| SON SÖZCÜĞE GÖRE |

- ADRENAL ile/ve/||/<> ADRENAL BEZLER ile/ve/||/<> ADRENALİN/EPİNEFRİN ile/ve/||/<> ADRENOKORTİKOTROPİK HORMON[ACTH]

( Böbrek üstü bezi. İLE/VE/||/<> Böbreklerin üzerinde yer alan, üçgen biçimine benzer bir çift endokrin bezi. İLE/VE/||/<> Adrenal bezlerin ürettiği hormon. [Korku ve kaçış anlarında kana bol oranda karışır.] İLE/VE/||/<> Hipofiz bezinin ön lob tarafında üretilen polipeptit yapıda olan bir hormon.[Adrenal bezlerin dış bölgesinin etkinliğini düzenleyen bir polipeptit hormon.][Hipofiz tarafından salgılanması, hipotalamus tarafından atılan başka bir polipeptit olan, "kortikotropin salan hormon(CRH)" tarafından düzenlenir.] )

- ADRENALİN ile/ve/||/<>/> ADRENOKROM

( ... İLE/VE/||/<>/> Gövdede salgılanan adrenalinin oksitlenmiş durumu. [Kimyasal bir uyuşturucu. Gövde, bu kimyasalı korku ya da heyecan sırasında gerçekleşen adrenalin patlaması ile salgılar.] )

- ADRES ile ADRES KARTI ile ADRES KİTABI ile ADRES DEFTERİ ile ADRES REHBERİ ile ADRES MAKİNESİ

- ADRES ile ADRES SAYACI ile ADRES FORMATI ile KARŞILAMA ADRESİ ile ADRES KISMI ile ADRES KAYDI ile ADRES DEĞİŞKENİ ile ADRESLENEBİLİR ile MUHATAP ile HİTAP EDEN ile ADRESLEME

- ADSIZ NARKOTİKLER değil ADSIZ NARKOTİK (ARKADAŞ BİRLİĞİ)

- ADSIZ PARMAK ile ADSIZ/LIK ile ADSIZ SANSIZ

- HEAT OF ADSORPTION / ADSORPTION HEAT[İng.] / ADSORPTION'S WÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= ADSORPLAMA/ADSORPSİYON ISISI

- ADSORPTION CHROMATOGRAPHY[İng.] / CHROMATOGRAPHIQUE ADSORPTION[Fr.] / ADSORPTION CHROMATOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ADSORPSİYON KROMATOGRAFİSİ

- ADVANCED SPECIES[İng.] değil/yerine/= GELİŞMİŞ TÜR

( Filogenetik araştırmalarda, bir organizmanın ya da karakterin, daha ilkin bir formdan evrimsel ıraksama yoluyla daha farklı bir yapıya değişmesi anlamında kullanılır. Mutlak bir gelişmişlikten bahsedilmez. Kronolojik bir anlam içerir ve önce evrimleşenler ile sonra evrimleşenleri ayırmak için kullanılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ADVECTION[İng.] ile/değil/yerine/= ADVEKSİYON


- ADVENTITIOUS[İng.] değil/yerine/= ADVENTİF

( Botanikte, normal olmayan yer ya da yerlerden çıkan yapılardır. Kelime olarak "beklenmeyen" ve "planlanmayan" anlamına gelmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ADVERS ile/||/<> ADVERS ETKİ

( Yan, istenmeyen, ters. İLE/||/<> Yan etki. )

- ADIABATIC CHANGE[İng.] / ÉCHANGE ADIABATIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ADYABATİK DEĞİŞİM

- ADIABATIC EQUATION[İng.] / ÉQUATION ADIABATIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ADYABATİK DENKLEM

- ADIABATIC CURVE[İng.] / COURBE ADIABATIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ADYABATİK EĞRİ

- ADIABATIC GRADIENT[İng.] / GRADIENT ADIABATIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ADYABATİK GRADYAN

- ADIABATIQUE SYSTÉMÉE[Fr.] / ADIABATISCH SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= ADYABATİK SİSTEM

- ADIABATIC PROCESS[İng.] / PROCESSUS ADIABATIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ADYABATİK SÜREÇ

- AER-/AERO- ile/||/<> ETH- ile/||/<> PHYSO- ile/||/<> PNEUM-/PNEUMA-/PNEUMAT-/PNEUMATO- ile/||/<> PNE-/-PNEA/PNEO-/-PNOEA ile/||/<> LARYNG-/LARYNGO- ile/||/<> PNEUMO-/PNEUMON-/PNEUMONO-

( Hava, havayla/gazla ilgili, gaz. İLE/||/<> Hava. İLE/||/<> Gaz ya da hava bulunması. İLE/||/<> Hava, yel, solunumla ilgili, bir bölümde hava ya da gaz olması. İLE/||/<> Solunum, belirli tipte solunumla ilgili. İLE/||/<> Soluk borusu ile ilgili, larinks. İLE/||/<> Akciğer, hava ya da solunumla ilgili. )

- AERO/AIR CHAMBER ile/||/<> AEROB ile/||/<> AEROBİK ile/||/<> AEROFİL ile/||/<> AEROSOL ile/||/<> AEROTERAPİ ile/||/<> AİR-BORN[E]

( Hava kutusu. İLE/||/<> Havacıl. İLE/||/<> Havacıl, oksijenli. İLE/||/<> Havacıl. İLE/||/<> Püskürtü, [havada] asıltı. İLE/||/<> Hava sağaltımı. İLE/||/<> Havayla bulaşan, havadan bulaşan. )

- AEROBİ[Fr.] ile AERODİN[Fr.] ile AERODİNAMİK[Fr.]

