Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 35.706 başlık/FaRk ile birlikte,
35.706 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(119/144)


- SİSTEM | MANZUME, SİSTEM | SİSTEM, MANZUME, MESLEK | HEYET | SYSTÈME[Fr. < SYSTÈME] ile/||/<> SİSTEM ile/||/<> DİZGE

( dizge dizge biyoloji kimya dizge jeoloji dizge anat 1 Organizmada aynı işlevleri gerçekleştirmek için birbirleriyle ilgili bağlantılı organların oluşturduğu birlik veya grup 2 Yol yöntem Kendine özgü bir düzen ve sırası olan topluluk Gezegenler dizgesi Samanyolu dizgesi gözerimi konsayıları dizgesi gibi Yerbilimin zaman birimlerine ilişkin bir dönem süresince oluşmuş katman topluluğu Aralarında ilişkiler bulunan böylece belli bir işlevi olan bir bütün oluşturacak biçimde etkileşen nesneler topluluğu Bir dizgeyi oluşturan nesneler arasında kişiler makineler yordam izlence ya da veriler bulunabilir Ayrıca bu nesneler de kendi başlarına birer dizge niteliği taşıyabilir bu durumda dizgenin altdizgelerinden söz edilir Belirli bir görevi yerine getirmek için bir bütünün parçaları arasında kurulan işlevsel ilişkilerin tümü 1 Ortak kimi özellikleri olan çokluklar kümesi 2 Belirli bir gerçeğe ilişkin kurallar kümesi Herhangi sayıda nesneden oluşan bütün Krş sıralanmış nli dizge yapı Aralarında ilişki bulunan ve amaca göre çevresinden belirli sınırlarla ayrılmış özdek olay ve süreçlerin seçilmiş kümesi Bir birlik oluşturacak biçimde işlevsel olarak örgütlenmiş öğeler bütünü 1 genel uygulayım a Bir bütünü oluşturacak biçimde birbirine bağlı öğelerin tümü b Bir iş işlemi sonuçlandırmak için kullanılan yöntem ile araçların oluşturduğu düzen c donatı 2 kimya fizik metalbilim Üzerinde ölçme yapılan ya da sözkonusu olan belirli nesneler topluluğu 3 elektrik Çok evreli bir dalgalı akımın elektrometre kuvvetinin dönüş değişikliklerinde geçiş düzeni 4 bilişim a Birlikte kullanılan işlem yöntem ve gereçlerin belirli bir örneğini oluşturan birim b Birbirinden ayrı ve değişik işler üreten makinelerin oluşturduğu bütün systema synestanai birlikte yerleştirmek örgütlü bir bütün içinde toplamak bir araya koymak birleştirmek Birlikli bir ilkeye göre düzenlenmiş bütün Bu anlamda 1 Kendi içine kapalı düzenli bir bütün Ör evren yıldızlar dizgesi 2 Bir ilkeye ya da dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşünceler bilgiler öğretiler bütünü 3 Birbirine bağlı bilimsel ya da felsefî düşünceler birliği bir düşün ide yöresinde toplanmış çeşitli bilgiler Dizge kuramdan daha geniştir bir filozofun felsefe dizgesi onun kuramlarının bütününden oluşur Üzerinde ölçme yapılan ya da söz konusu olan belirli nesneler topluluğu Bir bütünü oluşturacak biçimde karşılıklı olarak birbirine bağlı öğelerin tümü Eski Yunan tartıbiliminde sayısı sınırlanmamış olan ve üye membre denilen birçok parçalardan ibaret bulunan uzun dize fizik botanik Bir bütün oluşturacak biçimde karşılıklı olarak birbirine bağlı öğelerin tümü Ülkemizin birçok yerinde dizlik ve dizleme olarak da geçer Türkçe diz kökünden ge ekiyle yapıldığı açıktır Türkçede ge ga ekinin fiillerden birtakım adlar yaptığını biliyoruz Bu türevde ge ekinin dize getirildiği göze çarpıyor )


- SİSTEM | MANZUME, SİSTEM | SİSTEM, MANZUME, MESLEK | HEYET ile/||/<> DİZGE

( Kendine özgü bir düzen ve sırası olan topluluk Gezegenler dizgesi Samanyolu dizgesi gözerimi konsayıları dizgesi gibi Yerbilimin zaman birimlerine ilişkin bir dönem süresince oluşmuş katman topluluğu Aralarında ilişkiler bulunan böylece belli bir işlevi olan bir bütün oluşturacak biçimde etkileşen nesneler topluluğu Bir dizgeyi oluşturan nesneler arasında kişiler makineler yordam izlence ya da veriler bulunabilir Ayrıca bu nesneler de kendi başlarına birer dizge niteliği taşıyabilir bu durumda dizgenin altdizgelerinden söz edilir Belirli bir görevi yerine getirmek için bir bütünün parçaları arasında kurulan işlevsel ilişkilerin tümü 1 Ortak kimi özellikleri olan çokluklar kümesi 2 Belirli bir gerçeğe ilişkin kurallar kümesi Herhangi sayıda nesneden oluşan bütün Krş sıralanmış nli dizge yapı Aralarında ilişki bulunan ve amaca göre çevresinden belirli sınırlarla ayrılmış özdek olay ve süreçlerin seçilmiş kümesi Bir birlik oluşturacak biçimde işlevsel olarak örgütlenmiş öğeler bütünü 1 genel uygulayım a Bir bütünü oluşturacak biçimde birbirine bağlı öğelerin tümü b Bir iş işlemi sonuçlandırmak için kullanılan yöntem ile araçların oluşturduğu düzen c donatı 2 kimya fizik metalbilim Üzerinde ölçme yapılan ya da sözkonusu olan belirli nesneler topluluğu 3 elektrik Çok evreli bir dalgalı akımın elektrometre kuvvetinin dönüş değişikliklerinde geçiş düzeni 4 bilişim a Birlikte kullanılan işlem yöntem ve gereçlerin belirli bir örneğini oluşturan birim b Birbirinden ayrı ve değişik işler üreten makinelerin oluşturduğu bütün systema synestanai birlikte yerleştirmek örgütlü bir bütün içinde toplamak bir araya koymak birleştirmek Birlikli bir ilkeye göre düzenlenmiş bütün Bu anlamda 1 Kendi içine kapalı düzenli bir bütün Ör evren yıldızlar dizgesi 2 Bir ilkeye ya da dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşünceler bilgiler öğretiler bütünü 3 Birbirine bağlı bilimsel ya da felsefî düşünceler birliği bir düşün ide yöresinde toplanmış çeşitli bilgiler Dizge kuramdan daha geniştir bir filozofun felsefe dizgesi onun kuramlarının bütününden oluşur Üzerinde ölçme yapılan ya da söz konusu olan belirli nesneler topluluğu Bir bütünü oluşturacak biçimde karşılıklı olarak birbirine bağlı öğelerin tümü Eski Yunan tartıbiliminde sayısı sınırlanmamış olan ve üye membre denilen birçok parçalardan ibaret bulunan uzun dize fizik botanik Bir bütün oluşturacak biçimde karşılıklı olarak birbirine bağlı öğelerin tümü Ülkemizin birçok yerinde dizlik ve dizleme olarak da geçer Türkçe diz kökünden ge ekiyle yapıldığı açıktır Türkçede ge ga ekinin fiillerden birtakım adlar yaptığını biliyoruz Bu türevde ge ekinin dize getirildiği göze çarpıyor )


- SİSTEM[İng., Fr.] ile/ve ŞABLON[Alm. SCHABLONE]

( Düzen. | Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni. | Yol, yöntem. | Bir aracı oluşturan düzen, düzenek/tertibat. | Model, tip. | [felsefe] Dizge. İLE Üzerindeki harf ve biçimlerin çevre çizgileri kalem ucu girecek biçimde oyuk olan, bu çizgilerden kalemle istenilen biçim elde edilen, metal ya da plastikten cetvel. | Değişik alanlarda düzeltme, belirleme, ölçme, denetleme işlerinde kullanılan ve yaptığı işe göre yapısı değişen araç. | Çok kez tekrarlandığından, kanıksanmış basmakalıp örnek. )


- SİSTEM = MANZÛME = SYSTEM[İng.] = GLIEDERUNG, LEHRBAU, SYSTEM[Alm.] = SYSTÈME[Fr.] = SÜSTEMA[Yun.] = SİSTEMA[İt.]


- SİSTEM ile PROGRAM


- SİSTEMATİK[İng. SYSTEMATICS] ile/||/<> SİSTEMİK DÖNGÜ / BÜYÜK KAN DOLAŞIMI[İng. SYSTEMIC LOOP]

( Evrimsel ilişkiler ile canlıların sınıflandırılması bilimidir. Taksonomi ile eş anlamlı olarak kullanılabilir. @@ Kalp ile diğer tüm vücut dokuları arasındaki döngüye denir. Kalp ile akciğerler arasındaki pulmoner döngüden farklıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SİSTEMATİK/SYSTEMATIC[İng.] değil/yerine/= DİZGELİ


- SİSTEMİK SİRKÜLASYON/SYSTEMIC CIRCULATION[İng.] değil/yerine/= BÜYÜK KAN DOLAŞIMI


- SİSTEMİK/SYSTEMIC[İng.] değil/yerine/= YAYGIN | TÜM GÖVDEYLE İLGILİ)


- SİSTEMLEŞTİRME ile/||/<> STRUCTURING[İng.] ile/||/<> YAPILAŞTIRMA

( Bilgi sağlama yollarının ölçünlenmesi amacıyla bir soru ya da sınara bir gözlem ya da ölçme aracına yapısal biçim ve bütünlük kazandırma )


- SISTOMETRİ/CYSTOMETRY[İng.] değil/yerine/= MESANE İŞLEV ÖLÇÜMÜ


- SİT | KONUŞ ile/||/<> KONUŞ ile/||/<> KONUM

( Bir kentin kurulmuş olduğu yerin taşıdığı ve kentin gelişmesine olumlu ya da olumsuz etkisi olan yerbetim koşullarının tümü konum konum Bir dizgide bir damganın oturabildiği ve bir sıra sayısınca tanıtılabilen her bir yer Üzerinde bir konaç dizgesi oluşturulan bir uzayda konaçları aracılığıyla belirlenen nokta Bir ölçme aracını oluşturan birim ya da değerlerin ölçüm sürekliliği üzerindeki göreli yeri Bir kentin uzak ve yakın çevresiyle her türlü ilişikislni sağlayan ve kentin gelişmesini etkileyen coğrafya koşullarının tümü konuş 1 matematik Bir nesnenin özdeksel durumu 2 coğrafya Enlem ve boylamlara göre yeryüzünde bulunulan yer Taneciğin yeri bunu veren konsayılar Bir nesnenin seçilen bir başvuru noktasına eksenine ya da eksenlerine göre yeri konuş coğrafya durum Tanelerin birbirlerine göre durumu bölge yer )


- ŞİTÂ | KIŞ >< YAZ

( Aralık, ocak, şubat aylarını içine alan zaman aralığı (kuzey yarımküre için). Astronomide 22 aralık ile 21 mart arası. @@ Sürekliliği ve yeğinliği yerel, doğal nedenlerle ayrımlı da olsa, kuzey, güney yarımyuvarında yılın sırasıyla 21 aralık - 21 mart ve 21 haziran - 23 eylül günleri arasında kalan bölümü. @@ (coğrafya) @@ ~ Az gış. -Tkm gış. -Krg kış. -TatK kış. -Bşk kış. -Kzk kıs. -Kklp kıs. -Nog kıs. -Hak xıs. -Sag kıs. -Alt, Tel, Şor kış. -Yak kıs. -Çuv xĕl. Sonundaki -ş sesi Çuvasçada -l'ye çevrilmiştir. Türkçe gümüş (< kümüş) ~ Çuvaşça kĕmĕl, Türkçe beş ~ Çuvaşça pillĕk (~ pilĕk) örneklerinde olduğu gibi. )


