Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 35.706 başlık/FaRk ile birlikte,
35.706 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(99/144)


- ORTHO ACID[İng.] / ORTHO ACIDE[Fr.] / ORTHO SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTO ASİT


- ORTHO-[İng.] / ORTHO-[Fr.] / ORTHO-[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTO-


- ORTHODOX/GREEK ORTHODOX CHURCH[İng.] değil/yerine/= ORTHODOX/ORTHODOXIE "GRÉCO ORIENTALE"[Fr. < ORTHODOXE] değil/yerine/= ORTHODOX/GRIECHISCH ORTHODOX[Alm.] değil/yerine/= ORTODOKS[Fr. < ORTHODOXE]

( Hıristiyanlığın büyük mezheplerinden biri olan Ortodoksluğu benimseyen kişi. )


- ORTHOFORM[İng.] ile/değil/yerine/= ORTOFORM


- ORTHOGONAL ANTENNAS[İng.] ile/değil/yerine/= DİK ANTENLER


- ORTHOGONAL MATRIX[İng.] / MATRICE ORTHOGONALE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİK MATRİS


- ORTHOGONAL[İng.] ile/değil/yerine/= DİK


- ORTHOGONALITY[İng.] ile/||/<> ARTHOGONALITÉ[Fr.] ile/||/<> ORTHOGONALITÄT, RECHTECKIGKEIT[Alm.] ile/||/<> DİKEYLİK

( İki yöneyin sayıl çarpımının sıfır olması a b 0 )


- ORTHOLOG GENES[İng.] değil/yerine/= ORTOLOG GENLER

( Farklı organizmalarda bulunan, atasal kökeni aynı, dolayısıyla yapısal ve işlevsel benzerliği olan fakat tür oluş sürecinde ayrılmış olan genler. Şekilde A atasal geninin tür içinde A ve B genlerine ikilenmesinden (duplikasyon) sonra, türleşme sürecinde farklı türlere geçişi gösteriliyor.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ORTHONORMAL VECTORS[İng.] ile/değil/yerine/= DİKEY BİRİM VEKTÖRLER


- ORTHOPEDIA/ORTHOPEDIC[İng.] değil/yerine/= ORTOPEDI[Fr. < ORTHOPÉDIE]

( Kemik, eklem ve kaslardan oluşan hareket sistemi bozukluklarını araştırıp önleyen ve sağaltan bilim dalı. )


- ORTHOPEDIC[İng.] ile/||/<> ORTOPEDİK[Fr. < ORTHOPÉDIQUE]

( Ortopediye ait olan )


- ORTHORHOMBIC LATTICE[İng.] / RÉSEAU ORTHORHOMBIQUE[Fr.] / ORTHORHOMBISCHES GITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTOROMBİK ÖRGÜ


- ORTHORHOMBIC SYSTEM[İng.] / ORTHORHOMBIQUE SYSTÉM[Fr.] / ORTHORHOMBISCH KRISTALL-SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTOROMBİK DİZGE/SİSTEM


- ORTHOSCOPE[İng.] / ORTHOSCOPE[Fr.] / ORTHOSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTOSKOP


- ORTHOSCOPIC EYEPIECE[İng.] / OCULAIRE ORTHOSCOPIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ORTOSKOPİK GÖZMERCEĞİ


- ORTHOSCOPIC SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= ORTOSKOPİK DİZGE


- ORTHOTOMIC SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= ORTOTOMİK DİZGE


- ORTHSTAIN[İng.] ile/değil/yerine/= ORTHSTAİN


- ORTOREKSİYA NERVOZA/ORTHOREXIA NERVOSA[İng.] değil/yerine/= SAĞLIKLI BESLENME TAKINTISI


- ORTOSTATİK HİPOTANSİYON/ORTHOSTATIC HYPOTENSION[İng.] değil/yerine/= AYAKTA KAN BASINCI DÜŞÜKLÜĞÜ


- ORTOSTATİK/ORTHOSTATIC[İng.] değil/yerine/= AYAKTA


- ÖRTÜ/LÜ ile PERDE/Lİ


- ÖRTÜ ile KUMAŞÇI


- ÖRTÜK TASIM = KIYAS-I MATVİ = ENTHYMEME[İng.] = ENTHYMÈME[Fr.] = ENTHYMEM[Alm.] = ENTHYMEMA[Yun.]


- ÖRTÜK = ZIMNİ = IMPLICIT[İng.] = IMPLICITE[Fr.] = IMPLIZITE[Alm.]


- ÖRTÜLÜ/PERDELİ ile AÇIK


- ÖRTÜŞEBİLİRLİK ile/ve/||/<> ÖRTÜŞTÜRÜLEBİLİRLİK


- ÖRTÜŞME ile BİRLEŞME


- ÖRTÜŞME ile/ve BULUŞMA


- ÖRTÜŞME = TETABUK = COINCIDENCE[İng.] = COÏNCIDENCE[Fr.] = KOINZIDENZ[Alm.] = COINCIDENTIA[Lat.] = COINCIDIR[İsp.]


- ÖRÜMCEK AĞI =/=/= TENE, KERÎ[Fars.] =/=/= BEYT-ÜL-ANKEBUT[Ar.] =/=/= COBWEB[İng.] )


- ÖRÜMCEK ile BÖĞ/KARADUL/POY/RÜTEYLÂ[Ar.]/TARANTULA

( ... İLE Zehirli ve bazı örümcekler. )

( RÜTEYLÂ[Ar.]: Zehirli ve iri bir cins kır örümceği. )

( Madagaskar'da, 500'ün üzerinde, örümcek türü bulunmaktadır.[400'ü, dünyanın hiçbir yerinde bulunmaz.] )

( ... İLE 2.5 yıl yiyeceksiz yaşayabilirler. )


- ÖRÜMCEK ile/değil DEVE ÖRÜMCEĞİ/SARIÖMER/SARIKIZ/BÖĞ/BÖĞÜ/BÖYÜ

( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )

( Kuzey Irak çöllerinden gelen bu böcek, zehriyle bir insanı öldürebilecek güçtedir. )

( Sıcak ve kuru arazilerde yaşarlar. Genellikle geceleri ortaya çıkarlar. )

( Çok saldırgan yapıları vardır. Güçlü çene yapısı nedeniyle et parçasını dahi koparabilirler. )

( Yetişkin bir Sarı Ömer'in boyu, yetişkin bir insan eli kadardır. )

( İkisi aynı ortamda kalsa ikisinden biri ölene kadar durmadan savaşırlar. )