( Hava ya da oksijen bulunan yerlerde gelişebilen mikro organizma. İLE Aerodinamik güçlerle havada tutulan her türlü uçar araç. İLE Gazların devinimini inceleyen fizik dalı. )

- AEROBİK ile AEROBİK SOLUNUM

- AEROBİK ile/||/<> AEROFAJİ ile/||/<> AEROP ile/||/<> AEROSOL

( Havacıl. İLE/||/<> Hava yutma. İLE/||/<> Havacıl, havasever. İLE/||/<> Püskürtü. )

- AERODYNAMIC PROFIL[İng.] / PROFIL AÉRODYNAMIQUE[Fr.] / AERODINAMISCHES PROFIL, AERODYNAMISCHER DURCHSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= AERODİNAMİK PROFİL

- AERODYNAMIC TUNNEL[İng.] / SOUFFLERIE AÉRODYNAMIQUE[Fr.] / AERODYNAMISCHER TUNNEL[Alm.] ile/değil/yerine/= AERODİNAMİK TÜNEL

- MEBHAS-İ KUVVET-İ HAVÂ[Osm.] / AERODYNAMIC[İng.] / AÉRODYNAMIQUE[Fr.] / AERODYNAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= AERODİNAMİK

- AEROPHYSICS[İng.] / AÉROPHYSIQUE[Fr.] / AEROPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= AEROFİZİK

- AEROGLİSÖR[Fr.] değil/yerine/= HAVA YASTIKLI KARA YA DA DENİZ TAŞITI

- AEROGRAM ile HAVA PROGRAMI

- AEROGEL[İng.] / AÉROJEL[Fr.] / AEROGE[Alm.] ile/değil/yerine/= AEROJEL


- AEROLITIC[İng.] / AÉROLIQUE[Fr.] / AEROLIK[Alm.] ile/değil/yerine/= AEROLİK

- AEROLOGY[İng.] / AEROLOGIE[Fr.] / AEROLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= AEROLOJİ

- AEROLOGIC MODIFICATIONS[İng.] / MODIFICATIONS AÉROLOGIQUES[Fr.] / AEROLOGIESCHE ÄNDERUNG, AEROLOGIESCHE MODIFIKATION[Alm.] ile/değil/yerine/= AEROLOJİK DÜZELTMELER

- AEROMETRE[Yun.] ile AERONOMİ[Fr.]

( Hava ölçer. İLE Gezegenlerin atmosfer özelliklerini koşullandıran fiziksel ve kimyasal olayları incleyen bilim dalı. )

- AERONOMY[İng.] / AÉRONOMIE[Fr.] / AERONOMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= AERONOMİ

- AEROSTATICS[İng.] / AÉROSTATIQUE[Fr.] / AEROSTATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= AEROSTATİK

- AEROTECHNICS[İng.] / AÉROTECHNIQUE[Fr.] / AEROTECHNIK[Alm.] ile/değil/yerine/= AEROTEKNİK

- AEROTHERMICS[İng.] / AÉROTHERMIQUE[Fr.] / AEROTHERMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= AEROTERMİK

- AEROTHERMODYNAMICS[İng.] / AÉROTHERMODYNAMIQUE[Fr.] / AEROTHERMODYNAMISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= AEROTERMODİNAMİK

- AFACANLAŞMAK ile AFACAN/LIK


- AFAK ile AFAKİ/LİK

- AFALLAMAK ile AFALLATMAK ile AFALLAŞMAK ile AFALLAŞTIRMAK ile AFAL ile AFAL AFAL

- AFAZİ ile AFONİ

( Söz yitimi. İLE Ses yitimi. )

- AFEDERSİN ile/||/<> AFFEDERSİN

- AFEKT/AFFECT[İng.] değil/yerine/= DUYGULANIM

- AFERİST[Fr. < AFFAIRISTE] değil/yerine/= DALAVERECİ

- AFET ile AFET İSTASYONU

- AFFEDİLEBİLİR ile AFFEDİLEBİLİRLİK ile MAZERET ile AFFEDERSİN ile MAZERET ile MAZERET SAHİBİ ile MAZERETLER

- AF[F]EKSİYON ile/||/<> AF[F]EKT ile/||/<> AF[F]EKTE ile/||/<> AF[F]EKTİF

( Duygulanım, sayrılığa yakalanma. İLE/||/<> Duygu durum. İLE/||/<> Sayrılığa yakalanmış. İLE/||/<> Duygusal. )

- AFGAN ile AFGAN ARAPLARI ile AFGANİSTAN ile AFGANLAR


- AFİ ile AFİF/LİK ile AFİS ile AFİŞ ile AFİŞÇİ/LİK

- AFİLİ[Y]ASYON ile/||/<> AFİLİYE

( Bağlantı. İLE/||/<> Bağlantılı. )

- AFİLİYE/AFFILIATED[İng.] değil/yerine/= BAĞLAŞIMLI (KURUM)

- AFİLLİ değil AFİLİ[Yun. < AFİ]

( Gösteriş, çalım, caka. )

- ASI/AFİŞ[Fr. < AFFICHE] ile/ve/||/<>/> AFİŞE[Fr. < AFFICHER]

( Bir şeyi duyurmak ya da tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere asılmış, genellikle resimli duvar ilânı. @@ Görülür duruma getirmek. | Açığa vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek, açıklamak. | Birini bilinmeyen bir yönüyle tanınmak. | Açıklanmış. )

- AFONİ[Yun.] ile AFTONJİ[Fr.]

( Ses yitimi. İLE Ses çıkarma yetisinin kaybolması. )

- AFORİZM/A[Fr. < APHORISME] değil/yerine/= ÖZDEYİŞ

- AFORİZMA ile VECİZE EDEN KİŞİ ile AFORİZMA YAPMAK

- AFOROZ ETMEK ile AFOROZ

- AFOROZ[Yun.]["AFAROZ" değil!] ile/ve/değil/||/<>/< REFÜZE[İng./Fr. REFUSE] (ETMEK/OLMAK)

( Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen topluluktan kovma cezası. | Dışlamak, darılmak, konuşmamak. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma. | Birini sergilediği olumsuz eylemleri nedeniyle toplum ya da bir topluluktan dışlama. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Reddetmek, geri çevirmek, kabul etmemek. )

- AFOROZLAMAK ile AFOROZLANMAK ile AFOROZ ile AFOROZLU

- AFRA TAFRA ile AFRALI TAFRALI

- AFRİKA:
SAHRA ÜSTÜ
ile/ve/||/<> SAHRA ALTI

- AFRİKA ile AFRİKA ile AFRİKALI AMERİKALI

- AFRİKA ile AFRİKALI/LIK ile AFRİKA DOMUZU ile AFRİKA MENEKŞESİ ile AFRİKA ÇEKİRGESİ

- AFRODİZYAK/TA[İng. APHRODISIAC | Fr. < APHRODISIAQUE < Yun.]:
EŞEYSEL İSTEĞİ ARTIRAN
ile/ve/||/<> EŞEYSEL GÜCÜ ARTIRAN ile/ve/||/<> EŞEYSEL HAZZI ARTIRAN

