Bugün[06 Temmuz 2026]
itibarı ile 36.534 başlık/FaRk ile birlikte,
36.534 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(129/148)


- TALBOT[İng./Fr.] / TALBOT[Alm.] ile/değil/yerine/= TALBOT


- TALC; TALCUM[İng.] / TALC[Fr.] / TALK, TALKUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TALK


- TALEBE YURDU ile/||/<> STUDENT UNION[İng.] ile/||/<> FOYER DES ÉTUDIANTS[Fr.] ile/||/<> ÖĞRENCİ YURDU

( Öğrencilerin barınma yatma yemek yeme çalışma ve dinlenme gereksinmelerini karşılamak üzere devlet özel kurumlar ya da kişilerce açılan ve yönetilen kuruluş )


- TALEBELİK ile/||/<> STUDENTSHIP[İng.] ile/||/<> CONDITION ÉTUDIANTE[Fr.] ile/||/<> ÖĞRENCİLİK

( Öğrenci olma durumu )


- TALEP | İSTEM ile/||/<> İSTEM

( 1 Kişinin alıcının mal isteminde bulunması 2 Sataktan mal alımı için yapılan isteklerin tümü Bir piyasadaki tüketicilerin bir mal ya da hizmete yönelik satınalma gücüyle desteklenmiş istek niyet ve davranışları istem )


- TALEP | İSTEM ile/||/<> ÖNERİ

( 1. Kişinin alıcının mal isteminde bulunması. 2. Sataktan mal alımı için yapılan isteklerin tümü. @@ Bir piyasadaki tüketicilerin bir mal ya da hizmete yönelik satınalma gücüyle desteklenmiş istek, niyet ve davranışları. @@ @@ @@bk. istem )


- TALEP ETMEK ile BİR AÇIKLAMA TALEP EDİYORUM ile ADALET TALEP ETMEK ile TALEP KANITI ile TALEPKAR ile TALEP EDİLDİ


- TALEP ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SUAL


- TÂLÎ | EKLENTİ ile/||/<> EKLENTİ

( Kayaçlarda çok yaygın olarak bulunan mineraller 1 Kasaba ya da köy gibi küçük yerleşme yerlerini oluşturan kom oba adı da verilen uzak komşuluk birimlerinden her biri 2 Bir yapıya sonradan eklenmek üzere yapılan ve anayapıya bağlı olması her kez gerekmeyen yardımcı bölüm genel uygulayım Bir nesne araç aygıt vb bütünleyen parçalardan her biri yedek parça )


- TALİ | SONURTU ile/||/<> SONURTU

( koşullu önermesinde p önermesi artbileşen )


- TALİ CÜMLE, CÜMLE-İ TÂLÎ | YAN CÜMLE ile/||/<> YAN CÜMLE

( Birleşik cümlede asıl cümleyle anlam bakımından ilgili olan ana cümlenin verdiği kavramı bir şarta bir sebebe bir dileğe bir açıklamaya bağlamak suretiyle onu çeşitli yönlerden tamamlayan ve kuruluşu bir cümle değerinde olup yargı taşıyan cümle Yan cümlenin bağlaçlı yan cümle ki li dilekli yan cümle sA lı şartlı yan cümle sA lı mIşsA lı sorulu yan cümle mI lı gibi çeşitli türleri vardır Karşıtı temel cümle dir Zelzeleden değil bu sakin ve gülümseyen yüzden bu sükûnet ve kayıtsızlıktan insanoğlunun yeryüzündeki bu korkunç yalnızlığından korkarak odadan fırladım A H Tanpınar Abdullah Efendinin Rüyaları Erzurumlu Hamdi s 139 Zaten gece oldu mu onun yorulduğu zaman istediği yerde yatabilmesi için selamlıktaki sofadan bizim odamıza kadar koca evin her tarafına battaniyeler yastıklar konulurdu A H Tanpınar Abdullah Efendinin Rüyaları Evin Sahibi s 158 Eğer sırf zevkim için bestelediğim üç beş küçük parçanın eş dost meclislerinde çalınıp söylenmesi bana böyle bir iddia yüklenmesine yeterse hatıra defteri tutanlara romancı sigara paketinin arkasını karalayaanlara karikatürist pazar günü üç beş kilometre yürüyenlere de sporcu demek gerekirdi T Buğra göst e s 39 Bir an mümtaz a öyle geldi ki Tevfik Bey in sesi Emin Dede nin ney i ile girdiği yarışta bu ilk rüzgardan birini tutuyordu A H Tanpınar Huzur s 244 Kavgaları yazılsa koca bir kitap tutar oğlan sanki ikinci bir karakol ikinci bir adliye olmak iddiasındadır T Buğra Yarın Diye Bir Şey Yoktur Karaoğlan s 44 Tam şu yalının üstüne düşse daha güzel görünecekken görürdük ki onun ortasından keser de bir bölümünü ışıkta bir bölümünü gölgede bırakırdı A Ş Hisar Boğaziçi Mehtapları s 125 Kendimi dinlesem vaktiyle önlerinden geçmiş olduğum yabancı evlerden içimde kalmış böyle bir sesler duyarım ki bende o uzak zamanları yeşerten tohumlar gibidir A Ş Hisar göst e s 44 Eylül ortası dedi mi buğday yüklü kağnılar oranın gölgesiz genişliğinde onun zahirî tasvirleri için türkü söyler T Buğra Dönemeçte s 58 Akşamdan beri yağan kar dinmişse yatağını tekrar karyolasına taşımayı düşünerek doğrulmak istiyordu P Safa Biz İnsanlar s 61 Her ümitsiz insan gibi kendinden degil dışarıdan hayatın sırasız tertipsiz tesadüfi vakalarından bir tesadüften veya bir talihten imdat bekledi P Safa Şimşek s 119 Ayak sesi o kadar yaklaşmıştı ki büyük bir telaş içinde Pervin yatağa oturdu P Safa göst e s 113 Evvelce duyduklarıma fazla bir şey ilave etse ona hakikatin hududunu hatırlatamayacak mıydım A Ş Hisar Fahim Bey ve Biz s 138 vb Azerbaycan Türkçesi budag cümlä Türkmen Türkçesi eyercen sözlem Gagauz Türkçesi dal cümlä Özbek Türkçesi ergaş gap Uygur Türkçesi beqindi cümlä Tatar Türkçesi iyärcen cömlä Başkurt Türkçesi eyärsänhöyläm iyerçen cumla Krç Malk boysunňan aytım Nogay Türkçesi iyerşenyıyma Kazak Türkçesi bagınıňkı söylem Kırgız Türkçesi bagınınkı süylöm Alt koş ermek Hakas Türkçesi hoza predlojeniye Tuva Türkçesi tayılbır tomak Rusça pridatoçnoyepredlojeniye )


- TALİ POZİSYON ile/||/<> SUB-ENDING[İng.] ile/||/<> SOUS-POSITION[Fr.] ile/||/<> ALT BAŞLIK

( Gümrük bildirmeliklerinde bir numaraya giren malların o numara altında bağlı tutulduğu ikinci bir bölümleme )


- TALİH = FORTUNE[İng., Fr.] = SCHICKSAL[Alm.] = FORTUNA[Lat.]


- TÀLİL, DEDÜKSİYON | TÜMDENGELİM ile/||/<> TÜMDENGELİM

( Öncüllerden kalkarak ve yalnızca çıkarım kurallarını uygulayarak bir çıkarınım sonucunu elde etme Anlamdaş türetim Karşılaştırınız tümevarım 1 Geçerli bir çıkarımın sonucunu öncüllerinden çıkarma işlemi 2 Türetim Krş tümdengelimli mantık Genelden özele tümelden tikele giderek ya da önsayıtlardan vargılar ve çıkarımlar türeterek bilgi üretme yöntemi 1Varılan sonucun zorunlu ve kesin olarak geçerli olduğu kesin sonuca vardıran mantıksal işlem Bu çıkarım biçiminde öncüller doğru ise sonuç önermesi de zorunlu olarak doğrudur 2Tümel olandan tikelin genel olandan özelin çıkarılması Tümel bir önerme aracılığı ile somut bir olayın bilgisine ulaşma Tümdengelimin mantıksal biçimi tasım syllogismus ve tasıma dayanan kanıttır Karşıtı tümevarım 3 Tümdengelimli yöntemle eşanlamlı 4 Tümdengelimli yolla birbirine bağlı önermeler topluluğu Deneyüstü tümdengelim transsendental deduktion Kantın kullandığı deyim Önsel kavramların duyu dünyasındaki nesnelere nasıl uygulanabileceğini nesnelerle nasıl ilişkisi olabileceğini açıklama biçimi )


- TÀLİL, DEDÜKSİYON | TÜMDENGELİM >< TÜMEVARIM

( Öncüllerden kalkarak ve yalnızca çıkarım kurallarını uygulayarak bir çıkarınım, sonucunu elde etme. Anlamdaş. türetim. Karşılaştırınız. tümevarım. @@ 1. Geçerli bir çıkarımın sonucunu, öncüllerinden çıkarma işlemi. 2. Türetim. || Krş.. tümdengelimli mantık, @@ Genelden özele, tümelden tikele giderek ya da önsayıtlardan vargılar ve çıkarımlar türeterek bilgi üretme yöntemi. @@ 1-Varılan sonucun zorunlu ve kesin olarak geçerli olduğu (kesin sonuca vardıran) mantıksal işlem. Bu çıkarım biçiminde öncüller doğru ise sonuç önermesi de zorunlu olarak doğrudur. 2-Tümel olandan tikelin, genel olandan özelin çıkarılması. Tümel bir önerme aracılığı ile somut bir olayın bilgisine ulaşma. Tümdengelimin mantıksal biçimi: tasım (syllogismus) ve tasıma dayanan kanıttır. Karşıtı bk. tümevarım. 3. -> Tümdengelimli yöntemle eşanlamlı. 4. Tümdengelimli yolla birbirine bağlı önermeler topluluğu. Deneyüstü tümdengelim (transsendental deduktion): Kant'ın kullandığı deyim. Önsel kavramların duyu dünyasındaki nesnelere nasıl uygulanabileceğini nesnelerle nasıl ilişkisi olabileceğini açıklama biçimi. )


- TALİMAT | KOMUT ile/||/<> KOMUT

( Üzerinde işlem yapılacak işlenenlerle birlikte bir bilgisayarın yapabileceği temel işlemlerden herhangi birinden oluşan en küçük izlenceleme öğesi Cimnastikte alıştırmaları yaptırmak için verilen kısa emirler yönerge Binicinin komutlarını ata ses eller ve ayak gibi doğal sinyaller veya kamçı ve mahmuz gibi yapay sinyaller vererek bildirmesi )


- TALİMAT | YÖNERGE ile/||/<> YÖNERGE ile/||/<> KULLANIM YÖNERGESİ

( kullanım yönergesi Bir bilgi toplama sürecini yöneten uygulanması gerekli kural ve işlemleri gösteren eylem kılavuzu Mal ya da yapılacak diğer işlemler üzerinde bilgiler verme buyruklarda bulunma )


- TALİMAT VERMEK ile TALİMAT ile ÖĞRETİCİ ile ÖĞRETİCİ ile EĞİTMEN ile ENSTRÜMAN ile ENSTRÜMANTAL ile ALETLERİ


- TALK ile/||/<> TALK[Ar. < ṬALK]

( Mineral Mg6 OH2 Si4Oı0 metalimsi olmayan parıltı ak gri yeşil çizgi ak yeşilimsi elle dokunulduğunda yağlıymış gibi duyulur sertlik 1 özgül ağırlık 2 72 8 monoklinal jeoloji )


- TALL OIL[İng.] / RÉSINE LIQUIDE, TALL OIL[Fr.] / TALLÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇAM YAĞI


- TALLOW, SOLID FAT[İng.] / SUIF[Fr.] / TALG[Alm.] ile/değil/yerine/= DONYAĞI


- TALLOW[İng.] ile/||/<> DON YAĞI

( İç yağı )


- TALYUM ile/||/<> TALYUM[Fr. < THALLIUM]

( kimya Sıçanlar için hazırlanmış tuzak yemi veya besinlerinin özellikle kedi veya köpekler tarafından yenilmesiyle zehirlenmeler oluşturan tüm hayvanlar için son derece zehirli olan pıhtılaşmayı engelleyerek etkisini oluşturan TI sembolüyle bilinen atom numarası 81 ve atom ağırlığı 204 39 olan kimyasal bir madde )


- TAM ALGI = İDRAK-İ DAKİK = APPERCEPTION[İng., Fr., Alm.] = PERCIPERE[Lat.]


