| SON SÖZCÜĞE GÖRE |

- PERSECUTORY DELUSION[İng.] değil/yerine/= ZULÜM SANRISI

( Kişinin, elinde yeterli kanıt bulunmamasına karşın kendisine ya da bir başka sevdiğine zarar verildiğini ya da verilmeye çalışıldığını düşünmesine sebep olan sanrı türü. Örneğin kişi, polisin ona işkence etmek istediğini ya da ona doğru bakan birinin kendisini hedef gösterdiğini düşünebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PERSISTAN/PERSISTENT[İng.] değil/yerine/= İNATÇI

- PERSISTENCE HUNTING[İng.] değil/yerine/= DİRENÇ AVI

( Avcıların koşma, yürüme ve izleme taktiklerini kullanarak avını tükenmişlik noktasına kadar takip ettiği bir avcılık tekniği.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PERUK ile PERUKA ile PERUKÇU/LUK

- PERVA ile PERVAZ ile PERVASIZ/LIK ile PERVAZLI ile PERVAZSIZ ile PERVASIZCA

- PERVÂNE LÂZIM ile/ve/||/<> PERVÂ NE LÂZIM

( Geceleri ışık etrafında dönerek uçan küçük kelebek. | Bir motor ya da yayla döndürüldüğü zaman bağlı olduğu düzeni devindiren, bir mile bağlanmış iki ya da daha fazla kanattan oluşan düzenek. | Yol gösteren, kılavuz/rehber. | Ferman, hüküm, nişan. | Selçuklu ve İlhanlılar'da nişancı, tevkîî. İLE PERVÂ[Fars.]: Çekinme, sakınma, korku. )

- PERVANE ile PERVANECİ ile PERVANELİ ile PERVANESİZ ile PERVANE BALIĞI

- PERVEANCE[İng.] / PERVÉANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= PERVEANS

- PERVERENDE[Fars.] ile/ve/||/<>/> PERVERDE[PELVERDE değil!][Fars.] ile/ve/||/<>/> PERVERD/-PERVER[çoğ. PERVERÂN][Fars.]

( Yetiştirici, terbiye edici. | Besleyici, büyütücü. İLE/VE/||/<>/> Beslenmiş, büyütülmüş, yetiştirilmiş. | Üzüm şırasından yapılan bir çeşit tatlı. İLE/VE/||/<>/> "Besleyen/besleyici, büyüten, yetiştiren/yetiştirici, koruyan, terbiye eden" anlamlarıyla birleşik sözcükler yapar.[DEHÂ-PERVER: Dâhî yetiştiren. | FUKARÂ-PERVER: Yoksul besleyen.] )

- PERVERÎ[Fars.] / PERVERİŞ[Fars.] / PERVERÎŞ-ÂMÛZ[Fars.] / PERVERÎŞ-YÂB[Fars.] / PERVERİŞ-YÂFTE[Fars.]

( Besleyicilik, büyütücülük, terbiye. | Seçme. | Sevme. İLE Besleyiş, besleme, beslenme. | İlerleme, terakkî. İLE Mânen yetiştiren, filozof. İLE Beslenen. | Yetiştirilen, terbiye gören, terbiye edilen. İLE Büyütülmüş, bakımlı, terbiyeli, terbiye edilmiş. )

- PEŞ ile PEŞ PEŞE ile PEŞİ SIRA ile PEŞİ PEŞİNE

- PES ile PESO ile PEST ile PES SES ile PES PERDE ile PES SESLİ/LİK

- PEŞİ PEŞİNE (GELMEK)

- PESİMİZM/PESSIMISM[İng.]/BEDBİNLİK değil/yerine/= KÖTÜMSERLİK/KARAMSARLIK

- PEŞÎN/PÎŞÎN[Fars. < PÎŞ: Ön.] ile PESÎN[Fars.] ile Peşîn[Fars.]

( Önden, önce. | Önden verilen. İLE Sonraki, en son. İLE Keykubad'ın üçüncü oğlu. )

- PEŞİN ile PARA KUTUSU ile NAKİT KREDİ ile YAZAR KASA

- PEŞİN ile PEŞİNCİ/LİK ile PEŞİN CEVAP ile PEŞİN FİKİR ile PEŞİN HÜKÜM ile PEŞİN PEŞİN ile PEŞİN SATIŞ ile PEŞİN YARGI ile PEŞİN PİYASA ile PEŞİN PAZARLIK

- PEŞİNAT ile PEŞİNATSIZ

- PEŞKİR ile PEŞKİRCİ/LİK

- PEŞREV[Fars. PİŞREV] ile PEŞREV[Fars. PİŞREV] ile PES-REV

( Türk müziğinde, faslın giriş taksiminden sonra ilk çalınan dört haneli ve dört teslimli parça. | Halk öykülerinde, türkülerin okunup çalınışı sırasında türkü aralarına katılan mani türünden küçük türküler. İLE Pehlivanların tutuşmadan önce kispetlerine vurarak yaptıkları gösteri. İLE Hizmetli/uşak.[arkadan gelen] )

- PEŞTAMAL/LIK ile PEŞTAMALCI/LIK ile PEŞTAMALLI ile PEŞTAMALSIZ

- PEŞTU ile PEŞTUCA

- PES Ü DÎVÂR[Fars.] ile/ve/değil/||/<>/< PES Ü PERDE[Fars.]

