alan olduğu idrak edilmeli. )

( Bir durum tanınıp anlaşıldığı anda, olaylar uygun karşılığı vermek üzere harekete geçecektir. )

( Ayrılık ve görünümlerin bir ve bütün olduğunu kavramak için aklın sakinleştirilmesi ve dinginlik kazanması gereklidir. )

( "Anlaşılmış olanlar"ın bütünlüğü (toplamı), bizim "nesne" dediğimizdir. Anlayanların bütünlüğü ise "evrensel zihin" dediğimizdir. )

( Kişisel gövdeniz bir parçadır ki onun içinde bütün harikülâde bir biçimde yansımaktadır. )

( Hareket eden'in içinde devinimsiz olan'ı, değişenin içinde değişmez olanı ayırt edebilmeyi öğrenelim, ta ki tüm farkların sadece görünüşte olduğunu ve birliğin gerçek olduğunu idrak edinceye kadar. )

( Mutlak bütünlüğün değişmezliği! )

( Doğruluk ve eylemin birliği! )

( HOLOGRAFİ[Yun. < HOLON]: Evren, üç boyutlu olan, bütünlük. )

( Toprağın üstündeki su, birliği simgeler. )

( Balıkların Stratejisi )

( Unity liberates. Freedom unites. )

( BÜTÜNLÜK: Kişinin kurtuluşu. )

( The entire universe contributes to the least thing.
Realise that the wall and both sides of it are one single space, to which no idea like 'here' or 'there' applies.
A situation has been cognised, events will move in adequate response.
The totality of the perceived is what you call "matter". The totality of all perceivers is what you call the "universal mind".
Your personal body is a part in which the whole is wonderfully reflected.
The immutability of absolute! )

( Bir'likten söz etmeyi ertele! Sen, henüz, hiç yerle bir olmamışsın. )


- BİRLİK ile/ve ÇELİŞİK BİRLİK


- BİRLİK ile/ve ÇIKAR BİRLİĞİ


- BİRLİK ile/ve FARK/LAR, FURKAN

( İçte. İLE/VE Dışta. )


- BİRLİK ile ÖZDEŞLİK


- BİRLİK ile/ve/<> ÖZGÜRLÜK

( Birlik özgürleştirir, özgürlük birleştirir. )

( Unity liberates. Freedom unites. )


- BİRLİK ile/ve/<> SINIR/HADD/DEN


- BİRLİK ile/ve SÜREKLİLİK


- BİRLİK ile/ve/||/<> UYUM

( Uyum, her zaman güçlüdür ve arıdır. )

( Uyum, her yanı kaplar ve onun huzuru asla bozulmaz; bu sükûn ve sessizlik gövdendir. )

( Her şeyden çok iç huzuruna gereksiniminiz var - ki bu iç ve dış arasındaki uyumu gerektirir. )

( Sevgi ve bilgelikle yarattığınız ve yarattıklarınıza bağımlı olmadığınız zaman, sonuç, barış ve uyumdur. )


- BİRLİK = VAHDET = UNITY[İng.] = UNITÉ[Fr.] = EINHEIT[Alm.] = UNITAS< UNUS[Lat.] = UNIDAD[İsp.]


- BİRLİKTE ÇÖKME ile BİTİM NOKTASI

( Aslında çözünür olan türlerin, çökmekte olan katının yüzeyinde ya da onunla birlikte sürüklenerek taşınması. İLE Titrasyonda son bir damlanın tepkimeyi tamamladığı, fiziksel değişmelere bakılarak titrasyonun son erdirildiği durum. )


- BİRLİKTE HAREKET ETMEK ile/ve BİRLİKTE OLMAK

( Trinidad Tobago'nun ambleminde, "Birlikte Hareket Edersek Başarırız!" yazmaktadır. )


- BİRLİKTE YAŞAMAK ile BİRLİKTE YAŞAYAN ile BİRLİKTE YAŞAMA


- BİSİKLET ile BİSİKLET SÜRÜCÜSÜ ile BİSİKLETE BİNMEK ile BİSİKLETE BİNMEK ile BİSİKLETÇİ


- BİT ile ARI BİTİ


- BİT ile BİTKİ BİTİ/BİTLERİ


- BİT ile KENE/SAKIRGA/SAKARGA ile MAYT ile GÜVE

( Bilinen, 866 tür kene vardır. )


