FELSEFE [PHILOSOPHY]

- ETRAFINI" MÂNÎ değil EFRÂDINI MÂNÎ

- ETÜT/ETÜD[Fr. < ETUDE] değil/yerine/= ÇALIŞMA

( Herhangi bir konuda yapılan inceleme, araştırma. | Ön çalışma. | Belirli bir konuyu inceleyen, araştıran yapıt ya da yazı. | Öğrencilerin, bir belletmenin gözetimi, denetimi altında ders çalışması, mütalaa, müzakere. )

- EUDOS ile/ve/||/<>/> SCHEMA/FORM ile/ve/||/<>/> MORPHE[/FİGÜR/ŞEKİL/BİÇİM]

- EULER ve LAGRANGE ve KANT

( Klâsik mekaniğin matematiğini üretmiştir. VE
Klâsik mekaniğe en mükemmel biçimini vermiştir. VE
Klâsik mekaniğin felsefesini yapmıştır. )
( Euler sayısı, topolojik değişmezdir. )
( )

- EV ile/||/<> AİLE

- EV ve/||/<>/> EVRE

- EVALUATE vs. ASSESS vs. APPRAISE

( Değerlendirmek, takdir etmek. İLE Değerlendirmek, takdir etmek. İLE Değerlendirmek, değer biçmek. )

- EVET DERİM/DEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAYIR DİYEMEM(EK)

( Özellikle de sevdiğin birinden alabileceğin "evlilik teklifi"ne... )

- EVET ile/ve/||/<>/> DEVAM ET

- EVETLEME, OLUMLAMA = İCAP, TASDİK = AFFIRMATION[İng., Fr.] = BEJAHUNG[Alm.] = AFFIRMATIO[Lat.] = AFIRMACIÓN[İsp.]


- EVİRME/EVİRTİM/YANSIMA = AKİS/İNİKÂS/İFRAĞ = CONVERSION[İng., Fr.] = KONVERSION[Alm.] = CONVERSIO[Lat.]

- EVRAKLAR/LA değil EVRAK/LA

( "Evrak", varak[Ar. yaprak, yazılı kâğıt, varaka] sözcüğünün çoğulu olduğundan, çoğul olana bir "-ler" eki daha olmaz/kullanılamaz. )

- EVRE ile/ve/||/<> DEVRE/DÖNEM

- EVREN:
DÜNYA
ile/ve/<>/> MUHÎD(OKYANUS/OCEAN)/ATLAS

( Hareket ve ağırlık merkezi. İLE/VE/<>/> En son felek.
)

- EVREN/KAİNAT:
OLUŞ/KEVN
ve/||/<> BOZULUŞ/FESAD

- EVREN:
"SONLU"
değil SINIRSIZ-SONLU

- EVREN:
YAYILIM
ve/||/<>/> BÖLÜNEBİLİRLİK

- EVREN ve/<> BEYİN

( Makro beyin. VE/<> Mikro evren. )

- EVREN/EVRAN ile EVRENG[Fars.] ile Evren

( Gök var olanların bütünü. kâinat, cihan, âlem, kozmos. | Düzenli ve uyumlu bir bütün olarak düşünülen tüm var olanlar. kâinat. | Büyük yılan. | Kişinin içinde yaşadığı, ilişkide bulunduğu ortam. İLE Taht. İLE Ankara iline bağlı ilçelerden biri. )

- EVRENBİLİM(KOZMOLOJİ) ve PSİKOLOJİ ve GEOMETRİ/MANTIK


- EVRENDE:
İKİLEM
değil/yerine BÜTÜNLÜK

- EVRENDOĞUM = KİYANİYAT, TEŞEKKÜL-İ ÂLEM = COSMOGONY[İng.] = COSMOGONIE[Fr.] = KOSMOGONIE[Alm.] = KOSMO-GONIA[Yun.]

- EVREN/EWREN ile EVREN
[<

( Demirci ocağı biçiminde yapılan ekmek fırını. İLE ... )

- EVRENİ ANLAMAK ile/ve YAŞAMAK

- ... "EVRENİ" ile/ve/<> ... EVRİMİ

- EVRENİN DIŞI" ile/<> "CENNET/CEHENNEM"

( İkisine de gidebilen ve dönebilen yoktur. )

- EVRENİN:GENİŞLEMESİ ile/ve/||/<>/> KARANLIK ENERJİ

( 1965 ile/ve/||/<>/> 1967 )

- EVREN'İN İÇ YAPISI ve/<> EVREN'DE, İNSAN'IN YERİ

- EVRENİN:
KÖKENİ
ile/ve/||/<>/> OLUŞU ile/ve/||/<>/> İŞLEYİŞİ

- EVRENİN MERKEZİ ile/ve DÜNYANIN MERKEZİ


- EVRENİN ile EVRENİN

( Evre-nin/aşamanın. Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri. @@ Evren-in. Var olanların tümünün. )

- EVRENSEL AKIL ile/ve/<> BİREYSEL AKIL

- EVRENSEL BİLİM ile/ve/||/<> DÜNYA GÖRÜŞÜNÜN BİLİMİ

- EVRENSEL DİL ARAYIŞI ile/ve/||/<>/> YETER NEDEN İLKESİ

( LEIBNIZ )

- EVRENSEL FELSEFE ile EGEMEN FELSEFE

( Evren simgelerden, simgeler de noktalardan oluşur. )
( Tanrısal görü evrensellerle olanak bulur. )

- ... GERÇEKLİK:
EVRENSEL/BÜTÜNCÜL ...
ile/ve/||/<> FİZİKSEL ... ile/ve/||/<> ZİHİNSEL ... ile/ve/||/<> ÖZNEL ... ile/ve/||/<> İLİŞKİSEL ...

