Altı(6) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 48.049 başlık/FaRk ile birlikte,
48.049 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(95/194)
- KATRİLYON[Fr. < QUATRILLION] ile/||/<> 1015 SAYISI
( 1015 sayısı )
( QUATRILLION )
- KATYON | ARTIN ile/||/<> ARTIN
( Elektrikle ayrışımda ve pillerde katoda göç eden artı yüklü yükün Örn Cu2 Na Artı yüklü özdecik yükünü )
( CATION | ANION )
( CATHION | CATION | ANION )
( KATION | KATION, POSITIVES ION | ANION )
( CATIONE )
( ΚΑΤΙΌΝ / κατιόν )
- KATYON | ARTIN >< EKSİN
( Elektrikle ayrışımda ve pillerde katoda göç eden artı yüklü yükün . Örn. Cu2+,Na+. @@ Artı yüklü özdecik yükünü. )
( CATION | ANION~ANION | EXINE, EXTINE )
( CATHION | CATION | ANION~ANION )
( KATION | KATION, POSITIVES ION | ANION~ANION | ANION, NEGATIVES ION )
( CATIONE~ANIONE )
( ΚΑΤΙΌΝ / κατιόν~ΑΝΙΌΝ / ανιόν )
- KATYON[Fr. < CATION] değil/yerine/= ARTIN
( Bir çözeltinin elektrolizi sırasında katotta toplanan iyon. )
- CATION ANALYSIS[İng.] / KATION ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KATYON ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ
- CATION EXCHANGE RESIN[İng.] ile/değil/yerine/= KATYON DEĞİŞİM REÇİNESİ
- KATIONENAUSTAUSCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KATYON DEĞİŞİMİ
- KATION AUSTAUSCH RESINATE[Alm.] ile/değil/yerine/= KATYON DEĞİŞTİRİCİ REÇİNE
- KATYON ile/||/<> ANYON
( Katyon pozitif yüklü İLE anyon negatif yüklü iyondur )
( Formül: Na⁺ İLE Cl⁻ )
- CATION[İng.] / CATHION[Fr.] / KATION[Alm.] ile/değil/yerine/= KATYON
- KATYON ile/||/<> KATYON[Fr. < CATION]
( kimya Katoda ya da negatif kutba göç eden pozitif yüklü iyon K Na Ca2 gibi Artı yüklü iyon Katoda veya negatif kutba göç eden pozitif yüklü iyon Katoda veya negatif kutba göç eden pozitif yüklü iyon )
( CATION )
( CATHION | CATION )
( KATION )
- CATIONIC SPACE[İng.] ile/değil/yerine/= KATYONİK BOŞLUK
- CATION DETERGENT[İng.] / RÉACTIFS DÉTERGENT[Fr.] / KATIONISCHE REINIGUNGSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KATYONİK DETERJAN
- CAOUTCHOUC, INDIA RUBBER[İng.] / CAOUTCHOUC[Fr.] / KAUTSCHUK[Alm.] ile/değil/yerine/= KAUÇUK
- KAUÇUK[Fr. < CAOUTCHOUC] ile EBONİT
( Gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt kıvamında, yaprakları oval biçimli, parlak ve kalın, sıcak ülke bitkisi, lastik ağacı, kauçuk. | Amerika, Asya ve Afrika'nın çeşitli ağaçlarından, özellikle lastik ağacından ya da bazı petrol artıklarının birleşiminden elde edilen, dayanıklı ve esnek nesne. | Bu nesneden yapılmış olan. İLE Yüz bölüm kauçuğun, otuziki bölüm kükürtle işlenmesinden elde edilen plastik nesne. )
- KAUÇUK[Fr. < CAOUTCHOUC] ile GÜTAPERKA[Malezya dilinden]
( Gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt kıvamında, yaprakları oval biçimli, parlak ve kalın, sıcak ülke bitkisi, lastik ağacı, kauçuk. | Amerika, Asya ve Afrika'nın çeşitli ağaçlarından, özellikle lastik ağacından ya da bazı petrol artıklarının birleşiminden elde edilen, dayanıklı ve esnek nesne. | Bu nesneden yapılmış olan. İLE Sumatra'da ve çevresindeki adalarda yetişen büyük bir ağaçtan elde edilen, kablo yapımında kullanılan, kauçuğa benzer, yapışkan bir madde. )
- KAUÇUK ile/||/<> KAUÇUK[Fr. < CAOUTCHOUC]
( Hevea Brasiliens ağacının lateks adı verilen özsuyundan elde edilen 2metil bütadiyenin çoğuzlaşmasıyla oluşan esnek katı özdek kimya Başlıca Hevea cinsi türlerinin uzun izopren ve hidrokarbon polimerlerini içeren sütü )
( NATURAL RUBBER | RUBBER )
( CAOUTCHOUC )
( GUMMI | KAUTSCHUK, ROBBER )
- KAUÇUK ile KAUÇUKLU ile KAUÇUK AĞACI
- KAUDA/CAUDA, TAIL[İng.] değil/yerine/= KUYRUK
- KAVAF[Ar. < HAFFÂF] ile/||/<> ...
( ucuz özenmeden yapılmış bayağı cins ayakkabı yapan veya satan esnaf ḫaffāf Arapça ḫ Türkçede kye çevrilmiştir Arapça ḫaffāfın Türkçede başlangıçta kafaf olarak kullanıldığı anlaşılıyor Arapça ff şş rr gibi géminationların dilimizde yalınlaşarak f s ve rye çevrilmesi normaldir Tietze 315 s Daha sonra kafaf biçimi kavafa dönüşmüştür Deny Principes 38 1 not 174 Farsçada da xaffāf a bootmaker or vendor olarak kullanılır Sırpça hàfaf kàvaf biçimleri Türkçeden alınmıştır Škaljić Turc 296 402 )
( ḪAFFĀF )
- KAVAF[Ar. < HAFFÂF] ile/değil/yerine/>< ESNAF[çoğ. Ar. < SINIF]
( Ucuz, özenmeden ve bayağı cins ayakkabı, kemer, cüzdan yapan ya da satan esnaf. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Küçük sermaye ve zanaat sahibi. | [mecaz] Başlıca düşüncesi, mesleğinin tüm inceliklerinden yararlanıp bunları karşısındakinin zararına kullanarak ve meslekte kötü örnek oluşturarak çok para kazanan kişi. )
- KAVÂİD[Ar.] değil/yerine/= DİLBİLGİSİ
- KAVAIIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= KAVAİK ASİT
- KAVAIN[İng.] ile/değil/yerine/= KAVAİN
- KAVAİT | İLM-İ SARF Ü NAHV, İLM-İ KAVÂİD | DİL BİLGİSİ ile/||/<> DİL BİLİMİ | GRAMER
( Çeşitli düzeydeki okullarda, Türkçenin ses, şekil ve cümle yapısı ile cümlenin ögeleri arasındaki anlam ilişkilerini öğreten bilgi dalı; bu bilgileri veren dersin ve kitapların adı. bk. ve krş. gramer. @@ Azerbaycan Türkçesi: grammatika; Türkmen Türkçesi: dil bilimi ~ grammatika; Gagauz Türkçesi: dilbilgisi; Özbek Türkçesi: til bilimi ~ grammatika; Uygur Türkçesi: grammatika; Tat: tel beleme ~ telğıyleme ~ grammatika; Başkurt Türkçesi: tel beleme; Kmk: til ilmu ~ tilni hakındagı ilmu;Krç.