| SON SÖZCÜĞE GÖRE |

- SEIDEL SUMS[İng.] / SOMMES DE SEIDEL[Fr.] ile/değil/yerine/= SEİDEL TOPLAMLARI

- SUGAR CANE[İng.] / SUCRE DE CANNE[Fr.] / ZUCKERRÖHR[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞEKER KAMIŞI

- SUGAR[İng.] / SUCRE[Fr.] / ZUCKER[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞEKER

- ŞEKERLEMEK ile ŞEKERLENMEK ile ŞEKERLEŞMEK ile ŞEKERLENDİRMEK ile ŞEKERLEŞTİRMEK ile ŞEKER/LİK ile ŞEKERCİ/LİK ile ŞEKERLİ/LİK ile ŞEKERSİZ ile ŞEKER AĞACI ile ŞEKERLEMECİ/LİK ile ŞEKER KAMIŞI ile ŞEKER BAYRAMI ile ŞEKER PANCARI ile ŞEKERLİ KAHVE ile ŞEKER AKTARMASI ile ŞEKER FASULYESİ ile ŞEKER HASTALIĞI

- ŞEKİL ve/< SEVGİ

- ŞEKİL ile/ve SÛRET-İ NEVİYE ile/ve SÛRET-İ CİSMİYE ile/ve HEYÛLÂ

- SEKİLEMEK ile SEKİLENMEK ile SEK ile SEKİ/LİK ile SEKS ile SEKİLİ ile SEKÜLER

- ŞEKİLLENMEK ile ŞEKİLLEŞMEK ile ŞEKİLLENDİRMEK ile ŞEKİL ile ŞEKİLCİ/LİK ile ŞEKİLLİ ile ŞEKİLSİZ/LİK ile ŞEKİL BİLGİSİ ile ŞEKİL DEĞİŞTİRME

- SEKİZ ile SEKİZ YÜZ ile SEKİZİNCİ

- SEKİZER ile SEKİZERLİ


- OKTET KAİDESİ[Osm.] / OCTET RULE[İng.] / RÉGLE DE L'OCTKET[Fr.] / OKTET-THEORIE, OKTETREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SEKİZLİ KURALI

- SEKİZ/LİK ile SEKİZLİ ile SEKİZ YÜZLÜ

- ŞEKK ile/||/<>/< ZANN ile/||/<>/< ZAN-I GALİP ile/||/<>/< VEHİM ile/||/<>/< ŞÜPHE[< TEŞBİH]

( Birbirine muhalif iki şeyden birini, ötekine yeğleme sırasında kişide ortaya çıkan ikircik. Bir yargıda herhangi birini yeğlemeksizin "...dır" ile "...değildir" arasında yaşanan ikircik(tereddüt).
İLE/||/<>/ )

- ŞEKLEN[Ar.] ile ŞEKLÎ[Ar.]

( Biçim bakımından, biçim yönünden. İLE Biçimle ilgili, biçimsel. )

- SEKS ODA" değil SEK SODA

- SEKSENER ile SEKSENERLİ

- SEKSİYON[Fr., İng. SECTION] değil/yerine/= BÖLÜM

- SEKTE[Ar.] değil/yerine/= DURMA/DURGU

- SEKTER[Fr. SECTAIRE] değil/yerine/= HOŞGÖRÜSÜZ

- SEKTİRME ile SEKTİRME PAS


- SEKTÖR ile SEKTÖR KODU

- SEKÜLER/LEŞME ile/değil/yerine/||/<>/< RASYONEL/LEŞME

- ŞEKVA ile ŞEKVACI

- SEL BASMAK ile SEL KURBANI ile SU BASMIŞ ile BENT KAPAĞI ile SEL ile PROJEKTÖR ile SEL SUYU ile TAŞKIN YOLU

- SEL ile SELA ile SELE ile SELP ile SELE ZEYTİNİ

- SEL[Ar. < SEYL] ile/ve/<>/> SELİNTİ

( ... İLE/VE/<>/> Yağış nedeniyle oluşan ufak sel. | Selin bıraktığı artık. )

- SEL'A[Ar. çoğ. SELEÂT, SİLA'] ile SELÂ'[Ar.]

( Hıyarcık. | Ur. | Başta olan yarık. İLE Cenin torbası, son. )

- SELAHADDÎN CAMİLERİ değil SALÂTÎN (SULTAN) CAMİLERİ

- ŞELÂLE/SECCÂC[Ar. < SECC]/KASKAT[Fr. CASCADE] değil/yerine/= ÇAĞLAYAN/ÇAĞLAR

- SELÂM-SABAH ('I KES[ME]MEK


- SELAMETLEMEK ile SELAMET

- SELÂMI VERMEK ile/ve/> SELÂMI ÇOĞALTMAK

- SELÂMİÇEŞME ile SELÂMİ ÇEŞME

( Kadıköy'de, Kızıltoprak - Çiftehavuzlar arasında bulunan bir semt. İLE Selâmiçeşme'de bulunan küçük bir çeşme. )
( Adını, eskiden kervan yolunun ilk durağına selâmetle geliş nedeniyle "Saadet" sözcüğünden almıştır. İLE 1800'de, Kethüdâ (Kâhya) Şuhi Kadın tarafından. [1966 yılında onarılmıştır.] )

- SELAMLAMAK ile SELAMLANMAK ile SELAMLAŞMAK ile SELAMLAYABİLMEK ile SELAMLAŞABİLMEK ile SELAM/LIK ile SELAMSIZ/LIK ile SELAM OTU ile SELAM SABAH ile SELAMSIZ SABAHSIZ

- YAPITLAR/KÜLLİYELER:
SELÂTİN[< SULTAN]
ile/ve/||/<>/> SADRAZAM ile/ve/||/<>/> TEKKE

( Sultanların adına yaptırılan ve birden çok minaresi bulunan büyük camilere ve yapıtlara verilen ad. İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> ... )

- SELATİN ile SELATİN CAMİSİ ile SELATİN MEYHANESİ

- CHELATOMETRY[İng.] / CHELATOMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞELATOMETRİ

- SELBEN[Ar.] ile SELBÎ[Ar.]

