FELSEFE [PHILOSOPHY]

- ÇEVİRİ:
ÖRTÜK
ile/ve/||/<> AÇIK

- ÖRTÜK TASIM = KIYAS-I MATVİ = ENTHYMEME[İng.] = ENTHYMÈME[Fr.] = ENTHYMEM[Alm.] = ENTHYMEMA[Yun.]

- ÖRTÜK ile/ve/||/<> DOLAYLI

- ÖRTÜK ile ÖRTÜLÜ ile ÖRÜLÜ

( Örtülü, kapalı. İLE Örtüsü olan. | Örtülmüş, bir şey ile kaplanmış. | Açıklama yapmadan, kapalı olarak, müphem. İLE Örülmüş olan. )

- ÖRTÜK = ZIMNİ = IMPLICIT[İng.] = IMPLICITE[Fr.] = IMPLIZITE[Alm.]

- ÖRTÜK/LÜK ile/ve/||/<> ÖZDEŞ/LİK

- ÖRTÜLÜ ile/ve/<> GÖRÜNMEYEN

- ÖRTÜŞEBİLİRLİK ile/ve/||/<> ÖRTÜŞTÜRÜLEBİLİRLİK

- ÖRTÜŞME ile/ve/||/<> BAĞDAŞMA

- ÖRTÜŞME ile BİRLEŞME


- ÖRTÜŞME ile/ve BULUŞMA

- ÖRTÜŞME ile BULUŞMA

- ÖRTÜŞME ile/ve/||/<>/> DOĞRULAMA

- ÖRTÜŞME" ile/ve/değil/||/<>/< DOLAYLI BAĞLANTI

- ÖRTÜŞME ile/ve/||/<>/> TAMAMLAMA

- ÖRTÜŞME = TETABUK = COINCIDENCE[İng.] = COÏNCIDENCE[Fr.] = KOINZIDENZ[Alm.] = COINCIDENTIA[Lat.] = COINCIDIR[İsp.]

- ÖRTÜŞME ile/ve/değil/||/<>/< TUTARLILIK

- ÖRTÜŞME ile/ve/<> UYUMLULUK

- ORUCU:
NASIL "TUTTUĞUN"
ile/ve/değil/||/<>/> NASIL AÇTIĞIN

- ÖRÜNTÜ ile/ve/||/<> BAĞLAM


- ÖRÜNTÜ ile/ve/||/<> DÖNGÜ

- ÖRÜNTÜLENDİRME ile/ve/||/<> YAPILANDIRMA

- ORYANTALİZM ile OKSİDENTALİZM

- ile ile OŞ OŞ
[<

( Böyle, bu biçimde. İLE Şimdi. İLE Öküzü su içmeye teşvik etmek için çıkarılan ses. )

- OSMANLI ARŞİVİ ile/ve CUMHURİYET ARŞİVİ

( İstanbul'da. İLE/VE Ankara'da. )

- OSMANLICILIK ile/ve/||/<>/> İSLÂMCILIK ile/ve/||/<>/> TÜRKÇÜLÜK

- OSUG ile UYUM
[<

( Bir şeyin başka bir şeye uygun olması. İLE ... )

- OTARŞİ değil/yerine/= GÖNENÇLİK

- ÖTEDUYUM/ÖTEGÖRÜ/UZADUYUM/RÂBITA/TELEPATİ ile/değil AYNI ŞEYİ DÜŞÜNMEK

- ÖTEDUYUM/UZADUYUM(TELEPATİ) ile DURUGÖRÜ


- ÖTEKİ DENEYİMLER/İ/M ile/ve/değil/||/<>/< ÖNCEKİ DENEYİMLER/İ/M

- ÖTEKİ DİLLERDEN, TÜRKÇE'YE GİRMİŞ SÖZCÜKLER ile/ve/||/<>/< TÜRKÇE'DEN, ÖTEKİ DİLLERE GİRMİŞ SÖZCÜKLER

( ... ile/ve/||/<>/< )

- YAŞAMAK:
ÖTEKİLERE/DİĞERLERİNE GÖRE
ile/değil/yerine DEĞERLERİNE GÖRE

( Kaç kuruşunun olduğu önemlidir. İLE/DEĞİL/YERİNE Nasıl bir duruşunun olduğu önemlidir. )

- ÖTEKİLERE (")MUHTAÇ OLMA(") ile/ve/değil/||/<>/> ÖTEKİLER İÇİN SÜRDÜRME

- ÖTEKİLERİ YOK SAYMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BELİRGİNİ ÖNE ÇIKARMAK

- [ne yazık ki]
ÖTEKİLEŞTİRME
ile/ve/<> TEKTİPLEŞTİRME

- UYANIKLIK:
"ÖTEKİNİN AÇIĞINI GÖRMEK/ARAMAK"
değil/yerine/>< KENDİNİ DENETİMDE TUTMAK

- ÖTESİ ile/ve/değil/||/<>/> SONRASI

- OTODİDAKT/İZM[Fr./İng.] değil/yerine/= ÖZÖĞRENEN / ÖZÖĞRENİM/Lİ

- OTOKRASİ / OTOKRAT (OTOKRATİK) değil/yerine/= SALTIKERKİ / SALTIKERKÇİ (SALTIKERKİL)


- OTOKRİTİK[İng. < AUTOCRITIC] değil/yerine/= ÖZELEŞTİRİ

- OTOMATİĞE BİNME değil OTOMATİĞE BAĞLAMA

- OTORİTE SANSÜRÜ ile/değil/yerine/< OTO SANSÜR

- [ne yazık ki]
OTORİTER/LEŞME
ile/ve/<> TOTALİTER/LEŞME

- ÖTÜKEN ile ...

