Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 35.847 başlık/FaRk ile birlikte,
35.847 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(109/145)


- RAMBLE | ŞARJ | DOLDURMAK ile/||/<> DOLDURMA ile/||/<> DOLDURMAK ile/||/<> DAMGA DOLDURMAK

( damga doldurmak Gerekli olmayan sözler ve benzetmelerle dolu anlatım 1 bayındırlık Bir yeri yükseltme ya da bir çukuru dolgu gereciyle istenilen biçime sokma 2 madencilik Maden ocaklarında çıkarılan töz yerine değersiz dolgu gerecini yerleştirme 4 yapıcılık a Duvardaki yarık delik vb dolgu gereciyle kapama düzeltme b İki taş duvarın arasındaki boşluğa dolgu gereçlerini koyma Özdeciklerin boy ile biçimlerine göre bir oylumu kaplayıp dizilmeleri tarım )


- RAMNITOL[İng.] ile/değil/yerine/= RAMNİTOL


- RAMPE[İng.] ile/||/<> RAMPE[Fr.] ile/||/<> RAMPE[Alm.] ile/||/<> RAMP[Fr. < RAMPE]

( Sahne düzeyinin seyirciye en yakın kesimi sahne kenarı )


- RAMSAUER EFFECT[İng.] / EFFET RAMSAUER[Fr.] / RAMSAUER-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMSAUER ETKİSİ


- RAMSAY-SHIELDS-EÖTVÖS EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE RAMSAY-SHIELDS-EÖTVÖS[Fr.] / RAMSAY-SHIELDS-EÖTVÖS-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMSAY-SHİELDS-EÖTVÖS DENKLEMİ


- RAMSAY-YOUNG RULE[İng.] / RÈGLE DE RAMSAY-YOUNG[Fr.] / RAMSAY-YOUNG-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMSAY-YOUNG KURALI


- RAMSDEN CIRCLE[İng.] / CERCLE DE RAMSDEN[Fr.] ile/değil/yerine/= RAMSDEN DAİRESİ


- RAMSDEN DISC[İng.] / DISQUE DE RAMSDEN[Fr.] / RAMSDEN-SCHEIBE[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMSDEN DİSKİ


- RAMSDEN EYEPIECE[İng.] / OCULAIRE DE RAMSDEN[Fr.] ile/değil/yerine/= RAMSDEN GÖZMERCEĞİ


- RAMSEY FRINGES[İng.] / FRANGES DE RAMSEY[Fr.] / RAMSEY-FRANSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMSEY SAÇAKLARI


- RANDEVU ile/||/<> APPOINTMENT[İng.] ile/||/<> BULUŞMA

( Bir alan araştırmasında gözlemcilerin yanıtlayıcılarla görüşmek üzere yer gün ve saat saptayarak yaptığı sözleşme )


- RANDOM COPOLYMER[İng.] ile/değil/yerine/= GELİŞİGÜZEL KOPOLİMER


- RANDOM ERROR[İng.] / ZUFÄLLIGE FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRSİZ HATA


- RANDOM[İng.] değil/yerine/= RASTGELE


- RANDOMİZASYON/RANDOMIZATION[İng.] değil/yerine/= RASTGELELEŞTİRME


- RANDOMİZE/RANDOMIZED[İng.] değil/yerine/= RASTLANTISAL


- RANJ | ARZ | GENİŞLİK ile/||/<> GENİŞLİK

( TV Almaçtaki resmin yatay uzunluğu Tiyatro konuşmasında bir oyuncunun çıkardığı çeşitli ses tonlarının tümüne birden verilen ad Bir dağılımda en büyük ve en küçük değerler arasındaki çıkarım II 1 Bir uzambiçimin belirli iki ucu ya da iki yüzü arasındaki uzaklık Anlamdaş en 2 Genişliği belirten nicelik Anlamdaş en matematik aralığıni matematik Tiyatro konuşmasında bir oyuncunun çıkardığı ses tonlarının tümüme birden verilen ad )


- RANJ | ARZ | GENİŞLİK ile/||/<> KÖŞEGEN ile/||/<> YÜKSEKLİK

( TV. Almaçtaki resmin yatay uzunluğu. @@ Tiyatro konuşmasında bir oyuncunun çıkardığı çeşitli ses tonlarının tümüne birden verilen ad. @@ Bir dağılımda, en büyük ve en küçük değerler arasındaki çıkarım. @@ (II) 1. Bir uzambiçimin belirli iki ucu ya da iki yüzü arasındaki uzaklık, Anlamdaş. en. 2. Genişliği belirten nicelik, Anlamdaş. en. @@ (matematik) @@ (aralığın-i) (matematik) @@ Tiyatro konuşmasında bir oyuncunun çıkardığı ses tonlarının tümüme birden verilen ad. @@ )


- RANK[İng.] / RANG[Alm.] ile/değil/yerine/= SIRA


- RANKINE CYCLE[İng.] / CYCLE DE RANKINE[Fr.] / CLAUSIUS-RANKINE-PROZESS, RANKINE-KREISPROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= RANKİNE ÇEVRİMİ


- RANKINE SCALE[İng.] / ÉCHELLE DE RANKINE[Fr.] ile/değil/yerine/= RANKİN ÖLÇEĞİ


- RANKINE TEMPERATURE SCALE[İng.] / ÉCHELLE DE TEMPÉRATURE RANKINE[Fr.] / RANKINE-TEMPERATURSKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= RANKİNE SICAKLIK ÖLÇEĞİ


- RAOULT'S LAW[İng.] / LOI DE RAOULT[Fr.] / RAOULTSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= RAOULT YASASI


- RAPESEED OIL, COLZA OIL, COLE OIL, RAPE OIL[İng.] / RUBSAMEN OIL, RAPSSAMENOIL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLZA TOHUMU YAĞI


- RAPOR[İng.] değil/yerine/= YAZANAK

( Herhangi bir işte, bir konuda yapılan inceleme, araştırma sonucunu, düşünceleri ya da saptamaları bildiren yazı. )


- RAPPORT[Fr. < RAPPORT] ile/||/<> RAPOR ile/||/<> RAPOR[Fr. < RAPPORT]

( Her tür konu üzerinde yapılan izleme inceleme ve denetleme sonucunda düzenlenen belge )


- RAPTİYE ile SABİTLEME


- RARE EARTH ELEMENTS[İng.] / ÉLÉMENTS DES TERRES RARES[Fr.] ile/değil/yerine/= NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ


- RAREFACTION WAVE[İng.] / ONDE DE RARÉFACTION[Fr.] ile/değil/yerine/= SEYREKLEŞME DALGASI


- RAREFACTION[İng.] ile/değil/yerine/= SEYREKLEŞME


- RASAD YAPMAK | GÖZLEMEK ile/||/<> GÖZLEME ile/||/<> GÖZLEMEK

( Gökcisimleri ve olaylarını çıplak gözle ırakgörürlü ya da herhangi bir araçla izleyip bulunan değerleri saptamak cizeleme Yağlı yufka Hacılar Kadıobası Güdül Ankara cizeleme Mudurnu Bolu izlemek )


