İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 35.847 başlık/FaRk ile birlikte,
35.847 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(118/145)
- SIEMENS ELECTRODYNAMOMETER[İng.] / ÉLECTRODYNAMOMÈTRE DE SIEMENS[Fr.] / SIEMENS-ELEKTRODYNAMOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SİEMENS ELEKTRODİNAMOMETRESİ
- SIEMENS[İng.] / SIEMENS[Fr.] / SIEMENS[Alm.] ile/değil/yerine/= SİEMENS
- SIEVERT[İng.] / SIEVERT[Fr.] / SIEVERT[Alm.] ile/değil/yerine/= SİEVERT
- SİF[İng. COST-INSURANCE-FREIGHT] değil/yerine/= MALİYET
( Bir malın fiyatı, sigortası ve navlunu birlikte olmak üzere maliyeti. )
- SIFAT TERKİBİ | SIFAT TAMLAMASI ile/||/<> SIFAT TAMLAMASI
( Derleme sıfat takımı sıfat birliği Sıfatların kendilerinden sonra gelen bir adı niteleyerek veya belirterek kurduğu tamlama Beyaz ev güzel çocuk bu kitap hangi kız bazı olaylar karlı dağlar tanıdık adam pişmiş yemek yürüyen bebek güler yüz akacak kan çalışkan öğrenci vb Sıfat takımı Somut soyut adları ve kavramları çeşitli yönleriyle nitelemek veya belirtmek maksadıyla ve ona bağlı sıfatın tamlama dizilişinde oluşturduğu söz grubu Bu dizilişte sıfat tamlayan sıfat tarafından nitelenen veya belirtilen ad tamlanan görevindedir Evet pekâlâ biliyorum ki bir gün ben her şeyi bırakıp bu küçük yola dalarsam onun bittiği yerde bütün saadet ve hasretlerimi eski yaşanmış rüyalarımı bulacağım temiz yepyeni mesut bir adam olacağım A H Tanpınar Abdullah Efendinin Rüyaları Bir Yol s 123 Bu kötü günlerinde Gülsüm e bir ana gibi bakıyordu R N Güntekin Kızılcık Dalları s 29 Tahir Ağa bugüne kadar üç nesil yetiştirmişti R N Güntekin göst e s 29 Sonra kızgın dumanlı bir grup oldu ezan sesleri arasında kısık uyuşuk lambalar birer birer yanıp kasabayı kasvetli bir gece sardı R H Karay Memleket Hikâyeleri Şeftali Bahçeleri s 33 Ben bu rüyayı on yedi yaşımda iken görmüş ve onu senelerce şehir şehir sokak sokak aramış daha ilk karşılaşmamızda göğsüm daralarak İşte bu odur demiştim T Buğra Yarın Diye Bir Şey Yoktur s 35 vb Azerbaycan Türkçesi tâyini söz birläşmäsi Türkmen Türkçesi ayırgıçlı söz düzümi belliklikçi laf birleşmesi Özbek Türkçesi sifatlóvçili birikma Uygur Türkçesi eniqliguçieniqlanğuçi munasivättiki söz birikmisi Tatar Türkçesi sıyfat süztezmä Başkurt Türkçesi sifathüzbäyläneşe sıpatlık söz tagımı Krç Malk aygaklawçu açıklawçu söz tutuş Nogay Türkçesi ayırgışlı söz baylanısı Kazak Türkçesi anıktavvıştık söztirkesi Kırgız Türkçesi anıktagıç söz aykaşı Alt adılu söskolbu Hakas Türkçesi çarıdıg söspîrîgîzî Tuva Türkçesi todaradılgalıg sös kattıjıışkını Rusça opredelitelnoyeslovosoçetaniye )
- SIFAT TERKİBİ | SIFAT TAMLAMASI ile/||/<> ZİNCİRLEME SIFAT TAMLAMASI
( (Derleme.. sıfat takımı, sıfat birliği) Sıfatların kendilerinden sonra gelen bir adı niteleyerek veya belirterek kurduğu tamlama: Beyaz ev, güzel çocuk, bu kitap, hangi kız, bazı olaylar, karlı dağlar, tanıdık adam, pişmiş yemek, yürüyen bebek, güler yüz, akacak kan, çalışkan öğrenci vb. @@ bk. Sıfat takımı. @@ Somut, soyut adları ve kavramları çeşitli yönleriyle nitelemek veya belirtmek maksadıyla ve ona bağlı sıfatın tamlama dizilişinde oluşturduğu söz grubu. Bu dizilişte sıfat tamlayan, sıfat tarafından nitelenen veya belirtilen ad tamlanan görevindedir: Evet, pekâlâ biliyorum ki, bir gün ben her şeyi bırakıp bu küçük yola dalarsam onun bittiği yerde bütün saadet ve hasretlerimi, eski yaşanmış rüyalarımı bulacağım, temiz, yepyeni, mesut bir adam olacağım (A. H. Tanpınar, Abdullah Efendinin Rüyaları: Bir Yol, s.123). Bu kötü günlerinde Gülsüme bir ana gibi bakıyordu (R.N. Güntekin, Kızılcık Dalları, s.29). Tahir Ağa, bugüne kadar üç nesil yetiştirmişti (R. N. Güntekin, göst.e., s.29). Sonra kızgın, dumanlı bir grup oldu; ezan sesleri arasında kısık, uyuşuk lambalar birer birer yanıp kasabayı kasvetli bir gece sardı (R.H.Karay, Memleket Hikâyeleri: Şeftali Bahçeleri, s.33). Ben bu rüyayı on yedi yaşımda iken görmüş ve onu senelerce şehir şehir, sokak sokak aramış, daha ilk karşılaşmamızda, göğsüm daralarak: İşte bu odur! demiştim (T. Buğra, Yarın Diye Bir Şey Yoktur, s. 35) vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: tâyini söz birläşmäsi; Türkmen Türkçesi: ayırgıçlı söz düzümi;Gag.: belliklikçi laf birleşmesi; Özbek Türkçesi: sifatlóvçili birikma; Uygur Türkçesi: eniqliguçi-eniqlanğuçi munasivättiki söz birikmisi; Tatar Türkçesi: sıyfat süztezmä; Başkurt Türkçesi: sifathüzbäyläneşe; Kmk: sıpatlık söz tagımı; Krç.-Malk.: aygaklawçu (~açıklawçu) söz tutuş; Nogay Türkçesi: ayırgışlı söz baylanısı; Kazak Türkçesi: anıktavvıştık söztirkesi; Kırgız Türkçesi: anıktagıç söz aykaşı; Alt:: adılu söskolbu; Hakas Türkçesi: çarıdıg söspîrîgîzî; Tuva Türkçesi: t'odaradılgalıg sös kattıjıışkını; Rusça: opredelitelnoyeslovosoçetaniye )
- SIFAT-I ADEDİYE | SAYI SIFATI ile/||/<> SAYI SIFATI
( Derleme sayı isimleri Adı sayı kavramı bakımından belirten sözcük Beşinci sokak beşer elma yarımşar yumurta vb Varlıkları miktar sıra üleştirme topluluk vb bakımlardan belirten sıfatlar Üç gün ikinci çocuk üçer elma ikili gruplar üçlü anlaşma vb Aslında ikilik dualite gösteren ve genellikle göz gö z diz göğüs köküz omuz boynuz gibi organ adlarında rastlanan eski I z U z eki C Brockelmann OGM 120 zamanla ve yakıştırma yoluyla ikiz ikiz çocuk vb dışındaki sayılara da gelerek üçüz dördüz beşiz üçüzlü yedizli gibi çokluk ve topluluk sıfatlarını oluşturmuştur Beşiz kardeşler yedizli şamdan üçüzlü badem vb Ayrıca topluluk sayı sıfatı Azerbaycan Türkçesi say Türkmen Türkçesi saan Gagauz Türkçesi sayı sayılıklar Özbek Türkçesi son sifatlóvçi Uygur Türkçesi sanaq san Tatar Türkçesi san belän belderelgän sıyfat Başkurt Türkçesi han anıqlawsı belgilewçü sanaw söz belgilewçünü kulluğun kütgenkanawluk Krç Malk sanaw aygakîawçu açıklawçu Nogay Türkçesi san at belgîlewşî Kazak Türkçesi san esim eseptik Kırgız Türkçesi anıktagıç san atooç Alt toolomo tartaaçi Hakas Türkçesi çandıg sannar Tuva Türkçesi san adıpile ilerettingentodaradılga Türkçesi sançılar Rusça çislitelnoye opredelitelnoye )
- SIFAT ile/ve KAYIT
- SIFAT ile NİTELİK
- SIFAT ile SIFAT
- SIFAT ile SIFAT TÜMCECİĞİ
- SIFAT ile/||/<> SIFAT[Ar. < ṢİFAT]
( Derleme san ulak katmaç Bir adı niteleyen veya belirten sözcük Beyaz ev güzel çocuk beş gün bu kitap hangi kız bazı olaylar vb Bir ismin niteliğini anlatmak NİTELEME SIFATI Adj qualificatif veya onu başkaları arasında belirtmek BELİRTME SIFATI Adj déterminâtif yahut onu öbürlerinden ayırdetmek AYIRTLAMA SIFATI Adj distmetif üzere kendisine katılan kelime Sıfat cümledeki yerine göre SANLIK Epithète Güzel söz söyledi veya HABER Adj attributif Bir söz güzeldir gibi olabilir Somut ve soyut ad ve kavramları niteleme belirtme yer gösterme sayı gösterme sorma gibi çeşitli yönlerden vasıflandıran sınırlayan kelime türü doğru imlâ ağır yük uzun yol ince iş güzel fikir hünerli kişi doru at kızıl elma bin bir dert tek yol o zaman bu durum hangi iş vb sıcacık ışıltılı günü bekliyordu Y Kemal Ortadirek s 190 Tekmil otların taze yeşil gıcır gıcır kokusuyla kokuyordu Y Kemal göst e s 191 Taşbaşoğlunun keskin umutlu gözleri teker teker üstündeydi Y Kemal göst e s 301 Tenha sessiz yollarda yürür yürürüm P Safa biz İnsanlar s 181 Mavi duman bir bilek damarı gibi kabartılı ve sıcak dudaklarından çıktı S Faik Bütün Eserleri 1 s 69 Biz de mükemmel bir yalancı olduk arkadaş K Tahir Esir Şehrin İnsanları s 298 Bazen bir kaç hafta fazla bir kaç gün fazla yaşamak işleri nasıl da alt üst ediyor K Tahir göst e s 322 Hacer Ha bak gelirken benim o uzun yeşil ipek başörtümü de getir M N Sepetçioğlu Çardaklı Bacı s 96 vb Azerbaycan Türkçesi sifät Türkmen Türkçesi sıpat Gagauz Türkçesi nışannık Özbek Türkçesi sifat Uygur Türkçesi süpät sıyfat Başkurt Türkçesi sifat sıpatlık sıpat söz Krç Malk sıfat Nogay Türkçesi sıpat Kazak Türkçesi sın esim Kırgız Türkçesi sın atooç Alt tartalgış Hakas Türkçesi pîldîrtkî Tuva Türkçesi temdek adı Türkçesi çüüngü sös Rusça imya prilagatelnoye Tabi tohumlama )
- SIFIR BİÇİM ile SIFIR TÜRETİM
- SIFIR ile/||/<> SIFIR[Ar. < ṢİFR]
