Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 35.706 başlık/FaRk ile birlikte,
35.706 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(118/144)


- SILVER[İng.] / ARGENT[Fr.] / SILBER[Alm.] ile/değil/yerine/= GÜMÜŞ


- SILVERBIRCH[İng.] ile/||/<> BOULEAU BLANC[Fr.] ile/||/<> ZELKOVA CARPINIFOLIA[Lat.] ile/||/<> SILBERBIRKE[Alm.] ile/||/<> AKAĞAÇ

( Karaağaçgiller Ulmaceae familyasından yaprak döken 3035 m kadar boyda Doğu Anadoluda nadir olarak yetişen bir tür )


- SILVERING[İng.] ile/||/<> ARGENTURE[Fr.] ile/||/<> VERSILBERUNG[Alm.] ile/||/<> GÜMÜŞLEME

( gümüş kaplama )


- ŞILYAK | ÇALGI ile/||/<> ÇALGI

( Bir takımyıldızın adı astronomi )


- SIMA[İng.] ile/||/<> SİMA[Fr.] ile/||/<> SIMA[Alm.] ile/||/<> SİMA[Fars. < SİMÂ]

( Silis Si ve magnezyum Mg karışığı Yerkabuğunun içinde ya da katındaki büyük derinlikte bulunduğu düşünülen bazik yoğun kayaçlar ve magmalar )


- ŞİMALİGARBİ ile/||/<> NORTH-WEST[İng.] ile/||/<> NORD-OUEST[Fr.] ile/||/<> NORDWEST[Alm.] ile/||/<> KUZEYBATI | ARAYÖNLER

( Kuzey ile batı arası yön arayönler anayönler )


- ŞİMALİŞARKİ ile/||/<> NORTH-EAST[İng.] ile/||/<> NORD-EST[Fr.] ile/||/<> NORDOST[Alm.] ile/||/<> KUZEYDOĞU | ARAYÖNLER

( Kuzey ile doğu arası yön arayönler anayönler )


- ŞIMARIKLIK ile/ve KİBİR

( Şımardıysan, artık başka bir düşmana gerek kalmamış demektir. )


- ŞIMARTMAK ile HOŞGÖRÜ ile ANLAYIŞLI


- SİMBİYOTİK/SYMBIOTIC[İng.] değil/yerine/= ORTAK YAŞAR


- SİMBİYOZ[İng. SYMBIOSIS] ile/||/<> ORTAK YAŞAMA (SİMBİYOZ)[İng. SYMBIOSIS]

( Birlikte yaşayıp iki canlının da bundan faydalandığı yaşam biçimi. Örnekler, mercan polipleri ve zooxanthellae algi, geviş getiren hayvanlar ve rumenlerindeki selülozik bakteriler. @@ Ayrı türden iki canlı arasında karşılıklı çıkar ilişkisine dayalı olarak süren, birlikte yaşama biçimidir. Simbiyoz olarak da bilinmektedir. Ortak yaşama biçimi iki ayrı bitki türü, iki ayrı hayvan ya da bir bitki ile bir hayvan arasında kurulabilir. Genel olarak ortak yaşama biçimleri iki ayrı sınıfa ayrılır: ortakçılık ve karşılıklı bağımlılık.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SİMBİYOZ/SYMBIOSIS[İng.] değil/yerine/= ORTAK YAŞAM


- ŞİMDİ = NOW[İng.] = MAINTENANT[Fr.] = JETZT[Alm.] = ORA[İt.] = AHORA[İsp.]


- SİMETRİ/K[İng.]/MÜTENAZIR[Ar.] değil/yerine/= BAKIŞIM/LI

( İki ya da daha çok şey arasında konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğu. | [mat.] Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu, tenazur. )


- SİMETRİK | BAKIŞIMLI ile/||/<> BAKIŞIMLI

( genel uygulayım Belirli eksen özek nokta ve işlemlere göre noktalarının yerleri değiştirildiğinde görünümünü bozmayan nesne ya da işlevlerin niteliği Belirli eksen özek nokta ve işlemlere göre noktalarının yerleri değiştirildiğinde görünümünü bozmayan nesne ya da işlevlerin niteliği Noktaları belirli düzlemlere eksenlere ya da noktalara göre yer değiştirince özdeş biçimde kalan cisimlerin ya da işlevlerin özelliği 1 Simetriyle ilgili olan 2 Simetriyle belirgin )


- SİMETRİK | BAKIŞIMLI >< BAKIŞIMSIZ

( genel uygulayım: Belirli eksen, özek nokta ve işlemlere göre noktalarının yerleri değiştirildiğinde, görünümünü bozmayan nesne ya da işlevlerin niteliği. @@ Belirli eksen, özek nokta ve işlemlere göre noktalarının yerleri değiştirildiğinde, görünümünü bozmayan nesne ya da işlevlerin niteliği. @@ Noktaları belirli düzlemlere, eksenlere ya da noktalara göre yer değiştirince özdeş biçimde kalan cisimlerin ya da işlevlerin özelliği. @@ @@ 1. Simetriyle ilgili olan. 2. Simetriyle belirgin. )


- SİMETRİK OLMAYAN ile ASİMETRİK


- SİMETRİKTİK ile/||/<> SYMMETRY[İng.] ile/||/<> BAKIŞIMLILIK

( Bir dağılıma ilişkin eğrinin tepe noktasıyla ortalamayı birleştiren doğruya göre iki eşit parçaya ayrılması durumu )


- SİMGE/LEŞTİRME ile/ve/değil/||/<>/< BENZETME


- SİMGE ile/ve DUYU

( Tini gösterir. İLE/VE Nesnenin görünüşünü gösterir. )


- SİMGE ile/ve/<> İŞARET


- SİMGE ile KAVRAM


- SİMGE ile/ve/<> KAVRAM


- SİMGE = REMZ[çoğ. RÜMÛZ(ÂT)] = SYMBOL[İng., Alm.] = SYMBOLE[Fr.] = SYMBOLON[Yun.] = SIMBOLO[İsp.]


- SİMGE ile/ve SİMGE


- SİMGEBİLİM = SYMBOLICS[İng.] = SYMBOLIQUE[Fr.] = SYMBOLIK[Alm.]


- SİMGELEMEK ile/ve TEMSİL ETMEK


- SİMGELEŞTİRME ile/ve/<> DIŞLAŞTIRMA


- SİMGESEL (ANLATIM) ile/ve/<> ÇOKLU (ANLATIM)

( Akıllı kişiler, canlı bir varolanın, dil ve sözle çizilerek anlatılmasını, boya ya da herhangi bir sanat yapıtıyla gösterilmesine yeğ tutar; akılla izleyemeyen kişilere ise sanat yapıtı daha uygun gelir. )


- SİMGESEL/LİK ile/ve/<> AŞKIN/LIK

( Aşkınlığın imgesi. İLE/VE/<> Aşkınlığın gerçekleşmesi. )

( Simgelerin hem örtücü, hem de açıcı özellikleri vardır. )


- SİMGESEL/LİK ile/ve/değil/yerine/<>/hem de İŞLEVSEL/LİK


- SİMHAK | KEMİK ZARI ile/||/<> KEMİK ZARI

( karşılık periosteum peri çevresinde osteon kemik Kemiğin üstünü örten telli bağ dokusundan yapılmış ince bir örtü kemik dış zarı )


- SIMIENS/RÉSCAN[Fr.] değil/yerine/= NETWORK[İng.] değil/yerine/= NETZWERK, NETZ[Alm.] değil/yerine/= ŞEBEK

( (karşılık: çakma, Papio porcarius) Maymunlar (Primates) takımının uzunkuyruklu-maymungiller (Cercopithecidae) familyasından bir memeli türü. Kılları uzun olur. Yüzü ve elleri karadır. Güney Afrikada yaşar. @@ (çakma) (zooloji) @@ Maymunlar (Primates) takımının, Eski Dünya maymunugiller (Cercopithecidae) familyasından, kılları uzun, yüzü ve elleri kara, Güney Afrika'da yaşayan bir tür. Çakma. )


- SİMPATRİK[İng. SYMPATRIC] ile/||/<> SİMPSON 1/3 KURALI[İng. SIMPSON'S 1/3 RULE]

( Aynı coğrafyada yaşayan canlıları belirtmek için kullanılır. @@ İntegral hesaplamasında kullanılan sayısal bir yöntem. Verilen bir fonksiyonun belirli bir integralinin yaklaşık değerini bulmak için kullanılır. Temel olarak, eğri altındaki alanı parabolik dilimlerle yaklaştırarak hesaplar. Özellikle eğrinin düzgün bir biçimde değişmediği yerlerde iyi sonuçlar verir ve yüksek doğruluk sağlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SIMPLE ADJECTIVE[İng.] ile/||/<> ADJECTIF SIMPLE[Fr.] ile/||/<> EINFACHES EIGENSCHAFTSWORT[Alm.] ile/||/<> YALIN SIFAT

( Derleme basit sıfat Birleşik olmayan ve yapım eki almamış bulunan sıfat Dar yol düz duvar bu iş ne zaman her insan kaç çocuk vb )


- SIMPLE HARMONIC ELECTROMOTIVE FORCE[İng.] / FORCE ÉLECTROMOTRICE HARMONIQUE SIMPLE[Fr.] ile/değil/yerine/= BASİT HARMONİK ELEKTROMOTOR KUVVET


- SIMPLE HARMONIC MOTION[İng.] / MOUVEMENT HARMONIQUE SIMPLE[Fr.] ile/değil/yerine/= BASİT HARMONİK HAREKET


- SIMPLE INTEREST[İng.] ile/||/<> BASİT FAİZ

( Belirli bir dönem yıl ay veya gün için belirli bir anapara üzerinden hesaplanan faiz )


- SIMPLE LATTICE[İng.] / RÉSEAU SIMPLE[Fr.] / EINFACHES GITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= BASİT ÖRGÜ


- SIMPLE MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE SIMPLE[Fr.] / EINFACHES MIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= BASİT MİKROSKOP


- SIMPLE SOUND SOURCE[İng.] / SOURCE SONORE SIMPLE[Fr.] / EINFACHES SCHALLQUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BASİT SES KAYNAĞI


- SIMPLE TONE[İng.] / TON SIMPLE[Fr.] / EINFACHER TON[Alm.] ile/değil/yerine/= BASİT TON


- SİMPLEKS ile/||/<> SIMPLEX[İng.] ile/||/<> SIMPLEX[Fr.] ile/||/<> TEK YÖNLÜ

( Ancak tek yönde veri akışına olanak veren herhangi bir dizgeye değgin örn tek yönlü iletişim )