( Tanrı'nın seçtiği yer. )

- OTUR(T)MAK ile ÖRTÜŞ(TÜR)MEK

- OTURUM ile OTURUŞ

( Bir meclis ya da kurulun, çözümlenmesi ve/ya da çözülmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak üzere yaptığı toplantı, celse. | Yasama meclislerinin birleşimlerinden her biri. İLE Oturma eylemi ya da biçimi. )

- OVADA ve/ya da YAYLADA
ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
DAĞDA/YOLDA

- ÖVGÜ/YERGİ değil/yerine/>< OLGU

- ÖVGÜ ile/ve/<> SÜS


- ÖVGÜ(MEDH) >< YERGİ(TENKİD)

- ÖVGÜDE:
MEVLÂNÂ ve KONEVİ
ile/ve/||/<>/> EINSTEIN ve CHAPLIN

- ÖVGÜYE LÂYIK OLAN ile/ve/<> İLK İLKE

- ÖVÜNMEK İÇİN ile/değil/yerine (BİR) (DAMLA) (DAHA) İYİLİK/GÜZELLİK OLSUN DİYE

( İyiliğimizi yaptık, Good4Trust.org denizine attık...

Tüm ekibi, iyilikleri ve emekleri için tebrik ediyoruz...

Biz de böylesi hoş bir düşünce ve girişim için tüm ekibe teşekkürlerimizle sarılıyor ve yansımalı/dönüştürücü iyiliklerimizi paylaşmaya devam ediyoruz...

İyiliksever arkadaşlar! Siz de bu birlikteliğe katılabilirsiniz...
www.Good4Trust.org )

- OXYMORON ile EUPHEMISM(ÖFEMİZM)/ÖRTMECE

( Abartılı pekiştirme. İLE Kaba ya da ağır bir söz yerine aynı anlamı veren daha hafif bir söz. )
( "OXYMORON"LAR

* NEDENSİZ NEDEN
* FARKINDALIĞIN DUYARLILIĞI
* YOĞUNLUĞUNDAN ALGILANAMAMA

* "KORKUNÇ GÜZEL"

* "KORKUNÇ KOMİK"

* "KORKUNÇ TİTİZ"

* "DEHŞET GÜZEL"

* "DEHŞET ÖRNEK"

* "DEHŞET ÖNEMLİ"

* "MÜTHİŞ KÖTÜ"

* "MANYAK İYİ"

* "MANYAK BİŞEY"

* "AŞIRI SAĞLIKLI"

* "AŞIRI SEVGİ/SEVMEK"

* "ACAYİP BEĞENMEK"

* "ACAYİP ZEVKLİ"

* "ACAYİP MUHTEŞEM"

* "ACAYİP ÇOK"

* "AŞIRI UYGUN"

* "MUHTEŞEM ŞAİBE"

* "ŞİDDETLE İSTEMEK"

* "ŞİDDETLE ÖNERMEK"

* "ŞİDDETLİ SEVGİ"

* "ŞİDDETLİ DİKKAT"

* "SIKI YAĞMAK"

* "FELÂKET GÜZEL"

* FELÂKET DİNLENDİRİCİ

* "FENA ALBÜM"

* "KÖTÜ OLMAK"

* "KÖTÜ DEZAVANTAJ"

* "PİS ÇARPMAK/BAKMAK"

* "PİS YAKALADIN"

* "PİS (BİR) DURUM"

* "AKILLARA ZARAR ..."

* "DELİ PARA"

* "KÖPEK PARA"

* "TATLI BELA"

* "TATLI ACI"

* "ÇOK AZ"

* "PİS AĞRI"

* "PİS ATLAMAK/BAKMAK/ÇARPMAK"

* "HİÇ YOK"

* "BİRAZ FAZLA"

* "GEVEZE SUSUŞ"

* "DOLU BOŞLUK"

* "ZERREDEKİ OKYANUS"

* "NOKTANIN SONSUZLUĞU"

* "MUHTEŞEM HATA"

* "MÜTHİŞ FELÂKET"

* "FELÂKET MUHTEŞEM"

* "FEVKALÂDE RAHATSIZ EDİCİ"

* "VALLAHİ ÖYLE GALİBA"

* (GÜZEL İÇİN:) "ÂFET"

* "FUCK'N UNBELIEVABLE"

* "DEAFENING SILENCE"

* "MOURNFUL OPTIMIST" )


