Bugün[07 Temmuz 2026]
itibarı ile 33.389 başlık/FaRk ile birlikte,
33.389 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(127/135)


- UZVİYET | UZVİYET | CANLI VARLIK | ORGANİZMA ile/||/<> ORGANİZMA ile/||/<> ORGANİZMA[Fr. < ORGANISME]

( organon aygıt Ayrı ayrı görevleri olan organlar tarafından hayatsal olaylarını devam ettirebilen herhangi bir canlı varlık hayvan ya da bitki botanik Ayrı ayrı organlar ile hayalî olaylarını devam ettirebilen herhangi bir canlı varlık Yaşamsal işlevlerini devam ettirebilen herhangi bir canlı varlık )

( ORGANISM )

( ORGANISME )

( ORGANISMUS )


- UZV-U TENİS ile/||/<> ARCHÉGON[Fr.] ile/||/<> ARKEGON[Fr. < ARCHÉGONE]

( botanik )

( ARCHÉGON | ARCHÉGONE )


- V-COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT-V[Fr.] / V-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= V KATSAYISI


- V-PARTICLE[İng.] / PARTICULE V[Fr.] / V-TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= V PARÇACIĞI


- VADESİ ile/||/<> DUE DATE, FIXED DATE[İng.] ile/||/<> DATE D'ÉCHÉANCE[Fr.] ile/||/<> SÜRE SONU

( Ödeme günü Alacağa ilişkin sürenin bitimi )

( DUE DATE, FIXED DATE )

( DATE D'ÉCHÉANCE )


- VAGOTONIA[İng.] ile/||/<> VAGOTONİ[Fr. < VAGOTONIE]

( Vagusun vücut işlevlerine hâkim olduğu durum )

( VAGOTONIA )

( VAGOTONIE )


- VAGOTONİE[Fr. < VAGOTONIE] ile/değil/yerine/=/||/<> VAGOTONİ

( Bir sinirsel rahatsızlık türü )


- VAHAMET ile VAHAMETLİ


- VAHDET ile VAHDÂNİYYET

( Allah'a yakınlık, Allah'a ulaşma. | Yalnızlık, teklik, birlik. | Özgür bireylerin birliği. İLE Birlik, Allah'ın bir oluşu. )


- VAHDETİYE | TEKÇİLİK ile/||/<> TEKÇİLİK

( Olay ve süreçleri tek etkene ya da nedene dayanarak açıklama yaklaşımı monos tek 1 Gerçekliğin temeli olarak yalnızca tek bir ilkeyi örneğin yalnızca özdeği özdeksel tekçilik yalnızca tini tinsel tekçilik vb kabul eden dünya görüşü Tekçiliğin karşı kavramı olarak ikicilik iki temel ilkeyi çokçuluk ilkelerin ya da temel güçlerin çokluğunu kabul eder 2 Birlikli bir dünya tablosuna varmaya çalışan dünya görüşü )

( MONISM )

( MONISME )

( MONISMUS )


- VAHİDİYETTE KESRET ile KESRETTE VAHİDİYET ile KESRETTE VAHİD

( Kesreti saklayamazsın fakat birliği/tevhidi istediğin kadar saklayabilirsin. )

( Asıl tevhid, kesretten sonraki tevhiddir. )

( İş, bu kesreti tevhid etmektedir. )

( Kesreti saklayamazsın fakat birliği, tevhidi istediğin kadar saklayabilirsin. )


- VAHİMLEŞMEK ile VAHİM/LİK


- VAHŞİ ile GADDARLIK

( FEROCIOUS vs. FEROCITY )

( سبع ile سبعيت ile وحشي گري )

( سبع ile سبعيت ile VAHSHY GARY )


- VAHŞİ ile/ve/değil SALDIRGAN


- VAHŞİ ile VAHŞET ile GADDARCA DAVRANMAK ile VAHŞİCE ile KABA

( BRUTAL vs. BRUTALITY vs. BRUTALIZE vs. BRUTALLY vs. BRUTE )

( بي رحم ile حيواني ile حيوانيت ile بي رحمي ile حيوان صفت نمودن ile بي رحمانه ile جانور خوي ile کودن ياشهواني )

( BEY RAHAM ile HEYVANY ile حيوانيت ile BEY RAHAMY ile HEYVAN SAFT NEMUDAN ile BEY RAHMANEH ile JANOR KHOY ile KOODAN YESHEHAVANY )


- VAHŞİCE/VAHŞİYANE[Ar. < VAḤŞĪ + Fars. -ĀNE] >< UYGAR/SİVİLİZE[Fr. < CIVILISÉ]


- VAHŞİLEŞMEK ile VAHŞİLEŞTİRMEK ile VAHŞİ/LİK ile VAHŞİCE ile VAHŞİ ORMAN ile VAHŞİ HAYVAN


- VAHŞİYANE[Ar. < VAḤŞĪ + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHŞİCE


- VAİŞYALAR ile ...

( Ticaret ve zanaat ile uğraşanlar. [Tenleri sarımsıdır.] )


- VAJİNA ile/ve DÖLYATAĞI

( MEHBİL: Dölyolu. )

( VAGINA vs./and WOMB )


- VAJRAYANA ile ...

( Elmas Araç/Yol. Tibet ve Moğolistan'da yaygın olan bir Mahayana Budizmi okulu. Batıda Lamaizm olarak geçer. Öğretileri ve uygulamaları genelde yanlış anlaşılır. )


- VAKANUVİS[Ar. < VAḲʿA + Fars. -NUVĪS] ile/değil/yerine/=/||/<> VAKANÜVİS

( Osmanlı Devleti nde zamanın olaylarını tespit etmek ve yazmakla görevli devlet tarihçisi )


- VAK'A-NÜVİS[Ar., Fars.]/KRONOGRAF[Fr. < choronographe] ile/değil/yerine/= SÜREYAZAR

( Zamanın/dönemin olaylarını saptamakla görevli kişi. | Osmanlı Devleti'nde zamanın olaylarını tespit etmek ve yazmakla görevli devlet tarihçisi. )


- VAKANÜVİS ile/||/<> TARİH

( Osmanlılar döneminde devletçe görevlendirilen tarih yazarı tarih 2 Osmanlılarda zamanın olaylarını yazmakla görevlendirilen resmî tarihçinin sanı Vakanüvislerce olguları olayları oluş sırasına göre yazılmış tarihsel yapıt vakanüvis Bir olayın bir gözlemin zamanını gün ay yıl olarak belirten ifade 1 Ulusların geçmişte oluşturdukları kültür ürünlerini yaptıkları savaşları kurdukları siyasal ve ekonomik ilişkileri yöntemli bir biçimde inceleyen geçmişe değgin olayları yer ve zaman göstererek gerçeğe uygun biçimde açıklayan bilim dalı 2 Öğrencilere tarih bilincini kazandırmak gerek kendi uluslarının gerek öteki ulusların tarih boyunca gösterdikleri ilerlemeler üzerinde bilgi edinmelerini sağlamak amacıyla ilk ve orta dereceli okullarda okutulan ders 1 Divan ozanlarının önem verdikleri geleneklerden biri de tarih düşürmektir Doğum ölüm büyük yapı önemli olaylar tarih düşürmek için bir fırsattı Şöyle düşürülürdü Arap abecesi Ebced denilen özel bir sıralanışa göre dizilmiş her birine birden ona on1dan yüze yüzden bine kadar bir sayı değeri verilmiştir Sözcük ya da dize harflerle öyle örülür ki sayı toplamaları istenen tarihi gösterir Örnekler Timur 803 hicret yılında Sivası zaptediyor yıkıp yakıyor Bu olaya harap tarihi düşürülmüştür Türleri a tarihi sade Senin sinnin Süruri geldi kırka 1205 b tarihi mucem Yalnız noktalı harfler hesap olunarak çıkan tarih Bunatarihi mücevher de denirdi c Yalnız noktasız harfleri hesap olunana da tarihi mühmel ya da sade denirdi Tarih dizesindeki birkaç sayı eksiği varsa tamlanması ya da artığın çıkarılması gereği öncül dizede imlenir 2 XIX yüzyıla değin tarih bir yazın türü idi Anlatımda güzelliği amaç edinilir araya koşuklar fıkralar sıkıştırılarak konu tatlandırıldı Pozitivizm akımından sonra bilimsel olmağa yöneldi Daha önceleri tarihsel konuları 1 Şehnameciler 2 Vakanüvisler 3 Özel tarihçiler işlerlerdi İnsanların üyesi bulundukları toplumu etkileyen eylemlerinden doğan olayları zaman ve yer göstererek anlatan bu olaylar arasındaki nedense ilişkileri daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını karşılıklı etkilenmeleri araştırıp gösteren bilim 2 Bir olayın gününü ayını ve yılını bildiren söz 29 Ekim 1923 Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu tarihtir 3Tarih kitabı Cevdet Paşanın Osmanlı Tarihi Naima Tarihi historia historein bilmeye çalışmak bilmek anlatmak 1 Olup biten şeyler olarak tarih 1 En geniş anlamında Zaman içindeki değişmelerin tümü Bu anlamda yeryüzü tarihinden de sözedilir 2 İnsanın dünyasında olup bitenler insanlığa ilişkin olay süreçleri 3 Sonluluğu ve zamanlılığı planlayarak yaratarak eyleyerek ve inanarak geleceğe yönelmişliği aynı zamanda geçmişe olan bağıntısı içindeki insan varoluşunun kendine özgü bir boyutu 4 Dar anlamda Geçmiş olan a Yitirilmiş olan artık bulunmayan b Yinelenmeyen bir kezlik olan c Olmakta olan zamanın gidişi içinde ortaya çıkan durumlar d Geçmişte olmuş olan ama aynı zamanda şimdi de bulunan II Bilgi ve bilim olarak tarih Geçmişin incelenmesi 1 Aktarılan gelenekler yoluyla yapılan araştırma 2Olayların anlatılması ya da belgelenmesi ile yapılan araştırma 3 Tarih bilimi olarak a Eleştirerek eleştirel yöntemle araştıran b Betimleyen ve yorumlayan incelemeler Nesrin hikâyeleme türlerinden biri olup her türlü kaynaklardan faydalanarak zaman içinde geçen olayları sebep ve sonuç bakımından birbirine bağlar TARİHSEL Tarihî Historique TARİHÇİ Müverrih Historien RESMİ TARİHÇİ Vakanüvis Historiographe tarih 1 b )