- ŞİMŞEK ile/||/<> ŞİMŞEK

( Fırtına sırasında bulutlar arasında elektrik boşalmaları nedeniyle oluşan ve gök gürlemesiyle beliren çakım fizik Yerel ağızlarda şimşek yanında şemşek çimşek çeşmek olarak da geçer Az şimşek azeri alanında şimşek yanında ildırım da geçer Türkçede ş sesinin başta geçmediğini biliyoruz O nedenle ilk bakışta yabancı bir dilden geldiği düşünülebilir Ancak dilimizde ş ile başlayan birtakım sözler de vardır Türkçe şiş şişek gibi Bu sözlerde baştaki şler benzeşme yoluyla sonradan ortaya çıkmıştır Örn bir veya iki yaş arasındaki koyuna verilen şişek adının tişekten geldiğini biliyoruz şişek Türkçe şimşek biçiminin Oğuz alanında kaldığı anlaşılıyor Anadoluda yazılmış eski kaynaklarda süğşek سكشك şimşek olarak geçer Bu biçimin süğ yıldız akmak kaymak süv süy kaymak akmak kökünden geldiği açık olarak anlaşılıyor Yerel ağızlarda süyül süğül yıldız akmak biçimi de kullanılır Eski kaynaklarda süğüş süyüş biçiminin geçtiği kolaylıkla kestirilebilir Bu duruma göre şimşekin süğüş kökünün e k ekiyle kurulmuş bir türevi olduğu açıklık kazanıyor süğüş e k süğşek şüğşek şivşek şimşek Türkçede süğşek biçimi benzeşme assimilation yoluyla şimşeke çevrilmiştir Eski süğşek biçiminin şüğşek şiğşek şivşek gibi birtakım ara duraklardan geçtikten sonra şimşek biçimini alması normaldir Ağızlarda sivri uçlu ağaca verilen şimşek adının şivşekten çıktığı açıktır Sivri olarak kullanılan şivşek de şüvşek şüvüşek süvüşekten gelir Türkçede şimşeğe çakım çakın ve çakıntı adları da verilir Türkçede balkır balkız adları da şimşek olarak kullanılır Bu adların da balkımak şimşek çakmak kökünden çıktığı anlaşılıyor Türkçede yıldırım gök gürültüsü ve şimşekle görülen hava ile yer arasındaki elektrik boşalması olarak kullanılır Çağdaş diyalektlerin bir bölümünde yıldırım şimşek olarak da geçer Örn Türkmencede yıldırım şimşek anlamını almıştır Azeri alanında yıldırım yerine ildırım biçimi kullanılır Karakalpakçada ise yıldırımın jıldırım biçimini aldığını görüyoruz Eski ve yeni diyalektlerde şimşeğe yaşın adı da verilir Kâşgarlı Mahmudun tanıklığına göre Orta Türkçede de yaşın şimşek olarak kullanılır Diyalektlerde yaşın yanında yaşım biçimi de geçer Çuvaşçada bu adın śisĕm biçimini aldığına tanık oluyoruz Egorov ÊS 214 Çuvaşça śisĕm biçiminde yaşının sonundaki n eki mye çevrilmiştir Diyalektlerde yaşın yanında ışın biçimi de geçer Bu biçimin başındaki y düşmüştür Azeri alanında kullanılan ildırımın başındaki y de düşmüştür Bunlardan başka Kırgızcada casıl der Donner und Blitz Karakalpakçada jasıl şimşek olarak kullanılır Şimşeğe verilen bu adların yaş caş çaş blitzen kökünden geldiği açıktır Egorov ÊS 214 Räsänen V 192a Sevortyan ÊSTJa 1974 676 Ligeti TörK 129 )


- ŞİMŞEK ile/||/<> YILDIRIM

( Fırtına sırasında, bulutlar arasında elektrik boşalmaları nedeniyle oluşan ve gök gürlemesiyle beliren çakım. @@ (fizik) @@ Yerel ağızlarda şimşek yanında şemşek, çimşek (~ çeşmek) olarak da geçer. ~ Az şimşek. azeri alanında şimşek yanında ildırım da geçer. Türkçede ş- sesinin başta geçmediğini biliyoruz. O nedenle ilk bakışta yabancı bir dilden geldiği düşünülebilir. Ancak dilimizde ş- ile başlayan birtakım sözler de vardır. Türkçe şiş, şişek gibi. Bu sözlerde baştaki ş-'ler benzeşme yoluyla sonradan ortaya çıkmıştır. Örn. bir veya iki yaş arasındaki koyuna verilen şişek adının tişek'ten geldiğini biliyoruz. bk. şişek. Türkçe şimşek biçiminin Oğuz alanında kaldığı anlaşılıyor. Anadolu'da yazılmış eski kaynaklarda süğşek سكشك 'şimşek' olarak geçer. Bu biçimin süğ- 'yıldız akmak, kaymak' (> süv-, süy- 'kaymak, akmak') kökünden geldiği açık olarak anlaşılıyor. Yerel ağızlarda süyül- (< *süğül-) 'yıldız akmak' biçimi de kullanılır. Eski kaynaklarda *süğüş- (> *süyüş-) biçiminin geçtiği kolaylıkla kestirilebilir. Bu duruma göre şimşek'in süğüş- kökünün -(e)k ekiyle kurulmuş bir türevi olduğu açıklık kazanıyor: süğüş- + -(e)k >  süğşek > *şüğşek >  *şivşek >  şimşek. Türkçede süğşek biçimi benzeşme (assimilation) yoluyla şimşek'e çevrilmiştir. Eski süğşek biçiminin *şüğşek > *şiğşek >  *şivşek gibi birtakım ara duraklardan geçtikten sonra şimşek biçimini alması normaldir. Ağızlarda sivri uçlu ağaca verilen şimşek adının şivşek'ten çıktığı açıktır. 'Sivri' olarak kullanılan şivşek de *şüvşek <  *şüvüşek <  *süvüşek'ten gelir. Türkçede şimşeğe çakım, çakın (ve çakıntı) adları da verilir. Türkçede balkır, balkız adları da 'şimşek' olarak kullanılır. Bu adların da balkımak 'şimşek çakmak' kökünden çıktığı anlaşılıyor. Türkçede yıldırım 'gök gürültüsü ve şimşekle görülen, hava ile yer arasındaki elektrik boşalması' olarak kullanılır. Çağdaş diyalektlerin bir bölümünde yıldırım 'şimşek' olarak da geçer. Örn. Türkmencede yıldırım 'şimşek' anlamını almıştır. Azeri alanında yıldırım yerine ildırım biçimi kullanılır. Karakalpakçada ise yıldırım'ın jıldırım biçimini aldığını görüyoruz. Eski ve yeni diyalektlerde şimşeğe yaşın adı da verilir. Kâşgarlı Mahmud'un tanıklığına göre Orta Türkçede de yaşın 'şimşek' olarak kullanılır. Diyalektlerde yaşın yanında yaşım biçimi de geçer. Çuvaşçada bu adın śisĕm biçimini aldığına tanık oluyoruz (Egorov: ÊS 214). Çuvaşça śisĕm biçiminde yaşın'ın sonundaki -n eki -m'ye çevrilmiştir. Diyalektlerde yaşın yanında ışın biçimi de geçer. Bu biçimin başındaki y- düşmüştür. Azeri alanında kullanılan ildırım'ın başındaki y- de düşmüştür. Bunlardan başka Kırgızcada casıl 'der Donner und Blitz', Karakalpakçada jasıl 'şimşek' olarak kullanılır. Şimşeğe verilen bu adların yaş- (> caş-, çaş-) 'blitzen' kökünden geldiği açıktır (Egorov: ÊS 214; Räsänen: V 192a; Sevortyan: ÊSTJa 1974, 676; Ligeti: TörK 129). )


- SIMSIKI ile DİPDİRİ


- SIMULATIVE[İng.] ile/||/<> SIMULATIF[Fr.] ile/||/<> SIMULATIV[Alm.] ile/||/<> YAPMACIK GÖRÜNÜMÜ

( Derleme yapmacıklı fiil yapmacık fiili Gerçekte yapıldığı halde yapılmamış gibi bir izlenim veren görünüm Anlamamış görünmek görmemezlikten görmezlikten gelmek görmemezliğe gelmek vb )


- SİMÜLATÖR/SIMULATOR[İng.] değil/yerine/= BENZETEÇ


- SİMÜLE HASTA/SIMULATED PATIENT[İng.] değil/yerine/= SÖZDE SAYRI


- SİMÜLTANE/SIMULTANEOUS[İng.] değil/yerine/= EŞ ZAMANLI


- SIMULTANEOUS REACTION[İng.] / SIMULTAN REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ ZAMANLI TEPKİME


- SİMYACI ile SİMYACI ile SİMYA


- SİN | DİŞ ile/||/<> TIRNAK

( Sinema Dişli makaralardaki çıkıntılardan her biri. @@ 1. Testerelerde kesmeyi sağlayan çıkıntı. 2. Dişli birleştirmelerin temel elemanı. @@ Kar aşındırması altındaki genç dağlarda, yandan bakıldığında testere dişi gibi görünen tepe uçlarından her biri. @@ Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağız duvarlarında taşıdıkları kemiksi sert parçalar. @@ (I) 1. Düven'in altındaki taş çıkıntılar. (Yurtbeyi *Çankaya -Ankara) 2. Kağnılarda, mazının yastıktan çıkmamasını sağlayan ağaç parçası. (-Amasya; İspir -Erzurum.) 3. Tırmıkta kuru otları toplayan bölüm. (Dardere, Kandilli *Bozüyük -Bilecik) @@ (II) Vida ve somunların üzerindeki set. (*Senirkent -Isparta) @@ (biyoloji, zooloji) @@ Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ya da ağız duvarında taşıdıkları sert yapılar. @@ anat. Çene kemiklerinde yerleşmiş, alınan gıdaların parçalanmasını ve öğütülmesini sağlayan sert yapılar, dens. @@ ~ Az diş. -Tkm dīş. -Nog tis. -Blk tiş. -Kklp tis. -Kzk tis. -Krg tiş. -Tar çiş. -Sag tis. -Alt, Tel, Şor tiş. -Yak tīs. -Çuv şăl. Çuvaşça şăl biçiminin Türkçe şiş ile birleştirilmesi yanlıştır. Türkçe diş'in Moğolca sidün 'diş' biçimiyle birleştirilmesi ses bakımından olanaksızdır. || ~ Az diş. -Tkm dīş. -Nog tis. -Blk tiş. -Kklp tis. -Kzk tis. -Krg tiş. -Tar çiş. -Sag tis. -Alt, Tel, Şor tiş. -Yak tīs. -Çuv şăl. Çuvaşça şăl biçiminin Türkçe şiş ile birleştirilmesi yanlıştır. Türkçe diş'in Moğolca sidün 'diş' biçimiyle birleştirilmesi ses bakımından olanaksızdır. )


- SİN | YAŞ ile/||/<> YAŞ

( Bir gökcisminin oluşmaya başladığı günden bugüne dek geçirdiği zaman süresi Kişinin doğumundan beri geçen tam yıl süre Bir varlığın doğumundan başlayarak ömrü boyunca tekrarlanan belirli zaman aralıklarının toplamı zooloji Bir varlığın doğumundan başlayarak ömrü boyunca tekrarlanan belirli zaman aralıklarının toplamı )


- SINAAT/ZANAAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SANAT

( Tasarım. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Yaratıcı imgelem. )

( İşlevi/nde olan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> İşlevinden/görünüşünden arındırılmış olan. )

( Aktarılabilir, tekrarlanabilir, devredilebilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Aktarılamaz, tekrarlanamaz, devredilemez. )


- SİNAPSİT[İng. SYNAPSID] ile/||/<> İNFERİOR ile/||/<> ÖRİYAPSİT[İng. EURYAPSID] ile/||/<> SİNODONT[İng. CYNODONT] ile/||/<> TERAPSİT[İng. THERAPSID]

