Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 35.706 başlık/FaRk ile birlikte,
35.706 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(132/144)


- TOPUK ile TOPUK

( İnsan ayağının toparlakça olan alt arka bölümü. | Ökçe. | Belirli bir amaçla kazılmaksızın asıl yerinde bırakılan kömür bloku ya da cevher kütlesi. | Akarsu ağzının az ilerisinde oluşan kum birikintisi. | Sütun ve direklerin alt bölümü. İLE Kaçmak. )


- TOPUZ ile TOPUZLU


- TOR ile/||/<> TOR[Fr. < TORE]

( I Örgü kazak Büyükdivanköyü Çorum II 1 Seyrek örgülü balıkçı ağı Gerze Sinop 2 Balık ağı Dereyazıcı Alaca Çorum 3 Örgü kazak Büyükdivanköyü Çorum Galsama ve fanyalı ağlara balıkçı tarafından verilen ad )


- TORAKS/THORAX[İng.] değil/yerine/= GÖĞÜS BOŞLUĞU, GÖĞÜS KAFESİ/KÜSRİ(KABURGA KEMİKLERİ)[dvnlgttrk]


- TORBERNITE[İng.] / TORBERNITE[Fr.] / URANGLIMMER, KUPFERUNGLIMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= TORBERNİT


- TÖRE BİLİMİ | TÖREL | ETİK ile/||/<> ETİK ile/||/<> ETİK[Fr. < ÉTHIQUE]

( 1 Ahlak felsefesi 2 Felsefenin ödev yükümlülük sorumluluk ve erdem gibi kavramları analiz eden doğruluk veya yanlışlık ile iyi veya kötü yle ilgili ahlaki yargıları ele alan ahlaki eylem in doğasını soruşturan ve iyi bir yaşamın nasıl olması gerektiğini açıklamaya çalışan dalı )


- TÖRE ile/ve KİMLİK


- TÖRE = ÖRF/ADÂT = CUSTOMS[İng.] = MOEURS[Fr.] = SITTE[Alm.] = MOS-MORES[Lat.] = ADUANA[İsp.]


- TORELE değil TOLERE[İng. < TOLERENCE]


- TÖREN ile TÖRENLER ile TÖREN


- TORİK ile/||/<> TORİK[Yun.]

( Sarda sarda Kemiklibalıklar Teleostei takımının uskumrugiller Scomridae familyasından bir balık türü Uzunluğu 1 m kadar olur Eti lezzetlidir Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşar zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının uskumrugiller Scomridae familyasından 1 m kadar uzunlukta Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşayan bir tür Palamut Kökeni karışıktır Meyer TürkSt 26 Rumcadan geldiğini yazmışsa da Rumca karşılığını vermemiştir Tzitzilis GrLw 511 ağızlarda kurutulmuş balık çiroz olarak kullanılan darık biçimini R ταρίχια Salzheringe sözüyle birleştirmiştir Ona göre küçük sazan balığına verilen daraklık adı da Rumcadan kalma bir alıntıdır daraklık Tzitzilis bu bağlamda yazı dilimizde kullanılan torik biçimini de saymıştır Theodoridisin torik biçiminin Ermenice yoluyla Rumcadan alındığı yolundaki savı taṛex tarex Yeni BErm daṙex düşündürücüdür Islamkundliche Abhandlungen 17 175 Ancak Theodoridis balık adlarımızın büyük bir bölümünün Rumcadan alındığını göz ardı etmiştir Dankoff ALT 697 da torikin Ermeniceden kalma bir biçim olduğunu yazmış Theodoridisin yazısına göndermede bulunmuştur Ancak Dankoffun Tzitzilisin eserini göz önüne almadığı göze çarpıyor Georgacasa göre FT 133 138 Rumcadan alınmıştır Rumca ταρίχι Bizans Rumcasında ταρίχιν olarak geçer Georgacas IT 156157 Rumca τορίκι biçimi Türkçeden alınmıştır Andriotis EL 367368 İkinci ve üçüncü anlamlar Türkçede gelişmiştir )


- TORK/TORQUE[İng.] değil/yerine/= DÖNDÜRME MOMENTİ


- TORNA YAPMAK, TORNA ETMEK | TORNALAMAK ile/||/<> TORNALI

( Ağacı torna makinesinde biçimlendirme eylemi. )


- TORNA YAPMAK, TORNA ETMEK ile/||/<> TOURNER[Fr.] ile/||/<> DRECHSELN[Alm.] ile/||/<> TORNALAMAK

( Ağacı torna makinesinde biçimlendirme eylemi )


- TORNA ile TORNA OPERATÖRÜ


- TOROID[İng.] ile/değil/yerine/= TOROİD


- TOROIDAL CORE[İng.] / NOYAU TOROÏDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL ÇEKİRDEK


- TOROIDAL FIELD[İng.] / CHAMP TOROIDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL ALAN


- TOROIDAL MACHINE[İng.] / MACHINE TOROÏDALE[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL MAKİNE


- TOROIDAL MAGNETIC CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT MAGNÉTIQUE TOROIDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL MANYETİK DEVRE


- TOROIDAL WINDING[İng.] / ENROULEMENT TOROÏDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL SARGI/SARIM


- TORPİL BALIĞI ile/||/<> TORPİL BALIĞI

( anlamı uyuşturan balık Torpedo marmorata Kökekbalıkları Selachii takımının uyuşturanbalığıgiller Torpedinidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 1 5 genişliği 1 m Ağırlığı 30 kgr Rengi yaşadığı yere göre değişir Kuma gömülür Kuyruğu ile insana çarpınca uyuşturur Atlantik Pasifik Okyanusları ve Akdenizde yaşar Köpek balıkları Selachii takımının uyuşturan balığıgiller Torpedinidae familyasından 1 5 m kadar uzunlukta 1 m kadar genişlikte 30 kg kadar ağırlıkta rengi yaşadığı yere göre değişebilen kuma gömülen kuyruğunu insanlara vurunca uyuşturan Atlantik Pasifik Okyanusu ve Akdenizde yaşayan bir tür Uyuşturan balık Vatoz balıkları Rajiformes takımının uyuşturan balığıgiller Torpedinidae familyasından 1 5 m kadar uzunlukta 1 m kadar genişlikte 30 kg kadar ağırlıkta olabilen rengi yaşadığı yere göre değişebilen kuma gömülen kuyruğunu insanlara vurunca uyuşturan Atlantik Pasifik Okyanusu ve Akdeniz de yaşayan bir tür uyuşturan balık kadırga balığı mermer balığı Torpil balığı )


- TORPİL ile/ve/değil/yerine HAKKINI TESLİM ETMEK


- TÖRPÜ ile/||/<> TÖRPÜ

( Ağaçtan çok sayıda küçük yonga kopararak iş gören ve genellikle eğmeçli parçaların biçimlendirilmesinde kullanılan el aracı genel uygulayım Tahta ya da ham döküm parçalarının yüzeylerini düzeltmek için kullanılan araç Törpüleme işinde kullanılan araç Ağızlarda dörpü kalın dişli büyük eğe olarak kullanılır Az törpü Türkmencede törpi tərpə Orta Türkçede törpig olarak geçer Brockelmann OGM 60 Rusçaya terpug olarak geçmiştir )


- TORR[İng.] / TORE, TORR[Fr.] ile/değil/yerine/= TOR


- TORRICELLI EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIENCE DE TORRICELLI[Fr.] / TORRICELLI-VERSUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= TORRİCELLİ DENEYİ


- TORRICELLI LAW[İng.] / LOI DE TORRICELLI[Fr.] / TORRICELLISCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TORRİCELLİ YASASI


- TORRICELLI VACUUM[İng.] / VIDE TORRICELLIEN[Fr.] ile/değil/yerine/= TORRİCELLİ VAKUMU


- TORSION ANGLE[İng.] / ANGLE DE LA TORSION[Fr.] / TORSIONSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= BURULMA AÇISI


- TORSION BALANCE[İng.] / BALANCE DE LA TORSION[Fr.] / TORSIONSWAAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= BURULMA TERAZİSİ


- TORSION ELASTICITY[İng.] / ÉLASTICITÉ DE TORSION[Fr.] / TORSIONSELASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= BURULMA ESNEKLİĞİ


- TORSION PENDULUM[İng.] / PENDULE DE TORSION[Fr.] / TORSIONSPENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= BURULMA SARKACI


- TORSIONAL HYSTERESIS[İng.] ile/değil/yerine/= BURULMALI HİSTEREZİS


- TORSIONAL OSCILLATIONS[İng.] / VIBRATIONS DE TORSION[Fr.] / TORSIONSSCHWINGUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BURULMA TİTREŞİMLERİ


- TORSIONAL WAVES[İng.] / ONDES DE TORSION[Fr.] ile/değil/yerine/= BURULMA DALGALARI


- TORSİYON | BURMA ile/||/<> BURMA ile/||/<> BURMAK

( I Fese dikilen altınlar Celiptaş Yalvaç Isparta II Musluk Muğlaj III Bir fanila motifi Yenikent Aksaray Niğde burulma tarım Metal parçayı bir eksen çevresinde döndürme işlemi )


- TORSİYON/TORSION[İng.] değil/yerine/= BURULUM


- TORTİKOLİS/TORTICOLLİS[İng.] değil/yerine/= EĞRİ BOYUN


- TORTİYOZ/TORTUOUS[İng.] değil/yerine/= KIVRIMLI


- TORTİYOZİTE/TORTUOSITY[İng.] değil/yerine/= KIVRIMLILIK


- TORTONIAN AGE[İng.] değil/yerine/= TORTONİYAN ÇAĞI

( Günümüzden 11.608.000 ile 7.246.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TORUN ile TORUNLAR


- TORYUM ile/||/<> TORYUM[Fr. < THORIUM]

( kimya Atom numarası 90 atom ağırlığı 232 12 olan doğal radyoaktif element Th )


