FELSEFE [PHILOSOPHY]

- TEHLİKELİ DURUM ile/ve/||/<> DURUM, TEHLİKELİ

- TEHLİKELİ ile/ve/değil/||/<>/< DUYARLI/HASSAS

- TEİZM ile DEİZM

( Tanrı, kendini, insana, yine, Tanrı'nın insana bağışlamış olduğu Vahiy ile bildirir. İLE
Kişi, Tanrı'yı, kendi insan Akıl'ını kullanarak bulur. )

- TEK ANLAMLI = VAHİD-ÜL-MÂNÂ = UNIVOCAL[İng.] = UNIVOQUE[Fr.] = EINDEUTIG[Alm.] = UNIVOCUS[Lat.]

- TEK BAŞINA YÜRÜMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> KARANLIKTA YÜRÜMEK

- TEK BOYUTLULUK ile/değil/yerine/> DERİNLEŞME

- TEK DÜZE ile/ve/değil/||/<> TEK TİP

- TEK NEDEN ile/ve/değil ÖNEMLİ NEDEN

- TEK TANRICI ile/değil TEK TANRILI

- TEK TANRILI DİN/LER ile/ve TEK TANRILI VAHİY DİN(LER)İ


- TEK TEK ŞEY ile HER ŞEY

- TEK TEK ŞEYLERİ BİLMEK ile/ve İKİ ŞEYİ (NİSPETSİZ) BİLMEK ile/ve İKİ ŞEY ARASINDAKİ İLİŞKİYİ BİLMEK ile/ve "...DIR" TASDİĞİNİ BİLMEK

- TEK TEK ile/ve/<> AYRI AYRI ile/ve/<> YAVAŞ YAVAŞ ile/ve/<> GENİŞ GENİŞ

- TEK TİPLEŞTİRME" ile/değil ASGARİ KOŞULLAR

- TEK YİYEN ile/ve/||/<> HAK YİYEN

( Tek ölür. İLE/VE/||/<> Zor/kötü ölür. )

- TEK YÖN ile/ve/||/<> KARŞIT/TERS YÖN ile/ve/||/<> ÇOKLU YÖN

- TEK ile/ve/||/<>/> ÇİFT ile/ve/||/<>/> BİR

( [DÜŞÜNCEDE:] Yok edilebilir. İLE/VE/||/<>/> Yok edilemez. İLE/VE/||/<>/> Var eder, bireştirir/tevhîd ettirir. )

- TEK ile/ve/<>/>< ÇOK

( Aşkın. İLE/VE/<>/>< [Doğaya] İçkin. )

- TEK ile/ve/değil SONSUZCA TEK

- TEK ile/ve/değil/||/<>/< TEPEDE


- TEKÂMÜL[Ar. < KEMÂL] ile/ve/değil/||/<>/< TEKÂBÜL[Ar. < KABL]

- TEKBENCİLİK = ENEİYE = SOLIPSISM[İng.] = SOLIPSISME[Fr.] = SOLIPSISMUS[Alm.] = SOLUS:YALNIZ, TEK, IPSE:BEN[Lat.]

- TEKÇİLİK ile İKİCİLİK

- TEKÇİLİK ile İNDİRGEMECİLİK

- TEKÇİLİK = VAHDETİYE = MONISM[İng.] = MONISME[Fr.] = MONISMUS[Alm.] = MONOS[Yun.]

- TEK-ÇOK PARADOKSU ile/ve SONLU-SONSUZ PARADOKSU

- TEKELLÜM[Ar. KELÂM] ile ...

( Söyleme, konuşma. | Bir yazarın kendini ölmüş sayarak yazı yazması. )

- TEKEMMÜL[Ar. < KEMÂL] değil/yerine/= YETKİNLEŞME

( KEMÂLE GELME, KEMÂL BULMA, OLGUNLAŞMA )

- TEKER TEKER ile/ve/||/<> TEKRAR TEKRAR

- TEKERLEME ile İNDİRGEME


- TEKERRÜR[Ar.] değil/yerine/= YİNELENİM/YİNELENMEK/TEKRARLANMAK

- TEKHNE [+ LOJİ] > TEKNOLOJİ

( Araç yapıp kullanmak. > Bilim/akıl. )

- TEKİL-ÇOĞUL ile/ve TİKEL-TÜMEL

( Dilbilgisi. İLE/VE Mantık. )

- TEKİL ile/ve/||/<>/< AYRI

- TEKİL ile/ve/||/<>/< KOPUK

- TEKİL = MÜFRET = SINGULAR[İng., Alm., İsp.] = SINGULIER[Fr.] = SINGULARIS[Lat.]