( 1 Sayıbilgisinde toplama işleminin birim öğesi 2 Bir toplamsal öbeğin birim öğesi 3 Boş kümenin sayal sayısı Boş bir kümenin sayısı matematik hiç matematik sıfır )
- ŞİFON ile ŞİFONİYER
- ŞİFRE OLARAK KALMASI GEREKEN ile/ve DEŞİFRE EDİLMESİ GEREKEN
- ŞİFRE[Fr. CHIFFRE] = KOD[Fr., İng. CODE]
( Gizli haberleşmeye yarayan işaretlerin tümü, kod. | Gizliliği olan kasa, kapı, çanta vb. şeylerin açılması için gereken rakam/harf. )
- ŞİFRELEME ile/||/<> ŞİFRELEMEK
- ŞİFREYİ ÇÖZMEK ile ŞİFRE ÇÖZÜCÜ ile KOD ÇÖZME
- SİGARA İÇİLMEYEN BÖLÜM yerine SİGARA İÇİLEN BÖLÜM
- SIGHT SPACE[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜŞ UZAYI
- SİĞİL ile/||/<> PAPİLLOM
( Papillom Epidermiste papillom benzeri ve aşırı boynuzlaşma özelliği gösteren kalınlaşma verruka Papillomdan epitel hücrelerinin sayıca artışının tümöral bir üreme olmamasıyla ayrılır )
- SIĞINMACI ile/ve/||/<> GÖÇMEN ile/ve/||/<> MÜLTECİ
- SIĞIR SİNEĞİ ile/||/<> SIĞIR SİNEĞİ
( İki santimetre uzun olabilen genellikle kırda yaşayan ve hayvanlara saldıran esmer sinek Büvelek sinekleri )
- SIĞIR ile SIĞIR ZARARLISI ile SIĞIR YETİŞTİRİCİLİĞİ ile SIĞIR YETİŞTİREN KİŞİ
- SIĞIRCIK ile/||/<> SIĞIRCIK
( Sturnus vulgaris Ötücükuşlar Passeriformes takımının sığırcıkgiller Sturnidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 21 cm Tüyleri kara renkli olup erguvani ve yeşil parıltılar gösterir Palearktik bölgede orman ve parklarda yaşar zooloji Kuşlar Aves sınıfının ötücü kuşlar Passeriformes takımının sığırcıkgiller Sturnidae familyasından 21 cm kadar uzunlukta tüyleri kara renkli olup erguvanî ve yeşil parıltılar gösteren Palearktik bölgede orman ve parklarda yaşayan bir tür Az sığırçın sırçık Tatarcada sığırcak sıyırcıŋ çıyırçık biçimleri de kullanılır sığır cık küçültme eki Çağataycada sığırcığa sığır kuş adı verilir Türkçe çoğurcuk sığırcık biçimi düşündürücüdür çoğurcuk Macarca seregély sığırcık sözü de sürü olarak kullanılan seregden gelir TESz 3 521 )
- SIGMA HYPERON[İng.] / HYPÉRON SIGMA[Fr.] / SIGMA-HYPERON[Alm.] ile/değil/yerine/= SİGMA HİPERONU
- SIGMA NEGATIVE HYPERONIC ATOM[İng.] / ATOME HYPERONIQUE NÉGATIF SIGMA[Fr.] / SIGMA-MINUS-HYPERONISCHES ATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİGMA EKSİ HİPERONİK ATOM
- SIGMA PILE[İng.] / PILE SIGMA[Fr.] ile/değil/yerine/= SİGMA PİLİ
- SIGMA[İng.] / SIGMA[Fr.] / SIGMA[Alm.] ile/değil/yerine/= SİGMA
- SIGMATROPIK[İng.] ile/değil/yerine/= SİGMATROPİK
- SIGNAL GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR DE SIGNAUX[Fr.] / SIGNALGENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNYAL ÜRETECİ
- SIGNAL-TO-NOISE RATIO[İng.] / RAUSCHABSTAND, SIGNAL-RAUSCH-VERHÄLTNIS, STÖRABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNYAL-GÜRÜLTÜ ORANI
- SIGNALMENT[İng.] ile/||/<> EŞKAL
( Hayvanın dıştan bakıldığındaki görünümü signalement Bir hayvanı mümkün olduğu kadar hızlı ve kesin bir biçimde belirleyen kalıcı ve değişken işaretlerin tümü anlaşılır )
- SIGNATURE BLANK[İng.] ile/||/<> SİGNATURE EN BLANC[Fr.] ile/||/<> AÇIK İMZA
( Bir tecim belgesine o belgenin bir bölümü ya da tümü doldurulmadan atılan imza )
- SIGNIFICANT FIGURE[İng.] / BEDEUTSAME ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLAMLI RAKAM
- SİGORTA | GÜVENCE ile/||/<> GÜVENCE
( Bir elektrik çevrimine yerleştirilen ve çevrimden aşırı akım geçtiğinde kavrularak çevrimi kesen düşük erime sıcaklıklı iletken parçasını taşıyan gereç Her tür kaza dokunca kırılıp dökülme ve benzeri olaylarla ilgili kurum ya da kişinin kayıpları karşılanılmak üzere bunlara dokuncaları karşılığı yapılacak ödemeler 1 Bir anlaşmada taraflardan birine ait sorumluluğun bir başkası tarafından söz mal veya para biçiminde yüklenilmesi 2 kefalet 1 güvence 2 cover Bankaların müşterileri lehine verdikleri verdikleri mektupların karşılığı olarak yatırılan para güvence )
- SİGORTA[İt.]["SİKORTA" değil!] ile/ve/||/<>/> REASÜRANS[Fr.]
( Bir şeyin ya da birinin, herhangi bir yönden, ileride karşılaşabileceği zararı gidermek için, önceden ödenen önödeme karşılığında, bu işle uğraşan kuruluşla yapılan bağlnatı sözleşmesi. | Bu tür sözleşmeleri yapan şirket. | Özellikle elektrik devresinde, akım çok güçlü olduğunda, eriyerek, güvenliği sağlayan, kazayı önleyen nesne ya da düzenek. İLE Bir sigorta ortaklığının, sigorta ettiği paranın bir bölümünü, olabilecek zarara karşı, başka bir ortaklığa yeniden sigorta ettirmesi işi. )
- SİGORTALANABİLİR ile SİGORTA ile SİGORTA POLİÇESİ ile SİGORTALAMAK ile SİGORTALI ile SİGORTACI
- SİGORTALI ile/||/<> SACURED[İng.] ile/||/<> ASSURÉ[Fr.] ile/||/<> GÜVENCELİ
( Toplumsal güvenceler kurumuna göre güvenceli sayılan kişi )
- SIHHAT | SAĞLAMLIK ile/||/<> SAĞLAMLIK
( Bir ölçme aracıyla elde edilen ölçümlerin yüksek güvenirlik ve geçerlik düzeyinde kazandığı süreğenlik Bir cismin ya da bir yapının dayanıklılığı )
- SIHHAT, DAKİKLİK | DOĞRULUK ile/||/<> DOĞRULUK
( 1 Kendilerine test uygulanan kimselerin sayısı ile doğru olarak yanıtlanan test maddeleri sayısı arasındaki oran 2 Test puanlarında yanlış bulunmaması durumu Sayısal bir işlemde doğruluk ya da kesinlik Tümdengelimci bir dizgede yapılan çıkarımların ulaşılan vargıların önsayıtlara uygunluğu ya da öncüllere indirgenebilir olması alétheia açık olma kendini açık olarak ortaya koyma durumu 1 Düşüncenin gerçekle uyuşması Yargı ve önermelerin gerçeğe uygun olması verilmiş bir olguyla uyuşması içeriksel doğruluk 2 Düşüncenin kendi kendisiyle uyum içinde olması çelişik olmaması biçimsel doğrulukbiçimsel mantıkta Leibniz doğruları ikiye ayırır Olgu doğruları vérités de fait Deneye dayanan doğrular Bunlar zamana bağlıdır belirli koşullar altında belirli bir zaman noktasında gerçekleşmiş olmakla içerik kazanırlar deneysel doğruluk Us doğruları vérités de raison Doğruluk nedeni yalnızca usta bulunan zamana bağlı olmayan zamandışı olan her zaman her yerde geçerli olan doğrular mantıksal doğruluk Olgu ve us doğruları kavramlarını ilkin Leibniz kullanmıştır doğruluk )
- SİHİR | BÜYÜ ile/||/<> BÜYÜ ile/||/<> BENZERDUYUSAL BÜYÜ
( Birtakım doğaüstü güçler gizemsel sözler kutsal sayılan nesneler aracılığıyla insanları doğayı doğa yasalarını etkilemek için büyücülerce belli kurallar ve uygulamalara dayanarak yapılan verimsiz boş eylem ve işlemler benzerduyusal büyü öykünümsel büyü görüntüsel büyü koruyucu büyü yıkıcı büyü din atasoy kutyasak tapıncak şamancılık Birtakım doğaüstü güçler gizemsel sözler kutsal sayılan nesneler aracılığıyla insanları doğayı doğa yasalarını etkilemek istenilen şeyleri elde etmek için büyücülerce belirli kurallara ve tekniklere uygun bir biçimde uygulanan verimsiz boş eylem ve işlemler a ak büyü av büyüsü benzetmeli büyü birlikduygu büyüsü edilgen büyü etken büyü kara büyü böğ İlk dinin büyüsel uygulamaların sonucunda oluştuğunu savunan görüş büyü din atasoyculuk tapıncakçılık cancılık kutgüç Dünya halkbiliminde saptanan insanların şapka yüzük çıngırak gibi büyüsel araçlar yardımıyla görünmez duruma gelmeleri büyü )
- SİHİRBAZ | BÜYÜCÜ ile/||/<> BÜYÜCÜ
( Kar Eski çağlardan kalma büyü yapan bir tiptir Çoğunlukla kadındır Büyücülükteki davranış ve uygulamalarla gücünü topluma kabul ettirmiş böylece büyücülüğü kendine uğraş ve geçim yolu edinmiş olan kimse büyü Türk gölge oyununda eski çağlardan kalma bir tip Büyü yapan bir kadındır 1 Büyü yapan kişi 2 El çabukluğu ve gözbağcılık ile numaralar gösteren sanatçı )
- SİHİRBAZ | BÜYÜCÜ ile/||/<> CADI
( (Kar.): Eski çağlardan kalma, büyü yapan bir tiptir. Çoğunlukla kadındır. @@ Büyücülükteki davranış ve uygulamalarla gücünü topluma kabul ettirmiş, böylece büyücülüğü kendine uğraş ve geçim yolu edinmiş olan kimse. bk. büyü. @@ Türk gölge oyunu'nda eski çağlardan kalma bir tip. Büyü yapan bir kadındır. @@ 1. Büyü yapan kişi. 2. El çabukluğu ve gözbağcılık ile numaralar gösteren sanatçı. )
- SİHİRBAZ ile/||/<> BEKLETİCİ PROGRAM
( bekletici program )
- ŞİİR ile/ve/<> MÜZİK
( Şiir, ifade edilemez olanı sözlere dökme sanatıdır. )
( Tanrı Toth'un konuşmasının taklidi. )
( Şiir şişmanlatmaz fakat (egoyu) şişirir. )
- ŞİİR = POEM[İng.] = POÈME[Fr.] = GEDICHT[Alm.] = POEMA[İt., İsp.]