- EVRENSEL ile/ve DOLAYLILIK

- EVRENSEL ile KÜRESEL/KÜREVİ

- EVRENSEL ile/değil TÜMEL

- EVRENSEL = UNIVERSAL[İng., Alm.] = GÉNÉRALE[Fr.] = UNIVERSALIS[Lat.]


- EVRENSELCİLİK ile EVRENSELLİK

- EVRENSELE:
YÖNELİŞ
ile/ve/||/<> KAÇIŞ

- EVRENSEL/KOZMİK ile MİSTİK

- EVRENSELLER ile/ve/<> KENDİN

( Filozoflar. İLE/VE/<> Peygamberler. )
( Genel/e. İLE/VE/<> Özel/e. )
( Evrensellere katılmayanlar, özelin sofrasına da oturamaz. )

- EVRENSELLERİN:
ŞEYLERDEN ÖNCELİĞİ
ile/ve ŞEYLERİN İÇİNDELİĞİ ile/ve ŞEYLERDEN SONRALIĞI

- EVRENSELLEŞTİRME ile/ve SONSUZLAŞTIRMA

- EVRENSELLEŞTİRME ile/ve SONSUZLAŞTIRMA

- EVRENSEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> KALICI/LIK

- EVRENSEL/LİK ile KÜRESEL/LİK

- EVRENSEL/LİK ile/ve/||/<> KUŞATICI/LIK


- EVRENSEL/LİK ile/ve/<>/< ZORUNLU/LUK

- EVRİK ile/ve/<> EVRİŞİK

( [başka bir önermeye, kurama göre] Terimleri ters durumda olan. [önerme, kuram]
"Üçün altıya oranı, altının onikiye oranı gibidir" ve "onikinin altıya oranı, altının üçe oranı gibidir" önermeleri, birbirinin evriğidir.
"Aydınlığın yeğinlği, ışıklı cismin uzaklığıyla evrik olarak orantılıdır. Uzaklık çok olunca aydınlık azalır, az olunca aydınlık çoğalır."
İLE/VE/
Evirme yoluyla elde edilen önerme.
"Her kişi, gülendir." önermesinin evrişiği,
"Her gülen, insandır." biçiminde olur. )

- EVRİM:
DİRİMSEL
ile/değil TARİHSEL

- EVRİM EKONOMİSİ[İng. EVOLUTIONARY ECONOMICS] ile/||/<> YAŞAM TARİHİ[İng. LIFE HISTORY] ile/||/<> ZORUNLULUK[İng. NECESSITY]

( Bir bireyin, türün ya da popülasyonun ömürleri içinde olay ve olgulara harcadıkları zamanın ve enerjinin, evrimsel açıdan önemidir. Enerjiyi, çevresel ihtiyaç ve zorunluluklara en uygun kullanabilen bireyler, avantajlı konumda olacaklardır. Bu sebeple evrimsel anlamını yitirmiş organlar körelir, faydalı olanlar korunur. Ancak bu ekonomi, aynı zamanda "alışveriş ilkesi" (trade-off) dahilinde, bir yapının ne kadar gelişebileceğine de sınırlar koymuş olur.Evrimsel önemini yitirmiş organların körelmesi, bir bireyin yaşam tarihinin en önemli unsurlarındandır. Körelmenin sebebi, işe yaramayacak bir organın zigottan ölüme kadarlık ömür içinde üretilmesinin, büyütülmesinin, korunmasının, vb. süreçlerin son derece masraflı ve gereksiz olmasıdır. Bu yüzden, genetik yapısından ötürü bu gereksiz yapıları en az üreten, bunlara en az enerji ve zaman harcayan bireyler, en "körelmiş" biçimde üretebilen bireyler, evrim ekonomisi bakımından avantajlı konuma geçerler. Bu yüzden seçilim süreçleri, bu bireylerden yana işler. Nesilden nesile bu gereksiz yapılar körelir ve hatta yok olur. @@ Bir bireyin ömrü içinde zaman ve enerjisini nasıl ve ne için kullandığını gösteren şablondur. Evrimsel ekonomi, türün nasıl evrimleşeceğiyle doğrudan ilgili olduğundan, bireylerin yaşam tarihi de evrimsel süreçler ile doğrudan ilişkilidir. Zaman ve enerjinin kullanımına büyüme, onarım, yenilenme, yıkım, üreme, vb. olay ve olgular dahildir.Evrimsel önemini yitirmiş organların körelmesi, bir bireyin yaşam tarihinin en önemli unsurlarındandır. Körelmenin sebebi, işe yaramayacak bir organın zigottan ölüme kadarlık ömür içinde üretilmesinin, büyütülmesinin, korunmasının, vb. süreçlerin son derece masraflı ve gereksiz olmasıdır. Bu yüzden, genetik yapısından ötürü bu gereksiz yapıları en az üreten, bunlara en az enerji ve zaman harcayan bireyler, en "körelmiş" biçimde üretebilen bireyler, evrim ekonomisi bakımından avantajlı konuma geçerler. Bu yüzden seçilim süreçleri, bu bireylerden yana işler. Nesilden nesle bu gereksiz yapılar körelir ve hatta yok olur. @@ Zorunluluk, başka türlüsü düşünülemeyen ve tüm olanaklı dünyalarda aynı olan şeyi ifade etmektedir. Örneğin bir önerme zorunlu olarak doğruysa o önermenin yanlış olduğu düşünülemez. Zorunluluk kavramını hangi felsefe disiplini içinde inceleyeceğimize göre hakkında söyleyeceklerimiz değişmektedir. Zorunluluk kavramı, özellikle Kant’ın epistemolojisi bağlamında a priorilik ile özdeşleştirildiği için çağdaş epistemolojide de a priorilik tartışmaları içinde ele alınıp incelenmiştir. Kant sonrası analitik felsefede, zorunluluk ve a priorilik kavramları arasında bir ayrıma giden Kripke, a prioriliğin epistemolojik, zorunluluğun ise metafizik bir kavram olduğunu ileri sürmüştür. Bu ayrıma karşın örneğin Chisholm, zorunlu önermelerin var olduğunu ve bir kimsenin onu anlaması sonucunda doğru olduğunu anlaşılacağını dile getirerek ‘zorunlu olarak doğru olma’sı bakımından metafizik anlamını, ‘öznenin anlaması doğrultusunda doğruluğunu görmesi’ açısından ise epistemolojik anlamını kullanmıştır. O halde çağdaş epistemolojide zorunluluk, Kant’ın zorunluluğu ve a prioriliği özdeş tutması kadar içe içe tartışılmasa da, Kripke’nin ayrımına karşın, a priorilik zemininde tartışılmıştır. Çünkü metafiziğin ve mantık felsefenin kavramı olarak zorunluluğun epistemoloji içinde tartışılması için a priorilik gibi epistemolojik bir kavrama ihtiyaç vardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- EVRİM ile BİYOÇEŞİTLİLİK