- TEKİL </<> | TİKEL <> TÜMEL |

( Aydın Birey. < Kültür. VE||/<>/> Uygarlık. )
( Buradaki Tekil'lik, Tümel ile Tikel'in çelişik birliği olarak Aydın-Kişi'dır. )
( İnsanı, insana, < insanla, VE||/<>/> insanca anlatmak. )

- TEK/İL/LİK ile/ve/<> EŞSİZ/LİK

- TEKİL/LİK ile/ve/değil/||/<>/< ÖZGÜN/LÜK

- TEKİL/LİK ile TANIMSIZ/LIK

( SINGULAR )

- TEKİN ile/>< TEKİNSİZ

( Boş, içinde kimse bulunmayan. | Güvenilir (kişi, yer). | İçinde doğaüstü "varolanlar" bulunmadığına inanılan (yer). | Eski Türklerde bir babanın taşınmaz mallarının mirasçısı olan en küçük oğlu. İLE Tekin olmayan, uğursuz. | Güvenilir olmayan, muammalı (kişi, yer). | Belirli davranış ya da sözlerin bir toplumca, bir toplumsal öbekçe tehlikeli sayılması ve olumsuz yaptırımlara bağlanarak yasaklanması, tabu. )

- TEKİT[Ar.] değil/yerine/= GÜÇLENDİRME, SAĞLAMLAŞTIRMA | ÜSTELEME

( Bir düşünce ya da istek üzerinde durmak, direnmek, ısrar etmek. | Sayrılık, hastalığın yeniden ortaya çıkması, nüks etmesi, depreşmesi. )

- TEKLEŞME ile TEKELLEŞME

( Tek duruma gelme. | Ünsüz tekleşmesi. İLE Tek başına sahip olma. )

- TEKLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< BİREŞTİRME/TEVHİD

- TEKLİ KONUŞMA / SALT DİYALOG ile/değil/yerine ÇOKLU KONUŞMA/DİYALOG

( İdeolojiye gider. İLE/DEĞİL/YERİNE Felsefeye gider. )

- TEKLİF ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖLÇÜT

- TEKLİFSİZ BİRLİKTELİK ile/ve NEDENSİZ BİRLİKTELİK

- TEKNİK DİL/JARGON ile/ve ÖNYARGI

- TEKNİK (/KONU) ile DERİN (/KONU)

- TEKNOKRASİ ile/ve/||/<> TEKNOKRAT

( Sanayi, ekonomi ve devlet yönetiminin politikacılar değil uzmanlar, teknisyenler ve uygulayımcılar tarafından yönetilmesine dayanan düzen. İLE/VE||/<> Teknokrasiden yana olan. | Teknokrasi içinde yer alan, yönetici konumundaki mühendis, mimar, teknisyen, iktisatçı vb. çalışanların ortak adı. | Ekonomik mekanizmaların kuramsal incelenmesine dayanan ancak insan etkenini her zaman yeterince göz önünde bulundurmayan devlet adamı ya da memur. )

- TEKNOLOJİ[İng., Fr. < TECHNOLOGY < Yun. TEKHNE]/İLM-İ HİYEL[Ar.] değil/yerine/= UYGULAYIMBİLİM

- TEKNOLOJİ ve/<> FELSEFE ve/<> İDEOLOJİ ve/<> SANAT

( [Nesneleri ve olanakları] [Daha da] Yararlı kılar. VE/<> Açıklar. VE/<> Değiştirir. VE/<> Yeniden yaratır. )

- TEKRAR GÖVDELENMEK ile YENİDEN DİRİL(T)MEK/CANLAN(DIR)MAK

- TEKRAR NÜKS" değil NÜKS

- TEKRAR ile/ve/||/<> İDDİA

- TEKRAR ile/ve PEKİŞTİRME

- TEKRAR ile/ve PEKİŞTİRME

- TEKRAR[Ar.] ile/ve/||/<> TAKRİR[Ar.]

- TEKRAR/TEKRÎR[Ar.] (ETMEK) değil/yerine/= YİNELEME

( "Yineleme, istismar edilmiş çocuğun, dilsiz dilidir." - Judith L. HERMAN )

- TEKRARLAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< İRDELEMEK


- TEKRARLAMAYIM değil TEKRARLAMAYAYIM

- TEKRİR değil/yerine/= YİNELEM

- TEKSÎF[Ar. < KESÂFET] değil/yerine/= KOYU VE SIK YAPMA, BİR SIVIYI KOYULAŞTIRMA | DOKUMA VE SÂİREYİ SIKLAŞTIRMA | ŞEFFAFLIĞINI GİDERME | YIĞMA, TOPLAMA

- TEKTANRICILIK = VAHDANİYE = MONOTHEISM[İng.] = MONOTHÉISME[Fr.] = MONOTHEISMUS[Alm.] = MONOS:TEK, THEOS:TANRI[Yun.]