- ŞIK | SEÇENEK ile/||/<> SEÇENEK
( Bir soru çizinliği ya da ölçekte bir soru ya da sınarı izleyen ve verilebilecek olanaklı yanıtları gösteren almaşıklardan her biri alter ikiden biri 1 İki olanak arasında zorunlu bir seçme yapma durumu Seçenekli önermeler İkisinden birini kabul edince öteki dışarıda kalan geçersiz sayılan önermeler Ör Bir şey ya böyledir ya şöyledir Bir şey böyledir veya böyle değildir 2 Seçilmesi gereken iki yoldan iki olanaktan biri )
- ŞIK/LIK ile GÜZEL/LİK
- ŞIK ile HİNDİBA
- SİKATRİL ile SİKATRİS ile SİKATRİZASYON
- ŞİKÂYET[Ar.] ile/değil YAKINMA
( Uyumsuzluk yaratıyor, sonra da yakınıyorsunuz. )
( You create disharmony and then complain! )
- ŞİKÂYET ile GAMMAZLAMA
- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine HAYRET
- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine RİCÂ
- ŞİKAYET ile ÜZÜLMEK ile ÜZGÜN ile KEDERLİ ile KEDERLİ
- SIKI/LAŞMA ile KATI/LAŞMA
- SIKICI ile DONUKLUK
- SİKİL" ile/değil/< SKILL[İng.]
- SIKINTI ile/ve ARAYIŞ
( SIKINTI: Varoluşun sesi. )
- SIKINTI ile/ve/> ÇÖZÜMLER / ÇARE/LER
( DERMAN ARAR İDİM, DERDİME
DERDİM, BANA DERMAN İMİŞ
BURHAN ARARDIM, ASLIMA
ASLIM, BANA BURHAN İMİŞ )
( "Çare/ler" yazısı için burayı tıklayınız... )
( I was seeking the recipe to my trouble...
I saw that, my trouble was the recipe...
I was seeking the evidence to my essense...
I saw that, my essense was the evidence... )
- SIKINTI ile SIKINTILI ile ÜZÜCÜ
- SIKIŞMA ile/||/<> SIKIŞMAK
- SİKKE ile/||/<> MADEN PARA
( 1 maden para 2 Değerli madenler üzerine vurulan damga sigge sikge Hayvanların bulundukları yerden uzaklaşmalarını önlemek üzere bağlandıkları demir kazık Saçıkara İslahiye Gaziantep Gülâbi Pınarbaşı Kayseri Yenikent Aksaray Niğde Başkışla Karaman Konya sigge Kamanlar Güdül Ankara sikge Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta Devlet tarafından ağırlık ayar ve değeri saptanarak altın gümüş bronz alüminyum gibi madenlerden basılan para akça )
- SIKLET | AĞIRLIK ile/||/<> AĞIRLIK
( Yumruk oyuncusunun kilosuna göre girdiği sınıf 48 51 54 57 60 63 67 71 75 81den yukarı Dürtücü ya da delici kılıçların ucundaki düğme yayları direncinin yönetmelik ölçülerine uygunluğunu anlamak için kullanılan dürtücü kılıç için 500 gr delici kılıç için 750 gr ağırlığında silindir biçiminde ortası delik madenden yapılmış bir ölçü Bir cisme Yerin ya da başka bir gökcisminin uyguladığı çekim kuvveti Güreşçinin gövde tartısı 1 Çatıyı gergin tutmada kullanılan ağırlık 2 Sahnede bir şeyi gergin tutmak için kullanılan ağırlık gereci 3 Tiyatro konuşmasında ünsüz harflerin ortaya çıkmasıyla organların tembelliğinden doğan durum Bir konumsal gösterimde her bîr basamağın gerçek sayıya eklenen katkısının değerini belirtmek üzere o basamaktaki sayı değerinin çarpılacağı katsayı Bir nesnenin bulunduğu kümedeki öteki nesnelere göre önemi Bir gözlem tüm gözlemlerin bir işlevindeki istenen önem derecesinin belirtilmesi için çoğunlukla çarpım biçiminde sayısal bir katsayı bağlanarak ağırlıklandırılır Bir ölçme sürecinde belli sınar ve terimlerin göreli konumunu ya da nicel payını gösteren sayısal değer Bir nesne ile bir gökcismi arasındaki ağınımsal çekim kuvveti ile özekkaç itim kuvvetinin gökcisminin yakınında tartı ile ölçülen birleşik etkisi fizik Dekorları tutan askıları istenilen yükseklikte tutmaya yarayan nesne Bunlar eski tiyatrolarda kum torbaları yenilerinde demir külçelerdir F Boppun Hin tAvrupa dilinde temel açınık diye saydığı a u i açınıklarından birincisine ağır ikincisine orta üçüncüsüne de hafif demek için onlarda varsaydığı nitelik Metal veya kauçuktan yapılmış ve at yarışlarında atların ağırlıklarını dengelemek için kullanılan cisim )
- SIKLET | AĞIRLIK ile/||/<> SINIF ile/||/<> SINIFLANDIRMA ile/||/<> TARTI
( Yumruk oyuncusunun kilosuna göre girdiği sınıf. (48, 51, 54, 57, 60, 63, 67, 71, 75, 81'den yukarı). @@ Dürtücü ya da delici kılıçların ucundaki düğme yayları direncinin, yönetmelik ölçülerine uygunluğunu anlamak için kullanılan, dürtücü kılıç için 500 gr., delici kılıç için 750 gr. ağırlığında, silindir biçiminde, ortası delik, madenden yapılmış bir ölçü. @@ Bir cisme Yer'in ya da başka bir gökcisminin uyguladığı çekim kuvveti. @@ Güreşçinin gövde tartısı. @@ 1. Çatıyı gergin tutmada kullanılan ağırlık. 2. Sahnede bir şeyi gergin tutmak için kullanılan ağırlık gereci. 3. Tiyatro konuşmasında ünsüz harflerin ortaya çıkmasıyla organların tembelliğinden doğan durum. @@ Bir konumsal gösterimde, her bîr basamağın, gerçek sayıya eklenen katkısının değerini belirtmek üzere, o basamaktaki sayı değerinin çarpılacağı katsayı. @@ Bir nesnenin, bulunduğu kümedeki öteki nesnelere göre önemi. Bir gözlem, tüm gözlemlerin bir işlevindeki istenen önem derecesinin belirtilmesi için, çoğunlukla çarpım biçiminde sayısal bir katsayı bağlanarak ağırlıklandırılır. @@ Bir ölçme sürecinde belli sınar ve terimlerin, göreli konumunu ya da nicel payını gösteren sayısal değer. @@ Bir nesne ile bir gökcismi arasındaki ağınımsal çekim kuvveti ile özekkaç itim kuvvetinin, gökcisminin yakınında tartı ile ölçülen birleşik etkisi. @@ (fizik) @@ Dekorları tutan askıları istenilen yükseklikte tutmaya yarayan nesne. Bunlar eski tiyatrolarda kum torbaları, yenilerinde demir külçelerdir. @@ F. Bopp'un, Hin t-Avrupa dilinde temel açınık diye saydığı, a, u, i açınıklarından birincisine ağır, ikincisine orta, üçüncüsüne de hafif demek için onlarda varsaydığı nitelik. @@ Metal veya kauçuktan yapılmış ve at yarışlarında atların ağırlıklarını dengelemek için kullanılan cisim. )
- SIKLET MERKEZİ[Osm.] / CENTER OF GRAVITY[İng.] / CENTRE DU POIDS[Fr.] ile/değil/yerine/= AĞIRLIK MERKEZİ
- SIKLET-İ ZÂTÎYE, ZÂTÎ SIKLET[Osm.] / SPECIFIC GRAVITY[İng.] / GRAVITÉ SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AĞIRLIK
- SIKLET[Osm.] / GRAVITY[İng.] / POIDS[Fr.] / GEWICHT, SCHWERE[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIRLIK, YERÇEKİMİ
- SIKLETİ MAHSUSA | ÖZGÜL AĞIRLIK ile/||/<> ÖZGÜL AĞIRLIK
( Bir özdeğin yoğunluğunun ölçün olarak alınan bir başka özdeğinkine oranı Belirli sıcaklık ve basınç altında bir özdeğin 1 cm küpünün ağırlığı Bir özdeğin verilen bir oylumdaki kütlesinin aynı oylumlu 4 Cdaki suyun kütlesine oranı Bir özdeğin yoğunluğunun 4 C derece sıcaklıktaki suyun yoğunluğuna oranı Bir maddenin hacim ağırlığının standart olarak alınan başka bir maddenin aynı hacminin ağırlığına oranı dansite )
- SIKLIK | FREKANS ile/||/<> FREKANS ile/||/<> TİTREŞİM SAYISI
( titreşim sayısı devir sıklığı Devir süresinin tersi fizik )
- SİKLİK/CYCLIC[İng.] değil/yerine/= DÖNGÜSEL
- SİKLOTRON/CYCLOTRON[İng.] değil/yerine/= YÜKLÜ PARÇACIK HIZLANDIRICI
- SİKLUS/CYCLE[İng.] değil/yerine/= DÖNGÜ
- SILAGE[İng.] ile/değil/yerine/= SİLAJ
- SILAGE[İng.] ile/||/<> SİLAJ[Fr. < SILAGE]
( Biçilmiş belirli boyutlara getirilmiş bir süre pörsütülmüş ve yeterli düzeyde kuru madde içeren yeşil yemlerin silo içerisine sıkıştırılarak yerleştirilip hava alması engellenecek biçimde üzeri kapatıldıktan sonra doğal laktik asit bakterileri veya yapay olarak asitlerle fermantasyona uğratılmasıyla elde edilen konserve yem )
- SILAGING[İng.] ile/||/<> SİLOLAMA
( Yeşil yemlerin biçildikten sonra oksijensiz koşullarda saklanması )
- SİLAH ile SİLAH KAMA ile SİLAH MENZİLİ ile SİLAH KİTRE ile TOPÇU ile TOPÇULUK ile SİLAHLA VURMA
- SİLAHLI ile SİLAHLI KUVVETLER ile SİLAHLI SOYGUNCU ile SİLAHLI SOYGUN
- SİLAHSIZLANDIRMAK ile SİLAHSIZLANMA
- SILAL[İng.] ile/değil/yerine/= SİLAL
- SILANE[İng.] / SILANE[Fr.] / SILAN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLAN
- SILENCE/QUIET[İng.] değil/yerine/= SILENCE[Fr.] değil/yerine/= RUHE[Alm.] değil/yerine/= SESSIZLIK
( Sinema/TV. 1. Bir sinema ya da televizyon görünçlüğünde hiç bir sesin yer almaması durumu. Sinema 2. Sessiz sinema döneminde filmler baştan sona sessiz olduğu için bu dönemde değerlendirilemeyen ve kullanılamayan özellik. )
- SILENT PARTNER, LIMITED PARTNERS, COMMANDITAIRES[İng.] ile/||/<> KOMANDİTER[Fr. < COMMANDITAIRE]
( Komandit şirkette sorumluluğu yatırdığı sermaye ile sınırlı olan ortak )
- SILENT-READING[İng.] ile/||/<> LECTURE SILENCIEUSE[Fr.] ile/||/<> SESSİZ OKUMA
( 1 Bir yazılı parçayı yalnızca gözle izleyerek okuma 2 Kör çocukların kendilerine özgü kabartma yazıları parmaklarıyla dokunarak sessizce okumaları )
- ŞİLEP ile/||/<> TRAMP STEAMER, CARGOBOAT[İng.] ile/||/<> NAVİRE DE TRANSPORT, CARGOBOAT[Fr.] ile/||/<> YÜK GEMİSİ
( Yük mal taşımı yapan gemi )
- SILEX[İng.] ile/değil/yerine/= SİLEKS
- SİLHAFİYE | KAPLUMBAĞALAR ile/||/<> KAPLUMBAĞALAR
