ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 73.157 başlık/FaRk ile birlikte,
73.157 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(59/294)
- ÇÜRÜMEK ile ÇÜRÜYEBİLİR ile ÇÜRÜMÜŞ ile ÇÜRÜK DİŞ
( DECAY vs. DECAYABLE vs. DECAYED vs. DECAYED TOOTH )
( فاسد شدن ile فاسدشدن ile فاسدکردن ile فاسد کردن ile عفونت پيدا کردن ile پوسيدن ile پوسيده شدن ile پوسيدگي ile گنديدگي ile گنداندن ile گنديدن ile فساد ile فسادپذير ile گنديده ile دندان کرم خورده ile فاسد ile رميم )
( FASAD SHODAN ile FASDESHODAN ile FASADKARDAN ile FASAD KARDAN ile OFONT PEYDA KARDAN ile POUSYDAN ile POUSYDAH SHODAN ile POUSYDEGY ile گنديدگي ile GANDANDAN ile GANDYDAN ile FESAD ile FESADPAZYR ile GANDYDAH ile DANDAN KARAM KHORDEH ile FASAD ile RAMYM )
- ÇÜRÜTME ile YALANLAMAK
( CONFUTATION vs. CONFUTE )
( مورد تکذيب ile امر مردود ile مجاب کردن )
( MOORD TAKZYBE ile EMR MARDUD ile MOJAB KARDAN )
- ÇÜRÜTÜLEBİLİR ile/değil AŞILABİLİR
- CURVATURE İLE TORSION İLE CONNECTİON İLE PARALLEL TRANSPORT ile/||/<> DİFERANSİYEL GEOMETRİ
( Eğri uzayların geometrisi. )
( Formül: Rμν - ½gμνR = 8πGTμν )
- CURVE ile CURVILINEAR
( Eğri. İLE Eğri çizgisel, eğrisel. )
- CÛŞ -ile
( COŞMA, KAYNAMA )
- CÛŞ Û HURÛŞ -ile
( COŞMA VE GÜRÜLTÜ )
- CÜSÂM[Ar.] ile CÜSÂM[Ar.]
( Büyük, geniş. İLE Uykuda gelen ağırlık, ağırbasma, kâbus. )
- ÇÜŞEK[SOGD] ile ÇAYIR
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Çayır, otlak. )
- CUSHING SAYRILIĞI/HASTALIĞI ile/||/<> CUSHING BELİRGESİ/SENDROMU
( Hipofiz bezinde tümör nedeniyle aşırı ACTH üretimi. İLE/||/<> Gövdede aşırı kortizol üretimi. )
- CUSHİNG ile/||/<> ADDİSON
( Gövdede aşırı kortizol üretimi. İLE/||/<> Gövdede yetersiz kortizol üretimi. )
- CÜSSE ile CÜSSELİ/LİK ile CÜSSESİZ
- CÜSSE[Ar.] ile/ve HEYBET[Ar.]
( Gövde, kalıp, çelim. İLE/VE Korku ile saygı duygularını birden uyandıran durum ya da gösteriş. )
- CUT DOWN ile CUT-OFF
( Damar açımı. İLE Sınır değer, ayrım değeri. )
- ÇÜTRE ile BAYAĞI ÇÜTRE
(
)
( CARPODACUS cum CARPODACUS ERYTHRINUS )
- ÇUVAL ile/değil GIRAR/GIRÂRE/GARÂR/GARÂRE[Ar. çoğ. GARÂYİR]
( ... İLE/DEĞİL Büyük, kıl çuval. )
- ÇUVAL ile TELİS[Ar. < TİLLİS]
( ... İLE Bitkisel tellerden yapılmış, kaba örgülü büyük çuval. )
- ÇUVAL ile/ve TELİS/JÜT
( ... İLE/VE Bitkisel tellerden yapılmış, kaba örgülü büyük çuval. )
( JÜT[Bengal dilinden], [Lat. CORCHORUS CAPSULARIS]: Ihlamurgillerden, Hindistan ve Bangladeş'te yetişen, ip ve çuval yapımında kullanılan, liflerinden yararlanılan bir bitki. | Bu bitkinin liflerinden yapılan dokuma. )
- ÇUVALLAMAK ile ÇUVALLANMAK ile ÇUVALLATMAK ile ÇUVALLATABİLMEK ile ÇUVALLAYABİLMEK ile ÇUVAL ile ÇUVALCI/LIK ile ÇUVALLI ile ÇUVALSIZ
- ÇUVAŞ ile ÇUVAŞÇA
- ÇUVGA ile ÇUVGA[KIFÇAK VE OĞUZ]
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Gideceği yere çabuk ulaşmak isteyen habercinin yol boyunca değiştirdiği, aktarma yaptığı atlar. İLE Keşif yapan kişi, kılavuz. )
- CÛY[Fars.] ile/ve CÛY-BÂR[Fars.]
( Nehir, akarsu, ırmak. İLE/VE Dere, ırmak, çay. )
- CÜZ'[Ar.] ile BA'Z[Ar.]
- CÜZ ile CÜZİ
- ÇUZ ile KUMAŞ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Yaldızlarla süslenmiş, kırmızı ve siyah renkli bir Çin kumaşı. İLE ... )
- CÜZAM/CÜZZAM, LEPRA[< Yun.] -ile
( Hansel basilinin neden olduğu, bulaşıcı deri hastalığı, miskin hastalığı. )
- CÜZAMLI ile CÜZZAMLI KOLONİ
( LEPER vs. LEPER COLONY )
( جذامي ile جذام خانه )
( جذامي ile JOZAM KHANEH )
- CÜZEYRE | ADACIK ile/||/<> KISTAK ile/||/<> TAKIMADA ile/||/<> YARIMADA
( Küçük ada. @@ (coğrafya) @@ (biyoloji) )
( ISLET | ISTHMUS | ARCHIPELAGO | PENINSULA~ISTHMUS~ARCHIPELAGO~PENINSULA )
( ÎLOT | INSULA | ISTHME | ARCHIPEL | PRESQU'ÎLE~ISTHME~ARCHIPEL~PRESQU'ÎLE | PRESQUÎLE )
( ...~ISTHMUS~...~PAENINSULA )
( INSELCHEN | ISTHMUS | INSELGRUPPE | HALBINSEL~ISTHMUS~INSELGRUPPE~HALBINSEL )
( ISOLOTTO~ISTMO~ARCIPELAGO~PENISOLA )
( ΝΗΣΊΔΑ / νησίδα~ΙΣΘΜΌΣ / ισθμός~ΑΡΧΙΠΈΛΑΓΟΣ / αρχιπέλαγος~ΧΕΡΣΌΝΗΣΟΣ / χερσόνησος )
- CÜZ-İ FERDİYYE | ATOMCULUK ile/||/<> ÇAĞRIŞIMCILIK
( Ruhbilimsel olayların bütünlüğünü, çözümleme yolu ile temel öğelerine ayırarak incelemek gerektiğini savunan ruhbilim okuluna karşıtlarınca verilen ad. @@ Özdeğin atomlardan kurulu olduğuna dayanan; gerçeği ve gerçekteki olayları bu atomlardan ve bu atomların deviniminden kalkarak kavramaya çalışan felsefe öğretisi. (İlk atomcular: Leukippos, Demokritos, Epikuros; 17. yüzyılda atomculuğu yenileyenler: Sennert, Gassendi, Boyle.) )
( ATOMISM | ASSOCIATIONISM~ASSOCIATIONISM )
( ATOMISME | ASSOCIATIONNISME~ASSOCIATIONNISME )
( ATOMISMUS~ASSOZIATIONISMUS )
( ATOMISMO~ASSOCIAZIONISMO )
( ΑΤΟΜΟΚΡΑΤΊΑ / ατομοκρατία~ΣΥΝΕΙΡΜΙΣΜΌΣ / συνειρμισμός )
- CÜZ-İ FERT | CÜZ-İ FERD | ATOM[Fr. < ATOME] ile/||/<> MOLEKÜL
( Bir çekirdek içinde çeşitli sayıda proton, nötron gibi temel parçacıklar ile çekirdek çevresinde çeşitli konumlarda (erke düzeylerinde) yer alan elektronlardan oluşan ve öğelerin kimyasal tepkimelere katılan en küçük birim nicelikli parçacığı. @@ (Yun. a -tomos = bölünemez] 1. (Yunan filozofları Leukippos ve Demokritos'ta) Gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel öğeleri. 2. (Yeniçağda) Özdeğin en küçük, değişmez bölümcükleri. // Özdeğin atomlardan oluştuğunu kuramsal olarak temellendiren İngiliz fizikçisi John Dalton olmuştur. Bugün ise atomun parçalalanabilir ve bozulabilir olduğu kılıgılı olarak kanıtlanmıştır. @@ (kimya) @@ Bir elementin kimyasal tepkimeye girebilen en küçük parçası. @@ Bir elementin kimyasal tepkimelere girebilen en küçük parçası. @@ ( ) @@ Bir elementin tüm özelliklerini içeren en küçük birimi. )
( ATOM | MOLECULE~MOLECULE )
( ATOM | ATOME | MOLÉCULE~MOLÉCULE )
( ATOMUS~MOLECULA )
( ATOM | MOLEKÜL~MOLEKÜL )
( ATOMO~MOLECOLA )
( ΆΤΟΜΟ / άτομο~ΜΌΡΙΟ / μόριο )
- CÜZ'Ü MİNE'L-CÜMLE[Ar.] ile SEHMÜ MİNE'L-CÜMLE[Ar.]
