| SON SÖZCÜĞE GÖRE |

- SACCHAROMETER, SACHARIMETRY[İng.] / SACCHARIMÉTRIE[Fr.] / SACCHAROMETER, ZUCKERMESSUNG, ZUCKERMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKAROMETRE, SAKKARİMETRİ

- SACCHARONIC ACID[İng.] / ACIDE SACCHARONIC[Fr.] ile/değil/yerine/= SAKKARONİK ASİT

- SUCROSE, SACCHAROSE[İng.] / SACCHAROSE[Fr.] / SACCHAROSE, SUCROSE, ROHRZUCKER, RÜBENZUCKER[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKAROZ

- SAKLA BENİ, VARKEN; BULUNAYIM SANA, YOKKEN ile/ve SAKLA SAMANI, GELİR ZAMANI

- SAKLAMAK ile SAKLAN VE ARA ile TAMAMEN GİZLE ile SAKLANMAK

- SAKLAMAK ile/ve/||/<>/> SAYIKLAMAK

( Aşkı/nı. İLE/VE/||/<> Adı/nı. )

- SAKLANMAK ile SAKLANMA YERİ

- SAKLI ile SAKLIK ile SAKLI YAZI

- ŞAKRAMAK ile ŞAKRAK/LIK ile ŞAKRAK KUŞU

- SAKSAFON ile SAKSAFONCU/LUK


- ŞAKŞAK ile ŞAK ŞAK

( Çoğunlukla hokkabazların kullandıkları, hafifçe vurulduğunda hızla vurulmuş gibi "şak" diye ses çıkaran tahta maşa. İLE Eller birbirine vurulduğunda çıkan ses. )

- ŞAKŞAK ile ŞAKŞAKÇI/LIK

- SAKSI/LIK ile SAKSI TOPRAĞI

- ŞAKULLEMEK ile ŞAKUL

- ŞAL ile ŞALE ile ŞALİ ile ŞALT ile ŞAL KUŞAK ile ŞAL ÖRNEĞİ ile ŞALT BİNASI

- SAL ile SALT ile SALI ile SALTÇI/LIK ile SALT NEM ile SAL YARIŞI ile SALT DEĞER ile SALT SIFIR ile SALT SICAKLIK ile SALT ÇOĞUNLUK

- SALAHİYET ile SALAHİYETLİ/LİK ile SALAHİYETSİZ/LİK

- SALÂHİYET/SELÂHİYET[Ar.] ile/ve/||/<>/> SELÂMET[Ar.]

( Yetki sâhibi, yetkili. İLE/VE/||/<>/> Esenlik. | Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu, kurtuluş. | Anlatıma temel olan düşüncenin her bakımdan doğru ve sağlam olması. )

- SALAK YERİNE Mİ KOYUYORSUN?/SALAK MI ZANNEDİYORSUN? ile/ve/<> KENDİNİ Mİ KANDIRIYORSUN?(/KANDIRMAYA ÇALIŞIYORSUN?)

- SALAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAF


- SALAKLAŞMAK ile SALAK/LIK ile SALAKÇA

- SALAMANJE[Fr. < SALLE À MANGER] değil/yerine/= YEMEK ODASI

- SALAMURA/LIK ile SALAMURACI/LIK

- SALAT ile SALATA/LIK ile SALATALI ile SALATASIZ ile SALATALIK DOLMASI

- SALATALIK

( Salatanın parçası olan, salataya konulan. SALATA-LIK )

- SALÂT-I KÂİM > SALÂT-I DÂİM

- SALAVAT ile SALAVAT PARMAĞI

- SALÇALAMAK ile SALÇALANMAK ile SALÇA/LIK ile SALÇALI ile SALÇALI MAKARNA

- SALDIRGANLAŞMAK ile SALDIRGAN/LIK

- SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
KARALAMA
ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME


- SALDIRMA ile SALDIRMAZLIK ile SALDIRMAZLIK PAKTI ile SALDIRMAZLIK ANTLAŞMASI

- SALDIRMAK ile SALDIRTMAK ile SALDIRABİLMEK ile SALDIRIVERMEK ile SALDIRTABİLMEK ile SALDIRI ile SALDIRICI/LIK ile SALDIRISIZ

- SALDIRMAK ile/değil/yerine/>< SARILMAK

- SALDIRMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SATAŞMAK

- SALEP[Ar.] ile SA'LEB[Ar. çoğ. SAÂLİB]

( Salepgillerin örnek bitkisi, orkide. [Lat. ORCHIS] | Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden dövülerek hazırlanan beyaz toz. | Bu tozun, şekerli süt ya da su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek. İLE Tilki. )

- SALEP/LİK ile SALEPÇİ/LİK

- ŞALGAM ile ŞALGAM SUYU

- SALGILAMAK ile SALGILATMAK ile SALGINLAŞMAK ile SALGI ile SALGIN/LIK ile SALGILI ile SALGINCI/LIK