( STATE CHRONICLER )

( HISTORIOGRAPHE | HISTORIOGRAPH (DE I'ETAT) )

( REICHSGESCHICHTSSCHREIBER )


- VAKFETMEK[Ar. < VAḲF + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> VAKFETMEK

( Mal ve mülkünü satılmamak şartıyla bir hayır kurumuna veya işine bağışlamak Adamak bir şeyin bütününü bir işe vermek )


- VAKFETMEK ile VAKFEDİLMEK ile VAKFE


- VAKFİYE[Ar. < VAḲFİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> VAKIFNAME


- VAKFİYE/VAKIFNÂME ile/ve/||/<> VELÂYET/TEVLİYET ile/ve/||/<> MÜTEVELLİ/NÂZIR


- VAKFNAME[Ar. < VAḲF + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> VAKIFNAME

( Bir vakfın şartlarını bildiren belge vakfiye )


- VAKIF/LIK ile VAKIF MALI ile VAKIF SENEDİ ile VAKIF ARAZİSİ ile VAKIF TOPRAĞI


- VÂKIF/VUKÛFİYET ile/ve/||/<> FARKINDA/LIK


- VAKİTLİCE ile ZAMANINDA


- VAKT-İ MERHÛN ve/> MAYALANMA

( Doğum. VE/> ... )


- VAKT-İ ZEVÂL ile/||/<> APRÈSMIDI[Fr.] ile/||/<> İKİNDİ

( astronomi )

( APRÈSMIDI )


- DIFFUSION DANS LE VIDE[Fr.] / VAKUUMDIFFUSION[Alm.] ile/değil/yerine/= VAKUM DİFÜZYONU


- VACUUM DIFFUSION[İng.] ile/değil/yerine/= VAKUMLU DİFÜZYON


- VAKUR[Ar. < VAḲŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> AĞIRBAŞLI


- VALANS BANDI ile/||/<> İLETKENLİK BANDI

( Katıda elektronların dolu olduğu, en yüksek enerjili bağ düzeyidir; buradaki elektronlar atomlara bağlıdır, akım taşıyamaz. @@ Elektronların serbestçe hareket edip akım taşıyabildiği, üstteki boş ya da yarı dolu düzeydir. İkisi arasındaki yasak aralığın genişliği maddeyi iletken, yarıiletken ya da yalıtkan yapar. )

( Formül: HOMO ~ LUMO )


- VALENCE TAUTOMERİSM ile/||/<> REDOKS İZOMERİ

( Valence e⁻ metal-ligand kayması, redoks farklı oksidasyon. )

( Formül: Dinamik İLE statik )


- VALF/VALVE[İng.] ile/değil/yerine/= KAPAK


- VALİ[EPARHOS]:
< LONCA ÖRGÜTÜ ile/ve/||/<> LAGATARIOS ile/ve/||/<> SIMPANOS

( Genel denetimi sağlayanlar. İLE/VE/||/<> Yabancı tüccarların denetimini sağlayanlar. İLE/VE/||/<> Esnaf localarını denetleyenler.[2 kişi] )


- VALID KNOWLEDGE/INFORMATION/DATA vs. INVALID KNOWLEDGE/INFORMATION/DATA


- VALIDASYON/VALIDATION[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇERLEME


- VALİDASYON ile/değil/yerine/= GEÇERLEME


- VALİDE BENDİ YANINDAKİ ÇEŞME :

( Valide Bendin yanında olup küçük meydan çeşmesi hüviyetindedir. Kim tarafından ve hangi tarihte yapıldığı bilinmiyor. )


- VALİDE ÇEŞMESİ / BEZMİÂLEM SULTAN ÇEŞMESİ ile VALİDE ÇEŞMESİ / GÖKSU ÇEŞMESİ ile VALİDE ÇEŞMESİ

( Maçka'da, Spor Caddesi'ndedir. İLE Küçüksu iskelesinde, Küçüksu Kasrı karşısındadır. İLE Aksaray meydanında, Valide Sultan Camisi yanındadır. )

( Sultan Abdülmecid, annesi Bezmiâlem Sultan'ın anısı için yaptırtmıştır. [1839] İLE Sultan III. Selim, annesi Mihrişah Sultan anısı için yaptırtmıştır. [1806] İLE 1871'de, Sultan II. Mahmud'un eşi Pertevniyal Sultan tarafından. [Pertevniyal Sultan Çeşmesi adıyla da bilinir.] )


- VALS/VALSE[Fr. < VALSE] ile/||/<> POLONEZ/POLONAİSE[Fr. < POLONAISE]

( Bir tür salon dansı Bazı besteciler tarafından yalnızca çalınmak için hazırlanmış beste türü Bu dansın müziği )


- VALÜASYON[Fr. < VALUATION] ile/değil/yerine/=/||/<> DEĞERLEME


- VAMP ile NEMFOMANYAK

( Filmlerde uğursuz kadın rolü yapan sanatçı. | Maceraperest kadın, eril peşinde koşan dişil kişi. İLE Eşeysel güdüsü aşırı olan dişil kişi. )


- VAN ALLEN BELTS[İng.] / CEINTURES DE VAN ALLEN[Fr.] ile/değil/yerine/= VAN ALLEN KUŞAKLARI


- ACCÉLÉRATEUR DE LA PARTICULE DE VAN DE GRAAFF[Fr.] ile/değil/yerine/= VAN DE GRAAFF TANECİK HIZLANDIRICISI


- VAN DE GRAAFF GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR DE VAN DE GRAAFF[Fr.] / VAN DE GRAAFF-GENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DE GRAAFF ÜRETECİ


- VAN DEEMTER EQUATION[İng.] / VAN DEEMTER GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DEEMTER EŞİTLİĞİ


- VAN DER POL OSCILLATOR[İng.] / OSCILLATEUR DE VAN DER POL[Fr.] / VAN DER POL-OSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DER POL OSİLATÖRÜ


- VAN DER WAALS EQUATION[İng.] / VAN DER WAALS-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DER WAALS DENKLEMİ


- VAN DER WAALS GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DER WAALS EŞİTLİĞİ


- VAN DER WAALS EQUATION OF STATE[İng.] / ÉQUATION D'ÉTAT DE VAN DER WAALS[Fr.] / VAN DER WAALSSCHE ZUSTANDSGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DER WAALS HAL DENKLEMİ


- VAN"T HOFF DENKLEMİ ile/||/<> LE CHATELİER İLKESİ

( Van"t Hoff K(T) nicel, Le Chatelier nitel tahmin. )

( Formül: dlnK/dT = ΔH°/RT² )

( Jacobus Henricus van 't Hoff tarafından 1884 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- VANDALISM[İng.] ile/||/<> VANDALISME[Fr.] ile/||/<> VANDALISMUS[Alm.] ile/||/<> VANDALLIK | ELGİNCİLİK

( Resim Heykel Mimarlık Sanat yapıtlarını yıkımlama Romayı yakıp yıkan Vandal ların adından alınmadır a elgincilik )

( VANDALISM )

( VANDALISME )

( VANDALISMUS )


- VANDALİZM[Fr. < VANDALISME] ile/değil/yerine/=/||/<> VANDALLIK


- VANDAL/LIK ile !BARATARYA

( Miladın, başlangıç yıllarında yaşayan ve Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlarda, acımasızlığı ile ün salan bir Doğu Germen halkı. | Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan; bunların değerini bilmeyen kişi ya da halk. İLE Kaptanın, tayfaların, gemi sahibine, armatöre ya da sigorta ortaklığına, bilerek verdiği zarar. )


- VANDAL/LIK ile VANDALİZM


- VANTİLATÖR ile/değil/yerine/= ESTİREÇ/YELVEREN


- VANTRİLOK[Fr. VENTRE]/ABÂB[Ar.] ile ...