- ŞİTÂ ile/||/<> KIŞ

( Aralık ocak şubat aylarını içine alan zaman aralığı kuzey yarımküre için Astronomide 22 aralık ile 21 mart arası Sürekliliği ve yeğinliği yerel doğal nedenlerle ayrımlı da olsa kuzey güney yarımyuvarında yılın sırasıyla 21 aralık 21 mart ve 21 haziran 23 eylül günleri arasında kalan bölümü coğrafya Az gış gış kış kış kış kıs kıs kıs xıs kıs Alt Tel kış kıs xĕl Sonundaki ş sesi Çuvasçada lye çevrilmiştir Türkçe gümüş kümüş Çuvaşça kĕmĕl Türkçe beş Çuvaşça pillĕk pilĕk örneklerinde olduğu gibi )


- SITASYON/CITATION[İng.] değil/yerine/= GÖNDERME, ATIF


- SITE-SPECIFIC RECOMBINATION[İng.] değil/yerine/= BÖLGEYE ÖZGÜ REKOMBİNASYON

( İki belirli ancak homolog olmak zorunda olmayan DNA dizileri arasındaki değişimdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SİTEP/STEP[İng.] değil/yerine/= ADIM


- SITMA AĞACI ile/||/<> SITMA AĞACI

( Mersingiller Myrtaceae familyasından her dem yeşil genç yaprakları karşılıklı yaşlı yaprakları almaşlı dizilişte yaprakları kılıçsı ya da oraksı kapsül tipi meyveleri olan ülkemizde bazı türlerinin kültürü yapılan bir cins Okaliptüs Okaliptüs )


- SITMA SİVRİSİNEĞİ ile/||/<> SITMA SİVRİSİNEĞİ

( Konduğu yüzeye eğik olarak duran ve dişileriyle sıtma bulaştıran uçuşu vızıltısız sivrisinek Ortak özellikler gösteren soydaşı birçok sivrisinek türü daha vardır karşılık anofel Anopheles maculipennis Böcekler İnsecta sınıfının ikikanatlılar Diptera takımına giren bir eklembacaklı türü İnce uzun vücutlu ve dar kanatlıdır Dişisi sıtma asılağını insandan insana taşır Lârvaları su yüzeyinde yatay olarak erginleri bulundukları yere dikey olarak durur zooloji Böcekler Insecta sınıfının iki kanatlılar Diptera takımından ince uzun vücutlu ve dar kanatlı dişisi sıtma asalağını insandan insana taşıyan larvaları su yüzeyinde yatay olarak erginleri bulundukları yere dikey olarak duran bir eklem bacaklı türü Anofel Sivrisinek )


- SITMA SİVRİSİNEĞİ ile/||/<> SİVRİSİNEK

( Konduğu yüzeye eğik olarak duran ve dişileriyle sıtma bulaştıran, uçuşu vızıltısız sivrisinek. (Ortak özellikler gösteren, soydaşı birçok sivrisinek türü daha vardır.) @@ (karşılık: anofel, Anopheles maculipennis) , Böcekler (İnsecta) sınıfının iki-kanatlılar (Diptera) takımına giren bir eklembacaklı türü. İnce, uzun vücutlu ve dar kanatlıdır. Dişisi sıtma asılağını insandan insana taşır. Lârvaları su yüzeyinde yatay olarak, erginleri bulundukları yere dikey olarak durur. @@ (zooloji) @@ Böcekler (Insecta) sınıfının, iki kanatlılar (Diptera) takımından, ince, uzun vücutlu ve dar kanatlı, dişisi sıtma asalağını insandan insana taşıyan, larvaları su yüzeyinde yatay olarak, erginleri bulundukları yere dikey olarak duran bir eklem bacaklı türü. Anofel. @@ Sivrisinek. )


- SITMA[İng. MALARIA] ile/||/<> BEHERGLAS[İng. BEAKER] ile/||/<> FOTOSENTETİK PİGMENTLER[İng. PHOTOSYNTHETIC PIGMENTS] ile/||/<> GLUKOZ-6-FOSFAT DEHİDROJENAZ (G6PD) EKSİKLİĞİ[İng. GLUCOSE-6-PHOSPHATE DEHYDROGENASE DEFICIENCY] ile/||/<> ORAK HÜCRE ÖZELLİĞİ[İng. SICKLE CELL TRAIT]

( Genelde tropik ve yarı tropik bölgelerde görülen, yaşamı tehdit eden hastalık. Sıtmaya plasmodya'nın 4 cinsinden herhangi birisi sebep olabilir (Plasmodium falciparum, vivax, ovale, ve malariae). Anafol sivrisineklerin kan emerken bu tek gözeli canlılar da insandan insana geçmiş oluyor. Semptomları: yüksek ateş, beyinde, karaciğerde, böbrekte ve ya da kanda ölümcül düzensizlikler. Dünyada her yıl yaklaşık 100 milyon insana sıtma teşhisi konuluyor. Çoğu çocuk, yaklaşık 1.5 milyon insan her yıl sıtmadan hayatını kaybediyor. Yani her gün 3000 çocuk sıtmadan hayatını kaybediyor. @@ Kimyada sıvıları tutmaya, karıştırmaya, saklamaya, ısıtmaya ve aktarmaya yarayan silindir biçiminde ucunda sıvıların kolay aktarılabilmesi için dudağı bulunan genellikle camdan üretilen laboratuvar malzemesidir. @@ Pigmentler, görünür ışığın sadece belirli dalga boylarını yansıtan kimyasal bileşiklerdir. Bu da onları "renkli" görünmlerine sebep olur. Çiçekler, mercanlar ve hatta hayvan derisi onlara renk veren pigmentler içerir. Işığı yansıtma özelliklerinden daha önemli olanı, bazı dalga boylarını emme kabiliyetleridir. @@ X'e bağlı olarak kalıtılan, alyuvarlardaki G6PD'nın yetersiz miktarda olmasından oluşan metabolik hastalık. Bazı çevresel etmenlere maruz kalınca; bazı ilaçar ve bakla gibi, bireyin alyuvarları patlar ve ağır anemiye sebep olur. Orak göze anemisi gibi bu rahtsızlıkta sıtmay karşı bağışıklık sağlayabilir. İnsanlarda görülen en sık enzim eksikliği rahatsızlığıdır. Akdeniz, Orta Doğu ve Güneydoğu Asya'da sık rastlanan bir durumdur. @@ Genetik olarak kalıtılan çekinik hastalık. Kırmızı kan gözelerinin bir kısmı ya da tamamı orak bir şekile sahip oluyor. Semptomları; acı ve aşırı aneminin yanında kalp, ciğer ve böbrek sorunları. Bu durumda heterozigot özelliğe sahip bireyler, ölümcül problemlere sahip oluyor fakat sıtmaya karşılık yüksek derecede bağışıklığa sahip oluyorlar. Orak göze en çok Orta Afrika popülasyonlarında ve ataları bu bölgeden gelen insanlarda görünüyor. Bu özellik orak göze anemisi diye de adlandırılıyor.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SITOGENETİK/CYTOGENETICS[İng.] değil/yerine/= GÖZE GENETİK BİLİMİ


- SITOGENEZ/CYTOGENESIS[İng.] değil/yerine/= GÖZE GELİŞİMİ


- SİTOKİNEZ[İng. CYTOKINESIS] ile/||/<> SİTOTAKSİ[İng. CYTOTAXIS] ile/||/<> SİTOTAKSONOMİ[İng. CYTOTAXONOMY] ile/||/<> SİTOTİP[İng. CYTOTYPE]

( Hücre bölünmesi sırasında sitoplazmanın bölünme süreci. Hayvan gözelerinde anafaz, bitki gözelerinde ise telofaz evresinde başlar. Sitokinez süreci; hayvan gözelerinde boğumlanma, bitki gözelerinde ise ara plak ile gerçekleşir. @@ Hücrenin bir uyartıya doğru ya da uyartıdan uzağa doğru hareketi. @@ Kromozom sayısı ve yapısına göre yapılan sınıflandırma. @@ Hücrelerin sitoplazmik bir bölgesi ile tanınan kalıtsal bir karakter.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SITOLİZ/CYTOLYSIS[İng.] değil/yerine/= GÖZE ERİMESİ


- SİTOLOJİ[Fr., İng.] ile GÖZEBİLİM

( Hücre bilimi. )


- SITOLOJİ/CYTOLOGY[İng.] değil/yerine/= GÖZE BİLİMİ


- SITOLOJİK TETKİK/CYTOLOGIC EXAMINATION[İng.] değil/yerine/= GÖZE BİLİMSEL INCELEME


- SITOLOJİK/CYTOLOGIC[İng.] değil/yerine/= GÖZE BİLİMSEL


- SITOMETRİ/CYTOMETRY[İng.] değil/yerine/= GÖZE ÖLÇÜMÜ


- SITOPLAZMA/CYTOPLASM[İng.] değil/yerine/= GÖZE SIVISI


- SİTOPLÂZMA ile/||/<> SİTOPLÂZMA

( kytos boşluk plasma biçim Çekirdek dışta kalmak üzere protoplazma yığını kytos boşluk plasma şekil Hücre zarı içindeki çekirdek hariç bütün canlı kısım Sitozol hiyaloplâzma )


- SİTOTOKSİK[İng. CYTOTOXIC] ile/||/<> T HÜCRELERİ[İng. T CELLS]

( Hücrelerin ölümüne neden olan kimyasal madde. @@ T-gözesi reseptörü (TCR) kompleksi ve CD3 yüzey markörü ile bulunduran, T lenfositlerinin bir alt grubu. T gözeleri CD4+ yardımcı T gözeleri, CD8+ sitotoksik ve baskılayıcı T gözeleri, gruplarına ayrılırlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SİTRİK ASİT ile/||/<> SİTRİK ASİT[Fr. < ACIDE CITRIQUE]

( Akonitaz enzimi ile izositrata dönüştürülen trikarboksilik asit devrinin bir komponenti olan portakal ve greyfurta ekşi tat veren altı karbonlu trikarboksilik asit 1 Pek çok meyvede bulunan suda çözünen bir organik asit 2 Asitlendirici lezzet verici ve antioksidan etkileri olan bir gıda katkı maddesi 3 Glikozun aerobik oksidasyonunun gerçekleştiği sitrik asit siklusunun önemli ara maddesi )


- SITTING POS.[İng.] ile/||/<> POS ASSİS[Fr.] ile/||/<> SITZ[Alm.] ile/||/<> OTURUŞ

( Vücudun bacağın alt yüzü ve kabalar üstünde dayalı tutulduğu durum )


- SITUS İNVERSUS[İng.] değil/yerine/= TERS KONUM


- SITUS SOLITUS[İng.] değil/yerine/= DOĞRU KONUM


- SITUS[İng.] değil/yerine/= KONUM


- SIVACI KUŞU ile/||/<> SIVACI KUŞU

( Sitta europea Ötücükuşlar Passeriformes takımının sıvacıkuşugiller Sittidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 15 cm Sırtı mavikülrengi karnı pas sarısı kanatları kahverengidir Avrupa ve Asyada ormanlarda yaşar Kuşlar Aves sınıfının ötücü kuşlar Passeriformes takımının sıvacı kuşugiller Sittidae familyasından 15 cm kadar uzunlukta olan sırtı mavi kül rengi karnı pas sarısı kanatları kahverengi olan Avrupa ve Asyada ormanlarda yaşayan Türkiyenin her tarafında görülen yerli bir tür )


- SIVAĞ | MERHEM[Ar. < MERHEM] ile/||/<> POMAT

( Vazelin, lanolin, bal mumu, reçine gibi maddelerin taşıyıcı maddelerin etken maddelerle karışımlarıyla hazırlanan ve dışarıdan kullanılan ilaç biçimi, oinment, pomat. @@ )


- SIVAĞ | MERHEM ile/||/<> MERHEM[Ar. < MERHEM]

( Vazelin lanolin bal mumu reçine gibi maddelerin taşıyıcı maddelerin etken maddelerle karışımlarıyla hazırlanan ve dışarıdan kullanılan ilaç biçimi oinment pomat )


- SIVAĞ | POMAT ile/||/<> POMAT[Fr. < POMMADE]

( Merhem )


- ŞİVE[Fars.]/AKSAN[Fr./İng. < ACCENT] değil/yerine/= VURGU/ÖZÜN/AĞIZ


- SIVI | AKIŞKAN | LİKİT[Fr. < LİQUİDE] ile/||/<> SOLÜSYON ile/||/<> VİSKOZ

( Mayi, sıvı. @@ @@ )


- SIVI | AKIŞKAN | LİQUİDE[Fr. < LIQUIDE] ile/||/<> LİKİT ile/||/<> LİKİT[Fr. < LIQUIDE]

( Mayi sıvı )


- SIVI MİKYASI, AREOMETRE | SIVIÖLÇER ile/||/<> SIVIÖLÇER

( fizik kimya Bir çözeltinin ekşit alkol şurup vb yoğunluğunu ölçerek derişikliğini belirlemeye yarayan araç Bir sıvının yoğunluğunu ölçerek karışım yüzdesini belirleyen araç fizik )


- SİVİ[İng. < CV] değil/yerine/= ÖZGEÇMİŞ


- SIVI ile AKIŞKANLIK ile SIVILAR


- SİVİLCE ile ERGENLİK SİVİLCESİ/ERGENCE/AKNE[Yun.] ile SİVİLCEMSİ/AKNEİFORM

( SİVİLCE TERİMLERİ
ANDROJEN
Temel erkeklik hormonu; ancak daha düşük düzeyde bayanlarda da bulunur.