( Kaldırarak, yok ederek, gidererek. | İnkâr yoluyla. İLE Olumsuzlukla ilgili. )

- SELÇUK ile SELÇUKİ ile SELÇUKLU

- SELENIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= SELENİK ASİT


- SELENINYL[İng.] ile/değil/yerine/= SELENİLİN

- SELENİN:
KESİLMESİ
ile/değil KISILMASI

- SELENINIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= SELENİNİK ASİT

- SELENINO-[İng.] / SELÉNINO[Fr.] / SELENINI[Alm.] ile/değil/yerine/= SELENİNO-

- SELENOPHANE[İng.] ile/değil/yerine/= SELENOFEN

- SELENIOUS ACID[İng.] ile/değil/yerine/= SELENÖZ ASİT

- SELENIOUS OXIDE[İng.] / BIOVIDE DE SÉLÉNIUM[Fr.] / SELENDIOXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= SELENÖZ OKSİT, SELEN DİOKSİT

- SELEN/SES TELLERİ ile/ve/değil/||/<>/< SELEN/SES KIVRIMLARI

- SELENIDE[İng.] / SÉLÉNIRE[Fr.] / SELENID[Alm.] ile/değil/yerine/= SELENÜR

- SELENIUM DIODE[İng.] / DIODE EN SÉLÉNIUM[Fr.] / SELENDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= SELENYUM DİYOTU


- SELENIUM RECTIFIER[İng.] / REDRESSEUR AU SÉLÉNIUM[Fr.] / SELENGLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= SELENYUM DOĞRULTUCU

- SELENIUM OXYCHLORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= SELENYUM OKSİKLORÜR

- SELENIUM CELL[İng.] / CELLULE DU SÉLÉNIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= SELENYUM PİLİ

- SELENIUM[İng.] / SELENIUM, SÉLÉNIUM[Fr.] / SELEN, SELENIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SELENYUM

- SELİKA[Ar.] ile SELİS[Ar.]

( Güzel söyleme ve yazma yeteneği. İLE Akıcı söz. )

- SELÎS[Ar.] ile SELÎS[Ar. < SELÂSET]

( SELÎS-ÜL-BEVL: Sidiğin sürekli akıntısı. | Sidiğini tutamayan. )

- SELLMEIER EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE SELLMEIER[Fr.] / SELLMEIER-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SELLMEİER DENKLEMİ

- ACÉTOBUTYRATE DE CELLULOSE[Fr.] / CELLULOSE AZETOBUTYRAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ ASETAT BUTİRAT ESTERİ

- CELLULOSE ACETATE BUTYRATE[İng.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ ASETAT BÜTİRAT

- CELLULOSE ACETATE[İng.] / ACETATE DE CELLULOSE[Fr.] / CELLULOSEACETAT, AZETYLZELLULOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ ASETAT


- CELLULOSE TRIACETATE[İng.] / TRIACÉTATE DE CELLULOSE[Fr.] / CELLULOSETRIACETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ TRİASETAT

- SELÜLOZ ile SELÜLOZLU

- CELLULOSICS[İng.] / DÉRIVÉS CELLULOSIQUES[Fr.] / CELLULOSEHARZE[Alm.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZİK NESNE

- SELVİ ile SELVİÇE

- SEMÂ'[Ar. < SÜMÜVV | çoğ. SEMÂVÂT] ile SEMÂ'[Ar.]

( Gökyüzü. İLE İşitme, duyma. | Mevlevî âyinlerinde tarikat mensublarının cezbe haliyle ayakta dönmesi, zikretmesi. )

- SEMAİ ile SEMAİ KAHVESİ

- ŞEMALAR:
KOŞULLU
ile/ve/||/<> KOŞULSUZ

- ŞEMALAŞTIRMAK ile ŞEM ile ŞEMA ile ŞEMS

- SEMANTİK[Fr., < SEMANTIQUE / İng. < SEMANTICS] değil/yerine/= ANLAMBİLİM/ANLAMSAL

- ... ŞEMASI ile ... AĞACI


- SEMÂVÎ DİNLER yerine SEMÂVÎ DİN

( Allah'ın dini birdir. )

- SEMÂVÎ[Ar.] değil/yerine GÖKÇÜL/GÖKSEL

- SEMBOLLEŞMEK ile SEMBOLLEŞTİRMEK ile SEMBOLLEŞTİRİLMEK ile SEMBOL ile SEMBOLİK/LİK ile SEMBOLİST ile SEMBOLİZM

- SEMELEŞMEK ile SEM ile SEMA ile SEME ile SEMT ile SEME TAVUK

- SEMEN-İ HÂL ile/ve/||/<> SEMEN-İ MİSL ile/ve/||/<> SEMEN-İ MÜSEMMÂ ile/ve/||/<> SEMEN-İ RÂİYE

( Peşin olan değer. İLE/VE/||/<> Bilirkişi tarafından, gerçek değerini belirleme. İLE/VE/||/<> İki tarafın isteğiyle verilen değer. İLE/VE/||/<> Geçer değer, sürümü olan değer. )

