Bugün[03 Temmuz 2026]
itibarı ile 35.706 başlık/FaRk ile birlikte,
35.706 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(69/144)


- JÜRİ | YARGICILAR KURULU ile/||/<> YARGICILAR KURULU

( Yumrukoyunu karşılaşmasını yöneten kurul bu kurulda orta hakem yan hakemler zaman hakemi doktor ve yazman bulunur Bir gözlem aracının geçerliğini sınamak üzere görüş değerlendirme ve yargılamalarına başvurulan uzman kişiler kümesi )


- JÜRİ[Fr. < İng.] değil/yerine/= KURUL/SEÇİCİ KURUL

( Seçiciler kurulu, seçici kurul. | Yargıcılar kurulu. )


- JURISTIC PSYCHOLOGY[İng.] değil/yerine/= ADALET PSİKOLOJİSİ

( Yasaların yapım ve uygulanmasının suç davranışıyla ilgisini araştıran psikoloji dalıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- JÜVENİL/JUVENILE[İng.] değil/yerine/= GENÇ


- JUVENILISM/CHILD[İng.] değil/yerine/= ENFANT[Fr.] değil/yerine/= ÇOCUKSULUK

( Çocukluk ve yeni yetmelik dönemlerine özgü tutum ve davranışları, yetişkinlik döneminde de sürdürme durumu. )


- K ACID[İng.] / K ACIDE[Fr.] / K LINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= K ASİT


- K ELECTRONS[İng.] / K ÉLECTRONS[Fr.] / K[Alm.] ile/değil/yerine/= K ELEKTRONLARI


- K LINE[İng.] / K LIGNE[Fr.] / K ELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= K HATTI


- K RADIATION[İng.] / K RAYONNEMENT[Fr.] / K SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= K IŞIMASI


- K SPECTRUM[İng.] / K SPECTRE[Fr.] / K SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= K TAYFI/SPEKTRUMU


- K-ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON K[Fr.] / K-ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= K ELEKTRONU


- K-LINE[İng.] / RAIE K[Fr.] / K-LINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= K ÇİZGİSİ


- K-MESON[İng.] / MÉSON K[Fr.] / K-MESON[Alm.] ile/değil/yerine/= K MEZONU


- K-SHELL[İng.] ile/değil/yerine/= K KABUĞU


- K.A.[İng.] ile/değil/yerine/= K.A.


- K/L RATIO[İng.] / K/L-VERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= K/L ORANI


- K ile/||/<> K

( 1 Lizin amino asit 2 Potasyum 3 Kelvin derecesi 4 Denge sabiti 5 Taşıma kapasitesi kimlik 1 Kelvin 2 Potasyum )


- KÂB ile/||/<> TOPUK

( Beş mille örülen yün kadın çorabı Yenikent Aksaray Niğde zooloji Ayağın art bölgesi Az topug topuk ayak bileği aşık tubık aşık Blk tobuk diz tobık diz kapağı kemiği tobık tomuk topuk diz kapağı kemiği aşık kemiği Kaça tobık die Kniescheibe das Knie dovuk diz kapağı Tel tomık diz kapağı kemiği Alt Tel tomuk tobuk diz Eski çağlardan başlayarak kullanılır tobık Orta Türkçede tobık top çevgenle vurulan top olarak geçer Eski Kıpçakçada da tobuk biçimi kullanılır top u k küçültme eki Türkçeden Arapçaya dabbuq top çevgen oyununda sopa ile vurulan top olarak geçmiştir )


- KABA ile KABA BİR ŞEKİLDE ile KABALIK ile POLİTİK OLMAYAN


- KABA ile KABALAŞMAK ile KABALIK


- KABADAYI ile ZORBALIK


- KABAITÉ[İng.] ile/değil/yerine/= KABAİTÉ


- KABAK ile BALKABAĞI/HELVACIKABAĞI/KESTANEKABAĞI

( Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki. | Bu bitkinin türlerine göre yemeği ve tatlısı yapılan ürünü. | Kabak kemane.Ham, tatsız kavun, karpuz. | Tüysüz, dazlak. | Dişleri aşınarak yüzeyi düzleşmiş olan taşıt lastiği. | Bilgisiz, görgüsüz, kaba. | Kısa boynuzlu hayvan. İLE Kabakgillerden, tatlısı yapılan, dışı boz, içi sarı renkli, iri bir kabak türü. )


- KABAK ile/||/<> KABAK

( Silindir biçiminde ağaç ölçek Kandilli Bozüyük Bilecik Kuzköy Akkuş Ordu bayağı kabak Kabakgiller Cucurbitaceae familyasından çiçekleri huni şeklinde ve sarı renkli ovaryum alt durumlu etli ve olgunlukta açılmayan bakka tipi meyvesi olan sürünücü ya da tırmanıcı tek yıllık otsu bitkiler Sakız kabağı kabak Az gabag kābak aş kābak kabak kabak kabak as kabak xupax Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede kabak olarak geçer Eski Kıpçakçada da kabak biçimi kullanılır Clausona göre ED 582b kābın küçültme biçimidir Doerfer TMEN 1419 de Türkçe kap kāp Gefäβ kökünün küçültme biçimi olarak değerlendirilebileceğini açıklamıştır Kabartaycada kabak olarak kullanılan qap biçimi Clausonun gözünden kaçmıştır Schmidte göre MSFOu 57 469 Karaçayca kab Kabartaycadan alınmıştır Türkçeden belli başlı komşu dillere de geçmiştir Doerfer TMEN 1419 Macarca kabak biçiminin de Türkçeden alındığı açıktır Macarca kabak biçimi KumanKıpçak kökenli bir alıntı mıdır bilmiyoruz Ligeti TörK 115 Ancak bu biçimin dillerinden kalma bir alıntı olmadığı açıktır Kniezsa SzlJsz 858859 Kabartaycada kabağa qeb adı verilir Bouda CAJ 18 74 )


- KABALA[İng.] ile KABALA[Ar.]

( Doğaüstüyle ilişki kurma. | Yahudilerde, yazılı olarak konulmuş olan Tanrı kanunlarının yanında, ağızdan ağıza geçen din buyruklarının, İbrani felsefesinin ve efsane yazılarının tamamı. | Bu öğretinin yandaşlarının tamamı. İLE Götürü, toptan. )


- KABALA = CABALA[İng.] = CABALE[Fr.] = KABBALA[Alm.] = KABBALAH:ALINMIŞ ŞEYLER, GELENEK, KABUL ETMEK[İbr.]


- KABAN ile ÇİNKO İLE KAPLAMAK ile KAPLAMALI ile KAPLAMA


- KABARA ile/||/<> KABARA

( İri başı değişik gereçlerle kaplı olan madensel çivi Deri döşemelerde çivi başlarını örtmek ve güzel görüntü sağlamak amacı ile kullanılır Süsleme Yan yana iki kemerin eğrileri arasına süs olarak konulan taştan ya da madenden yuvarlak örge Ayakkabı tabanının eskimesini önlemek amacıyla bu kısma çakılan iri başlı özel çivi Maraş )


- KABARCIK ile İSİLİK/ISIRGIN


- KABARCIK ile KABARMIŞ ile KABARCIKLI


- KABARCIK ile KÖPÜREN


- KABARTI | VEJETASYON ile/||/<> VEJETASYON ile/||/<> VEJETASYON[Fr. < VÉGÉTATION]

( Herhangi bir yörede ayırt edici yapısal özellikleri nedeniyle ayrıca adlandırılabilecek bitki toplulukları Olgunlaşma )


- KABARTMA TOZU ile SODYUM BİKARBONAT


- KABARTMA ile KABARTMA


- KABARTMA ile/||/<> KABARTMA

( Mimarlık Kil alçı taş vb işlenebilir gereçleri alçaklı yüksekli yüzeyler halinde biçimlendirerek yapılmış eser 1 mimari Düz yüzeyler üzerinde kabartılar oluşturarak yapılan bir süsleme türü 2 fotoğrafçılık Mastar sıkacağıyla kimi fotoğraflara verilen az kabarıklık Kılları alınan derinin bırakıldığı çukur Bor Niğde Heykel Heykel sanatında yüzeyden dışarı çıkıntısı az olan kabartma a kabartma yüksek kabartma )


- KABİL-İ NÜFÛZ | GEÇİRİMLİ ile/||/<> GEÇİRİMLİ

( Sıvıların geçmesine elverişli kayaç geçirgen botanik coğrafya )


- KABİL-İ NÜFÛZ | GEÇİRİMLİ >< GEÇİRİMSİZ

( Sıvıların geçmesine elverişli kayaç. @@ bk. geçirgen. @@ (botanik, coğrafya) )


- KABİLİ AKİS[Osm.] / REVERSIBLE[İng.] / RÉVERSIBLE[Fr.] / REVERSIBEL, UMKEHRBAR[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSİNİR


- KABİLİ İHTİRAK[Osm.] / COMBUSTIBLE, FLAMMABLE[İng.] / COMBUSTIBLE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANICI


- KABİLİYET | YETENEK ile/||/<> YETENEK

( Öğrenme olmaksızın kişinin anlık ve devim alanlarındaki doğal iş başarma gücü 1 Herhangi bir şeyi öğrenmek bir işi yapmak ve tamamlamak ya da bir duruma başarıyla uymak konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç 2 Kişinin kalıtımsal olarak öğrenmesini çerçeveleyen sınır 3 Dışarıdan gelen bir etkiyi alabilme gücü Öğrenilmeden kazanılan ve kişinin ansal yeterlik ya da edim ve eylem konularında iş başarma gücü )


- KABİLİYET-İ İNKİSÂM ile/||/<> FISSILITY[İng.] ile/||/<> FISSILITÉ[Fr.] ile/||/<> TEILBARKEIT[Alm.] ile/||/<> DÎLİNME

( Kayaçların ince katlar biçiminde kolaylıkla ayrılabilme niteliği )


- KABİLİYET-İ NÛFÛZİYE | GEÇİRİMLİLİK ile/||/<> GEÇİRİMLİLİK

( Kayaçların sıvıların geçebilmesine karşı elverişliliği Kimi kayaç ve katmanlarda görülen suyu emip alt katmanlara sızdırma niteliği geçirimsizlik )


- KABİLİYET-İ NÛFÛZİYE | GEÇİRİMLİLİK >< GEÇİRİMSİZLİK

( Kayaçların, sıvıların geçebilmesine karşı elverişliliği. @@ Kimi kayaç ve katmanlarda görülen, suyu emip alt katmanlara sızdırma niteliği, bk. geçirimsizlik. )


- KABİNE ile KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ ile MARANGOZ ile MARANGOZLUK


- KABIZLIK ve/ne yazık ki/||/<>/> ANAL ÇATLAK/YIRTIK


- KABIZLIK ile KABIZLIK ile ANAYASA ile ANAYASALAR


- KABLÎ | KABLİ | A PRİORİ | APRİORİ | ÖNSEL ile/||/<> ÖNSEL

( Hiç bir deneye dayanmadan ve salt us yardımıyla elde edilen bilgi 1 Hiç bir gözlem ve deneye dayanmayan 2 Deney öncesi Görgül dayanağı bulunmayan ya da önsayıt niteliğinde olan görgüllük a priori önden önceden olan Deneyden bağımsız olan ama deneyle canlandırılabilen bilincine varılabilen bilgi deneyin ötesinde geçerliği olan bilgi Önsel bilgi Platondan beri felsefede üzerinde durulan bir sorundur Yeni çağ bilgi öğretisinde önsel a priori ile sonsal a posteriori temel bir kavram ikilisidir 1 Bilginin iki kaynağı öğretisinde önsel şunlarla eşanlamlıdır a Düşünceden ustan gelen kavramsal olan b Doğuştan c Kendiliğinden spontan oluşan sonsal ise bunların karşıtı olan kavramlarla bir sayılır a Duyusal deneyden gelen b Edinilmiş c Alınmış 2 Kant bu karşıtlığı yeniden ortaya koyup derinleştirmiştir Kant önsel deyince deneyi olanaklı kılanı anlar çünkü ona göre her bilgi zaman bakımından deneyle başlar ama yalnız deneyden türemez Bu anlayışta önsel kavram düşünce değildir çünkü önsel olan görüler de uzay ile zaman vardır bunlar da deneyi olanaklı kılan biçimler koşullardır 3 Çağımızda görüngübilim ve bu çığırın önsel olarak özü görme ilkesi önseli yalnız kavramsal olana bağlılığından ayırmamış onun biçim ilkeleriyle olan ilişkisini de kesmiştir Bu anlayışta önsel doğrudan doğruya görülen özlüklerin niteliklerini öz bağlamlarını ve öz ilişkilerini hem de özellikle içerikleri bakımından belirleyen bir terim olmuştur Kantın biçimsel önseline formal a priorisine karşı içeriksel bir önsel ileri sürülmüştür Ayrıca duygusal önselden emotional a priori değer önselinden M Scheler N Hartmann ve dinsel bir önselden de R Otto Troeltsch söz edilir Fizik kimya olaylarını denemsel yollarla değil ana ilke ve yasalardan kesin matematiksel tümdengelimlerle bulmaya ilişkin Bir denemeye girişmeden us yolu ile ileri sürülen yargı önsel )


