Bugün[10 Nisan 2026]
itibarı ile 71.480 başlık/FaRk ile birlikte,
71.480 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(149/287)


- KENDİNE ODAKLANMAK ile/ve/<> HAKK'A YÖNELMEK


- KENDİNE SAHİP ÇIKMAK ile/ve/||/< ÇOCUKLUKTAN ÇIKMAK


- KENDİNE SAKLAMAK / KENDİNDE SAKLI TUTMAK ile/ve/değil/yerine İÇİNDE TUTMAK


- KENDİNE SÖYLEYEBİLDİĞİN ile/ve KENDİNE (BİLE) SÖYLEYEMEDİĞİN

( ABLE TO SAY TO YOURSELF vs./and (EVEN) NOT ABLE TO SAY TO YOURSELF )


- KENDİNE YAPILAN ile EŞİNE/ÇOCUĞUNA YAPILAN

( Affedebilirsin. İLE [pek/kolay kolay] Affetmezsin. )


- KENDİNE YET(E)MEMEK ile/ve/değil/yerine KABUĞUNA SIĞ(A)MAMAK


- KENDİNİ ...:
"AKLAMAK" ile/değil/yerine/>< YOKLAMAK

( Kendini tanımayan, bilgisiz/cahil. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kendini tanıyan, bilge. )


- KENDİNİ ANIMSAMAK ile KENDİNİ BİLMEK

( Kendini-anımsayış zihindedir. Kendini-bilme ise zihnin ötesindedir. )


- KENDİNİ ANIMSAMAK ile/ve/<> KENDİNİ BİLMEK

( Kendini-anımsayış, zihindedir. Kendini-bilme ise zihnin ötesindedir. )

( Self­remembrance is in the mind, self-realisation is beyond the mind. )

( REMIND THE SELF vs./and/<> TO KNOW THE SELF )


- KENDİNİ ANLATMAK ile/ve/değil/yerine (DİNLEYENE/ANLAMAK İSTEYENE) YARDIMCI OLMAK

( [not] TO EXPRESS THE SELF vs./and/but TO HELP [WHO REQUEST TO UNDERSTAND/LISTEN]
TO HELP [WHO REQUEST TO UNDERSTAND/LISTEN] instead of TO EXPRESS THE SELF )


- KENDİNİ ARAMAK ile/ve/<>/> KALICILIĞINI YAKALAMAK


- KENDİNİ AŞ!(MAK) ile/ve/değil/fakat/||/<>/< HADDİNİ AŞMA!(MAK)


- KENDİNİ AŞMAK ile/ve KENDİNDEN UZAKLAŞABİLMEK

( Eyleyerek/yaparak, bilerek. İLE/VE Bütünlükle ve unutabilme becerisiyle. )


- KENDİNİ AVUTMAK ile KENDİNİ KANDIRMAK


- KENDİNİ, BAŞKALARINDAN KORUMAK ile/ve/değil/yerine BAŞKALARINI, KENDİNDEN KORUMAK

( [not] TO PROTECT THE SELF FROM OTHERS vs./and/but TO PROTECT OTHERS FROM THE SELF
TO PROTECT OTHERS FROM THE SELF instead of TO PROTECT THE SELF FROM OTHERS )


- KENDİNİ, BAŞKALARINDAN KORUMAK ile/ve/<>/değil BAŞKALARINI, KENDİNDEN KORUMAK

( [not] TO PROTECT THE SELF FROM OTHERS vs./and/<>/but TO PROTECT OTHERS FROM THE SELF )


- KENDİNİ BEĞENME ile KENDİNE YETERLİK

( EGOISM/EGOIST vs. NARSISISM/NARSISIST )


- KENDİNİ BEĞENMİŞ/LİK ile/ve/<>/değil "BURNU HAVADA/LIK"

( "Kaşları çok" dedikçe,
"Kirpiği ok" dedikçe,
Pek mi burnun büyüdü,
"Senin gibisi yok!" dedikçe? )


- KENDİNİ BİL(EBİL)MEK:
ALIRKEN ile/ve/değil VERİRKEN

( Kendini bilemezsin. İLE/VE/DEĞİL Kendini bulursun. )


- KENDİNİ BİLME BİLGİSİ ile/ve/değil/yerine HAKİKAT BİLGİSİ

( [not] KNOWING THE SELF vs./and/but WISDOM/KNOWLEDGE OF THE TRUTH
WISDOM/KNOWLEDGE OF THE TRUTH instead of KNOWING THE SELF )


- KENDİNİ BİLMEK ile/ve BAŞKALARINI BİLMEK

( Kendini bilmeyen, eli/başkasını nereden bilsin? )

( El arpa, biz saman
El yahşî, biz yaman )


- KENDİNİ BİLMEK ile/ve DOĞA AYNASINDA KENDİNİ BİLMEK


- KENDİNİ BİLMEK ile/ve/||/<> KENDİNDEKİNİ, KENDİNDE BİLMEK


- KENDİNİ BİLMEK ile/ve KENDİNİ, KENDİNDE BİLMEK

( Kaynağı kaynak olarak, görünüşü de görünüş olarak ve kendinizi yalnızca kaynak olarak görmek, kendini bilmektir. )

( Kendini-idrakin ön koşulu içtenliktir. )

( Kendini-idrakin ön koşulu mükemmellik değildir. )

( Erdemler ve güçler kendini-idrakle birlikte gelir, daha önce değil. )

( Kendi hakkınızda sağlam (geçerli) bir soru soramazsınız, çünkü kimin hakkında soru sorduğunuzu bilmiyorsunuz. )

( Kendinizi, olduğunuz halinizle bilin. )

( Kendi hakkınızda pek çok şey biliyorsunuz fakat bilen'i bilmiyorsunuz. )

( Bir şeyi, doğrudan ve sözsüz olarak bilmeden önce, bilen'i bilmeniz gerek. )