( Hızlı zıplama yetenekleri sayesinde avını kolayca yakalayabilirler. Bir metreye kadar zıplayabilen türleri vardır. )

( Örümceğimsiler sınıfının en hızlısıdır. Hızlı koşma konusunda eklembacaklılar filumu içinde yer alan Amerika hamamböceği (Periplaneta americana) türünden sonra ikinci sırada Galeodes cinsinden, Sarı Ömer'ler yer alır. )

( ... İLE/DEĞİL )


- ÖRÜMCEK ile/ve KÖR ÖRÜMCEK

( ... İLE/VE Büyük gözlü Kurt Örümceği ailesine mensuptur. )


- ÖRÜMCEKGİLLER ile ARAKNOİD


- ÖRÜNTÜ ile/ve/<> GÖRÜNTÜ


- ÖRÜNTÜ ile/||/<> ÖRÜNTÜ

( Çeşitli altöğelerin örgütlenmesiyle oluşan işlevsel birlik örge )


- ÖRÜT/DOKU/METİN[Ar.]/TEXT[İng.] ile/ve/||/<>/> METÎN ile/ve/||/<>/> Metin

( Bir yazıyı, biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan sözcüklerin tümü. | Basılı ya da el yazması parça. İLE/VE/||/<>/> Acılar karşısında, dayanma gücünü yitirmeyen, sağlam, dayanaklı, değerli, kavî. İLE/VE/||/<>/> Kişi adı. )


- ORYANTASYON/ORIENTATION[İng.] değil/yerine/= UYUM | YÖNELIM


- OS SACRUM[İng.] ile/||/<> SAĞRI KEMİĞİ

( anat Kuyruk sokumu kemiği )


- ÖS-DA/FEATURE LEVEL SENTIMENT ANALYSIS[İng.] değil/yerine/= ÖZELLİK SEVİYESİ DUYGU ÇÖZÜMLEMESİ


- OSA/OBSTRUCTIVE SLEEP APNEA OBSTRÜKTİF[İng.] değil/yerine/= UYKU APNE


- OSAS/OBSTRÜKTİF UYKU APNE SENDROMU OBSTRUCTIVE SLEEP APNEA SYNDROME[İng.] değil/yerine/= TIKAYICI UYKU-SOLUK DURMASI BELİRGESİ


- OSAZONE TEST[İng.] / OSAZON PRÜFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OSAZON DENEYİ


- OSAZONE[İng.] / OSAZONE[Fr.] / OSAZON[Alm.] ile/değil/yerine/= OSAZON


- OSCILLATION CENTER[İng.] / CENTRE DE L'OSCILLATION[Fr.] ile/değil/yerine/= SALINIM MERKEZİ


- OSCILLATION MODE[İng.] / MODE D'OSCILLATION[Fr.] ile/değil/yerine/= SALINIM KİPİ


- OSCILLATION, SWING[İng.] ile/||/<> SALINTI

( Zaman dizilerine ilişkin bir genel eğilim çizgesinde gözlenen iniş çıkışlar )


- OSCILLOGRAPH[İng.] / OSCILLOGRAPHE[Fr.] / OSZILLOGRAPH[Alm.] ile/değil/yerine/= OSİLOGRAF


- OSCILLOSCOPE[İng.] / OSCILLOSCOPE[Fr.] ile/değil/yerine/= OSİLASKOP


- OSEEN FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT D'OSEEN[Fr.] / OSEEN-STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OSEEN AKIŞI


- OSHIAC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= OSHİAK ASİT


- OSI/OPEN SYSTEM INTERCONNECTION[İng.] değil/yerine/= AÇIK DÜZEN ARA BAĞLANTISI


- OSIFIKASYON/OSSIFICATION[İng.] değil/yerine/= KEMIKLEŞME


- OSİLASYON/OSCİLLATION[İng.] değil/yerine/= SALINIM


- OSİLOMETRİ/OSCILLOMETRY[İng.] değil/yerine/= ELEKTRİK SİNYAL ÖLÇÜMÜ


- OSİLOSKOP/OSCILLOSCOPE[İng.] değil/yerine/= ELEKTRİK SİNYAL GÖRECİ


- OŞİNOGRAFİ[İng. < OCEAN] değil/yerine/= ANADENİZ BİLİMİ


- OSKÜLTASYON/AUSCULTATION[İng.] değil/yerine/= DİNLEME


- OSMIUM[İng.] / OSMIUM[Fr.] / OSMIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= OSMİYUM


- OSMOMETER[İng.] / OSMOMÉTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= OZMOMETRE


- OSMOS | GEÇİŞME ile/||/<> GEÇİŞME

( fizik Sızdırıcı bir gergi ile birbirinden ayrılmış iki sıvının bu gergiden geçerek karışması olayı Bir sıvıyı tümüyle geçirmeyen bir zardan ancak o sıvı içindeki kimi tür özdeciklerin geçmesi olayı biyoloji kimya botanik Su moleküllerinin yarı geçirgen zar aracılığıyla düşük yoğunluktaki çözeltiden yüksek yoğunluktaki çözeltiye geçmesi ozmos ozmoz dereceleme )


- OSMOSIS[İng.] / OSMOSE[Fr.] ile/değil/yerine/= OZMOZ


- OSMOSIS[İng.] değil/yerine/= OSMOZ

( Az derişik bir ortamdan seçici geçirgen zar aracılığı ile çok derişik bir ortama geçiş. Yunanca "itiş, itme" anlamındaki "ōsmos" sözcüğünden gelir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OSMOTIC PRESSURE[İng.] / PRESSION OSMOTIQUE[Fr.] / OSMOTISCHER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= OZMOTİK BASINÇ


- OSRAM[İng.] ile/değil/yerine/= OSRAM


- OSSIFICATION[İng.] değil/yerine/= OSSİFİKASYON

( Normalde kemik dokusunun oluşmadığı dokularda osteoblast gözeleri sayesinde kemikleşmenin oluşması.[1]

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ÖSTAKİ BORUSU ile ...