- KABOTAJ ile/||/<> KABOTAJ[Fr. < CABOTAGE]

( 1 Bir ülkenin limanları arasında kendi deniz araçlarının işlemesi küçük kabotaj 2 Deniz araçlarının o ülke limanları ile dış limanlar arasında işlemesi büyük kabotaj 1 Yakın yerler arasında vapur işletme 2 Bir malı yabancı bir ülkeden geçirerek hangi yol ile olursa olsun bir ülkenin bir noktasından bir diğerine gönderme 3 Bir devletin kendi kıyılarında kendi yurttaşlarına özellikle kendi bayrağını taşıyan gemilere tanıdığı tecim ayrıcalığı Bir ülkenin limanları arasında yük ve yolcu taşıma hakkına ilişkin resmi düzenlemeler )


- KABRİSTAN, MEZARLIK ile/||/<> CEMETERY[İng.] ile/||/<> CIMETIÈRE[Fr.] ile/||/<> GÖMÜTLÜK

( Bir kentin ya da kasabanın sınırları içinde yoğun yerleşim yerlerinden belli bir uzaklıkta bulunan kentin en az verimli ya da verimsiz toprakları üzerinde kent yönetimince kurulan kamu sağlığı yasalarının aradığı niteliklere uygun bir biçimde düzenlenen ve işletilen ölü gömmeye ayrılmış yer )


- KABUK ile KABUKLANMA ile KABUK


- KABUK ile KABUKSAL


- KABUK ile/ve ÖZ


- KABUKLULAR:
İSTİRİDYE(SELCE[Ar.], SADEF[Fars.], OYSTER[İng.], OSTREA EDULIS[Lat.]) ile MİDYE/BELEHU'L-BAHR[Ar.]/MUSSEL[İng.] ile SHELL ile KTENIA ile LANGUST(İN)[Lat. PALINURUS VULGARIS] ile KARAVİDES(/KEREVİT) ile KRILL ile PAVURYA ile KARİDES[Yun.](SHRIMP) ile KREOPEK

( MISRÂ': İstiridye gibi deniz kabuklularından kabuklarının her biri. )

( İstiridyeler, doğal ortamlarında 80 yıla kadar yaşayabilirler. )

( İstiridyelerin bir inciyi tamamlamaları 15 - 20 yıllarını alır. [1 ton istiridyeden ancak 3 inci çıkar. Mükemmel küre biçiminde olma olasılıkları ise milyonda birdir.] )

( İstiridye )


- KABUL | BENİMSEME ile/||/<> BENİMSEME

( Bir kanı ya da tutumu davranış güdüsü olacak ölçüde içkinleştirip özümleme Tüketiciler tarafından piyasada yeni bir ürünün kabul edilmesi benimseme süreci kabul )


- KABUL EDİLEBİLİRLİK ile KABUL EDİLEBİLİR ile KABUL ile GİRİŞ ÜCRETİ


- KABUL ETME(ME)K ile KATILMA(MA)K


- KABUL ETME(ME)K ile ÖN PLANDA TUTMA(MA)K


- KABUL ETMEK ile GÜZEL GÖRMEK(TAHSÎN[< HÜSN])


- KABUL ETMEK ile KABUL EDİLEBİLİR ile KABUL ile KABUL TESTİ ile KABUL EDEN ile KABUL ile KABUL EDİLDİ ile KABUL EDEN ile KABUL ETMEK ile AKSEPTÖR


- KABUL ETMEK ile KATILIYORUM ile HOŞ ile KATILIYORUM ile ANLAŞMA ile ANLAŞMA MEKTUBU


- KABUL ETMEK ile/ve KATLANMAK


- KABUL YAZISI | AKSEPTANS ile/||/<> AKSEPTANS ile/||/<> KABUL

( kabul Ödeğin taşıyanınca ilgilisine gösterilmesinde parasını önelinde ödemeği kabullendiğini ödek üstüne bir yazı yazmak suretiyle yapılan yüklenim 1 Bir poliçenin adına çekilen kişi tarafından imzalanarak borcun ödeneceğinin onaylanması 2 Bir bankanın kendi üzerine çekilen poliçeye kabul edilmiştir şerhini koyması )


- KABUL ile/ve EZBER

( Dönüştürücü. [Kalb/tekallüb] İLE/VE Kalbe yazmak. )


- KABUL ile/ve İNANCA


- KABUL ile/||/<> KABUL[Ar. < KABŪL]

( Ödeğin taşıyanınca ilgilisine gösterilmesinde parasını önelinde ödemeği kabullendiğini ödek üstüne bir yazı yazmak suretiyle yapılan yüklenim 1 Bir poliçenin adına çekilen kişi tarafından imzalanarak borcun ödeneceğinin onaylanması 2 Bir bankanın kendi üzerine çekilen poliçeye kabul edilmiştir şerhini koyması )


- KABUL ile/ve MERHAMET


- KABUL ile/ve/değil OYUN


- KABUL ile SÖYLEM


- KABUL ve/< TAHSÎN


- KABUL ve/<> UYGUN DAVRANIŞ


- KABUL ile/ve YADSIMA


- KABULLEN(E)MEMEK ile DAYAN(A)MAMAK


- KABULLEN(EBİL)MEK ile DAYANMAK/DAYANABİLMEK

( Her ne gelirse, sarsılmadan dayanmanın soyluluğu ve erdemi vardır fakat anlamsız işkence ve aşağılanmayı reddetmenin onurluluğu[vakarı] da vardır. )


- KABULLEN(ME)MEK ile "KATLAN(MA)MAK"


- KABULLENMEK ile TEŞEKKÜR ile TEŞEKKÜR


- KABURGA | KOT[Fr. < COTE] ile/||/<> KOTLAMA

( Bir sınıflandırma işlemi için kullanılan simge. @@ bk. yükselti. @@ )


- KABURGA | KOT ile/||/<> KOT ile/||/<> KOT[Fr. < COTE]

( Bir sınıflandırma işlemi için kullanılan simge yükselti )


- KABURGA ile/||/<> HAÇTONOZ KABURGASI

( Mimarlık Tonozu taşıyan kemerler üzerinde çıkıntı yapan ve tonoz ağırlığını ayaklar üzerinden tabana ileten yuvarlak kesitli silmeler a haçtonoz kaburgası eğe Semerlerin her iki yanında bulunan ikişerden dört yatay çubuk Akpınar Gümüşhacıköy Amasya eğe 1 Dört ayaklı omurgalılarda çift ve hafifçe kıvrık bir seri ince kemik ya da kısmen sırt taraftan omurgaya karın tarafından bir kısmı göğüs kemiğine hareket edebilecek şekilde eklemli bulunan kıkırdaklı çubuklar Eğe kemiği 2 Bazı böceklerin yumurtaları üzerinde boyuna uzanan kabarık yapılar 3 Dinoflagellatların yüzeydeki kabarık çıkıntıları anat Göğüs boşluğunun yan tarafını oluşturan üstte sırt omurlarına altta doğrudan veya dolaylı olarak göğüs kemiğine bağlanan hafif kıvrık çubuk biçimindeki kemikler kosta Az gabırğa gapırga kabırga kabırtka kawırtka Karakalpakça kabırtka biçiminin tsi sonradan türemiştir Eckmann TDAY 1955 14 kabırga kabırga kovurga Alt Tel kabırga qabirġa les côtes supérieures de devant Moğolcada qabirġa yanında qabisun biçimi de kullanılır Türkçe kaburganın kaburga diye açıklanması yanlıştır Brockelmann OGM 49 Garipov Slovoobrazovanie 87 Räsänen MTS 124 Özbekçeden Tacikçeye qaburγa olarak geçmiştir Doerfer TLT 403 Türkçede kaburgaya eğe eye eyegü adı da verilir eğe Clausonun açıkladığı gibi ED 272a diyalektlerin büyük bir bölümünde Moğolca kaburga biçimi Türkçe eyegünün eye eğe yerine geçmiştir )


- KABURGALAR ile/ve UCLARI SERBEST OLAN 11. 12. KABURGALAR


- KÂBUS ile/||/<> NIGHTMARE[İng.] ile/||/<> KARABASAN

( Korkunç olayları ve bu yüzden güçlü gerilim ve bunalımları kapsayan düş )


- KABZ[Osm.] / CAPTURE[İng.] / CAPTURE[Fr.] / EINFANG[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKALAMA


- KABZA ile/||/<> SAP

( Sinema Taşınabilir alıcıların elde sağlamca tutulabilmesi için altta bulunan çıkıntısı I 1 Biçilmiş ekin Meyvebükü Güdül Ankara Yenikent Aksaray Niğde 2 Buğday yığını Eşmeyazı Kars II İplik Eşmeyazı Kars biyoloji botanik Otsu bitkilerin dalcık yaprak ve bazen çiçek ve meyve gibi kendilerine ait kısımları az miktarda bulunabilen bitkiyi taşıyan ana kısmı Az sap sap sap sap sap sap sap Alt Tel Kuğ Koy Kaça sap sıp sap bir dikişlik iplik Yakutçada Ana Türkçe slerin öz Türkçe sözlerde düştüğünü biliyoruz Türkçe sal Yakutça āl Türkçe saç Yakutça as Türkçe süt Yakutça ǖt örneklerinde olduğu gibi O bakımdan Yakutça sap biçiminin komşu diyalektlerden kalma bir alıntı olduğu açıktır Orta Türkçede sap sap kılıç veya bıçak sapı olarak geçer Eski Kıpçakçada da sap biçimi kullanılır Çağdaş diyalektlerde sabak sap a k türevi yaygın olarak kullanılır Bunun gibi saban saman da sapın eski bir türevidir saban saman Az sap sap sap sap sap sap sap Alt Tel Kuğ Koy Kaça sap sıp sap bir dikişlik iplik Yakutçada Ana Türkçe slerin öz Türkçe sözlerde düştüğünü biliyoruz Türkçe sal Yakutça āl Türkçe saç Yakutça as Türkçe süt Yakutça ǖt örneklerinde olduğu gibi O bakımdan Yakutça sap biçiminin komşu diyalektlerden kalma bir alıntı olduğu açıktır Orta Türkçede sap sap kılıç veya bıçak sapı olarak geçer Eski Kıpçakçada da sap biçimi kullanılır Çağdaş diyalektlerde sabak sap a k türevi yaygın olarak kullanılır Bunun gibi saban saman da sapın eski bir türevidir saban saman )


- KABZE | TUTAK ile/||/<> TUTAK

( Kılıçoyunu savutlarının elle tutulan bölümü I tutagaç tutamak tutca tutugaç tutugeç tutumak Sıcak kapları tutmak için kullanılan örgü ya da bez parçası ellik Beyceğiz Fatsa Ordu Üreğil Çankaya Ankara tutagaç Gücüllü Yalvaç Isparta tutamak Çamyolu Alanya Antalya tutca Kandilli Bozüyük Bilecik tutugaç Ulucak Eşme Uşak tutugeç Akçaşar Yalvaç Isparta tutumak Gedikli Şarkikaraağaç Isparta II 1 Çift sürme anında sabanın elle tutulan kısmı Meyvebükü Güdül Yurtbeyi Çankaya Ankara Yenikent Aksaray Niğde 2 Çift sürme sırasında pulluğun elle tutulan kısmı Yenikent Aksaray Niğde 3 Herhangi bir nesnenin elle tutulan yeri Karaağaç Bozüyük Bilecik 4 Tırpan sapının ortasında bulunan yarımay biçimindeki küçük ağaç parçası Büyükdivanköyü Çorum tutak I )


- KAÇAK ile GİZLİ ile YERALTI


- KAÇAK ile/||/<> KAÇAK

( Yalıtım yetersizliği gibi nedenlerle bir dizgenden genellikle elektriksel erkenin istenmeyen yönde yitirilmesi )


- KAÇAK ile SÖZLEŞME ile SÖZLEŞMELİ İŞ ile SÖZLEŞMELİ ile KASILABİLİR ile KONTRAKTİLİTE ile MÜTEAHHİTLİK ile SÖZLEŞME TARAFI ile KASILMA ile MÜTEAHHİT ile SÖZLEŞMEYE BAĞLI ile YALANLAMAK ile KENDİSİYLE ÇELİŞMEK ile ÇELİŞKİ ile ÇELİŞKİLİ ile MEKANİZMA ile ZITLIK ile AYKIRI ile AKSİNE ile AKSİNE ile ZITLIK


- KAÇAMAK ile/||/<> KAÇAMAK

( Kendisine soru yöneltilen kişinin kaçınması ya da açık bir yanıt bulamadığı için soruyu yanıtsız bırakarak geçiştirmesi durumu Mısır unundan yapılan ekmek Seydali İnönü Eskişehir )