( Karnından konuşan. )


- VANTRİLOK[Fr. < VENTRILOGUE] ile/değil/yerine/=/||/<> KARNINDAN KONUŞAN


- VAPORİZATÖR/VAPORİZER[İng.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞTIRICI


- VAR OLAN ve/<> GÖRÜNMEYEN VAR OLAN

( Evrendeki her şey. VE/<> İnsan. )


- VAR OLMAK =< ALGILANMIŞ OLMAK
ile/ve/||/<>/>
ALGILAMAK ya da ALGILAYAN OLMAK

( Nesne. VE/||/<>/> Tin. )

( George Berkeley )

( ESSE EST PERCIPI and/||/<>/> ESSE EST PERCIPERE )


- VAR ile/||/<> CVAR ile/||/<> STRES TEST

( Finansal risk değerlendirme yöntemleri. )

( Formül: VaR_α = F^(-1)(α) )


- VAR ile VAR YILI ile VARA YOĞA ile VARYASYON ile VARI YOĞU ile VAR GÜCÜYLE ile VAR HIZIYLA ile VAR KUVVETİYLE


- VARAKPARE[Ar. < VARAḲ + Fars. PĀRE] ile/değil/yerine/=/||/<> VARAKPARE

( Kâğıt parçası mektup )


- VARDIRMAK ile VARDIRABİLMEK


- VÂRESTE[Fars.] ile/değil/yerine/= KURTULMUŞ | SERBEST, RAHAT | İLİŞİKSİZ


- WARFARIN[İng.] / WARFARINE[Fr.] / WARFARIN[Alm.] ile/değil/yerine/= VARFARİN


- VARİ[Yun. < + Fars. -VĀRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> KUKLAVARİ

( Kukla gibi kuklaya benzer )


- VARIABLE(/VARIATION) vs./and RELATIVE(NESS)


- VARIANT/INVARIANT[İng.] ile/değil/yerine/= VARIANT/INVARIANT/ÉCHANGE/VARIABILITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= VARIANT/INVARIANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞIŞTIRGEÇ

( Sinema/TV. Bir ya da birkaç araçtan ya da yayın dizgesinden, çeşitli biçimlerdeki dalgayı alan ve bunları başka bir biçimde bir ya da birkaç başka araç ya da yayın dizgesine veren aygıt. (Buna göre, sesyayar, sestoplar, plakçalar, vb. birer değiştirgeçtir). @@ Bir elcek aracılığıyla, zinciri istenilen dişlilere yerleştirerek çiftekerin hızını düzenleyen araç. @@ 1. döşem: Bir denetim devinimini başka bir devinime döndüren aygıt. 2. sinema, televizyon: bk. dönüştürgeç. @@ (kimya) @@ @@ Yüksek karbonlu erimiş demir karbon alaşımını, karbonunu yakarak düşük karbonlu duruma getiren araç. )


- VARIATION :/yerine VARYASYON, ÇEŞİTLİLİK


- VARICORHINUS TINCA[Lat.] ile/||/<> SARIBALIK

( zooloji )

( VARICORHINUS TINCA )


- VÂRİD ile SU BULMA GÖREVLİSİ


- VARİDAT ile VARİDATÇI


- VARİL ile VARİL YAPIMCISI ile VARİL YAZICI ile VARİL ANAHTARI

( BARREL vs. BARREL MAKER vs. BARREL PRINTER vs. BARREL SWITCH )

( لول ile خم ile چليک ile درخمره ريختن ile دربشکه کردن ile بشکه ile لوله تفنگ ile خمرهچوبي ile بشکه ساز ile چاپگر بشکهاي ile گزينه بشکه اي )

( LOL ile KHAM ile CHELYK ile DARKHMAREH RYKHTAN ile DARBASHKEH KARDAN ile BESHKEH ile LOLEH TAFANG ile خمرهچوبي ile BESHKEH SAZ ile CHAPGAR BESHKEYAY ile GOZYNAH BESHKEH AY )


- VARILAN/VARILACAK:
MEKÂN/MAHAL ile/ve/<> HAL(RIDVAN)


- VARIOUS vs. DIFFERENT


- VARİS/LİK ile VARİSLİ ile VARİSSİZ ile VARİS ÇORABI


- VARİYET ile VARİYETLİ ile VARİYETSİZ/LİK


- VARLIĞI İSTEMEK ve/||/<> YOKLUKTAN KAÇMAK


- VARLIK FELSEFESİ/VAHDET-İ VÜCUD ile/ve/sonra/> BİRİCİK OLMAK

( İlk felsefe. İLE/VE En son. )


- VARLIK FELSEFESİ/VAHDET-İ VÜCÛD ile/ve/sonra/> BİRİCİK OLMAK

( İlk felsefe. İLE/VE/SONRA/> En son. )


- VARLIK/AD "OLUŞTURUCULUK/VERİCİLİK" ile/ve/değil/||/<>/> AKIL


- VARLIK SIRADÜZENİ(HİYERARŞİSİ) ile/ve BİLGİ SIRADÜZENİ(HİYERARŞİSİ)

( EXISTENCE HIERARCHY vs./and KNOWLEDGE HIERARCHY )


- VARLIK-BİLGİ TASAVVURU ile/ve AHLÂK TASAVVURU

( Varlık ve Bilgi Tasavvuru olmayanın Ahlâk Tasavvuru olmaz. )


- VARLIK-BİLGİ TASAVVURU ile/ve AHLÂK TASAVVURU

( Varlık ve Bilgi Tasavvuru olmayanın, Ahlâk Tasavvuru olmaz. )

( Ahlâk, kendimiz ve başkalarıyla kurduğumuz ilişkiler bütünüdür. )

( Ahlâk: İnsanla/kişilerle ilgili bilgileri birleştirmek. )

( Ahlâk: Ödev sorumluluğu. )

( )

( EXISTENCE-KNOWLEDGE IMAGINATION vs./and MORALS IMAGINATION )


- VARLIK | VAROLUŞ/MEVCUDİYET[Ar. < MEVCŪDİYYET] >< YOKSULLUK | HİÇLİK/YOKLUK

( varlık varoluş )


- VARLIK >< YOKLUK ile/ve/<> BAŞLANGIÇ >< BİTİŞ


- VARLIK-YOKLUK ile/değil VERİP-VERMEMEK


- VARLIK ile/ve / ile/ve OLASI SONSAL SOYUTLAMA/LAR

( En son soyutlama. İLE/VE Yapılabilen/yapılabilecek soyutlamalar. )


- VARLIK ile ARAÇ/ENSTRÜMAN

( EXISTENCE vs. INSTRUMENT )


- VARLIK ile/ve ENSTRÜMAN

( EXISTENCE vs./and INSTRUMENT )


- VARLIK ile/ve/<> METAFİZİK

( ... İLE Fiziğin konusu olanları/olabilecekleri konu kılmaz. )

( Varlık, metafiziğin söz konusudur. )


- VARLIK = MEVCUDİYET = BEING[İng.] = ÊTRE[Fr.] = SEIN, SEIENDE[Alm.] = ENS, ESSE[Lat.] = TO ON, EINAI[Yun.]


- VAR-LIK ile/ve MUTLAK-LIK

( EXIST-ENCE vs./and ABSOLUTE-NESS )


- VARLIK ile/ve OLASI SONSAL SOYUTLAMA/LAR

( En son soyutlama. İLE/VE Yapılabilen/yapılabilecek soyutlamalar. )

( EXISTENCE vs./and PROBABLE APOSTERIORI UNIVERSALISATION/S )


- VARLIK ile VARLIKLI/LIK ile VARLIKSIZ ile VARLIK KARTI ile VARLIK BİLİMİ ile VARLIK NEDENİ ile VARLIK SEBEBİ ile VARLIK BİLİMCİ ile VARLIK BİRLİĞİ


- VARLIK ile/ve/değil/<> YAŞAMSALLIK/HAYATİYET[Ar.]


- ... VARLIKLARINI SÜRDÜRÜYOR değil ... VAROLUŞLARINI SÜRDÜRÜYOR


- VARLIKSAL ile/ve/değil VAROLUŞSAL


- VAROLAN BİLİM(ONTOLOJİ) ile/ve VARLIK FELSEFESİ


- VAROLAN BİLİMİNDE:
ALAN ile/ve/||/<> ÜST SEVİYE


- VAROLAN:
SÜREKSİZ OLAN ile/ve/||/<> TANE ÜZERİNDEN DÜŞÜNME


- VAROLAN'DA:
DOĞRULUK ile/ve GEÇİCİLİK

( ON EXISTENCE: STRAIGHTNESS vs./and TEMPORARY )


- VAROLAN/LAR ile/ve KULLANIMI

( Kullanın, fakat kötü(ye) kullanmayın! )

( EXISTENCE vs./and USING TO EXISTENCE
Use them but don't misuse them. )


- VAROLAN/LAR'DA:
BİRLİK ve ÖZDEŞLİK ve SÜREKLİLİK ve TÜRDEŞLİK

( ON EXISTENCE: UNITY and IDENTITY and CONTINUITY and HOMOGENEITY )


- VAROLUŞ ile/ve/<> EGEMENLİK


- VAROLUŞÇU/EGZİSTANSİYALİST[Fr. < EXISTENTIALISTE] ile/||/<> VAROLUŞÇULUK/EGZİSTANSİYALİZM[Fr. < EXISTENTIALISME]


- VAROLUŞÇU MAHİYET ALGISI/YORUMU ile MAHİYET

( Öncelik. İLE Sınır. )

( Sadece insanda. İLE Tüm varolanlarda. )

( Zamansal. İLE Olguların kaynağı. )


- VAROLUŞ'TA:
KUŞKULANILAMAZLIK ile/ve KANITLANAMAZLIK


- VAROLUŞUNDAN RÂZI OLUNMUŞ/LUK ile AHLÂKINDAN RÂZI OLUNMUŞ/LUK

( RÂZİYE ile/ve MARZİYE )


- VARSAYIM/FARAZİYE[Ar. < FARŻİYYE] ile/||/<> VARSAYIM/HİPOTEZ[Fr. < HYPOTHÈSE]


- VARSAYIM = FARAZİYE = HYPOTHESIS[İng.] = HYPOTHÉSE[Fr.] = HYPOTHESE[Alm.] = SUPPOSITIO[Lat.] = HYPOTHESIS[Yun.]