- TOTAL EXTRACTION[İng.] ile/değil/yerine/= TAM ÖZÜTLEME


- TOTAL HARDNESS[İng.] / DURETÉ TOTAL[Fr.] / GESAMTES HÄRTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPLAM SERTLİK


- TOTAL RADIATION PYROMETER[İng.] ile/değil/yerine/= TOPLAM IŞINIM PİROMETRESİ


- TOTAL REFLECTION[İng.] / GESAMTREFLECTION, GESAMTREFLEXION[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPLAM YANSIMA


- TOTAL SITUS INVERSUS, SITUS INVERSUS TOTALIS[İng.] değil/yerine/= TAM TERS KONUM


- TOTEMİZM | TOTEMCİLİK ile/||/<> TOTEMCİLİK

( Bir klanın bir insan topluluğunun ya da tek bir kişinin aynı atadan geldiğine inandığı bir hayvana bir bitkiye bir nesneye ya da seyrek olarak bir doğa olayına alkım fırtına şimşek vb gizemsel büyüsel ve akrabasal duygularla bağlanışı bu bağlanıştan doğan görevler yasaklar ve kuttörenler Çok yönlü ve karışık olan totemcilik başlıca üç biçimde görülür Bireysel totemcilik klan totemciliği cinse bağlı totemcilik 1 İlkel budunlarda özellikle Amerika ve Avusturalya yerlilerinde belli insan topluluklarının kendilerinin bir hayvan türüyle bazen de bir bitki ile doğal bir nesne ile soyca akraba oldukları inancı Bu hayvan türü ya da nesne totem sonradan kutsal sayılmıştır 2 Durkheimda ve Freudda Totem inancının dinin ilkel biçimi toteme dayanan tabuların da ahlakın ilkel biçimi olduğunu öne süren görüşler Bir insan topluluğunun ya da tek bir kişinin gizemsel ve büyüsel duygularla bağlı bulunduğu hayvan bitki doğasal olay ya da cansız bir nesne a totemcilik )


- TOUR[İng.] ile/||/<> TOURNÉE[Fr.] ile/||/<> GASTSPIELREISE[Alm.] ile/||/<> TURNE[Fr. < TOURNÉE]

( Bir tiyatro topluluğunun bir yerden bir yere giderek oyunlar oynaması )


- TOURISTE[Fr.] ile/||/<> TURİST[Fr.]

( Dinlenme eğlenme görme tanıma vb amaçlarla geziye çıkan kimse gezgin seyyah Bugün yabancı uyruklu oldukları tespit edilen ve memleketimizde turist olarak bulunan bazı kimseler bir bankayla bir dükkânı soymuşlardır Adalet Ağaoğlu Toplu OyunlarKozalar 322 Peki İzmir e neden gelmiş Turist midir Yakup Kadri Karaosmanoğlu Gençlik ve Edebiyat Hatıraları 90 Millî kütüphanelerimize girmeyen girerse bir turist gibi raflara duvarlara ve tavana bakıp giden cahil kişidir Peyami Safa Din İnkılâp İrtica 116 Evvelki gün Amerikan turistlerinin bindikleri otomobiller katarına rastladım Ahmet Rasim Muharrir Bu Ya 428 Bu otellerde turistler kalıyorlar Yavuz Bülent Bakiler Üsküp ten Kosova ya 8 Avrupalı bir turist kartpostallık manzaralar dışında iç hayatınıza nüfuz etmek imkânını bulabilir mi Necip Fazıl Kısakürek Aynadaki Yalan 176 İki savaş arası dönemin bütün karikatürlerinde Amerikalı turist zevksiz giyinen tuhaflık meraklısı zengin bir görgüsüzdü Attila İlhan Aydınlar Savaşı 59 Bir gün sokakta bir Amerikalı turiste rastladım Halikarnas Balıkçısı Ötelerin Çocuğu 34 Sonra o yaşlı turistler için acımasızca düşündüklerimi anımsayıp kendi kendime şöyle diyorum Aziz Nesin Ah Biz Ödlek Aydınlar 38 Selim turistlerin arasına saklanıp dışarıya çıkmış Yaşar Kemal Allahın Askerleri 175 Turistler ta nerelerden gelmiş öle bayıla kapışıyorlar Türk halısı Türk halısı diye Nezihe Meriç Toplu Öyküleri 2 104 Turist rehberleri uluslararası iş adamlarından oluşan koro sahnedeki yerini çoktan almıştı Tomris Uyar Yaza Yolculuk 19 Turist acentalarından söz edildiğini işitmişti Selim İleri Ölünceye Kadar Seninim 71 Antalya ya turist gelir mi Oğuz Özdeş Şebnem 97 İflah bulmaz esrarkeşle snob aydın sırıtık turistle karamsar sanatçı burada dirsek dirseğe kafa cilalardı Haldun Taner Ölür İse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil 225 Genç bir turist rehberi yabancı bir turisti Arıburnu Anzak Koyu na doğru götürmekteydi Buket Uzuner Uzun Beyaz Bulut Gelibolu 15 Dış ülkelere ancak turist olarak gitmek istiyor Ayşe Kulin Bir Varmış Bir Yokmuş 68 Arabasını St Germain meydanında park edip giden İtalyan turistin hali örneğin Pınar Kür Yarın Yarın 108 Ancak zengin turistlere müyesser olur Refik Halid Karay Kadınlar Tekkesi 370 Bu adam turist değil dedi birisi Oğuz Atay Korkuyu Beklerken 17 )


- TOURMALINE[İng.] / TOURMALINE[Fr.] / TURMALIN[Alm.] ile/değil/yerine/= TURMALİN


- TOURNAISIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= TORNASYAN EPOKU

( Günümüzden yaklaşık olarak 358.900.000 ile 346.700.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir. Kaynaklarda bir örneği görülebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TOWEL CLAMP[İng.] ile/||/<> ÖRTÜ PENSİ

( Operesyon sahasını örten kumaşları tutan pens serviyet pensi )


- TOWEL CLAMP[İng.] ile/||/<> SERVİYET PENSİ

( Örtü pensi )


- TOWN GAS, COAL GAS[İng.] / GAZ DE VILLE[Fr.] ile/değil/yerine/= ŞEHİR GAZI, KÖMÜR GAZI


- TOWNSEND CHARACTERISTIC[İng.] / CARACTÉRISTIQUE DE TOWNSEND[Fr.] / TOWNSEND-CHARAKTERISTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= TOWNSEND KARAKTERİSTİĞİ


- TOWNSEND COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE TOWNSEND[Fr.] / TOWNSEND-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= TOWNSEND KATSAYISI


- TOWNSEND DISCHARGE[İng.] ile/değil/yerine/= TOWNSEND YÜK BOŞALMASI


- TOXAPHENE[İng.] / TOXAPHÈNE[Fr.] / TOXAPHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TOKSAFEN


- TOXIC DOSE[İng.] ile/değil/yerine/= TOKSİK DOZ


- TOXIC[İng.] ile/değil/yerine/= TOKSİK


- TOXICITY, TOXIC EQUIVALENT[İng.] ile/değil/yerine/= TOKSİSİTE


- TOXICITY[İng.] ile/||/<> ZEHİRLİLİK

( Zehirli veya zararlı olabilme derecesi veya niteliği toksisite )


- TOXICOLOGY[İng.] / TOXICOLOGY, TOXICITÉ[Fr.] / GIFTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİLİK, TOKSİKOLOJİ


- TOXIN[İng.] / TOXIN[Alm.] ile/değil/yerine/= TOKSİN


- TOY ile/||/<> TOY

( Gelişimsel duruma göre daha çok erken yaş ya da dönemlere özgü oturmamış davranışlar gösteren kişi Halk öykülerinin sonunda okunan ezgisi oynak neşeli türkü Davul Eşmeyazı Kars büyük toy kuşu Orta Türkçede toy toδ Orta Kıpçakçada toy doy olarak geçer İkinci anlam Türkçede sonradan ortaya çıkmıştır )


- TOY ile TOY ile TOY ile TOY ile TOY[İng.]

( Gençliği nedeniyle görgüsüz ve beceriksiz olan. İLE İLE Devlet işlerinin görüşüldüğü kurultay[meclis], büyük ziyafet, şölen ya da şenlik. İLE Kızıl tüylü bir kuş.[Lat. OTIS TARDA] İLE Tuz Gölü yakınında, Kütahya ve Doğu Anadolu'da bulunur. İLE Oyuncak. )


- TOY >< YETİŞKİN

( Gelişimsel duruma göre, daha çok erken yaş ya da dönemlere özgü oturmamış davranışlar gösteren (kişi). @@ Halk öykülerinin sonunda okunan, ezgisi oynak, neşeli türkü. @@ Davul. (Eşmeyazı -Kars) @@ bk. büyük toy kuşu @@ Orta Türkçede toy, toδ, Orta Kıpçakçada toy, doy olarak geçer. İkinci anlam Türkçede sonradan ortaya çıkmıştır. )


- TOYGİLLER ile/||/<> TOYGİLLER

( Otididae otis toy kuşu Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının bataklıkkuşları Grallae takımının bir familyası Büyük ve ağır kuşlardır Bacakları uzun ve kuvvetlidir Eski Dünyada yaşarlar Böcek tane v b yerler Büyük toy kuşu Otis tarda küçük toy kuşu O tetrax iyi bilinen türleridir zooloji Kuşlar Aves sınıfının bataklık kuşları Grallae takımından bacakları uzun ve kuvvetli böcek tane vb beslenen büyük ve ağır kuşları içine alan bir familya )


- TOYNAK ile TOYNAKLI


- TÖZ = CEVHER = SUBSTANCE[İng., Fr.] = das WESEN, WESENHEIT, STAMMBEGRIFF, SUBSTANZ[Alm.] = SUBSTANTIA[Lat.] = HË UZIA, HYPOSTASIS, HYPOKEIMENON[Yun.] = SOSTANZA[İt.] = SUBSTANCIA[İsp.] = SUBSTANTIE[Fel.] = SUBSTANS[Dan.] = SUBSTANTSIYA[Rus.]


