İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 35.706 başlık/FaRk ile birlikte,
35.706 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(131/144)
- TIE TIE[İng.] ile/||/<> ÇATALLAŞMA
( Kenetlenme )
- TIED CREDIT[İng.] ile/||/<> BAĞLI KREDİ | BAĞLI OLMAYAN KREDİ
( Kredi açan ülkeden veya kurumdan mal veya hizmet satın alınması koşuluyla sağlanan kredi bağlı olmayan kredi koşullu kredi )
- TİFÜS ile/||/<> TYPHUS FEVER[İng.] ile/||/<> TYPHUS[Fr.] ile/||/<> RICKETTSIOSIS PROWAZEKI[Lat.] ile/||/<> FLECKFIEBER[Alm.] ile/||/<> LEKELİ HUMMA
( lekeli humma İnsanlarda bitlerin dışkılarıyla taşınan Rickettsia prowazeki nin neden olduğu hastalık Tifüs asalağından ileri gelen ve bitlerle bulaşan salgın hastalık tifüs )
- TİG/DİAGNOSTIC-RELATED GROUPS[İng.] değil/yerine/= TANI İLİŞKİLİ ÖBEKLER
- TIGHTS[İng.] ile/||/<> COLLANT[Fr.] ile/||/<> TRIKOT[Alm.] ile/||/<> TRİKO[Fr. < TRICOT]
( Balet dansçılarının özellikle bacak kaslarını sıcak tutması için daha çok çalışmada giydikleri kalın belden lastikli çorap )
- TİK/TIC[İng./Fr.] değil/yerine/= SEĞİRCE/SEĞİRTİ
- TIKAÇ | EMBOLİ ile/||/<> EMBOLİ ile/||/<> EMBOLİ[Fr. < EMBOLIE]
( Bir damarın pıhtı veya yağ damlası bakteri yığını ve hava kabarcığı benzeri maddelerle tıkanması embolizm Embolusun çoğulu çok sayıda embolus )
- TIKAMA ile/||/<> TIKAMA | DOLDURMA
( doldurma 4 a Kaplanmış örtülmüş yüzeylerin gözeneklerini mekanik ya da özdekle doldurup tıkamak için yapılan işlem )
- TIKANIKLIK ile TIKALI ile TIKALI SÜT
- TIKANIKLIK ile TIKANIKLIK ile TIKANIKLIK
- TIKANMA | ENGEL | OBSTRÜKSİYON ile/||/<> OBSTRÜKSİYON ile/||/<> OBSTRÜKSİYON[Fr. < OBSTRUCTION]
( Tıkanma kapanma engel tıkanıklık Engellenme tıkanma veya kapanma )
- TİKEL = CÜZ'Î = PARTICULAR[İng., İsp.] = PARTICULIER[Fr.] = PARTIKULAR[Alm.] = PARTICULARIS[Lat.]
- TİKİŞ[Azr.]/BAKHİE[Fars.]/TİGIS[Kazak.]/STITCH-SUTURE[İng.] değil/yerine/= DİKİŞ
- TİLKİ ile BENGAL/HİNT TİLKİSİ
(
)
- TİLKİ ile ÇAKAL
( Gebelik süreleri, 50-54 gündür. İLE ... )
( Tilki, hileyi simgeler. İLE ... )
( KELÎLE ile DİMNE )
( KELÎLE ve DİMNE (BEYDEBÂ) adlı kitabı okumanızı salık veririz. )
( ANUBIS: Çakal Tanrı. )
( ... İLE Avının üzerine atılmağa hazır kişi. | Dehşet günlerinde vurgunculuk yapan kişi. | Gösterişli cenaze törenleri düzenleyen kişi. )
- TİLKİ ile ÇÖL (FENNEC) TİLKİSİ
( ... İLE Genellikle 1 kg. civarında ağırlığa ve 24-42 santimetre uzunluğa, 20 santimetre kadar yüksekliğe sahiptir. [Kuyruklarının ucu siyahtır ve toplamda 18-31 santimetre uzunluğundadır.] )
( ... İLE 10-15 santimetreye ulaşabilecek kadar büyük ve sivri kulakları vardır. [Temel işlevi vücut sıcaklığını sabit tutmaktır.] )
( Tüm tilkiler, 35-39 arası kromozoma sahiptir. İLE Sadece 32 kromozom bulunur. )
( ... İLE Öteki tilkilerin aksine, misk bezleri bulunmaz. )
( Çoğu, tekil yaşar. İLE Öbekler durumunda yaşarlar. )
( ... İLE Koruma altında, 14 yıl kadar yaşayabilirler ve en başta gelen avcısı şahin baykuşudur. Avcılarından ve sıcaktan korunmak için çöl içinde inler kazarlar ve bazılarının inleri 120 m² alana yayılabilir. )
( ... ile
)
- TİLKİ ile/||/<> TİLKİ
( Vulpes vulpes anlamdaş Canis vulpes Etçiller Carnivora takımının köpekgiller Canidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 90 kuyruğu 30 cm Irklarına göre çeşitli renklerde olurlar Kuyruk tüyleri uzundur Kümeslere saldırır Toprakta in açar Kürkü çok beğenilir Avrupa Asya ve Kuzey Afrikada yaşar İki teker arasındaki dingil Yenikent Aksaray Niğde zooloji kızıl tilki Eski Osmanlıca kaynaklarda dilkü dilki biçimleri kullanılır Az tülkü tilki tülki Blk tülkü tulki tülki tülki tülkü tölkö tölkö Alt Tel tülkü tülgü dilgi tilĕ Ramstedte göre Stellung 24 Çuvaşça tilĕ Türkçe tülig behaart biçiminden gelir Uygurcadan başlayarak kullanıldığını görüyoruz tilkü Orta Türkçede de tilkü olarak geçer Bu verilere göre tilki eski ve yeni diyalektlerde kullanılan ortak bir addır Yalnız Yakutlar tilkiye sasıl sahıl adını verirler Kökenini açık olarak bilmiyoruz Eski bir açıklamaya göre eski Türkçe tük tüg tüy tüy kıl yün sözünden li lü ekiyle yapılmıştır tükli tüklü Eski bir Çağatay sözlüğünde bu adın tüklü کلو تو olarak geçtiğini biliyoruz Ancak bu biçim bir hap leg olarak sağlam bir dayanak sayılamaz Bu verinin bir yazım yanlışı sonunda ortaya çıktığı açıktır Eren MNy 39 207 Bu açıklamayı yapanların Türkçe li lü ekinin lig lügden geldiğini göz ardı ettikleri göze çarpıyor Türkçe til yutmak kökünden geldiği yolundaki sav yanlıştır Mançuca celken adıyla birleştirilmesi olanaksızdır Tunguzca sulaki solokiFuchs biçimiyle birleştirilmesi de yanlıştır )
- TILSIM | UĞURLUK ile/||/<> UĞURLUK
( İçinde bulunduğuna inanılan tansıksal gücü kendisini taşıyan bireyin dileğine uygun bir oluşuma dönüştürdükten sonra ilgiliye aktardığı benimsenen nesne Üzerinde taşıyana uğur ve iyilik getirdiğine inanılan ve bu özelliğinin daha önce denenmiş olduğu ileri sürülen nesne Bir malın tanımı için yapılan duyurularda malı ilginç ve sevimli gösterebilmek amacıyla ve yapıcısına uğur getirir inancıyla uygulanan özel resimli simge )
- TILT TABLE TEST[İng.] değil/yerine/= EĞİMLİ MASA TESTİ
- TILT[İng.] değil/yerine/= EĞİM
- TİM[İng. < TEAM] değil/yerine/= BİRLİK, TAKIM
( Güvenlik güçlerinde belirli bir iş ya da hizmeti başarabilecek güçteki en küçük birlik, takım. )
- TIMBER-WORK[İng.] ile/||/<> PAN DE BOİS[Fr.] ile/||/<> FACHWERKBAU[Alm.] ile/||/<> BAĞDADİ[Ar. < BAGDÂDİ]
( Mimarlık Kalastan duvar dikmelerinin dışa ve içe gelen yüzleri çıtalarla kaplanır üzerleri sıvanır Böylece iç ve dış sıvalar arası boş kalır Bu biçimde yapılan duvarlara bağdadî denir )
- TIME BARGAIN[İng.] ile/||/<> ÖNCEDEN SATIŞ
( Genellikle tarım sektöründe satışa konu olan mal henüz ortada yokken ve ilerideki bir tarihte alıcıya teslim koşuluyla yapılan bir tür vadeli satış işlemi )
- TIME DILATATION[İng.] / DILATATION DU TEMPS[Fr.] / ZEITDILATATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAMAN GENLEŞMESİ
- TIME INTERVAL[İng.] / INTERVALLE DE TEMPS[Fr.] / ZEITABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAMAN ARALIĞI
- TIME REVERSAL OPERATOR[İng.] / OPÉRATEUR D'INVERSION TEMPORELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAMAN TERSİNİRLİK İŞLEMCİSİ
- TIME REVERSAL[İng.] / INVERSION DU TEMPS[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAMAN TERSİNİRLİĞİ
- TIME SIGNAL[İng.] ile/||/<> SIGNAL HORAIRE[Fr.] ile/||/<> ZEITZEICHEN[Alm.] ile/||/<> SAAT AYARI
( TV Saatlerin düzeltilmesi için belirli zamanlarda görüntülü ve sesli olarak verilen ayar )
- TIME ZONE[İng.] ile/||/<> SAAT DİLİMİ
- TIME[İng.] ile/||/<> TEMPS[Fr.] ile/||/<> ZEITSTUFE[Alm.] ile/||/<> ZAMAN
( Derleme fiillerde zaman Eylemlerin belirttikleri geçmiş zaman şimdiki zaman geniş zaman gelecek zaman kavramı Geldi gelmiş geliyor gelir gelecek geldiydi geliyormuş hastaydı vb )
- TIMEOUT[İng.] ile/||/<> ZAMAN AŞIMI
- TIMESTAMP[İng.] değil/yerine/= ZAMAN DAMGASI
- TIMING[İng.] -ile/||/<>
( Zamanlama İsmail büyük bir timing ustası idi Haldun Taner Ölür İse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil 113 )
- TİMSAH ile TİMSAH GÖZYAŞLARI ile TİMSAH BENZERİ
- TİMSAHİYE | TİMSAHLAR ile/||/<> TİMSAHLAR
( Crocodillia krokodeilos timsah Omurgalı hayvanlardan sürüngenler Reptilia sınıfının bir takımı Bazılarının soyu tükenmiştir Yaşayanlar büyük boylu uzun kuyruklu kertenkeleye benzeyen ayakları yüzmeye ve yürümeye elverişli ve üzerleri kemik safiha ya da keratin pullarla örtülü hayvanlardır Dişleri vardır Timsahgiller Crocodilidae tek familyasıdır zooloji Sürüngenler Reptilia sınıfından bazılarının soyu tükenmiş büyük boylu uzun kuyruklu kertenkeleye benzeyen ayakları yüzmeye ve yürümeye elverişli üzerleri kemik safiha ya da pullarla örtülü kuvvetli ve keskin dişlere sahip bir takım )
- TIN PLATING[İng.] ile/değil/yerine/= KALAY KAPLAMA
- TIN[İng.] / ÉTAIN[Fr.] / ZINN[Alm.] ile/değil/yerine/= KALAY
- TİN/AN ile/ve/||/<> ANLAK ile/ve/||/<> ANLIK ile/ve/||/<> US
( RUH ile/ve/||/<> ZEKÂ ile/ve/||/<> ZİHİN ile/ve/||/<> AKIL )
( Akıl;
* Sınır tayin eder;
* Kendine rakip kabul etmez;
* Buyurucudur )
( Akıl yönetimindeki zihin, düşünceyi verir. )
( Ayna güneşi çekmek için hiçbir şey yapamaz. O sadece parlaklığını koruyabilir. Zihin de hazır olur olmaz güneş onun içinde parlar. )
( Karmaşamız(teşevvüş), yalnızca zihnimizdedir. )
( Berrak bir zihin ve temiz bir kalp için çaba gösterin. )
( Duygu ve düşünceyi olağan koşullarda ayırd edemeyiz, ancak akıl bunu sağlar. )
( Zekâ, özgürlüğe açılan kapıdır ve uyanık dikkat, zekânın anasıdır. )
( Zekâ, bilme gücünün, zihindeki yansımasıdır. )
( Zekâ, doğruluk, Hürmüz'ün; cehalet, yalan ise Ehrimen'in sıfatlarıdır. )
( Our confusion is only in our mind.