( Canlı türlerinin zamanla değişimi. İLE Dünyadaki tüm canlı türlerinin çeşitliliği. )

- EVRİM ile/ve/değil/||/<>/> ÇEŞİTLENDİRICİ/LIK

- EVRİM = TEKÂMÜL = EVOLUTION[İng.] = ÉVOLUTION[Fr.] = ENTWICKLUNG, EVOLUTION[Alm.] = EVOLUTIO[Lat.] = EVOLUCIÓN[İsp.]

- EVRİM/LEŞME ile/ve/değil/||/<>/< OLGUNLAŞMA

- EVRİMSEL BİYOLOJİ ile MOLEKÜLER BİYOLOJİ

( Canlı türlerinin zamanla nasıl değiştiğini inceleyen bilim dalı. İLE Canlıların moleküllerini, özellikle nükleik asitler (DNA ve RNA) ve proteinleri inceleyen bir biyoloji dalı. )

- EVRİMSEL SÜREÇTE:
AŞAMALI/DERECELİ DENGE
ile/ve/||/<> SIÇRAMALI DENGE

(

Evrimsel Süreçte Dereceli ve Sıçramalı Denge

Evrim Hızı ve Paternlerine İlişkin İki Temel Model

DERECELİ DENGE (Gradualism)

Önerici: Charles Darwin (1859)

Temel İlke: "Natura non facit saltum" (Doğa sıçrama yapmaz)

Tanım: Evrimsel değişimin sürekli, yavaş ve küçük adımlarla gerçekleştiği klasik evrim modeli

SIÇRAMALI DENGE (Punctuated Equilibrium)

Önericiler: Niles Eldredge & Stephen Jay Gould (1972)

Temel İlke: Uzun durağanlık + Kısa hızlı değişim

Tanım: Evrimsel değişimin uzun durağan dönemler ve kısa, hızlı değişim dönemleri ile karakterize olduğu model

Temel Karşılaştırma
Özellik Dereceli Denge Sıçramalı Denge
Değişim Hızı Sabit, yavaş Değişken, dönemsel hızlı
Zaman Ölçeği Milyonlarca yıl sürekli Binlerce yıl hızlı + milyonlarca yıl durağan
Morfolojik Değişim Sürekli, kademeli Ani, sonra sabit
Türleşme Paterni Anajenez (düz hat) Kladogenez (dallanma)
Ara Formlar Bol miktarda Nadir
Fosil Kaydı Yorumu Eksik veri sorunu Gerçek patern yansıması
Popülasyon Boyutu Büyük popülasyonlar Küçük, izole popülasyonlar
Mekanizma Farkları
Mekanizma Tipi Dereceli Denge Sıçramalı Denge
SELEKSİYON VE ADAPTASYON
Doğal Seçilim Sürekli işler Dönemsel yoğunlaşır
Çevresel Baskı Kademeli değişim Ani krizler
Adaptasyon Yavaş ve sürekli Hızlı ve sıçramalı
GENETİK MEKANİZMALAR
Gen Akışı Yüksek Düşük/Kesilmiş
Mutasyon Etkisi Küçük, birikimli Büyük etkili olabilir
Genetik Sürüklenme Minimal Önemli rol
Kurucu Etkisi Önemsiz Kritik
Fosil Kaydı Yorumları
Gözlem Dereceli Açıklama Sıçramalı Açıklama
Ara Form Azlığı Fossilleşme nadirdir, kayıt eksik Geçiş çok hızlıdır
Morfolojik Durağanlık Stabilize edici seçilim Gelişimsel homeostaz
Ani Görünümler Göç ya da eksik kayıt Gerçek hızlı türleşme
Coğrafi Paternler Kademeli yayılma Lokal türleşme + yayılma
Stratigrafik Boşluklar Sedimentasyon boşlukları Evrimsel stasis dönemleri
Kanıt ve Örnekler
Örnek Model Kanıt
DERECELİ DENGE ÖRNEKLERİ
Foraminiferler Dereceli Okyanus sedimentlerinde sürekli kayıt, kademeli morfolojik değişim
At Evrimi Dereceli Hyracotherium'dan Equus'a kademeli boyut ve diş değişimi
Darwin İspinozları Dereceli Gaga adaptasyonunda sürekli seleksiyon ve mikroevrim
SIÇRAMALI DENGE ÖRNEKLERİ
Kambriyen Patlaması Sıçramalı 540 milyon yıl önce ani çeşitlenme, yeni body planlar
Cichlid Balıkları Sıçramalı Afrika göllerinde binlerce yılda yüzlerce tür
Bryozoalar Sıçramalı Cheilostome türlerinde durağanlık + ani değişim
KARIŞIK PATERNLER
Memeliler Karışık Hem aşamalı, hem de sıçramalı örnekler
Türleşme Coğrafyası
Türleşme Tipi Aşamalı Model Sıçramalı Model
Simpatrik Aynı alanda yavaş ayrışma Nadir, hızlı ekolojik ayrışma
Allopatrik Coğrafi yalıtım + yavaş değişim Yalıtım + hızlı değişim
Parapatrik Komşu popülasyonlarda gradyan Sınır bölgelerinde hızlı değişim
Peripatrik Periferal populasyonlar yavaş ayrışır Küçük populasyonlarda hızlı evrim
Moleküler Genetik Kanıtlar
Bulgu Dereceli Destek Sıçramalı Destek
Moleküler Saat Sabit mutasyon oranı Değişken evrim hızı
Nötral Teori Sürekli genetik değişim Morfolojik durağanlık açıklar
Hox Genleri Kademeli değişim Ani fenotipik sıçrama
Gen Duplikasyonları Yavaş işlev değişimi Hızlı yenilik potansiyeli
Epigenetik Sürekli modifikasyon Ani fenotip değişimi
Farklı Taksonlarda Paternler
Takson Baskın Patern Açıklama
Memeliler Karışık Hem aşamalı, hem de sıçramalı örnekler bulunuyor
Kuşlar Daha sıçramalı Ada radyasyonları, hızlı adaptasyon
Böcekler Sıçramalı Metamorfoz, hızlı çeşitlenme
Bitkiler Daha aşamalı Sürekli morfolojik değişim
Mikroorganizmalar Çok hızlı Horizontal gen transferi, hızlı adaptasyon
Deniz Omurgasızları Değişken Öbeğe ve çevreye bağlı
Ekolojik Etmenler
Etmen Aşamalı Etki Sıçramalı Etki
İklim Değişimi Kademeli adaptasyon Kriz ve fırsat penceresi
Rekabet Sürekli seçilim baskısı Niş boşalması ve doldurma
Predasyon Evrimsel silahlanma yarışı Ani seçilim baskısı
Habitat Yavaş değişim Fragmentasyon, yalıtım
Kitlesel Yok Oluş Arka plan yok oluş Adaptif radyasyon fırsatı

