İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 36.534 başlık/FaRk ile birlikte,
36.534 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(140/148)
- VALF/VALVE[İng.] ile/değil/yerine/= KAPAK
- VALIDASYON/VALIDATION[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇERLEME
- VALİDİTE/VALIDITY[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇERLİLİK
- VALIN[İng.] ile/değil/yerine/= VALİN
( Protein sentezinde kullanılan amino asitlerden biridir. İsmi valerian isimli bir bitkiye dayanır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VALINOMYCIN[İng.] ile/değil/yerine/= VALİNOMİSİN
- VALONIA OAK[İng.] ile/||/<> QUERCUS ITHABURENSIS SUBSP. MACROLEPIS[Lat.] ile/||/<> PALAMUT MEŞESİ
( Kayıngiller Fagaceae familyasından 1015 m kadar boylanabilen yaprak kenarları dişli olan ve yapraklarını döken meyvelerinden tanen elde edilen Ege Akdeniz ve Orta Anadoluda doğal yayılış gösteren bitkiler )
- VALS ile/değil/< SEMÂ
- VALUE ADDED TAX[İng.] ile/||/<> KATMA DEĞER VERGİSİ
( Mal ve hizmetlerden ilk üretimden sonul tüketim aşamasına kadar her aşamada yaratılan katma değer üzerinden alınan dolaylı bir vergi )
- VAMPİR ile/||/<> VAMPİR[Fr. < VAMPIRE]
( Vampyrus spectrum Yarasalar Chiroptera takımının yaprakburunluyarasagiller Phyllostomatidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 16 kanat açıklığı 75 cm Kuyruğu yoktur Adına rağmen kan emici değildir meyve yer Orta ve Güney Amerikada yaşar zooloji Yarasalar Chiroptera takımının yaprak burunlu yarasagiller Phyllostomatidae familyasından 16 cm kadar uzunlukta 75 cm kadar kanat açıklığı olan kuyruğu olmayan adına rağmen kan emici olmayan meyve yiyen Orta ve Güney Amerika da yaşayan bir tür vampire 1 kan emici hortlak 2 yarasalardan kan emici memeli Srp vàmpīr )
- VAN ALLEN BELTS[İng.] / CEINTURES DE VAN ALLEN[Fr.] ile/değil/yerine/= VAN ALLEN KUŞAKLARI
- VAN DE GRAAFF GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR DE VAN DE GRAAFF[Fr.] / VAN DE GRAAFF-GENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DE GRAAFF ÜRETECİ
- VAN DE GRAAFF PARTICLE ACCELERATOR[İng.] / VAN DE GRAAFF-TEILCHENBESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DE GRAAFF PARÇACIK HIZLANDIRICISI
- VAN DEEMTER EQUATION[İng.] / VAN DEEMTER GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DEEMTER EŞİTLİĞİ
- VAN DER POL OSCILLATOR[İng.] / OSCILLATEUR DE VAN DER POL[Fr.] / VAN DER POL-OSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DER POL OSİLATÖRÜ
- VAN DER WAALS EQUATION OF STATE[İng.] / ÉQUATION D'ÉTAT DE VAN DER WAALS[Fr.] / VAN DER WAALSSCHE ZUSTANDSGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DER WAALS HAL DENKLEMİ
- VAN DER WAALS EQUATION[İng.] / VAN DER WAALS-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DER WAALS DENKLEMİ
- VAN DER WAALS FORCES[İng.] / FORCES DE VAN DER WAALS[Fr.] / VAN DER WAALS-KRÄFTE[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DER WAALS KUVVETLERİ
- VAN DER WAALS SURFACE TENSION FORMULA[İng.] / FORMULE DE TENSION SUPERFICIELLE DE VAN DER WAALS[Fr.] / VAN DER WAALS-OBERFLÄCHENSPANNUNGSFORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DER WAALS YÜZEY GERİLİMİ FORMÜLÜ
- VAN VLECK PARAMAGNETISM[İng.] / PARAMAGNÉTISME DE VAN VLECK[Fr.] / VAN VLECK-PARAMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN VLECK PARAMANYETİZMASI
- VAN'T HOFF EQUATION[İng.] ile/değil/yerine/= VAN'T HOFF EŞİTLİĞİ
- VAN'T HOFF FACTOR[İng.] / FACTEUR DE VAN 'T HOFF[Fr.] / VAN 'T HOFF-FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN 'T HOFF ETMENİ/FAKTÖRÜ
- VAN'T HOFF LAW[İng.] / LOI DE VAN'T HOFF[Fr.] / VAN 'T HOFF-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN'T HOFF YASASI
- VANADIUM[İng.] / VANADIUM[Fr.] / VANADIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= VANADYUM
- VANADYUM ile/||/<> VANADYUM[Fr. < VANADIUM]
( kimya Çok sert ak renkli bir metal A A 50 95 A S 23 Ö A 5 866 E S 1715 C Eksikliğinde civcivlerde vücut ve tüy gelişiminin gerilemesine fazlalığında ise kolesterol üretiminin engellenmesine neden olan civciv ve fareler için gerekli bir element )
- VANDALISM[İng.] ile/||/<> VANDALISME[Fr.] ile/||/<> VANDALISMUS[Alm.] ile/||/<> VANDALLIK | ELGİNCİLİK
( Resim Heykel Mimarlık Sanat yapıtlarını yıkımlama Romayı yakıp yıkan Vandal ların adından alınmadır a elgincilik )
- VANILLIN[İng.] / VANILLIN[Alm.] ile/değil/yerine/= VANİLİN
- VANİLYA ile/||/<> VANİLYA[İt. < VANIGLIA]
( botanik Salepgiller Orchidaceae familyasından hava kökleri olan meyvelerinde yağ reçine ve vanilin bulunan likör pasta ve dondurmaya lezzet verici olarak katılan tropiklerde yetişen sarılıcı epifit bir bitki İtal vaniglia vanilya ağacı ve yemişi )
- VANTİLASYON | HAVALANDIRMA ile/||/<> HAVALANDIRMA
( Sinema TV 1 İşliklerde düzlüklerde sinema salonlarında kirli havayı atıp yerine temiz hava sağlama 2 Korunaklarda filmin çabuk bozulmasını önlemek amacıyla aynı işin yapılması 3 Büyük göstericilerde güçlü ışık kaynağının çıkardığı yüksek ısıyı ve zararlı gazları önlemek amacıyla sürekli olarak hava verme Bir yapının konutun belli bir bölümünün kapı ve pencereleri açılarak havasının temizlenmesi 1 genel uygulayım Kapalı bir yerin havasını değiştirmek amacıyla dışardan temiz hava verme ya da hava akımı oluşturma işlemi 2 dokumacılık Boyadan çıkan kumaş ya da ipliği parlatmak için üzerine hava verme işi İçinde çalışılan bir yer fırın ya da yunağın bir araç yardımıyla karıştırarak ya da üfleyerek ortamını tazeleme Oksijen kazandırmak amacıyla suyun hareket ettirilmesi havayla teması )
- VAPORİZASYON/VAPORIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞ(TIR)MA
- VAPORIZATION ENTHALPY[İng.] / ENTHALPIE DE VAPORISATION[Fr.] / VERDAMPFUNGSENTHALPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞMA ENTALPİSİ
- VAPORIZATION RATE[İng.] / VITESSE DE VAPORISATION[Fr.] / ABDAMPFUNGGESCHWINDIGKEIT, VERDAMPFUNGSRATE[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞMA HIZI
- VAPORİZATÖR/VAPORİZER[İng.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞTIRICI
- VAPOUR CYCLE[İng.] / CYCLE DE LA VAPEUR[Fr.] / DÄMPFZYKLUS, DAMPFKRAFTPROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHAR (GÜÇ) ÇEVRİMİ
- VAPOUR DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE VAPEUR[Fr.] / DAMPFDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHAR YOĞUNLUĞU
- VAPOUR PRESSURE THERMOMETER[İng.] / THERMOMÈTRE À PRESSION DE VAPEUR[Fr.] / DAMPFDRUCKLISCHER THERMOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHAR BASINÇLI SICAKLIKÖLÇER/TERMOMETRE
- VAPOUR PRESSURE[İng.] / PRESSION DE VAPEUR[Fr.] / DAMPFDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHAR BASINCI
- VAPOURIMETER[İng.] / VAPEURMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= BUHAR BASINCI ÖLÇER
- VAPUR ile GEMİ/KEMİ[dvnlgttrk]
( MELLÂH: Denizci, gemici, kaptan. )
( [Kofti] ... ile KAY )
- VAR DEĞİL/OLMAYAN ile/ve KULLANIMDA VAR (OLAN)
- VAR ETMEK ile/ve VAR KABUL ETMEK
- VAR OLAN ile/ve KAVRAM
- VAR OLAN ile/ve/değil/<> SÖZ KONUSU OLAN
( Bulunuş. İLE/VE Buluş. )
( ... İLE Fiziğin konusu olanları/olabilecekleri konu kılmaz. )
( Varlık, metafiziğin söz konusudur. )
- VAR OLMAK ile VAROLUŞ ile VAROLUŞSAL ile MEVCUT
- VAR-HOUR[İng.] / VAR-HEURE[Fr.] ile/değil/yerine/= VAR-SAAT
- VAR-LIK ile/ve MUTLAK-LIK
- VAR[İng.] / VAR[Fr.] ile/değil/yerine/= VAR
- VAR/LIK ile/>< YOK/LUK
( dır. İLE/>< değildir. )
( Sorun. İLE/>< Hiç. )
( Hiç. İLE/>< Sorun. )
( Dans var, dansçı yok; Dansçı var, dans yok. )
( Seviştirir. İLE/>< Dövüştürür. )
( [varolanın/nesnenin] Yüklem alabilmesiyle. İLE/>< Yüklem alamamasıyla. )
- VAR ile/ve GÜÇLÜ/ETKİLİ
( Birşeyin varolması için güçlü/etkili olması gerekmez. [ayrıca, varoluşu da gücünün göstergesidir] )
- VAR ile/>< YOK
( Sende varsa. İLE/>< Sende yoksa. )
( Herkeste. İLE/>< Hiçkimsede. )
- VARACTOR DIODE[İng.] / VARAKTORDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= VARAKTÖR DİYOT
- VARDIR ile/ve/değil/yerine VAR OLMAKTADIR
- VARGEL ile/||/<> VARANGELEN
( varangelen )
- VARGI = NETİCE = CONSEQUENCE[İng.] = CONSÉQUENCE[Fr.] = KONSEQUENZ, FOLGERUNG[Alm.] = COMSEQUENTIA[Lat.] = CONSECUENCIA[İsp.]
