Bugün[07 Temmuz 2026]
itibarı ile 33.389 başlık/FaRk ile birlikte,
33.389 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(69/135)


- KAYABİLİR İLE KAYA BİLİR ile/ve/||/<> KAYA DA BİLİR İLE/DEĞİL KAYABİLİR DE


- KAYAÇ ile ANATEKSİT

( ... İLE Anateksi süreci sonrası oluşan yeni kayaç. )


- KAYACIK, HAYRETTİN (BÜNYAN, 1911 - 2001) :

( İlk ve orta öğrenimini Bünyan ve Kayseri'de tamamladı. 1931'de girdiği Yüksek Orman Mektebini 1934'te bitirdi. Bir yıl sonra Tarım Bakanlığı tarafından Dresden'de bulunan "Yüksek Lisans Mektebi"nde ormancılık eğitimi aldı. Bu okuldan "Diploma Forsting" olarak 1938 yılında mezun oldu. Aynı okulda ve Prof. Dr. Konrad Rubner'in yanında yaptığı çalışma ile doktorasını tamamladı ve doktor unvanını aldı. 1940 yılında yurda döndü. Askerlik görevinden sonra ve 30.01.1943'te Y.Z.E Orman Fakültesi Silvikültür ve Orman Botaniği Enstitüsünde Başasistan olarak göreve başladı. "Doğu Ladini (Picea orientalis L. Link.)'ın Türkiye'deki Coğrafi Yayılış, Silvikültür Esasları ve Tabii Sınırlarının Genişletilmesi İmkânları" adlı çalışması ile doçent (1943) ve 1966 yılında da profesör oldu. 1971 - 1973 yılları arasında verdiği büyük uğraşlar sonucunda Herbaryum'un kurulması temin edildi. Bunun dışında 1948 yılında başlattığı arberatum çalışmaları sonuç vermiş Bahçeköy'de "Atatürk Arboretumu" kurulmuştur. 1957 yılında İstansbul Üniversitesi Senatosunda İ.Ü. Orman Fakültesini temsil ettiği gibi, pek çok kez Dekan Vekilliği görevi üstlendi. )


- KAYACIK, PROF. DR. HAYRETTİN (BÜNYAN, 1911 - 2001) :

( Bünyan'da doğdu (1911). İlk ve orta öğrenmimini burada tamamladıktan sonra 1931 yılında girdiği Yüksek Oman Mektebini 1934'te tamamladı. Yurtdışına gönderdildi ve Dresden'de bulunan Tharandt "Yüksek Orman Mektebi"nde ormancılık eğitimi aldı ve 1939'da mezun oldu. Yaptığı çalışma ile Doktor ünvanını aldı ve yurda dönüp askerliğini yaptıktan sonra 1943'te Y.Z.E. Orman Fakültesi Silvikültür ve Orman Botaniği Enstitüsünde başasistan olarak atandı. "Doğu Ladini (Picea orientalis L. Link.)'in Türkiye'deki Coğrafi Yayılış, Silvikülter Esasları ve Tabii Sınırlarının Genişletilmesi İmkânları" adlı tezi ile Üniversite Doçenti ünvanını aldı. 1956'da Profesörlüğe yükseltildi. 1971 - 1973 terihleri arasında kurulmuş olan Herbaryum çalışmalarına katıldı, daha önce ve 1948 yılında kurulması çalışmaları başlatılan bugün Atatürk Arboretumu adını taşıyan önemli eserin meydana getirilmesi için adeta ömrünü harcadı. 1957'de İ.Ü. Senatosunda İ.Ü. Orman Fakültesini temsil etti, pek çok kez Dekan Vekilliği görende bulundu. )


- KAYBETME ŞANSI değil KAYBETME OLASILIĞI


- KAYBETMEK:
ÇOK DEĞER VERMEK ile/ve/||/<> KIZAMAMAK ile/ve/||/<> "KIYAMAMAK" ile/ve/||/<> ÜZEMEMEK ile/ve/||/<> "ALTTAN ALMAK"


- KAYBETMEK:
(")YENİLİNCE(") değil VAZGEÇİNCE


- KAYBETMEK ile KAYBEDİLMEK ile KAYBETTİRMEK ile KAYBEDEBİLMEK ile KAYBEDİVERMEK


- KAYBETMEK ile/değil/yerine/>< KAYDETMEK


- KAYBETMEK ile/ve/+/||/<>/>< KAZANMAK

( Ne yazık ki, doğayla savaş durumundayız. Kazanırsak, kaybedeceğiz. )


- KAYBETMEK ile/değil KURTULMAK


- KAYBETMEK ile/ve/değil/yerine/||/>< SEVMEK

( Bir anda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>< Zamanla. )


- KAYBETMEK[Ar. < GAYB] ile/değil/yerine/= YİTİRMEK

( Bir kez ulaşıldığında artık yitirilmez. )

( ZİYÂ: Taşınmaz malı kaybetmek. | Işık, aydınlık. )

( Once arrived at, it cannot be lost. )


- KAYBETTİĞİNE ÜZÜLMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAZANDIĞINA/KAZANABİLECEĞİNE SEVİNMEK


- KAYBOLMAK ile/ve/değil/yerine/<>/> KAPILMAK


- KAYBOLMAK ile KAYBOLABİLMEK ile KAYBOLUVERMEK


- KAYBOLMAK ile/değil/yerine/= YİTMEK


- KAYDEDEBİLMEK[Ar. < ḲAYD + Tr. EDEBİLMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> KAYDEDEBİLMEK

( Kaydetme ihtimali veya imkânı bulunmak )


- KAYDEDİCİ = İMLEÇ


- KAYDETMEK[Ar. < ḲAYD + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> KAYDETMEK

( Bazı önemli noktaları belirleyip yazmak Herhangi bir şeyi bir yere mal etmek bir şeyin tarih numara veya adını bir deftere geçirmek yazmak I Hatırlamak için yazmak not etmek Bir şeyi belirtmek söylemek Sesi veya resmi manyetik bant üzerine geçirmek Olumlu sonuç almak Sıcaklık basınç gibi bir niceliğin değişkenliğini tespit etmek Program veri görüntü veya filmi bilgisayarın kalıcı belleğine yazmak )


- KAYDETMEK ile KAYDEDİLMEK ile KAYDETTİRMEK ile KAYDEDEBİLMEK ile KAYDEDİCİ


- KAYDETMEK ile/||/<> KAYDETMEK[Ar. < KAYD + TÜR. < ETMEK]

( SAVE | RECORD | REGISTER )


- KAYDHAYAT[Ar. < ḲAYD + ḤAYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> KAYDIHAYAT

( Yaşadığı sürece yaşadıkça anlamındaki kaydıhayat şartıyla ve kaydıhayat ile söyleyişlerinde geçen bir söz )


- KAYDIRICI ile/ve/değil KAYGANLAŞTIRICI


- KAYDIRMAK ile KAYDIRTMAK ile KAYDIRILMAK ile KAYDIRABİLMEK


- ... KAYDIYLA ile/değil ... KOŞULUYLA


- KAYDOLMAK[Ar. < ḲAYD + Tr. OLMAK] ile/değil/yerine/=/||/<> YAZILMAK


- KAYDOLMAK ile KAYDOLMAK ile KAYIT

( ENROL vs. ENROLL vs. ENROLLMENT )

( درفهرست واردکردن ile ثبت نام کردن ile نامنويسي ile ثبت نام )

( DARFEHAREST VARDKARDAN ile SABAT NAM KARDAN ile نامنويسي ile SABAT NAM )


- KAYDOLMAK ile KAYITLI ile ASKERE ALINMA

( ENLIST vs. ENLISTED vs. ENLISTMENT )

( درفهرست نوشتن ile نامنويسيکرده ile نامنويسي ile سربازگيري )

( DARFEHAREST NOSHTAN ile نامنويسيکرده ile نامنويسي ile SARBAZGYRY )