- TEKTİR ile/değil TEKDİR

( Tek olduğunu belirtme, kesinleştirme. İLE/DEĞİL Azarlama. )

- TEKVİNÎ ÖNERME ile/ve TEKLİFÎ ÖNERME ile/ve İHBARÎ ÖNERME ile/ve TEVİLÎ ÖNERME ile/ve İNŞAÎ ÖNERME

- TEKVİN/Î ile/ve TEKLİF/Î ile/ve TEDVÎN/Î

- TELÂFÎ[Ar.] değil/yerine/= GİDERME

- TELÂFİSİ ZOR değil/yerine/= GİDERMESİ GÜÇ

- TELÂKİ[Ar. < LİKA] ile TELÂKKİ[Ar. < LİKA | çoğ. TELÂKKIYYÂT]

( Birbirine karşı gelip buluşma, karşılaşma, birbirine ulaşma, birleşme. İLE Alma, kabul etme. | Kişisel görüş/anlayış. )

- GÖRÜŞ/ANLAYIŞ/TELÂKKİ[Ar.] ile SAYMAK/ADDETMEK[Ar.]

- TELÂŞ ile/değil/yerine/>< GAİLE/UĞRAŞ

- TELA'SÜM[Ar.] ile TELÂZUM[Ar.]

( Yanıt verilecek yerde veremeyip kekeleme. | Saçmasapan yanıt verme, kemküm etme. | Dil dolaşma. İLE Birbirini gerektirme ilişkisi. )

- TELÂZUM[Ar.] değil/yerine/= BİRBİRİNİ GEREKTİRME İLİŞKİSİ

- TELEF[Ar.] (ETMEK) ile/ve/||/<> HEBÂ[Ar.] (ETMEK)

( Hayvanın yok edilmesi, öldürülmesi. | Boş yere tüketme, yıpratma. İLE/VE/||/<> Hiçbir işe yaramadan yok olma, boşa gitme. )

- TELEOLOJİ[İng.] değil/yerine/= EREKBİLİM

- TELEOLOJİ ile TEOLOJİ

- EREKBİLİM/TELEOLOJİ ile TANRIBİLİM/TEOLOJİ

( Erekbilim. İLE Tanrıbilim. )

- TELEPATİ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> !TLpati

( ... @@ (Düşük) Para hırsı. )

- TELESKOP ile/ve/<> RADYO TELESKOPU

( Dünyanın en büyük ve en duyarlı single-dish radyo teleskopu, Porto Riko'dadır. )

- TELEVİZYON (İZLEMEK)
ile/ve/değil/yerine/><
KİTAP (OKUMAK)

( )

- TELEVİZYON ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KANAL

( Kişi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Kavram. )

- TELİF ile/ve/||/<> MÂNÂ

- TELİF ile METİN

- TELÎF[Ar.] ile/ve/||/<> TASNÎF[Ar.]

( Birbiriyle ilişkisi yokmuş gibi sanılan, uzak, dağınık verileri toparlar. İLE/VE/||/<> Sınıflamak.[Var olan verileri kullanışlı duruma dönüştürür.] )

- TELKİH[Ar.] değil/yerine/= AŞILAMA

- TELKİN ile/ve/değil/||/<>/> TERCİH

- TELLERİ(MİZİ) KARDEŞ EYLEMEK ve/||/<>/> SAZI(MIZI) DÜZENLEMEK

- TELVİN ve/> TEMKİN

- TEMA[İt.]/THEMA[İng.] değil/yerine/= ANA DÜŞÜNCE, İZLEK

( Bir sanat yapıtında, işlenilen, geliştirilen ana düşünce. )

- TEMÂŞÂ[Fars.] ile MANZARA

( Bakıp izleme. | Gezme[KONTEMPLASYON, İng. CONTEMPLATION] İLE Bakılan, izlenen. )

- TEMÂSÜL ile/>< İHTİLÂF

( Benzeme, benzeyiş.[MÜŞÂBEHET] | Kesirsiz bölme, kabul etme. İLE Anlaşmazlık. )

- TEMAYÜL" (ETMEK/EDEMEMEK) ile/değil TAHAYYÜL (ETMEK/EDEMEMEK)

- TEMÂYÜL/MÜTEMAYİL değil/yerine/= EĞİLİM/Lİ

- TEMAYÜL ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ

( Eğilim, genel yönelme. @@ Eğilimin tek bir noktada yoğunlaşmış durumu. )
( "İlme karşı temayülü vardır." @@ "Belirli bir ilmi mevkie dair şibak nihali teşekkül etmiştir." )

- TEMAYÜL[Ar.] ile/değil TEAMÜL[Ar.]

