İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 35.706 başlık/FaRk ile birlikte,
35.706 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(108/144)
- RADIATION PROTECTION[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINIM KORUNUMU
- RADIATION RECEIVER[İng.] ile/||/<> RÉCEPTEUR DE RAYONNEMENT[Fr.] ile/||/<> STRAHLUNGSEMPFÄNGER[Alm.] ile/||/<> IŞINIM ALICISI
( Işınıma duyarlı araç ya da organ )
- RADIATION RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE DE RAYONNEMENT[Fr.] / STRAHLUNGSWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM DİRENCİ
- RADIATION SAFETY[İng.] / SÛRETÉ RADIOLOGIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINIM GÜVENLİĞİ
- RADIATION SCATTERING[İng.] / DISPERSION DU RAYONNEMENT[Fr.] / STRAHLUNGSSTREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM SAÇILMASI
- RADIATION SOURCE[İng.] / SOURCE DE RAYONNEMENT[Fr.] / STRAHLUNGSQUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM KAYNAĞI
- RADIATIONLESS TRANSITION[İng.] / TRANSITION SANS RAYONNEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINIMSIZ GEÇİŞ
- RADIATIVE COLLISION[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINIMLI ÇARPIŞMA
- RADIATIVE CORRECTION[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINIMLI DÜZELTME
- RADIATIVE EQUILIBRIUM[İng.] ile/||/<> ÉQUILIBRE RADIATIF[Fr.] ile/||/<> STRAHLUNGSGLEICHGEWICHT[Alm.] ile/||/<> IŞINIM DENGESİ
( Bir yüzeye ya da bir oylum parçasına giren ve çıkan ışınımın denk olması )
- RADIATIVE TRANSITION[İng.] / TRANSITION RADIATIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINIMLI GEÇİŞ
- RADICARBON DATING[İng.] ile/değil/yerine/= RADYOKARBON TARİHLEME
- RADİKAL/RADICAL[İng.] değil/yerine/= KÖKTEN
- RADİKAL ile/||/<> RADICAL[İng.] ile/||/<> RADICAL[Fr.] ile/||/<> RADICALIS[Lat.] ile/||/<> RADIKAL[Alm.] ile/||/<> KÖKLÜ
( Bir A dolamı içindeki tüm büyükçe özleklerin kesişimi Simgesi kök A )
- RADİKS/RADIX[İng.] değil/yerine/= SİNİR KÖKÜ
- RADIO ASTRONOMY[İng.] / RADIOASTRONOMIE[Fr.] ile/değil/yerine/= RADYOASTRONOMİ
- RADIO FREQUENCY[İng.] / RADIOFRÉQUENCE[Fr.] ile/değil/yerine/= RADYOFREKANS
- RADIO TELESCOPE[İng.] / RADIOTÉLESCOPE[Fr.] / RADIOTELESKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOTELESKOP
- RADIO WAVES[İng.] / ONDES RADIO[Fr.] / RADIOWELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYO DALGALARI
- RADIO WINDOW[İng.] / FENÊTRE RADIO[Fr.] / RADIOFENSTER[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYO PENCERESİ
- RADIO-OPAQUE[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINIM GEÇİRMEZ
- RADIO[İng.] / RADIO[Fr.] ile/değil/yerine/= RADYO
- RADIOACTIVATE[İng.] / RADIOACTIVER[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİNLEŞTİRMEK
- RADIOACTIVE AGE[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN YAŞ
- RADIOACTIVE CONCENTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN DERİŞİM
- RADIOACTIVE CONTAMINATION[İng.] / CONTAMINATION RADIOACTIVE[Fr.] / RADIOAKTIVE KONTAMINATION[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN/RADYOAKTİF BULAŞMA
- RADIOACTIVE DATING METHODS[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN YAŞ TAYİNİ YÖNTEMLERİ
- RADIOACTIVE DECAY[İng.] / DÉSINTÉGRATION RADIOACTIVE, DÉTÉRIORATION RADIOACTIVE[Fr.] / RADIOAKTIVER ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN/RADYOAKTİF BOZUNMA/BOZUNUM
- RADIOACTIVE ELEMENT[İng.] ile/değil/yerine/= RADYOAKTİF ELEMENT
- RADIOACTIVE EMANATION[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN YAYILMA
- RADIOACTIVE EQUILIBRIUM[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN DENGE
- RADIOACTIVE MATERIAL[İng.] ile/değil/yerine/= RADYOAKTİF NESNE
- RADIOACTIVE RESIDUE[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN ARTIK
- RADIOACTIVE SERIES[İng.] / SÉRIES RADIOACTIVES[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN DİZİLER
- RADIOACTIVE SOURCE[İng.] / SOURCE RADIOACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN KAYNAK
- RADIOACTIVE SUBSTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN ÖZDEK
- RADIOACTIVE WASTE[İng.] / DÉCHET RADIOACTIF[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN ATIK
- RADIOACTIVE[İng.] / RADIOAKTIV[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOAKTİF
- RADIOACTIVITY[İng.] / RADIOACTIVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİNLİK
- RADIOBIOLOGY[İng.] / RADIOBIOLOGIE[Fr.] / RADIOBIOLOGIE, STRAHLENBIOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOBİYOLOJİ
- RADIOCARBON DATING[İng.] / DATATION PAR LE RADIOCARBONE[Fr.] ile/değil/yerine/= RADYOKARBON YAŞ TAYİNİ
- RADIOCARTOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= RADYOKARTOGRAFİ
- RADIODERMATITIS[İng.] / RADIODERMITE[Fr.] ile/değil/yerine/= RADYODERMİT
- RADIODIAGNOSTIC[İng.] / RADIODIAGNOSTIC[Fr.] ile/değil/yerine/= RADYOTANI
- RADIOECOLOGY[İng.] / RADIOÖKOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOEKOLOJİ
- RADIOELEMENT[İng.] / RADIOELEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOELEMENT
- RADIOFREQUENCY CURRENT[İng.] / COURANT RADIOFRÉQUENCE[Fr.] / FUNKFREQUENZSTROM, RADIOFREQUENZSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOFREKANS AKIMI
- RADIOGRAM[İng.] ile/||/<> RADYOGRAM[Fr. < RADIOGRAMME]
( Radyografi sonucu üzerinde görüntü oluşturulmuş fotografik materyal )
- RADIOGRAPHY[İng.] / RADIOGRAPHIE[Fr.] / DURCHSTRAHLUNG, RADIOGRAPHIE, RÖNTGENOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOGRAFİ
- RADIOISOTOPE[İng.] / RADIO-ISOTOPE[Fr.] / RADIOISOTOP[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOİZOTOP
- RADIOLOGIST[İng.] ile/||/<> RADIOLOGISTE[Fr.] ile/||/<> RADIOLOGUE[Alm.] ile/||/<> RADYOLOG[Fr. < RADIOLOGUE]
( Tanı ve tedavide iyonlaştırıcı ışınım kullanan uzman )
- RADIOLUCENT, RADIOTRANSPARENT[İng.] / RADIOTRANSPARENT[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINIM GEÇİRGEN
- RADIOLUMINESCENCE[İng.] / RADIOLUMINESCENCE[Fr.] / RADIOLUMINESZENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOIŞILDAMA
- RADIOLYSIS[İng.] / RADIOLYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOLİZ
- RADIOMETRIC DATING[İng.] değil/yerine/= RADYOMETRİK TARİHLENDİRME
( Radyoaktif elementlerin bozunumuna dayalı olarak kayaların oluştukları tarihlerin kesin olarak belirlenmesinde kullanılan bir tekniktir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- RADIONUCLIDE DIFFUSION[İng.] ile/değil/yerine/= RADYONÜKLİT DİFÜZYONU
- RADIOPHOTOLUMINESCENCE[İng.] / RADIOPHOTOLUMINESZENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOFOTOIŞILDAMA
- RADIOSCOPY[İng.] / RADIOSCOPIE[Fr.] / DURCHLEUCHTUNGSAPPARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOSKOPİ
- RADIOSONDE[İng.] / RADIOSONDE[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOSONDA
- RADIOTÉLÉPHONIE/TELSIZ TELEFON | RADYOTELEFON/RADIOTÉLÉGRAPHIE/TELSIZ TELGRAF | RADYOTELGRAF/RADIOLOGISTE[Fr. < RADIO] değil/yerine/= RADIOLOGIST/RADIOGRAM[İng.] değil/yerine/= RADIOLOGUE[Alm.] değil/yerine/= RADYO
( TV. Elektriksel imleri, telsiz olarak yaymak amacıyla elektromıknatıs ışınımdan yararlanma. @@ bk. almaç @@ (fizik) )
- RADIOTHERAPY[İng.] / STRAHLENTHERAPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOTERAPİ
- RADIOTHERAPY[İng.] ile/||/<> IŞIN TEDAVİSİ
( Kanser gibi hastalıklı dokulara beta gamma ve X ışınları gibi radyoaktif ışınlarla tedavi yapılması radyoterapi )
- RADIOTHERMOLUMINESCENCE[İng.] ile/değil/yerine/= RADYOTERMALIŞILDAMA
- RADISH[İng.] ile/||/<> RADIS[Fr.] ile/||/<> RAPHANUS RAPHANISTRUM[Lat.] ile/||/<> RETTICH[Alm.] ile/||/<> TURP[Fars. < TURB, TURUB]
( Turpgiller Cruciferae familyasından 1550 cm kadar boylanabilen beyaz ya da sarı çiçekli tek yıllık otsu bir bitki turp turp turıp turp türpi turp turb turub turf a radish Farsçada turma biçimi de a radish olarak geçer Türk diyalektlerinde turp yanında turma biçimi de kullanılır Blk turma turp torma Orta Türkçede de turma turp olarak geçer Macarca torma biçimi eski bir Türk diyalektinden alınmıştır Moğolcada da turma radish olarak kullanılır )
- RADIUM CELL[İng.] / CELLULE DU RADIUM[Fr.] / RADIUMZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYUM GÖZESİ/HÜCRESİ
- RADIUM DATING[İng.] / DATATION PAR LE RADIUM[Fr.] / RADIUM-ALTERSBESTIMMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYUM YAŞ TAYİNİ
- RADIUM NEEDLE[İng.] / AIGUILLE DU RADIUM[Fr.] / RADIUMNADEL[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYUM İĞNESİ
- RADIUM PLAQUE[İng.] / PLAQUE DE RADIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= RADYUM LEVHASI
- RADIUM[İng.] / RADIUM[Fr.] / RADIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYUM
- RADIUS OF GYRATION[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNME YARIÇAPI
- RADIUS OF NUCLEUS[İng.] / KERNRADIUS[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK YARIÇAPI
- RADOME[İng.] / RADÔME[Fr.] ile/değil/yerine/= RADOM
- RADON; EMANATION; RADIUM EMANATION[İng.] / RADIATION, ÉMANATION DU RADIUM[Fr.] / RADON, RADIUMEMANATION[Alm.] ile/değil/yerine/= RADON
- RADON ile/||/<> RADON[Fr. < RADON]
( kimya Atom numarası 86 atom ağırlığı 222 olan doğal radyoaktif element Rn )
- RADYASYON/RADIATION[İng.] değil/yerine/= IŞINIM
- RADYO OYUNU ile/||/<> RADYO OYUNU
( Radyoda oynamak üzere yazılan göze değil kulağa yönelen oyun Bu oyunları yazmak özel bir teknik gerektirir Radyoda oynanmak üzere yazılmış kulağa yöneldiği için konuşmalarla eylemin ilerlediği özel uygulayım gerektiren oyun )
- RADYOAKTİF/RADIOACTIVE[İng.] değil/yerine/= IŞIN ETKIN
- RADYOAKTİFLİK ile/||/<> RADYOAKTİFLİK
( radyoetkinliği radyoaktivite kimya Bazı nüklidlerin kendiliğinden tanecik gama ışınımı veya elektron kapmasıyla X ışını yayma ya da fisyon yapabilme özelliği radyoaktiflik )
- RADYOAKTİVİTE/RADIOACTIVITY[İng.] değil/yerine/= IŞIN ETKINLİK
- RADYOAKTİVİTE ile/||/<> RADYOAKTİFLİK
( radyoaktiflik Bazı elementlerin alfa parçacıkları beta parçacıkları ve gama ışınları gibi iyonlaşan parçacıklar çıkarması ile çekirdeklerinin parçalanmaya uğraması olayı radyoetkinliği radyoaktivite kimya Bazı nüklidlerin kendiliğinden tanecik gama ışınımı veya elektron kapmasıyla X ışını yayma ya da fisyon yapabilme özelliği radyoaktiflik )
- RADYOBİYOLOJİ ile/||/<> RADYOBİYOLOJİ[Fr. < RADIOBIOLOGIE]
( İyonlaştırıcı ışınımın canlı doku üzerindeki etkisini inceleyen bilim dalı bios hayat logos bilim X ışınları gibi zararlı ışınların canlı hücreler ve organizmalar üzerindeki etkisini inceleyen bilim dalı Radyasyonun canlılar üzerine etkisini inceleyen bilim dalı Radyasyon biyolojisi )
- RADYOGRAFİ/RADIOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= X-IŞINLI GÖRÜNTÜLEME
- RADYOİZOTOP ile/||/<> RADYOİZOTOP[Fr. < RADIO-ISOTOPE]
( Belirli bir elementin radyoaktif olan izotopu Bileşiklerin ve biyolojik moleküllerin izlenmesi deneylerinde kullanılan 14C 3H 32P 131I gibi bir elementin radyoaktif izotopu Canlı organizmaya verildikten sonra hedeflenen organ veya dokuda toplanan ve radyoaktif ışın yayan madde )
- RADYOLİNK (YAYINI), LİNK, BAĞLAYICI İSTASYONLAR ile/||/<> RADIO LINK, MICROWAVE LINK, DIRECTIONAL LINK[İng.] ile/||/<> FAISCEAU HERTZIENNE (RADIOÉLECTRIQUE), CÂBLE HERTZIEN, LIAISON HERTZIENNE, RAYONS HERTZIENS[Fr.] ile/||/<> RICHTFUNKVERBINDUNG, RICHTFUNKSTRECKE, DEZISTRECKE, MIKROWELLENWERBINDUNG[Alm.] ile/||/<> TELSİZ BAĞLANTISI
( TV 1 Çok engebeli yerlerde ya da çok geniş bir televizyon ağı kurulmak istendiğinde minidalga yardımıyla birbirini görebilen iki uzak nokta arasında kurulan bağlantı 2 Dışarıda canlı yayınlarda yayın arabasından işliğe ya da verici yayaca işlikten verici yayaca minildalga yardımıyla kurulan bağlantı )
- RADYOLOJİ/RADIOLOGY[İng.] değil/yerine/= IŞIN BİLİMİ
- RADYOLÜSENT/RADIOLUCENT[İng.] değil/yerine/= IŞIN GEÇİRİR
- RADYONÜKLIT/RADIONUCLİDE[İng.] değil/yerine/= IŞINLI ÇEKİRDEK
- RADYOOPAK/RADIOPAQUE[İng.] değil/yerine/= IŞIN GEÇİRMEZ
- RADYOOPASITE/RADIOPACITY[İng.] değil/yerine/= IŞIN GEÇİRMEZLİK
- RADYOPROTEKSİYON/RADIOPROTECTION[İng.] değil/yerine/= IŞINDAN KORUNUM
- RADYOSKOPİ ile/||/<> RADYOSKOPİ[Fr. < RADIOSCOPIE]
( fizik Belirli bir süre X ışınları vererek iç organ ve oluşumları ekran üzerinde görerek inceleme floroskopi skopi )
- RADYOTERAPİ/RADIOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= IŞIN SAĞALTIMI
- RAF BULUT ile/ve/||/<> YUVARLANAN (TÜP/YAY) BULUT
( ... İLE/VE/||/<> Nadir görülen bu uzun bulutlar, ilerleyen soğuk hava cephelerine yakın konumlarda oluşur. Özellikle de ilerleyen bir fırtına cephesinden gelen aşağı yönlü bir hava akımı, nemli ılık havanın yükselmesine, çiy sıcaklığının altına düşmesine ve böylece bir bulut oluşmasına neden olabilmektedir. Böyle bir olay, geniş bir cephe boyunca düzgün biçimde oluştuğundaysa bir yuvarlanan bulut oluşur. Yuvarlanan bulutlar, uzun yatay eksenleri boyunca dönüp dolaşan bir hava akımına sahip olabilmekte, yani yuvarlanabilmektelerdir. Bir tür yay bulutu olan yuvarlanan bulutlar, kendilerine benzeyen raf bulutlarının tersine kaynakları olan "kümülonimbus[cumulonimbus]" bulutlarından tamamen ayrılmış durumdalardır.