- CÜZZAM ile CÜZZAMLI
- CÜZZAMLI ile CÜZZAM ile CÜZZAM
( LEPROSARY vs. LEPROSE vs. LEPROSY )
( جذام خانه ile فلس دار ile شوره دار ile جذام ile خوره )
( JOZAM KHANEH ile FELS DAR ile SHOREH DAR ile JOZAM ile KHOREH )
- CÜZZÎ ile CÜZ
( Zihnî. İLE Vücudî. )
- CW COMPLEX ile/||/<> SİMPLİCİAL COMPLEX
( CW cell ekleme, simplicial simplex yapıştırma. )
( Formül: Cell attachment İLE simplex gluing )
- CW İLE PULSED İLE Q-SWİTCHED İLE MODE-LOCKED ile/||/<> LAZER MODLARI
( Lazer çıkış karakteristikleri. )
( Formül: Δt·Δν ≥ 0.44 )
- CYBERING ile LURKING
- CYCLOTOMİC POLYNOMIAL ile/||/<> MINIMAL POLYNOMIAL
( Cyclotomic n-inci birlik kök, minimal en küçük derece. )
( Formül: Unity roots İLE algebraic element )
- CYCLOTRON RESONANCE ile/||/<> ELECTRON SPİN RESONANCE
( Cyclotron resonance manyetik alanda elektron orbital hareketiyken, ESR elektron spin manyetik momentinin rezonansıdır )
( Formül: ωc = eB/m )
- CYLİNDER ile/||/<> CONE
( Cylinder sabit yarıçap İLE cone değişken yarıçap. )
( Formül: Constant İLE variable radius )
- CYN-/CYNO- ile/||/<> CAUD-/CAUDO- ile/||/<> ICHTHY-/ICHTHYO- ile/||/<> ACARO- ile/||/<> ARACHNO- ile/||/<> TERAT-/TERATO- ile/||/<> ZO-/ZOO-
( Köpek. İLE/||/<> Kuyruk. İLE/||/<> Balık. İLE/||/<> Kene, uyuz. İLE/||/<> Örümcek, ince ağ benzeri yapı [araknoid: Beyin zarlarından biri]. İLE/||/<> Canavar. İLE/||/<> Hayvanla ilgili. )
- -CYTE ile/||/<> CYT-/CYTO-
( Göze. İLE/||/<> Göze ile ilgili. )
- D SHAPE ELECTRODE[İng.] / DEE, D-FORME ELEKTRODE, D-FÖRMIGE ELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= D BİÇİMLİ ELEKTROT
- D-BLOCK[İng.] ile/değil/yerine/= D-BLOKU
- D-LINES[İng.] / RAIES D[Fr.] / D-ZEILEN, D-LINIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= D ÇİZGİLERİ
- D-ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON D[Fr.] / D-ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= D ELEKTRONU
- DEE[İng.] ile/değil/yerine/= D ELEKTROT
- D-KABEL[Alm.] ile/değil/yerine/= D-KABLO
- D-CABLE[İng.] / CÂBLE-D[Fr.] ile/değil/yerine/= D KABLOSU
- D-LAYER[İng.] / D-SCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= D KATMANI
- DEE, ÉLECTRODE EN FORME DE D[Fr.] ile/değil/yerine/= D ŞEKİLLİ ELEKTROT
- COUCHE D[Fr.] ile/değil/yerine/= D TABAKASI
- VİTAMİN:
D2(ERGOKALSİFEROL) ile/ve/||/<> D3(KOLEKALSİFEROL)
( D vitamini, metabolizma için gerekli olan kalorisiz bir organik nesnedir. Yağlarda çözünür ve yağ dokusunda depolanır. İkisi de D vitamininin etkin biçimine dönüştürülür. D vitamini, sağlık için gerekli olan birçok süreçte yer alır. Kas gücünü artırır, bağışıklık düzenini güçlendirir, yangıyı önlemeye yardımcı olur, ince bağırsakta kalsiyum emilimini artırır, kemik oluşumu, bileşimi, büyümesi ve onarımı için gerekli olan yeterli kalsiyum ve fosfat seviyelerinin korunmasına yardımcı olur. İkisi de karaciğerde kalsifediol'e metabolize edilir. Bu nesne, böbreklere geçer ve D vitamininin etkin biçimi olan kalsitriolün salınmasını sağlar. Gıdalardan D vitamini alımı düşük olduğundan, birçok uzman takviye almayı önermektedir. Yeterli dozlar konusunda düşünce birliği yoktur. Ayrıca güneş koruyucu olmadan her gün 10-15 dakika güneşlenmek D vitamini seviyesini artıracaktır. D3 vitamininden daha az kararlı olan D2 vitamini, nem ve ısıya daha duyarlıdır. D3 vitamini gövdedeki kalsitriol seviyesini D2 vitamininden daha fazla artırmaktadır. Uzmanlar, gövde tarafından daha iyi emildiğinden, D3 vitamini desteği önermektedir. )
( Bitki kökenlidir. İLE/VE/||/<> Ultraviyole ışığın kolesterol üzerindeki etkisi ile ciltte üretilir. )
( Tahıllar gibi çoğu gıdada az oranda bulunur. İLE/VE/||/<> Yağda çözünen bir vitamindir. Gıda yoluyla alınabildiği gibi güneşlenme yoluyla da deride üretilir. )
- ...DA HİÇ" ... (BULUNMAMALI) ile/değil/yerine/>< ...DA OLABİLDİĞİNCE ... BULUNMAMALI
( Matematik yoktur. @@ Vardır. )
( Yaşamsal değil. @@ Yaşamsal. )
( Dirimsiz. @@ Dirimli. )
- ...DA KALMA ile/ve/değil/||/<>/< SINIRLAMA
- ...'DA OLMAMDAN/OLUŞUMDAN DOLAYI ...(KATILAMIYORUM) ile/ve/değil ...'DA OLDUĞUMDAN DOLAYI ...(KATILAMIYORUM)
- ...'DA ... VARDIR ile/değil ...'DA ... GİZLİDİR
- AMELİYAT:
DA VINCI İLE ile/değil/yerine OLAĞAN
- DA/DE ile/değil İSE
( "Savaştığımızda/küstüğümüzde". İLE/DEĞİL Savaşırsak/küsersek. )
- DABB[Ar.] ile DÂB[Ar.]
( Kertenkele. İLE Şan ve şeref. )
- DABNE ile/ve/<> MERAK
( Büyükayının sonundaki iki parlak yıldız. )
- DAD[Ar.] ile DÂD[Ar.]