Seek a clear mind and a clean heart. )
( ... İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> Türevsel bir yeti/meleke olarak müdrike. İLE/VE/||/<> Çıkarım yetisi/melekesi olarak akıl.[bkz. KANT] )
- TİN/AN = SPIRIT[İng.] = ESPRIT[Fr.] = GEIST[Alm.] = SPIRITUS[Lat.] = PNEUMA, NOUS[Yun.] = ALIENTO[İsp.]
- TİN/SEL ile/ve TOPLUM/SAL
- TİN ile İÇGÜDÜ
- TİN ile/ve KÜLTÜR
( Üretilenlerin, birlik sezgisi. | İnsan eliyle üretilmişler/oluşturulmuşlar. | İnsanı oluşturan ve insandan oluşan herşey. | Nedenselliği, kendinde/içkin olan. | Düşüncenin kaynağı olan (düşünce). )
( TİN: Düşüncenin edimselliği. )
- TİN ile/||/<> MİL ile/||/<> MİL[Ar. < MİL | FR. < MİLLE | YUN.]
( Çapı 0 00040 0063 mm olan çimentolanmamış taş kırıntıcıkları 1 Makinelerde hareketi ileten silindirsel eklenti 2 Makinelerde bıçak testere vb kısımları taşıyan silindirsel eleman balçık Ağaç tığ Saçıkara İslahiye Gaziantep balçık Tzitzilise göre GrLw l4 Rumcadan alınmıştır R ἀμύλιον Mehl Erdboden aus sehr feinem Sand )
- TINCAL[İng.] / TINCAL[Fr.] / TINKAL[Alm.] ile/değil/yerine/= TİNKAL
- TINCTURE[İng.] / TINKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= TENTÜR
- TİNDALİZASYON/TYNDALLIZATION[İng.] değil/yerine/= AŞAMALI MİKROPSUZLAŞTIRMA
- TİNER | İNCELTİCİ ile/||/<> İNCELTİCİ
( Selülozdan yapılma ya da bireşimsel verniklerin akıcılığını arttırmak ve ağaca sürülmesini kolaylaştırmak için kullanılan eriticiinceltici sıvı Resim Yağlıboya resimde tüpten çıkan boyayı sulandırmak için kullanılan terpentin içinde eritilmiş sakız ile biraz haşhaş ya da ketenyağı karışımı sıvı kimya Boyaların yoğunluğunu azaltmak sulandırmak amacıyla kullanılan kimyasal bileşimlerin genel adı )
- TİNER[İng. < THINNER] değil/yerine/= İNCELTİCİ
- TİNİN | EJDERHA ile/||/<> EJDERHA
( Bir takımyıldızın adı astronomi )
- TINNED[İng.] ile/||/<> ÉTAMÉ[Fr.] ile/||/<> VERZINNT[Alm.] ile/||/<> KALAYLI
( Kalaylama işleminden geçmiş olan )
- TINNET, TEMBRE, SES RENGİ | TINI ile/||/<> TINI
( Sinema TV Bir sesin kendisini oluşturan çalgıdan ya da araçtan aldığı ve öbürlerinden ayırt ettiren özellik Yüksekliği ve şiddeti aynı olan sesleri birbirinden ayıran nitelik fizik Bir cismin titreşiminden çıkan sesi başka nitelikteki bir cisimden aynı yükseklikte çıkan sesten ayıran özellik Bir cismin titreşiminden çıkan sesi başka nitelikteki bir özdeğin aynı yükseklikteki sesinden ayıran özellik fizik İnsan sesini belirginleştiren nitelik Yüksekliği yeğinliği aynı olan sesleri birbirinden ayıran nitelik )
- TINNITUS[İng.] değil/yerine/= KULAK ÇINLAMASI
- TINPLATE[İng.] ile/||/<> PLAQUE D'ÉTAIN[Fr.] ile/||/<> WEISSBLECH; ZINNBLECH[Alm.] ile/||/<> TENEKE
( İki yüzüde kalay örtülmüş ince çelik şerit ya da saç )
- TİNSEL ALAN ile ESTETİK ALAN
- TİNSEL BENLİK ile/ve/<> AŞKIN BENLİK
- TİP[Fr./İng. < TYPE] ile TİPLEME
( Öykü, roman, tiyatro gibi uzun anlatıma dayalı edebî yapıtlarda kişi kadrosu içinde yer alan ve belirli bir düşüncenin, topluluğun zihniyetini ve ideolojinin temsilciliğini yüklenen kişi. | Kendine özgü kişiliği olmayan, genellikle bilinen kalıplardaki kişileri gösteren oyun kişisi. İLE Belirli bir tipin tüm çapraşık özelliklerini, bunu en iyi, en rahat, en inandırıcı biçimde temsil edebilecek kişiyle canlandırmak. )
- TIP = MEDICINE[İng.] = MÉDECINE[Fr.] = ARZNEI[Alm.] = MEDICINA[İt., İsp.]
- TİP ile/||/<> ÖRNEK ile/||/<> MASTAR ile/||/<> NUMUNE ile/||/<> NUMUNE | MASAL
( Yalnız ya da başka masallarla birlikte söylendiğinde anlamında hiçbir değişiklik olmayan bağımsız masal türü masal anakonu değişken değişkin Belli bir biçimi ağaç üzerine çizmek ya da işlenen parçanın düzgünlüğünü denetlemek için kullanılan ağaç ya da maden araç 1 Anlatılmak istenen bir düşünceyi açıklamak için ileri sürülen ve onu daha somut hale getiren olay ya da olgu 2 Bir bütünün özelliklerini belirtmek amacıyla ondan alınan ya da ayrılıp verilen küçük parça Bir özdeğin tüm özelliklerini içeren küçük bir bölümü Bir kentin bugünkü durumu ve gelecekte alması istenen biçim göz önünde tutularak kentin oluşumunu biçimlendiren almaşık etkenleri sınamak ve herbirinin davranışlarını önceden kestirmek amacıyla kurulan simgesel denklem Bir evrenden ilgili ayrıtlarını yansıtmak üzere seçilmiş yeterli sayıdaki gözlem birimi 1 genel uygulayım a Bir yapı oluşum bütün ürün vb niteliğini belirtmeye yarayan küçük parça b Bir özdek töz oluşum vb özelliklerini gösterebilecek bilgi verebilecek biçimde alınmış parça c Bir deney ya da inceleme için kullanılan parça 2 ağaç işleri Boya cila ya da verniğin mobilyada oluşturacaklarını önceden belirlemek için kullanılan özel parça Bir özdeğin özellikleri üzerine bilgi verebilecek biçimde alınmış parça Bir nesnenin ya da bir işlemin yapımında kılavuzluk eden ve aslının niteliklerimi değişik bir ölçü içinde taşıyan nesne ya da işlem birimi anlamdaş taslam misal matematik Bir malın satışını sağlamak için alıcıya gönderilen ya da gösterilen örnek Mallarını tanıtmak isteyen firmaların malın niteliğini belirtmek özelliklerini göstermek amacıyla o maldan bedelsiz verdiği veya gönderdiği parça Bir deney ya da inceleme için kullanılan metal parça Ana kitle içinden belli yöntemlerle çekilen ve ana kitleyi nitelik ve nicelik bakımından temsil ettiği düşünülen ve ana kitleden çok daha az sayıdaki birim kümesi örnek örnek örnek Mimarlık Kaba sıvanın yüzeyini düzlemek ve fazlalıklarını almak için kullanılan uzun düz tahta I 1 masdar 2 Marangoz cedveli Nefsiköseli Eynesil Giresun II Halı tezgahında ilerigeri oynatılan kısım Bünyan Kayseri 1 Eylemlik 2 Bazı dillerde mastar çatı göstermez bazı dillerde ise zaman da gösterir Amaçlık Betimleme Edilgen Etken Geçmişlik Geleceklik Haykırı Hikâyelik Şimdikilik mastarı Fiil kök ve gövdelerinin karşıladıkları oluş kılış ve durumları şahıs ve zamana bağlı olmadan göstermek üzere mAk mA ve Iş Uş ekleri ile kurulan fiil adı Oturmak incelemek bilmemek birikme yorulma dinleme anlamama bekleyiş gidiş duruş görmeyiş vb Örnekler Ona gidip her şeyi anlatmak ve sormak Bu paralar benim hakkım mı alayım mı demek istiyordum P Safa Matmazel Noraliyanın Koltuğu s 131 Onunla göz göze gelmek istemedi P Safa göst e s 80 Bülenti asker yapmağa kalkar sonra askerlerin şehit olduklarını hatırlayarak