( Göz çukurunun arka altında tek bir temporal açıklığa sahip olan omurgalı grubu. Diapsidlerdeki arka alt (posteroinferior) çukura yakın bir konumda bulunur. Bu kafatası tipindeki bütün sürüngenlerin soyu tükenmiştir. Ancak memeliler ve memelilere yakın olan canlı türleri bu öbekte yer alır. Filogenetik olarak sinapsitler kendi içinde terapsit denilen bir dal verir. Memeliler ve yakın akrabaları bu alt grup içerisindedir. İnsanda (Homo sapiens) göz çukurundan sonraki ikinci açıklık elmacık kemiğinin kemeri olan arcus zygomaticus'un arkasındadır. Memelilere gelecek dal olan terapsitler dışındaki sinapsitlere aynı zamanda pelikozor denir. Örneğin Dimetrodon bir sinapsit cinsidir ve dinozor değildir. Memelilerle filogenetik olarak daha yakın akrabadır. @@ Alt, altta bulunan, iki ayak üzerinde duran canlılar için ayağa yakın olan taraf, dört ayak üzerinde duran omurgalılar için ventral tarafa yakın olan. Vena cava inferior, kanı vücudun alt tarafından kalbin sağ atrium`una getirir. @@ Göz çukurunun arkasında, sinapsitlere benzer olarak tek bir açıklığa sahip omurgalı grubudur. Ancak deliğin konumu sinapsitlerden farklı olarak göz çukurunun arka üstünde (posterosuperior) yer alır, üstelik daha dar ve uzun bir morfolojiye sahiptir. Bütün türlerinin soyu tükenmiştir. Soyu tükenmiş deniz sürüngenleri olan Plesiosauria ve Ichthyosauria takımı bu kafatası tipi dahilindedir. @@ Kafatasında göz çukurunun arkasında tek delik barındıran sinapsitler içinde memelilere gidecek dal olan terapsitler grubunda insanlar dahil memelilere ve yakın akrabalarına evrimleşecek öbeği oluşturan omurgalılardır. Kelime anlamı "köpek dişli" olan sinodontlar, yaklaşık 260 milyon yıl önce Geç Permiyen'de bir grup terapsitten evrimleşmiştir. Fakat bütün sinodontlar memelilere evrimleşmemiştir. Evrimsel süreç dallanarak süregeldiği için uyum sağlayamanların soyu tükenmiştir. @@ Memelileri ve yakın akrabalarını barındıran, yaklaşık 275 milyon yıl önce yaşamış sinapsit alt grubudur. Sinapsitler gibi kafatasında, göz çukurunun arkasında tek delik bulundururlar. Bacak pozisyonları atasal sürüngen postürü gibi yere paralel değil, daha erekte (dik) ve vücudun merkezine yöneliktir. Bu grup içinde memelilere ulaşacak dal terapsitler içerisindeki sinodont grubudur. Bilinen en eski sinapsitlerden biri Tetraceratops insignis türüdür. Fakat bütün terapsitler memelilere evrimleşmemiştir. Evrimsel süreç dallanarak süregeldiği için uyum sağlayamanların soyu tükenmiştir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SİNCÂBÎ MADDE ile/||/<> GREY MATTER[İng.] ile/||/<> CROISSANT GRIS[Fr.] ile/||/<> GRAUBE SUBSTANZ[Alm.] ile/||/<> BOZ MADDE

( Sinir hücrelerinin gövedeleri gliya hücreleri ve sinir tellerinden meydana gelen beyin ve beyincikte dış tarafa omurilikte iç tarafa yerleşmiş bölge )


- SİNCABİYE | SİNCAPGİLLER ile/||/<> SİNCAPGİLLER

( Sciuridae sciurus sincap Omurgalı hayvanlardan memeliler Mammalia sınıfının kemiriciler Rodentia takımının yalındişliler Simplicidentata alttakımının sincabımsılar Sciuromorpha bölümüne giren bir familyası Kuyrukları çok uzun ve kıllıdır Daldan dala sıçramaya yarayan kuvvetli ard bacakları vardır Kabuklu yemiş yerler Dünyanın her yanına yayılmışlardır 70 kadar türü vardır Sincap Sciurus vulgaris tarla sincabı Citellus citellus yanağıkeseli sincap Eutamias asiaticus dağ sıçanı Marmota marmota bobak M bobak uçarsincap Sciuropterus russicus çayır köpeği Cynomys socialis türleri iyi bilinirler Kışlık besinlerini depo ederler zooloji Memeliler Mammalia sınıfının kemiriciler Rodentia takımının yalın dişliler Simplicidentata alt takımının sincabımsılar Sciuromorpha bölümünden kuyrukları çok uzun ve kıllı sıçramaya elverişli kuvvetli bacakları bulunan kabuklu yemiş yiyen dünyanın her tarafına yayılmış türleri olan bir familya )


- SİNCAP[< Fars. SİNCÂB] ile KANGURU

( ... İLE Gebelik süreleri 22 - 24 gündür. [Yavruları 1 aylıkken annesinin kesesine geçer.] )

( ... İLE Doğumun kuraklık zamanına gelmesini engelleyebilirler. [Embriyolarını yumurtalıklarından birinde aylarca saklayabilirler.] )

( ... İLE Dişillerin 3 vajinası vardır. [Biri doğurmak, ikisi çiftleşmek üzere] )

( ... İLE Meme bezleri, tam yağlı ve yağsız sütü aynı anda üretebilir. )

( ... İLE Saatte 32 km. hıza ulaşabilirler. [Hızlandıkça daha az enerji harcarlar.][Kullandıkları enerjinin %70'ini geri dönüştürebilirler. (İnsanda ise ancak %20)] )

( ÇEKELEZ/ÇÖKELEZ, DEĞİN, GALLİ, TEYİN ile ... )

( SİNCÂBİYYE[Ar.]: Sincapgiller. )

( ... ile Kanguru )

( ... İLE Büyümeleri, hiç durmaz. )

( ... İLE Yavruları, 6.5 aylık olduklarında annelerinin keselerinden çıkarlar. )

( ... İLE Kangurugillerden, Avustralya'da yaşayan, iri, otçul, memeli, ön ayakları kısa, arka ayakları ile kuyruğu uzun ve güçlü, başı küçük, dişisinin karnında yavrularını taşıyacak bir kesesi bulunan keseli hayvan. )


- SİNCAP[Fars. < SİNCÂB] ile/||/<> SİNCAPGİLLER

( (Sciurus vulgaris) Kemiriciler (Rodentia) takımının sincapgiller (Sciuridae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 20, kuyruğu 20 cm. Sırtı kırmızı-külrengi ya da kırçıllıdır. Karnı beyazımsı olur. Kürkü çok beğenilir. Avrupa ve Kuzey Asyada yaşar. @@ (zooloji) @@ Ağızlarda zincap biçimi de geçer. < Far sincāb 'ermine, the pontic mouse, the grey squirrel'. Farsçada zincāb biçimi de kullanılır. Yerel ağızlarda s-'lerin ara sıra z-'ye çevrildiğini biliyoruz. Buna göre sincap biçiminin yerel ağızlarda zincap'a çevrildiği düşünülebilir. Ancak Farsçada da sincāb yanında zincāb biçiminin kullanılması düşündürücüdür. Türkçede sincaba değin (< teğin) adı verilir. bk. değin. )


- SİNCAP/ÇEKELEZ ile AMERİKA SİNCABI

( Sincap ile Amerika Sincabı

Sincap

Sincap )


- SİNCAP ile/||/<> SİNCAP[Fars. < SİNCÂB]

( Sciurus vulgaris Kemiriciler Rodentia takımının sincapgiller Sciuridae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 20 kuyruğu 20 cm Sırtı kırmızıkülrengi ya da kırçıllıdır Karnı beyazımsı olur Kürkü çok beğenilir Avrupa ve Kuzey Asyada yaşar zooloji Ağızlarda zincap biçimi de geçer sincāb ermine the pontic mouse the grey squirrel Farsçada zincāb biçimi de kullanılır Yerel ağızlarda slerin ara sıra zye çevrildiğini biliyoruz Buna göre sincap biçiminin yerel ağızlarda zincapa çevrildiği düşünülebilir Ancak Farsçada da sincāb yanında zincāb biçiminin kullanılması düşündürücüdür Türkçede sincaba değin teğin adı verilir değin )


- SİNDESMOZ[İng. SYNDESMOSIS] ile/||/<> KAVAL KEMİĞİ[İng. TIBIA]

( Kemikler arasında olan sıkı bağ doku eklemleri. Kaval kemiği ve baldır kemiği arasında bulunmakta. @@ Diz ile ayak bileğini bağlayan iki kemikten içte ve kalın olanı. Tibya. Latincede tibia, Osmanlıcada azm-i kasaba olarak kullanılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SİNDİRİM ile EMİLİM

( )


- SINE GALVANOMETER[İng.] / GALVANOMÈTRE À SINUS[Fr.] ile/değil/yerine/= SİNÜSLÜ GALVANOMETRE


- SINE QUA NON[Lat.]/ABSOLUTE MUST[İng.] değil/yerine/= OLMAZSA OLMAZ


- SİNEK KURDU ile LARVA["LAVRA" değil!]


- SİNEK/CİBİN ile/ve SİVRİSİNEK

( ... İLE/VE Bilinen 2500 sivrisinek türü vardır. [400'ü Anopheles ailesin aittir ve bunlardan 40'ı sıtma bulaştırabilir.] )

( İspanyolca ve Portekizce'de "küçük sinek" anlamına gelir. )

( Divân şiirinde sevgilinin beni, bir kara sinek olarak ele alınır. )

(

Sivrisineğin elektronik mikroskop ve öteki modern araçlar altında incelenmesi sonucu keşfedilenler...

O ufacık kafasında tam 100 adet göz var. Mikroskopla bile zor görülebilen ağzında 48 adet diş bulunuyor. Göğsünde biri merkezî, ikisi de kanatlar için olmak üzere 3 adet kâlp bulunmakta ve her bir kalpte 2 adet kulakçık, 2 adet de karıncık yer alıyor. Bu ufacık sivrisinek, son teknoloji uçaklar olmak üzere en gelişmiş cihazlarda bile bulunmayan bir termâl alıcıya sahip. Ve canlıları ısı ile buluyor. Bu aracın ısı duyarlılığı, santigrat derecenin binde biri.

Son derece gelişmiş bir kan tahlil aracı, bir anestezi aracı ve kanı kolayca emebilmek için bir kan sulandırıcı araca sahip. Hortumunda altı adet bıçak bulunuyor. Bunlardan dördü ile kare biçimli bir kesi oluşturuyor, öteki ikisiyle de kanı emmek için bir tüp biçimini oluşturuyor. Ayaklarında da pençeler ve kancalar bulunmakta. )

( İlgili başka bir yazıyı daha okumak için burayı tıklayınız... )


- SİNEK ile ARI

( İlgili yazı ve ayrıntılar için burayı tıklayınız... )

( image )


- SİNEK ile EŞEK SİNEĞİ


- SİNEK ile MAVİ SİNEK/ET SİNEĞİ


- SİNEK ile/||/<> SİNEK

( Bir takımyıldızın adı astronomi )


- SİNEKLİK ile/||/<> SİNEKLİK

( Sinek öldürmekte ya da kovmakta kullanılan ucu elekli ya da püsküllü çubukçuk Balkon İlhan Ayaş Ankara )


- SİNEKOLOJİ[Fr. < SYNÉCOLOGİE] ile/||/<> SİNONİM

( (Yun. syn: ile; oikos: ev halkı; logos: bilim) Çeşitli türlerden oluşan bir grubun bireyleri ile bu bireylerin yaşadıkları ortam arasındaki ilişkiyi inceleyen ekolojinin bir kolu. @@ Çeşitli türlerden oluşan bir grubun bireyleri ve bu bireylerin yaşadıkları ortam arasındaki ilişkiyi inceleyen ekolojinin bir kolu. )


- SİNEKOLOJİ ile/||/<> SİNEKOLOJİ[Fr. < SYNÉCOLOGIE]