- VARSAYIMSAL/FARAZİ[Ar. < FARŻĪ] ile/||/<> VARSAYIMSAL/HİPOTETİK[Fr. < HYPOTHÉTIQUE]


- VARSAYMAK ile MUTLAK KABUL ETMEK

( United Kingdom + 19 countries English: turkey The de facto official language of the United Kingdom is English, which is spoken as the primary language of 95% of the UK population. The Welsh language is also an official language in Wales, is the only de jure official language in any part of the United Kingdom, and is the second most spoken language in the United Kingdom. )

( TO SUPPOSE vs. TO ACCEPT AS ABSOLUTE )


- VARSAYMAK ile VARSAYILMAK ile VARSAYABİLMEK


- VARSAYMAK ile/ve/<>/değil/yerine ZANNETMEK


- VARSILLIK/ZENGİNLİK(") ile/ve/değil/||/<>/> VARLIK/SERVET

( Bağırır. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Fısıldar. )


- VARSIL/LIK(ZENGİN[Fars. < SENGİN]/LİK) ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/></< YOKSUL/LUK(FAKİR/LİK)/ZÜĞÜRT

( Malı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( Rezilliğin yardımcısı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( )

( Paranın satın alamayacağı bir şeye sahip olana kadar varsıl değilizdir. )

( "Beş parasızmış" gibi yaşadıklarından dolayı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( Yoksulluğu över. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( )


- VARTA[Ar.] ile/değil/yerine/= TEHLİKELİ DURUM


- VARYANS[İng. VARIANCE] ile/||/<> STANDART SAPMA[İng. STANDARD DEVIATION]

( Bir listedeki sayıların arasındaki çeşitliliğin ölçüsüdür. Hesaplamak için, öncelikle her sayının, tüm sayıların ortalaması ile arasındaki farkın karesi alınır, bu kareler toplanır ve listedekilerin toplam sayısına bölünür. Bazı teknik sebeplerle, son bölme işlemi, listedekilerin toplam sayısının 1 eksiğine göre de yapılabilir. @@ Bir listedeki sayılar arasındaki çeşitliliği ölçen bir değerdir. Varyansın karekökü olarak bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- VARYANT ile/||/<> VARIANT[İng.] ile/||/<> VARIANT[Fr.] ile/||/<> VARIANT[Alm.] ile/||/<> DEĞİŞİMLİ

( Yerlem çatkılarının birinden ötekine dönüştürüldüğünde bir niceliğin kendine özdeş kalmama niteliği örneğin Göreli uzunluk zaman kütle vb )

( VARIANT )

( VARIANT )

( VARIANT )


- VARYANT[Fr.] ile VARYASYON[Fr.]

( Bir yol şebekesi üzerinde, belirli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol. | Bir metnin, bir yapıtın, aslından az çok ayrılan değişik biçimlisi. İLE [müzik] Çeşitleme. | [dirimbilim] Değişim. )


- VARYASYON | DEĞİŞİM ile/||/<> DEĞİŞİM ile/||/<> TOPLAM DEĞİŞİM

( Bir gözlemler dizisinde gözlem değerlerinin ortalama çevresindeki yayılmalarının bir anlatımı ay toplam değişim 1 Bir X kümesinin altkümelerinden oluşan A takımı ve küme işlevi Kitaplıkların fazla gereçlerini birbiriyle değiştirme işlemi fizik kimya metalbilim Bir özelliğe ilişkin değerde belirli koşullar altında görülen nicel başkalaşım Bir özelliğe ilişkin değerin belirli koşullar altında azalıp çoğalması Bir niceliğin değerinin artışı ya da azalışı matematik zooloji Bir ekin ünlü uyumlarına ya da ünsüz benzeşmelerine göre türlü biçimlere girmesi İyelik eki i ve değişimleri ı ü u çıkma durumu eki den ve değişimleri dan ten tan vb Mal hizmet ve üretim faktörlerinin iktisadi karar birimleri arasında el değiştirmesi Bir özelliğe ilişkin değerin belirli koşullar altında azalıp çoğalması Çevre etkileriyle canlıların fenotiplerinde meydana gelen değişiklikler modifikasyon Varyasyon değişim )

( VARIATION | EXCHANGE | VARIATION; CHANGE | MODIFICATION )

( VARIATION )

( VARIATION | VARIATION, ÄNDERUNG, VERÄNDERUNG, WECHSEL | ABWEICHUNG | ÄNDERUNG )

( VÄRIATIO )


- VARIATION CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= VARYASYON KATSAYISI


- VARYASYON[Fr. < VARIATION] ile/değil/yerine/=/||/<> DEĞİŞİM | ÇEŞİTLEME | DEĞİŞKENLİK

( Değişik biçim varyete değişim çeşitleme değişkenlik )


- VARYASYON[Fr. < VARİATİON] ile/||/<> VARYETE

( 1. Bazı karakterler bakımından farklı olma, orta durumdan sapma. 2. Esas tür tipine göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar. @@ 1. İstatistikte, bazı karakterler bakımından farklı olma, orta durumdan sapma. 2. Esas tür tipine göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar. 3. Mikroorganizmaların kültürel, morfolojik, fizyolojik, biyokimyasal ve antijenik karakterlerinde bazı koşullar altında oluşan değişiklikler. @@ (...) @@ 1. Mikroorganizmaların kültürel, morfolojik, fizyolojik, biyokimyasal ve antijenik karakterlerinde bazı koşullar altında oluşan değişikliklere verilen ad. 2. Ortak atalara sahip canlıların gösterdiği farklılık, değişim. )

( VARIATION | VARIETY~VARIETY )

( VARIATION | VARIÉTÉ~VARIÉTÉ )

( VARIARE: DEĞIŞMEK~VARIARE: DEĞIŞMEK )

( VARIATION | SPIELART~SPIELART )

( VARIAZIONE~VARIETÀ )

( ΠΑΡΑΛΛΑΓΉ / παραλλαγή~ΒΑΡΙΕΤΈ / βαριετέ )


- VARYASYON//VARIATION[İng.] yerine ÇEŞİTLE(N)ME, DEĞİŞİK


- VARYETE/VARYASYON[Fr. < VARIATION] ile/değil/yerine/= DEĞİŞİK BİÇİM


- VARIATION[Alm.] ile/değil/yerine/= VARYASYON


- VARYASYON ile/||/<> VARYASYON[Fr. < VARIATION]

( 1 Bazı karakterler bakımından farklı olma orta durumdan sapma 2 Esas tür tipine göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar 1 İstatistikte bazı karakterler bakımından farklı olma orta durumdan sapma 2 Esas tür tipine göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar 3 Mikroorganizmaların kültürel morfolojik fizyolojik biyokimyasal ve antijenik karakterlerinde bazı koşullar altında oluşan değişiklikler 1 Mikroorganizmaların kültürel morfolojik fizyolojik biyokimyasal ve antijenik karakterlerinde bazı koşullar altında oluşan değişikliklere verilen ad 2 Ortak atalara sahip canlıların gösterdiği farklılık değişim )

( VARIATION | VARIETY )

( VARIATION | VARIÉTÉ )

( VARIATION | SPIELART )

( VARIARE: DEĞIŞMEK )

( VARIAZIONE )

( ΠΑΡΑΛΛΑΓΉ / παραλλαγή )


- VARYOLASYON (ÇİN) ile/||/<> AŞILAMA (JENNER)

( Çinliler 10. yüzyılda varyolasyon yaptı İLE Jenner 1796da modern aşıyı geliştirdi. )

( Song Hanedanlığı Hekimleri tarafından 1000 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- VARIMETER[İng.] ile/değil/yerine/= VARYOMETRE