fikrinden cayardı R N Güntekin Kızılcık Dalları s 151 İkisi de üç aydır sevdikleri birkaç oyun vardı ki her tekrarında kaçırmak istemezler gündüz en önde biletlerini alarak akşam tam dokuzda yerlerine gelirlerdi R H Karay Memleket Hikâyeleri Hakkı Sükût s 118 Baktım sizin soydan gelme ve kalma günahlarınız da yok Tarık Buğra Gençliğim Eyvah s 365 Bugün seni görmeye gelmişti Kaçmaktan kovalamaya vakit olmadı Onun böyle ansızın gelişine bir anlam verilemedi Geniş dünyada kendi hayatını yaşamak günlerin çıkrığını kendi ruhunun ikramlarıyla çevirmek A H Tanpınar Abdullah Efendinin Rüyaları Geçmiş Zaman Elbiseleri s 98 vb Bunlardan mA ekiyle kurulanlar hafif mastar diye adlandırılır Buna Azerbaycan Türkçesi mäsdär Türkmen Türkçesi infinitiv iiş aatları Gagauz Türkçesi infinitiv işlimsözlük forması işliktän adlık Özbek Türkçesi masdar infinitiv harakat nomi Uygur Türkçesi härikatnam isimdaş Tatar Türkçesi infinitiv Başkurt Türkçesi infinitiv infinitiv belgisiz işlik işlikni belgisiz kalibi Krç Malk infinitiv Nogay Türkçesi bas glagol masdar infinitif Kazak Türkçesi tuyık etistik kıymıl esimi Kırgız Türkçesi kıymıl atooç infinitiv Alt infinitiv tartı tok glagol Hakas Türkçesi infinitiv idîg adı glagolmn île nimes formazı Tuva Türkçesi infinitiv mak hevir Türkçesi infinitiv glagoldıň temi çok formazı iş adı Rusça infinitiv imya deystviya Fiilin kök ve gövdelerine getirilen belirli eklerle fiilin bir ad gibi kullanılması ad gibi kullanılan fiil Türkçe mAk mA Iş UŞ ekleriyle yapılan üç türlü ad fiil vardır anlaşmak konuşmak tartışmak çalışma tanışma görüşme geliş gidiş satış tutuş görünüş vb Ad fiiller zaman ve kişi göstermezler mastar ve kılış adı örnek Anadolu ağızlarında yaygın olarak geçer Az örnek örnek örnek körnek Kökeni karışıktır Başlangıçta Ermenice ōrinaktan geldiği öne sürülmüştür Ancak örnekin Ermeniceden geldiğini öne sürenler bu biçimin Tatarca Başkurtça gibi diyalektlerde geçtiğini göz ardı etmişlerdir Bu diyalektlerde Ermenice kalıntılardan söz edilemez Eren Karakalpakçada kullanılan körnek biçiminden yola çıkarak örnek biçiminin Türkçe bir türev olduğunu öne sürmüştür Eski ve yeni Türk diyalektlerinde baştaki k sesinin düştüğüne tanık oluyoruz Buna göre körnekin körmek görmek kökünden geldiği açıktır Anadolu ağızlarında örnek anlamında görenek de kullanılır Türkçe kör görmek e n e k eki Eren bu açıklamayı XI Türk Dili Kurultayında yapmıştı Dilâçar bu açıklamayı tepki ile karşılamıştır Dilaçar Kurultay bildirisinde Erenin etimolojik açıklamasını yokuşa koşmaya çalışmıştır Türkçede baştaki klerin düşmesi bilimsel yayınlarda sık sık tartışıldı Özellikle Pelliot Toung Pao XXXVII 1944 73101 ve HalasiKun Türk Dili ve Tarihi Hakkında Araştırmalar I 1950 4561 baştaki kler üzerinde durdular Saydıkları örnekler arasında kelebek ve güvercin biçimlerinin tanıklığı açıktır Bu biçimlerin tanıklığı karşısında körnek örnek gelişmesi normaldir Sibirya diyalektlerinde körmek görmek kökünden m ekiyle türetilen körim biçimi de örnek anlamında kullanılır Dilâçar örnekin Ermeniceden geldiğini öne sürecek kapalı bir biçimde Erenin etimolojik açıklamasına karşı çıkacaktır Onun Erenin açıklamasını yokuşa koşmak için öne sürdüğü koşullar düşündürücüdür İmdi eğer örnek kelimesinin etimolojisini Pehleviceden kurtararak Türkçedeki kör gör köküne bağlayacaksak önce Kuzey batı ve doğu lehçelerine sınırlanmış olan bu kelimenin yapı ve anlam bakımıdan ne şekilde ne zaman hangi şartlar altında Güneye geçmiş olduğunu sonra Türkiye Türkçesinde baştaki knin gye çevrilmeyip hangi kurala ve benzer bol misallere göre tamamiyle düştüğünü daha sonra da Kazancada Kırım Osmanlıcasında ve Azericede bulunan örnek esaslı kelimelerin nereden türemiş ne şekilde ve hangi yolla buralara yayılmış olduklarını açıklamak gerekir 158 s Dankoff ALT D59 Kırgız örnök Kazak örnek Başkurt ürnek Nogay örnek gibi biçimlerin Ermeni etkisinden söz edilemeyecek diyalektlerde geçtiğinin altını çizmiştir Dankoff örnek biçiminin Türkçe görmek kökünden nek ekiyle kurulduğunu açıklamıştır Buna göre Türkçe biçimin örmek kökünden getirilemeyeceği açıktır Bununla birlikte Dankoff Karakalpakça körnekin başındaki knin düşmesini kuşku ile karşılamıştır O nedenle Dankoff örnek biçiminin etimolojik açıklaması konusunda açık bir inanç dile getirmemiştir Özetle Dankoff örnek biçiminin kökü veya kökeni konusunda kararsız kalmıştır İlaydın TD 267 1973 245246 örnek biçiminin örmek kökünden türetildiğini öne sürmüştür Eren TD 273 1974 701707 bu açıklamayı tepki ile karşılamıştır urnīk Türkçeden geçmiştir Zahidi 1977 93 Mısır Arapçasındaki biçim için Littmann Tschudi Arm 110 6 R μαστάρι Euter Zjtze )
- TIPA ile BUNGALOV
- TİPİK[Fr./İng.] ile/değil/yerine ALIŞILAGELMİŞ
( Birini ya da nesneyi niteleyen. | Çok özgün olan. İLE ... )
- TİPİK/TYPICAL[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜN, OLAĞAN
- TIPKIEŞ | KLON ile/||/<> KLON ile/||/<> KLON[İng. < CLONE]
( Bir hücreden çoğaltılan hücreler topluluğu Hayvan ve bitki doku kültüründe mitoz bölünme ile bir hücreden meydana gelen hücreler topluluğu veya bitki doku kültüründe bir tek bireyden vejetatif veya eşeysiz üretilerek tekrar tekrar çoğaltılan bitki grubu Eşeysiz üremeyle bir hücreden veya organizmadan çoğaltılan genetik olarak birbirinin aynı olan hücre veya canlı grubu Tek bir diploit hücreden mitoz yoluyla türeyen bir hücre kuşağı veya aynı atasal genden rekombinant teknikler yoluyla çoğaltılmış gen dizileri )
- TIPKIEŞLEM | KOPYALAMA | KLONLAMA ile/||/<> KLONLAMA ile/||/<> GEN KLONLANMASI
( Gen klonlanması Kopyalama )
- TİRAJ | BASIM ile/||/<> BASIM
( Sinema Bir basım aygıtında boş filmi dolu filmin karşısına koyarak eşlemini çıkarma 1 Kâğıt kumaş vb üzerine birtakım kalıplardan yararlanarak elle özel aygıt ya da makine ile yazı resim bezeme vb basma işi 2 Aynı kalıplarla aynı biçimde yapılan basım sonucu ortaya çıkan ürünler ikinci üçüncü dördüncü basım yeni basım gözden geçirilmiş yeni basım 1 basımcılık Mürekkeplenen bir yaprak ya da kalıbı kâğıda kumaşa bastırarak bir metnin bir resmin suretini çıkarma bunları çoğaltma işlemi 2 sinema Bir basım aygıtında boş filmi dolu film karşısına koyup eşlemini oluşturma )
- TİRAJ[Fr. < TIRAGE] ile RATING[İng.]