BEYAZ NOKTA
Cilt yüzeyinde görülen bazen beyazımsı, bazen de ciltle aynı renkte küçük pütürler, kapalı komedon olarak geçer.

FOLİKÜL
Ciltte bulunan, kıl kökünü barındıran, yağ bezinin bir kanal aracılığı ile içine açıldığı ve kendisi de bir gözenekle cilt yüzeyine açılan anatomik yapı. Bu gözenekler cildin hemen hemen tamamında bulunur. Salgılanan yağlı sebum gözenekler aracılığıyla cildin yüzeyine atılır.

HORMON
Gövdede değişik salgı bezlerinden salgılanan ve tüm gövde işlevlerini düzenleyen kimyasal nesneler.

KOMEDON
Siyah nokta ve pütürlerin genel adı.

LEZYON
Hekimler tarafından çeşitli oluşumları anlatmak için kullanılan bir terim.

MİKROKOMEDON
Gözle görülemeyen sadece büyüteç yardımıyla görülebilen, gözenekleri tıkamış tıkaçlar. Bunlar genelde, zaman içinde siyah ve/veya beyaz noktalara ve daha sonra da sivilcelere yol açarlar.

NODÜLER AKNE
Genellikle dışarı açılıp akmayan ama ele gelen bir sertlik biçiminde olan, iri, bir kısmı, üzerine basıldığıda ağrı veren büyük lezyonlar. Kist, nodüle benzer özellikleri de olan ama sonuçta farklı bir lezyondur. Bu durumdaki akneler düzelince genellikle iz ya da leke bırakır.

NON-KOMEDOJENİK
Bu terim genellikle, akne yapma riski olan kozmetik ürünlerin, akneye yol açmadıklarını anlatmak amacıyla kullanılır.

P. ACNES
Bir bakteri adı. Bu bakteri normalde de cildimizde bulunur. Ancak, gözenekler tıkandığıda dışarı atılamayan yağlı sebum maddesi içinde aşırı miktarlarda çoğalarak akneye yol açabilir.

PAPÜL
Küçük, çevresine göre kabarık, ancak iltihaplı beyaz "baş"ı olmayan kırmızı sivilceler.

PÜSTÜL
Çevresi kırmızı, çok büyük olmayan ama ortasında beyaz uç olan, irinli sivilceler.

SEBASE BEZ
Deriye yağını veren nesneyi salgılayan küçük bezler, yağ bezleri.

SEBUM
Yağ bezleri(sebase bezler) tarafından salgılanan yağdan zengin bir madde. Özellikle gençlik yıllarının başlarında çok fazla salgılandığı bilinmektedir.

SİYAH NOKTA
Cilt yüzeyinde görülen siyah küçük noktacıklar. Bulunduğu yerdeki gözeneklerin tıkanmış olduğu anlaşılır. Açık komedon olarak bilinir.

)


- SİVİL ile İNŞAAT MÜHENDİSİ ile MEDENİ HUKUK ile SİVİL HAKLAR ile MEMUR ile İÇ SAVAŞ ile SİVİL ile NEZAKET ile UYGARLAŞTIRMAK ile UYGAR


- SİVİLCE ile/değil İSİLİK/ISIRGIN


- SİVRİ UÇLU ile SİVRİLEŞME


- SİVRİ ile/||/<> SİVRİ

( Genç dağlık kitlelerde ince uçla son bulan tepelere verilen ad Teneke üzerinde çizgi çizmek için kullanılan çelik kalem Kırklareli Palamut )


- SİVRİSİNEK ile/||/<> TİTRERSİNEK


- SIX'S THERMOMETER[İng.] ile/değil/yerine/= ALTILI SICAKLIKÖLÇER


- SİYAH BEYAZ ile/||/<> SİYAH BEYAZ


- SİYAH CİSİM[Osm.] / BLACK BODY[İng.] / CORP NOIR[Fr.] / SCHWARZER STRAHLER/KÖRPER[Alm.] ile/değil/yerine/= KARA CİSİM


- SİYAH IRK ile/||/<> SİYAH IRK

( anlamdaş zenci ırkı İnsan türünün bir ırkı olup Afrikada yaşarlar Habeşistan zencileri bu ırk için tipiktir Dolikosefal başlı çıkık alınlı yassı ve geniş burunlu dışa dönük dudaklı kıvırcık ve yün gibi olan saçlı ve kahverengiis karası tenli insanlardır zenci ırkı biyoloji İnsan türünün bir ırkı olarak kabul edilir Tipik olarak Habeşistan zencileri dolikosefal başlı çıkık alınlı yassı ve geniş burunlu dışa dönük dudaklı kıvırcık ve yün gibi saçlı kahverengi is karası tenli insanlar Zenci ırk )


- SİYAH ile/||/<> KARA ile/||/<> KARA[Ar. < KÂRRA]

( Kara renk üzerine düşen bütün ışığı soğuran cisimlerin rengi 1 Bir kıran yüzünden hayvanları yiten vergi yükümlüsü 2 Bir çift büyüklüğünde toprağı olan bir köylünün kalıtı üzerinde hakları olmayan ikinciden sonraki erkek çocuklarından ekmeğini kazanır duruma gelinceye kadar evlenmemiş olanlar 3 Çok yoksul olan bennâk vergisi yükümlüsü Resim Kemik ya da ağaçların yakılması ile elde edilen kömür rengi a ak boya kara KahaneTietze LFL 6 s Doerfer TMEN 1440 gibi yazarlara göre Arapçadan alınmıştır qārra Kononov TSb 1975 161 s 14 not karanın bu anlamda belli başlı bütün Türk diyalektlerinde kullanıldığını göz önüne alarak bu görüşe katılmamıştır Kormuşin Baskakov Arm 9399 de karayı toprak olarak en koyu renge verilen kara adından ayırmamış ancak Moğolcada qaranın toprak olarak geçmediğini belirtmiştir )


- SİYAM İKİZLERİ[İng. SIAMESE TWINS] ile/||/<> SİYANOBAKTERİ[İng. CYANOBACTERIA]

( Çoğunlukla kalçalarından, göğüs ya da karınlarından bağlı olan bu ikizler döllenmiş bir tek yumurtanın gelişmesi ve bu gelişim sırasındaki ayrışma sorunları ve gelişimsel bozukluklar ile oluşurlar. Seyrek de olsa başlarından bitişik doğan ikizler de vardır. Bu durum ilk kez Siyamlı kardeşler Chang ve Eng'de görüldüğü için bu adı almıştır. Dilimizde "yapışık ikiz" olarak da adlandırılır. @@ Tek gözeli, fotosentetik prokaryot. Mavi-yeşil alg olarak da isimlendirilir. Klorofil a içerir, ancak kloroplast içermez.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SİYAM KEDİSİ ile/||/<> SİYAM KEDİSİ

( Gözleri mavi tüyleri kahverengi ağız bölgesi kulakları ayakları kuyruğu ve yüzünün bir kısmı siyah olan Taylandda yaşayan bir kedi ırkı Asya dan köken alan dayanılmaz çekicilikleriyle kedi sevenleri kendilerine hayran bırakmış vücut hatlarında hep kalından inceye doğru bir akış bulunan kafası genişten incelerek aşağı doğru inen takoz biçimli bedeni orta boyutlarda burnundan başlayarak kulaklarına doğru tam bir üçgen oluşturan kulakları sivri uçlu alt kısmı geniş ve birbirlerinden ayrık gözleri badem biçiminde ve burnuna doğru daha da çekik kuyruğu uzun ince ve ucu doğru daha da incelen tüyleri ince parlak kısa ve bedenine doğru yatık duran rengi lekeli fok kahverengisi çikolata lekeli mavi lekeli leylak lekeli lekeli tekir kızıl lekeli ve krem renkte olabilen göz rengi daima canlı mavi olan renkleriyle beraber kişiliklerinin de değiştiğine inanılan ve fok lekelileri daha dışa dönük mavi lekelileri daha şefkatli çikolata lekelinin daha neşeli ve oyuncu olan tümü zeki ve dikkatli kısa tüylü kedi ırkı )


- SİYANOZ/CYANOSIS[İng.] değil/yerine/= MORARMA


- SİYASETÇİ/POLİTİKACI[İng. < Yun.] değil/yerine/= YÖNETKİCİ


- SİYASİ TARİH ile/ve/<> KÜLTÜR TARİHİ


- SİYASİ/DİPLOMATİK/ASKERİ TARİH ile/> TARİH


- SIYIRMA ile/||/<> SIYIRMA

( Çatma doğrultusu kapalı olan savutun namlu ucunu üst doğrultularda karşı savutun altından alt doğrultularda ise üstünden bir yarım çember ile geçirme Bir saldırı ya da saldırı öncesi için savut namlusunu karşı doğrultuya yöneltmek amacıyla uygulanır Saatin küçük parçalarının tutturulmasında kullanılan bir saatçi aracı Bursa 1 Sıyrılabilen örtüleri uygun bir çözeltide sıyırmak için yapılan işlem 2 Tomrukları kalıplardan çıkarma işlemi )


- SIYRILMA ile/||/<> SIYRILMA

( Karşısındakinin uyguladığı oyundan sıyrılarak kurtulma Kil gibi kayıcı bir katman üstünden bir tortul örtünün ayrılması )


- SIZICI ÜNSÜZ ile/||/<> SIZICI ÜNSÜZ

( Derleme sızmalı konson sürtünmeli kpnson sürtünücü konson Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki hafif kapalı bir engele çarpıp sızması ile meydana gelen ünsüz v f z s j ş ğ g h h ünsüzleri gibi Ağız kanalının çeşitli yerlerinde oluşan bir daralma sonunda sürtünerek veya sızarak çıkarılan ünsüz f v y h s z ş j ğ ünsüzleri Türkçenin sızıcı ünsüzleridir Azerbaycan Türkçesi novlu samit Türkmen Türkçesi süykeş çekimsizler Gagauz Türkçesi aralıkonson sızma konson Özbek Türkçesi sirğaluvçi undóş Uygur Türkçesi siyrilanğu sozuqtavuş Tatar Türkçesi yarıq tartığı örelmäle tartıq Başkurt Türkçesi qışıq tartınqı işılawuçtutuk yapsarlı tutuk awaz Krç Malk sızgırwçu kısık tawuş sızgırıwçu tunakı tawuş Nogay Türkçesi kuwıs tartık Kazak Türkçesi ızıň dawıssız Kırgız Türkçesi cılçıkçıl ünsüz Alt tejik tuyuk tabış Hakas Türkçesi tizîktîg ün çoh tapsag Tuva Türkçesi kızaa ajık eves ün Türkçesi tejik soglasnıy Rusça şçelevoy soglasnıy Ses yolunun daralmasıyla sızar gibi çıkan seslerin taşıdığı nitelik Sızıcı Ünsüz )


- SIZINTI ile SIZINTI


- SIZINTI ile/||/<> SIZINTI

( 1 Ruhsal gerginliğin bunu yaşatan koşulların değişmesi üzerine gevşemesi 2 Ruhsal sağaltım sırasında hastanın başka bir kişiyle bu konunun ayrıntıları üzerinde konuşması Akışlanların bir yarık delik vb dizgenin içine ya da dışına doğru istenmedik yönde gitmesi kaçması sızma Süzülmeden doğan eksilme akma Sızma sonunda kaçan )