- AFSUNLAMAK ile AFSUNLANMAK ile AFSUN ile AFSUNCU/LUK ile AFSUNLU

- AFYONKARAHİSAR ile AFYONKARAHİSARLI/LIK

- AFYONLAMAK ile AFYONLANMAK ile AFYON ile AFYONLU ile AFYON RUHU ile AFYON SAKIZI ile AFYON KAYMAĞI

- ŞEBEKE[Osm.] / NETWORK, LATTICE[İng.] / RÉSEAU[Fr.] / NETZ/NETZWERK, GITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞ, ÖRGÜ


- ile AĞ KEPÇE ile AĞ KURDU ile AĞ TONOZ ile AĞ TORBA ile AĞ YATAK ile AĞ İPLİĞİ ile AĞ İĞNESİ ile AĞ KAYIĞI ile AĞ TABAKA ile AĞ KURŞUNU ile AĞ MANTARLAR

- AĞA ile/||/<>/> AĞNAM NEZARETİ/ADÂLET BAKANLIĞI

( Osmanlı sarayında yönetimsel ve askeri örgütte belirli konumlarda bulunan kişilere verilen san.[Kızlar ağası, Yeniçeri ağası] İLE/||/<>/> Osmanlı Devleti'nde adâlet düzeninin bağlı olduğu en üst makam. )

- AĞABEY/ABİ["AĞBİ" değil!] ile/değil ABİ[Fr.]

( ... İLE/DEĞİL Toplantılarda giyilen, kara, uzun ceketinin ön tarafı kesik tören giysisi. )

- AĞAÇ/ÇAM SAKIZI/REÇİNE[Yun.] ile AKINDIRIK/AKMA

- AĞAÇ YETİŞTİRME ile AĞAÇLANDIRMA ile AĞAÇ DİKMEK

- AĞAÇ ile AĞAÇ BİLGİSİ ile AĞACIN BİLGİSİ

- AĞAÇ ile AĞAÇ MİNESİ

( ... İLE Mine çiçeğigillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, kırmızı, mor çiçekli bir ağaççık. )

- AĞAÇ ile AĞAÇÇIK

( ... İLE Taflan gibi dalları dibinden başlayarak çatallanan küçük ağaç. )

- AĞAÇ ile AĞAÇSI/AĞACIMSI

( ... İLE Ağacı andıran, ağaca benzeyen, ağaç gibi. )

- AĞAÇ ile KIZILAĞAÇ/KIZILSÖĞÜT

( ... İLE Gürgengillerden, dişil çiçekleri küçük ve sarımtırak, eril çiçekleri püskül biçiminde olan, boyu 30 metre kadar olabilen, kerestesi kolay işlenebilir bir ağaç. )

- AĞACI:
[ne yazık ki]
!KESERSENİZ
ile/değil/yerine/>< KESMEZSENİZ

( Kazık kalır, üstüne oturursunuz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gölge olur, altına oturursunuz. )
( image )

- AĞAÇTA YAŞAYAN ile AĞAÇLANDIRILMIŞ ile AĞACA BENZEYEN

- ÂGÂH ile ÂRİF

- CEYLON AGAR-AGAR, LAC[İng.] / MOUSSE DE CEYLAN, VOIR AGAR-AGAR, LAQUE, VERNIS[Fr.] / FIRMIS, LACK[Alm.] ile/değil/yerine/= AGAR-AGAR JELİ, LAK

- AĞARTMAK ile AĞARTILMAK ile AĞARTABİLMEK ile AĞARTI

- AĞBENEK ile AĞBENEKLİLİK

- AĞCI/LIK ile AĞCIK

- AĞDALANMAK ile AĞDALAŞMAK ile AĞDALAŞTIRMAK ile AĞDALAŞABİLMEK ile AĞDALAŞTIRILMAK ile AĞDA/LIK ile AĞDACI/LIK ile AĞDALI/LIK

- COEFFICIENT OF VISCOUS PLASTICITY[İng.] / VISCOÉLASTICITÉ, COEFFICIENT DE LA PLASTICITÉ VISCOSE[Fr.] / VISKOELASTIZITÄT, VISKOELASTISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞDALI ESNEKLİK/PLASTİKLİK KATSAYISI

- KIVAMLI, LEZCÎ, LÜZÛCÎ[Osm.] / VISCOUS[İng.] / VISQUEUX[Fr.] / VISKOS[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞDALI, VİSKOZ


- KIVAM, LÜZÛCET[Osm.] / VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ[Fr.] / VISKOSITÄT ZÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞDALILIK VİZKOZİTE

- VISCOMETER, VISKOSIMETER[İng.] / VISCOSIMÉTRE[Fr.] / VISIOSIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞDALILIKÖLÇER, VİSKOZİMETRE

- AG[G]LÜTİNASYON ile/||/<> AG[G]LÜTİNİN[Fr. AGGLUTININE]

( Kümeleşim. İLE/||/<> Kümeleştirici. | Serumda oluşan ve pıhtılaşmaya neden olan antikor. )

- AĞILI ile AĞILI BÖCEK

- AĞIR BİR ŞEKİLDE ile AĞIRLIK

- HEAVY IONS[İng.] / IONS LOURDS[Fr.] / SCHWERE IONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIR İYONLAR

- HEAVY METALS[İng.] / MÉTAUX LOURDS[Fr.] / SCHWERMETALLE[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIR METALLER

- HEAVY WATER REACTOR[İng.] / SCHWERWASSERREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIR SU REAKTÖRÜ

- AĞIR ile AĞIR SİLAHLI ile AĞIR AYAK ile AĞIR MAKİNELİ TÜFEK ile AĞIRBAŞLI

- AĞIRLAŞTIRICI NEDEN ile AĞIRLAŞTIRICI SEBEP


- SIKLET MERKEZİ[Osm.] / CENTER OF GRAVITY[İng.] / CENTRE DU POIDS[Fr.] ile/değil/yerine/= AĞIRLIK MERKEZİ

- WEIGHT TITRIMETRY[İng.] / GEWICHTS TITRIMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIRLIK TİTRİMETRİSİ

- AĞIRLIK ile/değil/||/<> AĞIRŞAK

( ... İLE/DEĞİL/||/<> İplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik parça. | Teker biçiminde yassı nesne, kurs. )