( Osmanlı abecesinin onyedinci harfidir.[ebced değeri 800'dür.] İLE Adâlet, doğruluk. | İhsan, vergi. | Veriş, satış. | Sızlanma, yanıp yakılma. | Feryâd, figan. | Kısmet, nasip. | Tuzlu balgam denilen bir cilt hastalığı. )
- DADACI ile/||/<> DADACILIK
( 1. Dada okuluna bağlı. 2. Dada okulu türünde olan. Buna yalnızca 'dada' da denir. @@ (Resim) Dadacılık akımına bağlı sanatçı. )
( DADAISM~DADAISM )
( DADAISTE | DADAISME~DADAISME | DADAISME, DADA | DADAÏSME )
( DADAISTE | DADAISMUS~DADAISMUS )
( DADAISTA~DADAISMO )
( ΝΤΑΝΤΑΪΣΤΉΣ / ντανταϊστής~ΝΤΑΝΤΑΪΣΜΌΣ / ντανταϊσμός )
- DADANMAK ile DADANDIRMAK ile DADANABİLMEK ile DADAY ile DADAŞ/LIK ile DADACI/LIK ile DADAİST ile DADAİZM
- DÂDER[Fars.] ile DÂDENDER[Fars.] ile DÂDER-ENDER[Fars.]
( Kardeş. İLE Üvey kardeş. İLE Üvey kardeş. )
- DADI/TAYA[Fars. < DÂYE] ile/ve DÂDÛ/LÂLÂ[Fars.]
( Bayan çocuk bakıcısı. | Süt annesi. İLE/VE Bay çocuk bakıcısı. | Şehzâdelerin özel eğitmenleri. | Sultanların, vezirlerine seslenirken kullandıkları bir söz. )
- DADI/LIK ile DADILI
- DAĞ FARESİ ile ÇAYIR FARESİ
( )
- DAĞ İSPİNOZU ile/||/<> FLORYA ile/||/<> KANARYA ile/||/<> KARDİNAL KUŞU ile/||/<> KETEN KUŞU ile/||/<> KOCABAŞ ile/||/<> SAKA KUŞU ile/||/<> ŞAKRAK KUŞU
( (Fringilla montifringilla) Ötücü-kuşiar (Passeriformes) takımının ispinozgiller (Fringillidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 16 cm. Sırtı kara lekeli, karnı ak, erkeğin gerdanı portakal rengindedir. Avrupa ve Kuzey Asyada ağaçlık yerlerde yaşar. @@ (zooloji) @@ Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ispinozgiller (Fringillidae) familyasından, 16 cm kadar uzunlukta, sırtı kara lekeli, karnı ak, erkeğinin gerdanı portakal renginde, Avrupa ve Kuzey Asya'da ağaçlık yerlerde yaşayan bir tür. )
( BRAMBLING | GREENFINCH | CANARY | CARDINAL | LINNET | HAWFINCH | GOLDFINCH | BULLFINCH~GREENFINCH | GREEN FINCH~CANARY~CARDINAL~LINNET~HAWFINCH~GOLDFINCH~BULLFINCH )
( PINSON DU NORD | PINSION DES ARDENNES | VERDIER D'EUROPE | CANARI | CARDINAL POUPRE | LINOT | GROS-BEC CASS-NOYAUX | CHARDONNORET ÉLÉGANT | BOUVRENIL PIVIONE~VERDIER D'EUROPE | VERDIER~CANARI | SERIN CANARI~CARDINAL POUPRE | CARDINAL HUPPÉ~LINOT | IINOT~GROS-BEC CASS-NOYAUX, | GROS BEC CASS NOYAUX~CHARDONNORET ÉLÉGANT | CHARDONNERET COMMUN~BOUVRENIL PIVIONE )
( FRINGILLA MONTIFINGILLA | FRINGILLA MONTIFRINGILLA | CHLORIS CHLORIS | SERINUS CANARIUS | CARDINALIS CARDINALIS | ACANTHIS LINARIA | COCCOTHRAUSTES COCCOTHRAUSTES | CARDUELIS CARDUELIS | PYRRHULA PYRRHULA~CHLORIS CHLORIS | CARDUELIS CHLORIS~SERINUS CANARIUS~CARDINALIS CARDINALIS~ACANTHIS LINARIA | CARDUELIS CANNABINA~COCCOTHRAUSTES COCCOTHRAUSTES~CARDUELIS CARDUELIS~PYRRHULA PYRRHULA )
( BERGFINK | GRÜNLING | WILDER KANARIENVOGEL | KARDINAL | LEINSIK | KERNBEISSER | STIEGLITZ | GIMPEL~GRÜNLING~WILDER KANARIENVOGEL~KARDINAL~LEINSIK~KERNBEISSER~STIEGLITZ~GIMPEL )
( PEPPOLA~VERDONE~CANARINO~CARDINALE~FANELLO~FROSONE~CARDELLINO~CIUFFOLOTTO )
( ΧΕΙΜΩΝΌΣΠΙΝΟΣ / χειμωνόσπινος~ΦΛΏΡΙ / φλώρι~ΚΑΝΑΡΊΝΙ / καναρίνι~ΚΑΡΔΙΝΆΛΙΟΣ / καρδινάλιος~ΦΑΝΈΤΟ / φανέτο~ΚΟΚΚΟΘΡΑΎΣΤΗΣ / κοκκοθραύστης~ΚΑΡΔΕΡΊΝΑ / καρδερίνα~ΠΎΡΡΟΥΛΑΣ / πύρρουλας )
- DAĞ KEÇİSİ ile ÇENGEL BOYNUZLU DAĞ KEÇİSİ
- DAĞ KEÇİSİ ile/||/<> KEÇİLER ile/||/<> TEKE ile/||/<> YABAN KEÇİSİ
( (anlamdaş, şamua, Rupicapra rupicapra) Çift-parmaklılar (Artiodactyla) takımının boynuzlugiller (Bovidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 120, yüksekliği 75 cm. Çok çeviktir. Eti ve dirisi için avlanır.Avrupa ve Kafkasyada yüksek dağlarda yaşar. @@ Çift parmaklılar (Artiodactyla) takımının, boynuzlugiller (Bovidae) familyasından, 120 cm kadar uzunlukta, 75 cm kadar yükseklikte, eti ve derisi için avlanan, Anadolu, Avrupa ve Kafkasya'da yüksek dağlarda yaşayan, çok çevik bir tür. Boynuzlu yaban keçisi. )
( CHAMOIS | GOATS | BILLYGOAT | BEZOAR GOAT~GOATS~BILLYGOAT | BILLY GOAT | (İNG. BILLY GOAT~BEZOAR GOAT )
( CHAMOIS | CHÈVRES | BOUC | CHÈVRE DE PERSE~CHÈVRES~BOUC~CHÈVRE DE PERSE )
( RUPICAPRA RUPICAPRA | CAPRA~CAPRA | CAPRINAE, CAPRA: KEÇI~HIRCUS~CAPRA AEGAGRUS )
( GEMSE | ZIEGEN | EIEGENBOCK | BEZOARZIEGE~ZIEGEN~EIEGENBOCK | EIGENBOCK~BEZOARZIEGE )
( CAMOSCIO~CAPRE~CAPRONE~CAPRA SELVATICA )
( ΑΓΡΙΟΚΆΤΣΙΚΟ / αγριοκάτσικο~ΚΑΤΣΊΚΕΣ / κατσίκες~ΤΡΆΓΟΣ / τράγος~ΑΓΡΙΟΚΆΤΣΙΚΟ / αγριοκάτσικο )
- DAĞ KEÇİSİ ile PİRENE DAĞ KEÇİSİ
( IBEX vs. PYRENEAN IBEX )
( PYRENAICA PYRENAICA vs. CAPRA PYRENAICA PYRENAICA )
- DAĞ, KÛH[Fars.] ile/ve RÂG[Fars.]
( ... İLE/VE Dağ eteği. | Çayırlık, çimenlik, bağlık, bahçelik. )
- DAĞ NANESİ ile TAŞ NANESİ
- DAĞ OLMAK ile/değil/yerine VADİ OLMAK
( Yağmur yağar ama akar gider. İLE/DEĞİL/YERİNE Yağmuru toplar, göl olursun. )
- DAG[Argu] ile/ve/||/<>/> TEGUL[Oğuz]
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- DAĞ ile/ve AKLAN/MAİLE[Ar.]