- SIZINTI ile SIZINTI ile SIZINTI ile SIZDIRMAZ


- SIZLANMA ile/ve/değil TESPİT


- SIZMAK ile BAYILMAK

( Yorgunluk ya da içki gibi nedenlerle kendinden geçerek uyuyakalmak. İLE Çeşitli fizyolojik[sıcak, açlık/susuzluk, yorgunluk gibi] ve/ya da psikolojik nedenlerle dayanma gücünü kaybetmek, kendinden geçmek. )


- ŞİZOFRENİ | ERKEN BUNAMA ile/||/<> ERKEN BUNAMA ile/||/<> USYARILIM

( Birbirinden ayrı görüntüleri bulunan usyarılım kümesi hastalıkları için eskiden ve halk arasında kullanılan ad usyarılım Genellikle gençlerde görülen yalnız kendini düşünme dış ortamla ilgiyi kesecek ve gerçeği unutacak denli düşlere kapılma gibi belirtileri olan ve zihin çöküşü ile birlikte gözlenen bir us hastalığı )


- ŞİZOFRENİ[İng. SCHIZOPHRENIA] ile/||/<> EKOPRAKSİ[İng. ECHOPRAXIA] ile/||/<> ELEKTROKONVÜLSİF TERAPİ (EKT)[İng. ELECTROCONVULSIVE THERAPY] ile/||/<> HALÜSİNASYON[İng. HALLUCINATION] ile/||/<> KATATONİ[İng. CATATONIA]

( Kişinin sanrılar ve halüsinasyonlar görmesine, düzensiz düşünce ve davranışlarda bulunmasına sebep olan zihinsel bozukluk. Şizofreni hastaları sanrılar ve halüsinasyonlar sebebiyle günlük hayatlarında birçok engelle` karşılaşabilirler. @@ Başka bir kişinin hareketlerinin istemsiz olarak taklit edilmesidir. Ekopraksi, şizofreni (özellikle katatonik şizofreni), Tourette Sendromu ve diğer bazı nörolojik hastalıkların bir özelliğidir. @@ Hastanın beynine kontrollü bir biçimde elektrik akımı göndererek hastalığın semptomlarını gidermeyi amaçlayan psikiyatrik tedavi yöntemi. Tedaviye artık yanıt vermeyen majör depresyon, bipolar bozukluk ya da şizofreni gibi ağır psikiyatrik hastalıklarda oldukça yaygın kullanılır. Elektrokonvülsif terapi, anestezi yoluyla hastanın bilinci kapalı bir biçimde yapılır. "Elektroşok tedavisi" olarak da bilinmektedir. @@ Kişinin, hiçbir uyarıcı nesne ya da durum olmadan gerçek olmayan şeyleri duyduğu, kokladığı, gördüğü ya da tattığı durum. "Varsanı" ismiyle de bilinmektedir. @@ Kişinin heyecan ve dalgınlık arasında gidip geldiği bir çeşit şizofreni. Katatonide görülen bulgular arasında şunlar yer almaktadır:

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SKA/SEREBRAL KAN AKIMI CEREBRAL BLOOD FLOW[İng.] değil/yerine/= BEYİN KAN AKIMI


- SKALA | ÖLÇEKLEME ile/||/<> ÖLÇEKLEME

( Nesne ya da özellikleri nitel kesimlere ya da bölütlere ayırmakla kalmayarak sıra eşit aralık ve oran ilişkileri içinde dile getirmek üzere başvurulan nicelleştirme yolu genel uygulayım Büyüklüğü belli ölçülerde değiştirerek küçük çapta taslaklardan büyük çapta yapılar tasarlama işi Büyüklüğü belli ölçülerde değiştirme böylece küçük çapta taslamlardan büyük çapta yapılar tasarlama )


- SKALA/SCALE[İng.] değil/yerine/= ÖLÇEK


- SKALA/SCALE[İng.] ile SPEKTRUM/SPECTRUM[İng.]

( Genellikle ölçü aletlerinde gösterge çizelgesi. | Bir rengin belirli bir tonunun sağa doğru giderek artan oranda beyaz, sola doğru giderek artan oranda siyah katılarak elde edilebilen türevlerini gösteren cetvel. | Bir bestede kullanılabilecek aynı türden sesler kümesi. | Gam. İLE Çeşitlilik. )


- SKALER[İng. SCALAR] ile/||/<> DİVERJANS[İng. DIVERGENCE] ile/||/<> ÖZ ISI[İng. SPECIFIC HEAT] ile/||/<> SÜRAT[İng. SPEED]

( Sadece büyüklüğü olan, yönü olmayan bir niceliktir. Bir sayı ve birimle ifade edilir. Cebirsel olarak işlem yapılabilir. Koordinat dönüşümleri altında değişmezler. Sıcaklık, kütle, zaman, enerji, ısı, iş, basınç ve hacim skaler niceliklerdir. @@ Diverjans, diğer adıyla Uzaksama, üç boyutlu uzay işlemlerinde sıkça kullanılan bir terimdir. Akı yoğunluğu olarak tanımlanır. Skaler bir niceliktir. @@ Bir saf maddenin birim kütlesinin (1 g ya da 1 kg) sıcaklığını 1 °C (ya da 1 K) arttırmak için verilmesi gereken ısı miktarıdır. Birimi J/kg°C ya da J/kgK'dir. Ancak cal/g°C da kullanılabilir. Skaler ve türetilmiş bir büyüklüktür. Öz ısı maddenin ayırt edici bir özelliğidir. @@ Bir hareketli cismin birim zamanda aldığı yoldur. Alınan yol, skaler bir büyüklük olduğundan sürat de skaler bir büyüklüktür ve yönü yoktur. Süratin matematiksel formülü şu şekildedir:

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SKEÇ ile/||/<> SKEÇ[İng. < SKETCH]

( TV Genellikle günlük yaşamdan alınmış bir konuyu en can alıcı çizgileriyle dikkati çekici tiplerle oldukça abartılmış olarak kısa bir süre içinde sunan hızlı dizemli espirili bir güldürü çeşidi Olayları uzun uzadıya geliştirmeden en can alıcı çizgiler içinde veren çoğu kez günlük olaylara değinen bir nükte ile biten kısa süreli espirili güldürü türü Bugün revülerde kabarelerde radyo ve televizyon programlarında raslanmaktadır İşleyeceği konuyu genişletmeden en can alıcı çizgiler içinde veren çoğu kez güncel olaylara ve aile sorunlarına değinen ve bir nükte ile biten kısa güldürü Vodvil burlesk revü gibi kurgu dizgesine göre ortaya çıkarılan gösterilerde yerini alır Bugün televizyon reklamlarında da çok kullanılır )


- SKEW DISTRIBUTION[İng.] ile/değil/yerine/= ÇARPIK DAĞILIM


- SKGS/HEALTH PROTECTION ENHANCEMENT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK KORUMA GELİŞTİRME DÜZENİ


- SKİ[İng.] değil/yerine/= KAYAK


- SKIATRON[İng.] / SKIATRON[Fr.] / SKIATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= SKİATRON


- SKIFF[İng.] ile/||/<> SKIF[İng. < SKIFF]

( 1 Tek gemiyle çekilen ağlarda ağın başlangıç ucunu taşıyan çevirme tamamlandıktan sonra bu ucun tekrar ana gemiye alınmasına yardımcı olan içinde genellikle 12 kişi bulunan küçük kayık 2 İçine yalnız kürek çekebilenin girebildiği çok uzun ve çok dar yarış kayığı )


- SKILLED LABOUR[İng.] ile/||/<> NİTELİKLİ İŞÇİ ile/||/<> UNSKILLED LABOUR[İng.] ile/||/<> NİTELİKSİZ İŞÇİ

( Yüksek düzeyde eğitim ve beceriye sahip belirli bir konuda uzmanlaşmış ve yüksek ücretle çalışan işçi niteliksiz işçi beşeri sermaye Belirli bir konuda bilgi ve becerisi olmayan eğitim düzeyi düşük her türlü işi yapmaya hazır ve düşük ücretle çalışan işçi nitelikli işçi nitelikli işçi niteliksiz işçi )


- SKIN-ASSOCIATEDLYMPHOID TISSUE, SALT[İng.] ile/||/<> SALT

( Deriyle ilişkili lenfoid doku )


- SKİNK[İng. < SKİNK] ile/||/<> SKİNKGİLLER

( (Scincus scincus), Pullu-sürüngenler (Squamata takımının skingiller (Scincidae) familyasından bir sürüngen türü. Uzunluğu 21 cm. Kuzey Afrikada kum çöllerinde yaşar. @@ Pullu sürüngenler (Squamata) takımının, parlak kertenkelegiller (Scincidae) familyasından, 21 cm kadar uzunlukta, Afrika'da kum çöllerinde yaşayan bir tür. )


- SKİNK ile/||/<> SKINK[İng. < SKINK]

( Scincus scincus Pullusürüngenler Squamata takımının skingiller Scincidae familyasından bir sürüngen türü Uzunluğu 21 cm Kuzey Afrikada kum çöllerinde yaşar Pullu sürüngenler Squamata takımının parlak kertenkelegiller Scincidae familyasından 21 cm kadar uzunlukta Afrikada kum çöllerinde yaşayan bir tür )


- SKİNKGİLLER ile/||/<> SKİNKGİLLER

( Scincidae skingos skink Omurgalı hayvanlardan sürüngenler Reptilia sınıfının pullusürüngenler Squamata takımının kertenkeleler Lacertilia alttakımının bir familyası Üzerleri pullarla örtülü olup dilleri de pul gibi çıkıntılarla kaplıdır Küçük vücutludurlar Kurak kumlu yerlerde çukurlar kazarak yaşarlar Bacakları iyi gelişmiş olmakla beraber bacaksız olan türleri de vardır Bazısı doğurur Skink Scincus scincus çizgili skink Eumeces schneider gözkapaksız kertenkele Ablepharus kitaibeli seps Chalcides ocellatus iyi bilinen türleridir zooloji parlak kertenkelegiller )


- SKLEROFİLİ[İng. SCLEROPHYLLY] ile/||/<> SKLEROTOM[İng. SCLEROTOME]

( Bir çeşit yapısal savunma olarak kullanılan sert ya da kart yapraklar (Yunanca sklēros- “sert” ve phullon- “yaprak” demektir.). @@ Embriyonik gelişim sırasında somitten ayrılıp, notokordu ve omuriliği çevreleyen ardından omurlara farklılaşan embriyonik göze kümesi. Somitler arasında bulunurlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SKLEROZ/SCLEROSIS[İng.] değil/yerine/= SERTLEŞME | SERTLİK


- SKOPİ/SCOPY[İng.] değil/yerine/= GÖREÇLEME


- SKOR | DURUM ile/||/<> DURUM

( Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler Uluslararası kurallara göre kazanan takım iki yenişemeyen takımlar birer değer alırlar Yenik takımlar ise değer alamazlar Oyunda seyirciyi etkileyen görünüş Vaziyet 1 Ruhsal toplumsal ve bedensel bakımdan çevresine başarılı bir biçimde uyması için inceleme ve bakım konusu olan kişi öğrenci ya da aile anababa 2 Yakınma konusu olan ve çözümü beklenilen sorun Vücudun herhangi bir bölümü üzerinde alıştırma için aldığı biçim Bir dizgenin ölçülebilen tüm özellikleri arasında kurulan ve o dizgeyi ayırt edici olarak belirlemeyi sağlayan nicelikler ve aralarındaki bağıntı Bir süreç ya da bir oluşumun taşıdığı süreğen görüntü ya da belli bir zamanda aldığı kesit görünüş situs yerleşik olan konulmuş olan 1 Genel olarak a Belli bir zamanda belli bir yerde belli bir çevrede bulunma belli bir çevreye konulmuş olma b Bir insanın çevresiyle somut bağlantısı 2 Aristoteleste On kategoriden biri duruşu belirleyen ilinek Ör İnsanın oturuyor koşuyor durumda olması 3 Günümüz felsefesinde İnsanın kendisini içinde bulduğu somut gerçeklik Bu gerçeklik kendisine önceden belli olanaklar açar öte yandan da olanakları kapar hal coğrafya Kişiler arasındaki ilişkide önemli bir durumu getiren ve seyirciyi etkileyen görünüm Tema uygun bir durum üzerine oturtularak işlenir Adın cümle içinde bulunduğu dil bilgisi şekli yalın veya eklerle genişletilmiş olarak aldığı geçici durum Türkçede adlar yalın yükleme ilgi bulunma yönelme çıkma ve vasıta durumlarına girerler Yalın durum kapı kapı kırıldı Yükleme durumu kapıyı kapı y ı çaldı İlgi durumu kapının kapı nın kolu Yönelme durumu kapıya kapı y a gitti Bulunma durumu kapıda kapı da kaldı Çıkma durumu kapıdan kapı dan döndü Vasıta durumu kapıyla kapı y la kolu çocuk la annesi vb Ad durumu ekleri yukarıda belirtilen temel görevleri dışında daha başka bazı işlevler ile de kullanılır sen den küçük su dan cevap vb Türkçenin tarihî dönemlerinde eşitlik equativus ÇA yön gösterme direktivus gArU ve vasıta instrumentalis I n U n durumları belirtilen özel eklerle karşılanırdı Bugün bu durum ekleri Türkiye Türkçesinde yerlerini edatlara bırakmıştır EAT de uçın üçin edatı da sıklıkla ekleşerek çun çün sebep gösterme ekine dönüşmüştür Buna )


