| SON SÖZCÜĞE GÖRE |

- KOŞUL ile/ve/<>/||/> KOŞULLU ile/ve/<>/||/> KAVRAM

( ZAMAN/UZAM(MEKÂN) ile/ve/||/<>/> NESNE ile/ve/||/<>/> KAVRAM )

- KOŞULLARIN "AĞIRLIĞI" değil/ne yazık ki ("BAZI") "KİŞİLERİN" DUYARSIZLIĞI/KAYITSIZLIĞI

- KOŞULSUZ = HAMLİ = CATEGORICAL[İng.] = COTÉGORIQUE[Fr.] = KATEGORISCH[Alm.] = KATEGORIKOS[Yun.]

- KOŞUN[Moğolca] ile KOŞUNTU

( Asker, yan yana durmuş asker dizisi, saf. | Yan yana dizilmiş kişilerin oluşturduğu dizi. | Koşu, yarış. İLE Birinin yanında bulunan yardakçılar. )

- KOŞUTLUK = MÜVAZAT = PARALLELISM[İng.] = PARALLELISME[Fr.] = PARALLELISMUS[Alm.] = PARALLELOS[Yun.] = PARALELO[İsp.]

- KÖT ile KÖTİÇ ile KÖTLÜK
[<

( Kıç. | Zaman ya da sıra bakımından daha sonra gelen. İLE "Kokan göt!" anlamına gelen sövgü. İLE "Seni gidi yüreksiz/gulam/oğlancı!" anlamına gelen sövgü. )

- KOTARMAK ile KOTARILMAK ile KOTARABİLMEK ile KOTA ile KOTAN

- KÖTKİ ile KÖTRÜM
[<

( Toprak yığını, tepecik. İLE Üzerine oturulan kanepe. )

- PAMBIK[Fars. < PANBUK]/KOTON[Fr./İng. < COTON] değil/yerine/= PAMUK/LU

- KÖTÜ GÜN/DURUM/HAL DOSTU (OLMAK) ile/ve/yerine İYİ GÜN/DURUM/HAL DOSTU (OLMAK)

( Arkadaşlıkta ve evlilikte geçerli olabilir, olmalıdır. İLE/VE/YERİNE Sevgililikte geçerli olmalıdır. )

- KÖTÜ KOKU ÖNCE TEMİZ OLMAK/TUTMAK

- KÖTÜ NİYETLE PLAN YAPIP "KAZANMAK" ile/değil/yerine/>< İYİ NİYETLE ÜMİT EDİP KAYBETMEK

- KÖTÜ (OLMAK) ile/ve/değil/||/<>/< YAŞAMDA KALACAK KADAR KÖTÜ OLABİLMEK

- KÖTÜ TEMEL ve/ne yazık ki/> KÖTÜ İSTEK

- KÖTÜ TÜRKÇE (OLDU) ile/değil KÖTÜ BİR İFADE (OLDU)

- KÖTÜ ile/ve/||/<> DANDİK["DANDİKTEN" DEĞİL!)

( ... İLE/VE/||/<> Düşük nitelikli [uyuşturucu vb.] | Düzmece, kötü nitelikli olan. )

- KÖTÜ ile KÖTÜ DAVRANIŞ ile KÖTÜ GÜN ile KÖTÜ ŞANS ile KÖTÜ ET ile KÖTÜ RUH HALİ ile KÖTÜ ALAMET ile KÖTÜ DURUM ile KÖTÜ KOKU ile KÖTÜ TAT ile HUYSUZLUK ile HUYSUZLUK

- KÖTÜ ile KÖTÜ İNŞÂ EDİLMİŞ

- KÖTÜ ile/ve REZÂLET/REZİL

- KÖTÜCÜL/LÜK ile KÖTÜCÜL YAZILIM


- [ne yazık ki]
KÖTÜ KULLANIM
ile/ve/||/<>/> KÖTÜYE KULLANIM

( "Bir alışveriş, bir fiş." biçiminde, fazladan/gereksiz açıklama yapmak, uyarıda bulunmak. İLE/VE/||/<>/> "Ama bunu söylemenize gerek yok ki! Ben yapınca alışverişi, ZÂTEN/SONUÇTA alıyorum satış fişi." biçiminde [soluksuz/beklemeksizin/düşünmeksizin] "yanıt vermek." )
( Bir kişinin, neyi bilip bilmediğini ve/ya da o an/dönem için anımsayıp anımsamadığını "belirlemek", beklentisi içinde olmak, dilin/ifadenin kötü kullanılmasıdır. [Hiçkimsenin, neyi bilip bilmediği, isteyip istemediği ya da yapıp yapamayacağı, hiçbir zaman, zemin ve koşulda bilinemez!] İLE/VE/||/<>/> Sözcüklerin yetersiz ve kötü kullanımıyla birlikte "niyet okumak" ya da genelleyici/indirgeyici/özdeştleştirici/köktenci/toptancı/sonuç odaklı bir yargı ifadesi ise sürecin ve ilişkinin tükenmesine neden olacak/olmuş bir kötüye kullanımdır. [Güç ve baskı uygulama isteği ve/ya da nedeniyle olduğu/olabileceği gibi sorumluluktan kaçmak gibi çok çeşitli anlamsız/gereksiz nedenlerden de kaynaklanmaktadır.] )
( [... olduğunu/olacağını] "biliyorsun/biliyordun." İLE/VE/||/<>/> "ZÂTEN"/"SONUÇTA"/"ASLINDA" biliyorsun/biliyordun." )

- KÖTÜLEDİ değil KÖTÜLEŞTİ

- KÖTÜLEMEK ile KÖTÜLENMEK ile KÖTÜLEŞMEK ile KÖTÜLEŞTİRMEK ile KÖTÜLEYEBİLMEK ile KÖTÜ/LÜK ile KÖTÜ GÖZ ile KÖTÜ YOL ile KÖTÜ ADAM ile KÖTÜLÜKÇÜ/LÜK ile KÖTÜ HABER ile KÖTÜ HUYLU/LUK ile KÖTÜ KADIN ile KÖTÜ KALPLİ/LİK

- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil/<> KÖTÜLÜKLERE NEDEN/VESİLE OLAN

( Kendinden çok, başkalarından az isteyen bir kişi, kendini, kötülüklerden uzak tutar. )

- KÖTÜMSEMEK ile KÖTÜMSERLEŞMEK ile KÖTÜMSERLEŞTİRMEK ile KÖTÜMSER/LİK

- [ne yazık ki]
KÖTÜMSERLİK
= BEDBİNLİK = PESSIMISM[İng.] = PESSIMISME[Fr.] = PESSIMISMUS[Alm.] = PESSIMUS[Lat.]

