İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 35.706 başlık/FaRk ile birlikte,
35.706 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(129/144)
- TENKÂR | BORAKS ile/||/<> BORAKS[Fr. < BORAX]
( Na2B4O7 10 H2O doğal sodyum borat Cam emaye çömlekçilik ürünleri temizleyiciler roket yakıtları ve böcek öldürücülerin yapımında kullanılır kimya )
- TENKİT, KRİTİK | ELEŞTİRME ile/||/<> ELEŞTİRMEK
( Bir görüş kanı ya da verinin yargılanarak çözümlenmesi Bir sanat eserini inceleyip değeri hakkında hüküm vermek ELEŞTİRME Tenkid Critique ELEŞTİRİMLİ Tenkidî Critique ELEŞTİRİCİ ELEŞTİRMEN Münakkid Auteur critique Eleştirmek iyice elemek Tenkid ve intikad da akçanın züyuf ve kemterini sçip öğürtlemek anlamınadır )
- TENKİT[Ar. < NAKT] ile TENKİT[Ar.] ile TENKİD[Ar. < NAKD | çoğ. TENKİDÂT]
( Noktalama. | Tümce içinde, noktalamaları kullanma. İLE Temizleme, fenâsını atma. İLE Bir konuya özgü yazıyı ya da yapıtı, değer bakımından gözden geçirme, eleştirme. )
- TENOR ile/||/<> TENOR[İt. < TENORE]
( Tiz açık erkek sesi Tiz açık erkek sesi )
- TENOTOMY[İng.] değil/yerine/= TENOTOMİ
( Vücuttaki tendonlardan birindeki ağrıyı tedavi etmek için kullanılan bir tedavi yöntemidir. Halk arasında "tendon bölünmesi" olarak da bilinir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TENS/TRANSKÜTANÖZ ELEKTRİKSEL SİNİR STIMÜLASYONU TRANSCUTANEOUS ELECTRICAL NERVE STIMULATION[İng.] değil/yerine/= DERIDEN ELEKTRİKSEL SİNİR UYARIMI
- TENSILE STRENGTH[İng.] ile/değil/yerine/= ÇEKİLEBİLME
- TENSILE STRENGTH[İng.] değil/yerine/= GERILIM GÜCÜ
- TENSILE STRES/TENSILE STRESS[İng.] değil/yerine/= GERILIM DİRENCİ
- TENSILE TEST[İng.] / ESSAI DE TRACTION[Fr.] / ZUGVERSUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKME DENEYİ
- TENSILE[İng.] değil/yerine/= GERILIM
- TENSIOMETER[İng.] ile/değil/yerine/= GERİLME ÖLÇER
- TENSOR[İng.] / TENSOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TENSÖR
- TENTH VALUE LAYER[İng.] / DIXIÈME D'ÉPAISSEUR DE DEMI-ATTÉNUATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ONDA BİR KALINLIK DEĞERİ
- TENTÜR[Fr.] ile/ve/||/<> TENTÜRDİYOT[Fr.]
( Alkolün bir ya da birden çok bitki üstündeki eritici etkisi sonucu elde edilen sıvı ilâç. İLE/VE/||/<> Mikrop kapmasını önlemek için bir kesik ya da sıyrığa sürülen iyot tentürü. )
- TENVİRAT, IŞIKLANDIRMA | AYDINLATMA ile/||/<> AYDINLATMA
( Sinema TV Alıcının önünde yer alan konunun ya da görünçlüğün ışıklandırılması Nesneler ve çevrelerinin görülebilmesi amacıyla ışık uygulanması Bir yerleşim yerindeki konutların konut dışında kalan yapıların genel yapıların ve açık alanların kent yönetimince ya da ona bağlı işletmelerce ışıklandırılması Bir sorunun ya da bir kavramın tüm içerimleriyle açıklanması aydınlanma Muayene amacıyla bir organın nesnenin veya boşluğun ışıklandırılması )
- TENYADELER | DÛDE-İ HAYTİYYE | ŞERİTLER ile/||/<> ŞERİTLER ile/||/<> ŞERİTGİLLER
( şeritgiller karşılık tenyalar Cestodes kestos kemer Çokgözeli hayvanlardan birincilağızlılar Protostomia filumunun ilkelkurtlar Scolecida dalının yassıkurtlar Plathelminthes sınıfından bir takımı Ergin halde omurgalı hayvanların bağırsaklarında içasılak olarak yaşarlar Vücutları baş ve boyundan oluşan bir skoleks ile buna eklenmiş bulunan ve proglotis denen bölmelerden yapılmıştır Başta konağa tutunmak üzere çengeller ve çekmenler bulunur Erdişidirler Gelişmeleri sırasında kancalı küre onkosfer ve kabarcıklı kurt sistiserkus denen larva evreleri vardır Sığır tenyası Taenia saginata domuz tenyası T solium köpek tenyası T echinococcus balık tenyası Dibothriocephalus latum iyi bilinen türleridir Çok hücrelilerden Metazoa birincil ağızlılar Protostomia filumunun ilkel solucanlar Scolecida dalının yassı solucanlar Platyhelminthes sınıfından bir takım Ergin hâlde omurgalı hayvanların bağırsaklarında iç asalak olarak yaşayan vücutları baş ve boyundan oluşan skoleks ile proglotis denilen bölmelerden yapılmış başta konağa tutunmak üzere çengeller ve çekmenler bulunan er dişi gelişmeleri sırasında kancalı küre onkosfer ve keseli larva sistiserkus evrelerini geçiren sığır tenyası Taenia saginata domuz tenyası T solium köpek tenyası T echinococcus balık tenyası Dibothriocephalus latum iyi bilinen türleridir Tenyalar Platyhelmintes şubesinde bulunan skoleks proliferasyon bölgesi ve strobiladan meydana gelmiş dorsoventral basık sindirim sistemi bulunmayan hermafrodit şerit benzeri uzun yassı ve boğumlu bağırsak asalakları sestodlar Cestoidea sınıfında gerçek şeritleri içeren alt sınıf Eucestoda Cestoda Bu alt sınıfta bulunan türlerin erişkinleri alttan üstten basık genellikle beyaz opak görünüme sahip omurgalıların sindirim sisteminde yaşayan Archigetes türleri hariç polizoik Caryophyllidea ailesindeki Caryophyllaeus laticeps ve Spathebothriidea ailesineki türler hariç protandrik hermafrodit Dioecocestidae ailesinde bulunan türler hariç uzunluğu 1 mm ile 25 m arasında değişen canlılardır Vücudları genellikle skoleks proliferasyon bölgesi ve birkaç ila dört bin halkadan oluşan strobiladan meydana gelmiştir Erişkinler omurgalıların sindirim sitemi ve ilgili kanallarında parazitlenirken larvalar sistiserkus sönurus hidatit sparganum çeşitli organ ve dokularda bulunabilmektedirler 11 takımın ikisi Pseudophyllidea ve Cyclophyllidea insan ve hayvanlarda parazitlenen türleri içermektedir Düz bir kütikülle örtülü vücudu bölümlere ayrılmış olup insan ve hayvan bağırsaklarında asalaklanan yassı solucanlar sınıfı tenyalar şeritler zooloji )
- TENZİLÂT | İNDİRİM ile/||/<> İNDİRİM
( Gümrük bildirmeliklerinde yer alan verginin yasanın verdiği yetkiye dayanılarak hükümetçe daha aşağı bir düzeye indirilmesi Bu terim ödün yerine de kullanılmaktadır Konaklı yarışta ön dereceyi alanların düzenleyenlerce açıklanan sayıda zamanlarından belirli ölçüde indirim yapılarak derecelendirilmesi 1 Ederlerde yapılan düşürme 2 Tecimsel belgitleri kırarak üremleri ve belirli bazı giderleri düşüldükten sonra geri kalanını öneli gelmeden ödeme 3 Belgitin saymaca değeri üzerinden yapılan indirim Devlete ya da bir ortaklığa ilişkin borç belgitlerinin üzerlerinde yazılı değerleri genel satak değerinden yüksek ise aradaki fark 4 Reklam duyuru parasının peşin olarak ödenmesi Fiyatın düşürülmesi Bir kelimenin TÜM ŞEKİL Forme pleine denilen eksiksiz şekli yerine daha kısa bir şeklin İNDİRİMLİ ŞEKİL Forme réduite geçmesi Bu indirim türlü yollardan olabilir Düşme Kısa ad Haddeleme işlemindeki bir geçi ya da işlem sonucu kesit alandaki küçülme olayı )
- TEOLOJİ:
ATLAS FELEĞİNİN İÇ BÜKEYİ ile/ve AY FELEĞİNİN DIŞ BÜKEYİNİN ARASI/NDAKİ/LER
- TEPE | PİK ile/||/<> PIK[İng. < PEAK | İNG. < PIG | İT. < PIC]
- TEPE ile DORUK/ZİRVE
- TEPE ile TEPELİ
- TEPE ile YAMAÇ
- TEPEGÖZ ile/||/<> TEPEGÖZ
( Medinekurdunun arakonakçısı tepegözlerin örnek türü küçük kabuklu siklops zooloji )
- TEPELİ AKBABA ile/||/<> TEPELİ AKBABA
( anlamdaş kondor Sarcorhamphus gryphus Kartallar Falconiformes takımının Yenidünyaakbabasıgiller Cathartidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 102 cm Tüyleri kara boynu beyaz olur Uçan kuşların en büyük ve en kuvvetlilerinden biridir Kuşlar Aves sınıfının kartallar Falconiformes takımının Yeni Dünya akbabasıgiller Cathartidae familyasından 102 cm kadar uzunlukta tüyleri kara boynu beyaz olan uçan kuşların en büyüğü ve en kuvvetlilerinden biri Kondor )
- TEPELİ BÜLBÜL ile/||/<> TEPELİ BÜLBÜL
( Pycnonotus jecosus Ötücükuşlar Passeriformes takımının ArapbüIbülügiller Pycnontidae familyasından bir kuş türü Başında tepeliği vardır Ötücü kuşlar Passeriformes takımının Arap bülbülügiller Pycnonotidae familyasından başında tepeliği olan bir tür )
- TEPELİ DALGIÇ ile/||/<> TEPELİ DALGIÇ
( anlamdaş elmabaş Podiceps cristatus Dalgıçkuşları Pygopodes takımının yumurtapiçigiller Podicipedidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 66 cm Başında kara tüylerden yapılmış bir tepelik vardır Bütün dünyaya yayılmıştır Sazlık göllerde yaşar bahri tepeli dalgıç )
- TEPELİ DEVE KUŞU ile/||/<> TEPELİ DEVE KUŞU
( Casuarius emeu Tepelidevekuşları Casuarii takımının tepelidevekuşugiller Casuariidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 180 cm Başı ve boynu çıplaktır Yeni Ginaede sürüler halinde gezer Kuşlar Aves sınıfının tepeli deve kuşları Casuariiformes takımından Yeni Gine ve Avustralya ormanlarında sürüler hâlinde yaşayan Afrika deve kuşundan biraz daha küçük tüyleri dikene benzeyen baş ve boynu çıplak uçamayan fakat hızlı koşabilen bir tür )
- TEPELİ KÖSTEBEK ile/||/<> TEPELİ KÖSTEBEK
( Condylura cristata Böcekçiller İnsectivora takımının köstebekgiller Talpidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 2 kuyruğu 9 cm Kuzey Amerikada toprak altında yaşar Böcekçiller Insectivora takımının köstebekgiller Talpidaee familyasından 20 cm kadar uzunlukta 9 cm kadar kuyruğu olan Kuzey Amerikada toprak altında yaşayan bir tür )
- TEPELİ TARLA KUŞU ile/||/<> TEPELİ TARLA KUŞU
( Galerida cristata Ötücükuşlar Passeriformes takımının tarlakuşugiller Alaudidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 18 cm Sırtı külkahverengi karnı beyazkülrengi olur Avrupa ve Asya ve Kuzey Afrikada tarlalarda yaşar tepeli toygar )
- TEPELİ TAVUK ile/||/<> TEPELİ TAVUK
( Opisthocomus hoazin Tavuksular Galliformes takımının tepelitavukgiller Opisthocomidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 62 cm Güney Amerikada yaşar Ağaçlara tırmanır Tavuksular Galliformes takımının tepeli tavukgiller Opisthocomidae familyasından 62 cm kadar uzunlukta Güney Amerikada yaşayan ağaçlara tırmanan bir tür )
- TEPHİR | BUHARLAŞTIRMA ile/||/<> BUHARLAŞTIRMAK ile/||/<> BUHARLAŞTIRMA
( Bir sıvıyı gaz evreye geçirme işlemi buğulaştırmak Sıvı radyoaktif artıkların radyoaktif olmayan bileşenlerinin buharlaştırılması sonucu geriye kalan yoğunlaştırılmış radyoaktif madde miktarının hacimce küçültülmesi Herhangi bir bileşiğin içerisindeki sıvı bileşenlerinin uzaklaştırılmasıyla yoğunluğunun artırılması işlemi )
- TEPHİR CİHAZI ile/||/<> EVAPORATOR[İng.] ile/||/<> APPAREIL À CONCENTRER[Fr.] ile/||/<> EINDAMPFER[Alm.] ile/||/<> BUHARLAŞTIRICI
( Sıvıların buharlaştırmasında kullanılan aygıt )
- TEPIDARIUM[Fr.] ile/||/<> TEPIDARIUM[Alm.] ile/||/<> ILIKLIK ile/||/<> HYPOCAUSTE[İng.] ile/||/<> HYPOCAUSTE[Fr.] ile/||/<> HYPOCAUSTUM[Lat.] ile/||/<> HYPOCAUSTUM[Alm.] ile/||/<> CEHENNEMLİK
( Mimarlık Roma hamamlarında soğuk sulu bölüm ile sıcak sulu bölüm arasında bulunan yer a cehennemlik külhan sıcaklık soğukluk Mimarlık Hamamların ısıtılması için döşeme taşları altında sıcak hava ve dumanın geçtiği yol a dühenk )
- TEPİK ile/||/<> TEPİK
( İçinde bulgur et soğan biber bulunan bir kızartma yemeği Yürüyüşte adımın yere basışı sırasında arka bacaklardan bir veya her ikisinin ani ve şiddetli olarak bilinç dışı bükülerek yukarı kalkması )
- TEPKİ (VERMEK) ile/ve/değil/yerine GERİBİLDİRİM
- TEPKİ NORMU[İng. REACTION NORM] ile/||/<> FENOTİPİK ESNEKLİK[İng. PHENOTYPIC PLASTICITY]
( Bir genotip tarafından gösterilen fenotipik esneklik şablonudur. @@ Genotipe bağlı olarak oluşan fenotipin, çevresel etmenlerin etkisiyle çeşitlilik göstermesidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TEPKİ VERMEK ile TEPKİ GÖSTERMEK
- TEPKİ ile/ve/değil DEĞERLENDİRME
- TEPKİ ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNMEK
- TEPKİ ile/>< TEPKİ BOZUKLUĞU SENDROMU
( ... İLE/>< Beyin rahatsızlıklarıyla birlikte oluşan, tepki ve yanıt verme gibi yetileri aşırı derecede etkileyen bir sendrom. )
- TEPKİ ile TEPKİME
- TEPKİ ile/ve/değil/yerine TESPİT
- TEPKİ ile/ve/değil/yerine TUTUM
- TEPKİ ile/ve/değil/yerine TUTUM
- TEPKİ ile/değil/yerine/>< YANIT
( "Tepki" mi, yanıt mı?