( syn ile oikos ev halkı logos bilim Çeşitli türlerden oluşan bir grubun bireyleri ile bu bireylerin yaşadıkları ortam arasındaki ilişkiyi inceleyen ekolojinin bir kolu Çeşitli türlerden oluşan bir grubun bireyleri ve bu bireylerin yaşadıkları ortam arasındaki ilişkiyi inceleyen ekolojinin bir kolu )


- SİNEMA KOMİSYONCUSU, SİNEMA ACENTESİ, DİSTRİBÜTÖR | DAĞITIMCI ile/||/<> DAĞITIMCI

( Sinema Dağıtım işiyle uğraşan kimse Belli bir coğrafi bölgede imâlatçıdan aldığı malları tekrar satan ve imâlatçı ile yaptığı sözleşme gereği söz konusu malların dağıtımına ilişkin özel hakları bulunan gerçek veya tüzel kişi dağıtımcı )


- SİNEMA MÜNEKKİDİ, FİLM MÜNEKKİDİ, SİNEMA TENKİTÇİSİ, FİLM TENKİTÇİSİ, MÜNEKKİT, TENKİTÇİ, KRİTİK, ELEŞTİRMECİ, | TELEVİZYON MÜNEKKİDİ, TELEVİZYON TENKİTÇİSİ, MÜNEKKİT, TENKİTÇİ, KRİTİK, ELEŞTİRMEC | ELEŞTİRMEN ile/||/<> ELEŞTİRMEN

( Sinema 1 Sinema eleştirisiyle uğraşan kimse TV 2 Televizyon eleştirisiyle uğraşan kimse Eleştiri türünde yazı yazan kişi eleştiri Eleştiri yazan kimse Bir oyunu ya da bir sanat yapıtım kendi değerlendirmesi ile ele alan yazar Eleştirmenin yazdığı alanda bir dünya görüşü geniş bilgisi sanata karşı da olağanın üstünde bir duyarlığı ve algılama yetkisi olması gerekir )


- SİNEMA SAHİBİ ile/||/<> EXHIBITOR[İng.] ile/||/<> EXPLOİTANT (DE SALLE), PROPRİÉTAİRE DE SALLE[Fr.] ile/||/<> FILMTHEATERBESITZER, KINOTHEATERBESITZER, LICHTSPIELTHEATERBESITZER, FILMTHEATER-MANAGER, LICHTSPIELTHEATER-GESCHÄFTSFÜHRER[Alm.] ile/||/<> OYNATIMCI

( Oynatım işiyle uğraşan kimse sinema sahibi )


- SİNEMA SANATKÂRI, SİNEMA ADAMI ile/||/<> FILM-MAKER, MOVIE-MAKER[İng.] ile/||/<> CINÉASTE, ARTISTE[Fr.] ile/||/<> FILMEMACHER, CINEAST[Alm.] ile/||/<> SİNEMA SANATÇISI

( Sinema Sinema sanatının ürünlerini veren kimse )


- SİNEMA ile/ve FİLM


- SİNEMA ile SİNEMATİK


- SİNEMA ile/ve TİYATRO

( 2015 yılı Tiyatro ve Sinema İstatistikleri için burayı tıklayınız... )


- SİNEMACI ile/||/<> SİNEMACI

( Sinema 1 Sinemanın çeşitli kollarından birinde çalışan kimse 2 Uğraşı sinemacılık olan kimse oynatımcı sinemacı )


- SİNEMATOGRAFİK, SİNEMATOGRAFİKLİK ile/||/<> CINEMATOGRAPHIC, CINEMATIC[İng.] ile/||/<> CINÉMATOGRAPHIQUE, DU CINÉMA[Fr.] ile/||/<> KINEMATOGRAFISCH[Alm.] ile/||/<> SİNEMATİK[Fr. < CINÉMATIQUE]

( Sinema 1 Sinemaya özgü olan sinema özelliği taşıyan sinemaya gider özellikleri bulunan 2 Sinemayla ilgili )


- SINEMURIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= SİNEMURİYAN EPOKU

( Günümüzden 199.300.000 ile 190.800.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SINERJİ/SYNERGY[İng.] değil/yerine/= ARTI ETKİ | YÖNDEŞ ETKİ


- SINERJİK/SYNERGIC[İng.] değil/yerine/= YÖNDEŞ ETKİLİ 2 .ARTI ETKİLİ


- SINERJIST/SYNERGIST[İng.] değil/yerine/= YÖNDEŞ ETKIN | ARTI ETKIN


- SINERJİZM/SYNERGISM[İng.] değil/yerine/= YÖNDEŞ ETKİLEME | ARTI ETKİLEME


- SINES (SHORT INTERSPERSED ELEMENTS)[İng.] değil/yerine/= KSE (KISA SERPİŞTİRİLMİŞ ELEMANLAR)

( Memelilerin DNA'sında bolca rastlanan her biri yaklaşık 300 baz çifti uzunluğunda olan genetik kodlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SINEŞİ/SYNECHIA[İng.] değil/yerine/= YAPIŞIKLIK


- SINESTEZİ/SYNESTHESIA[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİK DUYU


- SİNGAMİ[İng. SYNGAMY] ile/||/<> SİNGENİK[İng. SYNGENEIC]

( Morfolojik olarak benzer iki gözenin birleşmesi ile olan ve bir gözelilerde görülen bir üreme biçimi. @@ Genetiği özdeş (izogenik) üyeleri aynı türden monozigotik ikizlere denir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SINGER[İng.] ile/||/<> CHANTEUR(-EUSE)[Fr.] ile/||/<> SÄNGER(-IN)[Alm.] ile/||/<> ŞARKICI

( Sinema TV Bir filmde ya da televizyon izlencesinde şarkı söyleyen kimse )


- ŞINGIL[İng. < SHINGLE] ile/||/<> ...


- SINGLE BOND[İng.] ile/değil/yerine/= TEKLİ BAĞ


- SINGLE CRYSTAL[İng.] / MONOCRISTAL[Fr.] / EINKRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KRİSTAL


- SINGLE-BEAM INSTRUMENTS[İng.] ile/değil/yerine/= TEK-İŞİNLİ AYGITLAR/CİHAZLAR


- SINGLET STATE[İng.] ile/değil/yerine/= TEK DURUM


- SINGLET[İng.] / SINGULET[Fr.] / SINGULETT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKLİ


- SINGREFT/SYNGRAFT[İng.] değil/yerine/= TIPKI İKİZ YAMASI


- SINGULAR SOLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= TEK ÇÖZELTİ


- SINGULTUS, PARALYSIS DIAPHRAGMATIS[İng.] ile/||/<> HIÇKIRIK

( N phrenicus un uyarılması sonucu diyaframanın kontraksiyonuyla oluşan ani bir nefes alma singultus )


- SİNGULUM/CINGULUM[İng.] değil/yerine/= KUŞAK, HALKA


- SINIF/LAMA ile/ve/||/=/<> SINIR/LAMA


- SINIF = CLASS[İng.] = CLASSE[Fr.] = KLASSE[Alm.] = CLASSIS[Lat.] = CLASE[İsp.]


- SINIF ile/||/<> SINIF[Ar. < ṢİNF]

( Bir yumrukoyuncusunun o güne dek yaptığı karşılaşmalardaki başarısına göre girdiği derece Bir topluluk içinde birbirlerinden ekonomik ve toplumsal yönlerden ayrılan ve aralarında karşıtlıklar bulunan bölüklerden her biri altkültür kültür alanı altkültür alanı yatay bölük 1 Belli bir yerde toplanarak bir ya da birkaç öğretmenin gözetim ve yönetimi altında ders gören öğrenci kümesi 2 Bir eğitim kurumuna aynı zamanda yazılan ve bu eğitim kurumunu aynı zamanda bitirmeleri beklenen öğrenci kümesi 3 derslik 4 Kimi yönlerden birbirine benzeyen birtakım olay ya da gözlemler classis bölüm 1 karşılık klasis Canlıların sınıflandırılmalarında kullanılan bir terim olup takımların bir araya gelmesiyle meydana gelir 2 karşılık kast Bazı böcek sosyetelerinde görülen ve belirli biçimlerde ve belirli görevlere sahip birey toplulukları işçi er kraliçe gibi 1 Mantıkta Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği 2 Dirimbilimde Dalların alt bölümü her bir altbölüm kendi içinde öbeklere ayrılır Ör Memeliler kuşlar balıklar vb leri omurgalılar dalının birer sınıfıdırlar 3 Toplumbilimde a Aralarında ortak bir kültür ve yaşama düzeyi olan bireyler topluluğu b Toplumun yapısında aynı ekonomik koşullar ve ilişkilerle birbirine bağlı olan tabaka astronomi botanik 1 Aynı sosyal ve iktisadi koşullara sahip bireylerden oluşan topluluk 2 Marksist kuramda üretim ilişkileri tarafından belirlenen üretici güçler 1 Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir taksonomik terim olup takımların bir araya gelmesiyle oluşur Örnek Pisces Balıklar 2 Bazı böcek sosyetelerinde görülen şekil farklılıkları olup belli bir görevi yapan birey toplulukları İşçi eş kraliçe gibi Klâsis Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan ve takımların bir araya gelmesiyle oluşan bir taksonomik grup klas klasis 1Sezgisel anlamda nesnelerden oluşan bir topluluk 2NeumannBernaysGödel türünden aksiomatik sistemlerde temel tanımsız kavram kelime sınıfı Canlıların sınıflandırmasında takımların bir araya gelmesiyle oluşturulan taksonomik grup sınıf Sınıf )


- SINIF ile SINIFLAR ile SINIFLANDIRMAK ile SINIF


- SINIF ile/ve ŞUBE


- SINIFLAMA ile/yerine/değil SONSAL/BÜTÜNCÜL SINIFLAMA(KATEGORİ)

( ... ile/yerine/değil DEME KALIPLARI )


- SINIFLAMA ile/yerine/değil SONSAL/BÜTÜNCÜL SINIFLAMA(KATEGORİ)


- SINIFLANDIRICI ÇİFTLEŞME[İng. ASSORTATIVE MATING] ile/||/<> NEGATİF SINIFLANDIRICI ÇİFTLEŞME[İng. NEGATIVE ASSORTATIVE MATING] ile/||/<> POZİTİF SINIFLANDIRICI ÇİFTLEŞME[İng. POSITIVE ASSORTATIVE MATING]

( Bireylerin, kendileriyle benzer genleri (genotipi) ya da fiziksel özellikleri (fenotipi) taşıyan bireylerle çiftleşmeye olan eğilimleri sonucu oluşan çiftleşmedir. Eşin bazı özel nitelikleri nedeniyle eş seçimi yapılmasıdır. Sınıflandırıcı (asortatif) çiftleşme genellikle pozitif yöndedir, yani insanlar kendilerine benzer eş seçme eğilimindedirler (anadili, zeka, boy, deri rengi, müzik yeteneği, vs.). Bireyin kendinden farklı özelliklerde bir eş seçmesi, yani negatif sınıflandırıcı çiftleşme yaygın değildir. Çiftlerin paylaştığı bu karakteristik özellikler açılırsa bunlar da genetik olarak tanımlanır, dolayısıyla pozitif sınıflandırıcı çiftleşmenin genetik etkisi heterozigot genotiplerine zararına, homozigot genotiplerin artışı şeklindedir. @@ Bir çeşit rastlantısal olmayan üreme biçimi. Bu durumda bazı özellikler için benzemeyen bireyler çiftleşirken, bu özellikler için benzer olan bireyler çiftleşmez. Bu durum heterozigotlarda artış gösterir ve homozigotlarda azalma. @@ Bir çeşit rastlantısal olmayan üreme biçimi. Bu durumda bazı özellikler için benzeyen bireyler çiftleşirken, bu özellikler için benzer olmayan bireyler çiftleşmez. Bu durum homozigotlarda artışa yol açar ve heterozigotlarda azalmaya...