- OSTEOCYTE[İng.] değil/yerine/= OSTEOSİT

( Kemik gözesidir, kemik içinde lakuna denen boşluklarda yerleşiktirler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OSTEOLOJİ ile/||/<> OSTEOLOGY[İng.] ile/||/<> OSTÉOLOGIE[Fr.] ile/||/<> OSTEOLOGIE[Alm.] ile/||/<> KEMİK BİLİMİ

( kemik bilimi Kemiklerin yapı ve gelişimini inceleyen bilim dalı anat Kemik bilimi osteon kemik logos bilim Kemiğin yapısını ve gelişmesini inceleyen bilim dalı Osteoloji )


- OSTEOLYSIS[İng.] ile/||/<> KEMİK ERİMESİ

( Kemik dokudaki kalsiyumun çözünmesi nedeniyle kemiklerin yumuşayıp erimesi osteolizis )


- ÖSTROJEN ile/||/<> ÖSTROJEN[İng. < ESTROGEN]

( estrogen Omurgalılarda östrus oluşturan bir grup steroit hormon Folikülün granuloza hücreleri ve gebelikte plasentadan salgılanan sentetik olarak da hazırlanan dişilik karakterlerinin gelişmesi kızgınlık belirtilerinin ortaya çıkması memede stromal gelişim ve kanal büyümesini sağlayan 18 karbonlu steroit yapılı bir hormon Östron östradiol ve östriol olmak üzere klinik önemi olan 3 östrojen vardır )


- OSTWALD VISCOMETER[İng.] / VISCOSIMÈTRE D'OSTWALD[Fr.] ile/değil/yerine/= OSTWALD AĞDALILIKÖLÇERİ


- OSTWALD'S LAW[İng.] / LOI D'OSTWALD[Fr.] / OSTWALDSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= OSTWALD YASASI


- ÖŞÜR | ONDALIK ile/||/<> ONDALIK

( Osmanlılarda şeriat kurallarına göre toprak ürünlerinden önceleri onda bir oranında alınırken sonraları beşte bire kadar çıkarılan vergi matematik )


- OT YİYEN MEMELİLER ile ET YİYEN MEMELİLER ile ÇOKLU (HEM OT, HEM ET İLE) BESLENENLER (HEPÇİL)

( )


- OT YİYENLER/OTOBURLAR ile/ve ET YİYENLER/ETOBURLAR ile/ve HEPÇİLLER[hem OT, hem ET YİYENLER] ile/ve LEŞ YİYENLER/LEŞOBURLAR ile/ve AYRIŞTIRICILAR

( )

( )


- OT ile/||/<> ÖT

( Zehir[acı kavramından, ilaç/ilaç için kullanılan ve ilaç yapılan bitki]. İLE/||/<> Acı, safra. )


- OT ile/||/<> OT

( Toprak üstü gövdeleri genelde yeşil renkli olan ve ikincil kalınlaşmanın olmadığı bitkiler hlk 1 İlaç 2 Hayvan yemlerinin tümü Az ot ot Alt Tel Küer ot ot ută Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede ot biçimi geçer Eski Kıpçakçada da ot olarak kullanılır Türkçe otun Ermenice xot grass herb ile birleştirilmesi tartışmaya açıktır Dankoff ALT A 9 Budagova ST 3 1984 13 Sevortyan ÊSTJa 1974 481483 Ermenice xot üzerinde durmamıştır Bazinin Türkçe otu Moğolca on yıl sözünün t çokluk ekiyle yapılmış ot biçimiyle birleştirmesi düşündürücüdür )


- ÖTANAZİ["ÖTENAZİ" değil!]/EUTHANASIA[İng.]/EUTHANASIE[Fr.]/STERBEHILFE[Alm.] ile ÖLÜM İSTEĞİ VE HAKKI


- OTANTİK ile KİMLİK DOĞRULAMAK ile ÖZGÜNLÜK


- OTANTİKLEŞTİRME/AUTHENTICATION[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜNLEŞTİRME | KİMLİK DOĞRULAMA


- OTC/OVER-THE-COUNTER DRUGS[İng.] değil/yerine/= TEZGÂH ÜSTÜ İLAÇ, RAFÜSTÜ İLAÇ


- OTÇULLUK ile OTÇUL


- ÖTE(SİNDE) = BEYOND[İng.] = AU DELÀ DE[Fr.] = JENSEITS[Alm.] = PIÙ IN LÀ DI[İt.] = MÁS ALLÁ[İsp.]


- ÖTE ile/ve İLERİ


- ÖTEDUYUM/ÖTEGÖRÜ/UZADUYUM/RÂBITA/TELEPATİ ile/değil AYNI ŞEYİ DÜŞÜNMEK


- ÖTEDUYUM/UZADUYUM(TELEPATİ) ile DURUGÖRÜ


- OTEL[Fr., İng.] ile MOTEL[Fr., İng.]

( ... İLE Motorlu taşıtlarla yolculuk edenlerin barınmalarını, arabalarını park etmelerini ve başka gereksinimlerini karşılamak için işlek karayolları üzerinde yapılmış otel. )


- OTEL ile OTEL BEKÇİSİ


- ÖTESİNDE ile DIŞINDA


- ÖTIMİ/EUTHYMIA[İng.] değil/yerine/= DENGELİ DUYGU DURUMU


- OTİSTİK/AUTISTIC[İng.] değil/yerine/= DIŞA KAPANIK


- OTİZM/AUTISM[İng.] değil/yerine/= DIŞAKAPANIM


- OTLATMAK ile OTLAYAN KİŞİ ile OTLATMA


- OTOBITE[İng.] ile/değil/yerine/= OTOBİT


- OTOBİYOGRAFİK HAFIZA/AUTOBIOGRAPHICAL MEMORY[İng.] değil/yerine/= YAŞAMÖYKÜSEL BELLEK


- OTOBİYOGRAFİSİNİ YAZAN KİMSE ile OTOBİYOGRAFİK ile OTOBİYOGRAFİ


- OTOBÜS ile OTOBÜS ŞOFÖRÜ ile OTOBÜS SÜRÜŞÜ ile OTOBÜS İMALATI


- OTOBÜSLERDE:
SESSİZE ALMAK değil KAPATMAK/TAMAMEN KAPALI TUTMAK


- OTODİDAKT/İZM[Fr./İng.] değil/yerine/= ÖZÖĞRENEN / ÖZÖĞRENİM/Lİ


- OTOGREFT ile İMZA ile İMZALI ile İMZA


- OTOKLAV/AUTOCLAVE[İng.] değil/yerine/= BASINÇLI MİKROPKIRAN KAZAN


- OTOKRASİ ile OTOKRAT ile OTOKRATİK ile OTOKRATİK OLARAK


- OTOKRİTİK[İng. < AUTOCRITIC] değil/yerine/= ÖZELEŞTİRİ


- OTOLİT[Fr. < OTOLİTE] ile/||/<> STATOLİT

( (karşılık: statolit), (Yun. ous = kulak, Yun, lithos = taş), Birçok hayvanların işitme organlarında bulunan kalkerli parçacıklar; kulak taşları bk statolit. @@ bk. kulaktozu. @@ bk. denge taşı @@ Denge taşı. @@ Kulak taşı. )