( Kitap, gazete, kitap gibi şeylerin baskı sayısı. İLE Televizyon programlarının izlenme/izleyici oranı. )
- TİRAN ile/||/<> TİRAN[Fr. < TYRAN]
( Körm O Tulûat tiyatrosunda kötü adam tipi Lidya dilinden 1 Eski Yunanda siyasal erki tek başına elinde tutan kimse 2 Siyasal erki zorla ele geçiren onu kötüye kullanan kimse Türk kukla tiyatrosunda kötü adam tipi Doğaçlama Türk doğaçlama tiyatrosunda kötü adama verilen ad )
- TİRE[Ar.] ile Tire[Ar.] ile TIRE[Fr. < TIRET] ile TIRE[İng. < TIRE]
( Dikişte kullanılan pamuk ipliği. | Pamuk ipliğinden yapılmış olan. İLE İzmir iline bağlı ilçelerden biri. İLE Kısa çizgi. | Uzun çizgi. İLE Tekerlek çemberi ya da lastiği. )
- TİRENDAZ, KEMANKEŞ ile/||/<> ARCHER, BOWMAN[İng.] ile/||/<> TİREUR A L'ARC, ARCHER[Fr.] ile/||/<> SCHÜTZE (MIT PFEIL UND BOGEN)[Alm.] ile/||/<> OKÇU
( Okla silâhlanmış asker )
- TİRENT/TİREND"[İng. < TREND] ile/değil TİRAT/TİRAD[Fr. < TIRADE]
( Eğilim. @@ Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir kerede söylediği parça. | Yazı ya da konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi. | Uzun ve tumturaklı konuşma. )
- TIRMANMA ile/||/<> TIRMANMA
( Kendine özgü araçlarda vücudu kollarla yardımlı yardımsız çekerek yukarı doğru yer değiştirme Dansçının aynı yerde yaptığı bir yükselme hareketi Dansçı ayaklarının ön kesimi üzerinde birkaç kez yükselir sonra ilk duruşunu alır Türk cambazının bir becerisi Yağlanmış uzun bir direğin tepesine tırmanma )
- TIRMANMAK ile AĞACA TIRMANMAK ile DAĞCI
- TIRNAK MAKASI ile/||/<> TIRNAK MAKASI
( Hayvan tırnağını kesmekte kullanılan makas Güdül Ankara Hayvanlarda uzamış tırnağı kesmeye yarayan makas )
- TİROİT BEZİ ile/||/<> TİROİT BEZİ
( Balıklarda büyümede olgunlaşmada ve diğer endokrin bezlerinin hormon salgılanmasında görev yapan salgı bezi anat Soluk borusunun başlangıç kısmında sığırda 2 atgillerde 2 3 köpekte 58 soluk borusu halkaları düzeyinde bulunan ve bu halkaların yanlarına bağ dokuyla bağlanmış olan tiroksin triiyodotironin ters triiyodotironin ve kalsitonin hormonları üreten bir iç salgı bezi kalkan bezi glandula tiroidea )
- TİROİT[Fr./İng. < THRYOID/E]/QALXANABƏNZƏR VƏZ[Azr.]/TIROID[Fars.]/QAŞQANŞA BEZ[Kazak.] değil/yerine/= KALKAN BEZİ
( Gırtlağın ön ve alt bölümünde bulunan, çok damarlı, salgısını kana veren bir bez. )
- TİROİT[Fr./İng.] ile/ve/||/<> TİROKALSİTONİN[Fr./İng. < THYROCALCITONINE] ile/ve/||/<> TİROKSİN[Fr./İng. < THYROXINE]
( ... İLE/VE/||/<> Kalkan[tiroit] bezinden salgılanan, kandaki kalsiyumu azaltan hormon. İLE/VE/||/<> Tiroit hormonlarının ilk keşfedileni. )
- TİROKSİN ile/||/<> TİROKSİN[Fr. < THYROXINE]
( thyreos kalkan oxys keskin Tiroyid bezinin salgıladığı ak ve camsı bir hormon olup vücudun büyüme ve gelişmesinde rol oynar zooloji thyreos kalkan oxys keskin Tiroit bezinden salgılanan ve iyot kapsayan bir hormon Tiroit bezinin folikül boşluğundaki kolloit içerisinde üretilen tirozin amino asit türevi bir hormon tetraiyodotironin T4 Karaciğer böbrek kalp ve birçok çevresel dokuda iyodunu kaybederek ve tiroit hormonunun etkin doku biçimi olan triiyodotironine çevrilir En önemli işlevi bazal metabolizma hızını artırması hücrelerin gelişme büyüme ve normal çalışma işlevlerinin düzenlenmesi ve birçok sistemde çeşitli düzenleyici fonksiyonlarıdır Hayvan besleme açısından kanatlılarda büyümeyi uyarıcı yumurta ve süt ineklerinde süt verimini artırıcı etkiye sahip ancak yumurta ve ete geçebilme özelliğinden dolayı dikkatli kullanım gerektirir )
- TİRÖZ, TİRÖR | BASICI ile/||/<> BASICI
( Sinema Basım işini yöneten kimse basımcı )
- TİRÖZ, TİRÖR | BASICI ile/||/<> BASIM
( Sinema Basım işini yöneten kimse. @@ bk. basımcı. )
- TIRPANA ile/||/<> TIRPANA[Yun.]
( anlamdaş rina Raja batis Köpekbalıkları Selachii takımının özkedibalığıgiller Rajidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 2 5 m ağırlığı 75 kgr Sırtı kurşuni renkli olup dikensiz ve pulsuzdur Kuma gömülür Eti lezzetlidir Kuzey denizlerinde yaşar Köpek balıkları Selachii takımının öz kedi balığıgiller Rajidae familyasından 2 5 m kadar uzunlukta 75 cm kadar ağırlıkta dikenleri ve pulları olmayan kuma gömülebilen bir balık türü Rina Vatoz balıkları Rajiformes takımının vatoz balığıgiller Rajidae familyasından 2 5 m kadar uzunlukta 75 kg kadar ağırlıkta olabilen dikenleri ve pulları olmayan kuma gömülebilen bir balık türü rina Rumcadan alındığı anlaşılıyor Meyer TürkSt 25 Rumca δρεπάνι Türkçe tırpan biçimiyle birleştirmişse de Rumca karşılığının balık adı olarak kullanıldığını tespit edememiştir Georgacas FT 128 31 134 149 Rumca δρεπάνα veya τρυπάνα biçiminden geldiğini bildirmiştir Tzitzilise göre GrLw 532 bir çeşit deniz balığına verilen τούρπαινα adından alınmıştır )
- TIRPLE JUMP (HOP, STEP, JUMP)[İng.] ile/||/<> TRIPLE SAUT[Fr.] ile/||/<> DREISPRUNG[Alm.] ile/||/<> ÜÇ ADIM ATLAMA
( 1 Gelişme koşusunun verdiği hızla tek ayak üzerinde sıçrayıp aynı ayak üzerine düştükten sonra dingin bacakla bir adım atarak yine bu bacakla üçüncü sıçramayı yapmak kuralına bağlı olarak vücudu yerden koparıp üç sıçrama ile uzağa kondurma 2 Üç adımda en uzağa atlamak amacıyla yarışılan atletizm dalı )
- TISAB[İng.] ile/değil/yerine/= TİŞAT (TOPLAM İYONİK ŞİDDET AYARLAMA TAMPONU)
- TISS/THERAPEUTIC INTERVENTION SCORING SYSTEM[İng.] değil/yerine/= TERAPÖTİK GİRİŞİMSEL PUANLAMA DÜZENİ | GİRİŞİM PUANLAMA DÜZENİ
- TISSLE[İng.] ile/||/<> ALHAGI PSEUDOALHAGI[Lat.] ile/||/<> DEVE DİKENİ
( Baklagiller Leguminosae familyasından 30100 cm boyunda dikenli pembe çiçekli çok yıllık otsu bir bitki Acem helvası )
- TISSUE CULTURE[İng.] / CULTURE TISSULAIRE[Fr.] / GEWEBEKULTUR, ZELLZÜCHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOKU KÜLTÜRÜ
- TISSUE EQUIVALENT MATERIAL[İng.] / SUBSTANCE ÉQUIVALENTE AU TISSU[Fr.] / GEWEBEÄQUIVALENTES MATERIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= DOKU EŞDEĞER NESNE
- TİT/URINALYSIS[İng.] değil/yerine/= TAM İDRAR TAHLİLİ
- TİTAN ile/||/<> TİTAN[Fr. < TITANE]
( kimya Dövülgen sünek demire benzeyen bir element A A 47 90 A S 22 Ö A 4 5 E S 2000 C )
- TITANITE[İng.] / TITANITE[Fr.] / TITANIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTANİT
- TITANIUM[İng.] / TITANE[Fr.] / TITAN[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTANYUM
- TITHONIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= TİTONYAN EPOKU
( Günümüzden 152.100.000 ile 145.000.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TİTİZ TETKİK ile/||/<> SCRUTINY[İng.] ile/||/<> DEŞELEME
( Bir konu ya da sorunu inceden inceye çözümleyerek araştırma )
- TİTİZ ile TİTİZLİKLE
- TİTİZLİK ile/||/<> SCRUPULOUSNESS[İng.] ile/||/<> ÖZENİ
( Bir gözlem aracı ya da bir ölçme işlem ve koşulunun uygunluğunu yetkinliğini sağlamak üzere gösterilen çaba )
- TİTİZLİK ile TİTİZ
- TITLE DEED, DEED OF REAL ESTATE[İng.] ile/||/<> TİTRE DE PROPRİÉTÉ[Fr.] ile/||/<> EIGENTUMSURKUNDE[Alm.] ile/||/<> TAPU
( Bir taşınmazın iyeliğinin kimin olduğunu kanıtlamaya yarayan iyeliğin sağladığı yetkileri kullanmaya olanak veren tüzel bir değeri olan belge )
- TİTR, BAŞLIK ile/||/<> YAZI