[Yukarıdakilerin hiçbiri zorlama, uydurma sözcükler değil bir biçimde, bazı yerlerde kullanılmış, görülmüş/duyulmuş "tamlama"lardır.] )

- OXYMORON ile REDUNDANCE

( Abartılı pekiştirme. İLE Gereksiz tekrar. | Ağdalı ifade. )
( Yukarıdakilerin hiçbiri zorlama, uydurma sözcükler değil bir biçimde, bir yerlerde kullanılmış, görülmüş/duyulmuş "tamlama"lardır. )
( "OXYMORON"LAR
* NEDENSİZ NEDEN
* FARKINDALIĞIN DUYARLILIĞI
* YOĞUNLUĞUNDAN ALGILANAMAMA
* "KORKUNÇ GÜZEL"
* "KORKUNÇ KOMİK"
* "KORKUNÇ TİTİZ"
* "DEHŞET GÜZEL"
* "DEHŞET ÖRNEK"
* "DEHŞET ÖNEMLİ"
* "MÜTHİŞ KÖTÜ"
* "MANYAK İYİ"
* "MANYAK BİŞEY"
* "AŞIRI SAĞLIKLI"
* "AŞIRI SEVGİ/SEVMEK"
* "ACAYİP BEĞENMEK"
* "ACAYİP ZEVKLİ"
* "ACAYİP MUHTEŞEM"
* "ACAYİP ÇOK"
* "AŞIRI UYGUN"
* "MUHTEŞEM ŞAİBE"
* "ŞİDDETLE İSTEMEK"
* "ŞİDDETLE ÖNERMEK"
* "ŞİDDETLİ SEVGİ"
* "ŞİDDETLİ DİKKAT"
* "SIKI YAĞMAK"
* "FELÂKET GÜZEL"
* FELÂKET DİNLENDİRİCİ
* "FENA ALBÜM"
* "KÖTÜ OLMAK"
* "KÖTÜ DEZAVANTAJ"
* "PİS ÇARPMAK/BAKMAK"
* "PİS YAKALADIN"
* "PİS (BİR) DURUM"
* "AKILLARA ZARAR ..."
* "DELİ PARA"
* "KÖPEK PARA"
* "TATLI BELA"
* "TATLI ACI"
* "ÇOK AZ"
* "PİS AĞRI"
* "PİS ATLAMAK/BAKMAK/ÇARPMAK"
* "HİÇ YOK"
* "BİRAZ FAZLA"
* "GEVEZE SUSUŞ"
* "DOLU BOŞLUK"
* "ZERREDEKİ OKYANUS"
* "NOKTANIN SONSUZLUĞU"
* "MUHTEŞEM HATA"
* "MÜTHİŞ FELÂKET"
* "FELÂKET MUHTEŞEM"
* "FEVKALÂDE RAHATSIZ EDİCİ"
* "VALLAHİ ÖYLE GALİBA"
* (GÜZEL İÇİN:) "ÂFET"
* "FUCK'N UNBELIEVABLE"
* "DEAFENING SILENCE"
* "MOURNFUL OPTIMIST" )

- OXYMORON ile TEZAT

- OYALANMA ile/ve/değil/||/<> OYUN

- OYALANMAK ile DÜŞKÜ/HOBİ

- OYALANMAK ile/ve/değil/yerine YOĞUNLAŞMAK


- OYALIYOR ile OY ALIYOR

( Geciktiriyor. İLE Oy desteği yüksek ya da belirli bir oranda olan kişinin durumu. )

- ÖYKÜ ile/||/<> APOLOG[Fr.]

( ... İLE/||/<> Ahlâkî bir öğütle sonuçlanan öykü. )

- ÖYKÜ ile/değil/||/<> İNSAN

( Kişi, kendi kimliğiyle konuşurken en az kendidir. Ona bir maske verin, size gerçeği anlatacaktır. )

- ÖYKÜ ile ŞİİR

( Her kişinin bir öyküsü vardır fakat şiiri yoktur. )

- ÖYKÜ(LEME)DE:
MAUPASSANT BİÇİMİ
ile ÇEHOV BİÇİMİ

( Aslolan, olaydır. Okuyucunun, öyküyü çok fazla yorumlamasına, hayal etmesine olanak tanınmaz.[Öyküdeki olay, mantıklı bir akış takip eder.][Kişiler, özenli ve ayrıntılı bir biçimde gösterilir.] İLE Aslolan, olay değildir. Öykü tamamlandığında, herşey bitmiş değildir. [Özellikle aktarımın sonrasında başlar.][Kişiler, her yönüyle tanıtılmadığından ve olaylarda kesinlik bulunmadığından dolayı okuyucu/izleyicinin hayal kurması ve kendine göre yorumlar yapabilmesi beklenilir.] )
( )

- ÖYKÜNME ile/ve/değil/<> ETKİLENME

- OYLAŞMA/MÜZÂKERE:
MUHALEFETTE
ile/ve/||/<>/> MAĞDURİYETTE

- ÖYLE ANLAŞILDI ile/değil/||/<>/< ANLAŞILAN OYDU Kİ ...