- RASAD, MÜŞAHEDE | GÖZLEM ile/||/<> GÖZLEM

( Bir gökcismini ya da olayını çıplak gözle ya da bir araçla izleyerek görülen değerleri saptama işlemi Belirli bir konu ya da gerçeği anlamak için onun kendiliğinden ortaya çıkan türlü belirtilerini izleme ve görgül olarak veri toplama işi 1 Bir olayı bir gerçeği ya da bir nesneyi iyi anlamak için bu olay gerçek ya da nesnenin türlü belirti ve koşullarını izleme ve inceleme işi 2 İzleme ve inceleme sonucu elde edilen ölçü puan ya da derece biçimindeki değerlere verilen ad 3 Bir kimsenin ya da bir kümenin etkinliğini belli bir süre gözlemek ve bu süre içinde ortaya çıkan davranışları bir yere yazmak işlemi Bir yazı ya da yapıtı yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi deney inceleme ve araştırma yapma işi Bu gerçekçi yazının roman öykü vb yapıtlarında sanat yönünden çok önemli saydığı bir eylemdir Olayların kişilerin gözle görülmesi yeterli sayılmaz Gözlemin tam olabilmesi için olayın başlangıcıyla olayı gerektiren koşulları ve bu koşullar altında nasıl geliştiğini varılan sonucu inceleyerek saptamak gerekmektedir Doğa olaylarının işleyiş yasalarını bulmak amacıyla yapılan bilimsel araştırmaların ilk basamağı olayların oluşum ve yürüyüşünü kimi gereçler yardımıyla izleme ve izlenimleri saptama Kendiliğinden oluşan ya da koşulları bilinçli olarak oluşturulan olayları belirdikleri sırada dizgeli ve amaçlı bir biçimde inceleme gökbilim Bir gökcisim ya da olayını çıplak gözle kimi araçlarla izleyerek görülen değerleri saptama işi Bir nesne ya da bir olayın niteliklerini bilmek amacı ile dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi Gözlem bütün deney bilimlerinin başlıca dayanağıdır ama eleştirilmeden geçerli olamaz çünkü en kesin gözlem bile a eksiksiz yapılamaz b varsayımlara dayanır Bir olayın veya olgunun niteliklerini açıklamak amacıyla her türlü belirtinin planlı bir biçimde izlenmesi Olayların belirlenen sırada düzenli amaçlı olarak incelenmesi gözlem )


- RASAD, MÜŞAHEDE | GÖZLEM ile/||/<> GÖZLEMEK ile/||/<> GÖZLEMEVİ

( Bir gökcismini ya da olayını çıplak gözle ya da bir araçla izleyerek görülen değerleri saptama işlemi. @@ Belirli bir konu ya da gerçeği anlamak için onun kendiliğinden ortaya çıkan türlü belirtilerini izleme ve görgül olarak veri toplama işi. @@ 1. Bir olayı, bir gerçeği ya da bir nesneyi iyi anlamak için bu olay, gerçek ya da nesnenin türlü belirti ve koşullarını izleme ve inceleme işi. 2. İzleme ve inceleme sonucu elde edilen ölçü, puan ya da derece biçimindeki değerlere verilen ad. 3. Bir kimsenin ya da bir kümenin etkinliğini belli bir süre gözlemek ve bu süre içinde ortaya çıkan davranışları bir yere yazmak işlemi. @@ Bir yazı ya da yapıtı, yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi. Bu, gerçekçi yazının roman, öykü vb. yapıtlarında sanat yönünden çok önemli saydığı bir eylemdir. Olayların, kişilerin gözle görülmesi yeterli sayılmaz. Gözlemin tam olabilmesi için olayın başlangıcıyla olayı gerektiren koşulları ve bu koşullar altında nasıl geliştiğini, varılan sonucu inceleyerek saptamak gerekmektedir. @@ Doğa olaylarının işleyiş yasalarını bulmak amacıyla yapılan bilimsel araştırmaların ilk basamağı; olayların oluşum ve yürüyüşünü kimi gereçler yardımıyla izleme ve izlenimleri saptama. @@ Kendiliğinden oluşan ya da koşulları bilinçli olarak oluşturulan olayları belirdikleri sırada dizgeli ve amaçlı bir biçimde inceleme. @@ gökbilim: Bir gökcisim ya da olayını çıplak gözle, kimi araçlarla izleyerek görülen değerleri saptama işi. @@ Bir nesne ya da bir olayın, niteliklerini bilmek amacı ile, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi. // Gözlem bütün deney bilimlerinin başlıca dayanağıdır, ama eleştirilmeden geçerli olamaz; çünkü en kesin gözlem bile a. eksiksiz yapılamaz; b. varsayımlara dayanır. @@ Bir olayın veya olgunun niteliklerini açıklamak amacıyla, her türlü belirtinin planlı bir biçimde izlenmesi. @@ Olayların, belirlenen sırada, düzenli, amaçlı olarak incelenmesi.@@bk. gözlem. )


- RASADHÂNE | GÖZLEMEVİ ile/||/<> GÖZLEMEVİ

( Gök gözlemleri yapan gökcisimlerini ve olaylarını inceleyen kurum gökbilim meteoroloji Göğe ilişkin gözlemleri yapan gökcisimlerini ve olaylarını inceleyen kuruluş coğrafya gözlemevi )


- RASSÂS ile/||/<> KURŞUN

( kimya 2 oksit kimya Yumuşak ağır mavimsi ak renkli yatak alaşımları ile kolay işlenir çeliklerde kullanılan metal A A 207 21 A S 82 O A 11 34 E S 327 4 C Fazla tüketildiğinde zehirli etki yapan ağır bir metal Az gurğuşun gurşun kurgaşın ak kurgaş kalay kara kurgaş kurşun korgoşun korgoşum Sonundaki n m sesleri düşündürücüdür korgasın korgasın korgasın Yalnız Nogaycada geçen korgay biçimi çarpıcıdır korgacın korgåşim Tel korgojın Tub Kuğ korgolcın Alt korgayın korgulçun Orta Türkçede koruğjīn olarak geçer İçindeki j dolayısıyla yabancı bir dilden alındığı anlaşılıyor Kâşgarlı Mahmudun verdiği bilgiye göre Oğuzlar koşūn biçimini kullanırlar Clausonun yazdığı gibi bu veri bir çıkıntıda korşūn diye düzeltilmiştir Buna göre büyük olasılıkla sözün orijinal biçimi korşūndur Eski Kıpçakçada korgāşun korguşun korgaşın gibi birtakım biçimler kullanılır Ligetiye göre TörK 127 kurşun kurguşun kurşın biçimleri Oğuzca kurgaşın korgoşun biçimleri ise Kıpçakçadır Türkçeden Moğolcaya geçmiştir Farsçada da Türk dillerinden kalma bir alıntı olarak kullanılır Doerfer TMEN 1466 Tacikçede Özbekçe bir alıntı olarak qurğåmiş biçimi geçer Doerfer TLT 490 Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir kuršúm Srp kúršum R κουρσούνι Arn kurshum BER 3 151 Skok EtRj 2 244 Andriotis EL 172 Bulgarca ve Sırpçada Türkçe kurşunun sonundaki nnin mye çevrildiği göze çarpıyor Eski ve yeni Türk diyalektlerinde nlerin ara sıra mye dönüştüğüne tanık oluyoruz Özellikle Çuvaşçada nlerin mye çevrildiğini biliyoruz Örn Türkçe karın Çuvaşçada xırăm olarak kullanılır karın Eski ve yeni diyalektlerde sayı anlamına gelen san biçimi de Çuvaşçada sum olarak geçer Çuvaş özellikleri taşıyan eski bir Türk dilinden kalma Macarca szám biçimi de n m olayına tanıktır Macarca szám biçimine ilişkin ses olayını Gombocz gözlemişti BTLw 184 s Onun bu gözlemine Ramstedt Poppe Benzing gibi uzmanlar da katılmışlardı Bu açıklamaya Doerfer UAJb 39 5370 de katılmıştı Ancak Doerfere göre Çuvaşça m eskiden kalma bir özelliktir Başka bir deyişle bu olay Çuvaşça bir yenilik sayılamaz Hovdhaugen UAJb 44 207211 birçok noktada Doerferin görüşüne karşı çıkmış Macarca szám biçiminin Eski Çuvaşçadan gelmediğini ileri sürmüştür Doerfer UAJb 45 199 ise szám biçiminin eski Çuvaş kökeninden geldiğini savunmuştur Ligeti TörK 3536 Ana Türkçe n Çuvaşça m Macarca m konusundaki görüşleri özet olarak sıralamakla yetinmiştir Türkçe n Çuvaşça m tartışmasına Kakuk da katılmıştır Çağdaş diyalektlerin bir bölümünde Türkçe kurum yerine kurun biçiminin geçtiği de göze çarpıyor kurum Çuvaşlar kurşuna xura tăxlan adını verirler Yalnız tăxlan veya şură t ise kalay olarak kullanılır Bu adın Çuvaşçaya Moğolcadan geçtiği anlaşılıyor toğulğan étain plomb qara t plomb çağan t étain Ligeti NyK 49 261262 Ramstedt KWb 187b Türk diyalektlerinde geçen verileri Moğolca qorğalcin biçimiyle karşılaştırmıştır Räsänen V 303b 282a kurşun ve koruğjın biçimlerini ayırmıştır Ona göre koruğjın biçimleri Moğolcadan alınmıştır Clauson ED 656657 eski ve yeni verileri koruğjīnda toplamıştır Şçerbak Vvedenie 141 JaS 169 141 301 244 )