( Duvarın arkası. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Perdenin arkası. )

- PETEK ile PETEK GÖZ ile PETEK DOKUMA ile PETEK GÜVESİ

- PETEŞİ/PETECHIA[İng.] değil/yerine/= NOKTASAL KANAMA

- PETROCHEMICALS[İng.] / PETROCHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PETROKİMYA, PETROKİMYASAL NESNELER

- PETROKİMYA ile PETROKİMYACI/LIK

- OIL GAS[İng.] / PETROLIUM GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= PETROL GAZI

- PETROLEUM NAPHTA[İng.] ile/değil/yerine/= PETROL NAFTASI

- PETROLEUM PITCH[İng.] ile/değil/yerine/= PETROL ZİFTİ


- PETROL ile PETROLCÜ/LÜK ile PETROL MAVİSİ ile PETROL LAMBASI

- PEY ile PEYK/LİK ile PEY AKÇESİ

- PEYDAHLAMAK ile PEYDAHLANMAK ile PEYDA ile PEYDAH

- PEYDERPEY[Fars. < PEY:Arka. | -DER: İçinde.]["PEYDELPEY" değil!] (ÖDEMEK) AZAR AZAR/BÖLÜM BÖLÜM/YAVAŞ YAVAŞ (ÖDEMEK) | BİRBİRİ ARDINCA, ART ARDA

- PEYGAMBERAĞACI ile PEYGAMBERÇİÇEĞİ ile PEYGAMBERDEVESİ

( Yabanikimyongillerden, reçinesinden gayakol çıkarılan bir ağaç. İLE Mavi kantaron, belemir. İLE Sıcak ve ılıman ülkelerde yaşayan, genellikle yeşil renkte ve ortalama 5 cm. boyuna, düz kanatlı, çok obur böcek. )

- PEYGAMBER/LİK ile PEYGAMBERCE ile PEYGAMBER AĞACI ile PEYGAMBER ÜZÜMÜ ile PEYGAMBER BALIĞI ile PEYGAMBER DİKENİ ile PEYGAMBER ÇİÇEĞİ

- PEYNİR ile PEYNİR RENDESİ ile PEYNİR AKARI

- PFUND SERIES[İng.] / SÉRIES DE PFUND[Fr.] ile/değil/yerine/= PFUND DİZİLERİ

- PFUND-SERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PFUND SERİSİ

- PHALL-/PHALLO- ile/||/<> BALAN-/BALANO-

( Penis. İLE/||/<> Glans penisle ilgili. )

- PHI PHI DON ile/ve/<> PHI PHI LEE

( Büyük olan ve konaklama olanaklarının bulunduğu ada. İLE/VE/<> Maya Beach'in bulunduğu ada. [Leonardo DiCaprio'nun oynadığı The Beach filminin çekildiği yer.] )
( Tayland'ın ünlü iki adası. [Phuket ve Krabi'den turlarla da gidilebilmektedir.] )

- PHİL-/-PHİL/-PHİLE/-PHİLİA/-PHİLİC/PHİLO-/-PHİLY ile/||/<> PHOB-/-PHOBE/-PHOBİA/-PHOBİAC/PHOBO-

( Sevme, eğilimi olma, eğilim, hastalık derecesinde eğilim. İLE/||/<> Korku, kaygı, fobisi olan. )

- PHILOMYTHOS ile/ve PHILOSOPHOS

- PHLOEM[İng.] değil/yerine/= FLOEM (SOYMUK BORUSU)

( Bitkilerde yapraklarda üretilen besinleri bitkinin diğer tüm bölgelerine yönlendiren dokulardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PHOBOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= FOBOFOBİ

( Korkma korkusu olarak bilinen terim.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PHONEME[İng.] değil/yerine/= EŞ ANLAMLAR: BİRİMSES, SESBİRİM

( Bir dilde kelimeler arasındaki anlamı ayırt edilebilen en küçük ses birimi. Dilbiliminin alt dalı olan fonolojinin temel kavramlarından biridir. Tek başına bir anlam ifade etmezler, farklı birleşimlerle bir araya gelerek kelimeleri oluştururlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PHOSPHORYLATING[İng.] değil/yerine/= FOSFORİLE ETMEK

( Bir organik molekülü bir fosforik asit ya da fosfor içerikli bir grupla birleştirmek ya da bu birleşime sebep olmak.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PHYLİP ile/||/<> GENETİK MESAFE[İng. GENETIC DISTANCE]