- SALGILAYIŞ ile SALGILAYICI

- SALİHA SULTAN ÇEŞMESİ / AZAPKAPI ÇEŞMESİ ile SALİHA SULTAN SEBİLİ

( Azapkapı'da, Azapkapı Camisi önündedir. İLE Azapkapı'da, Azapkapı Camisi karşısındadır. )
( 1733'te, Sultan II. Mustafa'nın eşi Saliha Sultan tarafından. [Rokoko üslûbundadır.] İLE 1732'de, Sultan II. Mustafa'nın eşi Saliha Sultan tarafından. )

- SÂLİK-MECZUB ile MECZUB-SÂLİK

- SÂLİK ile/ve/||/<>/> SÂDIK

- SÂLİK ile/ve/||/<>/> SAHİP

- SÂLİK-İ MECZUB ile/||/<> MECZUB-U SÂLİK

( Allah'ın ahlâkıyla ahlâklanan kişi. İLE/||/<> Allah'ın, varoluşunu, aklını, "benliğini" hak makamına çektiği kişi. )

- EMISSION SPECTRUM[İng.] / SPECTRE D'ÉMISSION[Fr.] ile/değil/yerine/= SALIM TAYFI/SPEKTRUMU, EMİSYON SPEKTRUMU

- SALINCAK ile SALINCAKLI ile SALINCAKÇI ile SALINCAKSIZ

- SALINGAÇ ile/değil SALINCAK

- OSCILLATION CENTER[İng.] / CENTRE DE L'OSCILLATION[Fr.] ile/değil/yerine/= SALINIM MERKEZİ

- SALINIM ile/değil SALIM

- SALINTI ile SALINTILI


- SALİP ile SALİPLİ ile SALİPSİZ

- SÂLİS ile/||/<> SÂLİSEN

( Üçüncü. İLE/||/<> Üçüncü olarak. )

- SALİSE/LİK ile SALİSEN

- SALICYLALDEHYDE[İng.] / SALICYLALDÉHYDE[Fr.] / SALIZYLALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLALDEHİT

- SALICYLAMIDE[İng.] / SALICYLAMIDE[Fr.] / SALIZYLAMID[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLAMİT

- SALICYLATE[İng.] / SALIZYLAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLAT

- SALİSİLAT[Fr.] ile SALİSİLİK ASİT

( Salisilik asidin tuzu. | Salisilik asidin, türlü alkollerle ve fenollerle yaptığı ester. İLE Söğüt kabuğundan çıkarılan antiseptiklerle ilgili olan. [Aldehidin yükselgenmesiyle elde edilen, türlü uçucu yağlarda ester biçiminde bulunan, ekşi ya da tatlı olabilen, 155 °C'de ergiyen bir asit.] )

- SALICYLIDENE[İng.] ile/değil/yerine/= SALİSİLDEN

- SALICYLIC ACID[İng.] / ACIDE HYDROXY-2-BENZOCOUPAGE, ACIDE SALICYLIQUE[Fr.] / SALIZYLSÄURE, SPIRSÄURE, O-OXYBENZOESÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLİK ASİT

- SALİSİLİK ile SALİSİLİK ASİT


- SALICYLOL[İng.] ile/değil/yerine/= SALİSİLOL

- SALKIM SAÇAK

( Eskimiş eşyalarda. )

- SALKIMAK ile SALKIM ile SALKIMLI ile SALKIM KÜPE ile SALKIM TOPU ile SALKIM AĞACI ile SALKIM BAŞAK ile SALKIM SAÇAK ile SALKIM SÖĞÜT ile SALKIM SALKIM

- SALKOWSKI'S SOLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= SALKOWSKİ ÇÖZELTİSİ

- ŞALLAK ile ŞALLAK MALLAK

- SALLAMA ile SALLAMA ÇAY

- SALLANMA ile/ve/değil/yerine SALINIM

- SALLANTI ile SALLANTILI ile SALLANTISIZ

- SALMAK ile SALMALIK ile SALMA OMURGA ile SALMA TOMRUK

- SALON ile SALON ÇAMI ile SALON ADAMI ile SALON KADINI ile SALON ÇİÇEĞİ ile SALON BİTKİLERİ


- SALOZLAŞMAK ile SALOZ/LUK

- ABSOLUTE ZERO[İng.] / ZERO ABSOLU[Fr.] / ABSOLUTER PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= SALT/MUTLAK SIFIR NOKTASI

- SALT ile SALTIK

( Yalnız, tek, sırf. | İçinde yabancı bir öğe bulunmayan. | İçinde, kendine yabancı hiçbir şey karışmamış, arı. İLE Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan, bağımsız, koşulsuz. | Koşulsuz, bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına, tam sayılan bir olgunun niteliği. )