( Gövde ve zihin içinde olmadığınızı, fakat her birinin de farkında olduğunuzu bilmek, kendini-biliştir. )

( Ancak kendiniz olmakla kendinizi bilebilirsiniz. )

( Ne olduğunuzu bildiğiniz zaman aynı zamanda bildiğiniz olursunuz. )

( Kendi etkinliğinle, kendini inşâ edip, kendini olumlama. )

( To know the source as source and appearance as appearance, and oneself as the source only is self-realisation.
Earnestness is a precondition to self-realisation.
Earnestness precondition is not perfection.
Virtues and powers come vs. realisation, not before.
You cannot ask a valid question about yourself, because you do not know whom you are asking about.
Know yourself as you are.
You know so many things about yourself, but the knower you do not know.
Before you can know anything directly, non-verbally, you must know the knower.
To know that you are neither in the body nor in the mind, though aware of both, is already self-knowledge.
You can only know your self by being yourself.
When you know what you are, you also are what you know. )

( KNOWING THE SELF vs./and KNOWING THE SELF IN SELF )


- KENDİNİ BİLMEK ile/ve KENDİNİ TANIMAK

( Kendinizi bilmek için kendiniz olun. )

( Kendinizi aşmak için kendinizi bilmek durumundasınız. )

( Kendini-idrak, elde edilebilecek bir şey olmaktan çok, anlaşılacak bir haldir. )

( Kendinizi bilin, öteki her şey onunla birlikte gelir. )

( Kendimi bilmekle aslında tam olarak neyi bilmiş olurum? Olmadıklarınızın hepsini. )

( Kendinizi düzeltmeye gereksiniminiz yoktur - sadece kendi hakkınızdaki fikirlerinizi düzeltin. )

( Ne olduğunuzu bilmek için önce ne olmadığınızı araştırmak ve bilmek durumundasınız. )

( İşe kendinizden ve kendinizle başlamak zorundasınız - bu değişmez yasadır. )

( TO KNOW THE SELF vs./and TO RECOGNIZE THE SELF )


- KENDİNİ BİLMEK ile/ve/değil/||/<> KENDİNİ TANIMAK

( Kendimizi bilmek için kendimiz olmalıyız. )

( Kendimizi aşmak için kendimizi bilmek durumundayız. )

( Kendini-idrak, elde edilebilecek bir şey olmaktan çok, anlaşılacak bir durumdur. )

( Kendimizi bilirsek, öteki her şey onunla birlikte gelir. )

( Kendimizi bilmeyi engelleyen, yalnızca zihindir. )

( Kendini bilişteki amaç, ne olmadığımız hakkındaki tam bilgidir. )

( Kendimizi iyice/yeterince bilmezken, başkasını nasıl bilebiliriz? )

( Kendimi bilmek ile tam olarak, neyi bilmiş olurum? Olmadıklarımızın hepsini. )

( Kendimizi bilmeyi öğrenelim, harikalar keşfederiz. )

( Kendimizi ne kadar daha çok bilirsek, o kadar daha az korkarız. )

( Kendimizi düzeltmeye gereksiniminiz yoktur - sadece kendi hakkımızdaki "düşüncelerimizi" düzeltelim. )

( Ne olduğumuzu bilmek için önce, ne olmadığımızı araştırmak ve bilmek durumundayız. )

( İşe, kendimizden ve kendimizle başlamak zorundayız - bu, değişmez yasadır. )

( Kendimizi, hiç durmaksızın gözlemleyelim, böylece, bilinç-dışı, bizim tarafımızdan, herhangi bir çaba harcanmaksızın, kendiliğinden, bilincimize akacaktır. )

( Kişinin, kendini yeterince tanımaması, çevresindekilerle çatışmasına neden olur. )

( Mutlak gerçek, mutlak sevgi, bencil olmamak, kendini-idrak için tartışılmaz etmenlerdir. )

( Sakin bir zihin, doğru bir idrak için şarttır, ki bu da kendini-biliş için gereklidir. )

( Ancak, kendini-biliş, yardımcı olabilir. )

( SEN, SENİ BİL, SEN SENİ
SORARLAR, SENDEN SENİ
ARARLAR, SENDE SENİ
BULMAZLARSA, SENDE SENİ
PATLATIRLAR ENSENİ ENSENİ )

( To know yourself, be yourself.
To go beyond yourself, you must know yourself.
Self-realisation is not an acquisition. It is more of the nature of understanding.
It is only your mind that prevents self-knowledge.
By self-knowledge means, full knowledge of what you are not.
Unless you know yourself well, how can you know another?
By knowing myself what exactly do I come to know? All that you are not.
Learn to know yourself and you will discover wonders.
The more you know yourself the less you are afraid.
Watch yourself ceaselessly and the unconscious will flow into the conscious without any special effort on your part.
To know what you are you must first investigate and know what you are not.
You must begin in yourself, with yourself - this is the inexorable law.
Absolute truth, love selflessness are the decisive factors in self-realisation.
A quiet mind is essential for right perception, which again is required for self-realisation.
Only self-knowledge can help you. )

( "Kendini Tanı! Böylece, tanrıların tüm gizemini ve evreni tanıyabileceksin"
"Gnothi seafton! Kai gnou ruzon ola ta mistria ton theon kai tou simpantos"
ΓNΩΘI ΣAYTON KAI ΘEΛEIΣ ΓNΩPIZOYN OΛA TA MYΣTHPIA TΩN ΘEΩN KAI TOY ΣYMΠANTOΣ

DELPH'teki Apollon Tapınağı'nda[Atina - Yunanistan],
Mâbed'den, Dışarı Çıkarken Okunabilen, Kapının Üstünde Yazan Yazı
[Ancak, doğayı, fizik ve kimyayı, matematiği tanırsan/anlarsan, evreni, tüm gizemleri ve kendini tanıyabilirsin.] )

( [not] TO KNOW YOURSELF vs./and/but/||/<> TO RECOGNIZE YOURSELF )