- TAM DOLU ile TAM UYARI ile TAM KAN ile TAM GELİŞMİŞ ile TAM GÖVDELİ ile TAM EL ile DOLUNAY ile DOLU ile DELİKLERLE DOLU ile TAM PARÇA ile TAM FİYAT ile TAM DURAK ile TAM ZAMANLI ile DAHA DOLGUN ile DOLGUNLUK


- TAM İKİLEME ile YARI İKİLEME


- TAM SAĞALTIM | KÜR ile/||/<> KÜR ile/||/<> KÜR[Fr. < CURE]

( Tedavi etme iyileştirme şifa verme sağaltım İleride kullanılacak maddeleri muhafaza etmek için kurutma kimyasal koruyucular kullanma tütsüleme tuzlama vb işlemlerin yapılması )


- TAM-LIK ile KEMÂL

( Ayrılmaz olanı, ayırmamalısınız. )

( KEMÂL: Eril ve dişilliğin aşılmasındaki birlik. )

( GÜZELLİK/KEMÂL:
* TENASÜB-Ü ÂZÂ(ÖRGENLERİN UYUMU)
* AKIL
* AHLÂK
* ÇÖZÜM ÜRETEBİLMEK )

( You must not separate the inseparable. )


- TAM/LIK ile BİTMİŞ/LİK


- TAM/LIK ile BÜTÜN/LÜK


- TAM ile/||/<> TAM[Ar. < TÂMM]

( tamamlanmış tam Kökeni açık değildir Dil tartışmalarında kökeni anlamı ve kullanım alanı üzerinde sıkça durulmuştur Başlangıçta yabancı kökenli bir öge olduğu ileri sürülmüş Arapçada tümm temm timm biçimlerinde geçtiği dile getirilmiştir Buna karşılık tümün Kâşgarlı Mahmudun Dîvânu LugâtitTürkünden beri kullanıldığı ileri sürülmüştür Ağızlardan derlendiği ileri sürülen tüm sözünün tamam hepsi bütün toptan karşılığı tanık olarak gösterilmiştir Dîvânu LugâtitTürkte başlangıçta tüm okunan sözün aslında tum olduğu sonraki yayımlarla Clauson ED 503a ortaya konulmuştur Kâşgarlı Mahmud tum sözüne atların tek renkli olması karşılığını vermiştir Dîvânu LugâtitTürk yazarına göre tum kara at kapkara at tum torug at üzerinde doru renginden başka renk olmayan at anlamlarındadır Türkiyede Halk Ağzından Söz Derleme Dergisinin 1942 yılında çıkmış olan III cildindeki tüm sözünün tamam hepsi bütün toptan anlamlarına 1978 yılında yayımlanan yeni baskı Türkiyede Halk Ağzından Derleme Sözlüğünün X cildinde yer verilmemiştir Buna karşılık ilk baskıdaki tüm sözünün tepe tümsek anlamı korunmuştur Bu veri ağızlarda toprak yığını tümsek ve iki tarlayı ya da evlekleri birbirinden ayırmaya yarayan toprak set olarak kullanılan tump tunp sözünden ayrılamaz tump Derleme Sözlüğünde tüm yerine tum biçimi tümü eksiksiz hepsi anlamlarıyla verilmiştir Bu biçimin yalnız Amasyada ve Konyanın Akşehir ilçesinde geçtiği anlaşılıyor Ordunun Ulubey ilçesinde bütün olarak kullanılan tulun bir hapax legomenondur Tarama Sözlüğündeki tüm küme ve tümce küme hâlinde sözleri de yalnız birer örneklidir Bunlardan tümün geçtiği örnekteki yazım da kelimenin Arapça tümm olduğunu göstermektedir Çağdaş Türk diyalektlerinde tüme benzer bir sözün kullanılmaması da düşündürücü bir gerçektir Kökeni tartışılan tümün karşısında kökü ve ekiyle Türkçe bir türev olan bütün tarihî ve çağdaş diyalektlerde yaygın olarak kullanılmaktadır bütün )


- TAMAMI ile HER AYRINTISI


- TAMAMLA(N)MAK ile OLMAK

( "Şu ya da bu olmak" değil yalnızca olmak. )

( Olmak, her şeye tanık olmayı gerektirir. )

( Olmayı bilmemiz gerekmez fakat bilmek için de olmak zorundayız. )

( MÜTEMMİM: Tamamlayan. )


- TAMAMLAMAK ile BİTİRMEK

( FaRkLaR Kılavuzu dışında, hiçbir İngilizce sözlüğü, şu iki sözcük arasındaki farkı açıklamaz.

TAMAMLAMAK ile BİT(İR)MEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/15835 ]

Bazı kişiler, aralarında hiçbir farkın olmadığını söylese de FaRkLaR'ı vardır!

Eğer doğru biriyle evlenirseniz, tamamlanırsınız; eğer yanlış biriyle evlenirseniz, bitersiniz.

Eğer eşiniz, sizi başka biriyle yakalarsa tamamen bitersiniz; eğer eşiniz, alışverişi çok seviyorsa öyle bir bitmişsinizdir ki...

Bu arada, Sokrates'in önemli sözünü anımsamakta yarar var...
"Her koşulda evlenin! Eğer eşiniz, iyi çıkarsa mutlu olursunuz. Eğer kötü çıkarsa filozof olursunuz."

image )


- TAMAMLANDI ile BİTTİ


- TAMAMLAYICI ile/||/<> TAMAMLAYICI

( 1 DNA çift ipliğinin ayrılarak her birinden yeniden çift iplikli DNA oluşması için tamamlayıcı nükleotitlerin bu ipliklere bağlanması 2 Bir reaksiyonun olabilmesi için enzimle substratın anahtar kilit ilişkisi gibi iki molekülün birbirini bütünlemesi Komplementer tamlayan )


- TAMAMLAYICI ile TAMAMLAYICI FORMU ile TAMAMLAYICILIK ile TAMAMLAYICI ile TAMAMLAYICI AÇILAR ile TAMAMLAMA ile TAMAMLAMAK ile TAM ŞİİRSEL ÇALIŞMA ile TAMAMLANMIŞ ile TAMAMEN ile TAMAMEN ÇIPLAK ile TAMAMLAMA ile KARMAŞIK ile KARMAŞIK SAYI ile CİLT ile TEN RENGİ ile KARMAŞIKLIK


- TAMARİN ile PAMUK BAŞLI TAMARİN

( ... İLE Kuzey Kolombiya’nın ormanlarında yaşarlar. )

( )


- TAMBUR, BOBİN, FİLM BOBİNİ, BOBİN ile/||/<> MAKARA ile/||/<> MAKARA[Ar. < BEKERE]

( Sinema 1 Çeşitli film aygıtlarında filmin geçişini sağlayan bazıları dişli ya da basaçlı da olan silindir biçiminde ufak teker 2 Silindir biçimindeki göbeğine film sarılan iki yanı kapalı madenden ya da yoğruktan teker 3 Bu tekere sarılmış film 4 Bu filmin içeriği 5 35 mmlik filmlerin makaraları aynı boyda olduğundan Film uzunluk birimi 35 mmlik filmin 1 makarasında 1 000 ayak 300 m film vardır Genellikle 16 ve 9 5 mmliklerde 1 makarada 400 ayak 120 m 8 mm ve büyük 8 mmliklerde 200 ayak 60 m film bulunur Sinema TV 6 Bu makaraların mıknatıslı ses kuşağı mıknatıslı film mıknatıslı görüntü kuşağı için olanı Üzerine delikli ya da mıknatıslı kuşak sarılabilen iki yanında koruyucu çıkıntılar bulunan silindir Döner silindirler üzerine oturtulan ve çiftekerle duruk çalışma yapılmasını sağlayan araç Çadırın ip takılacak yerlerine bağlanan dirsekli çomak Garip Senirkent Isparta Saçıkaralı ve Sarıkeçili aşiretleri Adana kuyruk makara Yerel ağızlarda bakara ve bekere biçimleri de kullanılır bakra Suriye bakara roue à dents du moulin Türkçeye bakara olarak geçtiği ve bnin mye çevrilmesi sonunda makara biçimini aldığı açıktır Bulgarca makará ve Sırpça mákara biçimleri Türkçeden alınmıştır )


- TAMBUR ile/||/<> DRUM[İng.] ile/||/<> TAMBOUR[Fr.] ile/||/<> DAVUL[Ar. < ṬABL] | MIKNATISLI DAVUL

( mıknatıslı davul )


- TAMBUR ile/||/<> TAMBUR[Ar. < ṬANBŪR | FR. < TAMBOUR]

( Kumaş sarma tahtası Güdül Ankara Trol ağlarında çelik tellerin sarıldıkları silindir )


- TAMİM ile/||/<> GENERALIZATION[İng.] ile/||/<> GÉNÉRALISATION[Fr.] ile/||/<> GENERALIS[Lat.] ile/||/<> GENERALISATION[Alm.] ile/||/<> GENELLEŞTİRME

( generalis genel Tek tek ya da özel durumlardan genel bir yasanın önermenin çıkarılması )


- TAMİRAT, TAMİR, RESTORE ETME, RESTORASYON | TAMİR | ONARIM ile/||/<> ONARIM

( Sinema Bir filmin içeriksel ya da fîzikselkimyasal yönlerden uğradığı değişiklikleri gidermek amacıyla yapılan çalışma Resim Heykel Mimarlık Bir yapının bir heykelin bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapma ilk durumuna getirme genel uygulayım Bozulmuş bir aygıt makine ya da nesneyi eskimiş bir yapı döşem vb düzeltip yararlı ve yeniden işler duruma getirme yenileştirme Herhangi bir değer biriminde oluşmuş aşınma bozulma ve çürümelerin giderilmesi ve birimin eski durumuna getirilmesi için yapılan işler ve çeşitli parçaların değiştirilmesi Üretim veya tüketim sürecinde yıpranan aşınan ve bozulan herhangi bir üretim aracı veya malın yeniden kullanılabilmesi için yapılan her türlü işlem Harap olan dokularda parenkim hücrelerinin yerini fıbroblastlar kan damarları ve damarların çevresindeki histiyositlerin üremesi ve sonuçta bağ dokunun doldurmasıyla biçimlenen iyileşme veya doku tamiri reperasyon )


- TAMLAMA | TÜMLEME ile/||/<> TÜMLEME ile/||/<> TÜMLEMEK

( Verilen bir kümenin tümleyenini bulma Bir eseri tamamlamak üzere yazılan kısım )


- TAMLAMA ile TAMLAYAN ile TAMLANAN

( Bir adın, başka bir ad, adıl[zamir] ya da ön adla[sıfat] birlikte oluşturduğu sözcük öbeği, düzenleme[terkip]. İLE Tamlamalarda temel olan bir adın anlamını açıklayan ad, adıl[zamir] ya da adıl[sıfat], belirten. İLE Tamlamada anlamı belirtilen, açıklanan ad, belirtilen, mevsuf. )


- TAMLAYAN ile TAMLANAN


- TAMPON ÇÖZELTİ/BUFFER SOLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= DENGELEYİCİ ÇÖZELTİ


- TAMPON[İng.] ile/değil/yerine/= TIKAÇ | BASKIT | DENGELEYİCİ


- TAMPON ile/||/<> BUFFER[İng.] ile/||/<> TAMPON[Fr.] ile/||/<> BUFFERSUBSTANZ[Alm.] ile/||/<> DİRETKEN

( İçinde bulunduğu çözeltiye baz ya da asit eklendiğinde o çözeltinin pHsının değişimine direnç gösteren özdek )


- TAMPON ile/||/<> YASTIK

( 1 genel uygulayım Bir çarpma vurma sarsıntı vb yeğinliğini azaltmaya yarayan içi yumuşak özdeklerle doldurulmuş ya da yumuşak bir özdekten yapılmış nesne araç korumalık Araba teknesi ile öndingil arasında bulunan küçük ağaç Aşağıdinek Şarkikaraağaç Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta 2 Kağnıda dingil üzerindeki ağaç İspir Erzurum Alçılı Delice Ankara Yenikent Aksaray Niğde Bir işlergede oluşabilen geritepmeyi soğuran düzenek tarım Az yastıg yassık yastık Tatarlar castık biçimini de kullanırlar yastık Krç castık dastık Karakalpaklar köpşik adını da kullanırlar cazdık castık Alt yastık Sagay çastık Tar yastuk sıttık Räsänene göre LTS 187 Yakutçadan alınmıştır sıttık yastık Yakutçada baştaki ynin sye dönüşmesi eski bir kuraldır Orta Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçe yastuk Eski Kıpçakçada da yastuk biçimi kullanılır Türkçe yastamak dayamak yaslamak fiilinden türetildiği açıktır Bu fiil Orta Türkçede de geçer Çağdaş diyalektlerde de kullanılır castamak Sagay Hakas çastamak sıttā Çuvaşçada yastığa śıtar śıtır adı verilir Bu adın yat kökünden geldiği açıktır Egorov ÊS 226 Soyotlar Tubalar yastığa sırtık adını verirler Türkçe yastık gibi bu ad da sırta başın altına koymak fiilinden yapılmıştır Bu türevin ikinci hecesindeki a da ıya çevrilmiştir Kazaklar başın altına konulan ağaca jastağaş jastı ağaş yassı ağaç adını verirler Türkçe yastık Balkan dillerine de geçmiştir Sırpça jastuka Škaljić Turc 620 Bulgarca estǎk jastǎk BER 1 512 )


- TAMPONAT[İng. < TAMPONADE] ile/değil/yerine/= BASKILANMA


- TAMPONLAMA ile/||/<> ARABELLEĞE ALMA

( arabelleğe alma 1 Hidrojen iyon yoğunluğunu sabit tutma işlemi 2 Doğrudan doğruya yara üzerine steril gazlı bez onun üzerine de pamuk koyup bir sargıyla sıkıca sarmakla yapılan kanama durdurma işlemi )