Restoranın birinde, bir gün, aniden bir hamamböceği belirdi ve orada bulunan bir kadının üzerine çıktı.
Kadın, korkudan çığlık atmaya başladı.
Titreyen seleniyle ve panikle hamam böceğini üzerinden elleriyle atmaya çalışırken zıplamaya başladı.
Onun bu tepkisi bulaşıcı olmuştu, bulunduğu yerdeki kişiler de paniklemişti.
Kadın, sonunda hamam böceğini üzerinden atmayı başardı derken... Başka bir kadının üzerine düştü hamam böceği.
Şimdi aynı şeyleri yaşamak için sıra başka bir kadındaydı.
Garson, hemen imdatlarına koştu.
Bu nöbet değişiminde, bu sefer de hamam böceği garsonun üzerine düştü.
Garson, dimdik durdu, kendini toparladı ve gömleğindeki hamam böceğinin davranışlarını gözlemledi.
Kendine yeterince güvendiğini gördüğünde, hamam böceğini parmaklarıyla tutarak, restorandan dışarı çıkardı.
Curcunayı izlerken, zihnimde birkaç düşünce oluştu ve merak etmeye başladım. Kadınların bu tiyatral, abartılı hareketlerinden hamam böceği mi sorumluydu?
Eğer öyleyse neden garson rahatsız olmadı?
Durumu, mükemmele yakın bir biçimde, hiçbir kargaşa çıkarmadan çözümledi ve çözdü.
Buna neden olan, hamam böceği değildi. Hamam böceğinin neden olduğu rahatsızlığı o kadınların giderebilecek beceriyi göstermemesiydi. Onları bu denli rahatsız eden buydu.
Fark ettim ki, babamın, karımın/kocamın ya da patronumun bağırması değildi beni rahatsız eden. Bana bağırmalarıyla başlayan rahatsızlığımla başa çıkamamam ya da başa çıkmaya çalışmamamdı.
Yoldaki trafik değildi beni rahatsız eden. Trafik sıkışıklığıyla oluşan sıkıntılı durumu çözemeyecek olmamdı.
Yaşamımdaki kargaşayı yaratan neden, sorunun kendinden çok benim ona verdiğim tepkiydi.
Öyküden çıkarılabilecek bazı dersler:
Anladım ki, yaşamdaki olaylara doğrudan ve ani tepki vermemeliyim. Onun yerine, olaylara ve durumlara yanıt vermeliyim.
Kadınlar, hamam böceğine tepki verirken, garson ise yanıt verdi.
Tepkiler, içgüdüsel olarak gösterilen "davranışlarken", yanıtlar ise etraflıca düşünülerek oluşturulmuş tutumlardır.
YAŞAMI anlamanın çok daha iyi ve kolay yolu.
MUTLU olan biri, yaşamındaki her şeyin yolunda olmasından dolayı mutlu değildir.
MUTLU olmasının nedeni, yaşamındaki olaylara karşı tutumunun gereken ve isabetli olmasıdır. )
- TEPKİLİ | AYIRAÇ | REAKTİF ile/||/<> REAKTİF ile/||/<> REAKTİF[Fr. < RÉACTIF]
( Tepki oluşturan )
- TEPSİ ile/||/<> TEPSİ
( Marangozların kullandığı planya aygıtının ağaç kesen kısmı Aksaray Niğde tepşi ağaçtan oyulmuş tekne Blk tepşek tabak tepşek Alt tepşi töpşü içine pişmiş et koymaya yarayan tahta kap büyük kap Tel tepşi tepçi tepsi tipsi büyük kap içine pişmiş et koymaya yarayan tahta kap tahta tekne Orta Türkçede tewsi tepsi sofra olarak geçer Eski Kıpçakçada ise tepsi biçimi kullanılır Çinceden geldiği anlaşılıyor Farsçadan alındığı yolundaki sav sağlam bir dayanaktan yoksundur Kâşgarlı Mahmudun tanıklığına göre Türkçeye tewsi olarak geçmiştir Moğollar tebsi biçimini Türklerden almışlardır Çağdaş diyalektlerin büyük bir bölümünde kullanılan tepşi tepçi gibi biçimlerin ise Moğolcadan geldiği açıktır Balkarca ve Nogayca gibi diyalektlerde geçen tepşek biçimi yapı bakımından düşündürücüdür Farsça tabşī biçimi Moğolcadan Arapça tabsī ṭabsī biçimi ise Türkçeden alınmıştır Littmann Tschudi Arm 114 71 Balkan dillerinde Türkçe bir alıntı olarak geçer Arn tepsi R ταψὶ tepsija Srp tèpsija tèvsija tepsi tepsia tepszia Rum tipsie )
- TER BEZİ ile/||/<> TER BEZİ
( Memeli hayvanların derilerinde bolca her yöne dağılmış bulunan ve ter salgılayan apokrin tip bezler Memeli hayvanların derilerinde her tarafa dağılmış olarak bulunan bükülmüş tüp şeklinde merokrin ektin ve apokrin tüp salgılama yapan salgı yapan kısmın etrafı kassı epitel hücreleri ile çevrelenmiş koyu hücreler sitoplâzmasında glikoprotein granülleri olan ve açık hücreler sitoplâzmasında glikojen granülleri bol olan şeklinde iki hücre tipine sahip salgısında su sodyum klorür üre ürik asit amonyak ve çok az protein bulunan deri yüzeyinde buharlaşarak vücut sıcaklığının dengelenmesini sağlayan teri salgılayan bez )
- TER KOKUSU ile KOLTUKALTI KOKUSU
( Koku koltukaltından geliyorsa, "koltukaltın kokuyor" ya da "koltukaltından koku geliyor" demek gerekir. "Kokuyosun!" ya da "Ter kokuyosun! / Terlemişsin sen!" denilmez! )
- TER/LEME ile SICAK/ATEŞ
- TERK ile/ve/> HAYIR
( Güç ve hayırlar herkes içindir ve isteyen herkese hazırdır. )
( Dıştaki hiçbir şey bir değer ifade etmediği ve gönül her şeyi terk etmeye hazır olduğu zaman, zihinsel olgunluk düzeyine ulaşılmış demektir. )
( Power and grace are for all and for the asking.
A level of mental maturity is reached when nothing external is of any value and the heart is ready to relinquish all. )
- TERA[İng.] / TÉRA[Fr.] / TERA[Alm.] ile/değil/yerine/= TERA
- TERABYTE[İng.] ile/||/<> TERABAYT[İng. < TERABYTE]
- TERAKÜM | BİRİKME ile/||/<> BİRİKME
( 1 Ürem ve diğer kazançların ana paraya eklenmesi 2 Bir amaç için para biriktirme Bir yapıda kimyasal bileşenlerden birinin belli bir yerde birikerek yapıdaki ortalama yüzdesinden sapma göstermesi olayı Herhangi bir ilaç veya zehirli maddenin değişik nedenlere bağlı olarak bazı organ veya dokularda birikmesi akümülasyon )
- TERAKÜM ile/||/<> FILLING[İng.] ile/||/<> COMBLEMENT[Fr.] ile/||/<> VERLANDUNG[Alm.] ile/||/<> DOLMA
( Sığ bir göl ya da körfezin dışgüçlerin taşıdığı özdeklerle dolup kara durumuna gelmesi )
- TERÂKÜM ile/||/<> PLEONASM[İng.] ile/||/<> PLÉONASME[Fr.] ile/||/<> PLEONASMUS[Alm.] ile/||/<> EK YIĞILMASI
( Bir ekin veya aynı görevi yüklenmiş şekilce farklı eklerin kelime içinde arka arkaya sıralanması olayı tigin tigi t ler prensler sler ler sizler Harz ik ev len ikisi bir arada üç ev len üçü bir arada kim i si EAT kul cug az kulcağız yer cüg ez oğur layın ca gizlice demin ce cik yavaş ça cık yavru cağ ız az rak ça kıa azıcık kiç kine gine pek küçük Kary kız gına ceh kızcağız as kın çak azıcık Anad ağzl ey ce ne ey ce men çabuk ça na vb Olayın meydana gelişi genellikle ilk ekin görevindeki bir aşınmanın sonucudur Bu durumda ilk ek ya birleştiği kelime ile kaynaşmış ve kendini şekilce korumuştur Yahut da sonradan gelen ek ile kaynaşarak birleşik bir ek oluşmuştur Bazen de eski ekin görevinde bir zayıflama söz konusu değildir Tek şekilden farklı görevlerin gelişmesi sonunda ikinci ek o kelimeye yeni bir görev yüklenerek gelmiştir Arapçadan dilimize çokluk şekilleriyle geçmiş olan evlat evrak talebe teşkilat gibi kelimelerin yeniden birer lar ler çokluk eliyle genişletilmeleri de ek yığılması niteliğindedir evlat lar evrak lar talebe ler teşkilat lar gibi )
- TERAPİ/THERAPY[İng.] değil/yerine/= SAĞALTIM
- TERBİ | DÖRDÜN ile/||/<> DÖRDÜN
( Ay ya da benzeri gökcisimleri tekerlerinin yarısının aydınlık olduğu evre astronomi )
- TERBİ | DÖRTLEME ile/||/<> DÖRTLEME
( 1 Antik tiyatroda oyun yazarının yarışmaya katılmak için yazmak zorunda olduğu üç tragedya ve bir satır oyunun tümüne verilen ad 2 Bir konunun dört ayrı aşamasını izleyen dört ayrı oyunun tümüne verilen ad Örn Aiskhylös Öresti ve Hauptmann Iphigenia dörtlemesi 1 Dört dizeli olmasından ötürü maniye verilen başka bir ad 2 Dörder dizelik bağlamlardan oluşan türkü Halk edebiyatı terimi Dört dizeli bentlerden meydana gelmiş koşuk astronomi 1 Antik tiyatroda yazarın yarışmaya katılmak için yazmak zorunda olduğu üç tragedya ile bir satir oyununun tümüne verilen ad 2 Bir öykünün dört evresini içeren dört oyunun tümü )
- TERBİ | DÖRTLEME ile/||/<> ÜÇLEME
( 1. Antik tiyatroda oyun yazarının yarışmaya katılmak için yazmak zorunda olduğu üç tragedya ve bir satır oyunun tümüne verilen ad. 2. Bir konunun dört ayrı aşamasını izleyen dört ayrı oyunun tümüne verilen ad. Örn. Aiskhylös: 'Öresti' ve Hauptmann' 'Iphigenia' dörtlemesi. @@ 1. Dört dizeli olmasından ötürü maniye verilen başka bir ad. 2. Dörder dizelik bağlamlardan oluşan türkü. @@ (Halk edebiyatı terimi) Dört dizeli bentlerden meydana gelmiş koşuk. @@ (astronomi) @@ 1. Antik tiyatroda yazarın yarışmaya katılmak için yazmak zorunda olduğu üç tragedya ile bir satir oyununun tümüne verilen ad. 2. Bir öykünün dört evresini içeren dört oyunun tümü. )
- TERBÎ | DÖRTLÜK ile/||/<> DÖRTLÜK
( Birbirine dik iki çap boyunca dörde bölünmüş dairenin her i bir dilimi bir gezegenin uzanımının 90 olması durumu Halk yazmında dört dizeden oluşan en küçük koşuk birimi Düzlemde Dekart konaç dizgesini oluşturmaya yarayan konaç eksenlerinin düzlemde ayırdığı dört bölgeden her biri )
- TERBÎ[Osm.] / QUADRATURE[İng.] / QUADRATURE[Fr.] / KUADRATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖRDÜN
- TERBIUM[İng.] / TERBIUM[Fr.] / TERBIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERBİYUM
- TERBİYE-İ BEDENİYE, BEDEN TERBİYESİ | BEDEN EĞİTİMİ ile/||/<> BEDEN EĞİTİMİ
( 1 Cimnastik oyun ve spor gibi eğitici bütün beden alıştırmalarını kapsayan genel kavram 2 Öğrencilerin bedensel gelişimi için zorunlu devinim gereksinmelerini karşılamak topluluk oyunları ve başka etkinliklerle kişilik ve önderlik yeteneklerini arttırmak dengeli bir ruh ve beden gücü elde etmelerine olanak sağlamak amacıyla her dereceli okul programında yer alan ders Oyun cimnastik ve spor gibi eğitici bütün vücut alıştırmalarını kapsayan genel kavram )
- TERBİYE(EĞİTİM) ile/ve/> TÂLİM(ÖĞRETİM/ALIŞTIRMA) ile/ve/> TE'DİB(EDEB)(DAVRANIŞ/TUTUM)
( Davranış-eylem. İLE/VE Düşünce-bilgi. VE/> Terkib. )
( Göze dayanır. İLE/VE Kulağa dayanır. VE/> Davranıştır. )
( İyi-kötü. İLE/VE Doğru-yanlış. VE/> Güzel. )
( Örnek gerektirir. İLE/VE Bilen/hoca gerektirir. VE/> "Kişi kendin bilmek", haddini bilmek gerektirir. )
( Her yerdedir. İLE/VE Belirli bir yerdedir. VE/> Her yer ve zamandadır. )
( Bütüncüldür. İLE/VE Sıradüzenseldir. VE/> Estetiktir. )
( Kalb-i selîm. İLE/VE Akl-ı selîm VE/> Zevk-i selîm. )
- TERBİYECİ ile/||/<> EDUCATOR, EDUCATIONIST[İng.] ile/||/<> ÉDUCATEUR, PÉDAGOGUE[Fr.] ile/||/<> EĞİTİMCİ
( 1 Eğitbilimde uzmanlaşmış kişi 2 Öğretmenlik eğitim yöneticiliği ya da eğitim uzmanlığı yaparak eğitim çalışmalarına katkıda bulunan kimse 3 Kendini eğitim çalışma ve sorunlarına vermiş olan ve bu alanda yapıtları olan kimse 4 Eğitimin kuramsal ve uygulamalı bir alanında yaptığı öğrenimle akademik yeterlik elde eden ve özellikle üniversitelerin eğitim bölümlerinde öğretim üyeliği görevinde bulunan kimselere verilen ad )
- TERBİYECİLİK ile/||/<> EDUCATIONISM, EDUCATIONALISM[İng.] ile/||/<> ÉDUCATIONISME[Fr.] ile/||/<> EĞİTİMCİLİK