( ΓNΩΘI ΣAYTON KAI ΘEΛEIΣ ΓNΩPIZOYN OΛA TA MYΣTHPIA TΩN ΘEΩN KAI TOY ΣYMΠANTOΣ
Gnothi seafton! Kai gnou ruzon ola ta mistria ton theon kai tou simpantos )

( ... cum/et/||/<> NOSCE TE IPSUM )


- KENDİNİ BİLMEMEK ile/ve/değil DENSİZLİK

( ... İLE/VE/DEĞİL Yakışıksız ve saygısızca davranma. )


- KENDİNİ/BİRİNİ "DEĞERLENDİRİRKEN":
SAHİP OLMADIKLARI(N) İLE ile/ve/değil/yerine/||/<> SAHİP OLDUKLARI/N İLE NELER YAPTIĞI(N)/YAPABİLDİĞİ(N)


- KENDİNİ FEDÂ ETMEK ile/değil FEDÂKÂR OLMAK


- KENDİNİ GELİŞTİRMEK ile/ve/<>/> KENDİNİ YETKİNLEŞTİRMEK

( En güçlü zincirin gücü bile, zincirin en zayıf halkası kadardır. )

( MÜTEEHHİB: Kendi kendini yetiştirmiş kişi. Otodidakt. )

( TO DEVELOPE THE SELF vs./and TO PERFECT THE SELF )


- KENDİNİ GELİŞTİRMEK ile/ve/<> UNUTMAK


- KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME:
GEREKSİNİMİ ile/ve/||/<>/> EĞİLİMİ


- KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME:
GEREKSİNİMİ ile/ve/||/<>/> EĞİLİMİ


- KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME GEREKSİNİMİ ile/ve/||/<>/> ONAYLANMA GEREKSİNİMİ


- KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME ile/ve/||/<>/> DİNGİNLİK


- KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME ile/ve/||/<> KENDİNE YETERLİK


- KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME ile/ve/> KENDİNİ, BAŞKASINDA GERÇEKLEŞTİRME

( TO REALIZE THE SELF vs./an/> TO REALIZE THE SELF ON SOMEONE )


- KENDİNİ:
GERÇEKLEŞTİRME ile/ve/değil/||/<>/< BOŞLAMAMA/AZIMSAMAMA


- KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME ile/ve/||/<>/>/< SORUNLARINI ÇÖZEBİLME


- KENDİNİ "GERÇEKLEŞTİRMEK" ile/ve/|| KENDİNİ "AŞMAK"

( Gereksinimler sıradüzenini(piramidini) yukarı doğru yapılandırmak. İLE/VE/|| Gereksinimler sıradüzenini(piramidini) aşağı doğru kökleştirebilmek. )

( TAHKİK el-ZÂT ile/ve/|| ... )


- KENDİNİ HERKESTEN "ÜSTÜN GÖRMEK" ile/değil/yerine YALNIZLIĞINI KABUL ETMİŞ OLMAK


- KENDİNİ İSPAT (ETME ÇABASI) ile/değil/yerine KONUYU/DURUMU İSPAT


- KENDİNİ:
KANDIRMAK ile/ve/||/<>/> KAPTIRMAK


- KENDİNİ "KASMAK" ile/değil KENDİNİ KISMAK


- KENDİNİ KORUMA ile/ve/<>/değil VAROLUŞUNU SÜRDÜRME


- KENDİNİ:
KÖTÜ HİSSETTİĞİNDE ile/ve/<> İYİ HİSSETTİĞİNDE

( Daha özel algıla/yorumla! İLE/VE/<> Daha genel düşün! )


- KENDİNİ "KÜÇÜMSEME" ile/ve/=/||/<>/< ÖVÜNME


- KENDİNİ KURTARAN VELİ/VELÂYET ile/ve BAŞKALARINI KURTARAN VELİ/VELÂYET


- KENDİNİ ÖVEN ile/değil/yerine/>< KENDİNİ BİLEN


- KENDİNİ/HALİNİ SIRLAMAK ile/ve/<> İLMİNİ SIRLAMAK


- KENDİNİ TANI[Yun. < GNOTHI SEAUTONU(ΓΝΩ͂ΘΙ ΣΕΑΥΤΌΝ)] ile/ve/||/<>/> KENDİNLE İLGİLEN / KENDİNE ÖZEN GÖSTER[Yun. < EPIMELEIA HEAUTOU(ἘΠΙΜΈΛΕΙΑ ἙΑΥΤΟΥ͂)]

(

Başlık Gnōthi seautonu
(γνῶθι σεαυτόν)
Epimeleia heautou
(ἐπιμέλεια ἑαυτοῦ)
Temel anlam Kendini tanı Kendinle ilgilen / kendine özen göster
Kavramsal tür Bilişsel ilke Uygulamalı ilke
Odak noktası Kendini tanıma, sınırları/nı fark etmek Kendiliği dönüştürme ve biçimlendirmek
Yönelim İçgörü ve farkındalık Eylem, alışkanlık ve yaşam düzeni
Amaç Ne olmadığını ve sonra ne olduğunu bilmek Daha nitelikli bir yaşam sürdürmek üzere düzenleyici çaba ve tutumda bulunmak
Süreklilik Anlık ya da dönemsel olabilir Sürekli ve disiplinli bir süreçtir
Antik felsefedeki yeri Yaşam temeli olarak simgesel Temel/öncelikli değer
Birbiriyle ilişkisi "Epimeleia heautou"nun içinde yer alır "Gnōthi seautonu"yu olanaklı kılan çerçevedir
Örnek “Öfkeli olduğumu fark ettim.” “'Öfkemi' denetleyebilmek üzere düşünce ve yaklaşım biçimimi değiştirmeyi yeğliyorum.”
)


- KENDİNİ TANIMA ile/ve/<> KENDİNİ TAMAMLAMA

( Kişiyi/insanı tanımıyorsak/bilmiyorsak, hiçbir şey(i) bilmiyoruz/tanımıyoruz demektir. )