- TANATOFOBİ/THANATOPHOBIA[İng.] ile/değil/yerine/= ÖLÜM KORKUSU


- TANATOS/THANATOS[İng.] ile/değil/yerine/= ÖLÜM İÇGÜDÜSÜ


- TANDANS[Fr./İng. < TENDANCE] ile/değil/yerine/= EĞİLİM


- TANDEM ACCELERATOR[İng.] / TANDEMBESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= TANDEM HIZLANDIRICI


- TANDEM MASS SPEKTROMETRİ/TANDEM MASS SPECTROMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= ARDIŞIK KÜTLE İZGE ÖLÇÜMÜ


- TANDÖR, PERDE | HÂİL | PROJEKSİYON PERDESİ | ÉCRAN[Fr. < ÉCRAN] ile/||/<> EKRAN ile/||/<> GERGİ

( gergi fizik Perde Daha çok sahne dibinde geriki alan projeksiyon perdesi için kullanılır ekran 1 genel uygulayım İp kayış tel vb gerginleştirme işinde kullanılan araç 2 yapıcılık Bir yapının yükünü azaltan bir duvarın dikliğini koruyan ya da yapıdaki parçaların ayrılmasını önleyen destek tahta demir vb 3 döşem Bir kazanın içinde oluşan basıncı karşılamak için kazanın içyüzeyine perçinlenen demir parça 4 elektrik a Bir uzay parçasını kimi elektrik ya da mıknatıs etkilerinden koruyan kutu ya da yüzey b Bir eksiuç ışıtacında görünür görüntünün oluştuğu yüzey Arabanın öküzlere çarpmamasını sağlamak için hayvanların arkasına konulan ağaç parçası Susuz Kars 2 Üzerinde deri kurutulan tahta Bor Niğde Sahnenin oyunu engellemeyecek bir yerine konulan ve film ya da diya yansıtmakta kullanılan ak gergi hlk Üçüncü göz kapağı )


- TANE BAĞLANMASI ile/||/<> AGGLOMERATION[İng.] ile/||/<> AGGLOMÉRATION[Fr.] ile/||/<> AGGLOMERATION[Alm.] ile/||/<> YIĞIŞMA


- TANECİK | GRANÜL ile/||/<> GRANÜL ile/||/<> GRANÜL[Fr. < GRANULE]

( Küçük yuvarlak ya da oval herhangi bir yapı Özellikle sitoplâzmadaki lipit protein granülleri ribozom granülleri polenin ekzini üzerindeki yuvarlak çıkıntılar gibi Ufak tane tanecik partikül Yuvarlak biçimde hazırlanmış ağız yoluyla kullanılabilen ağırlığı 50 mg a kadar olan yumuşak kıvamda ilaç biçimi )


- TANECİK ile TANECİKLİ


- TANGENT COMPASS[İng.] / BOUSSOLE DE LA TANGENTE[Fr.] / TANGENTENKOMPASS[Alm.] ile/değil/yerine/= TANJANT PUSULASI


- TANGENT GALVANOMETER[İng.] / TANGENTENBUSSOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TANJANT GALVANOMETRESİ


- TANGENT LAW[İng.] / LOI DE LA TANGENTE[Fr.] / TANGENTEN-GESETZ, TANGENTIALES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TANJANT YASASI


- TANGRAM[İng. < TANGRAM] ile/değil/yerine/=/||/<> TANGRAM

( Bir kareden belli bir düzene göre kesilmiş iki büyük iki küçük bir orta boy ikizkenar dik üçgen bir kare ve bir paralel kenardan oluşan eski bir Çin bulmacası İlköğretimde öğrencilerin şekil oluşturma yeteneğini geliştirmek amacıyla kullanılan matematik ders araç gereci )


- TANI! ve/<> UYUMLU OL! ve/<> MUTLU YAŞA!


- TANI[İng. DIAGNOSIS] ile/||/<> ABELL YARIÇAPI[İng. ABELL RADIUS] ile/||/<> AKIM[İng. CURRENT] ile/||/<> AKROMAT[İng. ACHROMATIC] ile/||/<> AKTİF BAĞIŞIKLIK[İng. ACTIVE IMMUNITY] ile/||/<> ANTİKOR[İng. ANTIBODY] ile/||/<> ASTERİZM[İng. ASTERISM] ile/||/<> B HÜCRELERİ[İng. B CELLS]

( Doğada, herhangi bir şeyin nedenini tanımlama işidir. Genellikle hastalıkların tanımlanması olarak kullanılır. @@ Astronomide Abell kataloğundaki gökada kümelerinden hareketle, uzunluğu 2,14 megaparsek kabul edilen, tipik bir gökada kümesinin yarıçapı olarak tanımlanır. @@ Tanımlanabilir bir yönde hareket eden su ya da hava gibi bir akışkanın hareketidir. Elektrikte, belirli bir süre boyunca bir noktadan geçen elektrik akışı ya da elektrik miktarını tanımlamak için kullanılır. @@ Renk körlüğüne sahip kişileri tanımlamak için kullanılan terim. @@ Hastalığa maruz kalınması ile kazanılan bağışıklıktır. Hastalığa sebep olan organizmalara direkt maruz kalma ile ya da organizmanın zayıflatılmış ya da öldürülmüş halinin aşı yolu ile vücuda verilmesi ile oluşur. Her iki durumda da bağışıklığı kazanmış bir kişi ileride hastalık ile karşılaştığında bağışıklık sistemi hastalığı tanıyacaktır ve gerekli antikorları üretecektir. Aktif bağışıklık uzun ömürlüdür ve ömür boyu sürebilmektedir. @@ Antijen adı verilen yabancı bir maddenin varlığına yanıt olarak bağışıklık sistemi tarafından üretilen ve bu etkenlerin patojenik (hastalık yapıcı) yeteneklerini önleyen koruyucu bir protein. Antikorlar antijenleri tanır ve vücuttan uzaklaştırmak için onlara tutunur. @@ Gece gökyüzünde net bir biçimde gözlemlenebilen, belirgin ve tanıdık şekiller oluşturan popüler yıldız gruplarıdır. Üyeleri aynı takımyıldızında yer alabileceği gibi farklı takımyıldızlarından da olabilir. Büyükayı takımyıldızının bir parçası olan Büyük Kepçe ile Vega, Altair ve Deneb üçlüsünün oluşturduğu "yaz üçgeni" örnek olarak verilebilir. @@ Adaptif bağışıklığın bir parçası olarak antijen spesifik hümoral bağışıklıktan sorumlu olan lenfositlerin büyük bir ailesi. Onların antijen reseptörleri yüzey immünoglobülinleridir (antikorlar). Plazma gözelerine farklılaşarak peptidleri doğrudan tanıyıp antikorları salgılarlar. Ayrıca uzun ömürlü hafıza gözeleri olarak bulunurlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TANI/TEŞHİS[Ar.] ile SAĞALTIM/ONDURMA/REHABİLİTASYON/REHABILITATION[İng.]


- TANI ile/ve/||/<> TANIM


- TANI ile TEŞHİS ile TEŞHİS UZMANI


- TANIDIK ile HABERDAR OLMA


- TANIKLIK ile/ve UZLAŞIM


- TANILAMA ile KİMLİK İŞARETLERİ


- TANIM ÇEŞİTLERİ'Nİ


- TANIM'DA:
RESİM ile/ve/<> HAD/D

( Bir bilgiyi/ilmi, amacı ile tanımlama. İLE/VE/<> Bir bilgiyi/ilmi, konusu ile tanımlama. )


- TANIM/LAMA ile/ve/||/<> ÖLÇÜ


- TANIM ile BASKIN ÖZELLİK

( HOROI ile ... )


- TANIM ile/ve/<> BELİT/AKSİYOM

( Tanım, belit oluşturabilmelidir![oluşturacak nitelikte/yapıda olmalıdır!][tartışma ya da acaba sorusu oluşturmayacak kesinliğe yakın bir yapıda/sağlamlıkta/derinlikte!] )


- TANIM ile/ve BELİT/AKSİYOM/MÜSELLEMÂT

( ... İLE/VE Geriye götürülemeyen ilke. )


- TANIM ile/ve/||/<> BİLGİ

( Kavranılanlar[durumlar/olgular] için geçerli olan. [Kavramaya hizmet edenler için.] İLE/VE/||/<> Nesneler için geçerli olan. )


- TANIM ile/ve/değil/||/<>/< DURUM


- TANIM ile/ve/||/<>/> DURUM


- TANIM ile/ve/||/<> GÖSTERGE


- TANIM ile/ve/<> İSPAT/İSBAT


- TANIM ile/ve KANIT


- TANIM ile/ve/||/<> KURAL


- TANIM ile/ve/<> NEDEN

( Tanım, nedene giden, en kısa yoldur. )


- TANIM ile/ve/<> ÖRNEK

( Örnekte/benzetmede, hata olmaz/olmamalıdır! [Teşbihte, hata olmaz!] )

( Yanlış örnek, örnek değildir! [Su-i misal, misal teşkil etmez!] )


- TANIM = TARİF = DEFINITION[İng., Alm.] = DÉFINITION[Fr.] = DEFINITIO[Lat.] = HOROS, HORISMOS[Yun.] = DEFINICIÓN[İsp.]


- TANIM ile/ve/<> TUTARLILIK

( Tanım, tutarlılığı taşıyabilmelidir/sürdürebilmelidir! )


- TANIMA ile/ve/<> ANIMSAMA

( Tanıma, size verilen bir uyarıcıyla daha önce karşılaşıp karşılaşmadığınıza karar vermenizi gerektirir. )

( Tanıma durumunda daha fazla sayıda "ara-bul-geri getir" ipucu bulunduğundan, belleğimiz ipuclarının hepsini ya da çoğunu kullanır ve bizi anımsama durumuna taşır. )

( Ne kadar çok ara-bul-geriye getir ipucu varsa, anımsama da o derece iyi olur. )

( Anımsamayla ilgili araştırmalarda, ara-bul-geriye getir ipucları kaybolmasının, anımsayamama olayının en belirli başlı nedenlerinden biri olduğunu gösterir. )

( Kodlama sırasında kullanılan örgütleme düzeni, ara-bul-geriye getir anında ipucu olarak kullanılır. )

( Örgütleme düzenini, büyüdüğünüz ve iyi bildiğiniz bir mahalleye benzetebiliriz. Kodlama sırasında bu mahallenin belirli sokaklarını ve bu sokaklarda daha önceden bildiğiniz evleri ziyaret eder ve size verilen, yeni bilgileri bu evlere bırakırsınız. Sizden bilgiler yeniden geri istendiğinde, başka bir deyişle anımsama sırasında, yerlerini çok iyi bildiğiniz evleri yeniden sırayla ziyaret eder ve bırakmış olduğunuz bilgilere ulaşırsınız. )

( Her olay bir bağlam içinde oluşur. Öğrenme anındaki bağlam, anımsama anındaki bağlama ne kadar benzerse, anımsama o kadar kolay olur. -örnek ise- Sınav ortamına benzer bir ortamda bilgi öğrenilirse, sınavda anımsanması daha kolay olur. Neşeliyken öğrendiğiniz bir şiiri, üzüntülü bir hal içindeyken anımsamanız zorlaşır. Hüzünlü bir ortamda öğrenilen bilgiler hüzünlü bir ortamda; sevinçli ve mutlu bir haldeyken öğrenilen bilgiler ya da meydana gelen olaylar sevinçli ve mutlu durumlarda daha kolay anımsanır. )

( Anımsanması istenen şeyleri örgütleyerek ara-bul-geriye getir ipucunun verimliliği artırılabilir. )


- TANIMAK:
KENDİNİ ile/ve/değil/yerine/||/<> KENDİNDEKİNİ

( Sen, sende ve sana emânetsin. )


- TANIMAK ile/ve/||/<> KENDİNİ TANIMAK ile/ve/||/<> BAŞKASINI TANIMAK

( ... İLE/VE/||/<> Aydınlatır. İLE/VE/||/<> Bilgilendirir. )

( Kişi, iç âlemini, (başka bir) insanda görür. )

( Ancak, kendini düşünmeyi, kendini düşünmenin konusu kılabilme anlayışı olanlar, kendilerini tanımaya başlayabilirler ve susabilmekle yükümlülerdir. )


- TANIMAK ile/ve TANIMLAMAK


- TANIMAZLIK ile TANIMAMAZLIK


- TANIMLAMA ile DEĞERLENDİRME


- TANIMLAMA ile/ve/<> SINIRLAMA

( Sınırlama doğal olmalıdır. Durumun ve kişinin kendinin koyduğu kısıtlamalar fazla sıkı ya da fazla gevşek olduğu takdirde söz edilen doğallık duygusu hissedilemez. )


- TANIMLAMA ile/ve/> TAMAMLAMA


- TANIMLANABİLİR ile BETİMLEMEK ile TARİF EDİLDİ ile TANIMLAYICI ile TANIM ile AÇIKLAMALAR ile TANIMLAYICI ile TANIMLAYICI


- TANIMLANAMAZ ile BELİRSİZ ile BELİRSİZ SIFAT ile BELİRSİZ ZAMİR


- TANIMLANMA[İng. IDENTIFICATION] ile/||/<> DNAZ AYAK İZİ[İng. DNASE I FOOTPRINTING] ile/||/<> GÜVENİLİRLİK[İng. RELIABILITY] ile/||/<> JEOLOJİK KOLON[İng. GEOLOGIC COLUMN] ile/||/<> KANDELA[İng. CANDELA]