( 1 Eğitimin insan yaşayışına istenilen yönü verebileceğini toplumsal ilerlemede eğitim önlemlerinin ve etkinliklerinin çok önemli katkısı bulunduğunu ileri süren görüş 2Eğitme işi eğitimcilerin uğraşısı )
- TERBİYEVÎ | EĞİTİCİ ile/||/<> EĞİTİCİ
( Eğitimi sağlayan eğitmeye elverişli ya da eğitsel değerleri bulunan Hayvanları becerili yapan eğitici )
- TERBİYEVİ FİLM ile/||/<> EDUCATIONAL FILM, TRAINING FILM[İng.] ile/||/<> FİLM ÉDUCATİF[Fr.] ile/||/<> LEHRFILM, ERZIEHUNGSFILM, BILDUNGSFILM[Alm.] ile/||/<> EĞİTİCİ FİLM
( Sinema Belirli bir konuda eğitmek özellikle bir meslek konusunda yetişkinlere bilgi vermek amacıyla hazırlanmış film )
- TERBİYEVİ ile/||/<> PEDAGOGICAL, EDUCATIONAL[İng.] ile/||/<> PÉDAGOGIQUE, ÉDUCATIF[Fr.] ile/||/<> EĞİTSEL
( Eğitim değeri eğitici yönü bulunan eğitme ile ilgili )
- TERCÜME | ÇEVİRİ ile/||/<> ÇEVİRİ
( Bir dilden bir dile yapılan aktarma bir yapıtın başka bir dile aktarılması 1 Bir yapıtın bir dilden başka bir dile aktarılması 2 Bir dilden bir başka dile aktarılan yapıt )
- TERCÜME | ÇEVİRİ ile/||/<> ÇEVİRME ile/||/<> ÇEVİRMEN
( Bir dilden bir dile yapılan aktarma, bir yapıtın başka bir dile aktarılması. @@ 1. Bir yapıtın, bir dilden başka bir dile aktarılması. 2. Bir dilden bir başka dile aktarılan yapıt. )
- TERCÜME ETMEK | ALMAK, ÇEKMEK, FİLM ALMAK, FİLM ÇEKMEK, FİLME ÇEKMEK, TERTİP ETMEK, MANZARA ALMAK, DÖNDÜRMEK, AHZ ETMEK, SHO(O)T ETMEK | TERCÜME | KONVERSİYON | ÇEVİRME ile/||/<> ÇEVİRMEK ile/||/<> ÇEVİRME ile/||/<> ÇEVİRİ
( çeviri Bir dilde yazılmış yapıtları başka bir dile aktarmak Sinema Çevirim eylemi televizyona almak Yüz üstü yere yapışmış bir güreşçiyi oyun ve güç yolu ile sırt üstü getirme I Bir dilde anlatılanı başka bir dilde anlatmak üzere dönüştürmek II Verinin taşıdığı bilgiyi değiştirmeksizin gösterim biçimini değiştirmek örn kök çevirme düğüm çevirme örnekselden sayısala çevirme Tamçevirme ya da yarıçevirmenin ortak adı Vücudun türlü bölümlerinde eklemlerin verdiği olanak oranında bileşik eksende yapılan devinim türü Çekirdek tepkime kabında bir gereci bölünebilir özdek durumuna getirme süreci Örn Th232nin U233e çevrilmesi Bir birim dizgesinden başka birine örneğin c g s ten M K S e geçmek Bağlı ortaklık hisselerinin ana şirket ortaklarına verilmesiyle gerçekleştirilen şirket ayırma ve veya satma biçimi tercüme Yavrunun doğum için uygun gelişe çevrilmesi işlemi versiyon Bir dilden bir dile yapılan aktarma bir yapıtın başka bir dile aktarılması 1 Bir yapıtın bir dilden başka bir dile aktarılması 2 Bir dilden bir başka dile aktarılan yapıt )
- TERCÜME-İ HAL | YAŞAM ÖYKÜSÜ ile/||/<> YAŞAM ÖYKÜSÜ
( Bir kişinin soyu doğumu yetişimi konusunda toplu bilgi veren yazı Örnekolay incelemesinde başlıca bilgi kaynağı olarak başvurulan ve bir sorunun taşıyıcısı olan bireylerin yaşam süreçlerini tüm ayrıntılarıyla çözümlemeye dayanan yaşam belgesi )
- TERCÜME-İ HAL[Ar.]/BİYOGRAFİ[Fr./İng.] ile/değil/yerine YAŞAM ÖYKÜSÜ
- TERCÜME ile/||/<> TERCÜME[Ar. < TERCEME]
( Elçi RNAda mRNA kotlanmış olan genetik bilginin çözülerek belli bir proteinin sentezlenmesi olayı Translasyon çevirme mRNA nın taşıdığı genetik bilgiye göre ribozomlarda amino asit dizisinin saptanarak proteinlerin sentezlenmesi translasyon tarcama Arapça tarcama Akkadca targumannudan alınmıştır Nyberg Tschudi Arm 133 Jyrkӓnkallionun Türkçe tılmaç dilmaç biçiminin Akkadca targumannudan geldiği yolundaki savı yanlıştır StO 17 8 )
- TERE OTU ile DERE OTU
- TERE ile/||/<> TERE[Fars. < TERE]
( botanik Hardalgiller Brassicaceae familyasından yaprakları salata olarak kullanılan tek yıllık bitkiler tara garden herbs in general especially beets spinach cresses leek or parsley Yerel ağızlarda tereye kerdeme gerdeme adı da verilir kerdeme )
- TEREBENTINA[İng.] ile/||/<> ÇAM SAKIZI
( Çamgiller familyasından birçok ağaçtan elde edilen açık sarı renkte bal kıvamlı kuvvetli kokulu kendine özel acı ve yakıcı lezzetli yağı balgam söktürücü solunum ve idrar yolları antiseptiği dışarıdan kas ve eklem ağrılarında ağrı kesici olarak kullanılan bir oleoreçine )
- TEREDDİ | SOYSUZLAŞMA ile/||/<> SOYSUZLAŞMA
( Bir canlı ya da örgenin gelişiminin herhangi bir anlamda iyiden kötüye doğru gitmesi karşılık degenerasyon degenerare soysuzlaşmak Geri evrim bir organizmanın ya da bir parçasının daha az özelleşmiş ve daha sade olan biçimlere geri dönmesi 1 Bir türün daha az yetkin bir duruma gelmeye bozulmaya dağılmaya yol açacak biçimde değişmesi 2 Yaşama biçimi ve görevlerinde gerileme ve yozlaşma 3Doğal gelişme yeteneğinin yitirilmesi 4 Bir organizma ya da bir organın soyun doğal gelişmesini durduracak biçimde bozulması )
- TEREDDÎ | YOZLAŞMA | BOZUNMA | DEJENERASYON ile/||/<> DEJENERASYON ile/||/<> YOZLAŞMA
( yozlaşma Bozulma Hücre ve dokuların canlılığını koruyarak görev bakımından daha az etkin bir düzeye inmesi ve çeşitli yapısal değişimlere uğraması dönüşümlü hücre zedelenmesi Canlı gözelerinin kalıtsal özelliklerini türlü nedenlerle yitirerek bozulmaları 1 Geri evrim 2 Yapının bozulması Bir organizmanın ya da bir parçasının daha az aktif ve daha sade olan biçimlere geri dönmesi Dejenerasyon 3 Bir amino asidi kotlayan birden fazla kodonun obuası )
- TEREDDÎ | YOZLAŞMA | BOZUNMA | DEJENERASYON ile/||/<> DİSİMİLASYON | YOZLAŞMA
( bk. yozlaşma @@ Bozulma. @@ Hücre ve dokuların canlılığını koruyarak görev bakımından daha az etkin bir düzeye inmesi ve çeşitli yapısal değişimlere uğraması, dönüşümlü hücre zedelenmesi. @@ @@ @@Canlı gözelerinin, kalıtsal özelliklerini türlü nedenlerle yitirerek bozulmaları. @@ 1. Geri evrim. 2. Yapının bozulması. Bir organizmanın ya da bir parçasının daha az aktif ve daha sade olan biçimlere geri dönmesi. Dejenerasyon. 3. Bir amino asidi kotlayan birden fazla kodonun obuası. )
- TEREDDÎ[Osm.] / DEGENERACY[İng.] / DÉGÉNÉRESCENCE[Fr.] / DEGENERATION, ENTARTUNG, ERMÜDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YOZLAŞMA
- TEREDDÜT | DURAKSAMA ile/||/<> DURAKSAMA
( Bir konuşmada seçilebilecek birçok sözcükler alınabilecek birçok kararlar vb önünde duralar görünme sanatı Bir yanıtlayıcının belli bir konuda tutum kanı ya da görüş belirtmede güçlük çekmesi )
- TEREDDÜTLÜ ile TEREDDÜT ETMEK ile TEREDDÜT ile TEREDDÜT
- TEREFFU | YÜKSELME ile/||/<> YÜKSELME ile/||/<> YÜKSELMEK
( Yerkabuğunun bir bölümünün deniz yüzüne göre daha yüksek bir düzeye çıkması ya da bir kabartı yapması Dansın yedi temel hareketinden biri Katmanların içgüçlerin etkisiyle asal durumlarını yitirerek kubbe çıkık kıvrım vb biçimler alması jeoloji astronomi Yukarı doğru hareket )
- TEREPHTHALIC ACID[İng.] / ACIDE TÉRÉPHTALIQUE[Fr.] / TEREPHTHALTSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEREFTALİK ASİT
- TERES[İng.] ile/||/<> TERES
( anat Mızrak gibi Kökenini bilmiyoruz Kürtçede de teres olarak geçer Arapçada da kullanılır )
- TERESSÜB | TORTULAŞMA ile/||/<> TORTULAŞMA
( Denizlerde göllerde akarsularda ya da kalarda katı taş maddelerinin çökeltilmesi olayı Sıvı ya da gaz ortamında dağılmış olan asıltıların yerçekiminin etkisiyle yoğunluklarına göre dipte toplanmaları birikmeleri Dışgöçlerle aşınıp taşınan iri çakıllardan en ince kum ve çamurlara değin her türlü özdeğin elverişli yerlerde yığılıp birikmesi olayı tortu )
- TERESSÜB ETMEK | ÇÖKELMEK ile/||/<> ÇÖKELME
( kimya Bir çökeltideki çözünenin doygunluk sınırını aştığı zaman oluşturduğu çökeltilerin oluşumu Eriyebilir antijenlerin antikorlarla çözünmez çökelti oluşturması presipitasyon )
- TERESSÜBATI CEVİYE | YAĞIŞ ile/||/<> YAĞIŞ
( Havadaki su buğusunun yoğunlaşma sonunda sıvı ya da katı durumda yere düşmesi yağmur kar dolu coğrafya )
- TEREŞŞUH | SIZMA ile/||/<> SIZMA
( Dipteki gözenek ve çatlaklar yoluyla suların yeraltına kaçma olayı Yağmur ve kar sularının çatlak ya da geçirimli katmanlardan yeraltına geçmesi olayı süzülme Nicemsel taneciğin erke engelinin üstünden geçecek denli devinim erkesi olmadığı halde arkaya geçebilmesi olayı sızıntı sızım coğrafya Fırın ya da yunak ortamlarının dışarı kaçması olayı )
- TERGAL[Fr.] = TERİLEN[İng. < TERYLENE]
( Yapay polyester lifleri ya da ipliği. | Bu iplikten yapılmış kumaş. )
- TERİM TALİMÎ ile/||/<> DIDACTIC[İng.] ile/||/<> DIDACTIQUE[Fr.] ile/||/<> ÖĞRETİCİ
( Öğretme yetiştirme ve açıklama özelliği bulunan )
- TERİM = TERM[İng.] = TERME[Fr.] = AUSDRUCK[Alm.] = TERM[Lat.]
- TERİMLER DİZGESİ | TERMİNOLOJİ ile/||/<> TERMİNOLOJİ[Fr. < TERMINOLOGIE]
( Nomenklatür )
- TERK | ÇEKİLME ile/||/<> ÇEKİLME
( Bir yumrukoyuncusunun herhangi bir nedenle karşılaşmayı bırakması ya da köşesinde bulunan yardımcısının yumruklaşma alanına sünger havlu atarak oyuncusu adına yenilgiyi kabul etmesi Akarsuların en çekik durumu Gelgitte kabarma olayının karşıtı kabarma çekilme akıntısı çekik durum denizçekilmesi Isıl işlemler sonucunda oluşan soğumayla beliren boyca küçülme olayı )
- TERK ETMEK ile/ve/değil/yerine İLİŞKİDE OLMAK
- TERK ETMEK ile TERK EDİLMİŞ ile TERK EDİLMİŞ YER ile TERK EDİLME
- TERK ETMEK ile/ve VAZGEÇMEK
( Bilincine varmadığınız bir şeyi terk edemezsiniz. )
( Öteye devam etmek için terk etmek durumundasınız. )
( Önemli[öncelikli] olan, ne yaptığınız değil ne yapmaktan vazgeçtiğinizdir. )
( Fiziksel vazgeçiş ve terk yalnızca bir içtenlik, bir samimiyet belirtisidir, fakat yalnızca içtenlik de özgürlüğe kavuşturamaz; uyanık bir idrak, istekli bir araştırma ve derin bir incelemeden doğan bir anlayışa gereksinim vardır. )
( Yapmanız gereken, tüm anıları ve beklentileri terk etmektir. )
( Dıştaki hiçbir şey bir değer ifade etmediği ve gönül her şeyi terk etmeye hazır olduğu zaman, zihinsel olgunluk düzeyine ulaşılmış demektir. )
( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda, arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )
( Duyup da/bilip de terk etmelidir. )
( Birinci adımdan vazgeçmeyen, ikinci adımı atamaz. )
( [Kendine/Bilgiye] Teslim olmadan terk edemezsin. )
( Ortak etmeni bulmak için tüm ayrımları terk etmek zorundasınız. Ancak evrensel olan ortaktır. )
( Gerçek vazgeçiş, terk edilecek bir şeyin bulunmadığını, çünkü size ait hiçbir şeyin bulunmadığını idrak ediştedir. )
( Sahte olandan vazgeçin, doğru olan kendi yerini bulacaktır. )
( Yanlış anlamalarınızı ortaya çıkarın ve onları terk edin, hepsi bu kadar. )
( Birine, vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinde, ilk vazgeçeceği kişi sen olursun. )
( You cannot abandon what you do not know.