- BİTEY ve/<> DİREY

( Bir bölgede yetişen bitkilerin tümü. VE/<> Belirli bir bölgede/ülkede yaşayan hayvanların tümü. )


- BİTİRMEK ile "BAĞLAMAK"


- BİTİRMEK ile "HALLETMEK"


- BİTİRMEK ile "NOKTALAMAK"


- BİTİRMEK ile KAPATMAK


- BİTİRMEK ile SONLANDIRMAK


- BİTİRMEK ile/değil/yerine TAMAMLAMAK

( Yapılan birçok işte/ilişkilerde, "bitirmek" yerine "tamamlamış/tamamlanmış" olduğu düşüncesi/sözcüğü çok daha yerindedir. )


- BİTİRMEK ile TÜKETMEK


- BİTİŞİK | BENZER/HOMOJEN >< AYRIŞIK/HETEROJEN


- BİTİŞİK ile BİTİŞİK ile BİTİŞİK AÇILAR


- BİTİŞİK ile DAYANAK ile BİTİŞİK


- BİTİŞİK ile/ve İLİŞİK


- BİTİŞKEN ile BÜKÜLGEN


- BİTKİ ile OT ile BİTKİSEL ile BİTKİSEL KİTAP ile HERBİSİT


- BİTKİ = PLANT[İng.] = PLANTE[Fr.] = GEWÄCHS[Alm.] = PIANTA[İt.] = MATA[İsp.]


- BİTKİ ile YILLIK BİTKİ

( NEBÂDAT: BİTKİLER )


- BİTKİBİLİM = BOTANY[İng.] = BOTANIQUE[Fr.] = BOTANIK[Alm.] = BOTANICA[İt.] = BOTÁNICA[İsp.]


- BİTKİLER:
C-3 ile C-4

( Karbondioksitin indirgenmesi ile başlangıç ürünleri olarak 3-karbonlu bileşiklerin elde edildiği, karbondioksitin yakalanması ve karbonhidrat sentezinin tümünün yaprak mezofil gözelerinde gerçekleştiği ve Calvin döngüsünü içeren fotosentetik yol izine sahip bitki türleri. İLE Karbondioksitin indirgenmesi ile başlangıç ürünleri olarak 4-karbonlu bileşiklerin elde edildiği, karbondioksitin mezofil gözelerinde yakalandığı, karbonhidrat sentezinin ise demet kını gözelerinde gerçekleştiği, biri Calvin döngüsü olmak üzere iki fotosentetik yol izine sahip bitki türleri. )


- BİTKİLER ile BİTEY

( ... İLE Bir bölgede yetişen bitkilerin tümü. )


- BİTKİLER ile YABANİ OT


- BIYIKLI ile HALTER


- BİYOGRAFİ YAZARI ile BİYOGRAFİK ile BİYOGRAFİ


- BİYOKİMYACI ile BİYOKİMYA


- BİYOLOJİ[İng. < BIOLOGY] değil/yerine/= DİRİMBİLİM/DİRİLBİLİM


- BİYOLOJİ ile/ve FİZİK

( Canlı bilimi. İLE/VE Matematik diliyle yapılan iletişim. )

( ... İLE/VE Temek/taşıyıcı bilim. )

( Modern Fizik ve Felsefe )


- BİYOLOJİK ile BİYOLOJİK ile BİYOLOJİ BİLİMİ ile BİYOLOG ile BİYOLOJİ


- BİYONİK[İng. < BIONIC] değil/yerine DİRİMKURGU


- BLENDER[İng.] değil/yerine/= PARÇALAYICI VE KARIŞTIRICI


- BLÖF ile BLÖF


- BOB ile SAÇMALIK


- BÖBREK TAŞI ile TARLADAKİ TAŞ


- BÖBREK ile BÖBREK TAŞI


- BÖCEK BİLİMCİ ile BÖCEK BİLİMİ


- BÖCEK ile BÖCEK İLACI ile BÖCEK İLACI ile BÖCEK YİYEN


- BÖCEK ile HERİF


- BOĞA GÜREŞİ ile BOĞA GÜREŞÇİSİ ile ŞAKRAK KUŞU


- BOĞA ile KÜLÇE ile SAÇMALIK


- BOĞMAÇ/TURNİKE[İng. < TOURNIQUET] ile TURNİKE[Fr. < TOURNIQUET]