- KAÇINILABİLİR ile KAÇINMAK ile KAÇMAK


- KAÇINILMAZ ile KAÇINILMAZ OLARAK


- KAÇINILMAZLIK ile KAÇINILMAZ


- KAÇINILMAZLIK ile/||/<> KAÇINILMAZLIK

( Trajik suç sonucu kahramanın başına gelecek felâketlerin önüne geçilememezlik Bir durum ya da olayın oluşturucu öğelerinin onsuz olamaması )


- KAÇINMAK ile ÖNLENEBİLİR ile KAÇINMA ile KAÇINILDI ile KAÇINMAK


- KAÇIRMA | ALDATMA ile/||/<> ALDATMA

( Savutun namlusu özellikle yanıltma ve bir karşı eylemi bekleme amacıyla uzatıldığında karşı yarışmacının bunu kendi namlusu ile yakalamak istemesi üzerine namluyu bir başka doğrultuya kaçırarak dürtüş ya da vuruşa geçme Bir oyuncunun karşı takım oyuncusunu şaşırtmak ve kendi hareketini gizlemek için yaptığı değişik hareket Karşısındakine bilerek oyun verip açığını yakalama )


- KAÇIRMAK ile ADAM KAÇIRAN ile ADAM KAÇIRMA


- KAÇIRMAK ile KAÇIRILDI ile KAÇIRAN


- KAÇIRMAK ile KAYBETMEK


- KAÇMAK ile KAÇMAK


- KAÇMAK ile TEHLİKEDEN KAÇMAK ile KAÇIŞ MEKANİZMASI ile İLE KAÇMAK ile KAÇIŞ ile KAÇIŞ TEKERLEĞİ ile KAÇIŞ


- KADAVERİK/CADAVERIC[İng.] değil/yerine/= KADAVRA KAYNAKLI


- KADAVRA DONÖR/CADAVERIC DONOR[İng.] değil/yerine/= ÖLÜ GÖVDESİNİ BAĞIŞLAYAN


- KADAVRA/CADAVER[İng.] değil/yerine/= ÖLÜ GÖVDE


- KADEM | MEVKİ-İ AMUT | FİLAYAĞI, PİLPAYE | MÜFRİZ SU ile/||/<> AYAK

( Sinema Türkiyede Bir ya da daha çok yapımcının dağıtımcının yalnız kendi filmlerini oynatmak amacıyla bir mevsim boyunca kapattığı sinema ya da sinemalar topluluğu Sinema TV İngiliz uzunluk birimi 30 48 cm Özellikle 35 mmlik filmlerle ilgili ilk ölçüler ABDde saptandığı için sinema alanında çok kullanılır 35 mmlik bir filmin 1 ayağında 16 resim 64 delik vardır 16 mmlik 1 ayağında 40 resim bulunur Yağlı güreşte ve karakucakta en küçük boy 1 Halk yazınında uyak a verilen ad 2 Artıklı ya da yedekli olan koşuklarda kısa dizelere verilen ad ayaklı mani Bir doğrunun bir düzlemle ya da öteki bir doğruyla kesiştiği nokta Bacakların bilekten sonraki bölümü Yazmalarda bir sayfayı ötekine bağlayan bir sayfanın sonunda ve ikinci sayfanın başında yinelenen sözcük ya da harf a murakıp Mimarlık Kemer ve kubbe ağırlığının üzerine bindirildiği sütun ya da köşeli dayanaklar Taş ağaç ya da tuğladan yapılmış taşıyıcı ayak gölayağı Yer değiştirmeyi sağlayan ve çeşitli hayvanlarda çok değişik biçimler gösteren yapılar I I Kağnı teker parmakları arasındaki demir çubuk Gölbaşı Çankaya Ankara 2 Kağnı tekerleğinde lobutu göbeğe bağlayan ağaç parmaklar Ortayazı Senirkent Isparta Mudurnu Bolu 3 Üst değirmentaşını aşağı yukarı hareket ettirmek yoluyla iyi un üretimini sağlayan demir mil Ziyere Amasya Beyceli FatsaOrdu 4 Kağnı dururken inek ya da öküzlerin yorulmaması için boyunduruğun altına dayatılan uzun ağaç kazık BoğaköyAmasya II 1 Kilim ve halıların kenarlarındaki süsler Yeşilova Aksaray Niğde 2 Halı göbeğinin çevresindeki süsler Taşpınar Aksaray Niğde III Ayaklı bardak Karaköy Bilecik IV Tüfekte horozun düşmesini sağlayan parça Kovalca Bozüyük Bilecik Halk edebiyatı terimi 1 Uyak 2 Yedekli nazımlarda üstündeki dize ile uyaklı olan yedek zooloji fizik göllerde coğrafya Yer değiştirmeyi sağlayan ve çeşitli hayvanlarda çok değişik şekiller gösteren yapılar ayak Az ayag ayak ayak ayak ayak ayak ayak ayak Alt Tel ayak azak SUyg azak adak Hal hadāq atax ura Eski Türkçede adak olarak kullanılır Orta Türkçede aδak ve ayak biçimleri geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Çiğiller ve öz Türkler aδak biçimini kullanırlar Kıpçakların bir bölümü ve Yemekler Suvarlar Bulgarlar ve ve Rum topraklarına değin yayılan başka birtakım boylar azak biçimini ve toplu olarak Yağmalar Tuhsılar diğer Kıpçaklar Yabakular Tatarlar Kaylar Çumullar ve Oğuzlar ayak biçimini kullanırlar Eski Kıpçakçada da ayak olarak geçer Yaygın bir inanca göre Türkçe at ad kökünden gelir at a k eki Németh NyK 47 65 Csoma Arm 73 ALH 23 1 Korsch Thomsen Arm 105 Ligeti MNy 42 3 VJa 3 1971 32 ResAltL 113 Egorov ÊS 275 Kormuşin ST 6 1987 49 Rédei RónaTas AOH 37 45 Poppe Lautlehre 52 124 Türkçe ayak adak ve Moğolca ayaġ padak Ende Unterlauf eines Flusses sözlerini Korece padak the sole of the foof biçimiyle birleştirmiştir Doerfer TMEN N 27 1972 Ancak Ramstedt SKE 180181 Korece padakın karşılıklarını sayarken Türkçe ayak biçimini vermemiştir Buna karşılık Räsänen V 5b ayakı Korece padak biçimiyle birleştirmiştir Aalto CAJ 1 14 Clauson ED 45 adakın ayak kökü üzerinde durmamıştır Sevortyan ÊSTJa 1975 103104 Némethin açıklamasını verdikten sonra ayakı birtakım Moğolca biçimlerle karşılaştırmıştır Son olarak Ortak Türkçe ay kökü ile Avrupa dillerinde gitmek anlamında kullanılan ay kökü arasındaki benzerlikten söz etmiştir Doerfer KhalMat 290 Halaçça hadāq biçimine dayanarak padāk veya padâk biçiminden yola çıkmıştır )


- KADEM | MEVKİ-İ AMUT | FİLAYAĞI, PİLPAYE | MÜFRİZ SU ile/||/<> SÜTUN ile/||/<> AYAK

( Mimarlık Ayak olarak taşıyıcı görevi olan yuvarlak gövdeli taş direk a ayak dikeç Sinema Türkiyede Bir ya da daha çok yapımcının dağıtımcının yalnız kendi filmlerini oynatmak amacıyla bir mevsim boyunca kapattığı sinema ya da sinemalar topluluğu Sinema TV İngiliz uzunluk birimi 30 48 cm Özellikle 35 mmlik filmlerle ilgili ilk ölçüler ABDde saptandığı için sinema alanında çok kullanılır 35 mmlik bir filmin 1 ayağında 16 resim 64 delik vardır 16 mmlik 1 ayağında 40 resim bulunur Yağlı güreşte ve karakucakta en küçük boy 1 Halk yazınında uyak a verilen ad 2 Artıklı ya da yedekli olan koşuklarda kısa dizelere verilen ad ayaklı mani Bir doğrunun bir düzlemle ya da öteki bir doğruyla kesiştiği nokta Bacakların bilekten sonraki bölümü Yazmalarda bir sayfayı ötekine bağlayan bir sayfanın sonunda ve ikinci sayfanın başında yinelenen sözcük ya da harf a murakıp Mimarlık Kemer ve kubbe ağırlığının üzerine bindirildiği sütun ya da köşeli dayanaklar Taş ağaç ya da tuğladan yapılmış taşıyıcı ayak gölayağı Yer değiştirmeyi sağlayan ve çeşitli hayvanlarda çok değişik biçimler gösteren yapılar I I Kağnı teker parmakları arasındaki demir çubuk Gölbaşı Çankaya Ankara 2 Kağnı tekerleğinde lobutu göbeğe bağlayan ağaç parmaklar Ortayazı Senirkent Isparta Mudurnu Bolu 3 Üst değirmentaşını aşağı yukarı hareket ettirmek yoluyla iyi un üretimini sağlayan demir mil Ziyere Amasya Beyceli FatsaOrdu 4 Kağnı dururken inek ya da öküzlerin yorulmaması için boyunduruğun altına dayatılan uzun ağaç kazık BoğaköyAmasya II 1 Kilim ve halıların kenarlarındaki süsler Yeşilova Aksaray Niğde 2 Halı göbeğinin çevresindeki süsler Taşpınar Aksaray Niğde III Ayaklı bardak Karaköy Bilecik IV Tüfekte horozun düşmesini sağlayan parça Kovalca Bozüyük Bilecik Halk edebiyatı terimi 1 Uyak 2 Yedekli nazımlarda üstündeki dize ile uyaklı olan yedek zooloji fizik göllerde coğrafya Yer değiştirmeyi sağlayan ve çeşitli hayvanlarda çok değişik şekiller gösteren yapılar ayak sutūn a column prop beam mast Yerel ağızlarda ustun kalın direk mertek olarak kullanılır Bu biçim Farsça ustun ustūndan stūn alınmıştır Farsça ustunun başındaki ünlü sonradan türemiştir Az ayag ayak ayak ayak ayak ayak ayak ayak Alt Tel ayak azak SUyg azak adak Hal hadāq atax ura Eski Türkçede adak olarak kullanılır Orta Türkçede aδak ve ayak biçimleri geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Çiğiller ve öz Türkler aδak biçimini kullanırlar Kıpçakların bir bölümü ve Yemekler Suvarlar Bulgarlar ve ve Rum topraklarına değin yayılan başka birtakım boylar azak biçimini ve toplu olarak Yağmalar Tuhsılar diğer Kıpçaklar Yabakular Tatarlar Kaylar Çumullar ve Oğuzlar ayak biçimini kullanırlar Eski Kıpçakçada da ayak olarak geçer Yaygın bir inanca göre Türkçe at ad kökünden gelir at a k eki Németh NyK 47 65 Csoma Arm 73 ALH 23 1 Korsch Thomsen Arm 105 Ligeti MNy 42 3 VJa 3 1971 32 ResAltL 113 Egorov ÊS 275 Kormuşin ST 6 1987 49 Rédei RónaTas AOH 37 45 Poppe Lautlehre 52 124 Türkçe ayak adak ve Moğolca ayaġ padak Ende Unterlauf eines Flusses sözlerini Korece padak the sole of the foof biçimiyle birleştirmiştir Doerfer TMEN N 27 1972 Ancak Ramstedt SKE 180181 Korece padakın karşılıklarını sayarken Türkçe ayak biçimini vermemiştir Buna karşılık Räsänen V 5b ayakı Korece padak biçimiyle birleştirmiştir Aalto CAJ 1 14 Clauson ED 45 adakın ayak kökü üzerinde durmamıştır Sevortyan ÊSTJa 1975 103104 Némethin açıklamasını verdikten sonra ayakı birtakım Moğolca biçimlerle karşılaştırmıştır Son olarak Ortak Türkçe ay kökü ile Avrupa dillerinde gitmek anlamında kullanılan ay kökü arasındaki benzerlikten söz etmiştir Doerfer KhalMat 290 Halaçça hadāq biçimine dayanarak padāk veya padâk biçiminden yola çıkmıştır )


- KADEMELİ ile KADEMELİ ÇÜRÜME ile KADEMELİ KAYBOLMA ile GİTGİDE ile KADEMELİ OLMA ile MEZUN OLMAK ile MEZUN ile KADEMELİ VERGİ ile MEZUN


- KADEMELİ ile SINIFLANDIRMA


- KADER ile/ve BUYRUK


- KADER ile KADERLER


- KADER ile/ve RASTLANTI/TESADÜF


- KADER ile/değil YAZGI/"ALINYAZISI"


- KADÎM BİLGELİK ile/ve/<> KADÎM GELENEK

( ... İLE/VE/<> Kadîm Gelenek, hiçbir kültürün, milletin ve/ya da egemenliği altında değildir! Evrenseldir ve bu geleneğe ulaşmak, hünerdir. )