- OTOLİT ile/||/<> OTOLİT[Fr. < OTOLITE]

( karşılık statolit ous kulak lithos taş Birçok hayvanların işitme organlarında bulunan kalkerli parçacıklar kulak taşları statolit kulaktozu denge taşı Denge taşı Kulak taşı )


- OTOLOG/AUTOLOGOUS[İng.] değil/yerine/= KENDİNDEN


- OTOMASYON/AUTOMATION[İng.] değil/yerine/= ÖZ İŞLEME


- OTOMAT ile OTOMATA TEORİSİ ile OTOMATİKLEŞTİRMEK ile OTOMATİK ile OTOMATİK ile OTOMATİK KONTROL ile OTOMATİK BİLGİSAYAR ile OTOMATİK KONTROL ile OTOMATİK EKİPMAN ile OTOMATİK TEST ile OTOMATİK SİLAH ile OTOMATİK OLARAK ile OTOMATİKLİK ile OTOMASYON ile OTOMATİZM ile OTOMAT


- OTOMATİK TAKSONOMİ SİSTEMİ/AUTOMATIC TAXONOMY SYSTEM[İng.] değil/yerine/= OTOMATİK SINIFLANDRMA DÜZENİ (YAPAY ZEKÂ)


- OTOMATİK/AUTOMATIC[İng.] değil/yerine/= ÖZİŞLER


- OTOMATİK ile OTOEROTİZM ile OTOLİZ ile OTOZOMAL ile KENDİ KENDİNE TELKİN


- OTOMATİZM/AUTOMATISM[İng.] değil/yerine/= ÖZİŞLERLİK


- OTOMOBİL ARAŞTIRMA VE MODERNİZASYON MERKEZİ ile OTOMOBİL ile OTOMOBİL ENDÜSTRİLERİ ile OTOMOBİL ENDÜSTRİSİ ile OTOMOTİV


- OTONOM/İ[Fr. < Yun. ATUOS: Kendi, öz. | NOMOS: Yasa.]/AUTONOMOUS[İng.] değil/yerine/= ÖZERK/LİK

( "Hukuk Dili: Özerk mi diyelim “otonom” mu?" - Fethi Gedikli(Prof.Dr.) yazısını okumak için burayı tıklayınız... )


- OTOPSİ/AUTOPSY[İng.] değil/yerine/= ÖLÜ AÇIMI


- OTOREGÜLASYON/AUTOREGULATION[İng.] değil/yerine/= ÖZ DÜZENLENİM


- OTORİTER ile YETKİLİ ile YETKİLENDİRME


- OTORİZASYON[İng. < AUTHORISATION] değil/yerine/= YETKİLENDİRME


- OTOSCOPE[İng.] ile/||/<> OTOSKOP[Fr. < OTOSCOPE]

( Kulak muayene aygıtı )


- OTOSİST[Fr. < AUTOCYSTE] ile/||/<> STATOSİST

( (Yun. ous = kulak, Yun. kytos = boşluk,) Birçok omurgasız hayvanlarda sıvı ya da otolit kapsayan ve muhtemel olarak işitme ile görevli olan küçük bir kese bk statosist. @@ (biyoloji) @@ (Yun. ous: kulak; kystis: kese) Birçok omurgasız hayvanlarda sıvı ya da otolit kapsayan ve muhtemel olarak işitme ile görevli olduğu düşünülen küçük kese. )


- OTOSİST ile/||/<> OTOSİST[Fr. < AUTOCYSTE]

( ous kulak kytos boşluk Birçok omurgasız hayvanlarda sıvı ya da otolit kapsayan ve muhtemel olarak işitme ile görevli olan küçük bir kese statosist biyoloji ous kulak kystis kese Birçok omurgasız hayvanlarda sıvı ya da otolit kapsayan ve muhtemel olarak işitme ile görevli olduğu düşünülen küçük kese )


- OTOSTOP[İng. GENETIC HITCHHIKING] ile/||/<> SEÇİCİ SÜPÜRME[İng. GENETIC DRAFT]

( Yakın bir biçimde bağlı olduğu lokuslar üzerinde oluşan seçilimden ötürü bir alelin frekansının değişmesidir. Seçici süpürme olarak da bilinir. @@ Yakından bağlantılı bir lokustaki seçilimden ötürü, bağlantılı diğer alelin frekansının değişmesidir. "Otostop" olarak da bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OTOTRANSFÜZYON/AUTOTRANSFUSION[İng.] değil/yerine/= KENDINE KAN AKTARIMI


- OTOTROF ile/||/<> OTOTROFİ ile/||/<> ÖZBESLENEN | ÖZBESLENEN

( bk. özbeslenen @@ bk. öz beslenen @@ Özbeslenen. @@ İnorganik ortamlarda gelişebilen ve karbondioksiti karbon kaynağı olarak kullanabilen.@@(karşılık: ototrof), (Yun. autos=kendi,Yun. throphe = besin,) Besinini bağımsız olarak sağlayan; anorganik azot ve azotlu maddelerden ve CO2 den protein ve karbohidratların sentezini yapabilen. @@ (zooloji) @@ Besinini bağımsız olarak sağlayan, inorganik azot, azotlu madde ve karbondioksitten protein ve karbonhidratların sentezini yapabilen canlılar, kendi beslek, ototrof.@@Özbeslenen. )


- OTOTROF ile/||/<> ÖZBESLENEN

( özbeslenen öz beslenen Özbeslenen İnorganik ortamlarda gelişebilen ve karbondioksiti karbon kaynağı olarak kullanabilen karşılık ototrof autos kendi throphe besin Besinini bağımsız olarak sağlayan anorganik azot ve azotlu maddelerden ve CO2 den protein ve karbohidratların sentezini yapabilen zooloji Besinini bağımsız olarak sağlayan inorganik azot azotlu madde ve karbondioksitten protein ve karbonhidratların sentezini yapabilen canlılar kendi beslek ototrof Özbeslenen )


- OTOZOM[İng. AUTOSOME] ile/||/<> HAPLOYETERSİZLİK[İng. HAPLOINSUFFICIENCY] ile/||/<> MARFAN SENDROMU[İng. MARFAN SYNDROME] ile/||/<> TAY-SACHS HASTALIĞI[İng. TAY-SACHS DISEASE]