( Filogenetik program PHYLIP popülasyonlar arası genetik mesafe tahmininde kullanılan en popüler ayrıca ücretsiz bir programdır. PHYLIP'in çok sayıda bileşenleri internet üzerinden çalıştırılabilir. Bir PHYLIP bileşeni olan GENDST paketi alel frekanslarındaki genetik mesafeyi üç metot kullanarak tahmin edebilir. Bu metotlar Nei, Cavalli-Sforza, Reynold' tur. @@ Genetiğin popülasyonla ilgili olan ölçüsüdür. Genetik türler arasında ya da bir türün içindeki popülasyonlar arasındaki ayrılıklar. Bunlar çeşitli parametrelerle ölçülür. Geniş genetik mesafeler daha uzak genetik ilişki olduğunu gösterirken kısa genetik mesafeler yakın bir genetik ilişki olduğunu gösterir. İnsan ve şempanzeler arasındaki genetik benzerlikleri karşılaştırmak için genetik mesafe kullanılabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PHYSIC vs. PHYSICS vs. PHYSICAL

- PHYSİ-/PHYSİO- ile/||/<> PHYT-/-PHYTE/PHYTİ-/PHYTO- ile/||/<> DENDR- ile/||/<> PHARMACO-

( Doğa ile ilgili, doğal, fizyoloji ile ilgili. İLE/||/<> Bitki, vejetasyon, bitkisel, parazit ile ilgili. İLE/||/<> Ağaç. İLE/||/<> İlaç ya da ilaç nesneleri ile ilgili. )

- PI-MESON[İng.] / MÉSON Π[Fr.] / PI-MESON[Alm.] ile/değil/yerine/= Pİ MEZONU

- PI-NUMBER[İng.] / NOMBRE PI[Fr.] / PI-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= Pİ SAYISI

- PİÇ ile PİÇ KURUSU

- PİDE ile PİDECİ/LİK ile PİDELİ ile PİDE FIRINI

- PIEZOELECTRIC IGNITOR[İng.] / ALLUMEUR PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER ZÜNDER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK ATEŞLEYİCİ

- PIEZOELECTRIC TRANSDUCER[İng.] / TRANSDUCTEUR PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK DÖNÜŞTÜRÜCÜ

- PIEZOELECTRIC EFFECT[İng.] / EFFET PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK ETKİ

- PIEZOELECTRIC CRYSTAL[İng.] / CRISTAL PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK KRİSTAL

- PIEZOELECTRIC OSILATOR[İng.] / OSCILLATEUR PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER OSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK OSİLATÖR

- PIEZOELECTRIC RESONATOR[İng.] / RÉSONATEUR PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER RESONATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK REZONATÖR


- PIEZOELECTRIC FILTER[İng.] / FILTRE PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHES FILTER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK SÜZGEÇ

- PIEZOELECTRIC GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER GENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK ÜRETEÇ

- PIEZOELECTRIC[İng.] / PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK

- PIEZO-OPTICAL EFFECT[İng.] / EFFET PIÉZO-OPTIQUE[Fr.] / PIEZOOPTISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO OPTİK ETKİ/EFEKTİ

- PIEZOELEKTRISCHE HYSTERESE, PIEZOELEKTRISCHE HYSTERESIS[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOELEKTRİK HİSTEREZİS

- PIEZOELEKTRISCHES MATERIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOELEKTRİK MALZEME

- PIEZOELEKTRISCHE MESSGRÖSSENAUFNEHMER, PIEZOELEKTRISCHER MESSFÜHLER, PIEZOELEKTRISCHER MESSGRÖSSENFÜHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOELEKTRİK SENSÖR

- PIEZOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOMETRE

- PIEZOOXID[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOOKSİT

- PİGMENT[Fr. < Lat.] PİGMENTLERİN TEMEL RENKLERİ

( Canlı bir organizmanın oluşturduğu, ona özel bir renk veren kimyasal madde. İLE Siyah, mor, kırmızı, mavi. )

- PIHTILANMAK ile PIHTILAŞMAK ile PIHTILAŞTIRMAK ile PIHTILAŞABİLMEK ile PIHTI

- PIHTILAŞABİLİR ile PIHTILAŞTIRICI ile PIHTILAŞMAK ile PIHTILAŞMIŞ ile PIHTILAŞMIŞ KAN ile PIHTILAŞMA ile PIHTI

- PİK ile PİKE ile PİKO ile PİKOCU/LUK ile PİK BORU

- PİKAJ ile PİKAJCI/LIK

- PİKNİK ile PİKNİKÇİ/LİK ile PİKNİK TİP ile PİKNİK TÜPÜ ile PİKNİK YERİ ile PİKNİK ALANI

- PICO-[İng.] / PICO-[Fr.] / PIKO[Alm.] ile/değil/yerine/= PİKO-

- PIXEL[İng.] ile/değil/yerine/= PİKSEL

- PİL-/PİLİ-/PİLO- ile/||/<> TRİCH-/TRİCHO-

( Kıl. İLE/||/<> Saç, saçların durumu ile ilgili, kıl. )

- PİL ile PİLİ ile PİLİLİ ile PİLİSİZ

- PILI-PIRTI (ESKİ EŞYA)(NI TOPLAMAK)


- PİLONİDAL SİNÜS ile/ve/||/<> PİLONİDAL APSE

- PILOT PLANT[İng.] / INSTALLATION EXPERIMENTALE[Fr.] / VERSUCHSANLAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= PİLOT TESİS