Tarihsel Gelişim

  • 1859: Darwin - Türlerin Kökeni (Dereceli model)
  • 1940-1960: Modern Sentez - Dereceli model hakimiyeti
  • 1972: Eldredge & Gould - Sıçramalı denge önerisi
  • 1980-1990: Yoğun tartışmalar ve kanıt arayışı
  • 2000+: Entegre modeller, moleküler kanıtlar
1859
Darwin - Dereceli Model
1972
Eldredge & Gould - Sıçramalı Model
Milyon Yıl
Aşamalı Zaman Ölçeği
Bin Yıl
Sıçramalı Değişim Süresi

Aşamalı Denge Özellikleri

  • Sürekli ve yavaş değişim
  • Doğal seçilim sürekli işler
  • Küçük mutasyonların birikimi
  • Büyük popülasyonlar
  • Yüksek gen akışı
  • Ara formlar bol
  • Fosil kaydı eksik

Sıçramalı Denge Özellikleri

  • Uzun durağanlık dönemleri
  • Kısa hızlı değişim anları
  • Küçük yalıtılmış popülasyonlar
  • Kurucu etkisi önemli
  • Genetik sürüklenme etkili
  • Ara biçimler nadir
  • Fosil kaydı gerçeği yansıtır
Modern Sentez ve Gelecek
Uzlaşım Noktaları Açık Sorular Araştırma Yönleri
İki model birbirini dışlamaz Durağanlığın moleküler temeli? Genomik çözümlemeler
Farklı ölçeklerde farklı paternler Gelişimsel kısıtlamaların rolü? Evo-devo çalışmaları
Takson ve çevre özeli İklim değişimi etkisi? Deneysel evrim
Mekanizmalar çeşitli Genomik devrimlerin sıklığı? Paleogenomiks
)

- EVRİM/SEL/LİK ve/<> EVREN/SEL/LİK

- EVVEL[Ar.] ile/||/<> MUKADDEM[Ar.]

- EVVELİYAT[Ar.] değil/yerine/= ÖNCESİ

- EYEF ile/ve EYER

( İp yayı. İLE/VE İnsan yayı. )
( M.Ö. 6000-8000 zamanlarının en önemli teknolojik buluşlarından biridir. İLE/VE ... )
( Yük taşımaya yarayan urganın ayrılmaz parçası olan oval iki uçlu bir aygıt. İLE/VE ... )
( Teknik özellikleri:
* Eyef olmazsa ekin sapı, budanmış bağ çubukları, okluk ve yaylık gibi çubukların yakacak için çalı çırpının taşınması neredeyse olanaksızdır. Çubukların kayıp düşmelerine engel olur.
* Eyef'te düğüm yoktur. Karda-kışta, düğüm donduğundan dolayı yük boşaltılamaz. İple bağlanmış olsa ipi kesmek zorunda kalınır. Bu da yapılması zor ve zahmetli olan bir malzemenin kaybıdır.
* Ağır bir yükü, ikinci bir kişinin yardımına gerek kalmadan sırtınıza alabilir ve indirebilirsiniz.
* Düğüm olmadığından, yükü indirmek ve boşaltmak çok kolaydır. İpin/eyefin ucunu salıvermek yeterlidir.
* Yüklerin devrilmesi söz konusu olmadığından, kervanın sağlıklı akışını sağlar. Kesinti ve duraklamaya neden olmaz.
* Çalı-çırpının ve kişilerin, düzgün, tertipli bir disiplinle A noktasından, B noktasına ulaşmasını sağlar.
* Düğüm yapmak ve ipi kesmek gibi bir sorunu, temelli ortadan kaldırmıştır.
* Âlet, yetişkin bir kişinin, açık eli kadardır.
* Oval biçimlidir.
* Ucları dışarı taşarak üst üste oturur, gerektiğinde uclar aralanabilir. )
( BU/BUU/BUĞ ile/ve ... )

- EYLE! ve/||/<> GÖSTER! ve/||/<> KANITLA!