- SALTANAT ile SALTANATLI ile SALTANATÇI/LIK ile SALTANATSIZ

- ŞALTER ile ŞALTER PANOSU

- SALTIK GÖRÜNÜŞLER ile/değil GÖRÜNÜŞLERİN SALTIK İLKESİ

- ŞALVAR ile ŞALVARLI

- ŞAM ile ŞAM ile ŞAM GÜLÜ

- SAM ile SAMİ ile SAM YELİ

- ŞAMA ile ŞAMALI ile ŞAM FISTIĞI


- SAMADHİ[Sansk.] = CH'AN TİNG, SANWEİ SAMOTİ[Çince]

- SAMAN ile SAMAN ÇATI KATI ile SAMAN YAPICI ile SAMANLIK ile SAMAN TOHUMU ile SAMAN TELİ

- ŞAMANDIRALAMAK ile ŞAMANDIRA

- SAMÂNÎ[Ar.] ile Sâmânî[Ar., Fars. çoğ. SÂMÂNİYÂN]

( Saman renginde, açık sarı. İLE Sâmânî devletinden olan. )

- SAMAN/LIK ile SAMANİ ile SAMANLI ile SAMAN ALEVİ ile SAMAN RENGİ ile SAMAN KAĞIDI ile SAMAN SARISI ile SAMAN NEZLESİ ile SAMANLI GÜBRE ile SAMANLI KERPİÇ

- ŞAMAN/LIK ile ŞAMANİ ile ŞAMANLI ile ŞAMANİST ile ŞAMANİZM

- SAMANYA ile/||/<> VİSEŞA ile/||/<> SAMAVAYA

( Tümellik. @@ Özgüllük. @@ İçkinlik. )

- SAMANYOLU/SAMANUĞRUSU/HACILARYOLU/KEHKEŞAN[Fars.] değil/yerine GÖKYOLU

( Açık gecelerde, gökyüzünde boydan boya görülen, uzun, yıldız kümesi. )

- [ne yazık ki]
ŞAMAR OĞLANI (NA DÖN[DÜR/ÜL]MEK)
ile/ve/||/<> GÜNAH KEÇİSİ (İLÂN ETMEK/EDİLMEK)

- ŞAMARLAMAK ile ŞAMAR


- ŞAMATA ile ŞAMATACI/LIK ile ŞAMATALI

- SAMBA ile SAMBACI/LIK

- ŞAMDAN/LIK ile ŞAMDANCI/LIK ile ŞAMDANLI ile ŞAMDANSIZ

- SAMİMİLEŞMEK ile SAMİMİ/LİK

- SAMİMİYET ve/||/<> SAMİMİ NİYET

- SAMİMİYET ile SAMİMİYETSİZ/LİK

- ŞAMPANYA ile ŞAMPANYALI ile ŞAMPANYASIZ ile ŞAMPANYA BARDAĞI

- ŞAMPİYON/LUK ile ŞAMPİYONA

- ŞAMPUANLAMAK ile ŞAMPUAN

- SAMSKARA ile/||/<> SANSKAR ile/||/<> VASANA

( Zihinsel izlenim, anı. @@ İnsanın karakterinin temelini oluşturan özellikler, huylar, mizaç. @@ Artakalan izlenim. )

- SAMSUN[Yun.] ile SAMSUNHANE

( Savaşta kullanılan köpeklere verilen ad. İLE Ayaspaşa'da, XVI. yüzyılda sultanın köpeklerinin yetiştirilip beslendiği yer. )

- SAMSUN ile SAMSUNLU/LUK

- SAMUR ile SAMUR KÜRK ile SAMUR KAŞLI

- SAMYAMA ile/ve SAMADHI ile/ve SAMYOGA

( Süper kontrol. İLE/VE Süper odaklanma. İLE/VE Süper birleşme. )

- ŞAN ile ŞANO ile ŞANS ile ŞANSLI/LIK ile ŞANSSIZ/LIK ile ŞANS OYUNU

- IMAGINARY POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL POTANSİYEL

- MUHAYYEL RAKAM[Osm.] / IMAGINARY NUMBER[İng.] / NOMBRE IMAGINAIRE[Fr.] / IMAGINÄRE ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= SANAL SAYI

- SANAL ile SANAL KART ile SANAL SAYI ile SANAL REKLAM ile SANAL SOHBET

- SANAT değil SANATÇI ve/<> TARİH değil TARİHÇİ

( Sanat diye bir şey yoktur, sadece sanatçı/lar vardır. VE/<> Gerçekleri incelemeye başlamadan önce tarihçiyi inceleyin! )

- SANAT YAPITI SUNMAK ile SANAT YAPITI "ÜRETMEK"

( Sanat yapıtı üretilebilir mi, üretilen midir? )