( Testudinata anlamdaş Chelonia testudo kaplumbağa khelone kaplumbağa Omurgalı hayvanlardan sürüngenler Reptilia sınıfına giren bir takım Kabuk biçiminde bütün vücudu içine alan bir bağa ile örtülüdürler Bağa kemiksel deri safihalarından meydana gelerek dıştan keratin ile kaplı olup göğüs kemiğine ve eğe kemiklerine bağlıdır Dişleri yoktur Dönerboyunlular Pleurodira gizliboyunlular Cryptodira denizkaplumbağaları Cheloniidea ve yumuşakkaplumbağalar Trionychoidea alttakımlarını içine alır zooloji Sürüngenler Reptilia sınıfından bütün vücudu içine alan bir bağa ile örtülü kemiksel deri tabakalarından meydana gelerek dıştan keratin ile kaplı olan bağa ile göğüs kemiğine ve eğe kemiklerine bağlı olan dişleri olmayan türlere sahip bir takım )
- SILICA[İng.] / TERRE SILICEUSE, SILICE[Fr.] / KIESEL, KIESELERDE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİS
- SILICAM[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİKAM
- SILICATE[İng.] / SILICATE[Fr.] / SILIKAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİKAT
- SILICE ACID[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİSİK ASİT
- SILICIDE[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİSTİR
- SILICON CARBIDE[İng.] / CARBURE DE SILICIUM[Fr.] / SILIZIUMCARBID, KARBORUND[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİSYUM KARBÜR
- SILICON CONTROLLED RECTIFIER[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİSYUM DENETİMLİ DOĞRULTUCU
- SILICON[İng.] / SILICIUM[Fr.] / SILIZIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİSYUM
- SİLİKAT[Fr./İng. < SILLICATE] ile KANBİYİT[Fr. < CANBYTE]
( Yapı malzemesi olarak kullanılan cam, çimento, tuğla vb. nesnelerin bileşiminde bulunan, silisik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuz. İLE Hidratlı doğal demir silikat. )
- ŞİLİN[İng. SHILLING] ile/||/<> PENİ[İng. PENNY]
( Avusturya para birimi. | Birleşik Tanzanya Cumhuriyeti, Kenya, Somali ve Uganda para birimi. | İngiliz lirasının yirmide biri olan para. @@ Sterlin'in yüzde biri değerindeki para birimi. )
- SİLİNDİR ile SİLİNDİR KAFASI ile SİLİNDİRİK ile SİLİNDİRİK
- SİLİNDİRAJ, SİLİNDİRLEME ile/||/<> ROLLING[İng.] ile/||/<> CYLINDRAGE[Fr.] ile/||/<> YUVGULAMA
( genel uygulayım Basıp sıkıştırmak düzleştirmek gibi amaçlarla bir yüzeyin üzerinden yuvgu geçirme işi )
- SİLİNMEZ ile NEZAKETSİZLİK ile KABA
- SİLİSYUM ile/||/<> SİLİSYUM[Fr. < SILICIUM]
( kimya Karbona benzeyen bir element A A 28 09 A S 14 Ö A 2 42 E S 1420 C Çok az miktarda bitkisel ve hayvansal dokularda buğday samanı ve pirinç samanı gibi yemlerde ise fazla miktarda bulunan sindirilemeyen ve bu nedenle hücre duvarı sindirimini olumsuz etkileyen başlıca atılımı idrar olduğu için mineralce zengin çayırlarda otlayan hayvanlarda böbrek taşları oluşturabilen civciv ve fareler için esansiyel bir element )
- SİLME | VAKUM | HAVASIZ BOŞLUK | VAKUM ile/||/<> VAKUM ile/||/<> BOŞLUK
( boşluk Tüm havanın emilip boşaltılması ya da böylece oluşan boşluk İçinde atom ve molekül bulunmayan ya da alçak basınçta hava ve gaz bulunan oylum Sinema TV İçinde molekül ya da atom bulunmayan uzay uygulamada içindeki hava ya da gazı tümüyle boşaltılmış son kertede alçak basınç bulunan uzay Bir radyo ışıtacında eksiucun yaydığı elektronların havanın ya da gazın atomlarıyla çarpışarak engellenmemesi için bu ışıtaçta böyle bir boşluk yaratılması gerekir TV Tarayıcı demetin satır başı ya da resim başı yapması sırasında istenmeyen imlerin ortaya çıkmasını önlemek ve eşleme imleri gibi belirli biçimdeki imleri göndermek için resim bilgisine verilen ara boş damga Herhangi bir veri dizisinde bellek ya da bilinçte görülen eksiklik İçinde molekül atom ve başka temel parçacıkların bulunmadığı varsayılan uzay parçası 1 genel uygulayım Herhangi bir emici ile havası boşaltılmış yer ortam vb 2 fizik kimya İçinde hiçbir öğecik özdecik vb bulunmayan bir gazın basıncı düşürüldükçe sonunda varılacak durum Özdekten arınmış kapalı oylum gedik boş )
- SİLO ile/||/<> SİLO[Fr. < SILO]
( tarım Su oranı 15den fazla olan tane veya öğütülmüş yemlerin depolanmasına yarayan beton veya çelik malzemeden yapılan genellikle silindirik kule biçimindeki yapılar )
- SILOXANE[İng.] / SILOXANE[Fr.] / SILOXAN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLOKSAN
- SILOXICON[İng.] ile/değil/yerine/= SİLOKSİKON
- SİLSİLE-İ MERATİP ile/||/<> HIERARCHY[İng.] ile/||/<> HIÉRARCHIE[Fr.] ile/||/<> AŞAMA SIRASI
( 1 Önem ve değer bakımından giderek yükselen basamaklar dizisi 2 Zihinsel bedensel ya da toplumsal bakımdan aşamalı biçimde oluşan herhangi bir örgütlenme durumu )
- SİLSİLE[Ar.] değil/yerine/= DİZİ
( Birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra. | Bilinen en eski atalardan, yaşayan torunlara kadar aile sırası. )
- SILUNDUM[İng.] ile/değil/yerine/= SİLUDİUM
- SILVER DISC PYRHELIOMETER[İng.] / PYRHÉLIOMÈTRE À DISQUE ARGENTÉ[Fr.] / SILBERNE-PLATTEN-PYRHELIOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= GÜMÜŞ DİSKLİ PİRHELYOMETRE
- SILVER PLATING[İng.] ile/||/<> ARGENTURE[Fr.] ile/||/<> SILBERPLATTIERUNG[Alm.] ile/||/<> GÜMÜŞ KAPLAMA
( Metalleri gümüş siyanürlü yunaklarda elektroliz yolundan gümüşle kaplama işlemi gümüşleme diye de bilinir )
- SILVER-SILVERCHLORIDE ELECTRODE[İng.] / SILBER-SILBERCHLORIDE ELECTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÜMÜŞ-GÜMÜŞ KLORÜR ELEKTROT
- SILVER[İng.] / ARGENT[Fr.] / SILBER[Alm.] ile/değil/yerine/= GÜMÜŞ
- SILVERBIRCH[İng.] ile/||/<> BOULEAU BLANC[Fr.] ile/||/<> ZELKOVA CARPINIFOLIA[Lat.] ile/||/<> SILBERBIRKE[Alm.] ile/||/<> AKAĞAÇ
( Karaağaçgiller Ulmaceae familyasından yaprak döken 3035 m kadar boyda Doğu Anadoluda nadir olarak yetişen bir tür )
- SILVERING[İng.] ile/||/<> ARGENTURE[Fr.] ile/||/<> VERSILBERUNG[Alm.] ile/||/<> GÜMÜŞLEME
( gümüş kaplama )
- ŞILYAK | ÇALGI ile/||/<> ÇALGI
( Bir takımyıldızın adı astronomi )
- SIMA[İng.] ile/||/<> SİMA[Fr.] ile/||/<> SIMA[Alm.] ile/||/<> SİMA[Fars. < SİMÂ]
( Silis Si ve magnezyum Mg karışığı Yerkabuğunun içinde ya da katındaki büyük derinlikte bulunduğu düşünülen bazik yoğun kayaçlar ve magmalar )
- ŞİMALİGARBİ ile/||/<> NORTH-WEST[İng.] ile/||/<> NORD-OUEST[Fr.] ile/||/<> NORDWEST[Alm.] ile/||/<> KUZEYBATI | ARAYÖNLER
( Kuzey ile batı arası yön arayönler anayönler )
- ŞİMALİŞARKİ ile/||/<> NORTH-EAST[İng.] ile/||/<> NORD-EST[Fr.] ile/||/<> NORDOST[Alm.] ile/||/<> KUZEYDOĞU | ARAYÖNLER
( Kuzey ile doğu arası yön arayönler anayönler )
- ŞIMARIKLIK ile/ve KİBİR
( Şımardıysan, artık başka bir düşmana gerek kalmamış demektir. )
- ŞIMARTMAK ile HOŞGÖRÜ ile ANLAYIŞLI
- SİMBİYOTİK/SYMBIOTIC[İng.] değil/yerine/= ORTAK YAŞAR
- SİMBİYOZ[İng. SYMBIOSIS] ile/||/<> ORTAK YAŞAMA (SİMBİYOZ)[İng. SYMBIOSIS]
( Birlikte yaşayıp iki canlının da bundan faydalandığı yaşam biçimi. Örnekler, mercan polipleri ve zooxanthellae algi, geviş getiren hayvanlar ve rumenlerindeki selülozik bakteriler. @@ Ayrı türden iki canlı arasında karşılıklı çıkar ilişkisine dayalı olarak süren, birlikte yaşama biçimidir. Simbiyoz olarak da bilinmektedir. Ortak yaşama biçimi iki ayrı bitki türü, iki ayrı hayvan ya da bir bitki ile bir hayvan arasında kurulabilir. Genel olarak ortak yaşama biçimleri iki ayrı sınıfa ayrılır: ortakçılık ve karşılıklı bağımlılık.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİMBİYOZ/SYMBIOSIS[İng.] değil/yerine/= ORTAK YAŞAM
- ŞİMDİ = NOW[İng.] = MAINTENANT[Fr.] = JETZT[Alm.] = ORA[İt.] = AHORA[İsp.]
- SİMETRİ/K[İng.]/MÜTENAZIR[Ar.] değil/yerine/= BAKIŞIM/LI
( İki ya da daha çok şey arasında konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğu. | [mat.] Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu, tenazur. )
- SİMETRİK | BAKIŞIMLI ile/||/<> BAKIŞIMLI
( genel uygulayım Belirli eksen özek nokta ve işlemlere göre noktalarının yerleri değiştirildiğinde görünümünü bozmayan nesne ya da işlevlerin niteliği Belirli eksen özek nokta ve işlemlere göre noktalarının yerleri değiştirildiğinde görünümünü bozmayan nesne ya da işlevlerin niteliği Noktaları belirli düzlemlere eksenlere ya da noktalara göre yer değiştirince özdeş biçimde kalan cisimlerin ya da işlevlerin özelliği 1 Simetriyle ilgili olan 2 Simetriyle belirgin )
- SİMETRİK | BAKIŞIMLI >< BAKIŞIMSIZ
( genel uygulayım: Belirli eksen, özek nokta ve işlemlere göre noktalarının yerleri değiştirildiğinde, görünümünü bozmayan nesne ya da işlevlerin niteliği. @@ Belirli eksen, özek nokta ve işlemlere göre noktalarının yerleri değiştirildiğinde, görünümünü bozmayan nesne ya da işlevlerin niteliği. @@ Noktaları belirli düzlemlere, eksenlere ya da noktalara göre yer değiştirince özdeş biçimde kalan cisimlerin ya da işlevlerin özelliği. @@ @@ 1. Simetriyle ilgili olan. 2. Simetriyle belirgin. )
- SİMETRİK OLMAYAN ile ASİMETRİK
- SİMETRİKTİK ile/||/<> SYMMETRY[İng.] ile/||/<> BAKIŞIMLILIK
( Bir dağılıma ilişkin eğrinin tepe noktasıyla ortalamayı birleştiren doğruya göre iki eşit parçaya ayrılması durumu )
- SİMGE/LEŞTİRME ile/ve/değil/||/<>/< BENZETME
- SİMGE ile/ve DUYU
( Tini gösterir. İLE/VE Nesnenin görünüşünü gösterir. )
- SİMGE ile/ve/<> İŞARET
- SİMGE ile KAVRAM
- SİMGE ile/ve/<> KAVRAM
- SİMGE = REMZ[çoğ. RÜMÛZ(ÂT)] = SYMBOL[İng., Alm.] = SYMBOLE[Fr.] = SYMBOLON[Yun.] = SIMBOLO[İsp.]