-Malk.: grammatika ~ til bilim ilmu; Nogay Türkçesi: til îlmîsî - grammatika; Kazak Türkçesi: til bilimi ~ grammatika; Kırgız Türkçesi: til ilimi; Alt:: til bilimi ~ grammatika; Hakas Türkçesi: tîldeňer ügredîg ~ grammatika; Tuva Türkçesi: tıl ertemi; Şor Türkçesi: *til piliji ~ grammatika;Rusça: yazıkoznaniye ~ grammatika;~ @@ @@bk. dilbilgisi. @@ Bir dili meydana geitren ses, kelime yapılışı, kelime hazinesi, anlam değişmeleri, cümle kuruluğu gibi öğeleri inceleyip kurallara bağlıyan bilim. Bu tarif, daha çok dilbilgisi dediğimiz bahsin tarifidir; gramer deyince daha çok yalnız kelime yapılışı ve söz dizimi konularını alan bir bahis anlaşılır. Gramerler gösterdikleri özelliklere göre türlü adlarla anılırlar: Konu olarak aldığı dilin veya bir dil evresinin halini olduğu gibi kaydetmekle yetinen BETİMLİ GRAMER (Grammaire descriptive) ; bir dilin, doğru ve düzgüye uygun sayılan şekline göre yazılmış. DÜZGÜ GRAMERİ (Gr. normative) ; diliyanlış yönlere sapmaktan korumak ve yanlışları düzeltmek iddiasında bulunan YÖNELTİCİ GRAMER ( Gr, prescriptive) ; dilin ârdarda gelişmelerini kaydeden TARİHSEL GRAMER ( Gr. historique ) ; ayrı bir dil üzerinde durmaksızın genel olarak dillerin ortak Vasıflarını belirten GENEL GRAMER (Gr. générale) ; kelimelerin düzenlenişini ele alan DİZİLEME GRAMERİ (Gr. syntagmatique) ; kelimelerin düşüncedeki çağrışımlarını inceliyen ÇAĞRIŞIM GRAMERİ (Gr. associative); kelimeleri ses bakımından araştıran SESLİKLER GRAMERİ (Gr. phonologique) @@ Bir dili ses, şekil ve cümle yapıları ile dilin çeşitli ögeleri arasındaki anlam ilişkileri açısından inceleyerek bunlarla ilgili kuralları ve işleyiş özelliklerini ortaya koyan bilim. Ses bilgisi, şekil bilgisi, cümle bilgisi (söz dizimi) ve anlam bilgisi gramerin başlıca bölümleridir. Tür olarak tasvirî gramer (durgun gramer, statik gramer), tarihî gramer ve karşılaştırmalı gramer gibi türleri vardır. bk. ve krş. dil bilgisi. @@ Azerbaycan Türkçesi: grammatika; Türkmen Türkçesi: grammatika; Gagauz Türkçesi: gramatika; Özbek Türkçesi: grammatika; Uygur Türkçesi: grammatika; Tatar Türkçesi: grammatika; Başkurt Türkçesi: grammatika; Kmk:grammatika; Krç.-Malk.: grammatika; Nogay Türkçesi: grammatika; Kazak Türkçesi: grammatika;Kırgız Türkçesi: grammatika; Alt:: grammatika; Hakas Türkçesi: grammatika; Tuva Türkçesi: grammatika;Şor Türkçesi: grammatika; Rusça: grammatika )
( GRAMMAR | LINGUISTICS~LINGUISTICS )
( LINGUISTIQUE~LINGUISTIQUE )
( SPRACHWISSENSCHAFT~SPRACHWISSENSCHAFT )
( GRAMMATICA~LINGUISTICA )
( ΓΡΑΜΜΑΤΙΚΉ / γραμματική~ΓΛΩΣΣΟΛΟΓΊΑ / γλωσσολογία )
- KAVAİT | İLM-İ SARF Ü NAHV, İLM-İ KAVÂİD | DİL BİLGİSİ ile/||/<> DİL BİLGİSİ ile/||/<> GRAMER
( Çeşitli düzeydeki okullarda Türkçenin ses şekil ve cümle yapısı ile cümlenin ögeleri arasındaki anlam ilişkilerini öğreten bilgi dalı bu bilgileri veren dersin ve kitapların adı ve gramer Azerbaycan Türkçesi grammatika Türkmen Türkçesi dil bilimi grammatika Gagauz Türkçesi dilbilgisi Özbek Türkçesi til bilimi grammatika Uygur Türkçesi grammatika tel beleme telğıyleme grammatika Başkurt Türkçesi tel beleme til ilmu tilni hakındagı ilmu Krç Malk grammatika til bilim ilmu Nogay Türkçesi til îlmîsî grammatika Kazak Türkçesi til bilimi grammatika Kırgız Türkçesi til ilimi Alt til bilimi grammatika Hakas Türkçesi tîldeňer ügredîg grammatika Tuva Türkçesi tıl ertemi Türkçesi til piliji grammatika Rusça yazıkoznaniye grammatika dilbilgisi Bir dili meydana geitren ses kelime yapılışı kelime hazinesi anlam değişmeleri cümle kuruluğu gibi öğeleri inceleyip kurallara bağlıyan bilim Bu tarif daha çok dilbilgisi dediğimiz bahsin tarifidir gramer deyince daha çok yalnız kelime yapılışı ve söz dizimi konularını alan bir bahis anlaşılır Gramerler gösterdikleri özelliklere göre türlü adlarla anılırlar Konu olarak aldığı dilin veya bir dil evresinin halini olduğu gibi kaydetmekle yetinen BETİMLİ GRAMER Grammaire descriptive bir dilin doğru ve düzgüye uygun sayılan şekline göre yazılmış DÜZGÜ GRAMERİ Gr normative diliyanlış yönlere sapmaktan korumak ve yanlışları düzeltmek iddiasında bulunan YÖNELTİCİ GRAMER Gr prescriptive dilin ârdarda gelişmelerini kaydeden TARİHSEL GRAMER Gr historique ayrı bir dil üzerinde durmaksızın genel olarak dillerin ortak Vasıflarını belirten GENEL GRAMER Gr générale kelimelerin düzenlenişini ele alan DİZİLEME GRAMERİ Gr syntagmatique kelimelerin düşüncedeki çağrışımlarını inceliyen ÇAĞRIŞIM GRAMERİ Gr associative kelimeleri ses bakımından araştıran SESLİKLER GRAMERİ Gr phonologique Bir dili ses şekil ve cümle yapıları ile dilin çeşitli ögeleri arasındaki anlam ilişkileri açısından inceleyerek bunlarla ilgili kuralları ve işleyiş özelliklerini ortaya koyan bilim Ses bilgisi şekil bilgisi cümle bilgisi söz dizimi ve anlam bilgisi gramerin başlıca bölümleridir Tür olarak tasvirî gramer durgun gramer statik gramer tarihî gramer ve karşılaştırmalı gramer gibi türleri vardır ve dil bilgisi Azerbaycan Türkçesi grammatika Türkmen Türkçesi grammatika Gagauz Türkçesi gramatika Özbek Türkçesi grammatika Uygur Türkçesi grammatika Tatar Türkçesi grammatika Başkurt Türkçesi grammatika grammatika Krç Malk grammatika Nogay Türkçesi grammatika Kazak Türkçesi grammatika Kırgız Türkçesi grammatika Alt grammatika Hakas Türkçesi grammatika Tuva Türkçesi grammatika Türkçesi grammatika Rusça grammatika )
( GRAMMAR | LINGUISTICS )
( LINGUISTIQUE )
( SPRACHWISSENSCHAFT )
( GRAMMATICA )
( ΓΡΑΜΜΑΤΙΚΉ / γραμματική )
- KAVAK ile TİTREK KAVAK
- KAVAK/LIK ile KAVAKÇI/LIK ile KAVAK İNCİRİ
- KAVAL ile KAVALA ile KAVALCI/LIK ile KAVAL TÜFEK ile KAVAL KEMİĞİ
- KAVAL ile NÂREKE
( ... İLE Karagöz oyununda kullanılan, kamıştan yapılmış, kavala benzer bir müzik aleti. )
- KAVALA ile/||/<> PANTOLONUN ÖN KISMI. (*GÜDÜL -ANKARA)
( Pantolonun ön kısmı Güdül Ankara )
- KAVAL'DA:
DİLSİZ, HORLATMALI[Diatonik] ile/ve DİLSİZ[Kromatik] ile/ve DİLLİ[Diatonik] ile/ve DİLLİ[Kromatik] ile/ve DÜDÜK KAVAL
- KAVANÇO[İt. < CANGIA] ile/||/<> ...
( yelkeni bir bordadan öbür bordaya geçirme Kavanca olarak da kullanılır İtalyancadan alınmıştır caveza cavezar )
( CANGIA )
- KAVARA ile/||/<> ...
( balı alınmış petek kış aylarında arıların yemesi için kovanda bırakılan bal Yerel ağızlarda gavara biçimi de geçer Kökenini bilmiyoruz )
- KAVARA ile KAVARACI/LIK
- KAVÂRİ'[Ar. < KARİA] ile KAVÂRÎR[Ar. < KARÛRE]
( Şiddetli esen rüzgârlar. | Ansızın gelen büyük belâlar. | Kıyâmetler. | Belâdan kurtulmak üzere okunan dualar. İLE Gözbebekleri. | Sırçadan/camdan, bazen de gümüşten yapılan kablar. | Sidik kabları. )
- KAVAS İSMAİL EFENDİ :
( Rumelikavağında muhtar olarak görev yaptı. )
- KAVATA[Yun.] ile KAVATA[Yun.]
( Oyma ağaç kap. İLE Sert ve fazla kızarmayan bir tür domates. )
( ... cum SOLANUM CAPSICUM GROSSUM )
- KAVATA[Yun.] ile/||/<> ...