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SINIFLANDIRMA | KÜMELEME ile/||/<> KÜMELEME

( Sinema Film yapımını kolaylaştırmak amacıyla aynı bezem içindeki çekimleri bir araya toplama çalışma gününü elden geldiğince azaltmak için oyuncuların çalışma durumlarını düzenleme işi Ana düşünceyi geliştirmeye yarayan yardımcı düşünce ve ayrıntıları belirli bir düzen içinde sıralama Söz sanatı terimi Ana fikri geliştirmeğe yarayan birçok ayrıntıları arka arkaya söyleme )


- SINIFLANDIRMA HATALARI:
BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME


- SINIFLANDIRMA ile/ve/> SIRALAMA


- SİNİR AĞRISI | NEVRALJİ ile/||/<> NEVRALJİ[Fr. < NÉVRALGIE]

( Sinirlerde belirli bir anatomopatolojik bozukluk olmaksızın biçimlenen ağrı )


- SİNİR BİLİMİ | NÖROLOJİ ile/||/<> NÖROLOJİ ile/||/<> NÖROLOJİ[Fr. < NEUROLOGIE]

( neuron sinir logos bilim Sinir sisteminin morfolojisi fizyolojisi ve patolojisini inceleyen bilim dalı anat Sinir bilimi )


- SINIR DIŞI ETME ile SÜRGÜN EDİLEN


- SİNİR HÜCRESİ[İng. NERVE CELL] ile/||/<> DENDRİT[İng. DENDRITE] ile/||/<> NÖROTRANSMİTTER[İng. NEUROTRANSMITTER]

( Vücuttaki bilgi iletimini sağlayan özelleşmiş göze tipi. Çekirdek ve organeller "göze gövdesi" adı verilen etrafı "dendrit" adlı kısa dallanmış uzantılarla kaplı olan bir bölgede bulunur. Dendritler sinir gözesine iletilen bilgiyi almakla görevli yapılardır. Dendritlerden çok daha uzun olan "akson" isimli genellikle tek bir tane bulunan dal şeklindeki uzantı ise sinir gözesinin bir başka sinir gözesine bilgi iletiminde görev alır. Akson, bilgiyi ucundaki "sinaps" adlı bir bölgeye iletir. Sinaps bölgesindeki "nörotransmitter" adlı kimyasal haberciler ise bu bilgiyi diğer sinir gözesine aktarır. Bu sayede bilgi iletimi tamamlanmış olur. "Nöron" olarak da adlandırılır. @@ Nöronların, başka bir nörondan gelen elektrokimyasal uyarıyı almakla görevli göze uzantısı. Dallanarak ağaç gibi bir yapı kazanır. Genellikle aldığı uyarı nöron gövdesine taşınır ancak Tek-Kutuplu Nöronlarda (unipolar) dendritten alınan uyarı nöron gövdesini pas geçerek doğrudan aksona taşınır. @@ Bir nöron ile farklı tür bir göze arasında ya da nöronlar arasında iletişimi sağlayan kimyasallardır. Sinir gözelerinden hedef gözelere sinyal iletmekte olan bu kimyasal haberciler, beynin pek çok işlemi düzenlemesine destek olmaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SİNİR KILIFI/MİYELİN/MYELIN[İng.] ile/ve/||/<> SİNİR GÖZESİ/NÖRON

( Sinir gözelerinin aksonlarını saran yalıtıcı tabaka. İLE/VE/||/<> Sinir gözesi. )


- SINIR KONTROL DEPARTMANI ile SINIR


- SINIR[Yun. < PERAS]/HADD/HUDUT[Ar.] ile KOTA[Fr./İng. < QUOTA]

( İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. | Komşu il, ilçe, köy ya da kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. | Bir şeyin yayılabileceği ya da genişleyebileceği son çizgi, uc. | Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği ya da çıkabileceği en alt ve en üst yer. | Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük. | Uc, son. İLE Bir ülkede ithal edilecek nesnelerin çeşitlerini, oranlarını ya da miktarlarını gösteren dizin. | Bir ülkede ithal edilecek mallar için getirilen sınırlama. | Kuruluşlarda ya da derneklerde bir öbeğe tanınan sayı. | Bazı ülkelerde, sinemalarda belirli bir süre oynatılması zorunlu olan yerli film sayısının yabancı filmlere oranı. )


- SINIR/LAMAK ile/ve/<> "BAĞLAM/AK"


- SINIR ile/ve GÜNEŞ SİSTEMİNİN SINIRLARININ ÖTESİ


- SINIR = HAT/HADD, HUDUT = LIMIT[İng.] = LIMITE[Fr., İsp.] = GRENZE[Alm.] = LIMITIS[Lat.] = PERAS[Yun.]


- SİNİR ile/ve/||/<>/> KRANİYAL SİNİRLER

( ... İLE/VE/||/<>/>

0 - Terminal
I – Olfaktör
II – Optik
III – Okülomotor
IV – Troklear
V – Trigeminal
VI – Abdusens
VII – Fasiyal
VIII – Vestibülokoklear
IX – Glossofaringeal
X – Vagus
XI – Aksesuar
XII – Hipoglossal )

( )


- SINIR ile/ve KUŞATMA


- SINIR ve/<> MERKEZ/ÇEKİRDEK


- SINIR ile MUTLAK


- SINIR ile/ve ÖTEKİ


- SINIR ile SINIR MUHAFIZI ile SINIR SAKİNİ ile SINIR OFİSİ ile SINIR GÖREVLİSİ ile KENARLIKSIZ ile SINIR ÇİZGİSİ ile SINIRLAR


- SINIR ile SON


- SINIR ile/ve SONUÇ


- SINIRDA | SIRA DIŞI | MARJİNAL ile/||/<> MARJİNAL ile/||/<> MARJİNAL[Fr. < MARGINAL]

( Kenara ait kenarda oluşan 1 Kenarda olan 2 Pek az 3 Pek az önemli olan )


- SINIRLAMA ile/ve/<> ÇERÇEVELEME


- SINIRLAMAK ile/ve/<> BELİRLEMEK


- SINIRLAMAK ile/ve/<> DIŞTALAMAK


- SINIRLAMAK ile/ve/< İNDİRGEMEK


- SINIRLAMAK ile SINIRLI ile KAPATILMA


- SINIRLI/LIK ile YETERSİZ/LİK


- SINIRLI ile/ve KISITLI


- SINIRLI ile SEÇMELİ

( Sınırlı olanın sıra ile acı ve haz verici olması zorunludur. )


- SINIRLI ile/||/<> SINIRLI

( Terimleri sayısı verilen bir N sayışımdan küçük olan bir kümenin bu niteliği tanımlı )


- SİNİRLİLİK ile ASABİ ile TAHRİŞ EDİCİ ile SİNİRLENDİRMEK ile SİNİRLENMİŞ ile RAHATSIZ EDİCİ ile TAHRİŞ


- SINIRLILIK ile/ve TEKRAR


- SINIRSIZ EVREN TASAVVURU


- SINIRSIZ ile/ve KAYNAĞI SINIRSIZDA OLAN SINIRLI


- SINIRSIZ ile SINIRLANAMAYAN


- SINIRSIZ ile SONSUZ

( Mekânda. İLE Zamanda. )

( Bir gövdede odaklanmış, sonsuz olanız. )

( Sonsuz, bölünemez. )

( Sonsuz, sonsuzdan büyük ya da küçük olamaz. )

( Sonsuzluk, nicelik değildir. )

( In place. VS. On time. )


- SİNISTER LEFT[İng.] değil/yerine/= SOL | SOLDAKİ


- SİNMEK ile İŞLEMEK


- SİNNÎ SAMİT | DİŞ ÜNSÜZÜ ile/||/<> DİŞ ÜNSÜZÜ

( Derleme diş konsonu dişsi konson diş sesi Dil ucunun üst dişetlerine dokunmasıyle meydana gelen ünsüz d t c ç th vb Dil ucunun veya dil tacının üst dişlere diş etine veya diş etidamak sınırına dokunması veya yaklaşması ile boğumlanan ünsüzler d t c ç j ş z s n l r dağ taş ceylan çocuk jambon şakrak zeytin soğuk nane lokum rahat gibi Bunlar boğumlama noktasındaki küçük ayrılıklara göre kendi içlerinde de sınıflanmaya giderler d t z s n l r dişdişeti noktalarında boğumlandıkları için tam diş sesleridir c ç j ş ise diş etidamak noktasında boğumlandıkları için dişeti alveolar sesleri durumundadırlar Bunları dişdamak sesleri alveolar olarak gösterenler de vardır Dilimizdeki kadı Osman gibi bazı Arapça kelimelerde yer alan ve artık telâffuz değeri kaybolmuş bulunan peltek z z d ünsüzü ile İngilizcedeki th ünsüzünü karşılayan peltek s s birer dişlerarası ünsüzdür Bunlar dil ucunun ön dişlere dokunması ve ciğerlerden gelen havanın aradan sızması ile boğumlanan sızıcı ünsüzlerdir yerlerine Azerbaycan Türkçesi diş samiti Türkmen Türkçesi diiş çekimsizi Gagauz Türkçesi dişli konson dental konson Özbek Türkçesi tiş undóşi Uygur Türkçesi çiş üzük tavuşi Tatar Türkçesi teş tartığı teloçı tartığı Başkurt Türkçesi teş tartinqihi tişli tutuk Krç Malk tişleni boluşlugubla kuralgan kısık tawuş tişleni boluşlugu bla kuralgan tunakı tawuş Nogay Türkçesi tîs tartıgı Kazak Türkçesi tis dawıssızı Kırgız Türkçesi tişçil ünsüz Alt tiş tuyuk tabış Hakas Türkçesi tîs ün çoh tapsag Tuva Türkçesi tiştin ajık eves ünü Türkçesi tiş soglasnıy üni Rusça dentalnıy soglasnıy zubnoy soglasnıy )


- SİNNÎ SAMİT | DİŞ ÜNSÜZÜ ile/||/<> PELTEK DİŞ ÜNSÜZÜ

( (Derleme., diş konsonu, dişsi konson, diş sesi) Dil ucunun üst dişetlerine dokunmasıyle meydana gelen ünsüz: d, t, c, ç, (th) vb. @@ Dil ucunun veya dil tacının üst dişlere, diş etine veya diş eti-damak sınırına dokunması veya yaklaşması ile boğumlanan ünsüzler: d, t, c, ç, j, ş, z, s, n, l, r: dağ, taş, ceylan, çocuk, jambon, şakrak, zeytin, soğuk, nane, lokum, rahat gibi. Bunlar boğumlama noktasındaki küçük ayrılıklara göre kendi içlerinde de sınıflanmaya giderler: d, t, z, s, n, l, r diş-dişeti noktalarında boğumlandıkları için tam diş sesleridir. c, ç, j, ş ise diş eti-damak noktasında boğumlandıkları için diş-eti (alveolar) sesleri durumundadırlar. Bunları diş-damak sesleri (alveolar) olarak gösterenler de vardır. Dilimizdeki kadı, Osman gibi bazı Arapça kelimelerde yer alan ve artık telâffuz değeri kaybolmuş bulunan peltek z (z, d) ünsüzü ile İngilizcedeki th ünsüzünü karşılayan peltek s (s) birer dişler-arası ünsüzdür. Bunlar dil ucunun ön dişlere dokunması ve ciğerlerden gelen havanın aradan sızması ile boğumlanan sızıcı ünsüzlerdir. yerlerine bk. @@ Azerbaycan Türkçesi: diş samiti; Türkmen Türkçesi: diiş çekimsizi; Gagauz Türkçesi: dişli konson ~dental konson; Özbek Türkçesi: tiş undóşi; Uygur Türkçesi: çiş üzük tavuşi; Tatar Türkçesi: teş tartığı ~ teloçı tartığı; Başkurt Türkçesi: teş tartinqihi; Kmk: tişli tutuk; Krç.-Malk.: tişleni boluşlugubla kuralgan kısık tawuş ~ tişleni boluşlugu bla kuralgan tunakı tawuş; Nogay Türkçesi: tîs tartıgı; Kazak Türkçesi: tis dawıssızı; Kırgız Türkçesi: tişçil ünsüz; Alt:: tiş tuyuk tabış; Hakas Türkçesi: tîs ün çoh tapsag; Tuva Türkçesi: tiştin a'jık eves ünü; Şor Türkçesi: *tiş soglasnıy üni; Rusça: dentalnıy soglasnıy ~ zubnoy soglasnıy )