- SEMERLEMEK ile SEMERLENMEK ile SEMERLETMEK ile SEMER ile SEMERE ile SEMERCİ/LİK ile SEMERLİ ile SEMERELİ ile SEMERSİZ ile SEMERESİZ

- SEMIDINE REARRANGEMENT[İng.] ile/değil/yerine/= SEMİDİN ÇEVRİLMESİ

- SEMIDINES[İng.] ile/değil/yerine/= SEMİDİNLER

- SEMICARBAZIDE[İng.] / SEMICARBAZIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= SEMİKARBAZİT

- SEMICARBAZONE[İng.] ile/değil/yerine/= SEMİKARBAZON


- SEMIPERMEABIL/SEMIPERMEABLE[İng.] değil/yerine/= YARI GEÇİRGEN

- SEMİYOLOJİ[Fr.]/SEMIOLOGY[İng.] değil/yerine/= GÖSTERGEBİLİM/BELİRTİ BİLİMİ

( Hastalıkların belirti ve işaretleriyle ilgilenen tıp dalı. | Göstergebilim. )
( )

- SEMİZLEMEK ile SEMİZLENMEK ile SEMİZLETMEK ile SEMİZLEŞMEK ile SEMİZ/LİK ile SEMİZCE

- ŞEMME[Ar.] ile (ŞEMME-İ MUHAMMED) ile ...

( Bir kere koklama. | Pek az şey, zerre. @@ Koku. (HZ. MUHAMMED'İN KOKUSU) )

- SEMPATİ/SYMPATHY[İng.] değil/yerine/= HOŞ DUYUM

- SEMPATİ ile SEMPATİK/LİK ile SEMPATİK SİNİR SİSTEMİ

- SEMPATİK[Fr. < SYMPATHIQUE] değil/yerine/= SICAKKANLI

- ŞEMSİYE[Ar.] değil/yerine/= GÜNEŞLİK/GÜNCEK

- ŞEMSİYE/LİK ile ŞEMSİYECİ/LİK

- SEN BİLİRSİN ile SEN, BİLİRSİN

( Kişide ya da kişiye yönelik. [Bilinenin ya da verilecek kararın, öteki tekil kişi("senin") tarafından sağlanabileceğini belirtmek üzere.] İLE Bilgi ve bilinen üzerine. [Kendimizin ve başkalarının bildiği/bilmediği bir durum ya da ayrıntının (tekil kişi["senin"]) tarafından bilindiği (bilgi/haber/ayrıntı) üzerine.] )

- SEN DE Mİ BRÜTÜS? değil SEN DE Mİ OĞLUM?

- SEN ile SENA ile SENE/LİK ile SENT ile SENELERCE

- ŞEN ile ŞENİ ile ŞEN ŞATIR ile ŞEN ŞAKRAK

- SEN yerine SİZ

- SENARYO ile SENARYOCU/LUK

- SENDEN "KONUŞUYORDUK/KONUŞUYORUZ" değil SENDEN SÖZ EDİYORDUK/BAHSEDİYORDUK (/EDİYORUZ/BAHSEDİYORUZ)

- SENDİKAL ile SENDİKALİST ile SENDİKALİZM

- SENDİKALAŞMAK ile SENDİKALAŞTIRMAK ile SENDİK ile SENDİKA ile SENDİKACI/LIK ile SENDİKALI/LIK ile SENDİKASIZ/LIK

- SENET ile HEDİYE SENETİ

- SENETLEŞMEK ile SENET ile SENETLİ ile SENETSİZ ile SENET SEPET ile SENETLİ SEPETLİ ile SENETSİZ SEPETSİZ


- SENEYE ile/değil SONRAKİ SENE

- SENFONİ ile SENFONİK ile SENFONİ ORKESTRASI

- SENİ, SENDEN EDEN ile/değil/yerine SENİ, SEN EDEN

- SENİ SEVİYORUM (DEMEK/DİYEMEMEK) ile/ve/değil/yerine SEVDİĞİNİ GÖSTERMEK/YANSITMAK/YAŞATMAK

- SENİ:
SEVMEYENİ
ile/ve/değil/yerine/>< SEVENİ

( Tatlı olsa da unut. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Zehir olsa da yut. )
( Sevme! İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Sev... [Sevenin/sevginin ölçütü de tüm davranış, tutum ve sözlerinde ne kadar saygılı olduğu/davrandığıdır.] )

- (SENİN) DEDİĞİN (GİBİ) OLSUN (DİYE) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖNLÜN OLSUN (DİYE)

- SENİN GİBİ ile/değil/yerine SENİNKİ GİBİ

- SENİYY/SENİYYE[Ar.] ile SENİYYE[Ar. çoğ. SENÂYÂ]

( Yüksek, yüce. İLE Öndeki dört diş. )

- SENKRON ile SENKRONİ ile SENKRONİZM

- SENKRONİK[Fr. < SYNCHRONIQUE] değil/yerine/= EŞ ZAMANLI


- SENLEN ... değil SENİNLE ...