- TOZ ile DUMAN

( [Divan şiirinde] Bir toprak parçası olarak gubâr, sevgilinin yüceliğinin ve değerinin büyüklüğünü anlatmada kullanılır. )


- TOZ ve/||/<> TOPRAK

( Zamanı simgeler. VE/||/<> Mekânı simgeler. )

( Tarihi simgeler.[Ne yazık ki, bazı/çoğu şeyi bilmeyenler, değerini bilmiyor.] VE/||/<> Coğrafyayı simgeler.["Korumayı" "biliyoruz."] )

( Ardardalığı, derinliği simgeler. VE/||/<> Birlikteliği, yanyanalığı simgeler. )

( Tini simgeler. VE/||/<> Gövdeyi simgeler. )


- TOZ ile TOZ ile TOZ ile TOZ

( Çok küçük ve hafif parçacıklara bölünmüş toprak. | Çok küçük parçacıklara bölünmüş olan herhangi bir nesne. | Katıların fiziksel etkilerle ufalanması sonucu oluşan, tane irilikleri yaklaşık bir mikron büyüklüğünde parçacıklar. | Genellikle tanelerin temizlenmeleri ya da öğütülmeleri sırasında meydana gelen ince durumdaki kuru parçacıklar. | Bu durumda olan. İLE Yayın kabzası üzerine kaplanan kayın ağacı kabuğu ve kirişi. İLE Asalak öldürücü olarak kullanılan katı bitkisel ya da madensel nesnelerin öğütülmüşü. | Hayvansal, bitkisel ve madensel kökenli nesnelerden elde edilen, organik ve inorganik yapılı, kuru ve birbiriyle bağlantısı olmayan ilaç biçimi. İLE Diz. )


- TOZ ile TOZUNU ALMAK ile SİLGİ ile TOZ ALMA ile ÇÖPÇÜ


- TPM/TEMPORARY PACEMAKER[İng.] değil/yerine/= GEÇİCİ KALP PİLİ


- TPN/TOTAL PARENTERAL NÜTRİSYON TOTAL PARENTERAL NUTRITION[İng.] değil/yerine/= TÜMÜYLE DAMARDAN BESLENME


- TRABEKÜLASYON/TRABECULATION[İng.] değil/yerine/= BÖLMELENİM


- TRACE ELEMENTS[İng.] / TRACE ÉLÉMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= ESER ELEMENTLER


- TRACEABILITY[İng.] değil/yerine/= İZLENEBİLİRLİK


- TRACER ELEMENT[İng.] / TRACER ELEMENT, RADIOINDIKATOR ELEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= İZLEYİCİ ELEMENT


- TRACER GAS[İng.] ile/değil/yerine/= İZLEYİCİ GAZ


- TRACHEA[İng.] değil/yerine/= TRAKEA

( Nefes borusu; kıkırdak halkalarla güçlendirilmiş, gırtlaktan bronşiyal tüplere uzanan ve akciğerlere ve akciğerlerden hava taşıyan büyük bir membranöz tüp.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TRACHOMA[İng.] ile/||/<> TRAHOM[Fr. < TRACHOME]

( Chlamydia trachomatis in neden olduğu konjunktiva ve korneanın kronik enfeksiyonu )


- TRADE INSTITUTE[İng.] ile/||/<> ÉCOLE PROFESSIONNELLE[Fr.] ile/||/<> SANAT ENSTİTÜSÜ

( Endüstrinin türlü dallarına ve küçük sanatlar alanına bilgili usta işçi ve teknisyen yetiştirmek amacını güden ortaokula dayalı ve öğrenim süresi 3 yıl olan öğretim kurumu )


- TRADE WIND[İng.] ile/||/<> ALIZÉ[Fr.] ile/||/<> PASSAT[Alm.] ile/||/<> ALİZE[Fr. < ALIZÉ]

( Her iki yarımyuvarda dönenceler üzerindeki yüksek basınç alanlarından eşleksel alçak basınç alanına doğru esen sürekli rüzgârlar )


- TRADEMARK[İng.] ile/değil/yerine/= TİCARİ MARKA


- TRADITION BEARER[İng.] ile/||/<> PORTEUR DE LA TRADİTİON[Fr.] ile/||/<> TRADITIONSTRAGER[Alm.] ile/||/<> KAYNAK KİŞİ | HALK KÜLTÜRÜ

( Kendisinden halk kültürüyle ilgili bilgiler sağlanan birey halk kültürü )


- TRADITION/CONVENTIONAL[İng.] değil/yerine/= TRADITION[Fr.] değil/yerine/= GELENEKÇILIK

( Kimi toplumlarda saptanan geleneklere sıkı sıkıya bağlılık durumu, bk. gelenek, krş. boşinanççılık. @@ Geleneğin ürünü olan toplum özelliklerinin, toplumun gerçek gereksinmeleri sonucu ortaya çıktığını düşünen, geleneklerin toplum yaşayışında çok önemli etki ve görevleri bulunduğunu ileri süren bir öğreti. @@ Sanatta geçmişin değerlerine ve geleneğine bağlı olma durumu. @@ 1. a. Geleneklere aşırı değer verme eğilimi, b. Eskimiş olana, alışkanlıklara, eski inanışlara yakınlık duyan yaşama tutumu. 2. (Özel anlamada) 19. yüzyılda Fransa'da katolik bilginlerce (Bonald, de Maistre vb. ) Aydınlanma'ya karşı geliştirilen, doğruluğun gelenekle, özellikle kilise geleneğiyle bilinebileceğini öne süren öğreti.@@Bir kuşaktan diğerine tarihsel ve toplumsal bazı değişikliklere uğradıktan sonra ve yalnız konuşma yoluyla geçerek çağımıza ulaşan, kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, bk. geleneksel yasa, gelenek özdeği, gelenekçilik, geleneksel zincir, geleneksel uygarlık. krş. görenek, boş inanç. @@ Sözlü ve yazılı olmak üzere iki bölüme ayrılan ve bir toplumda kuşaktan kuşağa geçen kültür kalıtları, alışkanlıklar, bilgiler, töreler, davranışlar. @@ Bir toplumda kuşaktan kuşağa iletilen toplum üyeleri arasında manevi bağları güçlendiren her türlü kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar. )


- TRAFİK, SEYRÜSEFER | DOLAŞIM ile/||/<> DOLAŞIM

( Bir yerleşim yerinde gelip geçmeye ayrılmış yerlerde sokaklarda ve anayollarda insanların ve taşıtların gidiş gelişi Döngüsel yer ya da konum değiştirme devinimi anlamdaş sirkülasyon circulatio Kanın vücuttaki damarlar içinde hareketi kapalı borular içersinde herhangi bir sıvı hareketi biyoloji botanik zooloji Mal para çek bono gibi değerlerin iktisadi karar birimleri arasında el değiştirmesi Bir sıvının kanın ya da sitoplâzma gibi sıvı içeren yapıların bir kanal ya da bir yönde sürekli hareketi Sirkülasyon Fırın gazlarının ve sıvı yunakların ortamlarını eşdağılımlı bir durumda tutabilmek için bu ortamların dolaşması olayı Bir sıvının kanın veya sitoplazma gibi sıvı içeren yapıların bir kanal içinde bir yönde sürekli hareketi sirkülasyon Kan dolaşımı )


- TRAFİK = TRAFFIC[İng.] = CIRCULATION[Fr.] = VERKEHR[Alm.] = TRAFFICO[İt.] = TRÁFICO[İsp.]


- TRAFO[Alm.]/TRANSFORMER[İng.] değil/yerine/= DÖNÜŞTÜRÜCÜ

( Dönüştürücü. | Yüksek gerilim hattından aldığı elektriği kentin ağında kullanılabilecek seviyeye düşüren dönüştürücünün bulunduğu yer. )


- TRAIT[İng.] değil/yerine/= ÖZNEL YAPI


- TRAKE ile/||/<> TRAKE[Fr. < TRACHÉE]

( botanik anat Soluk borusu )


- TRAKİT ile/||/<> TRAKİT[Fr. < TRACHYTE]

( Kayaç Çoğunlukla gözenekli ve ortoklas ojit demirpasları kristalcikleri ve camsı maddeden bileşik bir hamur içindeki sanidin oligoklas ve amfibol fenokristallerinden yapılıdır Amfibol yerine biotit ya da ojit bulunanabilir Sanidin yerine labit varsa trakite alkali trakit denir jeoloji )


- TRAKSİYON/TRACTION[İng.] değil/yerine/= ÇEKME, ÇEKİLME, ÇEKME GÜCÜ


- TRAKT/TRACT[İng.] değil/yerine/= YOL


- TRAKTÖR | ÇEKER ile/||/<> ÇEKER

( bayındırlık tarım Yol yapımında yapıcılıkta tarla işlerinde kullanılan araç gereç ve aygıtları çekmek için özel bağlantıları olan yereye göre yapılmış ve donatılmış motorlu araç Bir ucu hamudun kulağına diğer ucu araba falakasına bağlanan kayış Senirkent Isparta )


- TRAKTÖR ve/||/<>/> TREYLER[İng. < TRAILER]

( ... VE/||/<>/> Traktör ya da kamyonlara, genellikle yük taşımalarını sağlamak için takılan araba. )


- TRAMMEL NET[İng.] ile/||/<> FANYALI AĞ

( Küçük gözeli tor ağın ön ve arkasına büyük gözeli ağların yerleştirilmesiyle oluşturulan üç katlı uzatma ağı )


- TRANKİLİZAN/TRANQUİLİZER[İng.] değil/yerine/= YATIŞTIRICI


- TRANS FATTY ACID[İng.] ile/||/<> TRANS YAĞ ASİDİ

( Margarin kızartılmış ürünler puding vb işlenmiş gıdalarda bulunan ve doymamış yağ asitlerinin hidrojenizasyonu sonucu oluşan bir yağ asidi )