- SİNOFOBİ[İng. CYNOPHOBIA] ile/||/<> SİNONİM[İng. SYNONYM]

( Köpek korkusu olarak bilinen, Yunancada "köpek" anlamına gelen κύων ("kýōn") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ 1. Aynı kategoride kullanılan aynı taksonu ifade eden iki ya da daha fazla sayıdaki bilimsel isim.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SİNOFRİ/SYNOPHRYS[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİK KAŞ


- SİNOPSİS | ÖZET ile/||/<> ÖZET

( Sinema 1 Bir oyunluk çalışmasının ilk aşamasını oluşturan filmin konusunu en kısa yoldan beş altı sayfa içinde anlatan filmin konusu üzerinde ilgilileri aydınlatan metin 2 Tamamlanmış bir filmin çeşitli amaçlarla hazırlanmış kısa öyküsü 1 Bir oyunun yazılmadan önce konusunu gösteren kısa bilgi 2 Bir oyunun konusunu en kısa yoldan anlatan oyunun konusu üzerinde ilgilileri aydınlatan yazılı bilgi Bir yazının içeriğini ya da iletisini kısaltılmış bir biçimde veren bununla birlikte kimileyin 2 000 sözcük boyuna varan bir örü soyut Bir metnin bir sözün üzerinde durulan bir konunun en önemli bölümlerinin sözlü ya da yazılı olarak kısaca anlatılan özü Bir konunun ayrıntısız ve kısaca anlatılışı Herhangi bir kitap makale ya da raporun temel öğeleri değişmeyecek biçimde kısaltılması Bir oyunun konusunu kısaca anlatan bu konu üzerinde aydınlatıcı noktaları gösteren kısa bilgi özet )


- SİNOVİYA/SYNOVIA[İng.] değil/yerine/= EKLEM SIVISI


- SINTERED GLASS CRUCIBLE[İng.] ile/değil/yerine/= GÖZENEKLİ CAM KRÖZE


- SİNTERLEME | TOPLAŞTIRMA ile/||/<> TOPLAŞTIRMA

( Örüt ya da biçimsiz taneciklerin ısı etkisiyle birleşip kaynaşarak daha iri katı parçaları oluşturması Öğütülmüş ya da doğal olarak toz biçiminde olan filizleri toplaştırgaçta ısıtarak toplak biçimine getirme işlemi )


- SİNTERLENMİŞ ile/||/<> SINTERED[İng.] ile/||/<> TOPLAŞIK

( Toplaştırma işleminden geçmiş olan )


- SİNTILASYON/SCINTILLATION[İng.] değil/yerine/= SAÇILIM


- SİNÜS | DİKMELİK ile/||/<> DİKMELİK

( Birim çember üzerinde 1 0 noktasından bir x y noktasına dek olan t yayı ya da bu yayı gören özeksel açısı için y yatay konacı Simgesi dkm t y dkm sint y sin Bir açının kıyılarından biri üzerinde alınan bir noktadan öteki kıyıya bir dikme indirildiğinde indirilen dikmenin boyunun uzun kıyıya oranı )


- SİNÜS[İng. < Lat.] ile SİNÜS[Lat.] ile SİNÜZOİT/SINUSOID[İng.]

( Kovuk, kanal, boşluk. Örgenlerin ya da dokuların arasında bulunan boşluklar. | Dibi ağzından geniş oyuk/yara. İLE Trigonometrik bir çember üzerine taşınmış bir yayın ucunun ve bu yaya karşılık olan merkez açısının ordinatı. Simgesi: sin İLE Boşlukçuk, toplardamar boşluğu. )


- SİNÜS[İng. SINE] ile/||/<> SİNOATRİYAL DÜĞÜM[İng. SINOATRIAL NODE]

( Latince Sinus Almanca Sinus Fransızca Sinus Bir dik üçgenin bir açısının karşı kenar uzunluğunun hipotenüs uzunluğuna oranı olarak tanımlanan temel bir trigonometrik fonksiyon. Açıların ve uzunlukların arasındaki ilişkileri belirlemede ve matematiksel analizde yaygın olarak kullanılmakta. @@ Kalbin doğal pacemakerı olarak bilinir. SA düğüm, kalp atış hızınızı ve ritmini ayarlar. Normal kalp ritmine normal sinüs ritmi denir, çünkü SA (sinüs) düğüm düzenli olarak uyarı oluşturur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SINUSITIS[İng.] ile/||/<> SİNÜZİT[Fr. < SINUSITE]

( Burun boşluğuna yakın olarak bulunan kemik içindeki boşluklardan bir veya daha fazlasının yangısı Burun mukozasının yangısal olaylarının bir devamı olarak ve paranazal sinüslerin karmaşık yapısı ve boyutlarından dolayı atlarda çok önemlidir )


- SINUSOIDAL[İng.] / SINUSOÏDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= SİNÜSEL


- SİNÜZİT[Fr.] <> REFLÜ[Lat.]

( Ateş, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve akıntısı ile beliren yüz sinüslerinin yangılanması. İLE Midedekilerin, ağızdan geri gelmesi biçimindeki bir sindirim düzeni sayrılığı. )


- SİNYAL[İng.,Fr. < SIGNAL] değil/yerine/= İMLEM


- SİNYAL ile İPUCU


- SİPARİŞ | ISMARLAMA ile/||/<> ISMARLAMAK

( Satın alma işleminden önce bu yönde yapılmış olan sözlü ya da yazılı istem )


- SİPARİŞ ile/||/<> SİPARİŞ[Fars. < SİPÂRİŞ]

( Bir şeyin yapılmasını bir malın üretilmesini gönderilmesini getirilmesini isteme ısmarlama )


- SİPER | DAYANAK ile/||/<> DAYANAK

( Ağaçişleri makinelerinde işlenen parçayı gerekli konumda ve yönde ilerletmeye yarayan aygıt 1 ağaç işleri İşlenen parçayı gerekli konumda ya da yönde ilerletmeye yarayan aygıt 2 kimya Değişik düzenekleri dayamaya devinimsiz tutmaya yarayan tahta demir vb yapılmış aygıt Altta bulunan temel Niteliklerin taşıyıcısı kendisine bir şey yüklenilen şey töz Bir gerçekliğin onaylanması için olayların görüngülerin arkasında ya da altında bulunması gereken şey cebirde taban geometride )


- SİPER ile/||/<> PARRY[İng.] ile/||/<> PARADE[Fr.] ile/||/<> ÇELGİ

( Karşı savut namlusunun bir saldırı ile yöneldiği doğrultuda namlunun sert bölümü ve balçağı çelgiliği ile uygun bir biçimde yakalanması ve çelinmesi durumu Dürtücü ve delici kılıçlarda sekiz kesici kılıçta ise altı türde uygulanan biçimi vardır Bunların her biri bir sayı ile adlandırılmıştır birinci çelgi ikinci çelgi vb )


- SIR ile/||/<> GİZ ile/||/<> İYİ KURULU OYUN

( İyi kurulu oyun düzeninde yazılmış tiyatro yapıtlarında seyirciye bildirilen ama oyun kişilerinin bilmediği sır Bu giz sır konu içinde oyunun sonunda ortaya çıkar iyi kurulu oyun Kentsoylu tiyatrosunun iyi kurulu oyun anlayışında seyirciye bildirilen ama oyun kişilerinin bilmedikleri bir şey Bu giz oyunun çözüm kesiminde aydınlanır İtal ghis main boom Felemenkçe giek seren baston köküne dayanan bu söz kuzey denizciliğinde ortak olarak kullanıldığı gibi Akdenizde de yaygın olarak geçer gui İtal ghis KAfrika ghize Fas gîz Mısır yēz R γκλίξα γλίξα )


- SIR ile/değil İLİŞKİ

( Modern bilim, ilişki ve betimlemeyi ele alır. )

( Sır eylemdir - Burada ve Şimdi! )

( Birine "Sırrımı sakla!" diyorsan, o sırrı sen ilân ediyorsun demektir. )

( İki kişinin bildiği sır değildir. )

( Sır, hak etmeyenlere/etmeyenlerde kötülük demektir. )


- SIR ile/||/<> MYSTERY[İng.] ile/||/<> MYSTÈRE[Fr.] ile/||/<> MYSTERIUM, GEHEIMNIS[Alm.] ile/||/<> GİZEM

( 1 Duyuları aşan usumuzun doğal durumunda varoluşu ve özü bize kapalı saklı kalan şey 2 Doğaüstü inanç doğruları )


- SIR ile SIRLI ile DON


- SIRADAN ile KLÂSİK


- SIRADAN ile/değil OLAĞAN


- SIRADÜZENSİZLİK ile/ve/||/<> KARMAŞA


- SIRALAMAK ile DİZİ BİLDİRİMİ


- SIRALI İKİLİ ile/||/<> SIRALI İKİLİ

( 1 Öğelerinden biri birinci ötekisi de ikinci öğe olarak nitelendirilen a ve b gibi iki öğeden oluşan ikili Simgesi a b 2 a ve b gibi iki öğe verildiğinde kümesi Simgesi a b )


- SIRASINDA ile GÜNDÜZ VAKTİ


- SIRDAŞ ile KENDİNDEN EMİN ile KENDİNDEN EMİN ile GİZLİCE ile GÜVENLE


- ŞİRDEN ile/||/<> ŞİRDEN[Fars. < ŞİRDÂN]

( anlamdaş bezli mide abomasum ab uzaklaştırma gösteren ön ek omasum kırkbayır Geviş getiren hayvanların 4 gözlü olan midelerinin dördüncü gözü olup çiğnenmiş olan besinin bir kere daha mide sulariyle sindirildiği yerdir biyoloji zooloji bezli mide anat Geviş getirenlerde bezsel mukozayla kaplı dördüncü mide kompartmanı mayalık abomazum Az şirdan şirdon şărtan şărttan şīrdān ventricle of sheep or kid sīr süt dan eki Sırpça šìrden Türkçeden geçmiştir Yerel ağızlarda şirdene kırk bayır kırk dilim kırk yaprak adları da verilir Dar bir alanda kibe kipe adı da kullanılır )


- SIRF, SAF, MAHZ ile/||/<> SALT ile/||/<> SALT[MOĞ.]