- ÖYLE BİR DURUM/SORUN OLMADIĞI "YANLIŞLANDI"("YALANLANDI" DA DEĞİL!) değil ÖYLE BİR DURUM/SORUN OLMADIĞI DOĞRULANDI
(YA DA ÖYLE BİR DURUM/SORUN OLDUĞU YANLIŞLANDI/YALANLANDI)

( "ne ..., ne de ..." örneğindeki gibi olumsuzdan sonra tekrar olumsuz olmaz. )

- ÖYLE DEMEK ile ÖYLE BİLMEK


- ÖYLE GÖRMEK ile ÖYLE GÖRMEMEK

- ÖYLE, ÖYLE, ÖYLE, ... ile ÖYLE (DE) DEĞİL

- ÖYLE ile/ve/||/<> YANİ

- ÖYLESİNE ... ile/değil ÖYLESİ ...

- OYNAMAK ile/ve/değil/||/<>/< KURCALAMAK

- OYUN ile/ve/||/<> ŞÖLEN

- OYUN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YANILSAMA

- OYUNA GE(TİRİ)LME! değil/yerine/><

- OYUNUN KURALLARINI ÖĞRENMEK ve/||/<>/> OYNAMAK

( Önce. VE/||/<>/> Sonra. )

- ÖZ İKİCİLİĞİ ile/ve NİTELİK İKİCİLİĞİ


- ÖZ ile/ve/<> ARAÇ

- ÖZ ile BİÇİM

- ÖZ ve/||/<>/= DÜŞÜNCE

- ÖZ ile/ve EVRENSEL ÖZ

- ÖZ ile/ve/||/<> EVRENSEL/LİK

- ÖZ ile/ve/||/<>/> İZ

- ÖZ ile/ve/<> NİTELİK

- ÖZ ile/ve NOKTA

- ÖZ ile/ve/değil SÜREKLİLİK

- ÖZ ile/ve/||/<>/>/< TÖZ

( Özgürlük. İLE/VE/||/<>/>/< Zorunluluk. )
( Mâhiyet. İLE/VE/||/<>/>/< Cevher. )
( Güneş nasıl karanlığı bilmezse, Öz de Öz Olmayan'ı bilmez. )
( Mutluluk, özünüzden (gerçek varlığınızdan) gelir ve ancak onda bulunabilir. )
( Benlik sevgisinin yerine Öz'ün sevgisini koyun, o zaman manzara değişir. )
( Var olan herşeyin özü ve cevherisiniz. )
( Töz, kendinde olan ve kavranandır. )
( Töz, bir çokluk olamaz. )
( ÖZ: CEVHER[filozoflarda] | MÂHİYET[mantıkçılarda] | ZÂT[kelâmcılarda] | LÜBB[sufilerde] | EGO/SELF/NOMEN[psikolojide] )
( As the sun knows not darkness, so does the self know not the non-self.
Happiness comes from the self and can be found in the self only.
Replace self-love by love of the Self and the picture changes.
Understand that you are both, the essence and the substance of all there is. )
( Tözün gerçekleşmesi. )

- ÖZ = ZÂT, MAHİYET = ESSENCE/CRUX/KERNEL[İng., Fr.] = WESEN[Alm.] = ESSENTIA[Lat.] = OUSIA[Yun.] = ESENCIA[İsp.]

- ÖZBİLİNÇ ile/ve/=/<> ÖZGÜRLÜK ile/ve/=/<> ÖZGÜNLÜK

( Özgürlük, özgünlüktür. )
( ESERLERDE: Kayıtsız, bireysel. İLE/VE/=/<> Öncekilere(kaynakçalara) bağlılık üzerine/üzerinden. )

- ÖZCÜ VAROLUŞ DÜŞÜNCESİ ve/||/<>/> DOĞANIN MANTIKSAL ALGILANMASINDA, MATEMATİĞİN ÖNEMİ/YERİ

- ÖZDEĞİN YOK EDİLEMEZLİĞİ ve/||/<> DEVİMİN SÜREKLİLİĞİ ve/||/<> KUVVETİN SÜREKLİLİĞİ

- ÖZDEK = MADDE = MATTER[İng.] = MATIÈRE[Fr.] = MATERIE[Alm.] = MATERIA, MATERIES[Lat.] = HYLE[Yun.] = MATERIA[İsp.]

- ÖZDEŞ = AYNÎ = IDENTICAL[İng.] = IDENTIQUE[Fr.] = IDENTISCH[Alm.] = IDENTICUS[Lat.] = IDÉNTICO/CA[İsp.]