- KÖTÜRÜMLEŞMEK ile KÖTÜRÜM/LÜK

- KÖTÜYÜ, DOĞRUDAN GÖSTERMEK/ANLATMAK ile/ve/değil/yerine KÖTÜYÜ, DAHA KÖTÜSÜNÜ GÖSTEREREK GÖSTERMEK/ANLATMAK

- KOVALAMAK ile KOVALANMAK ile KOVALATMAK ile KOVALAYABİLMEK ile KOV ile KOVA/LIK ile KOVALAMACA

- COVALENT BOND[İng.] / LIAISON COVALENTE[Fr.] / ATOMBINDUNG, KOVALENTE BINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOVALENT BAĞ


- COVALENT CRYSTAL[İng.] / CRISTAL COVALENT[Fr.] / KOVALENTER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOVALENT KRİSTAL

- KOVAN/LIK ile KOVAN OTU ile KOVANCILAR ile KOVAN ANAHTAR

- KOVBOY/LUK ile KOVBOYCULUK

- KOVMAK ile KOVALAMAK

- KÖVŞEK/KÖWŞEK ile KÖVÜRGEN/KÖWÜRGEN/KÖMÜRGEN[Oğuz]
[<

( İyi mayalanmış hamurdan yapılan ekmek. İLE Dağ soğanı. )

- KOVUK ile KOVUCUK/ADESE[Ar.]

( Bir şeyin oyuk durumunda bulunan iç bölümü. İLE Bitkilerde, mantar tabakası üzerinde, sünger dokunun kalınlaşmadığı yerlerde oluşan ve bitkinin solunumuna yardım eden küçük delik. )

- KOVULMUŞ = KOVUNTU

( Kovulmuş kişi. )

- KÖY[Fars. < KÛY] ile KÖYLÜK

( Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri ya da nüfus yoğunluğu yönünden kentten ayırt edilen, genellikle tarımsal alanda çalışılan, konutları ve öteki yapıları bu yaşama uygun yerleşim birimi, köylük yer, köy yeri. | Köy halkı. İLE Köy bulunan yer. )

- KÖY ROMANININ:
DÖNEM ORTAYA ÇIKARMASI
ile/ve/||/<> DÖNEM KAPATMASI

- KÖY ile KÖY YERİ ile KÖY AĞASI ile KÖY İMAMI ile KÖY ODASI ile KÖY OYUNU ile KÖY EKMEĞİ ile KÖY ROMANI ile KÖY MEYDANI ile KÖY MUHTARI ile KÖY TÜRKÜSÜ ile KÖY KORUCUSU ile KÖY KORUCULUĞU ile KÖY İHTİYAR HEYETİ ile KÖY İHTİYAR MECLİSİ


- KÖYDEŞ ile/ve/=/||/<> KÖYLÜ

( Aynı köyde oturan kişilerin birbirine göre her biri. )

- KÖYLÜ ile/değil/||/<> KÖY ÇOCUĞU

- KÖYLÜ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KÖY KÖKENLİ

- KÖYLÜ/LÜK ile KÖYLÜK ile KÖYLÜK YER ile KÖYLÜ KENTLİ ile KÖYLÜ ÇORBASI ile KÖYLÜ KURNAZLIĞI

- KOYMAK ile KOYMA AKIL

- KÖYMEK = KÖYÜK = KÖYDE = KÖZEGÜ/KÖSEĞİ = KÖZMEN
[<

( Yanmak. İLE Yanan bir şey. İLE Boşaltmak üzere altın ve gümüş filizlerinin eritildigi kazan. İLE Ateşi karıştırmakta kullanılan demir ya da odundan çubuk. İLE Közde pişirilen ekmek. )

- KOYULAŞMAK ile KOYULAŞTIRMAK ile KOYULAŞTIRABİLMEK ile KOY ile KOYU/LUK ile KOYU GRİ ile KOYU KIR ile KOYU KOYU ile KOYU MAVİ ile KOYU SARI ile KOYU PEMBE ile KOYU YEŞİL ile KOYU KIRMIZI ile KOYU LACİVERT ile KOYU KAHVERENGİ

- KOYUN KOYUNA (YATMAK) ile KOYUN KOYUNA

( Koyun koyuna yatmak. İLE Koyunlar arasında. )

- KOYUN ile KARAGÜL/KARAKUL

( ... İLE Asıl yurdu Buhara'da Karakul bölgesi olan ve yurdumuzda da yetiştirilen, tüyleri uzun ve kıvırcık bir cins koyun. )

- KOYUN ile KOYUNCU/LUK ile KOYUN ETİ ile KOYUN OTU ile KOYUN DEDE ile KOYUN KOYUNA ile KOYUN BAKLASI ile KOYUN BAKIŞLI ile KOYUN MANTARI


- KOYUT = MEVZUA = POSTULATE[İng.] = POSTULAT[Fr., Alm.] = POSTULATUM[Lat.]