- KADIMA | KEMİRİCİLER ile/||/<> KEMİRİCİLER

( Rodentia rodens kemiren Omurgalı hayvanlardan memeliler Mammalia sınıfının etenliler Placentalia altsınıfına giren geniş bir takımı Küçük boyludurlar Üstçenede bir çift kesici diş vardır Bunlar küskü biçiminde olup kemirmeye yarar Aşındıkça altdan büyür Köpek dişleri yoktur Tırnakları kancalıdır Tabanlariyle yürürler Bazılarının yanakları keselidir Soğuk mevsimlerde bazıları kış uykusuna yatar bazıları sürüler halinde göçeder Bitki kökü meyve v b yerler Çiftdişliler Duplicidentata ve yalındişliler Simplicidentata olmak üzere 2 alttakımı vardır kemirgenler zooloji Memeliler Mammalia sınıfının etenliler Placentalia alt sınıfından küçük boylu üst çenede kemirmeye yarayan bir çift kesici dişi aşındıkça alttan büyüyen köpek dişleri bulunmayan tırnakları kancalı tabanlarıyla yürüyen bazılarının yanakları keseli bazıları soğuk mevsimlerde kış uykusuna yatan bazıları da sürüler hâlinde göç eden bitki kökü meyve vb yiyen bir takım Kemirmek için gerekli olan büyük insisor dişlerle belirgin fare sıçan sincap kunduz gibi rodentia sınıfına dâhil olan memeliler rodensiya )


- KADİMİYE | PORSUKGİLLER ile/||/<> PORSUKGİLLER

( botanik Yapraklarında reçine kanalları olmayan ovülleri 12 tane olgun tohum veren meyvelerinin üzeri aril denilen etli bir tabaka ile kaplı olan her dem yeşil ülkemizde adî porsuk Taxus baccata türü ile temsil edilen bir familya )


- KADIN HASTALIKLARI BİLİMİ | JİNEKOLOJİ ile/||/<> JİNEKOLOJİ[Fr. < GYNÉCOLOGIE]

( Dişilerde üreme kanalı hastalıklarıyla uğraşan hekimlik dalı )


- KADINSI ile KADINLIK ile FEMİNİZM ile KADINLAŞTIRMAK


- KADİT | KADÎD | KADİD | İSKELET ile/||/<> İSKELET ile/||/<> İSKELET[Fr. < SQUELETTE]

( Heykel 1 Heykel yapımında kilin içine konulan tel ve demirden yapılmış betiye uygun çatkı skeletos sert Geniş anlamda herhangi bir hayvanın destek görevi olan ve vücudu korumaya yarayan sert parçasının tümü omurgalı hayvanların iç organları koruyan ve destekleyen kemik ve azçok kıkırdaklı bir çatı yapısı biyoloji zooloji Bir hayvanın destek görevi olan ve vücudu korumaya yarayan sert parçasının tümü omurgalı hayvanların iç organlarını koruyan ve destekleyen kemik ve az çok kıkırdaklı bir çatı yapısı Omurgalı hayvanların iç organlarını koruyan ve destekleyen kemik ve az çok kıkırdaklı bir çatı yapısı çatı )


- KADMİYUM ile/||/<> KADMİYUM[Fr. < CADMIUM]

( kimya Atom numarası 48 atom ağırlığı 112 41 olan ve yüksek düzeyde nötron soğurucu özelliği nedeniyle reaktörlerin denetim çubuklarında kullanılan doğal element Cd Yumuşak gümüş renkli bir metal A A 112 41 A S 48 O A 6 64 E S 320 9 C )


- KADR, KARE, ANKADRAMAN | ÇERÇEVE[Fars. < ÇÂR + ÇŪBE] ile/||/<> ORTALAMA

( Sinema Alıcının penceresinden dolayı, bir filmin üzerinde her bir resmin yüzeyini sınırlayan, dikdörtgen oluşturan doğrular. @@ 1. Döşem sanatında pencere ve kapı çerçevesine verilen ad. 2. Sahne çerçevesinin üst parçası. @@ Cimnastikte, asılma ve tırmanmalar için kullanılan 50 cm lik, 16 dörtgen gözlü ağaçtan araç. @@ (Resim) Bir tablo kasnağının çevresine geçirilen kenarlık. @@ Çerçeve sahneli tiyatroda sahnenin ağzını çevreleyen çerçeve. @@ Çeşitli sirk donanımını desteklemede kullanılan ana çadırın çatısına tutturulmuş dikdörtgen demir iskelet. @@ @@ )


- KADR, KARE, ANKADRAMAN | ÇERÇEVE ile/||/<> ÇERÇEVE ile/||/<> ÇERÇEVE[Fars. < ÇÂR + ÇŪBE]

( Sinema Alıcının penceresinden dolayı bir filmin üzerinde her bir resmin yüzeyini sınırlayan dikdörtgen oluşturan doğrular 1 Döşem sanatında pencere ve kapı çerçevesine verilen ad 2 Sahne çerçevesinin üst parçası Cimnastikte asılma ve tırmanmalar için kullanılan 50 cm lik 16 dörtgen gözlü ağaçtan araç Resim Bir tablo kasnağının çevresine geçirilen kenarlık Çerçeve sahneli tiyatroda sahnenin ağzını çevreleyen çerçeve Çeşitli sirk donanımını desteklemede kullanılan ana çadırın çatısına tutturulmuş dikdörtgen demir iskelet )


- KADRAN/QUADRANT[İng.] değil/yerine/= DÖRTTE BİR


- KAF/CUFF[İng.] değil/yerine/= SARGAN


- KAFA DURUŞU ile İNATÇI


- KAFA ile BAŞ AĞRISI ile BAŞ VE AĞIZ ile BAŞ UŞAK ile BAŞ AŞÇI ile BAŞÖRTÜSÜ ile BAŞ DAMAT ile BAŞ YARGIÇ ile BAŞ METRESİ ile RAHİM BAŞI ile KAFA PARÇASI ile KAFA PİMİ ile MERKEZ ile KAFA DESTEĞİ ile KAFA TIRAŞI ile KAFA DURAK ile KAFA TAŞI ile KAFA YOLU ile KAFA YELİ/RÜZGÂRI ile KAFA İŞİ


- KAFAİÇİ SIVI ARTIMI | HİDROSEFALİ ile/||/<> HİDROSEFALİ[Fr. < HYDROCÉPHALIE]

( Bazı balıkların larva ve juvenillerinde görülen baştaki cerebrospinal sıvının ha cmindeki artış )


- KAFASI KARIŞMAK ile KAFASI KARIŞMIŞ ile KAFA KARIŞTIRICI ile BİLİNÇ BULANIKLIĞI, KONFÜZYON


- KAFASINI KESMEK ile KAFASI KESİLMİŞ ile KAFA KESMEK


- KAFATASI = SCULL, CRANIUM[İng.] = LE CRÂNE[Fr.] = SCHÄDEL[Alm.] = TESCHIO[İt.] = CRANEO[İsp.] = CALVA[Lat.] = TO KRANION[Yun.] = CUMCUME(T)[Ar.] = KÂSEH-İ SER[Fars.] = SCHEDEL[Felm.]


- KAFATASI ile SÜTÜR/SUTURE[İng.]

( Kafatası kemiklerinin dikişe benzer ek yerleri. )


- KAFATASININ DIŞ ZARI ile KALP DIŞ ZARI


- KAFATASININ DIŞ ZARI ile KEMİK DIŞ ZARI


- KAFAYLA İLGİLİ ile KAFADANBACAKLI ile SEFALOTORAKS


- KAFEİN ile/||/<> KAFEİN[Fr. < CAFÉINE]

( kimya Kahve taneleri ve çay yapraklarında bulunan merkezî sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkisi olan cAMP yi 5AMP hâline dönüştüren fosfodiesteraz aktivitesini engelleyen bir purin alkaloit 1 3 7 trimetilksantin Kahve taneleri ve çay yapraklarında bulunan merkezî sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkisi olan fosfodiesteraz aktivitesini engelleyen bir pürin alkaloit Coffea arabica C liberica c canephora bitkilerinin kavrulmuş ve öğütülmüş tohumlarından elde edilen metilksantin türevi merkezî sinir sistemi uyarıcısı olan bir ilaç )


- KAFES | LATTİS, ŞEBEKE | TORON | ÖRGÜ ile/||/<> ÖRGÜ

( 1 Oyun dokusu işlenişi çatısı 2 Konunun ana çizgisi 3 Tulûata dayanan tiyatroda senaryo Dilemsel iki öğesinin en küçük üst sınırı ve en büyük alt sınırı var olan tikel sıralı küme Bir örütü oluşturan atom yükün ya da moleküllerin üç boyutlu ve dönemli olarak dizilişi örme 1 Öğecik ya da özdeciklerin düzenli dizilişinden oluşan iki ya da üç boyutlu geometrik yapı örme III 1 Bir buzsul içinde özdeciklerin öğeciklerin üşerlerin titreşime başladıkları ortalama yerlemlerinin oluşturduğu düzenli ağ 2 Çoktürel tepkileşmlikte bölünebilir ve bölünemez özdeklerin düzenli dizilmesiyle oluşan örnekçe sinirağı Oyun yapısını ortaya çıkaran doku )


- KAFES | STENT ile/||/<> STENT[İng. < STENT]

( Tükürük kanallarının kontrast madde verildikten sonra görüntüsünün alınması )


- KAFESLİ ile KAFES İŞİ


- KAFFIR[İng.] / CAFRE[Fr.] ile/değil/yerine/= KAFFİR


- KAFIRIN[İng.] ile/değil/yerine/= KAFİRİN


- KAFİYE | YARIM KAFİYE | YARIM UYAK ile/||/<> YARIM UYAK ile/||/<> UYAK

( uyak Tam uyak meydana getirmeğe yetmiyen tek bir sese veya onun benzerine dayanan eksik uyak Dize sonlarının sesçe benzerliği Uyak hecelerinin sesçe benzeşmelerine karşılık anlamca ayrı olmaları gereklidir Türleri 1 Yalın uyak es t basit kafiye tam kafiye Biri ünlü olmak üzere ikişer harfin benzeşmesi yoluyla yapılan uyak Ör gülbülbül an nesene gibi 2 zengin uyak es t kafiyei mukayyede kayıtlı kafiye zengin kafiye Yalın uyaktan önceki harf ya da hecenin de benzeşmesi yoluyla yapılan uyak Ör sıcakocak sarıdağları ifadeistifade 3 yarım uyak assonance es t yarım kafiye Yalın uyaktan daha az harf kullanılması yoluyla yapılan uyak Ör baskes A ündeşli uyak es t cinaslı kafiye Sesteş sözcüklerle yapılan uyak Ör Güle naz Bülbül eder güle naz Öyle bir yere düştüm Ağlayan çok gülen az 5 iç uyak es t musammat Dizelerin ortalarında bulunan uyak Birinci dizenin son sözcüğüyle uyaklanmış olur Ör Güli ruhsarına karşu gözümde kanlı akar su Habibim fası güldür bu akar sular bulunmaz mı Fuzuli 6 açık uyak rime féminine es t açık kafiye Sonu açık hece ile biten uyak 7 kapalı uyak rime masculine es t kapalı kafiye Ünsüzle biten uyak 8 sarma uyak rimes embrassées Her bağlamın birinci ile dördüncü ve ikinci ile üçüncü dizelerinde yapılan uyak 9 başuyak1 es t mahcup kafiye Dizelerin başlarında bulunan uyak 10 çift uyak es t zukafiyeteyn zül kafiyeteyn Koşanın bir dizesindeki iki sözcükle öteki dizesindeki iki sözcük arasında yapılan uyak çift uyaklı 11 çok uyak es t zülkavafi Dizelerde ikiden çok sözcük arasında yapılan uyak 12 çapraz uyak rime croisé Her bağlamın birinci ile üçüncü ikinci ile dördüncü dizelerinde yapılan uyak İki veya ikiden fazla dizenin sonunda bulunan ündeş kelimelerdeki aynı ses öbeği UYAK MERAKLISI Rimeur ALMAŞIK U R Alternées BAŞTA U Rime initiale DÜZ U R couronnée EKLEME U R annexée İKİRCİL U R équivoquée ORTADA U R intérieure ou médiane ÖRÜŞÜK U R enlacées SONDA U R terminale ÜÇ KEZLİ UYAK R emperière ZİNCİRLİ U R enchaînée uyak uyak uyak uyak uyak )