- SİMGE ile/ve SİMGE
- SİMGEBİLİM = SYMBOLICS[İng.] = SYMBOLIQUE[Fr.] = SYMBOLIK[Alm.]
- SİMGELEMEK ile/ve TEMSİL ETMEK
- SİMGELEŞTİRME ile/ve/<> DIŞLAŞTIRMA
- SİMGESEL (ANLATIM) ile/ve/<> ÇOKLU (ANLATIM)
( Akıllı kişiler, canlı bir varolanın, dil ve sözle çizilerek anlatılmasını, boya ya da herhangi bir sanat yapıtıyla gösterilmesine yeğ tutar; akılla izleyemeyen kişilere ise sanat yapıtı daha uygun gelir. )
- SİMGESEL/LİK ile/ve/<> AŞKIN/LIK
( Aşkınlığın imgesi. İLE/VE/<> Aşkınlığın gerçekleşmesi. )
( Simgelerin hem örtücü, hem de açıcı özellikleri vardır. )
- SİMGESEL/LİK ile/ve/değil/yerine/<>/hem de İŞLEVSEL/LİK
- SİMHAK | KEMİK ZARI ile/||/<> KEMİK ZARI
( karşılık periosteum peri çevresinde osteon kemik Kemiğin üstünü örten telli bağ dokusundan yapılmış ince bir örtü kemik dış zarı )
- SIMIENS/RÉSCAN[Fr.] değil/yerine/= NETWORK[İng.] değil/yerine/= NETZWERK, NETZ[Alm.] değil/yerine/= ŞEBEK
( (karşılık: çakma, Papio porcarius) Maymunlar (Primates) takımının uzunkuyruklu-maymungiller (Cercopithecidae) familyasından bir memeli türü. Kılları uzun olur. Yüzü ve elleri karadır. Güney Afrikada yaşar. @@ (çakma) (zooloji) @@ Maymunlar (Primates) takımının, Eski Dünya maymunugiller (Cercopithecidae) familyasından, kılları uzun, yüzü ve elleri kara, Güney Afrika'da yaşayan bir tür. Çakma. )
- SİMPATRİK[İng. SYMPATRIC] ile/||/<> SİMPSON 1/3 KURALI[İng. SIMPSON'S 1/3 RULE]
( Aynı coğrafyada yaşayan canlıları belirtmek için kullanılır. @@ İntegral hesaplamasında kullanılan sayısal bir yöntem. Verilen bir fonksiyonun belirli bir integralinin yaklaşık değerini bulmak için kullanılır. Temel olarak, eğri altındaki alanı parabolik dilimlerle yaklaştırarak hesaplar. Özellikle eğrinin düzgün bir biçimde değişmediği yerlerde iyi sonuçlar verir ve yüksek doğruluk sağlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SIMPLE ADJECTIVE[İng.] ile/||/<> ADJECTIF SIMPLE[Fr.] ile/||/<> EINFACHES EIGENSCHAFTSWORT[Alm.] ile/||/<> YALIN SIFAT
( Derleme basit sıfat Birleşik olmayan ve yapım eki almamış bulunan sıfat Dar yol düz duvar bu iş ne zaman her insan kaç çocuk vb )
- SIMPLE HARMONIC ELECTROMOTIVE FORCE[İng.] / FORCE ÉLECTROMOTRICE HARMONIQUE SIMPLE[Fr.] ile/değil/yerine/= BASİT HARMONİK ELEKTROMOTOR KUVVET
- SIMPLE HARMONIC MOTION[İng.] / MOUVEMENT HARMONIQUE SIMPLE[Fr.] ile/değil/yerine/= BASİT HARMONİK HAREKET
- SIMPLE INTEREST[İng.] ile/||/<> BASİT FAİZ
( Belirli bir dönem yıl ay veya gün için belirli bir anapara üzerinden hesaplanan faiz )
- SIMPLE LATTICE[İng.] / RÉSEAU SIMPLE[Fr.] / EINFACHES GITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= BASİT ÖRGÜ
- SIMPLE MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE SIMPLE[Fr.] / EINFACHES MIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= BASİT MİKROSKOP
- SIMPLE SOUND SOURCE[İng.] / SOURCE SONORE SIMPLE[Fr.] / EINFACHES SCHALLQUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BASİT SES KAYNAĞI
- SIMPLE TONE[İng.] / TON SIMPLE[Fr.] / EINFACHER TON[Alm.] ile/değil/yerine/= BASİT TON
- SİMPLEKS ile/||/<> SIMPLEX[İng.] ile/||/<> SIMPLEX[Fr.] ile/||/<> TEK YÖNLÜ
( Ancak tek yönde veri akışına olanak veren herhangi bir dizgeye değgin örn tek yönlü iletişim )
- ŞİMŞEK ile/||/<> ŞİMŞEK
( Fırtına sırasında bulutlar arasında elektrik boşalmaları nedeniyle oluşan ve gök gürlemesiyle beliren çakım fizik Yerel ağızlarda şimşek yanında şemşek çimşek çeşmek olarak da geçer Az şimşek azeri alanında şimşek yanında ildırım da geçer Türkçede ş sesinin başta geçmediğini biliyoruz O nedenle ilk bakışta yabancı bir dilden geldiği düşünülebilir Ancak dilimizde ş ile başlayan birtakım sözler de vardır Türkçe şiş şişek gibi Bu sözlerde baştaki şler benzeşme yoluyla sonradan ortaya çıkmıştır Örn bir veya iki yaş arasındaki koyuna verilen şişek adının tişekten geldiğini biliyoruz şişek Türkçe şimşek biçiminin Oğuz alanında kaldığı anlaşılıyor Anadoluda yazılmış eski kaynaklarda süğşek سكشك şimşek olarak geçer Bu biçimin süğ yıldız akmak kaymak süv süy kaymak akmak kökünden geldiği açık olarak anlaşılıyor Yerel ağızlarda süyül süğül yıldız akmak biçimi de kullanılır Eski kaynaklarda süğüş süyüş biçiminin geçtiği kolaylıkla kestirilebilir Bu duruma göre şimşekin süğüş kökünün e k ekiyle kurulmuş bir türevi olduğu açıklık kazanıyor süğüş e k süğşek şüğşek şivşek şimşek Türkçede süğşek biçimi benzeşme assimilation yoluyla şimşeke çevrilmiştir Eski süğşek biçiminin şüğşek şiğşek şivşek gibi birtakım ara duraklardan geçtikten sonra şimşek biçimini alması normaldir Ağızlarda sivri uçlu ağaca verilen şimşek adının şivşekten çıktığı açıktır Sivri olarak kullanılan şivşek de şüvşek şüvüşek süvüşekten gelir Türkçede şimşeğe çakım çakın ve çakıntı adları da verilir Türkçede balkır balkız adları da şimşek olarak kullanılır Bu adların da balkımak şimşek çakmak kökünden çıktığı anlaşılıyor Türkçede yıldırım gök gürültüsü ve şimşekle görülen hava ile yer arasındaki elektrik boşalması olarak kullanılır Çağdaş diyalektlerin bir bölümünde yıldırım şimşek olarak da geçer Örn Türkmencede yıldırım şimşek anlamını almıştır Azeri alanında yıldırım yerine ildırım biçimi kullanılır Karakalpakçada ise yıldırımın jıldırım biçimini aldığını görüyoruz Eski ve yeni diyalektlerde şimşeğe yaşın adı da verilir Kâşgarlı Mahmudun tanıklığına göre Orta Türkçede de yaşın şimşek olarak kullanılır Diyalektlerde yaşın yanında yaşım biçimi de geçer Çuvaşçada bu adın śisĕm biçimini aldığına tanık oluyoruz Egorov ÊS 214 Çuvaşça śisĕm biçiminde yaşının sonundaki n eki mye çevrilmiştir Diyalektlerde yaşın yanında ışın biçimi de geçer Bu biçimin başındaki y düşmüştür Azeri alanında kullanılan ildırımın başındaki y de düşmüştür Bunlardan başka Kırgızcada casıl der Donner und Blitz Karakalpakçada jasıl şimşek olarak kullanılır Şimşeğe verilen bu adların yaş caş çaş blitzen kökünden geldiği açıktır Egorov ÊS 214 Räsänen V 192a Sevortyan ÊSTJa 1974 676 Ligeti TörK 129 )
- ŞİMŞEK ile/||/<> YILDIRIM
( Fırtına sırasında, bulutlar arasında elektrik boşalmaları nedeniyle oluşan ve gök gürlemesiyle beliren çakım. @@ (fizik) @@ Yerel ağızlarda şimşek yanında şemşek, çimşek (~ çeşmek) olarak da geçer. ~ Az şimşek. azeri alanında şimşek yanında ildırım da geçer. Türkçede ş- sesinin başta geçmediğini biliyoruz. O nedenle ilk bakışta yabancı bir dilden geldiği düşünülebilir. Ancak dilimizde ş- ile başlayan birtakım sözler de vardır. Türkçe şiş, şişek gibi. Bu sözlerde baştaki ş-'ler benzeşme yoluyla sonradan ortaya çıkmıştır. Örn. bir veya iki yaş arasındaki koyuna verilen şişek adının tişek'ten geldiğini biliyoruz. bk. şişek. Türkçe şimşek biçiminin Oğuz alanında kaldığı anlaşılıyor. Anadolu'da yazılmış eski kaynaklarda süğşek سكشك 'şimşek' olarak geçer. Bu biçimin süğ- 'yıldız akmak, kaymak' (> süv-, süy- 'kaymak, akmak') kökünden geldiği açık olarak anlaşılıyor. Yerel ağızlarda süyül- (< *süğül-) 'yıldız akmak' biçimi de kullanılır. Eski kaynaklarda *süğüş- (> *süyüş-) biçiminin geçtiği kolaylıkla kestirilebilir. Bu duruma göre şimşek'in süğüş- kökünün -(e)k ekiyle kurulmuş bir türevi olduğu açıklık kazanıyor: süğüş- + -(e)k > süğşek > *şüğşek > *şivşek > şimşek. Türkçede süğşek biçimi benzeşme (assimilation) yoluyla şimşek'e çevrilmiştir. Eski süğşek biçiminin *şüğşek > *şiğşek > *şivşek gibi birtakım ara duraklardan geçtikten sonra şimşek biçimini alması normaldir. Ağızlarda sivri uçlu ağaca verilen şimşek adının şivşek'ten çıktığı açıktır. 'Sivri' olarak kullanılan şivşek de *şüvşek < *şüvüşek < *süvüşek'ten gelir. Türkçede şimşeğe çakım, çakın (ve çakıntı) adları da verilir. Türkçede balkır, balkız adları da 'şimşek' olarak kullanılır. Bu adların da balkımak 'şimşek çakmak' kökünden çıktığı anlaşılıyor. Türkçede yıldırım 'gök gürültüsü ve şimşekle görülen, hava ile yer arasındaki elektrik boşalması' olarak kullanılır. Çağdaş diyalektlerin bir bölümünde yıldırım 'şimşek' olarak da geçer. Örn. Türkmencede yıldırım 'şimşek' anlamını almıştır. Azeri alanında yıldırım yerine ildırım biçimi kullanılır. Karakalpakçada ise yıldırım'ın jıldırım biçimini aldığını görüyoruz. Eski ve yeni diyalektlerde şimşeğe yaşın adı da verilir. Kâşgarlı Mahmud'un tanıklığına göre Orta Türkçede de yaşın 'şimşek' olarak kullanılır. Diyalektlerde yaşın yanında yaşım biçimi de geçer. Çuvaşçada bu adın śisĕm biçimini aldığına tanık oluyoruz (Egorov: ÊS 214). Çuvaşça śisĕm biçiminde yaşın'ın sonundaki -n eki -m'ye çevrilmiştir. Diyalektlerde yaşın yanında ışın biçimi de geçer. Bu biçimin başındaki y- düşmüştür. Azeri alanında kullanılan ildırım'ın başındaki y- de düşmüştür. Bunlardan başka Kırgızcada casıl 'der Donner und Blitz', Karakalpakçada jasıl 'şimşek' olarak kullanılır. Şimşeğe verilen bu adların yaş- (> caş-, çaş-) 'blitzen' kökünden geldiği açıktır (Egorov: ÊS 214; Räsänen: V 192a; Sevortyan: ÊSTJa 1974, 676; Ligeti: TörK 129). )
- SIMSIKI ile DİPDİRİ
- SIMULATIVE[İng.] ile/||/<> SIMULATIF[Fr.] ile/||/<> SIMULATIV[Alm.] ile/||/<> YAPMACIK GÖRÜNÜMÜ
( Derleme yapmacıklı fiil yapmacık fiili Gerçekte yapıldığı halde yapılmamış gibi bir izlenim veren görünüm Anlamamış görünmek görmemezlikten görmezlikten gelmek görmemezliğe gelmek vb )
- SİMÜLATÖR/SIMULATOR[İng.] değil/yerine/= BENZETEÇ
- SİMÜLE HASTA/SIMULATED PATIENT[İng.] değil/yerine/= SÖZDE SAYRI
- SİMÜLTANE/SIMULTANEOUS[İng.] değil/yerine/= EŞ ZAMANLI
- SIMULTANEOUS REACTION[İng.] / SIMULTAN REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ ZAMANLI TEPKİME