- ŞENLİK ile ŞENLİKLİ ile ŞENLİKSİZ

- SENOZOYİK[İng. CENOZOIC] ile/||/<> EKOLOJİK NİŞ[İng. ECOLOGICAL NICHE] ile/||/<> PALEOJEN[İng. PALEOGENE] ile/||/<> PALEOSEN[İng. PALEOCENE] ile/||/<> PLEYİSTOSEN[İng. PLEISTOCENE] ile/||/<> PLİYOSEN[İng. PLIOCENE]

( Senozoyik (66-0 myö) bir jeolojik zaman ismidir. Dinozorların çağı olarak bilinen Mezozoyik'ten sonra gelir ve memelilerin çağı olarak bilinir. İçerisinde Paleojen, Neojen ve Kuvarterner olmak üzere 3 majör dönemde incelenir. Yaklaşık 66 milyon yıl önce Dünya'ya meteor çarpması ile birlikte non-avian dinozorların tamamı dahil ağırlığı 25 kg'dan fazla olan hayvanlar yok olduğu zamandan günümüze kadar olan zamanı kapsamaktadır. Geriye kalan ufak memeliler ve avian dinozorlar (kuşlar) sağ çıkan hayvanlardan bazıları olmuştur. Böylece Senozoyik içinde iki büyük sınıf, boşalan ekolojik nişler sayesinde çeşitlenmeye başlamıştır. @@ Doğadaki popülasyonların ya da organizmaların adapte oldukları spesifik habitat. Genelde besin olanağına göre belirlenir. @@ Paleojen (66-23 myö) bir jeolojik dönemdir. Yaklaşık olarak 66 milyon yıl önce ile 23 milyon yıl önceye denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Yaklaşık 43 milyon yıl sürmüştür. İçerisinde Paleosen, Eosen ve Oligosen olmak üzere 3'e ayrılır. 66 milyon yıl önce gezegene dev bir meteor çarpması sonucu gezegenin jeokimyası değişmiş ve non-avian dinozorların tamamı dahil ağırlığı 25 kg'dan fazla olan hayvanların soyu tükenmiştir. Paleojen'de ise geriye kalan canlılar çeşitlenip, evrimleşmiştir. Bu çeşitliliğin en çok görüldüğü sınıflardan biri avian dinozorlar (kuşlar) ve diğeri memelilerdir. @@ Paleosen (66-56 myö) bir jeolojik devre ismidir. Yaklaşık olarak 66 milyon yıl önce ile 56 milyon yıl önceye denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Senozoyik Zaman'ın ve Paleojen Dönemi'nin ilk zaman dilimidir. Yani non-avian dinozorların neslinin tükendiği K/T Yok Oluşu'ndaki meteor çarpışmasından sonraki ilk zaman dilimidir. Öncesinde bir Mezozoyik'teki Kretase gelmektedir. Sonrasında ise Senozoyik'teki Eosen gelir. @@ Senozoyik Zaman'ın sonlarında 2.580.000 milyon yıl ile 11.700 milyon yıl öncesini kapsayan jeolojik zaman dilimi. Kuvarter Dönemi'nin başlarına denk gelir. Genellikle "Buz Devri" olarak nitelendirilir. Kendi içinde Gelasiyen, Kalabriyen, Orta ve Üst olarak 4'e ayrılır. Kabaca arkeolojide kullanılan terim olan Paleolitik Çağ'ı kapsamaktadır. Ardından yaklaşık 11.650 yıl öncesine denk gelen zaman diliminde Holosen (Antroposen) devri başlamaktadır ve halen devam etmektedir. @@ Pliyosen (5.33-2.58 myö) bir jeolojik devre ismidir. Yaklaşık 5.333 milyon yıl önce ile 2.58 milyon yıl önceyi kapsayan zaman dilimine denir. Senozoyik Zaman'daki Neojen Dönemi'nin en genç dilimidir. Pliyosen'den önce Miyosen, sonrasında da Pleyistosen gelmektedir. Pliyosen kendi içinde Piasenziyen ve Zankliyen olmak üzere iki dilimde incelenir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SENSÖR ile SENSÖRLÜ

- SENT ile MERKEZ ile AĞIRLIK MERKEZİ ile MERKEZLER ile YÜZÜNCÜ SAYI

- SUN’İ[Osm.] / SYNTHETIC[İng.] / SYNTHÉTIQUE[Fr.] / SYNTHETISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= SENTETİK

- SYNTHESIS GAS[İng.] / GAZ DE SYNTHÈSE[Fr.] / SYNTHEGESE[Alm.] ile/değil/yerine/= SENTEZ GAZI

- SENTEZLEMEK ile SENTEZ

- SENTROMER[İng. CENTROMERE] ile/||/<> DİSENTRİK KROMOZOM[İng. DICENTRIC CHROMOSOME] ile/||/<> KİNETOKOR[İng. KINETOCHORE] ile/||/<> METASENTRİK KROMOZOM[İng. METACENTRIC CHROMOSOME] ile/||/<> SUBMETASENTRİK KROMOZOM[İng. SUBMETACENTRIC CHROMOSOME]

( Mitotik kromozomlarda kardeş kromatidlerin birbirlerine tutturulduğu sınırlandırılmış bölge. Sentromerler genellikle tekrarlanan DNA dizilerinden oluşur ve kopyalanması geç olur. Sentromer yaklaşık 130 bazlık bir A-T bölgesidir. @@ İki sentromere sahip kromozomdur. @@ Kromozomlarda sentromerin üzerinde iğ ipliklerinin bağlandığı özelleşmiş proteinler. @@ Sentromeri ortada bulunan ve bu nedenle kromozom kolları birbirine eşit olan, V biçiminde görünen kromozom. Bu kromozom cinsinde p ve q kolları aynı boydadır. @@ Sentromerin konumundan dolayı bir kromozom kolunun (p) diğerinden (q) biraz daha kısa olduğu kromozom cinsi (asimetri akrosentrik kromozoma göre daha azdır). İnsan kromozomunun 4 ve 12 numaralı kromozomları buna örnektir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SEPELEMEK ile SEPETLEMEK ile SEPETLENMEK ile SEPETLEYEBİLMEK ile SEPEK ile SEPET/LİK ile SEPETLİ ile SEPETÇİ/LİK ile SEPETSİZ ile SEPET TOPU ile SEPET KAFALI ile SEPET SANDIK ile SEPETÇİ KAVAĞI ile SEPETÇİ SÖĞÜDÜ ile SEPETLİ MOTOSİKLET


- SEPET ile SEPET YAPIMI ile SEPET BENZERİ ile SEPET İŞİ

- SEPÎDE[Fars.] ile/ve SEPÎDE-DEM[Fars.]