( Sinema TV Görüntüde yer alan fakat görünçlüğün bir parçası olmayan her çeşit yazıyı anlatır terim Seslerin harflerle hecelerle veya resimlerle gösterilmesi Fikrin ve sözün maddi işaretlerle gösterilmesi Bu işaretler bir takım resimler RESİM YAZI Ec pictographique yahut ses veya hece gösteren işaretler HARF YAZISI ve HECE YAZISI Ec alphabétique et Ec syllabique ki ikisine birden SESÇİL YAZI Ec phonétique ou phonologique denir olabilir Bunlardan başka SES UCU YAZISI Ec acrophonétique denilen ve resmedilmiş eşya isimlerinin başındaki sese değer verilen yazı çeşidi de vardır Duygu ve düşüncelerin yazılı olarak anlatılabilmesi için bir dildeki sesleri harf hece veya şekillerle göstermeye yarayan işaretler dizisi alfabe düzeni Dünya dillerinde hece yazısı resim yazısı hiyeroglif ve alfabe yazısı olmak üzere başlıca üç yazı sistemi vardır bunlara Anadoluda yer adı olarak sık sık kullanılır Az yazı esk sahra yazı step yazı step cazı 1 yazı düzlük 2 düz Kırgızlar cazı yanında cazık düzlük biçimini de kullanırlar jazık düzlük Alt Tel yazı düz düzlük yazı çazı step Eski Türkçeden başlayarak kullanıldığını biliyoruz Orta Türkçede yazı ova boş ve açık yer boşluk açıklık alan olarak geçer Eski Kıpçakçada da yazı biçimi saklanmıştır Türkçe yaz yaymak açmak kökünden geldiği açıktır Bu türevde kullanılan ı i eki birçok örnekte geçer )
- TİTRASYON[İng. TITRATION] ile/||/<> ERLENMEYER[İng. ERLENMEYER FLASK]
( Tanımlanmış analiz edilecek bir kimyasalın konsantrasyonunu belirlemek için kullanılan yöntemdir. Titrasyon yapılırken büret, erlen (titrasyon şişesi olarak da bilinir) ve indikatör gibi laboratuvar malzemeleri kullanılır. Titrasyon kelimesi, Fransızca'da altın ve gümüş oranı anlamına gelen "titrer" sözcüğünden gelmektedir. @@ Kimyada kullanılan, dibi düz ve koni biçimli cam malzeme. Özellikle titrasyon işlemlerinde kullanılır. Çözelti hazırlamak, çözelti kaynatmak ve saklamak gibi çeşitli amaçlarla da kullanılmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TİTRASYON/TİTRATION[İng.] değil/yerine/= EŞ DEĞERLEME
- TITRATION CURVE[İng.] / TITRIERUNG KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTRASYON EĞRİSİ
- TITRATION ERROR[İng.] ile/değil/yerine/= TİTRASYON HATASI
- TITRATION[İng.] / TITRAGE[Fr.] / TITRIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTRASYON
- TITRATOR[İng.] ile/değil/yerine/= TİTRATÖR
- TITRE[İng.] / TITRE[Fr.] / TITER[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTRE
- TİTRE/TITER[İng.] değil/yerine/= EŞ DERİŞİM
- TİTREK ile/||/<> DARALTILI ABANIK
( Daraltılı abanık TİTREMLİ Vibrato Bazı dillerde titrek bir sesle söylenen açınıklar için kullanılır )
- TİTREME, KIRPIŞIM | KIRPIŞMA ile/||/<> KIRPIŞMA
( Sinema TV Saniyedeki resim sayısı gözün ağtabaka izlenimi süresinden az ya da buna yakın olduğunda ortaya çıkan ve görüntülükteki resmin atlamalı titrek olarak görünmesine yol açan durum pırıldama 1 )
- TİTREME, KIRPIŞIM | KIRPIŞMA ile/||/<> TİTREME
( Sinema/TV. Saniyedeki resim sayısı, gözün ağtabaka izlenimi süresinden az ya da buna yakın olduğunda ortaya çıkan ve görüntülükteki resmin atlamalı, titrek olarak görünmesine yol açan durum. @@ bk. pırıldama 1. )
- TİTREME ile/||/<> TİTREMEK
( Sinema TV 1 Sinema ya da almaç görüntülüğünde resmin sürekli olarak hafifçe kıpırdaması biçiminde ortaya çıkan durum 2 Bir filmin ya da mıknatıslı ses kuşağının seslendirme ya da okuma aygıtındaki geçişinde düzensizlikten dolayı sesin bozulması ışık titremesi İskelet kaslarının gözle görülür biçimde titremesi tremor Korku hipokalsemi hipomagnezemi ateşli hastalıklar ve elektrolit dengesizliği gibi nedenlerden kaynaklanır )
- TİTREME ile TİTREŞİM
( İHTİZÂZ ile ... )
- TİTREMEK ile/ve/> SARSILMAK
- TİTREŞİM | VİBRASYON ile/||/<> VİBRASYON[Fr. < VIBRATION]
( Titreme sallanma titreşim sallanış )
- TİTREŞİM ile/ve/<> DÖNÜŞÜM
- TITRIMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= TİTRİMETRİ
- TİTÜBASYON/TITUBATION[İng.] değil/yerine/= TİTREK BAŞ
- TİYATRO PİYESİ HALİNE İFRAĞ | OYUNLAŞTIRMA ile/||/<> OYUNLAŞTIRMA
( Başka türden bir yapıtı oyunlaştırma 1 Devinim konuşma yansılama gibi öğelerden yararlanarak doğa ve toplum olaylarının imgesel bir ortam içinde canlandırılması 2 Bir öykünün bir masalın ya da tiyatro türünden olmayan herhangi bir eserin teknik yönden oynanabilir duruma gelmesi 3 Çocukların tek tek ya da kümeler halinde kendilerini başkalarının yerine koyarak birtakım olayları ve insan ilişkilerini canlandırmaları etkinliği 1 Roman öykü ya da başka türde bir yapıtı sahne yapıtı biçimine sokma 2 Bir olayı ya da bir düşünceyi çok canlı ve somut bir biçimde anlatma )
- TİYATROLAŞTIRMA ile/||/<> TİYATROLAŞTIRMA
( Alexander Tajrowun 1885 1950 ortaya attığı tiyatroyu tiyatrolaştırma deyimi sahneyi yazarın ve metnin tekelinden kurtarıp yazarrejisör ve oyuncu arasında uyumlu bir iş birliğine götürmeyi amaç edinen bir akımı belirler Özgür tiyatro adlı kitabında 19151920 yöntemi naturalist ve illusyonist tiyatroya karşı olup ekspresiyonist tiyatroyu etkilemiştir Önce Meyerholdun ortaya attığı ve sonra da Vaktangov ile birlikte bir öbek Sovyet yönetmeninin sürdürdüğü tiyatroyu tiyatrolaştırma eylemi sahneyi yazarın ve metnin tekelinden kurtarıp yazar yönetmen ve oyuncu arasında uyumlu işbirliğine götürmeyi amaç edinen bir anlayışı belirler )
- TİYATROSEVER ile/||/<> TİYATROSEVER
( Tiyatro sanatını kültürünü edinmiş tiyatroya köklü olarak bağlı olan kişi Tiyatro tutkunu Tiyatro sanatına sıkıca bağlı tiyatro kültürü edinmiş kişi )
- TLD/TERMOLÜMINESAN DOZİMETRE THERMOLUMINESCENT DOSİMETER[İng.] değil/yerine/= TERMOLÜMINESAN IŞINÖLÇER
- TMS/TRANSKRANİYAL MANYETİK STIMÜLASYON TRANSCRANIAL MAGNETIC STIMULATION[İng.] değil/yerine/= KAFATASINDAN MANYETİK UYARIM
- TMU/TRANSKRANİYAL MANYETİK UYARIM TRANSCRANIAL MAGNETIC STIMULATION[İng.] değil/yerine/= KAFATASINDAN MANYETİK UYARIM
- TNT EQUIVALENT[İng.] / ÉQUIVALENT TNT[Fr.] / TNT-ÄQUIVALENT[Alm.] ile/değil/yerine/= TNT EŞDEĞERİ
- TO BELIEVE vs. TO GET BASE
- TO BLAME vs. TO DETERMINE
- TO CAST[İng.] ile/||/<> DISTRIBUER LES RÔLES[Fr.] ile/||/<> ROLLEN VERTEILEN[Alm.] ile/||/<> ROL DAĞITMAK
( Bir oyun çalışmaya başlanmadan önce oyun kişilerini oynayacak sanatçıları saptamak )
- TO CONCENTRATE[İng.] ile/değil/yerine/= KONSANTRE ETMEK
- TO CONTACT[İng.] ile/||/<> METTRE EN CONTACT[Fr.] ile/||/<> NEBENEINANDERSTELLEN[Alm.] ile/||/<> DEĞDİRME
( Ayrı ayrı katmanlanmış durumda bulunan katmanları yanyana getirme )
- TO CONTROL AT THE END vs. TO CONTROL AT THE BEGINNING AND CONTINUOUSLY
- TO DECOMPOSE[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIŞTIRMAK
- TO DESTILL[İng.] ile/değil/yerine/= DAMITMAK
- TO FUSE, LIQUIFY[İng.] ile/değil/yerine/= ERGİTMEK, SIVILAŞTIRMAK
- TO GENERALIZE vs. (VALUE) TO BE AS POSSIBILITY
- TO HAWK, TO VEND[İng.] ile/||/<> İŞPORTACILIK
( İşporta işini yapma )
- TO INSURE[İng.] ile/||/<> SİGORTALAMA
( Sigorta yapanın olası herhangi bir zararı parayla karşılayacağına önceden güvence vermesi )
- TO INTENSIFY vs. ATTENTION
- TO KNOW vs. AWARENESS
- TO OXIDIZE[İng.] / OXYDIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEMEK
- TO PRECIPITATE[İng.] ile/değil/yerine/= ÇÖKTÜRMEK
- TO SALUTE/REVERENCE[İng.] değil/yerine/= SALUT/RÉVÉRENCE[Fr.] değil/yerine/= REVERENZ[Alm.] değil/yerine/= SELAM[Ar. < SELĀM]
( Vuruşma ya da yarışmadan önce, iki kılıçoyuncusunun birbirini, sonra yargıcı ve seyircileri savutlarıyle özel biçimde esenlemeleri. )
- TO SAVE UP vs. MOVEMENT
- TO SEARCH FOR EXPECTATION vs. TO ASK [JUST TO UNDERSTAND]
- TO STATE THE SITUATION vs. TO STATE THE NEGATIVENESS
- TO SWING UP AND DOWN[İng.] ile/||/<> OSCILLER (BALANCER)[Fr.] ile/||/<> PENDELN[Alm.] ile/||/<> SARKAÇLAMAK
( Türlü tutuş ve duruşlarda gergin durumda bulunan vücut bölümlerini kendi ağırlıklarıyla düşmeye ve sallanmaya bırakmak )
- TO TALK vs. TO TALK IN NECESSITY
- TOARCIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= TORSİN EPOKU
( Günümüzden 182.700.000 ile 174.100.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TOCOPHEROL[İng.] / TOCOPHÉROLS[Fr.] / TOCOPHEROLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TOKOFEROL
- TOE[İng.] ile/||/<> POINTE DU PIED[Fr.] ile/||/<> FUSSSPITZE (ZEHE)[Alm.] ile/||/<> AYAK UCU
( Ayak parmak uçlarının oluşturduğu dar dayanak yüzeyi )
- TOFU[İng.] ile/||/<> TOFU[Jap.]