- RASTER, TRAM | KAFES ile/||/<> KAFES ile/||/<> KAFES[Ar. < KAFES]

( TV Tarayıcı demetin bir resmi oluşturduğunda ortaya çıkan alt alta sıralanmış yatay çizgilerden oluşan dikdörtgen biçim Topkapı sarayında padişah oğullarının XVI yüzyıl sonlarından beri bir çeşit tutuklu yaşamı sürdükleri yüksek duvar ve şimşir ağaçları ile çevrili harem dairesine bitişik ve birçok odalarla oniki bölümden oluşan bina I Tırpanın ağzına bağlanan üç ya da dört dişli ağaç araç Akçaşar Yalvaç Isparta II Kayıkların başaltı bölümündeki ıskara Zefre Espiye Giresun III Kol saatlerinin camını korumak için üzerine geçirilen ıskara Laçin Eskişehir fizik kafes )


- RASTGELE EŞLEŞME[İng. RANDOM MATING] ile/||/<> RASTLANTISAL OLMAYAN ÇİFTLEŞME[İng. NON-RANDOM MATING]

( Canlıların eşlerini herhangi bir tercih gözetmeksizin seçmesidir. Hardy-Weinberg kuralının varsayımlarından biridir. @@ Eş seçiminin bir ya da birden fazla karaktere bağlı olduğu; bu özelliklerinde eş seçilimini iyi ya da kötü yönde etkilemesi durumu. Evrimin bir mekanizmasıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- RASTIK ile/||/<> RASTIK[Fars. < RÂSUHT] | SÜRME

( sürme Buğday mısır ve arpa gibi tahıllarda mantarların neden olduğu kurum görünümündeki sporların tahıl tanelerinin içine girip zarar vermeden başak oluşumuna kadar bitki içinde büyümesi ve başak çıkarken tane oluşumunu engelleyen hastalık rāsuxt antimony from a mixture of which with galls a kind of oil is expressed by a hot iron with which the ladies anoint the hair of their eyelids and brows not only to give them a beautiful black but to smooth away excrescences Farsçada rāsux olarak da geçer Türkçe rastık göçüşme métathèse sonunda oluşmuştur rasukt rastuk rastık Sırpça ràstok biçimi Türkçeden alınmıştır )


- RASTLAMAK ile ZORLUKLA KARŞILAŞMAK


- RASTLANTI["RASLANTI" değil!] = TESADÜF = CHANCE, HAZARD[İng.] = HASARD[Fr.] = ZUFALL[Alm.]


- RASTLANTI ile/ve ZORUNLULUK


- RASYO/RATIO[İng.] değil/yerine/= ORAN


- RASYON/RATION[İng.] değil/yerine/= GÜNLÜK BESİN


- RASYONALİZASYON/RATIONALIZATION[İng.] değil/yerine/= USSALLAŞTIRMA


- RASYONALİZM/RATIONALISM[İng.] değil/yerine/= USÇULUK


- RASYONEL[İng. < RATIONAL] değil/yerine/= AKILCI, USSAL


- RASYONELLİK ile/||/<> RATIONALITY[İng.] ile/||/<> USSALLIK

( Us ölçülerine uygunluk )


- RATING[İng.] ile/||/<> DERECELENDİRME

( Şirketlerin taşınır değerlerinin ticari riskine ülkelerin de siyasi risklerine göre güvenilirliğinin derecelendirme kuruluşları tarafından belirlenip sıralanması )


- RATING/GRADATION[İng.] değil/yerine/= DERECE

( 1) Açı birimi: Bir çemberin 360 eşit parçasından birini gören merkez açı. 2) Sıcaklık birimi: Suyun donma noktası i!e kaynama noktası arasında bir sıcakölçerin yükselme niceliği. 100 derece santigrad olarak kabul edilir ve 100°C ile gösterilir. 3) Denklemler ölçüsü: Bir denklemde bilinmeyenin en büyük üssünün sayı değeri. Örnek: 2 X² +5 x + 7=0 ikinci dereceden, 2X5 - 7 X² - 6=0 beşinci dereceden bir denklemdir.4) Genel olarak: Kesikli olarak artma ve eksilmelerde basamak, kerre ya da oran anlamında kullanılır; bağlılık derecesi, aklık derecesi gibi. @@ (I) 1. Dökümcülükte kalıp alınırken kumu tutan çerçeve. (-Bursa) 2. Altın ve gümüş çubuk dökmek için kullanılan oluklu demir kalıp. (-Bursa) @@ (II) Tüfenk namlusuna belirli ölçüde barutla saçmayı koymayı sağlayan demir araç. (*Kemalpaşa -İzmir) @@ 1. Sıcaklık ölçeği birimi, suyun donma noktasını 0, kaynama noktasına 100 sayarak düzenlenen bölmelerin her biri. 2. Açı birimi; bir çemberin çevresi 360 eşit parçaya bölünürse bir parçayı özekten gören açı. 3. Bir denklemdeki terimlerin en yüksek üstlüsünün üst sayısı. @@ (matematik) @@ 1. Viski, likör ve benzeri sıvıların 15. santigrat devinme kertesinde oylumunca kapsadığı saf alkol ki yüzde ya da binde oranıyle değerlendirilir. 2. Bir şeyin değerini belirtmek üzere kullanılan ölçü birimi. @@ @@ )


- RATIO OF SPECIFIC HEATS[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL ISILAR ORANI


- RATIONAL NUMBER[İng.] ile/||/<> NOMBRE RATIONELLE[Fr.] ile/||/<> RATIONALE ZAHL[Alm.] ile/||/<> RASYONEL SAYI


- RATIONAL/RATIONALIZATION/RATIONALITY[İng.] değil/yerine/= RATIONALISATION[Fr.] değil/yerine/= USSAL

( Coşkuyla değil us ve düşünme süreçleriyle ilgili olan. )


- RAUNT/RAVNT[İng.] değil/yerine/= DÖNEM


- RAVEN[İng.] ile/||/<> GRAND CORBEAU[Fr.] ile/||/<> CORVUS CORAX[Lat.] ile/||/<> ROLKRABE[Alm.] ile/||/<> KARAKARGA

( Kuşlar Aves sınıfının ötücü kuşlar Passeriformes takımının kargagiller Corvidae familyasından 60 cm kadar uzunlukta tüyleri parlak kara renkte mavi erguvanî parlaklık gösteren Palearktik bölge ve Kuzey Amerikada dağlık fundalık yerlerde yaşayan bir tür )


- RÂY[Ar.] ile RA'Y[Ar.] ile RAY[Fr./İng. RAIL]

( Oy, rey, fikir. | Raca, Hint hükümdarı. | Sancak, bayrak.[< RÂYET] İLE Otlama. | Otlatma, gütme. | Teslim olma. )


- RAYİÇ | GEÇER DEĞER ile/||/<> GEÇER DEĞER

( Bir malın ya da borç belgitinin belirli bir günde genel satak ve borsadaki değeri kur )


- RÂYİHA[Ar.] ile/||/<> RAYİHA[Ar. < RÂYİHA]

( Aroma )


- RAYLEIGH CRITERION[İng.] / CRITÈRE DE RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-KRITERIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH ÖLÇÜTÜ


- RAYLEIGH CYCLE[İng.] / CYCLE DE RAYLEIGH[Fr.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH ÇEVRİMİ


- RAYLEIGH DISC[İng.] / DISQUE DE RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-SCHEIBE[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH DİSKİ


- RAYLEIGH FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT DE RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH AKIŞI


- RAYLEİGH HUDÛDU[Osm.] / RAYLEIGH LIMIT[İng.] / LIMITE DE RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-GRENZE[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH SINIRI


- RAYLEIGH INTERFEROMETER[İng.] / INTERFÉROMÈTRE DE RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-INTERFEROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH GİRİŞİMÖLÇERİ


- RAYLEIGH LAW[İng.] / LOI DE RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH YASASI