- SKOR/SCORE[İng.] değil/yerine/= SAYI


- SKORLAMA/SCORING[İng.] değil/yerine/= SAYILAMA | PUANLAMA | DEĞERLENDİRME


- SKRS/HEALTH CODING REFERENCE SERVER[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK KODLAMA REFERANS SUNUCUSU


- SKUAMÖZ/SQUAMOUS[İng.] değil/yerine/= YASSI


- SKYSCRAPER[İng.] ile/||/<> GRATTE-CIEL[Fr.] ile/||/<> WOLKENKRATZER[Alm.] ile/||/<> GÖKDELEN

( Büyük kentlerin özeğinde yer alan kentin ekin tecim ve işgörü etkinliklerinin genişliği ve yoğunluğu oranında sayıları çoğalan kentözeğine yükseklikleri yüzünden özel bir görünüm ve özyapı kazandıran çok yüksek yapılara verilen ad )


- SL/SUBLINGUAL[İng.] değil/yerine/= DİL ALTI


- SLACK[İng.] ile/||/<> SERBESTLİK


- SLATER'S RULE[İng.] / RÈGLE DE SLATER[Fr.] / SLATER-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SLATER KURALI


- SLAUGHTER HOUSE[İng.] ile/||/<> KESIMHANE[TR. < KESIM + FARS. < HÂNE]

( Hayvanların et elde etmek amacıyla kesildikleri yer )


- SLAVERY[İng.] ile/||/<> KÖLELİK

( Bazı bireylerin diğerlerinin üzerinde mülkiyet hakkına sahip olduğu bir tür toplumsal katmanlaşma biçimi )


- SLAYT, DİYA(POZİTİF) | SAYDAM RESİM ile/||/<> SAYDAM RESİM

( Sinema TV Güçlü bir ışık kaynağı ve mercek dizgesinin yardımıyla görüntülükte büyültülmüş olarak gösterilmek için saydam bir taban üzerine çıkarılmış pozitif resim Film ya da cam plak üzerinde alınmış positif resim saydam resim )


- SLAYT[İng.] değil/yerine/= YANSI


- SLAYT/SLİDE[İng.] değil/yerine/= SAYDAM, YANSI


- SLEET[İng.] ile/||/<> GRÉSIL[Fr.] ile/||/<> GRAUPELN[Alm.] ile/||/<> EBEBULGURU ile/||/<> GRAIN OF ICE[İng.] ile/||/<> KIRCI

( Kırcı olayının az yeğin biçimi kırcı Karla dolu arası katı bir yağış türü )


- SLIDING FRICTION[İng.] / GLISSEMENT DE FROTTEMENT[Fr.] / SCHIEBEN-REIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYMA SÜRTÜNMESİ


- SLIP POINT[İng.] ile/değil/yerine/= KAYMA NOKTASI


- SLIVER[İng.] ile/||/<> SPLITTER[Alm.] ile/||/<> KIYMIK

( Haddeleme sırasında kopmuş küçük parçaların yüzeye batarak oluşturdukları yüzey kusuru )


- SLOGAN[Fr./İng.]/KLİŞE[Fr. < CLICHÉ]/MOTTO[İt.] ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE

( Kısa ve çarpıcı, propaganda sözü. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Düşünülmüş söz. )


- SLOW MOTION[İng.] ile/||/<> AĞIR ÇEKİM


- SLOW NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS LENTS[Fr.] / LANGSAME NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YAVAŞ NÖTRONLAR


- SLOW VIBRATION DIRECTION[İng.] / DIRECTION DE LA VIBRATION LENTE[Fr.] / LANGSAME SCHWINGUNGSRICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YAVAŞ TİTREŞİM YÖNÜ


- SLOW[İng.] ile/||/<> YAVAŞ


- SLOWING DOWN AREA OF NEUTRON[İng.] / NEUTRONENBREMSFLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON YAVAŞLA(T)MA ALANI


- SLUDGE GAS[İng.] / SCHLAMM GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇAMUR GAZI


- SLUDGING[İng.] ile/||/<> ÇAMURLAŞMA

( Su verme işleminde kullanılan yağın ayrışması sonucu su verilen parçanın yüzeyinde karbonlu bırakıntılarla beliren olay )


- SLURRY[İng.] / BARTOBINE, PATÉ[Fr.] / TONSCHLAMM, DICKSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= BULAMAÇ


- SMAIL LIGHTER[İng.] ile/||/<> SALAPURYA[İt. < SCIALUPPA]

( Ticari eşya taşımacılığında kullanılan ufak yelkenli gemi İtal slabri ç navicelletti che vanno alla pesca nel Levante slabre small boat used in the fishing of herring Felemenkçe slabber )


- SMALL COLUMN[İng.] ile/||/<> COLONNETTE[Fr.] ile/||/<> SÄULCHEN, DIENST[Alm.] ile/||/<> SÜTUNCUK

( Mimarlık Gotik mimarlıkta ayaklar üzerinde boydan boya çıkıntı yapan yarım silindir kesitli sütun biçimli silme )


- SMALL SEINE NET[İng.] ile/||/<> TARLAKOZ

( Kol uzunlukları 3272 m yüksekliği 912 m torba uzunluğu 1015 m olan küçük boyutlu bir çekme ağı barabat Kökenini bilmiyoruz Georgacas IT FT tarlakoz üzerinde durmamıştır )


- SMART CONTRACTS[İng.] değil/yerine/= AKILLI SÖZLEŞMELER


- SMİR/SMEAR[İng.] değil/yerine/= YAYMA


- SMOKE[İng.] / FUMÉE[Fr.] / RAUCH, DUNST[Alm.] ile/değil/yerine/= DUMAN


- SMOKING FISH[İng.] ile/||/<> FÜME[Fr. < FUMÉ]

( Dumanlama işlemiyle dayanımı artırılmış değişik bir tat koku lezzete sahip ürün )


- SMOKING[İng.] ile/||/<> İSLEME

( Tütsüleme )


- SMOOTH ENDOPLASMIC RETICULUM[İng.] ile/||/<> SER

( Granülsüz endoplazmik retikulum )


- SMS/SHORT MESSAGE SERVICE[İng.] değil/yerine/= KISA İLETİ HİZMETİ


- SMTP/SİMPLE MAIL TRANSFER PROTOCOL[İng.] değil/yerine/= BASIT POSTA AKTARIM PROTOKOLÜ (ELEKTRONİK POSTA GÖNDERMEDE)


- SMUGGLER/SMUGGLING[İng.] değil/yerine/= CONTREBANDIER[Fr.] değil/yerine/= KAÇAKÇI

( Yurda kaçak mal sokan, kaçakçılık yapan kişi. )


- SMUGGLING[İng.] ile/||/<> KAÇAKÇILIK | GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI

( 1 Yasal olmayan gizli yollardan ve herhangi bir vergi ödemeden ülke dışından ülkeye mal sokulması 2 göçmen kaçakçılığı )


- SN/SERIAL NUMBER[İng.] değil/yerine/= DİZİ NUMARASI


- SNARE[İng.] değil/yerine/= KAPAN


- SNEEZE[İng.] ile/||/<> AKSIRIK

( Yabancı cisim parazit eksudat veya yangı nedeniyle burun mukozasının uyarılmasıyla oluşan derin bir solunum sonrası ağız ve burundan yapılan kuvvetli nefes verme )


- SNELL KAVÂNİNİ[Osm.] / SNELL'S LAWS[İng.] / LOIS DE SNELL[Fr.] / SNELLSCHE GESETZE[Alm.] ile/değil/yerine/= SNELL YASALARI


- SNIP[İng.] ile/||/<> ABRAŞ[Ar. < ABRAŞ]

( Atlarda burun ucunda görülen beyazlık ᵓabraş gescheckt buntscheckig )


- SNOMED/CT SYSTEMATIZED NOMENCLATURE OF MEDICINE CLINICAL TERMS[İng.] değil/yerine/= SİSTEMATİK TIP TERMİNOLOJİSİ KLINİK TERİMLERİ


- SNOMED/RT SYSTEMATIZED NOMENCLATURE OF MEDICINE REFERENCE TERMS[İng.] değil/yerine/= SİSTEMATİK TIP TERMINOLOJİSİ BAŞVURU TERİMLERİ


- SNOMED/SYSTEMATIZED NOMENCLATURE OF MEDICINE[İng.] değil/yerine/= DÜZENLİ TIP TERMINOLOJİSİ


- SNOP[İng.]/KÜSTAH[Fars. < GUSTÂH] değil/yerine/= ZÜPPE/DANDİ[Fr. DANDY]/DIDON[Fr. < DIS DONC]

( Seçkin görünmek için bazı çevrelerdeki düşünceleri benimseyen, hayranlık duyan ve onlar gibi davranmaya özenen kişi. )


- SNORE[İng.] ile/||/<> HORLAMA

( Yutaktaki daralmalara bağlı olarak oluşan solunum sesi farengeal stenoz sesleri )


- SNRNA[İng.] değil/yerine/= SNRNA

( Doğrudan protein sentezinde yer almayan küçük (90 ila 300 nükleotid) RNA molekülleri. RNA işlemesinde (ekleme) ve gözesel mimaride rol oynayabilir. Altı çeşit snRNA vardır: U1'den U6'ya. Onların genleri, poli (A) kuyruklarını kodlamaz.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SOAPWORT[İng.] ile/||/<> SAPONAIRE[Fr.] ile/||/<> SOPONARIA OFFICINALIS[Lat.] ile/||/<> SEIFENKRAUF[Alm.] ile/||/<> SABUN OTU

( Karanfilligiller Caryophyllaceae familyasından 70 cm kadar boylanabilen beyaz ya da pembe çiçekli yapısında sabun maddesi saponin bulunan idrar söktürücü olarak da kullanılan çok yıllık otsu bir bitki )


- SOCIAL BEHAVIOR[İng.] ile/||/<> TOPLUMSAL DAVRANIŞ

( Başka kişilerin ya da öteki toplumsal uyarıcıların uyardığı davranış )


- SOCIAL EFFICIENCY[İng.] ile/||/<> SOSYAL ETKİNLİK

( Sosyal iktisadi gönencin ençoklandığı üretim ve veya tüketim düzeyi diğer bir deyişle sosyal marjinal faydanın sosyal marjinal maliyete eşit olduğu durum )


- SOCIAL INSURANCE[İng.] ile/||/<> SOSYAL SİGORTA

( İşçi işveren ve bazı ülkelerde devletin yaptığı katkılarla finanse edilerek işçilere işsizlik kaza hastalık ve ihtiyarlık gibi durumlara karşı korumak amacıyla hizmet verebilmek için devletin oluşturduğu sigorta sistemi )


- SOCIAL JUSTICE[İng.] ile/||/<> SOSYAL ADALET

( Adil eşitlikçi katılımcı ve uyumlu bir toplum yaratmaya dönük politikalar bütünü )