- SEPİLEMEK ile SEPİLENMEK ile SEPİ ile SEPİCİ/LİK ile SEPİLİ ile SEPİL SEPİL

- SEPIOLITE[İng.] ile/değil/yerine/= SEPİYOLİT

- SEPTİK[Fr. < SCEPTIQUE] değil/yerine/= KUŞKUCU

- MİKROPLU/SEPTİK[İng. < SEPTIC] ile/değil KUŞKUCU/SKEPTİK[İng. < SCEPTIC]["SPEKTİK" değil!]

- SEQUELAE[İng.] değil/yerine/= SEKEL

( Geçirilen bir hastalık ya da yaralanmadan sonra vücutta kalan işlev ve doku bozukluğu.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ŞER/ŞERR[Ar.] ile ŞER[Ar.] ile ŞERR[Ar. çoğ. ŞÜRÛR] ile ŞERR[Ar. < EŞRÂR]

( Gerçek. İLE Kötü, fena, ayıp, utanılacak. İLE Kötülük, kötü iş. | Kavga, gürültü. [>< HAYR] İLE Kötülük eden, kötü kişi. | Daha/pek/en kötü. )

- CERAMICS[İng.] / CÉRAMIQUE[Fr.] / KERAMISCH, KERAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= SERAMİK

- SERAMİK ile SERAMİKÇİ/LİK


- CERARGYRITE, HORN SILVER[İng.] / CÉRAGRYRITE, ARGENT CORNE[Fr.] / ZERRGRYRT, HORNSILBER, HORNERZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SERARJİRİT, BOYNUZ GÜMÜŞÜ

- SERASKER/LİK ile SERASKER KAPISI

- ŞERAT[Ar. çoğ. EŞRÂT] ile ŞERÂİT[Ar. < ŞART/ŞARÎTA] ile ŞERÎAT[Ar. < ŞER | çoğ. ŞERÂİ]

( Nişan, iz, alâmet. | Bir şeyin bayağısı, en aşağısı. İLE Şartlar, koşullar. İLE Doğru yol. | Allah'ın emri. | Âyet, hadîs ve icmâ-i ümmet esaslarına dayanan din kaideleri. )

- FREE ADMITTANCE[İng.] / FREIE ADMITTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST ADMİTANS

- FREE ACOUSTIC FIELD[İng.] / CHAMP ACOUSTIQUE LIBRE[Fr.] / FREIE AKUSTISCHE FLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST AKUSTİK ALAN

- FREE FIELD[İng.] / CHAMP LIBRE[Fr.] / FREIES FELD[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST ALAN

- FREE ATOM[İng.] / ATOME LIBRE[Fr.] / FREIES ATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST ATOM

- FREE FALL[İng.] / CHUTE LIBRE[Fr.] / FREIER FALL[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST DÜŞME

- FREE ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON LIBRE[Fr.] / FREIES ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST ELEKTRON

- FREE ENERGY[İng.] / ÉNERGIE LIBRE[Fr.] / FREIE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST ENERJİ


- SERBEST FIRKA ile/||/<> SENED-İ İTTİFAK

( 1930'da kurulan Türkiye'nin ilk partilerinden biri. İLE/||/<> 1808'de Osmanlı hükümeti ile büyük toprak sahipleri arasında imzalanan antlaşma. )

- FOTONLAR:
SERBEST
ile/ve/<> BAĞIL

- FREE EDDY, FREE VORTEX[İng.] / REMOUS LIBRE, TOURBILLON LIBRE[Fr.] / FREIER STRUDEL, FREIER WIRBEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST GİRDAP

- LIBERATION[İng.] / LIBERATION / MISE EN LIBERTÉ[Fr.] / BEFREIUNG, FREIMACHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST HÂLE GEÇME

- FREE RADICAL[İng.] / RADICAL LIBRE[Fr.] / FREIER/FREIES RADIKAL[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST KÖK/RADİKAL

- FREE MOLECULAR[İng.] / MOLÉCULE LIBRE[Fr.] / FREIES MOLEKÜL[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST MOLEKÜL

- SERBEST İHTİZAZ[Osm.] / FREE OSCILLATION[İng.] / OSCILLATION LIBRE[Fr.] ile/değil/yerine/= SERBEST SALINIM

- FREE SPACE[İng.] / ESPACE LIBRE[Fr.] ile/değil/yerine/= SERBEST UZAY

- FREE VECTOR[İng.] / VECTEUR LIBRE[Fr.] / FREIER VEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST VEKTÖR

- FREE CHARGE[İng.] / CHARGE LIBRE[Fr.] / FREIE LADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST YÜK


- SER-BEST ile/ve SER-ÂZÂD

( Başı[ser] bağlı[best], sorumluluğunu alan/üstlenen, bağlamını ve çevresini dikkate alan. | Engelsiz. | "Başıboş, kayıtsız." | "İstediği gibi hareket eden." | "Sıkılmayan." İLE/VE Serbest, hür, başıboş. | Rahat, dertsiz. )

- SER-BEST[Ar.] ile/ve SER-BESTE[Ar.]