- KAYGAN YAPRAK KURBAĞA ile MALEZYA YAPRAK KURBAĞASI

( Amazon ormanlarında yaşarlar. İLE Malezya, Tayland ve Singapur'daki yağmur ormanlarında yaşarlar. )

( )

( )


- KAYGAN/LIK ile KAYGANA/LIK


- KAYGI | ANKSİYETE[İng. < ANXİETY] ile/||/<> STRES

( Canlının içinde bulunduğu sıkıntılı duruma bağlı olarak gelişen psikonöretik bozukluk. @@ )

( ANXIETY | STRESS~STRESS )

( ANXIÉTÉ~STRESS )

( ANGST~STRESS )

( ANSIA~STRESS )

( ΆΓΧΟΣ / άγχος~ΣΤΡΕΣ / στρες )


- KAYGI | ANKSİYETE ile/||/<> ANKSIYETE[İng. < ANXIETY]

( Canlının içinde bulunduğu sıkıntılı duruma bağlı olarak gelişen psikonöretik bozukluk )

( ANXIETY | STRESS )

( ANXIÉTÉ )

( ANGST )

( ANSIA )

( ΆΓΧΟΣ / άγχος )


- KAYGI BOZUKLUĞU ve/||/<> İMGE


- KAYGI ile/ve/değil/||/<>/< "CAN/İÇ" SIKINTISI


- KAYGI ve/||/<>/> HUYSUZLUK


- KAYGI ile/||/<> PANİK ATAK

( Sürekli kaygı ve korku. İLE/||/<> Ani ve yoğun korku ya da rahatsızlık nöbetleri. )


- KAYGI/ANKSİYETE ile BUNALIM/DEPRESYON ile TAKINTI/OBSESYON ile KUŞKUCULUK/PARANOYA

( "Ya yanlış yaparsam?" İLE "Hep yanlış yaptım" İLE "Hiç yanlış yapmamalıyım!" İLE "Bana yanlış yapacaklar!" )


- KAYGIDA:
İNCELEME ile/ve/||/<>/> AŞILAMAMA


- KAYGILANMAK ile KAYGILANDIRMAK ile KAYGI ile KAYGIN ile KAYGILI/LIK ile KAYGISIZ/LIK ile KAYGILICA ile KAYGISIZCA


- KAYIBOYU ile KARAKEÇELİ


- KAYIKHANE[Tr. < KAYIK + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> KAYIKHANE

( Kayıkların çekildiği korunduğu üstü örtülü yer )


- KAYIKHANE SOKAK :

( Deniz sahil şeridinde yer alan ve halkı daha çok balıkçılıkla uğraşan bir mahalle olan Yenimahalle'ye yakışan bir sokak ismidir. Sahilde ve denizle iç içe olan kıyı şeridinde kayıklar çekilir. Ev ve yalıların önünde kayıkların çekildiği kayıkhaneler vardır. Bu sokak da Karakütük caddesinden denize inen dar bir sokak olup kayıkhanelere ulaşır. Sahildeki Kayıkhaleler nedeni ile sokağa "Kayıkhane Sokağı" adı verilmiştir. )


- KAYIKHANE :

( Kilyos tahlisiyesi tarafından kullanılan kayıkhane 18. yy da yapılan tarihi eserlerden biridir. )


- KAYINGİLLER ile/= PALAMUTLULAR

( İki çeneklilerden, palamut diye adlandırılan, meyveleri yüksüksü bir kadehçik içinde duran, kayın, meşe, kestane vb. kerestelik orman ağaçlarını içine alan bir aile. )


- KAYIP:
GERİ GEL(E)MEYECEK OLAN ile/ve/||/<> YERİ DOLDURULAMAYACAK OLAN


- KAYIPLA:
"BAŞA ÇIKAMAMAK" ile/değil/yerine/>< BAŞA ÇIKMAK


- KAYIPTA:
KAÇAK ile KAÇIRILMA


- KAYIRMAK ile KAYIRTMAK ile KAYIRILMAK ile KAYIR ile KAYIRICI/LIK


- KAYISI[Fars. KAYSİ]/MIŞMIŞ[Ar.] ile ŞEKERPARE[Fars.]

( Gülgillerden, sıcak ya da ılık iklimlerde yetişen, çiçekleri pembemsi beyaz bir ağaç. | Bu ağacın, açık turuncu renkte, eti sulu, güzel kokulu, tek ve sert çekirdekli tatlı meyvesi. İLE Çok tatlı bir tür kayısı. | Bir tür hamur tatlısı. )

( KAYISI: KAJSZIJA[Bulgarca]
CAIS/CAISI/CASIA[Romence]
KAJSIJA[Hırvatça]
KAJSI[Arnavutça]
KAJSZI[Macarca, Tatarca] )

( PRUNUS ARMENIACA cum ... )


- KAYIT ÇEŞİTLERİ


- KAYITLILIK:
YAKINLIKTA ile/>< UZAKLIKTA

( Azalır. İLE/>< Çoğalır. )

( KAYDİYET: KURBİYET'te İLE/>< BUDİYET'te
( Taklîl eder. İLE/>< Teksîr eder. ) )


- KAYITSIZLIK ile KAYITSIZ ile ŞİKAYET ETMEK ile ŞİKAYETÇİ ile ŞİKAYETÇİ ile ŞİKAYETÇİ ile ŞİKAYET ile ŞİKAYET ile ŞİKAYETÇİ ile ŞİKAYET

( COMPLACENCY vs. COMPLACENT vs. COMPLAIN vs. COMPLAINANT vs. COMPLAINER vs. COMPLAINING vs. COMPLAINNING vs. COMPLAINT vs. COMPLAINTANT vs. COMPLAISANCE )

( خود خوشنودي ile خود خوشنود ile عشرت طلب ile گله کردن ile شکايت کردن ile چغلي کردن ile شاکي بودن ile شکوه و شکايت کردن ile شکايت داشتن ile شکوه کردن ile شاکي ile عارض ile منقد ile تشکي ile متظلم ile چغلي ile گله گزاري ile اعتراض ile تظلم ile داد خواست ile دادخواست ile گله ile شکوه ile شکايت ile ادب )

( KHOD KHOSHNODY ile KHOD KHOSHNOD ile ESHRAT TALAB ile GOLEH KARDAN ile SHKAYT KARDAN ile CHOGHELY KARDAN ile SHAKY BODAN ile SHKUH VE SHKAYT KARDAN ile SHKAYT DASHTAN ile SHKUH KARDAN ile SHAKY ile AREZ ile منقد ile TASHKY ile متظلم ile چغلي ile GOLEH GOZARY ile ETERAZ ile TAZLOM ile DAD KHAST ile DADKHAST ile GOLEH ile SHKUH ile SHKAYT ile ADAB )


- KAYITSIZ/LIK ile VURDUMDUYMAZ/LIK ile GAMSIZ/LIK

( Kişi ne yaparsa, kendi yapar, kendine yapar fakat bazı tutumlarla etrafındakilere de zarar verebilir! )


- KAYKILMAK ile/değil/yerine DAYANMAK


- KAYKILMAK ile KAY ile KAYA/LIK ile KAYI ile KAYA LİFİ ile KAYA SUYU ile KAYA TUZU ile KAYA BALIĞI ile KAYA HANİSİ ile KAYA HOROZU ile KAYA KELERİ ile KAYA SANSARI ile KAYA ÖRÜMCEĞİ ile KAYA GÜVERCİNİ ile KAYA SARIMSAĞI ile KAYA BALIĞIGİLLER


- KAYKILMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> UZANMAK


- SHEARING STRESS[İng.] / EFFORT DE CISAILLEMENT, TENSION DE CISAILLEMENT[Fr.] / SCHERBEANSPRUCHUNG, SCHERSPANNUNG, SCHUBSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYMA GERİLMESİ


- KAYMA OLANAĞI değil OLASILIĞI


- TRANSLATION, SHIFT[İng./Fr.] / TRANSLATION, SCHIEBUNG, VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYMA, ÖTELE(N)ME