- VARGI ile YARGI
( Verilen bir önermeden, çıkarsama yoluyla varılan sonuç. İLE Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme gibi yollara başvurularak, kişi, durum ya da nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi.[HÜKÜM] | Yasalara göre mahkemece bir olay ya da olgunun doğuşuna etken olan nedenlerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar.[KAZA] )
- VARI YOKLAMAK ile YOKU YOKLAMAK
- VARIABLE CAPACITOR DIODE[İng.] / DIODE À CAPACITÉ VARIABLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN SIĞALI DİYOT
- VARIABLE TRANSFORMER[İng.] / VERÄNDERLICHER TRANSFORMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN TRANSFORMATÖR
- VARIABLE VALENCE[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN DEĞERLİK
- VARIANCE[İng.] / VARIANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= VARYANS, S²
- VARIANT[İng.] ile/değil/yerine/= VARYANT
( Mutasyon ve polimorfizm tanımlarındaki belirsizlik nedeniyle, her genetik değişim bir dizi varyasyon olarak ve alleler ise varyant olarak adlandırılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VARIANT/INVARIANT[İng.] ile/değil/yerine/= VARIANT/INVARIANT/ÉCHANGE/VARIABILITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= VARIANT/INVARIANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞIŞTIRGEÇ
( Sinema/TV. Bir ya da birkaç araçtan ya da yayın dizgesinden, çeşitli biçimlerdeki dalgayı alan ve bunları başka bir biçimde bir ya da birkaç başka araç ya da yayın dizgesine veren aygıt. (Buna göre, sesyayar, sestoplar, plakçalar, vb. birer değiştirgeçtir). @@ Bir elcek aracılığıyla, zinciri istenilen dişlilere yerleştirerek çiftekerin hızını düzenleyen araç. @@ 1. döşem: Bir denetim devinimini başka bir devinime döndüren aygıt. 2. sinema, televizyon: bk. dönüştürgeç. @@ (kimya) @@ @@ Yüksek karbonlu erimiş demir karbon alaşımını, karbonunu yakarak düşük karbonlu duruma getiren araç. )
- VARIATION CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= VARYASYON KATSAYISI
- VÂRİD | GELEN ile/||/<> GELEN
( fizik )
- VARIGNON'S THEOREM[İng.] / THÉORIE DE VARIGNON[Fr.] / VARIGNON-THEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= VARİGNON KURAMI/TEOREMİ
- VARİL ile VARİL YAPIMCISI ile VARİL YAZICI ile VARİL ANAHTARI
- VARIMETER[İng.] ile/değil/yerine/= VARYOMETRE
- VARIŞ HATTI | VARIŞ ÇİZGİSİ ile/||/<> VARIŞ ÇİZGİSİ
( Yürüyüşçü ile koşucuların varış sıralarını derecelerini saptamak için koşu yoluna enine çizilmiş koşulan uzaklığın bitimini gösteren ak çizgi Yol yarışlarında yol genişliğince çizilmiş 5 cm lik ak çizgi Yarışlık koşularında ise iki yanı 34 er cm eninde yarışlık genişliğindeki ak bandlar arasına çizilmiş 4 cm enindeki kara çizgi )
- VARIŞ NOKTASI ile KADER ile KADER ile KADERLER ile KADER
- VARIŞ ile/||/<> VARIŞ
( Yürüyüşçü ya da koşucunun gövdesinin herhangi bir kesimi ile varış çizgisini geçmesi Çifteker ön tekerleğinin varış çizgisi üstüne dikildiği tasarlanan düzeye değmesiyle yarışın sonuçlanması )
- VARIŞ ile VARMAK
- VARİYANT[İng. < VARIANT / Fr. < VARIANTE] ile/değil/yerine/= DEĞİŞİKLİK, DÖNEMEÇ
- VARİYETE/VARIETY[İng.] ile/değil/yerine/= ÇEŞİTLİLİK
- VARLIĞIM ile BEN VARIM
- VARLIĞIN BİLİNCİ ile/ve BİLİNCİN VARLIĞI
- VARLIK KAŞİF
- VARLIK BİLGİSİ ile/ve/= ALLAH'IN BİLGİSİ
- VARLIK BİRLİĞİ ile/ve ÖZDEŞLİK
- VARLIK SIRADÜZENİ(HİYERARŞİSİ) ile/ve BİLGİ SIRADÜZENİ(HİYERARŞİSİ)
- VARLIK-BİLGİ TASAVVURU ile/ve AHLÂK TASAVVURU
( Varlık ve Bilgi Tasavvuru olmayanın, Ahlâk Tasavvuru olmaz. )
( Ahlâk, kendimiz ve başkalarıyla kurduğumuz ilişkiler bütünüdür. )
( Ahlâk: İnsanla/kişilerle ilgili bilgileri birleştirmek. )
( Ahlâk: Ödev sorumluluğu. )
( )
- VARLIK/VUCUD ile/ve/değil/||/<>/> VAROLAN/VAROLUŞ/MEVCUDİYET
( Anlamın olduğu yerdir. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Anlam aranmaz/bulunmaz. )
( Nedeni, kendinde olan. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Nedeni, dışarıda olan. )
( Aklın alanında/sınırlarında. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Zihnin alanında/sınırlarında. )
( VARLIK [< BARLIK] [Türkçe'de V ile başlayan sözcük yoktur.] )
( Tektir. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Çoktur. )
( Varlık, ölçülebilir ile ölçülemezin; sınırlı ile sınırsızın; oranlanabilir ile oranlanamazın harmanıdır. )
( Kendi özüne bağlı olarak varoluş! )
( Varlığın, görünüşte ne başlangıcı ne de sonu vardır, çünkü o her an yeniden başlar. )
( Evrende, herhangi bir şey, ancak, ilişkileriyle varlaşır. )
( Birlik, barış ve varlık üretir. )
( Kendiyle çelişkide olanın, varlığı yoktur. Ya da anlık bir varlığı vardır ki, bu da aynı anlama gelir. )
( Varlaşma, ilişkilerin belirmesi; değişme, ilişkilerin değişmesi; gelişme, ilişkilerin çözülerek, ilgili nesne, olay, olgu için daha üst bir konumda, yeniden kurulmasıdır. )
( Varlığın ve yokluğun ötesinde, hakiki olanın sonsuzluğu yatar. )
( Varlığın, kendi hakkında bilinçli olması gerekmez. )
( Her ne görürseniz, o gördüğünüz, sürekli olarak sizin kendi varoluşunuzdur. )
( Bilincinde olmadığım bir şeyin, "var olmadığı"nı söylemek, tümüyle yanlıştır. )
( Bilinçli deneyiminiz dışında, var olduğunu iddia ettikleriniz, eldeki bilgilerden çıkarılmış sonuçlardır. )
( Bildiğinizi, sonuna kadar araştırın, inceleyin! Varoluşunuzun, bilinmeyen katmanlarına ulaşacaksınız. )
( VARLIK: İçerik(mahiyet) olarak harf, dışlaşmış(tezahür etmiş) olarak rakam. )
( Dış dünyada bulunan varolanların biçimleri, zihinde, kavramlar olarak bulunur. )
( Gerçek var oluşumuzun derin katmanlarına ulaştıkça, zihnimizin, yüzeydeki oyunlarının bizi pek az etkilediğini göreceğiz. )
( Varoluşta, süreklilik olamaz. )
( Kişi, kendi emeğinin varolanıdır. )
( Varlığın dört biçimi/yansıması:
* VUCUD-İ AYNÎ
* VUCUD-İ ZİHNÎ
* VUCUD-İ HATTÎ/KİTABÎ
* VUCUD-İ LİSANÎ/İBARÎ )
( VARLIK:
* Özne-nesne ilişkisinde somut(vucûd fi'l-a'yân [Ar.])
* Zihnî (vucûd fi'l-ezhân [Ar.])
* Sözlü (vucûd fi'l-ibâre [Ar.])
* Yazılı (vucûd fi'l-kitâbe [Ar.]) )
( VUCÛD-U HARİCÎ: Varoluşunu, benim istencime/irâdeme borçlu olmayan. )
( VARLIK: Ne yapacağının araçlarını bilmek açısından bilmek. )
( Bütünlük. İLE/VE/DEĞİL/<> Parça. )
( İlkeseldir. İLE/VE/DEĞİL/<> Olmayabilir. )
( Becoming has, apparently, no beginning and no end, for it restarts every moment.
What contradicts itself, has no being. Or it has only momentary being, which comes to the same.
Beyond being and not-being lies the immensity of the real.
Being need not be self-conscious.
To say that what I am not conscious of does not exist, is altogether wrong.
What you claim exists outside conscious experience is inferred.
Whatever you see it is always your own being that you see.
Investigate what you know to its very end and you will reach the unknown layers of your being.
When you reach the deep layers of your true being, you will find that the mind's surface-play affects you very little.