To go beyond, you must abandon them.
It is not what you do, but what you stop doing that matters.
Mere physical renunciation is only a token of earnestness, but earnestness alone does not liberate. There must be understanding which comes with alert perceptivity, eager enquiry and deep investigation.
All you have to do is to abandon all memories and expectations.
You must know your inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear.
The real giving up is in realising that there is nothing to give up, for nothing is your own.
Give up the false and the true will come into its own. )
- TERK ile/ve HAYIR
( Güç ve hayırlar herkes içindir ve isteyen herkese hazırdır. )
( Dıştaki hiçbir şey bir değer ifade etmediği ve gönül her şeyi terk etmeye hazır olduğu zaman, zihinsel olgunluk düzeyine ulaşılmış demektir. )
- TERKİN | SİLME ile/||/<> SİLMEK ile/||/<> SİLME
( Sinema TV Üzerine ses ya da görüntü saptanmış mıknatıslı kuşakları silme kafasından geçirerek ortadan kaldırma böylelikle yeni bir saptamaya hazırlama Bir ya da birden çok bellek yerinin genellikle sıfır ya da boşluk damgası ile gösterilen belirli bir duruma getirilmesi Mimarlık Duvar ya da tavan gibi yerlerde yapılan kabartma kenar İnce demir Güdül Ankara Herhangi bir nesneyi ya da değeri yazılımdan çıkarma silme temizlemek )
- TERKİN-İ KAYD ETMEK, TERKİN ETMEK ile/||/<> CANCEL[İng.] ile/||/<> RADIER[Fr.] ile/||/<> KAYDINI SİLMEK
( Bulgu ya da markanın yasalarda gösterilen koşullara uygun olarak kaydını silmek )
- TERKİN ile/||/<> YİV ile/||/<> SİLME
( Mimarlık Bir yüzey üzerine oyulan ince oluk gibi yol a silme Elbiselerdeki kenar dikişi Yenikent Aksaray Niğde Sinema TV Üzerine ses ya da görüntü saptanmış mıknatıslı kuşakları silme kafasından geçirerek ortadan kaldırma böylelikle yeni bir saptamaya hazırlama Bir ya da birden çok bellek yerinin genellikle sıfır ya da boşluk damgası ile gösterilen belirli bir duruma getirilmesi Mimarlık Duvar ya da tavan gibi yerlerde yapılan kabartma kenar İnce demir Güdül Ankara Herhangi bir nesneyi ya da değeri yazılımdan çıkarma silme temizlemek Eski Türkçedeki yi dikiş ile ilgili olduğu anlaşılıyor Türk diyalektlerinde yiçi terzi olarak geçer Diyalektlerde yigi dikiş biçimi yaygındır Çuvaşça śĕvĕ dikiş śĕvĕsĕ terzi Egorov ÊS 209 Räsänen LTS 134 Macarca szűcs kürkçü Eski Çuvaşçanın śiγči veya śißçi biçiminden alınmıştır Ligeti TörK 299300 Türkçe yiv biçimi Bulgarcaya iva olarak geçmiştir BER 4 3 )
- TERKİP | BİLEŞME ile/||/<> BİLEŞMEK
( İki ya da daha çok sayıda atom molekül ya da özdeğin kimyasal tepkimeyle bir araya gelerek yeni bir özdek oluşturması kimya )
- TERKİP | BİLEŞME ile/||/<> BİRLEŞME
( İki ya da daha çok sayıda atom, molekül ya da özdeğin kimyasal tepkimeyle bir araya gelerek yeni bir özdek oluşturması. @@ (kimya) )
- TERKİP | SENTEZ | TERKİP, SENTEZ | TERKÎB | YAPIM | BİREŞİM | SENTEZ ile/||/<> SENTEZ ile/||/<> BİREŞİM
( bireşim kimya syntithenai beraber koymak Basit yapılı moleküllerden karmaşık yapılı maddelerin elde edilmesi bireşim Gesamtkunstwerk Verilerin bir bütünlük ortaya çıkaracak biçimde birleşmesi 1 Ayrı ayrı düşünce ve duyum öğelerinin birleşip bir bütün oluşturması 2 Türlü bulgu ve görüşlerin genel bir düşünceye varmak amacıyla karşılaştırılıp değerlendirilmesinden sonra birleştirilmesi işlemi 3 Sözcük bölüklerinin bir araya getirilerek okunması Bir bileşiği öğelerinden ya da daha yalın yapıdaki bileşiklerden elde etmeye yarayan tepkime ya da tepkimeler dizisi Birden çok öğenin bağımsızlığını yitirerek yeni bir bileşim oluşturan birliği ya da birden çok öğeyi bireştirme işlemi kimya 1 Yalın özdekleri bir araya getirerek bileşik özdekler oluşturma işlemi 2 Bu işlemin sonucunda ortaya çılkan bütün 1 Bir çokluğu birlik içinde toplama birleştirme a Çeşitli öğeleri bir araya getirme bir bütün içinde birleştirme b Bu birleştirmenin sonucu Karşıtı çözümleme 2 Yöntem olarak Tümdengelim yöntemi Yalından karmaşık olana tümelden tikele zorunludan olasılıya ilkeden onun uygulanmasına genel yasadan bireysel duruma nedenden etkiye öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi çıkarımsal usavurma 3 Eytişimsel süreçte üçüncü evre Savkarşısav karşıtlığının daha yüksek bir bütünde ortadan kaldırılması eytişimsel bireşim eytişim 3 İstenen bir kimyasal özdeğe daha olağan ayıraçlardan başlayarak birkaç kimyasal adım sonunda erişme işlemi Bir birleşiği öğelerinden ya da daha yalın yapıdaki birleşiklerden elde etmeye yarayan tepkileşim ya da tepkileşimler dizisi )
- TERKİP | TAMLAMA ile/||/<> TAMLAMA
( Derleme takım Bir adın anlamının tam belirtilmesi için bir başka addan adıldan ya da sıfattan yardım görmesi Evin kapısı sokak kedisi demir köprü bankanın açılış töreninin ertelenmesi senin evin onun evi bizim evimiz kendi evin beyaz ev karlı dağlar vb İsim ve Sıfat Takımı Bir adın anlamının tam olarak belirlenebilmesi için o adın tamlayan görevindeki bir ad veya ad soylu sıfat zamir gibi başka bir kelime ile tamamlanması bir tamlayanla bir tamlananın oluşturduğu kelime grubu İçeriye berrak kış günü ışığı yol bulmuş bir su gibi aktı S F Abasıyanık Bütün Eserleri Şeytan Minaresi s 106 Anaların anası anaların anası senin gibi var mı ki Yaşar Kemal Ortadirek s 273 Aptallığın üniforma giymesi de ne tuhaf Kemal Tahir Esir Şehrin İnsanları s 221 Birkaç bin kişilik büyücek bir çete çarpışmasını siz zafer mi sayıyorsunuz Kemal Tahir göst e s 334 Yolcu için gecenin karanlığı şimşeğin bir lahzalık aydınlığından sonra daha tahammül edilmez olur S Ayverdi Yusufcuk s 10 Gidenin yerine benzerini getirmek gayreti işte insanların tesellisi dir S Ayverdi göst e s 51 vb )
- TERKİP | TAMLAMA ile/||/<> TAMLANAN ile/||/<> TAMLAYAN
( (Derleme., takım) Bir adın anlamının tam belirtilmesi için, bir başka addan, adıldan ya da sıfattan yardım görmesi: Evin kapısı, sokak kedisi, demir köprü, bankanın açılış töreninin ertelenmesi, senin evin, onun evi, bizim evimiz, kendi evin, beyaz ev, karlı dağlar vb. @@ bk. İsim ve Sıfat Takımı. @@ Bir adın anlamının tam olarak belirlenebilmesi için, o adın tamlayan görevindeki bir ad veya ad soylu sıfat, zamir gibi başka bir kelime ile tamamlanması; bir tamlayanla bir tamlananın oluşturduğu kelime grubu: İçeriye berrak kış günü ışığı, yol bulmuş bir su gibi aktı (S. F. Abasıyanık, Bütün Eserleri: Şeytan Minaresi, s. 106). Anaların anası, anaların anası senin gibi var mı ki? (Yaşar Kemal, Ortadirek s. 273). Aptallığın üniforma giymesi de ne tuhaf? (Kemal Tahir, Esir Şehrin İnsanları, s. 221). Birkaç bin kişilik, büyücek bir çete çarpışmasını siz zafer mi sayıyorsunuz? (Kemal Tahir, göst. e., s.334). || Yolcu için gecenin karanlığı şimşeğin bir lahzalık aydınlığından sonra daha tahammül edilmez olur (S. Ayverdi, Yusufcuk, s. 10). Gidenin yerine benzerini getirmek gayreti, işte insanların tesellisi dir. (S. Ayverdi. göst. e., s. 51) vb. )
- TERKİP[Osm.] / SYNTHESIS, SYNTHESIZE, COMPOSITION[İng.] / COMPOSITION, SYNTHÉSE[Fr.] / SYNTHESE, SYNTHESIEREN, ZUSAMMENSETZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİM, SENTEZ/LEMEK
- TERKOVA | LÂDES KEMİĞİ ile/||/<> LADES KEMİĞİ
( (biyoloji) )
- TERKOVA ile/||/<> CLAVICULES[Fr.] ile/||/<> LÂDES KEMİĞİ
( biyoloji )
- TERLEME ile/||/<> TERLEME
( botanik Isıl işlem gören bir parçanın aşırı ısıtmadan ötürü bölgesel olarak eriyerek sıvı metal salması olayı Pastırmalık etlerin güneşte kurutulması sırasında yüzeydeki yağların kısmen eriyerek yağ damlacıkları oluşturması durumu )
- TERLİKSİ HAYVAN ile/||/<> TERLİKSİ HAYVAN
( Bir hücrelilerden Protozoa kirpikliler Ciliata sınıfının tüm kirpikliler Holotricha takımından iki kontraktil kofulu ve iki çekirdeği bulunan tatlı sularda serbest yaşayan Paramecium caudatum türü iyi bilinen bir cins Bir hücrelilerden Protozoa kirpikliler Ciliata sınıfının tüm kirpikliler Holotricha takımından iki kontraktil kofulu ve iki çekirdeği bulunan tatlı sularda serbest yaşayan bir cins )
- TERM SYMBOLS[İng.] ile/değil/yerine/= TERM SEMBOLLERİ
- TERMAL/THERMAL[İng.] değil/yerine/= SICAK KAPLICA SUYU | ISIYLA İLGILİ)
- TERMİK, TERMAL | ISIL ile/||/<> ISIL
( Isı ve sıcaklıkla ilgili olay süreç ve tepkimelerin genel niteliği fizik kimya Isıyla ilgili ısıya değgin 1 Isıyla ilgili 2Olağan sıcaklıklardaki kT ölçüsünde ısı nicelikleriyle ilgili Isı ile ilişkili ısıya değgin fizik )
- TERMINAL DÖNEM/TERMINAL PHASE[İng.] değil/yerine/= ÖLÜMCÜL EVRE
- TERMINAL VELOCITY[İng.] / ENDGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SON HIZ
- TERMİNAL[Fr./İng.] ile TERMİNAL[Fr./İng.]