( Konuşmak yerine. VE/||/<> Söylemek yerine. VE/||/<> Söz vermek yerine. )
( Instead of talk! AND/||/<> Instead of say! AND/||/<> Instead of promise! )

- EYLEM/FİİL ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET

( Tek. İLE/VE Çok. )
( Somut. İLE/VE Soyut. )
( Fizikteki simgesi: S )

- EYLEM/HAREKET ve/||/<>/>/< SAĞALTIM/TEDAVİ/ŞİFÂ

- EYLEM:
[hem/ne] SONLULUK
ile/ve/||/<>/hem de/ne de SONSUZLUK

- EYLEM:
KARINCA[< KARIŞTIRARAK]
ve/||/<> KARARINCA/KARARINDA

- EYLEM:
ÖZEN
ve/||/<> DİSİPLİN


- EYLEM:
US/AKIL
ve/+/||/<> İSTENÇ/İRÂDE

- EYLEM ve/<>/>< DÜŞÜNME

- EYLEM ile/||/<> EK EYLEM/MECHÛL ile/||/<> EYLEMLİK ile/||/<> ETKEN/EDEN ile/||/<> EDİLGEN EYLEM ile/||/<> BUYRUM ile/||/<> ORTAÇ/FERÎ FİL ile/||/<> GEÇİŞLİ/MÜTEADDÎ ile/||/<> GEÇİŞSİZ/LÂZIM ile/||/<> KİŞİSİZ/MEÇHUL

( ... İLE/||/<> Ad soylu dil birimlerinin yüklem işlevi üstlenmesini sağlayan eylem. İLE/||/<> Başlıca işlevi, eylemin belirttiği oluşu göstermek olan ad özellikli eylemsi. İLE/||/<> Etken biçimde oluşa katılan öğe. İLE/||/<> Öznenin, yapılan işin etkisi altında kaldığını belirten çatıyla kurulan eylem. İLE/||/<> Eylemin yapılması gerektiğini buyurarak anlatan isteme kipi. İLE/||/<> Eylemden türemiş, çoğunlukla ön ad/sıfat, bazen de ad olarak kullanılan eylemsi. İLE/||/<> Nesneyle kullanılan eylem. İLE/||/<> Nesnesiz kullanılan eylem. İLE/||/<> Kişi belirtisi olmayan eylem kipleri ile üçüncü tekil kişi çekimlerinde öznesi belirli olmayan eylem biçimleri için kullanılan bir tanım.+ Diller/Arapca )

- EYLEM ile/değil EYLEME(K)

- EYLEM ile/ve/değil/||/<>/< EYLEMİN DEĞERİ

( Bilim. | Sanat. | Fizik/doğa. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Felsefe. )

- EYLEM ile/ve ÖZGÜRLEŞTİRİCİ EYLEM

( O, ırmağa götürür fakat geçiş size aittir. )

- EYLEM ve/||/<>/> YOL GÖSTERİCİ/LİK

- EYLEME = ACT, OPERATE[İng.] = AGIR[Fr.] = HANDELN[Alm.] = AGERE[Lat.] = OBRAR[İsp.]

- İKTİDAR:
"EYLEMSEL"
değil/yerine/></< HUKUKÎ

- EYLEMSİZ DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE ile/değil/yerine EYLEMLİ DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE

( El duası olmadan, dil duası olmaz. )
( Yaparak başarırsınız, tartışıp çekişerek değil. )
( Kalbi değiştiren eylemdir. )
( Herşey yapıldığında zihin sessiz kalır. )
( Sağlam bir anlayışa sahip bir kişi, eylemden sakınmaz. )
( İnandığınızı yapın ve yaptığınıza inanın. Başka her şey enerji ve zaman savurganlığıdır. )
( Evinizin eşiğini temizlemeden, komşunuzun damındaki kardan şikâyet etmeyiniz. )

- EYLEMSİZ "ÖNGÖRÜ" ile/ve/<> ÖNGÖRÜSÜZ "EYLEM"

( Hayal görmek. İLE/VE/<> Karabasan görmek. )

- EYTİŞİM(DİYALEKTİK) ile/ve/||/<> ÇEKİŞENLERİN EYTİŞİMİ(AMPHETESIS[Yun.])

- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/||/<>/> ÇOKLU EYTİŞİM

- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve DEVİM/DİNAMİK

- EYTİŞİM = FENN-İ MÜNAZARA, İLMİ- CEDEL, İLM-İ HİLAF Ü CEDEL = DIALECTIC[İng.] = DIALECTIQUE[Fr.] = DIALEKTIK[Alm.] = DIALEKTIKE[Yun.] = DIALECTO[İsp.]

- EYTİŞİM(DİYALEKTİK) ve/||/<> GÖRELİLİK ve/||/<> HOLOGRAFİK EVREN ve/||/<> SİBERNETİK ve/||/<> KUVANTUM

- EYTİŞİM ile/ve KAVRAMSAL EYTİŞİM

- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/değil/yerine ÇOKLU EYTİŞİM / POLİ-DİYALEKTİK

- EYTİŞİM(DİYALEKTİK) ile SÜREÇ(VETÎRE)

- EYTİŞİM ve UZAKDOĞU KÜLTÜRÜ


- EYTİŞİM ve/||/<> YÖNTEMSEL KUŞKU

- EYTİŞİM/DİYALEKTİK:
DOĞAL
ile/ve/||/<> TARİHSEL

- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/||/<>/> ÇATIŞKI[ANTİNOMİ] (VE GELİŞTİRİLMESİ)

- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile SAFSATACILIK/YANILTMACILIK/SOFİSTİKA

( Karşıt görüşlerin çatışması yoluyla gerçeğe ulaşma yöntemi. İLE İkna etmek amacıyla kanıtların retorik ve mantık hileleriyle kullanılması. )

- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/||/<> TARİH

- EYVAH" ile/değil/yerine EYVALLAH

( Temel, yerde bir muz kabuğu görmüş...