There can be no continuity in existence. )
( Bâtın. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Zâhir. )
- VARLIK ile/ve MANTIK
- VARLIK ile/ve MANTIK
- VARLIK ile ARAÇ/ENSTRÜMAN
- VARLIK ile/ve BİÇİM
- VARLIK ile/ve BİR/LİK
( Çeşitlilik içinde birlik, doğaldır ve iyidir. )
( Herkes diye bir şey yok. Varlık birdir fakat biz kendimizi yok edersek görürüz. )
(
)
- VARLIK ile/ve ENSTRÜMAN
- VARLIK ile/ve/= HAREKET
- VARLIK ile/ve İKİLEM
- VARLIK ile/ve/< İNSAN
( Kişinin, varoluşunu açıklayabilecek hiçbir örnek olamaz/yoktur. )
- VARLIK ile/ve İRÂDE
- VARLIK ve KÜRE
( Küre, varlığı simgeler. )
( ... VE Bir düzlemin üzerinde, aynı anda iki noktaya birden değemez. )
- VARLIK = MEVCUDİYET = BEING[İng.] = ÊTRE[Fr.] = SEIN, SEIENDE[Alm.] = ENS, ESSE[Lat.] = TO ON, EINAI[Yun.]
- VARLIK ile/ve MÜRİT
- VARLIK ile/ve NOKTA
( Nokta, uzayın yokluğu, olumsuzlamasıdır. )
( Noktada yol yoktur. )
( ... İLE/VE Ahâdiyet simgesi. | Tanımsız. )
- VARLIK ile/ve OLANAK
( ... İLE/VE Akılsal olarak olasılık verme. )
- VARLIK ile/ve OLASI SONSAL SOYUTLAMA/LAR
( En son soyutlama. İLE/VE Yapılabilen/yapılabilecek soyutlamalar. )
- VARLIK ve RAHMET
- VARLIK ile/ve RIZÂ'
- VARLIK ile SAYI/SI
- VARLIK ile/ve SINIRLILIK
- VARLIK ve/> SÜREKLİLİK
- VARLIK ile/ve YÖNTEM
- VARLIKBİLİM ile/ve FİZİK
- VARLIKBİLİM ve HAKİKAT
- VARLIKBİLİM = MEHBAS-İ VÜCUT = ONTOLOGY[İng.] = ONTOLOGIE[Fr., Alm.] = ONTOLOGIA[Lat.] = ON, ONTOS[Yun.]
- VARLIKBİLİM ile VARLIKDENEYİM
- VAROLAN'DA:
DOĞRULUK ile/ve GEÇİCİLİK
- VAROLAN/LAR'DA:
BİRLİK ve ÖZDEŞLİK ve SÜREKLİLİK ve TÜRDEŞLİK
- VAROLAN/LAR ile/ve KULLANIMI
( Kullanın, fakat kötü(ye) kullanmayın! )
- VAROLAN/VAROLUŞ ile/ve GEÇİCİ VAROLAN/VAROLUŞ
- VAROLAN ile BELİRLENİM
- VAROLAN ile/ve/değil DUYU
- VAROLAN ile/ve/değil DUYUMLANAN
- VAROLAN ile/ve/değil GÖRÜNÜŞ
- VAROLAN ve KARŞILAŞTIRMA
- VAROLAN ile/ve OLMAZSA OLMAZ
- VAROLANBİLİMİ ile/ve/||/<>/> BİLGİBİLİMİ
- VAROLUŞ NESNESİ ile/ve VAROLUŞ ÖZNESİ
- VAROLUŞ ile/ve/değil/<> VAROLAN
( Varolan, olasıların en iyisidir. )
( Saf varoluşta, parça fikri yoktur. )
( Varoluş başlangıçsızdır ve sonsuzdur. )
- VAROLUŞ = VÜCUT, MEVCUDİYET = EXISTENCE[İng., Fr.] = DASEIN, EXISTENZ[Alm.] = EXISTENTIA[Lat.] = EXISTENCIA[İsp.]
- VAROLUŞÇULUK = EXISTENTIALISM[İng.] = EXISTENTIALISME[Fr.] = EXISTENZIALISMUS[Alm.]
- VARSAYIM ile ÇIKARIM
- VARSAYIM = FARAZİYE = HYPOTHESIS[İng.] = HYPOTHÉSE[Fr.] = HYPOTHESE[Alm.] = SUPPOSITIO[Lat.] = HYPOTHESIS[Yun.]
- VARSAYIM ile/ve/değil/||/<> KOŞUL
- VARSAYIM ile VARSAYIM ile VARSAYIMLAR
- VARSAYMAK ile MUTLAK KABUL ETMEK
( United Kingdom + 19 countries English: turkey The de facto official language of the United Kingdom is English, which is spoken as the primary language of 95% of the UK population. The Welsh language is also an official language in Wales, is the only de jure official language in any part of the United Kingdom, and is the second most spoken language in the United Kingdom. )
- VARYABILITE/VARIABILITY[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞEBİLİRLİK
- VARYABL/VARIABLE[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN
- VARYANS | TADİL | DEĞİŞKE ile/||/<> DEĞİŞKE
( Bir metnin bir yapıtın az çok ayrılan değişik biçimlisi Bir sıklık dağılımının ortalama çevresindeki ikinci beklemi olan bir yayılma ölçüsü karşılık modifikasyon modus ölçü facera yapmak Çevre etkileriyle fenotipde meydana gelen değişiklikler zooloji )
- VARYANS | TADİL | TADİL | DEĞİŞTİRME | DEĞİŞİKLİK | MODİFİKASYON ile/||/<> MODİFİKASYON ile/||/<> DEĞİŞKE
( değişke değişke 1 Çevre etkisi ile fenotipte meydana gelen değişiklikler 2 Bakterilerde kendi restriksiyon enzimleri ile DNAnın parçalanmasını önleyen DNAnın seçici metilasyonu Değişim Fenotipik varyasyonlar Bir metnin bir yapıtın az çok ayrılan değişik biçimlisi Bir sıklık dağılımının ortalama çevresindeki ikinci beklemi olan bir yayılma ölçüsü karşılık modifikasyon modus ölçü facera yapmak Çevre etkileriyle fenotipde meydana gelen değişiklikler zooloji )
- VARYANS[İng. VARIANCE] ile/||/<> STANDART SAPMA[İng. STANDARD DEVIATION]
( Bir listedeki sayıların arasındaki çeşitliliğin ölçüsüdür. Hesaplamak için, öncelikle her sayının, tüm sayıların ortalaması ile arasındaki farkın karesi alınır, bu kareler toplanır ve listedekilerin toplam sayısına bölünür. Bazı teknik sebeplerle, son bölme işlemi, listedekilerin toplam sayısının 1 eksiğine göre de yapılabilir. @@ Bir listedeki sayılar arasındaki çeşitliliği ölçen bir değerdir. Varyansın karekökü olarak bilinir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VARYANS/VARIANCE[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKENLİK
- VARYANT | DEĞİŞKEN ile/||/<> DEĞİŞKEN ile/||/<> ÇEKİM
( Değişik etkenler altında kalan bir halkbilim ürün ya da olayından çok küçük ayrımlar göstererek türeyen yeni ürün ya da olayların her biri çekim 1 Bir evreni temsil eden deneklerin değişebilen özelliği 2 Nicelik ve ölçülebilir nitelik bakımından değişiklik gösteren gözlem 3 Değişik değerler alabilen nicelik 4 Ağırlık boy zihin yeteneği gibi bireyden bireye değişen öğe ve etmenler ile olgulara verilen genel ad Etelirlenmiş bir değerler kümesindeki değerleri alabilen nicelik Bir kümenin belirsiz bir öğesini gösteren simge 1 Bir düzgün deyimde bir adın kaldırılmasıyla oluşan boşluğu doldurmağa yarayan belli bir yorumda belli bir nesne göstermeyip yerine geçtiği adların gösterdiği nesnelerden oluşan kümeyi değer alanı olarak kazanan değişken bağlama imi özellikle niceleme imi ile birlikte değişken bağlayıcısı oluşturan ad dizimsel türünden im Bir biçimsel dildeki değişkenlerin sayısı genellikle sonsuzdur 2 Bireysel değişken Başka biçimde belirtilmediğinde değişken terimi bireysel değişken anlamında kullanılır Krş değer alanı değer evren değişken çeşidi değişken bağlayıcısı bağlı değişken bağsız değişken bireysel değişken bireysel değişken çeşidi bireysel olmayan değişken küme değişkeni bağıntı değişkeni izerge değişkeni dizimsel değişken dizimsel tür değişkeni simge değişmez bireysel olmayan değişken Çeşitli değerler alabilen bir nicelik ya da çeşitli altbölüm ve seçenekleri olan bir nitelik Bir işlevin bağlı olduğu niceliklerden her biri Bir kümenin bir dizi değerler alabilen değişken niceliği matematik Bir fonksiyonel ilişkide değişik değerler alabilen nicelikler açıklayıcı değişken bağımlı değişken Karakter veya faktör yerine genel anlamda kullanılan bir terim Yerine belli bir kümenin her bir elemanı konulabilen simge 1 Örneğe ait bir veri seti için herhangi bir değeri taşıyabilen nicel değer 2 Her birey için sabit belli bir değer Sinema 1 Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası 2 Çevirim oyunluğunda alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm 3 Alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı alıcı görüş noktası alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık mercek çeşidi vb etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü Bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer gerek görüş açısı ve noktası gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki bunların her biri özel bir terimle belirtilir TV 4 Televizyon yayınında sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar Öğe örge örge karması ya da değişkenler arasında denge kurarak halkbilim ürünleriyle olaylarının yaşamlarını sağlayan bunlar arasında yeni ilişkiler düzenleyerek yeni halkbilim ürün ve olaylarını oluşturan güç öğe örge değişken Atom yükün ve molekülleri birbirine yaklaştıran etkileşim Genellikle çift ucaylı iki