- ÖZDEŞ ile/||/<>

- ÖZDEŞLEŞME ile/değil/yerine SOYUNMA

- ÖZDEŞLEŞTİRME ile KENDİNDE BULMAK/GÖRMEK

( Ne olmadığımızı bilmek yeterlidir. Ne olduğumuzu bilmemiz gerekmez. Ne olduğumuzu bilmek için ne olmadığımızı bulmamız gerekir. Ne olduğumuzu tarif, tümüyle red dışında olanaklı değildir. )
( Ancak kendi farkındalığınız ve kendi çabanızla keşfettikleriniz sizin işinize her zaman yarayacak olanlardır. )
( Kendinize saygıyla ve sevgiyle yaklaşınız. )
( Kişi, kendinin ışığıdır. )
( Kendi hakkınızdaki yanlış düşünceleri terk edin. )
( Algılanabilir ya da akıl-alabilir bir şey olmadığınızı ve bilinç alanında beliren hiçbir şeyin öz varlığınız olamayacağını bir kez anladıktan sonra, daha derin bir kendini-biliş'e götürecek tek yol olan, herhangi bir şeyle özdeşleşme alışkanlığını kökünden kazıma işine girişeceksiniz. )
( Aranacak ve bulunacak hiçbir şey yoktur, çünkü kaybedilmiş bir şey yoktur. )
( Sakin kalın, sessiz kalın. O, ortaya çıkacaktır. Daha doğrusu, bizi içine alır. )
( Herşey ya kendinde ya da başkasındadır. )
( To know what you are, find what you are not!
Only what you discover through your own awareness, your own effort, will be of permanent use to you.
Approach your self vs. reverence and love.
Remove and abandon your wrong ideas about yourself.
Once you have understood that you are nothing perceivable or conceivable, that whatever appears in the field of consciousness cannot be your self, you will apply yourself to the eradication of all self-identification, as the only way that can take you to a deeper realisation of your self.
There is nothing to seek and find, for there is nothing lost.
Keep quiet, keep silent; it will emerge, or rather, it will take you in. )
( It is enough to know what we are not. We need not know what we are. To know what we are, we must find what we are not. What we are cannot be described, except as total negation. )

- ÖZDEŞLEŞTİRME ile/ve/||/<> KÖRLÜK


- ÖZDEŞLEŞTİRME ile YÜCELTME

- ÖZDEŞLEŞTİRMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EŞLEŞTİRMEK

- ÖZDEŞLİK:
"MANTIĞI"
değil İLKESİ

- ÖZDEŞLİK ile/ve/||/<> AYRIM

- ÖZDEŞLİK ile/ve BENZERLİK

( Birbirine benzeyen şeyler, birbirinin aynı değildir! )

- ÖZDEŞLİK ile/değil BİLEŞİM

- ÖZDEŞLİK ile/ve/||/<> BİREYSELLİK

- ÖZDEŞLİK ile/ve BİRLİK

- ÖZDEŞ/LİK ile/ve BÜTÜN/LÜK

- ÖZDEŞLİK ile/ve ÇELİŞMEZLİK ile/ve 3. OLASILIĞIN/ŞIKKIN OLANAKSIZLIĞI

( Bir şey, hem siyah, hem de siyah olmayan olamaz.
A=B ve A=B' ==> muhal[olması, gerçekleşmesi olanaksız]
İLE
Bir şey, ya siyahtır ya da siyah olmayandır.
A=B ya da A=B' ==> zorunlu )

- ÖZDEŞLİK ile/değil İÇİÇELİK

- ÖZDEŞLİK ile/ve ÜYELİK

- ÖZDEŞMİŞ değil ÖZDEŞLEŞMİŞ

- ÖZDEVİM/OTOMASYON ile ÖZDEVİNİM/OTOMATİZM

( Endüstride, yönetimde ve bilimsel işlerde, insan aracılığı olmadan, işlerin otomatik olarak yapılması. İLE Bir araca, bir şeye otomatik bir işleyiş kazandırmak için gerekli olan düzen. )

- ÖZEKSEL ile ÖZDEKSEL

( Doğrudan. İLE Maddesel. )

- ÖZEL DUYULAR ile/ve/<> YÜZEYEL DUYULAR ile/ve/<> DERİN DUYULAR ile/ve/<> İÇ DUYULAR

- ÖZEL EĞİTİM ile/ve/+/||/<>/>/< KENDİNİ GELİŞTİRMEK

- ÖZEL KÜME ile/ve/değil/||/<> ALT KÜME

- ÖZEL OKUL ile/ve/değil/yerine/||/<> DEVLET OKULU

- ÖZEL YAŞAMIN GİZLİLİĞİ ve/||/<> MUTLULUĞU ARAMA HAKKI


- ÖZEL ile/ve/||/<> AYRICALIK/LI

- ÖZEL ile/ve/<>/hem de GÖZEL

- ÖZEL ile/ve/<> KİŞİSEL

- ÖZEL/LİK ile/ve/||/<> ÖZNEL/LİK

- ÖZEL ile/ve/||/<> SINIRLANDIRICI

- ÖZEL ile/ve/||/<> SINIRLI

- ... "ÖZELLİĞE HAİZ" değil ... ÖZELLİĞİ HAİZ

- ÖZELLİK:
AYRIŞTIRAN
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRLEŞTİREN

- ÖZELLİK ile/ve AYIRICI ÖZELLİK

- ÖZELLİK ile NİTELİK


- ÖZELLİK ile/ve/değil/||/<>/< OLANAK

- ÖZELLİK ile ÖZELİK

( Bir şeyin, benzerlerinden ya da başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik. İLE [felsefe] Herhangi bir durumu gösterebilme yeteneği. )