- KAFİYE | YARIM KAFİYE | YARIM UYAK ile/||/<> ZENGİN UYAK | UYAK

( bk. uyak. @@ Tam uyak meydana getirmeğe yetmiyen tek bir sese veya onun benzerine dayanan eksik uyak.@@Dize sonlarının sesçe benzerliği. (Uyak hecelerinin sesçe benzeşmelerine karşılık, anlamca ayrı olmaları gereklidir.) Türleri:. 1. Yalın uyak: [es. t. basit kafiye, tam kafiye]: Biri ünlü olmak üzere ikişer harfin benzeşmesi yoluyla yapılan uyak. Ör.: gül-bülbül, an- ne-sene gibi. 2. zengin uyak: [es. t. kafiye-i mukayyede, kayıtlı kafiye, zengin kafiye]: Yalın uyaktan önceki harf ya da hecenin de benzeşmesi yoluyla yapılan uyak. Ör.: sıcak-ocak, sarı-dağları ifade-istifade. 3. yarım uyak: [Fr. assonance] [es. t. yarım kafiye]: Yalın uyaktan daha az harf kullanılması yoluyla yapılan uyak. Ör.: bas-kes. A- ündeşli uyak: [es. t. cinaslı kafiye] Sesteş sözcüklerle yapılan uyak. Ör. / Güle naz / Bülbül eder güle naz / Öyle bir yere düştüm / Ağlayan çok gülen az. 5. iç uyak: [es. t. musammat] Dizelerin ortalarında bulunan uyak. (Birinci dizenin son sözcüğüyle uyaklanmış olur.) Ör. / Gül-i ruhsarına karşu gözümde kanlı akar su / Habibim fas-ı güldür bu akar sular bulunmaz mı? (Fuzuli) 6. açık uyak: [Fr. rime féminine] [es. t. açık kafiye]: Sonu açık hece ile biten uyak. 7. kapalı uyak: [Fr. rime masculine] [es. t. kapalı kafiye]: Ünsüzle biten uyak. 8. sarma uyak: [Fr. rimes embrassées]: Her bağlamın birinci ile dördüncü ve ikinci ile üçüncü dizelerinde yapılan uyak. 9. başuyak1: [es. t. mahcup kafiye] Dizelerin başlarında bulunan uyak. 10. çift uyak: [es. t. zu-kafiyeteyn, zü-l- kafiyeteyn]: Koşanın bir dizesindeki iki sözcükle, öteki dizesindeki iki sözcük arasında yapılan uyak. bk. çift uyaklı. 11. çok uyak: [es. t. zü-l-kavafi] Dizelerde ikiden çok sözcük arasında yapılan uyak. 12. çapraz uyak: [Fr. rime croisé]: Her bağlamın birinci ile üçüncü, ikinci ile dördüncü dizelerinde yapılan uyak. @@ İki veya ikiden fazla dizenin sonunda bulunan ündeş kelimelerdeki aynı ses öbeği (UYAK MERAKLISI, Rimeur; ALMAŞIK U., R. Alternées; BAŞTA U., Rime initiale; DÜZ U., R. couronnée; EKLEME U., R. annexée; İKİRCİL U., R. équivoquée; ORTADA U., R. intérieure ou médiane; ÖRÜŞÜK U., R. enlacées; SONDA U., R. terminale; ÜÇ KEZLİ UYAK, R. emperière; ZİNCİRLİ U., R. enchaînée).@@bk. uyak.@@bk. uyak.@@bk. uyak@@bk. uyak.@@bk. uyak. )


- KAFKASYA ile KAFKASYA ile KAFKAS


- KAFUR ile KAFURAT ile KÂFUR


- KÂĞIT BALIĞI ile/||/<> KÂĞIT BALIĞI

( Trachypterus trachypterus Kemiklibalıklar Teleostei takımının kâğıtbalığıgiller Trachypteridae familyasından bir balık türü Uzunluğu 6090 cm Kâğıt gibi ince ve saydamdır Marmara ve Akdenizde yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının kâğıt balıgıgiller Trachypteridae familyasından 6090 cm kadar uzunlukta kağıt gibi ince ve saydam Marmara ve Akdenizde yaşayan bir tür Kemikli balıklardan kâğıt balığıgiller Trachipteridae familyasından 90 cm kadar uzunlukta olabilen kâğıt gibi ince ve saydam Marmara ve Akdeniz de yaşayan bir tür )


- KÂĞIT BALIĞIGİLLER ile/||/<> KÂĞIT BALIĞIGİLLER

( trahys kaba pteryx kanat Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının dikenli yüzgeçliler Acanthopterygii alt takımından şerit biçiminde uzun ve ince vücutları olan Kuzey Avrupa denizlerinde yaşayan türleri olan bir familya Kemikli balıklardan şerit biçiminde uzun ve ince vücutları olan Kuzey Avrupa Denizleri nde ve ülkemizde yaşayan türleri olan bir familya )


- KÂĞIT ile PAPİRÜS[Yun. < Lat.]

( Hiçbir kağıt parçası, 7 kezden fazla ikiye katlanamaz. )

( ... İLE Papirüsgillerden, Nil kıyılarında yetişen bir bitki. | Eski Mısır'lıların, papirüs saplarından yaptığı kâğıt. | Bu kâğıda yazılmış el yazması. )


- KÂHİI | ERİŞKİN ile/||/<> ERİŞKİN

( zooloji 1 Oluşmuş gelişimini tamamlamış 2 Bir böceğin olgun seksüel olarak etkin genellikle kanatlı son gelişim evresi )


- KÂHİL | ERGİN ile/||/<> ERGİN

( Organizmaların eşeysel olgunluğa erişmesi yani eşeylik organlarında eşeylik gözelerinin olgunlaşarak çalışmaya başlaması zooloji Organizmaların eşeysel olgunluğa erişmiş olması eşey organlarında eşey hücrelerinin olgunlaşarak çalışmaya başlaması Eşeysel olgunluğa erişmiş canlı )


- KÂHİL | YETİŞKİN ile/||/<> YETİŞKİN

( Gelişimin herhangi bir yönü ya da tümünde duraklama düzeyine erişmiş olan 1 Bedensel ruhsal ve duygusal bakımdan olgunluğa erişmiş olan kimse 2 Yasaların belirttiği belli bir yaşı aşmış olup toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç insan )


- KÂHİN ile AĞUSTOS


- KAHİN ile TANRISALLIK


- KAHRAMAN ile KAHRAMANCA ile KAHRAMANLIK AYETİ ile KAHRAMANCA ile KAHRAMANLIK


- KAHRAMAN ile/||/<> PROTAGONİST

( Oyunun baş kişisi protagonist Anlatı ya da oyunlarda önde gelen kişiler Bir edebiyat eserinde olayların merkezi durumunda olan kimse Bir oyunun gelişmesinde seyirciyi kendiyle özdeşleştiren en önemli oyun kişisi )


- KAHRETSİN ile DAHA CESUR ile YAMAMAK


- KAHVERENGİ ile BROWN ÜNİVERSİTESİ ile KAHVERENGİ PAS ile ESMER ŞEKER


- KAHWEOL[İng.] ile/değil/yerine/= KAHWEOL


- KÂHYA[Fars. < KED + HUDÂ] ile/||/<> KOLBAŞI ile/||/<> KÖSE

( (T.K.O.) Anadolu'da oyunları düzenleyene verilen ad. @@ < Far katxudā (< kad-xudā 'master of the house') 'a lord-lieutenant, a viceroy, vicegerent, vicar, locum tenens, deputy; a rich or great man, the chief inhabitant of a place'. Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir: Blg kexaja; Srp céhaja; Rum chehaià, R κεχγιὰς (BER 2:348; Škaljić: Turc 186-187; Şăineanu: InflOr 3: 35; Andriotis: EL 159). Macarcada kihája olarak kalmıştır (TESz 2: 486; Kakuk: ÉlOsm 241-242). )


- KAİDE | KURAL ile/||/<> KURAL

( Her alanda uzun araştırma ve denemelerden sonra ortaya çıkmış genel yargı Eylemlerin işlemlerin koşuk biçimleri ölçüler uyaklar türler gibi yazınsal sorunların doğruluğu kurala uygunlukla sağlanmış olur Bir bilimsel dizgede bilgi üretmek üzere uyulan özel işlem tutamakları régula kendisiyle doğru çizgi izlenebilen regere doğru çizgi üzerinde yönetme 1 Bir işlemde iyi bir sonucun nasıl sağlanacağını gösteren yönerge 2Bir formül bir önerme ile dile getirilmiş saptanmış buyrultu belli bir durumda yapılması gereken şeyi gösteren ya da buyuran yönerge Yasadan ayrılığı olağandışına yer vermesidir Ahlakta mantıkta sanatta kabul edilmiş olan kurallar 3 Düşünme ve eylemenin öznel ilkesi Dilin aynı cinsten olaylarında görülen birlikten çıkarılmış hüküm )


- KAİDE DIŞILIK | SAPAKLIK ile/||/<> SAPAKLIK

( Hastalık niteliğinde olmamakla birlikte düzgülüden belirgin durumda sapma gösterme durumu Bir davranış ya da edimin genel kurallar ölçünlerden ya da düzgülerden sapma durumu )


- KAİDE DIŞILIK | SAPAKLIK ile/||/<> SAPKINLIK

( Hastalık niteliğinde olmamakla birlikte, düzgülüden belirgin durumda sapma gösterme durumu. @@ Bir davranış ya da edimin genel kurallar, ölçünlerden ya da düzgülerden sapma durumu. )


- KAİDE HARİCİ | MÜSTESNA | KURAL DIŞI ile/||/<> KURAL DIŞI

( Ayaktopu kurallarınca kabul edilmeyen davranış Yönetmeliklere aykırı durum Derleme aykırılık Dil kurallarına aykırı düşen sözcükler veya olaylar Ses uyumlarına karşı kural dışı durumunda olan sözcüklerin bazıları şunlardır Anne kardeş hani hangi yağmur onunki vb Bazı sözcüklerin kurallara aykırı düşmesi kural dışı )


- KAİDE SEVİYESİ | TABAN DÜZEYİ ile/||/<> TABAN DÜZEYİ

( Bir akarsuyun aşındırma ile erişebileceği en alçak sınır Göller ovalar gibi yerel ve geçici taban düzeyleri bir yana bırakılırsa akarsuların derinliğine aşındırmalarının son bulduğu deniz düzeyine verilen ad )


- KÂİDE-İ ATÂLET[Osm.] / PRINCIPLE OF INERTIA[İng.] / PRINCIPE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSPRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK İLKESİ


- KÂİDE-İ GAYR-İ TAHAVVÜL[Osm.] / INVARIANCE PRINCIPLE[İng.] / INVARIANZGRUNDREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞMEZLİK İLKESİ


- KAİM | ORTOGONAL | DİKEY ile/||/<> DİKEY

( 30 Bir doğru çizgi başka bir doğru çizgiye dikey dir Eğer onun öteki çizgi ile yaptığı bitişik açılar eşit iseler Misal AB doğru çizgisi CD doğru çizgisine dikeydir Çünkü m ve n açıları eşittirler Şekil 10 34 Prensip I Bir doğru çizginin dışındaki bir noktadan o doğru çizgiye bir dikey ve bir çok eğikler indirilirse Şekil 14 1 Dikey bütün eğiklerden daha kısadır Başka türlü söyliyelim Dikey bir nokta ile bir doğru çizgi arasında en kısa yolu gösterir Misal A B dikeyi A E ve A C eyik çizgilerinden daha kısadır 2 Dikeyin ayağından eşit uzaklıkta olan iki eğik çizgi eşittirler Geometride teorem adıyla bilinen gerçekliklere prensip adını veriyoruz 1 Dik açılı 2 Birbirlerine dik olan Üçboyutlu yerlem eksenleri gibi birbirine dik olan dik )


- KAİM ŞİBİH MÜNHARİF | DİK YAMUK ile/||/<> DİK YAMUK

( Koşut olmayan kıyılarından birisi tabana dik olan yamuk matematik )


- KAİM ŞİBİH MÜNHARİF | DİK YAMUK ile/||/<> YAMUK

( Koşut olmayan kıyılarından birisi tabana dik olan yamuk. @@ (matematik) )


- KÂİNÂT | ACUN[SOĞD.] ile/||/<> ÂLEM ile/||/<> EVREN

( Düzenli bir bütün olarak düşünülen evren. @@ bk. evren. @@ İnsanın bildiği tüm varlıklar, uzay, zaman, kuvvet, alan vb. kavramlar topluluğu. @@ (astronomi) @@ Eski Uygurcada ve Orta Türkçede ajun olarak geçer. < Soğd ajun ('zw'n, ''z'wn, ''zwn) 'yaşam, var oluş'. )


- KÂİNAT, POPÜLASYON | POPÜLASYON, KİTLE | KÜTLE | KÂİNAT | KAİNAT | ÂLEM | ÂLEM ile/||/<> ÂLEM ile/||/<> EVREN

( evren karşılık regnum regnun dominyon Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup sınıflandırmanın ilk basamağını meydana getirir Böylece hayvanlar âlemi ve bitkiler âlemi olmak üzere iki büyük âlem vardır evren Canlıların sınıflandırılmasında sınıflandırmanın ilk basamağı için kullanılan terim Canlılar âlemi regnum Canlıların sınıflandırılmasında sınıflandırmanın ilk basamağı regnum Bütün yıldızları gökadaları kümeleri gaz ve bulutları içine alan maddeyle dolu uzayın bütünü 1 Var olan şeylerin insan zekâsıyle kavranabilen bütünü ve özellikle gök varlıklarının tümü 2 Sayılama bakımından gözlenebilir durumda olan ve birtakım ortak özellikler taşıyan birey ya da nesnelerden oluşan kümeye verilen ad Belirli bir özelliği gösteren bireylerin tümünün oluşturduğu topluluk Yorumlanmış dilin sözünü ettiği tüm nesneleri oluşturmağa yarayan yapı taşları öbeği belli bir yorumla verilip yorumun belirlediği tüm anlamları oluşturmağa yarayan dildışı nesne öbeği ya da dildışı nesne öbeklerinden her biri Evren genellikle E simgesiyle gösterilir Bir alan araştırmasında gözlem konusu olan ve belli ayrıtlarla ötekilerden ayrılan birimler topluluğu Bütün gökcisimlerinin içinde yer aldığı düşünülen sonsuz varlık 1 Gerçekliğin tümü 2 Gök cisimlerinin tümü Uzaysal gerçekliğin tümü 3 Pythagorastan beri Düzenli birlikli bir yapı oluşturan bütün Düzenli uyumlu birlik Düzenli ve uyumlu bir bütün olarak düşünülen tüm varlıklar astronomi botanik İstatistikte belirli bir özelliğe sahip bireylerin tümünün oluşturduğu topluluk Ana kitle )


- KÂİNÂT ile/||/<> ACUN ile/||/<> ACUN[SOĞD.]