- TRANS SPECIES EVOLUTION[İng.] değil/yerine/= GEÇİŞ TÜRLERİNİN EVRİMİ

( MHC alelik çeşitliliğin çok tercih edilen türü.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TRANS-ETKİLİ GEN[İng. TRANS-ACTING GENE] ile/||/<> TRANSDÜKSİYON[İng. TRANSDUCTION] ile/||/<> TRANSKRANİYAL MANYETİK STİMÜLASYON[İng. TRANSCRANIAL MAGNETIC STIMULATION] ile/||/<> TRANSKRİPSİYON BAŞLAMA KONUMU[İng. TRANSCRIPTION START SITE] ile/||/<> TRANSKRİPSİYON BİRİMİ[İng. TRANSCRIPTION UNIT] ile/||/<> TRANSKRİPSİYON FAKTÖRLERİ[İng. TRANSCRIPTION FACTORS] ile/||/<> TRANSKRİPTOM[İng. TRANSCRIPTOME] ile/||/<> TRANSKRİPTOMA[İng. TRANSCRIPTOME] ile/||/<> TRANSKRİPTOMİK[İng. TRANSCRIPTOMICS] ile/||/<> TRANSPİRASYON[İng. TRANSPIRATION] ile/||/<> TRANSPOSAZ[İng. TRANSPOSASE]

( Farklı bir kromozom üstündeki başka bir gen ile hareket ya da işbirliği eden gendir. @@ Bir bakterinin DNA'sının, bir diğer bakteriye, genellikle bir virüs aracılığıyla bulaşması, geçmesi durumudur. Kalıtsal maddelerde özel bir çeşit yeniden düzenleme (Genlerde Yeniden Düzenleniş) durumudur. Gametlerin birleşmesinden çok, bulaşma olaylarında görülen bir durumdur. Belirli bir bakteri kuşağındaki (soyundaki) DNA, başka bir kuşağın genetik karakterlerini kapabilir. Antibiyotiklere karşı direnç, bir bakteriden diğerlerine transdüksiyon yoluyla geçmektedir. @@ Beyindeki sinir gözelerini uyararak depresyon semptomlarını iyileştirmek için manyetik alanları kullanan invaziv olmayan bir prosedür. Tipik olarak diğer depresyon tedavileri etkili olmadığında kullanılır. @@ mRNA sentezinin başladığı gen pozisyonu.Bu akış yönünde 5 UTR olarak anılan translasyon başlama bölgesine giden konum. @@ Öncü kodon ve sonlandırma kodonu arasında uzanan DNA bölgesi. @@ Transkripsiyon başlama düzenlenmesine kontrol elemanlarını bağlayarak ve RNA polimerlerinin hareket etmesine izin vererek direk olarak katılan proteinlerdir. Transkripsiyon etmeni genlerin transkripsiyonunu düzenlemek için DNA üzerinde belirli bir diziye bağlanabilir. @@ Belirli bir göze, doku ya da organizmanın belirli bir zaman diliminde ürettiği tüm RNA moleküllerinin toplamını ifade eden terim. Transkripsiyon süreci, genetik bilginin DNA'dan RNA'ya aktarılması işlemidir ve genlerin ifadesinin başlangıcı anlamına gelmektedir. Bu süreçte, belirli genlerin DNA dizileri RNA moleküllerine çevrilir. Bu RNA'lar daha sonra protein üretimi için kullanılır. Transkriptom analizi, hangi genlerin hangi koşullar altında aktif olduğunu ve bu aktivitenin nasıl değiştiğinin anlaşılmasını sağlar. @@ Herhangi bir zamanda, göze popülasyonu olarak ifade edilen bütün genlerin kimlik ve ekspresyon seviyesini gösterir. @@ Bir organizmanın belirli bir göze, doku ya da organizmada belirli bir zaman diliminde üretilen tüm RNA moleküllerinin incelenmesiyle ilgilenen bilim dalı. Bu disiplin, hangi genlerin aktif olduğunu ve bu genlerin aktivitesinin çeşitli iç ve dış etmenlere nasıl tepki verdiğini anlamayı amaçlar. @@ Bitkilerin stomalar aracılığı ile su kaybetmesi. @@ Transpozon yerleştirmesini katelize eden enzimdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TRANS[İng.] ile/||/<> TRANCE[Fr. < TRANSE] ile/||/<> TRANS[Fr.] ile/||/<> TRANS: KARŞI[Lat.] ile/||/<> TRANS[Alm.] ile/||/<> TRANS[Fr. < TRANSE]

( 1 Her bir homologda bir dominant ve bir resesif alelin bulunduğu bağlantı durumu 2 Moleküllerin stereoizomerlerinde atomların geometrik olarak farklı yönde yerleşmiş bulunmaları 3 Golgi kompleksinin olgunlaşma yüzü )


- TRANS/TRANCE[İng.] değil/yerine/= KENDİNDEN GEÇME


- TRANSACTINIDE ELEMENTS[İng.] ile/değil/yerine/= TRANSAKTİNİT ELEMENTLER


- TRANSACTION VOLUME[İng.] ile/||/<> İŞLEM HACMİ

( Belirli bir zaman diliminde yapılan işlemlerin sayısı )


- TRANSACTION[İng.] değil/yerine/= İŞLEM


- TRANSAMINATION[İng.] / TRANSAMINATION[Fr.] / TRANSAMINATION[Alm.] ile/değil/yerine/= TRANSAMİNASYON


- TRANSCENDENT ile IMMANENT


- TRANSCENDENTALISM/EXPERIMENTATION/EMPIRICISM/EMPIRICAL/EXPERIMENTAL[İng.] değil/yerine/= TRANSCENDANTALISME/EMPIRISME/EMPIRIQUE/EXPÉRIMENTAL[Fr.] değil/yerine/= EMPIRISMUS/EMPIRISCH/EXPERIMENTELL[Alm.] değil/yerine/= DENEY

( Belirli bir varsayımın doğruluk durumunu değerlendirme ya da var olabilecek bağıntıları ortaya çıkarma amacıyla koşulların ya da bunların değişken durumlarının ve sonuçların gözlendiği planlanmış deneme. @@ 1. Fizik, kimya, biyoloji gibi derslerin öğretiminde doğal olayların bağıntıları ve yasaları üzerinde bilgi edinmek; varsayım olarak benimsenen bilim yasalarının doğruluğunu göstermek; belli bir doğa olayını, etmenleri denetim altında tutarak, sınıf ya da deney odasında öğrencilere göstermek için yapılan planlı deneme ya da sınama işi. 2. Bilinmeyen bir şeyi bulmak, bir ilkeyi, bir varsayımı sınamak amaciyle yapılan eylem ya da işlem. @@ (Deneysel tasarım) Etkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkilerini araştırmak üzere rasgelelik süreçleri kullanılarak yapılan denemeler. @@ Bilimsel araştırmanın gözlem ve varsayım basamaklarından sonra gelen, gözlenen olayları, benzerlerini ya da doğada gözlenmemiş olanları, çeşitli koşullarda ve özgül yöntemlerle deneylikte yapmak için uygulanan türlü etkinliklere verilen ad. @@ Bir değişkenin etkilerini gözlemek üzere koşulları hazırlanmış ya da amaçlı olarak düzenlenmiş gözlem ya da deneyleme sürecinin ürünü. @@ genel uygulayım: 1. Deneme işleminde yapılan iş, uygulama vb. 2. Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir varsayımı kanıtlamak ya da bir yasanın doğruluğunu ortaya koymak için yapılan işlem. @@ Gerçekliği olana ilişkin her çeşit yaşantı, algılama, duyumlama, verilmiş olma vb. İnsan yaşamında bilincin karşılaştığı şeylerin tümü. (Felsefede) Gerçeklik üzerine kavramsal olmayan her türlü bilginin temeli: Her bilimin güvenilir olabilmesi için deneye dayanması, öte yandan bilginin salt deneyle kalmaması gerekir. Deneyin bilimsel amaçlarla, düşünce yoluyla düzenlenmesi, karşılaştırılması, bağlantılar kurulması, giderek doğrulanması ve tamamlanması gereklidir. Yunanca peira (deneme, sınama) sözcüğünden iki dizi sözcük türetilmiş: I. (Soyut ve genel anlamda kullanılan) empeiria ve türevleri: empirik, empirizm; II. (Somut ve daha teknik anlamda kullanılan) experientia (Latince experiri = deneme, deney yapma) ve türevleri: expérimenter, experimental, expérimentation. @@ I- Empeiria = deney, yaşantı, görgü: Episteme' (bilim)ye karşıt olan: İşlenmemiş bir olay üzerine dayalı bilgi. Olaylardan doğrudan doğruya kendimizin bilgi edinmemizin yolu. Olaylardan edindiğimiz dolaysız bilgi. İnsanın kendi görmesi, kendi yaşantısıyle kazanmış olduğu şey; insanın kendi sınadığı deney. empirique = görgüsel deneysel, (deneyci): 1. Experimental (deneyimsel) ya da bilimsel olana karşıt olarak: Yöntemli bir denetlemeye baş vurmadan doğrudan doğruya, sıradan yapılan deney. 2. Ussal ve dizgesel olana karşıt olarak: Yapılan deneyin verilerini yorumlamak ya da ussal bir dizge halinde düzenlemek için usa baş vurmadan sıradan bir deneme düzeyinde kalan deney. 3. Bazen, ama yanlış olarak: experimental’le eşanlamlı: Yöntemli ve ussal biçimde yapılan deney; deneyci yöntem (méthode empirique). @@ Empirisme : bk. deneycilik, görgücülük @@ II. Experientia - deney : Deneyle sınama, araştırma, deneyimleme edimi (deneyim); olayların kesin, tam ve yöntemli bir biçimde araştırılabilmesi ya da gözlemlenebilmesi için olabildiğince değişken koşullar altında canlı olarak yapma bir biçimde oluşturulması; gözlem, deneyim, tümevarım yoluyla edinilen yöntemli, bilimsel deney; tümevarımlı bilgi (Bacon'dan beri) hem tümdengelimli bilgiye hem de sıradan deneye karşıt olarak kullanılmıştır. (Felsefede) 1. (Usa karşıt olarak) Bilgide kazanılmış olan (şey), bk. deneycilik. 2. Yapılmış olan deney: deneme, deneyler yapma eylemi, a. Edilgin olarak yapılırsa (sıradan deney) bilgi amacı yoktur, deneysel empirik bilgi verir; b. etkin olarak yapılırsa (bilimsel deney) bilgi aracı olarak özellikle bir varsayımı denetlemek içindir; deneylere dayanarak (experimental) bilgi elde eder. 3. (Geniş anlamda) Bir varsayımı denetlemek için yapılan her çeşit gözlem. @@ Expérimentation = deneyim: Bir doğruyu ortaya çıkarmak üzere deneyin (2 b anlamında) yöntemli bir biçimde kullanılması. Experimental = Deneysel: 1. Geniş anlamda (empirique'le eşanlamlı): Sıradan deneyi kullanır ve sonuçlar çıkarır. Deney odası (laboratuvar) tekniği kurulmadan önce de ruhbilim deneyseldi, ama empirik anlamında. 2. Empirik'e karşıt anlamda: bilimsel deneyi kullanır. Expérience morale = töresel deney (töresel yaşantı). Ahlak değerlerinin gerçekliği üzerine bir bilincin doğmasını sağlayan yaşanmış eylem. Expérience vécue (Erlebnis-Erfahrung), bk. yaşantı @@ Bilimsel birgerçeği ortaya çıkarmak, bir varsayımı denemek ya da kanıtlamak, bir yasanın doğruluğunu göstermek ereğiyle yapılan işlem. @@ Bilimsel araştırma yapmak, bir varsayımı ya da bir yasayı kanıtlamak için tasarlanarak yapılan ve belirli niceliklerin ölçülmesine, karşılaştırılmasına dayanan kılgıl çalışma. @@ (astronomi, fizik, kimya) @@ @@ Deneme işleminde yapılan iş. @@ 1. İstatistiksel açıdan, gözlemlerin veya ölçümlerin olası sonuçlarını elde etmek için kullanılan terim. 2. Test. )