- SİMYACI ile SİMYACI ile SİMYA
- SİN | DİŞ ile/||/<> TIRNAK
( Sinema Dişli makaralardaki çıkıntılardan her biri. @@ 1. Testerelerde kesmeyi sağlayan çıkıntı. 2. Dişli birleştirmelerin temel elemanı. @@ Kar aşındırması altındaki genç dağlarda, yandan bakıldığında testere dişi gibi görünen tepe uçlarından her biri. @@ Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağız duvarlarında taşıdıkları kemiksi sert parçalar. @@ (I) 1. Düven'in altındaki taş çıkıntılar. (Yurtbeyi *Çankaya -Ankara) 2. Kağnılarda, mazının yastıktan çıkmamasını sağlayan ağaç parçası. (-Amasya; İspir -Erzurum.) 3. Tırmıkta kuru otları toplayan bölüm. (Dardere, Kandilli *Bozüyük -Bilecik) @@ (II) Vida ve somunların üzerindeki set. (*Senirkent -Isparta) @@ (biyoloji, zooloji) @@ Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ya da ağız duvarında taşıdıkları sert yapılar. @@ anat. Çene kemiklerinde yerleşmiş, alınan gıdaların parçalanmasını ve öğütülmesini sağlayan sert yapılar, dens. @@ ~ Az diş. -Tkm dīş. -Nog tis. -Blk tiş. -Kklp tis. -Kzk tis. -Krg tiş. -Tar çiş. -Sag tis. -Alt, Tel, Şor tiş. -Yak tīs. -Çuv şăl. Çuvaşça şăl biçiminin Türkçe şiş ile birleştirilmesi yanlıştır. Türkçe diş'in Moğolca sidün 'diş' biçimiyle birleştirilmesi ses bakımından olanaksızdır. || ~ Az diş. -Tkm dīş. -Nog tis. -Blk tiş. -Kklp tis. -Kzk tis. -Krg tiş. -Tar çiş. -Sag tis. -Alt, Tel, Şor tiş. -Yak tīs. -Çuv şăl. Çuvaşça şăl biçiminin Türkçe şiş ile birleştirilmesi yanlıştır. Türkçe diş'in Moğolca sidün 'diş' biçimiyle birleştirilmesi ses bakımından olanaksızdır. )
- SİN | YAŞ ile/||/<> YAŞ
( Bir gökcisminin oluşmaya başladığı günden bugüne dek geçirdiği zaman süresi Kişinin doğumundan beri geçen tam yıl süre Bir varlığın doğumundan başlayarak ömrü boyunca tekrarlanan belirli zaman aralıklarının toplamı zooloji Bir varlığın doğumundan başlayarak ömrü boyunca tekrarlanan belirli zaman aralıklarının toplamı )
- SINAAT/ZANAAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SANAT
( Tasarım. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Yaratıcı imgelem. )
( İşlevi/nde olan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> İşlevinden/görünüşünden arındırılmış olan. )
( Aktarılabilir, tekrarlanabilir, devredilebilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Aktarılamaz, tekrarlanamaz, devredilemez. )
- SİNAPSİT[İng. SYNAPSID] ile/||/<> İNFERİOR ile/||/<> ÖRİYAPSİT[İng. EURYAPSID] ile/||/<> SİNODONT[İng. CYNODONT] ile/||/<> TERAPSİT[İng. THERAPSID]
( Göz çukurunun arka altında tek bir temporal açıklığa sahip olan omurgalı grubu. Diapsidlerdeki arka alt (posteroinferior) çukura yakın bir konumda bulunur. Bu kafatası tipindeki bütün sürüngenlerin soyu tükenmiştir. Ancak memeliler ve memelilere yakın olan canlı türleri bu öbekte yer alır. Filogenetik olarak sinapsitler kendi içinde terapsit denilen bir dal verir. Memeliler ve yakın akrabaları bu alt grup içerisindedir. İnsanda (Homo sapiens) göz çukurundan sonraki ikinci açıklık elmacık kemiğinin kemeri olan arcus zygomaticus'un arkasındadır. Memelilere gelecek dal olan terapsitler dışındaki sinapsitlere aynı zamanda pelikozor denir. Örneğin Dimetrodon bir sinapsit cinsidir ve dinozor değildir. Memelilerle filogenetik olarak daha yakın akrabadır. @@ Alt, altta bulunan, iki ayak üzerinde duran canlılar için ayağa yakın olan taraf, dört ayak üzerinde duran omurgalılar için ventral tarafa yakın olan. Vena cava inferior, kanı vücudun alt tarafından kalbin sağ atrium`una getirir. @@ Göz çukurunun arkasında, sinapsitlere benzer olarak tek bir açıklığa sahip omurgalı grubudur. Ancak deliğin konumu sinapsitlerden farklı olarak göz çukurunun arka üstünde (posterosuperior) yer alır, üstelik daha dar ve uzun bir morfolojiye sahiptir. Bütün türlerinin soyu tükenmiştir. Soyu tükenmiş deniz sürüngenleri olan Plesiosauria ve Ichthyosauria takımı bu kafatası tipi dahilindedir. @@ Kafatasında göz çukurunun arkasında tek delik barındıran sinapsitler içinde memelilere gidecek dal olan terapsitler grubunda insanlar dahil memelilere ve yakın akrabalarına evrimleşecek öbeği oluşturan omurgalılardır. Kelime anlamı "köpek dişli" olan sinodontlar, yaklaşık 260 milyon yıl önce Geç Permiyen'de bir grup terapsitten evrimleşmiştir. Fakat bütün sinodontlar memelilere evrimleşmemiştir. Evrimsel süreç dallanarak süregeldiği için uyum sağlayamanların soyu tükenmiştir. @@ Memelileri ve yakın akrabalarını barındıran, yaklaşık 275 milyon yıl önce yaşamış sinapsit alt grubudur. Sinapsitler gibi kafatasında, göz çukurunun arkasında tek delik bulundururlar. Bacak pozisyonları atasal sürüngen postürü gibi yere paralel değil, daha erekte (dik) ve vücudun merkezine yöneliktir. Bu grup içinde memelilere ulaşacak dal terapsitler içerisindeki sinodont grubudur. Bilinen en eski sinapsitlerden biri Tetraceratops insignis türüdür. Fakat bütün terapsitler memelilere evrimleşmemiştir. Evrimsel süreç dallanarak süregeldiği için uyum sağlayamanların soyu tükenmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİNCÂBÎ MADDE ile/||/<> GREY MATTER[İng.] ile/||/<> CROISSANT GRIS[Fr.] ile/||/<> GRAUBE SUBSTANZ[Alm.] ile/||/<> BOZ MADDE
( Sinir hücrelerinin gövedeleri gliya hücreleri ve sinir tellerinden meydana gelen beyin ve beyincikte dış tarafa omurilikte iç tarafa yerleşmiş bölge )
- SİNCABİYE | SİNCAPGİLLER ile/||/<> SİNCAPGİLLER
( Sciuridae sciurus sincap Omurgalı hayvanlardan memeliler Mammalia sınıfının kemiriciler Rodentia takımının yalındişliler Simplicidentata alttakımının sincabımsılar Sciuromorpha bölümüne giren bir familyası Kuyrukları çok uzun ve kıllıdır Daldan dala sıçramaya yarayan kuvvetli ard bacakları vardır Kabuklu yemiş yerler Dünyanın her yanına yayılmışlardır 70 kadar türü vardır Sincap Sciurus vulgaris tarla sincabı Citellus citellus yanağıkeseli sincap Eutamias asiaticus dağ sıçanı Marmota marmota bobak M bobak uçarsincap Sciuropterus russicus çayır köpeği Cynomys socialis türleri iyi bilinirler Kışlık besinlerini depo ederler zooloji Memeliler Mammalia sınıfının kemiriciler Rodentia takımının yalın dişliler Simplicidentata alt takımının sincabımsılar Sciuromorpha bölümünden kuyrukları çok uzun ve kıllı sıçramaya elverişli kuvvetli bacakları bulunan kabuklu yemiş yiyen dünyanın her tarafına yayılmış türleri olan bir familya )
- SİNCAP[< Fars. SİNCÂB] ile KANGURU
( ... İLE Gebelik süreleri 22 - 24 gündür. [Yavruları 1 aylıkken annesinin kesesine geçer.] )
( ... İLE Doğumun kuraklık zamanına gelmesini engelleyebilirler. [Embriyolarını yumurtalıklarından birinde aylarca saklayabilirler.] )
( ... İLE Dişillerin 3 vajinası vardır. [Biri doğurmak, ikisi çiftleşmek üzere] )
( ... İLE Meme bezleri, tam yağlı ve yağsız sütü aynı anda üretebilir. )
( ... İLE Saatte 32 km. hıza ulaşabilirler. [Hızlandıkça daha az enerji harcarlar.][Kullandıkları enerjinin %70'ini geri dönüştürebilirler. (İnsanda ise ancak %20)] )
( ÇEKELEZ/ÇÖKELEZ, DEĞİN, GALLİ, TEYİN ile ... )
( SİNCÂBİYYE[Ar.]: Sincapgiller. )
( ... ile
)
( ... İLE Büyümeleri, hiç durmaz. )
( ... İLE Yavruları, 6.5 aylık olduklarında annelerinin keselerinden çıkarlar. )
( ... İLE Kangurugillerden, Avustralya'da yaşayan, iri, otçul, memeli, ön ayakları kısa, arka ayakları ile kuyruğu uzun ve güçlü, başı küçük, dişisinin karnında yavrularını taşıyacak bir kesesi bulunan keseli hayvan. )
- SİNCAP[Fars. < SİNCÂB] ile/||/<> SİNCAPGİLLER
( (Sciurus vulgaris) Kemiriciler (Rodentia) takımının sincapgiller (Sciuridae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 20, kuyruğu 20 cm. Sırtı kırmızı-külrengi ya da kırçıllıdır. Karnı beyazımsı olur. Kürkü çok beğenilir. Avrupa ve Kuzey Asyada yaşar. @@ (zooloji) @@ Ağızlarda zincap biçimi de geçer. < Far sincāb 'ermine, the pontic mouse, the grey squirrel'. Farsçada zincāb biçimi de kullanılır. Yerel ağızlarda s-'lerin ara sıra z-'ye çevrildiğini biliyoruz. Buna göre sincap biçiminin yerel ağızlarda zincap'a çevrildiği düşünülebilir. Ancak Farsçada da sincāb yanında zincāb biçiminin kullanılması düşündürücüdür. Türkçede sincaba değin (< teğin) adı verilir. bk. değin. )
- SİNCAP/ÇEKELEZ ile AMERİKA SİNCABI
(
ile 

)
- SİNCAP ile/||/<> SİNCAP[Fars. < SİNCÂB]
( Sciurus vulgaris Kemiriciler Rodentia takımının sincapgiller Sciuridae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 20 kuyruğu 20 cm Sırtı kırmızıkülrengi ya da kırçıllıdır Karnı beyazımsı olur Kürkü çok beğenilir Avrupa ve Kuzey Asyada yaşar zooloji Ağızlarda zincap biçimi de geçer sincāb ermine the pontic mouse the grey squirrel Farsçada zincāb biçimi de kullanılır Yerel ağızlarda slerin ara sıra zye çevrildiğini biliyoruz Buna göre sincap biçiminin yerel ağızlarda zincapa çevrildiği düşünülebilir Ancak Farsçada da sincāb yanında zincāb biçiminin kullanılması düşündürücüdür Türkçede sincaba değin teğin adı verilir değin )
- SİNDESMOZ[İng. SYNDESMOSIS] ile/||/<> KAVAL KEMİĞİ[İng. TIBIA]
( Kemikler arasında olan sıkı bağ doku eklemleri. Kaval kemiği ve baldır kemiği arasında bulunmakta. @@ Diz ile ayak bileğini bağlayan iki kemikten içte ve kalın olanı. Tibya. Latincede tibia, Osmanlıcada azm-i kasaba olarak kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİNDİRİM ile EMİLİM
(
)
- SINE GALVANOMETER[İng.] / GALVANOMÈTRE À SINUS[Fr.] ile/değil/yerine/= SİNÜSLÜ GALVANOMETRE
- SINE QUA NON[Lat.]/ABSOLUTE MUST[İng.] değil/yerine/= OLMAZSA OLMAZ
- SİNEK KURDU ile LARVA["LAVRA" değil!]