( bkz. Genomik tanımlanma @@ Proteinlerin bağlandıkları DNA bölgesinde protein tarafından kapatılan fosfodiester bağlarının deoksiribonükleaz yıkımına karşı korunacağı fikrinden yola çıkılarak belirli bir proteine bağlanan bir DNA dizisinin tanımlanmasını sağlayan teknik. @@ Güvenilirlik, inançlarımızı oluştururken ve doğru inançlarımızı bilgi haline getirirken izlenilen süreçlerin uygunluğuna işaret etmektedir. Çoğunlukla dışsalcı bir yaklaşım olan güvenilirciliğin ön plana çıkardığı bir kavram olan güvenilirlik, epistemik öznenin herhangi bir inancını güvenilir nedenlere, mekanizmalara ya da süreçlere dayanarak oluşturmasını ifade etmektedir. Böylelikle doğru inancın bilgiyi oluşturmasındaki şans etmeni engellenmiş ve bilgi ortaya çıkmış olacaktır. Bu bakımdan güvenilirlik, bilginin tanımına eklenecek dördüncü koşul olarak karşımıza çıkmaktadır. Dışsalcı kuramların güvenilirliği dördüncü koşul olarak ileri sürmelerinin bir nedeni de içselcilerin kullandığı kavramların normatif olduğunu düşünmeleri ve bilgi kuramlarını sadeleştirmek istemeleridir. Bu bağlamda bilginin dördüncü ya da teminat koşulu, dışsalcılar için güvenilirlik olarak adlandırılmaktadır. Örneğin güvenilirciliğe göre bir inancın doğru olması ve gerekçelendirilmesi için bu inancın, güvenilir algılar ve tanıklar doğrultusunda oluşturulmuş olması gerekmektedir. Başka bir ifadeye güvenilircilik, bir inancın oluşturulmasındaki sürecin güvenilirliğine odaklanmaktadır. Şu halde bilgi, güvenilir süreçlerle gerekçelendirilmiş doğru inanç biçiminde tanımlanmaktadır. Bu bakımdan sürecin güvenilirliğini sağlayacak olan unsurlar; uygun bilişsel yetiler, dış dünyanın uygunluğu, yanıltıcı herhangi bir etkenin bulunmaması, algıların güvenilir olması ve tanıkların güvenilir olması biçiminde sıralanabilir. Dolayısıyla güvenilirlik koşulu, dışsalcı kuramlar açısından, bilginin meydana gelmesindeki önemli şartlardan biri olarak kabul edilmektedir. Nitekim güvenilirlik, dışsalcı kuramların kabul ettiği gibi her zaman bilginin meydana gelmesi için yeterli ve uygun bir süreç olmayabilir. Örneğin içselci yaklaşıma sahip olan Audi, güvenilir süreçlere dayanmanın, şans faktörünü dışarıda bırakamayacağı örnekler verilebileceğini dile getirmektedir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Robert Audi, Epistemoloji: Bilgi Teorisine Çağdaş Bir Giriş, çev. Melis Tuncel). @@ Belli bir bölgedeki jeolojik olayların, kayaların karışık ve gençten yaşlıya doğru oluşumlarıyla tanımlanmasıdır.Herhangi bir bölgede, yüzeyden Dünya'nın merkezine doğru kazı yapılacak olursa, derinlere inildikçe daha gençten (yeniden) daha yaşlıya (eskiye) giden jeolojik bir oluşum sırası gözlenecektir. İşte bu, jeolojik kolondur. @@ Işık şiddetinin SI (Uluslararası Birim Sistemi) birimidir. Bir ışık kaynağından bir yöne doğru yayılan ışık akısının 1/683 Watt/sr olduğu noktadaki ışık şiddeti biçiminde tanımlanmaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TANIMLAR ile KESİN ile KESİNLİKLE ile TANIM ile KESİN ile KESİNLİKLE


- TANÎN | REZONANS ile/||/<> REZONANS ile/||/<> REZONANS[Fr. < RÉSONANCE]

( seselim fizik Sesi aksettirme )


- TANÎN-İ MİKNÂTÎSİYE[Osm.] / MAGNETIC RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETRESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK REZONANS


- TANÎN[Osm.] / RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE[Fr.] / RESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= REZONANS


- TANIT = İSPAT = PROOF[İng.] = PREUVE[Fr.] = BEWEIS[Alm.] = PROBARE[Lat.] = PRUEBA[İsp.]


- TANITIM(RESM) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIM(HADD)


- TANITIM ile REKLÂM


- TANITLAMA = BURHAN = DEMONSTRATION[İng., Alm.] = DÉMONSTRATION[Fr.] = DEMONSTRATIO[Lat.] = DEMOSTRAR[İsp.]


- TANITMA | TANIŞTIRMA/TAKDİM[Ar. < TAḲDĪM] ile/||/<> TANITMACI | SUNUCU/TAKDİMCİ ile/||/<> TANITMACILIK | SUNUCULUK/TAKDİMCİLİK ile/||/<> TANITIM ÜRÜNÜ | TANITIM SUNUMU/DEMO[İng. < DEMO]

( takdim tehir Bir şeyi karşılıksız olarak birine verme tanıtma tanıştırma Öne alma önceye alma )


- TANITMAK ile GİRİİŞ ile GİRİŞ


- TANJANSİYALITE/TANGENTIALITY[İng.] ile/değil/yerine/= ÇEVRESEL KONUŞMA


- TANNÂN, TUNNÎN[Osm.] / RESONATOR[İng.] / RÉSONATEUR[Fr.] / RESONATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= REZONATÖR


- TANNIC ACID[İng.] / ACIDE TANNIQUE[Fr.] / GERBSÄURE, TANNINSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TANNİK ASİT


- TANNING[İng.] / TANNAGE[Fr.] / GERBUNG, GERBEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TABAKLAMA


- TANNINS[İng.] / TANINS[Fr.] / TANNINS[Alm.] ile/değil/yerine/= TANENLER


- TANRI/OĞAN = ALLAH = GOD[İng.] = DIEU[Fr.] = GOTT[Alm.] = DEUS[Lat.] = THEOS[Yun.] = DIOS[İsp.]


- TANRI ile TANRI SENİ KORUSUN ile TANRI KORUSUN ile TANRI BÜYÜKTÜR ile EN İYİSİNİ ALLAH BİLİR ile TANRI BİZİ KORUSUN ile LANET OLSUN ONA ile TANRI KORKUSU ile TÜRLERİN TANRISI ile TANRIYA TAPAN


- TANRI ile Tanrı

( Çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan, insanüstü varolanlardan her biri, ilâh. İLE Evrende var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, Yaradan, Allah, Rab, İlâh, Mevlâ, Hâlik, Hüdâ, Hû, Oğan. )

( İYİ VE ADÂLET | Varolmanın olmazsa olmaz niteliklerinin birliği. )


- TANRIBİLİM = İLÂHİYAT = THEOLOGY[İng.] = THÉOLOGIE[Fr.] = THEOLOGIE[Alm.] = TEOLOGIA[İsp.]


- TANSİYON ALETİ/SPHYGMOMANOMETER[İng.] ile/değil/yerine/= KAN BASINÇÖLÇER


- TANSİYON, GERGİNLİK | GERİLİM ile/||/<> GERİLİM

( Sinema TV Çeşitli yollara başvurularak konunun anlatımında yaratılan sıkıntılı gergin hava Sinema TV Bir elektrik kaynağının potansiyeli potansiyel farkı ya da elektromotor kuvveti Voltla ölçülür Seyircinin oyuna karşı ilgisini uyanık tutup heyecan ve merak yaratmak için baş vurulan bir sanat tutumu Gereksinmelerin doyurulamadığı ya da ereğe yönelmiş davranışların engellendiği zaman ortaya çıkan coşkusal durum 1 Kaygı heyecan baskı ya da yılgınlık gibi ruhsal durumların davranımsal etkilerine verilen genel ad 2 Gerçek ya da imgesel bir durumu biyolojik ve ruhsal bakımdan güçlü ve hareketli biçimde karşılamaya hazır oluş 1 İki durum ya da konum arasındaki potansiyel ayrımının neden olduğu etki 2 Akım geçen bir devrede iki nokta arasında ölçülen potansiyel ayrımı 3 stress Bir nesnenin boyutlarını değiştirmesine yol açan birim alan başına uygulanan kuvvet fizik Bir iletkenin iki ucundaki elektrik akımını sağlayan gizilgüç eşitsizliği Uzaklığa göre türevi ters yönde kuvveti veren işler Elektrik alanı içinde bulunan iki noktanın erkil değerleri çıkarımı Bu nicelik genellikle volt olarak ölçülür kimya Derleme gerilme Konuşmada bir sesin meydana gelmesi için ses kirişlerinin gerginleşmesi 1 evre gerilim 2 evre oluşum 3 evre çözülüm 1Seyircinin oyuna olan ilgisinde süreklilik sağlıyan düğüm çatışma ve gizlilik anları 2 Oyuncunun belirli tepkileri fiziksel hareketler yoluyla gerilime götürmesi Doğal olarak gerilim daha çok seyirci üzerinde yaratılan etkinin ölçüsüyle orantılıdır Ses çıkarken kasların etkisi ile veya havanın basıncıyla kirişlerin gerilmesi Birincisine ETKEN GERİLİM T active ikincisine EDİLGEN GERİLİM T passive denir Başlama gerilimi Birim alana düşen yük gerilim )


- TANSİYON[Fr./İng. < TENSION]/TƏZYIQ[Azr.]/FESHAR KHUN[Fars.]/QYSYM[Kazak.] ile/değil/yerine/= KAN BASINCI | GERİLİM


- TANSİYON/BLOOD PRESSURE | TENSION[İng.] ile/değil/yerine/= KAN BASINCI | GERILIM


- TANTAL ile/||/<> TANTAL[Fr. < TANTALE]

( kimya Gri renkli çok sünek dövülgen bir element A A 180 88 A S 73 Ö A 16 6 E S 2850 C )


- TANTALITE[İng.] / TANTALITE[Alm.] ile/değil/yerine/= TANTALİT


- TANTALUM[İng.] / TANTALE[Fr.] / TANTAL[Alm.] ile/değil/yerine/= TANTAL


- TANTRUM[İng.] ile/||/<> KUDURGANLIK

( Tepinme tekmeleme ağlama kırıp dökme ile kendini ortaya vuran aşırı kızgınlık ve öfke nöbeti )


- TAPAN ile/||/<> TAPAN

( Tohum atıldıktan sonra toprağı düzeltmek dışarda kalan tohumları gömmek üzere toprağın üzerinden bir hayvan yardımı ya da elle gezdirilen gözlerine çalı sokulmuş merdiven ya da büyükçe tahta Güllüce Gümüşhacıköy Amasya Salman Akkuş Ordu Bölükbaşı Selim Çıldır PosofKars AğınElazığ Üreğil ÇankayaAnkara Emeğil PınarbaşıKayseri Pastırmalık etlerin kurutulduktan sonra baskıya alınmasında kullanılan kalın direk Ağızlarda daban taban biçimi de yaygın olarak geçer Ağızlarda tapanlamak ve tapan çekmek yeni ekilen tarlanın tohumunu kapatmak için sürgü çekmek biçimi de kullanılır Türkmencede de dābanlāmak to trample down press down to put a roller on a field olarak kullanılır Clauson ED 442 Azeri alanında da toprağı asfaltı tapanla düzleştirmek anlamında tapanlamag geçer Az tapan toprağı sıkıştırmak kesekleri ezmek veya asfaltı düzleştirmek için kullanılan kalın tahta Azeri alanında döyec de kullanılır Türkçe taban sözünün yan biçimi olduğu anlaşılıyor Ancak Ermeniceden alındığı da sık sık sözlendirilmiştir Örn Tietzeye göre ZBalk 18 193 244 tapan Ermenice dapan BErm tapan dan kalma bir alıntıdır Dankoff ALT 703 da Ermeniceden alındığını ortaya atmıştır tap plain flat country tapan harrow Budagova ST 3 1984 14 da Ermeniceden geldiğini dile getirmiştir Azeri alanında tapanlamag Türkmencede dābanlāmak biçimlerinin geçtiği Dankoffun gözünden kaçmıştır Tarlaya atılan tohumu örtmek için kullanılan tırmığa ağızlarda keşan veya keşen adı da verilir Kürtçede de tapan herse JabaJusti 91 olarak geçer )


- TAPE[İng. < TAPE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEYP

( videoteyp Manyetik bir bant üzerine sesleri kaydeden ve okuyan aygıt )


- TAPILASILIK ile SEVİMLİ ile HAYRANLIK


- TAPINCAK/SANEM[Ar.]/PUT[Fars. < BUT]/FETİŞ[İng. FETISH | Fr. < FETICHE] ile/ve/değil/||/<>/> KÜLT[İng. CULT | Fr. CULTE]

( Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı ya da cansız nesne. | Haç. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Din. | Yerel özellikler taşıyan dinî törenler. | Belirli bir dönemde yoğun ilgi gören. [yapıt/kitap/film vb.] )


- TAPINMA, ULULAMA = DEVOTION[İng.] = FERVEUR[Fr.] = VEREHRUNG[Alm.] = DEVOTIO[Lat.]