parçacığı yöneltme bir çift ucaylı parçacığı ucaysız parçacıkta eyletme ve ucaysız parçacıklar arasındaki dağılım etkileriyle oluşur yeğlenme değergesi I sinema 1 Alıcıyı sürekli olarak bir kez çalıştırmakla elde edilen film parçası 2 Çevrim senaryosunun her biri ayrı sayıyla belirtilen bölümü 3 Alıcının bir kez çalıştırılmasıyla başka özellikler gösteren görüntülerin tümü II fizik Tanecikleri birbirine yalklaştıran kuvvet Tanecikleri birbirine yaklaştıran kuvvet Nesnelerin ağınımsal elektriksel ve mıknatıssal nitelikli kuvvetlerle birbirlerini çekmeleri fizik astronomi Eylem veya ad soylu sözcüğe kişi kavramı vermek için eklerin getirilmesi ad çekimi eylem çekimi İsim ve Fiil çekimi Fiillerde kip zaman tarz şahıs sayı ad soylu kelimelerde çokluk iyelik ve adların birbirleriyle ilişkilerini belirleyen durum kavramlarını göstermek için eklerin getirilmesi ad çekimi ve fiil çekimi Azerbaycan Türkçesi täsrif däyişmä hallandırma Türkmen Türkçesi yöňkeme yöňkemebilen üytgeme Gagauz Türkçesi nallamak diişmäk Özbek Türkçesi turlaniştuslaniş Uygur Türkçesi türliniş tüsliniş Tatar Türkçesi kileş belän törläneş kileş belän törlänü törlänes Başkurt Türkçesi kileş menän üzgärew kilimdarzın üagärewe türleniş türleniw Krç Malk boluşlada betde sanda türleniw cegiliw boluşlada calganıw Nogay Türkçesi kelîs pen türlenüw özlîk pen türlenüw Kazak Türkçesi septew jiktew Kırgız Türkçesi cöndölüş Alt kubultkışla kubuları tüzünle kubuları Hakas Türkçesi hubulus padejçe paza sırayca hubulus Tuva Türkçesi öskertilge Türkçesi kelişterbe sabılçatkanı sabılçatkannarı eelerbe sabılçatkannarı Rusça skloneniye spryajeniye )
- VARYANT/VARIANT[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKE/N
- VARYANT ile/||/<> VARIANT[İng.] ile/||/<> VARIANT[Fr.] ile/||/<> VARIANT[Alm.] ile/||/<> DEĞİŞİMLİ
( Yerlem çatkılarının birinden ötekine dönüştürüldüğünde bir niceliğin kendine özdeş kalmama niteliği örneğin Göreli uzunluk zaman kütle vb )
- VARYANT ile/||/<> VARYANT[Fr. < VARIANTE]
( Bazı özellikleriyle grubuptan veya ana tipten sapmış herhangi bir şey değişken Variasyona ugramış mikroorganizmalara verilen ad )
- VARYASYON | DEĞİŞİM ile/||/<> DEĞİŞİM ile/||/<> TOPLAM DEĞİŞİM
( Bir gözlemler dizisinde gözlem değerlerinin ortalama çevresindeki yayılmalarının bir anlatımı ay toplam değişim 1 Bir X kümesinin altkümelerinden oluşan A takımı ve küme işlevi Kitaplıkların fazla gereçlerini birbiriyle değiştirme işlemi fizik kimya metalbilim Bir özelliğe ilişkin değerde belirli koşullar altında görülen nicel başkalaşım Bir özelliğe ilişkin değerin belirli koşullar altında azalıp çoğalması Bir niceliğin değerinin artışı ya da azalışı matematik zooloji Bir ekin ünlü uyumlarına ya da ünsüz benzeşmelerine göre türlü biçimlere girmesi İyelik eki i ve değişimleri ı ü u çıkma durumu eki den ve değişimleri dan ten tan vb Mal hizmet ve üretim faktörlerinin iktisadi karar birimleri arasında el değiştirmesi Bir özelliğe ilişkin değerin belirli koşullar altında azalıp çoğalması Çevre etkileriyle canlıların fenotiplerinde meydana gelen değişiklikler modifikasyon Varyasyon değişim )
- VARYASYON[Fr. < VARİATİON] ile/||/<> VARYETE
( 1. Bazı karakterler bakımından farklı olma, orta durumdan sapma. 2. Esas tür tipine göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar. @@ 1. İstatistikte, bazı karakterler bakımından farklı olma, orta durumdan sapma. 2. Esas tür tipine göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar. 3. Mikroorganizmaların kültürel, morfolojik, fizyolojik, biyokimyasal ve antijenik karakterlerinde bazı koşullar altında oluşan değişiklikler. @@ (...) @@ 1. Mikroorganizmaların kültürel, morfolojik, fizyolojik, biyokimyasal ve antijenik karakterlerinde bazı koşullar altında oluşan değişikliklere verilen ad. 2. Ortak atalara sahip canlıların gösterdiği farklılık, değişim. )
- VARYASYON//VARIATION[İng.] yerine ÇEŞİTLE(N)ME, DEĞİŞİK
- VARYASYON ile/||/<> VARYASYON[Fr. < VARIATION]
( 1 Bazı karakterler bakımından farklı olma orta durumdan sapma 2 Esas tür tipine göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar 1 İstatistikte bazı karakterler bakımından farklı olma orta durumdan sapma 2 Esas tür tipine göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar 3 Mikroorganizmaların kültürel morfolojik fizyolojik biyokimyasal ve antijenik karakterlerinde bazı koşullar altında oluşan değişiklikler 1 Mikroorganizmaların kültürel morfolojik fizyolojik biyokimyasal ve antijenik karakterlerinde bazı koşullar altında oluşan değişikliklere verilen ad 2 Ortak atalara sahip canlıların gösterdiği farklılık değişim )
- VASA VASORUM[İng.] ile/değil/yerine/= VASA VASORUM
( Damarların damarları olarak tanımlanan Vasa Vasorum daha büyük arterlerin ve venlerin duvarlarını besleyen küçük kan damarlarıdır.[1] Bu damarların işlevi arteriyel ve venöz duvarlara besin ve oksijen sağlarken duvardaki gözeler tarafından üretilen ya da endotelyum yolu ile düfüzyonel taşıma vasıtasıyla gelen atıkların uzaklaştırılmasını sağlamaktır.[2]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VAŞAK ile/||/<> VAŞAK
( Bir takımyıldızın adı astronomi )
- VAŞAK ile/||/<> VAŞAK[Fars. < VİŞÂK]
( anlamı karakulak Lynx lynx Etçiller Carnivora takımının kedigiller Felidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 100 kuyruğu 15 cm Kulak uçları püsküllüdür Tüyleri külrengi olup kara beneklidir Kürkü beğenilir Avrupa ve Asyada dağlarda yaşar karakulak Etçiller Carnivora takımının kedigiller Felidae familyasından 100 cm kadar boyda 15 cm kadar uzunlukta kuyruğu olan kulak uçları püsküllü tüyleri kül rengi olup üzerinde kara benekler bulunan kürkü değerli Avrupa ve Asyada dağlarda yaşayan bir tür Karakulak Türkçede üşek biçimi küçük vaşak bir tür karakulak olarak geçer Anadolu Türkçesinde karakulak olarak adlandırılır Az vaşag Mengese göre Jarring Arm 114115 üşek sözünün kalın sıraya geçmiş bir biçimine benzer Räsänen V 523b vaşak biçimiyle birlikte Şorca Sagayca Hakasça Soyotça üs ve Yakutça ǖs biçimlerini saymış ancak vaşak biçiminin etimolojisini açıklamamıştır Doerfer TMEN 1765 de etimolojik bilgi vermemiştir Ancak Doerferin üşek biçimine ilişkin açıklaması Mengesin gözünden kaçmıştır Doerfer TMEN 685 Türkçe üşek biçimini üş kökünden kalma bir küçültme olarak değerlendirmiş vaşak biçimine de göndermede bulunmuştur Onun vaşak biçiminin başındaki vden söz etmediği göze çarpıyor Menges Farsça vişāq a lynx biçiminin Türkçeden alındığını dile getirmiş başındaki vyi de Farsça vuşāq Türkçe uşak örneğinin tanıklığını kullanarak açıklamaya çalışmıştır Mengesin Türkçe vaşakı üşek sözünün kalın sıraya geçmiş bir biçimi sayması düşündürücüdür Türkçe sözlüklerde üşek biçiminin geçtiğine tanık olduğumuz gibi eski kaynaklarda da bu biçimin geçtiğini görüyoruz Yerel ağızlarda da üşek biçiminin vaşak olarak geçtiği bir gerçektir Ne var ki üşek biçiminin kalın sıraya geçerek vaşak biçimini alması kolay değildir Menges üşek vaşak geçişinin güçlüğünü göz ardı etmiştir Şçerbak İRLTJa 141 vaşak sözünün kültür sözleri Kulturwörter kategorisine girdiğini vurgulamış bu tür sözlerin kökenlerinin ve yayılış sınırlarının normal olarak açıklık kazanamadığını bildirmiştir Moğollar silegüsün silügüsün le lynx le loup cervier adını kullanırlar Bu ad Başkurtça Kırgızca Teleütçe ve Çuvaşça gibi Türk diyalektlerinde de kullanılır Ligeti NyK 49 263 264 )
- VASAT | BESİ YERİ ile/||/<> BESİ YERİ ile/||/<> ORTAM