- PİLOT/LUK ile PİLOT BÖLGE ile PİLOT KÖŞKÜ ile PİLOT KABİNİ

- PİMPİRİKLENMEK ile PİMPİRİK/LİK ile PİMPİRİKLİ/LİK ile PİMPİRİKÇE

- PIN-DIODE[İng.] / DIODE-PIN[Fr.] / PIN-DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= PİN DİYOT

- PINAR ile PINAR BAŞI

- PİNPON ile PİNPON MASASI

- PİNTİLEŞMEK ile PİNTİ/LİK

- PIPETTE[İng.] / PIPET[Alm.] ile/değil/yerine/= PİPET

- PİPO ile PİPOLU ile PİPOSUZ


- PİRAMİT ile PİRAMİTLİ

- PIRANI GAUGE[İng.] / JAUGE DE PIRANI[Fr.] ile/değil/yerine/= PİRANİ ÖLÇERİ

- PIRANI-VAKUUMMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİRANİ VAKUMMETRESİ

- PIRASA ile PIRASA BIYIKLI

- PİRE ile BİT PAZARI

- PİRELENMEK ile PİRELENDİRMEK ile PİR ile PİRE ile PİRELİ ile PİRELER ile PİRE OTU

- PYRHELIOMETER[İng.] / PYRHÉLIOMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= PİRHELYOMETRE

- PİR-İ MEHMED PAŞA CAMİSİ ile PİR-İ MEHMED PAŞA MESCİDİ / KONUK TEKKESİ MESCİDİ

( Silivri'dedir. İLE Fatih'te, Molla Gürâni'dedir. )
( Sadrazam Pirî Mehmed Paşa tarafından. İLE Sadrazam Pirî Mehmed Paşa tarafından. [Yıkık durumdadır.] )

- PIRILDAMAK ile PIRILDAK ile PIRILDAKÇI

- PIRILTI ile PIRILTILI


- PİRİNÇ:
PİLAV
ile/ve/değil/||/<>/> ÇORBA

( Suyunu çekerse. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Çekmezse. )

- PİRİNÇ ile ANBERBU/Y[Ar. ANBER + Fars. BÛ]

( Pirinç.[hubûbat] | Pilav. | Pirinç.[Maden] İLE Hindistan'da, İran'da yetişen, piştiğinde güzel bir koku veren, iri ve uzun daneli bir pirinç türü. )
( PİRİNÇ MÜZESİ: Malezya'da, Langkawi'dedir. )

- PİRİNÇ ile PİRİNÇ RENKLİ ile PİRİNÇ ŞAPKA ile MUŞTALAR ile PİRİNÇ İŞÇİSİ

- PİRİNÇ ile PİRİNÇLİ ile PİRİNÇSİZ ile PİRİNÇ UNU ile PİRİNÇ ÖRGÜ ile PİRİNÇ PİLAVI ile PİRİNÇ ÇORBASI

- PIRLANTA ile PIRLANTALI ile PIRLANTASIZ

- PIRNAL/LIK ile PIRNAL KÖMÜRÜ

- PYROÉLECTRIQUE[Fr.] / PYROELEKTRISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROELEKTRİK

- PYROELECTRICITY[İng.] / PYROELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROELEKTRİKLİK

- PYROCONDUCTIVITY[İng.] / PYROCONDUCTIVITÉ[Fr.] / PYROLEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROİLETKENLİK

- PYROLYSIS[İng.] / PYROLYSE[Fr.] / PYROLISE[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROLİZ


- PYROMAGNETIC[İng.] / PYROMAGNÉTIQUE[Fr.] / PYROMAGNETIK, PYROMAGNETISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROMANYETİK

- MİKYÂS-İ NÂR[Osm.] / PYROMETER[İng.] / PYROMÈTRE[Fr.] / PYROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROMETRE

- PIRPIRLAMAK ile PIRPIRLANMAK ile PIRPI ile PIRPIR ile PIRPIT ile PIRPITÇI

- PIRTLAMAK ile PIRTLATMAK ile PIR ile PIR PIR

- PİRUHİ[Slav.] ile PİŞİ

( Bir çeşit hamur yemeği. İLE Mayalı hamurdan yapılan, yağda kızartılarak pişirilen bir tür yiyecek. )

- PÎŞ Ü PES[Fars.] ile PES Ü PÎŞ[Fars.]

( Ön ve arka. İLE Arka ve ön. )

- PİS ile PİSİ ile PİST ile PİS SU ile PİS PİS ile PİS SÖZ ile PİS BIYIK ile PİSİ PİSİ ile PİS LAKIRTI ile PİSİ BALIĞI ile PİSİ PİSİNE ile PİS SU BORUSU ile PİS SU TESİSATI

- PİSAGOR'CU SAYI ANLAYIŞI ile/ve/||/<> ORANSAL OLMAYAN SAYI

- PÎŞE[çoğ. PÎŞE-GÂN][Fars.] ile PÎŞE[Fars.]