( Soya sütünün pıhtılaştırılmasıyla elde edilen peynir görünümlü besleyici değeri yüksek bir ürün )
- TOFÜS/TOPHUS[İng.] değil/yerine/= YUMRU
- TOHUM EKİMİ | EKİM ile/||/<> EKME
( ekme )
- TOHUM EKİMİ | EKİM ile/||/<> EKME | EKME
( bk. ekme. )
- TOHUM[İng. SEED] ile/||/<> AÇIK TOHUMLU[İng. GYMNOSPERM] ile/||/<> FRUİTARYAN[İng. FRUITARIAN] ile/||/<> MALTOZ[İng. MALTOSE] ile/||/<> MEYVE ile/||/<> MEYVECİL[İng. FRUITARIAN] ile/||/<> NİŞASTA[İng. STARCH] ile/||/<> YALANCI MEYVE[İng. PSEUDOCARP (FALSE FRUIT)]
( Ekildiğinde yeni bir bitki haline gelecek döllenmiş ve olgun bir yumurta. Besleyici göze olan endospermi (ya da perisperm) içerir ve genelde bir tane döllenmiş ovum (embryo) bulundurur. @@ Yaşamının haploit ve diploit evresi eşit olan ve meyve yaprağındaki tohum taslağının etrafı çevrili olmayan odunsu bitkiler. Polen tohum taslağının yüzeyinde filizlenir. @@ Dini, siyasi, çevresel, kültürel, estetik ve ekonomik gibi nedenlerle hayvansal ürünler ve tahıllar olmadan meyve, sebze, kabuklu yemişler ve tohumlar içeren bir diyet uygulayan kişi. Kuru erik, fındık, hurma, domates, limon, mandalina, armut ve kabak gibi besinleri tüketir. @@ Çimlenmiş arpada, patates tohumlarında görülen bir disakkarittir. Moleküler formülü C12H22O11 olarak gösterilmektedir. Suda iyi çözünen bir disakkarittir ve tatlı bir tada sahiptir. Hidroliz yolu ile iki glikoz molekülüne ayrılır. Aynı zamanda alkol üretiminde önemli rol oynamaktadır. @@ Tohumlu bitkilerde döllenmeden sonra karpellerin gelişip olgunlaşması ile meydana gelen yapı. @@ Dini, siyasi, çevresel, kültürel, estetik ve ekonomik gibi nedenlerle hayvansal ürünler ve tahıllar olmadan meyve, sebze, kabuklu yemişler ve tohumlar içeren bir diyet uygulayan kişi. Kuru erik, fındık, hurma, domates, limon, mandalina, armut ve kabak gibi besinleri tüketir. @@ Deposal polisakkaritlerden biridir. Bitkilerde fotosentez sonucu üretilen glikozun fazlası nişastaya dönüştürülür. Bu nişasta; bitkinin kök, gövde, yaprak, meyve ve tohum gibi organlarında depolanır. Aynı zamanda patates, pirinç, arpa, buğday ve yulaf gibi besinlerde bol miktarda bulunur. @@ Bir çiçeğin yumurtalık haricindeki, bir başka bölümünün gelişmesi ile oluşan etli yerdir. Böyle meyvelerin etli bölümleri çiçek sapı, çiçek tablası, hatta çiçek örtüsü (çanakyapraklar ya da taçyapraklar) gibi parçaların gelişmesi ile ortaya çıkarlar. Elma, armut ve ayva örnek olarak verilebilir. Bir elmanın yenen bölümü etlenmiş çiçek tablasıdır. Tohumları içeren yumurtalık ise meyvenin ortasında bulunur; bu bölüm yenmez.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TOHUM ile FİLİZLENEN ile ÇİMLENMEK ile ÇİMLENME
- TOHUM ile KENDİ KENDİNE AÇILMAYAN TOHUM
- TOHUM ile/||/<> TOHUM[Fars. < TUHM]
( tane tarım Bitkilerde döllenmeden sonra tohum taslaklarının gelişmesiyle meydana gelen yapı Bitkilerde döllenmeden sonra tohum taslaklarının gelişmesiyle meydana gelen yapı Az toxum tohum tukım Blk tuhum tukum tukum tohum soy tuhum Tar tuhum tăxăm tuxm seed sperm an egg )
- TOK ile/||/<> TOK
( Bir kumaş türü Güdül Ankara Tokluk özelliği gösteren )
- TOKA ile KALKAN
- TOKA ile TOKA
- TOKA ile TOKALAŞMAK
- TOKAÇ ile/||/<> TOKUÇ
( tokuç Tokaçlama işleminde biçim vermek için vurmayı yapan araç )
- TOKAMAK[İng.] / TOKAMAK[Fr.] / TOKAMAK[Alm.] ile/değil/yerine/= TOKAMAK
- TOKEN EKONOMİ SİSTEMİ/TOKEN ECONOMY SYSTEM[İng.] değil/yerine/= ÖDÜL BİRİKTİRME YÖNTEMİ
- TÖKEZLEMEK ile/||/<> TÖKEZLEME
( Sahnede sözleri tam olarak söyleyememek Yanlış şeyler söylemek ya da duraksamak Sahnede sözleri tam olarak söyleyememe ya da yanlış şeyler söyleme durumu )
- TOKLUK ile/||/<> TOKLUK
( Erke soğurabilmeden ötürü zor kırılma özelliği Bir hayvanın sindirim kanalının doluluk durumu ve buna bağlı olarak iştahının durması )
- TOKMAK ile/||/<> TOKMAK
( Ağaç sertleştirilmiş kauçuk plastik vb gereçlerden yapılan ağaçta derin ezik bırakmayan vurma aracı I 1 Kuyumcuların bilezik düzeltmekte kullandıkları küçük ağaç çekiç Gerze Sinop 2 Et dövmekte kullanılan tahta araç Senirkent Isparta 3 Teneke ve kap düzeltmek için kullanılan tahta araç Aksaray Niğde 4 Çadır kazıklarını yere çakarken kullanılan silindir başlı ince saplı tahta araç Saçıkara İslahiye Gaziantep 5 Yün atma sırasında kullanılan büyük silindir başlı kısa ince saplı tahta araç Yalvaç Isparta Bor Niğde II Semer yapmakta kullanılan araç Senirkent Isparta III Büyük makara İnönü Eskişehir )
- TOKSİK, ZEHİRLİ | AĞILI ile/||/<> AĞILI
( Bir canlı ya da cansız özdek üzerinde ağı etkisi yapan özdek )
- TOKSİK[İng./Fr. TOXIC]["TOK SİK" değil!] değil/yerine/= ZEHİRLİ
- TOKSİKOLOJİ[İng. TOXICOLOGY] ile/||/<> EĞİTİM[İng. EDUCATION] ile/||/<> İN VİTRO[İng. IN VITRO] ile/||/<> ORTAK KÜLTÜR[İng. CO-CULTURE] ile/||/<> PATOLOJİ[İng. PATHOLOGY]
( Zehirleri ve zehirlerin biyolojik organizmalara olan etkilerini inceleyen bilim dalıdır. Biyokimya, histoloji, farmakoloji, patoloji ve diğer birçok disiplinle etkileşim halindedir. Toksik yani zehirli maddelerin incelenmesi ve sınıflandırılması ilk olarak 19. yüzyılda Mathieu Orfila tarafından gerçekleştirilmiştir. Mathieu Joseph Bonaventure Orfila, sıklıkla "Toksikolojinin Babası" olarak anılırdı. 19. yüzyılın ilk büyük adli tıp uzmanı olan Mathieu Orfila, kimyasal analizi adli tıbbın rutin bir parçası haline getirmek için çalıştı. Orfila aynı zamanda halk sağlığı sistemlerini ve tıp eğitimini geliştirmek için de çalıştı. @@ Eğitim insanın doğasında var olan bütün bilgi ve kabiliyetleri baz alarak onu yönlendirmek, geleceğe hazırlamak, hayatı boyunca gerekli bilgiyi nasıl elde edeceğini öğrenmesine yardımcı olmaktır. @@ Latince "cam içinde" demektir. Hayvan ya da bitki gözelerinin/dokularının canlı dışında ; petri, ependorf tüpü, kültür flaskı içinde yaşam döngülerine devam ettiği ortamlardır. Bu ortamlar üzerinde, ilaç sanayisi, toksikoloji deneyleri, fizyoloji çalışmaları yapılmaktadır, bu biçimde hayvan deneyleri azaltılıp kültür ortamına geçişi amaçlamaktadır. @@ Organ-Organ etkileşimi olan organların (Karaciğer-Böbrek, Mide-Bağırsak, Akciğer-Karaciğer vb.) sinerjisini, gelişim fizyolojisini, toksikolojisini ve metabolizmasının göze kültürü ortamına ko-kültür ya da ortak kültür denir. Ko-kültür iki monokültürün (tekli göze kültürü) aynı mekanizmada (ortamda) bulunmasıdır. @@ Hastalıkların başlangıç nedenleri (etiyolojileri), adım adım ilerlemeleri (patogenez) ve normal yapı ve işlev üzerindeki etkileri ile ilgilenen bilim dalı ya da hastalık, hasta şikayetleri (semptomlar) ve/veya dikkatli bir gözlemcinin ölçümleri (belirtiler) ile ortaya çıkan, normal bir fenotipten (genom ve çevreye bağlı gözlemlenebilir özellikler) tanımlanabilir bir sapma.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TOLANE[İng.] / TOLANE[Fr.] / TOLAN[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLAN
- TOLAZOLINE HYDROCHLORIDE[İng.] / CHLORHYDRATE DE TOLAZOLINE[Fr.] / TOLAZOLINHYDROCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLAZOLİN HİDROKLORÜR
- TOLERANS[Fr./İng. < TOLERANCE] değil/yerine/= HOŞGÖRÜ | YANITSIZLIK | KATLANIM | DAYANABİLİRLİK | ALIŞMA
( Hoşgörü. | İşlenmiş bir parçanın yapım ölçüsünde olabilecek özür payı. | Yüksek dozda verilen herhangi bir ilâca karşı gövdenin gösterdiği dayanma gücü. | Sürekli aynı dozun kullanılması sonucu bir ilâcın etkilerinin giderek azalması durumu. )
- TOLLENS REAGENT[İng.] / TOLLENS REAGENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLLENS BELİRTECİ/REAKTİFİ
- TOLU BALSAM[İng.] / BAUME DE TOLU[Fr.] / TOLUBALSAM[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLU BALZAMI
- TOLUENE, TOLUL[İng.] / TOLUÉNE[Fr.] / TOLUOL[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLUEN
- TOLUIC ACID[İng.] / ACIDE TOLUIQUE[Fr.] / TOLUYLSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLUİK ASİT
- TOLUIDINE[İng.] / TOLUIDINE[Fr.] / TOLUIDIN[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLUİDİN
- TOMBİK ile/||/<> TOMBİLYA | USKUMRU ORKİNOSU
( Uskumru orkinosu. )
- TOMOGRAFİ/TOMOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= KESIT ÇEKİM
- TOMOGRAPHY[İng.] / TOMOGRAPHIE[Fr.] / TOMOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TOMOGRAFİ
- TOMOTERAPİ/TOMOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= KESIT SAĞALTIM
- TOMRUK | İNGOT ile/||/<> TOMRUK
( Tanelerinin çapı 256 mm den büyük olan taş Kesilmiş ağacın silindir biçimindeki gövdesi metalbilim Sonradan işleme biçim verme ereğiyle büyük kalıplara dökülüp katılaştırılmış metal kütle Sonradan işleme ve biçimleme ereğiyle büyük kalıplara dökülüp katılaşmış metal kütle Ağızlarda domruk olarak da geçer tomur u k eki Orta Türkçede tomurmak to cut in a rounded shape olarak geçer Anadolu ağızlarında tomurmak ağaç kesmek olarak kullanılır Çağdaş diyalektlerde de tomurmak tumırmak olarak geçer Bulgarca tomruk Sırpça tomruk biçimleri Türkçeden alınmıştır Skok EtRj 3 480 )
- TOMURCUK ile FİLİZ
- TOMURCUK ile/||/<> TOMURCUK
( botanik Bitkilerde büyümeyi sağlayan çiçek ve yaprak gibi organları veren uç noktalar )
- TOMURCUKLANMA[İng. BUDDING] ile/||/<> EŞEYSİZ ÜREME[İng. ASEXUAL REPRODUCTION] ile/||/<> VEJETATİF[İng. VEGETATIVE]
( Ana canlıdan çıkıntı oluşması yoluyla gerçekleşen eşeysiz üreme biçimi. Oluşan çıkıntı yeterince büyüdükten sonra ana canlıdan ayrılır ya da ana canlıya bağlı kalarak koloni oluşturur. Bu üreme biçimi hidra ya da maya mantarlarında görülebilir. @@ Cinsel bir işleme bağlı olmayan herhangi bir üreme biçimi. Tek bir bireyi içerir. Hücre bölünmesi, parçalanma ya da tomurcuklanma ile çoğalma. @@ (Biyolojide) Doğal (tomurcuklanma, rizomlar, koşucular, vb.) ya da yapay (aşılama, katmanlama ya da çelik alma) olarak eşeyli üreme haricindeki yollarla elde edilen bitkinin büyümesi ve gelişiminin belirli bir aşaması ya da özelliğiyle ilgili.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TON BALIĞI ile/||/<> TON BALIĞI
( anlamdaş orkinos Thynnus vulgaris Kemiklibalıklar Teleostei takımının uskumrugiller Scombridae familyasından bir balık türü Uzunluğu 33 5 m Bu familyanin en büyük balığıdır Tek sıcak kanlı olan balıktır Atlantik Pasifik ve Okyanuslarında yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının uskumrugiller Scombridae familyasından 33 5 m kadar uzunlukta Atlantik Pasifik ve okyanuslarında yaşayan familyasının en büyük boylusu ve sıcakkanlı tek balık türü Orkinos Kemikli balıklardan uskumrugiller Scombridae familyasından boyu 1 m olabilen sırtı koyu renkli ve ince beyaz kavisli çizgili eti lezzetli ve ekonomik değeri yüksek olan bir tür )
- TON[Fr. TONNE] ile TON[Fr.]/ÖTÜM/TİTREM ile TON[Fr. THON COMMUN]/İSTAVRİT AZMANI/ORKİNOS/TUNNY[İng. < Lat. THUNNUS ALALUNGA]
( Bir metreküp oylumda ve +4 °C'deki arı suyun ağırlığı. | Bin kilogramlık ağırlık birimi. @@ İnsan ya da çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi. | Konuşmada, selenin kişinin "düşünce ve duygularını yansıtacak biçimde çıkması". | Bir rengin koyuluk ya da açıklık derecesi. | Ses titreşimlerinin birbirine göre yükseklik alçaklık durumu. @@ Uskumrugillerden, boyu 2,5 metre kadar olabilen bir balık. )
- TON/TONE[İng.] değil/yerine/= TINI, TİTREM
- TONAJ ile/||/<> TONNAGE[İng.] ile/||/<> TONNAGE[Fr.] ile/||/<> TONİLATO[İt. < TONNELLATA]
( Genellikle gemilerin taşıyabilecekleri ton yönünden yükün niceliği İtal tonellato ton )
- TONAL[İng.] değil/yerine/= TINIMSAL
- TONE[İng.] / VIRER, TON[Fr.] / TÖNEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TON
- TONER[İng. < TONER] ile/||/<> KARARTICI
( karartıcı )
- TONER[İng.] / TONER, COLORENT ORGANIQUE[Fr.] / ORGANISCHER PIGMENTFARBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= TONER
- TONİK/TONIC[İng.] değil/yerine/= GERGILİ | GÜÇLENDİRICİ
- TONIQUE/TONALITÉ/SONORISATION[Fr.] değil/yerine/= SONORISATION, VOICING[İng.] değil/yerine/= SONORISIERUNG[Alm.] değil/yerine/= TONLU
( Tonun bulunduğu ( hece ). )
- TONİSITE/TONICITY[İng.] değil/yerine/= GERGİ
- TONKA BEAN[İng.] / TONKA[Fr.] / TONKABONNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TONKA FASULYESİ
- TONOMETER[İng.] ile/değil/yerine/= TONOMETRE
- TONOZ ile/||/<> BEŞİKTONOZ
( Mimarlık Yarım silindir biçiminde tavan örtüsü Bir kemergözünün aralıksız olarak devam etmesi ile meydana gelen örtü biçimi a beşiktonoz haçtonoz taraktonoz Fanyalı ağlarda ağ sayısı 26 arasında değişen ağ takımı Eskiden toloz tolos olarak da kullanılmıştır Anadolu ağızlarında tol taş kemer yayla veya bahçe kulübesi biçimi de geçer tol R θόλος Gewölbe Kuppel )
- TONSIL[İng.] değil/yerine/= BADEMCİK
( Dilin kaidesinde ve yutağın başlangıç bölgesinde yer alan lenf dokusu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TONSUZLAŞMA ile/||/<> TONSUZ ÜNSÜZ
( Ses tellerinin ciğerlerden gelen havayı titreştirmemesi ve ton vermemesi ünsüzlerin boğumlanma sırasında titreşimlerini kaybederek tonsuzluk niteliği kazanması p ç t vb Ünsüzlerin boğumlanmalarında olduğu gibi tonsuz ünsüz Karşıtı tonlulaşma dır sedasızlaşma Ciğerlerden gelen havanın ses tellerinde titreşime uğramadan ve ton almadan bir fisıltı veya gürültü biçiminde boğumlanması ile oluşan ünsüz Türkçede ç f h k p s ş t ünsüzleri tonsuz ünsüzlerdir Karşıtı tonlu ünsüz dür sedasızünsüz tonsuz ünsüz )
- TONÜS/TONUS[İng.] değil/yerine/= KAS GERİNIMİ
- TOO SLIGHT A CONTRAST, TOO LIGHT A CONTRAST, NOT CONTRASTED ENOUGH, TOO SOFT, FLAT, LOW CONTRAST, WEAK[İng.] ile/||/<> TROP PEU CONTRASTÉ[Fr.] ile/||/<> KONTRASTARM, FLAU, WEICH[Alm.] ile/||/<> YAVAN
( Sinema TV Sertliği az olan karanlık bölümleriyle aydınlık bölümleri arasında kesin ayırım bulunmayan görüntü )
- TOOTH PROTECTOR[İng.] ile/||/<> ZAHNSCHUTZ[Alm.] ile/||/<> DİŞLİK
( Karşılaşma sırasında yumrukoyuncularının dişlerini ve dudaklarını korumak için dişlerine geçirdikleri kauçuk koruyucu Çoğu üst dişlere takılır alt dişlere takılanları da vardır Takılması isteğe bağlıdır )
- TOOTH STONE, TARTAR, DENTAL CALCULUS[İng.] ile/||/<> DİŞ TAŞI
( Dişte ölü bakterilerin üzerine çoğunlukla tükürükle gelen mineral maddelerin çökmesiyle oluşan kireçlenmiş yapı dental kalkulus tartar )
- TOP ATEŞİ ile GÜLLE ile TOPÇU
- TOP ile BİLYALI RULMAN ile BALİSTA
- TOP ile/||/<> TOP
( Ayaktopu oyununda kullanılan dışı deri ya da plastikten içi hava ile şişirilmiş lastikten yapılma yuvarlak biçimde ve çevresi 6871 cm olan en çok 396453 gr ağırlığındaki top Sepettopu oyununda oyuncuların sayı yapmak için kullandıkları küre biçimindeki oyun aracı Deri sentetik bir nesne ya da lastik bir kılıf ile kaplı ve içi hava dolu bir lastik balon olup çevresi en az 75 santim ağırlığı ise en az 600 en çok 650 gramdır 1 80 metre yükseklikten tahta bir alana bırakıldığı zaman en az 1 20 en çok 1 40 metre yüksekliğe zıplayacak biçimde basınçlı hava ile şişirilmiştir I Halıların ortasındaki beş motiften oluşan süs Yeşilova Aksaray Niğde II Topun deliğine sokulan küçük silindir demir Mudurnu Bolu III 1 Araba tekerlerinin tam ortasında bulunan ve içinden dingil geçen ağaç Mudurnu Bolu Gölbaşı Çankaya Ankara 2 Törpüleme sırasında atların ayakları altına konan ağaç İnköy Kütahya )
- TOPAÇ ile/||/<> DÜZDÖNER
( düzdöner İp yumağı Kızılca Bor Niğde fizik Bir atın üstünde göstericinin kendi ekseni çevresinde hızla dönerek ayakları üzerine düşmesi top a ç küçültme eki )
- TOPAKLANMAK ile TOPAKLANMA ile TOPAK
- TOPAL ile TOPALLAMAK
- TOPARLAMA ile/ve BÜTÜNLEŞTİRME
- TOPARLAMAK ile AYAKTA TUTMAK
- TOPARLANMA ile/||/<> TOPARLANMA
( Bir dizgenin üzerindeki dış etkilerin kalkmasıyla başlangıçtaki duruma dönmesi İktisadi çevrimdeki genişleme aşamasının başlangıç dönemi İşlem sertleşimli yapıların DI1 sıcaklığı altında ısıtılmalarıyle süneklik ve tokluk özelliklerini geri kazanmaları olayı toparlanma toparlanma )
- TOPAZ[İng.] ile/değil/yerine/= TOPAZ
- TOPÇU ile TOPÇU ERİ ile TOPÇU ile TOPÇU
- TOPICAL[İng.] ile/||/<> TOPIK[ERM.]