- KAYNAÇ/GAYZER[Fr. < GEYSER] ile/||/<> KAYNAÇ TAŞI/GAYZERİT[Fr. < GEYSÉRITE]


- KAYNAĞA/KİTABA/SÖZE/SÖYLEYENE GÜVENMEK ile/ve/değil/yerine ANLAMA GÜVENMEK

( [not] TO TRUST TO SOURCE/BOOK/WORD vs./and/but TO TRUST TO MEANING
TO TRUST TO MEANING instead of TO TRUST TO SOURCE/BOOK/WORD )


- KAYNAK | REFERANS ile/||/<> REFERANS ile/||/<> LETTER OF INTRODUCTION, CREDENTIALS, REFERENCE[İng.] ile/||/<> BONSERVİS

( bonservis İşinden ayrılan işçiye işveren tarafından verilen ve görevini iyi yaptığını belirten belge )

( RÉFÉRENCE )


- KAYNAKLANMA ile/ve/değil/||/<>/< KAYNAK ALMA


- KAYNAK/LAR ile KİTAP/LAR

( SOURCE(S) vs. BOOK(S) )


- KAYNAKLARDAN YARARLANMAMAK ile/ve/değil/yerine/<> ADLARINA YER VERMEMEK


- ...:
KAYNAK/LI/LIK ile/ve/||/<> ODAK/LI/LIK ile/ve/||/<> AMAÇ/LI/LIK ile/ve/||/<> HEDEF/Lİ/LİK ile/ve/||/<> TEMEL/Lİ/LİK


- QUELLENFREIES FELD[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYNAKSIZ ALAN


- BOILING POINT ELEVATION.[İng.] / SÜDEPUNKT ERHÖHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYNAMA NOKTASI YÜKSELMESİ


- KAYNAMA NOKTASI YÜKSELMESİ ile/||/<> DONMA NOKTASI ALÇALMASI

( Çözünen madde kaynama noktasını yükseltir, donma noktasını alçaltır )

( Formül: ΔT_b = K_b·m İLE ΔT_f = K_f·m )


- NOKTA-İ GALEYAN[Osm.] / BOILING POINT[İng.] / POINT D'ÉBULLITION[Fr.] / SIEDEPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYNAMA NOKTASI


- GALEYAN[Osm.] / BOILING[İng.] / ÉBULLITION[Fr.] / KOCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYNAMA


- KAYNAMAK ile HAŞLANMIŞ ile HAŞLANMIŞ PİRİNÇ ile KAZAN ile KAZAN YAPIMCISI ile KAYNAMA ile KAYNAMA NOKTASI ile KAYNAR SU

( BOIL vs. BOILED vs. BOILED RICE vs. BOILER vs. BOILERMAKER vs. BOILING vs. BOILING POINT vs. BOILING WATER )

( جوش آمدن ile بجوش آمدن ile غلغل سدن ile جوشانيدن ile جوشاندن ile بجوش آوردن ile جوشيدن ile جوشيده ile جوشانده ile کته ile ديگ ile کتري ساز ile جوشان ile جوش ile درجه جوش ile نقطه جوش ile آب جوش )

( JOOSH AMADAN ile BEJOOSH AMADAN ile غلغل سدن ile JOOSHANYDAN ile JOOSHANDAN ile BEJOOSH AVARDAN ile JOOSHYDAN ile JOOSHYDAH ile JOOSHANDEH ile KETEH ile DYG ile کتري ساز ile JOOSHAN ile JOOSH ile DARJEH JOOSH ile NAGHTEH JOOSH ile AB JOOSH )


- KAYNAMAK ile KAYNATMAK ile KAYNAŞMAK ile KAYNATILMAK ile KAYNAKLANMAK ile KAYNAŞTIRMAK ile KAYNATABİLMEK ile KAYNAYIVERMEK ile KAYNAŞABİLMEK ile KAYNAK ile KAYNAR ile KAYNAÇ ile KAYNAKLI ile KAYNAKÇA ile KAYNAKÇI/LIK ile KAYNARCA ile KAYNAŞLI ile KAYNAKÇACI ile KAYNAK KİŞİ ile KAYNAK SUYU ile KAYNAÇ TAŞI ile KAYNAK MAKİNESİ ile KAYNAK KOROZYONU


- KAYNANA/LIK ile KAYNANA AĞZI ile KAYNANA ZIRILTISI


- KAYNAŞTIRMA HARFİ ile/ve/||/<> YARDIMCI SES


- KAYNATMAK ile "KAYNATMAK"

( Kaynamasını sağlamak. | Kaynak yaptırmak. İLE Unutturmak. | Belirli etmeden almak. | Konuşmak, sohbet etmek. )


- KAYPAK/LIK ile/değil/yerine/>< SAMİMİ/YET


- [ne yazık ki]
KAYPAK/LIK ile/ve/||/<> YAVŞAK/LIK


- KAYSERİLİ -ile/||/<>

( (Kar. Ort. O.) Yerli ağızla konuşan, ama İstanbul törelerini benimsemiş pastırmacı tipi. )


- KAYSERİLİ ile/||/<> ...

( Kar Ort O Yerli ağızla konuşan ama İstanbul törelerini benimsemiş pastırmacı tipi )


- KAYSERİLİ ile/||/<> ...

( Gölge ve ortaoyunlarında incelmiş açıkgöz Anadolu tipi Kurnaz ve saldırgandır Takma adı Suyabatmazdır Pastırmacı yağcı nakkaş bakkal ya da kavaftır )


- KAYSERİLİYAN YALISI/VANLIOĞLU YALISI/GÜNYÜZ YALISI :

( Sarıyer'de Mesarburnu Caddesi üzerindedir. Boğaziçi'nde gayrimüslim binalarında görülen bir örnektir. Yalı 20. yy başlarında inşâ edilmiştir. Yalı el değiştirmiş ve Armatörlerden Cerrahoğlu ailesi yalıyı satın aldı. Bir süre sonra Mustafa Vanlıoğlu tarafından satın alındı. Tekrar el değiştirmiş olacak ki yalının duvarında Günyüz Yalısı levhası konuldu. )


- KAYSÛM | CİVANPERÇEMİ ile/||/<> ENGİNAR ile/||/<> KASIMPATI ile/||/<> MARUL

( (botanik) @@ Papatyagiller (Compositae) familyasından, 1 m kadar boylanabilen, çok yıllık, otsu, tüylü, beyaz ya da sarı çiçekli bitkiler. Ak yavşan, baytaran, bin bir yaprak otu. @@ Yapısında, azulen, limonen, sineol, borneol, pinenler vb. uçucu yağlar içeren ve halk arasında baş dönmesi, göz rahatsızlıkları, burun kanamasıyla migren krizinde tedavi amacıyla kullanılan bir bitki, akbaşlı, barsama otu, binbir yaprak otu, kandil çiçeği. )

( GLOBE ARTICHOKE | CHRYSANTHEMUM, WHITE WEED, OX EYE DAISYS | LETTUCE, GREEN HEADED GARDEN LETTUCE~GLOBE ARTICHOKE~CHRYSANTHEMUM, WHITE WEED, OX EYE DAISYS~LETTUCE, GREEN HEADED GARDEN LETTUCE )

( TABOURET | ARTICHAUT | CHRYSANTHÈME | LAITUE ROMAINE~ARTICHAUT~CHRYSANTHÈME | GRANDE MARGUERITE, MATRICAIRE, CHRYSANTHÈME~LAITUE ROMAINE | LAITUE )

( ACHILLEA | ACHILLEA MILLEFOLIUM | CYNARA SCOLYMUS | CHRYSANTEMUM | LACTUCA SATIVA~CYNARA SCOLYMUS~CHRYSANTEMUM | CHRYSANTHEMUM PARTHENIUM, CHRYSANTHEMUM LEUCANTHEMUM~LACTUCA SATIVA )

( ERDARTISCHOCKE | RIESENMARGERITE, GÄNSEWUCHERBLUME, GOLDFEDERWUCHERBLUME | LATTICH, KOPFSALATE~ERDARTISCHOCKE~RIESENMARGERITE, GÄNSEWUCHERBLUME, GOLDFEDERWUCHERBLUME~LATTICH, KOPFSALATE )