( Sanat/zanaat, meslek. | İş. | Huy, tabiat, alışkanlık, âdet. | Kaval. İLE "alışmış, huy edinmiş" anlamlarına gelerek bileşik sözcükler oluşturur.[FESÂD-PÎŞE: Kötülük peşinde olan.] )

- PİŞEĞEN = PİŞEK

( Kolay pişen. )

- PİSİ PİSİNE ("GİTMEK")

( Öldürülmek. )

- PİSİK ile PİSİK OTU

- PİSİPİSİ ile PİSİPİSİ OTU

- PISIRIKLAŞMAK ile PISIRIK/LIK ile PISIRIKÇA

- PİŞİRİM/LİK ile PİŞİRİŞ ile PİŞİRİCİ/LİK

- PİŞİRMEK ile PİŞİRİLMEK ile PİŞİREBİLMEK ile PİŞİ ile PİŞİK ile PİŞİM

- PİŞKİN/LİK ile PİŞKİNCE

- PİŞKİN/LİK ile/ve/değil/yerine/>< PİŞMAN/LIK

- PİSLİK ile PİSLİKÇİ/LİK ile PİSLİK BÖCEĞİ

- PİŞMANİYE ile PİŞMANİYECİ/LİK


- PİŞMANLIK DUYMAMA ile PİŞMANLIK DUYMAYAN

- PİŞMİŞ ile/ve/değil/||/<>/> PİŞKİN

- PİŞPİRİK ile PİŞPİRİKÇİ

- PİSTAN/PİSİK ile PİSTÂN

( Kedi. İLE Meme. )

- PISTON GAUGE[İng.] / KOLBENMASSSTAB[Alm.] ile/değil/yerine/= PİSTON ÖLÇEĞİ/ÖLÇERİ

- PİSTON ile PİSTONLU ile PİSTON VİDA

- JAUGE À PISTON[Fr.] ile/değil/yerine/= PİSTONLU ÖLÇER

- PİSUVAR[Fr. PISSOIR] ile/ve/||/<>/< BİSİKLET ile/ve/||/<>/< MERDİVENDEN İNEN KADIN

( 1917 ile/ve/||/<>/< 1913 ile/ve/||/<>/< 1912 )
( ile/ve/||/<>/< ile/ve/||/<>/< )

- PIT ile PIT PIT

- PITOT-ROHR[Alm.] ile/değil/yerine/= PİTOT BORUSU


- PITOT TUBE[İng.] / TUBE DE PITOT[Fr.] / PITOT-RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= PİTOT TÜPÜ

- PİYADE ile PİYADECE

- PİYALE PAŞA ÇEŞMESİ ile PİYALE PAŞA SEBİLİ

( Kasımpaşa'dadır. İLE Kasımpaşa'da, Piyale Paşa Camisi yanındadır. )
( 1638'de, Kaptan-ı Derya Uzun Piyale Paşa tarafından. İLE 1573'te, Kaptan-ı Derya Mehmed Piyale Paşa tarafından. )

- PİYAN ile PİYANO ile PİYANİST ile PİYANOCU/LUK ile PİYANO MENTEŞE

- PİYANGO ile PİYANGOCU/LUK ile PİYANGOLU

- PİYASA ile PİYASA MEKANİZMASI

- PİYASA ile PİYASACI/LIK ile PİYASA YERİ ile PİYASA BEDELİ ile PİYASA DEĞERİ ile PİYASA FİYATI ile PİYASA KURUCU ile PİYASA EKONOMİSİ

- PİYATA ile PİYATA EĞE ile PİYATA TABAĞI

- PİYAZLAMAK ile PİYAZ ile PİYAZCI/LIK

- PİYES[Fr. < PIÈCE] ile/değil/< SKEÇ["SİKEÇ" değil SIKEÇ][İng. SKETCH < Yun.]

( Oyunca. İLE/DEĞİL Daha çok radyodan yayınlanmak üzere hazırlanmış kısa oyun. )

- PİYESLEŞTİRMEK ile PİYES

- PIEZOXIDE[İng.] / PIÉZO-OXYDE[Fr.] ile/değil/yerine/= PİYEZOKSİT

- PIEZOMETER[İng.] / PIÉZOMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= PİYEZOMETRE

- PIEZOTROPY[İng.] / PIÉZOTROPIE[Fr.] ile/değil/yerine/= PİYEZOTROPİ

- PİZZA ile PİZZACI/LIK

- PLAÇKA ile PLAÇKACI/LIK

- PLAJ ile PLAJ HAVLUSU ile PLAJ ÇANTASI

- PLAJİYOKLAZ ile PLAJİYOKLAZLI

- PLAK ile PLAKA ile PLAKÇI/LIK ile PLAKACI/LIK ile PLAKALI ile PLAKASIZ

- PLANCKSCHES WIRKUNGSQUANTUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK EYLEM KUANTUMU


- PLANCK'S FORMULA[İng.] / FORMULE DE PLANCK[Fr.] / PLANCKSCHE FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK FORMÜLÜ

- PLANCKSCHE HYPOTHESE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK HİPOTEZİ

- PLANCKSCHE STRAHLUNGSFORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK IŞINIM FORMÜLÜ

- PLANCK FUNCTION[İng.] / FONCTION DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-FUNKTION, PLANCKSCHE FUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK İŞLEVİ/FONKSİYONU