- KOZ ile KOZA ile KOZACI/LIK ile KOZALI ile KOZASIZ ile KOZ HELVA ile KOZ HELVACI ile KOZ HELVASI

- KÖZ ile/||/<> KÖZETLİG ile/||/<> KÖZNGÜ
[<

( Göz. İLE/||/<> Korunan, sakınılan nesne. İLE Ayna. )

- KOZA ile/değil KOZALAK

( ÇAM KOZALAĞI: Üremeyi simgeler. )

- KOZAK ile KOZAKLI

- KOZALAK ile/||/<> KOBALAK

( Koza. | Kozalaklıların, genellikle dibi yuvarlak, tepesi koni biçiminde ve odunsu dokulu meyvesi, kozak. | Olmamış, kuru, ham meyve. | Bal mumuna basılmış mührün bozulmaması için üzerine yapıştırılan kapakçık. İLE Palamut ağacının ya da karaçalının yemişi. | Çam ve servi kozalağı. | Haşhaş bitkisinin tohumu. | Taneli ve tanesiz mısır koçanı. | Ham meyve. | Etli meyve. | Toparlak, yuvarlak. )

- KOZALAK ile KOZALAKLI ile KOZALAKLILAR

- KOZALAKSI ile KOZALAKSI BEZ

- KÖZKENİ ile KÖZKÜNEK
[<

( Geceleri uçan ve vızıltıya benzer bir ses çıkaran böcek. İLE Kendini yele bırakarak uçan bir kuş.[Şahine ve kertenkeleye benzetilir.] )

- COSMETIC[İng.] / COSMÉTIQUE[Fr.] / KOSMETISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KOZMETİK


- KOZMETİK ile KOZMETİKLİ ile KOZMETİKSİZ

- KOSMISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KOZMİČ

- COSMIC RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT COSMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOZMİK IŞINIM

- COSMIC[İng.] / COSMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOZMİK

- KOZMİK ile KOZMİK IŞIN

- KOZMİK ile KOZMİK ODA ile KOZMİK MADDE ile KOZMİK IŞINLAR

- COSMOGONIE[Fr.] / KOSMOGONIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOZMOGONİ

- KOZMOGONİ ile KOZMOGRAFYA

( Evren doğumu. İLE Gök biliminin, matematik ve fiziğin yalnız temel kavramlarından yararlanarak belirli başlı olaylarını ele alan dalı. )

- KEVNİVYAT[Osm.] / COSMOLOGY[İng.] / COSMOLOGIE[Fr.] / KOSMOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOZMOLOJİ

- KRAFT PAPER[İng.] ile/değil/yerine/= KRAFT KAĞIDI


- CRACKING[İng.] ile/değil/yerine/= KRAKİNG (PETROL)

- CRACKING., CRAQUAGE[Fr.] / KRACKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KRAK(PETROL)

- AQUA REGIA[İng.] / EAU RÈGLE[Fr.] / KÖNIGSWASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRAL SUYU

- KRAL ile KRAL SONRASI ile KRALLARA LAYIK ile KRALLAR ile KRALLIK

- KRAL(IN SÖZÜ) ile/ve/||/<> OZAN(IN SÖZÜ) ile/ve/||/<> KÂHİN(İN SÖZÜ)

- KRALLAŞMAK ile KRALLAŞTIRMAK ile KRAL/LIK ile KRALCI/LIK ile KRALİÇE/LİK

- KRAMER NAZARİYESİ[Osm.] / KRAMER-THEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= KRAMER KURAMI/TEOREMİ

- KRAMER'S THEOREM[İng.] / THÉORÈME DE KRAMERS[Fr.] ile/değil/yerine/= KRAMERS TEOREMİ

- KRAMP/CRAMP[İng.]/[Fr. < CRAMPE] değil/yerine/= KASILMA/KASINÇ

- KRANK[İng. < CRANK] ile/ve/||/<> KRANK MİLİ

( Bir motorda biyellerin doğrusal hareketini dairesel harekete çeviren dingil. | Sac, çinko, dökme demir, bakır vb. borunun yönünü değiştirmeye yarayan kıvrım. İLE/VE/||/<> Pistonun doğrusal hareketini dairesel dönme hareketine çeviren mil. )

- KRANK ile KRANK MİLİ

- KRANK ile KRANK MİLİ

- KRANYOTOMİ/CRANİOTOMY ile/||/<> KRANYOPLASTİ/CRANİOPLASTY

( Kafatası ameliyatı. İLE/||/<> Kafatası onarımı. )

- KRATER ile KRATER GÖLÜ

- KRATER[Fr. < CRATÈRE] ile KRİTER[Fr. < CRITÈRE]

( Yanardağ ağzı. İLE Ölçüt. )

- KRAUTS REAGENT[İng.] ile/değil/yerine/= KRAUT BELİRTECİ

- KRAVAT ile KRAVATLI/LIK ile KRAVATSIZ/LIK ile KRAVATLICA ile KRAVATSIZCA ile KRAVAT İĞNESİ

- KREDİ ile KREDİ KARTI DOLANDIRICILIĞI ile KREDİ İŞLEMİ ile GÜVENİLİR ile ALACAKLI ile ALACAKLILAR

- KREDİLEMEK ile KREDİLENDİRMEK ile KREDİ ile KREDİLİ ile KREDİSİZ/LİK ile KREDİ KARTI ile KREDİ LİMİTİ ile KREDİ MEKTUBU ile KREDİLİ SATIŞ ile KREDİ ANLAŞMASI ile KREDİ SÖZLEŞMESİ

- KREM ile KREMALI PUF ile KREMA AYIRICI


- KREMLEMEK ile KREM ile KREMA ile KREMALI ile KREMASIZ ile KREM RENGİ

- KREPON ile KREPON KAĞIDI

- KRETEN ile KRETENİZM

- KRETENİZM[Fr. < CRETINISME] ile/<> KRETEN[Fr. < CRETIN]