- TRANSCRIPT[İng.] ile/||/<> TRANSKRIPT[İng. < TRANSCRIPT]

( Başka nükleik asidi kalıp olarak kullanarak sentezlenen bir nükleik asit zinciri )


- TRANSDUCER[İng.] ile/değil/yerine/= SİNYAL ÇEVİRİCİ


- TRANSDÜKSİYON/TRANSDUCTION[İng.] değil/yerine/= İLETİ


- TRANSDÜSER/TRANSDUCER[İng.] değil/yerine/= ÇEVİRGEÇ


- TRANSEKSİYON/TRANSECTION[İng.] değil/yerine/= ENİNE KESİ


- TRANSFEKSİYON[İng. TRANSFECTION] ile/||/<> TRANSFORMASYON[İng. TRANSFORMATION]

( Ökaryotik göze içindeki serbest DNA'ya yabancı DNA eklenmesidir. Bakteri genetiğinde, transformasyon olarak adlandırılır @@ Bakteriyel dönüşümlerde, DNA parçalarının çözünür biçimlerinin içinde bir bakteriden diğerine gen transferi anlamına gelir; kötü niyetli dönüşümlerde ise, normal hayvan göze dönüşümü düzensiz büyümeye işarettir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TRANSFER[İng., Fr.] değil/yerine/= AKTARIM, AKTARMA


- TRANSFER[İng.] / TRANSFERT[Fr.] / ÜBERTRAGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AKTARIM, İLETİM


- TRANSFER[İng.] değil/yerine/= AKTARMA


- TRANSFERANS/TRANSFERENCE[İng.] değil/yerine/= AKTARIM


- TRANSFERASE[İng.] / TRANSFÉRASE[Fr.] / TRANSFERASE[Alm.] ile/değil/yerine/= TRANSFERAZ


- TRANSFERRIN[İng.] ile/değil/yerine/= TRANSFERRİN


- TRANSFORMASYON | DÖNÜŞTÜRÜM ile/||/<> DÖNÜŞTÜRÜM

( 1 genel uygulayım Belirli yapı ve özellikler dizisinin başka bir yapı ve özellikler dizisine geçmesiyle oluşan başkalaşım 2 kimya Kimyasal yollarla bir özdeciğin yapısını değiştirme 1 Kimyasal yollarla bir özdeciğin yapısını değiştirme 2 Temel yöneyler üzerine işlerlerin etkisiyle konsayı dizgesini değiştirme Belirli bir süreçle bir noktaya başka bir noktanın karşı getirilmesi Doğaçtan oyunculukta bir anlatımdan başka bir anlatıma güzelduyusal bir uyumla geçmek Bu oyuncunun yaratı gücüne ilişkin bir şeydir Örnek Bir ağacı simgelerken giderek uçan bir kuş görünümünü alma )


- TRANSFORMASYON | DÖNÜŞÜM ile/||/<> DÖNÜŞÜM ile/||/<> HALKBİLİM

( Dünya halkbiliminde bir amacı gerçekleştirmek cezadan kaçınmak ya da yarışma kazanmak amacıyla genellikle büyüsel yollarla insan hayvan nesne ve doğaüstü güçlerin birbirlerinin biçim ve görevlerini alabileceklerine ilişkin evrensel halk inancı halkbilim büyü dönüşümcü dönüşümcülük Ruhsal çözümleme Bilinçaltına itilmiş tutuklu bir duygu ya da isteğin karşıtı görünümünde ya da başka bir biçimde bilince yükselmesi işlev gönderim Bir kimyasal tepkimede tepkenlerin tüketilme oranı Bir elementin nüklidinin nükleer tepkime sonucu bir başka element nüklidine dönüşmesi Aristotelesin Poetika adlı yapıtında oyun kahramanının yazgısında beklenmedik bir dönüşüm Talihin dönmesi Belirli yapı ve özellikler dizisinin başka bir yapı ve özellikler dizisine dönüşmesi olayı Fonksiyon Özellikle doğrusal uzaylar arasındaki doğrusal dönüşüm Veri seti normal dağılımdan uzak olduğunda verileri daha farklı bir ölçüm skalasında logaritmik karekök gibi matematiksel bir fonksiyon yardımıyla tüm ham veriyi normal dağılım elde etmek üzere dönüşüme uğratma işlemi )


- TRANSFORMASYON[Fr./İng.] değil/yerine/= DÖNÜŞÜM


- TRANSFORMASYON/TRANSFORMATION[İng.] değil/yerine/= YAPISAL DEĞİŞİM | DÖNÜŞÜM


- TRANSFORMATEUR/TRANCE[Fr. < TRANSFORMATEUR] değil/yerine/= TRANS: KARŞI[Lat.] değil/yerine/= TRANSCRIPT[İng. < TRANSCRIPT] değil/yerine/= TRANSFER

( bk. takım değiştirme. @@ )


- TRANSFORMATION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA TRANSFORMATION[Fr.] / UMWANDLUNGSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNÜŞÜM ISISI


- TRANSFORMATÖR, TRAFO | DÖNÜŞTÜRÜCÜ ile/||/<> DÖNÜŞTÜRÜCÜ

( I fizik elektrik 1 Elektrik alkımının gerilimini yeğinliğini değiştiren aygıt 2 Sıklıkta bir değişiklik yapmaksızın belirli bir gerilimdeki dalgalı alkımı başka bir gerilime çeviren aygıt II sinema televizyon Bir ya da birkaç yayın dizgesinden değişik biçimlerdeki dalgayı alan ve bunları başka bir biçimde bir ya da birkaç başka araca yayın dizgesine veren araç Kıvıl gerilim ve akımı değiştiren aygıt Gelen elektrik akımının gerilimini yeğinliğini değiştiren aygıt )


- TRANSFORMATÖR[Fr./İng.] değil/yerine/= DÖNÜŞTÜRÜCÜ


- TRANSFORMATÖR[İng. TRANSFORMER] ile/||/<> DOĞRU AKIM[İng. DIRECT CURRENT]

( İki ya da daha fazla devre arasındaki elektrik enerjisi aktarımını elektromanyetik indüksiyonla sağlayan cihazlardır. Trafo olarak da bilinir. Trafolar, doğru akım devrelerinde değil alternatif akım devrelerinde kullanılır. Genellikle bir elektrik devresindeki akımı ve gerilimi yükseltme ya da azaltma, elektrik enerjisinin dağıtımı ve aktarımı gibi amaçlar için kullanılır. @@ Zamanla kutbu değişmeyen elektrik akımıdır. Doğru akımda elektrik yükleri, yüksek potansiyelden alçak potansiyele doğru akmaktadır. Sürekli akım olarak da bilinmektedir. "DC" olarak kısaltılmaktadır. Ev cihazları (televizyon, radyo, ütü vb.) ve elektrikli araçlar, başlıca kullanım alanlarıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TRANSFORMER[İng.] ile/||/<> TRANSFORMATEUR[Fr.] ile/||/<> TRANSFORMATOR[Alm.] ile/||/<> DÖNÜŞÜMCÜ

( Bugünkü koşullarıyla dünyayı ve kültürü yaratan söylensel kişi )


- TRANSFORMER/SOCIETY[İng.] değil/yerine/= TRANSFORMATEUR/SOCIÉTÉ[Fr.] değil/yerine/= TRANSFORMATOR/GESELLSCHAFT[Alm.] değil/yerine/= SOCIETAS[Lat.] değil/yerine/= DÖNÜŞ