( Kan akıntısını durdurmak için kanama noktasının gerisine yapılan sıkı sargı. İLE Kişilerin teker teker geçmesini sağlamak amacıyla bazı yerlere konulan, uclarından biri çevresinde dönebilecek düzende yatay olarak yerleştirilmiş çarpı biçiminde araç. )


- BOĞULMAK ile BOĞULDU ile BOĞULMA


- BOĞULMAK ile BOĞULMUŞ ile GERDANLIK


- BÖĞÜRTLENLİ ile DUT


- BOKS ile BOKS ELDİVENİ


- BOLD[İng.] değil/yerine/= KOYU/KALIN


- BOLLUK ile BOLLUK ile BOL MİKTARDA


- BÖLME/BÖLÜMLEME ile/ve FARKLILAŞTIRMA


- BÖLME ile/ve BÖLÜMLEME


- BÖLMEK ile AYIRMAK


- BÖLMEK ile BÖL VE YÖNET ile BÖLÜNMÜŞ ile TEMETTÜ ile BÖLÜCÜ ile BÖLME


- BÖLÜM ile BİRİM


- BÖLÜM ile BÖLME


- BÖLÜMLEME ile/ve SINIFLANDIRMA

( Nesneleri, ilişkilendirdiğimiz belirli amaçlara göre düzenleme. İLE/VE Nesnelerin, kendilerine özgü özellikleri üzerine kurulur. )


- BÖLÜNEBİLİR ile BÖLÜM


- BÖLÜNEBİLİR ile BÖLÜNEBİLİRLİK


- BÖLÜNEBİLİR ile BÖLÜNME ile YARILMAK ile SATIR


- BÖLÜNEBİLİR ile BÖLÜNMÜŞ


- BÖLÜNEBİLME ile/ve BAŞKALIK


- BÖLÜNEBİLME ile/ve BAŞKALIK


- BÖLÜNME ile DAĞILMA


- BÖLÜNME ile KATLANMA


- BÖLÜNMEZLİK ve/<> NOKTA


- BOMBA ile BOMBARDIMAN ile BOMBARDIMAN ile BOMBARDIMAN UÇAĞI ile BOMBALAMA


- BOMBA ile TNT


- BONCUK ile BONCUK İŞİ ile BONCUK ile BONCUKÇU


- BONCUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İNCİ

( İnciyi kuyumcuya götürmek gerek, semerciye götürürsen takar bir yere, boncuk diye. )


- BOO ile BOO BOO


- BOR ile BOR

( İşlenmemiş, ekilmemiş toprak. İLE Atom numarası 5, atom ağırlığı 10.81, ergime sıcaklığı 2300°C, kaynama sıcaklığı 2550°C, yoğunluğu 2.34 g/cm³, kütle numarası 9-12 arasında izotopları olan, ancak doğada %19.7 oranında bulunan 10 kütle numaralı kararlı izotopu B¹0, (n, a) tepkimesiyle yayınladığı 2MeV enerjili alfaların sayımı yoluyla ısıl nötronların ölçümünde, %80.3 oranında bulunan 11 kütle numaralı kararlı izotopu B¹1, Am²41 ile birleştirilerek (a, n) tepkimesiyle nötron çoğaltıcı kaynak olarak ve ısıl (0.0253eV enerjili ya da 2200 m/s hızlı) nötronlar için soğurma etki kesiti yüksek [759b], saçılma etki kesiti küçük [3.6b] olduğundan, reaktör denetim çubuklarında kullanılan, karbona benzeyen, doğada çoğunlukla borat biçiminde bulunan, önemli cevherleri boraks, kernit ve kolematit olarak bilinen ve 90°C'de sülfirik asitle tepkimeye girdiğinde, borik asidin elde edildiği bir ametal öğe. [simgesi B] )

( ... İLE TMMOB Bor Raporu )