- "Eyvah! Yine düşeceğim." demiş. )

- EZBER BOZMAK ile/ve/||/<>/>/< FARKLI/YENİ BİR BAKIŞ AÇISI

- EZBER BOZMAK ile KULAĞINA KAR SUYU KAÇIRMAK

- EZBER ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİLGİ

- EZBER ile !EZBERCİLİK


- EZBER[Ar.] ile/ve/||/<>/< HIFZ/HAFIZA[Ar.]

- EZBER ve/||/<> İTİRAZ

- EZBER ile/ve/||/<> TAKLİT

- EZBERCİ/LİK ile/değil/yerine HAZIRCI/LIK

- [ne yazık ki]
EZBERE YAŞAMAK
ve/||/<>/> KÖTÜLÜK

- EZEJERE" değil EKZAJERE

- EZELDE ve/||/<>/> GÜZELDE

( Nokta. VE/||/<>/> Saklı. )

- EZİCİ "GÖRÜŞ/KANAAT" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ORANTILI/ORANTISIZ "GÜÇ"

- EZİYET ile/değil/yerine HİZMET

- EZİYET ile/ve/değil/yerine/||/<>/> MEZİYET

( Eziyet olmadan/çekmeden, meziyet olmaz. )

- EZOTERİK RİTÜEL ile/ve/<> DİNSEL RİTÜEL

( İçselliği geliştirici. İLE/VE/<> Dışsallaştırıcı. )

- EZOTERİK ile/değil/yerine BÂTINÎ

- EZOTERİK ile EKZOTERİK

( Ezoterik: 1.İçsel/Lâtif olan; 2. Üyelerine açık, halka kapalı. İLE
Ekzoterik: Dışsal/Kesif olan, herkese açık olan. )
( Yeraltı suları. İLE Yerüstü suları. )

- F. NIETZSCHE ve/||/<> S. FREUD ve/||/<> K. MARX

- FAHRENHEIT ile/ve/<> CELSIUS

( 1708 ile 1742 )

- FAİL-İ MUHTAR ile MÛCİB Bİ'Z ZÂT

- FAITH[İng.] ile/değil FATİH

- [ne yazık ki]:
FAİZ
ve/||/<>/>/< BİLGİSİZLİK

- [ne yazık ki]:
FAİZ
ile/değil/yerine/>< ÜRETİM(EKİN/KÜLTÜR)

- FAKİH ile İLMİHAL BİLEN/HOCA


- FAKİR[Ar.]/ÇIGAY[dvnlgttrk] değil/yerine/= YOKSUL

- FAKÜLTE ile/ve/||/<>/> ÜNİVERSİTE

( Bilim dalları. ile/ve/||/<>/> Felsefe. )

- FÂNÎ:
YOK
değil GEÇİCİ

- FÂNİ ile/ve/||/<> FUNNY

- FAR ile/ve/||/<>/> FARK

- FARAZÎ ile AFÂKÎ

- FARAZÎ ile/ve/değil/||/<>/< NAZARÎ

- FARK ET! ve/||/<> HAK ET!

- FARK ETMEK ile/ve/<> DOĞRULAMAK

- FARK ETMEK ile/ve/||/<>/> FARK GETİRMEK


- FARK:
"ÜSTÜNLÜK"/"OLUMSUZLUK"/"YIKICI"
değil
AYRIM/ARTI/EK/ÖZELLİK/YAPICI

- FARK ile AYKIRILIK(PARADOKS)

( "Ben, her zaman yalan söylerim." [Epimenides] )

- FARK ile/ve/||/<> AYRIM

- FARK ile ÇELİŞKİ

- FARK ile/ve DERİNLİK

- FARK ile/ve/=/||/<> DİKKAT

- FARK ile/ve/||/<> ETMEN

- FARK ile İKİLİK

- FARK ile İNCE ÇİZGİ

- FARK ile KÂR


- FARK ile/ve/||/<> MÜBÎN[Ar. BEYN/BEYÂN]

( ... İLE/VE/||/<> İyiyi, kötüyü [hayr'ı, şer'i] ayıran/ayırabilen. | Açık, apaçık, belirli. )

- FARK ile/ve/değil/yerine/en azından ORTAK NOKTA

- FARKETMEK ile/ve/<> FARK'I FARKETMEK

- FARK-I EVVEL ile FARK-I SÂNÎ

- FARKINDA OLMAMAK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< UMURUNDA OLMAMAK

- FARKINDALIK ve/||/<>/< ÂN'A ODAKLANMA

- FARKINDALIK ile/||/<>/> AYDINLANMA

- FARKINDALIK ve/||/<>/>/< DENEYİMLEME

- FARKINDALIK ile/ve/||/<> DUYARLILIK

- FARKINDALIK ve/||/<> DUYGULARIN TANIMLANMASI


- FARKINDALIK ile/ve/<> İÇ GERİLİM

- FARKINDALIK ile/ve/||/<>/> OLGUNLAŞMA

- FARKINDALIK ile/ve/||/<>/> PLANLANMIŞ FARKINDALIK

- FARKINDALIK ile/ve/<> SORUNSALLIK

- FARKINDALIK ve/||/<> TUTUM ve/||/<> ÖZGÜNLÜK

- [ne yazık ki]
FARKINDA OLMAMA
ile/ve/<> KABUL ETMEME

- FARK/LAR:
NESNEDE
ile/ve/değil/||/<> GÖZLEMDE/KEŞİFTE

- FARKLAR ile/ve/değil/> FARKLILIK

( Farkın olumlu ya da olumsuz bir yönde olması/değerlendirilmesi gerekmeden sadece fark olarak! )