- SANAT:
İÇTEN DIŞA
ile/ve/değil/||/<>/< DIŞTAN İÇE

- SANAT NESNESİ ile/ve/> SANAT YAPITI

- SANAT ile/ve/||/<> SANA AİT

- SANAT ile SANAT ÖĞRENCİSİ

- SANAT ve/<> SANATÇI/KİŞİ/İNSAN

( Bir resimde, bir sanat yapıtında aradığım, sevdiğim şey, insandır. Sanatçının kendi! )
( Dans le tableau [l'oeuvre d'art] je cherche, j'aime l'homme l'artiste. )
( Çalışkanlıkta, arı, sana ustalık eder
Beceride, bir böcek, seni okutur
Seçkinlerde de var sendeki bilgiler
Sanat ise ey insan! Yalnız sana özgüdür! )
( Yaşam ciddidir, sanat ise neşeli.
Fakat ciddiyet içinde bile, neşe ya da sükûnet,
sanatın aslî ve özsel yapısı olarak kalır. )
( Schiller'in, "Sanatkârlar" adlı şiirini okumanızı salık veririz. )
( Durumun/sürecin/konunun/işin içine kişi/insan ve sanat girince/girmişse öteki herşey ikinci sıraya geçer/geçmeli/geçirilmelidir, indirilmelidir. )

- SANATÇI ile SANATSAL ile SANATSAL ÇALIŞMA ile SANAT

- SANATÇI ile/ve/||/<>/>/< SANATSEVER

- SANATÇININ:
BAKTIĞINA BAKMAK
ile/ve/değil/yerine/||/<> GÖRDÜĞÜNÜ GÖRMEK

- SAN'AT-GER[Ar.] ile SAN'AT-KÂR[Ar.]

( Sanatçı. | Esnaf. İLE Sanatçı, usta. )

- SANATIN:
DİLİ
ile/ve/değil/<>/< ARACI


- SANATIN KAVRANMASI değil SANATSAL DUYARLILIK

- SANATKAR/LIK ile SANATKARCA

- SANATLAŞMAK ile SANAT ile SANATLI ile SANATÇI/LIK ile SANATSAL/LIK ile SANATSIZ/LIK ile SANAT ERİ ile SANAT ADAMI ile SANAT ESERİ ile SANAT FİLMİ ile SANAT OKULU ile SANAT DÜNYASI ile SANAT DANIŞMANI ile SANAT ENSTİTÜSÜ ile SANAT DANIŞMANLIĞI

- SANATSAL ÜRÜN VERMEK ile/ve/değil/yerine/<> (KENDİNE VE TOPLUMA) SANATSAL DUYARLILIK KAZAN(DIR)MAK/KAZANDIRABİLMEK

( Sanat ürünü, sanatçısını yanında istemez. )

- SANATSAL ile/ve/fakat/<>/> SANATI AŞAN

- SANATTA KALMAK ile/değil/yerine SANATLA KALMAK

- SANATTA:
[ne] BENZEŞME
ne de FARKLILIK

- SANAT/TA/Kİ:
SAÇMA
ile/ve/||/<> SAÇMA/LIK

- SANAT(TA TAKLİT):
DOĞRU OLMAYANDA
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< DOĞRU OLANDA

( Sanat, doğru olmayanı da taklit edebilir, doğru olanı da.
Doğru olmayanı taklit ederse aldatıcı olabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Doğru olanı taklit ederse doğruluğunu daha çok güçlendirir. )
( Sanat, doğru ya da güzel olmayanı, doğru ve güzel olarak gösterebilir. )

- SANAYİ ÖNCESİ ile SANAYİ SONRASI


- SANAYİ/Cİ ile KAPİTALİZM/KAPİTALİST

- SANAYİLEŞMEK ile SANAYİLEŞTİRMEK ile SANAYİLEŞEBİLMEK ile SANAYİ ile SANAYİCİ/LİK ile SANAYİ ODASI ile SANAYİ SİTESİ ile SANAYİ ÜLKESİ ile SANAYİ BÖLGESİ ile SANAYİ KURULUŞU ile SANAYİ YATIRIMI

- SANCAK ile SANCAK BAĞI ile SANCAK BEYİ ile SANCAK GEMİSİ ile SANCAK SAHİBİ ile SANCAK ALABANDA

- SANCIMAK ile SANCILANMAK ile SANCI ile SANCILI ile SANCISIZ ile SANCI OTU

- SANÇMAK ile SANADURMAK ile SAN ile SANA ile SANI ile SANSASYON

- SANDAL[Ar.] ile SANDAL[Ar.] ile SANDAL(ET)[Fr. < Yun.]

( Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç. İLE İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle sürülen deniz teknesi. İLE Sadece tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan, açık ayakkabı. )

- SANDAL ile SANDALCI/LIK ile SANDAL AĞACI

- SANDALYE/LİK ile SANDALYECİ/LİK ile SANDALYELİ ile SANDALYESİZ ile SANDALYE KAVGASI

- ŞANDELLEMEK ile ŞANDEL

- SANDIĞA GÖMMEK ile/ve/||/<>/> SANDIĞA GÖMÜLMEK


- SANDIK[Ar.] ile SANDUKA

( İçine türlü şeyler konulan, tahtadan, dört köşe, kapaklı ev eşyası. | Bir kurumda, para alınıp verilen yer. | Banka. | Yapılarda, kum, çakıl gibi şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü. | Mahalle tulumbacılarının, omuzda taşıdıkları, sandık biçimi tulumba. İLE Mezarın üzerine yerleştirilmiş, tabut büyüklüğünde tahta ya da mermer sandık. )

- SANDIKLAMAK ile SANDIKLANMAK ile SANDIK ile SANDIKLI ile SANDIKÇI/LIK ile SANDIK EMİNİ ile SANDIK ODASI ile SANDIK SEPET ile SANDIK BALIĞI ile SANDIK EŞYASI ile SANDIK KURULU ile SANDIK LEKESİ ile SANDIK BAŞKANI ile SANDIK ÇEVRESİ ile SANDIK MÜŞAHİDİ ile SANDIK GÖZLEMCİSİ ile SANDIK BALIĞIGİLLER ile SANDIK GÖZLEMCİLİĞİ

- SANDVİÇ ile SANDVİÇÇİ/LİK

- SANGHA ile/||/<> BHİKŞU ile/||/<> SANNYASIN ile/||/<> UPASAKA

( Tüm Budacılar, tüm pirler. Bodhisattva'lar. Budist Cemaat. @@ Budist rahip/keşiş, edebi olarak dilenci. @@ Gezgin derviş. @@ Belirli kimi kurallara göre yaşayan sıradan bir insan. )

- SANGILAMAK ile SANGI/LIK

- SANI ile DEJA VU

- SANİHA[Ar.] değil/yerine/= DOĞAÇLIK/DOĞUNÇLUK

- SANIRIM ... OLABİLİR değil SANIRIM ... ya da ... OLABİLİR

- SANIRSAM değil SANIRIM

- SANIRSAM değil SANIRIM/SANIYORUM

( Anlatımda, bir koşulun[eğer/ise] tekrar ya da ikinci kez koşulu olmaz! Zannetmek ya da sanmak, bir koşuldur.

Zannetmek, bir şeyin, sözü geçtiği biçimde olduğunu/olacağını ya da olmadığını/olmayacağını, %51 - 99 oranında "kabul" ya da "iddia" etmenin ikinci kez ve başka bir olasılığı, belirsizliği barındırması ya da "tanımlaması" olanaksız ve anlamsızdır. )

- SANİYE ile SALİSE

- SANİYE[Osm.] / SECOND[İng.] / SECONDE[Fr.] / SEKUNDE[Alm.] ile/değil/yerine/= SANİYE

- ONE-SECOND PENDULUM[İng.] / PENDULE BATTANT LA SECONDE[Fr.] ile/değil/yerine/= SANİYELİ SARKAÇ

- ŞANJMAN/ŞANZIMAN[Fr. CHANGEMENT] ve/||/<> MOTOR

( Motorlu taşıtlarda, motorun yükünü azaltarak güç aktarma organlarına veren, arabanın istenen hızda hareket etmesini sağlayan dişliler topluluğu. VE/||/<> ... )

- ATOME QUASI[Fr.] ile/değil/yerine/= SANKİ ATOM

- SANKİ BÖYLE değil SANKİ

- ŞİBH-İ TEK ZERRE[Osm.] ile/değil/yerine/= SANKİ TEK ATOM

- ŞANLI/LIK ile ŞANLI ŞÖHRETLİ

- SANLIUN ile/ve SANRON

( Çin Buda'cı okulu. İLE/VE Japon Buda'cı okulu. )

- SANRI[İng. DELUSION] ile/||/<> BİZAR SANRI[İng. BIZARRE DELUSION] ile/||/<> EROTOMANİ[İng. EROTOMANIA] ile/||/<> EROTOMANYA[İng. EROTOMANIA] ile/||/<> GRANDİYÖZ SANRI[İng. GRANDIOSE DELUSION]