( Başıboş, kayıtsız. | İstediği gibi hareket eden. | Sıkılmayan. | Engelsiz. İLE/VE Başı bağlı. | Başı toplu, aklını başına toplamış. | Örtülü, gizli, kapalı. )

- SER-BEST ile/ve/> SER-MEST

- SERBESTLEMEK ile SERBESTLEŞMEK ile SERBESTLEŞTİRMEK ile SERBEST/LİK ile SERBESTİ ile SERBESTÇE ile SERBEST SU ile SERBEST YÜK ile SERBEST KART ile SERBEST BÖLGE ile SERBEST GÜREŞ ile SERBEST NAZIM ile SERBEST VURUŞ ile SERBEST ECZACI ile SERBEST ENERJİ ile SERBEST MESLEK ile SERBEST EKONOMİ ile SERBEST MINTIKA ile SERBEST ELEKTRON ile SERBEST PİYASA EKONOMİSİ

- DERECE-İ SERBESTİYET[Osm.] / DEGREES OF FREEDOM[İng.] / DEGRÉ DE LIBERTÉ[Fr.] / FREIHEITSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBESTLİK DERECESİ

- ŞERBET ve/gibi/kadar ŞELÂLE

- HOPS[İng.] / HOUBLON[Fr.] / HOPFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞERBETÇİOTU

- ŞERBETLEMEK ile ŞERBETLENMEK ile ŞERBET/LİK ile ŞERBETLİ ile ŞERBETÇİ/LİK ile ŞERBETSİZ ile ŞERBETÇİ OTU

- SERÇE PARMAK ile SERÇE

- SERDAR ile/||/<> SERDAR-I EKREM

( Başkomutan, başbuğ. İLE/||/<> Osmanlı'da, Sadrazam'ın sefer sırasında kendi yetkilerinin yanında Sultan'a ait olan yetkileri de kullanmasından dolayı aldığı san. )

- SERDİ-VAN" değil SER DİVAN

- SERE SERPE (YATMAK, UZANMAK, YAYILMAK)

- SEREBRAL/CEREBRAL ile/||/<> SEREBROSPİNAL/CEREBROSPINAL

( Beyinle ilgili. İLE/||/<> Beyin ve omurilikle ilgili. )

- ŞEREF ve/||/<> ŞEREFYÂB[Ar., Fars.]

( ... VE/||/<> Şeref kazanan kişi. )

- ŞEREFLENMEK ile ŞEREFLENDİRMEK ile ŞEREF ile ŞEREFE ile ŞEREFLİ/LİK ile ŞEREFELİ ile ŞEREFSİZ/LİK ile ŞEREFESİZ ile ŞEREF SÖZÜ ile ŞEREF YERİ ile ŞEREF ÜYESİ ile ŞEREF KONUĞU ile ŞEREF KITASI ile ŞEREF LOCASI ile ŞEREF SALONU ile ŞEREF TRİBÜNÜ ile ŞEREF MİSAFİRİ

- SERGİLEMEK ile SERGİLENMEK ile SERGİLETMEK ile SERGİLEYEBİLMEK ile SERGİ/LİK ile SERGİN ile SERGİCİ/LİK ile SERGİ SALONU

- SERGÜZEŞT ile SERGÜZEŞTÇİ/LİK

- CONNECTION IN SERIES[İng.] / CONNEXION SÉRIE[Fr.] ile/değil/yerine/= SERİ BAĞLAMA

- SERIES-CHARACTERISTIC MOTOR[İng.] / MOTEUR À CARACTÉRISTIQUE SÉRIE[Fr.] ile/değil/yerine/= SERİ KARAKTERİSTİKLİ MOTOR

- MOTOR MIT REIHENSCHLUSSVERHALTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SERİ KARAKTERLİ MOTOR


- SERIES-WOUND MACHINE[İng.] / MACHINE À ENROULEMENT SÉRIE[Fr.] ile/değil/yerine/= SERİ SARGILI MAKİNE

- ŞERİAT ile ŞERİATÇI/LIK

- CERIC OXIDE, CERIA[İng.] / OXYDE CÉRIGUE[Fr.] / ZEN(IV)OXY ZERDIOXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= SERİK OKSİT

- CERIC SULPHATE[İng.] / SULFATE CÉRIQUE[Fr.] / ZEN(IV)SULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SERİK SÜLFAT

- SERİNLEMEK ile SERİNLENMEK ile SERİNLETMEK ile SERİNLEŞMEK ile SERİNLENDİRMEK ile SERİNLETEBİLMEK ile SERİNLEYEBİLMEK ile SERİN/LİK ile SERİNCE

- ŞERİTLEMEK ile ŞERİT ile ŞERİTLİ ile ŞERİTÇİ/LİK ile ŞERİTLER ile ŞERİTSİZ ile ŞERİT METRE ile ŞERİT PERDE ile ŞERİT BALIĞI ile ŞERİT İHLALİ ile ŞERİT MAKARNA

- ŞERİYE ile ŞERİYE MAHKEMELERİ

- SERMAYE ile SERMAYECİ/LİK ile SERMAYELİ ile SERMAYESİZ/LİK ile SERMAYE MAL ile SERMAYE PİYASASI

- SERMEK ile ÇIPLAK BIRAKMAK ile TUĞLA DÖŞEMEK ile YUMURTLAMAK ile VURGU YAPMAK ile VURGU YAPMAK ile TEMEL ATMAK ile İÇİNE GİRMEK ile İŞTEN AYRILMAK ile BORU DÖŞEMEK ile TEMELİ ATMAK ile RAYLARI DÖŞEMEK