( RECOGNIZE THE SELF vs./and/<> SELF REALIZATION )

( GNOTHI SEAUTONU [Türkçe seslendirilişi: GNOTHI S' AFTON] )


- KENDİNİ TANIMA ile/ve/<> KENDİNİ TANIMLAMA

( Kendini tanımlamak üzere ve gereğiyle kendinden bahsediş, kibir değildir. )

( RECOGNIZE THE SELF vs./and/<> SELF DEFINITION )


- TANIMAK:
KENDİNİ ile/ve/değil/yerine/||/<> KENDİNDEKİNİ

( Sen, sende ve sana emânetsin. )

( [not] THE SELF vs./and/but WHICH YOU HAVE IN SELF
WHICH YOU HAVE IN SELF instead of THE SELF )


- KENDİNİ TANIMAK ile/ve/<> KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK

( Kendiyi, kişi kuş kurar. )

(

GEREKSİNİMLER SIRADÜZENİ

Maslow'un Piramidi'nde en üst noktada (5. basamak) "Kendini Gerçekleştirme" vardır.

Dördüncü basamak, "Değer, başarı, kendine saygı"dır.

Üçüncü basamak, "Ait olma ve sevgi"dir.

İkinci basamak, "Emniyet, güven, düzen ve değişmezlik"tir.

Birinci (en alt) basamak, "Açlık, susuzluk ve eşeyselliğin fizyolojik doyumu"dur.

Bir alt basamaktaki gereksinim karşılanmadan, kişinin bir üstteki değere gereksinim duyması ve gerçekleştirmesi olanaklı değildir. Bazıları varmış gibi görünse de gerektiği biçimde ve tam değildir.

Maslow, kendini gerçekleştirmiş ve kendini tanıyan kişilerde 16 ortak özellik gözlemlemiştir. Bunlar:

1- Gerçeğin bilinebilecek yönlerini, doğru olarak algılar.

2- Bilenemeyecek olanların bilinemeyeceğini, doğru olarak algılar.

3- Gerçeği olduğu gibi kabul eder.

4- Kendisini olduğu gibi kabul eder.

5- Başkalarını olduğu gibi kabul eder.

6- Yaşamın getirdiği olayları tam anlamıyla yaşayarak tadını çıkarma eğilimindedir.

7- Kendiliğinden hareket eder.

8- Yaratıcı bir biçimde davranabilir.

9- Kendine ve yaşama gülebilir.

10- İnsanlığa değer verir ve onun sorunlarını ciddiye alır.

11- Son derece yakın ve derin birkaç dostu vardır.

12- Yaşamı bir çocuğun gözü ve kalbiyle görüp yaşayabilir.

13- Gerektiğinde çok çalışır ve sorumluluğunun farkındadır.

14- Dürüsttür.

15- Çevresinin farkındadır, sürekli çevresini araştırır ve yeni şeyler dener.

16- Savunucu değildir!

)

( TO RECOGNIZE THE SELF vs./and/<> TO REALIZE THE SELF )


- KENDİNİ TANIMAK ile/ve/> KENDİNİ İNŞÂ ETMEK

( RECOGNIZE THE SELF vs./and/> TO BUILD THE SELF )


- KENDİNİ TANIMAK ile/ve/> KENDİNİ KONUMLANDIRMAK

( Ne gezersin Şam, Buhara
Her ne ararsan Kendinde Ara! )


- KENDİNİ TANIMAK ile/ve/<> KENTİNİ TANIMAK

( Bulunulan/yaşanılan alanı/coğrafyayı/kültürü tanıyarak (da) kendini tanıyabilirsin! )


- KENDİNİ "TANIMLAMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ TANIMAK

( Yapmamız gereken tek şey, kendimizi [sınırlayıp ayırarak] tanımlama eğiliminden kurtulmaktır.[Tüm "tanımlar", yalnızca gövdemize ve onun görünümlerine özgüdür.] )

( All we need is to get rid of the tendency to define ourselves. [All definitions apply to our body only and to its expressions.] )

( [not] EXPRESS THE SELF vs./and/but/||/<>/< RECOGNIZE THE SELF
RECOGNIZE THE SELF instead of EXPRESS THE SELF )


- KENDİNİ UNUTMAK ile/ve KENDİNİ ADAMAK

( Duyarlılığı artırır. İLE/VE Yaratıcılığı artırır. )

( Kişinin kendi parçalanıp dağılmadıkça, yani muhît olmadıkça, kendinden vazgeçmez. )

( Bir göz açıp kapayıncaya kadarki zaman içinde, kişi, kendinden geçebilse... )

( Increase the sensibility. WITH/AND Increase the creativity. )

( TO FORGET THE SELF vs./and TO DEVOTE THE SELF )


- KENDİNİ "UNUTMAK" ile/ve "KENDİNİ VERMEK"

( Duyarlılığı artırır. İLE/VE Yaratıcılığı artırır. )


- KENDİNİ/ZİHNİNİ:
(")UYUŞTURMAK(") ile/değil/yerine/>< MEŞGUL ETMEK


- KENDİNİ "UYUTMAK" ile/ve/<> KENDİNİ UNUTMAK


- KENDİNİ YETİŞTİRME ile/ve/||/<> KENDİNİ GELİŞTİRME


- [ne yazık ki]
KENDİNİ YETKİN GÖRMEK/GÖREN" ile/ve/||/<>/> AHKÂM KESMEK/KESEN


- KENDİNLE KALMAK ile KENDİNE KALMAK

( Hoştur. İLE Kolay değildir. )


- KENDİR ile ÜSTÜPÜ[Yun.]