( Eğilim/yönseme. İLE/DEĞİL Bir yerde öteden beri olagelen davranış. | Tepkime. | Uygulama/pratik. )

- TEMÂYÜL[Ar.] değil/yerine/= YÖNSEME/EĞİLİM

( Belirli bir amaca ya da sonuca yönelen, etkinliğe dönüşmeyen etki gücü. )

- TEMBEL ile/değil/yerine/>< DERTLİ

( Uyanık iken uyuyan. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Uykudayken uyanan. )

- TEMBEL değil/< HAREKETE GEÇİRİLEMEYEN

- TEMBELEMEK" değil TENBİH


- TEMBELLİK ile/değil/yerine/>< DAYANÇ/SABIR

- TEMBEL/LİK ile/değil TESLİM/İYET

- TEMBEL/LİK ile/ve/||/<> YETERSİZ/LİK

- TEMEL DEĞERLER ve/||/<>/< TEMEL ÇELİŞKİLER

- TEMEL İLKE/LER ile/ve/değil/yerine ANAHTAR KAVRAM/LAR

- TEMEL KABULLER/AKSİYOMLAR:
VAR OLUŞ
ile/ve/||/<> BAĞIMSIZLIK ile/ve/||/<> DEĞİŞMEZLİK/BENZERLİK ile/ve/||/<> BİLİNEBİLİRLİK ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK ile/ve/||/<> PAYLAŞILABİLİRLİK/ANLATILABİLİRLİK

- TEMEL MANTIĞIN:
"AŞILMASI"
değil EKLENMESİ

- TEMEL SORUN ile/ve YAYGIN TEMEL SORUN

- TEMEL ile/ve/değil BAĞLAM

- TEMEL = ESAS = GROUND, BASIS, FOUNDATION[İng.] = FONDEMENT, PRINCIPE[Fr.] = GRUND, GRUNDLAGE, FUNDAMENT[Alm.] = FUNDAMENTUM[Lat.] = FUNDACIÓN[İsp.]


- TEMEL ile KLASİK

- TEMEL ile/||/<> KOŞUT(PARALEL)

- TEMEL ile NİYET

- TEMEL ile/ve/<>/> SÜREÇ ile/ve/<>/> (")SONUÇ(")

( Hiçbir nesne/kavram/olgu, taşıdığı/yansıttığı ada/olguya, kendine daha uygun bir ad/tanım bulunmasını olanaksızlaştıracak derecede bağlı değildir. )
( Süreci kavramadan, sonuçlar konuşulamaz!
Süreç düşünülmeden ve konuşulmadan, "sonuç"/lar konuşulamaz! )
( Sefer. İLE/VE/<>/> "Zafer". )
( Yargılama. İLE/VE/<>/> Yürütüm[infaz]. )
( Âlim ve âriflerin takibi, tutumu, ilgilendiği, odaklandığı, öncellediği. İLE/VE/<>/> Câhillerin, gençlerin, çocukların, toplumların, "güçlüler"in, yetersizlerin, eziklerin, kibirlilerin, kendini ya da başkalarını küçümseyenlerin, keyifçilerin, hazcıların, çıkarcıların, "avcı"ların, kozcuların, kumarbazların "tavrı", aradıkları, "öncelledikleri", saplandıkları, müşterisi ve bağımlısı oldukları. )
( Zihinleri/akılları devrede olanlar/tutanların ilgilendiği. İLE/VE/<>/> Duyguları ağır basanların duyarsızlığı/kayıtsızlığı. )
( Gerçekliklerle yüzleşebilenlerin ilgilendiği. İLE/VE/<>/> Beklenti(sin)de olanların uğraştığı/didiştiği. )

- TEMEL ile/ve/||/<>/> TAMAMLAYICI

- TEMEL ve TEEMMÜL

- TEMEL ile/ve/||/<> TÖZ

- TEMEL:
"KARGAŞA/SI"
değil KARMAŞA/SI

- TEMELLENDİRME ile/ve/<> DAYANDIRMA

- TEMELLENDİRME ile GEREKÇELENDİRME


- TEMELLENDİRMEK ile/ve/||/<>/> DEĞERLENDİRMEK

- TEMEL/LENDİRMEK ile/ve/||/<> NEDEN/SELLEŞTİRMEK

- TEMELLENME ile/ve/||/<>/> AÇIĞA ÇIKMAK

- ... TEMEL/Lİ ile ... DAYANAK/LI

- TEMELLİ ... ile/ve/değil/||/<> KALICI OLARAK

- TEMELLİ ile KÖKTEN ile TOPTAN

- TEMERKÜZ[Ar. < MERKEZ] değil/yerine/= MERKEZ TUTMA | TOPLANMA | BİRİKME, YIĞILMA | [kimya] DERİŞME, KOYULAŞMA

- TEMESSÜL[Ar. < MİSL] ile/değil/yerine/= BENZEŞME | ÖZÜMLEME

( Bir biçim ve sûrete girme. | İnsan biçiminde görünme. | Benzeşme. İLE/DEĞİL/YERİNE/= [biyoloji] Özümleme. )

- TEMEVVÜC[Ar. < MEVC] değil/yerine/= DALGA/LANMA

- TEMİZLEME ile SOYUTLAMA


- TEMİZLEMEK ile/ve/değil/||/<>/< YALITMAK

- TEMİZ/LİK ve/<> GÜZEL/LİK

- TEMMUZ ile ...