( Cam şeker kabı Hacılar Güdül Ankara Yerel ağızlarda da kavata ve gavata olarak kullanılır R γαβάθα Napf Schüssel Schale )
( ΓΑΒΆΘΑ / γαβάθα )
- KAVAT/LIK ile KAVATA
- KAVELA ile/||/<> TOURILLON[Fr.] ile/||/<> DÜBEL[Alm.] ile/||/<> KAVELA[İt. < CAVIGLIA]
( 720 mm çapında çember kesitli ağaç çubuk )
( TOURILLON )
( DÜBEL )
( CAVIGLIA )
- KAVERN/CAVERN[İng.] değil/yerine/= KOVUK
- KAVGA/ÇINGAR[Yun. < ] >< BARIŞ/HAZAR[Ar. < ḤAŻAR]
- KÂVÎ[Ar. < KEYY | çoğ. KÂVİYÂN] ile KAVÎ[Ar. < KUVVET]
( Dağlayan, yakan/yakıcı. [Fr. CAUSTIQUE] İLE Güçlü, kuvvetli. | Güvenilir, sağlam. )
- KAVİLEŞMEK[Ar. + Tr.] değil/yerine/= SAĞLAMLAŞMAK, PEKİŞMEK
- KAVİM ile/ve/||/<>/< AŞÎRET/BOY ile/ve/||/<>/< KABÎLE ile/ve/||/<>/< AKRABA ile/ve/||/<>/< AİLE
- KAVİM ile KAVİM KARDAŞ
- KAVİTE/CAVITY[İng.] değil/yerine/= BOŞLUK
- KAVLAMAK ile KAVLANMAK ile KAVLATMAK ile KAVLAŞMAK ile KAVLAK
- KAVRAM/FEHVA[Ar. < FEḤVĀ] ile/||/<> KAVRAMCILIK/KONSEPTÜALİZM[Fr. < CONCEPTUALISME] ile/||/<> KAVRAM/MEFHUM[Ar. < MEFHŪM] ile/||/<> KAVRAM/NOSYON[Fr. < NOTION]
- KAVRAM "KARGAŞASI" değil KAVRAM KARMAŞASI
( Kargaşa, kişiler arasında olandır. )
- KAVRAM KARMAŞASI ile/ve/değil (KASITLI) KAVRAM SAPTIRMASI
- KAVRAM KARMAŞASI ile/değil ZİHİN/DÜŞÜNÜŞ KARMAŞASI
- KAVRAM | KONSEPT[Fr. < CONCEPT] ile/||/<> ...
( CONCEPT )
- KAVRAM/KONU/DURUM/SORUN:
"KİŞİ/LER ÜZERİNDEN" (KAVRAM/DURUM) ile/değil/yerine/>< KAVRAM/DURUM ÜZERİNDEN (KİŞİ/LER)
- KAVRAM OLGUSU ile/ve İÇ OLGULAR
( FACT OF CONCEPT vs./and INNER FACTS )
- KAVRAM:
ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/< ZORUNLULUĞUN BİRLİĞİ
- KAVRAM:
TANIMLAMAK ile/ve/||/<> ZORUNLULUKLARINI GÖSTERMEK
- KAVRAM ÜRETMEK ile/ve/değil/||/<> KURAM ÜRETMEK
- KAVRAM ile/ve/<> ANLAM
( Zihnin, nesne ve olgulara bakan tarafı. İLE/VE Sözcüklere/terimlere bakan tarafı. )
( İçi/dışı yoktur/olmaz. İçeriği vardır. İLE/VE/<> İçi/bâtını ve dışı/zâhiri vardır. )
( Nesneler/olgular/olaylar dünyasıdır. İLE/VE/<>Değerler dünyasıdır. )
( Sözcüğün anlamı, nesnenin kavramı olur. )
( CONCEPT vs./and/||/<> MEANING )
- KAVRAM ile ANLAYIŞ ile KAVRAMSAL ile KAVRAMSAL
( CONCEPT vs. CONCEPTION vs. CONCEPTIONAL vs. CONCEPTUAL )
( مفهوم ile ادراک ile تصور ile بستن نطفه ile فهم ile ادراکي ile تعقلي )
( MAFAOOM ile EDRAK ile TASOR ile BASTAN NOTFEH ile FANPAM ile ادراکي ile تعقلي )
- KAVRAM ile/ve/<> AYRIM
( CONCEPT vs./and/<> SEPERATION )
- KAVRAM ile AYRINTI
- KAVRAM ve/<> BELİRGİNLİK
( CONCEPT and/<> CLARITY )
- KAVRAM ile/ve/<> BİLİNÇ
( CONCEPT vs./and/<> CONSCIOUSNESS )
- KAVRAM ve/<> BÜTÜN/LÜK
- KAVRAM ile/ve/<> ÇÖZÜM
( CONCEPT vs./and/<> SOLUTION )
- KAVRAM ile/ve/<> DERİNLİK
( CONCEPT vs./and/<> PROFUNDITY/DEEPNESS )
- KAVRAM ile/ve/değil EŞİK
- KAVRAM ile/ve/<> FİLOZOF ÇIĞLIĞI
- KAVRAM ve/||/<>/> FORMÜL
( and FORMULA )
- KAVRAM ve/||/<> GÖRÜSEL KARŞILIK
- KAVRAM ile İMGE
( İlke. İLE Eylem. )
- KAVRAM ile/ve/<> İMGE
( )
( CONCEPT vs./and/<> IMAGE )
- KAVRAM ile KARÎNE
- KAVRAM ile/ve/<> KAVRAM BAĞLAMI
( CONCEPT vs./and/<> CONTEXT OF CONCEPT )
- KAVRAM ile/ve/değil/||/<>/>/< KAVRAM ÇİFTLERİ
- KAVRAM ile/ve/||/<> KAVŞAK
- KAVRAM ile KENDİ
- KAVRAM ile/||/<> KÜME
- KAVRAM ile/ve/||/<>/> KURAM
( Bir kuramın varoluşu[ontolojisi] yoksa herhangi bir kuramdır. )
( Kavram ve kuram, genellikle bilim, felsefe ve öteki akademik alanlarda kullanılan iki temel kavramdır.
Bir kavram, genellikle bir düşüncenin ya da bir şeyin anlıksal[zihinsel] karşılığıdır/temsilidir.
Kavramlar, genellikle somut ya da soyut var olanları tanımlamak için kullanılır. "masa", "adâlet", "eşitlik" gibi kavramlar, düşünceleri ya da nesneleri karşılar/temsil eder.
Dilde simgeler ya da sözcükler olarak tanımlanır ve bireylerin düşünme ve iletişim kurma yeteneklerini yönlendirir.
Genellikle bir nesnenin ya da bir durumun temel özelliklerini ya da niteliklerini tanımlamak için kullanılır.
İLE/VE/||/<>/>
Bir kuram, genellikle bir görüngüyü, bir olguyu ya da belirli bir alanı açıklamak ya da açıklamak için geliştirilmiş dizgeli bir açıklamadır.
Genellikle gözlemlere dayanarak olgu ve görüngüleri anlamak, öngörmek ya da açıklamak için kullanılır.
Bilimde, felsefede, matematikte ve öteki alanlarda kullanılır.[evrim, kütleçekim kuramı]
Genellikle bir dizi varsayım, ilke ve kavramın bir araya getirilmesiyle oluşturulur ve denenir. Bilimsel yöntemle desteklenir. Bilişsel karşılıklardır ve genellikle düşünceleri ya da nesneleri tanımlamak için kullanılır ancak dizgeli açıklamalardır. Genellikle gözlemlere dayanarak olgu ve görüngüleri anlamak ya da açıklamak için kullanılır. Ancak kavramları kullanarak tanımlama yapılır. )
( FaRkLaR Kılavuzu içinde daha geniş tarama olarak şu sayfaları da okuyabilirsiniz...
FaRkLaR.net/kavram/kavram
FaRkLaR.net/kavram/kuram )
( CONCEPT vs./and/||/<>/> THEORY )
- KAVRAM ve/<> KURUM
- KAVRAM ile/ve KURUM ile/ve KARŞILIK
( Zihinde. İLE/VE Toplumda. İLE/VE Gövdede. )
- KAVRAM ve/<> KURUM ve/<> UYGARLIK ve/<> BULUNÇ/VİCDAN
- KAVRAM = MEFHUM[Ar. < FEHM] = CONCEPTION, NOTION[İng.] = CONCEPT, NOTION[Fr.] = NOTIO, BEGRIFF[Alm.] = CONCEPTUS, NOTIO[Lat.] = LOGOS, ÉNNOIA, HOROS, NOEMA[Yun.] = CONCEPCÍON[İsp.]
- MEFHUM[Osm.] / NOTION[İng.] / BEGNIFI., BEGRIFF[Alm.] ile/değil/yerine/= KAVRAM
- KAVRAM ile/ve/<> NİYET
( Felsefe. İLE/VE/<> Kavrama niyet girince, ideolojiye dönüşür. )
( CONCEPT vs./and/<> INTENTION )
- KAVRAM ile/ve/değil/||/<>/< ÖĞE/UNSUR[Ar.]