[Daha çok, Amerika'daki Michigan gölü üzerinde görülmektedir.] )
( ... VS./AND/||/<> A Roll cloud is a relatively rare, low-level horizontal, tube-shaped accessory cloud completely detached from the cumulonimbus base, unlike the more common shelf cloud. When present, it is located along the gust front and most frequently observed on the leading edge of a line of thunderstorms, a cold front or line squalls. The roll cloud will appear to be slowly "rolling" about its horizontal axis. Roll clouds are not and do not produce tornadoes.
They are caused by a downdraft from an advancing storm causing moist warm air to rise, cool below its dew point and form a cloud.
[We see mostly at Lake Michigan in USA.9 )
- RAF ÖMRÜ ile/||/<> RAF ÖMRÜ
( Gıda ve ürünün tüketicinin sağlığını riske sokmayacak kabul edilebilir niteliklere sahip olduğu üretim tarihinden itibaren uygun koşullarda spesifik özelliklerini muhafaza edebildiği süre Gıda maddelerinin üretim tarihinden itibaren uygun koşullarda kalite özelliklerini koruyabildiği süre )
- RAF ile/||/<> RAF[Ar. < REFF]
( Mobilyanın içine kitap tabak vb eşyaları yerleştirmek için konulan ağaçtan düz tabla )
- RAFİNAJ, SAFLAŞTIRMA | ARITIM ile/||/<> ARITIM
( 1 genel uygulayım Bir ürünün arılığını bozan özdek nesne vb ayırma işlemi 2 kâğıtçılık Hamura kâğıtlaşması için gerekli olan fiziksel özellikleri kazandırma işlemi 3 yeryağı kimyası kimya Yeryağı ürünlerini yakıt yağ vb elde etme yöntem ve işlemlerinin tümü Şeker yeryağı metal gibi özdeklerin katışıklardan ayrılarak elde edilme işlemi )
- RAFİNERİ, TASFİYEHANE ile/||/<> FINERY, REFINERY[İng.] ile/||/<> RAFFINERIE[Fr.] ile/||/<> ARITIMEVİ
( işleyim Şeker yeryağı vb elde edilen ürünlerin arılaştırıldığı yer )
- RAFİT ile/||/<> RAFİT[Fr. < RAPHIDE]
( biyoloji Bitki hücrelerinde metabolizma ara ürünleri olarak meydana gelen ve iğne şeklinde kalsiyum okzalat kristalleri Bitki hücrelerinde iğne biçiminde biriken kalsiyum oksalat kristalleri )
- RAHAT/KOLAY ile KENDİLİĞİNDEN
- RAHAT/LIK ile/ve ÖZGÜR/LÜK
( ÖZGÜR: Varoluş ve etkinliği öz belirlenimli. )
- RAHATLATICI | GEÇİCİ | PALYATİF ile/||/<> PALYATİF ile/||/<> PALYATİF[Fr. < PALLIATIF]
( Hastalık belirtilerini iyileştirmeksizin geçici olarak hafifleten veya ortadan kaldıran ilaç veya yöntemler )
- RAHATLIK ile/ve CESÂRET
( Gereksiniminiz, içimizde bulacağımız cesârettir. )
- RAHATLIK ile/ve YAKINLIK
- RAHATSIZ EDİCİ ile İTİCİ
- RAHATSIZ ETMEK ile HUZURU BOZMAK ile RAHATSIZLIK ile RAHATSIZ
- RAHATSIZ OLMAK ile GOCUNMAK
- RAHATSIZLIK ile İKNA EDİLEMEZ
- RAHATSIZLIK ile RAHATSIZLIK ile TAVSİYE ETMEMEK ile DAĞITMAK
- RAHATSIZLIK ile/||/<> SAYRILIK
( Hastalık. )
- RAHİBE | PEYGAMBERDEVESİ ile/||/<> PEYGAMBERDEVESİ
( Sıcak ve ılıman ülkelerde yaşayan genellikle yeşil renkte ve ortalama 5 cm boyunda düzkanatlı çok obur böcek Eklem bacaklı hayvanlardan böcekler Insecta sınıfının düz kanatlılar Orthoptera takımından 75 mm kadar uzunlukta vücudu ince yapılı ön göğüs bölütü çok uzamış açık sarı kül rengi ya da açık yeşil renkte olan bir tür )
- RAHİM | ARA MADDE | MATRİKS ile/||/<> MATRİKS ile/||/<> MATRIKS[Alm. < MATRIX]
( matter anne 1 Bağ dokusunun taban maddesi 2 Kromozonda kromonemanın içinde bulunduğu dolgu maddesi biyoloji 1 Bağ dokusunun öz bağ kemik kıkırdak su mineral maddeler glikozaminoglikanlar ve proteoglikanlar gibi maddelerden oluşan zemin maddesi 2 Kloroplâstlarda zarların içinde kalan zemin maddesi Stroma 3 Mitokondrilerde iç zarın çevrelediği zemin maddesi 1 Kloroplastlarda zarların içinde kalan zemin maddesi stroma 2 Mitokondrilerde iç zarın çevrelediği yarı sıvı madde 1 Kemik dokuda bulunan hücre içi madde 2 Kendisinden kıl tırnak bazal zar veya hücre iskeleti gibi yapı veya unsurların şekillendiği dokuların genel adı 3 Döl yatağı 4 Bir nesneye biçim veren veya dayanak olan şey 4 Bir hücre veya organelin jel kıvamındaki sıvı içeriği )
- RAHİM | DÖL YATAĞI ile/||/<> DÖL YATAĞI
( karşılık uterus Dişi hayvanlarda yumurta ya da yavrunun geliştiği yumurta kanalının genişlemiş olan bölgesi Dişi hayvanlarda yumurta ya da yavrunun geliştiği yumurta kanalının genişlemiş bölgesi Rahim uterus Dişi üreme sisteminde fetüsu doğuma kadar beslemek ve barındırmakla görevli bir organ rahim uterus Pelvis boşluğunda yer alan yapısı içten dışa doğru endometriyum miyometriyum ve perimetriyumdan oluşan ve memelilerde embriyonun yerleşip geliştiği oluşum rahim uterus metra buzağılık kuzuluk matriks Hayvanlarda iki kornunun açıldığı bu organın lamina propriyasında döl yatağı bezleri bulunur )
- RAHİM | DÖL YATAĞI ile/||/<> UTERUS
( (karşılık: uterus) Dişi hayvanlarda yumurta ya da yavrunun geliştiği, yumurta kanalının genişlemiş olan bölgesi. @@ Dişi hayvanlarda yumurta ya da yavrunun geliştiği, yumurta kanalının genişlemiş bölgesi. Rahim, uterus. @@ Dişi üreme sisteminde, fetüsu doğuma kadar beslemek ve barındırmakla görevli bir organ, rahim, uterus. @@ Pelvis boşluğunda yer alan, yapısı içten dışa doğru endometriyum, miyometriyum ve perimetriyumdan oluşan ve memelilerde embriyonun yerleşip geliştiği oluşum, rahim, uterus, metra, buzağılık, kuzuluk, matriks. Hayvanlarda iki kornunun açıldığı bu organın lamina propriyasında döl yatağı bezleri bulunur. )
- RAHMET ve/||/<>/>/: BİR AMACA, DESTEK
- RAILS[İng.] ile/||/<> RALLIDÉS[Fr.] ile/||/<> RALLIDAE, RALLUS: SU YELVESI[Lat.] ile/||/<> WASSERHÜHNER[Alm.] ile/||/<> SU TAVUĞUGİLLER
( Kuşlar Aves sınıfının bataklık kuşları Grallae takımından gagaları yandan basık kanatları ve kuyrukları kısa bataklık ve su kenarlarında yaşayan dünyanın her tarafına yayılmış türleri olan bir familya )
- RAIN BARREL, RAIN PIPE[İng.] ile/||/<> TUYAU À PLUIE[Fr.] ile/||/<> REGENROHR[Alm.] ile/||/<> YAĞMUR BORUSU
( Yağmur damlacıklarını sağlayan alt tarafı delikli boru Bu boru genellikle dekordaki pencerenin kulis tarafındaki üst kesimine yerleştirilir )
- RAISING[İng.] ile/||/<> SE REDRESSER[Fr.] ile/||/<> SICH AUFRICHTEN[Alm.] ile/||/<> DOĞRULMA
( Genellikle gövdeyi bükülü duruştan doğal duruşa geçirme )