( Gerçek olmadığına dair sağlam kanıtlar olmasına karşın kişinin inandığı mantıksız, gerçek dışı inançlar. "Delüzyon" olarak da bilinmektedir. Akıl hastalığına sahip bir birey sanrılar yaşayabilir. Örneğin, bir ajanın kendisini takip ettiğini ya da uzaylıların bedenini ele geçirdiğini düşünebilir. Sanrılar, kişiden kişiye ve durumdan duruma farklılıklar gösterebilir. @@ Gerçekleşmesi açıkça mümkün olmayan sanrı türü. Örneğin kişi, uzaylıların bedenini kontrol ettiğini düşünebilir. @@ Kişinin; yüksek makam, statü, güç, zenginlik ya da şöhret bakımından kendisinden yüksekte olan birinin kendisine âşık olduğunu düşünmesine sebep olan sanrı türü. Örneğin kişi, ünlü bir oyuncunun kendisinden hoşlandığını düşünebilir. @@ Erotomanya bir sanrı türüdür. Bir kişinin, genellikle ünlü, politikacı ya da yüksek mertebe bir kişinin, kendisine aşık olduğunu düşünmesi durumudur. Bu kişiler rastgele kişilere ya da tanıdıklara da takıntı yapabilirler. Aynı zamanda rahatsızlığı tanımlayan Fransız psikiyatristin adına "de Clerambault Sendromu" 'da denir. @@ Kişinin, kendisini olduğundan büyük görmesine sebep olduğu sanrı türü. Kişi; kendini zengin, güçlü ya da özel güçlere sahip olduğunu düşünebilir. "Büyüklük hezeyanı" olarak da isimlendirilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SANRILAMAK ile SANRI ile SANRISAL

- SANSKRİTÇE değil SANSKRİT

- ŞANSLI (OLAN) ile/ve/değil/yerine ŞANSINI YARATAN (OLMAK)

( Kişileri değil de, konu/kavram, olgu ve olayları düşünerek yaşamanın ve konuşmanın önemli(öncelikli) olduğunu anımsayarak, kişinin "şanslı" olup olmadığı değil olanaklarını, fırsatlarını değerlendirmesini/yaratmasını, olasılıkları yönetmenin esas olduğunu düşünmektir aslolan. )

- ŞANSLI ile NEYSE Kİ ile TALİH ile FALCI ile FALCILIK ile FALCI ile FALCI ile FALCILIK

- SANSÜRLEMEK ile SANSÜRLENMEK ile SANSÜRLEYEBİLMEK ile SANSÜR ile SANSÜRCÜ/LÜK ile SANSÜRLÜ ile SANSÜRSÜZ/LÜK

- ŞANTAJ ile ŞANTAJCI/LIK

- SANTİAR[Fr.] ile/ve/<> SANTİGRAM[Fr.] ile/ve/<> SANTİGRAT[Fr.] ile/ve/<> SANTİLİTRE[Fr.] ile/ve/<> SANTİM[Fr.] ile/ve/<> SANTİMETRE[Fr.]

( Bir ar'ın, yüzde biri, bir metrekare. İLE/VE/<> Bir gramın, yüzde biri, bir desigramın onda biri. İLE/VE/<> Suyun, buz olma noktasını sıfır, buharlaşma noktasını 100 sayarak, arası, derece olarak adlandırılan yüz eşit kısma bölme yoluyla bulunan ısı ölçeği. İLE/VE/<> Bir litrenin, yüzde biri. İLE/VE/<> Herhangi bir birimin, yüzde biri. İLE/VE/<> Bir metrenin, yüzde biri. )

- SANTİMANTAL ile SANTİMANTALİZM

- CENTIMETER[İng.] / CENTIMÈTRE[Fr.] / ZENTIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİMETRE

- ŞANTÖZ[Fr. < CHANTEUSE] değil/yerine/= KADIN ŞARKICI


- SANTRA ile SANTRAL ile SANTRALCİ/LİK ile SANTRA NOKTASI ile SANTRA ÇİZGİSİ ile SANTRA YUVARLAĞI

- SANTRFOR[İng.] ile SANTRHAF[İng.]

( [ayaktopunda] gol atmakla görevli, ortada oynayan oyuncu. İLE Üç kişilik haf düzleminin ortasında yer alan oyuncu. )

- CENTRIFUGE[İng.] / CENRIFUGER[Fr.] / TRENNSCHLEUDER, ZENTRIFUGE, SCHLEUDER[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTRİFÜJ

- SANTUR ile SANTURİ ile SANTURCU/LUK

- SANZEN[Jap.] = SAN-CH'AN[Çince]

- ŞAP ŞAP (TOKATLAMAK/ÖPMEK)

- SAP ile SAMAN

( Bitkinin dal, yaprak, çiçek vb. bölümlerini taşıyan, ağaçlarda odunlaşarak gövde durumunu alan bölüm. | Çiçek ya da meyveyi dala bağlayan ince bölüm, sak. İLE Ekinlerin harmanda dövülüp taneleri ayrıldıktan sonra kalan ufalanmış sapları. )

- ŞAP ile ŞAP ŞAP ile ŞAP TAŞI ile ŞAP HASTALIĞI

- SAP ile SAPA ile SAP SAPA ile SAPI SİLİK

- SAP ile SAPÇIK

( Bitkinin, dal, yaprak, çiçek gibi bölümlerini taşıyan, ağaçlarda, odunlaşarak, gövde durumunu alan bölüm. | Çiçek ya da meyveyi dala bağlayan ince bölüm, sak. | Bir aracı tutmaya yarayan bölüm. | İplik, tire, ibrişim gibi şeylerde, iğneye geçirilen bir dikişlik iplik. | Demet durumundaki sap. İLE Küçük sap. | Bir örgeni, organizmanın öteki bölümlerine bağlayan, içinde damarlar, sinirler ve görevsel kanallar bulunan öğelerin tümü. | Ucunda çiçek bulunan dalcık. )