- VASATİ | AVERAJ | VASATÎ | VASATI | ORTALAMA ile/||/<> ORTALAMAK ile/||/<> ORTALAMA

( Sinema TV 1 Çerçevelemede asıl konuyu çerçevenin ortasına yerleştirme Sinema 2 Bir göstericinin ışıtacını resmin her noktasını eşit yeğinlikte aydınlatacak biçimde düzenleme Sinema TV 3 Bir ışıldağın ışıtacını en yeğin aydınlatmayı sağlayacak biçimde ışıldağın odak noktasına göre ayarlama Açık oyunculardan birinin topu kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş Aritmetik ortalama ortanca ve mod gibi özeksel eğilimi anlamaya yarayan ölçülere verilen genel ad Değerler kümesinin özelliklerini belirtebilecek ağırlık noktasına verilen genel ad örneğin yalın ortalama ortanca doruk değeri vb Bir sıklık dağılımındaki gözlemlerin nicel değerlerini özetleyen ve dağılımın ortaç eğilimini yansıtan ölçüm İklimbilimde örneğin sıcaklık gibi bir hava olayının ay ya da yıl gibi belli süreler içindeki nicelik toplamının o süreyi oluşturan gün sayısına bölünmesiyle elde edilen az çok durağan değer genel uygulayım Bir değer dağılımındaki her bir değerin olasılığı çarpılıp toplandıktan sonra olasılıklar toplamına bölünmesinden çıkan sayı Bir değer dağılımındaki her bir değerin olasılığı çarpılıp toplandıktan sonra olasılıklar toplamına bölünmesinden çıkan sayı Bir niceliğin özdeş koşullar altında alınan ölçümleri toplamının ölçüm sayısına bölümü matematik matematik Gerçekleşen nicelik yaklaşık olarak ortalama Aritmetik ortalama )

( CENTRING, (ABD) CENTERING | CENTRE | MEAN | AVERAGE | MEAN, AVERAGE | MEDIA, AVARAGE | CENTER ALIGNMENT )

( CENTRAGE | MOYENNE | VALEUR MOYENNE | DIVISER À DEUX PARTIES ÉGALES | AVERAGE )

( HEREINGEBEN, FLANKEN | DURCHSCHNITT | MITTELWERT | DURCHSCHNITTLICH )


- VASAT/LIK ile VASATİ


- VASECTOMY[İng.] ile/değil/yerine/= VASEKTOMİ

( Bir erkeğin spermini taşıyan tüpleri, hamileliği kalıcı olarak önlemek için kesmek ya da kapatmak amacıyla yapılan cerrahi bir işlemdir. Genellikle lokal anestezi altında yapılır. İşlemin gerçekleşmesi yaklaşık olarak 15 dakika sürer.[1]

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- VASECTOMY[İng.] ile/||/<> VASEKTOMİ[Fr. < VASECTOMIE]

( Duktus deferensin ameliyatla çıkarılması )

( VASECTOMY )

( VASECTOMIE )


- VASEKTOMİ[Fr. < VASECTOMIE] ile/değil/yerine/=/||/<> KISIRLAŞTIRMA


- VASITALI VERGİ >< VASITASIZ VERGİ | DOLAYLI VERGİ

( bk. dolaylı vergi@@Piyasada malın satışı sırasında miktar ya da değer üzerinden alınan vergi. )

( INDIRECT TAX~DIRECT TAX )

( IMPÔT INDIRECT~IMPÔT DIRECT )

( INDIREKTE STEUER~DIREKTE STEUER )

( IMPOSTA INDIRETTA~IMPOSTA DIRETTA )

( ΈΜΜΕΣΟΣ ΦΌΡΟΣ / έμμεσος φόρος~ΆΜΕΣΟΣ ΦΌΡΟΣ / άμεσος φόρος )


- VASITA/LIK ile VASITALI ile VASITASIZ/LIK ile VASITA HALİ ile VASITALI VERGİ ile VASITASIZ VERGİ


- VASITASIZ ile/değil/yerine/=/||/<> ARAÇSIZ | DOĞRUDAN

( vasıtasız vergi araçsız doğrudan )


- WATTHEURE[Fr.] / WATTSTUNDE[Alm.] ile/değil/yerine/= VAT-SAAT


- [ne yazık ki]
VATANDAŞIN "ÇIKARLARI/(HAKLARI)" ile/değil/yerine/>< KİŞİ(İNSAN) HAKLARI


- VATANPERVER[Ar. < VAṬAN + Fars. -PERVER] ile/değil/yerine/=/||/<> YURTSEVER


- VATANSEVER[Ar. < VAṬAN + Tr. SEVER] ile/değil/yerine/=/||/<> YURTSEVER


- VATANSEVER(/PERVER) ile/değil/yerine/= YURTSEVER


- VATMAN[İng.] ile KONDÜKTÖR[Fr.]

( Tramvay sürücüsü. İLE Yolcu trenlerinde, biletleri denetleyen ve vagon işlerine bakan görevli. )


- WATTMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= VATMETRE


- VATS/VIDEO ASSISTED THORACOSCOPIC SURGERY[İng.] ile/değil/yerine/= VİDEO YARDIMLI GÖĞÜS BOŞLUĞU GÖREÇLEME CERRAHİSİ


- VAZ CAYDIM değil VAZGEÇTİM


- VAZCAYMAK" değil VAZGEÇMEK ya da CAYMAK


- VAZELİNLEMEK ile VAZELİN ile VAZELİNLİ ile VAZELİNSİZ


- VAZGEÇİLEBİLİR ile DİSPANSER ile MUAFİYET ile DAĞITICI

( DISPENSABLE vs. DISPENSARY vs. DISPENSATION vs. DISPENSER )

( معاف کردني ile غيرواجب ile چشم پوشيدني ile چاره پذير ile پزشک سخانه ile عدمشمول ile ناظرهزينه ile کمک داروساز ile نسخهپيچ ile دوافروش )

( MOAF KARDANY ile غيرواجب ile CHESHAM PUSHYDANY ile CHAREH PAZYR ile PEZESHK SOKHANEH ile عدمشمول ile ناظرهزينه ile KAMAK DAROSAZ ile نسخهپيچ ile دوافروش )


- KİŞİ(İNSAN) HAKLARI:
VAZGEÇİLEMEZ ve/||/<> DEVREDİLEMEZ


- VAZGEÇİLİR/LİK ile/ve/||/<> SAMİMİYET/AÇIKLIK


- VAZGEÇMEK[Fars. < VĀZ + Tr. GEÇMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> VAZGEÇMEK

( Kendi hakkı saydığı bir şeyi artık istemez olmak vazgelmek Eskiden beri yapmakta olduğu bir şeyi artık yapmaz olmak Niyetten veya karardan dönmek )


- VAZGEÇMEK:
"ZAYIFLIK" değil/yerine/>< BIRAKABİLECEK KADAR GÜÇLÜ OLMAK


- VAZGEÇMEK ile/ve ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK

( TO GIVE UP vs./and MODESTY )


- VAZGEÇMEK ile BIRAKMAK

( Hiçbir kişi vazgeçilir değildir. Hiçbir kişi vazgeçilmez değildir. )


- VAZGEÇMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> DEĞİŞMEK


- VAZGEÇMEK ile/değil/yerine DİNLENMEK/ARA VERMEK


- VAZGEÇMEK ile FERÂGAT ETMEK

( TO GIVE UP vs. TO ABNEGATE )


- VAZGEÇMEK ile/ve/||/<> GAMBİT[İt. < GAMBETTO: Çelme takma, ayağa takma. < GAMBA: Bacak.]

( ... İLE/VE/||/<> Satrançta, oyuncunun, açılışta ya da süreçte, amaçlı olarak piyon ya da bir ya da birkaç taşından vazgeçmesi. )

(

Satrançtaki Gambit Açılışları

"Gambit" sözcüğü Türkçe'de çoğunlukla gambit olarak bırakılır; teknik bağlamda Açılış fedâsı da kullanılabilir.

İngilizce Türkçe Açıklama
Queen's Gambit Vezir Gambiti (Vezir Açılış Fedâsı) Beyaz, d4 ardından c4 sürerek c piyonunu fedâ edip merkezde üstünlük kurmayı hedefler.
King's Gambit Şah Gambiti (Şah Açılış Fedâsı) Beyaz, e4'ten sonra f4 oynayıp f piyonunu fedâ ederek hızlı gelişim ve saldırı arar.
Evans Gambit Evans Gambiti İtalyan Açılışı içinde b4 piyon fedâsıyla hızlı taş gelişimi amaçlanır.
Danish Gambit Danimarka Gambiti Beyaz, birkaç piyonu fedâ ederek çok hızlı gelişim ve açık hatlar elde etmeye çalışır.
Benko Gambit (Volga Gambit) Benko Gambiti (Volga Gambiti) Siyah, vezir kanadında piyon fedâ eder; uzun vadede açık hatlar ve kaleler için baskı fırsatları doğar.
Smith-Morra Gambit Smith-Morra Gambiti Sicilya Savunması’na karşı beyaz c3 piyonunu fedâ eder; gelişim temposu kazanmak ister.
Scotch Gambit İskoç Gambiti İskoç Açılışı içinde piyon fedâsına dayalı keskin bir varyanttır.
Latvian Gambit Letonya Gambiti Siyah, e5 sonrası f5 sürerek agresif ama riskli bir fedâ yapar.
Özel adlı açılışlarda [Evans, Benko, Smith-Morra gibi] adlar genellikle çevrilmez; “gambit” bölümü, Türkçe'ye bazen “Açılış fedâsı” olarak aktarılır.
)


- VAZGEÇMEK ile ÖDÜN VERMEK

( TO GIVE UP vs. TO MAKE CONCESSIONS )


- VAZGEÇMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< PEŞİNDE KOŞMAMAK


- VAZGEÇMEK değil/yerine SIĞDIRMAK

( Âlimin tutumu. DEĞİL/YERİNE Ârifin tutumu. )