- SOCIAL RELIEF, PUBLIC RELIEF[İng.] ile/||/<> SOSYAL YARDIM

( İktisadi ve sosyal bakımdan güçsüz durumda bulunanlara herhangi bir karşılığı olmaksızın yapılan aynî yardım veya parasal yardım transfer harcamaları )


- SOCIALIZATION[İng.] ile/||/<> SOSYALİZASYON[Fr. < SOCIALISATION]

( Sağlık ve eğitim gibi kamusal hizmetlerden yalnızca gelişmiş yörelerde yaşayanların değil tüm vatandaşların dengeli bir biçimde yararlanmalarını sağlamak üzere devletin almış olduğu önlemler )


- SOCIALIZATION[İng.] ile/||/<> TOPLUMSALLAŞMA

( Kişinin kendi kümesi ya da kültürü içinde yaşayanlar gibi davranmayı öğrenmesi )


- SOCIALIZATION/SOCIAL[İng.] değil/yerine/= SOCIAL[Fr.] değil/yerine/= TOPLULUK

( Başlangıçta birbirinden ayrı minerallerin, herhangi bir nedenle bir araya gelerek birlikte büyüyüşler gösteren bir topluluk durumuna gelmeleri. @@ Bir tiyatroda oyuncuların tümüne verilen ad. @@ Birbirleriyle çok sıkı işbirliği kurarak ortak bir yaşam savaşı sürdüren, belli bir yerde ve bir arada oturan ailelerden oluşan birlik, bk. yerel bölük, köy topluluğu, krş. soy, sınıf, boy, oymak, akrabalık. @@ bk. bölüt. @@ bk. yığılım. @@ (Söz sanatı terimi) Gerek oranlılık (tenasüp) ve gerekse karşıtlama (tezat) yoliyle anlamca birbiriyle ilgili bulunan kelimelerin bir araya toplanması. @@ (coğrafya) @@ (biyoloji) @@ (yığınak) (zooloji) @@ Belli sayıda oyuncu, tasarımcı, uygulayımcı ve uzmandan kurulu yerleşik ya da gezici tiyatro topluluğu. @@ bk. komünite @@ )


- SOCIETY/FUNCTIONALISM[İng.] değil/yerine/= SOCIÉTÉ[Fr.] değil/yerine/= SOCIETAS[Lat.] değil/yerine/= GESELLSCHAFT[Alm.] değil/yerine/= IŞLEV

( Bir toplumun halkbilim olay, ürün, öğe ve değişkenleri arasındaki ilişkiler düzeninin, halkın tarihsel, toplumsal, kültürel ve ekonomi gereksinmelerine uygun bir biçimde, uyumlu ve kesintisiz olarak işlemesini sağlayan etkinlik, bk. toplum, halkbilim, halkbilim olayı, öğe, değişken. @@ Belirli bir yapı, rol ya da kata özgü olan ve onu başkalarından ayıran etkinlik. @@ X içindeki her bir (…) öğesine Y içinde f(x) ile gösterilen bir ve yalnızca bir öğe karşılık gelen f=(F,X,Y) bağıntısı, Anlamdaş. gönderim, dönüşüm, işleç, tekdeğerli işlev. @@ 1. Herhangi bir sayıda addan bir ad oluşturan deyim; bir adda geçen bir ya da birden çok sayıda adı kaldırmakla elde edilen deyim. || n sayıda addan bir ad oluşturan n-li işlev (…) biçiminde gösterilir. Dizimsel türü: a/an. Örn. ‘ + 'imi iki sayı adı arasına konmakla bir sayı adını oluşturduğundan bir 2-li işlevdir. Anl. işlevci. Krş.. sıfırlı işlev. 2. Açık terim. @@ Bir edim, eylem ya da bir ilişkiler dizgesine özgü etkinlik ya da bir değişkende bağıl olarak beliren değişme, bk. bağıllık. @@ Bir değişkenin değerlerine karşılık atanan sayılar topluluğu. @@ Bir kümedeki değişimin başka bir kümede yol açtığı değişimi belirleyen bağıntı. @@ Herhangi bir şeyin gördüğü iş, iş görme yetisi, görev. @@ @@bk. işlev.@@1. Bilinçli bireylerden ve özellikle aralarında örgütleşme bağları ve karşılıklı görevler bulunan kişilerden kurulu topluluk. 2~ (Dar anlamda) Doğal eğilimlere değil, sözleşmeye dayanan, belirli ereklere ulaşmak için isteyerek kurulan, istenildiğinde dağılabilen insan topluluğu, birliği. Bir ilke üzerine kurulmuş birliktelik = ortaklaşalık (Gemeinschaft - Communaute'nin karşıtı olarak. Tönnies). )


- SODA ASH[İng.] ile/değil/yerine/= SODA KÜLÜ


- SODA CRYSTALLIZED, WASHING SODA, SAL SODA[İng.] / CHAUX SÉDÉE[Fr.] / NATRONKALK[Alm.] ile/değil/yerine/= SODA KİRECİ


- SODA LIME[İng.] / VERRE DE CHAUX SODÉE[Fr.] / NATRONKALKGLAS, SOLINGLAS[Alm.] ile/değil/yerine/= SODA-KİREÇ CAMI


- SODA ile/||/<> SODA[İt. < SODA]

( Na2CO3 doğada 10 mol örüt suyu ile bulunan yapay olarak da üretilen ve çok değişik kullanma yerleri olan ak renkli bir özdek Karbonatlı su )


- SODDY-FAJANS RULE[İng.] / RÈGLE DE SODDY-FAJANS[Fr.] / SODDY-FAJANSSCHE REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SODDY-FAJANS KURALI


- SODERBERG ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE DE SODERBERG[Fr.] / SODERBERG-ELECTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= SÖDERBERG ELEKTRODU


- SODIUM BICARBONATE[İng.] ile/||/<> SODYUM BİKARBONAT

( Karbonik asidin sodyum tuzu ve bunun hidratlandırılmış formları olup en az sodyum oranının belirtilmesi koşul olan ürünler Asidoz tedavisi ve iyon tuzağı oluşturarak idrarı alkalileştirerek zehirlerin atılımında ilaç olarak kullanılır )


- SODIUM CARBONATE[İng.] / CARBONATE DE SODIUM, CARBONATE NEUTRE DE SODIUM CRISTALLISE[Fr.] / NATRIUM CARBONAT, SODA[Alm.] ile/değil/yerine/= SODYUM KARBONAT, SODA


- SODIUM CARBONATE[İng.] ile/||/<> ÇAMAŞIR SODASI

( Genel olarak temizlik amacıyla kullanılan bir bileşik Uygulama çözeltilerine 0 5 oranında sodyum hidroksit katılmasıyla hazırlanan karışım tüm genel temizlik gereksinimleri için kullanılmaktadır )


- SODIUM CARBONATE[İng.] ile/||/<> SODYUM KARBONAT

( Doğada sodalı göllerde bulunan çoğunlukla yapay olarak üretilen yaygın olarak cam sabun kâğıt kimyasal madde üretiminde ve suyun yumuşatılmasında kullanılan madde )


- SODIUM CHLORIDE[İng.] ile/||/<> SODYUM KLORÜR

( Tuz )


- SODIUM COOLED REACTOR[İng.] / RÉACTEUR REFROIDI AU SODIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= SODYUM SOĞUTMALI TEPKİLEŞİM/REAKTÖR


- SODIUM DODECYL SULPHATE[İng.] ile/değil/yerine/= SODYUM DODESİL SÜLFAT


- SODIUM HYDROXIDE, CAUSTIC SODA[İng.] / SOUDE CAUSTIQUE, HYDROXYDE DE SODIUM, HYDRATE DE SODIUM, VOIR SOUDE CAUSTIQUE[Fr.] / KAUSTISCHE SODA, ATZNATRON, NATRIUMHYDROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KOSTİK SODA, SODYUM HİDROKSİT


- SODIUM PHOSPHATE[İng.] ile/||/<> SODYUM FOSFAT

( Mono sodyum fosfat di sodyum fosfat ve tri sodyum fosfat olmak üzere üç formu olan sodyum kaynağı )


- SODIUM PUMP[İng.] / NATRIUM PUMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= SODYUM POMPASI


- SODIUM-LINE REVERSAL[İng.] ile/değil/yerine/= SODYUM ÇİZGİ EVRİĞİ


- SODIUM-SULFUR BATTERY[İng.] ile/değil/yerine/= SODYUM-KÜKÜRT PİLİ


- SODIUM[İng.] / SODIUM[Fr.] / NATRIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SODYUM


- SODYUM HİDROKSİT ile/||/<> SODYUM HİDROKSİT

( kimya Temizleyicilere yüksek alkalilik özelliği veren ve elektrik iletimini artıran kimyasal özdek NaOH Kapalı yöntem anestezi cihazlarında solunan havadaki karbondioksiti temizleyen madde natriyum hidroksit )


- SODYUM[Fr., İng.] değil/yerine/>< POTASYUM[Fr., İng.]

( Sodyumu düşük olan gıdalar tüketilmelidir. DEĞİL/YERİNE/>< Potasyumu yüksek olan gıdalar tüketilmelidir. )

( Atom numarası 11, atom ağırlığı 22,990, yoğunluğu 0,971 olan, 97,5 °C'de eriyen, deniz ve kaya tuzlarında, doğada birleşik olarak çok yaygın bulunan, beyaz, parlak, mum gibi yumuşak bir öğe. Simgesi: Na DEĞİL/YERİNE Atom numarası 19, atom ağırlığı 39,10, yoğunluğu 0,87 olan, 62,5 °C'de eriyen, 15 °C'de mum gibi yumuşak, soğukta sert ve kırılgan, potasyum hidroksit içinde bulunan bir öğe. Simgesi: K )


- SODYUM ile/||/<> SODYUM[Fr. < SODIUM]

( kimya Atom numarası 11 atom ağırlığı 22 990 özgül ağırlığı 0 971 değerliği bir yumuşak gümüşümsü beyaz renkte alkali bir metal element natriyum Atom numarası 11 atom ağırlığı 22 99 değerliği 1 sembolü Na olan yumuşak gümüşümsü beyaz renkte alkali bir metal Hücreler arası sıvının en önemli ve en çok bulunan katyonu natriyum Asit baz dengesini ozmotik basıncı ve su metabolizmasını ayarlayan impuls taşınmasında görev alan bir elementtir Sodyum )


- SOFA/SEQUENTIAL ORGAN FAILURE ASSESSMENT[İng.] değil/yerine/= ARDIŞIK ÖRGEN YETMEZLİĞİ DEĞERLENDİRME


- SOFA ile/||/<> SOFA[Ar. < ṢUFFE]

( Yeniçeri koğuşunun bir adı Mimarlık Evlerde oda kapılarının açıldığı genişçe bölüm 1 Balkon Gökmenler Çatak Gedikli Kızılağaç Saimbeyli Adana 2 Salon Kandilli Bozüyük Bilecik )