- AĞIRŞAKLANMAK ile AĞIRŞAK

- AĞIT ile İÇLER ACISI ile AĞIT ile AĞIT YAKMAK

- AĞIZ DALAŞI ile/||/<> İT DALAŞI

- AĞIZDAN ile AĞIZDAN AĞIZA ile AĞIZDAN DOLMA ile AĞIZDAN KAPMA

- AĞIZSIL ile AĞIZSIL ÜNLÜ

- AĞLAMA ile AĞLAMALI ile AĞLAMA DUVARI

- AĞLAMAK/LIK ile AĞLANMAK ile AĞLATMAK ile AĞLAŞMAK ile AĞLATABİLMEK ile AĞLAYABİLMEK ile AĞLAYIVERMEK ile AĞLAK/LIK ile AĞLAMAKLI


- AĞLANACAK DURUMUNA ...:
AĞLAMAK
ile/değil/yerine GÜLMEK

- AĞLAYIŞ ile AĞLAYICI/LIK

- AGLOMERASYON ile/||/<> AGLOMERE OLMAK

( Yığınlaşma, yığılma, yumaklaşma. İLE/||/<> Yığınlaşmak, yığılmak, yumaklaşmak. )

- AĞNAMAK ile AĞNAM ile AĞNAMCI

- AGNOSTİSİZM[İng. AGNOSTICISM] ile/||/<> BİLİNEMEZCİLİK[İng. AGNOSTICISM]

( Nesnelerin kendilerinin hiçbir zaman bilinemeyeceğini ileri süren anlayış biçimidir. "Bilinmezcilik" olarak da isimlendirilmektedir. Bilinemezcilik terimi asıl anlamında, İngiliz düşünürü David Hume ile Alman düşünürü Immanuel Kant'ın öğretilerini adlandırır. Olguculuktan (pozitivizm) faydacılığa (pragmatizm) ve varoluşçuluğa (ekzistansiyalizm) kadar çağımızda da geniş etki alanları bulunan pek çok öğretiler bilinemezci niteliktedir. @@ Agnostisizm. Nesnelerin kendilerinin hiçbir zaman bilinemeyeceğini ileri süren anlayış. Bilinemezcilik deyimi, asıl anlamında, İngiliz düşünürü David Hume'la Alman düşünürü Immanuel Kan'ın öğretilerini adlandırır. Ne var ki, olguculuktan (pozitivizm) faydacılığa (pragmatizm) ve varoluşçuluğa (ekzistansiyalizm) kadar çağımızda da geniş etki alanları bulunan pek çok öğretiler bilinemezci niteliktedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- AGNOZİ/AGNOSIA[İng.] değil/yerine/= TANIMAZLIK, TANIMA YİTİMİ

- AGONİ ile/||/<> AGONİST

( Can çekişme. İLE/||/<> Etkidaş. )

- AGORA ile/||/<> AKROPOLİS ile/||/<> BOULEUTERİON ile/||/<> FORUM ile/||/<> GYMNASION ile/||/<> STADION/STADIUM ile/||/<> HIPPODROMOS ile/||/<> ODEON[< ODEION: ŞARKI SÖYLEMEK]

( Antik Yunan kentlerinde, stoalar ile çevrelenmiş, içinde ya da yakınında tapınak, bouleuterion gibi dini ve resmi yapıların bulunduğu toplumsal ve ticari yaşamın yoğunlaştığı alan. İLE/||/<> Antik Yunan kentlerinin en yüksek tepesinde bulunan, savunma amaçlı surlarla sarılıp bir tepe üzerine inşâ edilen özel bölge. İLE/||/<> Antik Yunan kentinde yönetimle ilgili işlerin görüldüğü meclis binası[günümüzdeki kent kurulu/senato karşılığı]. İLE/||/<> Antik Roma kentlerinde, kent merkezinde yer alan, içindeki ve çevresindeki yapılarla Yunan kentlerindeki ağora ile aynı işlevi taşıyan alan. İLE/||/<> Eski Yunan ve Roma kentlerinde beden eğitimi ve spor etkinliklerinin yapıldığı yer. İLE/||/<> Antik Yunan ve Roma'da atletizm için kullanılan, çevresinde oturma basamakları bulunan, bir ucu yarım daire biçiminde sonlanan, uzunlamasına, dikdörtgen plana sahip olan alan. İLE/||/<> Eski Yunan ve özellikle Roma kentlerinde at ve araba koşularının yapıldığı, etrafı izleme yerleri ile çevrili alanlar. İLE/||/<> İçinde müzik yapılan yer.[Çoğu kez küçük bir tiyatro biçiminde ve genellikle üstü kapalı bir yapı.] )

- AGRAFİ[Yun.] değil/yerine/= AGRAMATİZM[Fr.]

( Yazma yitimi. İLE Sözcük ve tümcelerin, dilbilgisine uygun olarak kurulamaması. | Sözcüklerde bazı harflerin atlanması biçiminde beliren söyleyiş/telâffuz bozukluğu. )

- AGRAFİ/AGRAPHIA[İng.]/AGRAPHIE[Fr.] değil/yerine/= YAZAMAMAZLIK, YAZMA YİTİMİ


- AGRANDİSMAN[Fr. < AGRANDISSEMENT] değil/yerine/= BÜYÜLTME

- AGRANDİSMAN[Fr.] ile AGRANDİSÖR[Fr.]

( Resim ya da fotoğraf büyütme. İLE Resim ya da fotoğraf büyütücü araç. )

- AGREGA[Lat.] ile AGREGASYON[Fr.]

( Harç ve betondaki âtıl bileşenlerin tümü. İLE Agraje olmak için geçirilen sınav. )

- AGREGASYON/AGGREGATION[İng.] değil/yerine/= YIĞIŞMA, TOPLANMA, BİR ARAYA GELMEK

- AGREGASYON ile/||/<> AGREGAN ile/||/<> AGREGAT

( Yığışım. İLE/||/<> Yığıştırıcı. İLE/||/<> Yığışan. )

- AGRESİF[İng. AGRESSIVE] değil/yerine/= SALDIRGAN

- AGREVE ETMEK ile/||/<> AGREVE OLMAK

( şiddetlendirmek, artırmak. İLE/||/<> Şiddetlenmek, artmak. )

- AĞRI KESEN = AĞRI KESİCİ

( Ağrı duyusunu ortadan kaldıran ilaç vb. analjezik. )

- AĞRIMA ile AĞRIMA ASALAKLARI

- AĞRIMAK ile AĞRITMAK ile AĞRITABİLMEK ile AĞRIYABİLMEK ile AĞRI ile AĞRILI/LIK ile AĞRISIZ/LIK ile AĞRI SIZI ile AĞRISIZCA ile AĞRI KESİCİ ile AĞRI KESİMİ ile AĞRI YİTİMİ


- AGROFOS NOMOS ile/ve/||/<> NOMOS FIZIOS ile/ve/||/<> NOMOS EMSIOS

- AGRONOM[Fr.] ile AGRONOMİ[Fr.] ile AGRONOMETRİ[Fr.]