( ortam 1 Sığırların ticari amaçlı et üretimi için yem verilen ve kilo alması sağlanan sınırlı tesis veya alan 2 Laboratuvarda mikroorganizmaları üretmek incelemek ve korumak amacı ile kullanılan katı veya sıvı nitelikteki besleyici ortamlar Bir tortulanma yerinde etkiyen koşulların ve güçlerin topluluğu Nesnel ve toplumsal yönlerle kimi zaman kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre Bir kimsenin ya da bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü Herhangi bir kuvveti ya da özdeği içinde bulunduran ve devinime olanak veren bir özdek ya da karışım Bir olayın içinde oluştuğu ve geliştiği durumsal koşullar bütünü 1 Azçok katı besin maddeleri jelâtin v b ile karışık herhangi bir sıvı olup doku ve gözelerin kültürü için kullanılır kültür ortamı 2 Bir fiilin yapıldığı ya da bir etkinin taşındığı bir araç çevre hava Bir kuvvetin etkimesini ya da bir etikinin iletilmesini sağlayan özdeksel çevre fizik 1 Kültür ortamı Az çok katı besin maddesi jelatin vb ile karışık herhangi bir sıvı olup doku ve hücreler için yetiştirme kültürü Besi yeri 2 Bir fiilin yapıldığı ya da bir etkinin taşındığı bir araç çevre hava Vasat )
- VASAT | ORTAM ile/||/<> ORTAM
( Bir tortulanma yerinde etkiyen koşulların ve güçlerin topluluğu Nesnel ve toplumsal yönlerle kimi zaman kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre Bir kimsenin ya da bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü Herhangi bir kuvveti ya da özdeği içinde bulunduran ve devinime olanak veren bir özdek ya da karışım Bir olayın içinde oluştuğu ve geliştiği durumsal koşullar bütünü 1 Azçok katı besin maddeleri jelâtin v b ile karışık herhangi bir sıvı olup doku ve gözelerin kültürü için kullanılır kültür ortamı 2 Bir fiilin yapıldığı ya da bir etkinin taşındığı bir araç çevre hava Bir kuvvetin etkimesini ya da bir etikinin iletilmesini sağlayan özdeksel çevre fizik 1 Kültür ortamı Az çok katı besin maddesi jelatin vb ile karışık herhangi bir sıvı olup doku ve hücreler için yetiştirme kültürü Besi yeri 2 Bir fiilin yapıldığı ya da bir etkinin taşındığı bir araç çevre hava Vasat )
- VASAT[Ar.]/MEDIA[İng.] ile/değil/yerine/= BESİYERİ, ORTAM, ORTA
- VASATİ | AVERAJ | VASATÎ | VASATI | ORTALAMA ile/||/<> ORTALAMAK ile/||/<> ORTALAMA
( Sinema TV 1 Çerçevelemede asıl konuyu çerçevenin ortasına yerleştirme Sinema 2 Bir göstericinin ışıtacını resmin her noktasını eşit yeğinlikte aydınlatacak biçimde düzenleme Sinema TV 3 Bir ışıldağın ışıtacını en yeğin aydınlatmayı sağlayacak biçimde ışıldağın odak noktasına göre ayarlama Açık oyunculardan birinin topu kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş Aritmetik ortalama ortanca ve mod gibi özeksel eğilimi anlamaya yarayan ölçülere verilen genel ad Değerler kümesinin özelliklerini belirtebilecek ağırlık noktasına verilen genel ad örneğin yalın ortalama ortanca doruk değeri vb Bir sıklık dağılımındaki gözlemlerin nicel değerlerini özetleyen ve dağılımın ortaç eğilimini yansıtan ölçüm İklimbilimde örneğin sıcaklık gibi bir hava olayının ay ya da yıl gibi belli süreler içindeki nicelik toplamının o süreyi oluşturan gün sayısına bölünmesiyle elde edilen az çok durağan değer genel uygulayım Bir değer dağılımındaki her bir değerin olasılığı çarpılıp toplandıktan sonra olasılıklar toplamına bölünmesinden çıkan sayı Bir değer dağılımındaki her bir değerin olasılığı çarpılıp toplandıktan sonra olasılıklar toplamına bölünmesinden çıkan sayı Bir niceliğin özdeş koşullar altında alınan ölçümleri toplamının ölçüm sayısına bölümü matematik matematik Gerçekleşen nicelik yaklaşık olarak ortalama Aritmetik ortalama )
- VASATÎ HATÂ[Ar.] ile VASATÎ MÜRABBAÎ HATÂ[Ar.]
- VASATÎ KIYMET[Osm.] / MEAN VALUE[İng.] / VALEUR MOYENNE[Fr.] / MITTELWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTALAMA DEĞER
- VASATÎ[Osm.] / MEAN, AVERAGE[İng.] / MOYENNE[Fr.] / DURCHSCHNITTLICH, MITTE, MITTELTWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTALAMA
- VASCULITIS[İng.] ile/değil/yerine/= VASKÜLİT
( Kan damarlarının iltihaplanmasına neden olan birkaç durumun genel adıdır. Vaskülitin birden fazla nedeni olabilir. Temel semptomları yorgunluk, ateş, iştah kaybı ve deride kızarıklıktır.[1][2]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VASECTOMY[İng.] ile/değil/yerine/= VASEKTOMİ
( Bir erkeğin spermini taşıyan tüpleri, hamileliği kalıcı olarak önlemek için kesmek ya da kapatmak amacıyla yapılan cerrahi bir işlemdir. Genellikle lokal anestezi altında yapılır. İşlemin gerçekleşmesi yaklaşık olarak 15 dakika sürer.[1]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VASECTOMY[İng.] ile/||/<> VASEKTOMİ[Fr. < VASECTOMIE]
( Duktus deferensin ameliyatla çıkarılması )
- VASELINE[İng.] ile/||/<> VAZELİN[Fr. < VASELINE]
( Ham petrolün damıtılmasından elde edilen hidrokarbon yapısında yarı saydam yumuşak ve ilaç etken maddeleriyle karıştırılarak özellikle merhem yapımında taşıt madde olarak kullanılan sarı ve beyaz vazelin olmak üzere 2 çeşidi bulunan madde )
- VASIF | ÖZELLİK ile/||/<> ÖZELLİK
( Kişiyi ya da başka herhangi bir tür birimini öbürlerinden ayırmaya yarayan sürekli ve dayanıklı niteliklerden herhangi biri Tamdurumlar kümesinden p a türünden kaplamsal nesneler kümesine yapılan bir izerge F gibi bir birli yüklemin içlemi x Fx özelliğidir Anl özelik Örn Mavidir birli yükleminin içlemini oluşturan mavi olma özelliği kısaca x x mavidir her tamduruma bu tamdurumda mavi olan tek tek nesnelerin kümesini bağlayan izergedir Bir nesneyi ya da birimi ötekilerden ayırmaya yarayan sürecen ayrıtlardan her biri Bir özdeği belirleyen nitelik ve nicelikler Bir canlıyı meydana getiren göz rengi saç rengi vb gibi karakterlerin her biri Bir olay işlem ya da özdeğin niteliğini belirleyen durum özellik )
- VASIF[Osm.] / PROPERTY[İng.] / EIGENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZELLİK
- VASIL | ULAMA ile/||/<> ULAMA
( Sözcük sonundaki ünsüzün sonra gelen sözcüğün başındaki ünlüye bağlanışı Derleme bağlantı ulaşma birleşme Konuşmada art arda gelen sözcüklerden birincisinin sonundaki ünsüzün ikincisinin başındaki ünlüye ses bakımından bağlanarak söylenmesi almak ağaçaltı tertipetmek artlarda vb Arapçada isim takımı Bu takımın birinci öğesine ÖNERTl Muzaf Antécédent ikincisine ULAMA TÜMLECİ Mumfünüeyh Complément dannexion denir bağlama ve bağlama işareti Azerbaycan Türkçesi säslärin govuşması Türkmen Türkçesi seslerin biirikmegi Gagauz Türkçesi kauşmak Özbek Türkçesi qoşiliş Uygur Türkçesi kirişiş Tatar Türkçesi quşılu Başkurt Türkçesi tartılış tartılıw Krç Malk tartılıw Nogay Türkçesi tartıluw Kazak Türkçesi kirigüw jılısuw Kırgız Türkçesi kıskarıp birigüü Alt tartılış kıskartılış Hakas Türkçesi tartılış Tuva Türkçesi fonetiktig sös Rusça styajeniye )
- VASITA | ARAÇ ile/||/<> ARAÇ
( Bir özdeği etkileyerek onda değişikliğe yol açan özdek ya da kuvvet Bilgi üretmek üzere seçilen yordamların öngördüğü işlemleri yerine getirmeye yarayan kullanak ya da olanak alet araç )
- VASITALI VERGİ >< VASITASIZ VERGİ | DOLAYLI VERGİ
( bk. dolaylı vergi@@Piyasada malın satışı sırasında miktar ya da değer üzerinden alınan vergi. )
- VASİYETSİZ ile BAĞIRSAK ile BAĞIRSAK KESİMİ ile BAĞIRSAK
- VASKÜLARİZASYON/VASCULARIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= DAMARLANMA
- VASKÜLER/VASCULAR[İng.] ile/değil/yerine/= DAMARLI OLUŞUM | DAMARSAL
- VAT[İng.] ile/||/<> VAT
( Değişken antijen tipi )
- VATANDAŞ ile/ve HALK
- VATANDAŞ ile VATANDAŞLAR ile VATANDAŞLIK
- VATMAN[İng.] ile KONDÜKTÖR[Fr.]
( Tramvay sürücüsü. İLE Yolcu trenlerinde, biletleri denetleyen ve vagon işlerine bakan görevli. )
- VATOZ ile/||/<> VATOZ[Yun.]