- FARKLAR ile/ve/||/<>/> HAKLAR

- FARKLI AÇILARDAN ve/||/<> BÜTÜNCÜL BAKMAK


- FARKLI BAKIŞ/BAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇOK YÖNLÜ BAKIŞ/BAKMAK

- FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI ile/ve/değil/||/<> FARKLI BİR TANIM

- FARKLI ile/ve ÖZEL

- FARKLILAŞMA ve/||/<> ANLAMIN OLUŞMASI

- FARKLI/LIK ile AYRICA/LIK

- FARKLILIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRLİK

( Dilde, anlatımda/aktarımda, parçalarda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Gerçeklikte/hakikatte. )

- FARK/LI/LIK ile/ve/||/<> ÇEŞİT/Lİ/LİK

- FARKLI/LIK ile/ve/||/<> ETKİLİ/LİK

- FARK/LI/LIK ile NİTELİK FARKI/FARKLILIĞI

- FARKLILIKLAR VE ÇİRKİNLİKLER ile/yerine FARKLILIKLAR VE GÜZELLİKLER


- FARKLILIKLAR değil FARKLAR

(
Kavram Açıklama Örnek Kullanım
Farklılık - Bir durum ya da nesnenin genel olarak farklı olma durmunu tanımlar.

- Soyut bir kavramdır ve tekil olarak kullanılır/kullanılmalıdır.
- "İki kültür arasındaki farklılık, oldukça dikkat çekiciydi."

- "Tasarımlardaki farklılık, genel estetik anlayışından kaynaklanıyor."
Farklar - Belirli iki ya da daha fazla nesne arasındaki somut ya da açık ayrımları tanımlar.

- Nesne ya da tek tek gözlemlenebilen durumlar için yeğlenir.
- "Bu iki öneri arasındaki farklar oldukça belirgindir."

- "Renkler arasındaki farklar, hemen göze çarpıyor."
"Farklılıklar" - En son/üst düşün(dür)me/soyutlama "-lık" ekinden sonra "-lar" çoğul ekinin kullanımı gereksiz/yanlıştır. Dil bilgisi hatasıdır.

- Yerine "farklılık" ya da "farklar" yeğlenmelidir.
- Hatalı örnek: İki çalışma arasındaki "farklılıklar", ayrıntılarıyla incelendi.

- Doğru: İki çalışma arasındaki farklar, ayrıntılarıyla incelendi.
)

- FARK'TA KALMA ile ÖZDEŞLEŞME

( Eminliğin oluşmamasına düşürür. İLE Aklın, askıya alınmasına neden olur. )

- FARZ-I AYN ile/ve/<> FARZ-I KİFÂYE

( Herkes için geçerli olan durumların/konuların bilinmesi gerekli/zorunlu bilgiler/ilimler. İLE/VE Bazı kişilerin bilmesi yeterli olan bilgiler/ilimler. )

- FARZ-I MAHAL değil FARZIMUHAL(OLMAYACAK ŞEY YA!)

- FASARYA ile GÜRÜLTÜ/PATIRTI/KARIŞIKLIK

- FÂSİH[Ar. < FESH] ile FASÎH[Ar. çoğ. FUSAHÂ]

( İptal eden, bozan, çürüten, fesheden. İLE Güzel, düzgün ve açık konuşan, iyi söz söyleme becerisi olan. | Açık, âşikâr, sarih. )

- FASİT DAİRE[Ar.] değil/yerine/= KISIR DÖNGÜ

- FATALİST[Fr. < FATALISTE] değil/yerine/= YAZGICI

- [ne yazık ki]
"FAYTON":
"NOSTALJİ"
değil ATLARI KÖLELEŞTİRME

- FÂZIL[Ar.] değil/yerine/= ERDEMLİ KİŞİ


- FAZÎLET ile/ve/||/<> MENFAAT ile/ve/||/<> MASLAHAT

( Bireyde. İLE/VE/||/<> Toplulukta. İLE/VE/||/<> Toplumda. )

- FAZLA GÖTÜNE GÜVENME!" değil "GÖTÜNE" FAZLA GÜVENME!

- FAZLA/GEREKSİZ/YERSİZ/BOŞ ...)
KONUŞMA!
ile/ve/||/<>/< DÜŞÜNME!

( YAP! ile/ve/||/<>/< YAP! )

- FAZLA KONUŞMAK ile/değil/yerine GEREĞİNDEN FAZLA KONUŞMAK

( Kişinin, "Fazla konuşmak" diye bir durumu ol(a)maz fakat belirli/belirsiz bir konuda/alanda/olguda, gereğinden fazla konuşması söz konusu olabilir. [Kişinin, doğadaki fiziksel donanımlarının yetersizliğini giderecek olanın, beyni ve zihni olmasından dolayı ve bunu da, geri dönülmez bir duruma girmeden önce gidermek, çözüm üretmek üzere dili ve konuşma becerisi karşılar. Modern dönemlerde gelinmiş kopukluklar, hızlı ve kısa/kesik sözler
kullanma "çabası/beklentisi" nedeniyle de "konuşmanın fazlası" diye bir olgu, durum geliştirilemez ve/ya da bu kişisel/düşük "beklentinin" karşılanması, çevremizdeki kişilerden beklenilemez!] )

- FAZLA SAMİMİYET ile/ve/||/<> ÇOK SEVGİ ile/ve/||/<> ÇOK İYİLİK

( Saygıyı azaltır. İLE/VE/||/<> Nankörlük getirir ve sevileni uzaklaştırır. İLE/VE/||/<> Suistimal edilir. )