- RAYLEIGH LINE[İng.] / RAIE DE RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-LINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH ÇİZGİSİ


- RAYLEIGH NUMBER[İng.] / NOMBRE DE RAYLEIGH[Fr.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH SAYISI


- RAYLEIGH PRISM[İng.] / PRISME DE RAYLEIGH[Fr.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH PRİZMASI


- RAYLEIGH RATIO[İng.] / RAYLEIGH-VERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH ORANI


- RAYLEIGH SCATTERING[İng.] / DIFFUSION RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH SAÇILMASI


- RAYLEIGH-JEANS LAW[İng.] / LOI DE RAYLEIGH-JEANS[Fr.] / RAYLEIGH-JEANS-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH-JEANS YASASI


- RAYLEIGH-TAYLOR INSTABILITY[İng.] / INSTABILITÉ DE RAYLEIGH-TAYLOR[Fr.] / RAYLEIGH-TAYLOR-INSTABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH-TAYLOR KARARSIZLIĞI


- RAYLEIGH[İng.] / RAYLEIGH[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH


- RAYS[İng.] ile/||/<> RAIES[Fr.] ile/||/<> RAJIDAE, RADIA: IŞIN[Lat.] ile/||/<> ROCHEN[Alm.] ile/||/<> ÖZ KEDİ BALIĞIGİLLER

( Balıklar Pisces sınıfının köpek balıkları Selachii takımının örtülü omurlular Tectospondyli alt takımından vücutları yassı ve geniş göğüs yüzgeçleri büyük olup vücudun yanlarında uzanan kuyrukları ince bazen kuyruk yüzgeçleri bulunmayan genellikle kuyruklarında elektrik organları bulunan derilerinin üzeri dikenli yumurtlayan türleri içine alan bir familya Tırpanagiller vatoz balığıgiller )


- RAYSISTOR[İng.] / RAYSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYSİSTÖR


- RÂZÎYANE ile/||/<> REZENE ile/||/<> REZENE[Fars. < RÂZİYÂNE]

( botanik Maydanozgiller Umbelliferae familyasına ait 12 m boyunda sarı çiçekli parçalı yapraklı yaprakları yemeklere koku ve tat vermek için meyveleri ise gaz giderici olarak kullanılan bir bitki Meyveleri kökü yaprakları iştah açıcı gaz giderici süt artırıcı ve yatıştırıcı olarak kullanılan maydanozgiller familyasından bir bitki raziyane rāziyāna fennel )


- RAZMOL[İng.] ile/||/<> RAZMOL[Rus.]

( Değişik oranlarda endosperm kepek ve embriyodan oluşan az miktarda un içeren ve en çok yüzde 8 ham selüloz ve en az 14 protein içeren bir değirmencilik yan ürünü razmol çok kepekli un paspal )


- RBS/RADIOLOGY INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= RADYOLOJİ BİLGİ DÜZENİ


- RDS/RELATIONAL DATABASE SYSTEM[İng.] değil/yerine/= İLİŞKİSEL VERİTABANI YÖNETİM DÜZENİ


- RE-INCARNATION vs. NEW-INCARNATION


- REABSORPSİYON/REABSORPTION[İng.] değil/yerine/= GERİ EMILIM


- REACTANCE COIL[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİL BOBİNİ


- REACTANCE DROP[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİL DÜŞÜMÜ


- REACTANCE[İng.] / RÉACTANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİL


- REACTANT[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKEN


- REACTION ENTHALPY NUMBER[İng.] / NOMBRE D'ENTHALPIE DE RÉACTION[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİME ENTALPİ SAYISI


- REACTION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA RÉACTION[Fr.] / REAKTIONSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME ISISI


- REACTION MECHANISM[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİME MEKANİZMASI


- REACTION ORDER[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİME DERECESİ


- REACTION PROFILE[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİME PROFİLİ


- REACTION RATE[İng.] / REAKTIONSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME HIZI


- REACTION[İng.] / RÉACTION[Fr.] / REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME


- REACTIVE CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİN AKIM


- REACTIVE FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİN ÇARPAN


- REACTIVE POWER[İng.] / PUISSANCE RÉACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN GÜÇ


- REACTIVE VOLTAGE[İng.] / TENSION RÉACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN GERİLİM


- REACTIVITY[İng.] / RÉACTIVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİNLİK


- REACTOR[İng.] / RÉACTEUR[Fr.] / REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİLEŞİM, REAKTÖR


- READABILITY[İng.] ile/||/<> LISIBILITÉ[Fr.] ile/||/<> OKUNAKLILIK

( Herhangi bir ortamdaki verilerin ya da çıktıların kolayca okunma niteliği )


- READY[İng.] ile/||/<> HAZIR[Ar. < HÂZİR]


- REAGEN/REAGENT[İng.] değil/yerine/= ÖLÇÜ/MİYAR


- REAKSİYON | TEAMÜL, AKS-ÜL-ÂMEL | AKSÜLÂMEL YAPMAK | TEPKİ | TEPKİME | REAKSİYON ile/||/<> REAKSİYON ile/||/<> TEPKİME

( tepkime Tepki tepkime Tepki tepkime herhangi bir olaya karşı tepki cevap Bir ya da daha çok yükün atom ya da molekülün başka yükün atom ve moleküllere dönüşmesi olayı kimya Bir sıra ayıraçlardan yeni kimyasal türlere geçiş olayı Birtakım ayıraçlardan yeni kimyasal türlere geçiş olayı kimya kimya İki ya da daha çok özdeğin birbirini etkileyerek oluşturduğu değişim )


- REAKSİYON FORMASYON/REACTION FORMATION[İng.] değil/yerine/= KARS¸IT TEPKİ OLUŞTURMA


- REAKSİYON ZAMANI/REACTION TIME[İng.] değil/yerine/= TEPKİ ZAMANI


- REAKSİYON/REACTION[İng.] değil/yerine/= TEPKİ | TEPKİME


- REAKSİYONER/REACTIONARY[İng.] değil/yerine/= TEPKİSEL


- REAKTAN/REACTANT[İng.] değil/yerine/= TEPKİMEYE KATILAN


- REAKTANS ile/||/<> REACTANCE[İng.] ile/||/<> RÉACTANCE[Fr.] ile/||/<> BLINDWIDERSTAND[Alm.] ile/||/<> TEPKİNLİK

( Bir akım çevriminde bulunan irkilteç sığaç ya da her ikisinin birden akımın değişimine karşı oluşturdukları tepki )


- REAKTİF | TEPKİN ile/||/<> TEPKİN

( Bir kimyasal tepkimeye girmeye yatkın olan özdek kini Kimyasal tepkimelere kolayca girebilen özdecik özdek Kimyasal tepkimelere kolayca girebilen özdek özdecik ayıraç )


- REAKTİF/REACTIVE[İng.] değil/yerine/= TEPKİLİ | AYIRAÇ


- REAKTIVASYON/REACTIVATION[İng.] değil/yerine/= YENIDEN ETKINLEŞTİRME


- REAKTİVİTE/REACTIVITY[İng.] değil/yerine/= TEPKİLİLİK


- REAL PROPERTY TAX[İng.] ile/||/<> EMLÂK VERGİSİ

( Taşınmazların değerleri üzerinden yıllık olarak alınan bir servet vergisi türü )


- REAL SECTOR[İng.] ile/||/<> REEL KESİM

( reel kesim Mal ve hizmetlerin hammadde aramalı ve üretim faktörleri kullanılarak üretildiği faktör ve mal piyasalarından oluşan kesim )


- REAL-TIME PCR[İng.] değil/yerine/= GERÇEK ZAMANLI POLİMERAZ ZİNCİR REAKSİYONU

( Floresan boyalar yardımıyla "gerçek zamanlı" olarak DNA'nın ayırt edilmesi ve DNA miktarının gösterilmesi tekniğidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- REAL-TIME[İng.] değil/yerine/= GERÇEK ZAMANLI


- REAL[İng.]/REEL[Fr.] değil/yerine/= GERÇEK


- RÉALISTE/RÉALISATION/RÉEL[Fr.] değil/yerine/= REALIZATION[İng.] değil/yerine/= GERÇEKÇILIK