- RAJAH[İng.] ile/||/<> RAJAH, RADJAH[Fr.] ile/||/<> RADSCHA, RAJAH[Alm.] ile/||/<> RACA[Fr. < RAJA]
( Hindistanda küçük hükümdarın sanı )
- RAKAM ile DİJİTAL ile DİJİTAL SAAT ile DİJİTALLEŞTİRİLMİŞ ile RAKAMLAR
- RAKAM ile/||/<> RAKAM[Ar. < RAKAM]
( Bîr doğal sayıyı göstermeğe yarayan ad Biçimsel sayı kuramında n sayısını gösteren rakam sıfır 0 imi ile bu imin sağına yazılan n sayıda ardıl iminden oluşan deyimdir Örn 3 sayısını gösteren rakam 0 deyimidir matematik Sayıları yazmak için kullanılan simgelerden her biri )
- RAKIM, KOT | İRTİFA | RÂKIM | İRTİFÂ | PLATFORM | YÜKSELTİ ile/||/<> YÜKSELTİ
( Bir uzambiçimin belirli bir anlam taşıyan öğelerinden biri Örnek Tepenin tabana uzaklığı iki kıyının birbirine uzaklığı iki tabanın birbirine uzaklığı 1 Bir yerin başlangıç olarak alınan yatay düzlemden yüksekliği ve bu yüksekliği gösteren sayı 2 Yapı tasarçizimlerinde boyutları göstermek için ölçü çizgileri üzerine yazılan sayı ölçü sayısı Karalar üzerinde herhangi bir nokta ile deniz yüzü arasındaki düşey uzaklık kit matematik coğrafya yükseklik Sahne üzerinde değişik düzey elde etmek için çeşitli yükseklikte yapılan düzey )
- RAKIM[Ar.] ile YÜKSEKLİK
- RAKIM ile RAKIMSAL
- RAKİP, HASIM ile/||/<> RIVAL[İng.] ile/||/<> GEGNER[Alm.] ile/||/<> YAĞI
( Kendisiyle karşılaşılan yumrukoyuncusu Az yağı yağı yau yav yov cō jau Alt yū 1 düşman 2 savaş Kȗr you savaş Kuğ yığ savaş ordu düşman çā düşman savaş şağ savaş Eski Türkçeden başlayarak kullanılır yağı Orta Türkçede yağı düşman olarak geçer Eski Kıpçakçada da yağı biçimi kullanılır Kökeni karışıktır Ramstedt ZİRGO 34 551 JSFOu 32 2 KWb 83a Türkçe yağı ve Moğolca dayin biçimlerinin Çinceden geldiğini sık sık dile getirmiştir Onun bu savını Brockelmann OGM 18 ɛ işaretiyle vermişse de Doerfer TMEN 1801 ve Joki LwSS 323324 gibi yazarlar eleştirmişlerdir Gombocz NyK 35 267268 KSz 13 22 Türkçe yağı ve Moğolca dayin biçimlerini birleştirmiştir Poppe UJb 6 104 Ramstedte uyarak Moğolca biçimlerin dağinden çıktığını seslendirmiştir Sanjeev JaP 695 de bu birleştirmeyi vermiştir Doerfer KhalMat 274 Räsänen V 178a Ramstedte dayanarak Türkçe ve Moğolca biçimleri birleştirmiştir Buna karşılık Clausona göre ED 898 Moğolca dayi n Türkçeden kalma eski bir alıntıdır Tuvaların düşman olarak kullandıkları dayzın biçimi Moğolcadan alınmıştır Räsänen V 130a Tatarintsev Vlijanie 64 Moğolca sun sün ekinin Tuvacada zın zine çevrildiğini bildirmiştir Türkçe yağı komşu dillere de geçmiştir Doerfer TMEN 1801 Yeni diyalektlerin bir bölümünde yağının yerine Farsça düşman geçmiştir düşman )
- RÂKİP(/B) ile RAKÎP(/B)
( Binici. İLE Karşı(sında) olan. )
- RAKKAS | SARKAÇ ile/||/<> SARKAÇ
( Düzgün salınım yapan bir noktasından asılmış bir ağırlık Düzgün olarak gidip gelme devimi yapabilen herhangi bir düzen saat içindeki ince sarmal yay gibi fizik Ağırlık özeğinin üstündeki bir noktadan asılan denge konumundan biraz ayrıldıktan sonra bırakıldığında bir salınım devinimi yapan nesne Düşey doğrultunun iki yanında salınacak biçimde asılmış salınabilen nesne fizik )
- RAKKÂS-İ BERKÎ[Osm.] / ELECTRICAL PENDULUM[İng.] / PENDULE ÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİKSEL SARKAÇ
- RAKKAS[Ar. < RAKKÂS] >< RAKKASE
( (Körm. O.): Erkek dansçı. @@ bk. dansçı. )
- RAKKAS[Osm.] / PENDULUM[İng.] / PENDULE[Fr.] / PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SARKAÇ
- RAKLET | KAZAĞI ile/||/<> KAZAĞI
( 1 Rende Belenören Keleş Bursa 2 Kaplardaki kirli ve paslı kısımları temizlemekte kullanılan araç Yalvaç Isparta )
- RAKOR | UYUŞUM ile/||/<> UYUŞUM
( Sinema TV 1 İki çekim arasında anlam devinim ışık bezem donatım oyun yön renk vb yönlerden aykırılık olmaması durumu 2 İki çekimin izleyicide birbirinin tümleyicisi olduğu duygusunu uyandıran özellik 3 İki çekimi birleştirirken gözetilen ortak öğelerin sağladığı sonuç Uyuşumsuzluk karşıtı Duyu örgenlerini gelen uyarımları açık olarak izleyebilmeye hazırlayan devinim )
- RAKS | DANS ile/||/<> DANS[Fr. < DANSE]
( Kişinin tinsel durumunu birtakım gövdesel devinimlerle açığa vurması Müzik tartımına ve hızına uyularak yapılan güzelduyusal değer taşıyan düzenli ve uyumlu gövde devinimleri dans )
- RAKS, İHTİZAZ | SALINIM ile/||/<> SALINIM
( Sinema TV Bir denge durumu çevresinde oluşan birim zamandaki yinelenme sayısına yinelenim ve yeğinliğine genlik göre belirlenen dönemsel devinim Zaman dizileri Bir zaman dizisinin ortalama çevresindeki düzenli dalgalanması fizik Düzenli olarak hep eş konumlardan eş hızla geçen nesnenin oluşturduğu devinim 1 Bir sarkacın bir salıngacın durmadan yinelenen gidip gelme devinimi 2 Bir dalgalı akım çevriminde eksiciklerin ileri geri yinelenen titreşimi fizik astronomi )
- RAKSETMEK | SALINMAK ile/||/<> SALINMAK
( fizik )
- RAKUN ile NASUA
( Kuzey Amerika'da yaşar. İLE ... )
(
ile ... )
(
ile
)
- RAKURSİ | KISALTIM ile/||/<> KISALTIM
( Sinema TV Görünge nedeniyle bazı boyutları daha kısa görünen nesneleri alıcıyla bu yolda aktararak sağlanan sonuç etki Resim Resimde ya da doğada kaçış çizgilerinin başlangıçları ile kaçış noktası arasının kısa olduğu görünüş Örn yatay bir kadının ayakları dibinden bakınca ayak parmakları ucunda dizleri dizlerinin hemen üstünde de göğüs ve çenesi görülür )
- RALE[İng.] ile/||/<> HARHARA[Ar. < HARHARA]
( Bronş veya bronşçuklar içerisinde eksudat transudat kan veya aspirasyon sıvısının varlığını gösteren hastalık belirtisi sesler ral sesleri subkrepitan Yaş ve kuru harharalar olarak ikiye ayrılır )
- RALLİ[İng.] değil/yerine/= ARABA YARIŞI
- RAM/RANDOM ACCESS MEMORY[İng.] değil/yerine/= RASTGELE ERİŞİMLİ BELLEK
- RAMAN EFFECT[İng.] / EFFET RAMAN[Fr.] / RAMAN-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMAN ETKİSİ
- RAMAN SPECTROSCOPY[İng.] / SPECTROSCOPIE RAMAN[Fr.] / RAMAN-SPEKTROSKOPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMAN TAYF BİLGİSİ/BİLİMİ
- RAMAN-RAYLEIGH RATIO[İng.] / RAMAN-RAYLEIGH-VERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMAN-RAYLEİGH ORANI
- RAMAZAN ve/>/ya da FITR BAYRAMI[RAMAZAN ve/>/ya da ŞEKER BAYRAMI değil!]
