Sekiz(8) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 38.361 başlık/FaRk ile birlikte,
38.361 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(124/155)
- SEPARASYON | TAHSİS | AYIRMA ile/||/<> KÜMELEME ile/||/<> SIRALAMA
( Sinema Kurguya başlarken bir film kangalındaki değişik çekimleri birbirinden ayırarak sıralama. @@ Ayrı evre ya da yoğunluktaki biribirine karışmayan özdekleri çeşitli yöntemlerle ayrı ayrı elde etme işlemi. @@ 1. elektrik: Elektrikli bir aracı besleme çevriminden çekme. 2. mekanik: Kavramaya karşıt bir etkiyi doğuran düzenek. 3. nükleer: Bir öğecik çekirdeği üzerine gelen dötonun neden olduğu özel tepkime. 4. bk. kesme I. @@ Giderleri karşılamak amacıyla ayrılan para. Katılma yüklenmelerini imzalayanlara verilen pay. @@ @@ @@ @@ @@ @@ )
( BREAKDOWN | SEPARATION | ASSIGNER | ALLOCATE | DETACH | DISASSEMBLE | SEPARATE | RESERVE | CROSS-PLOT, CROSS-HATCH | CLASSIFICATION~CROSS-PLOT, CROSS-HATCH | GRADING, SIZING~CLASSIFICATION | SEQUENCE | STAND IN LINE | ORDER | SORT | RANK )
( DÉGROUPAGE, DÉDOUBLAGE | SÉPARATION | ALLOTEMENT | SÉPARATION, TRIAGE | REGROUPEMENT | CLASSIFICATION~REGROUPEMENT | ACCUMULATION | CLASSIFICATION~CLASSIFICATION | ORDONNER | PÉRIODE | CLASSEMENT | GRADATION )
( SEPARATIO~...~... )
( TRENNUNG | SCHEIDUNG, TRENNUNG | KLASSIERUNG NACH DER KORNGRÖSSE | KLASSIFIKATION~KLASSIERUNG NACH DER KORNGRÖSSE~KLASSIFIKATION | STUFENFOLGE )
( SEPARAZIONE~RAGGRUPPAMENTO~ORDINAMENTO )
( ΔΙΑΧΩΡΙΣΜΌΣ / διαχωρισμός~ΟΜΑΔΟΠΟΊΗΣΗ / ομαδοποίηση~ΚΑΤΆΤΑΞΗ / κατάταξη )
- SEPARATE vs. ANOTHER
- SEPARATE vs. QUITE SEPARATE
- SEPARATE :/yerine AYIRMAK, AYRI
- SEPARATE[İng.] ile/||/<> AYRI
( SEPARATE )
- SEPEK ile/||/<> DEĞİRMEN TAŞININ EKSENİ
( değirmen taşının ekseni Ağızlarda sebek sibek zibek zivik olarak da geçer Orta Türkçede sibek olarak geçer Osmanlıcada sübek olarak kullanılmıştır Kökünü bilmiyoruz )
- SEPELEMEK ile SEPETLEMEK ile SEPETLENMEK ile SEPETLEYEBİLMEK ile SEPEK ile SEPET/LİK ile SEPETLİ ile SEPETÇİ/LİK ile SEPETSİZ ile SEPET TOPU ile SEPET KAFALI ile SEPET SANDIK ile SEPETÇİ KAVAĞI ile SEPETÇİ SÖĞÜDÜ ile SEPETLİ MOTOSİKLET
- SEPET ile BOTSWANA SEPETİ
( ... İLE Ünlü olan bu sepetlerin üzerindeki süslemeler, "zürafanın gözyaşları", "boğa sidiği izi", "zebra ahı" gibi ilginç adlar taşımaktadır. )
- SEPSIS[İng.] değil/yerine/= KAN ZEHİRLENMESİ
- SEPTAL DEFEKT/SEPTAL DEFECT[İng.] değil/yerine/= ARA BÖLME AÇIKLIĞI
- MİKROPLU/SEPTİK[İng. < SEPTIC] ile/değil KUŞKUCU/SKEPTİK[İng. < SCEPTIC]["SPEKTİK" değil!]
- seq. luce[Lat. < SEQUENTI LUCE] değil/yerine/= ERTESİ GÜN
- SEQUELAE[İng.] değil/yerine/= SEKEL
( Geçirilen bir hastalık ya da yaralanmadan sonra vücutta kalan işlev ve doku bozukluğu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SEQUENCE :/yerine SIRA, DİZİ
- SEQUOIA[Fr.] ile/||/<> SEKOYA[(KALIFORNIYA YERLILERININ DILINDEN)]
( botanik )
( SEQUOIA )
- SERA GAZI ile/||/<> OZON TABAKASI İNCELTİCİ
( Sera gazı ısı tutar, ODS UV korumasını azaltır )
( Formül: CO₂ İLE CH₄ (sera) İLE CFC İLE HCFC (ODS) )
- CERAMICS[İng.] / CÉRAMIQUE[Fr.] / KERAMISCH, KERAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= SERAMİK
- SERAMİK ile/||/<> KOMPOZİT ile/||/<> POLİMER
( Metal olmayan, çoğu inorganik, yüksek sıcaklığa ve aşınmaya dayanıklı ama kırılgan malzemedir; sert ve yalıtkandır (cam, porselen). @@ İki ya da daha çok farklı malzemenin, tek başlarına vermedikleri üstün özellikleri elde etmek için birleştirilmesidir; genellikle bir taşıyıcı içine güçlendirici lif gömülür (cam elyafı, karbon fiber). @@ Küçük birimlerin (monomer) uzun zincirler hâlinde tekrarlanmasıyla oluşan, hafif ve şekillendirilebilir malzemedir (plastik, kauçuk). Üçü, metallerin yanındaki üç ana mühendislik malzeme sınıfıdır. )
( Formül: E_kompozit = V_fE_f + V_mE_m )
- SERAMİK[Fr. < Yun.] ile PORSELEN[İt.]
( Yüksek ısıda pişirilmiş toprak, fayans, porselen yapımıyla ilgili olan. | Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo, çanak, çömlek gibi nesne. İLE Kaolinden yapılma, beyaz, sert ve yarı saydam çömlek hamuru. | Bu hamurdan yapılmış çanak, çömlek. )
(
Tencere ve Saklama Kabı Malzemeleri için
Bütüncül Bir Karşılaştırma
Porselen ve toprak güveçten paslanmaz çelik düdüklü tencereye kadar — pişirme ve saklamada kullanılan malzemelerin yapısı, gıdayla etkileşimi, mikrobiyolojik davranışı, sağlık etkileri ve bakım gerekleri üzerine kapsamlı bir başvuru kaynağı.
Tencere ve Saklama Kabı Malzemeleri
Aşağıdaki tabloda her malzeme yapısal özelliklerinden bakım gereklerine kadar yedi boyutta ele alınmıştır. Karar sütunu, sertifikalı ve sağlam ürün varsayımıyla genel kullanım önerisini özetler.
| Malzeme | Yapı ve Fizik | Kimya ve Göç | Hijyen ve Mikrobiyoloji | Sağlık ve Tıp | Saklama | Temizlik ve Bakım | Öncelik | Karar |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Porselenvitrifiye seramik (sertifikalı) | Kaolin-feldispat-kuvars 1200–1450 °C'de pişirilir, camsılaşır. Gözeneklilik | Kimyasal olarak inert. Asit, yağ, sıcaklıkla iyon göçü yok denecek kadar az. Endokrin bozucu içermez. | Yüzey pürüzsüz; biyofilm tutmaz, koku-tat çekmez. Çatlamadıkça mikrobiyolojik açıdan örnek malzeme. | Bebek, hamile, kronik sayrı içinde olmak üzere her öbek için güvenli. Bebek mamaları için sıkça önerilir. | Buzdolabı–fırın–mikrodalga uyumlu. Uzun süreli saklamada birinci yeğlenmesi gereken. | Bulaşık makinesi uygun. Aşındırıcı tel ve klorlu ağartıcıdan kaçın. Çentiklendiğinde değiştir. | Uygun | |
| Borosilikat camPyrex tipi | Amorf silikat. Düşük ısıl genleşme (3,3×10⁻⁶/°C) sayesinde termal şoka belirgin dirençli. Şeffaftır, içerik görünür. | Tamamen inert. Hiçbir bilinen göç yoktur. Asitli ve sütlü gıdalarla uzun temasta dahi nötr kalır. | Gözeneksiz, biyofilm tutmaz. Cam yüzey hijyen açısından altın standarttır. | Tüm öbekler için güvenli. Bebek beslenmesi ve klinik beslenmede ilk yeğlenenlerden. | Uygun. Fırın–mikrodalga–buzdolabı–dondurucu geçişlerine uyumlu. | Bulaşık makinesi uygun. Ani sıcaklık değişiminden kaçın. Çatladığında at. | Uygun | |
| Cam-emayeçelik ya da dökme demir gövde | Metal gövde + 0,1–0,3 mm camsı sır. Emaye basma altında kalacak şekilde tasarlanır; gövde ısıyı taşır, emaye gıdayla teması üstlenir. | Sağlam emaye yüzey kimyasal olarak inert. Asitli yemek için uygun. Çatlak emaye altında metal ortaya çıkarsa demir/nikel göçü başlar. | Sağlam yüzeyde biyofilm tutmaz. Çatlak/çentik varsa mikro-yarıkta üreme olur. | Sağlam ürün, her öbek için güvenli. Antika emayelerde eski kurşun/kobalt sırı riski olabilir. | Uzun süreli saklamaya uygun. | Bulaşık makinesi uygun, metal kenarlar zamanla pas atabilir. Çentiklendiğinde değiştir. | Uygun | |
| Sırlı toprakstoneware, çini (sertifikalı) | 1100–1300 °C'de pişirilir, sırlanır. Su emilimi ~%1–3. Termal kütlesi yüksek; yavaş ve homojen ısınır. | Sertifikalı sır kararlıdır; göç yok denecek kadar azdır. Sertifikasız dekoratif ürünlerde kurşun/kadmiyum riski en yüksek bu kategoridedir. | Sırlı yüzey gözeneksize yakın; biyofilm tutmaz. Sırlı kısımda mikrobiyoloji sorunu yoktur. | Sertifikalıysa tüm öbekler için güvenli. Etiketsiz ürünlerden kesinlikle kaçınılmalı. | İyi-mükemmel. Fırın yemeklerinde rahatça saklanır. | Genelde bulaşık makinesi uygun. Ani sıcaklık farkından kaçın. | Uygun | |
| Sırsız toprakterra cotta, geleneksel güveç | Düşük sıcaklıkta (~900–1100 °C) pişirilmiş gözenekli kil. Su emilimi %10–15. Yavaş ısınır, nemi içerden buharlaştırır; yemek kendi suyuyla pişer. | Kil inerttir; metal göçü yoktur. Ama gözenekler yağ-su-deterjan emer. Sertifikasız ürünlerde kurşun/kadmiyum/arsenik riski. | Yüksek gözeneklilik = yüksek biyofilm potansiyeli. Sıkı bakım disiplini gerektirir. | Sertifikalıysa pişirme için en doğal seçeneklerden biri. Saklamada riskli. | Uygun değil — gözeneklilik nedeniyle kısa süreli ve asitsiz saklama dışında. | Deterjansız, sıcak su ve karbonatla. İlk kullanımda yağla "açılır". Bulaşık makinesi yasak. | İyi | |
| Paslanmaz çelik18/10 — sertifikalı | Demir-krom-nikel alaşımı. Krom oksit pasif tabakası kendi kendini yeniler. Üç katmanlı tabanda iyi ısı dağılımı, mükemmel termal şok dayanımı. | İlk kullanımlarda eser nikel/krom göçü; sonra stabilize olur. Asitli yemekte göç AB/FDA limitlerinin çok altında. Endokrin bozucu içermez. | Mikro-pürüzsüz; biyofilm tutmaz, deterjan kalıntısı bırakmaz. Hijyen mükemmel. | Sağlıklı yetişkin için sorunsuz. Nikel alerjisi olanlarda asitli uzun pişirmede dikkat. | İyi. Buzdolabında saklanabilir, ama cama/porselene aktarmak daha iyi. | Bulaşık makinesi uygun. Karbonat, sirke ile iz çıkarılır. Aşındırıcı telden kaçın. | Uygun | |
| Dökme demirsırsız, "açılmış" | Karbonlu demir. Çok yüksek termal kütle (~55 W/m·K), mükemmel ısı tutma. Ağır, dayanıklı; pas yapar. | Demir göçü olur — çoğu yetişkin için yararlı. Asitli yemekte göç artar. Hemokromatozda kontrendike. | Yağ tabakasının altı gözeneklidir; uzun süreli saklamada güvenilir değil. Pişirme sırasında sorun değil. | Sağlıklı yetişkin ve çoğu çocuk için olumlu (demir desteği). Demir yüklenmesi olan hastalarda kaçınılmalı. | Uygun değil. Yemek kapta bekletilmemeli, başka kaba alınmalı. | Bulaşık makinesi yasak; suyla durulanır, yağla bakılır. Pas oluşursa fırçalanıp yeniden açılır. | İyi | |
| Doğal taşsoapstone, gerçek granit | Tek parça doğal kayaç (talk-klorit ağırlıklı). Çok yüksek termal kütle, yavaş homojen pişirme. Çok ağır. | İnert; metal/kimyasal göçü yoktur. Mermerden farklı olarak soapstone asitlere de dayanır. | Sırlı kadar kapalı değil ama biyofilm sorunu nadir. Pişirmede sorunsuz. | Tüm öbekler için güvenli. En inert kategoriden biri. | Sınırlı; gözenek emilimi olabilir. | Deterjansız, sıcak su. Bulaşık makinesi yasak. | Uygun | |
| Bakır (kalay astarlı)profesyonel mutfak | Bakır gövde (~400 W/m·K) + ince kalay iç astar. Hassas pişirmede eşsiz denetim; sos, şekerleme, çikolata için yeğlenir. | Kalay sağlamken göç çok düşüktür. Astar aşınır/erirse bakır açığa çıkar; bakır göçü zehirli düzeylere ulaşabilir. | Sağlam yüzeyde sorunsuz. | Sağlam astarla güvenli. Wilson hastalığı (bakır birikimi) olanlarda kontrendike. | Sınırlı. | Ağır bakım; periyodik yeniden kalaylama gerekir. | Dikkat | |
| "Granit kaplı"aslında: alüminyum + kaplama | Alüminyum gövde + mineral katkılı PTFE ya da sol-gel kaplama. Görsel "granit" benzetmesi pazarlamadır; gerçek granit içermez. Hafif, hızlı ısınır. | Kaplama sağlamken göç düşüktür. Yeni kuşak PFOA-free. Çizilince alüminyum + kaplama parçacığı göçü başlar. | Yeni iken iyi; çizildikçe mikro-yarıklarda biyofilm tutar. | Sağlam ve doğru kullanılırsa makul güvenli. Çocuk-hamile için ilk yeğlenen değil. | Uygun değil; saklamak için kullanılmaz. | Bulaşık makinesi önerilmez. Metal spatula yasak. 2–5 yılda kaplama biter — atılır. | Dikkat | |
| AntiyapışkanPTFE, klasik teflon | Alüminyum gövde + PTFE polimer. Düşük-orta ateş için. 260 °C üzerinde bozulmaya başlar; boş ısıtma kesin yasak. | Sağlamken düşük göç. Eski kuşak PFOA içerirdi; yeni kuşak PFOA-free. Aşırı ısınmada toksik gaz çıkışı (kuş ölümleri ile bilinir). | Yeni iken sorun yok; çizildikçe mikroplastik ve PFAS göçü başlar. | Sağlam, doğru kullanılırsa kabul edilebilir. Çizilince atılmalı. | Uygun değil. | Sünger ve yumuşak deterjan. Metal alet, bulaşık makinesi yasak. | Dikkat | |
| Silikongıda sınıfı, fırın kalıbı | Sentetik elastomer. Esnek, –40 °C / +220 °C arası kararlı. Ocakta kullanılmaz; fırın ve dondurucu için. | Eser düzeyde siloksan göçü olabilir; sağlık etkisi tartışmalı (genelde düşük risk). Niteliksizlerde dolgu maddeleri sorun. | Mikro-gözenekli; yağ kokusu zamanla tutar. | Çocuk biberonu için onaylı nitelikte güvenli; ama porselen/cam yine yeğlenmeli. | Sınırlı; saklama için uygun değil. | Bulaşık makinesi uygun. Yağ artığı için karbonat-sirke. | Dikkat | |
| Alüminyumkaplamasız | Hafif, çok yüksek ısıl iletkenlik (~237 W/m·K). Tencere olarak ucuz ama kimyasal olarak aktif. | Asitli ve tuzlu yemekte yüksek alüminyum göçü. Alzheimer ile bağlantı tartışmalı; böbrek hastalarında kontrendike. | Yüzey kötü değil ama zamanla oksitlenir, kararır. | Bebek, hamile, böbrek hastası için kaçınılmalı. Sağlıklı yetişkin için tartışmalı. | Uygun değil — özellikle asitli yemek. | Çabuk kararır; bulaşık makinesi önerilmez. | Kaçın | |
| PlastikPP, PET, Tritan, vb. | Polimer. Pişirmeye uygun değil. Sıcaklıkla yumuşar, bozulur. | Sıcak ve yağlı temasta BPA, BPS, ftalat, oligomer göçü. Endokrin bozucu kategorisi en yüksek malzeme. | Mikro-çiziklerde yüksek biyofilm. Koku-tat kalıcı tutar. | Sıcak yemekle kullanılması önerilmez. Bebek için soğuk-su şişesinde bile cam yeğlenmeli. | Sadece soğuk, kısa süreli saklama. | Sıcak yıkama bile riskli; bulaşık makinesi düşük sıcaklık programında. | Kaçın | |
| Çatlamış / yıpranmış kaplarher malzemeden | Mikro-çatlak yatağı, kaplama yırtığı, sırı kalkmış yüzey. | Altındaki malzeme açığa çıkar (kurşun, kadmiyum, alüminyum, demir, nikel). | Mikro-çatlaklar biyofilm üretir; bulaşık makinesinde dahi tam temizlenmez. | Hangi grup için olursa olsun risk yüksek. | Yapılmamalı. | — | Atılmalı |
İki Sızdırmazlık İlkesi
Düdüklü tencere fizik açısından kapalı hacimde basınç altında pişirme aracıdır. Yaklaşık 1 bar fazla basınçta su 120 °C'ye çıkar; Arrhenius eşitliği uyarınca reaksiyon hızı dört katına çıkar. Bu hem antibesinleri parçalar hem sterilizasyon düzeyinde mikrobiyolojik güvenlik sağlar. Tasarım farkı sızdırmazlık ilkesinden gelir.
| Boyut | Modern conta-kapaklı düdüklü | Eğri kapaklı (metal sızdırmazlık) |
|---|---|---|
| Sızdırmazlık ilkesi | Kapakta silikon conta; basınç contayı sıkıştırır. | Eğri/oval kapak içeriden ağzın çıkıntısına oturur; basınç arttıkça kapak daha sıkı yapışır (self-sealing). Conta yok ya da minimaldir. |
| Çalışma basıncı | ~0,8–1,0 bar / pişirme sıcaklığı 115–120 °C. | ~1,2–2,0 bar / 125–135 °C — daha hızlı pişirme, baklagil için uygun. |
| Emniyet sistemleri | Genelde çift ya da üçlü: çalışma valfı + yedek valf + conta-kesme noktası. | Modern üretim: çift sistem. Eski Hisar/Emsan/Tava modelleri çoğunlukla tek katmanlı — bu yüzden eski "düdüklü patlar" ününü oluşturmuştur. |
| Kimyasal göç | Silikon contadan eser düzeyde siloksan göçü olası (önemli düzeyde değil). Paslanmaz çelik gövdeden eser nikel/krom — limit altında. | Metal-metal kapanışta hiç conta-kaynaklı göç yoktur. Sadece paslanmaz çelik gövdenin eser göçü. |
| Hijyen | Conta gıda yağı ve kokuyu emer; biyofilm yatağı olabilir. Her kullanımda çıkarılıp ayrı yıkanmalı. | Conta yok / minimal — gizli boşluk yok. Tüm yüzey paslanmaz çelik; biyofilm uygulamada oluşmaz. |
| Bakım gereksinimi | Conta, her 1–2 yılda değiştirilmeli. Valf denetimi her kullanımda. | Conta bakımı yok. Kelebek vidanın dişleri ve kapak-tencere ağzı metal yüzeyi döngüsel olarak denetlenmeli; sert su bölgesinde sirke ile kireç temizliği. |
| Tipik ömür | 10–20 yıl (parça desteği varsa). | 30–50 yıl, hatta kuşaklar boyu. Eski Hisar/Emsan örnekleri buna kanıttır. |
| Kullanım kolaylığı | Yüksek — tek elle aç-kapat, görsel kilit göstergesi. | Düşük — kapağı içeri sokmak, düzeltmek, kelebek vidayı sıkmak iki el ister; uygulama gerektirir. |
| Sağlık avantajları (ortak) | Vitaminleri korur (klasik haşlamadan iyi). Antibesinleri (fitik asit, lektin, tripsin inhibitörü) etkili biçimde parçalar. Akrilamid ve heterosiklik amin oluşumu uygulamada sıfır. AGE üretimi çok düşük. C. botulinum dahil sporları öldürür. Az yağ, az su; mineraller yemekte kalır. | |
| Saklama uygunluğu | İki tip de saklamaya uygun değildir. Yemek piştikten sonra cam ya da porselen saklama kabına aktarılmalıdır. Conta kokuyu tutar; metal kapanışta nem yoğuşması olabilir. | |
| Karar | Uygun — modern, sertifikalı, sağlam ürün. | Uygun — özellikle modern üretim. Eski model elinizde varsa ve sağlamsa, değiştirmek için teknik gerekçe yoktur. |
Beş Sınıf, Bir Karar Çerçevesi
Sağlık açısından mutfakta ne kadar yer vermeli sorusunun uygulamalı yanıtı: birinci ve ikinci sınıf omurgayı oluşturmalı, üçüncü ve dördüncü sınıf belirli amaçlar için, beşinci sınıftan ise olabildiğince uzak durulmalıdır.
Günlük ana kullanım
- Sertifikalı porselen
- Borosilikat cam
- Sertifikalı cam-emaye (sağlam)
Sık kullanım
- Paslanmaz çelik (18/10)
- Düdüklü tencere (iki tip de)
- Sertifikalı sırlı toprak / stoneware
Belirli yemekler için
- Dökme demir (sırsız) — kavurma
- Sertifikalı sırsız toprak güveç
- Doğal taş (soapstone)
- Bakır (kalay astarlı, sağlam)
Olabildiği kadar az
- "Granit kaplı" tencereler
- Antiyapışkan (PTFE)
- Silikon kalıp (sadece fırın)
Yeğlenmemeli!
- Kaplamasız alüminyum
- Sıcak yemekte plastik
- Astarsız bakır
- Çatlamış / sertifikasız her şey
Malzemeden Bağımsız Kullanım İlkeleri
Sertifika ara
TSE, LFGB, FDA ya da AB 1935/2004 uyumluluğu olmayan dekoratif kaplar pişirme/saklama için kullanılmamalıdır. Pazarlama dilinden değil, etiketten karar verin.
Çatlağa sıfır tolerans
Çatlamış, çentilmiş, sırı kalkmış, kaplaması soyulmuş kaplar gıda kabı olmaktan çıkmıştır — saksı ya da süs olabilir. Hangi malzeme olursa olsun atılmalı.
Saklamayı pişirmeden ayır
Pişir, sun, kalanı cam ya da porselene aktar. Tencere — özellikle dökme demir, alüminyum, antiyapışkan, düdüklü — saklama kabı değildir.
Asitliyi en sağlam yüzeyle eşle
Domates sosu, limonlu yemek, sirke, turşu için porselen, borosilikat cam, sertifikalı emaye ya da 18/10 paslanmaz çelik. Alüminyum, çatlak emaye, kaplamasız bakırla asla eşlenmemeli.
Termal şoktan kaçın
Sıcak porselen/cam/emaye/seramik kabı asla soğuk suya tutmayın, ıslak mermere koymayın. Mikrodalgadan fırına geçişlerde de kademeli ısıtma.
Aşındırıcı = mikro-çatlak
Çelik tel ve klorlu ağartıcı, her yüzeyi zedeler; mikro-pürüzlülük biyofilm yatağıdır. Karbonat ve beyaz sirke neredeyse her şey için yeterlidir.
Düdüklü için ek bakım
Conta-kapaklı modelde conta, her 1–2 yılda değiştirilmeli; valf, her kullanımda denetlenmeli. Eğri kapaklıda kelebek vida ve metal-metal yüzey kireç açısından izlenmeli.
Bebek, hamile, kronik hasta
Bu üç grup için eşik daha yüksektir. Porselen, borosilikat cam ve sertifikalı emaye önerilir; alüminyum, sıcak plastik, çizilmiş antiyapışkan, sertifikasız seramik kesinlikle kaçınılmalıdır.
Sıfırdan Sağlıklı Bir Mutfak
Modern bir mutfağın hemen tüm pişirme ve saklama ihtiyaçlarını sağlık açısından en güvenli düzeyde karşılayan, altı-yedi parçadan oluşan minimal bir öneri.
Sağlıklı Mutfak
- Borosilikat cam saklama kapları (3–4 adet, farklı boy) Buzdolabı, dondurucu, fırın, mikrodalga geçişlerine uyumlu. Sıfır göç, görünür içerik. Saklamanın altın standardı.
- Sertifikalı porselen kase ve sunum kabı Sunum ve uzun süreli saklama için. Her sıcaklık aralığında kararlı. Bebek mamasından akşam yemeğine kadar geniş kullanım.
- Sertifikalı cam-emaye tencere — orta boy Yahniler, çorbalar, sebze yemekleri ve asitli yemekler için günlük kullanım tenceresi. Sırı sağlam tutulduğu sürece kuşaklar boyu hizmet verir.
- Paslanmaz çelik tencere — büyük boy (18/10) Haşlama, makarna, sebze suyu, kavurma için. Yüksek ateşle uyumlu, dayanıklı, hijyenik. Mutfağın iş gören tenceresidir.
- Dökme demir tava (sırsız) Et ve sebze kavurma, fırın yemekleri, ızgara için. İyi açıldığında doğal antiyapışkan davranır. Yemek tavada bekletilmez.
- Paslanmaz çelik düdüklü tencere Baklagil, et, haşlama yemekler için sağlık açısından en iyi pişirme yöntemlerinden biri. Vitaminleri korur, antibesinleri parçalar, sterilizasyon düzeyinde mikrobiyolojik güvenlik sağlar. Conta-kapaklı ya da eğri-kapaklı (metal sızdırmazlık) — ikisi de uygun.
- İsteğe bağlı: sertifikalı sırlı toprak / stoneware güveç Fırında uzun pişirmeli geleneksel yemekler için. Pişirilen kapta servis yapılır; lezzet ve estetik açısından da kazanç.
- SERAMİKTE:
ONARIM ile/ve/||/<> KINTSUGI
( ... İLE/VE/||/<> Japon seramik sanatında, kırılan ya da çatlayan parçaları daha anlamlı ve değerli duruma getirmek için hasarlarını göstererek toz altın ile onarma sanatı. )
- SERAPİON TAPINAĞI :
( Rumelikavağı'nın Mavramolos (Karataş) mevkiinde putperestlik döneminde Serapion tapınağı ve cümle putların anası Rea'nın mabedi bulunuyordu. )
- ŞERÂRE ile/||/<> KIVILCIM
( Güneş yüzeyinde görülen kesikli ışımalara verilen ad Hava gibi uçun halinde yalıtkan bir ortamda birdenbire oluşan kısa süreli elektrik boşalması fizik Az gığılcım Leksikaya göre 369 kıv kığ kökünden gelir Bu kök Türkçede kıvık alev kıvılcım ve kıvıl kıvılcım türevlerinde de göze çarpar Çuvaşçada xĕlxen biçimi kullanılır Egorov ES 298 Räsänen V 260b kıvık kıvılcım kıgılcım kımın xıbın ve Yakutça xīm kıvılcım biçimlerini bir maddede toplamıştır )
( SPARK, MOUSTACHES | SPARK )
( MOUSTACHES | ÉTINCELLE )
( MOUSTACHES | FUNKE )
( GIĞILCIM[Az.] )
- SERASKER/LİK ile SERASKER KAPISI
- FREE ADMITTANCE[İng.] / FREIE ADMITTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST ADMİTANS
- FREE ACOUSTIC FIELD[İng.] / CHAMP ACOUSTIQUE LIBRE[Fr.] / FREIE AKUSTISCHE FLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST AKUSTİK ALAN
- SERBEST ÇAĞRIŞIM ile/ve/değil SALLAMAK
- FREE ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON LIBRE[Fr.] / FREIES ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST ELEKTRON
- FOTONLAR:
SERBEST ile/ve/<> BAĞIL
- SERBEST GENLEŞME ile/||/<> İZOTERMİK GENLEŞME
( Bir gazın boşluğa, dış basınca karşı iş yapmadan ve ısı alışverişi olmadan ani genleşmesidir; ideal gazda sıcaklık değişmez ama süreç tersinmezdir, entropi artar. @@ Gazın sıcaklığı sabit kalacak biçimde, yavaş ve dış basınca karşı iş yaparak genleşmesidir; bu iş için çevreden ısı alır. İlki ani, işsiz ve tersinmez, ikincisi yavaş, iş yapan ve tersinirdir. )
( Formül: W = 0 ~ W = nRT ln(V₂/V₁) )
- FREIE SCHWINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST TİTREŞİM
- SER-BEST[Ar.] ile/ve SER-BESTE[Ar.]
( Başıboş, kayıtsız. | İstediği gibi hareket eden. | Sıkılmayan. | Engelsiz. İLE/VE Başı bağlı. | Başı toplu, aklını başına toplamış. | Örtülü, gizli, kapalı. )
- SERBEST(İ) değil/yerine/= ÖZGÜR/LÜK
- SERBESTLEMEK ile SERBESTLEŞMEK ile SERBESTLEŞTİRMEK ile SERBEST/LİK ile SERBESTİ ile SERBESTÇE ile SERBEST SU ile SERBEST YÜK ile SERBEST KART ile SERBEST BÖLGE ile SERBEST GÜREŞ ile SERBEST NAZIM ile SERBEST VURUŞ ile SERBEST ECZACI ile SERBEST ENERJİ ile SERBEST MESLEK ile SERBEST EKONOMİ ile SERBEST MINTIKA ile SERBEST ELEKTRON ile SERBEST PİYASA EKONOMİSİ
- DERECE-İ SERBESTİYET[Osm.] / DEGREES OF FREEDOM[İng.] / DEGRÉ DE LIBERTÉ[Fr.] / FREIHEITSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBESTLİK DERECESİ
- SERBEST/LİK değil/yerine/= ERKİN/LİK
- SERBEST/LİK ile/ve/||/<> ÖZGÜR/LÜK, HÜR[Ar. HURR]/LÜK
( Fizik. İLE/VE Metafizik. )
( Her zaman bulunamayabilir. Kişinin hareketlerinin sınırlanması. İLE/VE Kendinin bilincinde olmak. )
( Kişi, farkındalıkta olduğu/kaldığı sürece özgürdür. )
( Kişinin özgür olduğunu bilmesi, kendini bilmesidir. )
( FREE/NESS vs./and FREEDOM
Physics. WITH/AND Metaphysics. )
- ŞERBETLEMEK ile ŞERBETLENMEK ile ŞERBET/LİK ile ŞERBETLİ ile ŞERBETÇİ/LİK ile ŞERBETSİZ ile ŞERBETÇİ OTU
- SER-ÇAVUŞ, ÇAVUŞ-I BÜZÜRG ile/||/<> BAŞÇAVUŞ
( Yeniçeri örgütünde 5 bölüğün komutanı aynı zamanda tüm yeniçeri ocağının çavuşu )
- SERÇE/HUMMER ile ÇİMÇEK, DAĞIRCAN, LOKRE
( ... İLE Serçenin küçük bir türü. )
( ESER, USFÛR/USFÛRU[çoğ. ASÂFİR], ŞÜRŞÛRİYYE: Serçe kuşları. | Serçegiller. )
( BİNCİŞK, ÇETÛK, GÜNCİŞK, PÜNÇÜŞK, SÂR-ÇE ile/ve ... )
( SPARROW vs./and ... )
( PASSER DOMESTICUS cum/et ... )
- SERDARLI, NİLÜFER (ŞİŞLİ, 1951) :
( İş hayatına bankacı olarak atıldı ve 1990'da Garanti Banksından emekli oldu. Sosyal çalışmalara ağırlık verdi ve 1989 yılında kurulan ÇYDD'e üye oldu ve Sarıyer Şubesinde görev aldı. 2000'de ÇYDD Zekeriyaköy Şubesin kurucu üyesi olarak görev aldı. Resim çalışmalarını İstasyon Sanat Evi Seabri Berkel atolyesinde başladı. Sarıyer Halk Eğitim merkezi, Pera Sanat Evi, Arzu Başyaran Atölyesi, Galip Nahit Noyan ve Sarıyer Sanat Evi'de devam ettirdi. Halen Sarıyerliler Derneği'nde Muhip Süeltürk atölyesinde çalışmalarını sürdürmektedir. 1994 ve 1995 Shem 1. ve 2. Yıl Karma Sergisi, 1995 Karaköy ve Bayrampaşa Rotary Kulüpleri İşitme Engellilere Destek Karma Sergisi, 2000 ÇYDD Zekeriyaköy Şubesi Kuruluşuna Katkı Karma Sergisi, 2002 ÇYDD Genel Merkez Resim, Heykel ve Seramik Sergisi, 2007 Galeri Art - İst Sarıyer Sanat Evi Karma Resim Sergilerine katıldı. 2007 Biz Kaç Kişiyiz platformu İlçe yapılanmasını sağladı. 2008'de Memleket Sevdalıları Derneği Kurucu Başkanı olarak dernek kuruluşunu gerçekleştirdi. Sarıyerliler Derneği (SADER) bünyesinde çalışmalarını sürdürmektedir. )
- SERDENGEÇTİ ile/||/<> DALKILIÇ
( dalkılıç )
- SERE SERPE (YATMAK, UZANMAK, YAYILMAK)
- SEREBRAL/CEREBRAL[İng.] değil/yerine/= BEYİNLE İLGILİ
- SEREBRAL PALSİ:
"HASTALIK" değil DURUM
( )
( )
- SEREBRAL PALSİ (SP) ile/||/<> MULTİPLE SKLEROZ (MS)
( Doğum öncesi ya da doğum sırasında beyin hasarı sonucu oluşan devim bozukluğu. İLE/||/<> Bağışıklık düzeninin sinir gözelerine saldırması sonucu oluşan nörolojik bir sayrılık. )
- SEREBRAL PALSİ ile FRIEDREICH ATAKSİ
- SEREBRAL PALSİ ile/||/<> KAS DİSTROFİSİ
( Beyin hasarı nedeniyle kas denetimi ve koordinasyonunda bozukluk. İLE/||/<> Kasların zayıflaması ve kaybı ile ilişkili genetik bir durum. )
- SEREBRAL PALSİDE, KONJENİTAL ENFEKSİYONLAR (TORCH):
TOKSOPLAZMOZ ile/ve/||/<> ÖTEKİ ENFEKSİYONLAR ile/ve/||/<> RUBELLA ile/ve/||/<> SİTOMEGALOVİRÜS ile/ve/||/<> HERPES SİMPLEKS VİRÜS
( )
- SEREBRAL/CEREBRAL ile/||/<> SEREBROSPİNAL/CEREBROSPINAL
( Beyinle ilgili. İLE/||/<> Beyin ve omurilikle ilgili. )
- SEREBRUM'DA:
YARIK ile/ve OLUK
( FISSURE vs./and SULCUS )
- ŞEREF[Ar.] ile/ve/değil/yerine/<>/= ONUR[Fr. HONNEUR | İng. HONOR ] (HAYSİYET)
( Toplumsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/= Bireysel. )
( Mal, mülk ve makamla, kişinin toplumsal konumuyla ilişkilidir. [Şerefim, develerimin sırtındadır.] )
( ŞEREFİYE: Bir kişinin geldiği makam şerefine dağıttığı bahşiş. | Kamunun karar ve etkinlikleri sonucunda, belirli bir yerdeki taşınmaz malların artan değerleri üzerinden yerel yönetimlerin aldığı bir tür taşınmaz vergisi. )
( Kendi özüne bağlılık. )
( Başkasının, birine gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, onur. | Toplumca benimsenmiş iyi ün. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/= Kişinin, kendine karşı duyduğu saygı, şeref, öz saygı, haysiyet, izzet-i nefis. | Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, şeref, itibar. )
- ŞEREF ve/||/<> ŞEREFYÂB[Ar., Fars.]
( ... VE/||/<> Şeref kazanan kişi. )
- ŞEREFLENMEK ile ŞEREFLENDİRMEK ile ŞEREF ile ŞEREFE ile ŞEREFLİ/LİK ile ŞEREFELİ ile ŞEREFSİZ/LİK ile ŞEREFESİZ ile ŞEREF SÖZÜ ile ŞEREF YERİ ile ŞEREF ÜYESİ ile ŞEREF KONUĞU ile ŞEREF KITASI ile ŞEREF LOCASI ile ŞEREF SALONU ile ŞEREF TRİBÜNÜ ile ŞEREF MİSAFİRİ
- SEREMONİ[Fr.] değil/yerine/= TÖREN
( Tören. | Genellikle, resmî yerlerde, resmî işlerde uyulması gereken kural, yol ve yöntemlerin tümü. )
- SERE/SELE ile ...
( Açık duran başparmağın ucundan, gösterme(işaret) parmağının ucuna kadar olan uzaklık. )
- SEREYANÎ ile CİVÂRÎ
- SEREZLİLER YALISI/TACİRLER YALISI :
( Yenimahalle'de Karakütük Caddesi üzerindedir. 1901'de yapılan yalı sahiplerinin adı ile anılıyor. Bu yalı da sahip değiştirdi. Tacirler ailesine geçen yalı 1994'te büyük onarım gördü. )
- SERGERDE[Fars.] değil/yerine/= ELEBAŞI
- ŞERH[Ar.] değil/yerine/= AÇMA, AYIRMA | AÇIKLAMA[Ar.]
( Bir kitabın ibâresini, sözcük sözcük açıp açıklayarak yazılan kitap. )
- SERHAZİN SÜLEYMAN AĞA CAMİİ :
( Bu cami Baltalimanı deresinin doğu tarafında olup Emirgan sınırları içinde kalır. Baltalimanı'na adını veren Baltaoğlu Süleyman Bey adına yaptırıldığı için bu adı almıştır. Cami 15. yy. da inşâ edildi. Onarım sırasında (1826/1827) eski hüviyetinden uzaklaştı. 1960'daki onarım sırasında ise bütünü ile tarihi özelliğini kaybetti. )
- (ŞER'Î) ADLÎ DELİL:
MADDENİN VUCUDA GETİRDİĞİ ile/ve/||/<> KANUN TESİS ETMİŞ BULUNAN ile/ve/||/<> ŞEHADET ile/ve/||/<> KARİNE ile/ve/||/<> YEMİN
( PREUVES JUDICIAIRES )
- SERİ BAĞLANTI ile/ve/||/<> PARALEL BAĞLANTI
( Devre ögelerinin ardışık olarak bağlanması. İLE/VE/||/<> Devre ögelerinin yan yana bağlanması. )
- SERİ BAĞLANTI ile/||/<> PARALEL BAĞLANTI
( Seri aynı akım, paralel aynı gerilim )
( Formül: R_toplam = R₁+R₂ (seri) İLE 1/R = 1/R₁ + 1/R₂ (paralel) )
- REIHENSCHALTUNG, SERIENSCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SERİ BAĞLANTI
- ŞER'Î HÜKÜMLERDE:
HÜSN >< KUBUH
- SERİ KATİL değil/yerine/= ÖLDÜRGEN
- SERİ ÜRETİM ile/||/<> KİTLESEL ÜRETİM
( kitlesel üretim )
- SERİ ZAMAN ALGILAMASI ile SÜREKLİ ZAMAN ALGILAMASI
( PERCEPTION OF SERIAL TIME vs. PERCEPTION OF CONTINUAL TIME )
- SERİ ile/||/<> PARALEL ile/||/<> KARIŞIK
( Elemanların tek yol üzerinde uç uca dizildiği bağlantıdır; akım her yerde aynı, gerilim bölünür, dirençler toplanır. @@ Elemanların iki ortak düğüm arasına yan yana bağlandığı bağlantıdır; gerilim her elemanda aynı, akım kollara bölünür. @@ Seri ve paralel bağlantıların bir arada bulunduğu bileşik devredir; çözümü, parça parça eşdeğer dirençlere indirgeyerek yapılır. Gerçek devrelerin çoğu üçüncüsüdür. )
( Formül: R_seri = ΣR ~ 1/R_par = Σ1/R )
- ŞERİAT ile/değil "KÖKTEN DİNCİLİK"
- ŞERİAT[Ar. < ŞERİʿAT] ile/||/<> MÜSLÜMANLIKTA DİNSEL YASA VE KURALLAR
( Müslümanlıkta dinsel yasa ve kurallar )
- ŞERİF MUHİDDİN TARGAN ve/||/<> BİLEN IŞIKTAŞ
( Kitabı için burayı tıklayınız... İLE/VE/||/<> Özgeçmişi için burayı tıklayınız... )
(
)
- ŞERİF MUHİDDİN TARGAN ve/||/<> MEHMET ÂKİF ERSOY
( )
- ŞERİF MUHİDDİN TARGAN ve/||/<> SAFİYE AYLA
- ŞERİFLER YALISI :
( Boğaziçi'nin eski yalılarından biri olup 17. yy. ın ilk yarısı içinde yapılan Emirgüneoğlu Yusuf Paşa Yalısı idi. Paşanın Divanhanesi olan yalı 18. yy. da Hazine - i Hümayun Başyazıcısı Feyzizade Mehmet Bey tarafından müstakil yalıya dönüştürüldü. Yalı 19. yy. da el değiştirerek Mekke Şerifi Abdülillah (Abdullah) Paşa'nın malı oldu. Bu nedenle "Şerifler Yalısı" adı ile anılır oldu. Şerifler yalısı 1971'de Sait Çiftçi varislerinden satın alınarak Türk İslam Eserleri müzesine tahsis edildi. )
- CERIC SULPHATE[İng.] / SULFATE CÉRIQUE[Fr.] / ZEN(IV)SULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SERİK SÜLFAT
- SERİLMEK ile SERİLEBİLMEK
- SERİN ile SOĞUTUCU ile SOĞUTUCU ile SOĞUTMA ile SERİNLİK
( COOL vs. COOLANT vs. COOLER vs. COOLING vs. COOLNESS )
( سرد کردن ile خنک ساختن ile خنک ile خنک کردن ile سردکننده ile سردکن ile خنک کن ile خنک کننده ile کولر ile خنک سازي ile خنکي ile خون سردي )
( SARD KARDAN ile KHANK SAKHTAN ile KHANK ile KHANK KARDAN ile SARDKONANDEH ile SARDKON ile KHANK KON ile KHANK KONANDEH ile KOLER ile KHANK SAZY ile خنکي ile KHON SARDY )
- ŞERİT/KULVAR[Fr. < COULOIR]/KANAL[Fr. < CANAL]" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAĞLAM
- ŞERİTLEMEK ile ŞERİT ile ŞERİTLİ ile ŞERİTÇİ/LİK ile ŞERİTLER ile ŞERİTSİZ ile ŞERİT METRE ile ŞERİT PERDE ile ŞERİT BALIĞI ile ŞERİT İHLALİ ile ŞERİT MAKARNA
- SERMAYE TERAKÜMÜ ile/||/<> CAPITAL FORMATION[İng.] ile/||/<> ACCUMULATION DÉCAPITAL[Fr.] ile/||/<> ANAMAL BİRİKİMİ
( 1 Çeşitli tutum ve biriktirmelerle elde olunan anamal 2 Anamalı gerçekleştirmek için olumlu görülebilen her tür girişim ve davranışa baş vurma anamalı yaratma )
( CAPITAL FORMATION )
( ACCUMULATION DÉCAPITAL )
- SERMAYE ile SERMAYECİ/LİK ile SERMAYELİ ile SERMAYESİZ/LİK ile SERMAYE MAL ile SERMAYE PİYASASI
- SERMAYEDAR ile/||/<> CAPITALIST[İng.] ile/||/<> CAPITALISTE[Fr.] ile/||/<> ANAMALCI
( Tecimsel bir girişime katılmak üzere elinde yatırım yapılabilecek nitelikte parası olan kişi )
( CAPITALIST )
( CAPITALISTE )
- SERMEK ile ÇIPLAK BIRAKMAK ile TUĞLA DÖŞEMEK ile YUMURTLAMAK ile VURGU YAPMAK ile VURGU YAPMAK ile TEMEL ATMAK ile İÇİNE GİRMEK ile İŞTEN AYRILMAK ile BORU DÖŞEMEK ile TEMELİ ATMAK ile RAYLARI DÖŞEMEK
( LAY vs. LAY BARE vs. LAY BRICKS vs. LAY EGGS vs. LAY EMPHASIS vs. LAY EMPHASIS ON vs. LAY FOUNDATION vs. LAY INTO vs. LAY OFF vs. LAY PIPES vs. LAY THE FOUNDATION vs. LAY TRACKS )
( گذاردن ile گستردن ile هشتن ile لخت کردن ile خشت ماليدن ile خشت زدن ile تخم کردن ile تخم دادن ile تاکيد کردن ile مورد تاکيد قرار دادن ile پي ريختن ile زيرسازي کردن ile مبادله ضربات کردن ile بخدمت خاتمه دادن ile اخراج کردن ile متوقف ساختن ile لوله کشي کردن ile پي گذاري کردن ile پيريزي کردن ile ريل کشيدن )
( GOZARDAN ile GOSTARDAN ile هشتن ile LAKHT KARDAN ile KHSHT MALYDAN ile KHSHT ZADAN ile TAKHAM KARDAN ile TAKHAM DADAN ile TAKYD KARDAN ile MOORD TAKYD GHARAR DADAN ile PEY RYKHTAN ile ZYRESAZY KARDAN ile MOBADELEH ZARBAT KARDAN ile BAKHODAMAT KHATMEH DADAN ile AKHARAJ KARDAN ile MOTOGHOF SAKHTAN ile LOLEH KESHY KARDAN ile PEY GOZARY KARDAN ile PEYRYZY KARDAN ile RYLE KESHYDAN )
- SERMEST/LİK ile SERMESTİ
- SERMÜRETTİP değil/yerine/= BAŞDİZGİCİ
- SEROTONİN ve/||/<> DOPAMİN ve/||/<> OKSİTOSİN ve/||/<> ENDORFİN
( Mutluluk hormonları. )
- SERPİLME ile/ve/||/<> GELİŞME
- SERPİLME ile/||/<> SAÇILMA
( Bir maddenin ya da taneciklerin bir alana dağılıp yayılmasıdır; belirli bir kaynaktan çevreye doğru seyrelerek dağılmayı anlatır. @@ Bir dalga ya da taneciğin, bir engel ya da başka bir tanecikle etkileşip yön değiştirerek çeşitli doğrultulara dağılmasıdır; etkileşim ve yön değiştirme içerir. İlki edilgen bir yayılıp dağılma, ikincisi bir çarpışmadan doğan yön değiştirmedir. )
- FALLOUT[İng.] ile/değil/yerine/= SERPİNTİ
- SERSEFİL (DOLAŞMAK, YAŞAMAK)
- SERSEM/HIRTAPOZ ile ŞAVALAK
( ... İLE Aptal, alık, budala. )
- SERSEM ile DAMBIL ile APTALLIK ile ŞAŞKIN
( DUMB vs. DUMBBELL vs. DUMBNESS vs. DUMBSTRUCK )
( مصمت ile کم هوش ile کودن ile بکم ile کند ذهن ile بي فراست ile بي زبان ile دمبل ile لالي ile مات و مبهوت )
( مصمت ile KAM TEOOSH ile KOODAN ile BEKAM ile KAND ZEAN ile BEY FARAST ile BEY ZABAN ile DAMBEL ile لالي ile MAT VE MOBAOUT )
- SERSEMLEMEK ile SERSEMLETMEK ile SERSEMLEŞMEK ile SERSEMLEŞTİRMEK ile SERSEM/LİK ile SERSEMCE ile SERSEM SEPELEK
- SERSERİ/LİK ile AYLAK/LIK
- SERT | RİJİT ile/||/<> RİJİT ile/||/<> RİJİT[Fr. < RIGIDITÉ]
( RIGIDITÉ )
- SERT SAMİT | SÜREKSİZ ÜNSÜZ ile/||/<> SÜREKSİZ ÜNSÜZ
( Derleme sert ünsüz tonsuz konson Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpması ile meydana gelen ve verdiği ses süreksiz olan ünsüz p t ç k k f s ş h h vb tonsuz ünsüz )
( UNVOICED CONSONANT, SURD )
( CONSONNE SOURDE )
( STIMMLOSER KONSONANT, TONLOSER KONSONANT )
- HARD X-RAYS[İng.] / HARTE X-STRAHLEN, HARTE RÖNTGEN STRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SERT X-IŞINLARI
- SERT ile/ve/değil PÜRÜZLÜ/TIRTIKLI
- SERTİFİKASYON[Fr. < CERTIFICATION] değil/yerine/= ONAYLAMA
- SERTLEŞME | EREKSİYON ile/||/<> EREKSIYON[İng. < ERECTION]
( 1 Dikleşme sertleşme 2 Penisin sertleşmesi ve dikleşmesiyle belirgin durum )
( ERECTION )
- SERTLEŞME | SERTLİK | SKLEROZ ile/||/<> SKLEROZ ile/||/<> SKLEROZ[Fr. < SCLÉROSE]
( Dokunun patolojik olarak sertleşmesi )
( SCLEROSIS )
( SCLÉROSE )
- HARDNESS[İng.] / DUETÉ[Fr.] / HÄRTE[Alm.] ile/değil/yerine/= SERTLİK
- SERT/LİK ile YOĞUN/LUK
- CERUSSITE[İng.] / CÉRUSITE[Fr.] / CERUSSIT, BLEISPAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SERUSİT
- SERÜVEN ile SERENCÂM
- SERVİ/LİK ile SERVİS ile SERVİSÇİ/LİK ile SERVİ AĞACI ile SERVİ BOYLU ile SERVİS ARACI ile SERVİS KAPISI ile SERVİS SAYISI ile SERVİS TABAĞI ile SERVİS TAKIMI ile SERVİS ARABASI ile SERVİS OTOBÜSÜ ile SERVİS ASANSÖRÜ ile SERVİS İSTASYONU ile SERVİS MERDİVENİ
- FLUORURE CÉRIUM[Fr.] / ZERFAUORID[Alm.] ile/değil/yerine/= SERYUM FLORÜR
- SERYUM ile SERYUMLU
- CERIUM FLUORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= SERYUM(III) FLORÜR
- SERZENİŞ ile HAYIFLANMA
- SERZENİŞ[Fars.] ile/değil/yerine/>< SİTÂYİŞ[Fars.]
( Yakınma. @@ Övme. )
- SERZENİŞ ile SIZLANMA
- TAHT-ES SADÂ[Osm.] / SUBSONIC[İng.] / SUBSONIQUE[Fr.] / INFRASCHALL, UNTERSCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= SES ALTI
- SEVİYE-İ TAZYÎK-İ SAVT[Osm.] / SOUND PRESSURE LEVEL[İng.] / NIVEAU DE PRESSION ACOUSTIQUE[Fr.] / SCHALLDRUCKPEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SES BASINCI DÜZEYİ
- SOUND PRESSURE[İng.] / PRESSION SONORE[Fr.] / SCHALLDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= SES BASINCI
- SES DEĞİŞMESİ ile/||/<> YUMUŞAMA | SES KARŞILANMASI, DÖNÜŞME
( Dilde kendiliğinden veya bir etkenle oluşan ses başkalaşması: Fadıl< fazıl, hidmet< hizmet, geçti< (geşti) , açtı < (aştı) , Neclâ< Nejlâ, Necdet< Nejdet vb. (bk. ses karşılanması ve dönüşme). @@ Bir dilin gelişimi süresince seslerin uğradığı İMLA 2 ğC SE HTSETH her türlü değişiklik. Bu değişme ya hiç bir ara evresi olmaksızın doğrudan doğruya olur ( DEĞŞİLİM, Mutation; ATLAYIŞLI DEĞİŞME, Chang, instantané; ARAÇSIZ DEĞİŞME, Chang, immédiat; ORUNLAMALI DEĞİŞME, Chang, par substitution ). veya bir takım ara şekillerden geçerek meydana gelir ( KERTELİ DEĞİŞME, Chang, progressif ). Bundan başka değişme kimi vakit sesin öz niteliğinden gelme ( KENDİLİĞİNDEN DEĞİŞME, Chang, spontané; BAĞIMSIZ DEĞİŞME, Chang, indépendant ) olabildiği gibi sesin kelimedeki veya cümledeki yeri ve dolayısıyla ona dokunan başka seslerin komşuluğu kabilinden bir takım haller dolayısıyla de olabilir. ( BAĞIMLI DEĞİŞME, Chang, dépendant; ŞARTLI DEĞİŞME, Chang. conditionné; BAĞIMLI DEĞİŞME, Chang, conıbinatoire ou combinatif ). @@ Bir dilde kendiliğinden veya o dilin ses eğilimlerine bağlı olarak, kelime veya eklerde, bir sesin yerini genellikle kendisine yakın başka bir sese veya gelişme yolu ile kendisinden türemiş başka bir sese bırakması olayı: ked- > key- > gey- > giy- (1. k- > g-; 2. e->-K-> -i 3. -d- > -y-); a.dak > ayak, kudug > kuyug > kuyu (-d- > -y-); azak, atah, ura (d>z, t, r); kanyu > kayu 'hangi', kanyu > kanı > hanı > hani (ny > y,n; k > h >h); sub > suv > su 'su'; tawışgan > tavışan > tavşan 'tavşan' (b>v); +Iñlz-/+UñUz çokluk II. şahıs iyelik eki > TT.+InIz/+UnUz: ev-iniz, yol-unuz; Kökt. ata-gız 'babanız', eb-igiz 'çadırınız', ertigiz 'idiniz' (ñ>g); Kaşg. kögürçgün > kökerçin > kögerçin > kögerçin > kügerçin > güğercin > güvercin; (g>v); ET. eQgü > eygü > eyü > eyi> eyi > iyi (d>y); jandarma > candarma; Far. divar > duvar, Ar. attar > aktar vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: säs däyismäsi; Türkmen Türkçesi: ses çalışması; Gagauz Türkçesi: sesdönmesi ~ *ses düşmesi; Özbek Türkçesi: tóvuş ozgarişi; Uygur Türkçesi: tavuşnin özgirişi; Tatar Türkçesi: awaz üzgärü ~ awaznıň üzgareşe; Başkurt Türkçesi: öndöň üzgärewe; Kmk: awazlanıalmaşınıwu; Krç.-Malk.: tawuşnu türleniwü; Nogay Türkçesi: ses awısuwı; Kazak Türkçesi: dıbıstıň özgerüwi; Kırgız Türkçesi: tıbıştardın özgörüşü; Alt:: tabıştın kubuları; Hakas Türkçesi: tapsag alızii; Tuva Türkçesi: ün solçulgazı; Şor Türkçesi: *ün alıjı; Rusça: izmeneniye zvuka )
( SONORISATION~SONORISATION | SOFTENING | VOICING, SONORISATION )
( CHANGEMENT PHONÉTIQUE | SONORISATION~SONORISATION | ADOUCISSEMENT, LENITION | ADOUCISSEMENT; AMOLLISSEMENT | ADOUCISSEMENT, SONORISATION )
( STIMMHAFTWERDEN~STIMMHAFTWERDEN | ENTHÄRTUNG | ERWEICHUNG, STIMMHAFTWERDEN )
( MUTAMENTO FONETICO~ADDOLCIMENTO )
( ΦΩΝΗΤΙΚΉ ΜΕΤΑΒΟΛΉ / φωνητική μεταβολή~ΜΑΛΆΚΩΜΑ / μαλάκωμα )
- SES DÜŞMESİ ile/||/<> TEKLEŞME
( (Derleme., düşme, fonem düşmesi, fonem atımı) Sözcükte bir sesin kaybolması: (ısıtma) < sıtma, (ısıcak) < sıcak, çift< (çif) örneklerinde olduğu gibi. @@ Yalın veya ekler ile genişletilmiş olan kelimelerin ön, iç ve sonlarında bulunan seslerden birinin, çeşitli etkenlerle yitirilmesi olayı. Bunlar ön ses düşmesi, iç ses düşmesi ve son ses düşmesi diye gruplandırılabilir: || ısıcak > sıcak, ısıtma > sıtma, uyukla- > yukla- 'uyumak, uyuklamak', dirilik > dirlik, ilerile-> ilerle-, aşıla- > aşla-, oyuna- > oyna-; küçükcük > küçücük, yanakcık > yanacık, ufakcık > ufacık, ufakrak > ufarak, çabukcak > çabucak; oğulan > oğlan, çiftçi > çifçi, üstçavuş > üsçavuş, astteğmen > asteğmen, rastgele > rasgele, kelgen > gelen, kelgüçi > gelici vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: säs düşümü; Türkmen Türkçesi: ses düşmesi; Gagauz Türkçesi: ses düşmesi;Özbek Türkçesi: tóvuş tuşişi; Uygur Türkçesi: tavuşniň çüşüp qelişi; Tatar Türkçesi: awaznin töşep kaluwı ~awaz qısqaru; Başkurt Türkçesi: öndöň töşüp qalıwı; Kmk: awazlanı tüşmegi; Krç.-Malk.: tawuşnu tüşüwü; Nogay Türkçesi: ses tüsüwi ~ sestîň tüsîp kaluwi; Kazak Türkçesi: dıbıstıň tüsüwi; Kırgız Türkçesi: tıbıştın tüşüp kalışı; Alt:: tabıştın tüjeri; Hakas Türkçesi: tapsagnıň tüskenî; Tuva Türkçesi: ünnüň çi'deri; Şor Türkçesi: *ün tüşkeni; Rusça: padeniyezvuka ~ vıpadeniye zvuka;~ )
( DISAPPEARANCE~DEGEMINATION )
( CHUTE | DÉGÉMINATION~DÉGÉMINATION )
( SCWUND, AUSSTOSSUNG | SCHWUND, AUSSTOSSUNG | ENTDOPPELUNG~ENTDOPPELUNG )
( CADUTA DI SUONO~DEGEMINAZIONE )
( ΑΠΟΒΟΛΉ ΦΘΌΓΓΟΥ / αποβολή φθόγγου~... )
- SES DUVARINI AŞAN İLK NESNE:
UÇAK değil KIRBAÇ
( 7 bin yıl önce, Çin'de icat edilmiştir. Kırbaç "şaklaması"nın, mini bir ses duvarı patlaması olduğunun anlaşılması ancak 1927'de yüksek hızda fotoğrafçılığıyla sağlandı. )
- SES DUVARINI GEÇEN İLK UÇAK VE PİLOT -ile
( BELL XI - CHUCK YEAGER [1947] )
- SOUND ENERGY[İng.] / ÉNERGIE SONORE[Fr.] / SCHALLENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= SES ENERJİSİ
- AUDIOFREQUENCY CHOKE[İng.] / BOBINE DE L'AUDIOFRÉQUENCE[Fr.] / TONFREQUENZ-DROSSEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SES FREKANSI BOBİNİ
- AUDIOFREQUENCY OSCILLATOR[İng.] / OSCILLATEUR BASSE FRÉQUENCE[Fr.] / TONFREQUENZ-OSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SES FREKANSI ÜRETECİ
- AUDIOAMPLIFIER[İng.] / AUDIOAMPLIFICATEUR[Fr.] / TONFREQUENZ-VERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= SES FREKANSI YÜKSELTECİ
- AUDIOFREQUENCY[İng.] / AUDIOFRÉQUENCE[Fr.] / AUDIOFREQUENZ, SCHALLFREQUENZ, TONFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SES FREKANSI
- SOUNDPROOF CHAMBER[İng.] / CHAMBRE DE L'INSONORISÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= SES GEÇİRMEZ ODA
- SES HACMİ, SES VOLÜMÜ, VOLÜM ile/||/<> SOUND INTENSITY (VOLUME), INTENSITY, LOUDNESS, AMPLITUDE (OF SOUND)[İng.] ile/||/<> INTENSITÉ (SONORE, DU SON), NIVEAU (SONORE), VOLUME (DU SON)[Fr.] ile/||/<> TONSTÄRKE, LAUTSTÄRKE, SCHALLINTENSITÄT, SCHALLSTÄRKE[Alm.] ile/||/<> GÜRLÜK
( Sinema TV Birim alandan geçen güç başka bir deyişle santimetrekareden geçen ses erkesi Ses gürlüğü 1016 vat cm2 olan bir düzeye oranla ölçülür Bir ses dalgasının gürlüğü ses dalgası basıncının karesiyle orantılıdır )
( SOUND INTENSITY (VOLUME), INTENSITY, LOUDNESS, AMPLITUDE (OF SOUND) )
( INTENSITÉ (SONORE, DU SON), NIVEAU (SONORE), VOLUME (DU SON) )
( TONSTÄRKE, LAUTSTÄRKE, SCHALLINTENSITÄT, SCHALLSTÄRKE )
- SOUND VELOCITY[İng.] / VITESSE DU SON[Fr.] / SCHALLGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SES HIZI
- SES/SELEN ile/ve SAZ(TÜM MÜZİK ALETLERİ)
( VOICE vs./and INSTRUMENT )
- ŞİDDET-İ SADÂ[Osm.] / INTENSITÉ DU SON[Fr.] ile/değil/yerine/= SES ŞİDDETİ
- Ses tellerin için SUS!!!
- SES TÜREMESİ ile/||/<> SES TÜREMESİ
( Bir sözcüğün aslında bulunmayan bir ünlü veya ünsüzün sonradan türemesi utmak vurmak station istasyon azm azim hükm hüküm öyük höyük ve anneye babayı onlar vb Almanca Einschubvokal Sprossilbe Vokalentfaltung Anaptyxis Adventivlaut anaptyxe adventice anaptyxis adventitious sound Seslerin özelliklerine veya birbirleriyle birleşme şartlarına bağlı bazı nedenlerle Türkçe ve dilimize girmiş yabancı kelimelerin ön iç ve son seslerinde ünlü veya ünsüz türemesi biçiminde kendini gösteren ses olayı Yabancı kelimelerde ruze oruç limon ilimon rişte erişte scala iskele station istasyon grup gurup Christian Hırıstiyan akl akıl aks akis keyf keyif ayva hayva aveng heven kehrubBa kehribar bionic biyonik dialogue diyalog vb Türkçe kelimelerde ur vur orada horda ağıl hağıl ırak yırah in yin irin yirin idiz yitiz yüksek ip yip söğüt söğürt başla başlayan kaplu baga kaplumbaga gençecik gencecik azıcık azıcık gülücük gülücük vb Azerbaycan Türkçesi säs artımı Türkmen Türkçesi ses artdırılması Gagauz Türkçesi ses eklemesi ses zeedeletmesi Özbek Türkçesi tóvuş órtişi Uygur Türkçesi tavuşniň qoşulup qelişi Tatar Türkçesi awaz östälü Başkurt Türkçesi ön öştäw awaz koşuluw Krç Malk tawuşnukoşuluwu Nogay Türkçesi ses kosıluwı Kazak Türkçesi dıbıs kosıluwı Kırgız Türkçesi tıbış koşuluusu Alt ün kojulganı Hakas Türkçesi tapsagnın hozılçathanı Tuva Türkçesi ün nemejiri Türkçesi ünkojulganı Rusça pribavleniye zvuka )
( ANAPTYXIS, ADVENTITIOUS SOUND | ANAPTYCTIC VOWEL | EPENTHETIC CONSONANT )
( ANAPTYXE, ADVENTICE | VOYELLE D'ATTAQUE | CONSONNE ÉPENTHÉTIQUE )
( EINSCHUBVOKAL, SPROSSSILBE, VOKALENTFALTUNG, ANAPTYXIS, ADVENTIVLAUT | EINSATZVOKAL | SPROSSKONSONANT )
( EPENTESI )
( ΑΝΆΠΤΥΞΗ ΦΘΌΓΓΟΥ / ανάπτυξη φθόγγου )
- SES TÜREMESİ ile/||/<> TÜREME ÜNLÜ ile/||/<> TÜREME ÜNSÜZ
( Bir sözcüğün aslında bulunmayan, bir ünlü veya ünsüzün sonradan türemesi: (utmak) > vurmak, (station) > istasyon, (azm) > azim, (hükm) > hüküm, öyük> höyük ve anneye, babayı, onlar vb. @@ (Almanca Einschubvokal, Sprossilbe, Vokalentfaltung, Anaptyxis, Adventivlaut; Fr. anaptyxe, adventice; İng. anaptyxis, adventitious sound). || Seslerin özelliklerine veya birbirleriyle birleşme şartlarına bağlı bazı nedenlerle, Türkçe ve dilimize girmiş yabancı kelimelerin ön, iç ve son seslerinde ünlü veya ünsüz türemesi biçiminde kendini gösteren ses olayı: Yabancı kelimelerde: ruze > oruç, limon > ilimon, rişte > erişte, scala > iskele, station > istasyon; grup > gurup, Christian > Hırıstiyan, akl > akıl, aks > akis, keyf > keyif; ayva > hayva, aveng > heven, kehrubBa > kehribar; bionic > biyonik, dialogue > diyalog vb. Türkçe kelimelerde: ur- > vur, orada > horda, ağıl > hağıl, ırak > yırah, in- >yin-, irin > yirin, idiz > yitiz 'yüksek' ip > yip, söğüt > söğürt, başla- > başla-y-an, kaplu baga > kaplum-baga, genç-e-cik > gencecik, az-ı-cık > azıcık, gül-ü-cük > gülücük vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: säs artımı; Türkmen Türkçesi: ses artdırılması; Gagauz Türkçesi: ses eklemesi~ *ses zeedeletmesi; Özbek Türkçesi: tóvuş órtişi; Uygur Türkçesi: tavuşniň qoşulup qelişi; Tatar Türkçesi: awaz östälü; Başkurt Türkçesi: ön öştäw; Kmk: awaz koşuluw; Krç.-Malk.: tawuşnukoşuluwu; Nogay Türkçesi: ses kosıluwı; Kazak Türkçesi: dıbıs kosıluwı; Kırgız Türkçesi: tıbış koşuluusu; Alt:: ün kojulganı; Hakas Türkçesi: tapsagnın hozılçathanı; Tuva Türkçesi: ün nemejiri; Şor Türkçesi: ünkojulganı;Rusça: pribavleniye zvuka )
( ANAPTYXIS, ADVENTITIOUS SOUND | ANAPTYCTIC VOWEL | EPENTHETIC CONSONANT~ANAPTYCTIC VOWEL~EPENTHETIC CONSONANT )
( ANAPTYXE, ADVENTICE | VOYELLE D'ATTAQUE | CONSONNE ÉPENTHÉTIQUE~VOYELLE D'ATTAQUE | VOYELLE DATTAQUE~CONSONNE ÉPENTHÉTIQUE )
( EINSCHUBVOKAL, SPROSSSILBE, VOKALENTFALTUNG, ANAPTYXIS, ADVENTIVLAUT | EINSATZVOKAL | SPROSSKONSONANT~EINSATZVOKAL~EPENTHETISCHER KONSONANT )
( EPENTESI~VOCALE EPENTETICA~CONSONANTE EPENTETICA )
( ΑΝΆΠΤΥΞΗ ΦΘΌΓΓΟΥ / ανάπτυξη φθόγγου~ΑΝΑΠΤΥΚΤΙΚΌ ΦΩΝΉΕΝ / αναπτυκτικό φωνήεν~ΑΝΑΠΤΥΚΤΙΚΌ ΣΎΜΦΩΝΟ / αναπτυκτικό σύμφωνο )
- SES ile SES FREKANSI ile ODYOMETRE
( AUDIO vs. AUDIO FREQUENCY vs. AUDIOMETER )
( شنيدي ile بسامد سمعي ile شنيي سنج )
( SHENYDY ile BESAMAD SAMY ile SHENYY SANJ )
- SESAMOID[İng.] değil/yerine/= SESAMOİT
( Tendonların içinde gelişmiş ve diğer kemiklerle bağlantısı olmayan kemik.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SESBİLİM ile ...
( PHONOLOGY )
- SESBİLİMSEL KOŞULLANMA ile ...
( PHONOLOGICAL CONITIONING )
- SESBİRİM/FONEM ile SESBİLİM/FONOLOJİ ile FONETİK
( Selen düzeni/birimi. İLE Konuşma. )
- SESİMİZİ:
DOĞRUDAN DUYMAK ile/ve/||/<> KAYIT ARACINDAN DUYMAK
( Ses Kaydımızı Dinlediğimizde Sesimizi Neden Kendi Duyduğumuzdan Farklı Algılarız?
Ses, havada basınç dalgaları oluşturarak yayılır. Kulağımıza ulaşan ses dalgaları, kulak kanalı boyunca ilerler ve iç kulaktaki koklea olarak adlandırılan salyangoz biçimindeki yapıda bulunan tüy hücreleri tarafından algılanır. Tüy hücreleri, ses dalgalarını, sinir iletilerine dönüştürür. Bu sinyaller, sinir hücreleri tarafından beyne iletilir ve böylece ses duyulmuş olur.
Kendi ses kaydımızı dinlediğimizde, çoğunlukla duyduğumuz sesten rahatsız olur ve kayıttakinin kendi sesimize benzemediğini düşünürüz. Çünkü, normalde kendi sesimizi iki biçimde algılarız. Konuştuğumuzda oluşan ses dalgaları öteki dış kaynaklı sesler gibi havada yayılırken kulağımıza ulaşır ve kokleadaki tüy hücreleri tarafından algılanır. Ancak, ses dalgalarını oluşturan ses telleri titreştiğinde, bu titreşimler, boynumuzdaki ve başımızdaki kemikler tarafından da iletilir. Kokleaya ulaşan bu titreşimlerin frekansı havada yayılan sesin frekansından daha düşüktür. Kendi sesimizi bu iki farklı yoldan ulaşan ses dalgalarının birleşimi biçiminde algılarız.
Ses kayıt araçları, sadece havada yayılan ses dalgalarını algıladığı için sesimizin vücudumuzun içinde iletilen bileşenini duyamamış oluruz. Dışarıdan gelen sesleri engelleyen kulaklıkları taktığımızda ise sadece "kendi iç sesimizi" algılarız. )
- SESİMİZİ YÜKSELTMEK ile/değil/yerine/>< SÖZÜMÜZÜ YÜKSELTMEK
- SESİN:
YERİ ile/ve/<> UZAKLIĞI
( Kişiler, 0.00003 saniye gibi çok kısa bir zaman farkını algılayabilir. Ses dalgası, önce sesin kaynağı yönünde olan kulağa ve kısa bir zaman sonra da öbür kulağa ulaşır. Aradaki zaman farkı, sesin kaynağının hangi yönde algılanacağını belirler. )
( SOUND'S: PLACE vs./and/<> DISTANCE )
- SESİZLİK" değil SESSİZLİK
- SESLEMEK ile SESLENMEK ile SESLETMEK ile SESLENDİRMEK ile SESLENEBİLMEK ile SESLENDİRİLMEK ile SESLEM
- SESLİ DÜŞÜNME ile/<>/ne yazık ki SÖYLENME
- SESLİ/LİK ile SESLİK ile SESLİKÇİ ile SESLİ TAŞ ile SESLİ FİLM ile SESLİ HARF ile SESLİ OKUMA ile SESLİ UYUMU ile SESLİ DUYURU
- SONOMETER[İng.] / SONOMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= SESÖLÇER
- SESÖTESİ | ULTRASON ile/||/<> ULTRASON[Fr. < ULTRASON]
( 20 Herz ile 10 MegaHerz arasındaki olan ve insan kulağının işitemediği ses dalgaları ultrases )
( ULTRASOUND )
( ULTRASON )
- SESSEL YİNELEME ile/ve/||/<> İKİLEME
( Herhangi bir noktayı vurgulamak amacıyla kullanılır. İLE/VE/||/<> Daha çok bazı sayısal durumları anlatmak amaçlı değerlendirilir. )
( Ayrı ayrı yazılır. İLE/VE/||/<> Yan yana ve aynı sözcüklerin yazılmasıyla. )
( Farklı sözcüklerin birbirine uyumu kapsamında öne çıkar. İLE/VE/||/<> Aynı sözcüğün tekrar etmesi üzerinden değerlendirilir. )
- SESSİZ/CE ile/ve/||/<>/> SİNSİ/CE
- SESSİZLEŞMEK ile SESSİZLEŞTİRMEK ile SESSİZ/LİK ile SESSİZCE ile SESSİZ FİLM ile SESSİZ HARF ile SESSİZ OKUMA ile SESSİZ UYUMU ile SESSİZ SEDASIZ ile SESSİZ YÜRÜYÜŞ
- SETILOSE[İng.] ile/değil/yerine/= SETİLOZ
- SETR (ETMEK) ile BERTARAF (ETMEK)
- SETTLEMENT :/yerine YERLEŞİM, ANLAŞMA
- SEV ile/ve SEVMİYORSA
( Zor ise. İLE/VE Zorlama!
[Zor ise sev, sevmiyorsa zorlama!] )
- SEVDANIN İÇİNDE ile/ve/||/<> YAŞAMIN İÇİNDE
( Ayrılık. İLE/VE/||/<> Yalnızlık. )
- SEVDİĞİMİZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SEVEBİLECEĞİMİZ
- SEVDİĞİN ile/değil/yerine GÜVENDİĞİN
- SEVDİĞİNE "İTAAT" ile/ve/||/<> "İTAAT ETTİĞİNİ" SEVMEK
- SEVDİĞİNE KAVUŞAMAMAK ile/ve/||/<> KAVUŞTUĞUNU SEVEMEMEK
- SEVDİĞİNİ:
"SÖYLEYEN" ile/ve/değil/||/<>/> GÖSTEREN
- SEVDİKÇE > GÜLER YÜZ/LER :)
- SEVDİKLERİNİZE VERİN!:
KANAT/LAR ve/||/<> KÖK/LER ve/||/<> NEDEN/LER
( Uçmaları için. VE/||/<> Geri dönebilmeleri için. VE/||/<> Yanınızda kalmaları için. )
- SEVENTH ART[İng.] ile/||/<> SEPTİÈME ART[Fr.] ile/||/<> SIEBENTE KUNST[Alm.] ile/||/<> YEDİNCİ SANAT
( Sinema İtalyan asıllı Fransız eleştirmeni Canudonun güzel sanatların geleneksel altı dalına kattığı sinema sanatını anlatmak için kullandığı deyim sinema sanatı )
( SEVENTH ART )
( SEPTIÈME ART )
( SIEBENTE KUNST )
- SEVERITY[İng.] ile/||/<> ÖNEM
( SEVERITY )
- SEVGİ:/=/<
"ANTLAŞMAK" değil/yerine NEDENSİZ DE
( Sevgi, antlaşmak değildir,
Nedensiz de sevilir.
Bazen küçük bir an için
Ömür bile verilir. )
- SEVGİ GÜLÜCÜĞÜ ile GÜLÜMSEME
- SEVGİ:
İYİLİK ve/||/<> MERHAMET ve/||/<> NEŞE ve/||/<> SAKİNLİK
- SEVGİ/İRFAN:
[KUSURLARI/HATALARI ...]
YOK EDEN değil KABUL EDEN
- SEVGİ/MUHABBET VE SAYGILI OLMAMAK/SAYGISIZLIK/HÜRMETSİZLİK ile/yerine MUHABBET VE SAYGI/HÜRMET
( Önceki halden daha kötü duruma getirir. İLE/YERİNE Muhabbetsiz saygı, bir yere ulaştırmaz fakat kişiyi de bozmaz. )
- SEVGİ:
SIRADIŞI/ABARTILI ŞEYLER YAPMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SIRADAN ŞEYLERİ, ÖZENLE/DİKKAT İLE VE İNCELİKLE/RİKKAT İLE YAPMAK
- SEVGİ ve/<> BENZETME
( Kişi, sevdiğine benzer (ve/ya da benzetir). )
- SEVGİ ve/<> DÜZEN ve/<> İLERLEME
( İlkemiz. VE/<> Temelimiz. VE/<> Amacımız. )
- SEVGİ ve/<> GÜLÜMSEME :) ve/<> ADAMLIK ve/<> MUTLULUK
( Gözde. VE/<> Yüzde. VE/<> Özde. VE/<> Azda. )
- SEVGİ ile/ve/<> GÜZELLİK
( Sevdiğinden dolayı güzel bulmak, güzel olduğundan dolayı sevmek. )
- SEVGİ ve/||/<> İLETİŞİM
( Kişinin/kişinin, en temel, öncelikli/olmazsa olmaz iki gereksinimi. )
- SEVGİ ile/ve/değil/yerine KOŞULSUZ SEVGİ
( Sevgi, ayırmanın, ayrımların reddidir. )
( Dünyanın eylem durumundaki sevgi olduğunu bir kez anlarsak, ona tamamen farklı bir gözle bakarız. )
( Sevgide, belirli bir düşünce kaynaklı ve/ya da dayanaklı, beklentili bir duygulanım durumu var olabilir fakat koşulsuz sevgide hiçbir düşünce, beklenti olmaksızın, olumlu ya da olumsuz, her koşulda sevmek vardır. )
( KOŞULSUZ SEVGİ, "EĞER"siz, "ÇÜNKÜ"süz, "AMA"sız; "KARŞIN'LI/RAĞMEN"li SEVGİ'dir! )
( Ayırd etme, ayrılık "düşünce ve duygusu" olmadığında, buna SEVGİ diyebiliriz. )
( Eğer, ne bir gövde, ne bir zihin, hatta ne de tanık, fakat bunlardan tümüyle öte olduğumuz düşüncesini sürekli taşırsak, zihnimizin berraklığı artacak, isteklerimiz saflık kazanacak; eylemlerimiz, merhametli ve sevecen olacaktır. Bu iç arınması, bizi başka bir dünyaya, gerçek ve korkusuz sevgi dünyasına götürecektir. )
( Sevgide yabancılar yoktur. )
( Sevgide "bir" bile yoktur, "iki" nasıl olabilsin? )
( Sevgi, yaradılışın önünde gelir. )
( Gerçek ve sevgi, kişinin asıl doğasıdır. Akıl ve gönül, onun paylaşım araçlarıdır. )
( Sevgi, mutluluktan çok, gelişmeyi; bilincin ve var oluşun genişleyip derinleşmesini ister. Bunu her ne engellerse acıya neden olur. Sevgi, acıdan çekinmez. )
( Anlayabiliriz ki bilmek, sevmektir. Sevmek de bilmektir. )
( Kendini ifade etmek, teyit etmek, zorlukları yenmek, sevginin doğasıdır. )
( Sevgi ve sevginin ilham ettiği yapma gücü[irâde] olmadıkça, hiçbir şey yapılamaz. )
( Sevginin doğal sonucu, itaattir. )
( Sever de dinlersek, o da bizi kendine alır. )
( Kişi, sevdiğini omzuna alır da yine de yorulmaz. )
( Sevgi, tutkunluk ve düşkünlük göstermez. Düşkünlük ise sevgi değildir. )
( Sevgi, tembel değildir ve berraklık da yönetir. )
( Aşırı "sevgi", boşlama/ihmal doğurur. )
( Sözleri ve davranışları doğru, erdem ve görüş sahibi kişiyi tüm dünya sever. )
( In love there are no strangers. )
( Love is the refusal to separate, to make distinctions.
Once you have understood that the world is love in action, you will look at it quite differently.
Unconditional love is, unless "IF", "BECAUSE", "BUT".
( If you stay vs. the idea that you are not the body nor the mind, not even their witness, but altogether beyond, your mind will grow in clarity, your desires - in purity, your actions - in charity and that inner distillation will take you to another world, a world of truth and fearless love.
Truth and love are man's real nature and mind and heart are the means of its expression.
More than happiness, love wants growth, the widening and deepening of consciousness and being. Whatever prevents becomes a cause of pain, and love does not shirk from pain.
When the sense of distinction and separation is absent, you may call it love.
To know is to love and to love is to know.
Love does not cling; clinging is not love.
Without love, and will inspired by love, nothing can be done.
It is in the nature of love to express itself, to affirm itself, to overcome difficulties.
Love is not lazy and clarity directs. )
( [not] LOVE vs./and/but UNCONDITIONAL LOVE
UNCONDITIONAL LOVE instead of UNCONDITIONAL LOVE )
- SEVGİ KOŞULSUZ SEVGİ
- SEVGİ ve/||/<>/>/< ÖZÜNE YOLCULUK
- SEVGİ ile/ve/<> YAKINLIK
( LOVE vs./and/<> CLOSENESS )
( ... ile/ve/<> APARATVA )
- SEVGİ:
PLATON'U ile/ve/daha çok/||/<>/< HAKİKATİ
( "Platon'u severim fakat hakikati daha çok severim." - Aristoteles )
- SEVGİDE:
KOŞULSUZLUK ve/||/<> HESAPSIZLIK ve/||/<>
SÜREKLİLİK ve/||/<> VEREREK BAŞLAMAK(< ALMA DÜŞÜNCESİNİN/BEKLENTİSİNİN OLMAMASI)
- SEVGİLİ ile/ve SEVDİĞİM
( Kişi, sevdiğinden ne zaman ayrılır?
Onu sevme nedenini, ondan daha çok sevdiği zaman. )
- [SEVGİLİNLE/EŞİNLE] TEK KİŞİLİK YATAKTA, BİRLİKTE UYUMAK/YATMAK ile ÇİFT KİŞİLİK YATAKTA, BİRLİKTE UYUMAK/YATMAK
- SEVGİNİN:
"AŞIRISI" değil/olmaz BİLİNÇSİZİ
- SEVGİNİN NESNELEŞTİRİLMESİ ve ÖLÜMÜN, YAŞAMDAN ÇIKARILMASI
- SEVGİSİZLİK ile/ve/değil/||/<>/< İHMAL EDİLMEK/YOK SAYILMAK/GÖRÜLMEMEK
- [ne yazık ki]
SEVGİSİZ/LİK ile/ve/||/<> İLETİŞİMSİZ/LİK ile/ve/||/<> İLGİSİZ/LİK
( [kişileri] Geçimsiz yapar. İLE/VE/||/<> Birbirine düşman eder. İLE/VE/||/<> Güzellikleri yok eder. )
( [ne yazık ki] Bireyleri sevemeyenler, "insanlık" kavramına sığınır... )
- [ne yazık ki]
SEVGİSİZLİK ve/||/<>/> KAYITSIZLIK
- Sevgiyle KONUŞ!!!
- SEVİCİ | LEZBİYEN[Fr. < LESBIENNE] ile/||/<> ...
( LESBIENNE )
- SEVİLME İSTEĞİ/BEKLENTİSİ ile/ve/değil/yerine/||/<> SEVMEK
( Hiçbir zaman doymazsın. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Ancak, sevdikçe doyarsın. )
- Sevilmek için DİNLE!!!
- Sevilmek için SUS!!!
- SEVİLMEK ile/ve/değil/<> ANLAŞILMAK
- SEVİLMEK ile SEVİNMEK ile SEVİŞMEK ile SEVİNDİRMEK ile SEVİŞTİRMEK ile SEVİLEBİLMEK ile SEVİNEBİLMEK ile SEVİŞEBİLMEK ile SEVİMLİLEŞMEK ile SEVİNDİRİLMEK ile SEVİMSİZLEŞMEK ile SEVİMLİLEŞTİRMEK ile SEVİMSİZLEŞTİRMEK ile SEVİ ile SEVİM ile SEVİR ile SEVİŞ ile SEVİCİ/LİK ile SEVİMLİ/LİK ile SEVİMSİZ/LİK ile SEVİMSİZCE
- SEV(İL)MEK ile/ve/||/<>/> ŞIMART(IL)MAK
- SEVİMLİ ile/ve GÖSTERİŞLİ
( Ördek. İLE/VE Kuğu. )
- SEVİMSİZ ile HOŞLANMAMAK ile SEVİMSİZ
( DISLIKABLE vs. DISLIKE vs. DISLIKEABLE )
( غير محبوب ile نپسنديدن ile انزجار داشتن ile مکروه داشتن ile اکراه ile بدآمدن ile نفرت داشتن ile نفرت کردن ile بد دانستن ile بيزاربودن )
( غير محبوب ile NAPSANDYDAN ile ENZEJAR DASHTAN ile MOKROH DASHTAN ile EKRAH ile بدآمدن ile NAFARAT DASHTAN ile NAFARAT KARDAN ile BAD DANSTAN ile BEYZARBUDAN )
- SEVİNÇ = JOY, GLADNESS[İng.] = ÉPANOUISSEMENT[Fr.] = FREUDE[Alm.] = GAUDIUM[Lat.]
- SEVİNÇTEN/MUTLULUKTAN AĞLAMAK ile ÜZÜNTÜDEN AĞLAMAK
( Üzüntüsü sahte olanın, ağlaması gösterişli olur. )
( İŞRÎRÂK: Gözyaşına boğulma, ağlamaktan boğulmak derecesine gelme. )
- SEVİNMEK ile/ne de/>< YERİNMEK
( [ne] Var olana. İLE/NE DE/>< Yok olana. )
- SEVİŞME/DÜZÜŞME ile/ve TARTIŞMA/"KAVGA" SONRASI SEVİŞME/DÜZÜŞME
- Sevişmek için SUS!!!
- SEVİŞMEK ile OYNAŞMAK
( MUGÂZELE ile ... )
( TO MAKE LOVE vs. ... )
- SEVİŞMEK ile "YİYİŞMEK"
- SEVİYE ile/ve/||/<> DERİNLİK
- LEVELING SOLVENTS[İng.] ile/değil/yerine/= SEVİYELEME ÇÖZÜCÜLERİ
- LEVELING BULB[İng.] ile/değil/yerine/= SEVİYELEME KABI
- SEVİYELİ/LİK / SEVİYESİZ/LİK ile/ve/||/<>/> SEVİYESİ
- ... SEVİYESİ İNDİRGENMİŞ değil ... SEVİYESİ İNDİRİLMİŞ/DÜŞÜRÜLMÜŞ
- SEVİYESİZ/KARŞILIKSIZ/TUTARSIZ İDDİA ile/yerine/değil SEVİYELİ İDDİA
( [not] INCONSISTENT ASSERTION vs./but ASSERTION IN OUTSTANDING
ASSERTION IN OUTSTANDING instead of INCONSISTENT ASSERTION )
- SEVİYESİZLEŞME ile/ve/||/<>/> YOZLAŞMA
- SEVİYORUM ile/ve/değil/yerine YEĞLİYORUM / TERCİH EDİYORUM
( [not] "I LOVE" vs./and/but I PREFER
I PREFER instead of "I LOVE" )
- SEVK ile SEVK KAĞIDI ile SEVK PUSULASI
- ŞEVKERÂN ile/||/<> BALDIRAN
( Dokumacılıkta kullanılan içi boş bir bitki Cihangazi Bozüyük Bilecik Maydanozgiller Umbelliferae familyasından beyaz çiçekli kurumuş dalları süpürge olarak kullanılan bir ya da iki yıllık otsu bitki Şemsiye otu yılan otu Az baldırgan baldırgan baldırgan baltırgan balturkan Krç Blk baldırgan baltə rgan Heracleum sibiricum baltə rgan Ağızlarda baldə rgan olarak da geçer baltırkan Alt baltırgan Tel baltırgan paltırgan maltırgan paltırgan Heracleum sphondylium maldırgan pultăran Kıp baldaran baldırgan OT baltır ekin ekin sapı gan ekiyle türemiş olabileceği görülüyor bojtorján Acanthus sözü Türkçeden alınmıştır Gombocz BTLw 49 )
( POISON HEMLOCK, HERB BENNET )
( CIGUË, GRANDE CIGUË )
( ECHTER SCHIERLING )
( CONIUM MACULATUM )
( BALDIRGAN[Az.]~BALDIRGAN[Kzk.]~BALDIRGAN[Krg.]~BALTIRGAN[Krg.]~BALTURKAN[Krg.]~BALTƏ̂RGAN[Tatk.]~BALTƏ̂RGAN[Bşk.]~BALTIRKAN[Nog.]~BALTIRGAN[Alt.]~BALTIRGAN[Tel.]~PALTIRGAN[Hak.]~MALTIRGAN[Sag.]~PALTIRGAN[Şor.]~MALDIRGAN[Tuv.]~PULTĂRAN[Çuv.]~BALDIRGAN[Çağ.] )
- ŞEVKET[Ar.] değil/yerine/= BÜYÜKLÜK, ULULUK, YÜCELİK
- ŞEVKET ile ŞEVKETLİ
- SEVK-VESİKASI ile/||/<> SHIPPING DOCUMENTS[İng.] ile/||/<> DOCUMENT D'EXPÉDITION[Fr.] ile/||/<> GÖNDERME BELGESİ
( Gönderilen taşınan malı belgeleyen alındı Rıhtım ambar alındıları hara taşıma alındıları yük senedi )
( SHIPPING DOCUMENTS )
( DOCUMENT D'EXPÉDITION )
- SEVMEK:
ÖZLEMEK ve/||/<>/>/< GÖRÜNCE SEVİNMEK
- SEVMEK-SEVİLMEK ile/ve/<> ANIMSAMAK-ANIMSANMAK ile/ve/<> BAĞIŞLAMAK-BAĞIŞLANMAK
( Üçü de güzeldir fakat ilkleriyle de yetin(ebil)mek gerekir. )
- SEVMEK:
SIRADIŞI ŞEYLER YAPMAK değil SIRADAN ŞEYLERİ, ÖZENLE YAPMAK
- SEVMEK ve/> BENZEMEK/BENZEŞMEK
( TO LOVE and RESEMBLE/RESEMBLANCE )
- SEVMEK ile/ve/+/||/<>/>/< (DAHA ÇOK) SEVMEYİ İSTEMEK/YEĞLEMEK
- SEVMEK ve/=/||/<>/< GÜVENMEK
( Sevmek, güvenmektir. )
- SEVMEK ile/ve/<> ONUNLA/ONUN İÇİN SEVİNMEK
- SEVMEK ve/||/<>/> SEVDİRMEK ve/||/<>/> SEVİNDİRMEK
- SEVMEK ve/||/<>/>/< SEVİLMEK
( Bir şey. VE/||/<>/>/< Çok şey. )
( Cesaret verir. VE/||/<>/>/< Güç verir. )
( Kimseye, kendinizi sevdirmeye kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, kendinizi sevilmeye bırakmaktır. )
( TO LOVE and/||/<>/>/< TO BE LOVED )
- SEVMEMEK ile/değil/yerine/>< SEVMEK
( Ölmek. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< ("Istırap") Yaşamak. )
- SEVMEMEK ve/<>/|| TANIMAMAK
- SEVMEYİ BIRAKMAK ile/değil/yerine SEVGİMİZİ GÖSTERMEYİ BIRAKMAK
- SEVR "ANTLAŞMASI" değil/yerine LOZAN ANTLAŞMASI
( 1920 değil/yerine 1923 )
( )
- SEWER vs. CESSPOOL
- SEX :/yerine CİNSİYET, SEKS
- SEXOLOGY[İng.] ile/||/<> SEKSOLOJİ[Fr. < SEXOLOGIE]
( Cinsiyeti cinsel davranış ve ilişkileri tüm yönleriyle inceleyen bilim dalı )
( SEXOLOGY )
( SEXOLOGIE )
- SEXUAL INSTINCT[İng.] ile/||/<> CİNSEL İÇGÜDÜ
( Canlı varlıkların erkek ve dişilerini birbirine karşı yakınlık duyup anlaşmaya ve birleşip üretmeye yönelten doğal güç )
( SEXUAL INSTINCT )
- SEXY SON HYPOTHESIS[İng.] değil/yerine/= SEKSİ OĞUL HİPOTEZİ
( Cinsel seçilim sürecinde dişi bireyin, diğer dişi bireylerin ilgisini çekebilecek özellikler sergileyen erkek bireyleri seçtiğini ileri süren açıklama. Herhangi bir sebepten ötürü erkek birey, dişi bireylerin ilgisini çekecek bir davranışta bulunduğunda bu davranış evrimsel süreçte avantajlı konuma geçer. Bu durumda dişi birey, kendi yavrularının da bu tarz çekici özelliklere sahip olmasını sağlamak adına bu tarz çekici özelliklere sahip erkek bireylerle çiftleşmeyi tercih eder. Bu sayede dişi üreme başarısını artırır. Yani dişi üreme başarısını artırmak amacıyla "seksi oğullar" üretmeyi hedefler. Bu durumda dişiler arasındaki çekici özellikler gösteren erkekleri seçme davranışı giderek güçlenir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ŞEY[çoğ. EŞYÂ] ile/||/<> MÂL[çoğ. EMVÂL] ile/||/<> KA'B/MUKA'AB ile/||/<> MÂLÜ'L-MÂL ile/||/<> MÂLÜ'L-KA'B
( Cebirsel denklemde bilinmeyen, yani ["x"]. İLE/||/<> Cebirsel denklemde bilinmeyenin tam kare durumu,.["x2"]. İLE/||/<> Küp. | Cebirsel denklemde bilinmeyenin tam küp durumu. ["x3"]. İLE/||/<> Cebirsel denklemde bilinmeyenin dördüncü üs derecesinde olması. ["x4"]. İLE/||/<> Cebirsel denklemde bilinmeyenin beşinci üs derecesinde olması. ["x5"]. )
- ŞEY ile/ve/||/<> NESNE ile/ve/||/<> GÖSTERGE
( )
( THING vs./and/||/<> OBJECT vs./and/||/<> INDICATOR )
- ŞEY ile ŞEYH/LİK
- SEYAHAT, SEFER ile/||/<> TRIP[İng.] ile/||/<> VOYAGE[Fr.] ile/||/<> YOLCULUK
( Belli bir başlangıç noktasından varış yerine değin tek bir taşıtla gidilmesini içeren insan devinimi )
( TRIP )
( VOYAGE )
- SEYÂHAT[Ar. < SİYAHAT] değil/yerine/= GEZİ/YOLCULUK
- SEYAHAT ile SEYAHAT ACENTESİ
- SEYELAN-İ ZİYA, SEYELAN | AKI ile/||/<> AKI
( Sinema TV Birim yüzeyden birim zamanda geçen ışık erkesi niceliği Birim yüzeyden birim zamanda geçen giren ve çıkan madde ya da ışınım niceliği fizik Birim zamanda birim yüzeye dik olarak düşen ısı ya da ışık niceliği Birim zamanda birim yüzeye dik düşen ısı ya da ışık niceliği Bir alan içinde bulunan bir yüzeyin yüzey yönleci ile alan yönlecinin sayıl çarpımı fizik )
( FLUX, LUMINOUS FLUX | FLUX | LUMINOUS FLUX )
( LUX (LUMINEUX) | FLUX | FLUX, FONDANT | FLUX LUMINEUX )
( STROM, LICHTSTROM | STROM | FLUSS, STROMFLUSS, SCHMELZMITTEL | KRAFTFLUSS, FLUSS | LICHTSTROM )
( FLUXUS )
( FLUSSO )
( ΡΟΉ / ροή )
- ŞEYH ile/ve ŞEYHÛHET
( Yaşlı insan. | Bir tekke ya da zâviyede önderlik eden ve müritleri bulunan. | Kâbile ya da aşiret önderi. İLE/VE Yaşlılık. )
( SHEIKH/MASTER vs./and OLD AGE/SENILITY )
- ŞEYİN GÖRÜNÜŞÜ ile ŞEYİN VAROLUŞU
- ŞEY'İN/BİLGİNİN/(B)İLİMİN/KİŞİNİN:
KENDİ ile/ve ZAMANI, MEKÂNI ve KOŞULLARI
( Kavram. İLE/VE Matematik geometri, aritmetik. [Hareketi de katarsak bilim olur.] )
- SEYİRCİ[Ar.] yerine İZLEYİCİ, DİNLEYİCİ
- SEYİRLİK OYUN ile/||/<> ...
( Seyirci önünde gösterilen genellikle beceriye dayanan eğlendirici nitelikteki oyun )
(1996'dan beri)