( Raja clavata Köpekbalıkları Selachii takımının özkedibalığıgiller Rajidae familyasından bir balık türü Erkek 70 dişi 120 cm uzunluğundadır Sırtında büyük dikenler vardır Kuma gömülüdür Avrupa kıyılarında yaşar zooloji Köpek balıkları Selachii takımının öz kedi balığıgiller Rajidae familyasından erkeği 70 cm kadar dişisi 120 cm kadar uzunlukta sırtında büyük dikenleri bulunan kuma gömülebilen Avrupa kıyılarında yaşayan bir tür Vatoz balıkları Rajiformes takımının vatoz balığıgiller Rajidae familyasından erkeği 70 cm kadar dişisi 120 cm kadar uzunlukta olabilen sırtında büyük dikenleri bulunan kuma gömülebilen ülkemiz denizlerinde ve Avrupa kıyılarında yaşayan bir tür R βάτος )
- VATS/VIDEO ASSISTED THORACOSCOPIC SURGERY[İng.] ile/değil/yerine/= VİDEO YARDIMLI GÖĞÜS BOŞLUĞU GÖREÇLEME CERRAHİSİ
- VAYB"[İng. < VIBE] ile/değil/yerine/= TİTREŞİM
- VAZ | DURUŞ ile/||/<> DURUŞ
( Fotoğraf plaklarının resmi alınacak cisme gösterilip tekrar kapatılması ırakgörüre yerleştirilmiş plak kapağının açılıp resmin çekilmesi ve kapağın yeniden kapatılması Resim Heykel Canlı modelin duruşu fizik Doğum sırasında yavrunun baş bacaklar ve kuyruk gibi kısımlarının gövdeye göre duruşu postür 2 Bedenin genel duruşu )
- VAZGEÇİLEBİLİR ile DİSPANSER ile MUAFİYET ile DAĞITICI
- VAZGEÇİLMEZ ile İSTEKSİZLİK ile TARTIŞILMAZLIK ile TARTIŞILMAZ
- VAZGEÇME | CAYMA ile/||/<> CAYMA
( Verilmiş bir sözden yapılmış bir anlaşmadan vazgeçme Bir yöne bırakma üzerinde durmama sayışmama )
- VAZGEÇME/FEDÂKÂRLIK[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖZVERİ, EL ÇEKME
( Temiz ve özverili bir hayat yaşayın, bu yeter. )
( Live a clean, selfless life, that is all. )
- VAZGEÇMEK ile/ve ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK
- VAZGEÇMEK ile FERÂGAT ETMEK
- VAZGEÇMEK ile ÖDÜN VERMEK
- VAZGEÇMEK ile/ve TESLİMİYET
- VAZGEÇMEK ile YEĞLEME/TERCİH
- VAZGEÇMEYELİM ve ERTELEMEYELİM ve
ÜŞENMEYELİM
- VAZI | TUTUM ile/||/<> TUTUM
( Belirli birtakım kişi nesne ve olaylara karşı sürekli olarak aynı biçimde davranmamıza neden olan öğrenilmiş bir eğilim Bireyin insanlar olaylar ve cansız varlıklar karşısında takındığı davranış biçimi 1 Sanatçının yeteneklerine özel görüş anlayış ve eğilimlerine dayanan ve bunları yansıtan anlatış biçimi 2 économie es t iktisat Yazarın aşırılıktan sakınarak anlatımı gereğine göre düzenlemesi Davranışları güdüleyen kalıplı ve kazanılmış eğilim ya da yatkınlık Para biriktirme varlık sağlama )
- VAZI-İ SAHNE (EDEN), DİRİJÖR, MÜDÜR, DİREKTÖR, METÖR AN SEN, REJİSÖR, SAHNEYE KOYAN, FİLM DİREKTÖRÜ, FİLM REJİSÖRÜ, SİNEMA REJİSÖRÜ, YÖNETİCİ | REJİSÖR, TELEVİZYON REJİSÖRÜ | YÖNETMEN ile/||/<> YÖNETMEN
( Sinema 1 Dar anlamda Bir çevirim oyunluğunun görüntü biçimine sokulması için gerekli çalışmaları yöneten kimse 2 Geniş anlamda Bir filmin gerçekleştirilmesi için oyunluk yazarı görüntü yönetmeni sanat yönetmeni uygulanmanlar oyuncular arasında işbirliği sağlayan bunların çalışmalarını uyumlu biçimde yöneten filmin bir sanat ürünü niteliği kazanmasından sorumlu olan sanatçı sinema sanatçısı TV 3 Bir televizyon izlencesinin gerçekleştirilmesini yapımcı gözetiminde ya da tek başına üstlenen kimse Resmî ya da özel bir okulun bir eğitim kurumunun Millî Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra örgütünde bir yönetim biriminin yönetiminden sorumlu olan kimse Bireycil ya da kümecil oyun yordamında oyunun gidişini yöneterek edimcilere üstlenceler veren ve eylem içinde beliren açık ya da simgesel anlatımları yorumlayan gözlem ve çözümlemelerde bulunan katılımcı gözlemci Bir kuruluşu yöneten ve bu işlemler nedeniyle üzerine sorumluluk alan kişi Bir oyunu gerekli ön hazırlığı ve yorumu yaptıktan sonra dengeli ve sıkı bir düzen içinde doğru inandırıcı ve sanatsal bir biçimde çeşitli alanların sanatçıları uzmanları ve uygulayımcıları ile işbirliği yaparak sahneye çıkaran sanatçı yönetici )
- VAZİFE | ÖDEV ile/||/<> ÖDEV ile/||/<> EV ÖDEVİ
( 1 Belli bir ders konusu ya da ünitesi ile ilgili olarak öğrencinin yapması gereken zihin ya da beden çalışması 2 Tek bir öğrenciye ya da bütün bir sınıfa üzerinde düşünmeleri ve çalışmaları için verilen konu sorun iş ev ödevi sınıf ödevi Yapmak zorunda olduğumuz yapmamız gereken şey ahlakça yükümlü olduğumuz şey Ödev duygusu 1 Ödevlere karşı sorumluluk duygusu 2 İstemelerimizin belirleyicisi olarak ahlak yasası üzerine bilinç Kant )
- VAZİFE TAKSİMİ | TAKSİM-İ AMEL | MESAİ TAKSİMİ | İŞ BÖLÜMÜ ile/||/<> İŞ BÖLÜMÜ
( Bir toplumu oluşturan üyelerin ailelerin ve toplulukların işleri aralarında bölüşmeleri toplumsal yerlerine ve biyolojik yapılarına göre belirli işleri yapmaları Bir organizmada çeşitli görev ve çalışmaların o organizmanın ayrı ayrı bölgeleri araciyle yerine getirilmesi zooloji Çalışma alanındaki sonuçları verimli kılmak ve iyiye götürebilmek amacıyla bunları etkileyebilecek her türlü özellikler göz önünde tutularak bu işin görevlileri arasında bilgi görgü ve yeteneklerine göre dağıtımı İşçilerin üretimin belli alt süreçlerinde uzmanlaşması Bir organizmada çeşitli görev ve faaliyetlerin o organizmanın ayrı ayrı bölgeleri tarafından yerine getirilmesi Hayvan sosyetelerinde görevlerin bölünmesi işçi asker arı gibi Vazife taksimi )
- VAZİFE, HİZMET | ÜFULE, VAZİFE | TÂBİ | VAZİFE | İŞLEV | FONKSİYON ile/||/<> FONKSİYON ile/||/<> GÖREV
( görev görev matematik 1 Bağımsız değişkenler ile bağımlı değişken arasındaki ilişkinin matematiksel ifadesi 2 işlev görev Bir organın normal olarak yaptığı görev Bilgisayarda uygulanacak bir işi oluşturan öğelerden her biri iş birimi 1 Bir nesnenin ya da bir kimsenin gördüğü iş kendisinden beklenen eylem 2 İş görme yetisi 3 Belli bir değişkenle ilişkili olan herhangi bir matematiksel ifade anlamdaş fonksiyon Bir organ ya da bölgeye özgü olan doğal çalışma functio yerine getirme gerçekleştirme 1 Bir organın başarısı gördüğü iş etkinlik biçimi Ör Görme gözün görevidir 2 Bir etkenin değişmesiyle öteki etkenin de değiştiği bağlılık ilişkisi özellikle iki dizi arasındaki yasal bağlantı zooloji Bir sözcüğün sözdiziminde belirttiği iş Güzeller sevimli olur ad görevinde sıfat Arkadaşım güzel konuşur belirteç görevinde sıfat Okul kitabında yanlış kalmamalıdır dolaylı tümleç görevinde tamlama vb Bir organ ya da bölgeye özgü olan doğal faaliyet Fonksiyon )
- VAZIH | AÇIK ile/||/<> AÇIK ile/||/<> KAPALI, DÜĞÜMLÜ
( Kolayca anlaşılan söz yazı Karşıtı kapalı düğümlü Ev çatılarındaki delik Fındıkoluk Bilecik 1 Tecim işlerinde ve genel olarak ödenekliklerde o kuruluşun gelirleriyle giderleri arasındaki olumsuzdengesizlik giderin gelirden fazla olması 2 Kasa ambar mal değerlerinin sayım sonucu yazılımlara göre eksik çıkması 1 Gelirin gideri karşılamaması durumu 2 gedik net )
- VAZIH | AÇIK ile/||/<> BELİRSİZ | KAPALI, DÜĞÜMLÜ
( Kolayca anlaşılan (söz, yazı). Karşıtı bk. kapalı, düğümlü. @@ Ev çatılarındaki delik. (Fındıkoluk -Bilecik) @@ 1. Tecim işlerinde ve genel olarak ödenekliklerde o kuruluşun gelirleriyle giderleri arasındaki olumsuz-dengesizlik, giderin gelirden fazla olması. 2. Kasa, ambar, mal değerlerinin sayım sonucu yazılımlara göre eksik çıkması. @@ 1. Gelirin gideri karşılamaması durumu. 2. bk. gedik @@ @@ @@ bk. net )
- VÂZIH | NET ile/||/<> NET[Fr. < NET | İNG. < LET]
( fizik )
- VAZİYET-İ EZHÂR | ÇİÇEK DURUMU ile/||/<> ÇİÇEK DURUMU
( botanik Bir bitkide özel olarak bir araya gelen çiçeklerin meydana getirdiği yapı çiçek başı İnflüoresans )