( Disk ya da çekiç atmada, atış hızı için gerekli olan merkezkaç kuvveti oluşturmak amacıyla vücudu kendi ekseni üzerinde döndürme. @@ Oyuncunun, bir ayağını yerden kesmeden yaptığı dönme hareketi. @@ Sürekli biçimde yinelenen belli bir işlem dizisi, özellikte bu dizinin bir kez yinelenme süresi, bk. dönüş süresi. @@ Bir sözü söyledikten sonra ondan dönermiş gibi yaparak karşıtını ya da daha güçlüsünü söylemekle anlatımı güçlendirme:/............................demin / Ferda senin dedim, beni alkışladın; hayır, / Her şey vediadır sana, ey genç! .....(Tevfik Fikret, Ferda) @@ 1. genel uygulayım: Bir şeyin kendi ekseni çevresinde bir tam devinimi. 2. mekanik: Bir tekerleğin tam dönmesi. @@ Dansçının dönmesi. @@ @@ bk. salınım )


- TRANSFORMİZM[Fr./İng.] değil/yerine/= DÖNÜŞÜMCÜLÜK


- TRANSFÜZYON/TRANSFUSION[İng.] değil/yerine/= KAN AKTARIMI


- TRANSGENİK/TRANSGENIC[İng.] değil/yerine/= GEN AKTARIMLI


- TRANSHUMANCE[İng.] ile/||/<> TRANSHUMANCE[Fr.] ile/||/<> HALBNOMADISMUS[Alm.] ile/||/<> YARI GÖÇEBELİK

( Ekonominin sığırcılık çiftçilik üzerine temellendiği göç süresi ve göç yollarının daha kısa olduğu göçebelikle yerleşik yaşam arasındaki yaşama biçimi )


- TRANSHUMANT[İng.] ile/||/<> TRANSHUMANT[Fr.] ile/||/<> HERDENWANDERER[Alm.] ile/||/<> YAYLACI ile/||/<> TRANSHUMANCE[İng.] ile/||/<> TRANSHUMANCE[Fr.] ile/||/<> TRANSHUMANZ[Alm.] ile/||/<> YAYLACILIK

( yaylacılık Yaylacıların biri yüksek öteki alçak yerlerde kurulmuş iki yerleşim özeği arasında hayvanlarıyla birlikte çevrimsel yer değiştirmeğe dayalı yarı göçebelik niteliğindeki kırsal yaşam biçimi )


- TRANSHUMANT/TRANSHUMANCE[İng.] değil/yerine/= TRANSHUMANT/TRANSHUMANCE[Fr.] değil/yerine/= HERDENWANDERER/TRANSHUMANZ[Alm.] değil/yerine/= YAYLANMA

( Vücut bölümlerinde, kasların gerilme ve kasılma gücü ile oluşan ve birbirini ölçülü olarak izleyen esnek yaklaşma, uzaklaşma devinimi. @@ otomobil: Yolun düzgün olmamasından ileri gelen sarsıntıları azaltmaya yarayıp, bir taşıtın ağırlığını dingillere aktaran yay, dengelik vb. öğelerin tümü. )


- TRANSIENT MOTION[İng.] / MOUVEMENT TRANSITOIRE[Fr.] / TRANSIENTE BEWEGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİCİ HAREKET


- TRANSİSTÖR[Fr./İng.] değil/yerine/= İLETEÇ/GEÇİRGEÇ

( Germanyum ya da silisyum öğelerinin yarı iletkenlik özelliklerinden yararlanılarak üretilen, elektronik tüplerin elektrik titreşimlerini genişletmekte kullanılan, sağlam yapılı ve uzun ömürlü araç. )


- TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR[Fr.] / TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TRANSİSTOR


- TRANSIT TIME[İng.] / TEMPS DE PARCOURS[Fr.] / DURCHFAHRTZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇME SÜRESİ


- TRANSİT[Fr./İng.] değil/yerine/= DURMADAN GEÇMEK | GEÇİCİ

( Bir yerden dinlenmeden, beklemeden, durmadan geçmek. | Geçici. | Malların bir ülkenin topraklarından gümrüksüz geçmesi. )


- TRANSIT[İng.] değil/yerine/= DOĞRUDAN GEÇİŞ


- TRANSITION ELEMENT[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ ELEMENTİ


- TRANSITION ENTROPY[İng.] / ENTROPIE DE TRANSITION[Fr.] / ÜBERGANGSENTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ ENTROPİSİ


- TRANSITION MOMENT[İng.] / MOMENT DE TRANSITION[Fr.] / ÜBERGANGSMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ MOMENTİ


- TRANSITION PH RANGE[İng.] / PH ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ PH ARALIĞI


- TRANSITION POTENTIAL[İng.] / GEÇIŞ POTANSIYELI[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ POTANSİYELİ


- TRANSITION TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE DE TRANSITION[Fr.] / ÜBERGANGSTEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ SICAKLIĞI


- TRANSITION TIME[İng.] / DURÉE DE TRANSITION[Fr.] / TRANSITIONZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ SÜRESİ


- TRANSITION[İng.] / TRANSITION[Fr.] / ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ


- TRANSITIONAL FOSSIL[İng.] değil/yerine/= ARA TÜR FOSİLİ

( Evrimsel süreçte hem ata türe, hem de torun türe ait özellikleri bünyesinde barındıran canlı türlerinin fosilleşmiş kalıntıları.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TRANSİZYON/TRANSITION[İng.] değil/yerine/= GEÇİŞ, DEĞİŞME


- TRANSİZYONEL/TRANSITIONAL[İng.] değil/yerine/= DEĞİŞİCİ | GEÇİCİ


- TRANSKRİPSİYON[Fr./İng. < TRANSCRIPTION] değil/yerine/= ÇEVİRİYAZI/KOPYALAMA

( آ) ا) > Ā, ā

أ) ا) > A,a / E,e / I,ı/ İ,i / U,u/ Ü,ü

ب > B,b

پ > P,p

ت > T,t

ث > Ŝ,ŝ

ج > C,c

چ > Ç,ç

ح > Ĥ,ĥ

خ > Ħ,ħ

د > D,d

ذ > Ź,ź

ر > R,r

ز > Z,z

ژ > J,j

س > S,s

ش > Ş,ş

ص > Ś,ś

ض > Ż,ż / Đ,đ

ط > Ş,ş

ظ > Ž,ž

ع > Ǿ

غ > Ġ,ġ

ف > F,f

ق > Ķ,ķ

ك > K,k

ل > L,l

م > M,m

ن > N,n

و > V,v / Ū,ū / Ü,ü / O,o / Ö,ö

ه > H,h / a / e

لا > La / lā

ى > Y,y / I, ı / Ī,Ī

' > ǿ )

( â > Uzun a

é > Kapalı e

ē > Uzun e

π > Patlayıcı, tonlu, art damak ünsüzü

« > Sızıcı, tonsuz, art damak ünsüzü

h > Hırıltılı, sızıcı, sedasız ön damak ünsüzü

ȋ > Uzun i

ḳ > Patlayıcı, tonsuz, art damak ünsüzü

ñ > Nazal n

ō > Uzun o

û > Uzun u )


- TRANSKRİPSİYON[İng. TRANSCRIPTION] ile/||/<> BAŞLANGIÇ KOMPLEKSİ[İng. INITIATION COMPLEX] ile/||/<> BAŞLATICI[İng. PROMOTER] ile/||/<> CAAT KUTUSU[İng. CAAT BOX] ile/||/<> DİSGRAFİ[İng. DYSGRAPHIA] ile/||/<> POLİMER[İng. POLYMER] ile/||/<> RNA POLİMERAZ[İng. RNA POLYMERASE] ile/||/<> TATA KUTUSU[İng. TATA BOX]

( DNA'nın RNA polimeraz tarafından mRNA formatına dönüştürülmesi. Gen ifadesinin ilk adımı. @@ RNA polimeraz-II, halihazırda bulunan ya da genel transkripsiyon ya da başlangıç etmenleri (TFII ya da IF/elF), başlatıcı, hızlandırıcı ve susturu elemanlardan oluşmuş, transkripsiyonun başlangıç alanında yer alan çoklu-protein kompleksi. RNA sentezini bu kompleksin oluşumuyla başlar. @@ Gen ifade sürecinde RNA polimeraz için başlangıç bağlanma noktasıdır. DNA yazılımı sırasında RNA polimeraz ve diğer görevli proteinler (transkripsiyon etmenleri) ilk olarak genin 5' ucundaki başlatıcıya bağlanırlar. @@ CAT Kutusu da denen, ökaryotik genlerde 5' ucunda, trankripsiyon başlangıç bölgesinin yaklaşık 75bp yukarısında bulunan, oldukça korunmuş bir DNA dizisi. NF-1/CTF transkripsiyon etmenlerine bağlanır. @@ Başta el yazısı olmak üzere yazma yeteneğini ve aynı zamanda tutarlılığı da etkileyen, yazılı anlatımda bir öğrenme güçlüğüdür. Spesifik bir öğrenme güçlüğü (SLD) olduğu kadar bir transkripsiyon bozukluğudur, yani bozuk el yazısı, ortografik kodlama ve parmak dizilimi (yazmak için gerekli kasların hareketi) ile ilişkili bir yazma bozukluğudur. Genellikle diğer öğrenme güçlükleri ve konuşma bozukluğu, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ya da gelişimsel koordinasyon bozukluğu (DCD) gibi nörogelişimsel bozukluklarla örtüşür. @@ Doğal ya da sentetik monomerlerin bir araya gelerek oluşturduğu büyük yapılara verilen genel isim. Yunanca "polymeres" sözcüğünden gelmektedir. "Polys", "birkaç, birçok" anlamına; "meros" "parça, birim" anlamına gelmektedir. @@ DNA'yı şablon alarak bir RNA molekülünü transkribe eden bir enzim. Substrat olarak ribonükleotid trifosfatlar (rNTP) kullanır. RNA molekülünün 3' ucuna her seferinde bir nükleotid ekleyerek büyütür (bu reaksiyon pirofosfatları serbest bırakır). RNA polimeraz I, sadece bir tür RNA molekülünün (pre-rRNA) sentezine ayrılmıştır. RNA polimeraz II genel transkripsiyon reaksiyonları için gereklidir. RNA polimeraz III, tRNA'lar ve 5S rRNA gibi küçük RNA'lar üretir. @@ RNA polimeraz II'nin bağlandığı ökaryotik genlerin transkripsiyon başlatma alanının 25 ila 35 bp yukarısında bulunan kısa nükleotid dizisi. Konsensus dizisi 5'-TATAA / TAA-3 'dir. TATA kutusu, genel transkripsiyon etmeni TFIID'ye bağlanır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TRANSKRIPSİYON/TRANSCRIPTION[İng.] değil/yerine/= KOPYALAMA