- ÖZELLİK ile/ve/||/<> VURGU

- ÖZEL/LİKLİ ile/ve AYRICA/LIKLI

- ÖZEN/ÇABA/EMEK:
OLABİLECEK EN ÜST SEVİYE
ile/ve/||/<> (AYRI AYRI) BENİM/SENİN/ONUN YAPABİLECEĞİ EN ÜST SEVİYE

- ÖZEN (GÖSTERMEK) ile/ve/<> ÖNEM (VERMEK)

- ÖZEN GÖSTERMEYE:
ÇALIŞIRIM
ile/ve/<> ÇALIŞAYIM

- ÖZEN ile/ve/||/<>/< DÜZEN

- ÖZEN ve/||/<>/> IŞIMA/AYDINLATMA/AYDINLANMA

- ÖZEN ve/||/<> ONAT

( ... VE/||/<> Özenli, düzgün. | Yararlı. | Dürüst, iyi ahlâklı. )

- ÖZEN ve/<> ÖZÜMSEME

- ÖZEN ile/ve/||/<> SAYGI

- ÖZEN ile/ve/||/<>/>/< TUTARLILIK

- ÖZEN/ÖZENME ile/ve/||/<> TERESSÜL[< RESEL]

( ... İLE/VE/||/<> Yavaş yavaş, dikkatle görme. | Harflerin mahreçlerine ve kısaltılıp uzatılmalarına uyma. )

- ÖZERKLİK:
BİREYSEL
ve/||/<> BİLİSEL(ENFORMASYONEL)

- ÖZERKLİK ve/||/=/<> GÖRELİ ÖZGÜRLÜK

- ÖZET ile BAŞLIK

- ÖZET ile/ve/||/<> GİRİŞ

- ÖZET ile KISALTMA

- ÖZET ile/ve ÖRNEK


- ÖZGE ile BAŞKA

( Başka. )

- ÖZGÜL ile ÖZNEL

- ÖZGÜLÜK = HASSA = PROPERTY, PROPRIETY, OWNERSHIP[İng.] = PROPRIÉTÉ[Fr.] = EIGENSCHAFT[Alm.] = PROPRIETAS[Lat.] = PROPIEDAD[İsp.]

- ÖZGÜN/LÜK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BEN/LİK

- ÖZGÜN/LÜK ile/ve/||/<> EŞSİZ/LİK

- ÖZGÜN/LÜK ile/ve/değil ÖZGÜL/LÜK

( Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan. | Bir buluş sonucu olan, nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan. | Çeviri olmayan, asıl olan. İLE/VE/DEĞİL Bir türle ilgili, bir türe ait. )
( ÖZGÜL AĞIRLIK: Bir nesnenin, 1 cm³ oylumundaki parçasını ağırlığı. [Sadece suyun özgül ağırlığı, 1'dir.]

Özgül Ağırlık...

Özgül sözcüğü, Türkçede "kendine özgü", "özellikle o var olana ya da duruma ait" anlamında kullanılır. Fizikte ise bir niceliğin, belirli birim kütleye ya da oyluma düşen oranını tanımlar.

Özgül Ağırlık Tanımı

Özgül ağırlık, bir nesnenin birim oylumunun ağırlığıdır.

  • Tanım: 1 cm³ hacmindeki bir nesnenin ağırlığıdır.
  • Birim: g/cm³ ya da N/m³ [Newton m³]

SI birim düzeninde, "ağırlık" yerine "kütle" temel alınır. Bu yüzden, özgül ağırlık, çoğu zaman, yoğunlukla karıştırılır.

Su, Neden Referans Alınır?

  • 1 atmosfer basınç [deniz seviyesi] ve 4°C'de, 1 cm³ suyun kütlesi yaklaşık 1 gramdır.
  • Bu nedenle, suyun yoğunluğu, bu sıcaklıkta, 1 g/cm³ olur.
  • Bu sıcaklık ve yoğunluk, özgül ağırlık ölçümleri için kaynak/dayanakça kabul edilir.

Su, sıcaklığa bağlı olarak yoğunluk değiştirir. Örneğin 20°C’de yoğunluğu, yaklaşık 0.998 g/cm³'tür.

Özgül Ağırlık ile Yoğunluk...

  • Yoğunluk (ρ): Kütle / Oylum (kg/m³)
  • Özgül Ağırlık: Ağırlık / Oylum (N/m³)

Öteki Nesnelerin Özgül Ağırlığı...