( Bitki/ağaç tanrısı. | Güneş tanrısı. | Orakayı. )

- TEMPORALİTE değil GEÇİCİLİK

- TEMSİL ile/ve/||/<> OLUMSUZ TEMSİL

- TEMSİL ile/ve/||/<>/> TERSİM

- TEMSİL/İYET ile TESLİM/İYET

- TEMSİLİ GİBİ değil [sadece] TEMSİLİ ya da GİBİ

- TEMSİLLER ile/ve/||/<> TEMSİL ÇOKLUSU

- TENÂKUS[< NAKS] ile TENÂKUZ[< NAKZ]

( Azalma, eksilme. İLE Çelişme, karşıtlık. )

- TENÂKUZ ile ZIT

( Üçüncü şıkkın olanaksızlığı vardır. İLE Üçüncü şıkkın olanaksızlığı yoktur. )

- TENÂSSUH[Ar.] ile TENÂSÜH[Ar. < NESH]

( Aklı başına gelme. Öğüt alma/dinleme. İLE Canlılığın sürekliliği inancı. Ölümden sonra yaşamın insandan insana, hayvandan insana ya da insandan hayvana geçmesi inancı. | Mirasçının, mirası almadan önce ölümüyle, miras malın onun mirasçılarına kalması. | Bazı hayvanların kurttan kelebek durumuna dönüşmesi. )

- TENÂSUH[< NESH] ile İTTİHAD[< VAHDET] ile HULÛL

( ... İLE Bir olma, birleşme, aynı düşüncede olma, birlik. İLE Gelip çatma. | Girme. )

- TENÂSÜL ile/değil TENÂSÜH

- TENASÜP[Ar.] değil/yerine/= ORANLIK, ORAN/TI, UYMA, YAKIŞMA

( Aralarında uygunluk bulunma. | Birbiriyle ilgili söz ya da kavramların dizelerde toplanması sanatı. )

- TENÂZUR[Ar. < NAZAR]/SİMETRİ[Fr./İng.] değil/yerine/= BAKIŞIM

- TENCERE ile/ve/||/<> PENCERE

( Eli olmamak. İLE/VE/||/<> Gözü olmamak. )

- TENDE OLMA(MA)K/KALMA(MA)K ile BEN'DE/BENDE OLMA(MA)K/KALMA(MA)K

- TENEŞİR[Fars. < TENŞÜR] ile/ve/||/<> MUSALLA[Ar.] ile/ve/||/<> KATAFALK[Fr. < CATAFALQUE]

( Kırkından sonra azanı, teneşir paklar. )
( Üstünde ölü yıkanılan mermer/kerevet. İLE Namaz kılmaya yarayan, açık yer. | Camilerde, cenaze konulup önünde namaz kılınan yer. İLE Önünden geçilerek kendine saygı gösterilmek istenen ölünün tabutunun konulması için yapılmış yüksek yer. )

- TENESSÜR[Ar. < NESR] ile TENEŞŞÜR[Ar. < İNTİŞÂR < NEŞR]

( Açılma, serpilme, yayılma. İLE Yayılma, dağıtma. | Üreme. | Gizli bir şeyin, ağızdan ağıza yayılması. | Genelleşme. | [fizik] Ayrılma,[Fr. DISPERSION]. | [kimya] Dağılım, yayınma, difüzyon. )

- TENEVVÜ'[Ar. < NEV | çoğ. TENEVVÜÂT] ile TENEVVÜR[Ar. < NÛR]

( Çeşitlenme, çeşitlilik. İLE Nurlanma, parlama, ışıldama. )

- TENKİDİ[Ar.] değil/yerine/= ELEŞTİRİLİ, ELEŞTİRMELİ

- TENKİT[Ar. < NAKT] ile TENKİT[Ar.] ile TENKİD[Ar. < NAKD | çoğ. TENKİDÂT]

( Noktalama. | Tümce içinde, noktalamaları kullanma. İLE Temizleme, fenâsını atma. İLE Bir konuya özgü yazıyı ya da yapıtı, değer bakımından gözden geçirme, eleştirme.
)

- TENKİT(MUAHEZE) ile ELEŞTİRİ

( Olumsuz eleştiri. İLE
Hem olumlu, hem olumsuz olabilir. )

- TENKİT ile SAPTAMA/BELİRTME

- TEN/SEL ile/ve/değil/<> TİN/SEL

- TEN[Fars.]/SEL ile/ve/<> TİN/SEL ile/ve/<> TİN

( Ten, tinin zemini olamaz. )
( Giysi tenden, ten de candan habersiz! )
( Nedeni dışarıda olan. İLE Nedeni ve ereği/amacı kendinde olan. )
( Gövdenin dış yüzü, deri, cilt. | Gövde, vucut, beden. İLE/VE/<> İnsanın ve insanlığın toplam değeri, birikimi. )