( 1 İçine kendisine yabancı başka hiç bir şey karışmamış olan arı 2 Uygulamayla ilişkisi olmayan bilimler Ör salt matematik 3 Başka bir yetiye bağlı olmayan Ör Descartesta salt anlık duyulara gereksinme göstermeyen böylece de salt olan bilgiyi sağlar Salt us Kantta Deneyden bağımsız içinde duyudan hiç bir şey bulunmayan us fizik kimya matematik Yerel ağızlarda zalt ve saltan yalnız tek olarak da geçer tatsız yavan ve deli anlamları da vardır Eski kaynaklarda da salt biçimi kullanılır salt saltaŋ ohne jede Last Bagage Moğolcadan alındığı anlaşılıyor saltang leicht ohne Bagage ohne Esswaren auf der Reise Bulgarca salt yalnız ve Sırpça sàlt sàlte biçimleri Türkçeden alınmıştır Škaljić Turc 546 Yerel ağızlarda zalt ve saltan yalnız tek olarak da geçer tatsız yavan ve deli anlamları da vardır Eski kaynaklarda da salt biçimi kullanılır salt saltaŋ ohne jede Last Bagage Moğolcadan alındığı anlaşılıyor saltang leicht ohne Bagage ohne Esswaren auf der Reise Bulgarca salt yalnız ve Sırpça sàlt sàlte biçimleri Türkçeden alınmıştır Škaljić Turc 546 )


- SIRF/AN[Ar. < SİRF + Fars. -EN/AN: olarak.] ile/ve/||/<>/> TÜMEL/KÜLLÎ

( Yalnız, ancak, sâdece. | Baştan aşağı, büsbütün, tümüyle, tamamı ile. | Katışıksız, sâde, hâlis, saf, sâfî. @@ Belirli bir küme içinde olan ögelerin hepsini içine alan. | Tüm kapsamıyla alınmış olan [önerme]. )


- SIRF ile/ve HAKİKAT


- SIRF ile SAF


- SIRIK ile/||/<> SIRIK

( Sırıkla atlamada kullanılan kamış kauçuk metal vb yapılmış uzun esnek çubuk Balık tutmak için kullanılan ucu topuzlu ağaç İnönü Eskişehir sırık sırık sırık çadır direği sırgı Alt sırık Altay Türkleri sıra biçimini de kullanırlar sırık Kumandılar sarık biçimini de kullanırlar sırak Sagaylar sıra biçimini de kullanırlar sıruk orta Türkçede sıruk çadır direği sırık olarak geçer Eski Kıpçakçada da sıruk biçimi kullanılır Kökünü bilmiyoruz O bakımdan çağdaş diyalektlerde kullanılan biçimler arasındaki ses farkları da açık olarak anlaşılmıyor Çağdaş Türk diyalektlerinde sırığa türlü adlar verilir Blk kuruk kurık Mad sıydam kubu kumma soygū söybe söyge sülgü gibi )


- ŞİRİK ile/||/<> ŞIRLAĞAN

( 'susam yağı' @@ < Erm šīrik 'sesame oil' < Pehl şīrik. )


- ŞİRİK ile/||/<> SUSAM YAĞI

( susam yağı šīrik sesame oil şīrik )


- ŞIRINGA | İĞNE | ENJEKTÖR ile/||/<> ENJEKTÖR ile/||/<> ENJEKTÖR[Fr. < INJECTEUR]

( Şırınga )


- ŞIRINGA[İng. < SYRINGE]/ENJEKTÖR değil/yerine/= İĞNE


- SIRITMAK ile/değil/yerine GÜLMEK

( Aptallık, şaşkınlık, kurnazlık ya da alay belirtir biçimde gülmek. [Durumdaki hoşluğa ya da durumun algılanamamasında düşünsel/duygusal karşılığı olmadan yüz kaslarını düşünce komutlarıyla güler konuma getirmek.] İLE ... )


- ŞİRK ile İKİLİK


- SİRK ile/||/<> SİRK[Fr. < CIRQUE]

( Cambazlık hayvan hünerleri palyaço güldürüleri gibi gösterileri çoğu kez büyük bir çadırda seyircilere sunan gezici topluluk Ortada sahnesi olan yuvarlak değirmi ya da köşeli büyük çadırlar içinde kimi kez açık havada cambazlık gözbağcılık soytarılık eğitilmiş hayvanlarla gösteriler vb numaralar ile seyredenlerin hoşça vakit geçirdikleri yer )


- SİRKADİYEN RITIM/CIRCADIAN RHYTHM[İng.] değil/yerine/= GÜNLÜK DİZEM


- SİRKADİYEN/CIRCADIAN[İng.] değil/yerine/= GÜNLÜK


- SİRKE ASİDİ | ASETİK ASİT ile/||/<> ASETİK ASİT

( Sinema Odunun damıtılmasından elde edilen hem selüloz asetat yapılmasında hem de saptama banyosunda kullanılan keskin kokulu aşındırıcı bir sıvı sirke asidi H3CCOOH renksiz sirke kokusunda su ve alkolle her oranda karışan bileşik Pek çok kimyasal özdeğin bireşiminde ayrıca çözücü ve çöktürücü olarak kullanılır Sirke asidi Sirke asidi )


- SİRKE ASİDİ[Osm.] / ACETIC ACID[İng.] / ACIDE ACÉTIQUE, ACIDE ACTIQUE[Fr.] / ÄTHANOÄT, ESSIGSÄURE, ERZEUGNIS, PRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETANOİK ASİT, ASETİK ASİT, ÇARPIM, ÜRÜN


- SİRKE SİNEĞİ ile/||/<> SİRKE SİNEĞİ

( Sirke sinekleri familyasından olup ekşimiş bitkisel maddelere düşkün kirlice sarı renkli 34 mm uzunluğunda çiftekanatlı Bilimsel deneme hayvanı olarak da kullanılan bu sineğin kurtçukları insan sindirim aygıtının raslansal asalağı olabiliyor Drosophila melanogaster Böcekler İnsecta sınıfının ikikanatlılar Diptera takımından bir eklembacaklı türü Uzunluğu 23 mm Sirke ya da çürük meyvelerin bulunduğu yerlerde yaşar Öteki birçok türleriyle birlikte modern kalıtım araştırmalarında deney hayvanı olarak kullanılır meyve sineği )


- SİRKE ile/||/<> SİRKE[Fars. < SİRKE]

( Bit yumurtası Bit yumurtası )


- ŞİRKET | ORTAKLIK ile/||/<> ORTAKLIK

( Birden çok kişilerce kurulan ortaklık 1 İki veya daha fazla kişinin sermaye emek bilgi ve becerilerini ortak bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelmeleri 2 şirket )


- ŞİRKET MUKAVELENAMESİ | ORTAKLIK SÖZLEŞMESİ ile/||/<> ORTAKLIK SÖZLEŞMESİ

( Sinema Bir filmin yapımındaki ortaklığın koşullarını belirleyen sözleşme İş ortaklıkları arasında kurulan yürütme ve yönetime ilişkin koşul ve kuralları kapsayan sözleşme )


- ŞİRKET ile/||/<> ŞİRKET[Ar. < ŞİRKET]

( İki veya daha fazla kişinin sermaye emek bilgi ve becerilerini bir araya getirerek oluşturdukları ve kişilerden bağımsız olarak tüzel kişiliğe sahip olan ortak girişim kuruluş şirket İtal compagnia )


- SİRKÜLASYON[İng. < CIRCULATION] değil/yerine/= DOLAŞIM/YAYILMA


- SİRKÜLASYON/CIRCULATION[İng.] değil/yerine/= DOLAŞIM


- SİRKÜLASYON ile SİKLON/SİKLUS/KİKLON[Alm. < KYKLON]


- SİRKÜLER/CIRCULAR[İng.] değil/yerine/= DAİRESEL | İÇ YAZIM


- SİRKÜLER ile/||/<> CIRCULAR[İng.] ile/||/<> CIRCULAIRE[Fr.] ile/||/<> GENELGE

( 1 Çeşitli kişilere aynı konuda gönderilen yazılım genelge 2 Tecimcilerin belirli özellikleri tanıtmak bildirmek amacıyla gönderdikleri genelgeler )


- SİRKÜMFERANSİYEL/CIRCUMFERENTIAL[İng.] değil/yerine/= ÇEMBERSEL


- SİRKÜMFLEKS/CIRCUMFLEX[İng.] değil/yerine/= DOLANAN


- SİRKÜMSTANSİYALITE/CIRCUMSTANTIALITY[İng.] değil/yerine/= ÇEVRESEL KONUŞMA


- SIRLAMAK ile/||/<> SIRLAMA

( Irakgörür aynalarının arka yüzünü gümüşlemek Bir yüzeyi sır ile örtme işlemi )


- SİRRUS ile/||/<> TÜYBULUT

( tüybulut Platyhelminthes lerde bulunan erkek çiftleşme organı Platyhelminthes lerde bulunan penis veya çiftleşme organı )


- SIRS/SYSTEMIC INFLAMMATORY RESPONSE SYNDROME[İng.] değil/yerine/= SİSTEMİK ENFLAMATUVAR YANIT SENDROMU, SİSTEMİK YANGISAL YANIT BELİRGESİ


- SIRT DESTEĞİ ile GERİ ile ARKA SOKAK ile İLERİ GERİ ile SIRT OLUŞUMU ile ARKASI ile GERİ ÇEKİLMEK ile YEDEKLE ile ARKA BAHÇE


- SIRTLAN/YELELİKURT/ANDIK/ANDUK ile YABAN KÖPEĞİ

( 4 modern türleri bulunmaktadır. İLE ... )

( Sırtlanların, köpeklerle bir akrabalığı yoktur. [En yakın akrabaları misk kedileridir.] )

( Aslanlarınkinden iki kat büyüklükte kalpleri vardır. İLE ... )

( 5 kilometre boyunca saatte 55 kilometre hızla koşabilirler. İLE ... )

( Sırtlanlar çok miktarda ve çok hızlı yerler. [Gövde ağırlıklarının 3 katı kadar] İLE ... )

( Hedefteki avı kaçmaktan vazgeçene kadar kilometrelerce takip ederler. Kurban pes ettiği anda, karnına ve bacaklarına saldırırlar. İLE ... )

( Av hayvanı ölümlerinin 1/4'ünden sorumlulardır. [Çok sayıdaki bölgede, avladıkları hayvanlar, aslanların en büyük besin kaynağıdır.] İLE ... )

( Tek rakipleri aslanlardır. [Aralarında sürekli bir savaş hali bulunur.][İkisi de birbirinden yemek çalarlar fakat yaygın inancın aksine, daha çok aslanlar sırtlanların leşlerinden aşırırlar.]Bir ısırıştaki uyguladığı çene gücü, aslanınkinden daha fazladır. İLE ... )

( Midelerindeki konsantre hidroklorik asit sayesinde deri ve kemikleri de sindirebilirler. [Kalsiyumun etkisiyle dışkıları beyaz renktedir.] İLE ... )

( Yavruları çiftler halinde doğar. [Yavrulardan birinin egemenlik kurmak için ikizini öldürdüğü sıkça görülmektedir.] İLE ... )

( Dişillerin önderlik ettiği topluluklar halinde yaşarlar. İLE ... )

( Bir ailedeki sırtlan sayısı 80'e kadar çıkabilir.[Fakat avlanmak için küçük gruplara bölünürler.] İLE ... )

( Yaşlanmış aslanlar sürünün dışında kaldıklarından dolayı sırtlanlar tarafından parçalanırlar.] )

( BEHDEL[Ar.]: Sırtlan yavrusu. )

( Etiyopya'nın Harar bölgesinde yaşayan bir hayvansever, her akşam, yüzlerce sırtlanı, tek tek adıyla çağırarak kendi eliyle beslemektedir.[Tebrik ve teşekkür ediyoruz!] )