- TAPİRGİLLER ile/||/<> TAPİRGİLLER

( Tapiridae tapirus tapir Omurgalı hayvanlardan memeliler Mammalia sınıfının tekparmaklılar Perissodactyla takımından bir familya iri vücutlu ve aralıklı tüylüdürler Kısa ve hareket edebilen bir hortumları vardır Kuyrukları körelmiştir Bacakları sağlam yapılı olup önde 4 arda 3 parmaklıdır Çoğu Güney ve Orta Amerikada ormanlarda sürüler halinde yaşar Dağ tapiri Tapirus pinchacus tapiri T indicus Amerika tapiri T terrestris iyi bilinen türleridir zooloji Lât Tapiridae tapirus tapir Memeliler Mammalia sınıfının tek parmaklılar Perissodactyla takımından iri vücutlu ve seyrek tüylü kısa ve hareket edebilen bir hortumu bulunan kuyrukları körelmiş bacakları sağlam yapılı olup önde dört arkada üç parmakları bulunan çoğu Güney ve Orta Amerikada ormanlarda sürüler hâlinde yaşayan türleri olan bir familya )


- TAPMAK ile/değil/yerine HAYRAN/HASTASI OLMAK


- TAPMAK ile/ve/değil/<> ÖZDEŞLEŞMEK


- TAR[İng.] / GOUDRON[Fr.] / TEER, TEEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= KATRAN


- TARAF" ile KARAKTER


- TARAF ile/||/<> PARTIE[İng.] ile/||/<> PARTIE[Fr.] ile/||/<> YÖNDER


- TARAFGİRLİK | YANLILIK ile/||/<> YANLILIK

( Bir gözlem yordamının işlem tasarımının ya da bunlar aracılığıyla elde edilen gözlemlerin belli özellikler yönünde yan tuması ya da nesnellik gerekircilerinden ayrılması durumu sapmak )


- TARAFLILIK ile/ve YANILGI


- TARAFSIZ OLMAK ile/ve/||/<>/>/< DÜRÜST OLMAK

( Dürüstlük, bizi gerçeğe götürecektir. )

( Tek yükümlülüğümüz, kendimize karşı dürüst olmaktır. )

( Dürüstlük ve arınmışlık, engelleri kaldırır. )

( Kişi, kendi tarihiyle uğraşırken, kendi mânevî dünyasıyla, anlam dünyasıyla uğraştığından dolayı tarafsız kalamaz; bu, kişinin doğasına aykırıdır fakat dürüst olabilir. )

( Integrity will take you to reality.
Integrity and purity remove the obstacles. )

( Dürüst olup olmadığınızı, size, sizden başka kim söyleyebilir? )

( Bazı konularda ve ayrıntılarında tarafsız olamayabiliriz fakat (daha) dürüst olabiliriz. )


- TARAFTAR ile/||/<> YANDAŞ ile/||/<> CON, UNFAVORABLE[İng.] ile/||/<> KARŞI

( Bir ölçek sınarının dile getirdiği tutuma katılan ya da olumlu yanıt veren kişi ya da bir sınarı onaylayan görüş karşı biyoloji Bir ölçek sınarının dile getirdiği yargıya katılmayan ya da olumsuz yanıt veren kişi ona ters düşen tutum ya da görüş )


- TARAK ile TARAK BENZERİ


- TARAMA | SİNTİGRAFİ ile/||/<> SİNTİGRAFİ[Fr. < SCINTIGRAPHIE]

( Radyoizotop görüntüleme )


- TARAMA ile/||/<> TARAMAK

( TV Bir elektron demetinin alıcıda merceğin verdiği resmi çözümlemek almaçta aynı resmi oluşturmak için birincisinde ereği ikincisinde görüntülüğü düzenli biçimde dolaşması TV Tarama eylemi Herhangi bir şeyi bir durum ya da aracın kapsamına almak ya da çıkarmak ereğiyle yapılan seçme ya da saptama işlemi Televizyonda yayınlanmak üzere oluşturulan bir görüntüyü ince bir ışık demeti ile süpürerek bir akımmıknatıssal dalgayı kipleyecek resme uygun imlemler elde etme çizgisi coğrafya Özel uygulamalarda fırın dışından özel başlıklı aygıtlarla yapılan ısıtma su verme indüklemli ısıl işlem gibi ısıl işlemlerde parçanın ya da başın parçanın üzerinde gezdirilmesi işlemi Cyprinidae familyasından olan sazan balığının yumurtalıklarının temizlenmesi koruyucu katkı maddeleri eklenmiş tuzla salamura edilmesi yarım fıçılara bir kat tuz bir kat yumurtalık yerleştirilerek bir hafta bekletilmesi tuzlu ve kanlı sularının süzülmesinden sonra ikinci kez fıçıya yukarıda belirtildiği biçimde istiflenerek salamura edilmesiyle elde edilen havyar sazan havyarı Bir bölgenin veya nüfusun özel bir amaç için ayrıntılı muayenesi R τάραμα un çorbası Bilimsel yayımlarda bir meze türü olan tarama adının kökeni üzerinde durulmamıştır Bunu doğal karşılamak gerekir Bu adın tara fiilinden Türkçede çok işlek ma ekiyle kurulmuş bir türev olduğu ilk bakışta açık olarak görülebilir O açıdan taramanın üzerinde özel olarak durmak gereksinimi duyulmamıştır Nitekim Türkçe Sözlükün bütün baskılarında da meze türü olan tarama sözü tara fiilinin türevi olan tarama maddesinin ikinci anlamı olarak verilmiştir Dilimizde ma me ekiyle fiil köklerinden yapılan yemek ve yiyecek adlarının çokluğu taramanın tara kökünden geldiğini tanıklayabilir Bu adların arasında çevirme kavurma pastırma bastırma tuzlama gibi örnekler vardır Bu örneklerin sayısı kolaylıkla artırılabilir Bununla birlikte taramanın tara kökünden geldiğini düşünmek kolay değildir Balık yumurtasından yapılan bir çeşit mezenin tara fiiliyle ilgisinin büsbütün açık olduğu söylenemez Anadolu ağızlarında taramaya benzer birtakım verilerin geçtiğini görüyoruz Örneğin Ispartada taraktan nişasta ile pekmezden yapılan bir çeşit tatlı pelte ve terek nişasta ile yapılan bir çeşit tatlı biçimleri geçer Trabzonda ise darahto nişasta ile pekmezden yapılan bir çeşit tatlı olarak kullanılır Tzitzilis bu biçimlerin Rumca ταραχτὸν die erste Milch sözünden geldiğini açıklamıştır Tzitzilis Rumca ταραχτὸν biçiminin Karadeniz ağızlarında geçtiğini de eklemiştir Bundan başka bu maddede ταρακτὸς beunruhigt zerstört verwirrt çalkalanmış altüst olmuş yıkılmış biçiminden yola çıkarak diyalektlerde kullanılan ταραχτὸν die erste Milch ağız ilk süt ve τάραγμα Verwirrung altüst olma ve τάγαμα Mehlsuppe un çorbası biçimlerini saymıştır Tzitzilis Ispartada kullanılan darık kurutulmuş balık çiroz ve daraklık bir kg ağırlığında olan küçük sazan balığı biçimleri üzerinde de durmuştur Ona göre bu biçimler Rumca τάριχος Salzfisch tuzlu balık sözünden alınmıştır Ancak Tzitzilis Türkçe tarama adı üzerinde durmamıştır Anadolu ağızlarında taramanın yerel biçimlerine rastlanmaz Yalnız Ordunun Ünye ilçesinde tarama yerine darama biçiminin geçtiğini görüyoruz Salamura hâlinde balık yumurtası olarak kullanılan darama biçiminin taramadan başka bir şey olmadığı açıktır Türkçedeki balık yumurtasından yapılan meze türü anlamındaki taramanın Rumca τάραμαdan geldiği açıktır Un çorbası anlamındaki bu biçimin ταραχτὸν die erste Milch ağız ilk süt ile ilgisi ilginçtir Balık yumurtasının zeytinyağı ile karıştırılması sonunda elde edilen un çorbasına benzer sıvı yiyeceği koyulaştırmak için ekmek içi veya patates de kullanılır Buna göre Rumca τάραμα un çorbası biçiminin Türkçe taramayı ses ve anlam açısından karşıladığı açıklık kazanıyor Tarama üzerindeki çalışmamı bitirdikten sonra baskıya vermeden önce ortaya koyduğum bilgi ve verileri Türkçede ve özellikle Anadolu ağızlarında Rumcadan kalma söz ve biçimler konusunda yetki sahibi olduğunu bildiğim değerli çalışma arkadaşım Christos Tzitzilisin görüşünü almak istedim Bu yolda yazdığım mektuba 27 Nisan 2005 tarihinde gönderdiği yanıtta Tzitzilis Anadolu ağızlarındaki Rumca kalıntılara yönelik eserini yazarken Rumca τάραμα ile Türkçe tarama arasındaki ilişki üzerinde durmakla birlikte kesin bir yargıya varamadığı için bir şey yazmadığını bildiriyor Ancak iki söz arasındaki fonetik ve semantik yakınlığın bir rastlantı olamayacağının altını çiziyor Daha açık bir deyişle Christos Tzitzilis benim ortaya koyduğum açıklamayı doğrulamış oluyor )


- TARAMAK ile TARAK GEMİSİ


- TARANTULA[İng.] ile/||/<> TARANTULA

( Isırıkları yerel yangı ve ağrıya neden olan çok sayıda zehirli örümcek türünden herhangi biri )


- TARAXACUM[İng.] / TARAXACUM, PISSENLIT[Fr.] / TARAXACUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TARAKSAKUM


- TARD Ü AKİS, AKS Ü TEBDİL | EVİRME ile/||/<> EVİRME

( Bir dizedeki bir tümcedeki sözcüklerin yerlerini değiştirerek anlatıma güç katmak Ör Mümkin değil Hudayı bilmek de bilmemek de Bilmek de bilmemek de mümkin değil Hudayı Türleri 1 tüm evirme es t tard ü aksi tam aksı tam Bir dizedeki sözcüklerin düzenli olarak alt üst edilmesiyle oluşan evirme 2 eksik evirme es t tard ü aksi nakıs aksi nakıs Bir dizedeki sözcüklerin bir bölüğünün yer değiştirmesiyle oluşan evirme Özneyüklem önermesinde özne ile yüklemin değiş tokuş edilmesi Terim yöneticisi değişebildiği gibi değişmeyebilir de Krş evrik Mantıkta Bir önermede özne ile yüklemin yerlerinin değiştirilmesi ile yapılan önerme Her S P dir Her P S dir Önermede nicelik değişmiyorsa evirme yalın evirmedir tümel olumsuz ve tikel olumlu önermeler yalın olarak evrilebilirler Hiç bir insan ölümlü değildir Hiç bir ölümlü insan değildir Kimi filozoflar dalgındır Kimi dalgınlar filozoftur Ama önerme yargının niteliği değişerek de evrilebilir bu durumda evirme ile elde edilen önermenin kapsamı evrilen önermeden az olur Bütün kareler dörtgendir önermesinde evirme Kimi dörtgenler karedir biçiminde yapılır çünkü bütün dörtgenler kare değildir Konum ya da düzenlenimi altüst etme ya da tersyüz etme )


- TARDİF DISKINEZİ/TARDIVE DYSKINESIA[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇ DEVİNIM BOZUKLUĞU


- TARDİF DISTONİ/TARDIVE DYSTONIA[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇ GERİM BOZUKLUĞU


- TARE[İng.] / TARE[Fr.] / TARA[Alm.] ile/değil/yerine/= DARA


- TARET[Fr.] ile/||/<> TARET[İng. < TURRET]

( zooloji )


- TARET[İng. < TURRET] ile/değil/yerine/= TOPÇU KULESİ

( Gemilerde ya da kalelerde, topçu konumlarında, topun, makine bölümünü ve topçuları koruyacak biçimde yapılmış zırhlı kule. )


- TARGET PRICE[İng.] ile/||/<> BAŞFIYAT[TR. < BAŞ + AR. < FIʾÂT]

( Herhangi bir tarımsal ürünün en kalitelisi için saptanan en yüksek fiyat )


- TARGET[İng.] / AUFTREFFPLATTE/ZIEL[Alm.] ile/değil/yerine/= HEDEF


- TARH | ITRAH ETMEK | TARHETMEK | İHRAÇ | ÇIKARMA ile/||/<> ÇIKARMAK ile/||/<> ÇIKARMA

( Sinema 1 Kullanılmış filmi işlemeliğe göndermek üzere alıcıdan alma Sinema TV 2 Bir oyunluktan filmden ya da televizyon izlencesinden sözcükleri görüntüleri ya da bir parçayı kullanılmaması için alma Bir öğeler kümesinden verilen koşullara uyan öğeleri seçmek örn bir komut ya da bir örtü uygulayarak bir makine sözcüğünden belirlenmiş kimi sayamakları seçmek a b sayılan için b ile toplandığında a yı veren sayı Simgesi ab Gaz lambasını duvara asmağa yarayan tahta kutu Yenikent Aksaray Niğde matematik biyoloji matematik Durağan bir varlığın belirli çalışma nitelik ve yaşamını tüketmesi nedeniyle hizmetten çıkarılması Isıl işlem ya da yüzey işlemi sona eren bir parçanın fırın ya da yunaktan alınması işi kaldırmak )