- TENSİP[Ar.] değil/yerine/= UYGUN BULMA, YARAŞTIRMA

- TENSÎR[Ar. < NESR] ile TENSÎR[Ar. < NASRÂN]

( Saçma, serpme. | Nazmı, nesre dönüştürme. İLE Birini Hristiyan yapma. )

- TENVİR[Ar.] değil/yerine/= AYDINLATMA | BİLGİ VERME


- TENZİH ile SELB

- TENZİH ile TAKDİS

( Soyutlayarak yüceltme. İLE Somutlaştırarak yüceltme. )

- TENZİH ile TATİL

- TEŞBİH:
TENZİHSİZ
ile/değil/yerine/>< TENZİHLİ

( Şizofrenik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sanat. )

- [TENZİH-TEŞBİH ile/ve/> TENZİHTE TEŞBİH, TEŞBİHTE TENZİH] ile/ve/değil/yerine/> HEM TENZİH, HEM DE TEŞBİH | NE TENZİH, NE DE TEŞBİH

- TENZİL[Ar.] ile TENZİH[Ar.]

( İndirme. İLE İndirgeme/benzetme. )

- MERKEZCİLİK:
TEO
ile/ve/<>/> HOMO ile/ve/<>/> ETNO ile/ve/<>/> GEO ile/ve/<>/> EGO ile/ve/<>/> ECO

- TEOGONİ ile/ve KOZMOGONİ ile/ve ANTROPOGONİ ile/ve ESKATOLOJİ(MEAD)

- TEOKRASİ ile/ve/||/<> ARİSTOKRASİ ile/ve/||/<> MONARŞİ ile/ve/||/<> ANARŞİ

- TEOLOJİ:
ATLAS FELEĞİNİN İÇ BÜKEYİ
ile/ve AY FELEĞİNİN DIŞ BÜKEYİNİN ARASI/NDAKİ/LER


- TEOLOJİ/İLÂHİYAT ile METAFİZİK

- TEOLOJİ:
TANRIBİLİM
değil DİN BİLİMİ

- TEOLOJİ ile/ve/< KOZMOLOJİ

( Fiziği atlayarak felsefe, kozmolojiyi atlayarak ilâhiyat olmaz! )

- TEOLOJİ ile/ve/||/<>/> METAFİZİK ile/ve/||/<>/> POZİTİVİZM

- TEOLOJİ ile TEOZOFİ ile TEOGONİ

( Tanrıbilim. İLE Tanrı Bilgeliği. )

- TEOLOJİK GÜVENLİK ALANI ile/ve EPİSTEMOLOJİK GÜVENLİK ALANI ile/ve ETİK GÜVENLİK ALANI ile/ve ESTETİK GÜVENLİK ALANI

- TEOREM[Fr.] ile/ve/değil/||/<>/< TEORİ[Fr.]

( Kanıtlanabilen bilimsel önerme. | Mantıksal usa vurma ile kanıtlanan önermenin ya da özelliğin bildirimi. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Kuram. )
( Matematik ya da mantıkta, aksiyomlara ve önceki teoremlere dayanarak kesin olarak kanıtlanmış bir önerme.[Mutlak doğruluğu kanıtlandığından tartışmaya açık değildir.] İLE Bilimsel yöntemle kanıtlanmış, gözlemlerle desteklenen ve geniş bir olgular bütününü açıklayan genel bir çerçeve.[Hipotezden gelişir ve yanlışlanabilir nitelikte olmasına karşın genellikle geniş kabul görür.] )

- TEORİ ile THEORIA

( Varsayımın bir iddia biçimine getirilmesi. İLE Şeyin özünü yakalayacak biçimde bütüne bakmak. )

- KURAM/TEORİ ile/ve ÜTOPYA

( ... İLE/VE Hayalini biçimlendirmek/eğitmek. )

- TEPELEMEK yerine ANLAŞMAK VE/> ANTLAŞMAK


- TEPKİ:
"ÖZGÜRLÜĞE KARŞI"
değil ÖLÇÜSÜZLÜK/KEYFİYET PROPAGANDASINA KARŞI

- TEPKİ ile/ve/||/<> DİŞ GÖSTERMEK

- TEPKİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DIŞAVURUM

- TEPKİ ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNMEK

- TEPKİ ile/değil/yerine/>< YANIT

( "Tepki" mi, yanıt mı?

Restoranın birinde, bir gün, aniden bir hamamböceği belirdi ve orada bulunan bir kadının üzerine çıktı.

Kadın, korkudan çığlık atmaya başladı.

Titreyen seleniyle ve panikle hamam böceğini üzerinden elleriyle atmaya çalışırken zıplamaya başladı.

Onun bu tepkisi bulaşıcı olmuştu, bulunduğu yerdeki kişiler de paniklemişti.

Kadın, sonunda hamam böceğini üzerinden atmayı başardı derken... Başka bir kadının üzerine düştü hamam böceği.