( Düzenli bir bütün olarak düşünülen evren evren İnsanın bildiği tüm varlıklar uzay zaman kuvvet alan vb kavramlar topluluğu astronomi Eski Uygurcada ve Orta Türkçede ajun olarak geçer ajun zwn zwn zwn yaşam var oluş )


- KAINITE[İng.] / KAINITE[Fr.] / KADMIUMCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= KAİNİT


- KAIRINE[İng.] ile/değil/yerine/= KAİRİN


- KAIROLINE[İng.] ile/değil/yerine/= KAİROLİN


- KAİSER ile KAİSERİN


- KAISERLING SOLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= KAİSERLİNG ÇÖZELTİSİ


- KAKIÇ ile/||/<> KAKAÇ ile/||/<> KUKA

( Avlanan balığı sudan karaya veya sandala almakta kullanılan ucu kancalı gereç. )


- KAKMA ile İÇ KATMAN


- KAKOXENE[İng.] ile/değil/yerine/= KAKOKSEN


- KAKTÜS[Fr., İng. CACTUS] ile SÜTLEĞEN/JAPON KAKTÜSÜ

( Kaktüsgillerden, yaprakları yayvan ve dikenli, güzel, parlak renkte çiçekler açan bir bitki, atlas çiçeği. İLE Sütleğengillerden, yaprak sap ve köklerinde süt görünüşlü, kekre ve yakıcı bir öz su bulunan, verdiği öz su türlerine göre tıpta ve sanayide kullanılan, yediyüz kadar türü bilinen, bir ya da çok yıllık bir bitki. )


- KAL ile/||/<> KAL[Ar. < KÂL] | ERİTME

( eritme Kalori Anadoluda dar bir alanda geçer Daha çok Azeri köylerinde kullanıldığı anlaşılıyor Ligeti TörK 175 Kafkas dillerinden geldiğini öne sürmüştür )


- KALA | KALE ile/||/<> KALE ile/||/<> KALE[Ar. < KALʿA]

( Ayaktopu oyununda oyuncuların topu içine sokmaya çalıştıkları 2 44 m yükseklikte birbirine koşut iki dikey direk ile bunların üzerine bindirilmiş 7 32 m uzunluğundaki yatay bir direkle sınırlanmış arka ve yan yüzeyleri ağla kapatılmış oylum Düşmanın gelmesi beklenebilen yollar üzerinde askeri önem taşıyan kentlerde geçit ve darboğazlarda güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı burçlu mazgallı yapı Mimarlık Halk ile askerin düşman saldırısına karşı sığındıkları kalın ve yüksek duvarlarla çevrili yapı a kale bedeni hisar kale korkuluğu mazgal içkale mazgal siperi Eski çağlarda insanların ve askerlerin içine kapanıp yağıya karşı direnmeleri için kurulan yüksek ve kalın duvarlı kuleli burçlu ve mazgallı büyük yapı I 1 Kalkerli arazide kazma ile açılan büyük oyuk inönü Eskişehir 2 Cezaevlerinde mahkumların gezinme yeri Yalvaç Isparta II Matbaacılıkta kalıpların üzerinde hazırlandığı ince demir Aksaray Niğde III Düğün ve eğlencelerde ateş edilen erek Gökmenler Çatak Gedikli Kızılağaç Saimbeyli Adana Mimarlık Kalelerin dışa bakan kalın ana duvarları a kale kale korkuluğu hisar içkale mazgal )


- KALABAK ile/||/<> BURDOCK, BEGGAR'S BUTTONS[İng.] ile/||/<> BARDANE, BARDANE TOMENTEUS[Fr.] ile/||/<> ARCTIUM TOMENTOSUM[Lat.] ile/||/<> FILZKLETTE, GROSSE BERGK, KLETTE[Alm.] ile/||/<> DULAVRAT OTU

( Papatyagiller Compositae familyasından 3060 cm boyunda iki yıllık otsu kırmızı çiçekli çiçek durumu dikenli bir bitki Hanımyaması )


- KALABALIK ile KÜÇÜK BİR YERE YIĞILMAK ile KALABALIK ile KALABALIKLIK


- KALAFAT ile KALAFATÇI ile KALAFATLAMA


- KALAMIA[İng.] ile/değil/yerine/= KALAMİA


- KALANLI BÖLME >< KALANSIZ BÖLME

( (matematik) )


- KALATE[İng.] ile/değil/yerine/= KALAT


- KALAY ile/||/<> KALAY

( kimya Gümüş renkli yumuşak dövülgen sünek bir metal A A 118 70 A S 50 Ö A 7 31 E S 231 85 C )


- KALAYLAMA ile/||/<> KALAYLAMA

( Ana metalin yüzeyini korumak için üzerinin kalayla kaplanması kimya Metal yüzeyleri sıcak daldırma yolundan erimiş kalay ya da kalay alaşımı yunaklarında kalayla örtme işlemi )


- KALB | YÜREK | KALP ile/||/<> KALP ile/||/<> YÜREK

( yürek Yürek anat Tüm kan dolaşımını ritmik kasılmalarıyla sağlayan konik biçimli kassel organ yürek kor Ritmik kasılmalariyle kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren ve değişik sayıda odacıklara ayrılmış ya da tüp biçiminde olan içi boş bir kas organı biyoloji Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren değişik sayıda odacıklara ayrılmış ya da tüp biçiminde kaslı bir organ Kalp Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren değişik sayıda odacıklara ayrılmış veya tüp biçiminde kaslı bir organ kalp kalp Az ürǝk yürek jürek jürik cürök cürök Tel Kuğ Küer yürek Alt yürök çürek sürӓx Baştaki ynin Yakutçada sye çevrilmesi kuraldır çĕre Eski Türkçeden başlayarak kullanılır yürek Orta Türkçede yürek biçimi geçer Eski Kıpçakçada da yürek olarak kullanılır Türkçe yür hareket etmek kökünden geldiği açıktır yür e k eki Ramstedt KWb 483484 Moğolca cirüken biçimini Türkçe yürek ile birleştirmiştir Ramstedt SKE 38 Clausona göre Studies 228 ED 965 Türkçe yürek Moğolcaya cirüken olarak geçmiştir )


- KALB | YÜREK | KALP ile/||/<> MİYOKART ile/||/<> PERİKART | YÜREK

( bk. yürek @@ Yürek. @@ anat. Tüm kan dolaşımını ritmik kasılmalarıyla sağlayan, konik biçimli kassel organ, yürek, kor. @@ @@Ritmik kasılmalariyle kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren ve değişik sayıda odacıklara ayrılmış ya da tüp biçiminde olan içi boş bir kas organı @@ (biyoloji) @@ Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren, değişik sayıda odacıklara ayrılmış ya da tüp biçiminde, kaslı bir organ. Kalp. @@ Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren, değişik sayıda odacıklara ayrılmış veya tüp biçiminde, kaslı bir organ. kalp. @@ bk. kalp. @@ ~ Az ürǝk. -Tkm yürek. -Kklp jürek. -Kzk jürik, cürök. -Krg cürök. -Tel, Kuğ, Küer yürek. -Alt yürök. -Şor, Sag çürek. -Yak sürӓx. Baştaki y-'nin Yakutçada s-'ye çevrilmesi kuraldır. -Çuv çĕre. Eski Türkçeden başlayarak kullanılır (yürek). Orta Türkçede yürek biçimi geçer. Eski Kıpçakçada da yürek olarak kullanılır. Türkçe yür- 'hareket etmek' kökünden geldiği açıktır: yür- + -(e)k eki. Ramstedt (KWb 483-484) Moğolca cirüken biçimini Türkçe yürek ile birleştirmiştir. bk. Ramstedt: SKE 38. Clauson'a göre (Studies 228; ED 965) Türkçe yürek Moğolcaya cirüken olarak geçmiştir. )


- KALB ile/||/<> YÜREK

( Ritmik kasılmalariyle kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren ve değişik sayıda odacıklara ayrılmış ya da tüp biçiminde olan içi boş bir kas organı biyoloji Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren değişik sayıda odacıklara ayrılmış ya da tüp biçiminde kaslı bir organ Kalp Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren değişik sayıda odacıklara ayrılmış veya tüp biçiminde kaslı bir organ kalp kalp Az ürǝk yürek jürek jürik cürök cürök Tel Kuğ Küer yürek Alt yürök çürek sürӓx Baştaki ynin Yakutçada sye çevrilmesi kuraldır çĕre Eski Türkçeden başlayarak kullanılır yürek Orta Türkçede yürek biçimi geçer Eski Kıpçakçada da yürek olarak kullanılır Türkçe yür hareket etmek kökünden geldiği açıktır yür e k eki Ramstedt KWb 483484 Moğolca cirüken biçimini Türkçe yürek ile birleştirmiştir Ramstedt SKE 38 Clausona göre Studies 228 ED 965 Türkçe yürek Moğolcaya cirüken olarak geçmiştir )


- KALÇA KEMİĞİ ile PALDIM KEMİĞİ


- KALÇA/PELVİS ile KIÇ/BÜZÜK(GÖT[< GÖDEN]/DÜBÜR,DÜBR/VERÂ'/MAKAT/MÂBAD/ŞERC/ANÜS/REKTUM)

( TEDBİR[< DÜBÛR]: Bir şeyi te'min edecek ya da önleyecek yol, çare. | Kul iradesi. )


- KALÇA ile/||/<> KALÇA

( Uyluğun gövdeye eklendiği yerde bacağın üst kısmıyla böğür arasındaki vücudun kabarık bölgesi anat Koksa Kökünü bilmiyoruz Ancak ça ekiyle yapılmış olduğu anlaşılıyor Türkçe karıca karaca örneği gibi Anadolu ağızlarında oma homa da kalça kemiği uyluk kemiği olarak kullanılır Azeri alanında kalçaya omba omma oma adı verilir Ağızlarda kalça kalça kemiği uyluk kemiği olarak kullanılan omaca omaça homaca homaça homça biçimleri de ça ekiyle yapılmıştır )


- KALE ile FORTALİCE ile GÜÇLENDİRMEK ile TAKVİYE EDİCİ


- KALE ile UZAK DUR ile KONTROL ALTINDA TUTMAK ile HABERDAR OL ile SIR OLARAK SAKLAMAK ile HABERSİZ KALMAK ile GÖZETİM ALTINDA TUTMAK ile BEKLEMEYE DEVAM ET


- KALECİ ile TUTMAK


- KALEM ile/ve DOLMA KALEM


- KALEM ile KURŞUN KALEM

( ... İLE İçi grafitli, yazısı kolayca silinebilen, değişik biçimleri olan bir kalem türü. )


- KALENSÜVE | BÖRKENEK ile/||/<> KIRKBAYIR ile/||/<> ŞİRDEN

( (reticulum) (Lat. reticulum = küçük-ağ, Ağ. Netzmagen), Geviş getiren hayvanların dört gözlü midelerinin, besinin dinlenme zamanı çiğnenmek üzere saklandığı ikinci gözü. @@ Peynir mayası olarak kullanılan davar ödü. (Karacaviran *Seydişehir -Konya) @@ (biyoloji) @@ Geviş getiren hayvanların dört gözlü midelerinin, besinin dinlenme zamanı saklandığı ikinci gözü. Retikulum. @@ anat. Diyaframayla işkembe arasına yerleşmiş, orta hattın solunda, geviş getirenlerin ikinci midesi, retikulum. @@ Anadolu ağızlarında 'yağmurdan, soğuktan korunmak için giyilen başlık, külâh' olarak da kullanılır. Geviş getiren hayvanların midelerinin birinci bölümüne işkembe, üçüncü bölümüne kırkbayır, dördüncü bölümüne de şirden adı verilir. Yerel ağızlarda kırkbayır yerine yumur adı da geçer. < börk 'başlık' + -(e)nek. eki. -Türkçe börk adı diyalektlerde eskiden beri yaygın olarak kullanılır: OT börk 'başlık'. -Tkm börük. -Kzk börük. -Krg börk, börük. -Blk börk. -Nog börk. -TatK bürik. -Alt, Tel, Şor, Sag pörük. Yalnız Anadolu ağızlarında kullanılan börkenek'in yeni bir türev olduğu anlaşılıyor. )