- FAZLA ile/ve ÇEŞİTLİ

- FAZLA ile ÇOK

- | FAZLALIK ve GEREKSİZ | ile/değil/yerine CANIMIZ

( Kenara çekilen. VE Ardımızda olan/kalan. İLE/DEĞİL/YERİNE Yanımızda olan, yanında olduğumuz. )

- FAZLA/LIK ile/değil AŞKIN/LIK

- DİN:
FEDÂ
ve/||/<> FERÂGAT


- FEDÂKÂRLIK:
YAPTIKLARIN
ile/değil YAPMADIKLARIN

( Başkaları için. İLE/DEĞİL Kendin için. )

- FEDÂKÂR/LIK ile/ve/||/<>/> KAHRAMAN/LIK

- VAZGEÇME/FEDÂKÂRLIK[Ar.] değil/yerine/= ÖZVERİ, EL ÇEKME

( Temiz ve özverili bir hayat yaşayın, bu yeter. )
( Live a clean, selfless life, that is all. )

- FEHM ile/ve/||/<> AKIL ile/ve/||/<> İLLET ile/ve/||/<> HİKMET

( Kavram. İLE/VE/||/<> Bağlam. İLE/VE/||/<> Neden/içsel. İLE/VE/||/<> Dışsal. )

- FEHM ile/ve FİKİR

( Tekrar vardır. İLE/VE Hareket vardır. )

- FEHM ile TEDEKKÜR ile TEFEKKUH

- FELÂKET ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SELÂMET

- FELEK[Pehlevice] ile KÖTÜLÜK TANRISI

( Kötülük tanrısı. )

- FELEK ile/ve/||/<> ON/UNCU AKIL

- FELSE ile/ve/||/<> BİLİM ile/ve/||/<> İDEOLOJİ


- FELSEFE:
AKLIN SORUNLARINA YANIT ARAMAK
ve/<>/>
SORU(N)LARINA YANIT ARAMAK
ve/<>/>
ETKİNLİK

( FELSEFE: Aklı kullanma sanatı. )

- FELSEFE:
BETİMLEME
> KAVRAM

( Felsefe, betimlemeden, kavrama geçiştir. )

- FELSEFE/BİLİM/SANAT'TA:
SAYGI DUY(UL)MA
ile/ve/||/<>/< SAYGI UYAN(DIR)MA

- FELSEFE-BİLİM TARİHİ ile/ve/||/<> ANADOLU'DA FELSEFE-BİLİM

( )

- FELSEFE DAĞI ile/ve/||/<> MATEMATİK ÇANTASI

- FELSEFE:
DÜŞÜNCE BİÇİMİ OLARAK
ile/ve/değil/||/<>/>/< YAŞAM BİÇİMİ OLARAK

- FELSEFE:
DÜŞÜNCENİN ...
TARİFİ
ile/ve/değil/||/<>/< TARİHİ

- FELSEFE:
DÜŞÜNME BAĞLAMI
ile/ve/<> BİLGİ TÜRÜ

- FELSEFE:
DÜŞÜNMEK
ve/||/<>/> BİLMEK ve/||/<>/> YAŞAMAK

- FELSEFE:
EĞİTİM
ile/ve/değil/||/<>/> YETKİNLEŞTİRME


- FELSEFE:
GEÇMİŞ/ŞİMDİ ÖYKÜSÜ
değil GELECEK ÖYKÜSÜ

- FELSEFE:
İYİLİK
ve/<> GÜZELLİK ve/<> DOĞRULUK

- FELSEFE/KAVRAM ANSİKLOPEDİSİNDE:
ARİSTOTELES
ile/ve HEGEL

- FELSEFE/BİLİM/SANAT/...
KONUŞMAK"
değil ÜZERİNE KONUŞMAK

- FELSEFE:
NESNEL İDEALİZM
ile/ve/||/<> ÖZNEL İDEALİZM

- FELSEFE:
NİTELİKLİ SORU, SORMA "SANATI"
ile/ve/||/<>
NİTELİKLİ, SORU SORMA "SANATI"

- FELSEFE:
NİYET
ve/||/<>/+ OLGU

- FELSEFE ÖĞRENMEK değil/yerine FELSEFE YAPMAK

- FELSEFE ÖĞRENMEK ile/yerine/değil FELSEFE YAPMAYI ÖĞRENMEK

- FELSEFE:
"ÖĞRETİ"
değil ETKİNLİK


- FELSEFE:
"ÖĞRETMEK"
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖĞRETİLENLERİ DÜŞÜNMEK

- FELSEFE:
PHILO
ve SOPHIA

( Sevgi. VE Bilgelik. [Bilgelik Sevgisi] )
( BİLGE değil BİLGE/LİK SEVGİSİ )
( Etkin. VE Edilgin. )
( Ten rengine bulanmamış güzellik aramak. )

- FELSEFE(PHILO-SOPHIA):
BİLGELİK SEVGİSİ
ile/ve/||/<> SEVGİNİN BİLGELİĞİ

( )

- FELSEFE/PSİKOLOJİ ile/ve/||/<> AKADEMİK FELSEFE/PSİKOLOJİ

- FELSEFE:
"ŞAPŞALLIK"
ile/ve/değil/||/<>/< ŞAŞIRMAK

( Felsefe, yaşam, durum, konu ve süreçteki [olası] her ayrıntıya, sürekli bir bebek ve çocuk şaşkınlığında[sevimli "şapşallığı" gibi] fakat sorumlulukla, iddiasızca, duygusal değil ölçüyle ve yetişkince bakabilme çabası, özeni, saygısı, emeği ve sürecidir. )

- FELSEFE SİSTEMİ ile FELSEFİ DÜŞÜNCE TARZI

- FELSEFE:
SORGULAMAK
ile/ve/||/<>/> SORGULAMAYI VE SORGULAYABİLMEYİ SORGULAMAK