( ACHILLEA~CARCIOFO~CRISANTEMO~LATTUGA )

( ΑΧΙΛΛΈΑ / αχιλλέα~ΑΓΚΙΝΆΡΑ / αγκινάρα~ΧΡΥΣΆΝΘΕΜΟ / χρυσάνθεμο~ΜΑΡΟΎΛΙ / μαρούλι )


- KAYTARMAK ile KAYTARABİLMEK ile KAYTARICI/LIK


- KAYYUM/KAYYIM ile MÜTEVELLİ

( Belirli bir malın yönetilmesi ya da belirli bir işin yapılması için görevlendirilen kişi. | Cami görevlisi. İLE Bir vakfın yönetimi, kendine verilmiş kişi. )


- KAZAK/LIK ile KAZAKÇA ile KAZAK ÇÖMELMESİ


- KAZAN, ABDULLAH (ESKİŞEHİR,1963) :

( İlk ve Ortaokulu İstanbul'da tamamladı. Bir süre ticaretle uğraştı. Siyasete Refah Partisi saflarında başladı ve İlçe yönetim kurulunda başkan yardımcısı olarak görev aldı. Milli Gençlik Vakfı Sarıyer İlçe Başkanlığı görevinde bulundu. 1994 yerel seçimlerinde Sarıyer Belediye Meclisi üyeliğine seçildi ve Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. )


- KAZANA/NA YANAŞIRSAK ve/||/<> KÖTÜYE YANAŞIRSAK

( Karası bulaşır. VE/||/<> Belâsı bulaşır. )


- KAZANAMAMAK ile KAYBETMEK

( NOT ABLE TO EARN/WIN vs. TO LOSE )


- Kazan'ın 20 km. kadar dışında bulunan bir tapınak, her bir kubbesinde bir tanesi yer alan ay, haç, yıldız ve öteki birçok dinin simgeleri ile tüm dinleri biraraya toplamak iddiasındadır. -ile/ve


- KAZANMAK" ile/değil/yerine/>< TARTIŞMAK

( "Kazanmak için başlanılmış" tartışma, kaybetmenin ilk adımıdır. )


- KAZANMAK ile YAKALAMAK


- KAZANMAK ile ZAFER KAZANMAK ile KABUL GÖRMEK ile ERİŞİM KAZANMAK ile YÜKSEKLİK KAZANMAK ile SAYGI KAZANMAK ile KİLO ALMAK

( GAIN vs. GAIN A VICTORY vs. GAIN ACCEPTANCE vs. GAIN ACCESS vs. GAIN HEIGHT vs. GAIN RESPECT vs. GAIN WEIGHT )

( انتفاع ile راه يافتن ile جلب کردن ile بدست آوردن ile به دست آوردن ile نفع کردن ile نفع بردن ile بهره تقويت ile ضفر يافتن ile جلب موافقت ile تقرب جستن ile دست يافتن ile ارتفاع يافتن ile آبرو يافتن ile وزن زياد کردن ile چربيدن ile حال آمدن )

( ENTEFA ile RAH YAFTAN ile JALAB KARDAN ile BADAST AVARDAN ile BAH DAST AVARDAN ile NAF KARDAN ile NAF BARDAN ile BACPAREH TAGHOYT ile ZAFAR YAFTAN ile JALAB MOVAFEGHT ile TAGHARB JASTAN ile DAST YAFTAN ile ERTAFA YAFTAN ile ABRO YAFTAN ile VAZAN ZYAD KARDAN ile CHARBYDAN ile HAL AMADAN )


- KAZARA ile/değil/yerine/= KAZAYLA/İSTEMEDEN


- KAZDIRMAK ile KAZDIRTMAK ile KAZDIRILMAK


- KAZI BİLİMCİ/ARKEOLOG[Fr. < ARCHÉOLOGUE] ile/||/<> KAZI BİLİMİ/ARKEOLOJİ[Fr. < ARCHÉOLOGIE] ile/||/<> KAZI BİLİMSEL/ARKEOLOJİK[Fr. < ARCHÉOLOGIQUE]


- KAZİASKER[Ar. < ḲĀŻĪ + ʿASKER] ile/değil/yerine/=/||/<> KAZASKER

( İlmiye sınıfının yüksek derecesinde bulunan devlet görevlisi Osmanlı döneminde mahkemelerin en yetkilisi )


- KAZIKLAMA ile/||/<> ...

( Yağlı güreşte karşısındakinin güreş donunun içine el sokma )


- KAZIM KARABEKİR İLKÖĞRETİM OKULU :

( Poligon İlkokulu adı ile 1983'te eğitim ve öğretime başladı. 1985'te ismi Kazım Karabekir İlkokulu olarak değiştirildi. Bilahare okul ilköğretim statüsüne alındı. )


- KAZIM KARABEKİR MAHALLESİ :

( İlçenin gecekondu mahallelerinden biri olup Dağevleri'nden 1989'da yapılan bir düzenleme ile ayrılarak Kazım Karabekir adıyla yeni bir mahalle oldu. Mahalle PTT Evleri, Çayırbaşı, Büyükdere ve Kocataş mahallelerinden sınır almaktadır. 1992 nüfus sayımına göre nüfusu 7.512' dir. )


- KAZIMAK ile KAZ ile KAZA ile KAZI ile KAZALI ile KAZILI ile KAZASIZ/LIK ile KAZ TÜYÜ ile KAZ ADIMI ile KAZASIZCA ile KAZ KAFALI/LIK ile KAZA KIRIM ile KAZI BİLİMİ ile KAZA DAİRESİ ile KAZA KURŞUNU ile KAZI BİLİMCİ ile KAZI BİLİMSEL ile KAZASIZ BELASIZ ile KAZA KIRIM EKİBİ


- KAZINTI ile KAZINTILI ile KAZINTISIZ


- KAZKANADI ile/||/<> ...

( Karşı oyuncunun kolları altından kol geçirip elleri sırtta kenetleme )


- KBRN/CHEMICAL, BIOLOGICAL, RADIOACTIVE, NUCLEAR[İng.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL, BİYOLOJİK, RADYOAKTİF, NÜKLEER


- KEBAP/LIK ile KEBAPLI ile KEBAPÇI/LIK


- KEBET | KARACİĞER ile/||/<> KARACİĞER

( 1 Bazı omurgasız hayvanlarda bir sindirim bezi 2 Omurgalı hayvanlarda öd salgılayan ve glikojen depo eden bir organ biyoloji atardamarı biyoloji 1 Omurgalı hayvanlarda öd salgılayan ve glikojen depo eden bir organ 2 Bazı omurgasız hayvanlarda bir sindirim bezi Karı boşluğunun sağında ve ön tarafında yerleşmiş vücudun en büyük bezi Ortalama atgillerde ve sığırda 5 kg merkepte 2 5 kg köpekte 450 g ağırlığındadır hepar yekur )

( LIVER )

( FOIE | HÉPATIQUE (ARTÈRE-) )

( LEBER )

( JECUR )


- KEÇE ile KEÇE YAPIMCISI ile KEÇE YAPIMI ile KEÇE

( FELT vs. FELT MAKER vs. FELT MAKING vs. FELTING )

( نمد ile حسي ile نمدپوش کردن ile ماضي فعل ile نمدمال ile نمد مالي )

( NAMAD ile HESY ile NAMADPUSH KARDAN ile ماضي فعل ile NAMDAMAL ile NAMAD MALY )


- KEÇELEMEK ile KEÇELENMEK ile KEÇELEŞMEK ile KEÇELEŞTİRMEK ile KEÇE ile KEÇECİ/LİK ile KEÇELİ


- KEÇİBOYNUZU ve ÇİTLEMBİK/MELENGİÇ/MENENGİÇ/MERLENGİÇ/MERLENGEÇ/DAVUN

( İkisinde de azcık fakat etkili/hoş bir tad için çok fazla uğraş vermek gerekir. )