( Otobüs, uçak vb. taşıtların yolcularını ilk aldığı ya da son bıraktığı yer. İLE Bir veri iletişim ortamında, veri giriş çıkışını sağlayan donanım birimi ya da donanım birimleri topluluğu. )
- TERMINAL[İng.] / TERMINAL[Fr.] / ENDPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞLANTI UCU, TERMİNAL
- TERMINAL[İng.] değil/yerine/= SON
- TERMINASYON/TERMINATION[İng.] değil/yerine/= SONLANDIRMA
- TERMINATE[İng.] ile/||/<> SONLANDIRMAK
- TERMINOLOJİ/TERMINOLOGY[İng.] değil/yerine/= TERİM BİLİMİ
- TERMINUS[İng.] değil/yerine/= UÇ
( Evrim ağacı üzerindeki dalların en uç noktasıdır. Gününümüzde var olan türleri ya da taksonları, yaşayan tüm bireylerle birlikte kapsayan noktalardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TERMISTOR / THERMAL RESISTOR[İng.] / RÉSISTANCE THERMIQUE, THERMISTANCE[Fr.] / THERMISCHER WIDERSTAND, WÄRMEWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL DİRENÇ
- TERMİT ile/||/<> WHITE ANT[İng.] ile/||/<> FOURMI BLANCHE[Fr.] ile/||/<> WEISSE AMEISE[Alm.] ile/||/<> AKKARINCA
( akkarınca İnce toz alüminyum ile demir ve öteki metal oksitlerinin büyük ısı salan karışımları Sıcak ya da ılıman ülkelerde yaşayan akkarıncalar takımına bağlı canavar böceklerin genel adı ağaç kemiren karınca divik termit )
- TERMİTLER ile/||/<> TERMİTLER
( karşılık beyazkarıncalar İsoptera isos eş pteryx kanat Eklembacaklı hayvanlardan böcekler İnsecta sınıfının kanatlılar Pterygota altsınıfının bir takımı Vücutları yumuşaktır Ağız parçaları çiğneyici tiptir Ön ve ard kanatları aynı büyüklüktedir Yarıbaşkalaşma gösterirler Sosyeye yaparlar Sosyetede üreme yeteneğinde olan bir erkek bir dişi kraliçe den başka üreme yeteneğinde olmayan birçok dişi ve erkekler er ve işçi bulunur Sarıboyunlu termit Colotermes cinsi iyi bilinir zooloji Eklem bacaklı hayvanlardan böcekler Insecta sınıfının kanatlılar Pterygota alt sınıfından vücutları yumuşak ağız parçaları çiğneyici tipte ön ve art kanatları aynı büyüklükte olan yarı başkalaşım gösteren sosyete yapan ve sosyetede üreme yeteneğinde olan bir erkek ve bir dişiden kraliçe başka üreme yeteneğinde olmayan birçok dişi ve erkekler er ve işçi bulunan bir takım Sarı boyunlu termit Colotermes cinsi iyi bilinir Beyaz karıncalar Eklem bacaklı hayvanlardan böcekler Insecta sınıfının kanatlılar Pterygota alt sınıfından vücutları yumuşak ağız parçaları çiğneyici tipte olan bir takım )
- TERMODİLÜSYON/THERMODİLUTION[İng.] değil/yerine/= SICAKLIK SEYRELTME
- TERMODİNAMİK'TE:
GERİDÖNÜŞÜMSÜZLÜK ile/değil TERSİNMEZLİK
( TERMODİNAMİK: Isı enerjisi ile kinetik enerji arasındaki ilgileri ve bu konuyla ilgili olayları inceleyen fizik kolu. )
- TERMODİNAMİK[İng. THERMODYNAMICS] ile/||/<> ADYABATİK DENGE[İng. ADIABATIC EQUILIBRIUM] ile/||/<> ENTALPİ[İng. ENTHALPY] ile/||/<> ENTROPİ[İng. ENTROPY] ile/||/<> FİZİKOKİMYA[İng. PHYSICAL CHEMISTRY]
( Termodinamik; ısı, sıcaklık, enerji ve iş arasındaki ilişkiyi inceleyen ve araştıran bilim dalıdır. Daha kapsamlı bir ifadeyle termodinamik; ısı, sıcaklık, entropi, entalpi, termodinamik yasaları, sıcaklık, iş ve enerji konularını inceler. Etimolojik olarak termodinamik sözcüğü Yunancada ısı anlamına gelen "θερμο" ile dinamik anlamına gelen "δυναμική" sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. Ek olarak Sadi Carnot, termodinamik biliminin kurucusu olarak kabul edilir. Fransız fizikçi Sadi Carnot 1824 yılında ısı motoru çevrimi kavramını ve tersinmezlik ilkesini ortaya atmıştır. Sadi Carnot'un fikirlerini o yüzyılın sonlarında Alman fizikçi ve matematikçi Rudolf Clausius geliştirmiştir. @@ Termodinamikte bir sistemin sınırlarından ısı akışının gerçekleşmediği ya da giren ısının çıkan ısıya eşit olduğu denge durumudur. @@ Entalpi, maddenin yapısında depoladığı enerjinin tanımıdır. Sembolü H'dir. Entalpi, iç enerji, basınç ve hacme bağlıdır. Sıcaklık arttıkça molekül iç etkileşimleri de artacağı için entalpi de artacaktır. @@ Fizikte entropi, bir sistemin mekanik işe çevrilemeyecek termal (ısıl) enerjisini temsil eden termodinamik birimdir. Çoğunlukla bir sistemdeki rastgelelik ve düzensizlik olarak tanımlanır ve istatistikten teolojiye birçok alanda yararlanılır. Sembolü S'dir. Sistemlerdeki düzensizlik arttıkça, entropi de artar. Bu durum da faydalı (iş yapabilir) enerji miktarını azaltır. Faydasız enerjiyi (entropi) arttırır. @@ Kimyasal sistemlerin özellik ve davranışlarını inceleyen, bu özellik ve davranışların sonucunda ortaya çıkan yasaları belirleyen bilim dalıdır. Fizikokimya; sıcaklık, basınç, hacim, derişim gibi fiziksel etmenlerin kimyasal tepkimelere etkilerini inceler. Sistemlerdeki ısı ve iş dönüşümlerini, tepkime hızlarını ve tepkime mekanizmalarını matematiksel ifadelerle teorilere dönüştürür. Elektrokimya, termodinamik, kimyasal kinetik alanlarını da kapsar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TERMOLECULAR, TRIMOLECULAR REACTION[İng.] / TRIMOLÉCULARIE[Fr.] ile/değil/yerine/= TERMOLEKÜLER, TRİMOLEKÜLER TEPKİME
- TERMOMETRE
- TERMOMETRE | SICAKLIKÖLÇER ile/||/<> SICAKLIKÖLÇER
( Isı alıp veren bir dizgeye değdirildiğinde oylum direnç gibi özelliklerinin yalnız birini değişitirerek dizgenin sıcaklığını saptamaya yarayan gereç Sıcaklığı ölçmek için kullanılan aygıt )
- TERMOMETRİ/THERMOMETRY[İng.] değil/yerine/= SICAKLIK ÖLÇÜMÜ
- TERMOREGÜLASYON/THERMOREGULATION[İng.] değil/yerine/= SICAKLIK DÜZENLENİM
- TERMOREGÜLATÖR/THERMOREGULATOR[İng.] değil/yerine/= SICAKLIKDÜZENLER
- TERMOSTAT[Fr.]/THERMOSTATE[İng.] değil/yerine/= ISIDENETİR/SICAKLIKDENETİR
- TERMOSTAT ile/||/<> THERMOSTAT[İng.] ile/||/<> THERMOSTAT[Fr.] ile/||/<> ISIDENETİR
( döşem Bir yer ya da nesnenin ısısını kendiliğinden düzenleyen bir derecede olmasını sağlayan aygıt )
- TERMOTERAPİ/THERMOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= SICAKLA SAĞALTIM
- TERNARY SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= ÜÇLÜ SİSTEM
- TERÖR/İST/İZM[Fr./İng.]/!TEDHİŞ/Çİ[Ar.] değil/yerine/= !YILDIRI/CI/LIK
- TERPENES[İng.] / TERPÈNE[Fr.] / TERPENE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERPENLER
- TERRAFORMING[İng.] değil/yerine/= DÜNYALAŞTIRMA
( Dünyalaştırma, başka bir gezegeni ya da gök cismini, Dünya'nın yaşamı destekleyen iklimi ve atmosferiyle benzer koşullara sahip hale getirme sürecine verilen isim. Bu durum genellikle atmosferin bileşiminin değiştirilmesi, iklimin düzenlenmesi ve hatta yüzeyin yeniden şekillendirilmesi gibi çeşitli ekolojik ve bilimsel değişiklikleri içinde barındırır. Bu süreç teorik olarak insanların uzayda koloniler oluşturmasını ve diğer gezegenlerde yaşamasını mümkün kılabilir. Ancak dünyalaştırma hâlâ büyük ölçüde teorik bir kavramdır ve uygulamada birçok teknolojik ve etik engel ile karşı karşıyadır.[1][2]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TERRITORIAL[İng.] ile BÖLGESEL
( Belirli bir bölgeye ait. )
- TERS ÇEVİRMEK ile TERS ÇEVRİLMİŞ ile İNVERTÖR
- TERS ÖZGECİLİK[İng. RECIPROCAL ALTRUISM] ile/||/<> TERSİNİM[İng. REVERSION]
( Farklı zamanlarda, iki birey arasında görülen uyum başarısı değişimidir. @@ Sonradan evrimleşen bir özelliğin, evrimsel süreç içerisinde, atasal formuna geri dönmesidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TERS ile AYKIRI
- TERS ile/||/<> TERS
( Bir a sayısı için 1 a sayısı kesirlerde evrik dönüşümde )
- TERS ile TERS ile TERS ÇEVİRME
- TERS ile ZIT
- TERSANE ile/||/<> TERSANE[İt. < TERSANA]
( coğrafya Yük ve yolcu gemilerin yapım bakım ve onarımı için dalgakıranla durgun su sağlanmış yüzer havuzlu teknik ve sosyal altyapısı yönetim bakım onarım ve depolama birimleri de bulunan kıyı yapıları İtalyanca ECeneviz tersaná yoluyla Arapça dār ṣināᶜadan dār eṣṣināᶜa alınmıştır Arapların tersaneye verdikleri bu ad yalnız Akdeniz dillerinde ortak bir ad olmakla kalmamış uluslararası alanda da tersane olarak değer kazanmıştır Batı Akdeniz dillerinde arsaná darsana darasana ve tarsana olarak kullanılır Bu sonuncu biçim başında t ile Türkçeye de geçmiştir 1303te yapılan bir anlaşmada Haliçte vetus tersanadan söz edilir Buna göre tli biçimin Türkçede oluşmadığı ve bu biçimin Batı Akdeniz dillerine Türkçeden geçmediği anlaşılıyor Bu biçim ilk olarak İspanyolca ve Eski Fransızcada tarsenal geçer Bu biçimin atarazana İtalyadan yayıldığına İtalyanca verilerin çokluğu tanıktır Arapça dnin Güney İtalyada kolaylıkla tye çevrildiği göz önüne alınırsa bu biçimin de bu çevreden çıktığı ve doğu ve batı dillerine Ceneviz Genova yoluyla geçtiği anlaşılır taracena tercena atarazana Prov tercenale tarsenal tercenal tersenal İtal Ceneviz tersaná tarsanā R ταρσανάς Türkçe tersane biçiminin oluşmasında Türkçe Farsça h ane ev sözünün baskısından söz edilebilir Arapça ve Rumca biçimlerin doğrudan doğruya Türkçeden alındığı açıktır Littmann Tschudi Arm 115 77 Türkçede tersane yanında tersahane biçimi de kullanılır Bu biçimin oluşmasında Farsça tarsā Hristiyan biçiminin rol oynadığı anlaşılıyor Tersanede Hristiyan tutsakların çalıştıklarını biliyoruz )
- TERSİB ETMEK | ÇÖKELTME ile/||/<> ÇÖKELTME ile/||/<> ÇÖKELTMEK ile/||/<> ÇÖKTÜRME
( çöktürme Bir çözeltiye belirli bir ayıraç katarak çözünmeyip dibe çöken yeni bir bileşik elde etme kimya Katı parçacıkların elektrik yüklerini yansızlaştırarak birikimlerini sağladıktan sonra radyoaktif çamurdan ayırma işlemi Kimyasal tepkimeler ya da fiziksel süreçlerle belirli bileşikleri özdekleri çöktürme olayı Bir karışımda bulunan maddelerin çöktürülerek ayırt edilmesi )
- TERSİL/TERTILE[İng.] değil/yerine/= ÜÇTE BİRLİK
- TERSİP | ÇÖKTÜRME ile/||/<> ÇÖKTÜRME
( Kimyasal tepkimeler ya da fiziksel süreçlerle belirli bileşikleri özdekleri çöktürme olayı Bir karışımda bulunan maddelerin çöktürülerek ayırt edilmesi )
- TERSİYER/TERTİARY[İng.] değil/yerine/= ÜÇÜNCÜL, ÜÇÜNCÜ
- TERT-[İng.] ile/değil/yerine/= TERT-
- TERTIARY COMPOUND[İng.] ile/değil/yerine/= TERSİYER BİLEŞİK
- TERTIARY STRUCTURE[İng.] ile/değil/yerine/= TERSİYER YAPI
- TERTIARY[İng.] ile/||/<> TERTIAIRE[Fr.] ile/||/<> TERTIUS: ÜÇÜNCÜ[Lat.] ile/||/<> TERTIÄR[Alm.] ile/||/<> TERSİYER
( İki milyon yıl öncesine kadar 65 milyon yıl civarında devam eden Üçüncü Jeolojik Devir )
- TERTİB | ORDİNAT ile/||/<> ORDINAT[İng. < ORDINATE]
( matematik Düzlemde veya uzayda bir P noktasının Ox Oy veya Ox Oy Oz kartezyen koordinat sistemindeki ikinci bileşeni olan sayı )
- TERTİP, NİZAM ile/||/<> FORMAT[İng.] ile/||/<> TUTAM | DİZENEK
( Soruların biçimsel özellikleri dile getirilişi dizisi geçişleri ve özel eylem simgeleriyle bir gözlem aracının taşıdığı biçimsel düzen dizenek )
- TERTİP, TANZİM ile/||/<> COORDINATION[İng.] ile/||/<> COORDINATION[Fr.] ile/||/<> KOORDINATION[Alm.] ile/||/<> DÜZENLEŞİM ile/||/<> COORDINATES[İng.] ile/||/<> COORDONNÉ[Fr.] ile/||/<> KOORDINATEN[Alm.] ile/||/<> DÜZENLEŞİK
( 1 Aynı sıradaki nesne ya da kavramların birbiri yanında oluşu eşdüzende oluşu 2 Bir sınıflamada aynı sırada bulunan iki ya da daha çok kavramın bir cinsin iki türünün bağıntısı düzenleşik Bir sınıflamada aynı düzen ve aynı sırada bulunan bir kavramın aynı biçimde aynı sırada altına konan kavramlar Ör Alman ve Fransız kavramları aynı biçimde Avrupalı kavramının altına konmakla düzenleşiktirler )
- TERTİPLİ CÜMLE ile/||/<> COORDINATE SENTENCE[İng.] ile/||/<> PROPOSITION COORDONNÉE[Fr.] ile/||/<> KOORDINIERTER SATZ, BEIGEORDNETER SATZ[Alm.] ile/||/<> SIRALI TÜMCE | BAĞIMLI SIRALI TÜMCE, BAĞIMSIZ SIRALI TÜMCE