- VAZOAKTİF/VASOACTIVE[İng.] ile/değil/yerine/= DAMAR ETKINLEŞTİRICİ
- VAZODEPRESÖR/VASODEPRESSOR[İng.] ile/değil/yerine/= DAMAR BASKILAYICI
- VAZODİLATASYON[İng. VASODILATION] ile/||/<> VAZOKONSTRİKSİYON[İng. VASOCONSTRICTION]
( Kan damarlarının duvarındaki düz kasların gevşemesi sonucu damarların genişlemesi durumu. Bu genişleme, kan akışını artırarak belirli bölgelere daha fazla kan gitmesini sağlar ve kan basıncının düzenlenmesinde rol oynar. @@ Kan damarlarının duvarlarındaki düz kasların daraldığı ya da büzüştüğü fizyolojik süreç.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VAZODİLATASYON/VASODILATATION[İng.] ile/değil/yerine/= DAMAR GENİŞLEMESİ
- VAZODİLATÖR/VASODILATOR[İng.] ile/değil/yerine/= DAMAR GENİŞLETICİ
- VAZOKONSTRİKSİYON/VASOCONSTRICTION[İng.] ile/değil/yerine/= DAMAR BÜZÜLMESİ
- VAZOKONSTRİKTÖR/VASOCONSTRICTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DAMAR BÜZÜCÜ
- VAZOMOTOR/VASOMOTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DAMAR DEVİNIMSEL
- VAZORÖLAKSAN/VASORELAXANT[İng.] ile/değil/yerine/= DAMAR GEVŞETICİ
- VAZORÖLAKSASYON/VASORELAXATION[İng.] ile/değil/yerine/= DAMAR GEVŞEMESİ
- VAZOSPAZM/VASOSPASM[İng.] ile/değil/yerine/= ANİ DAMAR KASILMASI
- VBP/DATA SCIENCE PYRAMID[İng.] ile/değil/yerine/= VERİ BİLİMİ PİRAMİDİ
- VE ile HEM DE
- VECDE GELME | ESRİME ile/||/<> ESRİME
( Dinsel büyüsel ve gizemsel uğraşı alanlarındaki din adamlarının büyücülerin dervişlerin özellikle samanların tanrılarla doğaüstü güçlerle kutsal nesnelerle özdeşleşmek sayrıları sağaltmak büyü yapmak geleceği okumak vb için gövdesel devinimlerden kutsal sözlerden oruçlardan müzikten ya da uyuşturucu bitki ve ilâçlardan yararlanmak yoluyla içine düştükleri geçici ruhsal durum Ulaşılan amaç ya da geçen bir olayın önemi değeri ile çoğu zaman orantılı olmayan kendinden geçme Kişinin kendinden geçmesi duyulur dünyanın dışına çıkarak kendini Tanrıyla birleşmiş sayması durumu )
- VECİBE ile/||/<> OBLIGATION[İng.] ile/||/<> OBLIGATION[Fr.] ile/||/<> BORÇ
- VECİH | YÜZ ile/||/<> YÜZ
( Bir çökyüzlüyü oluşturan çokgenlerden birince sınırlanan düzlemsel bölge Mimarlık Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin tümü Örn önyüz yanyüz arkayüz gibi Don şalvar ve donluk kumaş Yenikent Aksaray Niğde biyoloji matematik yüzey matematik yan )
- VECİZE | ÖZDEYİŞ ile/||/<> ÖZDEYİŞ
( Özlü söz Bir yapıtta özellikle tiyatroda asıl konu olarak ele alınan olaylardan önce geçmiş birtakım başka olguları anlatan ilk bölüm Bir düşünceyi bir duyguyu bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan özlü söz Alnını ne kadar yüksek tutarsan yere o kadar sağlam basarsın Cenap Sahabettin Hasmın sitemin anlamamak hasma sitemdir Nefi Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötettir Ziya Paşa Yükselmeyen düşer ya terakki ya inhitat Tevfik Fikret Şuur devrinde şiir susar şiir devrinde şuur seyirci kalır Ziya Gökalp )
- VECTOR COUPLING COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DU COUPLAGE DU VECTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR ÇİFTLENİM KATSAYISI
- VECTOR FIELD[İng.] / CHAMP VECTEURIEL[Fr.] / VEKTORFELD[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR ALANI
- VECTOR FUNCTION[İng.] / FONCTION VECTORIELLE[Fr.] / VEKTORFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR İŞLEVİ/FONKSİYONU
- VECTOR MESON[İng.] / MÉSON VECTEUR[Fr.] / VEKTORMESON[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR MEZON
- VECTOR PRODUCT[İng.] / PRODUIT VECTORIEL[Fr.] / VEKTORPRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖREL ÇARPIM
- VECTOR[İng.] / VEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR
- VEFA[İng.] ile/||/<> VEFA[Fr.] ile/||/<> VEFA[Alm.] ile/||/<> VEFA
( Abu el Vefa Horasanlı matematikçi ve astronom Geometrik kurgulara ilişkin özgün yapıtları vardır Ayrıca Diophantin yapıtlarını da çevirmiştir )
- VEFASIZ ile SADAKATSİZLİK
- VEGETABLE MARROW, GOURD[İng.] ile/||/<> GOURDE[Fr.] ile/||/<> LAGENARIA SICERARIA[Lat.] ile/||/<> KÜRBISS[Alm.] ile/||/<> SU KABAĞI
( Kabakgiller Cucurbitaceae familyasından beyaz çiçekli meyvelerinin sap kısmı dar uç kısmı küremsi olan tek yıllık otsu sarılıcı bitkiler )
- VEGETATION[İng.] ile/değil/yerine/= VEJETASYON
( Coğrafi bir bölgedeki bitkilerin oluşumu ve yayılımıdır. Bunu inceleyen bilim dalına da vejetasyon denebilir. Sinekoloji olarak da bilinir. Ekolojik istekleri aynı olan bitkilerin birlikler oluşturarak 1 ya da 2 dominant taksonun kontrolünde gösterdiği yayılışı inceler. Bitkiler bulundukları yerde (doğal ortamlar, beşeri araziler değil) tesadüfen bulunmazlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VEHBÎ, FITRÎ | DOĞUŞTAN ile/||/<> DOĞUŞTAN
( Bireyin doğduğu andan beri var olan bununla birlikte kalıtımla ilişkisi olmayan özellik Bir varlığın doğasında bulunan doğduktan sonra kazanılmış öğrenilmiş şeylerin sonucu olmayan doğuşla birlikte var olan Şunlar doğuştan getirilebilir 1 Olmuş bitmiş biçimiyle doğuşla birlikte var olan bir özellik ör bir sakatlık 2 Doğuştan var olan ve geliştirilmesi olanağı bulunan bir yetenek ör müzik yeteneği 3 Doğuşla var olan ama bilinçlendirilmeye gereksinmesi olan doğuştan ideler Kalıtsal olmayan ve doğuşta meydana gelen fizyolojik ve morfolojik bozukluklar 1 Doğumda var olan sonradan biçimlenmemiş konjenital konjenitalis 2 Kalıtsal herediter irsî genetik )
- VEHBÎ, FITRÎ | DOĞUŞTAN ile/||/<> KALITIM
( Bireyin doğduğu andan beri var olan, bununla birlikte kalıtımla ilişkisi olmayan (özellik). @@ Bir varlığın doğasında bulunan, doğduktan sonra kazanılmış, öğrenilmiş şeylerin sonucu olmayan, doğuşla birlikte var olan. //Şunlar doğuştan getirilebilir: 1. Olmuş bitmiş biçimiyle doğuşla birlikte var olan bir özellik (ör. bir sakatlık). 2. Doğuştan var olan ve geliştirilmesi olanağı bulunan bir yetenek (ör. müzik yeteneği). 3. Doğuşla var olan, ama bilinçlendirilmeye gereksinmesi olan. bk. doğuştan ideler @@ Kalıtsal olmayan ve doğuşta meydana gelen fizyolojik ve morfolojik bozukluklar. @@ 1. Doğumda var olan, sonradan biçimlenmemiş, konjenital, konjenitalis. 2. Kalıtsal, herediter, irsî, genetik. )
- VEHM-İ HAVAS, GALAT-I HİS | GALATI İDRAK, İLLÜZYON | VEHİM | İLLÜZYON | LAFZ-I TAKLÎDÎ, SAVT-I TAKLÎDÎ | PARODİ ile/||/<> PARODİ ile/||/<> YANILSAMA ile/||/<> YANSILAMA
( Paroode Karşıt ezgi Ciddi sayılan bir yapıtın bir bölümünü ya da tümünü alaya alarak biçimini bozmadan ona bambaşka bir öz vererek biçimle öz arasındaki bu ayrılıktan gülünç etki çıkaran tür Parodi bir olayı ya da önemsenen bir kişiyi aynı tutumla gülünçleştirebilir yanılsama Ciddi olduğu varsayılan bir yapıtın bir bölümünü ya da tümünü koşutlukları koruyarak alaya alan biçimini bozmadan ona bambaşka bir içerik vererek özle biçim arasındaki bu karşıtlıktan gülünç ve eleştirel etkiyi var eden oyun biçimi Göz bağlama Var olan bir nesne ya da canlıyı yanlış ayrımlı ya da değişik olarak algılama Duyu ergenlerinin aldanması bir görünüşün gerçek sanılması bir görünüşü gerçek sandıran duygu ve us yanılması Algı bozukluğu ya da duyu yanılgılarına bağlı olarak nesne ve durumları olduğundan değişik kavrama illusio yanılma aldanma kuruntu 1 Duyu yanılması yanlış algılama Sanrı hallucinationdan ayrılığı algılanan şeyin gerçekten var olmasıdır 2 Yanlış tasarım ve umut kuruntu 3 Bize gerçek dünyayı bir süre için de olsa unutturan sanat yoluyla yaratılmış görüntü K Lange sanatın kökenini insanın yanılsamaya duyduğu gereksinme ile açıklamaya çalışır Das Wesen der Kunst 1911 Gözbağlama parodi Türün öteki üyelerinin davranışlarını öğrenme söz konusu olmadan yansılama eğilimi Doğa seslerinin yansılanmasından doğan sözler pat küt vız hır Konuşmada yazın dilinde bunların güçlü seslerinden yararlanılır deniz aynı şiddetiyle şırakşırak dövüp eziyor köhne teknenin şişkinsiyah kuburgasını Tevfik Fikret Balıkçılar yansılama uyumu Ciddî bir eserin bir şiirin alaylı bir şekilde yazılan benzeri YANSILAMAK Parodier Doğadaki insan dışı canlı ve cansız varlıkların çıkardığı ses ve gürültüleri taklit yolu ile yansıtan sözler gür gür çat pat pat pat küt küt hır hır gürül gürül hav hav civ civ ciyak ciyak mışıl mışıl zırıl zırıl parılda patırda hırılda vb )