- KEÇİSAKALI/KEÇİSEDEFİ ile KEÇİSAKALI/ERKEÇSAKALI/ÇAYIRMELİKESİ

( Ladengillerden, çayırlarda, nemli yerlerde yetişen, yaprakları mızraksı ve çizgili, çiçekleri mavimtırak ya da mor renkte bir tür laden bitkisi. İLE Gülgillerden, beyaz ya da pembe çiçekli, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaççık. )

( CISTUS CRETICUS cum SPIRAEA ARUNCUS )


- KEDİ AYAĞI ile KEDİAYAĞI

( ... İLE Birleşikgillerden, süs bitkisi olarak da yetiştirilen, beyazımsı, yumuşak, sık tüylü bir bitki. )

( ... cum ANTENNARIA DIOICA )


- Kedi ve köpekleri DİNLE!!! -ve


- KEDİ ile BİNTURONG

( ... İLE Bir fokun yüzüne ve bıyıklarına, bir ayının kalın kabarık kürküne ve yassı ayaklarına, bir maymunun kuyruğuna ve bir firavunfaresinin pençelerine sahiptir. )

( ... İLE 20 kg. ağırlığında ve 180 cm. uzunluğundalardır. )

( ... İLE Beş tırnaklı güçlü pençeleri bulunur. [Pençelerinin sürtünmeye karşı etli tabanları vardır.] )

( ... İLE Kendi etrafında dönebilen ayak bilekleri vardır. [Ağaca tırmanırken kuyruklarını da kullanırlar.] )

( ... İLE Erillerinden çok daha iri olan dişillerinin, -sırtlanlarınki kadar büyük olmasa da- penis benzeri klitorisleri vardır. )

( ... İLE Bir kısım memelide bulunan bakulumları[penis/klitoris kemikleri(os klitoris/os penis)] vardır. )

( ... ile Binturong )

( ... cum ARCTITIS BINTURONG[< artık kullanılmayan bir Malezya dilinden] )


- KEDİ ile KEDİ OTU ile KEDİ BALI ile KEDİ BALIĞI ile KEDİ NANESİ ile KEDİ OTUGİLLER ile KEDİ BALIĞIGİLLER


- KEDİ ile MANKEDİSİ

( ... İLE Kuyruksuz bir kedi. [Man Adası'nda yaşarlar.] )


- KEDİBASTI ile/||/<> KEDİBASTI

( Bütün yüzeye tutkal sürmeyi gerektirmeyen işlerde fırçayı aralıklı bastırarak tutkal sürme eylemi )


- KEDİLERDE:
CEZA ile/değil/yerine ÖDÜL

( Kediler, cezaları algılayamazlar. İLE/DEĞİL/YERİNE Ödüllere tepki verebilirler. )


- KEDİLERDE:
ÖN AYAK ile ARKA AYAK

( Beş parmak bulunur. İLE Dört parmak bulunur.[Genetik bozukluğu olanlarda, ek parmaklar görülebilir.] )

( Yürürken, aynı anda hareket ettirirler. Sol/sağ ayak öndeyse arka ayak da öne çıkar.[Kedi dışında, sadece deve ve zürafalar bu biçimde yürür.] )


- KEENLEMYEKÛNLÜK ile/||/<> NON EXISTENCE[İng.] ile/||/<> NON EXISTENCE[Fr.] ile/||/<> YOKLUK

( NON EXISTENCE )

( NON EXISTENCE )


- KEFAL ile UÇARKEFAL

( ... İLE Turnabalğıgillerden, kefala benzer, uzun kanatlı bir balık. )

( ... cum EXOCOETUS )


- KEFALET/KEFALET[Ar. < KEFĀLET] ile/||/<> KEFALETEN/KEFALETEN[Ar. < KEFĀLETEN] ile/||/<> KEFALETNAME/KEFALETNAME[Ar. < KEFĀLET + Fars. NĀME] ile/||/<> KEFİL/KEFİL[Ar. < KEFĪL]

( kefalet mektubu kefaletname kefalet senedi Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu kefillik )


- KEFALETEN[Ar. < KEFĀLETEN] ile/değil/yerine/=/||/<> KEFALETEN

( Kefalet yoluyla )


- KEFALETLE SERBEST BIRAKMAK ile KAZAN ile KEFİL ile GARANTÖR

( BAIL vs. BAILER vs. BAILOR vs. BAILSMAN )

( باامانت سپردن ile ضامن شدن ile کفيل گرفتن ile کفيل دهنده ile امانت دهنده ile ضامن )

( BAAMANT SEPARDAN ile ZAMAN SHODAN ile KOFYLE GARAFTAN ile KOFYLE DAHANDEH ile EMANT DAHANDEH ile ZAMAN )


- KEFELEMEK ile KEF ile KEFE ile KEFELİ ile KEFESİZ


- KEFELİKÖY DALYANI :

( Kefeliköy koruluğunun önünde kurulan bu dalyan şira dalyanıydı. 1950'li yıllardan beri dalyan kurulmuyor. )


- KEFELİKÖY SUYU :

( Kefeliköy'ün üst kısımlarından çıkan bu memba suyu, çok içildiğinde ku dökme özelliği olduğundan çok aranan ve beğenilen bir sudur. Sertlik derecesi 3 olan su, yörenin gecekondulaşması nedeniyle özelliğini kaybettiğinden kullanılmaktan vazgeçildi ve kapatıldı. )


- KEFELİKÖY\'DEKİ ÇINAR AĞACI :

( Kefeliköy yerleşim yerinin iç kısmındaki sokak/cadde üzerinde olup çok sağlıklı bir ağaçtır. Göğüs çevresi 5.10 m dir. 180 - 200 yaşında olduğu sanılmaktadır. )


- KEFELİKÖY :

( Kefeliköy eski bir yerleşim bölgesidir. Öteden beri ayrı bir mahalle olarak algılanan Kefeliköy önceleri Büyükdere'ye, daha sonra Çayırbaşı'na, 1984'te Cumhuriyet Mahallesi ayrı bir muhtarlık olunca buraya bağlandı. Kefeliköy'ün Bizans öncesi dönemdeki ismi Dionysos bir efsane nedeni ile Dikata Petra idi. Kefeliköy halkını Osmanlılar döneminde 1475 yılında fethedilen Kefe'den getirilen göçmenler oluşturduğundan semtin isminin buradan geldiği düşünülebilir. Bilahare Kırım Savaşı (1853 - 1856) nedeni ile getirilen göçmenler de burada iskan edildiler. )


- KEFENLEMEK ile KEFEN/LİK ile KEFENCİ/LİK ile KEFENLİ ile KEFENSİZ ile KEFEN BEZİ ile KEFEN PARASI ile KEFEN SOYUCU/LUK


- KEFİLE KEFALET/SECONDARY GUARANTEE ile/değil/yerine/= YÜKÜMCÜYE YÜKÜMLÜK/İKİNCİL GÜVENCE


- KEHKEŞÂN | SAMANYOLU ile/||/<> SAMANYOLU

( Gökkubbeyi bir büyük daire boyunca saran milyonlarca yıldız ve gaz bulutundan oluşmuş donuk ışıklı kuşak Evrende bu kuşak sarmal yapılı mercimek biçiminde bir uzay adaşıdır Güneş bu ada içinde sarmalın kollarından biri üzerinde bulunur Karanlık gecelerde gökkubbede belli yönde uzanarak donuk ak ışıklı bir kuşak oluşturan bir tür takımyıldız )

( MILKY WAY )

( VOIE LACTÉE )

( MILCHSTRASSE )


- KEHKEŞAN[Fars. < KEHKEŞĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> SAMANYOLU


- AMBER, ELECTRON, SUCCINUM[İng.] / AMBER, ÉLECTRON[Fr.] / AMBER, BERNSTEIN, ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= KEHRİBAR, ELEKTRON