- KAVRAM ile/ve/<>/= ÖLÇÜ
( CONCEPT vs./and/<>/= MEASUREMENT )
- KAVRAM ile/ve/||/<> OLUMSUZLAMA
- KAVRAM ve ÖNERME ve ÇIKARIM
( CONCEPT and PROPOSITION and INFERENCE )
- KAVRAM ve SABİTE
( CONCEPT and CONSTANT/STATIC )
- KAVRAM ile/>< SAÇMA
- KAVRAM ve/||/<>/= SAF DÜŞÜNCE/DÜŞÜNME
- KAVRAM ile SALTIK
- KAVRAM ile SALTIK
( CONCEPT vs. ABSOLUTE )
- KAVRAM ve/||/<>/> SANAT
- KAVRAM ile/ve/<> SİMGE
( İndirgeme. İLE/VE Çoğaltma. )
( Aralarında belirli özellikleri paylaşan bir grup nesne ya da olaya verilen simgedir. İLE/VE İçinde bulunduğumuz anın ve çevrenin esiri olmaktan bizi kurtarır ve daha önceden görmüş olduğumuz dış çevreyi ve o çevre içinde yer alan deneyimlerimizi istediğimiz zaman yeniden yaratma olanağını bize verir. )
( Simgeler bizi geçmişe, geleceğe ve dışarıda gözlenmesi olanaksız olan yaratıcılığa götürür. )
( Olan'ı gösterir. İLE/VE/<> Olanaklı olan'ı gösterir. )
( Olguyu açıklar. İLE/VE "Kişisel deneyimler"i ansıtan ve her bireyde farklı yansımaları işaret eden bir özellik gösterir. )
( Kavramsal düşünme, öğrenmeye ve belirlemeye yardım eder. İLE/VE Simgesel düşünme, yorumlamaya olanak tanır. )
( "Küptaş", geometrinin taşta gösterimi olarak "bilimsel us"u simgeler. )
( Mâbedi, herhangi bir yapıdan ayıran en temel özellik, onun baştan sona simgesel bir donanımda olmasıdır. | Mâbedin yapımında kullanılan hemen her nesne ya da öğe, kendi nesnel ve özdeksel yapısından başka bir değeri göstermekle birer simgedir. [Bilge Süleyman, mâbedi, Tanrı'ya değil Tanrı'nın adına yaptırmıştır.] )
( Adlar, bir nesneyi/kişiyi değil de, bir değeri/erdemi ya da ilkeyi gösteriyorsa simgesellerdir. )
( CONCEPT vs./and SYMBOL
Reduction. WITH/AND Increase. )
- KAVRAM ile/ve/<> SİMGE
( İndirgeme. İLE/VE/<> Çoğaltma. )
( ... İLE/VE/<> Bireşim/tevhid. )
( Aralarında belirli özellikleri paylaşan bir öbek nesne ya da olaya verilen simgedir. İLE/VE/<> İçinde bulunduğumuz anın ve çevrenin esiri olmaktan bizi kurtarır ve daha önceden görmüş olduğumuz dış çevreyi ve o çevre içinde yer alan deneyimlerimizi istediğimiz zaman yeniden yaratma olanağını bize verir. )
( Simgeler bizi geçmişe, geleceğe ve dışarıda gözlenmesi olanaksız olan yaratıcılığa götürür. )
( Simge, zâtı/sizi gösterir/işaret eder. )
( Olanı gösterir. İLE/VE/<> Olanaklılığı gösterir. )
( Reduction. VS./AND/<> Increase. )
( CONCEPT vs./and/<> SYMBOL )
- KAVRAM ve/||/<> SİMGE ve/||/<> İÇ DENEYİM
- KAVRAM ile/ve/||/<> SOYUT
- KAVRAM ile/ve/<>/= SÜREÇ
( CONCEPT vs./and/<>/= PROCESS )
- KAVRAM ile/ve/<> TAM AYIRD EDİCİ (BİLGİ)
( CONCEPT vs./and/<> DISTINGUISHED (INFORMATION) )
- KAVRAM ile/ve TARTIŞMA
( vs./and/||/<> DISCUSSION )
- KAVRAM ile TERİM
- KAVRAM ile/ve/||/<>/>/< TERİM
( Genel/leştirir. İLE/VE/||/<>/>/< Özel/leştirir. )
( Kavramlar, felsefededir. İLE/VE/||/<>/>/< Öteki disiplinlerde terim adını alır, terime dönüşür. )
( Kavramlar, terimlerin aklıdır. )
( ISTILAH: BARIŞ/SULH )
( ... İLE/VE/<> Bir bilim, sanat, meslek dalıyla ya da bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı olan sözcük. | Geleneksel mantıkta, özne ya da yüklem. )
( Felsefenin ve terim(ler)in bilinci. İLE/VE/||/<>/>/< Nesnenin bilinci. )
( VORSTELLUNG mit/und/||/<>/>/< AUSDRUCK )
( MEFHUM ile/ve/||/<>/>/< ISTILAH )
( CONCEPT vs./and/||/<>/>/< TERM )
- KAVRAM ve/||/<>/> TİKEL SANAT
( KANT ve/||/<>/> HEGEL )
- KAVRAM ile/ve/||/<> TOPLUMSAL YAŞAM
- KAVRAM ile/ve TÜMEL
- KAVRAM ve/<> TUTARLILIK
( CONCEPT and/<> CONSISTENCY )
- KAVRAM ile/ve/||/<> VARSAYIM
( vs./and/||/<> ASSUMPTION )
- KAVRAM ile/ve/<> YAŞAM
( ... İLE/VE/<> Üzerine konuşulamayan. )
( CONCEPT vs./and/<> LIFE )
- KAVRAM ile/ve/||/<> YETERLİ KAVRAM
- KAVRAM ile/ve/||/<>/> YÜKLEM
- KAVRAMA/ANLAMA ile MATEMATİK/FİZİK(DIANOIA)
- KAVRAM/A ile/ve KAPSAM/A
( COMPREHENSION vs./and CONTAIN )
- KAVRAMA(DA) ile/ve/değil/||/<>/> ANLAMA(DA)
( Kalırsın. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Dönüşürsün. )
( Kavramak, anlamanın sınırında biter. )
( Tinsel. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Ussal. )
( BİR ŞEYİN: Nedenlerini bilmek. İLE/<> Niyetlerini bilmek. )
( Geçmişle ilgilidir. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Gelecekle ilgilidir. )
( [not] Spiritual. WITH/AND/||/<>/>/but Rational. Mental. )
( [not] MEANING vs./and/<>/but COMPREHENSION )
- KAVRAMAK ile KAVRANMAK ile KAVRATMAK ile KAVRANILMAK ile KAVRAMLAŞMAK ile KAVRATABİLMEK ile KAVRAYABİLMEK ile KAVRAYIVERMEK ile KAVRAMLAŞTIRMAK ile KAVRAK ile KAVRAM ile KAVRAÇ ile KAVRAMCI/LIK ile KAVRAMSAL/LIK ile KAVRAM YAZI ile KAVRAM KARMAŞASI
- KAVRAM/AK ile/ve SINIR/LAMAK
( COMPREHENSION vs./and (TO) LIMIT )
- KAVRAMI/MEFHUMU GÖRMEK ile/ve/değil/||/<>/< KAVRAM/MEFHUM İLE GÖRMEK
( )
( Mefhumu Görmek, Mefhum ile Görmek - İhsan Fazlıoğlu )
- KAVRAM'IN:
YAŞI ve KATMANLARI
( CONCEPT'S: AGE and LAYERS )
- KAVRAM/LAR ve ÖZDEŞLİK
( CONCEPT/S and IDENTITY )
- KAVRAM/LAR ile/ve SINIR KAVRAM/LAR
- KAVRAM/LAR ile/ve/<> SINIR KAVRAM/LAR
( CONCEPT/S vs./and/<> LIMIT CONCEPT/S )
- KAVRAM/LAR ile/ve/||/<> SÖZCÜK/LER
( Mantıkta, en küçük birim. İLE/VE/||/<> Dilde, en küçük birim. )
( KAVRAM: Bilincin dilbilgisi. )
( Şeylerin kavramı, sözcüklerin anlamı olur. )
( Kavram, her defasında üretilmesi gerekli olandır. )
( Kavram, tekil şeylerin özünü değil şeylerdeki evrensel öğeyi açıklar. )
( Kavram, zaman ile ilişki içinde değil zamansal olmayan varoluş [bengilik] türü altında kavranmalıdır. )
( Kavramlar, dışsal nesnelerin imgesi değildir. )
( Her kavram, bütünsel bir süreçtir ya da sürecin bütünselliğidir. )
( Düşünen her bir kişi için, kavram gereksinimi vardır ve bunlar, dünyanın neresinde ve ne zaman üretilirse üretilsin, artık, insanlığın malıdır. )
( Kavramlar dünyasına giren her kişi, evrensellikle bağ kurmuştur. Bunun ayırdında olmak, aydınlanmaya başlamak demektir. )
( Sözcük, bir köprüdür. )
( Sözcükler, bizi ancak kendi sınırlarına kadar götürebilir. )
( Sözcükler, gerçekleri iletmez, onları işaret eder. )
( Sözcükler, işaret eder ama açıklayamaz. )
( Sözcükler ve sorular, zihinden gelir ve bizi orada tutar. )
( Sözcük ile anlamı arasındaki bağlantı nedeniyle, sözcükler değerlilerdir ve eğer kişi, sözcüğü çok büyük bir dikkatle incelerse, kavramın ötesine geçerek, onun kökenindeki deneyime ulaşır. )
( Kişilik ötesine geçtiğinizde artık sözcüklere gereksiniminiz olmaz. )
( Sözcükler olmayınca anlaşılacak ne kalır? Anlama gereksinimi, yanlış-anlamadan doğar. Söylediğim/iz doğrudur fakat size göre o sadece bir kuram. Onun, doğru olduğunu nasıl anlayabileceksiniz? Dinleyin, anımsayın, düşünün, gözünüzde canlandırın. Ve günlük yaşamınızda uygulayın! Bana/bize/ona sabır gösterin ve herşeyden çok, kendinize sabır gösterin, çünkü tek engeliniz kendinizsiniz.