( ... İLE/VE Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri. )
- DAĞ ile/||/<> AŞAK/AŞAQ[Oğuz] ile/||/<>
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( ... İLE Dağ eteği. )
- DAĞ ile/ve/değil/yerine/<>/>/>< BAĞ
( Bakmazsak/özenmezsek. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>/>< Bakarsak/özenirsek. )
- DAĞ ile BALKAN
( ... İLE Sarp ve ormanlık sıradağlar. )
- DAĞ ile/ve BERDENG[Fars.]
( ... İLE/VE Çöl ortasında bulunan küçük dağ ve tepe. )
- DAĞ ile BÎSÜTÛN
( Şîrîn'in emriyle, Ferhad'ın deldiği dağ. Bugün Bağdat ile Hamedan arasında Kirman Şâh'ın 30 km. doğusunda kalır. Dik, kayalık ve sarp bir dağdır. )
- DAĞ ile/değil/yerine/>< DENİZ
( Uzaklaştırır, ayırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yakınlaştırır, birleştirir. )
- DAĞ ile/||/<> GÖKKUŞAĞI DAĞI/VINICUNCA
( ... İLE/||/<> Peru'da. )
- DAĞ ile/ve/||/<> KAR
( Dağına göre kar. )
( MOUNTAIN vs./and/||/<> SNOW )
- DAĞ ile TEPE
( ŞİMRÂH: Dağ tepesi. )
( BÎSÜTÛN: Âşık Ferhad'ın, sevgilisi Şîrîn'in emriyle Kermanşah civarında deldiği dağ. | Gökyüzü. )
( Sevgili Ersin Alok'un çektiği dağ fotoğraflarını görmek için burayı tıklayınız... )
(
)
( En yüksek dağlar:
Mauna Kea (Hawaii) 10.200 m.
Everest (Nepal) 8848 m.
K2 (Kaşmir) 8611 m.
Kangchenjunga (Nepal) 8600 m.
Makalu (Nepal) 8481 m.
Dhaulagiri (Nepal) 8172 m.
Nanga Parbat (Kaşmir) 8126 m.
Annapurna (Nepal) 8078 m.
Gasherbrum (Kaşmir) 8068 m.
Gosainthan (Tibet) 8013 m. )
( CEBEL[çoğul > CİBÂL] ile ... )
( KÛH ile ... )
( MOUNTAIN vs. HILL )
- DAĞ ile TÛR
( ... İLE Hazreti Musa'nın ilâhi tecelliye mazhar olduğu dağ. )
- DAĞ ile/ve YANARDAĞ
( Cameroun
Cotopaxi
Etna
Fujiyama
Hecla
Mauna Loa
Mount St. Helens
Popacatapetl
Stromboli
Tristan de Cunha
Vesuvius )
( ... ile/ve
)
( CEBEL ile/ve BÜRKÂN )
( MOUNTAIN vs./and VOLCANO[< Fr.] )
- DAĞ ile/ve YAYLA
( ... İLE/VE Akarsularla derin bir biçimde yarılmış, parçalanmış, üzerinde düzlüklerin belirgin olarak bulunduğu, deniz yüzeyinden yüksek yeryüzü parçası. PLATO | Dağlık, yüksek bölgelerde, kışın, yaşam koşulları güç olduğundan dolayı boş bırakılan, yazınsa havası iyi ve serin olan dinlenme yeri. )
( CEBEL[çoğ. CİBÂL], TAVD[çoğ. ATVÂD] ile/ve ... )
( KÛH ile/ve ... )
( MOUNTAIN vs./and UPLAND/HIGH PLATEAU )
- DAĞCI/LIK ile DAĞCIL
- DAĞDAĞA ile DAĞDAĞALI ile DAĞDAĞASIZ
- DISTRIBUTION FUNCTION[İng.]FONKSIYONU / FONCTION DE DISTRIBUTION[Fr.] / DISIPATIONSFUNKTION, VERTEILUNGSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM/DAĞILMA İŞLEVİ/FONKSİYONU
- İNTİŞÂR[Osm.] / DISPERSION (LONDON) FORCES[İng.] / DISPERSION[Fr.] / DISPERSION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM, DİFÜZYON, YAYILMA, SAÇILMA, DİSPERSİYON (LONDON) KUVVETLERİ
- VERTEILUNGSRAUSCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM GÜRÜLTÜSÜ
- DISTRIBUTION COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM KATSAYISI
- DISTRIBUTION LOSS[İng.] / VERTEILUNGSVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM KAYBI
- DISTRIBUTION RATIO[İng.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM ORANI
- LOI DE DISPERSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM YASASI
- DAĞILIM ile AYIRMA
( DISPERSION vs. ALLOCATION )
- DAĞILIM ile DAĞITIM
( DISPERSION vs. DISTRIBUTION )
- DISTRIBUTION, DISPERSION[İng.] / DISTRIBUTION[Fr.] / DISIPATION, DISPOSITION, DISTRIBUTION, DISPERSION, VERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM
- DAĞILIM/DAĞILMAK ile/ve/değil/||/<>/< YAYILIM/YAYILMAK
- FACTEUR DE DISSIPATION[Fr.] / DISIPATION-FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA/DAĞILIM FAKTÖRÜ
- PARTITION COEFFICIENT[İng.] / PARTITIONNER[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA KATSAYISI (KROMATOGRAFİ)
- PERTE PAR DISSIPATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA KAYBI
- PARTITION CHROMATOGRAPHY[İng.] / VERTEILUNGS CHROMATOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA KROMATOGRAFİSİ
- DISPERSION FORCE[İng.] / FORCE DE DISPERSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA KUVVETİ
- COEFFICIENT DE DISTRIBUTION[Fr.] / TEILUNGS VERHÄLTNIS, TEILUNGSKOEFFIZIENT, VERTEILUNGSKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA ORANI, DAĞILMA KATSAYISI
- DAĞILMA ÖZELLİĞİ ile/ve BİRLEŞME ÖZELLİĞİ
- DISPERSION LAW[İng.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA YASASI
- DISSIPATION[Fr.] / DISSIPATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA, YİTİM
- DAĞILMA ile/ve/> İNCELME
- DAĞILMA ile SAÇILMA
- DAĞILMA ile/ve/> SEYRELME
- DAĞILMA ile/ve/değil YAYILMA
- DAĞILMAK ile DAĞILABİLMEK ile DAĞILIVERMEK
- DAĞILMAK ile DAĞINIK ile DAĞILMA ile DAĞILIM
( DISPERSE vs. DISPERSED vs. DISPERSEMENT vs. DISPERSION )
( پراکندن ile متفرق کردن ile پراکنده ile متفرق ile برهم خوردگي ile تفرق ile پراکنش ile تلاشي ile پراکندگي ile تفرقه )
( PARAKANDAN ile MOTEFARGH KARDAN ile PARAKANDEH ile MOTEFARGH ile BAREAM KHORDEGY ile TAFARGH ile PARAKONASH ile TALASHY ile PARAKANDEGY ile TAFARGHEH )
- DAĞILMA/SI ile/ve/<> UZAKLAŞMA/SI
- RAYONNEMENT DISPERSÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞILMIŞ IŞINIM
- DAĞILMIŞLIK ile/ve/değil/yerine BOĞULMUŞLUK
- DIFFUSE SERIES[İng.] / SÉRIES DIFFUSES[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK DİZİLER
- DIFFUSE TRANSMISSION[İng.] / TRANSMISSION DIFFUSE[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK İLETİM
- DAĞINIK IŞIK ile/||/<> DAĞITICI
( Sinema/TV. Bir görünçlüğün aydınlatılmasında, görünçlüğe eşit ölçüde dağılan, görünçlüğün genel aydınlanmasını sağlayan, ışık-gölge ayırımları keskin olmayan, yumuşak ışık. @@ Bir sahnenin aydınlatılmasında genel aydınlatmayı sağlayan ya da sahnenin genel aydınlatılmasını arttırmakta kullanılan ışık. )