( Yerel belli bir yüzey alanıyla ilgili olan topik Sonundaki ik Ermenice bir küçültme ekidir İstanbul Türkçesinde kullanılan topik diyalektolojik sözlüklerde ve ağızlarda geçmez Topikin İstanbuldaki Ermeniler arasında meze olarak kullanıldığını öğrendim Ancak Dankoff da eserinde topike yer vermemiştir )
- TOPİKAL/TOPICAL[İng.] değil/yerine/= YÜZEYSEL
- TOPLAMA | ÜRÜN ile/||/<> ÜRÜN
( değirği devrişi verim coğrafya kimya Ortaya çıkarılan elde olunan üretilen mal Üretilen mal ve hizmetler 1 Tepkime sonucu doğan özdek 2 Bir oluşum işlem ya da yapım sonucu elde edilen nesne 1 Genellikle satılan süt yumurta yün gibi üretilen bazı şeyler 2 Bir veya daha fazla sayıdaki diğer maddelerden biyolojik kimyasal veya fiziksel değişimlerin sonucu meydana gelen bir madde )
- TOPLAMA ve/||/<> ÇIKARMA ve/||/<> ÇARPMA ve/||/<> BÖLME
- TOPLAMAK ile BİR ARAYA GELMEK ile TOPLANDI ile TOPLAYICI ile TOPLAMA
- TOPLAMAK ile YARDIM FONLARI TOPLAMAK ile KOLEKSİYONLUK ile TOPLANDI ile TOPLAMA ile KOLEKSİYON ile KOLEKTİF ile KOLEKTİF ÇİFTLİK ile TOPLU İSİM ile TOPLU OLARAK ile KOLEKTİVİTE ile KOLEKTÖR
- TOPLANMAK ile KOLAYLIK ile UYGUN ile RAHATLIKLA ile MANASTIR ile MANASTIR ile KONGRE ile GELENEKSEL
- TOPLARDAMAR[İng. VEIN] ile/||/<> HEMAL YAY[İng. HEMAL ARCH] ile/||/<> KAN DAMARI[İng. BLOOD VESSEL] ile/||/<> PULMONER EMBOLİ[İng. PULMONARY EMBOLISM] ile/||/<> VARİS[İng. VARICOSE VEIN]
( Kanı kalbe taşıyan kan damarlarıdır. Akciğer toplardamarı hariç; oksijen yoğunluğu az, karbondioksit bakımından zengin kanın kalbe geri dönüşünü sağlarlar. Dolaşım sisteminin bir bölümünü oluşturmaktadırlar. Toplardamarlar, "ven" olarak da isimlendirilmektedir. @@ Kuyruk omurlarında her omur merkezinin ventralinde kuyruk atardamarı ve toplardamarlarını koruyan yay. @@ Canlı vücudunda kanın dolaştığı damarlardır. Dolaşım sistemi organlarıdır ve görevleri kanı vücudun farklı bölümlerine taşımaktır. Kan damarları temelde iki kategoriye ayrılır. Bunlar, atardamarlar (arter) ve toplardamarlardır (ven). @@ Pulmoner emboli, akciğerlerde bulunan pulmoner arterlerden birisinin tıkanmasıdır. Pulmoner emboli vakalarının çoğunda bacaklarda derin ven trombozu oluşur. Vücudun alt ekstremite adı verilen bacak ve ayak bölümlerinde bulunan toplardamarlarda oluşan pıhtı, sağ ventriküle gelir. Buradan da pulmoner arterlerle akciğere ulaşarak emboliye neden olur. Pulmoner emboli hayatı tehlikesi son derece yüksek olan hastalıklardan birisidir. Öyle ki miyokard enfarktüsü ve serebrovasküler kazalardan sonra, pulmoner emboli kardiyovasküler ölümlerin en önde gelen üçüncü nedenidir. @@ Kan akımının önündeki bir engel ya da venlerin fonksiyonel bozuklukları sonucu ortaya çıkan bir toplardamar hastalığıdır. En yaygın görüldüğü yer bacaklardır. İnsanlarda oldukça sık görülmektedir ve ciddi sıkıntılara yol açmamakla beraber kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilmektedir. Varisler mor mavi tonlarında, geniş ve kıvrımlı bir görüntüdedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TOPLARDAMAR ile ATARDAMAR
( Kirli kanın, gövdenin her yanından kalbe gitmesini sağlayan damar. İLE Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından gövdenin öteki bölümlerine kan taşıyan damar. )
- TOPLU HALDE BULUNMAK ile HOLDİNG ile KÜMELENME
- TOPLU ile BÖLME
- TOPLULUK | NÜFUS | POPÜLASYON ile/||/<> POPÜLASYON ile/||/<> POPÜLASYON[Fr. < POPULATION]
( Belli bir bölgede yaşayan aynı türün bireylerinden oluşan yaşama birliği ve topluluğu populasyon Ana kitle )
- TOPLULUK ile/ve AZINLIK
- TOPLULUK ile/ve BİRLİK
- TOPLULUK ile/ve/<> TOPLUM
( Tarihi olan. İLE/VE/<> Sosyete. )
( Gerçek bağlam. İLE/VE/<> Tüzel bağlam. )
( Çeşitli arçalar/durumlar ve sevgi bağı ile sürdürülür. İLE/VE/<> Adâlet/yasa ile ayakta tutulur. )
( Bilgisi ve/ya da bilgisizliği[cehaleti] çok olabilen. İLE/VE/<> İlmi ve irfanı yüksek olan/olması gereken. )
( Doğrudan ilişkiler ile. İLE/VE/<> Dolay(ım)lı ilişkiler ile. )
( Sevgi. İLE/VE/<> Akıl )
- TOPLUM = CEMİYET = SOCIETY[İng.] = SOCIÉTÉ[Fr.] = GESELLSCHAFT[Alm.] = SOCIETAS[Lat.] = SOCIEDAD[İsp.]
- TOPLUM ile/ve/||/<>/< TOPRAK
- TOPLUMBİLİM = İÇTİMAİYAT = SOCIOLOGY[İng.] = SOCIOLOGIE[Fr.] = SOZIOLOGIE[Alm.] = SOCIOLOGIA[İsp.]
- TOPLUMCU GERÇEKÇİLİK ile/||/<> TOPLUMCU GERÇEKÇİLİK
( İnsanı toplumsal ilişkileri içinde ele alan toplum gerçeklerini devrimci bir doğrultuda yansıtmayı amaçlayan yazın çığırı Gerçekçiliğin bu evresi içinde bir bütün olarak toplumcu sanatı ve tiyatroyu kapsar sanatçı ya da yazar emekçi sınıfın ve toplumcu düzenin amaçlarıyla temelde anlaşmıştır Eleştirel gerçekçilik toplumculuğu benimserken bu toplumculuğu kurma savaşı içindedir )
- TOPLUMSAL (OLAN) ile/ve KİŞİSEL (OLAN)
( Bir topluluk/toplum, en güçsüz bireyini yalnız bıraktığı anda, dağılmaya başlar. )
- TOPLUMSAL AHLÂK ile/ve İDEOLOJİK AHLÂK ile/ve DİNİ AHLÂK
- TOPLUMSAL AHLÂK ile/ve ÖDEV AHLÂKI
- TOPLUMSAL KABUL/LER ile/ve TOPLUMSAL 'KALIP/LAR'
( Aynı toplumdaki birçok birey [ve çoğunluk] tarafından, [kendileri için ne kadar uygun olmasa da] -sözlü ya da sözsüz, yazılı ya da yazısız- sürdürülen kurallara/geleneklere işaret eder. İLE/VE Daha çok, içleri boş [dayanaksız] olarak algılanan [ve olumsuz olarak değerlendirilen] alışkanlıklara/geleneklere işaret eder. )
- TOPLUMSAL/LIK ile/ve TARİHSEL/LİK
- TOPLUMSAL = SOCIAL[İng., Fr., İsp.] = GESELLSCHAFTLICH[Alm.] = SOCIALE[İt.]
- TOPOCHEMICAL REACTION[İng.] / RÉACTION TOPOCHIMIQUE[Fr.] / TOPOCHEMISCHE REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPOKİMYASAL TEPKİME
- TOPOGRAFİ/TOPOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= BÖLGESEL ANATOMİ ÇİZGELEMESİ
- TOPOISOMERASE[İng.] değil/yerine/= TOPOİZOMERAZ
( Bir topolojik formdan digerine DNA'yı dönüştüren enzimlerin bir sınıfıdır. DNA replikasyonunda bükümlü DNA nın dönerek açılmasını kolaylaştırır. DNA'nın topolojisinde görülen bir izomeraz enzimidir. İlk topoizomeraz, E.coli topo I, James C. Wang tarafından keşfedildi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TOPOLOJİ ile/||/<> TOPOLOJİ[Fr. < TOPOLOGIE]
( ilinge Bükülme veya halka gibi sürekli deformasyonlarla değişmeyen bir objenin özelliklerinin çalışılması )
- TOPRAK DOĞUMLU ile TOPRAĞI DOLDURAN
- TOPRAK SIÇANI ile/||/<> TOPRAK SIÇANI
( Microtus agrestis Kemiriciler Rodentia takımının sıçangiller Muridae familyasından bir memeli türü Küçüktür Avrupa Asya ve Kuzey Amerikada yaşar Ekin tarlalarına zarar verir Kemiriciler Rodentia takımının sıçangiller Muridae familyasından Avrupa Asya ve Kuzey Amerikada yaşayan ekin tarlalarına zarar veren küçük boylu bir tür )
- TOPRAK ile DÜNYA DOĞUMLU ile TOPRAK ile DÜNYEVİ ile DÜNYEVİ CENNET ile DÜNYAYA DOĞRU ile HAFRİYAT ile SOLUCAN
- TOPRAK ile KUM
( Toprak, herşeyi, hem iyiyi, hem de kötüyü içinde barındırır. )
( * hâk-dân-ı fenâ(fânilik toprağı): DÜNYÂ
* hâk-i beden: GÖVDE TOPRAĞI
* hâk-i beyâbân: ÇÖLÜN TOPRAĞI
* hâk-i bîmâr(hasta toprak): (mecaz) KIRMIZI ALTIN
* hâk-i kadem: AYAK TOPRAĞI
* hâk-i mezâr: MEZAR TOPRAĞI
* hâk-i mezellet: HORLUK, DÜŞKÜNLÜK TOPRAĞI
* hâk-i mürde(ölmüş toprak): VERİMSİZ TOPRAK
* hâk-i pâk: TEMİZ TOPRAK
* hâk-i pây: AYAK TOPRAĞI/TOZU
* hâk-i râh(yolun toprağı): UĞUR, KADEM
* hâk-i târîk(karanlık toprak): (mecaz) İNSAN CESEDİ
* hâk-i teng: MEZAR, KABİR, SİN
* hâk-i tîre(karanlık, siyah toprak): MEZAR, SİN
* hâk-i vatan: VATAN TOPRAĞI
* hâk-i zaîf: İNSAN )
( Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik nesnelerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. | Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. | Arazi, tarla. | Memleketli. | Kara. | Ülke. İLE Silisli kütlelerin, kayaların, doğal etkenlerle parçalanarak ufalanmasından oluşan, deniz kıyısı, dere yatağı vb. yerlerde çok bulunan, ufak, sert tanecikler. | Armut, ayva vb. meyvelerin etli bölümlerindeki sert tanecikler. | Gövdedeki bezlerin, özellikle böbreğin ürettiği ince ve katı tanecikler. )
- TOPRAKLAMA ile/||/<> TOPRAKLAMA
( Sinema TV Bir iletken ile toprak yerkabuğu arasında elektriksel bağlantı kurma Düz damlı olacak evin üzerine toprak dökme Yenikent Aksaray Niğde )
- TOPTANCI ile/||/<> TOPTANCI
( 1 Alım satım etikinliğini parça parça değil de toptan yapan tecimci 2 Kentin düzentasarında bunların etkinliklerine ayrılan bölgenin niteliği 1 Toptan satış yapan tecimen 2 Bu işi yapan tecimci Toptan satış yapan gerçek ya da tüzel kişi )
(1996'dan beri)