- BOR ile BORAKS

( Atom numarası 5, atom kütlesi 10,81 g olan, kristal biçimi çok sert, renksiz, dörtgen kristal yapıda, asit ve bazlarda çözünmeyen, metalik biçimi endüstride katalizör olarak, metalürjide, sertlik vermek üzere kullanılan, nötronları soğurduğu için atom reaktörlerinde kullanılan alüminyum grubu metali. [simgesi B] İLE Formülü, Na2B4O7, 10H20 olan, eritken, mikrop öldürücü ve temizleyici, cam, emaye, çömlekçilik, roket yakıtları ve böcek öldürücü yapımında kullanılan, Kalifornia ve Anadolu'da bol miktarda bulunan, doğal sodyum tetraborat. )


- BORÇ ALMAK ile FAİZLE BORÇ ALMAK ile ÖDÜNÇ ALINMIŞ ile BORÇLU ile BORÇLANMA


- BORÇ ile ALACAK

( GARÎM[çoğ. GUREMÂ], DÂİN[Ar. < DEYN | DÜYÛN(çoğulu): Borçlar. ]: Alacaklı. )


- BORÇ ile BORÇ ÖDEMESİ ile BORÇLU ile BORÇLAR


- BORÇ ile KREDİ


- BORÇ ile MİNNETTARLIK


- BORÇ ile/değil/yerine ÖDEME/İTA[Ar.]


- BÖRÜ/SİRHAN, DÎDÂN[< DÛD]/NEMF, ŞUFEYRE/ŞÜFEYRE, ÜŞBE[Ar.] / NYMPH[İng.] / NYMPHE[Fr.]: KURT | KURTÇUK -<


- BÖRÜLCE/BÜRÜCE/KARNIKARA ile KURŞUNOTU

( ... İLE Deniz börülcesi. )


- BOŞ (BATIL) İNANÇ = SUPERSTITION[İng., Fr.] = ABERGLAUBE[Alm.] = SUPERSTITIO[Lat.]


- BOŞ BİÇİM -ile


- BOŞ VAKİT ile BOŞ ZAMAN ile YAVAŞ


- BOŞ ile ELİ BOŞ


- BOŞ ile/ve GEREKSİZ

( Boşa konuşabilirsin fakat boşu konuşamazsın! )


- BOŞ ile/ve/değil KOF


- BOŞALMAK ile BOŞALMA ile BOŞALMAYLA İLGİLİ ile BOŞALMA KANALLARI


- BOŞALTMAK ile DRENAJ BORUSU ile DRENAJ ile SÜZÜLMÜŞ


- BOŞANMAK ile BOŞANMIŞ


- BOŞLUK/ESPAS[Fr. < ESPACE < Lat. SPATIUM]/SPACE[İng.]:
GENEL ile/ve/||/<> RESİMDE/FOTOĞRAFTA/SANATTA ile/ve/||/<> TİPOGRAFİDE ile/ve/||/<> BASIMCILIKTA

( GENEL ANLAMDA BOŞLUK/ESPAS: Aralık, boşluk, uzaklık ya alan anlamına gelir.

İLE/VE/||/<>

RESİM/FOTOĞRAF VE SANATTA BOŞLUK/ESPAS:

Resim, heykel ve öteki görsel sanatlarda, boşluk, alan, derinlik, perspektif ve atmosfer gibi kavramları tanımlar.

Bir sanat yapıtındaki nesneler arasındaki boşluklar, yapıtın kompozisyonunu ve dengesini etkiler.

Sanatçının izleyiciyi yapıtın belirli bir noktasına yönlendirmesine ya da belirli bir duyguyu iletmesine yardımcı olabilir.
(Örneğin, bir resimde espas, resmin içindeki dengeyi ve açıklıkları yansıtmak üzere kullanılan bir terimdir. Doğru kullanıldığında resimdeki dengeyi ve bütünlüğü daha net anlamamıza olanak sağlar.)

İLE/VE/||/<>

TİPOGRAFİDE BOŞLUK/ESPAS:

Harfler, sözcükler ve satırlar arasındaki boşlukları tanımlar. Bir metnin okunabilirliği ve estetiği için önemlidir. Doğru espas kullanımı, metnin göz yormadan okunmasını sağlar.

(Örneğin, sözcük ve karakterler arasındaki boşlukları tanımlar. Bir metnin okunabilirliği ve estetiği için oldukça önemlidir. Espaslar, genellikle yazı karakterleri arasındaki boşluklar olarak kullanılır.)