- TRANSKÜTAN/TRANSCUTANEOUS[İng.] değil/yerine/= DERİDEN


- TRANSKÜTANÖZ/TRANSCUTANEOUS[İng.] değil/yerine/= DERİ GEÇİŞLİ


- TRANSLASYON | ÖTELENME ile/||/<> ÖTELENME

( Basınç altında bulunduğu zaman kristallerinin ana eksenine dik düzlemler boyunca kırılarak buzulun plastik akmasını sonuçlayan nitelik Özdeğin konum değiştirme devinimi 1 genel uygulayım Bir nesnenin aynı doğrultuda yer değiştirmesi 2 matematik Matematik bir uzayı ya da uzay içindeki nesneyi aynı doğrultuda bir yerden başka bir yere götürme işlemi 3 bilişim Bir çizeylemin istenen yere yüklenebilmesi için gerekli olan bütün adresleri yeniden değerlendirme işlemi Bir nesnenin aynı doğrultuda yer değiştirmesi Bir cismin ya da dizgenin tüm noktalarının koşut doğrultuda ve eşit tatarda kakması )


- TRANSLATION, SHIFT[İng./Fr.] / TRANSLATION, SCHIEBUNG, VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYMA, ÖTELE(N)ME


- TRANSLİTERASYON[Fr./İng. < TRANSLITERATION] değil/yerine/= HARF ÇEVİRİSİ

( Yabancı yazıların, okunuşları dikkate alınmadan harf harf aktarılması. )


- TRANSLITERATION[İng.] ile/||/<> TRANSLITÉRATION[Fr.] ile/||/<> TRANSLITERATION[Alm.] ile/||/<> HARF ÇEVİRİSİ

( Bir metindeki harflerin başka bir alfabedeki karşılıklarıyle gösterilmesi oldı öldi olır vb )


- TRANSLOKASYON/TRANSLOCATION[İng.] değil/yerine/= YER DEĞİŞİM


- TRANSLUCENT, SEMITRANSPARENT[İng.] / TRANSLUCIDE[Fr.] / DURCHSCHEINEND[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI SAYDAM


- TRANSLÜMINAL/TRANSLUMINAL[İng.] değil/yerine/= İÇ BOŞLUKTAN


- TRANSLÜMİNASYON/TRANSILLUMINATION[İng.] değil/yerine/= IŞIK GEÇİRİM


- TRANSLÜSEN/TRANSLUCENT[İng.] değil/yerine/= YARI SAYDAM


- TRANSMEMBRAN/TRANSMEMBRANE[İng.] değil/yerine/= ZARDAN


- TRANSMISSION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE LA TRANSMISSION[Fr.] / DURCHLÄSSIGKEITSFAKTOR, LEITUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETİM KATSAYISI


- TRANSMISSION ELECTRON MICROSCOPE (TEM)[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À TRANSMISSION[Fr.] / ÜBERTRAGUNGSELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRMELİ ELEKTRON MİKROSKOBU


- TRANSMİSYON/TRANSMISSION[İng.] değil/yerine/= AŞIRTIM | GENETİK AKTARIM | İLETIM


- TRANSMİSYON ile/||/<> TRANSMISSION[İng.] ile/||/<> TRANSMISSION[Fr.] ile/||/<> TRANSMISSION[Alm.] ile/||/<> GEÇİRİM

( Bir ortam ya da nesnenin bir yüzeyine gelen ve karşı yüzeyinden çıkan ışınım ya da erke yeğinlikleri arasındaki oran )


- TRANSMİTER/TRANSMİTTER[İng.] değil/yerine/= UYARI AKTARICI


- TRANSMITTANCE[İng.] / BEFÖRDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETİCİLİK


- TRANSMÜRAL/TRANSMURAL[İng.] değil/yerine/= DUVAR TUTAN | DUVARDAN


- TRANSMUTATION[İng.] / TRANSMUTATION[Fr.] / TRANSMUTATION[Alm.] ile/değil/yerine/= TRANSMÜTASYON


- TRANSÖZOFAGEAL/TRANSESOPHAGEAL[İng.] değil/yerine/= YEMEK BORUSUNDAN


- TRANSPARAN[İng. < TRANSPARENT] değil/yerine/= İÇ GÖSTERİR


- TRANSPARAN/TRANSPARENT[İng.] değil/yerine/= SAYDAM


- TRANSPARENCY[İng.] ile/değil/yerine/= SAYDAMLIK


- TRANSPARENCY/TRANSPARENCY[İng.] değil/yerine/= SAYDAMLIK


- TRANSPARENT[İng./Fr.] / DURCHSICHTIG, TRANSPARENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRGEN, SAYDAM


- TRANSPIRATION[İng.] ile/değil/yerine/= TRANSPİRASYON


- TRANSPLANT[İng.] ile/değil/yerine/= TRANSPLANT


- TRANSPLANTASYON[Fr./İng. < TRANSPLANTATION] değil/yerine/= ÖRGEN/BİTKİ AKTARIMI


- TRANSPLANTASYON[İng. < TRANSPLANTATION] değil/yerine/= DOKU/ÖRGEN AKTARIMI


- TRANSPLANTASYON/NAKİL/TRANSPLANTATION[İng.] değil/yerine/= AKTARIM


- TRANSPLANTATION[İng.] ile/değil/yerine/= TRANSPLANTASYON


- TRANSPORT CROSS SECTION[İng.] / TRANSPORTQUERSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA TESİR KESİTİ


- TRANSPORT FACTOR[İng.] / TRANSPORTANTEIL[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA KESRİ


- TRANSPORT MEAN FREE PATH[İng.] / TRANSPORT-MITTLERE FREIE WEGLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA ORTALAMA SERBEST YOLU


- TRANSPORT NUMBER[İng.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA SAYISI


- TRANSPORT PHENOMENA[İng.] / PHENOMÈNE DE TRANSPORT[Fr.] / TRANSPORTATION PHÄNOMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA OLAYLARI


- TRANSPORT[İng.] değil/yerine/= TAŞINIM, TAŞIMA


- TRANSPORTASYON | TAŞINIM ile/||/<> TAŞINIM

( Kimyasal tepkimeler ya da fiziksel olaylarda özdeğin uzay içinde bir konumdan bir başka konuma götürülmesi Kütle kıvıl yük ya da erkenin genellikle özdecik çarpışmaları sonucu ortamın bir yerinden ilgili değişkenleri daha düşük bir yerine aktarılması )


- TRANSPORTATION[İng.] / TRANSPORTATION[Fr.] / TRANSPORTATION[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA


- TRANSPOZİSYON/TRANSPOSITION[İng.] değil/yerine/= YER DEĞİŞİMİ


- TRANSURANIC ELEMENTS[İng.] / ÉLÉMENTS TRANSURÉS[Fr.] / TRANSURANCE[Alm.] ile/değil/yerine/= TRANSURANİK ELEMENTLER, TRANSURANUM ELEMENTLERİ


- TRANSURANIUM ELEMENTS[İng.] / ÉLÉMENTS TRANSURANIENS[Fr.] / TRANSURANE[Alm.] ile/değil/yerine/= URANYUM ÖTESİ ELEMENTLER, TRANSURANYUM ELEMENTLERİ


- TRANSVERSE DOPPLER EFFECT[İng.] / EFFET DOPPLER TRANSVERSE[Fr.] / TRANSVERSALER DOPPLEREFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ENİNE DOPPLER ETKİSİ


- TRANSVERSE ELECTRIC MODE[İng.] ile/değil/yerine/= ENİNE ELEKTRİK KİP


- TRANSVERSE ELECTRIC WAVE[İng.] / ONDE ÉLECTRIQUE TRANSVERSE[Fr.] / TRANSVERSALELEKTRISCHE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ENİNE ELEKTRİK DALGASI


- TRANSVERSE ELECTROMAGNETIC MODE[İng.] / MODE ÉLECTROMAGNÉTIQUE TRANSVERSE[Fr.] ile/değil/yerine/= ENİNE ELEKTROMANYETİK KİP


- TRANSVERSE ELECTROMAGNETIC WAVE[İng.] / ONDE ÉLECTROMAGNÉTIQUE TRANSVERSE[Fr.] / TRANSVERSALE ELEKTROMAGNETISCHE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ENİNE ELEKTROMANYETİK DALGA


- TRANSVERSE MAGNETIC MODE[İng.] / MODE MAGNÉTIQUE TRANSVERSE[Fr.] ile/değil/yerine/= ENİNE MANYETİK KİP


- TRANSVERSE MAGNETIC WAVE[İng.] / ONDE MAGNÉTIQUE TRANSVERSE[Fr.] / TRANSVERSALMAGNETISCHE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ENİNE MANYETİK DALGA


- TRANSVERSE MAGNETORESISTANCE[İng.] / MAGNÉTORÉSISTANCE TRANSVERSALE[Fr.] ile/değil/yerine/= ENİNE MANYETODİRENÇ


- TRANSVERSE MASS[İng.] / MASSE TRANSVERSALE[Fr.] / QUERMASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ENİNE KÜTLE