- VAZGEÇMEK ile/ve TESLİMİYET

( TO GIVE UP vs./and SUBMISSION )


- VAZGEÇMEK ile VAZGEÇİLMEK ile VAZGEÇEBİLMEK


- VAZGEÇMEK ile YEĞLEME/TERCİH

( TO GIVE UP vs. TO PREFER )


- VAZGEÇMEK ile YERİNE KOYMAK


- VAZGEÇMEK/NÜKUL ETMEK ile/değil/yerine/= ERTİNMEK


- VAZİFE, HİZMET | ÜFULE, VAZİFE | TÂBİ | VAZİFE | İŞLEV | FONKSİYON ile/||/<> FONKSİYON ile/||/<> GÖREV

( görev görev matematik 1 Bağımsız değişkenler ile bağımlı değişken arasındaki ilişkinin matematiksel ifadesi 2 işlev görev Bir organın normal olarak yaptığı görev Bilgisayarda uygulanacak bir işi oluşturan öğelerden her biri iş birimi 1 Bir nesnenin ya da bir kimsenin gördüğü iş kendisinden beklenen eylem 2 İş görme yetisi 3 Belli bir değişkenle ilişkili olan herhangi bir matematiksel ifade anlamdaş fonksiyon Bir organ ya da bölgeye özgü olan doğal çalışma functio yerine getirme gerçekleştirme 1 Bir organın başarısı gördüğü iş etkinlik biçimi Ör Görme gözün görevidir 2 Bir etkenin değişmesiyle öteki etkenin de değiştiği bağlılık ilişkisi özellikle iki dizi arasındaki yasal bağlantı zooloji Bir sözcüğün sözdiziminde belirttiği iş Güzeller sevimli olur ad görevinde sıfat Arkadaşım güzel konuşur belirteç görevinde sıfat Okul kitabında yanlış kalmamalıdır dolaylı tümleç görevinde tamlama vb Bir organ ya da bölgeye özgü olan doğal faaliyet Fonksiyon )

( FUNCTION )

( FONCTION )


- VAZI-İ SAHNE (EDEN), DİRİJÖR, MÜDÜR, DİREKTÖR, METÖR AN SEN, REJİSÖR, SAHNEYE KOYAN, FİLM DİREKTÖRÜ, FİLM REJİSÖRÜ, SİNEMA REJİSÖRÜ, YÖNETİCİ | REJİSÖR, TELEVİZYON REJİSÖRÜ | YÖNETMEN ile/||/<> YÖNETMEN

( Sinema 1 Dar anlamda Bir çevirim oyunluğunun görüntü biçimine sokulması için gerekli çalışmaları yöneten kimse 2 Geniş anlamda Bir filmin gerçekleştirilmesi için oyunluk yazarı görüntü yönetmeni sanat yönetmeni uygulanmanlar oyuncular arasında işbirliği sağlayan bunların çalışmalarını uyumlu biçimde yöneten filmin bir sanat ürünü niteliği kazanmasından sorumlu olan sanatçı sinema sanatçısı TV 3 Bir televizyon izlencesinin gerçekleştirilmesini yapımcı gözetiminde ya da tek başına üstlenen kimse Resmî ya da özel bir okulun bir eğitim kurumunun Millî Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra örgütünde bir yönetim biriminin yönetiminden sorumlu olan kimse Bireycil ya da kümecil oyun yordamında oyunun gidişini yöneterek edimcilere üstlenceler veren ve eylem içinde beliren açık ya da simgesel anlatımları yorumlayan gözlem ve çözümlemelerde bulunan katılımcı gözlemci Bir kuruluşu yöneten ve bu işlemler nedeniyle üzerine sorumluluk alan kişi Bir oyunu gerekli ön hazırlığı ve yorumu yaptıktan sonra dengeli ve sıkı bir düzen içinde doğru inandırıcı ve sanatsal bir biçimde çeşitli alanların sanatçıları uzmanları ve uygulayımcıları ile işbirliği yaparak sahneye çıkaran sanatçı yönetici )

( 1-2. DIRECTOR, FILM DIRECTOR, 3. DIRECTOR (OF TELEVISION, OF PROGRAMMES, OF TELEVISION PROGRAMMES), TELEVISION DIRECTOR, PROGRAMME (ABD: PROGRAM) DIRECTOR | DIRECTOR, PRINCIPAL, HEADMASTER (HEADMISTRESS) | DIRECTOR | PRODUCER, DIRECTOR )

( 1-2. RÉALISATEUR(-TRICÉ) (DE CINÉMA), METTEUR EN SCÈNE (DE CINÉMA), 3. RÉALISATEUR (DE TÉLÉVISION), METTEUR EN SCÈNE (DE TÉLÉVISION), METTEUR EN ONDE, CHEF D'ÉMISSION, CHEF TECHNIQUE DE PRODUCTION | DIRECTEUR (DIRECTRICE), PROVISEUR | DIRECTEUR | METTEUR EN SCÈ )

( 1-2. REGISSEUR, FILMREGISSEUR, REALISATOR, SPIELLEITER, 3. REGISSEUR, FERNSEHREGISSEUR, BILDREGISSEUR, FERMEHDIREK-TOR, FERNSEHPROGRAMMDIREKTOR, PROGRAMMDIREKTOR, STELVE TRENDER FERNSEHDIREKTOR | REGISSEUR, SPIELLEITER )


- ... VAZİYETTE[Ar.] yerine ... DURUMDA


- VAZOAKTİF/VASOACTIVE[İng.] ile/değil/yerine/= DAMAR ETKINLEŞTİRICİ


- VAZOKONSTRİKSİYON/VASOCONSTRICTION[İng.] ile/değil/yerine/= DAMAR BÜZÜLMESİ


- VAZOMOTOR/VASOMOTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DAMAR DEVİNIMSEL


- VAZORÖLAKSAN/VASORELAXANT[İng.] ile/değil/yerine/= DAMAR GEVŞETICİ


- VAZORÖLAKSASYON/VASORELAXATION[İng.] ile/değil/yerine/= DAMAR GEVŞEMESİ


- VAZOSPAZM/VASOSPASM[İng.] ile/değil/yerine/= ANİ DAMAR KASILMASI


- VB ile/||/<> MO ile/||/<> DFT ile/||/<> QMC

( Moleküler elektronik yapı kuramları. )

( Formül: E = ∫ψ*Hψ dτ )


- VCG ile/||/<> AUCTION ile/||/<> MATCHING

( Teşvik uyumlu sistemler. )

( Formül: pᵢ = bᵢ₊₁ (2nd price) )


- AND CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT ET[Fr.] / UND-SCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VE DEVRESİ


- VE ile VE BENZERİ ile VE DİĞERLERİ


- VEBÂ/COCOLIZTLI[Aztek dili]:
HIYARCIKLI/BUBONİK ile/ve/||/<> AKCİĞER/PNÖMONİK ile/ve/||/<> PULMONER/SEPTİSEMİK

( )


- VECHŞEBEH[Ar. < VECH + ŞEBEH] ile/değil/yerine/=/||/<> VEÇHİŞEBEH

( Benzetme yönü )


- VECİZ/LİK ile VECİZE


- VEDALAŞMAK ile/ve HELÂLLEŞMEK


- VEFA ile VEFAT ile VEFALI/LIK ile VEFASIZ/LIK ile VEFASIZCA ile VEFAT İLMÜHABERİ


- VEGETABLE vs. FRUIT


- VEGETABLE MARROW, GOURD[İng.] ile/||/<> GOURDE[Fr.] ile/||/<> LAGENARIA SICERARIA[Lat.] ile/||/<> KÜRBISS[Alm.] ile/||/<> SU KABAĞI

( Kabakgiller Cucurbitaceae familyasından beyaz çiçekli meyvelerinin sap kısmı dar uç kısmı küremsi olan tek yıllık otsu sarılıcı bitkiler )

( VEGETABLE MARROW, GOURD )

( GOURDE )

( KÜRBISS )

( LAGENARIA SICERARIA )


- VEGETABLE vs. PLANT


- VEGETABLE vs./||/<> HERB vs./||/<> FLORA


- VEGETABLE :/yerine SEBZE


- VEGETALİNE[Fr. < VÉGÉTALINE] ile/değil/yerine/=/||/<> VEJETALİN

( Bazı bitkilerden çıkarılan ve sadeyağ yerine kullanılan katı yağ )


- VÉGÉTATIF[Fr.] ile/||/<> YAŞATKAN

( botanik )

( VÉGÉTATIF )


- VEHİM[Ar. < VEHM] ile/değil/yerine/=/||/<> KURUNTU (VEHMETMEK)


- VEHM[Ar.] ile/ve/||/<> HÜZÜN[Ar. HÜZN]


- VEHMETMEK[Ar. < VEHM + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> EVHAMLANMAK


- VEHMETMEK ile VEHMETTİRMEK


- VEHM-İ HAVAS, GALAT-I HİS | GALATI İDRAK, İLLÜZYON | VEHİM | İLLÜZYON | LAFZ-I TAKLÎDÎ, SAVT-I TAKLÎDÎ | PARODİ ile/||/<> SATİR | YANILSAMA