Şimdi aynı şeyleri yaşamak için sıra başka bir kadındaydı.

Garson, hemen imdatlarına koştu.

Bu nöbet değişiminde, bu sefer de hamam böceği garsonun üzerine düştü.

Garson, dimdik durdu, kendini toparladı ve gömleğindeki hamam böceğinin davranışlarını gözlemledi.

Kendine yeterince güvendiğini gördüğünde, hamam böceğini parmaklarıyla tutarak, restorandan dışarı çıkardı.

Curcunayı izlerken, zihnimde birkaç düşünce oluştu ve merak etmeye başladım. Kadınların bu tiyatral, abartılı hareketlerinden hamam böceği mi sorumluydu?

Eğer öyleyse neden garson rahatsız olmadı?

Durumu, mükemmele yakın bir biçimde, hiçbir kargaşa çıkarmadan çözümledi ve çözdü.

Buna neden olan, hamam böceği değildi. Hamam böceğinin neden olduğu rahatsızlığı o kadınların giderebilecek beceriyi göstermemesiydi. Onları bu denli rahatsız eden buydu.

Fark ettim ki, babamın, karımın/kocamın ya da patronumun bağırması değildi beni rahatsız eden. Bana bağırmalarıyla başlayan rahatsızlığımla başa çıkamamam ya da başa çıkmaya çalışmamamdı.

Yoldaki trafik değildi beni rahatsız eden. Trafik sıkışıklığıyla oluşan sıkıntılı durumu çözemeyecek olmamdı.

Yaşamımdaki kargaşayı yaratan neden, sorunun kendinden çok benim ona verdiğim tepkiydi.



Öyküden çıkarılabilecek bazı dersler:

Anladım ki, yaşamdaki olaylara doğrudan ve ani tepki vermemeliyim. Onun yerine, olaylara ve durumlara yanıt vermeliyim.

Kadınlar, hamam böceğine tepki verirken, garson ise yanıt verdi.

Tepkiler, içgüdüsel olarak gösterilen "davranışlarken", yanıtlar ise etraflıca düşünülerek oluşturulmuş tutumlardır.

YAŞAMI anlamanın çok daha iyi ve kolay yolu.

MUTLU olan biri, yaşamındaki her şeyin yolunda olmasından dolayı mutlu değildir.

MUTLU olmasının nedeni, yaşamındaki olaylara karşı tutumunun gereken ve isabetli olmasıdır. )

- TEPKİSELLİK ile/değil/yerine İKNÂ

- TEPKİSİZLİK ile/ve/değil/||/<>/< SİLAHSIZLANMA

- TERAKKİPERVER[Ar. + Fars.] değil/yerine/= İLERİCİ

- TERBİYE ETMEK:
ÇOCUKLARIMIZI
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KENDİMİZİ

- TERBİYE[< RÜBÜV) ile TA'LÎM[< İLM]

( Besleyip, bütütme; Eğitim; Görgü; Alıştırma; Bedeni eğitmek. İLE Aklı eğitmek, öğrenme, öğretim. )

- TERBİYE ile YOK ETMEK

- TEREDDÜT[Ar.] ETMEK değil/yerine/= İKİRCİKLENMEK/DURAKSAMAK/VARGISIZ KALMAK

- TEREDDÜT/D[Ar. < REDD] ile ENDÎŞE[Fars. < DÂNİŞ]

( Kararsızlık. İLE Bilgiden/bilimden uzak olma. (durumu/sonucu) [DÂNİŞ: Biliş, bilgi, ilim.] )

- TEREDDÜT/ŞÜPHE değil/yerine/= İKİRCİK/DURAKSAMA/VARGISIZLIK

- TEREKKÜP[Ar.] değil/yerine/= BİLEŞME

( Birkaç şeyin bileşmesinden oluşma. )

- TEREVVUH[Ar.] değil/yerine/= BİR ŞEYDEN KOKU ALMA

- TERİM:
AD
ile/ve/||/<>/> GÖNDERİMİ

- TERİM[TERMİNUS: Sınır tanrısı/putu.] ile JARGON

- TERİMLERİN/KAVRAMLARIN KULLANIMINDA:
FARKLILIK
ile/ve/değil/yerine YEĞLEME

- TERK ile DERK

( Bırakma, ayrılma. | Vazgeçme. | Bırakma, ihmal etme. İLE Anlama, kavrama. )

- TERK ile/değil/yerine/||/<>/< TERCİH

- TERK[Ar.] ile/ve/||/<>/> TESLİM[Ar.]

- TERKİB[Ar. < RÜKÛB] değil/yerine/= BİRLEŞTİRME

( BİRKAÇ ŞEYİ BİRLEŞTİRİP KARIŞIK BİR ŞEY MEYDANA GETİRME | BİRKAÇ ŞEYDEN MEYDANA GETİRİLMİŞ ŞEY | (dil bilg.)BİRLEŞTİRME | TAKIM | (kimya)SENTEZ )

- TERKİP ile EKLEKTİZM

- TERMİN[Alm.] ile/değil TEMRİN[Ar.]