( Derleme atıflı cümle bağlı cümle Anlam yakınlığıyle bağlanmış tümceler Sazının üstüne saz yok sözünün üstüne söz yok Anası gözyaşı dökmüş babası boynuna sarılmış yarenleri yolunu kesmiş onu döndürememişlerdi Gökten mi indi yerden mi bitti yetişiverdi Baharım baharımsın ilk aşkım aşkımsın son ümidimsin benim vb bağımlı sıralı tümce ve bağımsız sıralı tümce )
- TERZİ KUŞU ile/||/<> TERZİ KUŞU
( Cisticola cisticola Ötücükuşlar Passeriformes takımının öteğengiller Sylviidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 10 5cm Sırtı ve kanatları karakahverengi karnı sarı olur Avrupa Afrika ve Asyanın sazlık bölgelerinde yaşar Ötücü kuşlar Passeriformes takımının ötleğengiller Sylviidae familyasından 10 5 cm kadar uzunlukta sırtı ve kanatları kara kahverengi karnı sarı Avrupa Afrika ve Asyanın sazlık bölgelerinde yaşayan kendisine çok özel bir yuva yapan bir tür )
- TERZİ ile/||/<> DRESSMAKER[İng.] ile/||/<> TAILLEUR, COUTURIÈRE[Fr.] ile/||/<> SCHNEIDERGEHILFER[Alm.] ile/||/<> DİKİŞÇİ
( Tiyatro giysilerini diken işçi )
- TEŞABÜH, HOMOLOJİ | BENZETİ ile/||/<> BENZETİ
( Uzambiçimlerin cebirsel yapılarına ya da başka özelliklerine göre ilingesel bölüklenmesi Resim Heykel Özgünden çıkarılmış benzer yapıt )
- TESADÜF ile/||/<> CHANCE, HAZARD[İng.] ile/||/<> HASARD[Fr.] ile/||/<> ZUFALL[Alm.] ile/||/<> RASTLANTI
( Açıklanamayan beklenilmeyen önceden kestirilemeyen bir olayın ortaya çıkışı )
- TESADÜF ile İSÂBET
- TESADÜFİ ile MACERAPERESTLİK
- TESADÜM | ZIDDİYET | ÇATIŞMA ile/||/<> ÇATIŞMA ile/||/<> ÇATIŞMAK
( İki kıvrımlı dağ dizgesinin birbirleriyle kaynaşması 1 Oyun kişileri arasındaki çatışma 2 İç çatışma tinsel olan çatışma Bir kişinin kendi kendiyle olan çatışması 3 Dış çatışma hareketlerle ve sözlerle olan çatışma Karşıt güçlerin ve duyguların çarpışması Uzlaştırılamayan ve birbirine karşıt olan içtepi istek ve eğilimlerin canlıyı aynı zamanda ve yaklaşık güçte etkilemesi Bu durumda canlı karar vermede ve seçme yapmada güçlük çeker 1 Aynı anda ortaya çıkan birbirine karşıt ya da eşit derecede çekici dilek ve isteklerin bireyde yarattığı ruhsal durum 2 Birbirleriyle uyuşmayan dilek istek ya da ereklerin yarışmasından ortaya çıkan üzücü ya da kıvanç vermekten uzak bilinç durumu Görüş ve kanıların aykırılığından doğan karşıtlık coğrafya 1 Olay dizisinin gelişmesinde basamakları ortaya çıkaran kişiler arasındaki iç ve dış çatışmalar 2 Bir oyun kişisinin kendi içindeki bunalımı hiatus ünlü çatışması Kenetlenme )
- TESAVÎ-İ NAKİZEYN | ÇATIŞKI ile/||/<> ÇATIŞKI ile/||/<> MANTIKSAL ÇATIŞKI
( mantıksal çatışkı Yasaların ya da önermelerin kendi aralarında çelişikliği Kantta Usun kendi içinde zorunlulukla düştüğü çelişmeler Kant dört türlü çatışkı ayırır 1 Sav Evren uzay ve zaman bakımından sonludur karşı sav sonsuzdur 2 Sav Herşeyin kendilerinden kurulduğu son yalın parçalar vardır karşı sav yoktur 3 Sav Evrende özgürlükle olan bir nedensellik vardır karşı sav evrende özgürlük yoktur her şey doğa yasalarına göre olup biter 4 Sav Evrenin nedeni olan zorunlu bir varlık vardır karşı sav böyle bir varlık yoktur Kanta göre bu sorunların savları da karşı savları da aynı kesinlikle tanıtlanabilir Oysa birbirine karşıt olan iki önermenin ikisini de doğru saymakla çelişmeye düşülmüş olunur çatışkı )
- TESAVÎ-İ NAKİZEYN | ÇATIŞKI ile/||/<> ÇELİŞME | MANTIKSAL ÇATIŞKI
( bk. mantıksal çatışkı. @@ Yasaların ya da önermelerin kendi aralarında çelişikliği. (Kant'ta) Usun kendi içinde zorunlulukla düştüğü çelişmeler. // Kant dört türlü çatışkı ayırır: 1. Sav: Evren, uzay ve zaman bakımından sonludur; karşı sav: sonsuzdur. 2. Sav: Herşeyin kendilerinden kurulduğu son, yalın parçalar vardır; karşı sav: yoktur. 3. Sav: Evrende özgürlükle olan bir nedensellik vardır; karşı sav: evrende özgürlük yoktur, her şey doğa yasalarına göre olup biter. 4. Sav: Evrenin nedeni olan zorunlu bir varlık vardır; karşı sav: böyle bir varlık yoktur. Kant'a göre bu sorunların savları da karşı savları da aynı kesinlikle tanıtlanabilir. Oysa birbirine karşıt olan iki önermenin ikisini de doğru saymakla çelişmeye düşülmüş olunur.@@bk. çatışkı )
- TEŞBİH | TAKLİT ETME | BENZEŞME ile/||/<> BENZEŞME ile/||/<> BENZETME ile/||/<> BENZETMEK
( benzetme II 13 Kelime içindeki bir sesin boğumlanma noktası veya niteliği bakımından yan yana veya aralıklı duran bir başka sesle benzer veya eş duruma getirilmesi olayı vardur vardır o bir öbür pantalon pantolon haste hasta çarşanba çarşamba sünbül sümbül vb Benzeşme yan yana bulunan sesler arasında olabildiği gibi komşu sesler arasında da görülür Niteliği bakımından yarı benzeşme tam benzeşme yakın benzeşme uzak benzeşme ilerleyici benzeşme ve gerileyici benzeşme türlerine ayrılır Yarı benzeşme benzeşen sesin benzeştiği sesin niteliklerinden bir veya ikisine uyum sağlamasıdır penbe pembe sünbül sümbül örneklerindeki diş sesi n yanındaki dudak sesi bnin etkisi altında bir dudak sesi olan mye dönüşmüştür İlerleyici benzeşme de önceki sesin kendinden sonra gelen sesi gerileyici benzeşme de ise sonraki sesin daha önceki sesi kendi boğumlanma noktasına çekme biçiminde bir benzeşme olayı vardır Bu olay yazı dilinde seyrek ağızlarda yaygındır anla anna bunlar bunnar nişanlı nişannı zenginlik zenginnik şemsiye şemşiye defter tefter Hatice Hacce kalmazsa kalmassa tarla talla türlü tüllü olmazsa olmassa yatsı yatsıg yassı yassı namazı gitsin gissin vb Karşıtı benzeşmezlik tir Bir nesneyi bir kavramı imgede canlandırmak için nitelikçe daha üstününe benzetme sanatıdır I Benzetme öğeleri es t erkânı teşbih Benzetmeyi oluşturan dört öğe 1 benzetmelik kendisine benzetilen es t müşebbehün bih Birbirine benzetilen varlıklardan kavramlardan niteliği daha üstün daha güçlü olan 2 benzetilen benzeyen es t müşebbeh Birbirine benzetilen varlıklardan kavramlardan nitelikçe daha güçsüz daha aşağı olan Benzetmede canlandırılmak istenilen nesne kavram 3 benzetme yönü es t vechi şebeh Birbirine benzetilen varlıkların kavramların arasındaki ortak nitelik 4 benzetme ilgeci es t edatı teşbih Sözcükler kavramlar arasında benzetme ilgisi kuran ilgeç ya da ilgeç görevli sözcükler II Benzetme türleri 1 ayrıntılı benzetme tam benzetme es t teşbihi mufassal Dört öğesi de bulunan benzetme Ör Aslan gibi yiğit asker Buna tam benzetme de denir 2 kısa benzetme es t teşbihi muhtasar Benzetme yönü bulunmayan benzetme Ör Mehmet aslan gibidir 3 özetli benzetme es t teşbihi mücmel İlgeci bulunmayan benzetme ör Mehmet yiğitlikte aslandır 4 pekişik benzetme es t teşbih müekket teşbihi beliğ Edatı da benzetme yönü de bulunmayan benzetme Ör Mehmet aslandır 5 yaygın benzetme es t teşbihi temsilî Sözcükler arasında değil anlatım bölümleri arasında olan benzetme Bu bölümler kimi kez karşılıklı birkaç benzetme öğesiyle örülmüş olur yaygın eğretileme 6 sarmaştı benzetme es t teşbihi melfuf Bir tümcedeki dizedeki öğelerle sonraki tümcenin dizenin öğelerine karşılıklı benzeştirme Ör Yar için ağyara minnet ettiğim aybeyleme Bağban bir gül için bin hara hizmetkâr olur 7 ayrımcalı benzetme es t teşbihi mefruk Bir anlatımda art arda sıralanan ve biçimdeş olan ikişer öğeli benzetme Ör Meyhane gülsitandır peymane gülfeşandır Namık Kemal 8 toplamlı benzetme es t teşbihi cemi Benzetmeliği birden çok olan benzetme Ör Dilimle uğradığım derde ben bu âlemde Ne bülbül uğradı ne tutii şeker güftar 9 eşli benzetme es t teşbihi tesviye Benzetilenin birden çok olduğu benzetme Ör Reha bulmak ne mümkin suzişi mihnetten uşşaka Visal ateş firak ateş belâyı intizar ateş Rafet 10 çevrik benzetme es t teşbihi maklup Uyartma amaciyle benzetilenin niteliklerini üstün gösterme 11 beğenilen benzetme es t teşbihi makbul İsteği anlatmaya yeten benzetme 12 beğenilmeyen benzetme es t teşbihi merdut İsteği anlatmaya yetmeyen benzetme 13 benzeşme es t teşabüh tesavi Benzetmelikle benzetilenin nitelikte eşit olması Ör Bilmez oldum sâkiya derdi firakı yar ile Mey midir bu ya sirişki çeşmi giryanım mıdır Baki Söz sanatı terimi Bir şeyin niteliğini her hangi bir bakımdan canlandırmak için onu benzetme edatlarından biri araciyle veya edatsız olarak bir kelime yahut cümle ile karşılaştırma Kar gibi beyaz bir çarşaf Dalgalar kayalara nasıl çarpıp kırılıyorsa bu emekler de öylece kırılıp yok oluyordu İki gözü iki çeşme Pamuk eller gibi Bir markanın özdeşini yapma )
- TEŞBİH[Osm.] / SIMULATION[İng.] / SIMULATION[Fr.] / SIMULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZETİM
- TESCİL | KAYIT ile/||/<> KAYIT ile/||/<> KAYIT[Ar. < KAYD]
( Gümrükçe kabul edilen bildirgenin defterine kaydedilip üzerine sıra sayısı ve gününün yazılarak damgalanması Bir bilgiyi saklayabilmek ereğiyle deftere kâğıda ya da fişe geçirme 1 Doğrama kapıların ortak kısmında birbirine dik ve kalın çıtalar Aksaray Niğde 2 Pencere çerçevesi Dereyazıcı Alaca Çorum Reviden önceki ses de iki uyaklı kelimede aynı olursa bu sese KAYIT ve böyle olan uyaklara KAYITLI UYAK denir )
- TEŞCİR ile/||/<> AFFORESTATION[İng.] ile/||/<> RÈBOISEMENT[Fr.] ile/||/<> AUFFORSTUNGÈ[Alm.] ile/||/<> AĞAÇLANDIRMA
( Türlü nedenlerle yok olmuş eski ormanların eksikliğini gidermek için elverişli yörelerde insan eliyle yeni orman alanları yaratma )
- TEŞEDDÜD ile/||/<> GEMINATE[İng.] ile/||/<> GEMINATION[Fr.] ile/||/<> GEMINATION[Alm.] ile/||/<> ÜNSÜZ İKİZLEŞMESİ
( İç seste iki ünlü arasında bulunan ve vurguyu üzerinde bulunduran ikinci hece başındaki ünsüzlerin açık ve zayıf boğumlanmalı ilk hece ünlülerinin etkisi altında kendi hece sınırlarını aşacak bir yoğunlukla boğumlanmaları sonucunda söz konusu ünsüzdeki tekrarlanmayı gösteren ses olayı aşağı aşşağı aman amman azık azzıh ışık ışşıh ısır ıssır kaşık gaşşıh küçük güççük döşek döşşek vb Bu olay sonunda açık ilk heceler zayıflıktan kurtulmakta ve birer kapalı heceye dönüşmektedir )
- TEŞEHHÜP | AKKORLUK ile/||/<> AKKORLUK
( Sinema TV Yüksek derecede ısıtılan nesnelerin ışık saçma özelliği ışık saçan bir nesnenin durumu fizik kimya )
- TEŞEKKÜL | OLUŞUM ile/||/<> OLUŞUM
( Gökcisimlerinin canlıların doğup biçimlenme süreci 1 Belli bir varlık kazanma oluşma süreci 2 Herhangi bir varlığın zamanla belli bir biçime ve yapı özelliğine kavuşması 3 Kişinin belli bir eğitim sürecinde kazandığı niteliklerin tümüne verilen ad Bir bileşiğin öğelerinden yapılması Ayrıtsal özellikleri bulunan ya da gözlem ve bilgi konusu olan olgusal durum genel uygulayım 1 Biçimlenme süreci katman kütle gökcismi vb 2 Belirli bir yerbilimsel dönemde biçimlenmiş olan katman külte vb İnsan ruhu ve düşüncesinin kültür değerlerine tam bir anlayışla katılabilecek bir biçimde tinsel gelişmesi ve biçimlenmesi İnsanın belli ülkülere ve belli örneklere göre yetişmesi Gerçek oluşum son bulmuş bir şey değil durmadan gelişen canlı bir oluştur Kırılcaların temel yapılarına bağlı olarak büyürken geliştirdikleri biçim oluşma Bir bileşik faz olay biçim ya da ürünün ortaya çıkışı )
- TEŞEKKÜLÂT ile/||/<> FORMATION[İng.] ile/||/<> FORMATION[Fr.] ile/||/<> FORMATION[Alm.] ile/||/<> OLUŞUK
( Bir kayaç katman litostratigrafi birimi belli bir ya da birkaç kayaç cinsinin egemen olması ya da yapılışında göze çarpan özelliğiyle altından ve üstünden ayırt edilebilen oluşum )
- TEŞEKKÜR ETMEK ile/ve TAKDİR ETMEK
- TESELLİ EDİLEBİLİR ile TESELLİ ile TESELLİ EDİCİ ile KONSOL ile PEKİŞTİRMEK ile KONSOLİDE ile KONSOLİDASYON
- TEŞENNÜC[Ar. < ŞENC]/İSPAZMOS/SPASM[İng.]/SPASME[Fr.] değil/yerine/= KASILMA