- SİNEK/CİBİN ile/ve SİVRİSİNEK
( ... İLE/VE Bilinen 2500 sivrisinek türü vardır. [400'ü Anopheles ailesin aittir ve bunlardan 40'ı sıtma bulaştırabilir.] )
( İspanyolca ve Portekizce'de "küçük sinek" anlamına gelir. )
( Divân şiirinde sevgilinin beni, bir kara sinek olarak ele alınır. )
( 
Sivrisineğin elektronik mikroskop ve öteki modern araçlar altında incelenmesi sonucu keşfedilenler...
O ufacık kafasında tam 100 adet göz var. Mikroskopla bile zor görülebilen ağzında 48 adet diş bulunuyor.
Göğsünde biri merkezî, ikisi de kanatlar için olmak üzere 3 adet kâlp bulunmakta ve her bir kalpte 2 adet kulakçık, 2 adet de karıncık yer alıyor. Bu ufacık sivrisinek, son teknoloji uçaklar olmak üzere en gelişmiş cihazlarda bile bulunmayan bir termâl alıcıya sahip. Ve canlıları ısı ile buluyor. Bu aracın ısı duyarlılığı, santigrat derecenin binde biri.
Son derece gelişmiş bir kan tahlil aracı, bir anestezi aracı ve kanı kolayca emebilmek için bir kan sulandırıcı araca sahip. Hortumunda altı adet bıçak bulunuyor. Bunlardan dördü ile kare biçimli bir kesi oluşturuyor, öteki ikisiyle de kanı emmek için bir tüp biçimini oluşturuyor. Ayaklarında da pençeler ve kancalar bulunmakta. )
( İlgili başka bir yazıyı daha okumak için burayı tıklayınız... )
- SİNEK ile ARI
( İlgili yazı ve ayrıntılar için burayı tıklayınız... )
(
)
- SİNEK ile EŞEK SİNEĞİ
- SİNEK ile MAVİ SİNEK/ET SİNEĞİ
- SİNEK ile/||/<> SİNEK
( Bir takımyıldızın adı astronomi )
- SİNEKLİK ile/||/<> SİNEKLİK
( Sinek öldürmekte ya da kovmakta kullanılan ucu elekli ya da püsküllü çubukçuk Balkon İlhan Ayaş Ankara )
- SİNEKOLOJİ[Fr. < SYNÉCOLOGİE] ile/||/<> SİNONİM
( (Yun. syn: ile; oikos: ev halkı; logos: bilim) Çeşitli türlerden oluşan bir grubun bireyleri ile bu bireylerin yaşadıkları ortam arasındaki ilişkiyi inceleyen ekolojinin bir kolu. @@ Çeşitli türlerden oluşan bir grubun bireyleri ve bu bireylerin yaşadıkları ortam arasındaki ilişkiyi inceleyen ekolojinin bir kolu. )
- SİNEKOLOJİ ile/||/<> SİNEKOLOJİ[Fr. < SYNÉCOLOGIE]
( syn ile oikos ev halkı logos bilim Çeşitli türlerden oluşan bir grubun bireyleri ile bu bireylerin yaşadıkları ortam arasındaki ilişkiyi inceleyen ekolojinin bir kolu Çeşitli türlerden oluşan bir grubun bireyleri ve bu bireylerin yaşadıkları ortam arasındaki ilişkiyi inceleyen ekolojinin bir kolu )
- SİNEMA KOMİSYONCUSU, SİNEMA ACENTESİ, DİSTRİBÜTÖR | DAĞITIMCI ile/||/<> DAĞITIMCI
( Sinema Dağıtım işiyle uğraşan kimse Belli bir coğrafi bölgede imâlatçıdan aldığı malları tekrar satan ve imâlatçı ile yaptığı sözleşme gereği söz konusu malların dağıtımına ilişkin özel hakları bulunan gerçek veya tüzel kişi dağıtımcı )
- SİNEMA MÜNEKKİDİ, FİLM MÜNEKKİDİ, SİNEMA TENKİTÇİSİ, FİLM TENKİTÇİSİ, MÜNEKKİT, TENKİTÇİ, KRİTİK, ELEŞTİRMECİ, | TELEVİZYON MÜNEKKİDİ, TELEVİZYON TENKİTÇİSİ, MÜNEKKİT, TENKİTÇİ, KRİTİK, ELEŞTİRMEC | ELEŞTİRMEN ile/||/<> ELEŞTİRMEN
( Sinema 1 Sinema eleştirisiyle uğraşan kimse TV 2 Televizyon eleştirisiyle uğraşan kimse Eleştiri türünde yazı yazan kişi eleştiri Eleştiri yazan kimse Bir oyunu ya da bir sanat yapıtım kendi değerlendirmesi ile ele alan yazar Eleştirmenin yazdığı alanda bir dünya görüşü geniş bilgisi sanata karşı da olağanın üstünde bir duyarlığı ve algılama yetkisi olması gerekir )
- SİNEMA SAHİBİ ile/||/<> EXHIBITOR[İng.] ile/||/<> EXPLOİTANT (DE SALLE), PROPRİÉTAİRE DE SALLE[Fr.] ile/||/<> FILMTHEATERBESITZER, KINOTHEATERBESITZER, LICHTSPIELTHEATERBESITZER, FILMTHEATER-MANAGER, LICHTSPIELTHEATER-GESCHÄFTSFÜHRER[Alm.] ile/||/<> OYNATIMCI
( Oynatım işiyle uğraşan kimse sinema sahibi )
- SİNEMA SANATKÂRI, SİNEMA ADAMI ile/||/<> FILM-MAKER, MOVIE-MAKER[İng.] ile/||/<> CINÉASTE, ARTISTE[Fr.] ile/||/<> FILMEMACHER, CINEAST[Alm.] ile/||/<> SİNEMA SANATÇISI
( Sinema Sinema sanatının ürünlerini veren kimse )
- SİNEMA ile/ve FİLM
- SİNEMA ile SİNEMATİK
- SİNEMA ile/ve TİYATRO
( 2015 yılı Tiyatro ve Sinema İstatistikleri için burayı tıklayınız... )
- SİNEMACI ile/||/<> SİNEMACI
( Sinema 1 Sinemanın çeşitli kollarından birinde çalışan kimse 2 Uğraşı sinemacılık olan kimse oynatımcı sinemacı )
- SİNEMATOGRAFİK, SİNEMATOGRAFİKLİK ile/||/<> CINEMATOGRAPHIC, CINEMATIC[İng.] ile/||/<> CINÉMATOGRAPHIQUE, DU CINÉMA[Fr.] ile/||/<> KINEMATOGRAFISCH[Alm.] ile/||/<> SİNEMATİK[Fr. < CINÉMATIQUE]
( Sinema 1 Sinemaya özgü olan sinema özelliği taşıyan sinemaya gider özellikleri bulunan 2 Sinemayla ilgili )
- SINEMURIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= SİNEMURİYAN EPOKU
( Günümüzden 199.300.000 ile 190.800.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SINERJİ/SYNERGY[İng.] değil/yerine/= ARTI ETKİ | YÖNDEŞ ETKİ
- SINERJİK/SYNERGIC[İng.] değil/yerine/= YÖNDEŞ ETKİLİ 2 .ARTI ETKİLİ
- SINERJIST/SYNERGIST[İng.] değil/yerine/= YÖNDEŞ ETKIN | ARTI ETKIN
- SINERJİZM/SYNERGISM[İng.] değil/yerine/= YÖNDEŞ ETKİLEME | ARTI ETKİLEME
- SINES (SHORT INTERSPERSED ELEMENTS)[İng.] değil/yerine/= KSE (KISA SERPİŞTİRİLMİŞ ELEMANLAR)
( Memelilerin DNA'sında bolca rastlanan her biri yaklaşık 300 baz çifti uzunluğunda olan genetik kodlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SINEŞİ/SYNECHIA[İng.] değil/yerine/= YAPIŞIKLIK
- SINESTEZİ/SYNESTHESIA[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİK DUYU
- SİNGAMİ[İng. SYNGAMY] ile/||/<> SİNGENİK[İng. SYNGENEIC]
( Morfolojik olarak benzer iki gözenin birleşmesi ile olan ve bir gözelilerde görülen bir üreme biçimi. @@ Genetiği özdeş (izogenik) üyeleri aynı türden monozigotik ikizlere denir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SINGER[İng.] ile/||/<> CHANTEUR(-EUSE)[Fr.] ile/||/<> SÄNGER(-IN)[Alm.] ile/||/<> ŞARKICI
( Sinema TV Bir filmde ya da televizyon izlencesinde şarkı söyleyen kimse )
- ŞINGIL[İng. < SHINGLE] ile/||/<> ...