( ... İLE Gemi kalafatında, işliklerde, buharlı makinelerde, temizlik işlerinde kullanılan, didilmiş kendir. )


- KENDİYLE:
BAĞDAŞMA ile/ve/||/<>/> BARIŞMA


- KENDİYLE:
DOLAN ile/ve/||/<> DOYAN


- KENDİYLE OYNAMAK ile/ve/değil/||/<> KENDİ KENDİNE OYNAMAK


- KENDÜ ile KENDÜK[Kençek]
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kendi. İLE Un ya da benzer şeyler konan fıçı benzeri toprak kap. )


- KENE ile YAVSI

( ... İLE Bir tür kene. )


- KENETLEMEK ile KENETLENMEK ile KENETLENEBİLMEK ile KENE ile KENEF ile KENET ile KENELER ile KENETLİ ile KENE GÖZ ile KENE OTU ile KENE AĞACI ile KENET MİLİ


- HEMPSEED OIL[İng.] ile/değil/yerine/= KENEVİR YAĞI


- HEMP[İng.] / VHANVR[Fr.] / HANF[Alm.] ile/değil/yerine/= KENEVİR


- KENEVİR ile/ve/<>/= KENDİR

( Kendirgillerden, sapındaki liflerden halat, çuval vb. kaba örgüler yapılan, iki evcikli bir bitki. İLE/VE/<> Kenevirden yapılmış olan. )


- KENEVİR ile KENEVİRCİ/LİK ile KENEVİR YAĞI ile KENEVİR HELVASI


- KENG ile KENGES ile KENGEŞ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Geniş olan. İLE Sığ. İLE Öğüt alma, düşünce, görüş alışverişi. )


- KENGEL ile KENGEL SAKIZI


- KENGER ile KENGER SAKIZI


- KENGER[Fars.]/KENGEL/EŞEK DİKENİ/YABANİ ENGİNAR ile/||/<> AKANTUS/AKANTHUS/ACANTHUS

( Birleşikgillerden, yaprakları dikenli yaban bir bitki. İLE/||/<> Eski Yunan'dan beri süsleme sanatlarında kullanılan bitkisel bir motif. )


- KENGERLER(SÜMERLER) ile/ve KHMERLER ile/ve KHOİSANLAR

( SÜMER: Mezopotamya'da yaşamış bir ulus ve bu ulustan olan kişi. )


- KENNARD PACKET[İng.] / PAQUET DE KENNARD[Fr.] / KENNARD-PAKET[Alm.] ile/değil/yerine/= KENNARD PAKETİ


- KENNELY-HEAVISIDE LAYER[İng.] ile/değil/yerine/= KENNELY TABAKASI


- KENPE[Kençek] ile ...
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bir bitki. )


- KENT/ŞEHİR EFSANELERİ ile/ve/||/<> İKİNCİ EL KAYNAK/LİTERATÜR


- KENT ile KÖY KENT

( ... İLE Bazı ülkelerde, kırsal bir gelişme yöntemi olarak benimsenen, kırsal yerleşme birimlerini, kente ve sanayiye uygun işlevlerle donatmayı, böylelikle kırsal alanda bir canlanma ve kalkınma yaratarak kentlere akını azaltmaya amaçlayan bir yerleşim örneği ya da önerisi. )


- KENTAL ile ...

( Bir kütle ölçüsü birimi. )


- KENTİN DIŞI ile KENT MERKEZİNİN DIŞI

( Taşra. İLE Varoş. )


- KENTİN, KİŞİYE/TOPLUMA ETKİSİ/KATKISI ile/ve/değil/||/<>/>/< KİŞİNİN/TOPLUMUN, KENTE KATKISI/ETKİSİ


- KENTLEŞMEK ile KENTLİLEŞMEK ile KENT ile KENTLİ/LİK ile KENTÇİ/LİK ile KENTSEL/LİK ile KENT SOYLU/LUK ile KENT EFSANESİ ile KENTLER ARASI ile KENTSEL DÖNÜŞÜM


- KENTSEL "ÖTELEME" ile/değil/yerine/||/<>/< KENTSEL DÖNÜŞÜM

( )


- KENTTE YAŞAMAK ile/ve/değil/yerine KENTLİ OLMAK


- KENZ[< KÜNÛZ] ile HAZÎNE, DEFÎNE, YERALTINDA BULUNAN DEĞERLİ EŞYÂ


- KENZİ ile
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kırmızı, yeşil, sarı ve daha pek çok renkte olabilen bir Çin kumaşı. İLE ... )


- KEOPS ile KEFREN ile MİKORİNOS

( ON CARPET/RUGS )


- KEP ile KEP[Oğuz]
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Herhangi bir şeyin kalıbı. İLE "Benzer, gibi" anlamına gelen bir ilgeç. )


- KEPAYANG OIL[İng.] ile/değil/yerine/= KEPAYANG YAĞI


- KEPAZE/LİK ile KEPAZECE


- KEPÇE KUYRUK ile "ASALAK"/"PARAZİT"/ABACI/EKTİ/OTLAKÇI/TUFEYLİ

( Başkalarının sırtından geçinen kişi. İLE Başkalarının sırtından geçinen kişi. )


- KEPÇE[Fars. < KEFÇE] ile ÇEMÇE/ÇÖMÇE[Oğuz][dvnlgttrk]

( ... İLE Tahta kepçe. )


- KEPÇE ile/ya da CEZVE


- KEPÇE ile KAVRAÇ

( Sulu yiyecekleri karıştırmaya ve dağıtmaya yarayan, uzun saplı, yuvarlak ve derince kaşık. | Bu kaşığın alabildiği miktarda olan. | Erimiş madeni, kalıba dökmek için kullanılan büyük kaşık. | Tahıl, kömür, kum vb.nin yüklenip boşaltılmasında kullanılan, tek ya da iki çeneden oluşmuş motorlu araç. | Bu aracın alabildiği miktarda olan. | Gemilerde, ortasında dümen evi bulunan yuvarlak kıç çıkıntısı. | Güreşte hasmın arkasından bacakları arasına el sokma oyunu. İLE Ağır taşları tutup kaldırmaya yarayan, iki tutaklı demir araç. )