( Cinsiyet kromozomu dışında kalan bütün kromozomlar. @@ Diploit organizmalarda, bir genin sadece bir fonksiyonel grubunun taşınması, diğerinin mutasyonla susturulması. Tek kopyayla üretilen protein miktarı normal fenotip için yetersiz olduğundan anormal bir fenotipe yol açar. İnsanlarda bir çoğu otozomal dominant hastalıkta görülür. @@ Otozomal dominant mutasyondan kaynaklanan, bağdoku proteini olan fibrilini etkileyen hastalık. @@ Otozomal resesif kalıtımı vardır. Ölümcül yağ-metabolizması hastalığı. Anormal bir enzim içerir; Heksosaminidaz A. Yeni doğanlar ilk bir kaç ay fenotip olarak normal görünür. Daha sonraları gelişimsel gerilik, felç ve körlük görülür. Çoğu çocuk 3 yaşları civarında ölür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OTOZOM/AUTOSOME[İng.] değil/yerine/= GÖVDE KROMOZOMLARI


- OTOZOMAL/AUTOSOMAL[İng.] değil/yerine/= GÖVDE KROMOZOMU (İLİŞKİLİ)


- OTTO CYCLE[İng.] / CYCLE D'OTTO[Fr.] / OTTO-KREISPROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= OTTO ÇEVRİMİ


- OTUR(T)MAK ile ÖRTÜŞ(TÜR)MEK


- OTURAK ile/||/<> OTURAK

( Bir halk oyunu ezgisi 1 Yararlı işler başarmış sakatlık ya da kocamışlık nedeniyle görevden bağışlanarak emekliye ayrılmış yeniçeri 2 Eski gemilerde kürekçilerin oturdukları yer 1 Sandalye Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta 2 Beşiğin ayakları İnönü Eskişehir 3 Düğen sürme sırasında üzerine oturulan alçak yer İnönü Eskişehir 4 Sedir Büyükdivan Çorum Trapezin oturma yeri )


- OTURMA ODASINDA ile UYGUNSUZLUK ile DEĞİŞMEZ


- OTURMA!:
TAŞA ile YAŞA ile BAŞA

( Taşa, başa, yaşa oturmamak gerek. )

( Do not sit/stand on/at stone, wet, front! )


- OUTCROSSING[İng.] değil/yerine/= DIŞ ÇAPRAZLAMA

( Akrabalık bağı bulunmayan bireyler arasındaki çiftleşmedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OUTFLOW[İng.] değil/yerine/= DIŞA AKIŞ


- OUTLET[İng.] değil/yerine/= ÇIKIM


- OUTLET[İng.] ile/||/<> ÇIKIŞ NOKTASI


- OUTLINER[İng.] ile/değil/yerine/= SAPAN DEĞER


- OUTPUT | ÇIKTI ile/||/<> ÇIKTI

( Bir veri işlem dizgesince ya da onun herhangi bir birimince dizge dışına gönderilen veri Bir süreç içinde işlenip çoğunlukla ürün olarak dışarıya çıkan özdek erke ya da bilgilerin tümü Bir işlergeden alınan yararlı güç Belirli bir dönemde belirli bir miktarda üretim faktörü kullanılarak elde edilen ürün miktarı )


- OUTPUT IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE DE SORTIE[Fr.] / AUSGANGSIMPEDANZ, AUSGANGSSHEINWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇIKIŞ EMPEDANSI


- OUTPUT POWER[İng.] / PUISSANCE DE SORTIE[Fr.] / AUSGANGSLEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇIKIŞ GÜCÜ


- OUTPUT RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE DE SORTIE[Fr.] / AUSGANGRESISTANZ, AUSGANGSWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇIKIŞ DİRENCİ


- OUTPUT TRANSFORMER[İng.] / TRANSFORMATEUR DE SORTIE[Fr.] / AUSGANGSÜBERTRAGER, AUSGANGTRAFO, AUSGANGTRANSFORMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇIKIŞ TRAFOSU


- OUTPUT, STRENGTH, YIELD, PRODUCTIVITY[İng.] / PUISSANCE, RENDEMENT, TENEUR, PRODUCTIVITÉ[Fr.] / LEISTUNG, PRODUCTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇIKTI, VERİM


- OUTPUT[İng.] / SORTIE[Fr.] / AUSGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇIKIŞ


- OUTPUT[İng.] değil/yerine/= ÇIKTI | DEBİ


- OUTSIDE LEFT[İng.] ile/||/<> LINKSAUSSEN[Alm.] ile/||/<> SOL AÇIK

( Bir takımın akıncı katında yer alan oyunculardan sol başta bulunanı )


- OVA/YAZI ile/değil ÇATALAĞIZ

( ... İLE/DEĞİL Bir ırmağın, denize kavuştuğu yerde, lığların birikmesiyle oluşan, üçgen biçimli ova. )


- OVA ile/||/<> OVA

( Düz ya da azıcık eğimli az çok kalın taşınmış toprak ve lığlarla örtülü akarsularla parçalanmamış daha yüksek yer biçimleriyle çevrelenmiş ve oluşum kökenleriyle ayrımlı türleri bulunan ana yer biçimlerinden biri coğrafya Kökünü bilmiyoruz Büyük göçebe çadırına verilen oba adıyla birleştirilemez Diyalektlerde ova yanında yazı da kullanılır yazı )


- OVA ile/ve PAMPA

( ... İLE/VE Orta Arjantin'deki ovalar. )

( ... vs./and Plains in Middle Argentina. )


- OVALBUMIN[İng.] ile/değil/yerine/= OVALBUMİN


- ÖVEÇ ile/||/<> ÖVEÇ

( 24 aylıktan büyük, kastre edilmiş erkek koyun. )


- OVERCURRENT RELEASE[İng.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AKIM DÜZENİ


- OVERCURRENT[İng.] / COURANT EXCESSIF, COURANT DE SURCHARGE, SUPERCOURANT[Fr.] / ÜBERSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AKIM


- OVERDOSE[İng.] değil/yerine/= DOZ AŞIMI


- OVERDRAFT[İng.] ile/||/<> KARŞILIKSIZ ÇEK

( Çekin ilgili bankada karşılığı olmaması durumu )


- OVERHEAT, SUPERHEATING[İng.] / SURCHAUFFE[Fr.] / ÜBERHITZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ISITMA


- OVERMODULATION[İng.] / SURMODULATION[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI KİPLEME


- OVERPOTENTIAL[İng.] / SURTENSION[Fr.] / AŞIRI GERILIM[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI GERİLİM


- OVERVACUUM[İng.] ile/değil/yerine/= AŞIRI VAKUM


- ÖVGÜ = PRAISE[İng.] = LOUANGE[Fr.] = LOB[Alm.] = LAUS[Lat.]