- TARH | ITRAH ETMEK | TARHETMEK | İHRAÇ | ÇIKARMA >< TAKMA

( Sinema 1. Kullanılmış filmi işlemeliğe göndermek üzere alıcıdan alma. Sinema/TV. 2. Bir oyunluktan, filmden ya da televizyon izlencesinden sözcükleri, görüntüleri ya da bir parçayı, kullanılmaması için, alma. @@ Bir öğeler kümesinden, verilen koşullara uyan öğeleri seçmek, örn. bir komut ya da bir örtü uygulayarak bir makine sözcüğünden belirlenmiş kimi sayamakları seçmek. @@ a, b sayılan için b ile toplandığında a yı veren sayı. Simgesi : a-b @@ Gaz lambasını duvara ,asmağa yarayan tahta kutu. (Yenikent *Aksaray -Niğde) @@ (matematik) @@ (biyoloji) @@ (matematik) @@ Durağan bir varlığın belirli çalışma, nitelik ve yaşamını tüketmesi nedeniyle hizmetten çıkarılması. @@ @@ Isıl işlem ya da yüzey işlemi sona eren bir parçanın, fırın ya da yunaktan alınması işi. @@ (...) @@ @@ @@ @@ bk. kaldırmak @@ )


- TARİF | TANIM ile/||/<> TANIM

( 1 Genel olarak Bir deyimin anlamının eksiksiz olarak dille ya da dilsel olmayan davranışlarla belirlenmesi 2 Özel olarak Belirtik tanım Tek başına tanım terimi başka biçimde belirtilmediğinde mantıkta belirtik tanım anlamında kullanılır Krş dilsel tanım dilsel olmayan tanım belirtik tanım örtük tanım yorumsal tanım Tümdengelimci bir dizgede kavram ve işlemlerin temel niteliğini belirten ve kanıtlamalarda örtük olarak kullanılan sav Bir kavramın ya da bir nesnenin sınırlanması belirlenmesi kavramın içeriğini kuran belirtilerin gösterilmesi bir kavramın ya da bir sözcüğün anlamının belirtilmesi Tanım türlerinden en önemlileri şunlardır 1 Sözcük tanımı verbal tanım a Sözcüğün anlamını dildeki anlamına geri giderek belirtme Ör demokrasi halk egemenliği b Bir sözcüğün anlamını bilinen başka bir sözcükle belirtme Ör müselles üçgen 2 Ad tanımı nominal tanım Yanlış anlaşılmalara yol açmamak için tanımlanacak olanı belli bir sözcüğe ya da sözcüklere bağlanarak saptama Uzlaşımsaldır yasalar yazılırken ve felsefede gereklidir Kavram tanımı Aristoteleste Bir kavramın daha yüksek yakın cinsi genus proximum ile onu bu cinsten ayırt eden tür ayrımını differentia specifica belirtme 4Nesne tanımı real tanım nesnenin açıklanması Aristotelesin kavram tanımı ile örtüşür Bir nesneyi yalnız başkalarından ayırmakla kalmayıp anlamın iç ve özlü ayrımlarını ortaya çıkarmayı amaçlar Nesne tanımı kısa olmalı gereksiz belirlenimlerden kaçınmalı tam olmalı zorunlu olan bütün belirtileri vermelidir sınırlama matematik )


- TARİF | TANIM ile/||/<> TANIMLAMA

( 1. Genel olarak: Bir deyimin anlamının, eksiksiz olarak dille ya da dilsel olmayan davranışlarla belirlenmesi. 2. Özel olarak: Belirtik tanım. || Tek başına 'tanım' terimi (başka biçimde belirtilmediğinde) mantıkta 'belirtik tanım' anlamında kullanılır. Krş.. dilsel tanım, dilsel olmayan tanım, belirtik tanım, örtük tanım, yorumsal tanım. @@ Tümdengelimci bir dizgede kavram ve işlemlerin temel niteliğini belirten ve kanıtlamalarda örtük olarak kullanılan sav. @@ Bir kavramın ya da bir nesnenin sınırlanması, belirlenmesi; kavramın içeriğini kuran belirtilerin gösterilmesi; bir kavramın ya da bir sözcüğün anlamının belirtilmesi. Tanım türlerinden en önemlileri şunlardır: 1. Sözcük tanımı (verbal tanım): a. Sözcüğün anlamını dildeki anlamına geri giderek belirtme. (Ör. demokrasi: halk egemenliği.) b. Bir sözcüğün anlamını bilinen başka bir sözcükle belirtme. (Ör. müselles: üçgen) 2. Ad tanımı (nominal tanım): Yanlış anlaşılmalara yol açmamak için tanımlanacak olanı belli bir sözcüğe ya da sözcüklere bağlanarak saptama. (Uzlaşımsaldır, yasalar yazılırken ve felsefede gereklidir.) Kavram tanımı (Aristoteles'te): Bir kavramın daha yüksek yakın cinsi (genus proximum) ile onu bu cinsten ayırt eden tür ayrımını (differentia specifica) belirtme. 4-Nesne tanımı (real tanım): (nesnenin açıklanması) Aristoteles'in kavram tanımı ile örtüşür. Bir nesneyi yalnız başkalarından ayırmakla kalmayıp, anlamın iç ve özlü ayrımlarını ortaya çıkarmayı amaçlar. Nesne tanımı, kısa olmalı, gereksiz belirlenimlerden kaçınmalı; tam olmalı, zorunlu olan bütün belirtileri vermelidir. @@ sınırlama (matematik) @@ )


- TARİF EDİLEMEZ ile/yerine/değil/ve DUYULARA GETİRİLEMEZ


- TARİF[Ar.] ile/ve/||/<> TASVİR[Ar.]

( Ne[< kavram.] İLE/VE/||/<> Nasıl[< bilim]. )


- TARİH AŞKI/TARİH NEFRETİ değil/yerine TARİH BİLGİSİ


- TARİH BİLİNCİ ve/<> SORUMLULUK


- TARİH ÜSTÜ ile EVRENSEL

( Her olayda, evrenin tamamı yansır. )

( Kişisel olanla evrensel olan birbirinden ayrılamaz. )

( Gövde ile evren arasında bir ayrım yapılamaz. )

( Evren, bir Armonik-Bütün'dür. )

( Universale neque ante rem nec post rem, sed in re: Evrensel, ne nesneden önce ne de sonradır. Evrensel ya da tümel, tikel nesnelerde var olur, nesnenin kendindedir. )

( In every event the entire universe is reflected.
The particular and the universal are inseparable.
No distinction between the body and the universe. )


- TARİH-İ MİLÂDÎ ile/||/<> CHRISTIAN ERA[İng.] ile/||/<> ÈRE CHRÉTIENNE[Fr.] ile/||/<> ANNO DOMINI[Lat.] ile/||/<> CHRISTLICHE ZEITRECHNUNG[Alm.] ile/||/<> MİLÂDÎ TARİH

( İsa peygamberin doğumu ile başlayan ve bugün Batıda kullanılan yıl sayımı )


- TARİH/SEL/LİK ile/ve/değil/||/<>/> TİN/SEL/LİK


- TARİH ile/ve/<> ANLAM

( Kişinin, eylemlerinin incelenmesi. )


- TARİH ile/ve/<> BELLEK


- TARİH ve/<> COĞRAFYA


- TARİH ile/ve/<> ETKİ


- TARİH ile/ve ETKİ


- TARİH ile/değil GEÇMİŞ

( Kişilerin tarihi olmaz, geçmişi olur. )

( Gelecek açıktır, geçmiş ise sürekli "değişir!"[değiştirilir] )

( Human/people have not history, have past. )

( Geçmişlerini/tarihlerini bilmeyenler, şimdi'lerinde çırpınır, geleceklerinde boğulur. )

( TARİH: Gelecekte karşılaştığın geçmiş. )

( )


- TARİH ile/değil GEÇMİŞ

( Kişinin/bireylerin tarihi olmaz, geçmişi olur. )

( Gelecek açıktır, geçmiş ise sürekli "değişir!"[değiştirilir] )

( Human/people have not history, have past. )


- TARİH ile/ve/<> GELENEK

( Geleneğin sürüşü resmi değildir ve gönüllü olarak yapılır. )


- TARİH ile HURMA AĞACI


- TARİH ile/ve KÖKEN


- TARİH ile/ve KÖKEN


- TARİH ile/ve/<> KOŞUL/LAR


- TARİH ile/ve KOŞUL/LAR


- TARİH ile/ve/<> KÜLTÜR TARİHİ


- TARİH ile/||/<> TARİH[Ar. < TÂRİH]

( Bir olayın bir gözlemin zamanını gün ay yıl olarak belirten ifade 1 Ulusların geçmişte oluşturdukları kültür ürünlerini yaptıkları savaşları kurdukları siyasal ve ekonomik ilişkileri yöntemli bir biçimde inceleyen geçmişe değgin olayları yer ve zaman göstererek gerçeğe uygun biçimde açıklayan bilim dalı 2 Öğrencilere tarih bilincini kazandırmak gerek kendi uluslarının gerek öteki ulusların tarih boyunca gösterdikleri ilerlemeler üzerinde bilgi edinmelerini sağlamak amacıyla ilk ve orta dereceli okullarda okutulan ders 1 Divan ozanlarının önem verdikleri geleneklerden biri de tarih düşürmektir Doğum ölüm büyük yapı önemli olaylar tarih düşürmek için bir fırsattı Şöyle düşürülürdü Arap abecesi Ebced denilen özel bir sıralanışa göre dizilmiş her birine birden ona on1dan yüze yüzden bine kadar bir sayı değeri verilmiştir Sözcük ya da dize harflerle öyle örülür ki sayı toplamaları istenen tarihi gösterir Örnekler Timur 803 hicret yılında Sivası zaptediyor yıkıp yakıyor Bu olaya harap tarihi düşürülmüştür Türleri a tarihi sade Senin sinnin Süruri geldi kırka 1205 b tarihi mucem Yalnız noktalı harfler hesap olunarak çıkan tarih Bunatarihi mücevher de denirdi c Yalnız noktasız harfleri hesap olunana da tarihi mühmel ya da sade denirdi Tarih dizesindeki birkaç sayı eksiği varsa tamlanması ya da artığın çıkarılması gereği öncül dizede imlenir 2 XIX yüzyıla değin tarih bir yazın türü idi Anlatımda güzelliği amaç edinilir araya koşuklar fıkralar sıkıştırılarak konu tatlandırıldı Pozitivizm akımından sonra bilimsel olmağa yöneldi Daha önceleri tarihsel konuları 1 Şehnameciler 2 Vakanüvisler 3 Özel tarihçiler işlerlerdi İnsanların üyesi bulundukları toplumu etkileyen eylemlerinden doğan olayları zaman ve yer göstererek anlatan bu olaylar arasındaki nedense ilişkileri daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını karşılıklı etkilenmeleri araştırıp gösteren bilim 2 Bir olayın gününü ayını ve yılını bildiren söz 29 Ekim 1923 Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu tarihtir 3Tarih kitabı Cevdet Paşanın Osmanlı Tarihi Naima Tarihi historia historein bilmeye çalışmak bilmek anlatmak 1 Olup biten şeyler olarak tarih 1 En geniş anlamında Zaman içindeki değişmelerin tümü Bu anlamda yeryüzü tarihinden de sözedilir 2 İnsanın dünyasında olup bitenler insanlığa ilişkin olay süreçleri 3 Sonluluğu ve zamanlılığı planlayarak yaratarak eyleyerek ve inanarak geleceğe yönelmişliği aynı zamanda geçmişe olan bağıntısı içindeki insan varoluşunun kendine özgü bir boyutu 4 Dar anlamda Geçmiş olan a Yitirilmiş olan artık bulunmayan b Yinelenmeyen bir kezlik olan c Olmakta olan zamanın gidişi içinde ortaya çıkan durumlar d Geçmişte olmuş olan ama aynı zamanda şimdi de bulunan II Bilgi ve bilim olarak tarih Geçmişin incelenmesi 1 Aktarılan gelenekler yoluyla yapılan araştırma 2Olayların anlatılması ya da belgelenmesi ile yapılan araştırma 3 Tarih bilimi olarak a Eleştirerek eleştirel yöntemle araştıran b Betimleyen ve yorumlayan incelemeler Nesrin hikâyeleme türlerinden biri olup her türlü kaynaklardan faydalanarak zaman içinde geçen olayları sebep ve sonuç bakımından birbirine bağlar TARİHSEL Tarihî Historique TARİHÇİ Müverrih Historien RESMİ TARİHÇİ Vakanüvis Historiographe tarih 1 b )


- TARİH ile/ve/<> TOPLUM

( Düzenli karmaşa. )

( Toplum kurallarını bilmeden, özyapılı olunamaz. )

( Patterned confusion. )


- TARİH ile/ve TOPLUM

( Düzenli karmaşa. )

( Toplum kurallarını bilmeden, özyapılı olunamaz. )

( Patterned confusion. )


- TARİH ile/ve/<> VERİ


- TARİH ile/ve ZAMAN

( İnsan. İLE Kozmik. )

( Tarih: Amacı şerefli, yararları çok fazla ve esasları çok önemli olan bir disiplin ve ilim. )

( Zaman: Değişimleri, oluşumları ve hareketleri anlamlandırmada başvurulan kategori. )

( Tarih ile uğraşmak, kişinin emeği ile uğraşmaktır. )

( Tarihi, vak'a olarak görürsen, sonra sen de "Tarihî Vak'a" olursun! )

( Bugün varsan, yarın yoksun Tarih oku, bilgin artsın Sen dünyadan bihabersin )

( Tarih: Düzen. )

( Historia: Araştırma. )

( TARİH: Nesne ve kişilerin, genel ve özel durum ve koşullarında, belirli bir zaman ve mekânda oluşan, gelişim ve değişimleridir. )


- TARİH ile/ve ZAMAN

( İnsan. İLE Kozmik. )

( Tarih: Amacı şerefli, yararları çok fazla ve esasları çok önemli olan bir disiplin ve ilim. )

( Zaman: Değişimleri, oluşumları ve hareketleri anlamlandırmada başvurulan kategori. )

( Tarih ile uğraşmak, kişinin emeği ile uğraşmaktır. )

( Tarihi, vak'a olarak görürsen, sonra sen de "Tarihî Vak'a" olursun! )

( Bugün varsan, yarın yoksun Tarih oku, bilgin artsın Sen dünyadan bihabersin )

( Tarih: Düzen. )

( Historia: Araştırma. )


- TARİHİ DEĞER/LER ile/ve/<> TARİHİ OLAY/LAR


- TARİHLENDİRME YÖNTEMLERİNDE:
C14 ile/||/<> AMS-C14 ile/||/<> TERMOLÜMİNESANS[İng. THERMOLUMINESCENCE] ile/||/<> OSL ile/||/<> DENDROKRONOLOJİ ile/||/<> ARKEOMANYETİK ile/||/<> XRF

( Arkeolojik buluntu yaş tayini. )

( Formül: t = -ln(N/N₀)/λ )

(

Arkeolojik Tarihlendirme Yöntemleri

Tarihlendirme yöntemleri, arkeolojik buluntuların ve jeolojik materyallerin yaşını bilimsel olarak belirlememizi sağlar. Modern arkeoloji, birden fazla yöntemi birlikte kullanarak en güvenilir sonuçlara ulaşır.