- SINGLE BOND[İng.] ile/değil/yerine/= TEKLİ BAĞ
- SINGLE CRYSTAL[İng.] / MONOCRISTAL[Fr.] / EINKRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KRİSTAL
- SINGLE-BEAM INSTRUMENTS[İng.] ile/değil/yerine/= TEK-İŞİNLİ AYGITLAR/CİHAZLAR
- SINGLET STATE[İng.] ile/değil/yerine/= TEK DURUM
- SINGLET[İng.] / SINGULET[Fr.] / SINGULETT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKLİ
- SINGREFT/SYNGRAFT[İng.] değil/yerine/= TIPKI İKİZ YAMASI
- SINGULAR SOLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= TEK ÇÖZELTİ
- SINGULTUS, PARALYSIS DIAPHRAGMATIS[İng.] ile/||/<> HIÇKIRIK
( N phrenicus un uyarılması sonucu diyaframanın kontraksiyonuyla oluşan ani bir nefes alma singultus )
- SİNGULUM/CINGULUM[İng.] değil/yerine/= KUŞAK, HALKA
- SINIF/LAMA ile/ve/||/=/<> SINIR/LAMA
- SINIF = CLASS[İng.] = CLASSE[Fr.] = KLASSE[Alm.] = CLASSIS[Lat.] = CLASE[İsp.]
- SINIF ile/||/<> SINIF[Ar. < ṢİNF]
( Bir yumrukoyuncusunun o güne dek yaptığı karşılaşmalardaki başarısına göre girdiği derece Bir topluluk içinde birbirlerinden ekonomik ve toplumsal yönlerden ayrılan ve aralarında karşıtlıklar bulunan bölüklerden her biri altkültür kültür alanı altkültür alanı yatay bölük 1 Belli bir yerde toplanarak bir ya da birkaç öğretmenin gözetim ve yönetimi altında ders gören öğrenci kümesi 2 Bir eğitim kurumuna aynı zamanda yazılan ve bu eğitim kurumunu aynı zamanda bitirmeleri beklenen öğrenci kümesi 3 derslik 4 Kimi yönlerden birbirine benzeyen birtakım olay ya da gözlemler classis bölüm 1 karşılık klasis Canlıların sınıflandırılmalarında kullanılan bir terim olup takımların bir araya gelmesiyle meydana gelir 2 karşılık kast Bazı böcek sosyetelerinde görülen ve belirli biçimlerde ve belirli görevlere sahip birey toplulukları işçi er kraliçe gibi 1 Mantıkta Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği 2 Dirimbilimde Dalların alt bölümü her bir altbölüm kendi içinde öbeklere ayrılır Ör Memeliler kuşlar balıklar vb leri omurgalılar dalının birer sınıfıdırlar 3 Toplumbilimde a Aralarında ortak bir kültür ve yaşama düzeyi olan bireyler topluluğu b Toplumun yapısında aynı ekonomik koşullar ve ilişkilerle birbirine bağlı olan tabaka astronomi botanik 1 Aynı sosyal ve iktisadi koşullara sahip bireylerden oluşan topluluk 2 Marksist kuramda üretim ilişkileri tarafından belirlenen üretici güçler 1 Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir taksonomik terim olup takımların bir araya gelmesiyle oluşur Örnek Pisces Balıklar 2 Bazı böcek sosyetelerinde görülen şekil farklılıkları olup belli bir görevi yapan birey toplulukları İşçi eş kraliçe gibi Klâsis Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan ve takımların bir araya gelmesiyle oluşan bir taksonomik grup klas klasis 1Sezgisel anlamda nesnelerden oluşan bir topluluk 2NeumannBernaysGödel türünden aksiomatik sistemlerde temel tanımsız kavram kelime sınıfı Canlıların sınıflandırmasında takımların bir araya gelmesiyle oluşturulan taksonomik grup sınıf Sınıf )
- SINIF ile SINIFLAR ile SINIFLANDIRMAK ile SINIF
- SINIF ile/ve ŞUBE
- SINIFLAMA ile/yerine/değil SONSAL/BÜTÜNCÜL SINIFLAMA(KATEGORİ)
( ... ile/yerine/değil DEME KALIPLARI )
- SINIFLAMA ile/yerine/değil SONSAL/BÜTÜNCÜL SINIFLAMA(KATEGORİ)
- SINIFLANDIRICI ÇİFTLEŞME[İng. ASSORTATIVE MATING] ile/||/<> NEGATİF SINIFLANDIRICI ÇİFTLEŞME[İng. NEGATIVE ASSORTATIVE MATING] ile/||/<> POZİTİF SINIFLANDIRICI ÇİFTLEŞME[İng. POSITIVE ASSORTATIVE MATING]
( Bireylerin, kendileriyle benzer genleri (genotipi) ya da fiziksel özellikleri (fenotipi) taşıyan bireylerle çiftleşmeye olan eğilimleri sonucu oluşan çiftleşmedir.
Eşin bazı özel nitelikleri nedeniyle eş seçimi yapılmasıdır. Sınıflandırıcı (asortatif) çiftleşme genellikle pozitif yöndedir, yani insanlar kendilerine benzer eş seçme eğilimindedirler (anadili, zeka, boy, deri rengi, müzik yeteneği, vs.). Bireyin kendinden farklı özelliklerde bir eş seçmesi, yani negatif sınıflandırıcı çiftleşme yaygın değildir. Çiftlerin paylaştığı bu karakteristik özellikler açılırsa bunlar da genetik olarak tanımlanır, dolayısıyla pozitif sınıflandırıcı çiftleşmenin genetik etkisi heterozigot genotiplerine zararına, homozigot genotiplerin artışı şeklindedir. @@ Bir çeşit rastlantısal olmayan üreme biçimi. Bu durumda bazı özellikler için benzemeyen bireyler çiftleşirken, bu özellikler için benzer olan bireyler çiftleşmez. Bu durum heterozigotlarda artış gösterir ve homozigotlarda azalma. @@ Bir çeşit rastlantısal olmayan üreme biçimi. Bu durumda bazı özellikler için benzeyen bireyler çiftleşirken, bu özellikler için benzer olmayan bireyler çiftleşmez. Bu durum homozigotlarda artışa yol açar ve heterozigotlarda azalmaya...
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SINIFLANDIRMA | KÜMELEME ile/||/<> KÜMELEME
( Sinema Film yapımını kolaylaştırmak amacıyla aynı bezem içindeki çekimleri bir araya toplama çalışma gününü elden geldiğince azaltmak için oyuncuların çalışma durumlarını düzenleme işi Ana düşünceyi geliştirmeye yarayan yardımcı düşünce ve ayrıntıları belirli bir düzen içinde sıralama Söz sanatı terimi Ana fikri geliştirmeğe yarayan birçok ayrıntıları arka arkaya söyleme )
- SINIFLANDIRMA HATALARI:
BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME
- SINIFLANDIRMA ile/ve/> SIRALAMA
- SİNİR AĞRISI | NEVRALJİ ile/||/<> NEVRALJİ[Fr. < NÉVRALGIE]
( Sinirlerde belirli bir anatomopatolojik bozukluk olmaksızın biçimlenen ağrı )
- SİNİR BİLİMİ | NÖROLOJİ ile/||/<> NÖROLOJİ ile/||/<> NÖROLOJİ[Fr. < NEUROLOGIE]
( neuron sinir logos bilim Sinir sisteminin morfolojisi fizyolojisi ve patolojisini inceleyen bilim dalı anat Sinir bilimi )
- SINIR DIŞI ETME ile SÜRGÜN EDİLEN
- SİNİR HÜCRESİ[İng. NERVE CELL] ile/||/<> DENDRİT[İng. DENDRITE] ile/||/<> NÖROTRANSMİTTER[İng. NEUROTRANSMITTER]
( Vücuttaki bilgi iletimini sağlayan özelleşmiş göze tipi. Çekirdek ve organeller "göze gövdesi" adı verilen etrafı "dendrit" adlı kısa dallanmış uzantılarla kaplı olan bir bölgede bulunur. Dendritler sinir gözesine iletilen bilgiyi almakla görevli yapılardır. Dendritlerden çok daha uzun olan "akson" isimli genellikle tek bir tane bulunan dal şeklindeki uzantı ise sinir gözesinin bir başka sinir gözesine bilgi iletiminde görev alır. Akson, bilgiyi ucundaki "sinaps" adlı bir bölgeye iletir. Sinaps bölgesindeki "nörotransmitter" adlı kimyasal haberciler ise bu bilgiyi diğer sinir gözesine aktarır. Bu sayede bilgi iletimi tamamlanmış olur. "Nöron" olarak da adlandırılır. @@ Nöronların, başka bir nörondan gelen elektrokimyasal uyarıyı almakla görevli göze uzantısı. Dallanarak ağaç gibi bir yapı kazanır. Genellikle aldığı uyarı nöron gövdesine taşınır ancak Tek-Kutuplu Nöronlarda (unipolar) dendritten alınan uyarı nöron gövdesini pas geçerek doğrudan aksona taşınır. @@ Bir nöron ile farklı tür bir göze arasında ya da nöronlar arasında iletişimi sağlayan kimyasallardır. Sinir gözelerinden hedef gözelere sinyal iletmekte olan bu kimyasal haberciler, beynin pek çok işlemi düzenlemesine destek olmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİNİR KILIFI/MİYELİN/MYELIN[İng.] ile/ve/||/<> SİNİR GÖZESİ/NÖRON
( Sinir gözelerinin aksonlarını saran yalıtıcı tabaka. İLE/VE/||/<> Sinir gözesi. )
- SINIR KONTROL DEPARTMANI ile SINIR
- SINIR[Yun. < PERAS]/HADD/HUDUT[Ar.] ile KOTA[Fr./İng. < QUOTA]
( İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. | Komşu il, ilçe, köy ya da kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. | Bir şeyin yayılabileceği ya da genişleyebileceği son çizgi, uc. | Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği ya da çıkabileceği en alt ve en üst yer. | Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük. | Uc, son. İLE Bir ülkede ithal edilecek nesnelerin çeşitlerini, oranlarını ya da miktarlarını gösteren dizin. | Bir ülkede ithal edilecek mallar için getirilen sınırlama. | Kuruluşlarda ya da derneklerde bir öbeğe tanınan sayı. | Bazı ülkelerde, sinemalarda belirli bir süre oynatılması zorunlu olan yerli film sayısının yabancı filmlere oranı. )
- SINIR/LAMAK ile/ve/<> "BAĞLAM/AK"
- SINIR ile/ve GÜNEŞ SİSTEMİNİN SINIRLARININ ÖTESİ
- SINIR = HAT/HADD, HUDUT = LIMIT[İng.] = LIMITE[Fr., İsp.] = GRENZE[Alm.] = LIMITIS[Lat.] = PERAS[Yun.]
- SİNİR ile/ve/||/<>/> KRANİYAL SİNİRLER
( ... İLE/VE/||/<>/>
0 - Terminal
I – Olfaktör
II – Optik
III – Okülomotor
IV – Troklear
V – Trigeminal
VI – Abdusens
VII – Fasiyal
VIII – Vestibülokoklear
IX – Glossofaringeal
X – Vagus
XI – Aksesuar
XII – Hipoglossal )
(
)
- SINIR ile/ve KUŞATMA
- SINIR ve/<> MERKEZ/ÇEKİRDEK
- SINIR ile MUTLAK
- SINIR ile/ve ÖTEKİ
- SINIR ile SINIR MUHAFIZI ile SINIR SAKİNİ ile SINIR OFİSİ ile SINIR GÖREVLİSİ ile KENARLIKSIZ ile SINIR ÇİZGİSİ ile SINIRLAR
- SINIR ile SON
- SINIR ile/ve SONUÇ
- SINIRDA | SIRA DIŞI | MARJİNAL ile/||/<> MARJİNAL ile/||/<> MARJİNAL[Fr. < MARGINAL]
( Kenara ait kenarda oluşan 1 Kenarda olan 2 Pek az 3 Pek az önemli olan )
(1996'dan beri)