( Tiroit bezinin yeterince hormon üretmemesi sonucu oluşan, fiziksel, psikolojik ve duygusal gelişimin duraklamasıyla beliren hastalık. İLE/VE/||/<>/> Kretenizme tutulmuş kişi. )

- KRİKO ile KRİKOCU/LUK

- KRYPTIDINE[İng.] ile/değil/yerine/= KRİPTİDİN

- KRİPTOLOJİ[Fr. < CRYPTOLOGIE] ile/ve/||/<>/> KRİPTOLOG[Fr. < CRYPTOLOGUE]

( Gizli yazılar, şifreli belgeler bilimi ya da incelemesi. İLE/VE/||/<>/> Kriptoloji uzmanı. )

- KRYPTOCYANIN[İng.] ile/değil/yerine/= KRİPTOSİYANİN

- CRYSTAL GRATING[İng.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL AĞI

- CRYSTAL ANISOTROPY[İng.] / ANISOTROPIE DU CRISTAL[Fr.] / KRISTALLANISOTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL ANİZOTROPİSİ


- CRYSTAL DYNAMICS[İng.] / DYNAMIQUE DU CRISTAL[Fr.] / KRISTALLDYNAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL DİNAMİĞİ

- CRYSTAL AXIS[İng.] / AXE DU CRISTAL[Fr.] / KRISTALLACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL EKSENİ

- CRYSTAL DIFFRACTION[İng.] / DIFFRACTION PAR LES CRISTAUX[Fr.] / KRISTALLBEUGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL KIRINIMI

- CRYSTAL DEFECT[İng.] / DÉFAUT CRISTALLIN[Fr.] / KRISTALLDEFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL KUSURU

- CRYSTAL/LINE LASER[İng.] / LASER À CRISTAL[Fr.] / KRISTALLLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL LAZER

- CRYSTAL OPTICS[İng.] / OPTIQUE CRISTALLINE[Fr.] / KRISTALLOPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL OPTİĞİ

- LUSTER[İng.] / LUSTRAGE[Fr.] / GLANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL PARILDAMASIPARILTISI, PARLAKLIK

- CRYSTAL COUNTER[İng.] / COMPTEUR EN CRISTAL[Fr.] / KRISTALLZÄHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL SAYACI

- CRYSTAL SYMMETRY[İng.] / SYMÉTRIE CRISTALLINE[Fr.] / KRISTALLSYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL SİMETRİSİ

- CRYSTAL CLASSES[İng.] / CLASSES DE CRISTAL[Fr.] / KRISTALLKATEGORIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL SINIFLARI


- WATER OF CRYSTALLIZATION[İng.] / EAU DE CRISTALLISATION[Fr.] / KRISTALLWASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL SUYU

- BİLLÛRÎ[Osm.] / CRYSTAL STRUCTURE[İng.] / STRUCTURE CRISTALLINE[Fr.] / KRISTALLSTRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL YAPI

- KRİSTAL ile KRİSTAL ÇEKME ile KRİSTALİMSİ ile KRİSTAL LENS ile KRİSTALLEŞMEK ile KRİSTALİZE

- KRİSTALLENMEK ile KRİSTALLEŞMEK ile KRİSTALLENDİRMEK ile KRİSTALLEŞTİRMEK ile KRİSTAL ile KRİSTALLİ ile KRİSTAL CAM ile KRİSTAL KAR ile KRİSTAL MAVİSİ

- CRYSTALLIZATION[İng.] / CRYSTALLIZATION[Fr.] / KRISTALLIZATION[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTALLEŞME

- DENSITÉ DE COURANT CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE STROMDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK AKIM YOĞUNLUĞU

- CHAMP CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE FLÄCHE, KRITISCHER BEREICH[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK ALAN

- AGGLOMÉRATION CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE VERSAMMLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK BİLEŞİM

- DIMENSIONS CRITIQUES, TAILLES CRITIQUES[Fr.] / KRITISCHE DIMENSIONEN, KRITISCHE GRÖSSEN, KRITISCHE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK BOYUTLAR

- GRANDEUR CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE GRÖSSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK BÜYÜKLÜK


- LONGUEUR D'ONDE CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE WELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK DALGA BOYU

- LOCUS CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE ORTSKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK EĞRİ, KRİTİK KONUM

- FRÉQUENCE CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE HÄUFIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK FREKANS

- PARABOLE DE TENSION CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE SPANNUNGSPARABEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK GERİLİM PARABOLU

- KRITISCHE SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK GERİLİM

- KRITISCHE VOLUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK HACİM

- VITESSE CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE GESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK HIZ

- CHALEUR CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE WÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK ISI

- KRITISCHE GITTERSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK IZGARA GERİLİMİ

- MASSE CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK KÜTLE


- CHAMP MAGNÉTIQUE CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE MAGNETFELD[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK MANYETİK ALAN

- KRITISCHE OPALESZENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK MATLIK

- FLUX NEUTRONIQUE CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHER NEUTRONENFLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK NÖTRON AKISI

- PROPRIÉTÉS CRITIQUES[Fr.] / KRITISCHE EIGENSCHAFTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK ÖZELLİKLER

- POTENTIEL CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHES POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK POTANSİYEL

- KRITISCHE REYNOLDSZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK REYNOLD SAYISI

- NOMBRE DE REYNOLDS CRITIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KRİTİK REYNOLDS SAYISI

- CONSTANTE CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK SABİT

- KRITISCHE TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK SICAKLIK

- FRÉQUENCE D'ABSORPTION CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE ABSORPTIONSFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK SOĞURMA FREKANSI


- EXTINCTION CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE LÖSCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK SÖNÜM

- EXPOSANT CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE HOCHZAHL, KRITISCHER EXPONENT[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK ÜS

- CRITICALITÉ[Fr.] / KRITIKALITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİKLİK

- CRYOELECTRONICS[İng.] / CRYOÉLECTRONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KRİYOELEKTRONİK

- CRYOGÉNE[Fr.] / KRYOGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİYOJEN

- CRYOGENIC FLUID[İng.] / FLUIDE CRYOGÉNIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KRİYOJENİK AKIŞKAN

- KRİYOJENİK ELEKTRON MİKROSKOPİSİ[İng. CRYOGENIC ELECTRON MICROSCOPY] ile/||/<> KRİYOPREZERVASYON[İng. CRYOPRESERVATION]

( Almanca @@ Kryoelektronenmikroskopie @@ Fransızca @@ Cryomicroscopie électronique @@ Biyolojik örneklerin, atomik düzeydeki yapılarını ayrıntılı bir biçimde incelemek için kullanılan, son derece hassas ve ileri bir görüntüleme tekniği. Bu yöntem, örneklerin doğal yapılarının korunmasını sağlayarak doğal ortamlarındaki hallerine en yakın biçimde analiz edilmesini mümkün kılar. Kriyojenik Elektron Mikroskopisi (Cryo-EM)'nde numuneler, geleneksel mikroskopi yöntemlerinin aksine çok düşük sıcaklıklarda genellikle sıvı azot ya da sıvı etan gibi kriyojenik sıvılar kullanılarak hızlı bir biçimde dondurulur. Bu dondurma işlemi sırasında, moleküller kristalleşmeden amorf bir buz tabakasına gömülür. Bu hem moleküllerin yapısal bütünlüğünü korur hem de çevresel etmenlerin etkisini en aza indirir. @@ Kriyoprezervasyon kısaca, biyolojik materyallerin düşük sıcaklıklarda uzun süreler boyunca saklanabilmesini sağlayan bir yöntemdir. Bu teknik, biyolojik örneklerin ya da gözelerin canlılıklarını korumak için dondurulmasını içerir. Kriyoprezervasyon, sıvı azot ya da diğer soğutucu gazlar gibi düşük sıcaklıkların kullanılmasını gerektirir ve bu sıcaklıklar -80 derece Celsius'ten daha düşük olabilir. Bu işlem, biyolojik materyallerin uzun süreler boyunca saklanabilmesini, taşınabilmesini ve hatta yeniden canlandırılabilmesini sağlar. Kriyoprezervasyon; tıp, biyoteknoloji, tarım, gıda endüstrisi ve çevre bilimleri gibi birçok alanda kullanılmaktadır.[1][2]

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- CRYOGENIC TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE CRYOGÉNIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KRİYOJENİK SICAKLIK

- CRYOLITE[İng.] / CRYOLITE[Fr.] / KRYOLITH, EISSTEIN, GRÖNLANDSPAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİYOLİT

- CRYOSCOPE[İng.] / CRYOSCOPIE[Fr.] / GEFRIERPUNKTMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİYOSKOP


- CRYOSCOPIC METHOD[İng.] / MÉTHODE CRYOSCOPIQUE[Fr.] / GEFRIERPUNKTTMESSMETHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİYOSKOPİK YÖNTEM

- KRİZ YOK değil/ne yazık ki KERİZ ÇOK

- KRİZ ile KRİTİK

- KRİZ ile KRİZ MASASI ile KRİZ YÖNETİMİ ile KRİZ YÖNETİCİSİ ile KRİZ YÖNETİCİLİĞİ

- KROKİ ile KRİKO

- KROODYLITE[İng.] ile/değil/yerine/= KROKODİLİT

- CHROMIUM-51[İng.] / CHROME[Fr.] ile/değil/yerine/= KROM-51

- CHROMIUM AMMONIUM SULPHATE[İng.] / SULFATE DOUBLE D'AMMONIUM ET DE CHROME[Fr.] / CHROM AMMONIUM SULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KROM AMONYUM SÜLFAT

- CHROME DYE[İng.] / COLORANT DE CHROME[Fr.] / CHROMFARBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= KROM BOYASI

- KROM[Fr./İng. CHROME] ile/ve/||/<>/> KROMAJ[Fr./İng. CHROMAGE]

( Atom numarası 24, atom ağırlığı 52,01, yoğunluğu 6,92 olan, 1514 °C'de eriyen, ısıya dayanıklı, havada oksitlenmeyen bir öğe. [simgesi Cr] | Bu öğeden yapılmış olan. İLE/VE/||/<>/> Metal yüzeyleri kromla kaplama işlemi. | Bu işlemle kaplanmış yer. )

- CHROM-II-CHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= KROM-II-KLORÜR

- FLORURE CHROMIQUE[Fr.] / CHROMFLUORD[Alm.] ile/değil/yerine/= KROM-III-FLORÜR, KROMİK FLORÜR

- HYDROXYDE DE CHROME[Fr.] / CHROM-III-HYDROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KROM-III-HİDROKSİT

- SESQUIOXYDE DE CHROME[Fr.] / CHROM-III-OXYD, CHROMSESQUIOXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KROM-III-OKSİT

- CHROMIUM[İng.] / CHROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KROM

- KROM ile KROME ile KROMLU

- CHROMASCOPE[İng.] / CHROMASCOPE[Fr.] / CHROMASKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMASKOP

- CHROMATISCHE PARALLAXE[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMATİK PARALAKS

- LEVNÎ İNHİRAF[Osm.] / ABERRATION CHROMATIQUE[Fr.] / CHROMATISCHE ABERRATION, FARBIGSFEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMATİK SAPMA

- KROMATİK ile KROMATİK İPLİK


- KROMATİN[İng. CHROMATIN] ile/||/<> HETEROKROMATİN[İng. HETEROCHROMATIN] ile/||/<> HİSTON[İng. HISTONE] ile/||/<> HİSTON KODU HİPOTEZİ[İng. HISTONE CODE HYPOTHESIS] ile/||/<> PROFAZ[İng. PROPHASE] ile/||/<> TELOMER[İng. TELOMERE]