- KEKELEMEK ile KEK ile KEKA ile KEKE/LİK


- KEKEMELEŞMEK ile KEKEME/LİK


- KEKE / KEKEME/LİK ile/ve/||/<> GEÇ KONUŞMA


- CAKING[İng.] / S'AGGLOMÉRER[Fr.] / ZUSAMMENBACKEN, FESTBACKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEKLEŞME


- KELÂMCILAR ile/ve/||/<> BÂTINÎLER ile/ve/||/<> FİLOZOFLAR ile/ve/||/<> SÛFÎLER


- KELEBEK BİÇİMİNDE/KELEBEKSİ KOROLLA = TÜVEYC-İ FERÂŞÎ = COROLLE PAPILIONACÉE


- KELEBEK ile AKKELEBEK

( ... İLE Hemen hemen tüm meyve ağaçlarında tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları bulunan, kalın ve kara damarlı bir kelebek. )

( ... cum APORIA CRATAEGI )


- KELEBEK ile KRALİÇE ALEXANDRA KELEBEĞİ

( ... İLE Papua Yeni Gine'de yaşar. [Dişileri, erillerine oranla çok daha büyüktür. Yaklaşık olarak erillerin üç katı büyüklüğe sahiptir. Kanat genişliği, yaklaşık 30 santime kadar çıkabilmektedir.] )


- KELEPLEMEK ile KELEPÇELEMEK ile KELEPÇELENMEK ile KELEPÇELETMEK ile KELEP ile KELEPÇE ile KELEPÇİ/LİK ile KELEPÇELİ ile KELEPÇESİZ


- KELİFİT/KELYPHİTE[Fr. < KÉLYPHITE] ile/||/<> TALK/TALK[Ar. < ṬALḲ]

( Hidratlı doğal magnezyum silikat )


- KELİME HAZİNESİ[Ar.] ile/değil/yerine/= SÖZ AĞIŞI/DAĞARCIĞI/VARLIĞI


- KELİME SINIFI ile/||/<> PARTS OF SPEECH[İng.] ile/||/<> PARTIE DU DISCOURS[Fr.] ile/||/<> REDETEILE[Alm.] ile/||/<> SÖZCÜK TÜRÜ

( Derleme söz bölüğü kelime çeşidi lakırdı bölüğü Yapı kavram görev bakımından aralarındaki benzerliğe göre ayrılmış bulunan sözcük türlerinden her biri Türkçede sekiz sözcük türü vardır 1 Ad 2 sıfat 3 adıl 4 belirteç 5 ilgeç 6 bağlaç 7 ünlem 8 eylem )

( PARTS OF SPEECH )

( PARTIE DU DISCOURS )

( REDETEILE )


- KELİME-İ BASÎTE ile/||/<> SIMPLE FORM[İng.] ile/||/<> MOT SIMPLE[Fr.] ile/||/<> SIMPLEX, EINFACHES WORT[Alm.] ile/||/<> BASİT KELİME

( Türetilmiş veya birleşik olmayan ve yapısı daha küçük parçalara ayrılamayan kök durumundaki kelime at el üç beş yok bu şu o at yak üz vb )

( SIMPLE FORM )

( MOT SIMPLE )

( SIMPLEX, EINFACHES WORT )


- KELİMELEŞMEK ile KELİME/LİK ile KELİMESİZ ile KELİME TÜRÜ ile KELİME OYUNU ile KELİME CAMBAZI ile KELİME KADROSU ile KELİME SIKLIĞI ile KELİME VURGUSU ile KELİME HAZİNESİ ile KELİME CAMBAZLIĞI ile KELİME KARIŞIKLIĞI


- KELÎMULLAH ile KELİMETULLAH

( Hz. Musa. İLE Hz. İsa. )

( [Eski Ahit'e göre] Hakk'la yüzyüze konuşan. İLE ... )


- KELLEŞMEK ile KELLE ile KELLECİ/LİK


- KEL/LİK ile/değil/yerine SAÇSIZ/LIK


- KELLOGG EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE KELLOGG[Fr.] / KELLOGG-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KELLOGG DENKLEMİ


- KELTLER ile/ve İTALİKLER ile/ve GERMENLER


- KELYPHİTE[Fr. < KÉLYPHITE] ile/değil/yerine/=/||/<> KELİFİT

( Hidratlı doğal magnezyum silikat )


- KEMALİST[KEMAL ATATÜRK] ile/değil/yerine/=/||/<> ATATÜRKÇÜ


- KEMALPAŞA ile KEMALPAŞA TATLISI


- KEMANCI YENGECİNİN:
ERİLİNDE ile DİŞİSİNDE

( [Beslenme kıskaçları] Tektir. İLE Çifttir. )


- KEMER-BEND ile KEMER-BESTE

( Derviş. İLE Bekâşî dervişi. | Eline, beline ve diline sahip olan. )


- KEMER MAHALLESİ :

( Bahçeköy Belde Belediyesinin yeni mahallelerinden biridir. Kemerden Bahçeköy'e girişte sol taraftaki yerleşim bölgesidir. Önceleri Karadeniz Mahallesi gecekondu bölgesi iken, Bahçeköy'e bağlı muhtarlık olunca ismi de Kemer Mahallesi oldu. )


- KEMER MEZARLIĞI :

( Bahçeköy, Kemer mahallesindeki Nuray Artam Camiinin üst tarafındaki yamaçtadır. Yeni bir mezarlıktır. )


- KEMER[Fars. :Bel.] ile/ve/değil KAMBERİYE


- KEMERLEMEK ile KEMER/LİK ile KEMERE ile KEMERCİ/LİK ile KEMERLİ ile KEMERSİZ ile KEMER GÖZÜ ile KEMER BAĞLAMA ile KEMER PATLICANI


- BONE OIL[İng.] / KNOCHENÖL, DIPPETISCHES ÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= KEMİK YAĞI


- KEMİRİCİ/LER ile/ve/<> ÇİFTDİŞLİ/LER

( ... İLE/VE/<> Omurgalılardan, üstçenedeki bir çift, kemirmeye yarayan dişin arasında bir çift daha küçük dişleri bulunan, kemiriciler takımının bir alttakımı. )


- KEMİYET[Ar. < KEMMİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> NİCELİK


- KEMMİYÂT-I VAZİYELER ile/||/<> COORDONNÉES[Fr.] ile/||/<> KOORDİNATLAR

( matematik )

( COORDONNÉES )


- CHEMI OSMOSIS[Fr.] / CHEMISCHE OSMOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KEMO OSMOS


- KEMOLİTOTROF BAKTERİ ile/||/<> FOTOTROF BAKTERİ

( Kemolitotrof inorganik bileşiklerden enerji alır İLE fototrof ışıktan enerji alır. Kemolitotrof nitrifikasyon ve sülfür oksidasyonu yapar İLE fototrof fotosentez yapar. Winogradsky kemolitotrofları keşfetti İLE toprak mikrobiyolojisinin temelini attı. )

( Sergei Winogradsky tarafından 1888 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1856-1953) (Ülke: Rusya) (Alan: Mikrobiyoloji) (Önemli katkıları: Kemolitotrofi, nitrojen döngüsü bakterileri, toprak mikrobiyolojisi) )


- CHEMOSYNTHESIS[İng.] / CHEMISCHE SYNTHESE[Alm.] ile/değil/yerine/= KEMOSENTEZ


- CHIMIQUE ADSORPTION[Fr.] / CHEMOSORPTION, CHEMISCHE ADSORPTION[Alm.] ile/değil/yerine/= KEMOSORPSİYON


- KEMOTAKSİ/CHEMOTAXIS[İng.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL YÖNELIM


- KEMOTAKTİK/CHEMOTACTIC[İng.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL YÖNELIMLİ


- KEMOTERAPİ/CHEMOTHERAPY[İng.] ile/değil/yerine/= İLAÇLA KANSER SAĞALTIMI | İLAÇLA SAĞALTIM


- KEMOTERAPİ ile/||/<> RADYOTERAPİ ile/||/<> İMMÜNOTERAPİ

( Başlıca kanser tedavi yaklaşımları. )