- PLANCK'S QUANTUM THEORY[İng.] / THÉORIE DES QUANTA DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-QUANTENTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK KUANTUM KURAMI

- PLANCKSCHE QUANTENMECHANIK[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK KUANTUM MEKANİĞİ

- PLANCK MASS[İng.] / MASSE DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK KÜTLESİ

- PLANCK CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK SABİTİ

- PLANCK:
SABİTİ/KALINLIĞI
ile/ve/||/<> ZAMANI ile/ve/||/<> UZUNLUĞU ile/ve/||/<> SICAKLIĞI

( 10[üzeri]-43 İLE/VE/||/<> 1.38 x 10[üzeri]-43 İLE/VE/||/<> 4.13 x 10[üzeri]-35 İLE/VE/||/<> 10[üzeri]32 °C )
( Evren, sıfır saniyeden başlamaz. )

- PLANCK LENGTH[İng.] / LONGUEUR DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-LÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK UZUNLUĞU


- PLANCK'S LAW[İng.] / LOI DE PLANCK[Fr.] ile/değil/yerine/= PLANCK YASASI

- PLANLAMAK ile PLANLANMAK ile PLANLAYABİLMEK ile PLAN ile PLANCI/LIK ile PLANLI/LIK ile PLANSIZ/LIK ile PLANSIZCA ile PLANLAMACI/LIK ile PLANTASYON ile PLANLI BÜYÜME ile PLANLI EKONOMİ ile PLANSIZ PROGRAMSIZ

- PLANÖR ile PLANÖRCÜ/LÜK

- PLANT RESISTANCE[İng.] değil/yerine/= BİTKİ DİRENCİ

( Otçulluğu kısıtlayarak ya da engelleyerek otçulların bitki uyum başarıları üzerindeki olumsuz etkilerini azaltan bitki stratejisi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PLANTÉ-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANTÉ GÖZESİ/HÜCRESİ

- PLANTÉ CELL[İng.] / PILE PLANTÉ[Fr.] / PLANTÉ-BATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANTÉ PİLİ

- PLANYALAMAK ile PLANYA ile PLANYACI/LIK

- PLASELEMEK ile PLASE

- PLASM-/-PLASM/PLASMO- ile/||/<> -PLASMİA

( Plazma, göze nesnesi ile ilgili, canlının oluşumu. İLE/||/<> Kan plazmasının özel bir durumu ile ilgili. )

- PLASTIC FLOW[İng.] ile/değil/yerine/= PLASTİK AKIŞ


- PLASTIC SCINTILLATOR[İng.] / PLASTIQUE SCINTILLANT[Fr.] / KUNSTSTOFF SZINTILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTİK PARILDAYICI

- PLASTİK ile PLASTİKÇİ/LİK ile PLASTİK CAM ile PLASTİK BORU ile PLASTİK TUTKAL ile PLASTİK CERRAHİ ile PLASTİK AMELİYAT ile PLASTİK SANATLAR

- PLASTIQUE[Fr.] / KUNSTSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTİK

- PLASTICS[İng.] / SUBSTANCES SLASTIQUES[Fr.] / KUNSTHARZSTOFFE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTİKLER

- PLASTICIZER[İng.] ile/değil/yerine/= PLASTİKLEŞTİRİCİ

- PLASTICITY[İng.] / PLASTICITÉ[Fr.] / PLASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTİKLİK

- PLATINUM COMPOUND[İng.] / PLATIN BILEŞIKLERI[Alm.] ile/değil/yerine/= PLATİN BİLEŞİKLERİ

- PLATINUM RESISTANCE THERMOMETER[İng.] / THERMOMÈTRE À RÉSISTANCE DE PLATINE[Fr.] ile/değil/yerine/= PLATİN DİRENÇLİ SICAKLIKÖLÇER

- PLATIN-WIDERSTANDSTHERMOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PLATİN DİRENÇLİ TERMOMETRE

- PLATINUM ELECTRODE[İng.] ile/değil/yerine/= PLATİN ELEKTROT


- PLATINUM GROUP ELEMENTS[İng.] ile/değil/yerine/= PLATİN GRUBU ELEMENTLERİ

- PLATINUM[İng.] / PLATINE[Fr.] / PLATIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PLATİN

- PLATO ile PLATONCU/LUK ile PLATONİZM

- PLASMA WAVE[İng.] / ONDE DE PLASMA[Fr.] / PLASMAWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLAZMA DALGASI

- PLASMA DIODE[İng.] / DIODE PLASMA[Fr.] / PLASMADIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLAZMA DİYOT

- PLASMA CONFINEMENT[İng.] ile/değil/yerine/= PLAZMA HAPSİ

- PLASMA ACCELERATOR[İng.] / ACCÉLÉRATEUR PLASMA[Fr.] / PLASMABESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= PLAZMA HIZLANDIRICISI

- PLASMA RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DU PLASMA[Fr.] ile/değil/yerine/= PLAZMA IŞINIMI

- PLASMA STABILITY[İng.] / STABILITÉ DU PLASMA[Fr.] ile/değil/yerine/= PLAZMA KARARLILIĞI