  1. Belirli bir oylumda nesne alınır.
  2. Tartılarak ağırlığı ölçülür.
  3. Ağırlık / oylum oranı hesaplanır.
  4. Su ile karşılaştırılarak göreli özgül ağırlık belirlenebilir.
Nesne Yaklaşık Özgül Ağırlık (g/cm³)
Su (4°C)1.00
Buz0.92
Alüminyum2.70
Demir7.87
Kurşun11.34
Cıva13.60
Altın19.30
Hava (20°C, deniz seviyesi)0.0012
)

- ÖZGÜN/LÜK ile/ve/||/<>/< ÖZGÜR/LÜK

( Başkalarının özgünlüğünü kabul etmeyenin kendi de özgün ve özgür değildir, olamaz. )
( Özgürlük, özgün olmak içindir. )
( Amaç. İLE/VE/||/<>/< Araç. )
( Son. İLE/VE/||/<>/< Başlangıç. )

- ÖZGÜNLÜK ile/ve/||/<>/< ÖZGÜVEN

- ÖZGÜNLÜK ile/ve/||/<> ÖZLÜLÜK

( [Yazında/Edebiyatta] Başka hiçbir yazarın üslûbuna benzemeyen, tamamen yeni bir tarzda kaleme alınmış olan yapıtlar. İLE/VE/||/<> Anlaşılması zor tamlamaların yerine kısa ve özlü sözlerin kullanılması.[Amaç, kolay okunan ve akılda kalan veciz şiirlerin yazılmasıdır.] )

- ÖZGÜNLÜK ile/ve/||/<>/> RİSK


- ÖZGÜR ile/ve/değil ÖZGÜVENLİ

- ÖZGÜRLEŞME ile/ve/değil/||/<>/> YALNIZLAŞMA

- ÖZGÜRLEŞME ile/ve/||/<>/< YALNIZLAŞMA

- ÖZGÜRLEŞME:
"KAFESİN" İÇİNDEN ÇIKARAK
değil "KAFESİ İÇİMİZDEN ÇIKARARAK

- ÖZGÜRLÜK:
BAĞIMSIZ OLMAK
ile/ve/değil/< ÖZGÜRCE YARATABİLMEK

( Özgürlük bilinci, var oluşu ya da yaşamı duyumsama, özünü, hem özdek, hem de tin olarak algılamadır. )
( Özgürlüğün en yüksek tadı, onun tümüyle yitiminin sınırındadır. )

- ÖZGÜRLÜK:
"(HER) İSTEDİĞİNİ YAPMAK"
değil İSTEMEDİĞİNİ YAPMAMAK

( Özgürlük, hiçbir zaman her istediğini yapmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )

- ÖZGÜRLÜK:
KİŞİNİN, ...
"CANININ İSTEDİĞİ GİBİ DAVRANMASI"
ile/değil İSTEMEDİĞİ HİÇBİR ŞEYİ YAPMAK ZORUNDA OLMAMASI

( Özgürlük, hiçbir zaman canının istediği gibi davranmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )
( İkinci görüşün olmadığı yerde özgürlük olmaz. )
( ÖZGÜRLÜK: Belirlenimden, belirlenime geçmek. )

- ÖZGÜRLÜK ve EŞİTLİK ve KARDEŞLİK
ile/ve/değil/yerine/tersine/önce/||/<>/></<
KARDEŞLİK > EŞİTLİK > ÖZGÜRLÜK

- ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/< BİRİCİKLİK

- ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/= DÜŞÜNCEYİ DÜŞÜNEBİLME BİLGİSİ/OLANAĞI

( Sonsuz. VE/||/<>/= Tekil[ler üzerin(d)e.] )

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/hem de/||/<>/< DÜZEN

- ÖZGÜRLÜK ve/||/<> EŞİTLİK ve/||/<> DAYANIŞMA/KARDEŞLİK

( Aydınlanmanın doğurduğu ilkelerdir. Bunların, topluma yansıması, toplumda karşılık bulması, bir devrim niteliğinde olmakla birlikte, tarihî bir birikimi de gösterir. )

- ÖZGÜR/LÜK ile/ve GÜZEL/LİK

- ÖZGÜRLÜK = HÜRRİYET = LIBERTY, FREEDOM[İng.] = LIBERTÉ[Fr.] = FREITHEIT[Alm.] = LIBERTAS[Lat.] = LIBERTAD[İsp.]