Temel Tarihlendirme Yöntemleri Karşılaştırması

Yöntem Materyal Yaş Aralığı Hassasiyet Geliştirme Yılı Durum
C14 (Radyokarbon) Organik maddeler (kemik, odun, kömür) 50.000 yıla kadar ±20-25 yıl 1946-1949 Yaygın Kullanımda
AMS-C14 Organik maddeler (çok küçük örnekler) 50.000 yıla kadar ±20-25 yıl 1980'ler En Gelişmiş
Termolüminesans (TL) Seramik, tuğla, yanmış toprak 100-500.000 yıl ±5-10% 1950-1960'lar Kullanımda
OSL Seramik, sediment, harç 100-400.000 yıl ±5-10% 1984 En Gelişmiş
Dendrokronoloji Ağaç kalıntıları 10.000+ yıl ±1 yıl 1900'ler başı En Hassas
Arkeomanyetik Yanmış kil, fırın, ocak 2.000+ yıl ±25-50 yıl 1960'lar Kullanımda

En Gelişmiş Modern Yöntemler (2025)

AMS Radyokarbon Tarihlendirme

İzotop Ölçümü
Radyoaktif
En Yaygın

Avantajları:

  • Klasik C14'ten 1000 kat daha küçük örneklerle çalışır (20-500 mg)
  • Ölçüm süresi çok kısa (10-15 dakika)
  • ±20-25 yıl hassasiyet
  • C14/C12 izotop oranını direkt ölçer

OSL (Optically Stimulated Luminescence)

Işık Emisyonu
Tahribatsız
En Güvenilir

Avantajları:

  • TL'den daha etkili ve güvenilir
  • Tahribatsız teknik - çoklu okumalar mümkün
  • Organik materyal gerektirmez
  • 1-100 saniyelik güneş ışığı saat sıfırlama için yeter
  • İzotop ölçümü değildir - radyasyon etkisini ölçer

İzotop Ölçümü ve İlişkisi

Yöntem/Analiz İzotop Kullanır mı? Ölçülen Şey Amaç
C14 / AMS-C14 Evet (C14/C12) İzotop oranı Tarihlendirme
TL / OSL Hayır Işık emisyonu Tarihlendirme
XRF Hayır Element kompozisyonu Malzeme analizi (tarihlendirme değil)
Karbon İzotop Analizi (C13/C12) Evet (C13/C12) Kararlı izotop oranı Diyet belirleme
Stronsiyum İzotop Analizi (Sr87/Sr86) Evet (Sr87/Sr86) Kararlı izotop oranı Göç paternleri
Azot İzotop Analizi (N15/N14) Evet (N15/N14) Kararlı izotop oranı Protein kaynağı

Hangi Yöntem Ne Zaman Kullanılır?

Materyal Türü Önerilen Yöntem Alternatif
Kemik, diş AMS-C14 İzotop analizi (diyet/göç için)
Odun, kömür AMS-C14 Dendrokronoloji
Seramik, tuğla OSL TL
Harç, sıva OSL -
Fırın, ocak Arkeomanyetik TL/OSL
Jeolojik sediment OSL -
Ağaç halkaları mevcut Dendrokronoloji C14 (çapraz kontrol)
Metal objeler XRF (yaş değil köken) Kontekst tarihlendirme

Önemli Notlar

İzotop Ölçümü İki Türlüdür:

1. Radyoaktif İzotop Analizi: Kararsız izotopların bozunmasını kullanır (C14 gibi) - Tarihlendirme için

2. Kararlı İzotop Analizi: Bozunmayan izotopların oranlarını ölçer (C13, N15, Sr87 gibi) - Diyet, göç, iklim için

Modern Yaklaşım:

Günümüzde çoklu yöntem kombinasyonu kullanılır. Aynı buluntu farklı yöntemlerle tarihlenerek sonuçlar çapraz kontrol edilir. Örneğin: Aynı katmandan alınan kömür AMS-C14 ile, seramik OSL ile tarihlenir.

Önemli: XRF bir tarihlendirme yöntemi değildir - sadece element analizi yapar. TL ve OSL izotop ölçmez, radyasyon etkisini ölçer. Sadece C14 gerçek bir izotop ölçüm yöntemidir.

)


- TARİHSEL) SÜREÇ ile/ve (TARİHSEL) KOŞUL


- TARİHSELCİLİK ile TARİHÇİ ile TARİHİ ile GEÇMİŞLER ile TARİH YAZARI ile TARİH


- TARİHSİZ/LİK ile/ve/||/<>/= TALİHSİZ/LİK

( Tarihsizlik, talihsizliktir. )


- TARİHSİZLİK ile/ve/<> ALDIRMAZLIK


- TARİHTEN DERS ALMAK ile/ve/<> TARİHTEN GÜÇ ALMAK


- TARİHTEN DERS ALMAK ile/ve/<> TARİHTEN GÜÇ ALMAK


- TARİK | TARÎK | MECRÂ | YOL ile/||/<> YOL

( X iligesel uzayı verildiğinde a noktalan için f 0 a ve f 1 b olacak biçimde sürekli gönderimi Çözümleyici çizelgede bir arada doğru olduğu varsayılıp başlangıç önermelerinden başlayarak alt alta gelen önermelerden oluşan dizi İnsanların bir yerden başka bir yere gitmek üzere üzerinden ya da içinden geçtikleri yerleşim yerlerinin gelişme doğrultusunu yakından etkileyen ve düzentasarlarda önemli bir öge oluşturan yerler coğrafya biyoloji Başlangıç noktası p ve bitiş noktası q için 0 1 kapalı aralığından X topolojik uzayına giden ve a 0 p ve a l q olacak biçimde sürekli bir a fonksiyonu )


- TARİKAT ile/||/<> TARİKAT[Ar. < ṬARİKAT]

( Tasavvufa dayalı ve kimisi eski dinlerin kalıntılarını yaşatan kimisi de şeriatın pek sert ve bencil yargılarını yumuşatmak gerekçesiyle oluşan türlü İslam öğretilerine verilen ad Bektaşî tarikatı Mevlevî tarikatı gibi Bir din içinde tasavvufa gizemciliğe dayanan inançta ve kimi ilkelerde birbirinden ayrılan Tanrıya ulaşma yollarından herbiri Mevlevî tarikatı Sen Jan tarikatı gibi )


- TARIM "ÇAĞI"(/TOPLUMU/EKONOMİSİ) ile/ve/yerine/> SANAYİ "ÇAĞI"(/TOPLUMU/EKONOMİSİ) ile/ve/yerine/> BİLGİ "ÇAĞI"(/TOPLUMU/EKONOMİSİ)


- TARIM BAKANI ile TARIMSAL ile TARIM


- TARIM UZMANI ile ZİRAAT BİLİMİ


- TARIMA ELVERİŞLİ ile EKİLEBİLİR ARAZİ


- TARİZ | SAHRA ile/||/<> TAŞ

( Kimi kütlelerden kopan ya da koparılan parça kayaç Değirmen taşı Bünyan Kayseri Söz sanatı terimi Kapalıca yapılan sitem veya takışma külte jeoloji Az daş dāş tas taş tas tas taş Alt Tel Kuğ Kaça taş Koy tas daş tās çul Türkçe şnin Çuvaşçada lye çevrilmesi eski bir kuraldır gümüş Türkçe taşı Çuvaşça çul biçimiyle Budenz NyK 3 243 birleştirmiştir Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede tāş olarak geçer Eski Kıpçakçada da tāş biçiminin kullanıldığı göze çarpıyor Bilimsel yayınlarda sık sık Moğolca çilağun biçimiyle birleştirilmiştir Bu birleştirmeyi Ramstedte borçluyuz Ramstedt NyK 42 70 Onun otoritesine güvenen dil uzmanları bu birleştirmeyi olduğu gibi benimsemişlerdir Örn Gombocz NyK 35 260 KSz 13 16 Németh NyK 42 83 Polivanov İAN 1927 1201 Poppe UAJb 46 133134 Ligeti MNy 34 7273 75 262 JA 1938 201202 TörK 52 Pritsak Sinor Arm 479485 Egorov ÊS 326 Aalto StO 59 238 Räsänen LTS 159 V 466a Miller UAJb N F 6 193 Ramstedt MSFOu 19 97 Golden Introduction 16 Street CAJ 24 301302 Timonina ST 5 1979 2021 Şçerbak JaS 168 Son olarak Doerfer TMEN 855 Türkçe taş ile Moğolca çilağun arasındaki bağ sorununu tartışmıştır Doerfer KhalMat 304 Doerferin Moğolca çilağunun çok eski bir alıntı olduğu yolundaki görüşüne Clauson da katılmıştır ED 556557 Leksika yazarları taş sözüne değinmemişlerdir Az daş dāş tas taş tas tas taş Alt Tel Kuğ Kaça taş Koy tas daş tās çul Türkçe şnin Çuvaşçada lye çevrilmesi eski bir kuraldır gümüş Türkçe taşı Çuvaşça çul biçimiyle Budenz NyK 3 243 birleştirmiştir Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede tāş olarak geçer Eski Kıpçakçada da tāş biçiminin kullanıldığı göze çarpıyor Bilimsel yayınlarda sık sık Moğolca çilağun biçimiyle birleştirilmiştir Bu birleştirmeyi Ramstedte borçluyuz Ramstedt NyK 42 70 Onun otoritesine güvenen dil uzmanları bu birleştirmeyi olduğu gibi benimsemişlerdir Örn Gombocz NyK 35 260 KSz 13 16 Németh NyK 42 83 Polivanov İAN 1927 1201 Poppe UAJb 46 133134 Ligeti MNy 34 7273 75 262 JA 1938 201202 TörK 52 Pritsak Sinor Arm 479485 Egorov ÊS 326 Aalto StO 59 238 Räsänen LTS 159 V 466a Miller UAJb N F 6 193 Ramstedt MSFOu 19 97 Golden Introduction 16 Street CAJ 24 301302 Timonina ST 5 1979 2021 Şçerbak JaS 168 Son olarak Doerfer TMEN 855 Türkçe taş ile Moğolca çilağun arasındaki bağ sorununu tartışmıştır Doerfer KhalMat 304 Doerferin Moğolca çilağunun çok eski bir alıntı olduğu yolundaki görüşüne Clauson da katılmıştır ED 556557 Leksika yazarları taş sözüne değinmemişlerdir )


- TARLA KUŞU ile/||/<> TARLA KUŞU

( Alauda arvensis Ötücükuşlar Passeriformes takımının tarlakuşugiller Alaudidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 20 cm Sırtı kahverengi karnı beyazımsı olur Avrupa ve Asyada ekili steplerde yaşar Ötücü kuşlar Passeriformes takımının tarla kuşugiller Alaudidae familyasından 20 cm kadar uzunlukta sırtı kahverengi karnı beyaz Avrupa ve Asyada ekili alanlarda ve steplerde yaşayan böcek tane ve tohumlarla beslenen bir tür Ardıç kuşu )


- TARLA SIÇANI ile/||/<> TARLA SIÇANI

( Microtus arvalis Kemiriciler Rodentia takımının sıçangiller Muridae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 10 kuyruğu 3 cm Avrupada ekin tarlalarında yaşar Çok zararlıdır zooloji Kemiriciler Rodentia takımının sıçangiller Muridae familyasından 10 cm kadar uzunlukta 3 cm kadar kuyruğu olan Avrupada ekin tarlalarında yaşayan ve zarar veren bir tür )