- SAPAN ile SAPANCA

- SAPIKLAŞMAK ile SAPIK/LIK ile SAPIKÇA

- SAPIK/LIK" ile SAPKIN/LIK | ile/değil/yerine/||/<>/< SAPMA

( "Yükleme". İLE Tespit. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Durum. )

- SAPITMA ile/değil/||/< SAPTIRMA ile/değil/||/< SAPMA

- ŞAPKA:
ÜSTTE/(BAŞTA)
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNDE

- ŞAPKA/LIK ile ŞAPKACI/LIK ile ŞAPKALI ile ŞAPKASIZ ile ŞAPKA İŞARETİ

- SAPKI ile SAPKIN/LIK ile SAPKIN KAYA

- SAPLANTI ile SAPLANTILI/LIK ile SAPLANTISIZ/LIK

- SAPLI ile SAPLI MEŞE

- SAPMA ile/ve/<> SAPLANMA


- SAPMAK ile KONUDAN SAPMAK ile SAPMIŞ ile SAPMA ile SAPMA ile SAPMA ile SAPKIN ile SAPMACILIK ile SAPTIRICI

- SAPMAK ile SAPMA KOŞULU ile SAPMA GÖSTERGESİ

- İNHİRAFSİZ[Osm.] / APLANATIC[İng.] / APLANATIQUE[Fr.] / APLANATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPMASIZ

- SAPOTAĞACI ve/<> SAPOTGİLLER

( Sapotgillerin örnek bitkisi olan, lezzetli meyvesi ve çiklet yapımında kullanılan salgısı için sıcak ülkelerde yetiştirilen bir ağaç. VE/<> İkiçeneklilerden, örnek bitkisi sapotağacı olan, sıcak ülkelerde, genellikle Orta Amerika'da yetişen, bazı cinslerinden gütaperka çıkarılan bir bitki ailesi. )

- SAPROFİT[Fr. < Yun. SAPROS: Çürük. | PHYTON: Bitki.]/SAPROTROF değil/yerine/= ÇÜRÜKÇÜL

( Doğal olarak hayvan ve bitki kalıntılarının üzerinde yaşayan ve onların çürümesine yol açan bitki ve organizmalar. )

- ŞAPŞALLAŞMAK ile ŞAPŞAL/LIK ile ŞAPŞALCA ile ŞAPŞAL YAKA

- SAPSIZ ile SAPSIZ BALTA

- SAPTANIM ile SAPTANIMCI/LIK

- SAPTAYIŞ ile SAPTAYICI

- DEFLECTOR COIL[İng.] / BOBINE DÉFECTEUR[Fr.] / ABLENKSPULE, DEFLEKTORSPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRICI BOBİN


- DEFLECTOR PLATE[İng.] / PLAQUE DÉFLECTRICE[Fr.] / ABLENKPLATTE, DEFLEKTORPLATTE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRICI LEVHA

- DEFLECTING YOKE[İng.] / JOUG DE DÉFLEXION[Fr.] / ABLENKJOCH[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRMA BOYUNDURUĞU

- SAPTIRMAK ile SAPTIRTMAK ile SAPTIRILMAK ile SAPTIRABİLMEK ile SAPTIRICI/LIK

- ŞAR ŞAR / ŞARIL ŞARIL (AKMAK)

( Su ya da yağmurun, bol ve sesli bir biçimde akması, yağması. )

- SAR'/SAR'A[Ar.]/TUTARAK/TUTARIK/TUTARGA/YİLBİK[Ar.] ile SÂRÂ[Ar.]

( Tutarık, tutarak, bayıltıcı bir sinir/beyin hastalığı. İLE Katkısız, hâlis. )

- SARAKA ile SARAKACI

- TESTİ ile/ve/> SU KABAĞI/SUSAK

- ŞARAP ile ŞARAPÇI/LIK ile ŞARAP RENGİ ile ŞARAP FIÇISI ile ŞARAP ÇANAĞI ile ŞARAP BARDAĞI

- SARARMAK ile SARABİLMEK ile SARA ile SARAK ile SARAT ile SARAY ile SARAÇ/LIK ile SARALI ile SARAYLI ile SARAY KONUT ile SARAY ÇİÇEĞİ ile SARAY LOKMASI ile SARAY MENEKŞESİ

- SARARTMAK ile SARARTI


- SARGAÇ/KORSA/KORSE[Fr. < CORSET] ile KORSAJ[Fr. < CORSAGE]