İLE/VE/||/<>

BASIMCILIKTA BOŞLUK/ESPAS:

Harfleri birbirinden ayırmak için kullanılan küçük metal çubuklara denir. Bu çubuklar, harfler arasında istenen boşluğu oluşturmaya yardımcı olur.



BOŞLUĞUN/ESPASIN ÖNEMİ:

Görsel iletişimde ve metin tasarımında önemli bir rol oynar.

Doğru espas kullanımı, bir yapıtın ya da metnin etkisini artırabilir.

Yanlış espas kullanımı, yapıtın ya da metnin anlaşılmasını zorlaştırabilir ya daa estetik açıdan hoş olmayan bir görünüm oluşturabilir. )


- BOŞLUK ile/değil/yerine AŞKIN


- BOŞLUK ile BOŞ BANT ile BOŞ AYET


- BOŞLUK ile DÜZ UZAY


- BOŞTA ile BOŞ KONUŞMA ile BOŞ KONUŞMALAR ile BOŞ DÜŞÜNME ile RÖLANTİ TEKERLEĞİ ile TEMBELLİK ile AYLAKLIK


- BOŞUNA ile BOŞUNA


- BOT[< İng.] ile BOT[< Fr.]

( Küçük gemi. | Ağaç, plastik ya da kauçuktan yapılmış küçük sandal. İLE Uzun konçlu, kapalı ayakkabı. )


- BOT ile ÇİZMELER


- BOT ile KAYIKÇI


- BOTANİK ile BOTANİKÇİ


- BOY ile BOY

( Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. | Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık. | Uzunluk. | Yol, ırmak, deniz kıyısı. | Kumaş için ölçü. İLE Ortak bir atadan türediklerine inanan, birbiriyle kan yakınlığı bulunduğuna inanarak evlenmeyen, toplumsal ve ekonomik ilişkilerini anaerkil ve/ya da ataerkil anlayışa uygulayan, geleneksel topluluk. Kabile, klan. )


- BOYA ile KINA İLE BOYAMAK


- BÖYLE/Sİ ile/ve/değil BU KADAR/I


- BOYUN BAĞI/FULAR[Fr. < FOULARD] ile EŞARP[Fr. < ÉCHARPE]


- BOYUN EĞME ile İNATÇI


- BOYUN EĞMEK ile/değil DAYANÇ/SABIR ETMEK

( İNHİNA: Eğrilme, bükülme. | Baş eğme. )


- BOYUT ile BOYUTLAR


- BOYUT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DEĞİŞKEN


- BOYUT ile/ve/<> DERİNLİK


- BOYUT ile/ve EVREN


- BOYUT ile/ve/değil ÖLÇÜ/EBAT


- BOYUT ile/ve SOYUT


- BOZAYI ile KARAAYI

( Siyah renkte olabilirler. İLE Bozayı renginde olabilirler. )

( Burun buruna gelinirse ölü taklidi yapılarak kandırılabilirler. İLE Bir biçimde kaçmak gerekir. [Ölü taklidi yapılsa bile yemeğe kalkarlar.] )

( Ayıların gebelik süreleri 180-187 gündür. [Dişil ayılar uykularında doğurabilirler.] )

( Ayıların, uyuşukluk[kış uykusu] süreleri 7 aydır. [Bu süre içinde yemek yemez, su içmez, boşaltım işlemlerini gerçekleştirmezler.] [Gövdelerindeki üreyi proteine çevirir, kloaklarını, dışkı, kıl ve kuru ottan oluşan bir karışımla tıkarlar.] )

( Dişilleri 225 kg.'ya kadar, erilleri 500 kg.'ya kadar ulaşırlar. Dört ayak üstündeki boyları 1.5 metre iken iki ayak üstünde, 3 metreye kadar ulaşırlar. İLE ... )

( Eskiden daha geniş alanlarda yaygınlarken günümüzde[2012], ancak Alaska ve Kanada'da, 15.000 civarında kalmışlardır. İLE ... )

( Tırnakları 10 cm.dir. İLE ... )


- BOZKIR/STEP[İng.,Fr.,Alm. < STEPPE] ile Bozkır

( Kurakçıl otsu bitkilerden oluşan, sıcak ve ılıman iklimlerdeki ağaçsız doğal alan. | Soğuk kış ve kurak yaz mevsiminin görüldüğü, bitki örtüsünün kısa, boz renkli olduğu, genellikle kurakçıl otsuların yer aldığı ağaçsız geniş alan. İLE Konya iline bağlı ilçelerden biri. )