- ÖZGÜRLÜK ile/ve İÇ ÖZGÜRLÜK

( Nedeni, kendinde olmak, kendi dışında olmamak. İLE/VE ... )
( Özgürlük, hiçbir karşılık beklemeksizin yapılan iş/hizmettir. )
( Özgürlük, üzüntüden kurtulmuşluk demektir. )
( Özgürlük, kendini sınırlayabilme gücüdür. )
( Özgürlük, zorunluluğun bilincidir. )
( Özgürlük, ancak ve sadece, tarih ve kültürde olanaklıdır. )
( Özgürlük isteği ve iradesi olmadıkça özgürlük kazanılamaz ve korunamaz da. )
( Özgürlük, bazı yöntemlerin ya da koşulların ustaca uygulanması ya da kullanılması sonucu kazanılmaz. O, nedensel sürecin ötesindedir. Onu hiçbir şey zorlayamaz ya da engelleyemez. )
( Eğer özgür olmak istiyorsanız, özgürlüğe en yakın olan adımı atmayı ihmal etmeyin. )
( Özgürlüğe ulaşmak için çaba göstermelisiniz. )
( Bir şey ile özdeşleşmemek, doğal ve kendiliğinden olursa, o, özgürleşmedir. )
( İhtiras, emel kişiseldir, özgürleşme ise kişisel olandan kurtuluştur. )
( Özgürleşme, keşfetme özgürlüğü demektir. )
( Özgürleşme, bir elde ediş, bir kazanma meselesi değil bir cesâret meselesidir. )
( Özgürleşme, özgür olduğunuza inanma ve ona göre davranma cesâretidir. )
( Özgürleşme, doğal bir süreçtir ve sonuçta, kaçınılmazdır. Fakat onu şimdi'ye getirmek sizin gücünüz dahilindedir. )
( Özgürleşmede, emelin hem öznesi, hem nesnesi artık yoktur. )
( "Anlayış yoluyla özgürleşme", kadîm ve basit bir yoldur. )
( Özgürlük, terk edişten geçer. )
( Özgürleştirecek olan, açık ve berrak görüştür. )
( Birlik, özgürleştirir; özgürlük, birleştirir. )
( Sükûnet içinde ve bağımlılıklardan kurtulmuş olmak, her türlü kişisel çıkar endişelerinin, her türlü bencilce hesapların erişemeyeceği bir yerde durmak, özgürlüğe ulaşmanın kaçınılmaz şartıdır. )
( Bir kalemin minicik ucu nasıl sayısız resim çizebilirse, öylece, farkındalığın boyutsuz noktası da koskoca evrenin içeriğini çizer. Siz işte o noktayı bulun ve özgür olun. )
( Kişinin, canının istediğini yapma keyfiyeti, bağımlılıktır. Halbuki, kişinin yapması gerekeni, doğru olanı yapma olanağı, gerçek özgürlüktür. )
( Sizi hiçbir şey özgür kılamaz, çünkü siz özgürsünüz. )
( Fincanın içindeki boşluk özgürdür. O ancak fincana ilişkin olarak görüldüğünde, fincanın içinde sayılabilir. )
( Huzuru olan kişi özgür olur ve özgür olan kişi de başkalarını özgürlüğe ulaştırır. )
( Yağmurun izlediği gökgürültüsü, özgürlüğe kavuşmayı simgeler. )
( Unutmak zorunda değiliz; arzu ve korku son bulunca, tutsaklık da biter. )
( Tutsaklığı yaratan, karakter ve mizaç dediğimiz, duygusal bağlılıklar, sempati ve antipatilerin oluşturduğu davranış kalıplarıdır. )
( Unity, liberates; freedom, unites. )
( Freedom is freedom from worry.
You must strive for liberation.
Freedom comes through renunciation.
Non-identification, when natural and spontaneous, is liberation.
If you desire to be free, neglect not the nearest step to freedom.
Ambition is personal, liberation is from the personal.
Liberation is not the result of some means skilfully applied, nor of circumstances. It is beyond the causal process. Nothing can compel it, nothing can prevent it.
In liberation both the subject and the object of ambition are no longer.
Liberation is not an acquisition but a matter of courage.
Liberation is to believe that you are free already and to act on it.
Liberation is a natural process and in the long run, inevitable. But it is within your power to bring it into the now.
The ancient and simple way of liberation through understanding.
It is clarity that is liberating.
As the tiny point of a pencil can draw innumerable pictures, so does the dimensionless point of awareness draw the contents of the vast universe.
To be quite detached, beyond the reach of all self-concern, all selfish consideration, is an inescapable condition of liberation.
Nothing can set you free, because you are free.
Freedom cannot be gained nor kept without will-to-freedom.
Freedom to do what one likes is really bondage, while being free to do what one must, what is right, is real freedom.
The space within the cup is free. It happens to be in the cup only when viewed in connection vs. the cup.
You need not forget; when desire and fear end, bondage also ends.
It is the emotional involvement, the pattern of likes and dislikes which we call character and temperament, that create the bondage. )
( image

ÖZGÜRLÜK[Sümerce] )

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/||/<> KENDİLİĞİNDENLİK

- ÖZGÜRLÜK ile/değil/ne yazık ki/>< KEYFÎLİK

( Sorumluluk alıyorsak. İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Sorumluluk almıyorsak. )
( Hak ile sınırlanmış olanda. İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Hak ile sınırlanmamış olanda. )

- ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/>/< ÖZELEŞTİRİ

- ÖZGÜR/LÜK ile/ve/değil/||/<>/< ÖZERK/LİK

- ÖZGÜRLÜK ile/ve ÖZGÜRLÜĞE TUTSAKLIK/MAHKUMİYET


- ÖZGÜRLÜK ile/ve/||/<> SÖZGÜRLÜK

- ÖZGÜR/LÜK ve/||/<>/< USTA/LIK

- ÖZGÜRLÜKTE:
RAHATSIZLIK
ile/ve/||/<> İTİRAZ

( Râzı olmadığımız bir davranış karşısında dile getirmemiz gereken. İLE/VE/||/<> Onaylamadığımız bir düşünceyle karşılaştığımızda dile getirmemiz gereken. )

- ÖZGÜVEN ile GÖRGÜSÜZLÜK

( Fazla gevşek ya da fazla özgüvenli olunmamalı. )
( HAMHALAT: Kaba saba, görgüsüz. )