( Belirlenmiş zaman, randevu. İLE/DEĞİL Alıştırma. )

- TERMİNOLOJİ ile AKSİYOM/ATİK

( Terimler dizgesi. | Terim bilimi. İLE Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme, mütearife, belit. )

- TERÖRİZE ETMEK ile/değil/yerine/>< TEORİZE ETMEK

- TERÖRİZM" ile/ve/değil/||/<> TÖRERİZM

( )

- TERS-DÜZ OLMAK/ETMEK ile ALT-ÜST OLMAK/ETMEK

- TERS İLİŞKİ ile/değil TERSİNE BİR İLİŞKİ

( "Ters ilişki" sözü daha çok anal seks için kullanılmaktadır. İLE/DEĞİL Kavramlar üzerine yapılacak süreçteki sondan başa gidiş için "tersine/tersinden bir bakışla" ifadesi kullanılabilir. )

- TERS ile/değil/yerine/>< DERS

( [Almaya/anlamaya ...] Kapalıysa/k "gelir", ters. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Açıksa/k alır/ız her bir durumdan ders. )

- TERS ile/değil/yerine İLKELİ

- TERS ile/ve/<> KESİŞME

- TERS ile/değil SANKİ

- TERS ile TERS

( Gerekli olan duruma karşıt olarak. | Uygun olmayan, elverişsiz. | Gönül ve cesâret kırıcı, huysuz, sert. | Bir şeyin içe gelen yanı, arkası. | Kesici bir aygıtın kesmeyen yanı. | Bir şeyin karşıtı. İLE Hayvan pisliği. )

- TERS ile ZIT

- TERSİ ile/ve/değil/yerine DENGİ

- TERSİNEMEZLİK/ENTROPİ ile/ve/||/<> ÖZDEŞLİK, ZAMAN, DÜZENSİZLİK, KATSAYI

( [zaman] Var. İLE/VE/||/<> Yok. )
( Bir dizgenin kuvantum mekaniksel olarak bulunabileceği farklı durumların sayısı. İLE/VE/||/<> ... )

- TERTİB ve/||/<>/>/< MÜRETTEBÂT

- TERTİBAT ile/ve TEŞKİLÂT


- TERVİÇ[Ar.] değil/yerine/= BİR DÜŞÜNCEYİ TUTMA, DESTEKLEME

- TESÂDÜF ile/ve/değil DIŞLAŞMA

- KAVRAMLAR:
"TEŞBİH EDİLEN/LER"
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TESBİH EDİLEN/LER

( Zihin ile bilinenler/bilinebilenler. İLE/VE/||/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Akıl ile bilinenler/bilinebilenler. )

- TEŞBİH ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KIYAS

- TEŞBİH ile/ve/||/<> MECAZ

- TEŞBİH ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TESPİT

- TESBİH[Ar.] ile/ve/||/<>/< TESPİT[Ar. < TESBİT]

- TEŞBİH/İ YOKTUR ile/değil TARİH/İ YOKTUR

- TEŞBİHTE HATA OLMAZ değil TEŞBİHTE, HATA OLMAZ/OLMASIN/OLMAMALI!
(TEŞBİH, HATA/EKSİK/YÜK/SORUN KALDIRMAZ/TAŞIMAZ/TAŞIMAMALI!)

( Teşbih yapmakta "hata/sakınca/yanlışlık olmaması". DEĞİL Yapılan teşbihte/benzetmede, hatanın/yanlışın/ilişkisizliğin olmaması gerekliliği. [Olabildiğince özen gösterilmesi gerektiği.]
Hangi benzetmeyi yaparsak yapalım, önemli değildir anlamına gelmez. Benzetme(teşbih) yapacağımız zaman hata yapmama ve keyfiyet olmaması gerekliliğini anlatır! [Teşbih sözcüğünden sonra virgül/duraklama çok önemli!] )
( Halk arasında daha çok, "yapılan benzetmeden alınılmamasını dilemek için" "söylenilir" fakat bu, yanlış kullanımdır. )
( Her şey, herşeyle dolaylı olarak bağlantılandırılabileceğinden,
hiçbir şeyi, hiçbir şeyle doğrudan bağlantılandırmamakla başlar her şey. )

- TEŞBİHTE, HATA OLMAZ/OLMAMALI! değil/yerine TEŞBİHİN, AYAĞI TOPALDIR


- TEŞDİT[Ar.] değil/yerine/= GÜÇ VERME | SAĞLAMLAŞTIRMA

- TEŞEBBÜH[Ar. < ŞİBH] değil/yerine/= BENZEME

( Benzeme, andırma, kendini benzetmeye özenme, zorlayarak benzemeye çalışma. )

- TEŞEBBÜS[Ar.] değil/yerine/= GİRİŞİM | GİRİŞME