Yol, sizden geçerek kendinizden öteye götürür. Siz, sadece belirli, özel olanın gerçek, bilinçli ve mutlu olduğuna inandıkça ve ikilem ötesi gerçeği, hayal ürünü bir soyut kavram olarak red ve inkâr ettikçe, benim/bizim sadaka verir gibi, kavramlar ve soyutlamalar dağıttığımı/zı düşüneceksiniz. Fakat bir kez kendi varlığınız içindeki gerçeğe dokundunuz mu, o zaman, size en yakın ve en sevgili olanı tarif etmekte olduğumu/zu göreceksiniz. )
( Without words, what is there to understand? The need for understanding arises from misunderstanding. What I say is true, but to you it is only a theory. How will you come to know that it is true? Listen, remember, ponder, visualise, experience. Also apply it in your daily life. Have patience
with me and, above all have patience with yourself, for you are your only obstacle.
The way leads through yourself beyond yourself. As long as you believe only the particular to be real, conscious and happy and reject the non-dual reality as something imagined, an abstract concept, you will find me doling out concepts and abstractions. But once you have touched the real within your own being, you will find me describing what for you is the nearest and the dearest. )
( The word itself is the bridge.
Words can bring you only unto their own limit.
Words do not convey facts, they signal them.
Words indicate, but do not explain.
Words and questions come from the mind and hold you there.
Words are valuable, for between the word and its meaning there is a link and if one investigates the word assiduously, one crosses beyond the concept into the experience at the root of it.
Once you are beyond the person, you need no words. )
( Sözcükler, hem tarihsel süreçte dikey, hem de farklı alanlarda, yatay kullanımları nedeniyle çok değişik anlamlara sahip olabilirler. )
( Kavramları/karşılıkları, kişilerde(zihinlerinde) bulunmayan, sadece sözel seviyedeki "düşünme" ve "kullanımlar", kişiler arasında, iletişim kazalarına, anlaşmazlıklara ve/ya da doğrudan şiddete kaynak oluşturur. )
( Söz(cük)leri/ni ve tutumu/nu değiştir... Dünya/n değişsin! )
( ... İLE/VE/||/<> Sabitlenemeyeni, sabitlemek. )
( Kavramlar, aklın görüleridir. )
( CONCEPTS vs./and/<> WORDS )
( CONCEPTUS cum/et/<> ... )
( ... ile/ve/<> YAN )
( MEFHUM ile/ve/<> KELİME )
( DER BEGRIFF mit/und/||/<> ... )
- KAVRAMLARDA:
HAKÎKÎ ile/ve İTİBÂRÎ ile/ve VEHMÎ
- KAVRAMSAL BİRLİK ile/ve/<> ZAMANSAL AYRIM
- KAVRAMSAL DİL" değil KAVRAMLAR
- KAVRAM/SAL/LIK ile/ve/<> OLGU/SAL/LIK
( Tanımlanan her şey, kendine değil ona dairdir/yöneliktir. Tüm fizik ve metafizik, olgu ve kavramlar içindir. )
- KAVRANAMAZLIK ile/ve/||/<>/> KAVRANAMAZLIĞIN, KAVRANAMAZLIĞININ KAVRANMASI
- KAVRAYIŞ = FİKR-İ İPTİDAİ, TASAVVUR-I SAZEC = APPREHENSION[İng., Alm.] = APPRÉHENSION[Fr.] = APPREHENSIO[Lat.] = APRENSIÓN[İsp.]
- KAVŞAK ile/ve/değil/<> AYRIÇ
( Yol vb. uzayıp giden şeylerin kesiştikleri ya da birleştikleri yer. | Bir ırmağın denize ya da başka bir ırmağa döküldüğü, kavuştuğu yer, munsap. İLE/VE/DEĞİL/<> İki yolun ayrıldığı yer. )
- KAVŞAK ile KAVŞAK ADASI
- KAVŞAK ile KAVŞAKLAR
( JUNCTION vs. JUNCTIONS )
( محل اتصال ile دوراهي ile پيوندگاه ile مقاطع )
( MOHAL ETESAL ile دوراهي ile PEYVANDEGAH ile MOGHATE )
- KAVS-İ KUZAH, ALÂİM-İ SEMÂ | GÖKKUŞAĞI ile/||/<> GÖKKUŞAĞI
( Yağmurdan sonra gökyüzünü bir uçtan bir uca saran renkli kuşak alkım alkım coğrafya fizik gökkuşağı )
( RAINBOW )
( ARC-EN-CIEL )
( REGENBOGEN )
- KAVS-İ LEYL | GECE YAYI >< GÜN YAYI
( Güneş'in gökküresinde, bir gün boyunca çizdiği çemberin gözerimi altında kalan parçası. )
( NOCTURNAL ARC | DIURNAL ARC~DIURNAL ARC )
( ARC NOCTURNE | ARC DIURNE~ARC DIURNE )
( ARCUS NOCTURNUS~... )
( NACHTBOGEN | TAGBOGEN~TAGBOGEN )
( ARCO NOTTURNO~ARCO DIURNO )
( ΝΥΚΤΕΡΙΝΌ ΤΌΞΟ / νυκτερινό τόξο~ΗΜΕΡΉΣΙΟ ΤΌΞΟ / ημερήσιο τόξο )
- KAVS-İ NEHÂRÎ ile/||/<> DIURNAL ARC[İng.] ile/||/<> ARC DIURNE[Fr.] ile/||/<> TAGBOGEN[Alm.] ile/||/<> GÜN YAYI
( Güneşin gökküresinde bir gün boyunca çizdiği çemberin gözerimi üstünde kalan parçası )
( DIURNAL ARC )
( ARC DIURNE )
( TAGBOGEN )
- KAVUK/ERSUSA ile/||/<> KALLAVİ ile/||/<> YUSUF
( Kavuk. İLE/||/<> Sadrazam, vezir kavuğu. İLE/||/<> Sultan, sadrazam, vezirler ve yüksek dereceli devlet erkanının giydiği kavuk. )
- KAVUM/CAVUM[İng.] değil/yerine/= OYUK, BOŞLUK
- KAVUN ile/ve/||/<>/< KELEK ile/ve/||/<>/< DÜĞLEK
( Güneş gördükçe olgunlaşır. İLE/VE/||/<>/< Başlangıçta ve toprak üstünde kalan bölümüdür. İLE/VE/||/<>/< Yeni oluşmaya başladığı küçükkenki durumuna verilen addır. )
( Meyve olur. İLE/VE/||/<>/< Turşu olur. İLE/VE/||/<>/< ... )
- KAVUN ile MAKUVA URI KAVUNU
- KAVUN ile ŞAMAMA[Ar.]
( ... İLE Güzel kokulu bir tür kavun. | Kavuna benzer bir yıllık otsu ve sürüngen bir bitki. )
( BITTÎH ile ŞEMÂME )
( ... ile KÂLE )
( ... cum CUCUMIS DUDAIM )
- KAVUN ile YUBARİ KAVUNU
- KAVUŞMA/VUSLAT ve/değil ÖZGÜRLÜK
- AŞK:
KAVUŞMADAN(VUSLATTAN) ÖNCE değil/yerine/<> KAVUŞMADAN(VUSLATTAN) SONRA
- KAVUŞMAK/VUSLAT ile/ve KARIŞMA(MA)K
( Vuslatın tadı, hasretindedir. Vuslata doyulur, hasrete doyulmaz. )
( Vuslatta gına vardır. )
- KAVUŞMA/VUSLAT
( COITUS )
- KAVUŞUM AYI ile/ve/!=/||/<> YILDIZ AYI
- KAVUŞUM ile KAVUŞUM DÖNEMİ
- KAVUŞUM ile/ve/||/<> KAVUŞUM DÖNEMİ
( Yer yuvarlağı bir ucta kalmak üzere, yerin, güneşin ve herhangi bir gezegenin bir doğru üzerine gelmesi. İLE/VE/||/<> Bir gezegenin, iki kavuşumu arasında geçen zaman aralığı. )
- KAVVAM[Ar.] ile/değil/<> KAVRAM
( Gözleyen ve koruyan. İşlerin sorumluluğunu alıp iyi yöneten. İLE/VE/||/<>/< Bir nesnenin ya da düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı. )
- KAY[Ar. < KAYʾ] ile/||/<> YAĞMUR, YAZ YAĞMURU
( yağmur yaz yağmuru Yerel ağızlarda kay yağmurdan önce esen şiddetli yel olarak da geçer gay kar fırtınası Orta Türkçede kāδ kar fırtınası tipi olarak geçer Eski Kıpçakçada da kay biçimi kullanılır Eski ve yeni diyalektlerde kullanılan biçimlerin tanıklığına göre Ana Türkçe kad biçiminden geldiği anlaşılıyor Ana Türkçe dnin çağdaş diyalektlerde yye çevrilmesi eski bir kuraldır Gabaine göre AG 107 Eski Türkçede d yaşayan bir ek sayılamaz Brockelmanna göre OGM 38 kaδ kar fırtınası olarak kardan kar ayrılamaz Ligeti MNy 65 144 bu görüşleri olduğu gibi benimsemiştir kar )
- KAYA KELERİ ile KERTENKELE/KELER
( Bulunduğu yerin rengine girme özelliğiyle bilinir. İLE ... )
( ... İLE Türkiye'de 64 kertenkele türü bulunmaktadır. [Hiçbiri zehirli değildir.] )
( Dünyada, 150 kadar türü bulunmaktadır. Yalnızca Madagaskar'da, 75 kadar tür bulunmaktadır. İLE ... )
( EBÛ KALEMÛN, BÛKALEMÛN, HİRBÂ/HIRBÂ' ile ZABB/DABB[çoğ. ZIBÂB/ZUBBÂN] )
( ÂFTÂB-GERDEK ile SÛSMÂR, BEZAGA, BÜJMEJE )
( SQUAMATA: Kertenkeleleri ve yılanları içeren öbek.