- SERMEST/LİK ile SERMESTİ


- SERPİŞTİRMEK ile SERPİŞTİRİLMEK ile SERPİŞ ile SERPİCİ ile SERPİLİ

- SERPME ile SERPME AĞ

- SERSEMLEMEK ile SERSEMLETMEK ile SERSEMLEŞMEK ile SERSEMLEŞTİRMEK ile SERSEM/LİK ile SERSEMCE ile SERSEM SEPELEK

- SER-SER-Î ile/>/değil/yerine SER-BEST

( Başıboş. Kendi kendine/kendiyle. İLE/>/DEĞİL/YERİNE Başıboş, kayıtsız. | İstediği gibi hareket eden. | Sıkılmayan. | Engelsiz. )

- SERSERİ[Fars.]
ile/değil/yerine/></<>
SERBEST[Fars.] ile/ve/||/<>/> SERMEST[Fars.]

( Çırak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< | Kalfa. İLE/VE/||/<>/> Usta. )
( Başı boş.[baş başa/başı başında/başına buyruk][kendi kendine] İLE/DEĞİL/YERİNE/>< | Başı bağlı/düğümlü, sorumluluk almış olan.[boş değil!] İLE/VE/||/<>/> Başı hoş, yetkin, deneyimli. | )

- SERSERİLEŞMEK ile SERSERİ/LİK ile SERSERİCE ile SERSERİ MAYIN ile SERSERİ KURŞUN ile SERSERİ SERSERİ

- SÖZ:
SERT
ile/ve/||/<> TERS ile/ve/||/<> KİTABIN ORTASINDAN

- HARD WATER[İng.] / HARTES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= SERT SU

- HARD X-RAYS[İng.] / HARTE X-STRAHLEN, HARTE RÖNTGEN STRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SERT X-IŞINLARI

- SERT ile SERT HUYLU ile SERTLİK


- SER-TÂB[Fars.] ile SERTÂB[Fars.]

( İnatçı. İLE Cildin tamamlayıcısı olarak yapılan ve kitabın üst bölümünü örten miklab'ın açıkta duran üst bölümü. )

- SERTİFİKA ile SERTİFİKALI ile SERTİFİKASIZ ile SERTİFİKASYON

- SERTİFİKA ile TASFİYE BELGESİ ile SERTİFİKASYON KURUMU ile SERTİFİKALI ile ONAYLI KOPYA ile SERTİFİKA VEREN ile ONAYLAMAK

- HARDNESS[İng.] / DUETÉ[Fr.] / HÄRTE[Alm.] ile/değil/yerine/= SERTLİK

- CERUSSITE[İng.] / CÉRUSITE[Fr.] / CERUSSIT, BLEISPAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SERUSİT

- SERÜVEN ile SERÜVENCİ/LİK ile SERÜVENLİ ile SERÜVENSİZ

- SERVET ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SERMAYE

( Hangi amaç ve/ya da bağlamda kullanılmasına bağlıdır. )

- SERVET[Ar.] ile/değil/yerine/hem de/||/<>/>< SERMAYE[Fars.]

( FORTUNA: Kader. | Servet. )

- SERVET ile SERVET SAHİBİ

- SERVİ ile/||/<> SEDİR ile/||/<> ERGUVAN ile/||/<> ÇAM

( )

- SERVİ[SELVİ değil!] ve/||/<> SEVGİ

- SERVİ/LİK ile SERVİS ile SERVİSÇİ/LİK ile SERVİ AĞACI ile SERVİ BOYLU ile SERVİS ARACI ile SERVİS KAPISI ile SERVİS SAYISI ile SERVİS TABAĞI ile SERVİS TAKIMI ile SERVİS ARABASI ile SERVİS OTOBÜSÜ ile SERVİS ASANSÖRÜ ile SERVİS İSTASYONU ile SERVİS MERDİVENİ

- CERIUM-142[İng.] / CÉRIUM 142[Fr.] / ZERIUM, CERIUM, CER, ZER, ZIERKER 142[Alm.] ile/değil/yerine/= SERYUM-142

- FLUORURE CÉRIUM[Fr.] / ZERFAUORID[Alm.] ile/değil/yerine/= SERYUM FLORÜR

- SERYUM ile SERYUMLU

- SOUND FLUX[İng.] / FLUX SONORE[Fr.] / SCHALLFLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= SES AKISI

- TAHT-ES SADÂ[Osm.] / SUBSONIC[İng.] / SUBSONIQUE[Fr.] / INFRASCHALL, UNTERSCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= SES ALTI

- SEVİYE-İ TAZYÎK-İ SAVT[Osm.] / SOUND PRESSURE LEVEL[İng.] / NIVEAU DE PRESSION ACOUSTIQUE[Fr.] / SCHALLDRUCKPEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SES BASINCI DÜZEYİ

- SOUND PRESSURE[İng.] / PRESSION SONORE[Fr.] / SCHALLDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= SES BASINCI

- SOUND ENERGY[İng.] / ÉNERGIE SONORE[Fr.] / SCHALLENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= SES ENERJİSİ


- AUDIOFREQUENCY CHOKE[İng.] / BOBINE DE L'AUDIOFRÉQUENCE[Fr.] / TONFREQUENZ-DROSSEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SES FREKANSI BOBİNİ

- AUDIOFREQUENCY OSCILLATOR[İng.] / OSCILLATEUR BASSE FRÉQUENCE[Fr.] / TONFREQUENZ-OSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SES FREKANSI ÜRETECİ