( BROAD LIGHT, AMBIENT LIGHT, ATMOSPHERIC LIGHT | BROAD LIGHT | SINGLE BROAD LIGHT, FILLER LANTERN, FILL-IN LIGHT, SCOOP~SINGLE BROAD LIGHT, FILLER LANTERN, FILL-IN LIGHT, SCOOP | DISTRIBUTOR | DISPENSER )
( LUMIÈRE D'AMBIANCE | LUMIÉRE D'AMBIANCE | AMBIANCE, LAMPE D'AMBIANCE, PROJECTEUR 750 W, BOL~AMBIANCE, LAMPE D'AMBIANCE, PROJECTEUR 750 W, BOL, "SCOOP" | DISTRIBUTEUR )
( ATMOSPHÄRISCHES LICHT, RAUMLICHT, UMGEBUNGSLICHT | ATMOSPHERISCHE BELEUCHTUNG | WEICHSTRAHLER, FERNSEHFLUTER, AUFHELLER~WEICHSTRAHLER, FERNSEHFLUTER, AUFHELLER )
( LUCE DIFFUSA~DIFFUSORE )
( ΔΙΆΧΥΤΟ ΦΩΣ / διάχυτο φως~ΔΙΑΧΥΤΉΡΑΣ / διαχυτήρας )
- DIFFUSE RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DIFFUS[Fr.] / DIFFUSE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK IŞINIM
- DIFFUSE REIHE[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK SERİ
- DIFFUSE SOUND[İng.] / SON DIFFUSÉ[Fr.] / DIFFUSER SCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK SES
- DIFFUSE SPECTRUM[İng.] / SPECTRE DIFFUS[Fr.] / DIFFUSES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK TAYF/SPEKTRUM
- DIFFUSE REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION DIFFUSE[Fr.] / DIFFUSE REFLEXION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK YANSIMA
- RÉFLECTEUR DIFFUS[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK YANSITICI
- DAĞINIK ile/ve/değil/||/<>/< PARÇA PARÇA
- DAĞINIK ile PİS
( MESSY vs. DIRTY )
- DAĞINIK ile YAYILMA
( DIFFUSED vs. DIFFUSION )
( پاشيده ile پخش ile پاشيدگي ile پخش شدگي )
( PASHYDAH ile POKHSH ile PASHYDEGY ile POKHSH SHODEGY )
- DAĞINIK ile/değil YAYILMIŞ
- DAĞINIK/LIK ile BİÇİMSİZ/LİK
( MESSY/MESS vs. UNSHAPELINESS )
- DAĞINIK/LIK ile DAĞINIKÇA ile DAĞINIK IŞIK ile DAĞINIK GÖZENEK
- DAĞINIK/LIK ile KOPUK/LUK
- PUISSANCE DISPERSIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞITICI GÜÇ
- DAĞITILABİLMEK ile DAĞITILIVERMEK
- PERTE PAR DISTRIBUTION[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞITIM KAYBI
- DAĞITIM ile/ve/<> BÖLÜŞÜM
- DAĞITIM ile DAĞITIMCI/LIK ile DAĞITIM BÜROSU
- DAĞITIMCI ile DAĞITMAK ile DAĞITILMIŞ ile DAĞITIM ile DAĞITICI ile DİSTRİBÜTÖR ile SEMT ile BÖLGE YÖNETİMİ ile KAYMAKAM ile BÖLGE MÜDÜRÜ ile İLÇELER
( DISTRIBUTARY vs. DISTRIBUTE vs. DISTRIBUTED vs. DISTRIBUTION vs. DISTRIBUTIVE vs. DISTRIBUTOR vs. DISTRICT vs. DISTRICT GOVERNING vs. DISTRICT GOVERNOR vs. DISTRICT MANAGER vs. DISTRICTS )
( پخش کننده ile شعبهرود ile انشعابي ile پخش شدن ile تقسيم کردن ile غرماء کردن ile توزيع کردن ile تقسيمشده ile مقسوم ile پخش ile توزيع ile تقسيم ile سرشکني ile توزيعي ile دلکو ile مقسم ile پخشگر ile محله ile بخشداري ile بخشدار ile بخش دار ile رئيس بخش ile نواحي )
( POKHSH KONANDEH ile شعبهرود ile انشعابي ile POKHSH SHODAN ile TAQSYM KARDAN ile GHARMA KARDAN ile TOZYE KARDAN ile تقسيمشده ile MOGHSUM ile POKHSH ile TOZYE ile TAQSYM ile SARSHKANY ile TOZYEY ile DELKO ile MOGHASM ile POKHSHGAR ile MAHLEH ile BAKHSHODARY ile BAKHSHODAR ile BAKHSH DAR ile REYS BAKHSH ile NAVAHY )
- DISPERSIVE MEDIUM[İng.] / MILIEU DISPERSIF[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞITKAN ORTAM
- DISPERSIVE POWER[İng.] ile/değil/yerine/= DAĞITMA GÜCÜ
- [ne yazık ki]
DAĞITMAK/DAĞILMAK ile/ve/||/<> SAVURMAK/SAVRULMAK
- DAĞITMAK ile DAĞILMAK
- DAĞITMAK ile DAĞITILMAK ile DAĞITTIRMAK ile DAĞITABİLMEK ile DAĞITIVERMEK ile DAĞITICI/LIK
- Dâğıstân[Ar.] ile DÂĞISTAN[Ar.]
( Kafkas dağlarının kuzeyinde ve Hazar Denizi'nin batı kıyısında bulunan bir bölge. İLE Dağlık yer. )
- DAĞLAMA ile DAĞLAMA RESİM
- DAĞLAMAK ile DAĞLANMAK ile DAĞLATMAK ile DAĞLANIVERMEK ile DAĞLAYABİLMEK ile DAĞLAYIVERMEK ile DAĞLAR ANASI
- DAĞLAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< FARKLAR
- DAĞLI/LIK ile DAĞLIK ile DAĞLIÇ
- DAH ile DAHA ile DAHİ/LİK ile DAHİCE ile DAHİLİ ile DAHA BİR ile DAHA DAHA ile DAHİLİ HARP ile DAHİLİ DENİZ ile DAHİLİ NİZAMNAME ile DAHİLİ TALİMATNAME
- DAHA "AKILLI" OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DAHA DİSİPLİNLİ OLMAK
- DAHA AZ DÜŞÜN! ile/ve/<> DAHA ÇOK DÜŞÜN!
( [Düşündüğün...] Kendini, kötü hissettiriyorsa/hissett(ir)diğinde. İLE/VE/<> Kendini, iyi hissettiriyorsa/hissett(ir)diğinde. )
- DAHA ÇOK SEVEN ile/ve/||/<>/< DAHA AZ SEVEN
( Sevdiğine ve hemen hemen her söylediğine/istediğine/kararına, onu kaybetmemek için "Olur." der. İLE/VE/||/<>/< Bu nedenle de ilişkiyi yönetir. )
- DAHA ÇOK ile/ve/<>/değil/yerine BİR DAHA
- DAHA FAZLA ile DAHA ŞİDDETLİ
- DAHA FAZLASI ile/ve/değil/yerine DAHA İLERİSİ
(
DAHA FAZLASINI YAPACAĞIM
Ait olmaktan daha fazlasını yapacağım,Katılacağım.
İlgilenmekten daha fazlasını yapacağım,
Yardımcı olacağım.
İnanmaktan daha fazlasını yapacağım,
Anlayışlı olacağım.
Hayal kurmaktan daha fazlasını yapacağım,
Çalışacağım.
Ögretmekten daha fazlasını yapacağım,
İlham vereceğim.
Kazanmaktan daha fazlasını yapacağım,
Kazandıracağım.
Vermekten daha fazlasını yapacağım,
Hizmet edeceğim.
Yaşamaktan daha fazlasını yapacağım,
Büyüyeceğim.
Arkadaşlıktan daha fazlasını yapacağım,
Dost olacağım.
Denemekten daha fazlasını yapacağım,
BAŞARACAĞIM! )
( [not] MORE EXCESS vs./and/but MORE FURTHER
MORE FURTHER instead of MORE EXCESS )
- DAHA FAZLA/SI ile/ve/değil/yerine İSABETLİ OLMASI
- DAHA GENÇ ile DAHA GENÇ
( Henüz yaşlanmamış. İLE Yaşı daha az. )
- DAHA İYİ DUYMAK/DİNLEMEK ile/ve/||/<>/> BAĞ KURMAK
- DAHA İYİ OLAN ile/ve/||/<> DAHA İYİ HİSSETTİREN
- DAHA KOLAY ile/ve/||/<>/> EN KOLAY
( [ne yazık ki]
Kolay/rahat/hızlı kazanılan paranın tüketilmesi. İLE/VE/||/<>/> Başkasının/vatandaşın/emekçinin parasının "tüketilmesi". )
- DAHA/EN) KORKUNÇ/VAHİM OLAN:
SOKAKTAKİ KARGAŞA ile/değil DİLDEKİ KARMAŞA
( Yaşamdaki en korkunç "durum" ya da deneyim, birini çok sevmektir.