( Tarımcılık uzmanı. İLE Tarım bilimi. İLE Toprağın verim gücünü ölçen bilim dalı. )

- AĞUSTOS RODEN ile AĞUSTOS

- AĞUSTOS ile AĞUSTOS BÖCEĞİ ile AĞUSTOS BÖCEKLERİ

- AĞUSTOS'UN İLK 15'İ ile AĞUSTOS'UN İKİNCİ 15'İ

- ÂĞYÂRINI CÂMÎ, EFRÂDINI MÂNÎ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< önce ÂĞYÂRINI MÂNÎ sonra EFRÂDINI CÂMÎ

( Benzetme. [Ölçünün ve tanımın bulunmadığı yerde, ne yazık ki kişisel "görüş/yorum", "dolaylı ilişki" ve "çağrışımların" öne çıktığı/çıkarıldığı [boş] sözler.] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Tanım[ın tanımıdır]. [Bir kavramın tüm bireylerini kuşatıp ötekileri dışarıda bıraktığını tanımlar.] )
( "İnsan, düşünen bir canlıdır" tanımı kullanıldığında bu tanımın içinde tüm insan bireylerini içerir. Girmeyen hayvan[behaim], bitki ve nesneyi dışarıda bırakır. )

- AĞZI BİR ile AĞZI PEK/LİK ile AĞZI PİS ile AĞZI AÇIK/LIK ile AĞZI KARA/LIK ile AĞZI SIKI/LIK ile AĞZI BOZUK/LUK ile AĞZI BÜYÜK/LÜK ile AĞZI GEVŞEK/LİK ile AĞZI HAVADA ile AĞZI KENETLİ/LİK ile AĞZI KİLİTLİ/LİK ile AĞZI KALABALIK/LIK ile AĞZI KULAKLARINDA

- AH-AMAN (DEME[ME]K) ile/ve/||/<>/> AH'TAN AMAN'DAN ÇEKİLME(ME)K

- AH NEREDE, VAH NEREDE ile AH DEMEDEN, VAH DEMEDEN

- AH ile AH VAH


- AH ile/ve/> AMAN ile/ve/> YETİŞ[MEDED]

( 66 ile/ve/> 92 )
( ALLAH ile/ve/> HZ. MUHAMMED ile/ve/> HZ. ALİ )
( Allah, din ile, mezhep ile bulunmaz, aşk ile bulunur. )
( Bazıları Allah'ı aramaya Hicaz'a giderler. Aklı yetenler, Allah'ı aramak için bir adım atarlarsa kâfir olur. )
( AH diyene, AMAN edilir. )
( Allah'tan, AH edersin; AMAN'ı, Hz. Muhammed'den dile. )

- AHARLAMAK ile AHA ile AHAR ile AHARLI

- AHBAP ile DOSTUM RASHİD ile TOMURCUK

- AHBAP-ÇAVUŞ" değil AHBAP ÇAVUŞ (İLİŞKİSİ)

( "AHBAP ve ÇAVUŞ" olarak iki ayrı kişi gibi değil "AHBAP[muhabbetiniz/tanıdık/tanışıklık/sevgi] olan ÇAVUŞ" anlamına gelir. )

- AHBAP/LIK ile AHBAPÇA ile AHBAP ÇAVUŞLAR ile AHBAP ÇAVUŞ İLİŞKİSİ

- AHD-İ ATİK ile/ve/||/<>/> AHD-İ CEDÎD

( Tevrat. İLE/VE/||/<>/> İncil. )

- AHDİ ile AHDİ ATİK ile AHDİ CEDİT

- AHENKLEŞTİRMEK ile AHENK ile AHENKLİ/LİK ile AHENKSİZ/LİK ile AHENK KAİDESİ ile AHENK TAHTASI

- AHESTE/LİK ile AHESTE BESTE ile AHESTE AHESTE

- AHFÂ[Ar. < HAFÎ] ile/ve/||/<> AHFİYE[Ar. < HIFÂ]

( [daha/pek/çok] Gizli, en gizli. İLE/VE/||/<> Gizli olanlar. | Ağaç çiçeğinin tomurcuğunu örten dış kabuklar. )

- ÂHÎLİK ile/||/<> AHİLER ile/||/<> BÂCİYÂN-I RUM

( Ahilik, dayanışma teşkilatıdır. Aslen Horasan kökenli olup Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu'da yaşayan Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlâkî yönden yetiştiren, çalışma yaşamını ve iyi bireylerin becerilerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir.
Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik, iyi ahlâkın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası tüm güzel becerilerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir.
Ahi Evran Hazretlerine Ahi Baba da denir. Ahiler, 1290 yılında, Ankara'da kurulan bir Anadolu beyliğidir. 1354 yılında Osmanlı egemenliğine giren Ahiler, varlıklarını Osmanlı Devleti içerisinde sürdürmüşlerdir.
Ahi Evran tarafından kurulmuştur. Ahiler, gerek Anadolu Selçuklularında gerekse Osmanlılarda önemli ekonomik etkinliklere sahipti. İLE/||/<> Anadolu Selçukluları Döneminde ortaya çıkan, esnaf örgütü.
İLE/||/<>
Anadolu Selçukluları Döneminde ortaya çıkan, esnaf örgütü.
İLE/||/<>
Anadolu kadınları birliği Ahilerin kadınlar kolu olarak yetim, kimsesiz genç kızları korumasına almış, onların eğitiminde, ev bark sahibi olmalarından, sorumlu olmuşlardır. Bunun dışında kimsesi kalmayan yaşlı kadınların bakımı, genç kızların evlendirilmesi gibi bazı toplumsal hizmetlerde bulunmuşlar, maddî sıkıntıda olanlara yardım etmişlerdir. Ahi zâviyesinde gelen konuklara yemek hazırlamada, savaş zamanlarında ordunun gereksinimi olan giysi ve savaş malzemelerinin bakımında ve onarımında yardımcı olmuşlardır. Anadolu kadınları örgütü, üyelerine şu telkinde bulunurdu. “İşine, aşına, eşine sahip ol!” Bu söz, Âhî kadın örgütünün ana ilkesi olmuştur. \"İşine sahip ol!\" yani bilge ve becerikli ol ki, evinin düzenini koruyabilesin. Tasarruf et, fazla savurgan olma ki, ocağın devamlı tütsün. Eşine sahip ol ki, evine bağlı kalsın. Anadolu kadınları sosyal yardımlar yanında ekonomiye önemli katlı sağlayan çeşitli el sanatlarında uğraşı vermişlerdir. Çadırcılık, keçecilik, halı, nakışçılık, örgücülük, kilim dokumacılık, oya dantelcilik ve kumaş üretiminde ve bunlardan giysi yapılmasında etkinlik göstermişlerdir. )