CHAMELEON vs. LIZARD )
( CHAMAELEON VULGARIS, CHAMAELEO CHAMAELEON cum LACERTILIA/SAURIA )
- KAYA MEZARI ile/||/<> KÜMBET/KUBBE[Fars.] ile/||/<> KATAKOMP
( Bir yamaçta kayaya oyulmuş bir oda ya da odalardan oluşan, genellikle bezemeli bir fasada sahip mezar biçimi. İLE/||/<> Gömme bölümü, gövde [ziyaret] bölümü ve kubbesinin üstünde külâhı bulunan mezar anıtları. İLE/||/<> Yeraltı mezarı.[İlk Hıristiyanların gizlice toplanıp ibadet ettiği yerlerdi.] )
- KAYA ÖRÜMCEĞİ ile/ve ŞEYTAN ÖRÜMCEĞİ ile/ve YER ÖRÜMCEĞİ
- HALITE, ROCK SALT[İng.] / HALITE[Fr.] / HALBZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYA TUZU
- KAYA ile CENDEL[Ar.]
( ... İLE Irmaklarda bulunan büyük kaya. )
- KAYA ile KAVLAK
( Kabuğu dökülmüş. | Güneşten derisi soyulan kişi. | Yer altı boşluklarının tavan ve yan duvarlarında bulunan gevşemiş ya da düşebilir kaya parçası. )
- KAYA ile PERİMASASI
( ... İLE Dik taşların üstüne yerleşmiş, masa biçimindeki yassı kaya. )
- KAYA ile PORFİR[Fr. < Yun.]
( ... İLE Feldispat gibi büyük minerallerden ya da çok ince tanelerden oluşan kayaç. )
- KAYAÇ/SAHRE[Ar. < ṢAḪRE] ile/||/<> KAYAÇ/PORFİR[Fr. < PORPHYRE]
- KAYAÇ ile GABRO[İt. GABBRO]
( ... İLE Renkli minerallerden [amfibol, piroksen, olivin] oluşan, bir tür kayaç. )
- KAYACIK, HAYRETTİN (BÜNYAN, 1911 - 2001) :
( İlk ve orta öğrenimini Bünyan ve Kayseri'de tamamladı. 1931'de girdiği Yüksek Orman Mektebini 1934'te bitirdi. Bir yıl sonra Tarım Bakanlığı tarafından Dresden'de bulunan "Yüksek Lisans Mektebi"nde ormancılık eğitimi aldı. Bu okuldan "Diploma Forsting" olarak 1938 yılında mezun oldu. Aynı okulda ve Prof. Dr. Konrad Rubner'in yanında yaptığı çalışma ile doktorasını tamamladı ve doktor unvanını aldı. 1940 yılında yurda döndü. Askerlik görevinden sonra ve 30.01.1943'te Y.Z.E Orman Fakültesi Silvikültür ve Orman Botaniği Enstitüsünde Başasistan olarak göreve başladı. "Doğu Ladini (Picea orientalis L. Link.)'ın Türkiye'deki Coğrafi Yayılış, Silvikültür Esasları ve Tabii Sınırlarının Genişletilmesi İmkânları" adlı çalışması ile doçent (1943) ve 1966 yılında da profesör oldu. 1971 - 1973 yılları arasında verdiği büyük uğraşlar sonucunda Herbaryum'un kurulması temin edildi. Bunun dışında 1948 yılında başlattığı arberatum çalışmaları sonuç vermiş Bahçeköy'de "Atatürk Arboretumu" kurulmuştur. 1957 yılında İstansbul Üniversitesi Senatosunda İ.Ü. Orman Fakültesini temsil ettiği gibi, pek çok kez Dekan Vekilliği görevi üstlendi. )
- KAYACIK, PROF. DR. HAYRETTİN (BÜNYAN, 1911 - 2001) :
( Bünyan'da doğdu (1911). İlk ve orta öğrenmimini burada tamamladıktan sonra 1931 yılında girdiği Yüksek Oman Mektebini 1934'te tamamladı. Yurtdışına gönderdildi ve Dresden'de bulunan Tharandt "Yüksek Orman Mektebi"nde ormancılık eğitimi aldı ve 1939'da mezun oldu. Yaptığı çalışma ile Doktor ünvanını aldı ve yurda dönüp askerliğini yaptıktan sonra 1943'te Y.Z.E. Orman Fakültesi Silvikültür ve Orman Botaniği Enstitüsünde başasistan olarak atandı. "Doğu Ladini (Picea orientalis L. Link.)'in Türkiye'deki Coğrafi Yayılış, Silvikülter Esasları ve Tabii Sınırlarının Genişletilmesi İmkânları" adlı tezi ile Üniversite Doçenti ünvanını aldı. 1956'da Profesörlüğe yükseltildi. 1971 - 1973 terihleri arasında kurulmuş olan Herbaryum çalışmalarına katıldı, daha önce ve 1948 yılında kurulması çalışmaları başlatılan bugün Atatürk Arboretumu adını taşıyan önemli eserin meydana getirilmesi için adeta ömrünü harcadı. 1957'de İ.Ü. Senatosunda İ.Ü. Orman Fakültesini temsil etti, pek çok kez Dekan Vekilliği görende bulundu. )
- KAYAÇLARDA:
MAGMA ile/ve/||/<> TORTUL ile/ve/||/<> BAŞKALAŞIM
( Başlangıçta erimiş durumdayken, daha sonra soğuyup kristalleşmiş nesnelerden oluşur. İLE/VE/||/<> Başka kayaçlardan, aşınma yoluyla kopmuş nesnelerin, rüzgâr ya da suyla taşınarak toprak üstünde ya da su altında birikmesiyle oluşur. İLE/VE/||/<> Magma ya da tortul kayaçların, kimyasal ya da yapısal değişikliğe uğrayacak ölçüde yüksek basınç ve sıcaklığa uğramasıyla oluşur. )
( Dünya üzerinde şimdiye kadar keşfedilen en eski kayaçlar, yaklaşık 3 milyar 800 milyon yıl öncesine tarihlenmektedir.[İlk 800 milyon yılı hakkında doğrudan bir kayıt bulunmamaktadır.] )
( Tüm kayaçlar, mineral karışımlarıdır. )
- KAYBETMEK:
ÇOK DEĞER VERMEK ile/ve/||/<> KIZAMAMAK ile/ve/||/<> "KIYAMAMAK" ile/ve/||/<> ÜZEMEMEK ile/ve/||/<> "ALTTAN ALMAK"
- KAYBETMEK ile/ve/değil/yerine/||/>< SEVMEK
( Bir anda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>< Zamanla. )
- DEĞER/KİŞİ:
KAYBETTİĞİMİZDE ANLAŞILAN değil SAHİPKEN BİLİNMESİ GEREKEN
- KAYBOLMAK değil/yerine/= YİTMEK
- KAYDA DEĞER ile TAKDİRLE KARŞILAMAK ile TAKDİR
( APPRECIABLE vs. APPRECIATE vs. APPRECIATION )
( قابل ارزيابي ile قابل تقدير ile تقدير کردن ile قدرداني کردن ile تشکر کردن ile قدر داني ile قدرداني ile تقدير )
( GHABEL ARZYABY ile GHABEL TAGHADYR ile TAGHADYR KARDAN ile GHODARDANY KARDAN ile TASHKAR KARDAN ile GHODAR DANY ile GHODARDANY ile TAGHADYR )
- [ne yazık ki]
KAYDIR ile/ve/||/<>/> KAKTIR
- KAYDOLMAK ile KAYITLI ile ASKERE ALINMA
( ENLIST vs. ENLISTED vs. ENLISTMENT )
( درفهرست نوشتن ile نامنويسيکرده ile نامنويسي ile سربازگيري )
( DARFEHAREST NOSHTAN ile نامنويسيکرده ile نامنويسي ile SARBAZGYRY )
- KAYGAN YAPRAK KURBAĞA ile MALEZYA YAPRAK KURBAĞASI
( Amazon ormanlarında yaşarlar. İLE Malezya, Tayland ve Singapur'daki yağmur ormanlarında yaşarlar. )
(
)
( )
- KAYGAN/ZIYPAK ile KAYAĞAN
( Islak ya da düz olduğundan kaydırıcı özelliği bulunan ya da üzerinde kayılan. İLE Üzerinde kolaylıkla kayılan. )
- KIZGIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYGAN
- KAYGAN/LIK ile KAYGANA/LIK
- KAYGI/ENDİŞE ile/ve HAYRET
( ANXIETY vs./and ASTONISHMENT/AMAZEMENT )
- KAYGI/ENDİŞE ile/ve/<> KARAMSARLIK
- KAYGI/ENDİŞE ile/ve/> SIKINTI
( Geçmiş ıstırabın anısı ve onun yinelenmesi korkusu, kişiyi, gelecek hakkında kaygılandırır. )
( ANXIETY vs./and/> BOREDOM/DISTRESS/DEPRESSION
The memory of past suffering and the fear of its recurrence make one anxious about the future. )
- KAYGI ile/ve/||/<>/> BAŞA ÇIKMA TUTUMU
- KAYGI/ENDİŞE[Fars. :Düşünce.] ile ÇEKİNME/ÇEKİNCE
( ANXIETY vs. AVOID )
- KAYGI ve/||/<>/>/< DÜŞÜNCE GEVİŞİ
- KAYGI ile ENDİŞELİ ile İLİŞKİN ile HEPSİYLE İLGİLİ ile KONSER ile UYUMLU
( CONCERN vs. CONCERNED vs. CONCERNING vs. CONCERNING ALL vs. CONCERT vs. CONCERTED )
( مربوط بودن ile پروا ile علاقهمند ile راجع به ile راجعبه ile اعم ile هم آهنگي ile کنسرت ile هم نوا )
( MARBUT BODAN ile PARVA ile ALAGHESMAND ile RAJE BAH ile راجعبه ile AM ile NPAM AHANGY ile KONSARAT ile NPAM NAVA )
- KAYGI ile/ve/||/<>/< GERÇEK YÜZ
( Kişilerin gerçek yüzü, kaygıların/ın arttığı yerde açığa çıkar. )
- KAYGI ile/değil/ne yazık ki/||/<>/> KAYGININ "YORUMU"
- KAYGI/ENDİŞE ve/||/<>/> ÜZÜNTÜ/KEDER
- KAYGILANMAK ile KAYGILANDIRMAK ile KAYGI ile KAYGIN ile KAYGILI/LIK ile KAYGISIZ/LIK ile KAYGILICA ile KAYGISIZCA
- KAYGUSUZ ABDAL ve/< ABDAL MUSA EFENDİ < HÂCE BEKTAŞ-I VELÎ
- KAYICI ile/ve/||/<>/>< YAKICI (< bağlamında/terslikte YIKICI/KIYICI)
( Sevdâlı/âşık.[Bilinci kaymış olan kişi.] [Durum, koşul ve karşılıksızlık durumlarında olasılık olarak davranışlarında kıyıcı ve yıkıcı olabilir.] İLE/VE/||/<>/>< ... İLE/VE/||/<>/>< Sevilen/mâşuk. [Herhangi bir ölçüt olmaksızın âşık olana ya da "kendine yönelmiş olana" karşı, davranışlarında ve sözlerinde, bağlam, olanak ve terslik olarak (%1 - 99 arası) kıyıcı ve yıkıcı[0/1 (Evet/Hayır!)] olabilir.] )
- KAYIK ile/değil ÇIRNIK
( ... İLE/DEĞİL Küçük boyda kayık. | Üç flok yelkeni bulunan, 200 tona kadar olabilen, tek ve yekpare direkli yelkenli. )
- KAYIK/SANDAL ile GONDOL
( ... İLE Venedik'te, kanal içinde, kişileri taşıyan, uzun, süslü, romantizmin simgelerinden biri olmuş kayık. )
- KAYIK ile İMAMİIN "KAYIĞI"/TABUT
- KAYIK ile MUKJENSO MOKORO
( ... İLE Mukjenso ağacından yapılan yerel kayık.[Chobe Irmağı - Botswana] )
- KAYIK ile PELEME
( ... İLE Irmaklarda işleyen, altı düz kayık. )
- KAYIK ile/ve TOMBAZ
( ... İLE/VE Irmaklarda işleyen, altı düz kayık. Üzerinde köprü kurulan, altı düz, kayık biçiminde duba. )
- KAYIKÇIK, KARİNA, ALT KAYIK = SÜFLÎ ZEVRAK = NACELLE, CARÈNE
- KAYIP SANILAN KAZANÇ ile/ve/||/<> KAZANÇ SAYILAN KAYIP
- KAYIPLA:
"BAŞA ÇIKAMAMAK" ile/değil/yerine/>< BAŞA ÇIKMAK
- KAYIŞ BALIĞI ile/||/<> KAYIŞ BALIĞI
( Regalecus glesne Kemiklibalıklar Teleostei ının kâğıtbalığıgiller Trachypteridae familyasından bir balık türü Uzunluğu 56 m Kuzey Avrupa denizlerinde Akdenizde derinlerde yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının kâğıt balığıgiller Trachypteridae familyasından 56 m kadar uzunlukta Avrupa denizlerinde ve Akdenizin derin bölgelerinde yaşayan bir tür Kayış balığıgiller Regalecidae familyasından boyu 10 m kadar olabilen Avrupa denizlerinde ve Akdeniz in derin bölgelerinde yaşayan bir tür )
( OARFISH )
( ARGENTIN )
( REGALECUS GLESNE )
- KAYIŞ ile KAYIŞÇI/LIK ile KAYIŞ DİLİ ile KAYIŞ BALIĞI
- KAYISI ile/ve ÇATALOĞLU, ÇİĞİLİ, ÇOLOĞLU, HACIHALİLOĞLU, HASANBEY, KARACABEY, ŞAM, TOKALOĞLU, TURFAN, DAİZMİR, YÖRÜKRAMAZAN
- KAYISI ile/ve İRİBİTİRGEN
- KAYISI ile KAMAREDDİN
( [eskiden] [umarız günümüzde de vardır!] Antalya bölgesinde yetişen çok özel bir kayısıymış. [İbn Haldun'un eserlerinde geçer] )
- KAYISI ile KAYISI HOŞAFI ile KAYISI KURUSU ile KAYISI REÇELİ ile KAYISI KOMPOSTOSU
- KAYISI ile/||/<> KAYISI[Fars. < KAYṢİ]
( Gülgiller Rosaceae familyasından meyveleri eriksi tipte ana vatanı olan ülkemizde de kültürü yapılan yapraklarını döken bir bitki Zerdali kayısı Az gaysı Farsçadan alındığı anlaşılıyor qaysī qayṣī kayısı Balkan dillerine de geçmiştir kajsìja Srp kàjsija kàisija Rum caisă R καϊσί Arn kajsi Macarcada da kajszi olarak kullanılır Orta Türkçede kayısıya sarığ erük adı verilir Orta Türkçede erük şeftali kayısı erik gibi yemişlere verilen ortak bir addır Modern diyalektlerde kayısıya türlü adlar verilir erik erik kürege Blk şaptal örük örik Kayısının çokluk kurutulduktan sonra pazarlandığını biliyoruz O bakımdan kayısı kuru yemiş olarak kolaylıkla bir göçer söz Wanderwort değeri kazanmıştır Tietze Pers 136 20 Räsänenin kayısının Macarcadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır V 223a Doerfer TMEN 1602 de yanlışlıkla Macarca kajsz Frühsommer sözünden geldiğini dile getirmiştir kajszi in Frühsommer reifend kajszi barack Ancak bu açıklama yanlıştır Macarcada Frühsommer anlamına gelen bir söz geçmez zard ālū zerdali zard sarı ālū erik Çağdaş diyalektlerde zerdaliye örük adı verilir Orta Türkçede erük şeftali kayısı erik gibi yemişlere verilen ortak bir addı Kayısı ve zerdaliye sarığ erük adı verilirdi Türkçe şeftali de Farsça ālū erik adının bir türevidir şeftali Türkçe alıç da ālūnun bir türevi ālūça olarak Farsça bir alıntıdır alıç Bulgarca zardelija ve Sırpça zerdèlija biçimleri Türkçeden alınmıştır Bulgarcada zarzala zarzalija biçimleri de kullanılır )
( APRICOT )
( ABRICOT )
( APRIKOSE )
( ARMENIACA VULGARIS )
( CAISĂ / caisă )
( ZARD ĀLŪ )
( GAYSI[Az.]~ERIK[Kklp.]~KÜREGE[Nog.]~ÖRÜK[Krg.]~ÖRIK[Kzk.] )
- KAYISI[Fars. KAYSİ]/MIŞMIŞ[Ar.] ile ŞEKERPARE[Fars.]