- KALENSÜVE ile/||/<> BÖRKENEK

( reticulum reticulum küçükağ Ağ Netzmagen Geviş getiren hayvanların dört gözlü midelerinin besinin dinlenme zamanı çiğnenmek üzere saklandığı ikinci gözü Peynir mayası olarak kullanılan davar ödü Karacaviran Seydişehir Konya biyoloji Geviş getiren hayvanların dört gözlü midelerinin besinin dinlenme zamanı saklandığı ikinci gözü Retikulum anat Diyaframayla işkembe arasına yerleşmiş orta hattın solunda geviş getirenlerin ikinci midesi retikulum Anadolu ağızlarında yağmurdan soğuktan korunmak için giyilen başlık külâh olarak da kullanılır Geviş getiren hayvanların midelerinin birinci bölümüne işkembe üçüncü bölümüne kırkbayır dördüncü bölümüne de şirden adı verilir Yerel ağızlarda kırkbayır yerine yumur adı da geçer börk başlık e nek eki Türkçe börk adı diyalektlerde eskiden beri yaygın olarak kullanılır OT börk başlık börük börük börk börük Blk börk börk bürik Alt Tel pörük Yalnız Anadolu ağızlarında kullanılan börkenekin yeni bir türev olduğu anlaşılıyor )


- KALEVİ | ALKALİ ile/||/<> ALKALİ ile/||/<> ALKALİ[Fr. < ALCALI]

( Sinema Suda eriyebilen ve hidroksit iyonları oluşturan kimyasal özdek baz kimya Çözündüğü zaman hidroksil iyonları veren suda eriyen baz bileşik pH değerleri 7 0 den büyük olupasitlerle tuz oluşturabilen ve sulu çözeltileri acı tat veren kimyasal maddelerin genel adı baz )


- KALEVÎ | ALKALİK[Fr. < ALCALİQUE] ile/||/<> BAZAL ile/||/<> BAZİK

( (kimya) @@ 1. Alkali ihtiva etme, alkali özellikler gösterme hâli. 2. Alkali maddelerin ağızda oluşturduğu his, bazik. )


- KALEVÎ | ALKALİK ile/||/<> ALKALİK[Fr. < ALCALIQUE]

( kimya 1 Alkali ihtiva etme alkali özellikler gösterme hâli 2 Alkali maddelerin ağızda oluşturduğu his bazik )


- KALEVİ MADENLER | ALKALİ METALLER ile/||/<> ASAL GAZLAR

( Öğeler Dizgesinin IA kümesinde bulunan Ve emk dizisinde görece daha eksi elektrot potansiyeli gösteren Li, Na, Cs gibi metaller. )


- KALEVİ MADENLER ile/||/<> ALKALINE METALS[İng.] ile/||/<> MÉTAUX ALCALINS[Fr.] ile/||/<> ALKALI METALLE[Alm.] ile/||/<> ALKALİ METALLER

( Öğeler Dizgesinin IA kümesinde bulunan Ve emk dizisinde görece daha eksi elektrot potansiyeli gösteren Li Na Cs gibi metaller )


- KALEVİ ile/||/<> BAZ ile/||/<> BAZ[Fr. < BASE]

( Suda çözündüğünde hidroksil yükünü OH veren kimyasal özdek Asitlerle bileşip tuz oluşturur pH ölçeğinde 714 arasında değer gösterirler 2 Bronsted Proton alma yatkınlığı olan kimyasal bileşik 3 Lewis Ortaklanmamış elektron çifti ya da çiftlerini vermeye yatkın olan kimyasal özdek taban geometride kimya Suda çözünebilen çözelti içinde iken ortama hidroksil iyonları veren pH değerleri 7nin üzerinde olan ve asitlerle tepkimeye giderek tuz oluşturan maddeler 1 Herhangi bir şeyin temeli veya en küçük parçası bileşiğin ana maddesi 2 Alkali Az baz alıcı kuş boz bāz a falcon )


- KALİ ile KALİ SANCHEZ


- KALİBRASYON | KALİBRE ETME | AYARLAMA ile/||/<> AYARLAMA ile/||/<> AYARLAMAK

( Bir ölçü aracının gösterdiği değerleri ölçek olarak kabul edilen ya da doğruluğuna güvenilen başka bir araca göre düzenleme 1 Bir ölçüm aygıtını amaca uygun olarak derecelendirme 2 Bir ölçmede yapılan yanılgı sınırlarını saptama fizik İngiliz hükümetinin petrol tütün gibi ürünlerden aldığı vergileri her yıl düzenli olarak gerçekleşen enflasyon oranının üzerinde artırması biçiminde uyguladığı politika ayarlama koşulu Bir işlemin denetiminde işlemi etkileyen etkenleri gerektiği gibi değiştirme Standartlaştırma )


- KALİBRASYON/CALİBRATION[İng.] değil/yerine/= ÖLÇÜMLEME. | ÇAP


- KALİBRASYON ile KALİBRASYON


- KALİBRATÖR/CALIBRATOR[İng.] değil/yerine/= ÖLÇÜMLEMECİ


- KALICI/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÜREKLİ/LİK


- KALICI ile/||/<> KALICI


- KALICI ile SIZDIRMAZLIK ile İZİN VERİLMEZLİK ile İZİN VERİLEMEZ


- KALICILIK = SUBSISTENCE[İng., Fr.] = SUBSISTENZ[Alm.] = SUBSSISTENTIA[Lat.]


- KALICRETE[İng.] ile/değil/yerine/= KALİKRET


- KALİFORNİYA ile KALİFORNİYALI


- KALIN BAĞIRSAK | KOLON ile/||/<> KOLON ile/||/<> KOLON[Fr. < CÔLON | FR. < COLONNE]

( biyoloji 1 colon Kosta Rika ve EI Salvador ulusal paralarının adı 2 colonist Ortaçağda senyörlere ait toprağı işleyen ve elde ettiği ürünü onunla paylaşan köle sınıfı ile özgür sayılan kişilerin oluşturduğu sınıf arasında yeralan çiftçi sınıfı Takla atarak birbirinin omuzuna çıkan ve bir sütun oluşturulan görünüş dörtlü kolon üçlü kolon 1 Omurgalılarda kalın bağırsağın rektumdan önce gelen dışkıdan fazla suyu emen bölgesi 2 Böceklerde bağırsağın ikinci bölgesi 3 Elektron mikroskobunda elektromanyetik merceklerin yerleştirildiği içinden elektronların geçtiği havası boşaltılmış metal boru anat 1 Sütun 2 Kalın bağırsakların sekumla rektum arasında yer alan kesimi )


- KALIN ÜNLÜ ile/||/<> KALIN ÜNLÜ

( Derleme kalın vokal alın sesli art vokal art damak vokali Dilin geriye çekilmesiyle artdamakta meydana gelen ünlü a ı o u vb Dilin ağız boşluğunun arka bölümünde tümseklenmesi ile boğumlanan a ı o u ünlülerinden her biri Azerbaycan Türkçesi galin sait Türkmen Türkçesi yogim çekimli Gagauz Türkçesi kalın vokal ardvokal ardsıralı vokal Özbek Türkçesi orqa qator unlisi qattik unli Uygur Türkçesi B qelin sozuq tavuş D tövän sozuq tavuş Tatar Türkçesi qalm suzuq artqi rätsuzığı Başkurt Türkçesi artqı rät huınqıhı qalın huzınqı kalın sozuk art sozuk Krç Malk tilni art keseginde kuralgan kalın bazik açık tawuş kalın bazik açık katı açık Nogay Türkçesi art sıradıň sozıgı katı sozık Kazak Türkçesi til artı dawıstısı juwan dawıstı Kırgız Türkçesi artkı ündüü Alt kiyin ryadtm ündü tabıjı katu ündü Hakas Türkçesi tîl soondagı ünnîg Tuva Türkçesi artıı odurugnun ajık eves ünü Türkçesi kadıg glasnıy Rusça glasnıy zadnego ryada kalın ünlü )


- KALIN ile/||/<> KALIN

( kalın Ağızlarda galın biçimi de kullanılır galın kalın Tatarcada kalım olarak da geçer Sondaki ŋ sesinin diyalektlerde mye çevrilmesi doğaldır kalım kalım kalıŋ kalıŋ kalıŋ kalin Alt Tel Kuğ kalıŋ Koy kalım xalıŋ xalım kalım kalīm xalīm xulăm xulăn Eski Türkçeden başlayarak kullanılır kalıŋ Orta Türkçede kalıŋ olarak geçer Eski Kıpçakçada kalın biçimi kullanılır Kökenini bilmiyoruz Türkçeden Farsça Tacikçe gibi komşu dillere de geçmiştir Doerfer TMEN 1407 TLT 451 )


- KALINITE[İng.] ile/değil/yerine/= KALİNİT


- KALINLAŞMA ile/||/<> KALINLAŞMA

( Belirli ünsüzlerin kalınlaştırma etkilerine bağlı olarak veya kelime içinden gelen başka nedenlerle ince ünlülerin kalın sıraya geçmesi olayı ET Tengri TT Tanrı tañgara öküz oğus öküz ET inek ınah inek TT göbek göbek kvaßa göbek Kaşg kBekir TT geğir kagır Kaşg kele konuşmak kala TT döğüşmek Anadolu ağızları doşmek gülüşmek gulüşmek göz goz kör kor güçcük guçcük küçük yüksek yusek vb Azerbaycan Türkçesi galınlaşma Türkmen Türkçesi yogunlaşma ıızkı hatara geçme kalmnaşmak kaim vokala geçim ardsıralılara geçim Özbek Türkçesi órqaqatörga otiş qattiqlaşiş Uygur Türkçesi qelinlişiş Tatar Türkçesi qalınayu Başkurt Türkçesi qalınlaşıw kalınlaşıw Krç Malk tawuşnu kalın bazik boluwu Nogay Türkçesi art sıragaköşüw kalmlasuw Kazak Türkçesi juwandaw Kırgız Türkçesi artkı katarga ötüü Alt kiyin ryadka köçöri Hakas Türkçesi tîl soondagı iretke közîrîs Tuva Türkçesi artıkı odurugje şilçilge Türkçesi kadıg katka aylançatkanı Rusça perehod v zadniy ryad )


- KALIOPHYLITE[İng.] ile/değil/yerine/= KALİOFİLİT


- KALIP | MODEL | MATRİS | KALIP ile/||/<> KALIP ile/||/<> KALIP[Ar. < KÂLİB]

( Sinema Technicolor işleminde renkli filmlerin basımında kullanılan kalıp Birçok değişkenin bir araya gelmesinden oluşan bağımsız masal değişken Tezgâhta ya da makinede çok sayıda parçayla çalışırken işlerin çabuk temiz ve aynı ölçüde biçimlendirilmesini sağlayan yardımcı düzen Dize ölçüsünün bölümlerinden her biri Sözedilen dilin belli bir deyiminin ya da belli bir türden olan bütün deyimlerinin ortak dizimsel yapısını betimlemek için kullanılan belli bir sayıda dizimsel değişkenler ile kendini adlandıran sözedilen dil imlerine dizilim işlevini uygulamakla oluşan dizimsel sözeden dildeki terim Anl dizimsel kalıp Krş önerme kalıbı çıkarım kalıbı sıfırlı kalıp Örn Heykel Bir heykelin maden ya da alçıdan dökümünü yapmak için heykeli alçıyla kaplayarak ya da kuma bastırarak elde edilen içi boş biçim a çoğaltma kalıbı ölü kal ip Bir ilke ya da baskın öğe çevresinde örgütlenmiş işlevsel bütünlük ya da ortak bir tanımı bulunan çerçeve biçe örnekçe örüntü basımcılık Üzerine harflerin dizi örneği çıkarılmış küçük bakır külçe galıp 1 Kerpiç yapmakta kullanılan dört gözlü ağaç kasa Kemalpaşa İzmir galip Yenikent Aksaray Niğde 2 Bıçak sapı yapımında kullanılan araç Senirkent Isparta DNA ipliğinden tamamlayıcı DNAnın ya da RNAnın kopyalanması gibi bir moleküle kalıplık eden diğer bir molekül Metallerin bozunum yoluyla biçimlendirmelerinde istenilen biçimi vermek için metalin koyulduğu ya da içinden geçirildiği sert çelik nesne Bir makromolekülün sentezi için kullanılan model veya örnek formül Heykel Maden heykel dökümünde içi boş kopya elde etmek için kullanılan dolgukalıp a kalıp dişi kalıp çoğaltma kalıbı ölükalıp kalıp R μάτσα )


- KALIPLAMA ile/||/<> KALIPLAMA

( Metallerin içyapılarını gözetleçli olarak incelemek için örnek parçaların ısıyla ve basınçla sertleşen plastik bir toz içinde sert olarak oturtulup tutturulması işlemi Yem maddelerinin veya bunların karışımlarının sıkıştırma işlemiyle büyük bir kitle hâlinde bir araya getirilmiş durumu )


- KALIPLAŞMA ile/||/<> ...