- PLASMA INSTABILITY[İng.] / INSTABILITÉ DU PLASMA[Fr.] / PLASMAINSTABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= PLAZMA KARARSIZLIĞI


- PLASMA CATHODE[İng.] / CATHODE PLASMA[Fr.] / PLASMAKATHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLAZMA KATOT

- PLAZMA[İng. PLASMA] ile/||/<> ADERANS EKLEM[İng. ADHERENS JUNCTION] ile/||/<> AKSİYON POTANSİYELİ[İng. ACTION POTENTIAL] ile/||/<> FAZLADAN KROMOZOM KALITIMI (SİTOPLAZMİK KALITIM)[İng. EXTRACHROMOSOMAL INHERITANCE] ile/||/<> FİKOBİLİN[İng. PHYCOBILINS] ile/||/<> SİTOPLAZMA[İng. CYTOPLASM] ile/||/<> SİTOZOL[İng. CYTOSOL] ile/||/<> TELOFAZ[İng. TELOPHASE]

( Genelde, kanın tüm gözeler uzaklaştırıldıktan sonra geride kalan ve pıhtılaşma etmenlerini içeren bölümünü tanımlamak için kullanılır. Ancak biyolojide, aynı zamanda göze içi sıvısı (sitoplazma), çekirdek içi sıvısı (nükleoplazma) gibi anlamlarda da kullanılabilir. Kan plazması, şoka girmiş bir kişiyi tekrar yaşama döndürmek için kullanılabilir. @@ Plazma zarının sitoplazmik yüzünün aktin filamanlarına bağlandığı gözeler arası birleşimdir. Örneğin, bitişik epitel gözeleri birbirine bağlayan adezyon kemerleri (zonula adherens) bir aderans eklemdir. @@ Sinir ya da kas gözesi gibi bir gözenin plazma zarındaki hızlı, geçici ve kendi kendine yayılan elektriksel uyarılmadır. Sinir sisteminde uzun mesafeli sinyal aktarımını mümkün kılar. @@ Mendel kalıtımına uymayan kalıtım tipidir. Bir özelliğin ana gözeden yavruya kromozom üstünden değil, sitoplazma aracılığıyla kalıtılmasına denir. Çeşitliliğe önemli katkı sağlar.Retrieved on 24/12/2012 from @@ Fikobilinler fotosentetik pigmentlerdir. Suda çözünebilirler ve bu nedenle sitoplazmada ya da kloroplastın stromasında bulunurlar. Sadece Siyanobakteri ve Rhodophyta'da bulunur. @@ Sitoplazma, göze zarı ile göze çekirdeği arasında bulunan yarı sıvı maddeye verilen addır. Ökaryotlarda (çekirdeğe sahip gözeler) sitoplazma tüm organelleri barındırır. @@ Sitozol; göze biyolojisinde tüm canlı gözelerde bulunan, göze içi organellerinin ve maddelerinin yerleştiği, sitoplazmanın çoğunluğu sudan oluşan sıvı kısmına verilen addır. Sitozol göze zarı ile çevrelenmiştir. Sitozolde RNA, organik bileşenler, atık maddeler ve mineraller bulunabilir. Ayrıca prokaryotik gözelerde DNA sitozol içinde bulunur. @@ Mitoz ve mayoz bölünmenin son evresi. Bu evrede kromozomlar kromatin ipliğe dönüşür, çekirdek zarı ve çekirdekçik tekrar oluşur, iğ iplikleri yok olur ve sitoplazma bölünmeye başlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PLASMA OSCILLATIONS[İng.] / OSCILLATIONS DU PLASMA[Fr.] ile/değil/yerine/= PLAZMA SALINIMLARI

- PLASMA PINCH[İng.] / PINCEMENT DU PLASMA[Fr.] / PLASMAKLEMME[Alm.] ile/değil/yerine/= PLAZMA SIKIŞMASI

- PLAZMALAŞTIRMAK ile PLAZMA ile PLAZMA KİMYASI

- CONFINEMENT DU PLASMA[Fr.] ile/değil/yerine/= PLAZMANIN HAPSEDİLMESİ

- -PLEGİA/-PLEGY ile/||/<> -PLEXIA

( Paralizi, palsi, felç. İLE/||/<> Paralizi. )

- PLEİOTROPİ[İng. PLEIOTROPY] ile/||/<> PLEİOTROPİK GEN[İng. PLEIOTROPIC GENES]

( Tek bir genin fenotipteki birden fazla özelliği etkilemesi olayıdır. Etkileri aynı anda ya da ardışık olarak oluşabilir. @@ Birbiriyle alakasız gibi görünen fenotipik (fiziksel) özellikleri tek başına, aynı anda etkileyebilen genlere verilen bir isimdir. Bu genlerde meydana gelen mutasyonlar, söz konusu özelliklerin hepsini aynı anda etkileyebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PLEXIGLAS[İng.] ile/değil/yerine/= PLEKSİGLAS

- PLOTINOS/PLOTINUS ve/||/<>/> PORPHYRIOS/PORFİRİOS ve/||/<>/> PROCLUS

( [ö.] 270 ve/||/<>/> M.S. 305 ve/||/<>/> 17 Nisan 485 )