( İnce görünmek için kullanılan esnek iç giysisi. | Herhangi bir darbeden zarar görmemesi için boyna takılan, bel fıtığı gibi durumlarda gövdeyi düzgün tutmaya yarayan nesne. İLE Küçük, kısa sargaç. )

- SARGENT CYCLE[İng.] / CYCLE DE SARGENT[Fr.] / SARGENT-ZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= SARGENT ÇEVRİMİ

- SARGENT CURVE[İng.] / COURBE DE SARGENT[Fr.] / SARGENT-KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= SARGENT EĞRİSİ

- SARGILAMAK ile SARGI ile SARGIN ile SARGILI ile SARGISIZ ile SARGI BEZİ ile SARGI YERİ ile SARGIN EĞİTİM

- SARHOŞ EDİCİ ile SARHOŞ ETMEK ile SARHOŞ ile SARHOŞ EDİCİ ile SARHOŞLUK

- SARHOŞ İKEN ile/değil SARHOŞ İSEN

- SARHOŞ ile AYYAŞ ile SARHOŞ ile SARHOŞ DAVRANIŞI ile SARHOŞ HALİ

- SARHOŞ[Fars. < SER-HOŞ] ile MASTOR/MASTUR

( ... İLE İleri derecede sarhoş. )

- SARHOŞ ile SARHOŞ OLMAK ile SARHOŞLUK

- SARHOŞLAMAK ile SARHOŞLAŞMAK ile SARHOŞ/LUK ile SARHOŞÇA


- SARI ile ERMİŞ/ERGİN

- SAR'Î ile SARÎ' ile SÂRÎ[Ar. < SİRÂYET] ile SÂRÎ[Fars.] ile SARÎH[Ar. < SARÂHAT]

- SARİ ile SARİG ile SARİH/LİK ile SARİH MEFUL

- SARILGAN ile SARILGAN GÖVDE

- SARILIŞMAK ile SARILIŞ

- ŞARILTI ile ŞARILTILI ile ŞARILTISIZ

- SARIMSAK ile SARIMSAKOTU

( ... İLE Turpgillerden, beyaz, küçük çiçekli, ovulduğunda sarımsak kokusu veren bir bitki. )

- SARIMSAKLAMAK ile SARIMSAKLANMAK ile SARIMSAKLATMAK ile SARIMSAK ile SARIMSAKLI ile SARIMSAK OTU ile SARIMSAK HARDALI

- SARIMSI = SARIMTIRAK

( Sarıya çalan/benzeyen. )

- SABIR/SARISABIR[Süryanice ŞABRÂ] ile SARISALKIM

( Zambakgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, yaprakları, oldukça yüksek bir sapın tepesinde, rozet biçiminde toplanmış bulunan bir süs bitkisi. | Bu bitkinin, etli ve kalın yapraklarından çıkarılan, kırmızımsı esmer renkli, tıpta ve boyacılıkta kullanılan bir madde. İLE Baklagillerden, salkım durumunda sarı çiçekleri bulunan, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaç. )
( ŞİBÂRU[Akatça]: Sivri bir araç. İlâç olarak kullanılan bir bitki. )

- SARIŞIN/LIK ile SARIŞINCA

- ŞARJÖR ile ŞARJÖRLÜ ile ŞARJÖRSÜZ

- RAKKAS[Osm.] / PENDULUM[İng.] / PENDULE[Fr.] / PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SARKAÇ

- SARKAÇ ile SARKIK ile SARKIL ile SARKINTI ile SARKIŞ ile SARKIT

( Durağan bir nokta çevresinde, ağırlığının etkisiyle salınım yapan, devingen katı nesne. İLE Aşağı doğru uzanmış, sölpük, salpa, gevşek. İLE Sarkaçla ilgili, devinimi, sarkaç devinimine benzeyen. İLE Aşağı doğru uzanan, sarkan şey. İLE Sarkma eylemi ya da biçimi. İLE Mağaraların tavanında oluşan, genel olarak koni biçiminde, kalker birikintisi, damlataş, istalaktit. )

- SARKAÇLAMAK ile SARKAÇ ile SARKAÇLI ile SARKAÇSIZ

- ŞARKI MEŞK ETMEK değil ŞARKI/YI İCRÂ ETMEK

- ŞARKI OKUMAK/SÖYLEMEK ile/yerine/değil ŞARKI İCRÂ ETMEK

- ŞARKÎ/ŞARKLI değil/yerine/= DOĞULU

- ŞARKI ile ŞANSON

( ... İLE Hafif şarkı. )

- ŞARKILARINA EŞLİK ETMEK/EDİLMESİ ile/ve/||/<>/> ŞARKILARININ HEP BİRLİKTE SÖYLENMESİ


- ŞARKILAŞTIRMAK ile ŞARKILAŞTIRILMAK ile ŞARKI ile ŞARKICI/LIK ile ŞARKILI

- SARKITMAK ile SARKITABİLMEK ile SARKIT