( Sözcükler veya ekler arasında belirli bir anlam için ayrılmaz bir biçimde birleşme Göze girmek gözden düşmek kulak kabartmak hanımeli kaptıkaçtı akbaba kimisi birisi hepsi bidüziye vb )


- KALİPTRA[Fr. < CALYPTRE] ile/||/<> KAMBİYUM ile/||/<> TRAKEİT

( 1. Kök ucunda bulunan ve büyüme esnasında, bölünür hücreleri koruyan hücre tabakası. Kök şapkası. 2. Yosunlarda genç kapsülün etrafını çeviren zarsı yapı. @@ 1. Kök ucunda bulunan ve büyüme sırasında bölünür hücreleri koruyan hücre tabakası. 2. Yosunlarda genç kapsülün etrafını çeviren zarsı yapı, kök şapkası. )


- KALİPTRA ile/||/<> KALİPTRA[Fr. < CALYPTRE]

( 1 Kök ucunda bulunan ve büyüme esnasında bölünür hücreleri koruyan hücre tabakası Kök şapkası 2 Yosunlarda genç kapsülün etrafını çeviren zarsı yapı 1 Kök ucunda bulunan ve büyüme sırasında bölünür hücreleri koruyan hücre tabakası 2 Yosunlarda genç kapsülün etrafını çeviren zarsı yapı kök şapkası )


- KALITATİF ARAŞTIRMA/QUALITATIVE RESEARCH[İng.] değil/yerine/= NİTEL ARAŞTIRMA


- KALİTATİF, KEYFİ | NİTEL ile/||/<> NİTEL

( Bir nesnenin niteliğiyle ilgili olan Dış görünüş renk tad biçim gibi sayısal olarak deyimlenemeyen ya da ölçülemeyen özelliklere ilişkin )


- KALITATİF/QUALITATIVE[İng.] değil/yerine/= NİTEL


- KALİTE/Lİ[Fr./İng. < QUALITY] değil/yerine/= NİTELİK/Lİ


- KALITILABİLİRLİK[İng. HERITABILITY] ile/||/<> KALITSAL SAĞIRLIK[İng. HEREDITARY DEAFNESS] ile/||/<> KALITSALLIK[İng. HERITABILITY]

( Genetik farklılıklardan ötürü bir özelliğin, bir popülasyon içerisinde, bireyler arasında gözlenebilir farklılıklar yaratabilme olasılığı. Genetik, çevre ve şans etmenleri, kalıtılabilirlik değerini etkiler. Solaklık ve sağlaklık üzerinde yapılan çalışmalar, bu özelliğin kalıtılabilirliğinin %26 olduğunu gösterir. @@ Kulak oluşumundaki basamaklardan birkaçını etkileyerek sağırlığa neden olan mutasyonlar. @@ Bir canlıdaki kalıtsal olarak aktarılabilen fenotipik çeşitliliğin, canlının tüm fenotipik çeşitililiğine oranı. Bir diğer deyişle, çeşitliliğin ne kadarlık bir kısmının genetik kökenli olduğunun göstergesidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KALITIM BİLİMİ | KALITSAL | GENETİK ile/||/<> GENETİK ile/||/<> GENETIK[Alm. < GENETIK]

( İnsan hayvan ve bitkilerde soya çekim evrim ve değişim olaylarını inceleyen biyoloji dalı jenetik kalıtım bilimi 1 Genlerle ilgili genlerin belirlediği genlerle geçen 2 Kalıtım bilimi gen bilimi Genlerle ilgili kalıtımla ilgili kalıtsal irsî )


- KALITIM/SOYAÇEKİM ile DOĞAL


- KALITIM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< KATILIM


- KALITLIK | GEN[Fr. < GENE] ile/||/<> GENOM ile/||/<> GENOTİP

( (Yun. genos = soy) Kromozomlarda bulunan ve kalıtsal karakterlerin bir dölden bir döle taşınması, karakterlerin gelişmesi ve tayini ile ilgili oları kalıtım faktörleri. @@ bk. jen. @@ Kromozom üzerinde belirli bir yer işgal eden kalıtımın temel birimi. Kalıtsal karakterler ana babadan oğul döle genlerle taşınır. Tek bir gen belirli bir DNA uzunluğunda (bazı virüslerde RNA) olur. Genler protein sentezini yönetir, kendilerini eşler ve RNA tiplerinin sentezini yaparlar. Polipeptit zincirinin sentezini yöneten fonksiyonel gen bir sistrondur. @@ 1. Kromozomlarda bulunan ve kalıtsal karakterlerin bir dölden diğer döle taşınması, karakterlerin gelişmesi ve tayiniyle ilgili olan kalıtım faktörleri. 2. DNA molekülünün ortalama 1500 nukleotitten oluşmuş canlının kalıtsal özelliklerinden herhangi birini taşıyan parçası. 3. Canlıların her türlü özelliklerini belirleyen ve hücre çekirdeğindeki kromozomlarda bulunan kalıtım maddesinin en küçük birimi. @@ DNA üzerinde belirli bir baz dizisi uzunluğundan meydana gelmiş, bir polipeptit zincirinin veya bir RNA zincirinin üretiminden sorumlu ve bu sentezleri düzenleyen bir regülatör ve bir operatör bölge içeren DNA parçası. @@ )


- KALITLIK | GENE[Fr. < GENE] ile/||/<> GEN ile/||/<> GEN[Fr. < GENE]

( genos soy Kromozomlarda bulunan ve kalıtsal karakterlerin bir dölden bir döle taşınması karakterlerin gelişmesi ve tayini ile ilgili oları kalıtım faktörleri jen Kromozom üzerinde belirli bir yer işgal eden kalıtımın temel birimi Kalıtsal karakterler ana babadan oğul döle genlerle taşınır Tek bir gen belirli bir DNA uzunluğunda bazı virüslerde RNA olur Genler protein sentezini yönetir kendilerini eşler ve RNA tiplerinin sentezini yaparlar Polipeptit zincirinin sentezini yöneten fonksiyonel gen bir sistrondur 1 Kromozomlarda bulunan ve kalıtsal karakterlerin bir dölden diğer döle taşınması karakterlerin gelişmesi ve tayiniyle ilgili olan kalıtım faktörleri 2 DNA molekülünün ortalama 1500 nukleotitten oluşmuş canlının kalıtsal özelliklerinden herhangi birini taşıyan parçası 3 Canlıların her türlü özelliklerini belirleyen ve hücre çekirdeğindeki kromozomlarda bulunan kalıtım maddesinin en küçük birimi DNA üzerinde belirli bir baz dizisi uzunluğundan meydana gelmiş bir polipeptit zincirinin veya bir RNA zincirinin üretiminden sorumlu ve bu sentezleri düzenleyen bir regülatör ve bir operatör bölge içeren DNA parçası )


- KALITSAL ile MİRAS ile MİRASLAR


- KALITSALLIK ile KALITSAL ile KALITIM


- KALKAN BALIĞI ile/||/<> KALKAN BALIĞI

( Rhombus maximus Kemiklibalıklar Teleostei takımının yanyüzergiller Pleuronectidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 100 cm olabilir Üzerinde çivi gibi sert süsler vardır Eti çok beğenilir Avrupa kıyılarında Akdeniz ve Karadenizde bulunur Kemikli balıklar Teleostei takımının yanyüzergiller Pleuronectidae familyasından 100 cm kadar uzunlukta üzerinde çivi gibi sert süsler bulunan Avrupa kıyılarında Akdeniz ve Karadenizde yaşayan bir tür Kemikli balıklardan kalkan balıkları Scophthalmidae familyasından 100 cm kadar uzunlukta olabilen üzerinde çivi gibi sert süsler bulunan Avrupa kıyılarında Akdeniz ve Karadeniz de yaşayan bir tür )


- KALKAN ile/||/<> KALKAN

( Mimarlık Yapılarda çatının mahya aşığından iki yana olan eğikliği ile ön ve arka duvarların üçgen biçiminde görünen bölümü Beşik çatının üçgen biçimindeki dama değin uzanan duvarlı yüzü Yerkabuğunun yaşça en eski tümüyle aşınmış sert ve başkalaşmış kayaçlardan oluşan bölümlerine verilen ad Karapaks klipeus skutellum skutum gibi yapılar Eski ve yeni diyalektlerde yaygın olarak geçer Az galxan galkan kalkan kalkan kalkan Nogaylar kübi adını da kullanırlar xalxa xaxxa xaxa ET OT Eski ve Orta Kıpçakça Orta Oğuzca kalkan Eski Kıpçakça kalkaŋ Kâşgarlı Mahmuda göre kalkan yanında kalkaŋ biçimi de kullanılır Kıpçakça sözlüklerde kalkan biçimi de geçer Türkçeden Farsça Moğolca gibi komşu dillere de geçmiştir Doerfer TMEN 3 1518 Leksikaya göre 579 etimolojisi çözümlenememiştir Räsänen V 227a Ramstedtin Kalmıkça sözlüğüne KWb 163a dayanarak kalka ve kalkan biçimlerini Moğolcadan getirmiştir Doerfer TMEN 1518 Moğolca kalkanın Türk kökeninden geldiği olasılığı üzerinde durmuş buna karşılık eski Türk kaynaklarında geçmeyen kalkayı Moğolcadan kalma bir geri alıntı olarak değerlendirmiştir Clausonun CAJ 5 309 ED 621a Doerfere katıldığı anlaşılıyor Clauson Studies 239 Räsänen V 227 Moğolca qalqa kalkan biçiminden geldiğini açıklamıştır ÊSTJa 1997 233234 kalkanın Moğol kökeninden geldiğini dile getirmiş ancak bu düşünceyi daha ayrıntılı olarak destekleyecek kültürel ve tarihî kontekste sahip olmadığını eklemiştir Ligeti AOH 14 42 17 22 Orta dan kalma Moğolca kaynaklarda nli qalğan qalqan biçimlerin geçtiğini bildirmiş Gizli Tarihte ise qalqa olarak kullanıldığını dile getirmiştir Bulgarca kalkan BER 2 171 Sırpça kálkan Skaljič Turc 388 Skok EtRj 2 2122 Türkçeden alınmıştır )


- KALKEKREIN[İng.] ile/değil/yerine/= KALKEKREİN


- KALKÜL/CALCULUS[İng.] değil/yerine/= TAŞ


- KALLE ACID[İng.] / KALLE SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KALLE ASİT


- KALLUS/CALLUS[İng.] değil/yerine/= KEMIK İYİLEŞİMİ | NASIR


- KALMA DURUMU -ile


- KALORİ ile/||/<> KALORİ[Fr. < CALORIE]

( anlamdaş ısın calere ısınmak Bir kilogram suyun 1 C ısınması için gerekli olan ısı niceliği buna kilogram kalori ya da büyük kalori denir ve KK işareti ile gösterilir Bir büyük kalori 1000 küçük kaloriye eşittir ısın Bir kilogram suyun sıcaklığını bir derece artırmak için gerekli ısı miktarı bir büyük kalori ya da kilokalori bin küçük kaloriye eşit ısı 1 Normal atmosfer basıncında ısınma ısısı 15 Clik suyunkine eşit olan bir cismin bir gramının sıcaklığını 1 C yükseltmek için gerekli ısı miktarına eşit olan ısı birimi ısın 2 Besinlerin dokular içinde yanarak vücudun sıcaklık ve enerjisini sağlama değerlerini gösteren ölçü Bir atmosfer basınçta bir gram damıtık suyun sıcaklığını 14 5 oC den 15 5 oC ye çıkarmak için gerekli olan ısı enerjisi miktarı gram kalori küçük kalori kal )


- KALORİ ile KALORİFİK


- KALORİMETRE | ISIÖLÇER ile/||/<> ISIÖLÇER

( Sıcaklık değişimlerini ölçerek bir dizgeye verilen erkenin ısı eşdeğerini dolaylı yoldan bulmaya yarayan aygıt fizik kimya Nesnelerin herhangi bir etkiyle aldığı ya da saldığı ısıyı ölçmeyen yarayan araç Alınıp verilen ısı niceliğini ölçen aygıt Isıl erke alışvenişini ölçmeye yarayan aygıt fizik Bir sıvı ya da bir gazın ısıl genleşme özelliklerine dayanan ve özellikle düşük sıcaklıktaki yağ yunaklarında sıcaklık ölçmek için kullanılan araç )


- KALORİMETRE | ISIÖLÇER ile/||/<> SICAKLIKÖLÇER

( Sıcaklık değişimlerini ölçerek bir dizgeye verilen erkenin ısı eşdeğerini dolaylı yoldan bulmaya yarayan aygıt. @@ fizik, kimya: Nesnelerin herhangi bir etkiyle aldığı ya da saldığı ısıyı ölçmeyen yarayan araç. @@ Alınıp verilen ısı niceliğini ölçen aygıt. @@ Isıl erke alışvenişini ölçmeye yarayan aygıt. @@ (fizik) @@ @@ Bir sıvı ya da bir gazın ısıl genleşme özelliklerine dayanan ve özellikle, düşük sıcaklıktaki yağ yunaklarında sıcaklık ölçmek için kullanılan araç. )