- TARLA ile/||/<> TARLA

( Tarım coğrafyasında dar anlamıyla sürülen ekilen toprak tarım Az tarla tarlav 1 tarla 2 otlak tarlau sürülmüş toprak sürülmüş tarla tarlau tarlağ tarlağ Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede tarığlağ ekin ekilecek yer tarla olarak geçer tarığla ğ eki Eski Türkçe tarığ ekin bitki arpa buğday tane tohum aşlık anlamına gelir Çağdaş diyalektlerde yaygın olarak geçer Türkçe darı Az darı darı tarı darı tarı tarū Güney ağızlarında tarık olarak kullanılır tarı Blk tarı Tel tarū darı Macarcada eski bir Türkçe alıntı olarak tarló tarla anız biçimi kullanılır Ligeti TörK 77 Türki alanında tarlaya tarim tari tarı ekmek adı verilir Diyalektlerin bir bölümünde saban adı da tarla olarak kullanılır saban saman Türkmenler tarla yerine sürüm sür biçimini kullanırlar Diyalektlerde ekinlik biçimi de tarla olarak geçer egindik iginlik Tatarlar tarlaya basū adını da verirler Altay Teleüt Sagay ve diyalektlerinde kıra tarla olarak kullanılır )


- TARNISH[İng.] / TERNISSEMENT[Fr.] / ANLAUFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KARARMA


- TARPAN ile/||/<> TARPAN[Fr. < TARPAN]

( anlamdaş Avrupa yaban atı Equus gmelini Tekparmaklılar Perissodactyla takımının atgiller Equidae familyasından bir memeli türü Küçük çok çevik ve yabandır Koyu renklidir Soyu yeni tükenmiştir Orta Asya steplerinde yaşardı Avrupa atlarının atasıdır Avrupa yaban atı Avrupa yaban atı )


- TARRAGON[İng.] ile/||/<> ESTRAGON[Fr.] ile/||/<> ARTEMISIA DRACUNCULUS[Lat.] ile/||/<> ESTRAGON[Alm.] ile/||/<> TARHUN[Ar. < ṬARHŪN]

( Papatyagiller Compositae familyasından 60120 cm kadar boyda çiçekleri güzel kokan ve iştah açıcı olarak kullanılan çok yıllık bitkiler Az tǝrxun ṭarḫūn Estragon Suriye Arapçasında da ṭarhun estragon olarak geçer Arapça ṭarḫūnun etimolojisini bilmiyoruz Türkçeden Doğu Avrupa dillerine geçtiği gibi Orta bitki bilimcilerinin Latincesi yoluyla Batı Avrupa dillerinde de yaygınlık kazanmıştır )


- TARSAL[İng.] ile/değil/yerine/= TARSAL

( Ayak bileği kemiklerine ait.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TART[Fr. < TARTE] ile/||/<> TARTÖLET ile/||/<> TURTA[İt. < TORTE] ile/||/<> PAY[İng. < PIE] ile/||/<> KİŞ[< QUICHE] ile/||/<> GALETTE

( Tatlı ya da tuzlu olabilir. [Modern tartlar, genellikle meyve tabanlıdır, bazen de koyu krema ile olabilir.] İLE/||/<> Üzeri açık ve içinde dolgu kreması olan tartın küçük çeşididir. Genellikle tek kişilik minik kalıplarda pişirilir. İLE/||/<> Altı hamur, arası dolgu[meyve/sebze] üzeri ise hamurla kapatılarak yapılan ve genellikle tuzlu olabilen bir hamur çeşididir. İLE/||/<> Altı hamur, arası meyve dolgulu, üzeri rende hamur ya da kafes biçiminde hamur parçalarıyla kapatılan bir pasta çeşididir. İLE/||/<> Tart gibi altı hamur üzeri ise tamamen tuzlu olarak hazırlanan sebze dolgulu bir hamur çeşididir. İLE/||/<> Tarta benzeyen bir tatlı türüdür.[Hamurundaki farklar nedeniyle tart ile birbirinden ayrılmaktadır. Galetta hamuru, pizza hamuru gibi açılır ve tart kalıbı yerine bir yuvarlak fırın kabının içine, dışarı taşacak biçimde fırın kağıdı serilip üzerine açılan hamur yerleştirilir. İçine meyveleri dizildikten sonra hamurun fazla kalan kenarları meyvelerin üzerine doğru kapatılır.] )


- TART ile/||/<> EXPULSION[İng.] ile/||/<> EXPULSION[Fr.] ile/||/<> KOVMA

( Çok ağır bir disiplin suçu işlemiş olan öğrencinin hiçbir okula devamına olanak bırakmayacak biçimde okuldan uzaklaştırılması )


- TARTAR[İng.] ile/||/<> TARTAR[Fr. < TARTARE]

( Diş taşı )


- TARTARIC ACID[İng.] / ACIDE TARTARIQUE[Fr.] / WEINSTEINSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TARTARİK ASİT


- TARTIŞILABİLİR ile TARTIŞMAK ile ARGÜMAN ile ARGÜMAN İLİŞKİSİ


- TARTIŞMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KONUŞMA

( Bilmediğimiz bir konuda konuşmazsak tartışma çıkmaz. )

( - Mutluluğun sırrı nedir?
- Aptallarla tartışmaya girmemektir.
- Kesinlikle katılmıyorum. Sır bu olamaz bence.
- "Doğru". )

( Konuşma ve tartışmanın, temel ve öncelikli koşulları...

- Konuşulanı anlamaya çalışmanın ilk koşulu olarak her bilinmeyen, yeni, farklı, aşırı, aykırı konu ya da durum karşısında düşünme ve konuşma sürecinde (olabildiğince) nötr olabilmek.
("Kişisel", "keyfî" "düşünce/sav/iddia", "önceki kayıtlar", "kalıp ya da kabuller", "inak/inanç" ve "yüklerle" başlamamak.)

- (Nitelikli) Soru sormak.["Hiç mi aklına gelmiyor?" gibi "yargı sözleri" kullanmadan, "Nasıl olabilir?" gibi anlamaya yönelik sorular sormak.]

- Konuşan kişiye ya da konuşanın kişiliğine saldırmamak ve sadece savlarını konuşmak/tartışmak.

- Daha kolay karşı sav üretmek amacıyla ötekinin savını yanlış tanımlamamak, abartmamak.

- Tekil ya da birkaç örnekle "kestirmeden" gitmeye çalışmamak, "genellemeler, indirgemeler, özdeşleştirmeler" yapmamak; "köktenci, toptancı ve sonuç odaklı" kişisel, keyfî ya da dayatmacı "çözümler üretme"mek.

- Kullanılan kanıta dayanan öncüllerden birini "doğru varsayarak" sav üretmemek.

- Bir olguyu, zamansal dizilimde, "daha önce de oldu" "savıyla" sonraki bir olgunun nedeni olarak iddia etmemek.

- Ortada ikiden fazla olanaklı yol varken savını sahte bir ikileme indirmemek.[Birden, "çok"; ikiden, "hep" "çıkarma"mak.]

- Bilinmeyen ya da bilmediğimiz bir "savın", doğru ya da yanlış olması gerektiğini savunmamak ve/ya da iddia etmemek.

- Kanıtlama yükümlülüğünü, savı sorgulayana yüklememek.

- Aralarında mantıksal bir bağ olmadıkça, "bir şeyin, bir şeyden türediğini" varsaymamak.

- Öncüllerin ya da sav sahibinin "tanınmış/tarihsel/bilimsel" "biri(/nden)" olmasını, bir çıkarımın kanıtı olarak sunmamak. )

( )

( image )


- TARTIŞMA ile TARTIŞMACI


- TARTIŞMAK ile TARTIŞMAK ile TARTIŞMA ile TARTIŞMASIZ


- TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER


- TARTIŞMALI ile ÇEKİŞME ile TARTIŞMACI ile TARTIŞMA


- TARTIŞMALI ile TARTIŞMACI


- TARTIŞMALI ile TARTIŞMACI ile TARTIŞMA ile ANLAŞMAZLIK


- TARTIŞMASIZ ile İDRAR KAÇIRMA ile İDRARINI TUTAMAYAN


- TARTMA ile/||/<> TARTMA

( Güreşçiyi kucağa alıp ayağını yerden kesme ağırlık ölçme gravimetri kimya )


- TARZ[Ar.]/STİL[Fr., İng. STYLE] ile/değil/yerine/= BİÇEM


- TARZ ile TAVIR


- TARZ ile ÜSLÛB


- TARZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YÖNTEM


- TAŞ ile/ve ALAMA

( ... ile/ve Taş parçası. )


- TAS ile BİR KASE AFYON ile ATICI


- TAŞ ile/ve/||/<> ÇAKIL TAŞI, KÜÇÜK TAŞ


- TAŞ ile KAYA ile TEPE ile DAĞ

( Kimyasal ya da fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde. | Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş. | Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme. | Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme. | Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli cevher. | Dama, domino vb. oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik ya da tahta parçalardan her biri. | Bazı örgenlerin içinde, özellikle idrar kesesi vb. oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı nesne. | Bazı kütlelerden kopan ya da koparılan parça. | Üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici söz. İLE Büyük ve sert taş kütlesi. | Kayaç. )


- TASABBUN | SABUNLAŞMA ile/||/<> SABUNLAŞMA

( Bir esterin su ya da baz etkisiyle bir atkol ve bir tuza sabuna dönüşmesi kimya Lipidin özellikle gliseritlerin bazik ortamdaki hidrolizi sonucu sabun oluşması Saponifikasyon Triaçilgliserollerin potasyum hidroksit veya sodyum hidroksit gibi alkali maddelerle hidrolize edilerek gliserol ve sabunların meydana gelmesi olayı saponifikasyon )


- TAŞAK/HAYA/BİLLUR[Ar.]/TESTİS[İng. < TESTICLE] ile/ve/||/<> ANTER

( Hayvan ve insanda. İLE/VE/||/<> Bitkide.[Çiceklerin tohum taşıyan torbaları] )


- TASALLUP | KATILAŞMA ile/||/<> KATILAŞMA

( Özdeğin bir başka evreden katı evreye geçişi fizik kimya coğrafya Sıvı durumdan katı duruma geçme olayı )


- TASALLÜP NOKTASI | DONMA NOKTASI ile/||/<> DONMA NOKTASI

( Sıvıların katı evreye geçtikleri sıcaklık Bir özdeğin katı ve sıvı evreleri karışımının dengede olduğu sıcaklık Erime noktasına özdeştir katılaşma sıcaklığı Sıvı bir maddenin katı forma geçtiği andaki sıcaklık derecesi Normal atmosferik basınç altında suyun buz durumuna geldiği sıcaklık derecesi )


- TASALLÜP NOKTASI | DONMA NOKTASI ile/||/<> DOYMA NOKTASI

( Sıvıların katı evreye geçtikleri sıcaklık. @@ Bir özdeğin katı ve sıvı evreleri karışımının dengede olduğu sıcaklık: Erime noktasına özdeştir @@ bk. katılaşma sıcaklığı. @@ Sıvı bir maddenin katı forma geçtiği andaki sıcaklık derecesi. @@ Normal atmosferik basınç altında suyun buz durumuna geldiği sıcaklık derecesi. )


- TASALLUP[Osm.] / SOLIDIFICATION[İng.] / VERFESTIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KATILAŞMA


- TASARIM/TASAR ÇİZİM = TASAVVUR = REPRESENTATION[İng.] = REPRÉSENTATION[Fr.] = VORSTELLUNG[Alm.] = REPRAESENTATIO[Lat.] = REPRESENTAR[İsp.]


- TASARIM ile BELİRLEMEK ile TASARLANMIŞ ile TASARIMCI ile TASARLAMAK ile TASARIM ile TASARIMLAR


- TASARLAMAK ile AYARLAMAK


- TASARLANABİLİR ile TASARLAMAK


- TASARRUF BANKASI ile/||/<> SAVINGS BANK[İng.] ile/||/<> CAISSE D'ÉPARGNE[Fr.] ile/||/<> YATIRIM BANKASI

( Topladığı paraları uzun süreli ekonomik işlere yatıran banka )


- TASARRUF ile/||/<> DISPOSTION[İng.] ile/||/<> DISPOSTION[Fr.] ile/||/<> TAV


- TASAVVUF | GİZEMCİLİK ile/||/<> GİZEMCİLİK

( Ereği insanın Tanrıya kavuşması olan dinsel öğreti Tinsel tutum ve düşünüş yaşama doğrultusu olarak 1 Karanlık gizemle yüklü olana duyulan aşırı eğilim 2 Açık olmayan gizemsel düşünme biçimi 3 Tanrısal sezgi yoluyla algılanamayan doğaüstü gerçekleri yaşama 4Tanrıya erişme çabalarının tümü 5 Yüksek bir gücü kavramak ve eylemlerini bu güce göre düzenlemek için gerçekliğin üstüne yükselme eğilimi )


- TASAVVUF AHLÂKI ve/<> DÖNÜŞME AHLÂKI


- TASAVVUF:
HADÎS ile/ve/değil KADÎM


- TASAVVUF:
HAYATTAN KOPMAK ile/değil HAYATIN ANLAMINI İDRAK ETMEK


- TASAVVUF ile/ve/değil GNOSTİK ÖĞRETİLER


- TASAVVUF ve/<>/|| KADÎM BİLGELİK