- TRANSVERSE WAVES[İng.] / ONDES TRANSVERSALES[Fr.] / QUERWELLEN, TRANSVERSALWELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ENİNE DALGALAR


- TRANSVERSE[İng.] değil/yerine/= ENINE


- TRAP[İng.] / PIÈGE[Fr.] ile/değil/yerine/= TUZAK


- TRAPATT DIODE[İng.] / DIODE TRAPATT[Fr.] / TRAPATT-DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= TRAPATT DİYOTU


- TRAPEZ ile/||/<> TRAPEZ[Fr. < TRAPÈZE]

( İki ucundan iple yere koşut olarak asılı demir ya da sağlam ağaçtan yapılmış asılma aracı yamukkas Uçlarına bir çubuk bağlanmış bulunan iki düşey ipten yapılmış bir jimnastik ve gösteri salıncağı trapèze 1 geometride yamuk 2 trapez 3 sırttaki bir kas R τράπεζα trapeze )


- TRAPEZE ARTIST[İng.] ile/||/<> TRAPÉZISTE[Fr.] ile/||/<> TRAPEZ-KÜNSTLER[Alm.] ile/||/<> TRAPEZCİ

( Trapez üstünde çeşitli tehlikeli gösteriler yapan sanatçı )


- TRASE/TRACING[İng.] değil/yerine/= YOL, İZ


- TRASH[İng.] ile/||/<> ÇÖP SEPETİ


- TRAUMA[İng.] ile/||/<> YARALANMA

( Canlı üzerinde beden ve ruh açısından önemli ve kapsamlı incinme ve yaralanma belirtileri bırakan yaşantılar )


- TRAUMATOLOGY[İng.] ile/||/<> TRAVMATOLOJİ[Fr. < TRAUMATOLOGIE]

( Yaralanmaların etki ve tedavisini konu alan bilim dalı )


- TRAVAY LABOUR[İng.] değil/yerine/= DOĞUM EYLEMİ


- TRAVELİNG | KAYDIRMA ile/||/<> KAYDIRMA ile/||/<> KAYDIRMAK

( Sinema TV Alıcının herhangi bir araç üzerinde çeşitli yönlere devindirilmesi özellikle öne geriye yanlara aşağıya yukarıya sürekli devinimi Karşı namlu üzerinden kaydırılarak yapılan doğru dürtüş Savunmanın belirli bir anında oyunun güç noktasını birden bire değiştirmek Bir bilgi birimindeki öğeleri ikilleri sayamakları damgaları sola ya da sağa doğru taşıma aritmetiksel kaydırma mantıksal kaydırma Bir şeye özgü olan adın onunla benzerliği ya da herhangi bir ilgisi bulunan başka bir şeye de ad olarak verilmesi masanın ayağı dağın eteği makinenin kolu gibi gaydırma Evlerin bitişiğine araba kağnı odun vb şeyler koymak üzere yapılmış kulübe Özgüney Yalvaç Isparta gaydırma Yukarıtırtar Yalvaç Isparta Kadın fesi Çallı Burhaniye Balıkesir Söz sanatı terimi Bir şeye özel olan adın onunla benzerliği veya herhangi bir ilgisi bulunan başka bir şeye de ad olarak verilmesi Masanın ayağı Dağın eteği Makinenin kolu gibi 1 Bir yatırımın satışından elde edilen nakit paranın bir başka yatırımda kullanılması 2 Bir ülkenin uluslararası para piyasasına müdahale ederek ülkesinden para çıkışını durdurması 3 İki ülke arasında yapılan ticarette ödeme bedellerinin satıcı veya alıcı tarafından kabul edilebilen başka bir para birimine çevrilmesi )


- TRAVELİNG | KAYDIRMA ile/||/<> VİNÇ

( Sinema/TV. Alıcının herhangi bir araç üzerinde çeşitli yönlere devindirilmesi; özellikle öne, geriye, yanlara, aşağıya, yukarıya sürekli devinimi. @@ Karşı namlu üzerinden kaydırılarak yapılan doğru dürtüş. @@ Savunmanın belirli bir anında, oyunun güç noktasını birden bire değiştirmek. @@ Bir bilgi birimindeki öğeleri (ikilleri, sayamakları, damgaları) sola ya da sağa doğru taşıma, bk. aritmetiksel kaydırma, mantıksal kaydırma. @@ Bir şeye özgü olan adın, onunla benzerliği ya da herhangi bir ilgisi bulunan başka bir şeye de ad olarak verilmesi (masanın ayağı, dağın eteği, makinenin kolu gibi). @@ [gaydırma]: Evlerin bitişiğine araba, kağnı, odun vb. şeyler koymak üzere yapılmış kulübe. (Özgüney *Yalvaç -Isparta) [gaydırma] : (Yukarıtırtar *Yalvaç -Isparta) @@ Kadın fesi. (Çallı *Burhaniye -Balıkesir) @@ (Söz sanatı terimi) Bir şeye özel olan adın, onunla benzerliği veya herhangi bir ilgisi bulunan başka bir şeye de ad olarak verilmesi. Masanın ayağı, Dağın eteği, Makinenin kolu gibi. @@ 1. Bir yatırımın satışından elde edilen nakit paranın bir başka yatırımda kullanılması. 2. Bir ülkenin uluslararası para piyasasına müdahale ederek ülkesinden para çıkışını durdurması. 3. İki ülke arasında yapılan ticarette ödeme bedellerinin, satıcı veya alıcı tarafından kabul edilebilen başka bir para birimine çevrilmesi. @@ @@ )


- TRAVELLING COMPANY[İng.] ile/||/<> THÉÂTRE AMBULANT[Fr.] ile/||/<> WANDERTHEATER[Alm.] ile/||/<> GEZİCİ TOPLULUK

( 1 Belli bir yeri olan ama gidebileceği yerlere sık sık geziler yapıp oyunlar veren tiyatro 2 Belli bir yeri olmayıp özel araçlarla her yana gidip oyunlar veren topluluk )


- TRAVELLING THEATRE[İng.] ile/||/<> THÉÂTRE AMBULANT[Fr.] ile/||/<> WANDERTHEATER[Alm.] ile/||/<> GEZİCİ TİYATRO

( Belli yerleşik bir düzeni olmayan kentten kente köyden köye gezerek oyunlar oynayan tiyatro )


- TRAVERS | TABANLIK ile/||/<> TABANLIK

( tabanlık I tabanlık II )


- TRAVMA["TROVMA" değil!]/TRAUMA[İng.]/DARBE[Ar.] değil/yerine/= ÖRSELENME


- TRAVMATİK/TRAUMATIC[İng.] değil/yerine/= ÖRSELEYİCİ, YARALAYICI, SARSICI


- TRAVMATİZASYON/TRAUMATIZATION[İng.] değil/yerine/= ÖRSELENME, YARALANMA, SARSILMA


- TREADMILL[İng.] değil/yerine/= KOŞU BANDI


- TREASURY BOND, TREASURY BILL[İng.] ile/||/<> HAZİNE BONOSU ile/||/<> GOVERNMENT BOND[İng.] ile/||/<> DEVLET TAHVİLİ

( Hazinenin kısa dönemli finansman gereksinimini karşılamak amacıyla çıkarılan bir yıldan kısa vadeli devlet iç borçlanma senedi devlet tahvili hazine açığı Devletin ödünç fon sağlamak amacıyla değişken veya sabit faizli kupon ödemeli ya da iskontolu olarak çıkardığı bir yıldan uzun vadeli borç senedi devlet iç borçlanma senetleri hazine bonosu )


- TREE SPARROW[İng.] ile/||/<> MOINEAU FRIQUET[Fr.] ile/||/<> PASSER MONTANUS[Lat.] ile/||/<> FELDSPERLING[Alm.] ile/||/<> AĞAÇ SERÇESİ

( Kuşlar Aves sınıfının ötücü kuşlar Passeriformes takımının serçegiller Passeridae familyasından 14 5 cm kadar uzunlukta sırtı kahverengi karnı kül rengi ak Avrupa ve Asyada orman ve bahçelerde yaşayan bir tür Dağ serçesi )


- TREHALOSE[İng.] değil/yerine/= TREHALOZ

( İki glikoz molekülünden oluşan bir şekerdir. C12H22O11 formülü ile gösterilir. Bazı omurgasız hayvanlar, bakteriler, mantarlar ve bitkiler donmaktan ve susuzluktan korunmak için enerji kaynağı olarak trehaloz sentezler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TREMOR[İng.] değil/yerine/= TİTREME


- TRENÇKOT[İng. < TRENCH-COAT] değil/yerine/= YAĞMURLUK

( İçi astarlı, kemerli, su geçirmez yağmurluk. )


- TREND ile ÇIĞIR AÇMAK


- TRENT/TREND[İng.] değil/yerine/= EĞİLIM


- TRI-[İng.] / TRI-[Fr.] / TRI-[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİ-


- TRI-N-HEXYLALUMINIUM[İng.] / TR, -N-HEXYLALUMINIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= TRİ-N-HEKSİLALÜMİNYUM


- TRIACETATE[İng.] / TRIACÉTATE[Fr.] / TRI-ACETAT, AZETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİASETAT


- TRIACETIN, GLYCEROL TRIACETATE[İng.] / TRIACÉTINE[Fr.] / TRIASETIN[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİASETİN, GLİSERİN TRİASETAT


- TRIACETONAMINE[İng.] / TRIACÉTONAEMINE[Fr.] / TRIACERONAMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİASETONAMİN


- TRIACONTANE[İng.] / TRIACONTANE[Fr.] / TRIAKONTAN[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAKONTAN


- TRİAD[Osm.] / TRIADE[İng.] / TRIADE[Fr.] / TRIADE[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAD


- TRIAKONTANOL[İng.] / TRIAKONTANOL[Fr.] / TRIAKONTANOL[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAKONTANOL


- TRİAKSİYEL/TRIAXIAL[İng.] değil/yerine/= ÜÇ EKSENLİ