- AUDIOAMPLIFIER[İng.] / AUDIOAMPLIFICATEUR[Fr.] / TONFREQUENZ-VERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= SES FREKANSI YÜKSELTECİ

- AUDIOFREQUENCY[İng.] / AUDIOFRÉQUENCE[Fr.] / AUDIOFREQUENZ, SCHALLFREQUENZ, TONFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SES FREKANSI

- SOUNDPROOF CHAMBER[İng.] / CHAMBRE DE L'INSONORISÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= SES GEÇİRMEZ ODA

- SOUND VELOCITY[İng.] / VITESSE DU SON[Fr.] / SCHALLGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SES HIZI

- SADÂ, SAVT[Osm.] / SOUND[İng.] / SON[Fr.] / LAUT, SCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= SES, ÖZ

- SES-SEDÂ (ÇIKMIYOR)

- ŞİDDET-İ SADÂ[Osm.] / INTENSITÉ DU SON[Fr.] ile/değil/yerine/= SES ŞİDDETİ

- SOUND ABSORPTION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE L'ABSORPTION SONORE[Fr.] / SCHALLABSORPTIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= SES SOĞURMA KATSAYISI


- SES-SOLUK (ÇIKARMAMAK/ÇIKARMASIN/ÇIKARMIYOR)

- SUPERSONIC[İng.] / SUPERSONIQUE[Fr.] / ÜBERSCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= SES ÜSTÜ

- SES ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SELEN / ÇATI

( BÂKÎ KALAN BU GÖK KUBBEDE
HOŞ BİR SADÂ İMİŞ )
( SADÂ: Kişinin özü. )
( Evrendeki herhangi bir ses. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> İnsan sesi. )

- SES ile/ve/<>/değil SES DALGALARI

( İnsanda[zihinde]. İLE/VE/<>/DEĞİL Doğada. )

- SES ile SES FREKANSI ile ODYOMETRE

- SES ile SESSİZLİK

( SAVT ile SAMT )

- SES ile/ve/değil/yerine SESSİZLİK(SÜKÛNET)

( Sessizlik, baş etmendir. )
( Sessizlikle Bilgelik, Davranışlarla Krallık. )
( Sessizlik ve sükûn - öte yol budur. )
( Sessizlikten başka hiçbir belirli düşünce, zihnin doğal hali olamaz. )
( Sessizliğe ulaştığınızda, herşey doğal biçimde, sizin tarafınızdan bir girişim olmaksızın kendiliğinden oluşacaktır. )
( Aklın, davranışlardaki en açık belirtisi sükûnet ile zarâfettir. )
( Sessizlik ve sükûnet içinde, gelişirsiniz. )
( Sükûnet ve sessizlik içinde, büyürsünüz. )
( Size yardım edecek olan, sessizliktir. )
( Sükûnet ve sessizlik içinde "Ben" kabuğu erir ve iç ile dış bir olur. )
( Umudunuz, zihninizde sessiz ve gönlünüzde sakin kalmakta yatar. )
( Öteye varabilmek için sessizliğe râzı olmalısınız. )
( Tüm gereksinimim(iz), SESSİZLİK. )
( Kendinize tam bir sessizlik içinde bakın, kendinizi tanımlamayın/tarif etmeyin. )
( Sessiz ve sakin kalın. )
( Gerçeğe varmış olan kişiler çok sessizlerdir. )
( İlim, hâle inkılâp edince ses çıkmaz. )
( Sadece aslî olanda sükûn ve huzur vardır. )
( Sessizlik bir kez idrak edildiğinde, o, değişebilir olanı derin biçimde etkiler, kendi etkilenmeden kalarak. )
( Sessizlik hakkındaki tüm konuşmalar, gürültüden ibarettir. )
( YAZIT

Gürültü patırtının ortasında sükûnetle dolaş; sessizliğin içinde, huzur bulunduğunu unutma! Başka türlü davranmak, açıkça gerekmedikçe, herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık, unutmak olsun. Bağışla ve unut! Fakat kimseye teslim olma! İçten ol; telâşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü, dünyada, herkesin bir öyküsü vardır.

Yalnız planlarının değil başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; yaşamdaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen, yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle seveceksin ki, başarıların, gövdeni ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni yaşamlar başlatmış olacaksın.

Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene, önerilerde bulun fakat hükmetme. Kişileri yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki, insanlığın, yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir.

Aşka burun kıvırma sakın; o, çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye uygun bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma gereksinimi olduğunu unutma.

Kaybetmeyi, ahlâksız kazanca yeğle. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azâbı, yaşam boyu sürer. Bazı idealler, o kadar değerlidir ki, o yolda yenilmen bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras, dürüstlüktür.

Yılların geçmesine öfkelenme; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin, yapabileceklerini engellemesine izin verme.

Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini, rüzgâra göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil gemiyi, limana getirip getiremediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da anımsa ki, evreni yargılamak olanaksızdır. Ondan dolayı, kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol.

Anımsar mısın doğduğun zamanları: Sen ağlarken, herkes, sevinçle gülüşüyordu. Öyle bir yaşam geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. :) Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Önünde sonunda, tüm servetin, sensin. Görmeye çalış ki, tüm pisliğine ve kalleşliğine karşın, dünya, yine de kişinin biricik güzel mekânıdır.

Eski Bir Tapınak Yazıtı (Xsenius İ.Ö. IX. yy.) )
( HÂMÛŞÂN[Fars.]: Sessizler, susmuşlar. | Mevlevî mezarlıkları. )