- AHİRET/LİK ile AHİRET ADAMI ile AHİRET SUALİ ile AHİRET YOLCULUĞU

- AHIRLAMAK ile AHIR ile AHIRLI

- AHİTLEŞMEK ile AHİ ile AHİR ile AHİT ile AHİZ ile AHİR VAKİT ile AHİR ZAMAN ile AHİR ÖMÜRDE

- AHLÂK/ERDEM ve/||/<> EYLEM/SELLİK

- AHLÂK ve/||/<>/>/< AHLÂK-I İLÂHÎ

- AHLÂKİ ÇOĞULCULUK ile AHLÂKİ TEKÇİLİK/MONİZM

( Birden fazla ahlâki düzenin bir arada var olabileceğini savunan görüş. İLE Tek bir evrensel ahlâki düzenin geçerli olduğunu savunan görüş. )

- AHLÂKİ ÇOĞULCULUK/PLÜRALİZM ile AHLÂKİ SALTIKÇILIK/MUTLAKÇILIK

( Birden fazla ahlâki düzenin geçerli olabileceğini savunan görüş. İLE Tek bir evrensel ahlâki düzenin geçerli olduğunu savunan görüş. )

- AHLÂK-I FÂZILA ile AHLÂK-I HAMÎDE ile AHLÂK-I HASENE ile AHLÂK-I ZEMÎME ile !AHLÂK-I REZÎLE

( Erdemli huylar. İLE Övülecek huylar. İLE Güzel huylar. İLE Kötü/lenecek huylar. )

- AHLÂKİ GÖRELİLİK ile AHLÂKİ REALİZM

( ahlâki değerlerin kültür, birey ya da bağlama göre değiştiğini savunan görüş. İLE ahlâki değerlerin nesnel ve evrensel olduğunu savunan görüş. )

- AHLÂKİ HİÇÇİLİK/NİHİLİZM ile AHLÂKİ ÖZNELCİLİK/SUBJEKTİVİZM

( Ahlâki değerlerin hiçbir gerçekliği olmadığını savunan görüş. İLE ahlâki değerlerin bireysel inanç ve yeğlemelere bağlı olduğunu savunan görüş. )

- AHLÂKÎ OLGU değil OLGULARIN, "AHLÂKÎ" "YORUMLARI"

( Yoktur. | Vardır. )

- AHLÂKİ ÖZERKLİK/OTONOMİ ile AHLÂKİ YADERKLİK/HETERONOMİ

( Bireyin kendi ahlâki kurallarını özgürce belirlemesi. İLE Bireyin ahlâki kurallarını dış otoritelerden alması. )

- AHLAKİ/LİK ile AHLAKİ VAZİFE

- AHLÂKLI değil AHLÂK KİŞİSİ

- AHLÂKSIZLIK ile/değil AHLÂK ÖLÇÜTLERİNİN BULUNMAMASI

- AHLAKSIZLIK ile UYGUNSUZ ile UYGUNSUZ BİR ŞEKİLDE

- AHLAMAK ile AHLAF ile AHLAK ile AHLAT ile AHLAKLI/LIK ile AHLAKÇA ile AHLAKÇI/LIK ile AHLAKSIZ/LIK ile AHLAK DIŞI ile AHLAKSIZCA ile AHLAK BİLİMİ ile AHLAK DIŞICI/LIK ile AHLAK YASASI ile AHLAK BİLİMCİ ile AHLAK BİLİMSEL ile AHLAK ZABITASI

- AHMÂ[Ar. < HAMÂ] ile AHMÂ[Ar. < HAMİYYET] HAMİYET

( Kayınbirâderler. İLE [daha/çok/pek] Hamiyetli. )

- AHMAK/LIK ile AHMAKLAŞMAK ile AHMAKLAŞTIRMAK ile AHMAKLAŞABİLMEK ile AHMAKLAŞTIRABİLMEK ile AHMAKÇA


- AHMED ve/||/+/<>/> MUHAMMED ve/||/+/<>/> MAHMUD ve/||/+/<>/> MUSTAFA

( Düşünce/de. VE/||/+/<>/> Gerçekleştiğinde. VE/||/+/<>/> Sonucunda[olumlu/olumsuz] VE/||/+/<>/> Vazgeçilebildiğinde. )

- AHMET RASİM ile/ve/||/<>/< AHMET MİTHAT EFENDİ

- AHMET ile AHMED ÇELEBİ ile AHMED ŞAH MESUD

- AHRETLİK ile AHRET KARDEŞİ ile AHRET KARDEŞLİĞİ

- AHU ile AHU GÖZLÜ ile AHU PARÇASI

- AHUDUDU ile AHUDUDU ŞURUBU ile AHUDUDU ŞERBETİ

- AHZ U KABZ ile/||/<> AHZ U İTÂ

( İki sözcük de almak anlamına gelir. İLE/||/<> Alıp verme. )