- VEHM-İ HAVAS, GALAT-I HİS | GALATI İDRAK, İLLÜZYON | VEHİM | İLLÜZYON | LAFZ-I TAKLÎDÎ, SAVT-I TAKLÎDÎ | PARODİ ile/||/<> SATİR | YANILSAMA
( (Yun. Paro-ode = Karşıt ezgi),Ciddi sayılan bir yapıtın bir bölümünü ya da tümünü alaya alarak, biçimini bozmadan ona bambaşka bir öz vererek biçimle öz arasındaki bu ayrılıktan gülünç etki çıkaran tür. Parodi, bir olayı ya da önemsenen bir kişiyi aynı tutumla gülünçleştirebilir (bk. yanılsama.) @@ Ciddi olduğu varsayılan bir yapıtın bir bölümünü ya da tümünü koşutlukları koruyarak alaya alan, biçimini bozmadan ona bambaşka bir içerik vererek, özle biçim arasındaki bu karşıtlıktan gülünç ve eleştirel etkiyi var eden oyun biçimi.@@Göz bağlama. @@ Var olan bir nesne ya da canlıyı yanlış, ayrımlı ya da değişik olarak algılama. @@ Duyu ergenlerinin aldanması; bir görünüşün gerçek sanılması; bir görünüşü gerçek sandıran duygu ve us yanılması. @@ Algı bozukluğu ya da duyu yanılgılarına bağlı olarak nesne ve durumları olduğundan değişik kavrama. @@ ( Lat. illusio = yanılma, aldanma, kuruntu):1. Duyu yanılması, yanlış algılama. (Sanrı = hallucination'dan ayrılığı; algılanan şeyin gerçekten var olmasıdır.) 2. Yanlış tasarım ve umut; kuruntu. 3. Bize gerçek dünyayı bir süre için de olsa unutturan, sanat yoluyla yaratılmış görüntü. (K. Lange sanatın kökenini insanın yanılsamaya duyduğu gereksinme ile açıklamaya çalışır. 'Das Wesen der Kunst', 1911.) @@ Gözbağlama.@@bk. parodi. @@ Türün öteki üyelerinin davranışlarını, öğrenme söz konusu olmadan yansılama eğilimi. @@ Doğa seslerinin yansılanmasından doğan sözler: pat, küt, vız, hır... (Konuşmada, yazın dilinde bunların güçlü seslerinden yararlanılır; . ...;deniz aynı şiddetiyle şırak-şırak dövüp eziyor köhne teknenin şişkin-siyah kuburgasını ) (Tevfik Fikret, Balıkçılar) bk. yansılama uyumu. @@ Ciddî bir eserin, bir şiirin alaylı bir şekilde yazılan benzeri (YANSILAMAK, Parodier). @@ Doğadaki insan dışı canlı ve cansız varlıkların çıkardığı ses ve gürültüleri taklit yolu ile yansıtan sözler: gür gür, çat pat, pat pat, küt küt, hır hır, gürül gürül, hav hav, civ civ, ciyak ciyak, mışıl mışıl, zırıl zırıl, parılda-, patırda-, hırılda- vb. @@ )
- VEHOPHOBIA[İng.] ile/değil/yerine/= VEHOFOBİ
( Araba kullanmaya karşı aşırı korku olarak bilinen, Yunancada "sürmek" anlamına gelen ὄχλος ("vĕho") ve "korku" kelimesinin karşılığı olarak kullanılan φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VEIL[İng.] ile/||/<> VOILE[Fr.] ile/||/<> SCHLEIER, VERSCHLEIERUNG[Alm.] ile/||/<> PEÇELENME
( Gökyüzü resimlerinde plakların hafifçe kararması )
- VEINLET[İng.] ile/||/<> FILONET, VEINULE[Fr.] ile/||/<> ADER, GÔNGCHEN[Alm.] ile/||/<> DAMARCIK
( Mineral ya da madenle dolmuş küçük ince çatlak )
- VEJETATİF HAYAT/VEGETATIVE STATE[İng.] ile/değil/yerine/= BİTKİSEL YAŞAM
- VEJETATİF/VEGETATIVE[İng.] ile/değil/yerine/= BİTKİSEL
- VEKİL | YETKİLİ ile/||/<> YETKİLİ
( Bir başkasının adına ve sayışımma iş yapabilmek üzere yetkilendirilen kişi yetki )
- VEKİL ile/||/<> VEKİL[Ar. < VEKİL]
- VEKTÖR[İng. < VECTOR ][Fr. < VECTEUR] ile/değil/yerine/= BİLEŞKE | YÖNEY | TAŞIYICI
( Doğrultusu, yönü, uzunluğu belirli olan ve bir ok imiyle gösterilen doğru çizgi. | Büyüklüğü ile yönü olan nicelik. | Enfeksiyon etkenini bir konaktan diğerine aktaran genellikle eklem bacaklı, omurgalı ya da omurgasız taşıyıcı dirimli. )
- VEKTÖR[İng. VECTOR] ile/||/<> ELEKTRİK ALAN[İng. ELECTRIC FIELD] ile/||/<> ELEKTRİK DİPOL MOMENTİ[İng. ELECTRIC DIPOLE MOMENT] ile/||/<> GRADYAN[İng. GRADIENT] ile/||/<> İVME[İng. ACCELERATION]
( Biyoloji: Plazmit, faj ya da kosmidin yabancı DNA ya klonlamak için yerleştirilmesi. @@ Fizikte sabit ya da hareketli elektrik yüklerine, kendi doğrultusunda bir kuvvet uygulayabilen vektörel alan olarak tanımlanır. Birimi volt/metredir. @@ Elektromanyetizmada elektrik yükleri ile konum vektörleri çarpımlarının toplamına eşit olan elektrik yük dağılımının karakteristik niceliği. Başka bir deyişle iki karşıt yük varlığında, eksi yükten artı yüke doğru olan yer değiştirme vektörünün yükle çarpılmasıyla elde edilen vektörel nicelik. @@ Almanca
Gradient
Fransızca
Gradient
Bir fonksiyonun değişim hızını ve yönünü gösteren vektör. Bir skaler alanın her noktasındaki türevlerin birleşiminden oluşur ve fonksiyonun en hızlı artış yönünü belirtir. Matematiksel olarak, gradyan bir vektör alanı oluşturur ve genellikle ∇f sembolü ile gösterilir. @@ Bir hareketlinin birim zamandaki hız değişimi. İvme vektörel bir nicelik olup "a⃗\vec{a}
a
" ile gösterilir. SI birimi m/s2dir. İvmenin matematiksel formülü şu şekildedir:
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VELÂYET ile/ve VESÂYET
( Korunma. İLE/VE Sakınma. )
- VELİ ile VELAYET ile VELAYET
- VELOCITY COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE LA VITESSE[Fr.] / GESCHWINDIGKEITSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= HIZ KATSAYISI
- VELOCITY GRADIENT[İng.] / GRADIENT DE VITESSE[Fr.] ile/değil/yerine/= HIZ GRADYANI
- VELOCITY MODULATION[İng.] / MODULATION DE VITESSE[Fr.] / GESCHWINDIGKEITSMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= HIZ KİPLEMESİ
- VELOCITY OF FIELD[İng.] / VITESSE DE CHAMP[Fr.] / FELDGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN HIZI
- VELOCITY[İng.] ile/değil/yerine/= HIZ
( Hareketli cisimlerin birim zamanda yaptığı yer değiştirmedir. Vektörel bir büyüklük olup "v⃗\vec{v}
v
" ile gösterilir. Hızın SI birimi "m/s"dir. Bunun yanında "km/h" ve "cm/s" gibi birimler de kullanılabilir. Hızın matematiksel formülü şu şekildedir:
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VELOSİTE/VELOCITY[İng.] ile/değil/yerine/= HIZ
- VEN/VEIN[İng.] ile/değil/yerine/= TOPLARDAMAR
- VENA CONTRACTA[İng.] / CONTRACTION DE LA VEINE[Fr.] / VENA CONTRACTA[Alm.] ile/değil/yerine/= VENA KONTRAKTA
- VENETIAN RED[İng.] / ROUGE VÉNITIEN[Fr.] / ZEMENTROT[Alm.] ile/değil/yerine/= VENEDİK KIRMIZISI
- VENOGRAFİ/VENOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= TOPLARDAMAR GÖRÜNTÜLEMESİ
- VENOM[İng.] ile/değil/yerine/= HAYVANSAL ZEHİR
- VENTILASYON/VENTILATION[İng.] ile/değil/yerine/= SOLUTMA
- VENTİLATÖR[İng. < VENTILATOR] ile/değil/yerine/=/||/<> SOLUNUM CİHAZI
- VENTILATÖR/VENTILATOR[İng.] ile/değil/yerine/= HAVALANDIRICI | SOLUTUCU
- VENTRAL[İng.] ile/değil/yerine/= ÖN | KARIN (İLİŞKİLİ)
- VENTRICLE[İng.] ile/değil/yerine/= VENTRİKÜL/KARINCIK
( Kalbin alt kısmında, vücudun anterior bölgesinde bulunan iki adet odacığın adıdır. Karıncık da denir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
(1996'dan beri)