( Kasların kasılması, gerilip/çekilip büzülmesi. )
- TEŞEVVÜŞ-İ TAHATTUR ile/||/<> PARAMNESIA[İng.] ile/||/<> PARAMNÉSIE[Fr.] ile/||/<> BELLEK KARIŞIKLIĞI
( Sözcük ve cümlelerin doğru anlamını anımsayamamak ya da ilk kez görülen bir şeyi daha önce görmüş olmak yanılsamasına kapılmak biçiminde beliren hastalık )
- TEŞEVVÜŞ ile/||/<> CONFUSION[İng.] ile/||/<> KARIŞIKLIK
( Bir soru bir sınar ya da bir anlatımda terimlerin bulanıklığından ya da öğelerinin düzensizliğinden doğan anlam ya da kavram kargaşası )
- TEŞEVVÜŞ ile/||/<> OBNUBILATION[İng.] ile/||/<> BULANMA
( Bilincin sislenmesi ve uyuşma durumuna girmesi )
- TEŞEVVÜŞ ile/||/<> UNSTEADINESS[İng.] ile/||/<> VACILLATION[Fr.] ile/||/<> FLACKEND[Alm.] ile/||/<> ÇALKANTI
( Bir erkil kaynağında gözlenen ve doğal salınım sıklıklarıyla ilgili olmayan düzensiz değişimler )
- TEŞHİR | SERGİLEME ile/||/<> SERGİLEME
( Olgular ya da düşünceler üzerinde sözlü ya da yazılı olarak yapılan geniş ve yöntemli açıklama Verilerin çizelgelerle sunulması sırasında örnekçeli durumları vurgulamak ya da sayısal bir gözlemi özetlemek üzere nitel ya da görünülü betimlemelerde bulunma 1 Bir konuyu yayarak yapılan açıklama SERGİLEMEK Exposer 2 Bir eserin başında konuyu ortaya koyan kısım Sergileme ortaya çıkarmak gösterme Sirkin kendini tanıtması için kısa gösterilerle yaptığı sergileme )
- TEŞHİRCİLİK ile/||/<> EXHIBITIONISM[İng.] ile/||/<> GÖSTERMECİLİK
( Dikkat ve ilgiyi üzerine çekebilmek için olağandışı ve uygunsuz davranışlarda bulunma )
- TEŞHİS | İKRAR | TANIMA ile/||/<> TANIMA ile/||/<> TANIMAK
( Bulgu Aristotelesin Poetiko adlı kitabındaki bölümleme Bir yabancıyı bir işaretten taşıdığı eşyadan yaptığı hareketlerden tanıma Aristoteles bunu şöyle bölümlemiştir 1 Dış işaretlerden benler yaralar 2 Bir kimsenin kendini ele vermesiyle 3 Anıların canlanması ile 4 Benzer yanlar bularak mantık yoluyla 5 Oyunun gelişim süresi içinde tanıma Aristotelese göre dram sanatı için en ustacası sonuncusudur Daha önce görülmüş ya da öğrenilmiş bir kişi ya da nesneyle karşılaşınca anımsayarak o olduğunun ayırdına varma 1 Daha önce bilinen bir şeyi bir kimseyi anımsama 2 Bir şey ya da bir kimse ile ilgili doğru ve tam bilgisi bulunma 3 Var olan bir şeyi algılama Bir nesne ya da özelliği tanımlama ve çözümlemelere elverecek biçimde başkalarından ayırabilme durumu Herhangi bir olayda işlemin kişisel olarak yapıldığının karşılıklı olarak tanımı ve açıklanması daha önce görülen bilinen bir kimse veya şeyle karşılaşıldığında bunun kim veya ne olduğunu anımsamak daha önce görmüş olmak bilmek bilip ayırmak seçmek ayırt etmek )
- TEŞHİS | KİŞİLEŞTİRME ile/||/<> KİŞİLEŞTİRME
( Cansız varlıkları ya da hayvanları imgesel yaratıkları kişiler gibi davrandırma canlandırma onlara duygu imge devim gibi nitelikler kazandırma sanatı Karlı dağların başında Salkım salkım duran bulut Saçın çözüp benim için Yaşın yaşın ağlar mısın Yunus Emre Oyunun özüne uygun olarak aksiyonun gelişimini sağlayan kişilerin yapımı Oyun kişisinin yapımı yönelişleri davranışları görünüşleri hareketleri çevre vb yollardan gerçekleştirilir Kişileştirme tip ve karakter olmak üzere iki çeşittir Kişileştirilen varlıklara imgesel yaratıklara söz söyletme sanatı kişileştirme Ör Dinle neyden kim hikâyet etmede Ayrılıklardan şikâyet etmede Bu koşada ney kişileştirilmiştir Konuşturma başlıyor Der Kamışlıktan kopardılar beni Nalişim zar eyledi merd ü zeni Süleyman Nahifi Mesnevi Tercümesi )
- TEŞHÎS | TANI | TEŞHİS ile/||/<> TEŞHİS ile/||/<> TANI
( Tanı Tanı Bir veri yığını ya da bilgi gerecinin taranarak incelenen konu çevresinde örgütlenmesi Bir organizmanın bütün ayırıcı karakterlerinin kısaca belirtilmesi Diyagnoz 1 Belirtilere ve bulgulara göre hastalığın belirlenmesi diyagnoz teşhis 2 Bir organizmanın bütün ayırıcı karakterlerinin kısaca belirtilmesi Hastalık belirtilerine ve hastalıkla ilgili her türlü muayene bulgularına dayandırılarak hastalığın niteliğinin ortaya konması diagnoz diyagnoz diyagnozis teşhis )
- TEŞHİS | TANI ile/||/<> TANI
( Bir veri yığını ya da bilgi gerecinin taranarak incelenen konu çevresinde örgütlenmesi Bir organizmanın bütün ayırıcı karakterlerinin kısaca belirtilmesi Diyagnoz 1 Belirtilere ve bulgulara göre hastalığın belirlenmesi diyagnoz teşhis 2 Bir organizmanın bütün ayırıcı karakterlerinin kısaca belirtilmesi Hastalık belirtilerine ve hastalıkla ilgili her türlü muayene bulgularına dayandırılarak hastalığın niteliğinin ortaya konması diagnoz diyagnoz diyagnozis teşhis )
- TEŞHİS/DIAGNOSIS[İng.] değil/yerine/= TANI
- TESİR | ESER, TESİR | ETKİ ile/||/<> ETKİ
( Bir oyun sırasında belirli bir etki yapmak için kullanılan müzik gürültü sis yağmur kar güneş gece fırtına yıldırım gibi her çeşit ses ve ışık öğelerinin tümü Deneysel tasarım Bir etken düzeyinin değişimi ile yanıtta oluşacak değişiklik 1 Özdeğin sonsuz türlerinden bir ya da birkaçının başkalarında uyandırdığı her türlü iz ve iz bırakma eylemi 2 Nedensellik bağlantısı içinde bir nedenin sonucu Yığın iletişiminde kaynaktan çeşitli araçlarla aktarılan iletilerin okur izleyici dinleyici gibi alımcılar üzerindeki etkileyici sonucu Nedenin bağlılaşık kavramı 1 Nedensellik bağlantısı içinde a Bir nedenin sonucu olarak düşünülen olay b Bir nedenin doğurduğu gerçek olay 2 Bir şeyin verdiği izlenim Ör Etki yapmak iyi bir etki yapmak Birtakım sonuçlar tepkiler olaylar ya da görüngüler ortaya çıkaran neden )
- TESİR | İNDÜKLEME ile/||/<> İNDÜKLEMEK ile/||/<> İNDÜKLEME
( fizik fizik İndüksiyon )
- TESİSAT ile/||/<> INSTALLATION[İng.] ile/||/<> INSTALLATION[Fr.] ile/||/<> DÖŞEM
( 1 genel uygulayım Bir işin sağlanması için kullanılması gereken araç gerecin uygun yerlere yerleştirilmesiyle oluşan düzen 2 mekanik Bir düzen içinde kullanılan araç gereç ya da aygıtların tümü 3 döşem Bir akışkanın dağıtımını kullanımını sağlayan boru donanımı )
- TEŞKİL LÂHİKASI, İŞTİKAK LÂHİKASI | YAPIM EKİ ile/||/<> YAPIM EKİ
( Derleme şekil eki morfem yapı eki tekil eki Sözcük kök veya gövdesine getirilerek sözcüğün yeni bir kavram kazanmasını sağlayan ek lik gözlük ci evci li evli ine sevinç gi sevgi daş vatandaş dır sevdir in sevin leyin geceleyin vb Kelime kök ve gövdelerine getirilerek yeni kavramların yansıtılmasını kavramlara karşılık yeni kelimeler yapılmasını sağlayan ek lIk lUk odunluk dizlik yakınlık ÇI ÇU yarışçı izci lI lU tuzlu AcAk yiyecek yakacak IcI UcU sızıcı itici görücü A boşa yaşa dAş addaş adaş yoldaş ülküdeş l yarıl kırıl lA başla izle tuzla I n U n sevin soyun I ş U ş koşuş üşüş vb Türkçede yapım ekleri addan ad addan fiil fiilden ad ve fiilden fiil türeten ekler olmak üzere dört tür oluşturur Karşıtı çekim eki dir Azerbaycan Türkçesi sözdüzäldici şakilçi Türkmen Türkçesi söz yasaycı affiks goşulma laf kurucu afiks Özbek Türkçesi yasóvçi qóşimça Uygur Türkçesi söz yasiğuçi qoşumçä Tatar Türkçesi süz yasağıç yasağıç quşimça süz yasawçi quşimça Başkurt Türkçesi hüz yahawsı affiks yalgäw söz yaratıwçu koşumça söz etegen koşumça söz yaratagan koşumca Krç Malk söz kurawçu affiks calgaw Nogay Türkçesi söz yasawış kosımşa Kazak Türkçesi söz turdıruwşı jurnak sözjasamdık jurnak Kırgız Türkçesi söz casoo afiksi müçösü Alt sös büdüreeçi kojulta Hakas Türkçesi sös püdîrceňhozım Tuva Türkçesi çogaadılga kojumaa Rusça slovoobrazuyuşçiy affiks )
- TESLA COIL[İng.] / BOBINE DE TESLA[Fr.] / TESLASPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= TESLA BOBİNİ
- TESLA[İng.] / TESLA[Fr.] / TESLA[Alm.] ile/değil/yerine/= TESLA
- TESLİM ETMEK ile MESAJ İLETMEK ile BİR KONUŞMA YAPMAK ile KURTULUŞ ile TESLİM EDİLMİŞ ile TESLİMATÇI ile TESLİMAT
- TESLİMİYET ile/ve/> AŞK
- TESLİS[Ar.]/TRIAL/TRINITY[İng.]/TRIVIUM[Lat.]/TRIMURTI[Hintçe] değil/yerine/= ÜÇÜL
- TESLÎS ile TESDİS ile TESTİS[İng. TESTICLE]
( Üçleme. @@ Altışarlama. @@ Erbezi/haya. )
- TESMÎN | SEKİZLİK ile/||/<> SEKİZLİK
( Bir takımyıldızn adı astronomi )
- TESMİN DERECESİ ile/||/<> OCTANT[İng.] ile/||/<> OCTANT[Fr.] ile/||/<> OCTANS[Lat.] ile/||/<> OKTANT[Alm.] ile/||/<> SEKİZLİK
( Üç boyutlu uzayda Dekart konaçlarını tanımlamaya yarayan üç konaç ekseninin ikişer ikişer alındıklarında oluşturdukları konaç düzlemlerinin uzayı ayırdıkları sekiz parçadan her biri )
- TESNİYE | İKİCİLİK ile/||/<> İKİCİLİK
( Olayları karşıt ve etkileşen iki öğeye dayanarak açıklayan yaklaşım Birbirinden ayrı birbirinden bağımsız birbirine geri götürülemeyen birbirinin yanında ya da karşısında bulunan iki ilkenin varlığını kabul eden görüş Şu türleri vardır 1 Dinsel görüşte İki Tanrının biri iyi biri kötü var olduğunu öne süren anlayış Mani dini 2 Tanrıbilimde İnanç ve bilgi yaratan ve yaratılan karşıtlığını savunan görüş 3 Fizikötesinde Varlık ve oluşun idea ve görüngünün beden ve ruhun ben ve benolmayanın bilinç ve cisimler dünyasının birbirine karşıt ilkeler olarak varolduğuna inanan görüş 4 Ahlak felsefesinde Usu ve duyarlığı ödev ve eğilimi birbirine karşıt ilkeler olarak benimseyen görüş Karşıtı tekçilik Aynı toplumda iki ayrı iktisadi yapının veya piyasanın birarada bulunması )
- TESNİYE | İKİLİK ile/||/<> İKİLİK
( Sinema TV İki kilovat gücünde toplayıcı ışıldak Osmanlı ülkelerinde bir ara kullanılan gümüş ve bakır karışımı paranın adı 1 Osmanlı ülkelerinde bir ara kullanılan gümüş ve bakır karışımı paranın adı 2 dichotomy Değişim oranının iç piyasada emek değer yasasınca uluslararası piyasada karşılıklı istem yasasınca belirlenmesine dayanan ve J S Mill tarafından ileri sürülen görüş 3 klasik ikilik Bazı dillerde adların zamirlerin teklikçokluk açısından iki varlığı iki nesneyi belirtmesi çekimli fiilerde iki kişiyi göstermesi İkilik şekli Arap Yunan ve Sanskrit gibi dillerde var olan bir şekildir Dilimizde ikilik yoktur Yalnız Türkçeye Arapçadan girmiş olan bazı eski kelimelerde veya Osmanlıca metinlerde göze çarpar An ve Ayn ekleri ile kurulur tarafeyn iki taraf ebeveyn anababa haremeyn Mekke ve Medine kamereyn ay ve güneş devleteyni fahîmeteyn iki büyük devlet vb Arapçada ikilik çekimli fiilerde de kurallı olarak kullanılmaktadır ketebâ iki erkek yazdı ketebetâ iki kadın yazdı ketebtümâ iki erkek veya iki kadın yazdınız tektübâni iki erkek veya iki kadın yazarsınız gibi )
- TESPİH BÖCEĞİ ile/||/<> TESPİH BÖCEĞİ
( Eklem bacaklı hayvanlardan kabuklular Crustacea sınıfından 15 mm kadar uzunlukta karada nemli yerlerde yaşayan vücutları uzun ve kubbeli dokunulunca küre şeklini alan A vulgare türü iyi bilinen bir cins Kabuklular sınıfından 15 mm kadar uzunlukta karada nemli yerlerde yaşayan vücutları uzun ve kubbeli dokunulunca küre biçimini alan kabuklu cinsi )
- TESPİT | SAPTAMA ile/||/<> SAPTAMA
( Sinema Açındırma sonunda ışıklanmamış gümüş bromürün ortadan kaldırılarak resmin ışıktan etkilenmemesini sağlama görüntü saptama Bir nesne ya da durumun ayırıcı özellikleriyle tanınması ya da bir konunun gözleme ya da ölçüye vurularak ayrıtlarıyla belirlenmesi 1 sinema Yıkanmış bir duyarkatın gümüş bromür kalıntılarını eritmek amacıyla kimyasal bir eriyikten geçirilmesi 2 fotoğrafçılık Resmin ışıkta bozulmaz duruma getirilmesi )
- TESPİT EDİLEBİLİR ile TESPİT ile DEDEKTİF ile DEDEKTİFLİK İŞİ ile DEDEKTÖR
- TESPİT ETMEK ile/ve ELDE ETMEK
- TESPİT ETMEK ile TESPİT EDİLEBİLİR
- TESPİT ile ÇIKARIM
- TESPİT ile İLERİ SÜRMEK
- TESPİT değil/yerine/= SAPTAMA
- TESPİT değil/yerine/= SAPTAMA
- TESPİT ile/ve TEKLİF
- TESPİT ile/ve TEŞHİS