- AİDİYET "DUYGUSU" değil AİDİYET

- AİDİYET ile AİDİYET EKİ

- AİLE ile AİLE BABASI ile SOYADI ile AİLE İLİŞKİLERİ ile SOY AĞACI


- AİLE/LİK ile AİLECE ile AİLESİZ/LİK ile AİLE ADI ile AİLE İSMİ ile AİLE DOSTU ile AİLE OCAĞI ile AİLE REİSİ ile AİLE HAYATI ile AİLE HEKİMİ ile AİLE HUKUKU ile AİLE BAHÇESİ ile AİLE BÜTÇESİ ile AİLE DOKTORU ile AİLE MECLİSİ ile AİLE SAADETİ ile AİLE GAZİNOSU ile AİLE MATİNESİ ile AİLE FOTOĞRAFI ile AİLE HEKİMLİĞİ ile AİLE PLANLAMASI

- AİLESEL ile AŞİNA ile TANIDIK KONUŞMA ile AŞİNALIK ile ALIŞMAK

- AİT OLMAK ile AİT OLMAK ile AİT ile AİT ile EŞYALAR

- AİT ile/yerine İLGİLİ/İLİŞKİN

( Neye, nereye ait olduğumuz, kendi duygularımız ve kanı-mızla ilgilidir. )
( Akıllı kişi, hiçbir şeyi kendine ait saymaz. )
( Hiçkimseye ait olmadan, herkesindir! )
( Kim anlıyor ve/ya da zevk ediyorsa, onundur! )

- AJAN/LIK ile AJANS ile AJAN PROVOKATÖR

- AJİTASYON[Fr.] ile AJİTE[Fr.]["ACİTE/ACITE" değil!]

( Sürekli ve tutarsız hareketler. İLE Sürekli ve tutarsız davranışları olan kişi. )

- AJİTASYON ile/||/<> AJİTE ile/||/<> AJİTE ETMEK

( Huzursuzluk, çalkalama. İLE/||/<> Huzursuz, çalkalanmış. İLE/||/<> Huzursuz etmek, çalkalamak. )

- AJİTASYON[Fr./İng. < AGITATION]["ACITASYON" değil!] değil/yerine/= KIŞKIRTMA/KIŞKIRTI/KÖRÜKLEME ÇALKALAMA | ÇIRPINTI | DUYGU SÖMÜRÜSÜ | HUZURSUZLUK | ÇALKALAMA

- AJİTE ile AJİTASYON

- AJİTE ile/||/<> AJİTATÖR

( Huzursuz. İLE/||/<> Huzur bozucu | Çalkalayıcı. )

- AJUR ile AJURLU

- AK/AQ[Oğuz] ile/||/<> AK SAY/AQ SAY ile/||/<> AK TEREK/AQ TEREK
[<

- AK/ÇA-PAK/ÇA

- AK ile AK AĞA ile AK KAN ile AK PAK ile AK YEL ile AK YEM ile AK YAZI ile AK BENEK ile AK DEMİR ile AK GÖZLÜ ile AK MADDE ile AK SAÇLI/LIK ile AK YAZILI/LIK ile AK YILDIZ ile AK SAKALLI/LIK ile AK SÜLÜMEN ile AK KAN BEZİ YANGISI

- AKABİLMEK ile AKAÇLAMAK ile AKAÇLATMAK ile AKA ile AKAK ile AKAR ile AKAÇ ile AKARCA ile AKARLAR ile AKAR AMBER ile AKAN YILDIZ

- AKAÇ ile AKAK ile AKI ile AKILGA ile AKIM ile AKINDIRIK ile AKINTI ile AKIŞKANLAŞTIRICI ile AKITMALIK ile AKMA ile AKMALIK

( Birikmiş suları akıtmaya yarayan boru, oluk ve benzeri araç. | Temel düzeyindeki suları toplayıp yapıların uzağına akıtan, yeraltı su borusu. İLE Su, hava, duman gibi akışkan şeylerin geçip gitmesine yarayan, her tür yol, akımlık. İLE Işık kaynağının, 1 saniyede çevresine yaydığı ışık enerjisi/akısı.[Akı birimi, lümen'dir.] İLE Suların akması için bir duvarda bırakılan düşey yarık. İLE Üslûp niteliği taşımayan sanat görüşü, çığır. | Hava, su gibi akışkan maddelerin ya da elektrik gibi kuvvetin, herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, çereyan. İLE Ağaç sakızı, reçine. İLE Eğim. İLE Beton akışkanlaştırıcı. İLE Çatı kaplama işlerinde, yedirmelik ya da kurşun şerit ile örtülü birleştirme ya da tonoz geçmesi. İLE Bir gerece uygulanan gerilme sabit kaldığı halde biçim değiştirmenin artması. İLE Sokak ve bahçe yollarının iki yanında ya da ortasında, suların akıp gitmesi için yapılan oluk. )

- AKADEMİ ile AKADEMİSYEN ile AKADEMİK ile AKADEMİK MAKALE ile AKADEMİK YIL ile AKADEMİSYEN ile AKADEMİ

- AKADEMİ/K ile/ve/||/<> AKADEMİCİ/LİK

- AKANTOLİZ[Fr.] ile AKANTOZ[Fr.] ile AKANTOSİTOZ[Fr.]

( Deri dokusu bozukluğu. İLE Üst deride bir katmanın kalınlaşması. İLE Alyuvarların yapısal bozukluğu. )

- AKÂR ile/||/<> AKÂRÂT ile/||/<> AKÂRÂT-I VAKFİYE/VAKFİYYE ile/||/<> BÂD-İ HEVÂ ile/||/<> MECCÂNEN

( Gayrimenkullerden kirâ yoluyla sağlanan gelir. İLE/||/<> Gelir sağlayan gayrimenkuller. İLE/||/<> Vakıf gayrimenkuller; evler, dükkânlar ile bunların getirdiği gelir. İLE/||/<> Kayıt dışı, önceden belirlenenin dışında gelen gelir. | Bedava, parasız. İLE/||/<> Ücretsiz, parasız, karşılıksız. )

- AKARDİ değil/yerine/= YÜREK GELİŞMEZLİĞİ/YOKLUĞU

- AKARİB < AKREB

( Zehirli ve tehlikeli hayvancıklar. )

- ACAROID RESIN[İng.] / RÉSINE D'ACARIODE[Fr.] / AKAROIDHARZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AKAROİD REÇİNESİ

- AKARSU ile AKARSU SANTRALİ

- AKARSU ile/ve/<> KIVRIMLI AKARSU/MENDERES[Yun. < MAINDROS/Μαίανδρος]

( ... İLE/VE/<> Bir akarsu yatağının az eğimli koyak tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği "s" harfine benzeyen kıvrım. )

- AKARYAKIT ile AKARYAKITÇI/LIK ile AKARYAKIT İSTASYONU

- AKARYOTİK ile/||/<> AKARYOSİT

( Çekirdeksiz . İLE/||/<> Çekirdeksiz göze. )

- AKATAFAZİ[Fr.] değil/yerine/= PARAFAZİ/PARAPHASIA[İng.] değil/yerine/= SİNTAKTİK AFAZİ/SYNTACTIC APHASIA[İng.]