( Çekirdekte genlerin normal durumunu temsil eden ilişkili histon ve histon olmayan DNA kompleksi. İki biçimde bulunur: ökromatin, daha az miktarlarda bulunur, daha serbesttir ve kopyalanabilir, heterokromatin ise daha sıkıdır ve kopyalanamaz. Dişi memelilerin aktif olmayan X kromozomu, heterokromatin örneğidir. @@ Genetik olarak etkileşime girmeyen, çokça boyanan, geç kopyalanan kromozom kısımları. @@ DNA’nın etrafına sarılan ve kromozoma yapısal destek veren bazik protein. Yüksek arginin/lisin içeriğine sahiptirler. DNA’yı paketleyip düzenleyerek nükleozom ismi verilen birimlere ayırırlar. Histon genleri poli-adenin kuyruğunu kodlamaz. Bütün ökaryotik göze çekirdeğine, kromatinlerde DNA çift ipliği ile beraber nükleozomların yapısına giren H1, H2A, H2B, H3, H4, H5 tipleri bilinmektedir. Prokaryotların bazılarında da histon-benzeri proteinler bulunur. @@ Özel kümeler halinde bulunan modifiye edilimiş histon kalıntılarının, başka kromatin parçalarıyla olan spesifik etkileşimlerinden doğan eşsiz biyolojik sonuçları düzenlediğini öne süren hipotez. @@ Mitoz ve mayoz bölünmenin ilk evresi. Bu evrede kromatin iplikler kısalıp kalınlaşarak kromozomlara dönüşür, sentrozom organeli kendini eşler ve çift kutuplara dağılır, iğ iplikleri oluşur ve son olarak da çekirdek zarı ve çekirdekçik erir. @@ Ökaryotik kromozomların sonunda ardarda tekrarlanan dizilerden oluşur. Kromozomlar, gözenin her bölünmesinde yaklaşık 100bp kaybeder. Telomeraz enzimi kayıp bazları ekleyebilir. Telomer, doğrusal kromozomların uçlarında bulunan, herhangi bir gen kodlamayan, özelleşmiş heterokromatin yapılarıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KROMATİN[Fr. < CHROMATINE] ile/||/<> KROMATİT[Fr. < CHROMATITE] ile/||/<> KROMOZOM[Fr. < CHROMOSOME]

( Göze çekirdeğinde küçük tanecikler, düzensiz kitleler ya da ağ biçiminde bulunan, soya çekim olaylarını sağlayan, bazı boyalarla hemen boyanabilen nesne. İLE/||/<> Bir kromozomun uzunlamasına iki yarısından her biri. İLE/||/<> Göze çekirdeğinde bulunan DNA ve protein yapısı. )

- CHROMATIN[İng.] / CHROMETINE[Fr.] / CHROMATIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMATİN

- KROMATİN ile KROMOZOM

( Göze çekirdeğindeki DNA ve protein kompleksi. İLE Göze bölünmesi sırasında yoğunlaşan ve belirginleşen DNA ve protein yapısı. )

- KROMATOFOR[Fr. < CHROMATOPHORE] ile/ve/||/<> KROMOPLAST[Fr. < CHROMOPLASTE]

( Plazması pigment tanecikleriyle dolu, çokgen ya da yıldız biçiminde, belirli uzunlukta ya da kısalabilir uzantıları bulunan göze. İLE/VE/||/<> Değişik renkler taşıyan kromatofor. )

- CHROMATOGRAPHY[İng.] / CHROMATOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMATOGRAFİ

- CHROMATOGRAPHIC ADSORPTION[İng.] / CHROMATOGRAPHISCHE ADSORPTION[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMATOGRAFİK ADSORPSİYON

- CHROMATOGRAM[İng.] / CHROMATOGRAM[Fr.] / CHROMOGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMATOGRAM

- CHROMIZING[İng.] / CHROMATISIERTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMLAMA

- CHROMODYNAMIQUE[Fr.] / CHROMODYNAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMODİNAMİK


- KROMOJENİK ile KROMOMER ile KROMOZOM ile RENK KÜRE

- KROMOZOM[İng. CHROMOSOME] ile/||/<> AKROSENTRİK KROMOZOM[İng. ACROCENTRIC CHROMOSOME] ile/||/<> ALEL[İng. ALLELE] ile/||/<> ANLAMSIZ MUTASYON[İng. MISSENSE MUTATION] ile/||/<> ARKEZOA[İng. ARCHEZOA] ile/||/<> HAPLOTİP[İng. HAPLOTYPE] ile/||/<> HEMİZİGOZ[İng. HEMIZYGOUS] ile/||/<> HETEROZİGOT[İng. HETEROZYGOUS]