[Sevgi kadar değerli bir duygunun nesi, nasıl korkunç olabilir? O sevgimizin yoğunluğunun o kişiyi kendimizden kaçırma olasılığının artırması ve ölümünün duyulmasından dolayı her an için geçerli ve etkisi yüksek olan çok korkutucu bir durumdur.] )
- DAHA ÖTE ile/ve/değil/yerine DAHA FARKLI
- DAHA ÖTE ile ÜSTELİK
( FURTHER vs. FURTHERMORE )
( ثانوي ile بعلاوه ile دورتر ile مجدد ile آنطرف تر ile پيش بردن ile وانگهي ile ديگراينکه )
( ثانوي ile BALAVEH ile DORTAR ile MOJDAD ile ANTARF TAR ile PEYSH BARDAN ile VANGEHY ile DYGERAYNAKEH )
- DAHA ÖZEL ALGILA/YORUMLA! ile/ve/<> DAHA GENEL DÜŞÜN
( Kendini, iyi hissettiğinde. İLE/VE/<> Kendini, kötü hissettiğinde. )
- DAHA SONRA ile DAHA SONRA ile YANAL
( LATER vs. LATER ON vs. LATERAL )
( بعدا ile بعدها ile بعد ile بعد ها ile پهلوئي ile جانبي ile جنبي ile جناحي )
( BAEDA ile BADEHYA ile BAD ile BAD CPEHA ile PPELOYEY ile JANABY ile JONABY ile JENAHY )
- DAHA) ("ÜST") GÜCE[OLANAKLARA/KİŞİLERE] TAPARLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖYKÜNME
( Düşük bilgi/bilinç seviyesindeki ya da çıkarcı kişilerin(zihinlerin), iyiliğ(in)e yönelimde, güdülenmesini ve kötülüğ(ün)e başvurmada da kendini tutmasını sağlatan en etkili/etkin iki durum/tutum. )
- DAHA UYGUN ile/ve/||/<> SONRAKİ ile/ve/||/<> ÖZEL
( LEX SUPERIOR vs./||/<> LEX POSTERIOR vs./||/<> LEX SPECIALIS )
- DAHA UZAK ile EN UZAK ile EN UZAK ile EN UZAK UÇ ile METELİK
( FARTHER vs. FARTHERMOST vs. FARTHEST vs. FARTHEST END vs. FARTHING )
( جلوتر ile اقصي ile اقصي نقطه ile ابعد ile منتهي اليه ile فارثينگ )
( JELOTER ile EGHSY ile EGHSY NAGHTEH ile ابعد ile منتهي اليه ile FARSYNAG )
- DAHA ile ÇOK
( MORE vs. MUCH/MANY )
- DAHA ... ile/ve (fakat)/ne yazık ki/||/<>/>< DAHA ...
( "Daha yüksek binalarımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (bazı/çoğu) Kişinin, daha kısa sabrı var.
"Daha geniş otoyollarımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (bazı/çoğu) Kişinin, daha dar bakış açısı var.
"Daha büyük evlerimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (bazı/çoğu) Kişinin, daha küçük ailesi var.
"Daha çok ev gereçlerimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az zamanı var.
"Daha çok eğitimimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az sağduyusu var.
"Daha fazla bilgimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az bilgeliği var.
"Daha çok uzmanımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha çok sorunu var.
"Daha çok ilacımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az sağlığı var.
"Daha çok mal varlığımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az değerleri var.
"Daha rahat geçinmeyi öğrendik." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, yaşam kurmayı öğrenemedi.
"(bazı) Kişiler, daha büyük işler yaptı." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha iyi işler yapamadı.
"(çoğu) Kişi, daha çok harcıyor." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha az şeye sahip.
"(çoğu) Kişi, daha fazla satın alıyor." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha az hoşnut kalıyor.
"(çoğu) Kişinin, daha fazla söylüyor." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha az konuşuyor.
(çoğu) Kişi, daha çok nefret ediyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (bazı/çoğu) Kişi, daha az seviyor.
(çoğu) Kişi, daha az gülüyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha çok somurtuyor.
(çoğu) Kişi, daha çok sigara, alkol, şeker tüketiyor. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha savurganca para harcıyor.
(çoğu) Kişi, daha hızlı araba kullanıyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha çabuk kızıyor.
(çoğu) Kişi, daha geç saatlere kadar oturuyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha yorgun kalkıyor.
(çoğu) Kişi, daha az okuyor, daha çok televizyon/internet vb. izliyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha az şükrediyor.
(çoğu) Kişi, yaşamına, yıllar kattı. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, yıllarına yaşam katamadı.
Uzaya çıkıldı. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, iç dünyasına ulaşamadı.
Hava temizlendi. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, zihnini kirletti.
Atom ve atom altına ulaşıldı. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, önyargılarına söz geçiremedi.
)
- DAHA ile/değil/yerine HÂLÂ
- DAHA ile/ve/değil/yerine/=/||/<> HENÜZ ile/ve/değil/yerine/=/||/<> HÂLÂ ile/ve/değil/yerine/=/||/<> ARTIK
- DAHA ile/yerine KERE
- DAHHÂK[Ar. < DIHK] ile Dahhâk[Fars.]
( Çok gülen/gülücü. İLE Çemşîd'in yerini almış olan Îran'ın zâlim ve gaddar bir hükümdarıydı. )
- ... DAHİ ... ile ... BİLE ...
- DAHİ ile DÂHİ
( Bile. İLE Yaratıcı gücü olan kişi. )
( ... İLE Bir Milletin Bekâsı - Teoman Duralı... )
- DÂHİ ile/ve DEVRİMCİ
( Dâhi kişi, başkasına da dehâ aşılayabilen kişidir. )
- DAHİL[Ar.] ile/||/<> DÂHİL[Ar.]["DAİL" değil!] ile/||/<> DAHÎL[Ar. < DÜHÛL]
( Karışma. @@ İç, içeri, içeride, içeri girmiş. @@ Yabancı, sığıntı, sığınan, sığınmış. )
- DAHİLEN[Ar.] ile DAHİLİ[Ar.]
( İçeriden, içten. | İçilerek, yutularak. İLE İçle ilgili, içsel. )
- DAHİLİYE ile DAHİLİYECİ ile DAHİLİYE SUBAYI ile DAHİLİYE MÜTEHASSISI
- DAHÎM[Ar. < DAHÂMET] ile DÂHİM[Ar.] ile DÂHÎM[Fars.]
( Fazla kalın olan, yoğun. İLE Nasip ve rızk. İLE Taç. )
- DÂHİYÂNE ile/ve/||/<>/> ÂHİYÂNE
- DÂ-İ İPODERM | NOKRA[Ar. < NUKRA] ile/||/<> OKRA
( Büveleklerden ileri gelen, başta sığır olmak üzere çeşitli memeli hayvanlarda, seyrek olarak insanlarda rastlanan ve bu sinek kurtçuklarının sırt derisi altında oluşturduğu, son evrede ortası delik şişkinliklerle tanınan hastalık; hokra, imiç, okra. @@ Hipodermozis. )
( WARBLE | HYPODERMOSIS, WARBLES | WARBLES~WARBLES )
( HYPODERMOSE~VARRON )
( HYPODERMOSIS~... )
( DASSELBEULE~DASSELBEULE )
( IPODERMA~IPODERMOSI )
( ...~ΥΠΟΔΕΡΜΆΤΩΣΗ / υποδερμάτωση )
- DÂÎ[Ar. DÂVET < DUÂ] ile/ve/||/<> FEDÂÎ[Ar. FEDÂ < FİDÂ]
( Duâ eden kişi, duâcı. | Ol(uş)masına, neden olan şey. | Şîî-Bâtınî mezhepleri yaymayı görev edinen, bu mezheplerin propagandasını yapan kişi. @@ Bir amaç uğruna canını vermeye, her türlü tehlikeye atılmaya hazır kişi, kendini kurban olarak öne atan kişi, ölüm eri, serdengeçti. )
- DAI ile/>< TAI
( Dua eden. İLE/VE Tanrı'yı inkâr eden. )
- DAİM ile BÂKÎ
- DÂİM[Ar.] ile SERMED[Ar.]