( Sinema/TV. Dışımızdaki dünyayı, nesnel bir tutumla yansıtmayı amaçlayan sinema ve televizyon akımı. Gerçekçilik bir yandan dış dünyayı bütün çapraşıklığı, derinliği, zenginliğiyle anlayabilecek, kavrayabilecek bilgiyi, bilinci gerektirir; bir yandan dış dünyanın gerçeğini çarpıtmayacak, bozmayacak, değiştirmeyecek bir dürüstlük, soğukkanlılığı zorunlu kılar; ayrıca bu gerçeği izleyiciye en inandırıcı, en benimsetici yolda aktaracak, sunacak büyük bir sanat yeteneği ister. @@ bk. realizm. @@ (Piaget) Özellikle çocukların, kişisel görüş ve algılarını gerçek olarak benimsemeleri eğilimi. @@ 1. Bilgi konusunun bilme işleminden ayrı bağımsız olarak var olduğunu, nitelik ya da özelliklerinin bilinmekle değişmeyeceğini ileri süren çağdaş bir felsefe öğretisi. 2. Rönesanstan sonra okullarda sözlü etkinliklere ağırlık vermeyen bir eğitim akımı. 3. Öğrencilere çevreleri üzerine gerçekliği kabul edilmiş bilgiler kazandırılmasını, onlara çevrelerine uymalarında yardımcı olmayı amaç olarak benimseyen ve öğrenmede ders konuları yanında etkinliğin ve kişisel özgürlüğün de önemi üzerinde duran eğitim felsefesi. @@ Doğayı ve gerçeği olduğu gibi ya da görünüşte sanıldığı gibi, çirkinlikleri ve bayağılıklarıyle birlikte göstermek yolunu tutan ve XIX. yüzyılda başlayan sanat ve yazın akımı. @@ (Resim) Doğayı göründüğü gibi değil, olduğu gibi vermeyi amaç edinen ve üslûplaştırmadan kaçınan sanat anlayışı. @@ I. 1. Düşünmenin temeli ve eylemenin ölçüsü olarak gerçekliğe bağlanan görüş ve tutum. 2. Sorunları yarar açısından ele alan tutum. II. (Felsefe kavramı olarak) Bilinçten bağımsız bir gerçekliğin var olduğunu benimseyen görüşler. 1. (Fizikötesi açısından) Skolastik felsefedeki kavram gerçekçiliği, Platon'un idealar öğretisine bağlı olan görüş: Tümel kavramların bilincin dışında kendine özgü gerçek bir varlıkları olduğunu öne sürer. (Ortaçağda karşıtı: adcılık ve kavramcılık.) 2. (Bilgi kuramı açısından) Bilen özneden bağımsız olarak var olan bir gerçekler evreninin bulunduğunu ve bu gerçekler evreninin bilgisine algı ya da düşünme yolu ile erişebileceğimizi kabul eden öğretiler. Karşıtı bk. idealizm. 3. Bazı modern matematikçiler matematik kavramların dışımızda gerçekten varolduklarını söyleyerek Platon'un idealar öğretisini canlandırmışlardır. 4. (Estetikte) Sanat yapıtının gerçeğin yansıtılması olduğunu öne süren görüş. @@ Tabiatı ve gerçeği olduğu gibi veya görünüşte sanıldığı gibi çirkinlikleri ve bayağılıklariyle birlikte göstermek yolunu tutan ve ondokuzuncu yüzyılın ilk yarısında başlıyan sanat çığırı (GERÇEKÇİ, Réaliste). )


- REALITE/REALITY[İng.] değil/yerine/= GERÇEKLİK


- REALİZM ile İDEALİZM

( Modernitedeki çelişkilerin billurlaştırılması. İLE/VE/DEĞİL Modernizmi forma sokmak. )

( Kayıp. İLE/VE/DEĞİL Kazanç/kazanım. )

( Fransız protestanlığını anlamadan Modernizm'i anlamak olanaksızdır. )

( Değerli maden stoklarının artırılmasını öngören ekonomik düzen. | Avrupa pazarında doğulu tüccar. [Merkantilistlere göre, devlet ancak altın stoğunun artırılmasıyla zengin olabilir] [1500-1600 yılları arasında geçerlilik/değer bulmuştur] İLE Fransız merkantilizmi. )

( Altın ve gümüş madenlerinin ülkeden çıkmasının önlenmesini ister. İLE Sanayi sayesinde altın ve gümüş stoğunun artırılmasını ister. İLE Ticaret sayesinde altın ve gümüş stoğunun artırılmasını ister ve ihracatın ithalattan çok olmasıyla artacağını iddia eder. )

( AGNOSTİK: Bilinemez; Sınırlarını çizmek. )

( FARÂBÎ )

( Bkz. İSLÂM DÜŞÜNCESİ - H. ZİYA ÜLKEN )

( BİLİNEMEZCİLİK ile/ve/değil/yerine BİLGELİKLE BİLİNEMEZCİLİK )

( IGNORAMUS ET IGNORABIMUS: Bilmiyoruz ve bilemeyeceğiz. )


- REANİMASYON/REANIMATION[İng.] değil/yerine/= YENİDEN CANLANDIRMA


- REARRANGEMENT[İng.] ile/||/<> RÉARRANGEMENT[Fr.] ile/||/<> UMGRUPPIERUNG, UMORDNUNG[Alm.] ile/||/<> YENİDEN DÜZENLEME

( )


- REARRANGEMENT[İng.] ile/değil/yerine/= YENİDEN DÜZENLENME


- RÉAUMUR TEMPERATURE SCALE[İng.] / ÉCHELLE DE TEMPÉRATURE RÉAUMUR[Fr.] / RÉAUMUR-TEMPERATURSKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= RÉAUMUR SICAKLIK ÖLÇEĞİ


- REBOUND[İng.] değil/yerine/= GERİ TEPİM


- REBOUND[İng.] ile/||/<> UZANIŞ

( Oyuncuların çember altında topu kapmak için yaptıkları zıplama hareketi Bu özellikle çarpma tahtasına çarpıp geri gelen toplar için yapılır )


- RECEIVER CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT RÉCEPTEUR[Fr.] / AKSEPTORKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= ALICI DEVRESİ


- RECEPTOR[İng.] ile/değil/yerine/= RESEPTÖR


- RECESSIVE LETHAL ALLELE[İng.] değil/yerine/= RESESİF ÖLÜMCÜL ALEL

( Homozigot durumda ölümcül olan alel.Farelerde sarı tüye neden olan alel;

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- REÇİNE ile/||/<> REÇİNE[Yun.]

( Bitkilerin doğal yaşamları sırasında üretip gövdelerindekl özel kovuklarda biriktirdikleri ya da yapay olarak üretilen çoğuzlar Çam elma erik gibi bazı odunlu bitkilerin salgıladıkları katı ya da yarı akışkan yarı saydam suda çözülmeyen salgı maddeleri 1 Bazı odunlu bitkilerin salgıladıkları katı veya yarı akışkan yarı saydam suda çözünmeyen salgı maddeleri 2 Su yumuşatma ve süzme filtrelerinde dolgu maddesi Suda çözünmeyen katı veya yarı katı özellikte şekilsiz ısıyla yumaklaşan özelliğe sahip uçucu yağların yükseltgenme ve polimerizasyon ürünü olan bitkisel kaynaklı veya sentetik olarak üretilebilen sakız benzeri organik madde R ρετσίνα Kökeni için Andriotis EL 308 )


- REÇİNE ile/||/<> RESIN[İng.] ile/||/<> RÉSINE[Fr.] ile/||/<> HARZ[Alm.] ile/||/<> AĞAÇ SAKIZI


- REÇİNE ile/||/<> RESIN[İng.] ile/||/<> RÉSINE[Fr.] ile/||/<> HARZ[Alm.] ile/||/<> AKINDIRIK

( Boyacılıkta kullanılan rengi sarıdan kahveye değişen genellikle saydam ve örgensel çözenlerde çözünen sudan etkilenmeyen örgensel ya da örgüsüz katı ya da yarı katı gereç )


- RECIPIENT[İng.] değil/yerine/= ALICI


- RECIPIENT[İng.] ile/||/<> ALIMCI

( Yazışmalı soruşturuda kendilerine postayla ya da elden soru çizinliği gönderilen kişi )