- OVIDUCT[İng.] ile/||/<> FALLOP TÜPÜ

( Yumurta kanalı )


- OVIPARITY[İng.] değil/yerine/= OVİPARİTE

( Yumurtlama yeteneği

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ÖVME ile/ve YÜCELTME


- ÖVMEK ile ÖVGÜYE DEĞER


- OVUM[İng.] değil/yerine/= OVUM

( Ovum, insan fizyolojisinde, bir sperm gözesi ile döllendiğinde yeni bir organizma haline gelebilen, dişi üreme organlarından birinden salınan tek göze, yumurtadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ÖVÜNME ile ÖVÜNME


- ÖVÜNMEK/"HAVA BASMAK" ile/değil MUTLULUĞUN DIŞAVURUMU


- ÖVÜNMEK ile ÖVÜNEN ile PALAVRA


- OWEN BRIDGE[İng.] / PONT D'OWEN[Fr.] / OWEN-BRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= OWEN KÖPRÜSÜ


- OWNERSHIP[İng.] ile/||/<> MÜLKİYET[Ar. < MULKİYYET]

( Kendisinin olan bir şeyi yasa çerçevesinde istediği gibi kullanabilme hakkı )


- OXA-[İng.] / OXA-[Fr.] ile/değil/yerine/= OKSA-


- OXALATE[İng.] ile/||/<> OKSALAT[Fr. < OXALATE]

( Oksalik asidin herhangi bir tuzu Bitkilerde sodyum magnezyum ve amonyum oksalat olarak çözünebilir formda veya kalsiyum oksalat olarak çözünmez formda bulunur Çözünmez formu ağız yangısına çözünebilir formu ise oksalat zehirlenmesine sebep olur )


- OXALIS SPP[İng.] ile/||/<> EKŞİ YONCA

( Ekşi yoncagiller familyasından yüksek oranlarda çözünebilir formda oksalat içeren ve genç geviş getirenlerde ve atlarda hipokalsemi sonucu ölümlere veya böbreklerde oksalat taşlarına neden olan tek ve iki yıllık geniş yapraklı sarı çiçekli bir cins otsu bitki Oxalis türleri )


- OXFORDIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= OKSFORDİYAN EPOKU

( Günümüzden 163.500.000 ile 157.300.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OXIDATION POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME POTANSİYELİ


- OXIDATION PROCESS[İng.] / ACTION OXYDANTE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEME İŞLEMİ


- OXIDATION REACTION[İng.] / RÉACTION DE OXYDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME TEPKİMESİ/REAKSİYONU


- OXIDATION STATE[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME BASAMAĞI


- OXIDATION VALUE[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME DEĞERİ


- OXIDIZING FLAME[İng.] / FLAMME OXYDANTE, FEU D'OXYDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEYİCİ ALEV


- OXINE[İng.] ile/değil/yerine/= OKSİN


- OXYGEN POINT[İng.] / POINT D'OXYGÈNE[Fr.] / SAUERSTOFFPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN NOKTASI


- OXYGENIZE[İng.] ile/değil/yerine/= OKSİTLEMEK


- OY ÇOKLUĞU ile/ve/değil/yerine OY BİRLİĞİ

( Aptal, bir oylamanın, sonucunun, "Oy çokluğu" ile alınmasına sevinir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Abdal, "Oy birliği" ile alınmasını bekler/ister. )


- OY PUSULASI ile OY SANDIĞI


- ÖYKÜ/HİKÂYE ile ROMAN

( TAHKİYE[< HİKÂYE]: Hikâye etme, anlatma. )

( )


- OYALAMAK ile TASARIMLI NAKIŞ YAPMAK ile NAKIŞÇI ile NAKIŞ ile NAKIŞ ile KARMAKARIŞIK ETMEK


- OYALANMAK ile DÜŞKÜ/HOBİ


- ÖYKÜLEME ile/||/<> ÖYKÜLEMEK

( Sinema Öykülü filmlerde filmin kişilerinden birinin ya da filmde hiç görünmeyen bir üçüncü kişinin filmin öyküsünü anlatması durumu Oyundaki kişilerden birinin oyunun konusunu anlatmasından başta sonda kimi kez de ortada oynanmakta olan bölümleri özetlemeğe ve yorumlamağa başlamasından ortaya çıkan anlatım çeşidi anlatı Kimi oyunların başında ortasında sonunda ya da yer yer anlatıcı yoluyla oyunun konusunu anlatmak kimi bölümleri özetlemek ya da yorumlamak )


- ÖYKÜNME = TAKLİT = IMITATION[İng., Fr.] = NACHAHMUNG[Alm.] = IMITATIO[Lat.] = MIMESIS[Yun.] = IMITACIÓN[İsp.]


- ÖYKÜNME ile YAPMACIK

( TETABBU' ile TEKELLÜF )


- ÖYKÜNMEK ile EMÜLATÖR


- ÖYLE["ÖLE/EYLE" değil!] ile BÖYLE["BÖLE/BEYLE" değil!]

( Oradaki/zihindeki/paylaşılmaz. İLE Buradaki/görünür/görünür varsayma/paylaşılır. )

( Konuşma sırasında araya giren gereksiz/yerli-yersiz "Böyle" eklemelerine dikkat edilmeli, sakınılmalı/kaçınılmalıdır, yer verilmemelidir/kullanılmamalıdır. Kendi zihninizdeki süreci "Böyle" sözcüğünü kullanarak "anlatabildiğiniz düşüncesi"nden vazgeçmek gerekiyor. )


- OYLUM/HACİM[Ar.] ile/ve KAPASİTE


- OYMACILIK ile/||/<> OYMACILIK

( Özel araçlarla yapılan ağaç oyma işlemi güzelsanatlar zanaat 1 Oyma yapma sanatı 2 Özel araçlarla metal ağaç taş vb oyma işlemi 3 Oyma işçiliği )


- OYMAK ile TAŞ OYMAK ile OYMACI


- OYMAKLAR ile BOYLAR ile ALT BOYLAR


- OYNAK ile/||/<> OYNAR EKLEM

( oynar eklem anat Eklem )


- OYNAKLIK ile/||/<> OYNAKLIK


- OYNAMAZ EKLEM ile/ve AZ OYNAR EKLEM ile/ve OYNAR EKLEM


- OYNAYIŞ ile/||/<> PERFORMANCE[İng.] ile/||/<> REPRÉSENTATION[Fr.] ile/||/<> VORSTELLUNG[Alm.] ile/||/<> TEMSİL