( Sözsel anlatım bozukluğu. İLE Sözcük bulma güçlüğü. İLE Sözdizimsel dil yitimi. )

- AKATİZİ ile/||/<> AKİNEZİ

( Oturamazlık. İLE/||/<> Devinimsizlik. )

- AKATLAR ile/ve AKARETLER


- AKBALIK = AKYABALIĞI

( Uskumrugillerden, ufak pullu bir balık.[10 - 60 kg.] )

- AKBAŞ ile AKBALIK

- AKBİL'İ:
YAVAŞ BASMAK
değil/>< BASILI TUTMAK/BEKLEMEK

( Yanlışı. >< Doğrusu. )

- AKÇA ARMUDU değil AKÇAARMUT

- AKÇAABAT ile AKÇAABAT KÖFTESİ

- AKÇALAMAK ile AKÇALANMAK ile AKÇA ile AKÇASAL ile AKÇA YEL ile AKÇA PAKÇA ile AKÇA ARMUDU

- AKÇE ile/||/<> AKARET

( Osmanlı Devleti'nin para birimi. @@ Gelir getiren mülkler. )

- AKÇE ile AKÇELİ

- AKCİĞER ile AKCİĞER ZARI ile AKCİĞERLİLER ile AKCİĞER GÖBEĞİ ile AKCİĞER PETEĞİ ile AKCİĞER LOPÇUĞU ile AKCİĞER KESECİKLERİ

- AKÇILLANMAK ile AKÇILLAŞMAK ile AKÇIL/LIK


- AKDENİZ ile AKDENİZ İKLİMİ ile AKDENİZ MAVİSİ ile AKDENİZ HUMMASI

- AKD-İ MEBHUSÜNANH/AKD-İ MEZBUR değil/yerine/= SÖZÜ EDİLEN ANTLAŞMA/SÖZÜ EDİLEN BAĞIT

- FLUX LINES[İng.] / LIGNES DE FLUX[Fr.] ile/değil/yerine/= AKI ÇİZGİLERİ

- FLUX RODS[İng.] / BARREAUX DE FLUX[Fr.] / FLUSSSTÄBE[Alm.] ile/değil/yerine/= AKI ÇUBUKLARI

- FLUX LEVELLING[İng.]RÉGLAGE DE FLUX[Fr.] / FLUXNIVELLIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AKI DÜZLEME

- AKI/AQI ile/||/<> AKI (YAGAK)/AQI (YAGAQ)
[<

( Eli açık, cömert. İLE İyi ceviz. )

- AKICI ile AKICI DİL

- AKICI/LIK ile AKICI ÜNSÜZ ile AKICILIK ÖLÇEĞİ

- AKİDE ile AKİDE ŞEKERİ

- ÂKİF[Ar. çoğ. ÂKİFÂN, AKÛF] ile/ve/||/<> ÂRİF[Ar. < İRFAN | çoğ. UREFÂ]

( Sebât eden. | İbâdet eden. İLE/VE/||/<> Bilen, bilgili, irfan sahibi.[(Bildiğinin, yapacağının ve söyleyeceğinin) Zamanını ve zeminini] )

- AKIL "ALMAYI İSTEMEMEK" değil/yerine/> "AKLINI BAŞINA TOPLAMAK"

( Kimseden "akıl almak" istemiyorsan, aklını başına topla! )

- AKIL ALMAZ ile SONUÇSUZ

- AKIL:
BÜTÜNSEL
ile/ve/değil/||/<>/< BÜTÜNLEYİCİ

- AKIL İLE ...:
ŞİİR YAZILMAZ
ve/fakat ŞİİRE DÜZEN VERİR

- AKIL YÜRÜTME[İng. LOGICAL REASONING] ile/||/<> ANALOJİ[İng. ANALOGY] ile/||/<> NOSYON[İng. NOTION]

( Bir sonuca varmayı amaçlayan zihinsel faaliyetler. Mevcut öncüller arasında belirli bağlantılar kurulur ve yeni bir sonuca varılmaya çalışılır. Akıl yürütme genellikle argüman sunmak ya da çıkarım yapmak için kullanılır ve tümdengelimsel, tümevarımsal, abdüktif ya da analojik gibi farklı biçimlere ayrılabilir. @@ Benzeyen ve benzetilen iki nesne ya da nesne öbeği arasında ortak olduğu düşünülen bir benzetme yönü çerçevesinde kurulan benzerlik ya da yapılan karşılaştırmadır. Benzetme yönünün geçerli olduğuna yönelik yeterli verinin olmadığı ya da geçersiz olduğu durumlarda yapılan analoji geçersiz olabildiğinden analoji kurarken dikkatli olunmalıdır. @@ Bireyin bilinen, deneyimlenen ya da hayal edilen bir şeye ilişkin kavrayışı ya da izlenimi. Çeşitli zihinsel faaliyetlerin (akıl yürütme, tefekkür, vb.) geniş bir yelpazesini ifade eden "düşüncelerden" farklı olarak nosyon, kişinin dünya görüşünü ve teorik anlayışını şekillendiren daha derin, daha istikrarlı inançları ifade eder.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- AKIL ve/||/<> AHLÂK ve/||/<> ADÂLET ve/||/<> ÂDÂB ve/||/<> AŞK

- AKIL ve/için/||/<>/< AKLIN SERÜVENİNİN İZLENMESİ

- AKIL ile ZEKA ile ENTELEKTÜEL ile AYDINLAR ile İSTİHBARAT ile İSTİHBARAT BÜROSU ile ZEKA TESTİ ile ZEKİ ile ENTELİJANSİYA ile ANLAŞILIR

- AKILDANE/LİK ile AKILDAN YOKSUN/LUK

- AKILLI (OLAN/OLMAK) ile/ve/değil/yerine "AKLI BAŞINDA" (OLAN/OLMAK)