( (Yun. Paro-ode = Karşıt ezgi),Ciddi sayılan bir yapıtın bir bölümünü ya da tümünü alaya alarak, biçimini bozmadan ona bambaşka bir öz vererek biçimle öz arasındaki bu ayrılıktan gülünç etki çıkaran tür. Parodi, bir olayı ya da önemsenen bir kişiyi aynı tutumla gülünçleştirebilir (bk. yanılsama.) @@ Ciddi olduğu varsayılan bir yapıtın bir bölümünü ya da tümünü koşutlukları koruyarak alaya alan, biçimini bozmadan ona bambaşka bir içerik vererek, özle biçim arasındaki bu karşıtlıktan gülünç ve eleştirel etkiyi var eden oyun biçimi.@@Göz bağlama. @@ Var olan bir nesne ya da canlıyı yanlış, ayrımlı ya da değişik olarak algılama. @@ Duyu ergenlerinin aldanması; bir görünüşün gerçek sanılması; bir görünüşü gerçek sandıran duygu ve us yanılması. @@ Algı bozukluğu ya da duyu yanılgılarına bağlı olarak nesne ve durumları olduğundan değişik kavrama. @@ ( Lat. illusio = yanılma, aldanma, kuruntu):1. Duyu yanılması, yanlış algılama. (Sanrı = hallucination'dan ayrılığı; algılanan şeyin gerçekten var olmasıdır.) 2. Yanlış tasarım ve umut; kuruntu. 3. Bize gerçek dünyayı bir süre için de olsa unutturan, sanat yoluyla yaratılmış görüntü. (K. Lange sanatın kökenini insanın yanılsamaya duyduğu gereksinme ile açıklamaya çalışır. 'Das Wesen der Kunst', 1911.) @@ Gözbağlama.@@bk. parodi. @@ Türün öteki üyelerinin davranışlarını, öğrenme söz konusu olmadan yansılama eğilimi. @@ Doğa seslerinin yansılanmasından doğan sözler: pat, küt, vız, hır... (Konuşmada, yazın dilinde bunların güçlü seslerinden yararlanılır; . ...;deniz aynı şiddetiyle şırak-şırak dövüp eziyor köhne teknenin şişkin-siyah kuburgasını ) (Tevfik Fikret, Balıkçılar) bk. yansılama uyumu. @@ Ciddî bir eserin, bir şiirin alaylı bir şekilde yazılan benzeri (YANSILAMAK, Parodier). @@ Doğadaki insan dışı canlı ve cansız varlıkların çıkardığı ses ve gürültüleri taklit yolu ile yansıtan sözler: gür gür, çat pat, pat pat, küt küt, hır hır, gürül gürül, hav hav, civ civ, ciyak ciyak, mışıl mışıl, zırıl zırıl, parılda-, patırda-, hırılda- vb. @@ )

( PARODY | SATYR~SATYR )

( PARODIE | STAYRE~STAYRE | SATIRE )

( SATUR~SATUR )

( PARODIE | SATIRE~SATIRE | SATYR )

( PARODIA~SATIRO )

( ΠΑΡΩΔΊΑ / παρωδία~ΣΆΤΥΡΟΣ / σάτυρος )


- VEHM-İ HAVAS, GALAT-I HİS | GALATI İDRAK, İLLÜZYON | VEHİM | İLLÜZYON | LAFZ-I TAKLÎDÎ, SAVT-I TAKLÎDÎ | PARODİ ile/||/<> PARODİ ile/||/<> YANILSAMA ile/||/<> YANSILAMA

( Paroode Karşıt ezgi Ciddi sayılan bir yapıtın bir bölümünü ya da tümünü alaya alarak biçimini bozmadan ona bambaşka bir öz vererek biçimle öz arasındaki bu ayrılıktan gülünç etki çıkaran tür Parodi bir olayı ya da önemsenen bir kişiyi aynı tutumla gülünçleştirebilir yanılsama Ciddi olduğu varsayılan bir yapıtın bir bölümünü ya da tümünü koşutlukları koruyarak alaya alan biçimini bozmadan ona bambaşka bir içerik vererek özle biçim arasındaki bu karşıtlıktan gülünç ve eleştirel etkiyi var eden oyun biçimi Göz bağlama Var olan bir nesne ya da canlıyı yanlış ayrımlı ya da değişik olarak algılama Duyu ergenlerinin aldanması bir görünüşün gerçek sanılması bir görünüşü gerçek sandıran duygu ve us yanılması Algı bozukluğu ya da duyu yanılgılarına bağlı olarak nesne ve durumları olduğundan değişik kavrama illusio yanılma aldanma kuruntu 1 Duyu yanılması yanlış algılama Sanrı hallucinationdan ayrılığı algılanan şeyin gerçekten var olmasıdır 2 Yanlış tasarım ve umut kuruntu 3 Bize gerçek dünyayı bir süre için de olsa unutturan sanat yoluyla yaratılmış görüntü K Lange sanatın kökenini insanın yanılsamaya duyduğu gereksinme ile açıklamaya çalışır Das Wesen der Kunst 1911 Gözbağlama parodi Türün öteki üyelerinin davranışlarını öğrenme söz konusu olmadan yansılama eğilimi Doğa seslerinin yansılanmasından doğan sözler pat küt vız hır Konuşmada yazın dilinde bunların güçlü seslerinden yararlanılır deniz aynı şiddetiyle şırakşırak dövüp eziyor köhne teknenin şişkinsiyah kuburgasını Tevfik Fikret Balıkçılar yansılama uyumu Ciddî bir eserin bir şiirin alaylı bir şekilde yazılan benzeri YANSILAMAK Parodier Doğadaki insan dışı canlı ve cansız varlıkların çıkardığı ses ve gürültüleri taklit yolu ile yansıtan sözler gür gür çat pat pat pat küt küt hır hır gürül gürül hav hav civ civ ciyak ciyak mışıl mışıl zırıl zırıl parılda patırda hırılda vb )

( PARODY | SATYR )

( PARODIE | STAYRE )

( PARODIE | SATIRE )

( SATUR )

( PARODIA )

( ΠΑΡΩΔΊΑ / παρωδία )


- VEIL[İng.] ile/||/<> VOILE[Fr.] ile/||/<> SCHLEIER, VERSCHLEIERUNG[Alm.] ile/||/<> PEÇELENME

( Gökyüzü resimlerinde plakların hafifçe kararması )

( VEIL )

( VOILE )

( SCHLEIER, VERSCHLEIERUNG )


- VEJETALİN[Fr.] ile/değil/yerine/= KATI YAĞ

( Bazı bitkilerden çıkarılan ve sade yağ yerine kullanılan katı yağ. )


- VEJETARYEN ile/<> VEGAN

( [hiçbir hayvanın canına kıymamak üzere]
Etini yememeyi yeğleyen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Etini ve tüm hayvansal ürünleri tüketmemeyi ve kullanmamayı yeğleyen. Hayvanları, mal, kaynak ve köle olarak görmemek ve kullanmayan. )

( Bitkisel beslenme bilgisi ve bilincinde olmak. )


- VEJETATİF HAYAT/VEGETATIVE STATE[İng.] ile/değil/yerine/= BİTKİSEL YAŞAM


- VEJETATİF/VEGETATIVE[İng.] ile/değil/yerine/= BİTKİSEL


- VEKALETEN ATAMAK ile VEKALETEN ATANMAK ile VEKALETEN


- VEKALETEN[Ar. < VEKĀLETEN] ile/değil/yerine/=/||/<> VEKÂLETEN

( vekâleten atamak vekâleten atanmak Vekil olarak asaleten karşıtı )


- VEKÂLETEN ile/değil/yerine/= YETKİDEŞÇE


- VEKÂLETNAME/VEKALETNAME[Ar. < VEKĀLET + Fars. NĀME] ile/||/<> MÜVEKKİLE/MUVEKKİLE[Ar. < MUVEKKİLE]

( genel vekâletname umumi vekâletname Bir kimsenin vekil olduğunu bildiren noterlik tarafından onaylanmış belge )


- VEKİLHARÇ[Ar. < VEKĪL + ḪARC] ile/değil/yerine/=/||/<> KESEDAR


- VEKİL/LİK ile VEKİL VÜKELA


- VEKTORKOPPLUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR BAĞLAŞIM KATSAYISI


- VECTOR COUPLING COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DU COUPLAGE DU VECTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= VEKTÖR ÇİFTLENİM KATSAYISI


- VECTOR PRODUCT[İng.] / PRODUIT VECTORIEL[Fr.] / VEKTORPRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= VEKTÖREL ÇARPIM


- VELENSE[İsp.] ile/değil/yerine/= BATTANİYE

( Bir yüzü uzun tüylü, kalın ve ağır battaniye. )


- VELİNİMET[Ar. < VELĪ + NİʿMET] ile/değil/yerine/=/||/<> VELİNİMET

( Bir kimsenin iyiliğini gördüğü birçok şeyini ona borçlu olduğu kimse ana )


- VELODROME[Fr. < VÉLODROME] ile/değil/yerine/=/||/<> VELEDROM

( İçinde motosiklet ve bisiklet yarışlarının yapıldığı pist )