( ... ve ÎD el-FITR[Ar.]: KAHVALTI | HARİ RAYA AİDİL FİTRİ[Malezya ve Singapur'da] | IDUL FİTRİ ya da LEBARAN[Endonezya'da] | SHEMAI EID[Bangladeş'te] )
- RAMBLE | DOLGU ile/||/<> DOLGU
( Bir maden yatağında filizle birlikte bulunan çoğunlukla değersiz taş ya da mineral maddeleri Boya plastik kauçuk vb ürünlerin özelliklerini geliştirip mal oluşlarını düşürmek için içlerine katılan özdek 1 bayındırlık Bir yeri yükselterek bir çukuru doldurarak elde edilen sonuç 2 madencilik a Maden ocaklarında çıkarılan tözün yerine doldurulan değersiz gereç b Bu gereçleri doldurma işlemi 3 yapıcılık Arası karmaş ve ufak taşlarla dolu iki yüzü taş duvar birikme )
- RAMBLE | ŞARJ | DOLDURMAK ile/||/<> DOLDURMA ile/||/<> DOLDURMAK ile/||/<> DAMGA DOLDURMAK
( damga doldurmak Gerekli olmayan sözler ve benzetmelerle dolu anlatım 1 bayındırlık Bir yeri yükseltme ya da bir çukuru dolgu gereciyle istenilen biçime sokma 2 madencilik Maden ocaklarında çıkarılan töz yerine değersiz dolgu gerecini yerleştirme 4 yapıcılık a Duvardaki yarık delik vb dolgu gereciyle kapama düzeltme b İki taş duvarın arasındaki boşluğa dolgu gereçlerini koyma Özdeciklerin boy ile biçimlerine göre bir oylumu kaplayıp dizilmeleri tarım )
- RAMNITOL[İng.] ile/değil/yerine/= RAMNİTOL
- RAMPE[İng.] ile/||/<> RAMPE[Fr.] ile/||/<> RAMPE[Alm.] ile/||/<> RAMP[Fr. < RAMPE]
( Sahne düzeyinin seyirciye en yakın kesimi sahne kenarı )
- RAMSAUER EFFECT[İng.] / EFFET RAMSAUER[Fr.] / RAMSAUER-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMSAUER ETKİSİ
- RAMSAY-SHIELDS-EÖTVÖS EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE RAMSAY-SHIELDS-EÖTVÖS[Fr.] / RAMSAY-SHIELDS-EÖTVÖS-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMSAY-SHİELDS-EÖTVÖS DENKLEMİ
- RAMSAY-YOUNG RULE[İng.] / RÈGLE DE RAMSAY-YOUNG[Fr.] / RAMSAY-YOUNG-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMSAY-YOUNG KURALI
- RAMSDEN CIRCLE[İng.] / CERCLE DE RAMSDEN[Fr.] ile/değil/yerine/= RAMSDEN DAİRESİ
- RAMSDEN DISC[İng.] / DISQUE DE RAMSDEN[Fr.] / RAMSDEN-SCHEIBE[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMSDEN DİSKİ
- RAMSDEN EYEPIECE[İng.] / OCULAIRE DE RAMSDEN[Fr.] ile/değil/yerine/= RAMSDEN GÖZMERCEĞİ
- RAMSEY FRINGES[İng.] / FRANGES DE RAMSEY[Fr.] / RAMSEY-FRANSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMSEY SAÇAKLARI
- RANDEVU ile/||/<> APPOINTMENT[İng.] ile/||/<> BULUŞMA
( Bir alan araştırmasında gözlemcilerin yanıtlayıcılarla görüşmek üzere yer gün ve saat saptayarak yaptığı sözleşme )
- RANDOM COPOLYMER[İng.] ile/değil/yerine/= GELİŞİGÜZEL KOPOLİMER
- RANDOM ERROR[İng.] / ZUFÄLLIGE FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRSİZ HATA
- RANDOM[İng.] değil/yerine/= RASTGELE
- RANDOMİZASYON/RANDOMIZATION[İng.] değil/yerine/= RASTGELELEŞTİRME
- RANDOMİZE/RANDOMIZED[İng.] değil/yerine/= RASTLANTISAL
- RANJ | ARZ | GENİŞLİK ile/||/<> GENİŞLİK
( TV Almaçtaki resmin yatay uzunluğu Tiyatro konuşmasında bir oyuncunun çıkardığı çeşitli ses tonlarının tümüne birden verilen ad Bir dağılımda en büyük ve en küçük değerler arasındaki çıkarım II 1 Bir uzambiçimin belirli iki ucu ya da iki yüzü arasındaki uzaklık Anlamdaş en 2 Genişliği belirten nicelik Anlamdaş en matematik aralığıni matematik Tiyatro konuşmasında bir oyuncunun çıkardığı ses tonlarının tümüme birden verilen ad )
- RANJ | ARZ | GENİŞLİK ile/||/<> KÖŞEGEN ile/||/<> YÜKSEKLİK
( TV. Almaçtaki resmin yatay uzunluğu. @@ Tiyatro konuşmasında bir oyuncunun çıkardığı çeşitli ses tonlarının tümüne birden verilen ad. @@ Bir dağılımda, en büyük ve en küçük değerler arasındaki çıkarım. @@ (II) 1. Bir uzambiçimin belirli iki ucu ya da iki yüzü arasındaki uzaklık, Anlamdaş. en. 2. Genişliği belirten nicelik, Anlamdaş. en. @@ (matematik) @@ (aralığın-i) (matematik) @@ Tiyatro konuşmasında bir oyuncunun çıkardığı ses tonlarının tümüme birden verilen ad. @@ )
- RANK[İng.] / RANG[Alm.] ile/değil/yerine/= SIRA
- RANKINE CYCLE[İng.] / CYCLE DE RANKINE[Fr.] / CLAUSIUS-RANKINE-PROZESS, RANKINE-KREISPROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= RANKİNE ÇEVRİMİ
- RANKINE SCALE[İng.] / ÉCHELLE DE RANKINE[Fr.] ile/değil/yerine/= RANKİN ÖLÇEĞİ
- RANKINE TEMPERATURE SCALE[İng.] / ÉCHELLE DE TEMPÉRATURE RANKINE[Fr.] / RANKINE-TEMPERATURSKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= RANKİNE SICAKLIK ÖLÇEĞİ
- RAOULT'S LAW[İng.] / LOI DE RAOULT[Fr.] / RAOULTSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= RAOULT YASASI
- RAPESEED OIL, COLZA OIL, COLE OIL, RAPE OIL[İng.] / RUBSAMEN OIL, RAPSSAMENOIL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLZA TOHUMU YAĞI
- RAPOR[İng.] değil/yerine/= YAZANAK
( Herhangi bir işte, bir konuda yapılan inceleme, araştırma sonucunu, düşünceleri ya da saptamaları bildiren yazı. )
- RAPPORT[Fr. < RAPPORT] ile/||/<> RAPOR ile/||/<> RAPOR[Fr. < RAPPORT]
( Her tür konu üzerinde yapılan izleme inceleme ve denetleme sonucunda düzenlenen belge )
- RAPTİYE ile SABİTLEME
- RARE EARTH ELEMENTS[İng.] / ÉLÉMENTS DES TERRES RARES[Fr.] ile/değil/yerine/= NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ
- RAREFACTION WAVE[İng.] / ONDE DE RARÉFACTION[Fr.] ile/değil/yerine/= SEYREKLEŞME DALGASI
- RAREFACTION[İng.] ile/değil/yerine/= SEYREKLEŞME
- RASAD YAPMAK | GÖZLEMEK ile/||/<> GÖZLEME ile/||/<> GÖZLEMEK
( Gökcisimleri ve olaylarını çıplak gözle ırakgörürlü ya da herhangi bir araçla izleyip bulunan değerleri saptamak cizeleme Yağlı yufka Hacılar Kadıobası Güdül Ankara cizeleme Mudurnu Bolu izlemek )
- RASAD, MÜŞAHEDE | GÖZLEM ile/||/<> GÖZLEM