- RECIPROCAL IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE RÉCIPROQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TERS EMPEDANS


- RECIPROCAL JUNCTION[İng.] / JONCTION RÉCIPROQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TERS EKLEM


- RECIPROCAL LATTICE[İng.] / RÉSEAU RÉCIPROQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TERS ÖRGÜ


- RECOIL ATOM[İng.] / ATOME DU RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME ATOMU


- RECOIL ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON DE RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME ELEKTRONU


- RECOIL NUCLEUS[İng.] / NOYAU DE RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSKERN[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME ÇEKİRDEĞİ


- RECOIL PARTICLE[İng.] / PARTICULE DE RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSTEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME PARÇACIĞI


- RECOMBINASE[İng.] değil/yerine/= REKOMBİNAZ

( Genetik çeşitlenme reaksiyonlarını katalizleyen enzimlerdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- RECOMBINATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE RECOMBINAISON[Fr.] / REKOMBINATIONSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME ENERJİSİ


- RECOMBINATION RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DE RECOMBINAISON[Fr.] / REKOMBINATIONSSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME IŞINIMI


- RECOMBINATION RATE[İng.] / REKOMBINATIONSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME HIZI


- RECOMBINATION[İng.] / RECOMBINAISON[Fr.] / REKOMBINATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME


- RECORDING RULES[İng.] ile/||/<> YAZIM KURALLARI

( Bir görüşmede alınan sözlü bilgilerin ölçünlü çözümlemelere elverecek biçimde yazıma geçirilmesi için uyulması gereken kurallar )


- RECOVERY ROOM[İng.] değil/yerine/= UYANMA ODASI (ANESTEZIDEN)


- RECRYSTALLIZATION[İng.] / RECRISTALLISATION[Fr.] / YENIDEN KRISTALLENDIRME[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN KRİSTALLENDİRME


- RECTIFIER[İng.] / REDRESSEUR[Fr.] / GLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRULTUCU


- RECTILINEAR[İng.] ile/||/<> RECTILIGNE[Fr.] ile/||/<> GERADLINIG[Alm.] ile/||/<> DOĞRULU

( Doğrulardan oluşan ya da doğrularla çevrili olan )


- RECTILINEAR/RAISING/DIRECT[İng.] değil/yerine/= RECTILIGNE/SE REDRESSER[Fr.] değil/yerine/= GERADLINIG/SICH AUFRICHTEN[Alm.] değil/yerine/= DOĞRULTMAÇ

( Sinema/TV. Dalgalı akım olan kent akımından beslenen tüm radyoelektrik aygıtlarında doğru akımı sağlayan, dalgalı akımı doğru akıma çeviren aygıt. @@ Almaşık elektrik akımını doğru akıma dönüştüren aygıt. @@ elektrik: 1. Dalgalı akımı doğru akıma döndüren aygıt. 2. Bir dalgalı akım kaynağından doğru akım elde etmek için kullanılan düzen. @@ Dalgalı akımı tek yönlü düz akıma çeviren aygıt. @@ (fizik) @@ 1. Dalgalı akımı doğru akıma dönüştüren araç. 2. Bir dalgalı akımın kaynağından doğru akım sağlamak için kullanılan düzen. )


- RED (ETMEK) ile/ve DİKKAT


- RED CURRANT[İng.] ile/||/<> GROSEILLE ROUGUE[Fr.] ile/||/<> RIBES[Lat.] ile/||/<> JOHANNISBEERE[Alm.] ile/||/<> FRENK ÜZÜMÜ

( Grossulariaceae familyasından dikenli ya da dikensiz çanak yaprakları taç yapraklarından daha büyük olan yaprak döken nadiren dökmeyen ülkemizde altı türü bulunan çalı formundaki bitkiler )


- RED PHOSPHORUS[İng.] ile/değil/yerine/= KIRMIZI FOSFOR


- RED QUEEN HYPOTESIS[İng.] değil/yerine/= KIZIL KRALİÇE HİPOTEZİ

( Bu hipoteze göre bir organizmanın biyotik çevresi sürekli onun zararına gelişir. Bu yüzden seksin evrimsel süreçteki yeri organizmanın çevresine daha az duyarlı hale gelmesini sağlamaktır. Yani canlının çevresi onun zararına geliştiğinden canlı daha fazla gelişerek bu olumsuz hali ekarte etmelidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- RED SHIFT[İng.] / DÉPLACEMENT VERS LE ROUGE, GLISSEMENT VERS LE ROUGE[Fr.] / ROTVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRMIZIYA KAYMA


- RED WORM[İng.] ile/||/<> STRONGYLUS VULGARIS[Lat.] ile/||/<> PALISADENWURM[Alm.] ile/||/<> KIZILKURT

( Erginleri at eşek ve katırların kalın bağırsaklarında kurtçukları yine bu konakçıların kan damarlarında asalaklanarak kızılkurt sancısına yol açan en çok 25 mm uzunluğunda ipliksolucan )


- RED[İng.] ile/||/<> ROUGE[Fr.] ile/||/<> ROT[Alm.] ile/||/<> KIRMIZI[Ar. < KİRMİZİ]

( Resim Kan rengi kızıl )


- REDDEDİLDİ ile/ve/||/<> KABUL EDİLMEDİ


- REDDEDİLEBİLİR ile DÜŞÜŞ ile SAPMA ile REDDETMEK ile REDDEDİLDİ


- REDDETME ile/değil/yerine ERTELEME


- REDDETMEK ile/değil/yerine "AŞMAK"


- REDDETMEK ile AŞAĞILAMAK


- REDDETMEK ile/ve/değil/yerine AYIRD ETMEK


- REDDETMEK ile/ve BEĞENMEMEK/İRDEMEK


- REDDETMEK ile/değil BOYUN EĞMEMEK


- REDDETMEK ile/değil/yerine DEĞİLLEME


- REDDETMEK ile/ve/değil/yerine GÖZ ARDI ETMEK


- REDDETMEK ile/değil KALDIRMAK


- REDDETMEK ile/||/<> REDDETMEK[Ar. < REDD + TÜR. < ETMEK]

( reddetmek )


- REDDETMEK ile/ve/değil/yerine YÜZ ÇEVİRMEK


- REDİF | İHTİYAT | ZİYADE | DUBLÖR | YEDEK ile/||/<> YEDEK

( Asıl oyuncunun yerine çıkan oyuncu Koşuklarda uyaktan sonra yinelenen aynı anlamdaki sözcük ek ya da takı Yarışa katılamayan yarışçının yerini alacak olan koşucu I 1 Küçükbaş hayvanların boyunlarına takılan orta büyüklükteki çan Gedikli Şarkikaraağaç Isparta Saçıkara İslahiye Gaziantep İlhan Ayaş Adalıkuzu Güdül Ankara Kızılca Bor Niğde 2 Kısır koyunlara takılan çan Hacılar Güdül Ankara II 1 İbrik İnköy Kütahya 2 Cezve Paşacıoğlu Uşak Yoncalı Kütahya 3 Küçük cezve Ulucak Eşme Uşak 4 Kahvelerde içinde su kaynatılan musluklu teneke depo Senirkent Isparta Kümbet Eskişehir III Yük çekme sırasında arabanın arkasına takılan ikinci araba Muratdere Bozüyük Bilecik IV İçine eşya konan çanta ya da torba Bozalan Bozüyük Bilecik Bazı koşuklarda dizelerin sonuna ulanan nazımlı ve kısa parçalara halk edebiyatında yedek divan edebiyatında ziyade denir Sen kim gelesin meclise bir yer mi bulunmaz Baş üzre yerin var Burada ikinci dize yedektir Gerektiğinde bir nesnenin yerine konulmak ya da aşınmış ve işe yaramaz hale gelmiş olanı ile değiştirilmek üzere ayrılan o nesnenin tıpkısı Asal oyuncu yanı sıra aynı rolü çalışan yedek oyuncu bekleme diğer yedek )


- REDİNGOT[İng.] ile/||/<> İSTANBULİN

( Arkası yırtmaçlı, etekleri uzun, çift sıra düğmeli, resmi erkek ceketi. @@ Tanzimat'tan Meşrutiyet'e kadar Türkiye'de kullanılan, yakası kapalı bir tür redingot. )


- REDISTRİBÜSYON/REDISTRIBUTION[İng.] değil/yerine/= YENIDEN DAĞILIM


- REDOKS[İng.]