( Prokaryot ve ökaryot gözelerin çekirdeğinde bulunan, sayısı ve şekli her canlı için sabit ve belirli olan, göze bölünmesi sırasında iplikler halinde ortaya çıkarak koyu renkli boyanan yapılar. Kromozomlar üzerinde genler bulunur. Her kromozom çok uzun bir DNA molekülü ile bu molekülle birlikte bulunan proteinlerin çok sayıda sarmallar meydana getirmesiyle göze bölünmesinin metafaz safhasında belirgin olarak ortaya çıkar. İnterfazda sarmalların kısmen ya da tamamen çözünmesi sebebiyle ayırt edilemezler. Prokaryot gözelerin tek DNA molekülüne de "kromozom" denir. @@ Kardeş kromatitlerin birbirine bağlandığı sentromer bölgesi. İki uçtan birine daha yakın bir yerde bulunan kromozom türüdür. İnsan türünün 13, 14, 15, 21 ve 22. kromozomları bu şekildedir. @@ Kromozom üzerinde belirli bir noktada bulunan, belirli bir genin bilinen farklı varyasyonlarından her birine verilen addır. Kısaca bir genin değişik biçimleri olarak da ifade edilir. Aleller, genlerde aynı karakteristik özelliklerin ortaya çıkmasını sağlar. Örneğin kan gruplarını belirleyen genlerin A, B ve O olmak üzere 3 farklı aleli vardır. Bunların farklı kombinasyonları ile farklı kan grupları oluşur. @@ Bir kodonun sentezlemesi gerekenden farklı bir aminoasiti sentezlemesine neden olan nokta mutasyonudur. Örneğin, Orak Hücre Anemisine sebep olan bir anlamsız mutasyonda 11.kromozomda GAG olması gereken baz dizilimi GTG olur vr 6. aminoasitte "glutamik asit" yerine "valin" sentezlenir. @@ Cavallier-Smith'in önerdiği, çekirdeği ve çubuk şeklindeki kromozomu olan en eski tek gözeli ökaryotları barındıran ama mitokondri ya da plastid içermedeği için prokaryotlar ve ökaryotlar arasındaki bir geçiş basamağı olduğu düşünülen alem. Ayrıca, çekirdeğin evrimini kanıtlamak için organellerden önce için kanıt olarak da kullanıldılar. Bağırsak paraziti Giardia lamblia (protist) buna bir örnek. @@ Genetik olarak bağlanmış gen gruplardaki alellerin belirli kombinasyonları. Bu öbekler aynı kromozomdaki birbirine yakın bölgelerde yer alan genlerin kodlanmasıyla oluşur. CmACS-7 deki tanımlanmış haplotip; @@ Bir alelin homolog karşılığının olmaması durumu. Erkeklerdeki X kromozomunda meydana gelmiş mutasyonlar ya da gen kaybı bu duruma örnek gösterilebilir. @@ Belli bir alel çifti ya da alel serisi bakımından birbirine benzemeyen genlerin bulunduğu kromozomları taşıyan bireylerdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KRONECKER DELTA[İng.] / DELTA DE KRONECKER[Fr.] / KRONECKER-DELTA[Alm.] ile/değil/yerine/= KRONECKER DELTASI

- KRONIG-PENNEY MODEL[İng.] / MODÈLE DE KRONIG-PENNEY[Fr.] / KRONIG-PENNEYSCHES MODELL[Alm.] ile/değil/yerine/= KRONİG-PENNEY ÖRNEKÇESİ/MODELİ

- KRONİK ile KRONİK HASTALIK

- KRONİKLEŞMEK ile KRONİK/LİK ile KRONİKÇİ/LİK

- KRONOLOJİ[Fr. < Yun.] değil/yerine/= ZAMANDİZİN/OĞURBİLİM/OĞURDİZİN

- KRUGER ile KRUGER ULUSAL PARKI

- KRYOGENISCHE FLÜSSIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KRYOJENİK AKIŞKAN

- KRYOGENISCHE SPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRYOJENİK BOBİN


- KRYOGENISCHE TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= KRYOJENİK SICAKLIK

- XANTHENE DYESTUFFS[İng.] / COLORANTS DE XANTHÉNE[Fr.] ile/değil/yerine/= KSANTEN BOYASI

- KSENOFANES ile/<>/> KSENOFON

( [M.Ö.] 475 ile/<>/> 431 - 354 )

- XENON EFFECT[İng.] / EFFET XÉNON[Fr.] / XENON-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= KSENON ETKİSİ

- XYLIDINE[İng.] / XYLID[Alm.] ile/değil/yerine/= KSİLİDİN

- XYLYL BROMIDE[İng.] / BROMURE DE XYLYLE[Fr.] / XYLBROMID[Alm.] ile/değil/yerine/= KSİLİL BROMÜR

- QUANTUM FIELD THEORY[İng.] / THÉORIE QUANTIQUE DES CHAMPS[Fr.] / QUANTENFELDTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KUANTUM ALAN KURAMI

- QUANTUM ELECTRODYNAMICS[İng.] / ÉLECTRODYNAMIQUE QUANTIQUE[Fr.] / QUANTENELEKTRODYNAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KUANTUM ELEKTRODİNAMİĞİ

- QUANTUM ELECTRONICS[İng.] / ÉLECTRONIQUE QUANTIQUE[Fr.] / QUANTENELEKTRONIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KUANTUM ELEKTRONİĞİ

- QUANTUM MECHANICS[İng.] / MÉCANIQUE QUANTIQUE[Fr.] / QUANTENMECHANIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KUANTUM MEKANİĞİ


- QUANTUM MECHANICAL OPERATOR[İng.] ile/değil/yerine/= KUANTUM MEKANİK İŞLEMCİSİ

- QUANTUM CHROMODYNAMICS[İng.] / QUANTENCHROMODYNAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KUANTUM RENK DİNAMİĞİ

- QUANTUM NUMBER[İng.] / QUANTENZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= KUANTUM SAYISI

- QUANTUM EFFICIENCY, QUANTUM YIELD[İng.] / RENDEMENT QUANTIQUE[Fr.] / QUANTENAUSBEUTE, QUANTENWIRKUNGSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= KUANTUM VERİMİ

- QUANTUM[İng.] / QUANTUM[Fr.] / QUANT[Alm.] ile/değil/yerine/= KUANTUM

- KUBBE ile KUBBELİ ile KUBBESİZ ile KUBBELİ DELİK

- CUBIC CRYSTAL[İng.] / CRISTAL CUBIQUE[Fr.] / KUBIKKRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜBİK KRİSTAL

- CUBIC CLEAVAGE[İng.] / FENDILLEMENT CUBIQUE[Fr.] / KUBIKSPALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜBİK YARILMA

- KUCAK ile KUCAKLAŞMAK/KOÇMAK

( Kişinin, göğüs ile diz arasındaki alana verilen ad. İLE
İki gövdenin, sevgi ve coşkuyla sarılması. )

- KUCAKLAMAK ile KUCAKLANMAK ile KUCAKLAŞMAK ile KUCAKLAŞTIRMAK ile KUCAKLAYABİLMEK ile KUCAKLAŞABİLMEK ile KUCAK ile KUCAK KUCAK ile KUCAK DOLUSU ile KUCAK KUCAĞA ile KUCAK ÇOCUĞU


- KUCAKLAMAK/KUCAĞA ALMAK ile KUCAĞINA OTURTMAK

( Bir bebeği/çocuğu kollar aracılığıyla/yardımıyla göğüs bölgesinde tutmak. İLE
Bir bebeği/çocuğu üst bacaklar üzerinde oturtmak. )

- KUCAKTA ile KUCAKTAN KUCAĞA

- KÜÇÜK ile/ve/<> KÜÇÜLTÜLMÜŞ

- KÜÇÜKÇEKMECE ile/ve KÜÇÜKÇEKMECE GÖLÜ

( Büyükçekmece - Florya arasında bir semt. [1987] [Adını "Çekdiri" adlı gemilerin çekildiği yer olmasından dolayı almıştır.] İLE/VE
Küçükçekmece'de, Marmara Denizi kıyısında bulunan kıyı ve baraj gölüdür. [Suyu tuzludur.] [Yüzölçümü 16 km2, derinliği 20 m., denizden yüksekliği 3 m.] [28 Ocak 1969'da donmuştur.] )

- KUÇUKUÇU ile KUÇU KUÇU

( Köpek. İLE Ünlem. )

- KÜÇÜLTME ile KÜÇÜLTME EKİ

- KÜÇÜREK ile KÜÇÜMEN

( Biraz küçük. İLE Benzerlerinden daha küçük olan, pek küçük. )

- KUDRET ile KUDRETLİ/LİK ile KUDRETSİZ/LİK ile KUDRET NARI ile KUDRET HAMAMI ile KUDRET HELVASI

- KUDUZ/LUK ile KUDUZ OTU ile KUDUZ BÖCEĞİ ile KUDUZ BÖCEKLERİ

- KÜF ile KÜFE/LİK ile KÜFİ ile KÜFECİ/LİK ile KÜFELİ ile KÜFESİZ ile KÜF YEŞİLİ ile KÜF KOKUSU


- KUFİ ile KUFİ YAZISI

- KÜFLÜ/LÜK ile KÜFLÜCE

- KÜFÜR[Ar. KFR/KÂFİR: Örten. | Çiftçi.] (ETMEK) değil/yerine/= SÖVGÜ/SÖVMEK

- KÜFÜRBAZ[Ar. + Fars.(-bâz)] değil/yerine/= SÖVGEN/SÖVÜCÜ/AĞZI BOZUK/KARA

- KÜFÜRLEŞMEK ile KÜFÜR ile KÜFÜR KÜFÜR

- KUKLA değil KUKLACI ve/||/<> BAĞCI değil/yerine ÜZÜM

- KUKLA/LIK ile KUKLACI/LIK ile KUKLA OYUNU ile KUKLA HÜKÜMET ile KUKLA TİYATROSU

- KÜKREMEK ile KÜKRETMEK ile KÜKRE

- KUKULETA ile KUKULETALI ile KUKULETASIZ

- KUKUMAV ile KUKUMAV KUŞU


- KÜKÜRTATAR ile KÜKÜRTÇİÇEĞİ

( Kükürtlü buhar çıkaran ve üzerinde kükürt biriken alan. İLE Kükürt buharının birdenbire soğutulmasıyla elde edilen kükürt. )

- KÜKÜRTLEMEK ile KÜKÜRTLENMEK ile KÜKÜRT ile KÜKÜRTLÜ ile KÜKÜRTSÜZ ile KÜKÜRT ÇİÇEĞİ

- KUL ile KULA ile KULE ile KULP ile KULU ile KULELİ ile KULPLU ile KULPSUZ ile KUL CİNSİ ile KUL HAKKI ile KUL OĞLANI ile KUL YAPISI ile KUL KAHYASI ile KUL TAKSİMİ ile KUL KETHÜDASI ile KULPLU BEYGİR

- KÜL ile KÜLT ile KÜL RENGİ ile KÜL ÇÖREĞİ ile KÜL TABLASI ile KÜL RENGİ ET SİNEĞİ

- KULAÇLAMAK ile KULAÇ

- KULAĞI DELİK/LİK ile KULAĞI KESİK/LİK ile KULAĞI TIKALI ile KULAĞI KİRİŞTE ile KULAĞI TETİKTE

- KÜLÂH ile KALENSÖVE[Ar. < KALENSUVE]

( Başa giyilen. | Mevlevî sikkesi. İLE Sivri tepeli külah. | Yüksük. )

- KÜLAH ile KÜLAHLI ile KÜLAHÇI/LIK ile KÜLAHSIZ

- KULAK ASMAK ile KULAK KABARTMAK

- KULAK ÇUKURU ile KULAK DIŞ BOŞLUĞU ile KULAK KEPÇESİ ile ...


- KULAK KEPÇESİ ile/ve KULAK MEMESİ

- KULAK KİRİ ile KULAK YANGISI ile KULAK ZARI

- KULAK MİSAFİRİ OLMAK ile GİZLİCE DİNLEMEK

- KULAK SALYANGOZU ile/ve KULAK SALYANGOZU KANALI

- KULAK ile KULAK BOŞLUĞU ile MISIR KOÇANI ile KÜPE

- KULAK/LIK ile KULAKLI ile KULAKÇI ile KULAKSIZ/LIK ile KULAK ZARI ile KULAK ERİMİ ile KULAK DEMİRİ ile KULAK KULAĞA ile KULAK MEMESİ ile KULAK TIKACI ile KULAK ÇİVİSİ ile KULAK KEPÇESİ ile KULAKLI SOMUN ile KULAK MİSAFİRİ ile KULAK SADAKASI ile KULAK ALTI BEZİ ile KULAK DOLGUNLUĞU ile KULAK TIRMALAYICI

- KULAKTAN ile KULAKTAN DOLMA ile KULAKTAN KULAĞA