Altı(6) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 47.601 başlık/FaRk ile birlikte,
47.601 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(119/192)
- MİNKAR[Ar. | çoğ. MENÂKÎR] ile TOMŞUK
( Kuş gagası. | Yırtıcı kuşların gagaları. İLE Kırık gaga. )
- MINKOWSKI-TENSOR[Alm.] ile/değil/yerine/= MİNKOWSKİ TENSÖRÜ
- MINKOWSKI SPACE[İng.] / ESPACE DE MINKOWSKI[Fr.] / MINKOWSKI-RAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MİNKOWSKİ UZAYI
- MINKOWSKI TENSOR[İng.] ile/değil/yerine/= MİNKOWSKİ YERDEĞİŞTİRİCİ
- MİNNET (DUYMAK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAYGI (DUYMAK)
- MİNNET ile/ve/<> İSTİGNÂ'[< GINÂ]
( İyiliğe karşı duyulan şükür hissi. | Birine, iyilik etmek. | Yapılan iyilikleri sayarak başa kakmak. | İyilik karşısında kendini borçlu hissetmek. | Yapılan bir iyiliği, verilen bir şeyi başa kakma [Minnetin bu bölümü, İslâm'da yasaklanmıştır.] | Görülen iyiliğe karşı teşekkür etme. | Allah-u teâlâya, hamd ve senâ etmek, şükretmek. | Nîmete kendi eliyle, kendi çalışmasıyla kavuşmadığını, Allah-u teâlânın lütfu ve ihsânı. | İyiliğe karşı duyulan şükür hissi, başa kakma. | Yapılan bir iyiliği, başa kakma. İLE/VE/<> Cenab-ı Hakk'tan başka kimsenin minneti altına girmemek. | Gönül tokluğu. | Elindekini kâfi bulmak. | Zenginlik istememek. | Muhtaç olmayıp zengin olmak. | Nazlanmak. | Azâmet ve tekebbür etmek. )
- MİNNET ile MİNNETSİZ/LİK ile MİNNETSİZCE
- MİNNET[Ar.] ile Nİ'MET[Ar.]
- MİNNET[Ar.] ile/ve ŞÜKRAN[Ar.]
( Bir iyiliğe, bir iyilik yapana yönelik, kendini borçlu görme. | Görülen iyiliğe yönelik teşekkürde bulunma. İLE/VE İyilik bilme, gönül borcu. )
- MİNNET/TARLIK = GRATITUDE, GRATEFULNESS[İng.] = RECONNAISSANCE, OUGRATITUDE[Fr.] = DANK ODER DANKBARKEIT[Alm.] = GRATIA SEU GRATITUDO[Lat.]
- MINOR CROSS MATCH[İng.] değil/yerine/= KÜÇÜK ÇAPRAZ KARŞILAŞTIRMA
- MİNSER[çoğ. MENÂSİR] ile ...
( Yırtıcı kuşların gagası. | Taşçı kalemi. )
- MINTAKA-İ KÜRE ile/||/<> ZONE DE LA SPHÈRE[Fr.] ile/||/<> KÜRE KUŞAĞI
( matematik )
( ZONE DE LA SPHÈRE )
- MİNTAN[Fars. < NİM + TEN] ile/||/<> YAKASIZ, UZUN KOLLU ERKEK GÖMLEĞİ
( yakasız uzun kollu erkek gömleği nīmtan nīmtana a short garment or shirt nīm a half tan tana body Türkçe mintan biçiminin göçüşme métathèse sonunda ortaya çıktığı anlaşılıyor )
( NĪMTAN )
- MİNTAN[Fars. < NİMTEN: Yarım gövde.] değil/yerine/= GÖMLEK
- MINTÎK[Ar.] ile MISKÂL[Ar.]
( Çok hatip, pek düzgün konuşan. İLE Parlatan, cilâlayan âlet. | İnce, zarif bir hatip. )
- MINTIKA | MINTAKA | NAHİYE, HAVALİ, MINTAKA | BÖLGE ile/||/<> BÖLGE
( Düzlemde açık ve bağlantılı bir küme ile bu kümenin kıyısının bir altkümesinin bileşimi 1 Bir kentin bilinçli bir belgeleme yöneltisinin sonucu olarak işleyim tarım konut yönetim tecim vb işlevleri için düzentasarında ayrılmış alanlardan herbiri 2 Bir ülkenin doğal özellikleri nüfus yapısı kaynakları çıkarları açısından türdeşlik gösteren bir bütün olarak tasarlanmasında yarar görülen bölümü biyoloji biyoloji coğrafya jeoloji Sınırlandırılmış toprak parçası )
( REGION | REGION, ZONE | ZONE | SITE )
( RÉGION | RÉGION, ZONE | ZONE )
( GEBIET, BEREICH | REGION, GEGEND )
( REGIO )
- MINTIKA-İ BÜRKANİYE ile/||/<> RÉGION VOLCANIQUE[Fr.] ile/||/<> YANARDAĞ BÖLGESİ
( coğrafya )
( RÉGION VOLCANIQUE )
- MINUTE :/yerine DAKİKA
- MINUTE ile MINUTE
( Dakika. İLE Çok küçük. )
- MİNVAL[Ar.] değil/yerine/= BİÇİM/YOL | BAĞLAM
- MİNYATÜR[Fr. < MİNİATURE] ile/||/<> NAKKAŞ
( Genel olarak yazmalarda yer alan ve kendine özgü bir teknikle yapılan resim türü. @@ (Resim) Eskiden elyazması kitaplara yapılan suluboya resim. Bir noktadan bakışa, önem vermeyen, kişilerin önemine göre beti büyüklüğü dikkate alınan, ışık-gölge anlatımı ve oylum duygusunun yansıtılması bulunmayan düz boyalı resim. a. bk. kitap resmi. )
( ILLUMINATION~MINIATURIST )
( MINIATURE | DÉCORATEUR~DÉCORATEUR )
( MINIUM~... )
( MINIATUR | WANDMALER, STUBENMALER, DEKORATIONMALER~WANDMALER, STUBENMALER, DEKORATIONMALER )
( MINIATURA~MINIATURISTA )
( ΜΙΝΙΑΤΟΎΡΑ / μινιατούρα~ΜΙΚΡΟΓΡΆΦΟΣ / μικρογράφος )
- MİNYATÜR[Fr.] ile GRAVÜR[Fr.]
( Çoğunlukla eski yazma kitaplarda görülen, ışık, gölge ve oylum duygusu yansıtılmayan küçük, renkli resim sanatı. | Bu biçimde yapılmış resim. | Bir şeyin küçük ölçekte kopyası ya da benzeri. İLE Ağaç, metal ya da taş bir yüzeye ayrı katlar halinde değişik boyalar sürüldükten sonra üstteki katları yer yer kazıyarak alttaki renklerden yararlanma tekniği. | Kazıma resim. )
( İki boyutlu. İLE (Kısmî) Üç boyutlu. )
( BİHZÂD: Büyük bir Türk minyatür ressamıdır. Herat'ta yaşamıştır. )
- MİNYATÜR ile/yerine/< TASVİR
- MİNYATÜR ile/ve/<> TEZHİB
- MİNYATÜRDE:
MİRAN ÜSLÛBU ile/ve UYGUR ÜSLÛBU
- MINZAR[Ar.] ile MINZÂR[Ar.]
( Bakma âleti. | Röntgen. İLE Ayna. | Röntgen. )
- MİR ile MİRA ile MİRİ ile MİRİCİ ile MİRİ MAL ile MİRİ KATİBİ
- MIRA[İng.] ile/||/<> MİRA[Fr.] ile/||/<> MIRA[Alm.] ile/||/<> TANSIK
( Ocêt Balinanın alfa yıldızı )
( MIRA )
( MIRA )
( MIRA )
- MİRÂC = FATİHA
- MİRAÇ ile MİRAÇ GECESİ ile MİRAÇ KANDİLİ
- MIRACLE :/yerine MUCİZE
- MIRAGE vs. ILLUSION
- MİRAS ALMAK ile KALITSAL ile MİRAS ile VERASET VERGİSİ ile MİRAS ALINAN ile KALITSAL BAĞIŞIKLIK ile MİRASÇI
( INHERIT vs. INHERITABLE vs. INHERITANCE vs. INHERITANCE TAX vs. INHERITED vs. INHERITED IMMUNITY vs. INHERITOR )
( به ميراث بردن ile وارث شدن ile ارث بردن ile مالک شدن ile از ديگري گرفتن ile قابل انتقال ile ميراث بردني ile موروثي ile ميراث بري ile وراثت ile ارث ile ميراث ile توارث ile مرده ريگ ile ارث بري ile ماليات بر ارث ile ايمني ارثي ile وارثه ile وارث ile ارث بر )
( BAH MYRAS BARDAN ile VARS SHODAN ile ERS BARDAN ile MALK SHODAN ile AZ DYGARY GARAFTAN ile GHABEL ENTEGHAL ile MYRAS BARDANY ile MOOROOSY ile MYRAS BARY ile VARASAT ile ERS ile MYRAS ile TAVARS ile MARDEH RYG ile ERS BARY ile MALYAT BAR ERS ile AYMANY ERSY ile وارثه ile VARS ile ERS BAR )
- MİRAS/TEREKE ile/değil İNAM/EMÂNET
( EMÂNET VE İLTİZAM USULLERİ )
( STUART MILL [1806-1873]: Kişinin malı üzerindeki tasarruf hakkının sınırsız ve kayıtsız olarak tanınmasını fakat miras yoluyla servet edinme hakkının sıkı biçimde sınırlanması gerektiğini belirtir. [Mirasın yarattığı eşitsizlikle yaşam mücadelesinin doğal şartlarının bozulduğunu, en beceriklinin değil servetçe ayrıcalıklıların üstünlük sağladıklarına işaret eder.] )
( [not] INHERITANCE vs./but DEPOSIT )
- MİRAS ile/değil EMÂNET
( [not] INHERITANCE vs. DEPOSIT )
- KALIT/MİRAS[Ar.] ile/ve/||/<> TEREKE/METRÛKÂT[Ar.]
( Ölen kişiden kalanlar. İLE/VE/||/<> Ölen birinin bıraktığı şeyler. )
- MİRASA, VÂRİS ile/||/<> HEIR[İng.] ile/||/<> HÉRITIER[Fr.] ile/||/<> KALITÇI
( Kendisine kalıt düşen kalıtlanan kişi )
( HEIR )
( HÉRITIER )
- MİR'ÂT ile MİR'AT-I HAKÎKÎYE
( Ayna. | Ünlü bir çeşit lâle. İLE Hakikat aynası. )
- MİRGÜN YOLCU GEMİSİ :
( Emirgan'ın bir ismi de Mirgün'dü. Bu isme izafeten yolcu gemisine bu isim verildi. Bu gemi İstanbul'da Şirket - i Hayriye'nin Hasköy fabrikasında küçük bir yolcu gemisi olarak monte edildi. 16 net tonluk ve teknesi saçtandı. 15 beygir gücünde küçük bir buhar makinesi vardı, uskurluydu. 1881'de hizmete girdi. Sonraları römorkör olarak da kullanıldı. 1910'da hizmet dışı bırakıldı. Baca No.su 36 idi. )
- MİRGÛN ile EMİRGÂN
( EMİRGÂN )
- MÎRÎ | BEYLİK ile/||/<> BEYLİK
( Bir beyin yönetimi altındaki ülke küçük devlet Anadolu Beylikleri Eretna Beyliği Erdel Beyliği gibi Devlete özgü resmî )
( PRINCIPALITY | COLLECTING )
( PRINCIPAUTÉ | COMMUNE | RAMASSAGE )
( FÜRSTENTUM | KNABENLESE )
( PRINCIPATO )
( ΗΓΕΜΟΝΊΑ / ηγεμονία )
- MÎRÎ | BEYLİK ile/||/<> BUCAK ile/||/<> DEVŞİRME
( Bir beyin yönetimi altındaki ülke, küçük devlet: Anadolu Beylikleri, Eretna Beyliği, Erdel Beyliği gibi. @@ Devlete özgü, resmî. )
( PRINCIPALITY | COLLECTING~...~COLLECTING )
( PRINCIPAUTÉ | COMMUNE | RAMASSAGE~COMMUNE~RAMASSAGE )
( FÜRSTENTUM | KNABENLESE~...~KNABENLESE | SAMMELN )
( PRINCIPATO~...~RACCOLTA )
( ΗΓΕΜΟΝΊΑ / ηγεμονία~...~ΠΑΙΔΟΜΆΖΩΜΑ / παιδομάζωμα )
- MİRÎ KATİBİ ile/||/<> ...
( Osmanlı devletinde maliye ile halk arasındaki davalara bakan yargıç )
- MİRİ KÂTİBİ değil/yerine/= YARGIÇ
( Osmanlı Devleti'nde, maliye ile halk arasındaki davalara bakan yargıç. )
- MİR-İ KELÂM ile/||/<> SÖZ USTASI
( Toplantılarda tatlı ve iyi konuşmalarıyla ün salan söz eri )
- MİRÎCİ ile/||/<> ...
( Osmanlı maliyesinde koyunları sayıp vergilerini toplayan görevli )
- MIRIN KIRIN ile/||/<> BİR İSTEĞİ KABUL ETMEME, NAZLANMA
( bir isteği kabul etmeme nazlanma Türkçede mırın kırın etmek bir isteği yerine getirmemek için çeşitli sebepler ileri sürmek nazlanmak deyiminde de geçer İlk bakışta mırın kırın etmek ikilemesinin mli bir türev olduğu düşünülebilir Ne var ki mli ikilemelerin yapısı göz önüne alınırsa mırın kırın ikilemesinin bu yapıya uymadığı görülür Bu tür ikilemelerde mli öge her zaman birinci sözden sonra gelmektedir At mat alay malay çocuk mocuk odun modun börek mörek örneklerinde olduğu gibi Mırın kırın ikilemesinin yansıma olarak değerlendirilmesi de yanlıştır Bu ikilemenin yazı dilimize halk ağızlarından geçtiği anlaşılıyor Birçok ilimizde bu söz mırın gırın etmek kararsızlık isteksizlik göstermek biçiminde kullanılırken Niğde ilimizin Bor ilçesinde mırın gırın itmek biçimi yanında burun gırın itmek güçlük çıkarıp işten kaçmak beğenmediğini belli etmek biçimi de tespit edilmiştir Bu biçim dilimizde mırın kırın etmek biçiminde yaygınlık kazanmış olan sözün başında geçen mırın biçiminde Türkçe burun sözünün saklanmış olduğuna açık bir tanıktır Türk diyalektlerinde söz başındaki blerin ara sıra mye dönüştüğünü biliyoruz Bu olay daha çok burun seslerini içeren sözlerde göze çarpar Anadolunun birçok yerinde pınar bıŋar buŋar sözü munar muğar muhar biçimini almıştır Türkçe burun sözünün de çağdaş diyalektlerde murun olarak yaygınlık kazandığı göze çarpıyor Bu örnek mırın kırın etmek sözü bakımından ilginçtir Benim görüşüme göre bu söz burun kırın etmek biçiminden gelişmiştir Tietze Türkçe burun sözünü ele aldığı yazısında bu sözle kurulmuş deyimler arasında mırın kırın etmek deyimine yer vermemiştir )
- MİRKET ile/değil ÇİZGİLİ FİRAVUN FARESİ
- MIRMIR ile/||/<> ...
( sularımızda yaşayan bir yılan balığı türü R μουρμούρι Lithognatus mormyrus Pagellus mormyrus )
( ΜΟΥΡΜΟΎΡΙ / μουρμούρι )
- MIRNA ile/||/<> SIRNA ile/||/<> LNCRNA ile/||/<> CIRCRNA
( Kodlamayan RNA türleri. )
( Formül: 21-23 nt (miRNA) )
- MIRROR PRINTING[İng.] ile/||/<> TERS BASKI
( MIRROR PRINTING )
- MIRROR :/yerine AYNA
- MİRSÂD/MİRSAD[Ar. çoğ. MERÂSİD] ile MİRSÂT[Ar. çoğ. MERÂSÎ]
( Gözetme yeri. | İlk 3 sayısının başyazarı, Muallim Naci olan ve 26 Mart 1891'de yayımlanmış olan haftalık edebiyat dergisi. İLE Gemi demiri, lenger. )
- MYRON[İng.] / MYRCE'NE[Fr.] / MYRCEN[Alm.] ile/değil/yerine/= MİRSEN
- MIS/MANAGEMENT INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= YÖNETİM BİLGİ DÜZENİ
- MİS ile MİSK ile MİSO ile MİSK OTU ile MİS ÜZÜMÜ ile MİS SABUNU
- MİSAFİR[Ar.]/MİHMÂN[Fars.] ile KONUK
( KONUK, MİSÂFİR )
- MİSAFİR/LİK ile MİSAFİR ODASI ile MİSAFİR SALONU
- MİSAL ile ANİ ile ANINDA ile ANİDEN
( INSTANCE vs. INSTANT vs. INSTANTANTLY vs. INSTANTLY )
( وهله ile ماه کنوني ile لحضه ile آني ile آنا ile در دم )
( VELLEH ile MAH KONONY ile LAHZEH ile ANY ile ANA ile DAR DAM )
- Mİ'SÂL[Ar.] ile MİSÂL[Ar. < EMSÎLE]
( Ucu uzun ağaç, gelberi. İLE Örnek. | Masal. | Düş/rüyâ. | Benzer, andırır. | Yalnızca ilk harfi[fâsı], harf-i illet olan sözcük.[VASL, VÂİZ, YÜMÜN, MEYSÛR vb.] )
- MİSAL(İ) ile HESAB(I)
- MİS'AR/MİS'ÂR[Ar. < MESÂİR] ile Mİ'SÂR/Mİ'SAR/Mİ'SARA[Ar.]
( Ateş küsküsü, ateş karıştırmaya yarayan demir. İLE Mengene. )
- MİSBAH | SEBÛH | YÜZGEÇ ile/||/<> YÜZGEÇ
( Çoğunluk balıklarda bulunan yüzgeç ışınları ya da iskeletden yapılmış yapılarla desteklenen deri katlanmaları biyoloji Çoğunluk balıklarda bulunan yüzgeç ışınları ya da iskeletten yapılmış yapılarla desteklenen deri katlanmaları Haddeleme sırasında oluşan yüzey kusurlarından balık yüzgeci gibi çıkıntılı olanı Çoğunlukla balıklarda bulunan yüzgeç ışınları veya iskeletten yapılmış yapılarla desteklenen deri katlanmaları )
( FIN | FIN; OVERFILL )
( NAGEOIRE )
( FLOSSE )
- MİSBÂH değil/yerine/= KANDİL, ÇERAĞ, SABAH GİBİ LÂTİF, AYDINLIK
( )
- MİSDİYAGNOZ/MİSDİAGNOSIS[İng.] değil/yerine/= YANLIŞ TANI
- MİSEL ile/||/<> VEZİÜL
( Misel tek tabakalı küre İLE veziül çift tabakalı kabarcık. )
( Formül: Surfaktan İLE lipit )
- MISER vs. STINGY
- MİŞFER/MEŞFER[çoğ. MEŞÂFİR] ile ...
( Devenin sarkık dudağı. )
- MIŞIL MIŞIL (UYUMAK)
- MİTLER:
MISIR ile/ve/<> HİNT ile/ve/<> İBRÂNÎ ile/ve/<> YUNAN
( Varoluş'un öyküsünü anlatan/anlatır. İLE/VE/<> Gövdenin macerasını anlatan/anlatır. İLE/VE/<> Ruhun başına gelenleri anlatan/anlatır. İLE/VE/<> Aklın, aklî gelişimin ve akılsal ilke ile melekelerin öyküsünü anlatan/anlatır. )
- MISIR NİŞASTASI ile BUĞDAY NİŞASTASI
( CORN STARCH vs. WHEAT STARCH )
- MISIR TAKVİMİ ile/ve/||/<> ÖMER HAYYAM TAKVİMİ
( En dakik takvimler. )
- MISIR ile CİNMISIRI/CİNDARISI
( ... İLE Bir tür, ufak taneli mısır. )
- MISIR ile MISIR AVCISI ile MISIR KOÇANI ile MISIR UNU ile MISIR YAĞI ile GELİNCİK ile BOYNUZLU ile KÖŞE ile KÖŞE KESİMİ ile TEMEL TAŞI ile ÇAPRAZ ile KORNİŞ
( CORN vs. CORN CHANDLER vs. CORN COB vs. CORN MEAL vs. CORN OIL vs. CORN ROSE vs. CORNEOUS vs. CORNER vs. CORNER CUT vs. CORNERSTONE vs. CORNERWISE vs. CORNICE )
( ميخچه ile ذرت ile بلال ile غله ile علاف ile چوب ذرت ile آرد ذرت ile روغن ذرت ile گل شقايق ile شاخ مانند ile نبشي ile سه کنج ile نبش ile گوش ile کنج ile گوشه ile بريدگي گوشه ile آجر نبش ile از گوشه ile شرفه )
( MYKHCHEH ile ZARAT ile BELAL ile GHALEH ile ALAF ile CHUB ZARAT ile ARD ZARAT ile ROGHEN ZARAT ile GOL SHGHAYGH ile SHAKH MANAND ile NABASHY ile SEH KONJ ile NABASH ile GUSH ile KONJ ile GUSHEH ile BARYDEGY GUSHEH ile AJER NABASH ile AZ GUSHEH ile شرفه )
- MISIRBİLİMCİ ile MISIR BİLİMİ
( EGYPTOLOGIST vs. EGYPTOLOGY )
( مصرشناس ile مصرشناسي )
( مصرشناس ile MASRASHENASY )
- MISIR'DA:
42 EYALET ile/ve/<> 42 TANRI
- MISIRLI EBUBEKİR RATİP YALISI :
( Yeniköy, İstinye yolu üzerindeki 253 kapı No.lu tarihi yalı sahibinin ismi ile anılmaktadır. 20. yy. başlarında yaptırılan yalının bir kısmı Jak Kamhi'ye ait olup, yalı 2.373 m² lik bir bahçe içinde olup deniz kenarındadır. )
- MISIRLI FUAT BEY/BALTACIOĞLU YALISI :
( Yeniköy Köybaşı üzerinde olan yalı 18. yy. yapılmıştır. 1982 - 1985 yıllar arasında büyük onarım gördü. Yalı bilahare sahip değiştirmiş ve Mısırlı İhsan Bey yalının sahibi olmuş. Yalı (1970 - 1980) Borankay ailesine geçti. Daha sonra da yalının sahibi Mustafa Özkan oldu. Yalı Mısırlı Fuat Paşa ve Baltacıoğlu Yalısı olarak isimleri ile bilinmektedir. )
- MISIR/LIK ile MISIRCI/LIK ile MISIRLI ile MISIR UNU ile MISIR ÖZÜ ile MISIR FULÜ ile MISIR YAĞI ile MISIR EKMEĞİ ile MISIR ANASONU ile MISIR BAKLASI ile MISIR KALBURU ile MISIR PÜSKÜLÜ ile MISIR TURNASI ile MISIR YASEMİNİ
- MASK AMBRETTE[İng.] / MUSK AMBRETTE, MUSK AMBRÉNE[Fr.] / AMBRETTEMOSCHUS[Alm.] ile/değil/yerine/= MİSK AMBERİ
- MİSK KEDİSİ ile MALABAR MİSK KEDİSİ
( ZEBÂD ile ZEBÂD-I MALABAR )
- MASK KETONE[İng.] / PITMO KETONOWE, MUSC CÉTONE[Fr.] / KETONOMUSCHUS[Alm.] ile/değil/yerine/= MİSK KETON
- MİSK KOKUSU ile/ve/değil/yerine DOST KOKUSU
- MİSKAL[Ar. çoğ. MESÂKÎL] ile MISKAL
( Yirmidört kıratlık bir ağırlık ölçüsü. [yüz arpa ağırlığındadır][ondört kırat, bir şer'î dirhemin karşılığıdır] | 1.43 dirhemlik ağırlık ölçüsü. İLE Parlatan, cilâlayan âlet. | İnce, zarif bir hatip. )
- MISKAL ile MISKALA
- MİŞKÂT-ÜL-ENVÂR[Ar.] ile/||/<> MİSFÂT-ÜL-ESRÂR[Ar.]
- MİSKET ile CİCOZ
( ... İLE Cam ya da toprak bilyelerle oynanan çocuk oyunu. | Bu oyundaki bilyelerin her biri. | [argo] Hiç yok. )
- MİSKET ile MİSKET OYUNU ile MİSKET ÜZÜMÜ ile MİSKET ELMASI ile MİSKET DOMATES
- MİSKET[Fr. < Ar.] ile MİSKET[Fr. < İt.] ile BİLYE[İt. < BIGLIA]
( Hoş kokulu meyveleri nitelemek için kullanılır. İLE Bomba ve şarapnellerin içinde bulunan kurşun ya da demir tanelerin adı. | Bilye. )
- MİSKET ile ZEYBEK
( ... İLE Özellikle Batı Anadolu efelerine verilen ad. | Efelere özgü, yerel oyun ve bu oyunun müziği. )
- MİSKİN ile KÜLKEDİSİ
( Çok uyuşuk olan kişi. | Hoş görülemeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen kişi. | Cüzzam hastalığına tutulmuş olan kişi. | Âciz, zavallı. İLE Çok üşüyen, ateşin yanından ayrılmayan kişi. | Uyuşuk, miskin kişi. | Sakin, yumuşak, uyumlu kişi. | Pasaklı, görgüsüz kadın. )
- MİSKİN[Ar.]/ERMEGÜ[dvnlgttrk] değil/yerine/= YOKSU
( Allah'ta yok olan, fenafillah. )
- MİSKİNLER TEKKESİ ile/||/<> OSMANLILARDA CÜZZAMLI HASTALARIN BARINDIKLARI YERLER
( Osmanlılarda cüzzamlı hastaların barındıkları yerler )
- MİSKİNLEŞMEK ile MİSKİN/LİK ile MİSKİNCE ile MİSKİN HASTALIĞI ile MİSKİNLER TEKKESİ
- MİSKİN/LİK ile/ve/<> BEZGİN/LİK
- MİSL-İ MÜŞTEREK ile/||/<> COMMUN MULTIPLE[Fr.] ile/||/<> ORTAK KAT
( matematik )
( COMMUN MULTIPLE )
- MİSMA'/MİSMAA[Ar. < SEM | çoğ. MESÂMİ'] ile MİSMÂR[Ar. çoğ. MESÂMÎR]
( Kulak. | Hastanın, kalbini, göğsünü ve ciğerlerini dinlemeye yarayan âlet, siteteskop. | Kulaklık. İLE Çivi, mıh. | Kazık. )
- MISMIL ile/||/<> ...
( bıçakla kesilmiş boğazlanmış eti yenilebilen murdar olmayan hayvan mismil bismil bismil kesilmiş boğazlanmış hayvan bismillāh Hayvan keserken besmele çekildiği için bismil mismil mısmıl bıçakla kesilmiş hayvan anlamını almıştır Türkçe mısmıl biçimi benzeşme assimilation sonunda ortaya çıkmıştır )
( BISMILLĀH )
( BISMIL )
- MIŞMIŞ[Ar. < MİŞMİŞ] ile/||/<> KAYISI VEYA ZERDALİ
( kayısı veya zerdali Anadolu ağızlarında mişmiş olarak da geçer mişmiş maşmaş mişmiş an apricot de Arapçadan alınmıştır )
( MIŞMIŞ )
- MİŞMİŞ ile/||/<> ...
- MİSTİK GİZLİLİK ile/değil/yerine EZOTERİK GİZLİLİK
- MİSTİK ile/ve AŞKIN
- MİSTİK ile BULANIK
- MİSTİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EZOTERİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< FELSEFÎ
( Düzensiz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Düzenli. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Sürekli. )
( Aktarılmayan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Aktarılan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Paylaşılan. )
( [Su bulmak üzere] Kuyu/artezyen kazan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yeraltındaki akarsuyu bulan/bilen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Tüm suları, suların kaynağını sorgulayan/düşünen/arayan. )
- MİSTİK değil/yerine/= GİZEMCİ
- MİSTİK değil/yerine/= GİZEMLİ
- MİSTİK ile GNOSTİK
( Myster: Sır, Gizem. On: Kozmos, Varlık. Mysterion: Varlığın Gizemi. Mystic: Varlığın Gizemini Bilen )
( Gizemli. İLE İrfan Öğretisi(Hristiyan Gizemi olarak da geçer). )
( Mistik deneyim, gerçekliğin akıl-dışı ve doğrudan doğruya yaşanması demektir. )
( Mistik bilgi, hiçbir zaman salt gözlemle elde edilemeyen, ancak kişinin tüm benliğiyle olaya katılması sonucu yaşanan bilgi türüdür. )
( Mistik bilgiye ulaşmak demek, değişime uğramak ya da "bilmek", "değişmek" demektir. )
( MYSTIC vs. GNOSTIC )
- MİSTİK ile HİPNOTİK
- MİSTİK ile/ve MÂNEVÎ
( Aklımızın havalarını, arzu ve emellerini çıkarırsak, bu küre bizi kaldıramaz. )
- MİSTİK ile METAFİZİK
- MİSTİK değil/yerine TANIMLANAMAYAN ÖĞELER
- MİSTİK/LİK ile MİSKİN/LİK
- MİSTİSİZM ile SUFİZM
- MISTLETOE FAMILY[İng.] ile/||/<> LORANTHACEAE[Lat.] ile/||/<> ÖKSE OTUGİLLER
( Çalılar ya da ağaçlar üzerinde yarı parazit olarak yaşayan meyveleri tekli ve eriksi yapıda olup yapışkan bir madde ile kaplı olan her dem yeşil bitkiler )
( MISTLETOE FAMILY )
( LORANTHACEAE )
- MİSVÂK[Ar.] değil/yerine/= DİŞ FIRÇASI
( Ucu dövülüp fırça durumuna getirilen ve diş temizliğinde kullanılması, Müslümanlıkça sünnet olan bir tür ağaç çubuğu. )
- MİŞVEL ile/||/<> ORAK
( 1 Buğday ve arpayı biçmeğe yarayan sap kısmı ağaç ve ağız kısmı çentikli yarımay biçiminde çelikten oluşan tarım aracı Akçaşar Yalvaç Isparta 2 Ağız kısmı keskin ve çentiksiz olan orak tipi Beyköy Şarkikaraağaç Isparta Derekuşçulu Görele Yenikent Aksaray Niğde Hadım Konya Kırklareli biyoloji Az orag orak Blk orak orak orak urak urak orak orak tırpan kol orak orak çalgı orak tırpan Kaça orgak Tub orgok Halaççada hōğrāx dichel biçimi geçer OT orğak Eski Kıpçakçada ise orak olarak geçer Türkçe or biçmek kökünden ğak ekiyle kurulmuştur or ğak orak Bu ekin başındaki ğ diyalektlerin büyük bir bölümünde düşmüştür Orta Türkçede baştar da orak olarak geçer Argu alanında kullanılan baştar bir hap leg olarak büyük bir olasılıkla yerleşik bir kültür ulusunun dilinden kalma alıntıdır Baştarın orğaktan farklı özel bir orak olduğu anlaşılıyor Kökenini açık olarak bilmiyoruz Soğdcada buna benzer bir söz geçmediği anlaşılıyor Halaççada da baştara rastlanmamıştır Clauson ED 378a Doerfer CAJ 3741 Çuvaşlar orağa śurla adını verirler Bang Sb der Heidelberger Akademie der Wissenschaften Phil hist Kl 1918 12 Abh 8 bu adın ör yor kökünden geldiğini ortaya atmıştır Egorov ÊS 221 bu sava katılmamıştır Onun yaptığı açıklama da olanaksızdır Wichmann Çuvaşça śurlayı śur Türkçe yar kökünün bir türevi olarak açıklamıştır Gombocz BTLw 163 bu açıklamayı benimsememiştir Räsänen TLT 198 śurlanın çarlaktan geldiğini düşünmüş daha sonra V 99100 bu açıklamasını yenilemiştir Ligeti TörK 4445 onun bu açıklamasına katılmamış śurlayı Çuvaşça śur Türkçe yar kökünün bir türevi olarak değerlendirmiştir 448449 Çuvaşça śurla Macarcaya sarló olarak geçmiştir )
( FAUX )
( ORAG[Az.]~ORAK[Tkm.]~ORAK[Nog.]~ORAK[Kklp.]~URAK[Tatk.]~URAK[Bşk.]~ORAK[Kzk.] )
- MİSYON[İng. < MISSION] değil/yerine/= EREK, BEKLENTİ, GENİŞ SORUMLULUK, ÖZ NİYET, ÖZ GÖREV
- MİT ile/ve/<> KUTSAL/LIK
- MİT ile/ve/||/<>/> LEJANT
( ... @@ Zamanla biçim değiştirmiş tarih olayı. | Para ve madalyon gibi şeyler üzerindeki yazı. )
- MİT ile/ve TARİH ÖNCESİ
- MİTİK TANRI İNANCI ile/ve PSİKOLOJİK TANRI İNANCI ile/ve TEOLOJİK TANRI İNANCI
( Halkın. İLE/VE "Aydın"ların. İLE/VE Teslim olanların. )
( TAGALOA: Söylencelerindeki en yüce tanrı. )
- MİTİNG[İng. < MEETING] değil/yerine/= BULUŞMA/TOPLANTI
( Gösteri amacıyla ya da bir olaya dikkati çekmek için, genellikle açık yerlerde yapılan, herkesin katılabileceği toplantı. )
- MİTİNG ile MİTİNGCİ/LİK
- MİT/LER ile/ve DİN/LER
- MİTOLOJİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DİN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> FELSEFE ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BİLİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/> "GERÇEK ÖTESİ/POST TRUTH"
( [yerini ...]
Din aldı. @@ Felsefe aldı. @@ Bilim aldı. @@ "Gerçek ötesi" aldı. @@ ... )
- MİTOLOJİ ile/ve EFSANE ile/ve DESTAN
( İnsan ile insanüstü arasındaki ilişkileri konu alan anlatı. İLE/VE İnsanüstü varolanların yapıp-etmelerini konu alan anlatı. İLE/VE Bir kişinin olağanüstü kahramanlıklarını konu kılan anlatı. )
( Efsaneler varlık üzerine soru sorarak aşılır. )
- MITOSIS ile/||/<> MEIOSIS ile/||/<> BINARY FISSION
( Farklı hücre çoğalma yolları. )
( Formül: 2n → n (meioz) )
- MİTOZ[Fr. < AMITOSE]/KARYOKİNEZ[Fr. < CARYOCINESE] ile AMİTOZ[Fr. < AMITOSE]
( Çok gözeli canlılarda gözenin belirli evrelerden geçerek çoğalması. İLE Amip, akyuvar ve bazı bakterilerde göze bölünmesi yoluyla olan çoğalma. )
- MİTOZ BÖLÜNME:
HAYVAN GÖZESİNDE/HÜCRESİNDE ile/ve/||/<> BİTKİ GÖZESİNDE/HÜCRESİNDE
(
)
- MİTOZ BÖLÜNMEDE:
PROFAZ[BAŞLANGICI > PROFAZ SONU] ile/ve/<>/> METAFAZ ile/ve/<>/> ANAFAZ ile/ve/<>/> TELOFAZ
(
)
- MİTOZ[İng. MITOSIS] ile/||/<> ANAFAZ[İng. ANAPHASE] ile/||/<> METAFAZ[İng. METAPHASE] ile/||/<> MOKAİSİZM[İng. MOSAICISM] ile/||/<> SOMATİK HÜCRE (VÜCUT HÜCRESİ)[İng. SOMATIC CELL]
( Ökaryot gözelerin tipik çekirdek bölünmesi. Kopyalanarak sayısı iki katına çıkmış olan kromozomlar profaz, metafaz, anafaz ve telofaz safhalarını geçirdikten sonra bölünerek diploit sayıda kromozom kapsayan iki oğul çekirdeğe ayırılır. @@ Hayvan ya da bitki gözelerinin bölünme evresi. Bu evrede iğ iplikleri kardeş kromatitlerin kinetokor bölgelerine tutunur, kardeş kromatitler gözenin zıt kutuplarına doğru hareket etmeye başlar. Bu evre mitozun en kısa evresidir ve genellikle birkaç dakika sürer. @@ Hem mitoz, hem mayoz bölünmede görülen bir evredir. Bu evrede kromozomlar gözenin metafaz düzleminde toplanırlar. Profaz evresinde oluşan mikrotübüllerk inetekorlara tutunurlar. @@ Tek bir zigottan gelen, mitoz sırasında genetik materyalin yanlış dağıtılması ya da deneysel manüpilasyon nedeniyle farklı genotiplerdeki iki ya da daha fazla göze populasyonunun bir organizmada bulunması durumu. @@ Vücuttaki üreme ile direkt ilgisi olmayan gözeler. Bitki ve hayvan gözelerinde çoğu göze somatik göze. Mitoz ile ürerler ve diploit sayıda kromozomları vardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MİTRAL ile MİTRAL DARLIĞI ile MİTRAL HÜCRELER ile MİTRAL KAPAKÇIĞI ile MİTRAL YETERSİZLİK
- Mİ'VEL[çoğ. MAÂVİL] ile ...
( Taşları, kayaları parçalamaya yarayan sivri kazma, külünk. )
- MIXED SUFFIX, PRONOMINAL SUFFIX[İng.] ile/||/<> SUFFIXE MIXTE, SUFFIXE PRONOMINAL[Fr.] ile/||/<> VERMISCHTES SUFFIX, PRONOMINALES SUFFIX[Alm.] ile/||/<> İLGİ EKİ
( Bağlantı kavramı veren ek Türkçede bu kavram ad veya ad görevli sözcüğe ki ekinin bağlanmasıyle sağlanır Bu ek ünlü uyumlarına aykırı düşer ve çok defa kalma durumuyle kalıplaşır Evdeki odadaki sokaktaki benimki seninki onunki yukarıki öteki beriki deminki şimdiki bizimkisi dünkü o günkü öbürkü üçününkü bugünkü örneklerinde olduğu gibi )
( MIXED SUFFIX, PRONOMINAL SUFFIX )
( SUFFIXE MIXTE, SUFFIXE PRONOMINAL )
( VERMISCHTES SUFFIX, PRONOMINALES SUFFIX )
- MIXER[İng.] ile/||/<> MIXER[İng. < MIXER] ile/||/<> MIKSER[İng. < MIXER]
( Çırpıcı )
( MIXER )
- MİYÂH-İ MADENİYE | MADEN SUYU ile/||/<> MADEN SUYU
( İçinde erimiş durumda mineral tuzları ya da gazlar bulunan ve bir kaynaktan çıkan içme suyu İçinde çözünmüş olarak değişik nitelik ve nicelikteki mineral tuzlarını ya da kimi gazları içeren ve bu nedenle kendine özgü tadı olan su İçerisinde çözünmüş bulunan madde miktarı toplam 250 ppm den az olmayan su doğal mineral su )
( MINERAL WATER )
( EAU MINÉRALE )
( MINERALWASSER )
- MİYAR | AYIRAÇ ile/||/<> AYIRAÇ
( Özdeklerin kimyasal çözümlemelerle bulunmaları ve belirlenmelerinde aracı olan özdekler Örn çöktürücüler çözücüler yükseltgen ve indirgenlerle renk oluşturanlar kimya Belirli bir kimyasal tepkimenin olmasını sağlayan özdek Belirli bir kimyasal tepkimenin olmasını sağlayan tepkin Belli bir tip üzere yapılmış ölçü belirgin özellik nitelik nicelik ve değerin belirli ölçüsü Nesneleri bileşime ya da ayrışıma uğratarak niteliklerini belirtmede kullanılan özdek diskriminant )
( REAGENT | CRITERION )
( RÉACTIF | CRITÉRIUM )
( REAGENZ | REAGENS, ZUSATZMITTEL )
- MİYÂR ile MİHEKK/MİHENK/MEHENK
( Değerli madenlerde, yasanın istediği ağırlık, saflık ve değer deresini gösteren ölçü. | Ölçüt, ölçü. | [kimya] Ayraç. İLE Altın ya da gümüşün ayarını anlamaya yarayan taş. | Birinin, değerini, ahlâkını anlamaya yarayan şey, ölçü, araç. )
- MİYELİN KILIF ile/||/<> ÇIPLAK AKSON
( Bir sinir lifini (akson) saran yalıtkan yağ kılıfıdır; sinir sinyalinin, kılıftaki boğumlar arasında sıçrayarak çok daha hızlı ilerlemesini sağlar. @@ Miyelin kılıfı olmayan sinir lifidir; sinyal boyunca sürekli ama daha yavaş ilerler. İlkinde iletim sıçramalı ve hızlı, ikincisinde sürekli ve yavaştır. )
( Formül: Ranvier ~ sürekli )
- MİYELİN KILIF ile/||/<> RANVİER BOĞUMU
( Miyelin yalıtkan, Ranvier iletken bölge )
( Formül: Schwann/Oligodendrosit İLE Na⁺ kanal yoğunluğu )
- MİYELİN[İng. MYELIN] ile/||/<> MEZAKSON[İng. MESAXON] ile/||/<> SCHWANN HÜCRESİ[İng. SCHWANN CELLS]
( Beyindeki destek gözeleriyle çevresel sinir sistemindeki Schwann gözelerinin zarlarından özelleşmiş yağımsı yumuşak bir katman. Sinir liflerinin çevresini saran ve elektriksel açıdan onları yalıtan bir kın oluşturur. @@ Miyelinli nöronlarda aksonu çevreleyerek miyelin kılıfı oluşturan Schwann göze zarlarının karşılaştıkları yerde oluşturdukları yapı. Schwann göze zarlarının ilk karşılaştıkları yer "iç mezakson", son karşılaştıkları yer "dış mezakson" olarak isimlendirilir. @@ Çevresel sinir sisteminin gliyal gözesi. Görevi aksonları çevrelemek. 2 tiptir: miyelinleyen ve miyelinlemeyen. Miyelinleyici Schwann gözeleri çevreledikleri aksonlarının etrafını miyelin halkalarıyla kuşatırlar. Bu halkalarla çevrili sinir liflerine "miyelinli sinirler" denir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MİYELİN ile/||/<> RANVİER BOĞUMU
( Miyelin yalıtkan kılıf, Ranvier iletim noktasıdır )
( Formül: Yalıtım İLE atlama noktası )
- MIYMINTI/LIK ile MİSKİN/LİK[Ar.]
( Kişinin sabrını tüketecek derecede yavaş ve mızmızca iş gören. İLE Çok uyuşuk olan. | Hoş görülmeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen. | Âciz, zavallı. | Cüzzam hastalığına tutulmuş olan. )
- MİYOKARD ENFARKTÜSÜ ile/||/<> ANGİNA PEKTORİS
( Kalp kasına giden kan akışının tamamen kesilmesi sonucu oluşan kalp krizi. İLE/||/<> Kalp kasına giden kan akışının geçici olarak azalması sonucu oluşan göğüs ağrısı. )
- MİYOKARD[İng. MYOCARDIUM] ile/||/<> KARDİYAK ARREST[İng. CARDIAC ARREST] ile/||/<> KARDİYOLOJİ[İng. CARDIOLOGY] ile/||/<> MİYOKARD İNFARKTÜSÜ[İng. MYOCARDIAL INFARCTION] ile/||/<> MİYOKARDİT[İng. MYOCARDITIS]
( Omurgalılarda yalnızca kalpte bulunan üç ana kas türünden biridir. Kalp kası olarak da bilinir. Miyokard yani kalp kası, sarkomer olarak bilinen kontraktil birimlere sahip olması bakımından başka bir ana kas türü olan iskelet kasına benzer; ancak kalp kasının bu özelliği onu üçüncü kas tipi olan düz kastan ayırır. Kalp kasının ritmik bir biçimde kasılması, kalbin kalp pili görevi gören sinoatriyal düğümü tarafından düzenlenir. @@ Kardiyak arrest ya da yaygın adıyla kalp durması, kalbin kan pompalama işlevini yerine getirememesidir. Daha ayrıntılı olarak kardiyak arrest miyokardın sistol ve diastol işlemlerini yerine getirememesi olarak tanımlanır. Tıpta kardiyak arrestin beklenmediği durumlarda gerçekleşmesi ise akut kardiyak arrest (İng: "Sudden Cardiac Arrest") olarak isimlendirilir. Miyokard yani kalp kası sistol (kasılma) ve diastol (gevşeme) işlemlerini yerine getiremediği için kalp işlevini yitirir. Kalbin işlevini yitirmesi durumunda organlara kan pompalanamaz. Kardiyak arrest geçiren bir hastanın kalp ritmini geri getirmek için hastaya kardiyopulmoner resüsitasyon yani kalp masajı ve defibrilasyon uygulanır. @@ Kardiyoloji, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarını inceleyen bilim dalıdır. Öncelerinde iç hastalıkları (dâhiliye) bölümünün alt dalı olan kardiyoloji, günümüzde ayrı bir anabilim dalıdır. Bu alanda uzmanlaşmış doktorlara kardiyolog adı verilir. Kardiyoloji biliminin incelediği ve tedavi etmek için çalıştığı hastalıklardan bazılarını; koroner arter hastalığı, kalp ritim bozuklukları, inflamatuar kalp hastalığı, kalp yetmezliği, perikardit, miyokardit, trisküspit stenozu, aort yetmezliği ve miyokart enfarktüsü biçiminde sıralayabiliriz. Ekokardiyografi, elektrokardiyografi, kardiyak kateterizasyon ve miyokart perfüzyon sintigrafisi gibi teşhis yöntemleri kardiyovasküler hastalıkların tanısında kullanılır. @@ Miyokard infarktüsü ya da yaygın adıyla kalp krizi, kalbe kan akışının azalması ya da engellenmesi sonucunda gelişen, ölümle sonuçlanabilecek patolojik durumdur. Tüm organlar gibi kalbin de düzgün çalışabilmesi için oksijen ve besin kaynağına ihtiyacı vardır. Koroner arterler olarak bilinen kan damarları kalp kasının (miyokardın) yüzeyinde bulunur, ve kalbe oksijenli kan sağlar. İşte bu koroner arterlerden biri tıkandığında ve kalbe kan akışı sağlanamadığında kalp krizi meydana gelir. @@ Çeşitli sebeplerden ötürü miyokardın iltihaplanmasıdır. Miyokard ya da kalp kası, kalbin büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Kalp kası da diğer kaslar gibi iltihaplanabilir. Kalp kası iltihabı belirtileri hemen görülmeyebilir. İlk başlarda belirtiler diğer hastalıklara benzeyebilir. Genelde belirtiler grip ve zatürre gibi hastalıklara benzer. Kalp kası iltihabının belirtilerinden bazılarını şu biçimde sıralamak mümkündür:
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MİYOKARDİT ile/||/<> ENDOKARDİT
( Kalp kasının yangılanması. İLE/||/<> Kalp iç zarının yangılanması. )
- MİYOKARDİT ile/||/<> PERİKARDİT
( Kalp kasının yangılanması. İLE/||/<> Kalp zarının yangılanması. )
- MİYOP" (YÜZLÜ) ile/değil MİNYON (YÜZLÜ)
- MYOSIN[İng.] / MIOZYNA[Fr.] / MYOSIN[Alm.] ile/değil/yerine/= MİYOSİN
- MİZAÇ ve/<>/>/< İTİDAL
- MİZAÇ(HASLET) ile/ve KARAKTER
( Doğuştan gelen özellikler. İLE/VE Sonradan oluşan kişisel özellikler. )
( Kişiler, iyi öğrenciler gibi, karakterlerini, açıklıkla ve devamlılıkla geliştirmelidir. )
( ĞARîZİTU'T-TAB ile/ve MUKTESEBETUN TUTBE' LEHA )
( TEMPERAMENT/DISPOSITION vs./and CHARACTER )
- MİZÂC ile/ve/<> MEŞREB
( 12 çeşit. İLE/VE/<> 36 çeşit. )
- MİZÂC-I VAKTE VÂKIF OLMAK ve/||/<> KEYFİYET-İ HÂLE ÂRİF OLMAK
- MİZACI ile/değil MİZAHI
- MİZAH ile MİZAHİ ile MİZAHÇI ile MİZAHSIZ ile ESPRİLİ ile ESPRİLİ BİR ŞEKİLDE ile KOMİKLİK
( HUMOR vs. HUMORAL vs. HUMORIST vs. HUMORLESS vs. HUMOROUS vs. HUMOROUSLY vs. HUMOROUSNESS )
( خلط ile لطيفه ile خلطي ile لطيفهگو ile فکاهي نويس ile لطيفه گو ile بي مزاح ile شوخي آميز ile ظريف ile فکاهي ile خوش مزه ile بشوخي ile شوخ طبعي )
( KHALT ile LATYFAH ile خلطي ile LATYFANPEHGO ile FEKAHY NOYS ile LATYFAH GO ile BEY MOZAH ile SHOOKHY AMYZ ile ZARYFE ile فکاهي ile KHOSH MAZEH ile بشوخي ile SHOOKH TABY )
- MÎZÂN ile/||/<> LIBRA, LIB (LIBRAE), BALANCE[İng.] ile/||/<> BALANCE[Fr.] ile/||/<> WAAGE[Alm.] ile/||/<> TERAZİ[Fars. < TERÂZŪ]
( Bir takımyıldızın ve bir burcun adı Terazi takımyıldızı Terazi burcu )
( LIBRA, LIB (LIBRAE), BALANCE )
( BALANCE )
( WAAGE )
- MİZÂN ile/||/<> TERAZİ ile/||/<> TERAZİ[Fars. < TERÂZŪ]
( Vücudun asılarak ya da dayanarak yere koşut bulunduğu denge duruşu terezi III Tahta yapılarda duvarların dik çıkıp çıkmadığını anlatmakta kullanılan araç Kuzköy Akkuş Ordu terezi III Yukarıkaşıkara Yalavç Isparta kimya Az tǝrǝzi terezi taraza tarazı Tel terezi tarāzū a balance scale weight Az tǝrǝzi terezi taraza tarazı Tel terezi tarāzū a balance scale weight )
( BALANCE )
( WAAGE )
( TARĀZŪ )
( TƎRƎZI[Az.]~TEREZI[Tkm.]~TARAZA[Krg.]~TARAZI[Kzk.]~TEREZI[Tel.] )
- MİZAN ile/ve USÛL/YÖNTEM
- MİZANA[İt. < MEZANA] ile/||/<> ...
( üç direkli yelken gemisinin arka direği İtal Venedik mezána mizzen sail )
( MEZANA | MEZÁNA )
- MİZANA[İt.] değil/yerine/= ARKA DİREK
( Üç ya da daha çok direği bulunan yelkenli gemilerde, arka direk. )
- MİZANPAJ[Fr.] değil/yerine/= SAYFA DÜZENİ
- Mİ'ZER[Ar. < MEÂZİR] ile MİZHER[Ar. < MEZÂHİR]
( Peştemal, futa. İLE Ut. )
- MIZIKA SESİ ile/ve AKORDİYON/AKORDEON SESİ
- MIZIKA ile/||/<> AĞIZ KOPUZU
- MIZIKA[İt.] ile/ve/değil/<> HAMUS
( Bando. | Armonika. İLE/VE/DEĞİL/<> Yakutistan'da, Şamanlar'ın çaldığı mızıka. )
- MIZIKA ile MIZIKACI/LIK ile MIZIKALI
- MİZMÂR ile ...
( OBUA )
- MIZMIZ/LIK ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> BASKIN/LIK / BASKICI/LIK
- MIZMIZ/LIK (FELSEFE) ile/değil/yerine FELSEFE
- MIZRAK" ile/||/<>/> "ÇUVAL"
( Mızrak, çuvala sığmıyor/sığmadı/sığmaz. )
- MIZRAK[Ar.] ile/||/<> HARBE
( Uzun saplı ve sivri demir uclu silah. @@ Kısa mızrak. | Harbi. )
- MIZRAK değil/yerine/= KARGI/CIDA
- MIZRAK ile MIZRAKÇI
( LANCE vs. LANCER )
( نشتر زدن ile نيزه ile ضربت نيزه ile نيزه انداز ile نيزه زن )
( NESHTAR ZADAN ile NEYZAH ile ZARBAT NEYZAH ile NEYZAH ANDAZ ile NEYZAH ZAN )
- MIZRAKSI YAPRAK = VARAK-I RUMHÎ = FEUILLE LANCÉOLÉE
- MIZRAP[Ar.]/TEZENE[Fars. :Kırbaç.]/PENA[Lat.] değil/yerine/= ÇALGIÇ
- MIZRAP ile MIZRAPLI
- MIZRAPLI ile/ve ŞELPE[ŞERPE değil!]/GUKKUK BOĞAZI
( ... İLE/VE Tellerin parmak çekişleriyle seslendirilmesi. )
( ... İLE/VE Bam telinin olmaması gereklidir. )
( ... con/e PİTSİKATO )
- SYSTÈME MKS[Fr.] ile/değil/yerine/= MKS BİRİM SİSTEMİ
- MKS SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= MKS DİZGESİ
- MKS-SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= MKS SİSTEMİ
- ML/MACHINE LEARNING[İng.] değil/yerine/= MAKİNE ÖĞRENME
- MM-HMM :/yerine HI HI (ONAYLAMA)
- MMD/MEDICAL MONİTORING DEVICE[İng.] değil/yerine/= TIBBİ İZLEME AYGITLARI
- MME. ELMASYAN SAHİLHANESİ/ ELA SOYUER KONAK :
( Sarıyer vapur iskelesi karşısındadır. İlk sahibe MME Elmasyan'dır. Bilahare el değiştirmiş ve Orhan Sokullu'ya geçmiştir. Son sahibi ile Ela Soyuer'dir. Baba Ahmet Soyuer, beş yaşındaki kızına bu yalıyı satın almış ve ismini de "E. Soyuer Konak" koymuştur. )
- MMS/MODEL MANAGEMENT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= MODEL YÖNETIM SİSTEMİ
- M-N-O:
MISIR ile/ve/||/<>/> PROTOSINAİTİK ile/ve/||/<>/> FENİKE ile/ve/||/<>/> ERKEN YUNAN ile/ve/||/<>/> KLASİK YUNAN ile/ve/||/<>/> LATİN
(
)
- MOBIL/MOBILE[İng.] değil/yerine/= DEVİNIMLİ 2.TAŞINABİLİR 3.GEZİCİ
- MOBİLOM[İng. MOBILOME] ile/||/<> PLAZMİD[İng. PLASMID] ile/||/<> PROFAJ[İng. PROPHAGE] ile/||/<> TRANSPOZON[İng. TRANSPOSON]
( Organizmalarda genetik çeşitliliğin üretimi için başlıca yardımcı unsurlar olan, hareketli genetik öğeler bütünü. Ökaryotlarda transpozon adı verilen hareketli parçacıklar mobilomları oluştururken, prokaryotlarda profajlar ve plazmidler önemli mobilomlar. Mobilomlar, bakteriyel genomların evriminde temel roldedirler ve yatay gen aktarımının esas yapısıdırlar. Bu hareketli öğeler, bakteriyofajları, plazmidleri, integronları, genomik adaları, transpozonları ve insersiyon dizilerini içerir. @@ Kendi kendini eşleyebilen kromozomdan ayrı bir DNA parçasıdır. Tipik olarak dairesel ve çift sarmallıdır. Prokaryotların genetik materyali bu şekildedir. @@ Bakteri kromozomuna yerleşmiş faj DNA'sıdır. @@ DNA sentezi ve transpoz içeren bir mekanizma tarafından genomun içinde hareket eden uzun bir mobil DNA elemanı. Kromozomlar üzerinde rastlantısal olarak sıçrayabilen ve yer değiştirebilen yapılar. Genetik çeşitliliğe büyük katkı sağlarlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MOBİLYA ile/||/<> MEUBLE[Fr.] ile/||/<> MÖBEL[Alm.] ile/||/<> MOBİLYA[İt. < MOBILIA]
( Oturma yemek yeme çalışma yatma vb işleri yapmamızda kolaylık ve rahatlık sağlayan taşınabilir büyükçe eşyalara verilen genel ad )
( MEUBLE )
( MÖBEL )
( MOBILIA )
- MÖBİUS ŞERİDİ ile/ve KLEIN ŞİŞESİ
- MÖBİUS TRANSFORMATION ile/||/<> LİNEAR FRACTİONAL
( Möbius (az+b)/(cz+d), linear fractional aynı. )
( Formül: Complex projective İLE rational )
- MOD ile/||/<> MEDYAN
( Mod en sık değer İLE medyan ortanca değerdir )
( Formül: En çok tekrar İLE sıralı orta )
- MODA ile MODA TASARIMCISI ile MODAYA UYGUN ile MODA ile MODAYA UYGUNLUK
( FASHION vs. FASHION DESIGNER vs. FASHIONABL vs. FASHIONABLE vs. FASHIONABLENESS )
( مدي ile مد ile مدساز ile مدروز ile شيک ile شيکي )
( مدي ile MAD ile MADSAZ ile MADROZ ile SHYK ile SHYKY )
- MODA ile/ve/||/<> MODERN
- MODACI ile MODACI
( COUTURIER vs. COUTURIERE )
( زن خياط ile زنانه دوز )
( ZAN KHYAT ile ZANANEH DOZ )
- MODE OF PRODUCTION[İng.] ile/||/<> ÜRETİM BİÇİMİ
( 1 Üretimin örgütlenme ve yürütülme tarzı 2 Toplumsal üretim ilişkilerinin kendine özgü biçimiyle belirlenen ve üretici güçlerin belli bir düzeyine karşılık gelen temel iktisadi örgütlenme tarzı ya da aşaması )
( MODE OF PRODUCTION )
- MODEL | KALIP | ÖRNEK | MODÉLE[Fr. < MODÈLE] ile/||/<> MODEL ile/||/<> MODEL[Fr. < MODÈLE]
( F formülü I yorumu altında doğru ise I yorumu F formülü için bir modeldir formülün modeli kukla İki veya daha fazla değişken arasındaki ilişkiyi cebirsel terimlerle ifade eden bir matematiksel yapı )
( MODEL )
( MODEL | MODÈLE )
( MODEL )
- MODEL[Fr.]/MOSTRA[İt.] değil/yerine/= ÖRNEK/KÖZ
( Örnek. | Bir özelliği olan nesne ya da kişi. | Bir sanatçıya poz veren kişi. | Biçim. | Örnekleri içinde toplayan dergi. | Tip. | Benzer. | Örnek alınmaya değer kişi ya da şey. | Manken. )
- MODEL THEORY ile/||/<> PROOF THEORY
( Model theory yapıların semantiğini incelerken İLE proof theory ispat sistemlerinin syntax analizini yapar )
( Formül: First-order structure )
- MODEL ile/||/<> BİYOKÜLTÜREL EVRİM[İng. BIOCULTURAL EVOLUTION] ile/||/<> CİNSEL YAMYAMLIK[İng. SEXUAL CANNIBALISM] ile/||/<> DAİSYWORLD MODELİ[İng. DAISYWORLD MODEL] ile/||/<> ESCHERİCHİA COLİ
( Gerçek sistemlerin soyut ve basitleştirilmiş hali. @@ Doğal seçilimin etkilerinin kültürel buluşlardan etkilendiğini söyleyen insan evrimi modeli. Kültür biyolojik olmayan adaptasyonlar sayesinde çevresel stresi azaltabilir ve evrime yön verebilir. Bu durumda potansiyel olarak strese karşı evrimleşmeyi azaltır. @@ Bir canlının çiftleşme sırasında, öncesinde ya da sonrasında partnerini yemesi davranışı. Genelde dişi örümceğimsilerde görülür. Farklı canlılarda evrimsel süreçte birbirinden bağımsız olarak ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu sebeple açıklanması için farklı modeller geliştirilmiştir. @@ Lovelock, sıcaklığın düzenlenmesi için biyosferin kasti eyleminin gerekli olmadığını eleştirmenlerine ispatlamak için Daisyworld modelini geliştirdi; bunun yerine doğal seçilimin işlemesinin sıcaklık düzenleme görevini yerine getirmek için yeterli olduğunu söyledi. @@ Genomu tamamiyle dizilmiş bir gram negatif bakteri. Prokaryotların incelenmesi için model organizmalardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MODEL[Fr. < MODELE] ile KALIP[Ar. < KÂLİB]
( Resim, heykel vb. yapılırken baka baka benzetilmeye çalışılan nesne ya da kişi, örnek. | Bir özelliği olan nesne ya da kişi. | Biçim. | Giysi örneklerini içinde toplayan dergi. | Otomobil vb.nde tip. | Benzer. | Örnek olmaya değer kimse ya da şey, örnek, paradigma. | Manken. | Tasarlanan ürünün tanıtım ya da deneme amacıyla üretilen ilk örneği, prototip. İLE Bir şeye biçim vermeye ya da eski biçimini korumaya yarayan araç. | Biçki modeli, patron. | Genellikle küp biçiminde yapılan. | Gösterişli görünüş. | Biçim, durum. | Yenilikten uzak, özgün olmayan. )
- MODEL yerine MANKEN
- PATTERN[İng.] / MODELE[Fr.] / MODELL[Alm.] ile/değil/yerine/= MODEL
- MODELİ ELE ALAN DÜZEN ile/ve GÖZLEMİ ELE ALAN DÜZEN
( THE SYSTEM WHICH CONSIDERS THE MODEL vs./and THE SYSTEM WHICH CONSIDERS THE OBSERVATION )
- MODEL/LİK ile MODELCİ/LİK ile MODELİST ile MODEL SALONU
- MODERATE :/yerine ILIMLI
- MODERN BİLİM ile/ve/değil/yerine ÇAĞDAŞ BİLİM
- MODERN BİLİM ile/ve/değil YENİ DOĞA FELSEFESİ
( COLINGWOOD'un DOĞA TASARIMI adlı kitabını da okumanızı salık veririz. )
- MODERN vs. CONTEMPORARY
- MODERN DÜŞÜNÜŞ/ANLAYIŞ/YAKLAŞIM ile/ve/değil/yerine/> POSTMODERN DÜŞÜNÜŞ/ANLAYIŞ/YAKLAŞIM
( "Ya, ya da" ilkesiyle/yaklaşımıyla. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> "Hem, hem de ve Ne, ne de" ilkesiyle/yaklaşımıyla. )
- MODERN PHYSICS[İng.] ile/değil/yerine/= MODERN FİZİK
- MODERN GELENEK ile/ve KLASİK GELENEK
( Hareket esastır. İLE/VE Sükûn esastır. )
- MODERN MANTIK ile/||/<> ÇAĞDAŞ MANTIK
( çağdaş mantık mantık 6 )
- MODERN (OLMAK) değil/yerine UYGAR OLMAK
- MODERN PERİYODLAR TABLOSU -79921
(
1,088 H 1 |
1A 2A |
8A 7A |
4,005 He 2 | ||||||||||||||
6,94 Li 3 |
9,0122 Be 4 |
10,811 B 5 |
12,011 C 6 |
14,007 N 7 |
15,999 O 8 |
18,998 F 9 |
20,183 Ne 10 | ||||||||||
22,990 Na 11 |
24,312 Mg 12 |
3B |
4B |
5B |
6B |
7B |
8B |
8B |
8B |
1B |
2B |
26,982 Al 13 |
28,086 Si 14 |
30,974 P 15 |
32,064 S 16 |
35,453 Cý 17 |
39,95 Ar 18 |
39,10 K 19 |
40,08 Ca 20 |
44,956 Sc 21 |
47,9 Ti 22 |
50,94 V 23 |
51,996 Cr 24 |
54,94 Mn 25 |
55,847 Fe 26 |
58,933 Co 27 |
58,71 Ni 28 |
63,54 Cu 29 |
65,37 Zn 30 |
69,72 Ga 31 |
72,59 Ge 32 |
74,922 As 33 |
78,96 Se 34 |
79,91 Br 35 |
83,90 Kr 36 |
84,47 Rb 37 |
87,62 Sr 38 |
88,905 Y 39 |
91,22 Zr 40 |
92,91 Nb 41 |
95,94 Mo 42 |
(99) Tc 43 |
101,07 Ru 44 |
102,9 Rh 45 |
106,4 Pd 46 |
107,88 Ag 47 |
112,4 Cd 48 |
114,82 In 49 |
118,69 Sn 50 |
121,75 Sb 51 |
127,6 Te 52 |
126,9 I 53 |
131,3 Xe 54 |
132,9 Cs 55 |
137,34 Ba 56 |
Latanitler 57-71 |
178,49 Hf 72 |
180,95 Ta 73 |
183,85 W 74 |
186,2 Re 75 |
190,2 Os 76 |
192,2 Ir 77 |
195,09 Pt 78 |
196,967 Au 79 |
200,59 Hg 80 |
204,37 Tý 81 |
207,19 Pb 82 |
208,98 Bi 83 |
(210) Po 84 |
(210) At 85 |
(222) Rn 86 |
(223) Fr 87 |
(227) Ra 88 |
Akitinitler 89-103 |
(260) Ku 104 |
Unt 105 |
Unh 106 |
Uns 107 |
108 |
Une 109 |
|||||||||
138,91 La 57 |
140,12 Ce 58 |
140,91 Pr 59 |
144,24 Nd 60 |
145 Pm 61 |
150,35 Sm 62 |
151,96 Eu 63 |
167,25 Gd 64 |
158,92 Tb 65 |
162,5 Dy 66 |
164,93 Ho 67 |
167,26 Er 68 |
168,93 Tm 69 |
173,04 Yb 70 |
174,97 Lu 71 | |||
(227) Ac 89 |
140,12 Th 90 |
(291) Pa 91 |
238,03 U 92 |
(237) Np 93 |
(244) Pu 94 |
(243) Am 95 |
(247) Cm 96 |
(247) Bk 97 |
(226) Cf 98 |
(254) Es 99 |
(253) Fm 100 |
(256) Md 101 |
(256) No 102 |
(257) Lw 103 |
(
)
( Periodic Table )
( Periyodik Tablo'da yer almayan tek harf, 'J' harfidir. )
(
)
( Keşfeden Ülkeler ve Dönemleri için burayı tıklayınız... )
(
)
( 1- Basit Nesneler Tablosu[Lavoisier]
2- Vis Tellurique[de Chancoutois]
3- El yazması periyodik tablo[Mendeleev]
4- Atomik kütle ve simge dizini[John Dalton]
5- Modern Periyodik tablo
)
- MODERN SANAT ile/ve YUNAN/KLASİK SANAT
( İzlenim. İLE Düşünce. )
- MODERN SYNTHESIS[İng.] değil/yerine/= MODERN SENTEZ
( Mendel Genetiği sayesinde öğrenilen genetik bilgilerin, 1930 ve 1940lı yıllarda Evrimsel Biyoloji ile birleştirilmesi ve iki kuramın, bir araya gelerek canlılığın nasıl değiştiğini tam olarak açıklayabilir hale gelmesi. Birçok bilim insanının araştırmaları ve katkıları sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Günümüzde bu sentez, farklı bilim dallarından gelen verilerle daha da güçlendirilmiştir. "Evrimsel Sentez" olarak da bilinir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MODERN TÜRKÇE'MİZ değil TÜRKÇE'NİN, MODERN KULLANIMI
- MODERN:
YENİ ile/ve/||/<>/> ÇAĞDAŞ
- MODERN ile ASRÎ
- MODERN ile/ve/değil/yerine ÇAĞDAŞ
( [not] MODERN vs./and/but CONTEMPORARY
CONTEMPORARY instead of MODERN )
- MODERN[Fr./İng.] değil/yerine/= ÇAĞDAŞ/ÇAĞCIL
- MODERN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GENİŞLETİLMİŞ
- MODERN :/yerine MODERN
- MODERN[İng.] değil/yerine/= MODERNE/MADERNISME[Fr.] değil/yerine/= MODERN[Alm.] değil/yerine/= ÇAĞCIL
( (Resim, Heykel, Mimarlık) Çağdaş anlayışla yapılmış (yapıt). )
- MODERN ile YENİ
( MODERN vs. NEW )
- MODERNE[Fr.] ile/||/<> MODERN[Fr.]
( Çağa uygun çağcıl çağdaş Şık olmayan her şey merdut olacak ki modern yani terakkiyatı zamaniyyeye uygun yeni adam olabilsin Ahmet Midhat Efendi Jön Türk 51 Ben de şimdilik vatandaşlarıma modern sosyetenin kaide ve inceliklerini öğretmekle meşgul olacağım Reşat Nuri Güntekin Eski Hastalık 31 Doğumumdan bu yana modern Türkiye Türkçesinin geçirdiği bütün dalgalanmaları değişimleri yaşadım Adalet Ağaoğlu Başka Karşılaşmalar 43 Böyle bir teşekkülün an ane ve modern ihtiyaç tarafları birbirinden ayrılır Peyami Safa OsmanlıcaTürkçeUydurmaca 21 Doktor bu kaplıcada Avrupa su şehirlerinde gibi modern tesisler gerçekleştirmişti Ruşen Eşref Ünaydın Röportajlar II 1573 Mümtaz a göre bunlar eski musikimizin modern duygu ve anlayışla birleştiği taraflardı Ahmet Hamdi Tanpınar Huzur 148 İçeri pazarlarının ekonomik organizasyonu bugün hâlâ birçok modern memleketlerde misal olarak alınacak kadar mükemmeldi Yakup Kadri Karaosmanoğlu Bir Sürgün 165 Ne modern bir görünüş ne tesirli bir alay Ahmet Rasim Muharrir Bu Ya 380 Şairler evi modern bir kültür sitesi Yavuz Bülent Bakiler Üsküp ten Kosova ya 20 Portakal limon Malta eriği manolya ağaçlarıyla süslü bir koru içinde modern bir şato Necip Fazıl Kısakürek Sultan Vahidüddin 236 Modern insanın geri dönülmez biçimde tarih ve ilerlemeyle özdeşleştiği Elif Şafak Şehrin Aynaları 23 Birinci dans dinamik modern figürlerle bezenmiş sert ve saldırgan bir anlatım taşıyordu Buket Uzuner Şairler Şehri 130 Oysa modern zamanı Ortaçağ da Antikite yi Doğu da aramak daha doğru Cemil Meriç Kırk Ambar 37 Şimdi iyilermiş İzmir de incir ve tütün tüccarlığı yapan kayınpederinin işlerini yeni ve modern bir mali anlayışla ele alıyormuş Orhan Pamuk Kara Kitap 18 Casuslukta görevli en modern tesisler Attila İlhan Batının Deli Gömleği 208 Memleket sanatını yüceltmek sanat eserlerini değerlendirmek modern ve çağdaş devletin görevleri başında gelir Nurullah Ataç Dergilerde Deneme 133 Belki onlara daha modern bir ekim biçim tarzı öğretiriz Halikarnas Balıkçısı Aganta Burina Burinata 159 Osmanlı emperyalizmi endüstri devriminin yarattığı kapitalizmin şişerek sömürme amacıyla başka ülkelere taşması demek olan modern emperyalizm değildi Aziz Nesin Ah Biz Ödlek Aydınlar 223 Oradaki İskandinav kolonilerinde modern Amerika aleyhinde konferanslar verdi ve alay edildi Sabahattin Ali Marko Paşa Yazıları ve Ötekiler 42 Modern kesimli koltuk kanape istedik Nezihe Meriç Yandırma 75 Modern anlamıyla yolcu geçen yüzyılın bir ürünü sayıla gelmiştir Enis Batur Acı Bilgi 208 Yüzyılın başındaki iki büyük resim koleksiyoncusu özellikle dönemin öncü Fransız ressamlarının yapıtlarını toplamışlar bir modern sanatlar müzesi durumuna gelen köşklerini Ferit Edgü Avni Arbaş 12 Modern şekilli nazar boncukları Selim İleri Ölünceye Kadar Seninim 32 Son yıllarda açılan modern sinema salonları ne tür bir çağdaşlık arayışı içinde olduğumuzun en büyük göstergeleri Tomris Uyar Yüzleşmeler 26 Nur cidden kısa zamanda modern bir çiftlik meydana getirdi Oğuz Özdeş Yerdeki Bulutlar 61 Öbürü İzmir in varlıklı seçkin ve modern ailesi Uşakilerin Göztepe de set üzerindeki güzel manzaralı beyaz köşkü Haldun Taner Ölür İse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil 37 Memleketin o parçası henüz modern yaşama geçmeye hazır değildi oysa Ayşe Kulin Köprü 128 Demokrat partinin modern resimden korkmasıdır Oğuz Atay Günlük 94 Gene de yalnızlıktan arkadaşsızlıktan çok mahallenin meymenetsizliğinden binanın eskiliğinden yakınacak kadar modern bir apartmanın çocuğuyum Pınar Kür Akışı Olmayan Sular 174 Öyle ya Recep kadar cömert bir de üstüne modern cemiyetin icabını bilen az genç vardır Halide Edip Adıvar Tatarcık 65 Bembeyaz modern bir hastane odası Refik Halid Karay Üç Nesil Üç Hayat 9 )
- MODERNLEŞMEDE:
KENTLEŞME ile/ve/||/<>/> ÖĞRENİM/EĞİTİM ile/ve/||/<>/> KİTLE İLETİŞİMİ ile/ve/||/<>/> SEÇİM DÜZENİ
- MODERNLEŞMEK ile MODERNLEŞTİRMEK ile MODERNLEŞEBİLMEK ile MODERN/LİK ile MODERNİST ile MODERNİZM ile MODERN MANTIK ile MODERN MOBİLYA
- MODERNLİK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> ÇARPIK KENTLEŞME
- MODEST :/yerine MÜTEVAZI
- MODİFİKASYON[İng. MODIFICATION] ile/||/<> ALOSTERİ[İng. ALLOSTERY] ile/||/<> ALTERNATİF EŞLEŞME[İng. ALTERNATIVE SPLICING] ile/||/<> DNA ONARIMI[İng. DNA REPAIR]
( Canlılarda çevresel etkilerle fenotiplerde meydana gelen değişikliklere denir. Epigenetik etmenler haricinde gelecek nesle aktarılamadığı için kalıtsal değildir. @@ Düzenleyici bir ligandın proteinin katalitik sahası dışındaki bir bölgeye bağlanması yoluyla ya da kovalent modifikasyon yoluyla bir proteinin konformasyonunun değişmesi yoluyla protein aktivitesinin değişmesi. @@ Aynı öncül RNA ile farklı mRNA'ların oluşturulması. Bu durum, farklı aminoasit kompozisyonlara ait proteinlerin oluşturulmasına sebep olabilir ya da sadece 3' UTR uzunluğunu değiştirebilir. Alternatif (diferansiyel) eşleşme için bir sebep, RNA düzenlemesi sırasında, kesim alanlarındaki değişime sebep olan bir modifikasyonun oluşmasıdır. @@ Bir mutasyon ya da modifikasyona uğramış olan bir DNA molekülünün doğru nükleotid dizisinin restorasyonu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MODIFY vs. AMEND vs. REVAMP
( Değiştirmek, düzeltmek. İLE Değiştirmek, düzeltmek. İLE Kuralları, yeniden düzenlemek. )
- MODİST ile ŞAPKA YAPICISI
( Şapka yapıcısı. | Moda eşyası satan. )
- MODLAR:
| ÇOCUK ve İÇ EBEVEYN ve BAŞ ETME |
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>
SAĞLIKLI YETİŞKİN
- MODÜL/MODULE[İng.] değil/yerine/= BİRİM
- MODULATION/ABSOLUTE VALUE, MODULUS[İng.] değil/yerine/= MODULATION/VALEUR ABSOLUE[Fr. < MODULAIRE] değil/yerine/= MODULATUS: ÖLÇÜLMÜŞ[Lat.] değil/yerine/= MODULATION/ABSOLUTWERT[Alm.] değil/yerine/= MODEM[Fr. < MO[DULATEUR] + DEM[ODULATEUR]] değil/yerine/= MODÜLÂSYON
( 1. Hücrenin esas karakterlerini bozmadan çevre uyartıları ile meydana gelen değişme. 2. Bazı ikinci uyartılar (modülâtor) tarafından bir hücreye verilen bir işaretin ya da cevabın gücünde değişiklik meydana getirilmesi. )
- MODÜLER ARİTMETİK ile/||/<> NORMAL ARİTMETİK
( Modüler kalanla, normal tam değerle çalışır )
( Formül: mod n İLE ℝ )
- MODÜLER SİSTEM değil/yerine/= PARÇALI DÜZEN/EK
- MODUS PONENS ile/||/<> MODUS TOLLENS ile/||/<> SİLOJİZM
( Mantıksal çıkarım yöntemleri. )
( Formül: p→q İLE p ⊢ q )
- MOĞOLİSTAN'IN:
KUZEYİ/NDE ile/ve GÜNEYİ/NDE ile/ve ORTA BÖLÜMLERİ/NDE
( Ormanlar. İLE/VE Çöl. İLE/VE Bozkır. )
- MOĞOLLAR ve TUNGUZLAR ve TÜRKLER
( ... İLE Doğu Sibirya'da yaşayan, yarı göçebe bir topluluk. İLE ... )
- MOHS MİKYASI[Osm.] / MOHS SCALE[İng.] ile/değil/yerine/= MOHS ÖLÇEĞİ
- ÉCHELLE DE MOHS[Fr.] ile/değil/yerine/= MOHS SERTLİK ÖLÇEĞİ
- MOKSHA[Sansk.] ile ...
( Dünyevi mevcudiyetten kurtuluş, özgürleşme. "Mukta", kurtulmuş insan. | Bağımsızlaşma, iç özgürlük. )
- MOKSHA >< SAMSARA
( Bağımsızlaşma, iç özgürlük. Dünyevi mevcudiyetten kurtuluş, özgürleşme. @@ Görecelilik, geçicilik ve yanılsama âlemi. Doğum ve ölüm dünyası/döngüsü. )
- MOKSHA-SANKALPA ile ...
( Sahte olandan kurtulma azmi. )
- MOLEKÜL ÇEKİSİ[Osm.] / POISMOLECULAIRE[Fr.] / MOLEKULAR GEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOL KÜTLESİ
- MOL ile/||/<> AVOGADRO SAYISI
( Mol ve Avogadro Sayısı arasındaki ilişki )
( Amedeo Avogadro tarafından 1811 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
(1996'dan beri)