( Bir atom ya da molekülden ötekine, bir ya da daha çok elektronların geçişi. )


- REDOX ELECTRODE[İng.] / REDOX ELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= REDOKS ELEKTRODU


- REDOX INDICATOR[İng.] / REDOX INDIKATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= REDOKS İNDİKATÖRÜ


- REDOX KINETIC EFFECT[İng.] ile/değil/yerine/= REDOKS KİNETİK ETKİ


- REDOX[İng.] / REDOX[Fr.] / REDOX[Alm.] ile/değil/yerine/= REDOKS


- REDSKIN[İng.] ile/||/<> PEAU ROUGE[Fr.] ile/||/<> ROTHAUT[Alm.] ile/||/<> KIZILDERİLİ

( Amerikan yerlilerine aslında kahverenginin değişik tonlarında olan derilerini barış anlaşmaları sırasında kızıla boyamaları nedeniyle beyazlarca verilen ad )


- REDSTART[İng.] ile/||/<> ROUGE QUEUE À FRONT BLANC[Fr.] ile/||/<> PHOENICURUS PHOENICURUS[Lat.] ile/||/<> GARTENROTSCHWANZ[Alm.] ile/||/<> KIZILKUYRUK

( Ötücü kuşlar Passeriformes takımının ardıç kuşugiller Turdidae familyasından Avrupa Orta ve Ön Asyada bahçe ve ormanlarda yaşayan Türkiyenin tamamında yazın kuluçkaya yatan 14 cm kadar uzunlukta sırtı kül rengi karnı daha açık renk küçük ve yumuşak böcekler ve bunların larvaları ile beslenen göçmen bir tür Bahçe kızılkuyruğu )


- REDUCED COMPTON WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE DE COMPTON RÉDUITE[Fr.] / REDUZIERTE COMPTONWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ COMPTON DALGA BOYU


- REDUCED DISTANCE[İng.] / DISTANCE RÉDUITE[Fr.] / VERKÜRZTER ABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ UZAKLIK


- REDUCED EQUATION OF STATE[İng.] / ÉQUATION D'ÉTAT RÉDUITE[Fr.] / REDUZIERTE ZUSTANDSGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ HAL DENKLEMİ


- REDUCED MASS[İng.] / MASSE RÉDUITE[Fr.] / REDUZIERTE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ KÜTLE


- REDUCED PRESSURE[İng.] / PRESSION RÉDUITE[Fr.] / VERKÜRZTER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ BASINÇ


- REDUCED TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE RÉDUITE[Fr.] / REDUZIERTE TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ SICAKLIK


- REDUCED VALUE[İng.] / VALEUR RÉDUITE[Fr.] / VERKÜRZTER WERT[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ DEĞER


- REDUCED VOLUME[İng.] / VOLUME RÉDUIT[Fr.] / VERKÜRZTES VOLUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ HACİM


- REDUCTION POTENTIAL[İng.] / REDUCTION POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENME POTANSİYELİ


- REDUCTION[İng.] / RÉDUCTION[Fr.] / REDUCTION[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENME


- REDUCTOR[İng.] ile/değil/yerine/= İNDİRGEYİCİ


- REDÜKSİYON | İNDİRGENME ile/||/<> İNDİRGENME

( Özdeciğin eksicik alması hidrojen öğesinin çoğalması ya da oksijenin azalması olayı indirgeme redüksiyon kimya botanik Bir bileşikteki oksijenin başka bir eksielektrikli atom ya da kökün uzaklaştırılması bileşiğe hidrojen başka bir artıelektrikli atom ya da kökün eklenmesi olayı 1 Bir bileşikten oksijen çıkarılması veya bir atom iyon veya molekülün elektron kazanması 2 Hacimce küçülme miktarca azalma indirgeme redüksiyon Kimyasal bir olay sırasında bir maddenin bileşimindeki hidrojen miktarının artırılması veya oksijen miktarının azaltılması bir atom veya iyona bir elektron eklenmesi redüksiyon )


- REDÜKSİYON | İNDİRGENME >< YÜKSELTGENME

( Özdeciğin eksicik alması, hidrojen öğesinin çoğalması ya da oksijenin azalması olayı. @@ (indirgeme) (redüksiyon) (kimya, botanik) @@ Bir bileşikteki oksijenin, başka bir eksielektrikli atom ya da kökün uzaklaştırılması; bileşiğe hidrojen, başka bir artıelektrikli atom ya da kökün eklenmesi olayı. @@ 1. Bir bileşikten oksijen çıkarılması veya bir atom, iyon veya molekülün elektron kazanması. 2. Hacimce küçülme, miktarca azalma, indirgeme, redüksiyon, @@ Kimyasal bir olay sırasında bir maddenin bileşimindeki hidrojen miktarının artırılması veya oksijen miktarının azaltılması, bir atom veya iyona bir elektron eklenmesi, redüksiyon. )


- REDÜKSİYON HALKASI, REDÜKTÖR ile/||/<> REDUCER[İng.] ile/||/<> RÉDUCTEUR[Fr.] ile/||/<> DARALTICI

( döşem Boruların çaplarını daraltmakta kullanılan bağlantı parçası )


- REDÜKTAN/REDUCTANT[İng.] değil/yerine/= INDIRGEYEN


- REDÜKTE/REDUCED[İng.] değil/yerine/= INDIRGENMİŞ | YERINE YERLEŞTİRİLMİŞ


- REDÜKTÖR/REDUCER[İng.] değil/yerine/= INDIRGEYİCİ


- REEKSPORT[İng. < REEXPORT] ile/||/<> YENİDEN DIŞSATIM

( yeniden dışsatım )


- REEL SAYI | GERÇEK SAYI ile/||/<> GERÇEK SAYI

( Gerçek sayılar kümesinin öğesi Örnek Karşılığı bulunan ve bir süreklilik oluşturan sayı gerçel sayı )


- REENTRAN/REENTRANT[İng.] değil/yerine/= YENIDEN GİREN


- REENTRİ/REENTRY[İng.] değil/yerine/= YENIDEN GİRİŞ


- REFERANS DEĞER/REFERENCE VALUE[İng.] değil/yerine/= DAYANAK DEĞER


- REFERANS[İng. < REFERENCE] ile REVERANS[Fr. < RÉVÉRENCE]

( Kaynak. | Öneri. | Öneri mektubu. @@ Selâm ya da teşekkür için eğilerek ya da dizleri kırarak yapılan hareket. )


- REFERANS[İng./Fr. < REFERENCE] ile/ve/||/<> BONSERVİS[Fr. < BON SERVICE]

( Öneri belgesi. | Kaynak. | Öneri. İLE/VE/||/<> Çalıştığı yerden ayrılırken görevini iyi yaptığını belirtmek amacıyla birine verilen belge. )


- REFEREE[İng.] ile/||/<> BAŞHAKEM[TR. < BAŞ + AR. < HAKEM]

( Oyunu yöneten iki hakemden anlaşmazlık halinde kararda yetki üstünlüğü olanı )


- REFEREE[İng.] ile/||/<> RINGRICHTER[Alm.] ile/||/<> ORTA HAKEM

( Yumruklaşma alanı içinde karşılaşmayı ana kurallara göre yöneten yetkili kişi )


- REFEREE[İng.] ile/||/<> SCHIEDSRICHTER[Alm.] ile/||/<> HAKEM[Ar. < HAKEM]

( Oyunun kurallara uygun olarak yönetilmesinden sorumlu olan ve kararlarına uyulması gereken görevli )


- REFERENCE ELECTRODE[İng.] ile/değil/yerine/= REFERANS ELEKTROT


- REFERENCE STANDARDS[İng.] ile/değil/yerine/= REFERANS STANDARTLAR


- REFLECT[İng.] ile/||/<> YANSITMAK


- REFLECTANCE[İng.] / RÉFLECTANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANSITIRLIK


- REFLECTING ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE RÉFLÉCHISSANTE[Fr.] / REFLEKTIERENDE ELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITICI ELEKTROT


- REFLECTING MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE À RÉFLEXION[Fr.] / REFLEKTIERENDES MIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITMALI MİKROSKOP


- REFLECTING TELESCOPE[İng.] / TÉLESCOPE À RÉFLEXION[Fr.] / REFLEKTIERENDES TELESKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITMALI TELESKOP


- REFLECTION DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE RÉFLEXION[Fr.] / REFLEXIONSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA YOĞUNLUĞU


- REFLECTION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE RÉFLEXION[Fr.] / REFLEXIONSFAKTOR, REFLEXIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA ETMENİ/ÇARPANI/KATSAYISI/FAKTÖRÜ


- REFLECTION GRATING[İng.] ile/değil/yerine/= YANSITMALI OPTİK AĞ


- REFLECTION LOSS[İng.] / PERTE PAR RÉFLEXION[Fr.] / REFLEXIONSVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA KAYBI


- REFLECTION PLANE[İng.] / PLAN DE RÉFLEXION[Fr.] ile/değil/yerine/= YANSIMA DÜZLEMİ


- REFLECTIVITY[İng.] / RÉFLECTIVITÉ[Fr.] / REFLEXIONSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITICILIK


- REFLECTIVITY[İng.] ile/||/<> RÉFLECTIVITÉ[Fr.] ile/||/<> YANSITICILIK

( Kalınlığının daha çok artmasıyle yansıtma çarpanının artık değişmeyeceği kalınlıkta maddesel bir katın bütün yansıtma çarpanı )


- REFLEKS KAVSİ | REFLEKS YAYI ile/||/<> REFLEKS YAYI ile/||/<> YANSI YAYI

( yansı yayı Uyartının alınması duygu siniri ile merkeze iletilmesi merkezden verilen cevabın motor sinir ile kasa iletilmesi ile meydana gelen bir sinir sistemi mekanizması birliği Yansı yayı Refleks arkı )


- REFLEKS/REFLEX[İng.] değil/yerine/= TEPKE

( Dıştan gelen bir uyarım sonucu doğan hareket, salgı gibi iç tepkilere yol açan irade dışı sinir etkinliği, yansı. | Dıştan ya da içten gelen bir uyarım sonucunda organizmada tepkilere yol açan istemsiz sinir etkinliği. )


- REFLEKSİYON/REFLECTION[İng.] değil/yerine/= YANSIMA | DERİN DÜŞÜNME


- REFLEKTÖR | YANSITAÇ ile/||/<> YANSITAÇ

( Sinema TV Işığı yansıtmakta kullanılan çeşitli boy ve biçimde yüzeyler yansıtıcı 1 Işığı ısıyı ve sesi yansıtan araç anlamdaş ayna 2 Çekirdek tepkileşimliklerinde ılıncıkları çekirdek fırını içine geri çeviren özdek katmanı )


- REFLEKTÖR | YANSITICI ile/||/<> YANSITICI

( TV YagiUda dalgalığında çiftucayın ardında yer alıp gelen dalgaları bunun üzerine yansıtan parça Başlıca yansıma olayından yararlanarak bir ışık kaynağının ışık akısının uzaysal dağılışını değiştirmeye yarayan nesne 1 aydınlatma optik Yansımadan yararlanarak bir ışık akısının uzaysal dağılışım değiştirmeye yarayan nesne 2 sinema televizyon Işığı yansıtmakta kullanılan çeşitli boy ve biçimde yüzeylere verilen genel ad Koruyucu zırhın iç bölümünü saran ve nükleer tepkime sırasında kaçan nötronların geriye dönerek yeniden tepkimeye girmesini sağlayan donanım Nötronların geriye dönme olasılığı albedo ile belirtilir )


- REFLEKTÖR[Fr.]/REFLECTOR[İng.]/KATAFOT[Fr. < CATAPHOTE] değil/yerine/= YANSITAÇ/YANSITICI

( Yansımadan yararlanarak bir ışık aksının uzaydaki dağılışını değiştirmeye yarayan nesne. | Işığı yansıtmakta kullanılan, çeşitli boy ve biçimdeki yüzeyler. )

( KATAFOT[Fr. < CATAPHOTE]: Dışarıdan gelen bir ışığın etkisiyle geceleyin ışıklı görünen reflektör. )


- REFLÜ/REFLUX[İng.] değil/yerine/= GERİ KAÇIŞ


- REFLUX[İng.] / REFLUX[Fr.] / RUCKFLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ DÖNDÜRME


- REFORMATZY REACTION[İng.] / REFORMATZY>S REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= REFORMATZY TEPKİMESİ


- REFRACTED WAVE[İng.] / ONDE RÉFRACTÉE[Fr.] / BRECHUNGENWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILAN DALGA


- REFRACTING TELESCOPE[İng.] / TÉLESCOPE À RÉFRACTION[Fr.] / REFRAKTOR (LINSENFERNROHR)[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILMALI TELESKOP


- REFRACTION ANGLE[İng.] / ANGLE DE LA RÉFRACTION[Fr.] / BRECHENDER WINKEL, BRECHUNGSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILMA AÇISI


- REFRACTION LOSS[İng.] / PERTE PAR RÉFRACTION[Fr.] / REFRAKTIONSVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILMA KAYBI


- REFRACTION POINT[İng.] ile/değil/yerine/= KIRILMA NOKTASI


- REFRACTIVE PLANE SURFACE[İng.] ile/değil/yerine/= KIRICI DÜZLEM YÜZEY


- REFRACTIVITY[İng.] / BRECHUNGSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRICILIK


- REFRACTOMETER[İng.] / RÉFRACTOMÈTRE[Fr.] / REFRAKTOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILMAÖLÇER


- REFRACTORY MATERIAL[İng.] / FEUER[Alm.] ile/değil/yerine/= REFRAKTER NESNE


- REFRAKSİYON | KIRILIM ile/||/<> KIRILIM

( Işık demetinin yönünün çarptığı ya da içine girdiği ortamca değiştirilmesi Bir ışık ışınının ya da bir takımmıknatıssal dalganın bir ortamdan ötekine geçtiğinde doğrultusunu değiştirmesi )


- REFRAKSİYON/REFRACTION[İng.] değil/yerine/= KIRILMA


- REFRAKTER PERİYOT/REFRACTORY PERIOD[İng.] değil/yerine/= DUYARSIZ DÖNEM


- REFRAKTER/REFRACTORY[İng.] değil/yerine/= YANITSIZ | TEPKİSİZ | DUYARSIZ


- REGENERATION[İng.] / RÉGÉNÉRATION[Fr.] / REGENERIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİLEME


- REGENERATION[İng.] değil/yerine/= REJENERASYON

( Bir organizmanın zarar gören ya da kaybolan bir bölümünün yeniden büyümesi, meydana gelmesidir. Bitkilerde çok yaygındır. Tüm hayvanlarda da bir miktar rejenerasyon yeteneği vardır. Süngerlerde geniş kapsamlı olabilmektedir. Yani kopan bir sünger parçasından yepyeni bir sünger meydana gelebilmektedir. Buna karşılık, evrim düzeyinin yukarı basamaklarındaki hayvanlarda yalnızca yara onarımı biçiminde kısıtlı bir rejenerasyon görülmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- REGGE POLE MODEL[İng.] ile/değil/yerine/= REGGE KUTBU ÖRNEKÇESİ


- REGGE POLE[İng.] / PÔLE DE REGGE[Fr.] / REGGE-POL[Alm.] ile/değil/yerine/= REGGE KUTBU


- REGIONAL ANAESTHESIA[İng.] ile/||/<> BÖLGESEL ANESTEZİ

( Nispeten geniş alanları kapsamakla birlikte sınırlı vücut bölgelerinde duyu kaybı oluşturulması biçiminde yapılan bir anestezi biçimi rejiyonal anestezi )


- REGIONAL BOARDING SCHOOL[İng.] ile/||/<> INTERNAT RÉGIONAL[Fr.] ile/||/<> YATILI BÖLGE OKULU

( Öğrenim çağındaki okulsuz köy çocuklarına ilk ve ortaokul eğitimi sağlayan parasız yatılı okul )