( Bir gökcismini ya da olayını çıplak gözle ya da bir araçla izleyerek görülen değerleri saptama işlemi Belirli bir konu ya da gerçeği anlamak için onun kendiliğinden ortaya çıkan türlü belirtilerini izleme ve görgül olarak veri toplama işi 1 Bir olayı bir gerçeği ya da bir nesneyi iyi anlamak için bu olay gerçek ya da nesnenin türlü belirti ve koşullarını izleme ve inceleme işi 2 İzleme ve inceleme sonucu elde edilen ölçü puan ya da derece biçimindeki değerlere verilen ad 3 Bir kimsenin ya da bir kümenin etkinliğini belli bir süre gözlemek ve bu süre içinde ortaya çıkan davranışları bir yere yazmak işlemi Bir yazı ya da yapıtı yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi deney inceleme ve araştırma yapma işi Bu gerçekçi yazının roman öykü vb yapıtlarında sanat yönünden çok önemli saydığı bir eylemdir Olayların kişilerin gözle görülmesi yeterli sayılmaz Gözlemin tam olabilmesi için olayın başlangıcıyla olayı gerektiren koşulları ve bu koşullar altında nasıl geliştiğini varılan sonucu inceleyerek saptamak gerekmektedir Doğa olaylarının işleyiş yasalarını bulmak amacıyla yapılan bilimsel araştırmaların ilk basamağı olayların oluşum ve yürüyüşünü kimi gereçler yardımıyla izleme ve izlenimleri saptama Kendiliğinden oluşan ya da koşulları bilinçli olarak oluşturulan olayları belirdikleri sırada dizgeli ve amaçlı bir biçimde inceleme gökbilim Bir gökcisim ya da olayını çıplak gözle kimi araçlarla izleyerek görülen değerleri saptama işi Bir nesne ya da bir olayın niteliklerini bilmek amacı ile dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi Gözlem bütün deney bilimlerinin başlıca dayanağıdır ama eleştirilmeden geçerli olamaz çünkü en kesin gözlem bile a eksiksiz yapılamaz b varsayımlara dayanır Bir olayın veya olgunun niteliklerini açıklamak amacıyla her türlü belirtinin planlı bir biçimde izlenmesi Olayların belirlenen sırada düzenli amaçlı olarak incelenmesi gözlem )
- RASAD, MÜŞAHEDE | GÖZLEM ile/||/<> GÖZLEMEK ile/||/<> GÖZLEMEVİ
( Bir gökcismini ya da olayını çıplak gözle ya da bir araçla izleyerek görülen değerleri saptama işlemi. @@ Belirli bir konu ya da gerçeği anlamak için onun kendiliğinden ortaya çıkan türlü belirtilerini izleme ve görgül olarak veri toplama işi. @@ 1. Bir olayı, bir gerçeği ya da bir nesneyi iyi anlamak için bu olay, gerçek ya da nesnenin türlü belirti ve koşullarını izleme ve inceleme işi. 2. İzleme ve inceleme sonucu elde edilen ölçü, puan ya da derece biçimindeki değerlere verilen ad. 3. Bir kimsenin ya da bir kümenin etkinliğini belli bir süre gözlemek ve bu süre içinde ortaya çıkan davranışları bir yere yazmak işlemi. @@ Bir yazı ya da yapıtı, yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi. Bu, gerçekçi yazının roman, öykü vb. yapıtlarında sanat yönünden çok önemli saydığı bir eylemdir. Olayların, kişilerin gözle görülmesi yeterli sayılmaz. Gözlemin tam olabilmesi için olayın başlangıcıyla olayı gerektiren koşulları ve bu koşullar altında nasıl geliştiğini, varılan sonucu inceleyerek saptamak gerekmektedir. @@ Doğa olaylarının işleyiş yasalarını bulmak amacıyla yapılan bilimsel araştırmaların ilk basamağı; olayların oluşum ve yürüyüşünü kimi gereçler yardımıyla izleme ve izlenimleri saptama. @@ Kendiliğinden oluşan ya da koşulları bilinçli olarak oluşturulan olayları belirdikleri sırada dizgeli ve amaçlı bir biçimde inceleme. @@ gökbilim: Bir gökcisim ya da olayını çıplak gözle, kimi araçlarla izleyerek görülen değerleri saptama işi. @@ Bir nesne ya da bir olayın, niteliklerini bilmek amacı ile, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi. // Gözlem bütün deney bilimlerinin başlıca dayanağıdır, ama eleştirilmeden geçerli olamaz; çünkü en kesin gözlem bile a. eksiksiz yapılamaz; b. varsayımlara dayanır. @@ Bir olayın veya olgunun niteliklerini açıklamak amacıyla, her türlü belirtinin planlı bir biçimde izlenmesi. @@ Olayların, belirlenen sırada, düzenli, amaçlı olarak incelenmesi.@@bk. gözlem. )
- RASADHÂNE | GÖZLEMEVİ ile/||/<> GÖZLEMEVİ
( Gök gözlemleri yapan gökcisimlerini ve olaylarını inceleyen kurum gökbilim meteoroloji Göğe ilişkin gözlemleri yapan gökcisimlerini ve olaylarını inceleyen kuruluş coğrafya gözlemevi )
- RASSÂS ile/||/<> KURŞUN
( kimya 2 oksit kimya Yumuşak ağır mavimsi ak renkli yatak alaşımları ile kolay işlenir çeliklerde kullanılan metal A A 207 21 A S 82 O A 11 34 E S 327 4 C Fazla tüketildiğinde zehirli etki yapan ağır bir metal Az gurğuşun gurşun kurgaşın ak kurgaş kalay kara kurgaş kurşun korgoşun korgoşum Sonundaki n m sesleri düşündürücüdür korgasın korgasın korgasın Yalnız Nogaycada geçen korgay biçimi çarpıcıdır korgacın korgåşim Tel korgojın Tub Kuğ korgolcın Alt korgayın korgulçun Orta Türkçede koruğjīn olarak geçer İçindeki j dolayısıyla yabancı bir dilden alındığı anlaşılıyor Kâşgarlı Mahmudun verdiği bilgiye göre Oğuzlar koşūn biçimini kullanırlar Clausonun yazdığı gibi bu veri bir çıkıntıda korşūn diye düzeltilmiştir Buna göre büyük olasılıkla sözün orijinal biçimi korşūndur Eski Kıpçakçada korgāşun korguşun korgaşın gibi birtakım biçimler kullanılır Ligetiye göre TörK 127 kurşun kurguşun kurşın biçimleri Oğuzca kurgaşın korgoşun biçimleri ise Kıpçakçadır Türkçeden Moğolcaya geçmiştir Farsçada da Türk dillerinden kalma bir alıntı olarak kullanılır Doerfer TMEN 1466 Tacikçede Özbekçe bir alıntı olarak qurğåmiş biçimi geçer Doerfer TLT 490 Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir kuršúm Srp kúršum R κουρσούνι Arn kurshum BER 3 151 Skok EtRj 2 244 Andriotis EL 172 Bulgarca ve Sırpçada Türkçe kurşunun sonundaki nnin mye çevrildiği göze çarpıyor Eski ve yeni Türk diyalektlerinde nlerin ara sıra mye dönüştüğüne tanık oluyoruz Özellikle Çuvaşçada nlerin mye çevrildiğini biliyoruz Örn Türkçe karın Çuvaşçada xırăm olarak kullanılır karın Eski ve yeni diyalektlerde sayı anlamına gelen san biçimi de Çuvaşçada sum olarak geçer Çuvaş özellikleri taşıyan eski bir Türk dilinden kalma Macarca szám biçimi de n m olayına tanıktır Macarca szám biçimine ilişkin ses olayını Gombocz gözlemişti BTLw 184 s Onun bu gözlemine Ramstedt Poppe Benzing gibi uzmanlar da katılmışlardı Bu açıklamaya Doerfer UAJb 39 5370 de katılmıştı Ancak Doerfere göre Çuvaşça m eskiden kalma bir özelliktir Başka bir deyişle bu olay Çuvaşça bir yenilik sayılamaz Hovdhaugen UAJb 44 207211 birçok noktada Doerferin görüşüne karşı