( temsil Oyunun kişilerini olayın çevresini havasını canlandırma Bu işin yapılışı Bir tiyatro yapıtının bu yönetici önderliğinde çok sayıda provadan sonra seyirci önünde canlandırılışı Seyirci önünde oynanan oyun gösteri )


- OYUK | NİŞ ile/||/<> NİŞ[Fr. < NICHE]

( Bir organizmanın yaşam sahası ve görevi )


- OYUK ile BOŞLUK ile KÂSE


- OYUK ile/ve/||/<> HÖYÜK


- OYUK ile/||/<> OYUK

( Oyuklaşma sonucu yüzeyde oluşan )


- ÖYÜN ile/||/<> (YEMEK İÇİN) KEZ

( yemek için kez Anadolu ağızlarında öyün yanında övün biçimi de kullanılır ET öd zaman vakit ü n eki Uygurcada ödün biçiminin yaygın olarak geçtiğini biliyoruz bir ödün kün ortu ödün ol ödün kayu ödün kop ödün uzun ödün ür keç ödün Eski d sesi çağdaş Türkçede yye çevrilmiştir Eski Türkçe adak sözündeki dnin ayak biçiminde yye dönüşmesi gibi Anadolu ağızlarında öğün öyün vakit zaman olarak da kullanılır öğün öğün zaman zaman Türkçede öğün biçiminin kez anlamını alması normaldir Örn Arapça vakit de Türkçede özel zaman anlamını kazanmıştır Namaz vakti yemek vakti örneklerinde olduğu gibi Buna göre öd vakit zaman kökünden gelen öğün biçiminin yemek vakti anlamını alması doğaldır Daha sonra öğle öğünü akşam öğünü gibi örneklerde kullanılan öğün biçimi yemek için kez anlamını kazanmıştır Son olarak öğün herhangi bir yemekten bir kimseye verilen belirli miktar porsiyon anlamını da almıştır Eski Türkçe öd kökünün bir türevi olarak öyünün öğün olarak yazılması etimolojik bir yazım değildir Eski Türkçe öd kökünden gelen öyle biçiminin öğle olarak yazılması gibi öğle )


- OYUN ile MERMER OYUNU ile AV BEKÇİSİ ile EĞLENCELİ


- ÖYÜN ile/||/<> ÖĞÜN

( '(yemek için) kez' @@ Anadolu ağızlarında öyün yanında övün biçimi de kullanılır. < ET öd 'zaman, vakit' + -(ü)n eki. Uygurcada ödün biçiminin yaygın olarak geçtiğini biliyoruz: bir ödün; kün ortu ödün; ol ödün; kayu ödün; kop ödün; uzun ödün; ür keç ödün. Eski -d- sesi çağdaş Türkçede -y-'ye çevrilmiştir. Eski Türkçe adak sözündeki -d-'nin ayak biçiminde -y-'ye dönüşmesi gibi. Anadolu ağızlarında öğün (< öyün) 'vakit, zaman' olarak da kullanılır: öğün öğün 'zaman zaman'. Türkçede öğün biçiminin 'kez' anlamını alması normaldir. Örn. Arapça vakit de Türkçede 'özel zaman' anlamını kazanmıştır. Namaz vakti, yemek vakti örneklerinde olduğu gibi. Buna göre öd 'vakit, zaman' kökünden gelen öğün biçiminin 'yemek vakti' anlamını alması doğaldır. Daha sonra öğle öğünü, akşam öğünü gibi örneklerde kullanılan öğün biçimi '(yemek için) kez' anlamını kazanmıştır. Son olarak, öğün 'herhangi bir yemekten bir kimseye verilen belirli miktar, porsiyon' anlamını da almıştır. Eski Türkçe öd kökünün bir türevi olarak öyün'ün öğün olarak yazılması etimolojik bir yazım değildir. Eski Türkçe öd kökünden gelen öyle biçiminin öğle olarak yazılması gibi. bk. öğle. )


- OYUNCAK BEBEK ile DOLAR


- OYUNCULUK ile DELİ GİBİ DAVRANMAK


- ÖZ DIŞAVURUM


- ÖZ KALIP


- ÖZ ile/ve/<> ARAÇ


- ÖZ ile AŞKIN


- ÖZ ile BİÇİM


- ÖZ ile/ve ÇEKİRDEK


- ÖZ ile/ve/||/<>/< DOĞA/Kİ[Sümer]/ERŞETUM[Akad]


- ÖZ ile/ve ENGİN


- ÖZ ile/ve EVRENSEL ÖZ


- ÖZ ile/ve İÇ


- ÖZ ile/değil KISACA


- ÖZ ile MARKET


- ÖZ ile/ve/<> NİTELİK


- ÖZ ile/ve NOKTA


- ÖZ ile ÖZ ÇEŞİTLERİ


- ÖZ ile ÖZ ile ÖZ

( Bir kişinin benliği, kendi manevi varlığı. İLE Bir şeyin temel öğesi. | Kendi. | Kendi anlamında birleşik sözcükler türetir. | Bir şeyin en güçlü ya da kıvamlı bölümü. | Bitkilerin kök, gövde ve dallarının, boydan boya ortasında bulunan, hahif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. | Çıbanların içinde, ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. İLE Kan bağı ile bağlı, üvey olmayan. | İçine, arılığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, arı. İLE Dere, çay. | Sulak yer. )


- ÖZ ile ÖZET


- ÖZ ile/ve/<> SONRADAN OLAN

( Kişiyi özünden uzaklaştıran, kişinin dünyasıdır. )


- ÖZ ile TEMEL


- ÖZ ile/ve/||/<>/>/< TÖZ

( Özgürlük. İLE/VE/||/<>/>/< Zorunluluk. )

( Mâhiyet. İLE/VE/||/<>/>/< Cevher. )

( Güneş nasıl karanlığı bilmezse, Öz de Öz Olmayan'ı bilmez. )

( Mutluluk, özünüzden (gerçek varlığınızdan) gelir ve ancak onda bulunabilir. )

( Benlik sevgisinin yerine Öz'ün sevgisini koyun, o zaman manzara değişir. )

( Var olan herşeyin özü ve cevherisiniz. )

( Töz, kendinde olan ve kavranandır. )

( Töz, bir çokluk olamaz. )

( ÖZ: CEVHER[filozoflarda] | MÂHİYET[mantıkçılarda] | ZÂT[kelâmcılarda] | LÜBB[sufilerde] | EGO/SELF/NOMEN[psikolojide] )

( As the sun knows not darkness, so does the self know not the non-self.
Happiness comes from the self and can be found in the self only.
Replace self-love by love of the Self and the picture changes.
Understand that you are both, the essence and the substance of all there is. )

( Tözün gerçekleşmesi. )


- ÖZ ile/ve/değil UZAM

( Özde, hareket aranmaz/"bulunmaz". )


- ÖZ = ZÂT, MAHİYET = ESSENCE/CRUX/KERNEL[İng., Fr.] = WESEN[Alm.] = ESSENTIA[Lat.] = OUSIA[Yun.] = ESENCIA[İsp.]