- VENA CONTRACTA[İng.] / CONTRACTION DE LA VEINE[Fr.] / VENA CONTRACTA[Alm.] ile/değil/yerine/= VENA KONTRAKTA


- VENDANGER[Fr.] ile/||/<> BAĞ BOZMAK

( tarım )

( VENDANGER )


- VENETIAN RED[İng.] / ROUGE VÉNITIEN[Fr.] / ZEMENTROT[Alm.] ile/değil/yerine/= VENEDİK KIRMIZISI


- VENOGRAFİ/VENOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= TOPLARDAMAR GÖRÜNTÜLEMESİ


- VENOM[İng.] ile/değil/yerine/= HAYVANSAL ZEHİR


- VENTRICLE[İng.] ile/değil/yerine/= VENTRİKÜL/KARINCIK

( Kalbin alt kısmında, vücudun anterior bölgesinde bulunan iki adet odacığın adıdır. Karıncık da denir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- VENTRİKÜL/VENTRICLE[İng.] ile/değil/yerine/= KARINCIK


- VENÜS KITALARI: ISHTAR ile AFRODİT(APHRODITE)


- VENUS[İng.] ile/değil/yerine/= VÉNUS/CYPRIPÈDE, SABOT DE VÉNUS[Fr. < VÉNUS] ile/değil/yerine/= VENUS[Alm.] ile/değil/yerine/= VENÜS[Fr. < VÉNUS]

( Güneş'e olan uzaklık sırasında ikinci gelen büyük gezegen. )


- VEP/VİZÜEL EVOK POTANSİYEL/VISUAL EVOKED POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRSEL UYARILMIŞ GİZİL GÜÇ


- VER DES NOISETTES[Fr.] ile/||/<> FINDIK KURDU

( Fındık bitinin fındık meyvesi içinde gelişerek onun dökülmesine ve değerini yitirmesine yol açan kurtçuğu )

( VER DES NOISETTES )


- VERASET İLMİ ile/||/<> GENETICS[İng.] ile/||/<> GÉNÉTIQUE[Fr.] ile/||/<> GENETIK[Alm.] ile/||/<> KALITIM BİLİMİ

( karşılık Genetik genesis döl şecere Biyolojinin akraba organizmalar arasındaki değişme ve karakterlerin kalıtımını inceleyen bir dalı )

( GENETICS )

( GÉNÉTIQUE )

( GENETIK )

( GENETICA )

( ΓΕΝΕΤΙΚΉ / γενετική )


- VERASET/VERASET[Ar. < VERĀS̱ET] ile/||/<> VERESE/VERESE[Ar. < VERES̱E] ile/||/<> REDDİMİRAS/REDDMİRAS[Ar. < REDD + MĪRĀS̱]

( veraset ilamı veraset ve intikal vergisi kalıtım Mirasta hak sahibi olma )


- VERATROLE[İng.] / VÉRATROL[Fr.] / VERATROL[Alm.] ile/değil/yerine/= VERATROL


- VERBIAGE, VERBOSITÉ[Fr.] ile/||/<> LÂFÇILIK

( Boşuna söylenen laf kalabalığı ve bu tarzda laf söyleme huyu LAFÇI Verbeux )

( IDLE TALK )

( VERBIAGE, VERBOSITÉ )

( CHIACCHIERA )

( ΦΛΥΑΡΊΑ / φλυαρία )


- VERDİRMEK ile VERDİ


- VERDİYELER | GÜLGİLLER ile/||/<> GÜLGİLLER

( botanik Yaprakları almaşlı dizilişte çiçekleri er dişi ya da tek eşeyli ışınsal simetrili çanak ve taç yaprakları 45 tane olup serbest bazen taç yaprakları olmayan bazı türlerinin kültürü yapıları ülkemizde 35 cins ve 242 kadar türle temsil edilen otsu çalımsı ya da ağaçsı bazen dikenleri olan bitkiler )

( ROSE FAMILY )

( ROSACÉES )

( ROSACEAE )


- VERECEK ile VERECEKLİ


- VERGİ MÜKELLEFİ | VERGİ YÜKÜMLÜSÜ ile/||/<> VERGİ YÜKÜMLÜSÜ

( Vergiyi ödemekle zorunlu olan kişi Vergi vermekle yükümlü gerçek veya tüzel kişi vergi yükümlüsü )

( TAX PAYER | TAX RESPONSIBLE )

( CONTRIBUABLE )


- VERGİLEMEK ile VERGİLENDİRMEK ile VERGİ ile VERGİCİ/LİK ile VERGİLİ ile VERGİSİZ ile VERGİ ORANI ile VERGİ DİLİMİ ile VERGİ İADESİ ile VERGİ KAÇAĞI ile VERGİ DAİRESİ ile VERGİ MATRAHI ile VERGİ KAÇAKÇISI ile VERGİ MUAFİYETİ ile VERGİ MÜKELLEFİ ile VERGİ YÜKÜMLÜSÜ ile VERGİ REKORTMENİ ile VERGİ BEYANNAMESİ ile VERGİ KAÇAKÇILIĞI


- VERGİLERDE TEMYİZ ile/||/<> CASSATION[İng.] ile/||/<> CASSATION[Fr.] ile/||/<> TEMYİZ[Ar. < TEMYİZ]

( Vergi yönünden bildirilen yargıya yükümlünün ileri sürebileceği yasal nedenlerle karşıt çıkarak sonuçlarda düzeltilme yapılması istemi )

( CASSATION )

( CASSATION )


- VERİ BİLİMİNDE:
YAPAY ZEKÂ ile/ve/||/<>/> MAKİNE ÖĞRENMESİ ile/ve/||/<>/> DERİN ÖĞRENME

( image )

( image
image
image
)


- VERİ ile VERİ ANALİZİ ile VERİ TAŞIYICI ile VERİ HÜCRESİ ile VERİ MERKEZİ ile VERİ KANALI ile VERİ İLETİŞİMİ ile VERİ SIKIŞTIRMA ile VERİ EKRANI ile VERİ ÖĞESİ ile VERİ FORMATI ile VERİ İŞLEME ile VERİ ÖĞESİ ile VERİ DÜZEYİ ile VERİ YÖNETİMİ ile VERİ ORTAMI ile VERİ ORGANİZASYONU ile VERİ İŞLEME ile VERİ İŞLEMCİSİ ile VERİ KAYDEDİCİ ile VERİ KAYDI ile VERİ AZALTMA ile VERİ ALMA ile VERİ SETİ ile VERİ YAPISI ile VERİ DÖNÜŞTÜRÜCÜ ile VERİ İLETİMİ ile VERİ BİRİMİ

( DATA vs. DATA ANALYSIS vs. DATA CARRIER vs. DATA CELL vs. DATA CENTER vs. DATA CHANNEL vs. DATA COMMUNICATION vs. DATA COMPACTION vs. DATA DISPLAY vs. DATA ELEMENT vs. DATA FORMAT vs. DATA HANDLING vs. DATA ITEM vs. DATA LEVEL vs. DATA MANAGEMENT vs. DATA MEDIUM vs. DATA ORGANIZATION vs. DATA PROCESSING vs. DATA PROCESSOR vs. DATA RECORDER vs. DATA RECORDING vs. DATA REDUCTION vs. DATA RETRIEVAL vs. DATA SET vs. DATA STRUCTURE vs. DATA TRANSDUCER vs. DATA TRANSMISSION vs. DATA UNIT )

( مفروضات ile داده ها ile داده کاوي ile داده بر ile ياخته داده ile مرکز داده ها ile مجراي داده ها ile ارتباط دادهاي ile داده فشاري ile داده نما ile عنصر داده ile قالب داده ها ile داده گرداني ile قلم داده ile سطح داده ile مديريت داده ها ile داده رسان ile سازمان داده ها ile داده پردازي ile داده پرداز ile پردازنده دادهها ile ضباط داده ها ile داده نگار ile داده نگاري ile ضبط داده ها ile داده کاهي ile بازيابي دادهها ile مجموعه داده ها ile ساخت داده ها ile مبدل داده ها ile مخابره داده ها ile واحد داده )

( MOFRUZAT ile DADEH CPEHA ile DADEH KAVY ile DADEH BAR ile YAKHTEH DADEH ile MARKZ DADEH CPEHA ile MOJRAY DADEH CPEHA ile ERTABAT DADEHYAY ile DADEH FESHARY ile DADEH NAMA ile ONSER DADEH ile GHALEB DADEH CPEHA ile DADEH GARDANY ile GHALAM DADEH ile SATH DADEH ile MADYRYT DADEH CPEHA ile DADEH RESAN ile SAZMAN DADEH CPEHA ile DADEH PARDAZY ile DADEH PARDAZ ile PARDAZANDEH DADEHESA ile ZABAT DADEH CPEHA ile DADEH NEGAR ile DADEH NEGARY ile ZABT DADEH CPEHA ile DADEH KAHY ile BAZYABY DADEHESA ile MAJMUE DADEH CPEHA ile SAKHT DADEH CPEHA ile MOBDEL DADEH CPEHA ile MOKHABREH DADEH CPEHA ile VAHAD DADEH )


- VERIFIABILITY PRINCIPLE[İng.] ile/||/<> DOĞRULANABİLİRLİK İLKESİ

( VERIFIABILITY PRINCIPLE )