- KEPÇELEMEK ile KEPÇE ile KEPÇELİ ile KEPÇE KULAK/LIK ile KEPÇE SURAT ile KEPÇE KUYRUK


- KEPEK ile KEPEK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Küçük. İLE Kepek[baş derisinde]. )


- KEPEK ile KEPEK BENZERİ

( BRAN vs. BRANLIKE )

( سبوس ile سبوسي )

( SABUS ile سبوسي )


- KEPEK/DONRA ile KEPEK

( Saçlı derideki pulcuklar. İLE Elenen undan sonra kalan kabuk kırıntıları. )

( DANDRUFF/FURFUR vs. BRAN )


- KEPEK/KİR ile DONRA

( ... İLE Saç kepeği, baş konağı. | Kalınlaşmış, tabaka durumuna gelmiş kir. )


- KEPEKLENMEK ile KEPEK ile KEPEKLİ ile KEPEKÇİ/LİK ile KEPEKSİZ


- KEPEKSİZ TAHİN ile/değil/yerine KEPEKLİ TAHİN

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Daha yoğun ve akışkanlığı daha azdır. )


- KEPENEK ile FERMENE[İt. < PARAMANO]

( Çobanların omzuna aldığı dikişsiz, kolsuz, keçeden üstlük, aba. İLE Türlü nakışlarla işlemeli, önü kavuşmayan, yeleğe benzeyen bir giysi. )


- KEPENEK ile KEPENEK

( Çobanların omzuna aldığı dikişsiz, kolsuz, keçeden üstlük, aba. İLE Pervâne. )


- KEPEZ ile KEPEZ ile KEPEZ ile Kepez

( Yüksek tepe, dağ. | Deniz kenarındaki kaya. | Dağların oyuk, kuytu yerleri. İLE Gelin başlığı. İLE Tavuk ve kuşların ibiği ya da başındaki uzun tüyler. İLE Antalya iline bağlı ilçelerden biri. )


- KEPEZ ile/ve RESİF[Fr. < Ar.]

( Deniz kenarındaki kaya. İLE/VE Su yüzeyine kadar çıkan kaya. )


- KEPHALOIDIN[İng.] ile/değil/yerine/= KEPHALOİDİN


- KEPLER-62E ile/ve/||/<>/< LYRA (TAKIMYILDIZI)

( Bizden yaklaşık olarak 1.200 ışık yılı uzaklıkta bulunan Kepler-62e adlı ötegezegen, Lyra takımyıldızında bulunmaktadır. Kepler Uzay Teleskobu tarafından keşfedilen bu ötegezegen, dünya kütlesinin yaklaşık 4,5 katı kütleye sahiptir. Yarı çapı ise yaklaşık 1,6 katı kadardır. Güneşten biraz daha soğuk, yıldızının etrafında dönen 5 gezegenden biri olan Kepler-62e'nin yüzey sıcaklığı, yaklaşık olarak 29°C'dir. Yıldızı etrafındaki bir turu ise 122,4 gün sürmektedir. )


- KEPLER TELESCOPE[İng.] / TÉLESCOPE DE KEPLER[Fr.] / KEPLER-TELESKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= KEPLER TELESKOBU


- KEPLER'S LAWS[İng.] / LOIS DE KEPLER[Fr.] / KEPLER-GESETZE, KEPLERSCHE GESETZE[Alm.] ile/değil/yerine/= KEPLER YASALARI


- KER[İng.] ile/değil/yerine/= KER


- KER[Ar.] ile KERH[Ar.]

( Sağır. | Kuvvet, kudret. | Merâm ve maksat. İLE İğrenme, tiksinme, hoşlanmama. | Zorlama. )


- KERAHET ile KERAHET VAKTİ


- KERÂHET[Ar.] ile NUFÛRU'T-TAB'[Ar.]


- KERÂMÂT-I DİNNİYE ile/ve/değil/yerine/<>/> KERÂMÂT-I FENNİYE


- KERÂMET ile/ve İSTİDRÂC[< DERECE]

( İki ayak üzerinde durabilmek, en büyük kerâmettir. )

( Kerem, bağış. | İkram, ağırlama. | Ermiş kişilerin, velîlerin gösterdiklerine inanılan, doğaüstü, şaşkınlık uyandırıcı davranış ya da durum. | Ermişçesine yapılan iş, hareket ya da söylenilen söz/düşünce. | Olağanüstü durum. İLE Derece derece çıkarmak ya da indirmek. | Fâsık ya da kâfir olduğu halde, birinin gösterdiği harika. )


- KERÂMET ile/ve/değil/||/<>/> KERÂHET

( Kerâmetin ilk tecellisi kerâmet de, tekrarı kerâhet. )

( Kerâmet, yapılır da terk edilirse kerâmettir, terk edilmezse kerâhettir. )

( Maneviyat yolunda yürüyenlerin yoluna kerâmet de çıkabilir. Orayı geçerse kerâmet de, orada kalırsa kerâhet. )

( Kerâmet görme ya da gösterme çabası bir tür küfürdür. )

( Kerâmeti beğenip orada kalanlar küfür ehlidir. )

( Kerameti gösterenlerin çoğunluğu, oraya saplanıp kalır. İnsan böyle olacaksa bu yola hiç girmesin daha iyi. )

( Kerâmetin kime yararı var ki? Kimin kudretini kime gösteriyorsun? Kerâmet gösterenler, daha bu yolun büyüklüğünü idrak edememiş olanlardır. Kerâmet çocuk oyuncağıdır. İnsan büyüdükten sonra, çocuk oyuncağıyla uğraşır mı? )

( Bağış, kerem. | İkram, ağırlama. | Velîlerin, gerektiğinde, gösterdikleri olağanüstü durum. | Ermişcesine yapılan iş, hareket ya da söylenilen söz, düşünce. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> İğrenme, tiksinme. | İstemeyerek, baskı ile yapma. | [şer'î] Bir halin/hareketin, açık ve kesin bir biçimde değil delâlet suretiyle men olunması. )