- BOZMAK ile DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ


- BOZMAK ile YIKICI


- BOZUK ile ÇÜRÜK


- BOZULMA ile BOZULMUŞ


- BOZULMA ile YOZLAŞMA


- BOZULMAK ile BOZULMA


- BRADIPUS ile/ve AĞUSTOS BÖCEĞİ/ORAKBÖCEĞİ

( En yavaş hayvan. İLE/VE 17 yıl toprak altında ağaç kökleriyle beslenerek yaşarlar. Havanın 17 ºC olduğu günün gecesi çiftleşmek üzere dışarı/yüzeye çıkarlar. 2 günde ağaçların tepesine ulaşmaya çalışırlar. Büyük bir çoğunluğu iki hafta içinde ölür. [Orman zemini için büyük bir azot kaynağıdır.] )

( ... İLE Yeraltındaki geçirdikleri süre boyunca kendi dışkılarını kullanarak, sellerden korunmalarını sağlayacak su geçirmez hücreler inşa ederler. [Buna karşın yumurtaların %98'i, çatlama zamanı gelmeden telef olur.] )

( ... İLE Amerika'nın doğusunda yaşarlar. )

( ... İLE Sadece erilleri, sıcak yaz gecelerinde "şarkı" söyler. [Bazı türlerde ses şiddeti 120 desibele kadar çıkabilir. Sesleri 2 km. öteden duyulabilir.] )

( ... İLE "Topraktan çıkarak hayat bulma" betimlemesi nedeniyle birçok kültürde yeniden doğuşu ve ölümsüzlüğü ifade eder. [Taoculuk'ta, ruhu (TSIEN) simgeler.] )

( [kökeni/etimolojisi] ... ile MAGICICADAS[< MAGOS: Sihirbaz] [Yıllık yaşam döngülerini bir asal sayıya denk getirdiklerinden dolayı bu adla betimlendirilmişlerdir.] )

( ... ile AVUSTRALYA'DA BULUNANLAR: AĞUSTOS BÖCEĞİ ve AVUSTRALYA AĞUSTOS BÖCEĞİ ve ÇİZGİLİ AĞUSTOS BÖCEĞİ ve TÜYLÜ AĞUSTOS BÖCEĞİ ve İDRAR KESELİ AĞUSTOS BÖCEĞİ )


- BREZİLYA ile BREZİLYA


- BRİÇ[İng. < BRİDGE] değil/yerine/= KÖPRÜ


- BRİKET ile BRİKET


- BROKOLİ ile ROMANESKO BROKOLİ


- BRONZ ile BRONZ RENKLİ


- BROOKLYN ile DERE


- BROŞ ile BROŞÇU


- BRÜT ile BRÜT AĞIRLIK ile İĞRENÇLİK


- BT ile KORKULUYOR ile ONUNLA HER ŞEY BİTTİ ile ONUNLA HER ŞEY BİTTİ ile HİÇBİR ŞEYE DEĞMEZ ile ÖYLE GÖRÜNÜYOR ile ÖYLE GÖRÜNÜYOR ile ÖNERİYOR


- BU NE(DİR)? ile/ve BU NE İŞE YARAR?

( Çocuk sorusu. İLE/VE Yetişkin sorusu. )

( Question of child. VS./AND Question of adult. )


- BU/ŞU/O NE/DİR? ile/ve BU/ŞU/O NE İŞE YARAR?

( Çocukların sorusu. İLE Yetişkinin sorusu. )


- BU ile/ve/||/<>/> BÖYLE


- BU ile ŞU ile O


- BUBİ ile BUBİ KAPISI


- BUCKİNGHAM ile BUCKİNGHAM SARAYI ile PARA ile BUĞDAY ile BUKAROO ile BUCKEROO ile SAÇMALIK


- BUDA


- BUDGET[İng./Fr.] :/yerine BÜTÇE

( Devletin, bir kuruluşun, bir aile ya da birinin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü. | Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren yasa ya da karar. | Bir senelik varidat ve masarifin muvazenesi. )