- ŞOFAJ | ISITMA ile/||/<> MALARYA | SITMA

( bk. sıtma. @@ 1. metalbilim: Bir ısıl işlemi gerçekleştirebilmek için gerekli sıcaklığı sağlama ve işlem sonuna dek dengede tutma. 2. radyoculuk: Tungsten telciğinden elektrikli akımı geçirerek, elektronik ısıtaç eksiuçlarında gereken ısının sağlanması. 3. işleyim: a. Buğu borusu ağlarıyla ya da ısıtıcı bir kabloyla bir kab, aygıt ya da döşemin ısısının yükseltilmesi. b. Seramik parçalarında pişirme sırasında oluşan duman neminin birikimini önlemek amacıyla, pişirme işleminden önde sıcak ve kuru hava gönderme işlemi. 4. fizik: Bir yapıyı ısıtmak amacıyla gereken sıcaklığı sağlama ve yönetme işi. @@ Bir ısıl işlemi gerçekleştirmek için, gerekli sıcaklığı sağlama ve işlem sonuna dek tutma.@@Alyuvarların sıtma asalaklarıyle bulaşmasından ileri gelen, ateş, titreme, üşüme nöbetleri ve sarılık gibi belirtilerle tanınan hastalık; bataklık iğezi, malarya. @@ ~ Tkm ısıtma 'sıtma; malarya'. -Özb isitma 'sıtma'. -Kklp ısıtpa 'sıtma'. Karakalpaklar bezgek adını da kullanırlar. Türkçe ısıt- kökünden -ma ekiyle yapılmıştır: ısıt-ma >  ısıtma. Türkçede ısıtma biçiminin başındaki ı- ünlüsü düşmüştür. Türkçe ısıcak biçiminin başındaki ı'nın düşüp sıcak olması gibi. Türk diyalektlerinde sıtmaya daha çok bezgek adı verilir (Bu ad da Türkçe bez- 'titremek' kökünden gelir): Krg bezgek 'sıtma; malarya'. -Kklp bezgek 'sıtma; malarya'. -Nog bezgek 'sıtma; malarya'. Nogaylar kızdırma adını da kullanırlar. -Blk bezgek 'sıtma'. -Kzk bezgek 'malarya; sıtma'. -TatK bizgek 'sıtma'. O bakımdan ısıtma (> sıtma) adı dar bir alanda kalmıştır. || ~ Tkm ısıtma 'sıtma; malarya'. -Özb isitma 'sıtma'. -Kklp ısıtpa 'sıtma'. Karakalpaklar bezgek adını da kullanırlar. Türkçe ısıt- kökünden -ma ekiyle yapılmıştır: ısıt-ma >  ısıtma. Türkçede ısıtma biçiminin başındaki ı- ünlüsü düşmüştür. Türkçe ısıcak biçiminin başındaki ı'nın düşüp sıcak olması gibi. Türk diyalektlerinde sıtmaya daha çok bezgek adı verilir (Bu ad da Türkçe bez- 'titremek' kökünden gelir): Krg bezgek 'sıtma; malarya'. -Kklp bezgek 'sıtma; malarya'. -Nog bezgek 'sıtma; malarya'. Nogaylar kızdırma adını da kullanırlar. -Blk bezgek 'sıtma'. -Kzk bezgek 'malarya; sıtma'. -TatK bizgek 'sıtma'. O bakımdan ısıtma (> sıtma) adı dar bir alanda kalmıştır.@@~ Tkm ısıtma 'sıtma; malarya'. -Özb isitma 'sıtma'. -Kklp ısıtpa 'sıtma'. Karakalpaklar bezgek adını da kullanırlar. Türkçe ısıt- kökünden -ma ekiyle yapılmıştır: ısıt-ma >  ısıtma. Türkçede ısıtma biçiminin başındaki ı- ünlüsü düşmüştür. Türkçe ısıcak biçiminin başındaki ı'nın düşüp sıcak olması gibi. Türk diyalektlerinde sıtmaya daha çok bezgek adı verilir (Bu ad da Türkçe bez- 'titremek' kökünden gelir): Krg bezgek 'sıtma; malarya'. -Kklp bezgek 'sıtma; malarya'. -Nog bezgek 'sıtma; malarya'. Nogaylar kızdırma adını da kullanırlar. -Blk bezgek 'sıtma'. -Kzk bezgek 'malarya; sıtma'. -TatK bizgek 'sıtma'. O bakımdan ısıtma (> sıtma) adı dar bir alanda kalmıştır. )


- ŞOFAJ ile/||/<> ISITMA ile/||/<> MALARIA[İng.] ile/||/<> PALUDISME[Fr.] ile/||/<> PALUDISMUS[Lat.] ile/||/<> MALARIA[Alm.] ile/||/<> SITMA

( sıtma 1 metalbilim Bir ısıl işlemi gerçekleştirebilmek için gerekli sıcaklığı sağlama ve işlem sonuna dek dengede tutma 2 radyoculuk Tungsten telciğinden elektrikli akımı geçirerek elektronik ısıtaç eksiuçlarında gereken ısının sağlanması 3 işleyim a Buğu borusu ağlarıyla ya da ısıtıcı bir kabloyla bir kab aygıt ya da döşemin ısısının yükseltilmesi b Seramik parçalarında pişirme sırasında oluşan duman neminin birikimini önlemek amacıyla pişirme işleminden önde sıcak ve kuru hava gönderme işlemi 4 fizik Bir yapıyı ısıtmak amacıyla gereken sıcaklığı sağlama ve yönetme işi Bir ısıl işlemi gerçekleştirmek için gerekli sıcaklığı sağlama ve işlem sonuna dek tutma Alyuvarların sıtma asalaklarıyle bulaşmasından ileri gelen ateş titreme üşüme nöbetleri ve sarılık gibi belirtilerle tanınan hastalık bataklık iğezi malarya ısıtma sıtma malarya isitma sıtma ısıtpa sıtma Karakalpaklar bezgek adını da kullanırlar Türkçe ısıt kökünden ma ekiyle yapılmıştır ısıtma ısıtma Türkçede ısıtma biçiminin başındaki ı ünlüsü düşmüştür Türkçe ısıcak biçiminin başındaki ının düşüp sıcak olması gibi Türk diyalektlerinde sıtmaya daha çok bezgek adı verilir Bu ad da Türkçe bez titremek kökünden gelir bezgek sıtma malarya bezgek sıtma malarya bezgek sıtma malarya Nogaylar kızdırma adını da kullanırlar Blk bezgek sıtma bezgek malarya sıtma bizgek sıtma O bakımdan ısıtma sıtma adı dar bir alanda kalmıştır ısıtma sıtma malarya isitma sıtma ısıtpa sıtma Karakalpaklar bezgek adını da kullanırlar Türkçe ısıt kökünden ma ekiyle yapılmıştır ısıtma ısıtma Türkçede ısıtma biçiminin başındaki ı ünlüsü düşmüştür Türkçe ısıcak biçiminin başındaki ının düşüp sıcak olması gibi Türk diyalektlerinde sıtmaya daha çok bezgek adı verilir Bu ad da Türkçe bez titremek kökünden gelir bezgek sıtma malarya bezgek sıtma malarya bezgek sıtma malarya Nogaylar kızdırma adını da kullanırlar Blk bezgek sıtma bezgek malarya sıtma bizgek sıtma O bakımdan ısıtma sıtma adı dar bir alanda kalmıştır ısıtma sıtma malarya isitma sıtma ısıtpa sıtma Karakalpaklar bezgek adını da kullanırlar Türkçe ısıt kökünden ma ekiyle yapılmıştır ısıtma ısıtma Türkçede ısıtma biçiminin başındaki ı ünlüsü düşmüştür Türkçe ısıcak biçiminin başındaki ının düşüp sıcak olması gibi Türk diyalektlerinde sıtmaya daha çok bezgek adı verilir Bu ad da Türkçe bez titremek kökünden gelir bezgek sıtma malarya bezgek sıtma malarya bezgek sıtma malarya Nogaylar kızdırma adını da kullanırlar Blk bezgek sıtma bezgek malarya sıtma bizgek sıtma O bakımdan ısıtma sıtma adı dar bir alanda kalmıştır )


- ŞOFBEN ile GAYZERİT


- SOFT WATER[İng.] / EAU DOUCE[Fr.] / WEICHES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞAK SU


- SOFT[İng.] değil/yerine YUMUŞAK


- SOFTENING[İng.] / ADOUCISSEMENT[Fr.] / BLEIRAFFINATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞATMA


- SOFTVEYR[İng. < SOFTWARE] değil/yerine/= YAZILIM


- SOFTWARE SYSTEM[İng.] ile/||/<> SYSTÈME DE LOGİCİEL[Fr.] ile/||/<> YAZILIM DİZGESİ

( Donanım ve veri kaynaklarını genellikle bir dil aracılığıyla kullanıcının tanımladığı görevlere işlere göre kullanan ve istenen sonucu üreten yordamlarla izlencelerden oluşan yazılım birimi Yazılım dizgeleri donanım düzeyinden üst yapıya doğru a işletim dizgeleri b yorumlayıcı ve derleyiciler c veri tabanı dizgeleri gibi öğeleri içerir )


- SOĞAN ile/ve/||/<> PIRASA[Yun.]

( Zambakgillerden, yemeklere tat vermek için yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan güzel kokulu bitki. | Çiğdem, lale, zambak, sarımsak vb. bitkilerin toprak altındaki yumru kökü. İLE/VE/||/<> Zambakgillerden, sapından ve yapraklarından yararlanılan, çok yıllık bir kış sebzesi. )


- SOĞAN ile/ve SARIMSAK

( ... ile/ve TÜRK-İ RÜSTÂYÂN )

( )


- SOGİ ile/ve GO

( Japon satrancı. İLE/VE Çin satrancı. )


- SOĞUK KALPLİ ile SOĞUK KALPLİLİK


- SOĞUK RENKLER ile/||/<> SOĞUK RENKLER

( Resim Mavi lacivert ve mor renklere verilen genel ad Suyun ve göğün rengi mavi lacivert ve mor çimenlerin ve ağaçların rengi yeşil soğuk renkler öbeğine girer )


- SOĞUK ile DONUK


- SOĞUK ile SERİN


- SOĞUK ile SOĞUK YEMEK ile SOĞUK HAVA DEPOSU ile SOĞUK SAVAŞ ile SOĞUKLUK


- SOĞUK ile SOĞUKLUK


- SOĞUKKANLI HAYVANLAR ile/||/<> SOĞUKKANLI HAYVANLAR

( zooloji poikilos değişik therme sıcaklık Vücut sıcaklıkları yaşadıkları ortamın sıcaklığına göre değişen hayvanlar balıklar kurbağalar sürüngenler Poikiloterm ektoterm )


- SOĞUKKANLI ile/||/<> SOĞUKKANLI

( Çevre sıcaklığındaki değişimlere bağlı vücut sıcaklığı gösteren allotermal ektotermal poikilotermal Vücut ısıları çevre ısısına göre değişen balık kurbağa böcek gibi değişken ısılı canlılar poikiloterm ektoterm )


- SOĞUKKANLI ile SOĞUKKANLILIK


- SÖĞÜT ile/||/<> SÖĞÜT

( botanik Söğütgiller Salicaceae familyasından çok değişik yaprakları olabilen çiçekleri tek eşeyli taç yaprakları olmayan kapsül tipi meyveleri olan ülkemizde 23 türle temsil edilen yaprak döken ağaç ya da çalı yapısındaki bitkiler Az söyüd sövüt sögöt veya sögöt tal Tar sevet söğüde benzer bir ağaç üöt Yakutçada baştaki s düşmüştür Türkçe sal Yakutça āl Türkçe süngü Yakutça üŋü Türkçe süt Yakutça ǖt örneklerinde olduğu gibi Uygurcada ağaç olarak kullanılır Orta Türkçede artık söğüt olarak geçer Eski Kıpçakçada da söğüt olarak kullanıldığı göze çarpıyor Kökünü bilmiyoruz ET sögül kızartmak sözüyle aynı kökene bağlanması anlamca olanaksızdır Ermeniceden alındığı yolundaki sav yanlıştır Poppe UJb 96 Moğolca öçiyesün Orta Moğolca hiçēsün pötigesün üöt ȫt ȫti biçimiyle birleştirmiştir Poppe Marr Arm 333 Pelliot JA 1925 217 Diyalektlerde söğüde tal adı da verilir tal tal tal Kazaklar küzöl adını da kullanırlar Dmitrieva ST 6 1975 49 tal Blk tal tal 1 söğüt 2 sepetçi söğüdü Salix viminalis Tel tal sepetçi söğüdü Tatarlar ve Başkurtlar öyänke adını da kullanırlar Räsänen TLČ 81 V 520a Levitskaya Baskakov Arm 148149 Az söyüd sövüt sögöt veya sögöt tal Tar sevet söğüde benzer bir ağaç üöt Yakutçada baştaki s düşmüştür Türkçe sal Yakutça āl Türkçe süngü Yakutça üŋü Türkçe süt Yakutça ǖt örneklerinde olduğu gibi Uygurcada ağaç olarak kullanılır Orta Türkçede artık söğüt olarak geçer Eski Kıpçakçada da söğüt olarak kullanıldığı göze çarpıyor Kökünü bilmiyoruz ET sögül kızartmak sözüyle aynı kökene bağlanması anlamca olanaksızdır Ermeniceden alındığı yolundaki sav yanlıştır Poppe UJb 96 Moğolca öçiyesün Orta Moğolca hiçēsün pötigesün üöt ȫt ȫti biçimiyle birleştirmiştir Poppe Marr Arm 333 Pelliot JA 1925 217 Diyalektlerde söğüde tal adı da verilir tal tal tal Kazaklar küzöl adını da kullanırlar Dmitrieva ST 6 1975 49 tal Blk tal tal 1 söğüt 2 sepetçi söğüdü Salix viminalis Tel tal sepetçi söğüdü Tatarlar ve Başkurtlar öyänke adını da kullanırlar Räsänen TLČ 81 V 520a Levitskaya Baskakov Arm 148149 )


- SOĞUTKAN ile/||/<> SOĞUTKAN

( Bir soğutucudaki ısı çevrimi işleminde kullanılan ve genellikle alçak sıcaklıklarda hızla uçunlaşan sıvı Soğutma ortamını oluşturan özdek )


- SOĞUTMA ile/||/<> SOĞUTMA

( Sinema Gösterim sırasında göstericide ışıtacın verdiği sıcaklığı azaltma Belli bir oylum içindeki özdeğin sürekli işlemlerle sıcaklığını düşürme kimya I O C sıcaklığının altında tutma II Isınmış bir parça ya da ortamın soğumasını sağlamak için yapılan işlem İşlem uygulanmış sıcak yemleri hava hareketi yardımıyla kurutma ve sıcaklığını düşürme işlemi )


- SOHBET


- SOHBET ile CHATOYANCY ile CHATOYANT


- SOHBET = CONVERSATIN/CHAT[İng.] = CAUSETTE[Fr.] = GESCHWÄTZ[Alm.] = CONVERSAZIONE[İt.] = CHARLA[İsp.]