- ŞAKÜL/ŞAKUL/ŞAVUL[Ar.]/PLUMB[İng.] değil/yerine/= ÇEKÜL

- PLUMBICON TUBE[İng.] / TUBE PLUMBICON[Fr.] ile/değil/yerine/= PLUMBİCON TÜPÜ

- PLUMBICON-RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLUMBİKON TÜPÜ

- PME-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PME ETKİSİ (FOTOELEKTROMANYETİK)

- PME EFFECT[İng.] ile/değil/yerine/= PME ETKİSİ

- PN-JUNCTION[İng.]P-N EKLEMI/JONCTION P-P[Fr.] / PN-ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= PN EKLEMİ

- PNEUMO-/PNEUMON-/PNEUMONO- ile/||/<> PULMO- ile/||/<> BRONCH- ile/||/<> HEPA-/HEPAT-/HEPATICO-/HEPATO- ile/||/<> ANTHRACO-

( Akciğer, hava ya da solunumla ilgili. İLE/||/<> Akciğerlerle ilgili. İLE/||/<> Bronş. İLE/||/<> Karaciğerle ilgili. İLE/||/<> Kömür, siyah renk ile ilgili [antrakoz: Akciğerlerde kömür tozu birikmesi]. )

- PNEUMATIC[İng.] / PNEUMATIQUE[Fr.] / PNEUMATISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= PNÖMATİK

- PNPN DIODE[İng.] / DIODE-PNPN[Fr.] / PNPN-DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= PNPN DİYOT

- POCKELS EFFECT[İng.] / POCKELS-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= POCKELS ETKİSİ


- POCKELS CELL[İng.] / CELLULE DE POCKELS[Fr.] / POCKELS-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= POCKELS GÖZESİ/HÜCRESİ

- EFFET POCKELS[Fr.] ile/değil/yerine/= POCKELS OLAYI

- pocul.[Lat. < POCULUM] değil/yerine/= BARDAK

- POD ANALYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= POD ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ

- POETRY vs. POEM

- POĞAÇA ile POĞAÇACI/LIK

- POHPOHLAMAK ile POHPOHLANMAK ile POHPOH ile POHPOHÇU/LUK

- POİKİLO- ile/||/<> -TROPE/-TROPİC/-TROPİSM/TROPO-/-TROPY

( Değişik, düzensiz. İLE/||/<> Dönme, döndürücü, dönme ya da değişme eğilimi. )

- POINSOT MOTION[İng.] / MOUVEMENT DE POINSOT[Fr.] / POINSOT-BEWEGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= POİNSOT HAREKETİ

- POINT MUTATION[İng.] değil/yerine/= NOKTA MUTASYONU

( DNA dizilimindeki tek nükleotit değişikliğidir. Bu bir bölgedeki tek nükleotit değişikliği amino asit dizisinin değişmesine neden olabilir de, olmayabilir de. MHC genlerinde nokta mutasyonları fazla görülmez.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- POISEUILLE'S LAW[İng.] / LOI DE POISEUILLE[Fr.] / POISEUILLESCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSEUİLLE YASASI

- POISSON BRACKET[İng.] / CROCHET DE POISSON[Fr.] / POISSON-KLAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSSON AYRACI

- POISSON DISTRIBUTION[İng.] / DISTRIBUTION DE POISSON[Fr.] / POISSON-VERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSSON DAĞILIMI

- POISSON'S EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE POISSON[Fr.] / POISSON-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSSON DENKLEMİ

- POISSON'S RATIO[İng.] / POISSON-ZAHL, QUERDEHNZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSSON ORANI

- POISSON'S CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE POISSON[Fr.] / POISSON-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSSON SABİTİ

- POISE[İng.] / POISE[Fr.] ile/değil/yerine/= POİZ

- POKER ile POKERCİ/LİK

- POLAR COMPOUND[İng.] / COMPOSE POLAIRE[Fr.] / POLAR BILEŞIK[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAR BİLEŞİK, POLAR NESNE

- POLAR COORDINATE SYSTEM[İng.] değil/yerine/= KUTUPSAL KOORDİNAT SİSTEMİ

( Bir noktayı tanımlamak için düzlemdeki konumunu bir açısal koordinat (θ) ve bir uzaklık (r) kullanarak belirleyen iki boyutlu bir koordinat sistemi. Bu sistemde, referans noktası kutup noktası olarak adlandırılır ve genellikle orijin olarak kabul edilir. Referans doğrusu ise, başlangıç noktası ile kutup arasındaki doğrusal mesafeyi ifade eder. Uzaklık, bir noktanın kutup noktasından ne kadar uzakta olduğunu belirtirken; açı, referans doğrusuna göre hangi yönde olduğunu gösterir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- POLAR SOLVENT[İng.] ile/değil/yerine/= POLAR ÇÖZÜCÜ

- POLAR COVALENT BOND[İng.] ile/değil/yerine/= POLAR KOVALENT BAĞ

- POLAR MOLECULE[İng.] / MOLECULE POLAR[Fr.] / POLAR MOLEKÜL[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAR MOLEKÜL

- POLAR[İng.] / POLAIRE[Fr.] / POLAR[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAR