Bugün[07 Temmuz 2026]
itibarı ile 36.534 başlık/FaRk ile birlikte,
36.534 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(138/148)


- UKEYD | YUMRU ile/||/<> YUMRU

( İçinde oluştukları kayacın maddesinden başka bir madde ile yapılı düzensiz yumrucuk biçiminde cisim yumrulanma jeoloji I Yuvarlak görünüşlü olan bir kütle parçacığı II Yumru biçiminde olan yumru )


- UKM | RINK | KATAN | UNK | RAKABE | BEL ile/||/<> BELEN | BOYUN

( bk. boyun. @@ (I) Tarlayı altüst yapmakta kullanılan araç. (Özgüney, Yalova, Küçükkabaca *Uluborlu -Isparta) @@ (II) 1. Bağ ve bahçelerde toprağı alt üst yapmakta kullanılan araç. (Özgüney *Yalvaç; Küçükkabaca *Uluborlu -Isparta) 2. Ev döşemesi. (Kayalık *Susuz -Kars) 3. Ev tavanı. (Bölükbaşı *Selim -Kars) @@ (biyoloji) @@ (tarım) @@ Vücudun göğüs ile karın bölgeleri arasında kalan kuşak kısmı.@@TV. Almaç ışıtacının koni biçimindeki bölümünden sonra gelen ve tarayıcı demetin oluşmasını sağlayan; artıuç, elektron topu, Wenhelt borusunun yer aldığı ince bir boruyu andıran bölümü. @@ Genç dağlık kümelerde, dorukları birbirinden ayıran, yüksek ve kimileri ulaşıma elverişli olmayan geçitler. @@ Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge. @@ (biyoloji, zooloji, coğrafya) @@ Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge. @@ 1. Baş ve gövdeyi birleştiren kısım. 2. Birçok sestod da skoleksle strobila arasında halkalanmanın olmadığı kısım.@@bk. boyun. @@ ~ Az bel. -Tkm pīl 'kürek'. -Blk bel. -Kklp bel. -Kzk bel. < Far bēl 'a shovel, spade'. @@~ Az boyun. -Tkm boyun. -TatK muyın. -Bşk muyın. -Nog moyın. -Krg moyun. -Hal bōyan. -Kzk moyın. -Kklp moyın. -Tuv, Şor moyun. -Yak moy, mōy, moyun. -Çuv măy. Eski Türkçeden başlayarak kullanılır (boyın). Orta Türkçede boyın biçimi geçer. Eski Kıpçakçada boyun olarak kullanılır. Türkçe boy kökünden geldiği açıktır: boy (< *boń) + (-)n eki. Räsänen (LTS 207; V 80a) *boŋ́, *moŋ́ biçiminden yola çıkmıştır. Róna-Tas (ChuvSt 139) boyun (> moyun)'un boń kökünden çıktığını dile getirmiştir. Türkçe boyun biçimindeki -n eki bilimsel yayınlarda sıklıkla açıklanmıştır. Németh (KCsA 3: 109) bu yolda birtakım örnekler saymıştır. Bu örnekler arasında boyun (<: boy) türevi de göze çarpar. Doerfer (TMEN 652) -n ekinin burun, taban, bıkın, karın, erin, alın, yağrın, yelin gibi birtakım organ adlarında kullanıldığını açıklamıştır. Doerfer örnek olarak boyun türevini de vermiştir. Son olarak Doerfer (KhalMat 295) boyun'un etimolojisi üzerinde durmuştur. Diyalektlerde boyun yanında geçen moyun biçimi benzeşme (assimilation) yoluyla oluşmuştur. )


- UKM | RINK | KATAN | UNK | RAKABE ile/||/<> BEL ile/||/<> BOYUN

( boyun I Tarlayı altüst yapmakta kullanılan araç Özgüney Yalova Küçükkabaca Uluborlu Isparta II 1 Bağ ve bahçelerde toprağı alt üst yapmakta kullanılan araç Özgüney Yalvaç Küçükkabaca Uluborlu Isparta 2 Ev döşemesi Kayalık Susuz Kars 3 Ev tavanı Bölükbaşı Selim Kars biyoloji tarım Vücudun göğüs ile karın bölgeleri arasında kalan kuşak kısmı TV Almaç ışıtacının koni biçimindeki bölümünden sonra gelen ve tarayıcı demetin oluşmasını sağlayan artıuç elektron topu Wenhelt borusunun yer aldığı ince bir boruyu andıran bölümü Genç dağlık kümelerde dorukları birbirinden ayıran yüksek ve kimileri ulaşıma elverişli olmayan geçitler Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge biyoloji zooloji coğrafya Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge 1 Baş ve gövdeyi birleştiren kısım 2 Birçok sestod da skoleksle strobila arasında halkalanmanın olmadığı kısım boyun Az bel pīl kürek Blk bel bel bel bēl a shovel spade Az boyun boyun muyın muyın moyın moyun Hal bōyan moyın moyın moyun moy mōy moyun măy Eski Türkçeden başlayarak kullanılır boyın Orta Türkçede boyın biçimi geçer Eski Kıpçakçada boyun olarak kullanılır Türkçe boy kökünden geldiği açıktır boy boń n eki Räsänen LTS 207 V 80a boŋ moŋ biçiminden yola çıkmıştır RónaTas ChuvSt 139 boyun moyun un boń kökünden çıktığını dile getirmiştir Türkçe boyun biçimindeki n eki bilimsel yayınlarda sıklıkla açıklanmıştır Németh KCsA 3 109 bu yolda birtakım örnekler saymıştır Bu örnekler arasında boyun boy türevi de göze çarpar Doerfer TMEN 652 n ekinin burun taban bıkın karın erin alın yağrın yelin gibi birtakım organ adlarında kullanıldığını açıklamıştır Doerfer örnek olarak boyun türevini de vermiştir Son olarak Doerfer KhalMat 295 boyunun etimolojisi üzerinde durmuştur Diyalektlerde boyun yanında geçen moyun biçimi benzeşme assimilation yoluyla oluşmuştur )


- UKM | RINK | MİNİMUM | UNK | RAKABE | BELEN ile/||/<> BELEN ile/||/<> BOYUN

( boyun Bir işlevin yakınlarında bulunan noktalara bakınca en düşük değerini aldığı nokta işlevin beleninde türevi sıfır değer alır TV Almaç ışıtacının koni biçimindeki bölümünden sonra gelen ve tarayıcı demetin oluşmasını sağlayan artıuç elektron topu Wenhelt borusunun yer aldığı ince bir boruyu andıran bölümü Genç dağlık kümelerde dorukları birbirinden ayıran yüksek ve kimileri ulaşıma elverişli olmayan geçitler Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge biyoloji zooloji coğrafya Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge 1 Baş ve gövdeyi birleştiren kısım 2 Birçok sestod da skoleksle strobila arasında halkalanmanın olmadığı kısım boyun Az boyun boyun muyın muyın moyın moyun Hal bōyan moyın moyın moyun moy mōy moyun măy Eski Türkçeden başlayarak kullanılır boyın Orta Türkçede boyın biçimi geçer Eski Kıpçakçada boyun olarak kullanılır Türkçe boy kökünden geldiği açıktır boy boń n eki Räsänen LTS 207 V 80a boŋ moŋ biçiminden yola çıkmıştır RónaTas ChuvSt 139 boyun moyun un boń kökünden çıktığını dile getirmiştir Türkçe boyun biçimindeki n eki bilimsel yayınlarda sıklıkla açıklanmıştır Németh KCsA 3 109 bu yolda birtakım örnekler saymıştır Bu örnekler arasında boyun boy türevi de göze çarpar Doerfer TMEN 652 n ekinin burun taban bıkın karın erin alın yağrın yelin gibi birtakım organ adlarında kullanıldığını açıklamıştır Doerfer örnek olarak boyun türevini de vermiştir Son olarak Doerfer KhalMat 295 boyunun etimolojisi üzerinde durmuştur Diyalektlerde boyun yanında geçen moyun biçimi benzeşme assimilation yoluyla oluşmuştur )


- UKNUM ile/||/<> HYPOSTASIS[İng.] ile/||/<> HYPOSTASE[Fr.] ile/||/<> HYPOSTASE[Alm.] ile/||/<> DAYANTI

( 1 Altta bulunan temel dayanak 2 substantia ile eşanlamlı Töz sub hipo altta 3 Özne kişi tinsel töz olarak 4 Bir kavramın bir niteliğin tözleştirilmesi Bununla ilgili olarak hipoztaslaştırmak Ancak bir ilinek bir ide olabileni bir töz bir şey olarak göz önüne almak Bir şeyi bağımsız bir töz haline getirmek Söylencebilimde Tanrıların özelliklerinin bağımsızlaştırılması örneğin bir adın kendi başına bir varlık gibi düşünülmesi )


- ULAŞILABİLİR ile BAŞARMAK ile BAŞARI


- ULAŞMAK ile İSTENİLEN SONUCA ULAŞMAK ile HEDEFE ULAŞMAK ile HEDEFLERE ULAŞMAK ile HEDEFLERİNE ULAŞMAK ile HEDEFLERİNE ULAŞMAK ile MÜKEMMELLİĞE ULAŞMAK ile ULAŞILABİLİR ile BAŞARI


- ULCUS[İng.] ile/||/<> KARHA[Ar. < KARHA]

( Ülser )


- ÜLKE ile TAŞRALI ile KIRSAL KESİM


- ÜLKELER ile/ve/<> DİKDÖRTGENLİKLERİ

( Ülkeleri görmek için burayı tıklayınız... | Click here to see... )


- ÜLKÜLEŞTİRME ile/||/<> ÜLKÜSEL

( Herhangi bir kişi, nesne ya da olayın kusur ve eksikliklerini gözden kaçırarak onu gerçekte olduğundan daha güzel, önemli ya da büyük görme. )


- ULKUS/ULCUS[İng.] ile/değil/yerine/= YARA


- ULNA[İng.] ile/değil/yerine/= ULNA

( Dirsek kemiği ya da ulna; ön kolda en küçük parmaktan dirseğe kadar uzanan, anatomik pozisyonda medial yani iç tarafta bulunan, dirsekten bileğe daralan şekle sahip uzun bir kemiktir. Ön kolda radius kemiğine paralel olarak yerleşiktir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ÜLSER/ULCER[İng.] ile/değil/yerine/= YARA


- ULTIMATE CAUSATION[İng.] ile/değil/yerine/= NİHAİ NEDENLEME

( Uyum başarısı kazancı açısından özelliklerin neden evrimleştiğini açıklamadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ULTIMATE STRENGTH[İng.] / ENDFESTIGKEITSGRENZE[Alm.] ile/değil/yerine/= DAYANIM SINIRI


- ULTIMATE TENSILE STRESS[İng.] ile/değil/yerine/= ÇEKME DAYANIMI SINIRI


- ULTRA ACTINIDE[İng.] / ULTRA-ACTINIDE[Fr.] ile/değil/yerine/= AKTİNİT ÖTESİ


- ULTRA FAST NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS ULTRARAPIDES[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI HIZLI NÖTRONLAR


- ULTRA HIGH FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= AŞIRI YÜKSEK FREKANS


- ULTRA SHORT WAVES[İng.] / ONDES ULTRA-COURTES[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇOK KISA DALGALAR


- ULTRACENTRIFUGE[İng.] ile/değil/yerine/= AŞIRI SANTRİFÜJ


- ULTRAFİLTRASYON/ULTRAFILTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= INCE SÜZME


- ULTRAFILTRATE[İng.] ile/değil/yerine/= INCE SÜZÜNTÜ


- ULTRAMICROVOLTAMMETRIC ELECTRODE[İng.] ile/değil/yerine/= ULTRAMİKROVOLTAMETRİK ELEKTROT


- ULTRAPARAMAGNETISM[İng.] / ULTRAPARAMAGNÉTISME[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI PARAMANYETİZMA


- ULTRASON/ULTRASOUND[İng.] ile/değil/yerine/= SES ÖTESİ | SES ÖTESİ GÖREÇLEME


- ULTRASONIC SENSOR[İng.] ile/değil/yerine/= ULTRASONİK SENSÖR


- ULTRASONIC TRANSDUCER[İng.] ile/değil/yerine/= ULTRASONİK DÖNÜŞTÜRÜCÜ


- ULTRASONİK/ULTRASONIC[İng.] ile/değil/yerine/= SES ÖTESİYLE İLGILİ


- ULTRASONOGRAFİ/ULTRASONOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= SES ÖTESİ GÖREÇLEME


- ULTRASTRÜKTÜR/ULTRASTRUCTURE[İng.] ile/değil/yerine/= INCE YAPI


- ULTRAVIOLET ABSORBER[İng.] / AMORTISSEUR ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRAVIOLETTABSORBER[Alm.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ SOĞURUCU


- ULTRAVIOLET LAMP[İng.] / LAMPE ULTRAVIOLETTE[Fr.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ LAMBA


- ULTRAVIOLET MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRAVIOLETTMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ MİKROSKOP


- ULTRAVIOLET PHOTOEMISSION SPECTROSCOPY[İng.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ FOTOEMİSYONA SPEKTROSKOPİSİ


- ULTRAVIOLET RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRAVIOLETTSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ IŞINIM


- ULTRAVIOLET SPECTRUM[İng.] / SPECTRE ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRAVIOLETTSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ TAYF/SPEKTRUM


- ULTRAVIOLET TELESCOPE[İng.] / TÉLESCOPE ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRAVIOLETTTELESKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ TELESKOP


- ULTRAVIOLET[İng.] / ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRA-MOR, ULTRA- VIYOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRAVİYOLE


- ULTRAVIOLET/VISIBLE DETECTOR[İng.] ile/değil/yerine/= ULTRAVİYOLE/GÖRÜNÜR BÖLGE DEDEKTÖRÜ


- ULTRAVIOLET/VISIBLE REGION[İng.] ile/değil/yerine/= ULTRAVİYOLE/GÖRÜNÜR BÖLGE


- ULUBEY[İng.] ile/||/<> ULUBEY[Fr.] ile/||/<> ULUBEY[Alm.] ile/||/<> ULUBEY

( 13941449 Muhammed Taragay Ulubey ünlü Türk matematikçisi ve astronomu Semerkantta medrese ve gözlemevinin kurucusudur Onun önerdiği cebirsel yöntem tam trigonometrik cetvellerin oluşturulmasına yol açmıştır )


- ULULAMA = HÜRMET = VENERATION[İng.] = VÉNÉRATION[Fr.] = HOCHACTUNG[Alm.] = VENERATIO[Lat.]


- ULUM-İ SAHİHA ile/||/<> EXACT SCIENCES[İng.] ile/||/<> SCIENCES EXACTES[Fr.] ile/||/<> EXAKTE WISSENSCHAFTEN[Alm.] ile/||/<> SAĞIN BİLİMLER

( Denetlenebilir ölçü ve hesaplara dayanan bilimler Bunlar sağın önermelerle kurulan bilimlerdir Dar anlamda Matematiğe dayanan bilimler mekanik fizik )


- ULUMA ile ULUYAN


- ULUSAL DİL ile/||/<> ULUSAL DİL

( Bir ulusun kullandığı ortak dil Türk dili Fransız dili Alman dili vb Dil )


- ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ ile AF


- ULUSLARARASI İTTİFAK ile ULUSLARARASI FUAR ile ULUSLARARASI MEDYA OFİSİ ile ULUSLARARASI KIZIL HAÇ ile İNTERNET ile STAJYER ile DAHİLİ ile İÇ İŞLERİ ile İÇTEN YANMALI ile DAHİLİYE ile İÇ ORGANLAR ile DAHİLİ KULLANIM ile ULUSLARARASI ile ULUSLARARASI HUKUK ile ÖLDÜRÜCÜ ile BOĞUM ARASI


- ULVİ | ÜST ile/||/<> ÜST

( Bir kayan ayrımlı gösterimde gerçek sayı elde edilmek üzere değişmez ayrımlı parça ile çarpılmadan önce belirtilmemiş kayan ayrım tabanının yükseltileceği gücü gösteren sayıt örn 0 0001234 sayısının kayan ayrımlı gösterimi şudur 0 1234 3 Burada 3 üsttür Bir koşanın birinci dizesi Bir simgenin sağ üstünde bulunan sayı Anlamdaş güç Bir niceliğin sağ üst köşesine kaçıncı kuvvete yükseltileceğini göstermek için yazılan sayı biyoloji )


- ULVİ | YÜCE ile/||/<> YÜCE

( Genellikle insanca ölçüleri aşan bundan dolayı çok büyük olan Sanat ahlak din düşünce alanında üstün bulunan kendisinde üstünlük görülen şey Kantın estetiğinin iki ana kavramından biri Kant güzelin yanına yüceyi de temel bir estetik kavram olarak koyar Ancak ona göre her türlü ölçünün dışına çıkan ezici büyüklükte olan şey duyuları aşar Bu da yüceyi duyular ile kavranan dünyanın üstüne yükseltip onu ahlak alanına kaydırır Fikirce yüksek çevrelerde konuşulan dil şekline sıfat olur )


- UMDE[Ar.]/PRENSİP[İng. < PRINCIPLE] ile/değil/yerine/= İLKE


- ÜMİT ile/ve/<> CESÂRET

( Ümitsizliğe kapılmadan gerçeklerle yüzleşmek ve sahip olduklarımızda mutlu olmak gereklidir. )

( Cesaret, tehlike karşısında akıl ve zekânın kullanılmasıdır. )

( Doğru olanı gördüğü halde yapmamak, cesâretsizliktir. )

( Ümidimizi kesmeyiz, kesemeyiz! )

( Kişinin ümitsizlik hakkı yoktur. )

( Ümitsizlik, bir üçgende, dördüncü köşeden bahsetmek gibidir. )


- ÜMİT ile/ve/<> EMEK

( Ümit kalacağına emek kalsın. )


- ÜMİT ve/<> GÖNÜL


- ÜMİT ile/ve OLASILIK

( Her koşulda ve sürekli olarak beslenmeli, vazgeçilmemelidir! İLE/VE Olabildiğince öngörülebilmelidir. )

( Must feed in all conditions and all the time. WITH/AND Must forsighted as much as possible. )


- ÜMİTLİ/UMUTLU OLMAK ile/ve/<> MUTLU OLMAK

( UMUTLU/LUK ile/ve/<> MUTLU/LUK )


- ÜMİTSİZ AŞK ile/ve KARŞILIKSIZ AŞK


- ÜMİTSİZ AŞK ile/ve OLANAKSIZ AŞK ile/ve ÖLÜMSÜZ AŞK

( Ümit etme ki, yüzünü görebil. )


- UMKLAPP PROCESS[İng.] / PROCESSUS UMKLAPP[Fr.] ile/değil/yerine/= UMKLAPP SÜRECİ


- UML/UNİFİED MODELING LANGUAGE[İng.] ile/değil/yerine/= BİRLEŞİK MODELLEME DİLİ


- UMLS/UNIFIED MEDICAL LANGUAGE SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= BİRLEŞİK TIP DİLİ DÜZENİ


- ÜMM-ÜL-HU-IÛI ile/||/<> MİDYE ile/||/<> MİDYE[Yun.]

( Asalak yaşama uymuşları bulunmakla birlikte hekimlik yönünden yalnız arakonakçı türleri dolayısıyle ve çok seyrek olarak anılan bir bölüm yassı solungaçlıların ortak adı Mytilus Yassı solungaçlılar Lamellibranchiata sınıfından bir yumuşakça türü Eşit parçalı olan kabuk uzun olup ön tarafı sivri ard tarafı yuvarlak üçgen biçimindedir Hemen bütün denizlerde bulunur zooloji Yassı solungaçlılar Lamellibranchiata sınıfından kabuğu eşit parçalı ön tarafı sivri ve uzun art tarafı yuvarlak üçgen biçiminde olan bütün denizlerde yaşayan bir yumuşakça cinsi Yassı solungaçlılar Lamellibranchiata sınıfından kabuğu eşit parçalı ön tarafı sivri ve uzun arka tarafı yuvarlak üçgen biçiminde olan bütün denizlerde yaşayan bir yumuşakça cinsi R μύδι midyeye verilen μῦς adının küçültmesi Türkçe midyenin Rumca çokluk biçiminden alındığı anlaşılıyor μύδια )


- UMMAK ile TAHMİN ETMEK


- UMMAN EMİRLİĞİ ile EMİRLİK


- UMPIRE[İng.] ile/||/<> YARDIMCI HAKEM

( Alandaki iki hakemden başhakeme yardımcı olanı Onun verdiği kararlar da kesindir Ancak iki hakem arasında bir anlaşmazlık olduğunda başhakemin kararına bakılır )


- UMUM | GENELLİK ile/||/<> GENELLİK ile/||/<> DÜZDEĞİŞMECE

( Bir sözcüğün gerçek ve değişmeceli anlamlarından birisinin daha genel olması düzdeğişmece Belli bir durum ya da bağlam için geçerlenmiş olmakla birlikte henüz yeterli bir güvenirlik düzeyine ulaşmamış nedensel ilişki yasa )


- UMUMÎ | GENEL ile/||/<> GENEL

( generalis cinse bağlı cinsle ilgili Cinsle türle ilgili olan bir türün bir cinsin bütün nesnelerini içinde toplayan bir nesne sınıfının bütün nesnelerini toplayan 1 Azlık çokluk ya da bütünlüğü belirlemeden bir sınıfta birçok bireylere ya da her biri bölünmez bir bütün kuran bir çok öbeklere uygun düşen Genel a Hem bireysele hem tekile hem de tikele karşıttır b Söz konusu düşüncenin kapsamının genişlik ya da darlığına göre genellik dereceleri vardır Ör Beslenme yer değiştirmeden daha genel bir görevdir 2 Bir sınıfın bireylerinin büyük bir bölümüne uygun düşen Genellikle genel olarak deyimleri günlük dilde de bu anlamda kullanılır Genellikle dendiğinde kuraldışına yer var demektir Bu anlamda genel hem tümele hem kuraldışına karşıttır 3 Bir sınıfın bütün bireylerine uygun düşen Ör genel bir yasa Skolastikler ve günümüzde onlara bağlı olanlar geneli bu anlamda alırlar Onlara göre tümel genel kavramları belirtir Royal mantığı tümel önermeleri bu anlamda kullanmıştır aynı zamanda genel önermeler deyimini de aynı anlamda kullanırlar Genelin tümelden ayrımı Genellik terimlerin içeriklerine bağlıdır bu yüzden genelliğin biçimsel bir özelliği yoktur tümellik ise önermelerin biçimsel bir özelliğidir Modern mantıkçılara göre tümel kavramını iyice belirtmek için genel sözcüğüne de açıklık getirmek zorunludur Tümel önermeler tikel önermelerin karşıtı olduğu gibi genel önermeler de belirli ya da özel önermelerin karşıtıdır Bir önermede bir ya da bir çok değişken ya da belirlenmemiş terim varsa o önerme geneldir Ör VII Charles Reims katedralinde kutsallaştırıldı tekil bir önermedir Bütün Fransa kralları R k inde kutsallaştırıldılar tümel bir önermedir Her iki önerme de belirlidir ve değişmez bir anlamı vardır Ama Fransa kralı R k inde kutsallaştırıldı denirse Fransanın hangi kralı diye sorulacaktır Fransa kralı terimi Fransada ne kadar kral varsa o kadar ayrı değeri olan değişebilen bir terimdir Önerme krallardan kimileri için doğru kimileri için yanlıştır Oysa tümel önerme Bütün krallar önermesi kesinlikle ya doğru ya yanlıştır Böylece Fransa kralı gibi belirsiz ve değişebilen bir önerme bir genel önermedir Günlük dilde de Çok genel konuşuyorsun dediğimizde karşımızdakinin belirli kesin bir şey söylememiş olduğunu belirtmek isteriz evrensel ortak )


- UMUMİ COĞRAFYA | GENEL COĞRAFYA ile/||/<> GENEL COĞRAFYA ile/||/<> COĞRAFYA

( Coğrafyanın olayları ve bunların dağılışını yeryüzünün bütünü üzerinde inceleyen ana kolu coğrafya coğrafya 1 Yeryüzünün bugünkü durumu ile yeryüzüne özgü olayları tanıtan ve açıklayan bilim 2 Orta dereceli okullarda öğrencilere yeryüzünün yapısı özellikleri zenginlikleri insanın doğal ve toplumsal çevresiyle olan ilişkileri doğal kaynaklardan yararlanma yolları gibi konulara ilişkin bilgiler vermek amacıyla okutulan ders Yeryüzünde oluşan fiziksel dirimsel ve insana değgin olayları betimleyerek oluş nedenlerini dağılışlarını ve aralarındaki ilişkileri kendine özgü ilkelerle araştırıp açıklayan bilim coğrafya )


- UMUMİ HEYET ile/||/<> GENERAL ASSEMBLY[İng.] ile/||/<> ASSEMBLÉE GÉNÉRALE[Fr.] ile/||/<> GENEL KURUL

( Bir ortaklığın ya da bir kuruluşun ortaklarından oluşan en yetkili karar organı )


- UMUMÎ KABİLİYET | GENEL YETENEK ile/||/<> GENEL YETENEK

( Türlü işlerin başarılmasında etkili olan ve bireylere göre ayrılık gösteren genel anlıksal güç 1 Ölçülen yeteneklerin ortalaması sayılan yetenek 2 Genel zekâ )


- UMUMÎ LENGUİSTİK, UMUMÎ LİSANİYAT ile/||/<> GENERAL LINGUISTICS[İng.] ile/||/<> LINGUISTIQUE GÉNÉRALE[Fr.] ile/||/<> ALLGEMEINE SPRACHWISSENSCHAFT[Alm.] ile/||/<> GENEL DİL BİLİMİ

( Dünyadaki dilleri bir bütün olarak ele alıp bunların ortak özelliklerini işleyiş ve gelişme şartlarını inceleyen dil denen varlığı bütün yönleriyle ve bütün belirtileriyle araştıran bilim dalı )


- UMUMİ ZEKÂ ile/||/<> GENERAL INTELLIGENCE[İng.] ile/||/<> INTELLIGENCE GÉNÉRALE[Fr.] ile/||/<> GENEL ZEKÂ

( 1 Bireyin belli özel ya da aşağı yukarı bağımsız yeteneklerinden ayrı olarak karşılaştığı genel durumlara uymada gösterdiği yetenek ya da güç 2 Zeki testleriyle ölçülen değişik yetenek ve güçlerin bireşimine verilen ad )


- UMUMİ-CARİ ile/||/<> UNIVERSAL[İng.] ile/||/<> GENELGEÇER

( Belli önkoşullar yerine geldiğinde her durum ve her bağlamda geçerli olan )


- UMUT[Türkçe]/ÜMİT[Fars. < UMİD] = RECÂ[Ar.] = HOPE[İng.] = ESPOIR[Fr.] = HOFFNUNG[Alm.] = SPES[Lat.]


- UMUT ile/ve/<> İMAN ile/ve/<> SEVGİ


- UMUT ile SAMİMİYETLE UMUT EDİYORUM ile UMUTLU ile UMUTLA ile UMUTLULUK ile UMUTSUZ ile UMUTSUZCA ile UMUTSUZLUK ile UMUTLAR


- UMUTSUZLUĞA KAPILMAK ile UMUTSUZLUK


- UMUTSUZLUK = ÜMİTSİZLİK[Fars.] = DEPAIR[İng.] = DÉSESPOIR[Fr.] = VERZWEIFLUNG[Alm.] = DESPERATIO[Lat.]


- ÜN/ŞÖHRET ile/ve/değil/yerine TANINMA

( Tanımadıklarının seni tanıması. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Tanıdığın ya da tanıyabileceğin sayıda kişinin seni tanıması. )

( [yaklaşık olarak] 100.000 - 500.000 üzeri kişi tarafından tanınmak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE 100.000 - 500.000 altında kişi tarafından tanınmak. )

( Değersizlerin, değersizler nezdindeki "değeri". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE ... )


- UN ile ARAROT[İng. < ARROWROOT]

( ... İLE Sıcak iklimlerde yetişen, maranta adlı kamıştan ve başka bitkilerin kökünden çıkarılan, çocuk maması yapmaya yarayan un. )


- UN ile/||/<> UN

( tarım Fiziksel form olarak bir yem maddesinin öğütülmüş veya partikül irilikleri başka bir yöntemle küçültülmüş durumu veya hububat tanelerinin diğer tohumların veya ürünlerin ince öğütülüp elenmesiyle elde edilen ve esas itibarıyla nişasta ve endospermin glüteninden oluşan yumuşak kısmı Az un uvın Blk un un un un on on Hal hūn Alt Tel un śănăx yunuk yun un Başındaki ś ikincil bir sestir Ramstedt KSz 16 71 Çuvaşça śăvar Türkçe ağız örneğindeki ś gibi Çuvaşça śănăxın sonundaki x bir küçültme ekidir Çuvaşça uyăx Türkçe ay xĕlĕx kıl kămrăk kömür örneklerindeki x ve k gibi Orta Türkçeden başlayarak kullanılır ūn Eski Kıpçakçada da ūn olarak geçer Un biçiminin uv uγ kökünden geldiği başka dillerde Örn Moğolca ve Arapçada ovmak yumuşatmak ezmek olarak geçen semantik modelin yaygın olmasıyla doğrulanmaktadır Güneybatı grubunda ow ve ūn biçiminin varlığı bu biçimin bölgedeki ow yerine uw uğ biçiminin göze çarpması bu gerçeğe bağlı olabilir Un toz ezilmiş bir şey anlamının sağlam yaşını sanki Kazakça Başkurtça unta onta doğramak ufalamak ve türevleri tanıklamaktadır Örn Başkurtçada ontak kavrulmuş bulgurdan yapılan yemek biçimi ilgi çekicidir Ligeti JA 1938 192 ve Räsänen LTS 189 Korece Ligeti sinocoréen pun un sözüyle birleştirmişlerdir Ramstedte göre AAScF B 27 246 Korece pun Çinceden alınmıştır Çince fǝn un Joki LwSS 366 Korece punun Çinceden geldiğini kabul etmişse de Türkçe unun Çince fǝn biçimiyle birleştirilmesine katılmamıştır Ona göre un ūn sözü Türkçe uv ov kökünden de gelebilir Esasen Bang KSz 18 1415 da un sözünü uv köküyle birleştirmeye çalışmıştı Pelliotya göre Toung Pao 31 177 Türkçe un büyük bir olasılıkla Çinceden alınmıştır Çince fǝn Korece pun hun Türkçe un Ancak Çince ve Korece verilerin Türkçe unla ilişkili olmadığı anlaşılıyor Bilimsel yayınlarda unun Türkçe bir türev olduğu ve oğ ov uğ uv kökünden geldiği sık sık dile getirilmiştir Örn Räsänen V 514a unun uğ kökünden geldiğini yazmıştır Son olarak Vásáry MNy 69 91 HungaroTurcica 246247 de unu oğ ov uğ uv kökünden n ekiyle yapılmış bir türev olarak açıklamıştır Türkmence uvın biçimi bu açıklamayı doğrulayan sağlam bir tanıktır Teleütçe kulur un Moğolcadan alınmıştır Ligeti KSİNA 83 13 Eren TM 19 304 Moğolca qulir için Ramstedt KWb 153b Buryatça guril talxan un biçimi çarpıcıdır Sarı Uygurca mén biçimi ise Çinceden alınmıştır Clauson ED 766b Az un uvın Blk un un un un on on Hal hūn Alt Tel un śănăx yunuk yun un Başındaki ś ikincil bir sestir Ramstedt KSz 16 71 Çuvaşça śăvar Türkçe ağız örneğindeki ś gibi Çuvaşça śănăxın sonundaki x bir küçültme ekidir Çuvaşça uyăx Türkçe ay xĕlĕx kıl kămrăk kömür örneklerindeki x ve k gibi Orta Türkçeden başlayarak kullanılır ūn Eski Kıpçakçada da ūn olarak geçer Un biçiminin uv uγ kökünden geldiği başka dillerde Örn Moğolca ve Arapçada ovmak yumuşatmak ezmek olarak geçen semantik modelin yaygın olmasıyla doğrulanmaktadır Güneybatı grubunda ow ve ūn biçiminin varlığı bu biçimin bölgedeki ow yerine uw uğ biçiminin göze çarpması bu gerçeğe bağlı olabilir Un toz ezilmiş bir şey anlamının sağlam yaşını sanki Kazakça Başkurtça unta onta doğramak ufalamak ve türevleri tanıklamaktadır Örn Başkurtçada ontak kavrulmuş bulgurdan yapılan yemek biçimi ilgi çekicidir Ligeti JA 1938 192 ve Räsänen LTS 189 Korece Ligeti sinocoréen pun un sözüyle birleştirmişlerdir Ramstedte göre AAScF B 27 246 Korece pun Çinceden alınmıştır Çince fǝn un Joki LwSS 366 Korece punun Çinceden geldiğini kabul etmişse de Türkçe unun Çince fǝn biçimiyle birleştirilmesine katılmamıştır Ona göre un ūn sözü Türkçe uv ov kökünden de gelebilir Esasen Bang KSz 18 1415 da un sözünü uv köküyle birleştirmeye çalışmıştı Pelliotya göre Toung Pao 31 177 Türkçe un büyük bir olasılıkla Çinceden alınmıştır Çince fǝn Korece pun hun Türkçe un Ancak Çince ve Korece verilerin Türkçe unla ilişkili olmadığı anlaşılıyor Bilimsel yayınlarda unun Türkçe bir türev olduğu ve oğ ov uğ uv kökünden geldiği sık sık dile getirilmiştir Örn Räsänen V 514a unun uğ kökünden geldiğini yazmıştır Son olarak Vásáry MNy 69 91 HungaroTurcica 246247 de unu oğ ov uğ uv kökünden n ekiyle yapılmış bir türev olarak açıklamıştır Türkmence uvın biçimi bu açıklamayı doğrulayan sağlam bir tanıktır Teleütçe kulur un Moğolcadan alınmıştır Ligeti KSİNA 83 13 Eren TM 19 304 Moğolca qulir için Ramstedt KWb 153b Buryatça guril talxan un biçimi çarpıcıdır Sarı Uygurca mén biçimi ise Çinceden alınmıştır Clauson ED 766b )


- UNABLE[İng.] ile/||/<> OLANAKSIZ


- UNARY[İng.] ile/||/<> BİRLİ


- UNBALANCED NUTRITION[İng.] ile/||/<> DENGESİZ BESLENME

( Sağlık için gerekli olan temel besin maddelerinin dengesiz bir biçimde alınması durumu )


- UNBIASEDNESS[İng.] ile/||/<> YANSIZLIK


- UNCERTAINTY PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE D'INDÉTERMINATION[Fr.] / UNBESTIMMTHEITSPRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRSİZLİK İLKESİ


- UNCOATING[İng.] ile/||/<> SOYUNMA

( Bağlanma ve penetrasyonla hücre içerisine dâhil olan virüsün genom yapılarının serbest hâle geçtiği virüs adımı )


- UNCONDITIONED REFLEX[İng.] ile/||/<> RÉFLEXE INCONDITIONNÉ[Fr.] ile/||/<> UNBEDINGTER REFLEX[Alm.] ile/||/<> ŞARTSIZ REFLEKS

( Bir uyartıya cevap olarak irade dışı meydana getirilen refleks )


- UNCONSCIOUS[İng.] ile/değil/yerine/= BİLİNÇ DIŞI


- UNCUS[İng.] ile/değil/yerine/= UNKUS

( Unkus, temporal lobun ön ve en medialinde yer alır. Birincil koku alma alanının en büyük kısmını oluşturur.[1] Koku alma, duyular ve bu işlevlerle ilgili olan çok sayıda çekirdek ve korteks ile olan bağlantıları dolayısıyla yeni anıların oluşturulması ile ilişkilendirilir.[2]

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- UNDERCOATING[İng.] ile/||/<> ASTARLAMA

( Astar sürme ya da örtme işlemi astar vurma diye de bilinir )


- UNDERLINING[İng.] ile/||/<> ALTLAMA

( Bir görüşmede sorular dile getirilirken yanlış anlamalara yol açabilecek olan önemli sözcük ya da deyimlerin vurgulanarak okunması ya da altının çizilmesi )


- UNDERNOURISHMENT[İng.] ile/||/<> BESLENME YETERSİZLİĞİ

( Malnutrisyon )


- UNDO[İng.] ile/||/<> GERİ ALMAK


- UNEMPLOYED[İng.] ile/||/<> İŞSİZ

( Cari ücret düzeyinde çalışma istek ve yeteneğine sahip olmasına rağmen iş bulamayan kişi )


- UNEMPLOYMENT INSURANCE[İng.] ile/||/<> İŞSİZLİK SİGORTASI

( Bir işyerinde çalışırken kendi istek ve kusuru dışında işinden çıkarılıp hâlen iş arayanlara uğradıkları gelir kayıplarını kısmen de olsa karşılayarak kendilerinin ve ailelerinin zor duruma düşmelerini önlemek için devlet tarafından kurulan zorunlu sigorta türü )


- UNEQUAL CROSSING OVER[İng.] ile/değil/yerine/= EŞİT OLMAYAN ÇAPRAZLAMA

( Doğru eşlenmeyen DNA'da meydana gelen çaprazlanma, yavru gözelerde bazı dizilimlerin çiftlenmesine ve bazılarında silinmelere neden olur. Buna eşit olmayan çaprazlanma denir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- UNGULATE[İng.] ile/değil/yerine/= TOYNAKLI

( Toynaklı ayakları ve otçul beslenmeleri ile bilinen bir memeli hayvan grubu. Modern toynaklı memeliler iki ana takımda sınıflandırılırmaktadır: Artiodactyla, yani çift parmaklı toynaklılar (domuzlar, develer, geyikler ve sığırlar) ve Perissodactyla, tek parmaklı toynaklılar (atlar, tapirler ve gergedanlar).

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ÜNİAKSİYEL/UNIAXIAL[İng.] ile/değil/yerine/= TEK EKSENLİ


- UNIAXIAL CRYSTAL[İng.] / CRISTAL UNIAXE[Fr.] / EINACHSIGER KRISTALL, EINFACHSIGER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK EKSENLİ KRİSTAL


- UNIDIRECTIONAL[İng.] / UNIDIRECTIONNEL[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK YÖNLÜ


- ÜNİDİREKSİYONEL/UNIDIRECTIONAL[İng.] ile/değil/yerine/= TEK YÖNLÜ


- UNIFIED FIELD THEORY[İng.] / THÉORIE DU CHAMP UNIFIÉ[Fr.] / EINHEITLICHE FELDTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRLEŞİK ALAN KURAMI


- ÜNİFOKAL/UNIFOCAL[İng.] ile/değil/yerine/= TEK ODAKLI


- UNIFORM CIRCULAR MOTION[İng.] / MOUVEMENT CIRCULAIRE UNIFORME[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN DAİRESEL HAREKET


- UNIFORM FIELD[İng.] / CHAMP UNIFORME[Fr.] / GLEICHFÖRMIGES FELD[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN ALAN


- UNIFORM LINEAR MOTION[İng.] / MOUVEMENT RECTILIGNE UNIFORME[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN DOĞRUSAL HAREKET


- UNIFORM PLANE WAVE[İng.] / ONDE PLANE UNIFORME[Fr.] / GLEICHFÖRMIGE EBENE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN DÜZLEM DALGA


- UNIFORM[İng.] ile/||/<> BİR ÖRNEK

( Tümüyle aynı niteliği gösteren tek biçimli uniform )


- UNIFORM[İng.] ile/değil/yerine/= TEK BİÇİMLİ


- UNIFORMITARIANISM[İng.] ile/değil/yerine/= ÜNİFORMATERİYENİZM

( İlk olarak modern jeolojinin babası olarak bilinen James Hutton tarafından ileri sürülen, günümüzde bir doğa yasası olarak kabul gören, günümüzdeki süreçlerin benzerlerinin geçmişte de işlediği ve gelecekte de işleyeceği varsayımına dayanan görüştür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- UNIJUNCTION TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR UNIJONCTION[Fr.] / EINANSCHLUSSTRANSISTOR, EINKNOTENTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK EKLEMLİ TRANSİSTOR


- UNILATERAL[İng.] ile/değil/yerine/= TEK TARAFLI


- UNILATERAL[İng.] ile/||/<> TEK TARAFLI

( Bir tarafta oluşan tek taraflı sadece bir tarafı tutan )


- UNIMOLECULAR PROCESS[İng.] / MONOMOLÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK MOLEKÜLLÜ İŞLEM


- UNINTERRUPTABLE POWER SUPPLY (UPS)[İng.] ile/||/<> KESİNTİSİZ GÜÇ KAYNAĞI

( KGK )


- UNINTERRUPTIBLE POWER SYSTEM[İng.] / SYSTÈME D'ALIMENTATION SANS INTERRUPTION[Fr.] / UNUNTERBROCHENE STROMVERSORGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNTİSİZ GÜÇ KAYNAĞI


- UNIPARENTAL DISOMY[İng.] ile/değil/yerine/= TEK EBEVEYNLİ DİSOMİ

( Bir ebeveynden karşılık gelen homologun kaybıyla, diğer ebeveynden gelen bir kromozomun her iki homologunun katılımı. Mol gebelik, ebeveyin disomi bozukluğudur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- UNIPOLAR TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLARER/EINPOLARISIERT TRANSISTOR, UNIPOLARER TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU TRANSİSTOR


- UNIPOLAR[İng.] / UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIG, MONOPOLAR, UNIPOLAR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU


- UNIPOLAR[İng.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU


- UNIQUENESS OF SOLUTION THEOREM[İng.] / EINDEUTIGKEITSSATZ DER LÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜMÜN TEKLİK KURAMI/TEOREMİ


- UNISEKS SEKS


- UNİSEX[İng. < UNISEX] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜNİSEKS

( Herhangi bir cinsiyete özgü olmayan kadın ve erkek için uygun )


- UNISEX[İng.] ile/||/<> ÜNISEKS[İng. < UNISEX]

( Her iki cinse uygun cins farkı gözetmeyen cins farkı gözetmeme )


- UNIT CELL[İng.] / CELLULE DE L'UNITÉ[Fr.] / MASSEINHEIT ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM GÖZE/HÜCRE


- UNIT OPERATIONS[İng.] / OPERATIONS D'UNITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TEMEL İŞLEMLER


- UNIT POLE[İng.] / PÔLE UNITAIRE[Fr.] / EINHEITSPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM KUTUP


- UNIT VECTOR[İng.] / VECTEUR UNITAIRE[Fr.] / EINHEITSVEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM VEKTÖR


- ÜNİTE, VAHİT, VAHİD-İ KIYASİ | BİRİM ile/||/<> BİRİM

( Sinema TV Bir ölçme ölçünü olarak benimsenen nicelik ya da boy Bir bilgisayar dizgesini oluşturan donanım bölümlerinden her biri örn çevre birimleri girişçıkış birimleri aritmetik mantık birimi ana işlem birimi vb birim öğe Bir çokluğu ya da bir evreni oluşturan en küçük gözlem konuları ya da öğelerden her biri 1 fizik Bir bileşkenin salt değer olarak ölçüsü 2 mimari a Bir yapıda parçaların oranlarını belirlemede kullanılan sütun gövdesinin yarı altçapına eşit olan ölçü birimi b Bir yapıyı oluşturan öğelerin bütünlüyle çalışabilmeleri için uymak zorunda oldukları en küçük ortak ölçü Bir doğabilimsel niceliğin ölçümü için o nicelik cinsinden seçilen ve 1 değerinde sayılan büyüklük fizik kimya matematik )


- ÜNİTE[İng. < UNIT] ile/değil/yerine/= BÖLÜM | BİRİM, ÖLÇÜ, VAHİT

( Birim, vahit, ölçü. )


- ÜNİTE/UNIT[İng.] ile/değil/yerine/= BİRİM


- ÜNİVALAN/UNIVALENT[İng.] ile/değil/yerine/= TEK DEĞERLİKLİ


- ÜNİVARYANT/UNIVARIANT[İng.] ile/değil/yerine/= TEK DEĞİŞKENLİ


- UNIVERSAL/GENERALIZATION/CIRCULAR[İng.] ile/değil/yerine/= GÉNÉRALISATION/TAUTOLOGIE/CIRCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= GENERALIS[Lat.] ile/değil/yerine/= GENERALISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= GENELLEME

( Belirli bir küme ya da sınıfın sınırlı bir parçasından edinilen yaşantılara dayanarak tümü üzerinde ileri sürülen yargı. @@ 1. Zihnin birtakım gözlem ya da örneklere dayanarak genel düşüncelere ulaşması ya da özelden genele geçişi. 2. Organizmanın bir uyaran karşısında genel bir tepki göstermesi. @@ Bir bulgu, bir ilişki ya da bir sonuca, benzer durum ve koşullar için geçerli sayılacağı bir yaygınlık kazandırma. @@ İşçi ya da işveren örgütlerinin kendi uğraşıları alanında kişiliklerine sağladığı hakların o kuruluşa bağlı olmayanlar için de uygulanılmasını onaylayarak olumlu karşılamaları. )


- ÜNİVERSAL/UNIVERSAL[İng.] ile/değil/yerine/= EVRENSEL


- UNIVERSE OF DATA[İng.] ile/değil/yerine/= VERİ EVRENİ


- ÜNİVERSİTE MEZUNU ile BEKÂRLIK ile BEKARLIK


- ÜNİVERSİTE ile ÜNİVERSİTE MEZUNU ile ÇEVİRİ FAKÜLTESİ ile KOLEJ VEYA ÜNİVERSİTE ile ÜNİVERSİTE


- UNIVERSITY STUDENT[İng.] ile/||/<> ÉTUDIANT (ÉTUDIANTE)[Fr.] ile/||/<> ÜNİVERSİTELİ

( Üniversitede okuyan öğrenci )


- UNIVERSITY/UNIVERSITY STUDENT[İng.] ile/değil/yerine/= UNIVERSITÉ/ÉTUDIANT (ÉTUDIANTE)[Fr. < UNIVERSITÉ] ile/değil/yerine/= ÜNIVERSITE[Fr. < UNIVERSITÉ]

( Genellikle fen, edebiyat, hukuk, tıp, mühendislik gibi alanlarda eğitim ve araştırma yapan fakültelerden oluşan yüksek öğretim kurumu. )


- UNIVOLTINE[İng.] ile/değil/yerine/= ÜNİVOLTİN

( Bir senede meydana getirilen döl sayısına "voltinizm" ya da "voltin" denir. Eğer yılda bir döl veriliyorsa ünivoltin; yılda iki döl veriliyorsa bivoltin adı verilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- UNKUD | SALKIM ile/||/<> SALKIM

( Baskı altında olmadığı için bilince çıkabilen duygu ile karışık bir düşünce dizgesi botanik biyoloji tarım )


- ÜNLEM ile ÜNLEM İŞARETİ


- ÜNLÜ ÇATIŞMASI ile/||/<> ÜNLÜ BOŞLUĞU, HECE YUTUMU

( Derleme toplaşma toplanma Yan yana gelen iki ünlüden birinin y ünsüzüne dönüşü neyse ne ise öyle o ile fizyoloji fizioloji gerundiyum gerundium kollokyum collogium vb ünlü boşluğu ve hece yutumu ünlü çarpışması )


- ÜNLÜ HARF/LER ile/<> ÜNSÜZ HARF/LER

( Kalın: A[düz ve geniş] | I[düz ve dar] | O[yuvarlak ve geniş] | U[yuvarlak ve dar]
İnce: E[düz ve geniş] | İ[düz ve dar] | Ö[yuvarlak ve geniş] | Ü[yuvarlak ve dar]
İLE/VE/||/<>
Dudak: F[sert ve sürekli] | P[sert ve süreksiz] || M, V[yumuşak ve sürekli] | B[yumuşak ve süreksiz]
(Yarı) Dudak-Diş: F[sert ve sürekli] || V[yumuşak ve sürekli]
Diş: S, Ş[sert ve sürekli] | Ç, T[sert ve süreksiz] || J, L, N, R, Z[yumuşak ve sürekli] | C, D[yumuşak ve süreksiz]
Damak: K[sert ve süreksiz] || Y[yumuşak ve sürekli] | C, G[yumuşak ve süreksiz]
Gırtlak: H[sert ve sürekli] || Ğ[yumuşak ve sürekli] )

(
İLE
)

( )


- ÜNLÜ/ANGIN/MEŞHUR/ŞÖHRET ile/ve/değil/yerine TANINMIŞ/LIK

( Ün/şöhret, âfettir. )


- ÜNLÜ ile ÜNLÜ İNSANLAR ile ÜNLÜ KİŞİLER


- UNNUMBERED[İng.] ile/||/<> NUMARASIZ


- UNOFFICIAL MARKET, GREY MARKET, UNDERGROUND ECONOMY, UNRECORDED ECONOMY, INFORMAL ECONOMY[İng.] ile/||/<> KAYIT DIŞI EKONOMİ

( Resmi kayıtlara girmeyen yasal belgelerle belgelendirilemeyen yetkili kamu organlarınca normal kurallar çerçevesinde denetlenemeyen vergi sistemi dışında kalan ve dolayısıyla millî gelir hesaplamalarında dikkate alınmayan diğer bir deyişle ekonominin ülke mevzuatı ve vergi sistemi dışında kalan işlem ve etkinlikleri )


- UNORDERED[İng.] ile/||/<> SIRASIZ


- UNSATURATED FAT[İng.] ile/||/<> DOYMAMIŞ YAĞ

( Doymamış yağ asidi )


- UNSATURATED HYDROCARBON[İng.] ile/değil/yerine/= DOYMAMIŞ HİDROKARBON


- UNSATURATED SOLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= DOYMAMIŞ ÇÖZELTİ


- UNSITTLICH/İMMORALISMUS/IMMORALISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= IMMORALISM[İng.] ile/değil/yerine/= IMMORALISME[Fr.] ile/değil/yerine/= IMMORAL[İng.]

( bk. 1. ahlaksız. 2. töretanımaz@@Ahlak yasalarına aykırı olan; ahlak bakımından kötü olan. )


- UNSTABLE/PERISHABILITY[İng.] ile/değil/yerine/= INSTABLE[Fr.] ile/değil/yerine/= UNSTABIL[Alm.] ile/değil/yerine/= DAYANIKSIZ

( 1. Kolayca öğelerine bozunan. 2. Denge durumunu küçük bir yerdeğişim ile yitiren. )


- UNSUR[Osm.] / ELEMENT[İng.] / ÉLÉMENT[Fr.] / ELEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEMENT


- ÜNSÜZ UYUMU ile/||/<> ÜNSÜZ UYUMU

( Derleme ünsüz benzeşmesi konson uyumu konsonant benzeşmesi sessiz benzeşmesi sessiz uyumu Türkçede süreksiz ünsüzle biten bir sözcüğe c d g ünsüzlerinden biriyle başlayan bir ek getirilince ekin başındaki ünsüzün süreksizleşmesi yahut sürekli ünsüz veya ünlü ile biten bir sözcüğe bu türlü eklerden biri getirilince ekin başındaki ünsüzün sürekli kalışı Sütçü sütçü sütten sütten dilci dilci dilden dilden etki etki dizgi dizgi tepeden tepeden vb Kelimelerin eklerle genişletilmesi sırasında veya yan yana gelen hecelerde tonlu ünsüzlerden ve ünlülerden sonra tonlu tonsuz ünsüzlerden sonra genellikle tonsuz ünsüzlerin gelmesi temeline dayanan uyum atkı atkı avcı avcı avdan avdan sargı sargı sucu sucu sudan sudan geçti geçti yaprak yaprak ET yapurgak süzgeç süzgeç vb )


- UNUTMA ile/ve AKLINA GELMEME(Sİ)


- UNUTMA ile/ve/||/<> BUNAMA/ATEH[Ar.]/DEMANS[Fr., İng. < DEMENTIA] ile/ve/||/<> ALZHEIMER

( Alzheimer tanısı için aşağıdakilerden en az ikisi tanılanmış ve "önemli ölçüde dikkate alınmalıdır".

- Zayıf bellek
- İletişim ve dil zorluğu
- Odaklanmada ve dikkatini vermede güçlük
- Hatalı muhakeme ve yargı
- Bozulmuş görsel algı )

( Alzheimer, genel olarak üç evreye ayrılır:

1. Unutkanlık, bildiği yerleri tanıyamama, bazı sözcükleri bulamama, işine ve hobilerine karşı ilgisini yitirme gibi erken belirtiler verir ve genellikle hasta olduğunu kabul etmek istemez.

2. Bellek kaybı belirginleşir. Yakınlarının adını unutabilir. Yolunu kaybedebilir. Konuşma bozukluğu artar. Yıkanma, giyinme gibi gündelik işlerinde yardıma gereksinim duyabilir ve bazı hayaller görebilir.

3. Artık aile üyelerini tanımayabilir, yemek yemede ve yürümede güçlükler başlar, sidik ve dışkısını tutamayabilir ve ciddi davranış bozuklukları görülebilir.

Alzheimer hastalığı, yaklaşık 5-8 yıllık bir ilerleme süreci içinde hastayı yatağa bağlı ve tamamen bakıma muhtaç duruma getirir. )

(

Unutma eğrisi ve aralık etkisinin keşfi ile tanınan, deneysel bellek çalışmalarına öncülük eden psikolog Hermann Ebbinghaus (1850–1909), öğrenme eğrisini tanımlayan ilk kişidir. Unutma eğrisinin grafiği, kişilerin "öğrenileni" tekrar etmezse yeni öğrendiği bilgilerin, günler içinde nasıl azaldığını gösterir. )

( ... İLE/VE/||/<> Bellek, düşünme ve toplumsal yeteneklerde bozulma. İLE/VE/||/<> Beyinde plak ve düğüm oluşumu ile bellek kaybı ve bilişsel gerileme. | Demansın en yaygın nedeni olan ve ilerleyici bellek kaybı ile ilişkili bir sayrılık. )


- UNUTMABENİ ile/||/<> UNUTMABENİ

( botanik Boraginaceae Hodangiller familyasından küçük mavi çiçekleri olan bir tür )


- UNUTMAK ile "ATLAMAK"


- UNUTMAK ile "BİLİYORUM" SANMAK


- UNUTMAK ile/ve/değil/yerine/<> AFFETMEK

( Bir hatayı, hem unutmak, hem affetmek aptallıktır. Ne unutmak, ne affetmek, hainliktir. Hatayı unutmayıp sahibini affetmek, işte bu erdemdir. )

( Söylenilmeyebilecek, yanlış/yersiz/zamansız bir söz, ancak affedilir fakat unutulmaz! )

( Aldığın dersi kaybettirir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Bakış açını değiştirir. )

( Mutlu eder. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Güçlü kılar. )


- UNUTMAK ile BİLMEMEK


- UNUTMAK ile BOŞLAMAK/İHMAL[Ar.]


- UNUTMAK ile/ve/değil/yerine HIZLI GEÇMEK


- UNUTMAK ile UNUTKAN ile UNUTKANLIK ile UNUTMAK


- UNUTMAK ile/ve/değil/yerine ÜZERİNE KONUŞMAMAK


- UNUTMAK ile/ve YENİLEMEK


- UNVAN ile/||/<> APPOSITION[İng.] ile/||/<> APPOSITION[Fr.] ile/||/<> APPOSITION[Alm.] ile/||/<> SAN

( Derleme unvan sıfatı unvan grubu Özel addan önce veya sonra kullanılan sıfat görevli ad Sultan Ahmet Ayşe Sultan Hemşire Ayşe Ayşe Hemşire Öğretmen Gül Gül Öğretmen Paşa Kâzım Kâzım Paşa Binbaşı Ali Ali Binbaşı Çavuş Hasan Hasan Çavuş vb )


- UNVAN ile İTİRAZ SAHİBİ


- UP QUARK[İng.] / QUARK UP[Fr.] / ERHÖHENQUARK[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKARI KUARK


- UPPER ATMOSPHERE[İng.] / ATMOSPHÈRE SUPÉRIEUR[Fr.] / OBERE ATMOSPHÄRE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜST ATMOSFER


- UPPER QUARTILE[İng.] ile/||/<> ÜÇÜNCÜ ÇEYREK

( Dağılımın 3 çeyrek veya 75 yüzdeliğini gösteren değer üst kartil )


- UPPERCUT[İng. < UPPERCUT] ile/değil/yerine/=/||/<> APARKAT

( Boksta bükük kolla aşağıdan yukarıya doğru çeneye atılan yumruk )


- UPREGULATION/UPREGULATION[İng.] ile/değil/yerine/= ARTARAK DÜZENLENİM


- UPS/UNINTERRUPTIBLE POWER SUPPLY[İng.] ile/değil/yerine/= KESİNTISİZ GÜÇ KAYNAĞI


- UPSIDE DOWN[İng.] ile/||/<> BAŞ AŞAĞI


- UPTAKE[İng.] ile/değil/yerine/= TUTULUM


- UPUYGUN = MUTABIK = ADEQUAT[İng.] = ADÉQUAT[Fr.] = ADÄQUAT[Alm.] = ADEQUATUS[Lat.] = ADECUADO/DA[İsp.]


- UR | TÜMÖR ile/||/<> TÜMÖR ile/||/<> TÜMÖR[Fr. < TUMEUR]

( neos genç plasma şekil Hücrelerin anormal çoğalmasıyla oluşan büyüme Çoğalan hücreler ya o bölgede kalır iyi huylu tümör ya da çoğalmaya devam eden hücreler organizmanın diğer bölgelerine yayılarak metastaz yapar habis tümör kötü huylu tümör Neoplasm Ur 1 Organizmadaki hücrelerden herhangi birinin özerklik kazanarak sınırsız amaçsız ilerleyici ve kontrol edilemez tarzda çoğalmasıyla oluşan düzenli bir doku organizasyonuna sahip olamayan başlatıcı neden ortadan kaldırılsa dahi gelişmeye en azından var olmaya devam eden yeni ve normal dışı doku kitlesi neoplazi neoplazm neoplazma 2 Genel bir anlamda herhangi bir yerel şişkinlik yangının belli başlı belirtilerinden bir tanesi )


- UR ile/||/<> UR

( Eskiden toprak tabya berkitilmiş yüksek yer Hücrelerin hızla çoğalması sonucu oluşan iyi veya kötü huylu patolojik doku kitlesi tümör )


- URANIUM SERIES[İng.] / SÉRIE DE L'URANIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= URANYUM DİZİSİ/SERİSİ


- URANIUM-LEAD DATING[İng.] / DATATION PAR L'URANIUM-PLOMB[Fr.] ile/değil/yerine/= URANYUM-KURŞUN YAŞ TAYİNİ


- URANIUM[İng.] / URANIUM[Fr.] / URAN[Alm.] ile/değil/yerine/= URANYUM


- URANUS[İng.] ile/||/<> URANUS[Fr.] ile/||/<> URANUS[Alm.] ile/||/<> URANÜS[Fr. < URANUS]

( Güneşe uzaklık sırasında yedinci gelen büyük gezegen )


- URANYUM

( Atom numarası 92, atom ağırlığı 238,03 olan, 1800 °C'ye doğru ergiyen, 18,7 yoğunluğunda, demir görünüşünde bir öğe. [ Simgesi: U ] )


- URANYUM ile/||/<> URANYUM[Fr. < URANIUM]

( kimya Atom numarası 92 atom ağırlığı 238 07 olan doğal radyoaktif element )


- URASİL[İng. URACIL] ile/||/<> TAMAMLAYICI BAZ ÇİFTLERİ[İng. COMPLEMENTARY BASE PAIRS]

( Sadece ribonükleik asidin (RNA) yapısında bulunan azotlu organik baz tipidir. Kimyasal formülü C4H4N2O2 olup IUPAC adı Pirimidin-2,4(1H, 3H)-Dion'dur. @@ DNA molekülünün ya da DNA-RNA ikiliğinin karşılıklı uçlarında, hidrojen bağlarıyla birbirleriyle eşleşen nükleotitlerdir. Sitozin (C), Guanin (G) ile tamamlayıcıdır, Adenin (A) ise Urasil (U) ve Timin (T) ile tamamlayıcıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- URBANISM[İng.] ile/||/<> KENTSELLİK

( Kentleşme süreci hızlandıkça kentsel yerleşim yerlerinin ve buralarda yaşayan insanların kazandıkları yeni niteliklerin tümünü anlatan bir gelişme ölçütü )


- URBANIZATION[İng.] ile/||/<> ŞEHİRLEŞME | KIRSALLAŞMA

( Köyden kente göçle birlikte kentsel nüfusta yaşanan önemli artış kırsallaşma )


- URBANİZM[İng. < URBANISM] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEHİRCİLİK


- ÜRDÜN ile ÜRDÜN


- ÜRE ile/||/<> ÜRE[Fr. < URÉE]

( Yapay reçine verniği ve tutkalı üretiminde kullanılan temel gereçlerden beyaz billursu toz biyoloji kimya Memelilerde ve diğer hayvanlarda amino asitlerin yıkımı ile oluşan boşaltım maddesi idrarın esas organik maddesi Azotlu besinlerin vücutta yanmasıyla oluşan erimiş durumda dışarı atılan azotlu madde 1 Başlıca amino asitlerin deaminasyonundan ve nükleik asit aminler gibi diğer kaynaklardan oluşan amonyaktan karaciğerde üre döngüsü yoluyla sentezlenen böbrekler yoluyla atılan idrardaki sıvı olmayan kısmın yaklaşık yarısını ve kandaki serbest azotun büyük bölümünü oluşturan azotlu bir son ürün veya protein yıkımının esas son ürünü karbamid 2 Geviş getiren hayvanların yemlerine protein kaynağı olarak belli oranlarda katılan en az 45 azot içermesi gereken madde )


- ÜREME HATTI MOZAİKLİĞİ[İng. GERMLINE MOSAICISM] ile/||/<> ÜREME YALITIMI[İng. REPRODUCTIVE ISOLATION]

( Bir kişide genetik yapısı farklı iki ya da daha çok eşey göze öncüllerinin bulunması. @@ İki farklı canlı türünün çiftleşip verimli döller vermesini engelleyen coğrafi, davranışsal, fizyolojik ya da genetik etkenler. Bu etkenler iki farklı popülasyon arasındaki gen akışını engeller, bu sebeple her iki popülasyon arasında melez oluşamaz. "Üreme izolasyonu" olarak da bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ÜREME[İng. REPRODUCTION] ile/||/<> ADAPTİF DAVRANIŞ[İng. ADAPTIVE BEHAVIOR] ile/||/<> ALELOPATİ[İng. ALLELOPATHY] ile/||/<> ANİZOGAMİ[İng. ANISOGAMY] ile/||/<> ANJİYOSPERM[İng. ANGIOSPERM] ile/||/<> ÇİÇEK[İng. FLOWER] ile/||/<> EŞEYLİ ÜREME[İng. SEXUAL REPRODUCTION] ile/||/<> GAMET ile/||/<> HYPOTRİCH

( Canlı organizmalardan kendilerine benzeyen başka canlılar oluşması; çoğalma. Üreme sadece canlılarda görülen, cansız cisimlerde bulunmayan bir niteliktir.Canlılarda görülen çeşitli üreme yolları başlıca "eşeysiz üreme" ve "eşeyli üreme" adını alan 2 ana öbekte toplanır. @@ Bir hayvanın belirli bir durum ya da çevreye uymasını sağlayan ve hayvanın uzun dönem yaşamkalımını ve üremesini destekleyen herhangi bir davranış. @@ Bir canlının salgıladığı kimyasallardan ötürü başka canlı üzerinde özellikle büyüme, hayatta kalma ve üreme açılarından olumlu ya da olumsuz etkilere neden olmasıdır. Genellikle bitkilerde, alglerde, bakterilerde, resiflerde ve mantarlarda görülür. Bu etkiye neden olan kimyasallara alelokimyasallar denir. Bunlar arasında karbonhidratlar, lipitler, alkaloidler, azot içerikli bileşikler, flavonoid fenolikler başta olmak üzere bazı diğer fenolikler ve terpenoidler bulunur. @@ Bir cinsiyetin diğerinden daha büyük eşey gözesi (yumurta ya da sperm) ürettiği eşeyli üreme şeklidir. Heterogami olarak da bilinir. @@ Üreme organları çiçeklerinde bulunan ve en yakın tarihte evrimleşmiş bitki grubudur. Ayrıntılı bilgiyi buradan alabilirsiniz. @@ Tohumlu bitkilerde eşeysel üreme organlarını bulunduran yapıdır. Tam çiçek ve eksik çiçek olmak üzere iki çeşit çiçek vardır. @@ Mayotik bölünmenin ürünü olan cinsiyet gözelerinin (gamet) birleşmesini gerektiren üreme türü. Her yavru, mayoz sırasındaki bağımsız kromozom dağılımı nedeniyle benzersiz bir genetik kompozisyona sahiptir. @@ Eşeyli üremede öncül eşey gözelerinin mayoz bölünmesi sonucunda oluşan özelleşmiş haploit gözedir. Eşeyli üremede sperm ve yumurtanın birleşmesi yeni bir bireyin gelişimini başlatır. @@ Eşeyli üreyen ya da bölünerek çoğalan Ciliate takımına ait bir protozoa. Eşeyli üremesi konjugasyon ya da gamet füzyonu dolayısıyla olabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ÜREME ile ÇOĞALMA


- ÜREME ile DAMIZLIK AT


- ÜREME ve/||/<>/> KORUMA


- ÜREMEK ile/ve DOĞURMAK


- ÜREMİ ile/||/<> ÜREMİ[Fr. < URÉMIE]

( Protein metabolizmasının ürünleri olan ve normalde idrarla atılan maddelerin kanda kalmasıyla oluşan toksik durum 1 Kanda idrar bulunması 2 Kronik böbrek yetmezliği sonucu oluşan kanda üre ve kreatinin çok yüksek düzeylere ulaşması sonucu kusma ishal anemi asitbaz dengesizliği metabolik asidozis ve ülseratif ağız mukozası yangısıyla belirgin bir sendrom üremik sendrom 3 Azotemi )


- UREMIC[İng.] ile/||/<> ÜREMİK[Fr. < URÉMIQUE]

( Üremiye ait üremiyle belirgin )


- URETER[İng.] ile/||/<> SİDİK YOLU

( anat Sidiği böbrekten sidik torbasına sevk eden mukozası lümene doğru kıvrımlar yapan epitel katmanı çok katlı değişken olan kas ve adventisya katmanlarına sahip çift kanal üreter )


- ÜRETİM ARTIŞI ile/ve NİTELİK ARAYIŞI

( Rüzgâr ve gökgürültüsünün birbirini tamamlaması artışı simgeler. )


- ÜRETİM/İMALÂT[Ar.] ve/> DÖNÜŞÜM


- ÜRETKEN ile/||/<> ÜRETKEN

( botanik )


- ÜRETMEK/ÜRETİM ile/ve YARATMAK/YARATIM

( Üretenler karanlıktan kurtulabilir. )

( Ancak zeki ve bilgili olanlar üretim yapabilirler. )

( Zaferin sırrı, Arınma ve Bilgi'ye ulaştıktan sonra çalışmaktır. Çalışmanın en iyisi ve yararlısı üretim yapanıdır. )


- ÜRETMEK ile/ve OLUŞTURMAK


- ÜRETMEK ile YENİ BİR ŞEY ÜRETMEK


- URGE[İng.] ile/||/<> İTİ

( Belirli bir ereğe ulaşmak ya da belirli bir eyleme girişmek için duyulan güçlü ve sürekli tepi Anadolu ağızlarında yiti olarak da geçer yiti çok acı veya ekşi tatlı tadı keskinleşmiş koyu renk için Az iti keskin yiti keskin jiti yitti çitig Tel ödǖ çıdıg çidig çidig SUyg iştiğ Sarı Uygurcada ş sesi sonradan türemiştir Yirmi olarak kullanılan işkon işki on iki on biçimindeki ş gibi sıtı Baştaki ynin Yakutçada sye çevrilmesi kuraldır Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede yitig biçimi geçer Eski Kıpçakçada yiti olarak kullanılır Türkçe yiti keskin olmak keskinleşmek fiilinden g eki ile türetilmiştir Türkçede baştaki y düşmüştür )


- URINE BLADDER[İng.] ile/||/<> İDRAR KESESİ

( İdrar borusuyla üretra arasında bulunan ve içinde idrar toplanan torba mesane )


- ÜRKÜTÜCÜ ile ÜRKÜTÜCÜ BİR ŞEKİLDE


- ÜROFLOMETRİ/UROFLOWMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= İDRAR AKIM ÖLÇÜMÜ


- ÜROGRAFİ/UROGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= BOŞALTIM SİSTEMİ GÖRÜNTÜLEMESİ


- ÜRPERTİ ile/ve/> TUTKU


- URTICARIA[İng.] ile/||/<> KURDEŞEN

( İmmünolojik olarak genellikle tip 1 ancak bazen tip 3 aşırı duyarlılık sonucu dermisin üst bölümlerinin geçici iyi sınırlı ödemli ve çoğunlukla kaşıntılı 13 cm çapında deri şişkinlikleriyle belirgin akut veya kronik damar reaksiyonu ısı kabarıklığı ürtiker yiyecek kabarıklığı ısı kabarıklığı şer a Aşılar bağırsak parazitleri atopi enfeksiyonlar böcek ısırık ve sokmaları soğuk sıcaklık radyasyon basınç ve araşidonik asit metabolizmasını etkileyen ilaçlarca veya idiopatik nedenlerle oluşturulur )


- ÜRÜNTANITAN | PROPAGANDİST[Fr. < PROPAGANDISTE] ile/||/<> ...


- ÜRÜNTANITAN | PROPAGANDİST[Fr. < PROPAGANDİSTE] ile/||/<> PROPAGANDA


- URVE | KANGAL ile/||/<> KANGAL ile/||/<> KANGAL[Yun.]

( Sinema Makaraya değil göbekli ya da göbeksiz olarak kendi çevresinde sarılmış çeşitli çaptaki film tomarı biyoloji Tel ve şeritlerin çembersel bir eksen çevresinde sarılarak aldıkları biçim )


- US/AKIL ile/ve/değil/||/<>/< BAĞLAM


- US/AKIL ve/<> TARİH/SEL/LİK


- US/ULTRASON/ULTRASONOGRAFİ ULTRASOUND[İng.] ile/değil/yerine/= SES ÖTESİ, YANSILANIM


- US = AKIL = REASON[İng.] = RAISON[Fr.] = VERNUNFT[Alm.] = RATIO[Lat.] = RAZON[İsp.]


- US ile/ve DENEYİM/TECRÜBE


- US ve/||/<> SU


- US ile ZİHİN


- USB/UNIVERSAL SERIAL BUS[İng.] ile/değil/yerine/= EVRENSEL DİZİ VERİ YOLU


- USBU ile/||/<> PARMAK

( El tarağı ve ayak tarağı kemiklerine bağlı olan ve genel olarak insanda beşer tane olup baş parmak dışta kalmak üzere herbiri 3 küçük kemikten meydana gelmiş bulunan uzantılar Araba tekerleklerinde göbek ile çenberi birbirine bağlayan ağaç deynekler Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta Gölbaşı Çankaya Ankara Eskil Yenikent Aksaray Niğde biyoloji zooloji El tarağı ve ayak tarağı kemiklerine bağlı olan ve genel olarak insanda beşer tane olup başparmak dışında her biri üç küçük kemikten oluşan uzantılar Dijit El ve ayak tarak kemiklerine bağlı olan ve hayvan türlerine göre değişik sayıda kemikten oluşan uzantılar digitus daktilus Ağızlarda barmak olarak da geçer Az barmag barmak Blk barmak barmak barmak barmak barmak barmak Tel parmak Küer mermek baş parmak pürne Eski Türkçede parmağa erŋēk adı verilir Orta Türkçede de ernek erŋēk olarak geçer Bu ad Hakasça ve Tuvacada ergek olarak saklanmıştır Daha sonra eski ve yeni diyalektlerde bu adın yerini barmak parmak biçimi almıştır Pelliot JA 1925 1 209211 barmak bermek biçimini Moğolca eregei pouce heregei peregei biçimiyle birleştirmiştir Poppe CAJ 16 44 )


- USÇULUK = AKLİYE = RATIONALISM[İng.] = RATIONALISME[Fr.] = RATIONALISMUS[Alm.] = RATIO[Lat.]


- USDIŞI = GAYR-İ AKLÎ = IRRATIONAL[İng., Alm.] = IRRATIONNEL[Fr.]


- USE[İng.] ile/||/<> USAGE[Fr.] ile/||/<> BRAUCH, GEBRAUCH[Alm.] ile/||/<> KULLANIM | TOPRAK KULLANIMI

( Bir toprağın ya da yapının hangi amaçlarla kullanıldığını ya da düzentasarda hangi amaçla kullanılacağını belirleyen tasarlama terimi toprak kullanımı )


- USEFUL BEAM[İng.] / FAISCEAU UTILE[Fr.] ile/değil/yerine/= FAYDALI DEMET


- USEFUL PENETRATION DEPTH[İng.] / PROFONDEUR DE PÉNÉTRATION UTILE[Fr.] / NÜTZLICHE EINDRINGTIEFE[Alm.] ile/değil/yerine/= FAYDALI NÜFUZ DERİNLİĞİ


- USER-FRIENDLY[İng.] ile/||/<> KULLANIŞLI


- USG/ULTRASONOGRAFİ ULTRASONOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= SES ÖTESİ YANSILANIM


- USH/REMOTE HEALTH SERVICE[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN SAĞLIK HİZMETİ


- USKUMRU ile/||/<> USKUMRU[Yun.]

( Scomber scomber Kemiklibalıklar Teleostei takımının uskumrugiller Scombridae familyasından bir balık türü Uzunluğu 2025 cm Sırtı mavimsi ve biçiminde çizgilerle süslüdür Eti çok beğenilir Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşar Göçeder zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının uskumrugiller Scombridae familyasından 2025 cm kadar uzunlukta sırtı mavimsi ve biçiminde çizgilerle süslü olan Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşayan bir tür Kemikli balıklardan uskumrugiller Scombridae familyasından boyu 60 cm olabilen sırtı mavimsi ve biçiminde çizgilerle süslü olan Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadeniz de yaşayan bir tür çiroz R σκουμπρί Scomber scomber )


- USKUMRUGİLLER ile/||/<> USKUMRUGİLLER

( Konumuzda yassı kurtlara arakonakçı türleri nedeniyle anılan yırtıcı çoğu pulsuz kemikli balıklar familyası Scombridae scomber uskumru Omurgalı hayvanlardan balıklar Pisces sınıfının kemiklibalıklar Teleostei takımının dikenliyüzgeçliler Acanthopterygii alttakımına giren bir familyası Biçim ve renkleri çok zariftir Çoğunluk pulları bulunmaz Bazıları göçeder Sürüler yapar Yırtıcıdırlar Taşılları çoktur Uskumru Scomber scomber kolyoz S colias torik Sarda sarda istavrit Trachurus trachurus Malta palamudu Naucrates ductor yazılı orkinos Thynnus alalonga ton balığı Th vulgaris kızıl orkinos Orchynus thynnus akya Lichia amia iyi bilinen türleridir zooloji Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının dikenli yüzgeçliler Acanthopterygii alt takımından genellikle pullarla örtülü olmayan vücutları olan sürüler yapabilen biçim ve renk bakımından çok zarif görülen bazı türleri göçücü olan bir familya Kemikli balıklardan genellikle pullarla örtülü olmayan vücutları olan sürüler yapabilen biçim ve renk bakımından çok zarif görünen bir familya )


- USKUR[İng. < SCREW] ile/||/<> GEMİ PERVANESİ

( gemi pervanesi screw uskur gemi pervanesi )


- USKUR[İng. < SCREW] ile/değil/yerine/=/||/<> PERVANE


- USLAMLAMA = REASONING[İng.] = RAISONNEMENT[Fr.] = SCHLUßVERFAHREN[Alm.] = RATIOCINATIO[Lat.]


- ÜSLÜ/ÜSTEL/EXPONENTIAL[İng.] ile ÜST EL

( Katlı/katlanan. @@ Güçlünün/güçlülerin "etkisi". )


- ÜSLUP | BİÇEM ile/||/<> BİÇEM ile/||/<> GERÇEK BİÇEM, BAYAĞI BİÇEM, YALIN BİÇEM, SÜSLÜ BİÇEM, YÜCE BİÇEM, ORTA BİÇEM, ZENGİN BİÇEM, DEĞİŞMECEIİ BİÇEM, ÇOCUKSU BİÇEM, ÖZENSİZ BİÇEM

( Sanatçının görüş duyuş anlayış ve anlatıştaki özelliği ya da bir türün bir çağın kendine özgü anlatış biçimi Türleri için gerçek biçem bayağı biçem yalın biçem süslü biçem yüce biçem orta biçem zengin biçem değişmeceIi biçem çocuksu biçem özensiz biçem )


- ÜSLUP | BİÇEM ile/||/<> ÖZENSİZLİK ile/||/<> ÖZENTİCİLİK | GERÇEK BİÇEM, BAYAĞI BİÇEM, YALIN BİÇEM, SÜSLÜ BİÇEM, YÜCE BİÇEM, ORTA BİÇEM, ZENGİN BİÇEM, DEĞİŞMECEIİ BİÇEM, ÇOCUKSU BİÇEM, ÖZENSİZ BİÇEM

( Sanatçının görüş, duyuş, anlayış ve anlatıştaki özelliği ya da bir türün, bir çağın kendine özgü anlatış biçimi. Türleri için bk. gerçek biçem, bayağı biçem, yalın biçem, süslü biçem, yüce biçem, orta biçem, zengin biçem, değişmeceIi biçem, çocuksu biçem, özensiz biçem. @@ )


- ÜSLUP, STİL | DEYİŞ ile/||/<> DEYİŞ

( Sinema TV Bir sinemacının televizyoncunun kendine özgü anlatım yollarının kişisel tutum görüş ve duyuşunun oluşturduğu özellik Deyiş türkü söyleme koşuk söyleme çoğunlukla halk türküsü halk koşuğu Alevî Bektaşîlerce yüksek anlamlı koşuk Eskiden de kullanılmıştır Hem men çağır içermin hem men teyiş bilürmen Mevlâna Celâlüddini Rumî Bir anlam taşıyan sözlü ya da yazılı bildirim şiir şiir )


- USS/NATIONAL HEALTH SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= ULUSAL SAĞLIK DÜZENİ


- USSAL BİLGİ ile/ve/<> SEZGİSEL BİLGİ

( İkinci türden bilgi. )

( Gerçeği yanlıştan ayırdeden bilgi. )

( Zorunlu olarak gerçektir. )


- ÜSSÎ ZAYIFLAMA[Osm.] / EXPONENTIAL ATTENUATION, EXPONENTIAL EXTINCTION[İng.] / ATTÉNUATION EXPONENTIELLE[Fr.] / EXPONENTIELLE SCHWÄCHUNG, EXPONENTIALLÖSCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜSTEL ZAYIFLAMA