( Formül: PD-1/PD-L1 blokajı )


- KEMRELEMEK ile KEMRE/LİK


- KEM-TER ile/değil/yerine/= AŞAĞIDA BULUNAN, HAKÎR, İTİBARSIZ | EKSİK

( AŞAĞIDAN BULUNAN, HAKÎR, İTİBARSIZ | EKSİK )


- KENARI DİŞLİ YAPRAK = VARAK-I MÜSENNİNÎ = FEUILLE DENTÉE


- KENARI OYMALI YAPRAK = VARAK-I MUZARRASÎ = FEUILLE CRÉNELÉE


- KENARI YAYIK GİRİNTİLİ OLAN YAPRAK = VARAK-I CÜYÛBÎ = FEUILLE ÉCHANCRÉE


- KENAR(IN)DA/Kİ ile/ve/değil/||/<>/< YAN(IN)DA/Kİ


- KENAR/LIK ile KENARCI ile KENARLI/LIK ile KENARSIZ/LIK ile KENAR SEMT ile KENAR SUYU ile KENAR ATIŞI ile KENAR BOBİNİ ile KENAR MAHALLE


- KENDİ DIŞINDAKİ DÜNYAYI: BİLMEYEN >< BİLEN ile İÇ DÜNYASINI: BİLMEYEN >< BİLEN

( Câhil. >< Âlim. İLE Gâfil. >< Ârif. )


- KENDİ:
"DIŞINDAKİNLER" değil KENDİ DIŞINDAKİLER


- KENDİ FİYATINI VERMEK ile KANDIRMAK/"KAZIKLAMAK"


- KENDİ GİBİ OLMAYANDAN UZAKLAŞMA ile/ve KENDİ GİBİ OLMAYANI DIŞLAMA


- KENDİ İÇİN KILMA ile/değil/yerine BELİRLEME


- KENDİ İÇİNDE OTO KONTROL" değil ÖZDENETİM


- KENDİ İŞİNİ YAPTIRMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İŞİNİ KOLAYLAŞTIRMAK


- KENDİ KENDİNE ile/ve KENDİNDEN KENDİNE


- KENDİ KİŞİSEL ...SI değil KENDİ DÜŞÜNCESİ/KARARI/EŞYASI VB. ya da KİŞİSEL DÜŞÜNCESİ/KARARI/EŞYASI VB.


- KENDİ YAPISI ile ÖZNİTELİK


- KENDİLERİ YANARLAR ve BİZİ DE AYDINLATIRLAR


- KENDİLİĞİN BÖLÜNMESİ(ŞİZOFRENİ) ile ÇOKLU KİŞİLİK BOZUKLUĞU

( Gerçeklerle olan ilişkilerin büyük ölçüde azalması, düşünce, duygu ve davranış alanlarında önemli bozulmaların ortaya çıkması vb. belirtiler gösteren bir akıl hastalığı. İLE ... )

( el-İNKİSÂM el-NEFSÎ ile ... )

( SCHIZOPHRENIE avec ... )


- SPONTANEOUS FISSION[İng.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN ÇEKİRDEK BÖLÜNMESİ


- KENDİLİĞİNDEN DÜZENLENME ile/||/<> LİTOGRAFİ

( Self-assembly spontan termodinamik, litografi zorlanmış desen. )

( Formül: Bottom-up İLE top-down )


- KENDİLİĞİNDENLİK ile DOĞAÇLAMA


- KENDİLİK ÇEKİRDEĞİ ile/ve/||/<> OTİZM

( WINNICOTT > STERN > MAHLER )


- KENDİLİK EDİMLERİ ile/ve/||/<> BAŞKALARININ TEPKİLERİNE ÖZGÜ BEKLENTİLER ile/ve/||/<> BAŞKALARININ EDİMLERİ ile/ve/||/<> KENDİLİĞİN, KENDİLİĞE KARŞI EDİMLERİ(İÇE YANSITMA)


- KENDİ/LİK ile KENDİR ile KENDİNCE ile KENDİRCİ/LİK ile KENDİ ADINA ile KENDİ BAŞINA ile KENDİ BESLEK ile KENDİ PAYINA ile KENDİ HALİNDE ile KENDİ KENDİNE


- KENDİ/M ile/ve/değil/||/<>/< YAPMAYABİLME OLANAĞI/BİLGİSİ/BİLİNCİ / İHTİYÂR/IM


- KENDİMİ AŞMAM GEREK DÜŞÜNCESİ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/<
HİZMETİNİ ARTIRMAK VE SÜRDÜRMEK


- KENDİMİ DÜŞÜNMEM GEREKİYOR değil DÜŞÜNMEYE, KENDİMDEN BAŞLAMAM GEREKİYOR


- KENDİMİ GELİŞTİRMEK/TANIMAK ...:
"ZORUNDA KALDIM/KALIYORUM" değil GEREKİYOR/DU


- KENDİMİ TANIYORUM" YANILGISI değil/yerine KENDİNİ TANIMAK


- KENDİMİZİ:
DEV AYNASINDA GÖRMEK ile/değil/yerine/>< DEVÂ AYNASINDA GÖRMEK


- KENDİMİ/Zİ TATMİN ETMEK/EDEMEMEK değil KENDİMİ/Zİ TATMİN ETMEK/EDEMEMEK


- KENDİMİZİ:
"YÜCELTMEK" değil/yerine DÜZELTMEK


- KENDİMLE OYNUYORUM değil KENDİ KENDİME OYNUYORUM


- KENDİN OLABİLMEK ve/||/<>/> KENDİN KALABİLMEK


- [ne yazık ki]
"KENDİNDE":
!AYRICALIK/ÖNCELİK ("ARAMAK"/"BULMAK") ile !"ÖLÜMSÜZLÜK" ZANNETMEK ile !EGEMENLİK "KURMAK"

( Adâletten en uzakta olanların, en bilgisiz olanların ve kendinin en yüksekte olduğunu zannedenlerin, "kabul" ya da dayatmaları... )


- KENDİNDE KALMAK ile/ve KENDİNİ SÜRDÜRMEK


- KENDİNDE ile/ve/>/değil KENDİNDEN


- Kendinden DİNLE!!!


- KENDİNDEN EMİN OLDUĞUN İÇİN İSTEMEK değil/yerine ALLAH'TAN EMİN OLARAK İSTEMEK

( [not] ASKING WITH SELF-CONFIDENCE but ASKING WITH TRUST IN ALLAH
ASKING WITH TRUST IN ALLAH instead of ASKING WITH SELF-CONFIDENCE )


- KENDİNDEN EMİN OLMAK ile/ve/değil KAYNAĞINDAN EMİN OLMAK


- KENDİNDEN KAÇMAK ile/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ KOVALAMAK/TANIMAK


- KENDİNDEN ile/ve/değil/||/<>/< KENDİLİĞİNDEN


- KENDİNE BENZERLİK ile/||/<> SİMETRİ

( Bir yapının, farklı ölçeklerde büyütüldüğünde kendine benzer görünmesidir; fraktalların ve kar tanesinin tanımlayıcı özelliğidir. @@ Bir yapının, belirli bir dönüşüm (dönme, yansıma, öteleme) altında değişmeden kalmasıdır. İlki ölçek değişimi altında, ikincisi geometrik dönüşümler altında değişmezliktir; kendine benzerlik bir tür ölçek simetrisidir. )


- FIRSAT VERMEK:
KENDİNE ve/||/<>/> ÖTEKİLERE ve/||/<>/> YAŞAMA ve/||/<>/> GELECEĞE


- KENDİNE ODAKLANMAK ile/ve/<> HAKK'A YÖNELMEK


- KENDİNE SAYGI ve/hem de/=/||/<>/> BAŞKASINA SAYGI


- KENDİNE YAPILMASINI İSTEMEDİĞİNİ BAŞKASINA YAPMA!
ve/||/<>/>
BAŞKASINA (DA) YAPILMASINI İSTEMEDİĞİNİ KENDİNE (DE) YAPMA!