- ÖZBESLENEN ile/ve/||/<>/> DIŞBESLENEN/DIŞBESLEK/ARDIBESLEK/HETEROTROF

( Fotosentez ile. İLE/VE/||/<>/> Solunum ile. )

( Dünyada, dışbeslenenler[hayvan/insan] olmasaydı, bitkiler, karbondioksit kaynaklarını kısa sürede tüketirdi. )

( Bitkiler. İLE/VE/||/<>/> Hayvan/insan. )

( Üreticiler. İLE/VE/||/<>/> Tüketiciler. )


- ÖZBESLENEN ile/||/<> ÖZBESLENEN

( karşılık ototrof autos kendi throphe besin Besinini bağımsız olarak sağlayan anorganik azot ve azotlu maddelerden ve CO2 den protein ve karbohidratların sentezini yapabilen zooloji Besinini bağımsız olarak sağlayan inorganik azot azotlu madde ve karbondioksitten protein ve karbonhidratların sentezini yapabilen canlılar kendi beslek ototrof Özbeslenen )


- ÖZDEK = MADDE = MATTER[İng.] = MATIÈRE[Fr.] = MATERIE[Alm.] = MATERIA, MATERIES[Lat.] = HYLE[Yun.] = MATERIA[İsp.]


- ÖZDEŞ(TEK YUMURTA) İKİZLERİ ile KARDEŞ(ÇİFT YUMURTA) İKİZLERİ

( MÜTÂEMET: İkiz doğurma. )

( Siyam İkizleri yazısı için burayı tıklayınız... )

( Her zaman aynı cinsiyete sahiplerdir. İLE Farklı cinsiyetlere sahip olabilirler. )

( Tek zigot oluşur. İLE İki zigot oluşur.
[İkisinde de göbek bağı bulunmaktadır. Çift yumurta ikizlerinde ayrı ayrı plasenta ve su kesesi varken bu durum, tek yumurta ikizlerinde farklılık göstermektedir. Tek yumurta ikizlerinde döllenmenin gerçekleştiği zamana göre plasentalarının ve su keselerinin ayrılıp ayrılmayacağı durumu farklılık göstermektedir. Döllenmenin, 1 ile 4 arasında gerçekleştiği durumlarda, ikizlerin ayrı ayrı su kesesi ve plasentaları olabilir. Ancak, 4 ile 8 gün arası döllenmelerde, su kesesi ve plasenta ortaktır.] )

( Bir yumurtanın döllendikten hemen sonra ikiye bölünerek ortaya çıkan iki göze öbeğinin gelişimiyle. İLE İki ayrı yumurtanın, iki ayrı spermle döllenmesinden oluşan. )


- ÖZDEŞ/LİK ile/ve BİRİCİK/LİK


- ÖZDEŞ/LİK ile FARKLI/LIK


- ÖZDEŞ/LİK ile/ve TÜRDEŞ/LİK ile/ve SÜREKLİ/LİK ile/ve KURALLI/LIK


- ÖZDEŞ = AYNÎ = IDENTICAL[İng.] = IDENTIQUE[Fr.] = IDENTISCH[Alm.] = IDENTICUS[Lat.] = IDÉNTICO/CA[İsp.]


- ÖZDEŞ ile BİREBİR AYNI ile TANIMLANABİLİR ile TANIMLAMAK ile KİMLİK


- ÖZDEŞLEŞTİRME ile KENDİNDE BULMAK/GÖRMEK

( Ne olmadığımızı bilmek yeterlidir. Ne olduğumuzu bilmemiz gerekmez. Ne olduğumuzu bilmek için ne olmadığımızı bulmamız gerekir. Ne olduğumuzu tarif, tümüyle red dışında olanaklı değildir. )

( Ancak kendi farkındalığınız ve kendi çabanızla keşfettikleriniz sizin işinize her zaman yarayacak olanlardır. )

( Kendinize saygıyla ve sevgiyle yaklaşınız. )

( Kişi, kendinin ışığıdır. )

( Kendi hakkınızdaki yanlış düşünceleri terk edin. )

( Algılanabilir ya da akıl-alabilir bir şey olmadığınızı ve bilinç alanında beliren hiçbir şeyin öz varlığınız olamayacağını bir kez anladıktan sonra, daha derin bir kendini-biliş'e götürecek tek yol olan, herhangi bir şeyle özdeşleşme alışkanlığını kökünden kazıma işine girişeceksiniz. )

( Aranacak ve bulunacak hiçbir şey yoktur, çünkü kaybedilmiş bir şey yoktur. )

( Sakin kalın, sessiz kalın. O, ortaya çıkacaktır. Daha doğrusu, bizi içine alır. )

( Herşey ya kendinde ya da başkasındadır. )

( To know what you are, find what you are not!
Only what you discover through your own awareness, your own effort, will be of permanent use to you.
Approach your self vs. reverence and love.
Remove and abandon your wrong ideas about yourself.
Once you have understood that you are nothing perceivable or conceivable, that whatever appears in the field of consciousness cannot be your self, you will apply yourself to the eradication of all self-identification, as the only way that can take you to a deeper realisation of your self.
There is nothing to seek and find, for there is nothing lost.
Keep quiet, keep silent; it will emerge, or rather, it will take you in. )

( It is enough to know what we are not. We need not know what we are. To know what we are, we must find what we are not. What we are cannot be described, except as total negation. )


- ÖZDEŞLİK ile/ve AYRIŞ(TIR)MAK


- ÖZDEŞLİK ile/ve BENZERLİK

( Birbirine benzeyen şeyler, birbirinin aynı değildir! )


- ÖZDEŞLİK ile ÇELİŞKİ


- ÖZDEŞLİK ile/ve ÇELİŞMEZLİK ile/ve 3. OLASILIĞIN/ŞIKKIN OLANAKSIZLIĞI

( Bir şey, hem siyah, hem de siyah olmayan olamaz.
A=B ve A=B' ==> muhal[olması, gerçekleşmesi olanaksız]
İLE
Bir şey, ya siyahtır ya da siyah olmayandır.
A=B ya da A=B' ==> zorunlu )