- DAİM/LİK ile DAİMA ile DAİMİ/LİK
- DAİR[Ar.] ile/değil DAHİL[Ar.]
- DAİR ile DAİRE ile DAİRELİ ile DAİRESEL/LİK ile DAİRESİZ ile DAİRE KESMESİ ile DAİRE PARÇASI
- DAİRE ile/ve ÜÇGEN ile/ve KARE
( Hareketli. İLE/VE Etkin. İLE/VE Durağan. )
- DAİRE ile/ve/||/<> BAHİR
- DAİRE ile/||/<>/> BAHİR ile/||/<>/> VEZİN
( Bir kısa hece ve üç uzun hece. @@ ... @@ ... )
- DAİRE ile DAİRE DANSI ile ÇEMBERCİ ile DAİRELER ile TAÇ
( CIRCLE vs. CIRCLE DANCE vs. CIRCLER vs. CIRCLES vs. CIRCLET )
( دورزدن ile دايره زدن ile محيط دايره ile مدور ساختن ile حلقه زدن ile حلقه بستن ile چنبر ile چنبره ile دايره ile محفل ile حلقه ile چوبي ile عضو محفل ile دوائر ile دايرهوار حرکت کردن )
( DORZADAN ile DAYRAH ZADAN ile MAHYT DAYRAH ile MADVAR SAKHTAN ile HALGHEH ZADAN ile HALGHEH BASTAN ile CHENBAR ile CHENBAREH ile DAYRAH ile MOHFEL ile HALGHEH ile CHUBY ile OZV MOHFEL ile دوائر ile DAYRAYAVAR HARKAT KARDAN )
- DAİRE ile/ve OLANAK/KAPASİTE
- DAİRE[Ar.] ile/değil/=/||/<>/< SONSUZ/ÇOK KÖŞELİ/LİK / SONSUZ KENARLI ÇOKGEN
- DAİREDE:
İÇ ALAN ile/ve/<> DIŞ ALAN
- CIRCULAR ACCELERATOR[İng.] / ACCÉLÉRATEUR CIRCULAIRE[Fr.] / KREISFÖRMIGER BESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= DAİRESEL HIZLANDIRICI
- DEVRÎ TAKATTUB, TAKATTUB-İ DEVRÎ[Osm.] / CIRCULAR POLARIZATION[İng.] / POLARISATION CIRCULAIRE[Fr.] / KREISFÖRMIGE POLARISATION, ZIRKULARPOLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAİRESEL KUTUPLANMA
- DAİRESEL YÖRÜNGE ile/ve/||/<>/> ELİPTİK YÖRÜNGE
( Aristoteles. İLE/VE/||/<>/> Kepler. )
- DAİRESEL ile DAİRESEL DİZİN ile DAİRE TESTERE ile DOLAŞIMA SOKMAK ile DOLAŞAN ile DOLAŞAN ile DOLAŞIMDAKİ DEPOLAMA ile DOLAŞIM
( CIRCULAR vs. CIRCULAR LIST vs. CIRCULAR SAW vs. CIRCULATE vs. CIRCULATED vs. CIRCULATING vs. CIRCULATING STORAGE vs. CIRCULATION )
( حلقهاي ile دايره وار ile متحدالمآل ile دايرهاي ile دايرهوار ile حلقوي ile مدور ile بشکل دايره ile ليست دايره اي ile اره گرد ile منتشر کردن ile گردش کردن ile نشر کردن ile رايج کردن ile گرديدن ile تبليغ شدن ile منتشر ile ساري ile انباره گردشي ile ترويج ile گردش ile تيراژ )
( HALGHESAY ile DAYRAH VAR ile MOTEHADOLMAL ile DAYRAYAAY ile دايرهوار ile HALGHOY ile MADVAR ile BESHEKL DAYRAH ile LEYSET DAYRAH AY ile AREH GARD ile MONTESHAR KARDAN ile GARDASH KARDAN ile NESHAR KARDAN ile RAYJ KARDAN ile GARDYDAN ile TABLYGH SHODAN ile MONTESHAR ile SARY ile ANBAREH GARDASHY ile TROYJ ile GARDASH ile TYRAZH )
- DA'IY/MÜTEBENNÂ[< BENÎ] -ile
( Evlâtlık, evlât edinilen çocuk. (TEBENNÎ[< BENÎ] ile ABCDEF ( Evlât edinme. )
- DAKİK ile DAKİKA/LIK ile DAKİKA BAŞI ile DAKİKALARCA
- DAKİKA[Ar.] ile/ve/||/<>/< HAKİKA[Ar.]
- MINUTE[İng.] / MINUTE[Fr.] / MINUTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DAKİKA
- DAKKA" ile/değil DAKİKA
( Kapı çalıcı. | Kapı kapı dolaşan, eşik aşındıran. İLE Bir saatin altmışta biri ya da altmış saniyenin toplamı. )
- DAKKA[Ar. > DAKKÂK] ile/ve/||/<>/> DUKKA
( Kapı çalıcı. | Kapı kapı dolaşan, eşik aşındıran.[daḳḳa: Bir şeyi kırıp ufalamak. | Kapıyı çalmak.] İLE/VE/||/<>/> Birinin kapısını çalanın kapısı çalınır.[Men dakka dukka] )
- DAKTİLODA/KLAVYEDE:
A KLAVYE/DVORAK ile F KLAVYE ile E KLAVYE ile Q KLAVYE
( Klavyede, harflerin bulunduğu sol üst köşeye göre ad alırlar. )
( Hiyeroglif klavyesi... http://discoveringegypt.com/egyptian-hieroglyphic-writing/hieroglyphic-typewriter )
(
ile
)
( What I learned about languages just by looking at a Turkish typewriter )
( İHSAN SITKI YENER KİMDİR?
Liseyi, 1942 yılında, İzmir Ticaret Lisesi'nde bitirdi. Ortaokul yıllarında, daktiloda on parmak yazı yazmaya başlayan İhsan Sıtkı Yener, 1940'lı yıllardan itibaren standart klavye konusunda çalışmaya başladı.
Yüksek öğrenimini, 1946 yılında, İstanbul'da Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde tamamladı. Aynı yıl, Sultanahmet Lisesi'nde daktilografi öğretmenliği yaptı. Yüksek Lisans için ABD'ye giderek New York Üniversitesi'nde “Ölçme ve Değerlendirme” konusunda yüksek lisans yaptı ve aynı yıl doktorasını tamamladı.