- KENDİNE YET(E)MEMEK ile/ve/değil/yerine KABUĞUNA SIĞ(A)MAMAK


- KENDİNİ ANIMSAMAK ile KENDİNİ BİLMEK

( Kendini-anımsayış zihindedir. Kendini-bilme ise zihnin ötesindedir. )


- KENDİNİ ANIMSAMAK ile/ve/<> KENDİNİ BİLMEK

( Kendini-anımsayış, zihindedir. Kendini-bilme ise zihnin ötesindedir. )

( Self­remembrance is in the mind, self-realisation is beyond the mind. )

( REMIND THE SELF vs./and/<> TO KNOW THE SELF )


- KENDİNİ ANLATMAK ile/ve/değil/yerine (DİNLEYENE/ANLAMAK İSTEYENE) YARDIMCI OLMAK

( [not] TO EXPRESS THE SELF vs./and/but TO HELP [WHO REQUEST TO UNDERSTAND/LISTEN]
TO HELP [WHO REQUEST TO UNDERSTAND/LISTEN] instead of TO EXPRESS THE SELF )


- KENDİNİ ARAMAK ile/ve/<>/> KALICILIĞINI YAKALAMAK


- KENDİNİ AŞMAK ile/ve KENDİNDEN UZAKLAŞABİLMEK

( Eyleyerek/yaparak, bilerek. İLE/VE Bütünlükle ve unutabilme becerisiyle. )


- KENDİNİ AVUTMAK ile KENDİNİ KANDIRMAK


- KENDİNİ AZIMSAMAK değil/yerine/>< KENDİNİ ANIMSAMAK


- KENDİNİ, BAŞKALARINDAN KORUMAK ile/ve/<>/değil BAŞKALARINI, KENDİNDEN KORUMAK

( [not] TO PROTECT THE SELF FROM OTHERS vs./and/<>/but TO PROTECT OTHERS FROM THE SELF )


- KENDİNİ, BAŞKALARINDAN KORUMAK ile/ve/değil/yerine BAŞKALARINI, KENDİNDEN KORUMAK

( [not] TO PROTECT THE SELF FROM OTHERS vs./and/but TO PROTECT OTHERS FROM THE SELF
TO PROTECT OTHERS FROM THE SELF instead of TO PROTECT THE SELF FROM OTHERS )


- KENDİNİ BEĞENMİŞ/LİK ile/ve/<>/değil "BURNU HAVADA/LIK"

( "Kaşları çok" dedikçe,
"Kirpiği ok" dedikçe,
Pek mi burnun büyüdü,
"Senin gibisi yok!" dedikçe? )


- KENDİNİ BİLMEK ile/ve DOĞA AYNASINDA KENDİNİ BİLMEK


- KENDİNİ BİLMEK ve/> GÖZYAŞINI SİLMEK

( Kişi, kendini bilmekte/bilmekle doyuma ulaşır. )


- KENDİNİ BİLMEK ve/= KENDİN OLMAK/OLABİLMEK

( Başkası olma! Kendin ol! )

( GNOTHI SEAUTONU & NOSCE TE IPSUM )


- KENDİNİ BİLMEMEK ile/ve/değil DENSİZLİK

( ... İLE/VE/DEĞİL Yakışıksız ve saygısızca davranma. )


- KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME:
GEREKSİNİMİ ile/ve/||/<>/> EĞİLİMİ


- KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME GEREKSİNİMİ ile/ve/||/<>/> ONAYLANMA GEREKSİNİMİ


- KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME ile/ve/||/<>/> DİNGİNLİK


- KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME ile/ve/||/<> KENDİNE YETERLİK


- KENDİNİ:
GERÇEKLEŞTİRME ile/ve/değil/||/<>/< BOŞLAMAMA/AZIMSAMAMA


- KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME ile/ve/||/<>/>/< SORUNLARINI ÇÖZEBİLME


- KENDİNİ HERKESTEN "ÜSTÜN GÖRMEK" ile/değil/yerine YALNIZLIĞINI KABUL ETMİŞ OLMAK


- KENDİNİ:
KANDIRMAK ile/ve/||/<>/> KAPTIRMAK


- KENDİNİ:
KEŞFETMEK ve/||/<>/> GELİŞTİRMEK ve/||/<>/> YÖNETMEK ve/||/<>/> GERÇEKLEŞTİRMEK


- KENDİNİ "KÜÇÜMSEME" ile/ve/=/||/<>/< ÖVÜNME


- KENDİNİ, NESNE KILMAK değil KENDİNİ KEŞFETMEK

( Alışılmış olana tutunduğunuz sürece keşif gerçekleşemez. )

( Yaşayan her şeyde kendinizi görün, o zaman, davranışlarınız, görüşünüzü ifade edecek. )

( Ne kadar çok keşfederseniz, o kadar daha keşfedilecek olan vardır. )

( Neyi keşfederim? Keşfedecek birşey bulunmadığını keşfedersiniz. )

( Kendini-keşifte ne şiddet vardır ne şiddetsizlik. )

( Özgürleşme, keşfetme özgürlüğü demektir. )

( Zihni sessiz tutun, keşfedeceksiniz! )

( Arzuları, ihtirasları terk edin, zihninizi sessiz tutun, keşfedeceksiniz. )

( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )

( Siz sadece kendinizsinizdir. )

( Ancak kendi farkındalığınız ve kendi çabanızla keşfettikleriniz sizin işinize her zaman yarayacak olanlardır. )

( Kendinizi düzeltmeye gereksiniminiz yoktur - sadece kendi hakkınızdaki fikirlerinizi düzeltin. )

( Discovery cannot come as long as you cling to the familiar.
See yourself in all that lives and your behaviour will express your vision.
The more you discover, the more there remains to discover.
What do I discover? You discover that there is nothing to discover.
There is neither violence nor non-violence in self-discovery.
Liberation is but the freedom to discover.
Keep your mind silent and you shall discover.
Abandon all desires, keep your mind silent and you shall discover.
Discover your mistake and be free of fear.
You are just yourself.
You need not correct yourself - only set right your idea of yourself. )

( [not] TO MAKE OBJECT THE SELF but DISCOVER THE SELF )


- KENDİNİ TANI[Yun. < GNOTHI SEAUTONU(ΓΝΩ͂ΘΙ ΣΕΑΥΤΌΝ)] ile/ve/||/<>/> KENDİNLE İLGİLEN / KENDİNE ÖZEN GÖSTER[Yun. < EPIMELEIA HEAUTOU(ἘΠΙΜΈΛΕΙΑ ἙΑΥΤΟΥ͂)]

(

Başlık Gnōthi seautonu
(γνῶθι σεαυτόν)
Epimeleia heautou
(ἐπιμέλεια ἑαυτοῦ)
Temel anlam Kendini tanı Kendinle ilgilen / kendine özen göster
Kavramsal tür Bilişsel ilke Uygulamalı ilke
Odak noktası Kendini tanıma, sınırları/nı fark etmek Kendiliği dönüştürme ve biçimlendirmek
Yönelim İçgörü ve farkındalık Eylem, alışkanlık ve yaşam düzeni
Amaç Ne olmadığını ve sonra ne olduğunu bilmek Daha nitelikli bir yaşam sürdürmek üzere düzenleyici çaba ve tutumda bulunmak
Süreklilik Anlık ya da dönemsel olabilir Sürekli ve disiplinli bir süreçtir
Antik felsefedeki yeri Yaşam temeli olarak simgesel Temel/öncelikli değer
Birbiriyle ilişkisi "Epimeleia heautou"nun içinde yer alır "Gnōthi seautonu"yu olanaklı kılan çerçevedir
Örnek “Öfkeli olduğumu fark ettim.” “'Öfkemi' denetleyebilmek üzere düşünce ve yaklaşım biçimimi değiştirmeyi yeğliyorum.”
)


- KENDİNİ TANI = RECOGNIZE YOURSELF[İng.] = GNOTHI SEAUTONU