- SIRTLANGİLLER ile/||/<> SIRTLANGİLLER

( Hyaenidae hyaena sırtlan Omurgalı hayvanlardan memeliler Mammalia sınıfının etçiller Carnivora takımının kedimsiler Herpestoidea üst familyasına giren bir familya Uzun bacaklıdırlar Kalın bir boyunları büyük bir başları vardır Tüyleri kabadır Leş yiyen gece hayvanlarıdırlar Kuvvetli olurlar fakat korkaktırlar Çizgili sırtlan Hyaena hyaena boz sırtlan H brunnea benekli sırtlan H crocuta olmak üzere 3 türü vardır zooloji Memeliler Mammalia sınıfının etçiller Carnivora takımının kedimsiler Herpestoidea üst familyasından bacakları uzun kalın boyunlu büyük başlı kaba tüylü leş yiyen gece hayvanlarını içine alan bir familya )


- ŞİRYAN | ATARDAMAR | ARTER ile/||/<> ATARDAMAR | ATARDAMAR

( bk. atardamar @@ bk. atardamar @@ Atardamar. @@ Atardamar. @@ @@(karşılık: arter), (Lat. Arteria) : Kanı yürekten akciğerlere ve vücuda taşıyan damarlar. @@ (biyoloji, zooloji) @@ Kanı kalpten akciğerlere ya da vücudun diğer bölgelerine taşıyan damarlar, arter. Çaplarına göre, 0.5 mm çaplı, lümeni dar, endotelyumla kaplı, duvarlarında 1-5 sıralı kas örtüsü bulunan, dış örtüsü ince olan arteryoller, çapları daha büyük, içte ve dışta elastik lamina bulunan, 40 sıra kadar düz kas örtüsü olan kassı arterler ve daha kalın, aort ve bundan ayrılan kolların oluşturduğu büyük elastik arterler şeklinde gruplandırılır. Arter. @@ Kanı kalpten dokulara taşıyan damar, arter. @@ anat. Kalpten dokulara, büyük dolaşımda oksijence zengin, küçük dolaşımda oksijence fakir kanı taşıyan kassıl ve zarsıl kanallar. (Aer : Hava, tereo : taşıyan, kapsayan), arter, arterya. )


- ŞİRYAN | ATARDAMAR | ARTÉRİTE[Fr. < ARTÈRE] ile/||/<> ARTER ile/||/<> ATARDAMAR

( atardamar atardamar Atardamar Atardamar karşılık arter Arteria Kanı yürekten akciğerlere ve vücuda taşıyan damarlar biyoloji zooloji Kanı kalpten akciğerlere ya da vücudun diğer bölgelerine taşıyan damarlar arter Çaplarına göre 0 5 mm çaplı lümeni dar endotelyumla kaplı duvarlarında 15 sıralı kas örtüsü bulunan dış örtüsü ince olan arteryoller çapları daha büyük içte ve dışta elastik lamina bulunan 40 sıra kadar düz kas örtüsü olan kassı arterler ve daha kalın aort ve bundan ayrılan kolların oluşturduğu büyük elastik arterler şeklinde gruplandırılır Arter Kanı kalpten dokulara taşıyan damar arter anat Kalpten dokulara büyük dolaşımda oksijence zengin küçük dolaşımda oksijence fakir kanı taşıyan kassıl ve zarsıl kanallar Aer Hava tereo taşıyan kapsayan arter arterya )


- ŞİRYAN | ATARDAMAR ile/||/<> ATARDAMAR

( karşılık arter Arteria Kanı yürekten akciğerlere ve vücuda taşıyan damarlar biyoloji zooloji Kanı kalpten akciğerlere ya da vücudun diğer bölgelerine taşıyan damarlar arter Çaplarına göre 0 5 mm çaplı lümeni dar endotelyumla kaplı duvarlarında 15 sıralı kas örtüsü bulunan dış örtüsü ince olan arteryoller çapları daha büyük içte ve dışta elastik lamina bulunan 40 sıra kadar düz kas örtüsü olan kassı arterler ve daha kalın aort ve bundan ayrılan kolların oluşturduğu büyük elastik arterler şeklinde gruplandırılır Arter Kanı kalpten dokulara taşıyan damar arter anat Kalpten dokulara büyük dolaşımda oksijence zengin küçük dolaşımda oksijence fakir kanı taşıyan kassıl ve zarsıl kanallar Aer Hava tereo taşıyan kapsayan arter arterya )


- ŞİRYÂN-I EHBER | ANA ATARDAMAR | AORT ile/||/<> AORT ile/||/<> ANA ATARDAMAR

( ana atardamar anaatardamar ana atardamar Ana atardamar aorta anlamdaş aort Kanı vücude taşımak üzere yürekten çıkan büyük atardamar Kanı vücuda taşımak üzere kalpten çıkan büyük atardamar Aort Kalbin sol karıncığından çıkan kanı kalpten vücudun diğer bölgelerine sevk eden büyük atardamar aorta )


- ŞİRYANI EPHER | ANA ATARDAMAR ile/||/<> ANA ATARDAMAR

( anlamdaş aort Kanı vücude taşımak üzere yürekten çıkan büyük atardamar Kanı vücuda taşımak üzere kalpten çıkan büyük atardamar Aort Kalbin sol karıncığından çıkan kanı kalpten vücudun diğer bölgelerine sevk eden büyük atardamar aorta )


- ŞİRYANI EPHER | ANA ATARDAMAR ile/||/<> AORT

( (anlamdaş. aort): Kanı, vücude taşımak üzere yürekten çıkan büyük atardamar. @@ Kanı vücuda taşımak üzere kalpten çıkan büyük atardamar. Aort. @@ Kalbin sol karıncığından çıkan, kanı kalpten vücudun diğer bölgelerine sevk eden büyük atardamar, aorta. )


- ŞİRYANI SEZEN | SOLUK BORUSU ile/||/<> SOLUK BORUSU

( karşılık trakea trachia hava borusu Havanın akciğerlere girip çıktığı ana kanal ana soluk borusu bronş biyoloji 1 Havanın akciğerlere girip çıktığı ana kanal 2 Bitkilerde duvarları halkasal kalınlaşmalara sahip odun dokusu elemanları 3 Böceklerde ve diğer eklem bacaklılarda solunum sisteminin stigma ile dışarı açılan hava dolu tüpçükleri Trakea anat Kıkırdak halkalardan yapılmış yuvarlak veya oval biçimde soluk almaya yarayan organ trake )


- ŞİRYANI SEZEN | SOLUK BORUSU ile/||/<> SOLUNGAÇ ile/||/<> SOLUNUM SİSTEMİ

( (karşılık: trakea), (Lat. trachia=hava borusu): Havanın akciğerlere girip çıktığı ana kanal. @@ bk. ana soluk borusu. @@ bronş (biyoloji) @@ 1. Havanın akciğerlere girip çıktığı ana kanal. 2. Bitkilerde duvarları halkasal kalınlaşmalara sahip odun dokusu elemanları. 3. Böceklerde ve diğer eklem bacaklılarda solunum sisteminin stigma ile dışarı açılan hava dolu tüpçükleri. Trakea. @@ anat. Kıkırdak halkalardan yapılmış, yuvarlak veya oval biçimde soluk almaya yarayan organ, trake. )


- ŞİRYANI SÜBATİ | ŞAH DAMARI ile/||/<> ŞAH DAMARI

( Ana atardamardan ayrılarak başa kan taşıyan boyundaki büyük atardamarlar Ana atardamardan ayrılarak başa kan taşıyan boyundaki büyük atardamarlar Karotit anat Tüm başın arteryel vaskularizasyonundan sorumlu olan atardamar arterya karotis kommunis karotis )


- ŞİŞ/ŞİŞLİK ile ...


- SIS/SPATIAL INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= UZAMSAL BİLGİ DÜZENİ


- SİS ile DUMAN


- SİS ile İS

( Atmosferin alt tabakalarındaki küçük su ya da buhar tanelerinden oluşan bulutların, çok alçalarak yeryüzüne kadar inmesiyle oluşan duman. İLE Dumanın, değdiği yerde bıraktığı, kara leke. | Sürme. )


- SİS ile/ve/||/<>/> İZ

( Havada/çevrede. İLE/VE/||/<>/> Zihinde. )


- ŞİŞ ile/||/<> ŞİŞ

( I Üzerinde odun kırılan kütük Yukarıtırtar Yalvaç Isparta Kemalpaşa İzmir Saçıkara İslahiye Gaziantep II 1 Tandır duvarından düşen pişmiş ekmekleri dışarı almak için kullanılan ucu çengelli demir çubuk Küllük Iğdır Kars 2 Ateş karıştırılan çubuk Güdül Ankara 3 Hayvanların bulundukları yerlerden ayrılmalarını önlemek için kullanılan demir kazık Kızılca Bor Niğde Yenim olayı sonucu hidrojen gazı oluşumuyle kaplama ve örtülerde beliren kabarcık )


- SİS ile SİSLİ


- ŞİŞE ile ŞİŞE KAPAĞI ile ŞİŞE AÇACAĞI ile DARBOĞAZ


- ŞİŞİRİCİ ile ŞİŞKİNLİK


- ŞİŞİRMEK ile ŞİŞİRİLMİŞ ile ENFLASYON


- ŞİŞKİNLİK ile ŞİŞKİN


- SİSLİ ile DUMANLI/PUSLU


- ŞİŞLİK | ÖDEM ile/||/<> ÖDEM ile/||/<> ÖDEM[Fr. < OEDÈME]

( Deri altı dokularında aşırı sıvı toplanması şişlik Hücreler arasında doku aralıklarında ve vücut boşluklarında normal dışı miktarlarda yerel veya genel olarak sıvı birikmesi veya sıvının varlığı dropsi hidrops Özgün bir hastalık olmayıp çeşitli bozukluklara ilgili bir değişimdir Kanın veya doku sıvısının hidrostatik veya ozmotik basıncı arasında değişimler kılcal damaların geçirgenliğindeki değişimler lenf veya toplardamarlardaki tukanıklıklardan kaynaklanır )


- ŞİŞMAN | OBEZ[Fr. < OBÉSE] ile/||/<> OBEZİTE

( Aşırı yağlı, aşırı şişman. @@ )


- ŞİŞMAN | OBEZ ile/||/<> OBEZ[Fr. < OBÉSE]

( Aşırı yağlı aşırı şişman )


- ŞİŞMANLAMAK ile BESİLİ


- ŞİŞMANLIK | OBEZİTE ile/||/<> OBEZİTE[Fr. < OBÉSITÉ]

( Aşırı şişmanlık )


- ŞİŞMANLIK ile ŞİŞMAN


- ŞİŞME ile/||/<> ŞİŞME

( Yapısındaki su oranının artması sonucunda ağaçta ortaya çıkan hacim büyümesi ağırlaşma biçim değiştirme olayı turgor botanik I Metal yüzeylerin içyapıdaki çözünük gazların basıncıyle yer yer kabarmaları olayı II 85ten yukarı amonyak ayrışımı ile gerçekleştirilen nitrürlenmiş yüzeylerde beliren kabarma olayı )


- SİSMOGRAF | DEPREMYAZAR ile/||/<> DEPREMYAZAR

( Depremleri yazan araç coğrafya yerfiziği yerbilim Depremleri saptayıp çizgeleyen aygıt )


- SİSMOGRAF | DEPREMYAZAR ile/||/<> SİSMOGRAF

( Depremleri yazan araç. @@ coğrafya, yerfiziği, yerbilim: Depremleri saptayıp çizgeleyen aygıt. )