- KERAMET ile KERAMETLİ ile KERAMET SAHİBİ


- KERÂMET ile/ve/değil KESKİN ZEKÂ

( Keskin zekâ, kerâmete kıç attırır. )


- KERÂMET ile MÂRİFET


- KERASIN[İng.] ile/değil/yerine/= KERASİN


- KERACYANIN[İng.] ile/değil/yerine/= KERASİYANİN


- KERASOL[İng.] ile/değil/yerine/= KERASOL


- KERATIN[İng.] ile/değil/yerine/= KERATİN


- KERATİN ile KREATİN

( Saç, deri ve tırnak gibi yapıları oluşturan lifli bir protein türüdür. [Bu yapıları korumak, güçlendirmek ve esneklik kazandırmak için önemlidir. Gövde tarafından üretilebildiği gibi dışarıdan besinler ya da kozmetik ürünler yoluyla da alınabilir.][İnsan saçı ve tırnağının yanı sıra, hayvanların pençe ve toynaklarında, kuşların tüylerinde, oklu kirpilerin dikenlerinde, armadillo ile kaplumbağaların kabuklarında bulunan proteindir.] İLE Gövdede doğal olarak üretilen ve kaslarda enerji sağlayan bir amino asittir. [Ağırlık çalışanlar, sporcular ve yaşlılar tarafından kas kütlesi, güç ve performansı artırmak için gıda desteği olarak kullanılmaktadır. Kreatin monohidrat, piyasada en yaygın ve bilinen kreatin biçimidir. Kreatin monohidrat, kreatin molekülüne bir su molekülü bağlanmış durumudur. Kreatin monohidrat, gövdeye alındığında kreatin fosfat adı verilen bir bileşiğe dönüşür ve kaslarda enerji üretimine katılır.] )


- KERATİN ile/||/<> OSTEODONTOKERATİK KÜLTÜR[İng. OSTEODONTOKERATIC CULTURE]

( Skleroproteinler olarak bilinen lifli ve yapısal bir protein ailesinin üyelerinden birisidir. Omurgalı hayvanlarda bulunan versiyonu olan α α-keratin; saç, tırnak, tüy, boynuz, pençe, toynak, nasır ve derinin dış yüzeyinde bulunan ana yapısal malzemedir. Su ve organik çözücüler içinde neredeyse hiç çözülemeyen keratin, epitel gözeleri hasar ve strese karşı korur. @@ Avustralya'lı antropolog Raymond Arthur Dart tarafından ortaya atılmış olan, insanın erken atalarından kimi türlerin fosilleşmiş kalıntıları çevresinde, herhangi bir alet kalıntısı bulunmamasını, alet kullanmamış olmalarına değil, kemik (osteo), diş (dento) ve boynuz (keratin) gibi organik hammadde ile alet yapmalarına dayandıran görüştür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KERATİNLEŞMEK ile KERATİN ile KERATİNLİ ile KERATİNSİZ


- KERATİT ile/||/<> KONJONKTİVİT

( Kornea yangısı. İLE/||/<> Gözün konjonktiva tabakasının yangılanması. )


- KERATOELASTIN[İng.] ile/değil/yerine/= KERATOELASTİN


- KERATOKONUS ile/||/<> ASTİGMATİZM

( Kornea biçiminin konik duruma gelmesi ile ilişkili bir göz sayrılığı. İLE/||/<> Gözdeki kornea ya da lensin düzensiz eğriliği nedeniyle bulanık görme. )


- KERATOKONUS ile/||/<> KATARAKT

( Kornea biçiminin konik duruma gelmesi ile ilişkili bir göz sayrılığı. | Kornea biçiminin bozulması ile görme kaybı. İLE/||/<> Göz merceğinin bulanıklaşması ile görme kaybı. )


- KERATOKONUS ile/||/<> PTERJİUM

( Kornea biçiminin konik duruma gelmesi ile ilişkili bir göz sayrılığı. İLE/||/<> Gözün beyaz bölümünde büyüyen ve korneaya doğru ilerleyen bir doku. )


- KERATOLYTIC[İng.] ile/değil/yerine/= KERATOLİTİK


- KERBELÂ ile KURB-U ÂLÂ


- KERDE ile ...

( Sebze fideliği. )


- ... KERE ile/ve/||/<>/> "AŞK KERE"


- KERE ile/ve KARE

( TIMES vs./and SQUARE )


- KERE ile "POSTA"


- KEREKÜ[Türkmen] ile KEREKÜ[toplum]
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Çadır. İLE Kışlık ev. )


- KEREM[Yukarı/Aşağı Çin] ile KEREM[Ar.]
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Yer altında bulunan ev. İLE İyilik, cömertlik. )


- KEREM ile KEREM SAHİBİ


- KEREM ile/ve/||/<>/>/< SEHÂVET

( İkram. İLE/VE/||/<>/>/< Cömertlik. )


- KEREM[Ar.] ile/ve/||/<>/> TEKRÎM[Ar. < KEREM]

( Vermek. | İyilik. | Cömertlik. | Verdiğinde gözü olmamak/kalmamak. İLE/VE/||/<>/> Saygı gösterme, ululama. | Cömertlik. )


- KEREN ile/değil KARAN

( Boynuzlu. İLE/DEĞİL Parlamak. )

( )


- KERENES[İng.] ile/değil/yerine/= KERENLER


- KERESTE[Fars. < KERASTE] ile/= KALAS[< Romanya'da Galati kenti]

( Tomrukların boyuna biçilmesiyle elde edilen ve marangozlukla inşaatta kullanılan nitelikli ağaç. | Ayakkabı yapımında kullanılan gereç. | Kaba saba kişi, "kalas". İLE/= Kalın biçilmiş uzun tahta. | Ahşap yapılarda kiriş olarak kullanılan kalın biçilmiş uzun tahta. | Kaba, anlayışsız kişi, "kereste". )


- KERESTE ile PELESENK[Ar.]