- SOHBET ile GEVEZELİK


- ŞÖHRET ile ŞÖHRETSİZ


- ŞÖHRET ile TANINMIŞ


- ŞÖHRET ile/||/<> ÜN

( Bireyin gerçekte ne olduğunun karşıtı olarak çevresindekilerin kanılarına uyan kimliği İnsan sesi Az esk ün ses seda üyn ses ün ün ün ün Alt Tel Kuğ Koy Kaça Küer ün Tar ün ün Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede ün olarak geçer Eski Kıpçakçada da ün biçimi göze çarpar Eski uzun ünlülerin Türkmencede saklandığını biliyoruz O bakımdan Türkmence üyn biçimi düşündürücüdür Ancak eski ve yeni diyalektlerde yalnız ün olarak kullanıldığı göze çarpıyor Türkçede ikinci anlamın 19 yüzyıldan başlayarak kullanıldığı anlaşılıyor Az esk ün ses seda üyn ses ün ün ün ün Alt Tel Kuğ Koy Kaça Küer ün Tar ün ün Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede ün olarak geçer Eski Kıpçakçada da ün biçimi göze çarpar Eski uzun ünlülerin Türkmencede saklandığını biliyoruz O bakımdan Türkmence üyn biçimi düşündürücüdür Ancak eski ve yeni diyalektlerde yalnız ün olarak kullanıldığı göze çarpıyor Türkçede ikinci anlamın 19 yüzyıldan başlayarak kullanıldığı anlaşılıyor )


- ŞOK (OLMAK) ile/değil/<> ŞOKE OLMAK

( Durum, kavram. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Deneyim. )


- ŞOK | SARSIM ile/||/<> SARSIM

( 1 mekanik Bir nesne ya da düzenekte genellikle bir gürültü sarsıntı gibi ansızın beliren hız değişimi 2 metalbilim Bir metal yapıda ısıl ya da mekanik olarak birdenbire oluşturulan gerilimli durum tedirginlik Bir metal yapıda ısıl ya da mekanik olarak birden yaratılan gerilimli durum )


- SOKET[İng. Marka adından] değil/yerine/= KISA ÇORAP


- SOKMAK ile YERLEŞTİRİLDİ ile ARASINA YERLEŞTİRİLMİŞ ile EKLEME


- SÖKMEK ile İLİŞKİYİ KESMEK


- SÖKONDER | İKİNCİL ile/||/<> İKİNCİL

( Belirli amaçlara göre yapılan düzenlemede ikinci derecede olan )


- SÖKÜM -ile/||/<>

( Pastırma yapımında etlerin karkastan ayrılması işlemi )


- SOL[İng.] / SOL[Fr.] / SOL[Alm.] ile/değil/yerine/= SOL


- SOL ile SOL EL ile SOLAK ile SOLAK ile KALAN ile SÖYLENMEDEN BIRAKILDI ile SOLCULUK ile SOLCU ile ARTIK ile YEMEK ARTIKLARI


- SOL ile/||/<> SOL[İt. < SOL]

( Sıvı halde bir kolloyid ya da süspansiyon jel Sıvı hâlde bir kolloit ya da süspansiyon Sıvı hâlde bir koloit veya süspansiyon anat Güneş )


- SOLAK ile/||/<> SOLAK

( Çiftçilikte kırım makinesinin bıçağını döndüren düzen Yenikent Aksaray Niğde sol a k eki Diyalektlerde solak yerine solakay biçimi yaygın olarak kullanılır Az solaxay solakay Blk solakay sologoy solakay solakay Karakalpakçada şebekey sözü de geçer hulakay sulaxay soluğai solağai gaucher gauchère Türkmenler solak için çepbekey sözünü kullanırlar Türkmence çepbekey Karakalpakça şebekey biçimi Farsçadan alınan çep sol kökünden gelir Türkmencede çep yanında Türkçe sōl da kullanılır Karakalpakçada da şep yanında sol da geçer Orta Türkçede sol yanında solamuq biçimi de kullanılır Clauson ED 827b )


- SOLAR CALENDER[İng.] ile/||/<> CALENDRIER SOLAIRE[Fr.] ile/||/<> SONNENKALENDER[Alm.] ile/||/<> GÜNEŞ TAKVİMİ

( Güneşin görünürdeki günlük ve yıllık devimine göre düzenlenen takvim )


- SOLAR CELL[İng.] / CELLULE SOLEIL[Fr.] ile/değil/yerine/= GÜNEŞ PİLİ


- SOLDER[İng.] / SOUDURE[Fr.] ile/değil/yerine/= LEHİM


- SOLDERING[İng.] ile/||/<> COUDURE[Fr.] ile/||/<> LÖTUNG[Alm.] ile/||/<> LEHİMLEME

( Genellikle 425 C altındaki sıcaklıklarda lehim kullanarak yapılan metal tutturma işlemi )


- SÖLENTERLER ile/||/<> SÖLENTERLER

( koiloma boşluk enteron bağırsak Çok hücrelilerin Metazoa gerçek çok hücreliler Eumetazoa bölümünden ışınsal simetrili tek vücut boşluğu sölenteron bulunan ağızla dışarı açılan endoderm gastrodermis ile ektodermden epidermis oluşan bir vücut duvarı bulunan iki tabaka arasında genellikle hücresiz jelâtinli bir mezoglöaya sahip tek ya da koloni hâlinde sabit ya da serbest hâlde yaşayan knidliler Cnidaria ve ktenoforlar Ctenophora filumlarını kapsayan alt bölüm Çok hücrelilerin Metazoa gerçek hücreliler Eumetazoa bölümünden ışınsal simetrili tek vücut boşluğu bulunan tek veya koloni hâlinde sabit veya serbest hâlde yaşayan knidliler Cnidaria ve ktenoforlar Ctenophora şubeleri olan alt bölüm )


- SOLGUNLUK ile/||/<> SOLGUNLUK

( Deri ve mukozalarda renk solukluğu )


- SOLID ELECTROLYTE[İng.] / FEST[Alm.] ile/değil/yerine/= KATI ELEKTROLİT


- SOLID HELIUM[İng.] / HÉLIUM SOLIDE[Fr.] / FESTES HELIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KATI HELYUM


- SOLID LASER[İng.] / LASER SOLIDE[Fr.] / FESTER LASER[Alm.] ile/değil/yerine/= KATI LAZER


- SOLID STATE DETECTORS[İng.] / DÉTECTEURS À ÉTAT SOLIDE[Fr.] / FESTKÖRPERDETEKTOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= KATI HÂL DEDEKTÖRLERİ


- SOLID STATE LASER[İng.] / LASER À ÉTAT SOLIDE[Fr.] / FESTKÖRPERLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= KATI HÂL LAZERİ


- SOLID STATE MASER[İng.] / MASER À ÉTAT SOLIDE[Fr.] / FESTKÖRPERMASER[Alm.] ile/değil/yerine/= KATI HÂL MAZERİ


- SOLID STATE PHYSICS[İng.] / PHYSIQUE DE L'ÉTAT SOLIDE[Fr.] / FESTKÖRPERPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KATIHAL FİZİĞİ


- SOLID-STATE REACTION[İng.] / FESTER BRENNSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= KATI-DURUM TEPKİMESİ


- SOLIDARISM[İng.] ile/||/<> DAYANIŞMACILIK

( dayanışmacılık İşverenler ile sendikaların birlikte ücretleri piyasa denge ücretinin altında belirledikleri toplu sözleşme sistemi )


- SOLIDIFICATION CURVE[İng.] / COURBE DE SOLIDIFICATION[Fr.] / ERSTARRUNGSKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= KATILAŞMA EĞRİSİ


- SOLIDIFICATION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA SOLIDIFICATION[Fr.] ile/değil/yerine/= KATILAŞMA ISISI


- SOLIDIFICATION[İng.] ile/||/<> KATILAŞTIRMA

( Katılaşma yaptırma işlemi )


- SOLIDIFY[İng.] / ERMÜDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KATILAŞMAK


- SOLIDUS CURVE[İng.] / COURBE DE SOLIDUS[Fr.] / SOLIDUS-KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= KATI EĞRİSİ


- SOLIT/SOLİD[İng.] değil/yerine/= KATI, KATILIK


- SOLITER/SOLITARY[İng.] değil/yerine/= TEK


- SOLMAK ile KURUMAK


- SÖLOM ile/||/<> SÖLOM[Fr. < COELOME]

( anlamdaş ikincil karın boşluğu koiloma boşluk Sölenterelerden daha yüksek yapılı olan çokgözeli sölomlu hayvanlarda iç organlarını içine alan boşluk ya da vücut boşluğu koiloma boşluk Hayvanlarda bir epitel ile astarlanmış olan vücut boşluğu ikincil karın boşluğu Genellikle gonatlar boşaltım organları sölomda yer alır 1 Hayvanlarda bir epitelyumla astarlanmış olan vücut boşluğu 2 İkincil karın boşluğu anat Embriyoda vücut boşluğu )


- SÖLOMLULAR ile/||/<> SÖLOMLULAR

( Coelomata koiloma boşluk Çokgözeli hayvanlardan özçokgözeliler Eumetazoa bölümünün bir altbölümü İkiyanlı bakışımlı dişderi ve içderiden ektoderm ve endodem başka ortaderi rnezodem leri de gelişmiş olan hayvanları içine alır Bu hayvanlarda ikincil karın boşluğu sölom meydana gelmiştir Gelişme sırasında ilkağızın blastopor aldığı duruma göre birincilağızlılar Protostomia ve ikincilağızlılar Deuterostomia olmak üzere 2 filuma ayrılır Çok hücrelilerin Metazoa gerçek çok hücreliler Eumetazoa bölümünden iki yanlı bakışımlı ektoderm ve endodermden başka mezodermleri de bulunan ikincil karın boşluğu sölom oluşmuş gelişme sırasında ilk ağzın blastopor aldığı duruma göre birincil ağızlılar Protostomia ve ikincil ağızlılar Deuterostomia olmak üzere 2 filuma ayrılan bir alt bölüm Çok hücrelilerin Metazoa gerçek çok hücreliler Eumetazoa bölümünden iki yanlı bakışımlı ektoderm ve endodermden başka mezodermleri de bulunan ikincil karın boşluğu sölom oluşmuş olan bir alt bölüm )


- SOLÜBILITE/SOLUBILITY[İng.] değil/yerine/= ÇÖZÜLEBİLİRLİK


- SOLUBILITY PRODUCT CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜNÜRLÜK ÇARPIMI SABİTİ


- SOLUBLE STARCH[İng.] / LÖSLICHE STÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜNÜR NİŞASTA


- SOLUBLE[İng.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜNÜR


- SOLUCAN/SOĞULCAN ile SÜLÜK

( Solucan, Şubat ayında sırf fosfordur, tavuklar yiyecek olursa ölürler. )