Yener, 1946 yılında öğretmenliğe başladığı sırada, Türk dilinin özelliklerine göre yapılmış bir daktilo icat etme çalışmalarına başladı. "On parmak için ideal Türk Klavyesi"ni, 1955 yılında kabul ettirdi ve 1974 yılında tüm daktiloların F klavye olmasını sağladı. )
( Ümit Kıvanç'ın, "F klavye, Türkiye'de yapılmış tek düzgün iştir" yazısı için burayı tıklayınız... )
(
)
( Bilgisayarınızda klavyeler tanımlanmışsa "Alt + Shift" komutu ile direkt olarak geçiş yapabilirsiniz. Aynı klavyeyi ister F, ister Q olsun, hem F, hem Q olarak kullanabilirsiniz. )
( F klavyenin mucidi İhsan Sıtkı Yener, yaşamını kaybetti - 02 Eylül 2016 )
( )
( )
( Q klavyeyi oluşturan: Christopher Latham Sholes (1867) )
( "Neden Q (QWERTY) Klavye Kullanmaktan Vazgeçemiyoruz?" yazısı için burayı tıklayınız... )
- DAKTİLO/LUK ile DAKTİLO KAĞIDI ile DAKTİLO MASASI ile DAKTİLO ŞERİDİ ile DAKTİLO MAKİNESİ
- DAL -ile
( BRANCH )
- DAL/FINDIK ile/ve/||/<>/> ÇOTANAK
( ... İLE/VE/||/<>/> Üzerinde çok sayıda fındık bulunan dal. )
- DAL ile/ve/||/<> DAĞ
- DAL ile DAL ile DAL ile DAL ile DAL ile DAL ile DAL ile DAL
( Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri. | Kol, bölüm. | Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların biraraya gelmesiyle oluşan birlik, şube. İLE Arka, sırt. | Kol. | Boyun, ense. İLE Çıplak, yalın. İLE Zaman belirten sözcüklerin karşısına getirildiğinde sözcüğün anlamını güçlendirir. İLE Arap abecesindeki yazaç/harf. İLE Suda derinlere doğru ilerlemek. İLE Düşlemek, düşünmek, dalmak. İLE Bir tür Hint yemeği. )
- DAL ile DALLANMIŞ
( BOUGH vs. BOUGHED )
( شانه حيوان ile شاخهدار )
( SHANEH HEYVAN ile SHAKHEEDAR )
- DÂL ile/ve/> DELÂLET
- DAL ile FIŞKIN
( ... İLE Bir ağacın dibinden süren, ince dal. | Asma kütüğünde, hereğin üst yanında biten dal. )
- DAL ile/ve/||/<> KOL
( BRANCH vs./and/||/<> ARM/BRANCH )
- DAL ile ŞUBE ADRESİ ile DALLANMAK ile ŞUBELER ile BRANŞ ile BRANŞSAL ile DALLANMA ile DALSIZ ile DALCIK ile DALLANMA NOKTASI ile DALLI
( BRANCH vs. BRANCH ADDRESS vs. BRANCH OFF vs. BRANCHES vs. BRANCHIA vs. BRANCHIDAL vs. BRANCHING vs. BRANCHLESS vs. BRANCHLET vs. BRANCHPOINT vs. BRANCHY )
( شعبه ile انشعاب ile برزه ile غصن ile شاخ ile شاخه ile نشاني انشعاب ile منشعب شدن ile فروع ile شعب ile گوشک ماهي ile برانشي ile شاخه شاخه ile منشعب ile متفرع ile بي شاخه ile شاخهکوچک ile شاخچه ile نقطه انشعاب ile پرشاخه )
( SHABEH ile ENSHOAB ile BARZEH ile غصن ile SHAKH ile SHAKHEH ile NESHANY ENSHOAB ile MONASHAB SHODAN ile FORU ile SHAB ile GUSHK MAHY ile برانشي ile SHAKHEH SHAKHEH ile MONASHAB ile MOTEFARE ile BEY SHAKHEH ile SHAKHESKUCHAK ile SHAKHCHEH ile NAGHTEH ENSHOAB ile PORSHAKHEH )
- DAL ile/ve/||/<>/> TAÇ UTANGAÇLIĞI
( ... İLE/VE/||/<>/> Ağaç dallarının birbirine dokunamaması. )
- ZWEIG[Alm.] ile/değil/yerine/= DAL
- DALAI LAMA ile TASHI LAMA ile PACHA LAMA
- DALAK ile DALAK OTU
- DALAK ile/||/<> ERİTROBLAST FETALİS[İng. ERYTHROBLASTOSIS FETALIS] ile/||/<> SPLEN
( Kırmızı kan gözeleri yapımı, akyuvar yapımı, kırmızı gözelerin yapımı, kan deposu ve hastalıklarda kullanılan, karnın sol tarafında, mide ile diyafram arasında bulunan, süngerimsi yapıda, damarsal lenfoid organ. @@ Annenin anti-Rh+ antikorlarının bebeğin Rh+ kanındaki alyuvarları patlatması. Semptomları; Hayatı tehdit eden anemi, sarılık, ateş, ödem ve şişmiş dalak ve karaciğer. Ciddi vakalar kan değişimi ile tedavi edilir. @@ DalakDiyaframın altında, karın boşluğunda, yaklaşık bir yumruk büyüklüğünde yumuşak bir organdır. Dalak, dolaşım sistemine bağlı bir çıkmaz sokağa benzetilebilir. Kan, dalak içerisindeki geniş kanallar ve damarlar sisteminde yol alırken, dalak gözeleri ile muhatap olur. Dalak, kan fizyolojisi ile yakından alakalıdır. Dalağın vücut savunmasında aldığı rol büyüktür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DALÂL[Ar.] ile GAYY[Ar.]
- DALÂLET ile FAZLA/ZİYÂDE AŞK
( Fazla aşk/tutku, kişiyi birçok hatanın eşiğinde tutar. )
( Beşerin böyle dalâletleri var, Kendi yapar, kendi tapar. )
( ABERRATION vs./< TOO MUCH LOVE )
- DALAMA ile DALAMAN
- DALAMAK ile DAL ile DALICI
- DALANMAK ile DALAN ile DALANCI/LIK
- DALAŞMAK ile DALAŞTIRMAK ile DALAŞABİLMEK ile DALAŞ
- DALAVERE ile DALAVERECİ/LİK
- DAL/BUDAK/ÇANGAL ile BURÇ
( ... İLE Ağacın taze dalı, filizi. )
- DALDALANMAK ile DALDAN DALA
- DALDIRMA ile DALDIRMA
( DIP vs. DIPPING )
( شيب ile جيب بر ile فرو رفتگي ile فروبري )
( SHYBE ile JYBE BAR ile FORO RAFTAGY ile FOROBARY )
- DALDIRMA ile DALDIRMA ÇAY
- IMMERSION[İng.] / IMMERSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DALDIRMA
- DALDIRMAK ile/ve/<> BATIRMAK
- DALDIRMAK ile DALDIRTMAK ile DALDIRILMAK ile DALDIRABİLMEK ile DALDIRIVERMEK
- D'ALEMBERTSCHES PARADOXON, D'ALEMBERTS PARADOX[Alm.] ile/değil/yerine/= D'ALEMBERT ÇATIŞKISI/PARADOKSU
- d'ALEMBERT İLKESİ ile/ve/<> d'ALEMBERT AÇMAZI/PARADOKSU
( m kütleli bir nesne üzerine etkiyen birden fazla dış kuvvetler, cisme, a ivmesi kazandırdığında, uygulanan kuvvetlerin vektörel toplamının F büyüklüğü, ma'ya eşittir. Eğer -ma; etkin kuvvet ya da iç kuvvet olarak kabul edilirse, bu kuvvetlerle sistemin iç kuvvetlerinin toplamı eşittir ve F - ma = 0 ile gösterilir. İLE/VE/<> İlk hızı sıfır ya da düzgün hareket eden, ağdalı olmayan ve sıkıştırılamaz çok büyük kütleli bir akışkan içinde bir doğru boyunca sabit hızla hareket eden bir cisme hiçbir kuvvet etkimez. )
( 1752 )
- D'ALEMBERT'S PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE DE D'ALEMBERT[Fr.] / D'ALEMBERT-PRINZIP/GRUNDREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= D'ALEMBERT İLKESİ
- DALEMBERT İLKESİ ile/||/<> NEWTON YASALARI
( DAlembert dinamiği statiğe çevirir (F-ma)=0, Newton F=ma. )
( Formül: (F - ma) = 0 denge )
( Isaac Newton tarafından 1687 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- D'ALEMBERT'S PARADOX[İng.] / PARADOXE DE D'ALEMBERT[Fr.] ile/değil/yerine/= D'ALEMBERT PARADOKSU
- DALFİDAN ile DALFİDAN BOYLU
- DALGA BOYLARI ile/ve DALGA GENLİĞİ
( Işığın rengini oluşturur. İLE/VE Işığın şiddetini[intensity] ya da parlaklığını[brightness] oluşturur. )
- WAVELENGTH SELECTOR[İng.] / WELLENLÄNGE AUSWÄHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= DALGA BOYU SEÇİCİ
- DALGA BOYU ile/||/<> FREKANS
( Dalga boyu uzaysal periyot İLE frekans zamana göre tekrar sayısıdır )
( Formül: λ İLE f=1/T İLE c=λf )
( James Clerk Maxwell tarafından 1865 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
(1996'dan beri)