çıkmış Macarca szám biçiminin Eski Çuvaşçadan gelmediğini ileri sürmüştür Doerfer UAJb 45 199 ise szám biçiminin eski Çuvaş kökeninden geldiğini savunmuştur Ligeti TörK 3536 Ana Türkçe n Çuvaşça m Macarca m konusundaki görüşleri özet olarak sıralamakla yetinmiştir Türkçe n Çuvaşça m tartışmasına Kakuk da katılmıştır Çağdaş diyalektlerin bir bölümünde Türkçe kurum yerine kurun biçiminin geçtiği de göze çarpıyor kurum Çuvaşlar kurşuna xura tăxlan adını verirler Yalnız tăxlan veya şură t ise kalay olarak kullanılır Bu adın Çuvaşçaya Moğolcadan geçtiği anlaşılıyor toğulğan étain plomb qara t plomb çağan t étain Ligeti NyK 49 261262 Ramstedt KWb 187b Türk diyalektlerinde geçen verileri Moğolca qorğalcin biçimiyle karşılaştırmıştır Räsänen V 303b 282a kurşun ve koruğjın biçimlerini ayırmıştır Ona göre koruğjın biçimleri Moğolcadan alınmıştır Clauson ED 656657 eski ve yeni verileri koruğjīnda toplamıştır Şçerbak Vvedenie 141 JaS 169 141 301 244 )
- RASTER, TRAM | KAFES ile/||/<> KAFES ile/||/<> KAFES[Ar. < KAFES]
( TV Tarayıcı demetin bir resmi oluşturduğunda ortaya çıkan alt alta sıralanmış yatay çizgilerden oluşan dikdörtgen biçim Topkapı sarayında padişah oğullarının XVI yüzyıl sonlarından beri bir çeşit tutuklu yaşamı sürdükleri yüksek duvar ve şimşir ağaçları ile çevrili harem dairesine bitişik ve birçok odalarla oniki bölümden oluşan bina I Tırpanın ağzına bağlanan üç ya da dört dişli ağaç araç Akçaşar Yalvaç Isparta II Kayıkların başaltı bölümündeki ıskara Zefre Espiye Giresun III Kol saatlerinin camını korumak için üzerine geçirilen ıskara Laçin Eskişehir fizik kafes )
- RASTGELE EŞLEŞME[İng. RANDOM MATING] ile/||/<> RASTLANTISAL OLMAYAN ÇİFTLEŞME[İng. NON-RANDOM MATING]
( Canlıların eşlerini herhangi bir tercih gözetmeksizin seçmesidir. Hardy-Weinberg kuralının varsayımlarından biridir. @@ Eş seçiminin bir ya da birden fazla karaktere bağlı olduğu; bu özelliklerinde eş seçilimini iyi ya da kötü yönde etkilemesi durumu. Evrimin bir mekanizmasıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- RASTIK ile/||/<> RASTIK[Fars. < RÂSUHT] | SÜRME
( sürme Buğday mısır ve arpa gibi tahıllarda mantarların neden olduğu kurum görünümündeki sporların tahıl tanelerinin içine girip zarar vermeden başak oluşumuna kadar bitki içinde büyümesi ve başak çıkarken tane oluşumunu engelleyen hastalık rāsuxt antimony from a mixture of which with galls a kind of oil is expressed by a hot iron with which the ladies anoint the hair of their eyelids and brows not only to give them a beautiful black but to smooth away excrescences Farsçada rāsux olarak da geçer Türkçe rastık göçüşme métathèse sonunda oluşmuştur rasukt rastuk rastık Sırpça ràstok biçimi Türkçeden alınmıştır )
- RASTLAMAK ile ZORLUKLA KARŞILAŞMAK
- RASTLANTI["RASLANTI" değil!] = TESADÜF = CHANCE, HAZARD[İng.] = HASARD[Fr.] = ZUFALL[Alm.]
- RASTLANTI ile/ve ZORUNLULUK
- RASYO/RATIO[İng.] değil/yerine/= ORAN
- RASYON/RATION[İng.] değil/yerine/= GÜNLÜK BESİN
- RASYONALİZASYON/RATIONALIZATION[İng.] değil/yerine/= USSALLAŞTIRMA
- RASYONALİZM/RATIONALISM[İng.] değil/yerine/= USÇULUK
- RASYONEL[İng. < RATIONAL] değil/yerine/= AKILCI, USSAL
- RASYONELLİK ile/||/<> RATIONALITY[İng.] ile/||/<> USSALLIK
( Us ölçülerine uygunluk )
- RATING[İng.] ile/||/<> DERECELENDİRME
( Şirketlerin taşınır değerlerinin ticari riskine ülkelerin de siyasi risklerine göre güvenilirliğinin derecelendirme kuruluşları tarafından belirlenip sıralanması )
- RATING/GRADATION[İng.] değil/yerine/= DERECE
( 1) Açı birimi: Bir çemberin 360 eşit parçasından birini gören merkez açı. 2) Sıcaklık birimi: Suyun donma noktası i!e kaynama noktası arasında bir sıcakölçerin yükselme niceliği. 100 derece santigrad olarak kabul edilir ve 100°C ile gösterilir. 3) Denklemler ölçüsü: Bir denklemde bilinmeyenin en büyük üssünün sayı değeri. Örnek: 2 X² +5 x + 7=0 ikinci dereceden, 2X5 - 7 X² - 6=0 beşinci dereceden bir denklemdir.4) Genel olarak: Kesikli olarak artma ve eksilmelerde basamak, kerre ya da oran anlamında kullanılır; bağlılık derecesi, aklık derecesi gibi. @@ (I) 1. Dökümcülükte kalıp alınırken kumu tutan çerçeve. (-Bursa) 2. Altın ve gümüş çubuk dökmek için kullanılan oluklu demir kalıp. (-Bursa) @@ (II) Tüfenk namlusuna belirli ölçüde barutla saçmayı koymayı sağlayan demir araç. (*Kemalpaşa -İzmir) @@ 1. Sıcaklık ölçeği birimi, suyun donma noktasını 0, kaynama noktasına 100 sayarak düzenlenen bölmelerin her biri. 2. Açı birimi; bir çemberin çevresi 360 eşit parçaya bölünürse bir parçayı özekten gören açı. 3. Bir denklemdeki terimlerin en yüksek üstlüsünün üst sayısı. @@ (matematik) @@ 1. Viski, likör ve benzeri sıvıların 15. santigrat devinme kertesinde oylumunca kapsadığı saf alkol ki yüzde ya da binde oranıyle değerlendirilir. 2. Bir şeyin değerini belirtmek üzere kullanılan ölçü birimi. @@ @@ )
- RATIO OF SPECIFIC HEATS[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL ISILAR ORANI
- RATIONAL NUMBER[İng.] ile/||/<> NOMBRE RATIONELLE[Fr.] ile/||/<> RATIONALE ZAHL[Alm.] ile/||/<> RASYONEL SAYI
- RATIONAL/RATIONALIZATION/RATIONALITY[İng.] değil/yerine/= RATIONALISATION[Fr.] değil/yerine/= USSAL
( Coşkuyla değil us ve düşünme süreçleriyle ilgili olan. )
- RAUNT/RAVNT[İng.] değil/yerine/= DÖNEM
- RAVEN[İng.] ile/||/<> GRAND CORBEAU[Fr.] ile/||/<> CORVUS CORAX[Lat.] ile/||/<> ROLKRABE[Alm.] ile/||/<> KARAKARGA
( Kuşlar Aves sınıfının ötücü kuşlar Passeriformes takımının kargagiller Corvidae familyasından 60 cm kadar uzunlukta tüyleri parlak kara renkte mavi erguvanî parlaklık gösteren Palearktik bölge ve Kuzey Amerikada dağlık fundalık yerlerde yaşayan bir tür )
- RÂY[Ar.] ile RA'Y[Ar.] ile RAY[Fr./İng. RAIL]
( Oy, rey, fikir. | Raca, Hint hükümdarı. | Sancak, bayrak.[< RÂYET] İLE Otlama. | Otlatma, gütme. | Teslim olma. )
- RAYİÇ | GEÇER DEĞER ile/||/<> GEÇER DEĞER
( Bir malın ya da borç belgitinin belirli bir günde genel satak ve borsadaki değeri kur )
- RÂYİHA[Ar.] ile/||/<> RAYİHA[Ar. < RÂYİHA]