- TESPİT ile/||/<> TESPİT[Ar. < TES̱BİT]
( karşılık fiksasyon fixus tespit edilmiş Canlıyı bir takım kimyasal maddelerle muamele ederek mümkün olduğu kadar hızla ve mümkün olduğu kadar biçim ve kimyasal yapısını değiştirmeksizin saklama Işık mikroskobu ya da elektron mikroskobunda incelemek üzere canlıdan alınan parçaların daha sonra çürüme ve bozulmasını engellemek ve canlı hallerine en yakın şekliyle korumak için Bouin Zenker ozmiyum tetroksit vb gibi tespit sıvıları ile muamele etmek Fiksasyon 1 Doku veya sıvıların kimyevi bir maddeyle işleme tabi tutularak otolizinin engelllenmesi 2 Işık mikroskobu veya elektron mikroskobunda incelemek üzere canlıdan alınan parçaların daha sonra bozulmalarını önlemek ve canlı durumuna en yakın biçimiyle korumak için kimyasal tespit sıvılarıyla işleme tabi tutma fiksasyon 1 Sabit ve oynamaz hâle getirme tespit etme özellikle yerinden kaymış veya ayrılmış bir organı ameliyat veya diğer bir yolla eski yerine tespit etme 2 Mikroskopik muayene için ince kesit almayı kolaylaştırmak üzere dokunun parafin vb madde içinde tespit edilmesi 3 Anatomopatolojik muayene için organ veya oluşumun tespit edici bir materyalin içerisine konması 4 Görüntünün retinada sarı leke üzerine düşmesini temin edecek biçimde her iki gözün obje üzerinde odaklanması 5 Doku veya sıvıların tespit çözeltileri içerisinde işleme tabi tutularak dokunun çürümesinin veya kokuşmasının engellenmesi fiksasyon )
- TEŞRİH | ANATOMİ[Fr. < ANATOMİE] ile/||/<> EMBRİYOLOJİ ile/||/<> FİTOPATOLOJİ
( (zooloji) @@ (Yun. ana: yukarı; tome: kesmek) Biyolojinin canlıların iç yapıları ile uğraşan dalı, yapı bilimi. @@ 1. İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbirleriyle olan ilgilerini inceleyen bilim dalı, yapı bilimi. 2. Herhangi bir organizmanın yapısı. @@ anat. Vücudun normal biçimini ve yapısını inceleyen bilim dalı. Organlı varlıkların yapısıyla biçimini ve bu yapıyı oluşturan organları, bu organların işlevleri arasındaki ilişkileri ve normal komşuluk ilişkilerini inceleyen bilim, yapı bilim. Anatemnien: açmak, Ana: Boylu boyunca, Tome: kesme. @@ @@ )
- TEŞRİH | ANATOMİ ile/||/<> ANATOMİ ile/||/<> ANATOMİ[Fr. < ANATOMIE]
( zooloji ana yukarı tome kesmek Biyolojinin canlıların iç yapıları ile uğraşan dalı yapı bilimi 1 İnsan hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbirleriyle olan ilgilerini inceleyen bilim dalı yapı bilimi 2 Herhangi bir organizmanın yapısı anat Vücudun normal biçimini ve yapısını inceleyen bilim dalı Organlı varlıkların yapısıyla biçimini ve bu yapıyı oluşturan organları bu organların işlevleri arasındaki ilişkileri ve normal komşuluk ilişkilerini inceleyen bilim yapı bilim Anatemnien açmak Ana Boylu boyunca Tome kesme )
- TEŞRIHÎ | PHYSIOLOGIQUE[Fr. < PHYSIOLOGIQUE] ile/||/<> FİZYOLOJİK ile/||/<> FİZYOLOJİK[Fr. < PHYSIOLOGIQUE]
( biyoloji Organizmanın normal işlevlerine ait olan )
- TEST | METRE | ÖLÇER ile/||/<> ÖLÇER
( Başarı ve yetenekleri nesnel olarak değerlendirmeye yarayan araç Minkowski işlevseli Tutum yeti yetenek ve becerileri ölçmek üzere başvurulan ve ölçünlenmiş edimli ya da sözlü sınarlardan oluşan ölçme aracı Ölçü yapan aygıt )
- TEST[İng. < TEST] ile/||/<> TEST
( 1 Kişilerin yetenek bilgi ve becerileri ile anıklıklarını ölçmeye yarayan herhangi bir araç ya da yöntem 2 Zihinsel bir çalışmanın niteliğini belirtmek ve saptamak amacıyla yapılan 3 Nesnel olarak değerlendirilebilen sınav sorularının tümüne verilen ad 4 Sınav Not test karşılığı Ruhbilim Terimleri Sözlüğünde ölçer terimi önerilmiştir 1 Tecrübe 2 Deney )
- TEST ile/ve ANALİZ
- TESTA[İng.] ile/değil/yerine/= TESTA
- TESTERE BALIĞI ile/||/<> TESTERE BALIĞI
( Pristis pristis Köpekbalıkları Selachii takımının testerebalığıgiller Pristidae familyasından bir balık türü Tek cinsin tek türüdür Uzunluğu 7 testeresi 2 m Balinalara saldırarak testeresiyle parçalar Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşar Köpek balıklan Selachii takımının testere balığıgiller Pristidae familyasından 7 cm kadar uzunlukta 2 m kadar testeresi olan Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşayan bir tür Vatoz balıkları Rajiformes takımının testere balığıgiller Pristidae familyasından 2 m kadar testeresi 4 5 m kadar uzunluğu olabilen Atlantik Okyanusu ve Akdeniz de yaşayan bir tür marangoz balığı Testere balığı )
- TESTERE BALIĞIGİLLER ile/||/<> TESTERE BALIĞIGİLLER
( Balıklar Pisces sınıfının köpek balıkları Selachii takımının örtülü omurlular Tectospondyli alt takımından vücutları basık ve uzun göğüs yüzgeçleri büyük başı öne doğru uzamış ve kenarları testere gibi tırtıklı üzerleri plâkoyit pullarla örtülü doğurarak çoğalan türleri olan bir familya Kıkırdaklı balıklardan vatoz balıkları Rajiformes takımına ait burunları kılıç biçiminde uzamış ve yan taraflarında dişler bulunan üzerleri plakoyit pullarla örtülü doğurarak çoğalan türleri olan bir familya testere balıkları testere dişliler )
- TESTICULAR FEMINIZATION[İng.] değil/yerine/= TESTİKÜLER KADINSALLIK
( Y kromozomu üzerindeki SRY geninin eksikliğinden kaynaklanan interseks biçimi. Bu özelliğe sahip olan ve XY seks kromozomunu taşıyan bireyler, androjen hormonuna karşı yeterli tepki veremediklerinden ötürü ikincil erkek karakterlerini taşımazlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TESTING[İng.] ile/||/<> ÉPREUVE[Fr.] ile/||/<> PRÜFUNG[Alm.] ile/||/<> DENETLEME
( Verilen herhangi bir tutarsız önerme kümesinin gerçekten tutarsız olduğunu söz konusu deyimlerin yorumundan bağımsız salt dizimsel yapılarına dayanarak sonlu sayıda adımla gösterilmesi İşiemi Geçerli bir çıkarımın geçerli olduğunu göstermek için çıkarımın geçersiz kılıcı kümesinin tutarsızlığını saptamak yeter Anl sınama )
- TESTING/CONTROLLER[İng.] değil/yerine/= ÉPREUVE/CONTRÔLEUR[Fr.] değil/yerine/= PRÜFUNG[Alm.] değil/yerine/= DENET
( Sinema İşlemelikteki çalışmaları tamamlanmış bir filmin herhangi bir sakatı olup olmadığını anlamak üzere, dağıtımcıya verilmeden önce incelenmesi. @@ Dışarıya gidip gelen taşıtları gümrükçe denetleme işi. )
- TESTİS ile/||/<> ERKEK EŞEYLİK ORGANI
( erkek eşeylik organı erkek eşey organı Er bezi anat Er bezi )
- TESTİS ile/||/<> KLİNEFELTER SENDROMU[İng. KLINEFELTER SYNDROME] ile/||/<> MAMMİLLER CİSİM[İng. MAMMILARY BODY] ile/||/<> PENİS ile/||/<> SPERMATOSİT[İng. SPERMATOCYTE]
( Testis, hayvanlarda, sperm ve erkek hormonları olan androjenleri üreten organ. İnsanlarda testisler iki tanedir ve oval şekilindedir. Bunlar, penisin hemen arkasında ve anüsün önünde bulunan skrotal kesede bulunurlar. @@ Erkek bireylerde görünen birden fazla X kromozomunun olması durumu. Genelde genotipleri XY yerine XXY olur. Aynı zamanda bu kişilerde büyük göğüsler, küçük testisler, kısırlık ve hafif mental gerilik görülür. @@ Hipotalamusun posteroinferior yüzündeki beyin sapı çekirdeklerine mammiller cisim adı verilir. Beynin alt tarafındaki iki küresel yapı olarak gözlemlenirler, başlangıçta beynin testisleri olarak adlandırılan bu yapılar daha sonra beynin göğüsleri olarak bilinmeye başlandı. Hafıza ile ilgili bilgiler forniks aracılığıyla Mammiller cisimlere iletilir, bu cisimler bellek bilgilerinin iletilmesinin ötesinde tegmentum ile olan bağlantıları yoluyla uygun davranışsal tepkilerin yaratılmasını kolaylaştırmaya yardım eder. @@ Penis, memelilerde erkeklerinin çiftleşme organıdır ve genellikle idrarın vücuttan çıktığı kanalı barındırır. @@ Mayoz bölünmenin de oluştuğu gelişimin spermatogenez evresinde, spermatogonyumdan üretilen erkek gametositidir. Testislerin sperm kanalcıklarında üretilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TESTİS ile/||/<> TESTOSTERON | ERKEK EŞEYLİK ORGANI
( bk. erkek eşeylik organı @@ bk. erkek eşey organı @@ Er bezi. @@ anat. Er bezi. )
- TESTLERDE:
POZİTİF ile/ve NEGATİF
( Bulunmuşsa/varsa. İLE/VE Bulun(a)mamışsa/yoksa. )
( Anlamlandırması/yorumlaması, beklenilen/aranılan şeyin karşılığına göre değişir. [ur/bakteri vb. için bakılmışsa pozitif çıkması olumsuzdur/kötüdür fakat gebelik, aşının tutması vb. için bakılıyorsa pozitif çıkması olumludur/iyidir.] )
- TESTOSTERON ile/||/<> TESTOSTERON[Fr. < TESTOSTÉRONE]
( testis erkek eşeylik bezi Erkek eşeylik organlarında meydana gelen erkek eşeylik hormonu Omurgalı hayvanların testislerinde bulunan Leydig hücreleri tarafından salgılanan erkek eşey organlarının gelişmesini uyaran ve daha sonra da ikincil eşey karakterlerin gelişmesini sağlayan erkek eşey hormonlarının en önemlisi Adenohipofizden salınan luteinizan hormonun uyarısıyla testislerdeki interstisyel hücreler tarafından üretilen önemli bir androjen hormon Er bezlerindeki Leydig hücreleri tarafından üretilen erkek cinsiyet hormonu olup erkeklik özelliklerinin gelişmesini ve spermatogenezisi sağlayan en önemli erkeklik hormonu )
- TESTOSTERONE[İng.] ile/değil/yerine/= TESTOSTERON
- TEŞVİK ETMEK ile TÜMEVARIM ile İNDÜKSİYON BOBİNİ
- TESVİYE | DÜZEÇLEME ile/||/<> DÜZEÇLEME
( 1 yerbilim Bir yerin değişik noktalardaki yükseltisini belli bir yatay düzleme göre deniz yüzeyi belirlemek için yapılan işlemlerin tümü 2 mimari Toprak üzerinde yatay bir çizgi oluşturmak için yapılan işlem )
- TESVİYE | RENDELEME ile/||/<> RENDELEMEK
( Buzulların aşındırma etkisiyle kayaç yüzlerini düzleştirmesi Rende ile ağaçtan talaş kaldırma eylemi )
- TESVİYE RUHU | DÜZEÇ ile/||/<> DÜZEÇ
( Bir aygıtın ya da cismin yatay olup olmadığını gösteren araç fizik 1 Bir düzlemin yataylığını anlamak yüksekliğini denetlemek için kullanılan aygıt 2 Buğu kazanlarında su düzeyini gösteren cam tüp )
- TESVİYE RUHU, SU TESVİYESİ | KABARCIKLI DÜZEÇ ile/||/<> KABARCIKLI DÜZEÇ
( fizik İçinde hava kabarcığı bırakılmış su dolu cam yuvgu ve bir tahta yataktan oluşan düzlem ya da doğruların yataylığını saptayan aygıt hava kabarcıklı düzeç )
- TETA(Q)[İng.] değil/yerine/= TETA(Q)
( Rekombinasyon kesri (Popülasyon Genetiği'nde).
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TETABUK | ÖRTÜŞME ile/||/<> ÖRTÜŞME ile/||/<> ÖRTÜŞMEK
( Bir gözlem aracında belli soru ya da soru seçeneklerinin anlam ya da kapsamca birbiri üzerine düşmesi ya da kesişmesi İki şeyin birbiriyle tam olarak uyuşması iki olayın aynı zamana rastlaması Karşıtlıkların örtüşmesi conincidentia oppositorum İlk olarak Nicolaus Cusanusun kullandığı bu kavram düşünce olarak eskidir Karşıtlıkların örtüşmesi şu anlamlarda kullanılır 1 Fizikötesi ve dinsel anlamda bütün karşıtların kökçe bir birliğe geri gitmesi 2 Önermedeki çelişmeyi eytişimsel bir biçimde kaldıran düşünce ve varlık ilkesi 3 Nicolaus Cusanusta Tanrı karşıtlıkların örtüşmesidir Cusanusa göre sonluda çelişen sonsuzda birdir daire ve doğru çizgi dünyanın kendisi de Tanrıda örtüşen karşıtlıkların dışlaşması olarak belirir )
- TETANİ/TETANY[İng.] değil/yerine/= KASINIM
- TETEBBU | MÜTALAA | TETEBBU ETMEK | MÜNÂKAŞA | İRDELEME ile/||/<> İRDELEME ile/||/<> İRDELEMEK
( Baş hakemin görevli hakemleri toplayarak karşılaşmadan önce yumrukoyunu kurallarını hatırlatması karşılaşmadan sonra da kuralların uygulanmasındaki iyi ve kötü yönleri belirtmesi Belirli bir konuyu anlamak ya da derinleştirmek için yapılan çalışma bu çalışmanın sonunda oluşturulan yapıt Bir konu kavram ya da işlemi tartışarak gözden geçirme Benimsenen bir konu üzerine hazırlanan eser Bir şeyin derinliğine varıp onu iyice öğrenip tanımak için zihin ve emek harcamak matematik )
(1996'dan beri)