( Gülgillerden, sıcak ya da ılık iklimlerde yetişen, çiçekleri pembemsi beyaz bir ağaç. | Bu ağacın, açık turuncu renkte, eti sulu, güzel kokulu, tek ve sert çekirdekli tatlı meyvesi. İLE Çok tatlı bir tür kayısı. | Bir tür hamur tatlısı. )
( KAYISI:
KAJSZIJA[Bulgarca]
CAIS/CAISI/CASIA[Romence]
KAJSIJA[Hırvatça]
KAJSI[Arnavutça]
KAJSZI[Macarca, Tatarca] )
( PRUNUS ARMENIACA cum ... )
- KAYISI ile/ve SOĞANCI
- KAYISI ile/||/<>/< ZERDÂLİ[Fars.]
( ... İLE Kayısı ağacının, küçük meyveli bir türü. | Bu ağacın, acı çekirdekli meyvesi. )
( Aşılı. İLE/||/<>/< Aşısız. )
( ... cum PRUNUS ARMENIACA )
- KAYIT-KUYUT (ALTINA GİRMEK(ME)K)
- KAYIT TUTMAK ile/ve/||/<>/> KAYIT BIRAKMAK
- KAYIT ile ZABIT (/TUTMAK)
- KAYITSIZ/LIK ile/ve/||/<>/>/< ÂTIL/ATÂLET
- KAYITSIZLIK değil/yerine/>< DERT EDİNME
- KAYITSIZLIK ile/değil İZLEME / SEYRETME
- KAYITSIZ/LIK ile VURDUMDUYMAZ/LIK ile GAMSIZ/LIK
( Kişi ne yaparsa, kendi yapar, kendine yapar fakat bazı tutumlarla etrafındakilere de zarar verebilir! )
- KAYKILMAK ile KAY ile KAYA/LIK ile KAYI ile KAYA LİFİ ile KAYA SUYU ile KAYA TUZU ile KAYA BALIĞI ile KAYA HANİSİ ile KAYA HOROZU ile KAYA KELERİ ile KAYA SANSARI ile KAYA ÖRÜMCEĞİ ile KAYA GÜVERCİNİ ile KAYA SARIMSAĞI ile KAYA BALIĞIGİLLER
- KAYLÛLE[Ar.]/SİESTA[İsp.]/RİPOSO[İt.]/İNEMURİ[Jap.] değil/yerine/= ÖĞLE ARASI/UYKUSU/DİNLENMESİ
- SHEARING STRESS[İng.] / EFFORT DE CISAILLEMENT, TENSION DE CISAILLEMENT[Fr.] / SCHERBEANSPRUCHUNG, SCHERSPANNUNG, SCHUBSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYMA GERİLMESİ
- KAYMA ile/ve/||/<> YOZLAŞMA
- KAYMAK ile KAYMAKLANMAK ile KAYMACA ile KAYMAKLI ile KAYMAKÇI/LIK ile KAYMAK TAŞI ile KAYMAK KAĞIDI ile KAYMAK TAKIMI ile KAYMAK TABAKASI ile KAYMAKLI DONDURMA
- KAYMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAYNAK
- KAYMAN -ile
( Güney Amerika'ya özgü bir sürüngen. )
- KAYNAÇ/GAYZER[Fr. < GEYSER] ile/||/<> KAYNAÇ TAŞI/GAYZERİT[Fr. < GEYSÉRITE]
- KAYNAĞA/KİTABA/SÖZE/SÖYLEYENE GÜVENMEK ile/ve/değil/yerine ANLAMA GÜVENMEK
( [not] TO TRUST TO SOURCE/BOOK/WORD vs./and/but TO TRUST TO MEANING
TO TRUST TO MEANING instead of TO TRUST TO SOURCE/BOOK/WORD )
- KAYNAK/ENERJİ ile/||/<> DOĞA/FİZİK YASALARI ile/||/<> DİRİMBİLİM ile/||/<> ÖLÇÜ/ZAMAN
( Neden Yıldızlara Gidemiyoruz/Gidilemez?
)
- KAYNAK/KAYNARCA/GÖZ/PINAR/MEMBA[Ar. < MENBA] ile/ve/||/<> KAYNAÇ/GAYZER[Fr. < GEYSÉR]
( Bir suyun çıktığı yer. İLE Volkan bölgelerinde, belirli aralıklarla su ve buhar fışkırtan sıcak kaynak. )
- KAYNAK/REFERANS[İng. < REFERENCE] ile/ve/||/<>/> KAYNAKÇA
( Araştırma ve incelemede yararlanılan belge. | Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı ya da yapıtların tümü. İLE/VE/||/<>/> Belirli bir konu, yer ve dönemle ilgili yayınları kapsayan ya da en iyilerini seçen yapıt. )
- KAYNAK | REFERANS ile/||/<> REFERANS ile/||/<> LETTER OF INTRODUCTION, CREDENTIALS, REFERENCE[İng.] ile/||/<> BONSERVİS
( bonservis İşinden ayrılan işçiye işveren tarafından verilen ve görevini iyi yaptığını belirten belge )
( RÉFÉRENCE )
- KAYNAK, HAMİ (ANADOLUKAVAK/BEYKOZ, 1905...) :
( İşadamı. İlk ve Ortaokulunu A. Kavak ve Beykoz'da okudu. Yüksek Denizcilik Okulundan Çarkçı olmarak mezun oldu. Bir süre Deniz İtfaiyesinde ve sonra da Gümrük İdaresinde çalıştı. Hasköy'de torna tesviye atölyesi kurarak kendi işini kurdu. Bu işini devam ettirirken yine deniz işine döndü ve Moda Deniz Kulübünün kayıkhanesinin işletmesini yönetti. 1944 yılında "Arma Deniz Kızakları" şirketini ortak olarak kurdu. Hasköy'deki torna, tefsiyle atölyesini Büyükdere'ye taşıyarak firma ile birleştirdi. Büyükdere'deki tersanesinde ahşap navlun teknelerinin çekek, bakım ve onarım işlerini yaptı. Bu arada gezi ve tekneleri ile çok yakından ilgilendi. 1950'de ortağından ayrıldı ve Beykoz'da kendi tersanesini faaliyete geçirdi. Burada küçük tonajlı kosterler ve fiber gezi tekneleri inşâ ederek, bu dalda öncü oldu ve nihayet "Starboat" markasını yarattı. Cobra 9000 model bir starboat ile 1990'da Türkiyle'nin etrafını (1992 mil) Hopa'dan İskenderun'a 34 saat 37 dakikada dolaştı ve Dünya Açık Deniz sürat rekorunu kırdı. )
- KAYNAK ile/ve/değil/yerine ARAÇ
( [not] SOURCE vs./and/but VEHICLE/TOOL
VEHICLE/TOOL instead of SOURCE )
- KAYNAK ile BAŞVURU/REFERANS
( SOURCE vs. REFERENCE )
- KAYNAK ile ÇOKRAĞAN
( ... İLE Gür kaynak. )
- KAYNAK ile/ve/değil/||/<> DAYANAK
- KAYNAK ve DEĞER ve ÖLÇÜT
( SOURCE and VALUE and MEASUREMENT )
- KAYNAK ile/ve/||/<>/> DÖNGÜ
- KAYNAK/MEMBA ile/ve/||/<> EŞİK
- KAYNAK ile/||/<> HAM MADDE
- KAYNAK ile/ve/||/<> İLKE
( vs./and/||/<> PRINCIPLE )
- KAYNAK ile/ve MERKEZ
( Kaynağı bilmek, kaynak olmak demektir. )
( Kaynağın başlangıcı bulunamaz. )
( Pencere, ışığı verendir fakat onun kaynağı değildir. )
( Su bulmak için oraya buraya küçük çukurlar kazmayız fakat bir yeri derinlemesine delerek bir kuyu açarız. )
( Yalnız nimetleri kaynak sanmayın. Irmak değil kaynak olduğunuzu idrak edin. )
( Statünüzün, gücünüzün ya da güvendiklerinizin kaynağı yine kendinizsiniz. )
( vs./and/||/<> CENTER )
- KAYNAK ile/ve NEDEN
( SOURCE vs./and CAUSE )
- KAYNAK ile/ve/<> ÖRNEK
- KAYNAK ile/ve YOL
( SOURCE vs./and WAY )
- KAYNAK ve/<> YOL ve/<> SONUÇ
( TİNSELLİK/İNSAN: Kaynağı, yolu ve sonucu kendinde olan. )
- KAYNAK ile/ve/||/<>/> YÖNELİM
- KAYNAK ile/ve/değil/||/<> ZEMİN
- KAYNAKÇALARDA, OLAYIN/KİŞİNİN:
ZAMANI/DÖNEMİ ile/ve/<> ZAMANINA/DÖNEMİNE EN YAKIN
- KAYNAKLANMA ile/ve/değil/||/<>/< KAYNAK ALMA
- KAYNAK/LAR ile KİTAP/LAR
( SOURCE(S) vs. BOOK(S) )
(1996'dan beri)