( Aroma )
- RAYLEIGH CRITERION[İng.] / CRITÈRE DE RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-KRITERIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH ÖLÇÜTÜ
- RAYLEIGH CYCLE[İng.] / CYCLE DE RAYLEIGH[Fr.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH ÇEVRİMİ
- RAYLEIGH DISC[İng.] / DISQUE DE RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-SCHEIBE[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH DİSKİ
- RAYLEIGH FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT DE RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH AKIŞI
- RAYLEİGH HUDÛDU[Osm.] / RAYLEIGH LIMIT[İng.] / LIMITE DE RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-GRENZE[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH SINIRI
- RAYLEIGH INTERFEROMETER[İng.] / INTERFÉROMÈTRE DE RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-INTERFEROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH GİRİŞİMÖLÇERİ
- RAYLEIGH LAW[İng.] / LOI DE RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH YASASI
- RAYLEIGH LINE[İng.] / RAIE DE RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-LINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH ÇİZGİSİ
- RAYLEIGH NUMBER[İng.] / NOMBRE DE RAYLEIGH[Fr.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH SAYISI
- RAYLEIGH PRISM[İng.] / PRISME DE RAYLEIGH[Fr.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH PRİZMASI
- RAYLEIGH RATIO[İng.] / RAYLEIGH-VERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH ORANI
- RAYLEIGH SCATTERING[İng.] / DIFFUSION RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH SAÇILMASI
- RAYLEIGH-JEANS LAW[İng.] / LOI DE RAYLEIGH-JEANS[Fr.] / RAYLEIGH-JEANS-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH-JEANS YASASI
- RAYLEIGH-TAYLOR INSTABILITY[İng.] / INSTABILITÉ DE RAYLEIGH-TAYLOR[Fr.] / RAYLEIGH-TAYLOR-INSTABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH-TAYLOR KARARSIZLIĞI
- RAYLEIGH[İng.] / RAYLEIGH[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH
- RAYS[İng.] ile/||/<> RAIES[Fr.] ile/||/<> RAJIDAE, RADIA: IŞIN[Lat.] ile/||/<> ROCHEN[Alm.] ile/||/<> ÖZ KEDİ BALIĞIGİLLER
( Balıklar Pisces sınıfının köpek balıkları Selachii takımının örtülü omurlular Tectospondyli alt takımından vücutları yassı ve geniş göğüs yüzgeçleri büyük olup vücudun yanlarında uzanan kuyrukları ince bazen kuyruk yüzgeçleri bulunmayan genellikle kuyruklarında elektrik organları bulunan derilerinin üzeri dikenli yumurtlayan türleri içine alan bir familya Tırpanagiller vatoz balığıgiller )
- RAYSISTOR[İng.] / RAYSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYSİSTÖR
- RÂZÎYANE ile/||/<> REZENE ile/||/<> REZENE[Fars. < RÂZİYÂNE]
( botanik Maydanozgiller Umbelliferae familyasına ait 12 m boyunda sarı çiçekli parçalı yapraklı yaprakları yemeklere koku ve tat vermek için meyveleri ise gaz giderici olarak kullanılan bir bitki Meyveleri kökü yaprakları iştah açıcı gaz giderici süt artırıcı ve yatıştırıcı olarak kullanılan maydanozgiller familyasından bir bitki raziyane rāziyāna fennel )
- RAZMOL[İng.] ile/||/<> RAZMOL[Rus.]
( Değişik oranlarda endosperm kepek ve embriyodan oluşan az miktarda un içeren ve en çok yüzde 8 ham selüloz ve en az 14 protein içeren bir değirmencilik yan ürünü razmol çok kepekli un paspal )
- RBS/RADIOLOGY INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= RADYOLOJİ BİLGİ DÜZENİ
- RDS/RELATIONAL DATABASE SYSTEM[İng.] değil/yerine/= İLİŞKİSEL VERİTABANI YÖNETİM DÜZENİ
- RE-INCARNATION vs. NEW-INCARNATION
- REABSORPSİYON/REABSORPTION[İng.] değil/yerine/= GERİ EMILIM
- REACTANCE COIL[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİL BOBİNİ
- REACTANCE DROP[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİL DÜŞÜMÜ
- REACTANCE[İng.] / RÉACTANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİL
- REACTANT[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKEN
- REACTION ENTHALPY NUMBER[İng.] / NOMBRE D'ENTHALPIE DE RÉACTION[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİME ENTALPİ SAYISI
- REACTION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA RÉACTION[Fr.] / REAKTIONSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME ISISI
- REACTION MECHANISM[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİME MEKANİZMASI
- REACTION ORDER[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİME DERECESİ
- REACTION PROFILE[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİME PROFİLİ
- REACTION RATE[İng.] / REAKTIONSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME HIZI
- REACTION[İng.] / RÉACTION[Fr.] / REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME
- REACTIVE CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİN AKIM
- REACTIVE FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİN ÇARPAN
- REACTIVE POWER[İng.] / PUISSANCE RÉACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN GÜÇ
- REACTIVE VOLTAGE[İng.] / TENSION RÉACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN GERİLİM
- REACTIVITY[İng.] / RÉACTIVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİNLİK
- REACTOR[İng.] / RÉACTEUR[Fr.] / REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİLEŞİM, REAKTÖR
- READABILITY[İng.] ile/||/<> LISIBILITÉ[Fr.] ile/||/<> OKUNAKLILIK
( Herhangi bir ortamdaki verilerin ya da çıktıların kolayca okunma niteliği )
- READY[İng.] ile/||/<> HAZIR[Ar. < HÂZİR]
- REAGEN/REAGENT[İng.] değil/yerine/= ÖLÇÜ/MİYAR
- REAKSİYON | TEAMÜL, AKS-ÜL-ÂMEL | AKSÜLÂMEL YAPMAK | TEPKİ | TEPKİME | REAKSİYON ile/||/<> REAKSİYON ile/||/<> TEPKİME
( tepkime Tepki tepkime Tepki tepkime herhangi bir olaya karşı tepki cevap Bir ya da daha çok yükün atom ya da molekülün başka yükün atom ve moleküllere dönüşmesi olayı kimya Bir sıra ayıraçlardan yeni kimyasal türlere geçiş olayı Birtakım ayıraçlardan yeni kimyasal türlere geçiş olayı kimya kimya İki ya da daha çok özdeğin birbirini etkileyerek oluşturduğu değişim )
(1996'dan beri)