( ... İLE Türlü bitkilerden çıkarılan, kokulu bir reçine. | Pelesenkağacından elde edilen değerli kereste. )


- KERESTE/LİK ile KERESTECİ/LİK ile KERESTELİ


- KEREVİZ ile KIBRIS KEREVİZİ


- KEREVİZ ile SU KEREVİZİ

( APIUM GRAVEOLENS RAPACEUM cum VALLISNERIA SPIRALIS )

( CELERY vs. WILD CELERY )


- KEREVİZ ile TURP

( Yüksek tansiyon sorunu olanların pek kullanmaması salık verilmektedir. İLE ... )

( KEREFS ile ...
ECMÛD[bot.] ile ... )

( CELERY ROOT vs. RADISH )

( APIUM GRAVEOLENS cum RAPHANUS SATIVUS )


- KERHÂNE ile KÂRHÂNE


- KERHANE ile KERHANECİ


- KERHEN[Ar. < KERH] ile/değil/yerine/>< TAV'AN[Ar. < TAV]

( Zorla yapma, bir işi yapmak için kendini zorlama. İstemeyerek, ister istemez. | İğrenme, tiksinme, ikrah. )

( İsteyerek yapmak. )


- KERÎ ile KERÎ[Fars.] ile KERÎH[Ar. < KERH]

( Kazmak. İLE Örümcek ağı. | Sağırlık. İLE İğrenç, çirkin. | Pis kokan. )


- KERİM ile MUHSİN


- KERİM ile PERDE
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Desenli perde. İLE ... )


- KERİM/LİK ile KERİME


- KERİŞ[Oğuz] ile KERİŞ ile KERİŞ ile KERİŞ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Tırmanılabilecek bir dağ doruğu. İLE Yağır, atın sırtı. İLE Kavgada, çatışmada direnç gösterme. İLE Kavga, çatışma. )


- KERİZ[argo. < KERES] ile KERİZ[Fars. < KARIZ]

( Kumar. | Kolayca kandırılabilen kişi; aptal. | Bir çeşit sazlı sözlü oyun. | Bu oyunun havası. İLE Lağım. | Çirkef.[Fars. < ÇİRK+AB: Pis/bulanık su.] )


- KERİZ ile KERİZCİ/LİK


- KERJÜ ile KERŞEGÜ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Misket. | Saçma. İLE Sırtında yaralar bulunan [hayvan/at]. )


- KERKENEZ ile ALA KERKENEZ

( ... İLE Eril olanları, tepelerindeki kızıl leke ve mavi-gri kanatlarıyla ayrılırlar. )

( ... İLE Atlantik ötesinden gelen nadir rastlananlardandır. )

( Keskin görüşlerinin yanısıra mor ötesi görüşe de sahiptir. İLE ... )

( ... vs. AMERICAN KESTREL )

( ... cum FALCO SPARVERIUS )


- KERKENEZ ile KÜÇÜK KERKENEZ

( ... İLE Bozkır benzeri açık arazilerde yaşarlar. [Kaya yarlarında, evler ve harabelerde sürüler halinde yuva yaparlar.] )

( ... İLE Dişil ve genç olanlarını kerkenezden ayırmak pek kolay değildir. )

( ... vs. LESSER KESTREL )

( ... cum FALCO NAUMANNI )


- KERKİ ile KERPİÇ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Keser. İLE Kerpiç. )


- KERKİNMEK ile KERKİ


- KERMA[İng.] / KERMA[Fr.] / KERMA[Alm.] ile/değil/yerine/= KERMA


- KERMAN ile KİRMANŞAH

( KERMAN vs. KERMANSHAH )

( کرمان ile کرمانشاه )

( KARMAN ile KARMANESHAH )


- KERMESITE[İng.] ile/değil/yerine/= KERMESİT


- KERN[İng.] ile/değil/yerine/= KERN


- KERNITE[İng.] / KERNITA[Fr.] / KERNIT, RASORIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KERNİT, KERNİTEN


- KEROGEN[İng.] / KERNOGENE[Fr.] / KERNOGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEROGEN


- KEROLES[İng.] ile/değil/yerine/= KEROLES


- KEROSINE[İng.] / KÉROSÉNE (PETROLE LAMPANT L)[Fr.] / KEROSIN, (LEUCHT PETROLEUM)[Alm.] ile/değil/yerine/= KEROSEN


- KEROTENES[İng.] ile/değil/yerine/= KEROTENLER


- KERPETEN ile DAVYA

( ... İLE Diş çekme kerpeteni. )


- KERPİÇ/HIŞT[Fars.] EV ile TORLUK

( ... İLE Toprak kulübe. )


- KERPİÇLEŞMEK ile KERPİÇ ile KERPİÇÇİ/LİK


- KERR EFFECTS[İng.] / EFFETS KERR[Fr.] / KERR-EFFEKTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KERR ETKİLERİ


- KERR EFFECT[İng.] ile/değil/yerine/= KERR ETKİSİ


- KERR CELL[İng.] / CELLULE DE KERR[Fr.] / KERR-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KERR GÖZESİ/HÜCRESİ


- EFFET KERR MAGNÉTO-OPTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KERR MANYETO-OPTİK ETKİSİ


- KERR CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= KERR SABİTİ


- KERRAKE ile KERRAKELİ


- KERRAT ile KERRAT CETVELİ


- KERTE ile KERTELEME


- KERTENKELE/ELÖPEN/ZİZİRO[Kıbrıs'ta] ile ÇÖLVARANI/KEÇİEMEN/GÜMGÜM[Kürtçe]

( ... cum VARANUS GRINISUS )


- KERTENKELE, KELER ile KELER

( ... İLE/VE Küçük köpekbalığı. )


- KERTENKELE/YILAN ile/değil OLUKLU KERTENKELE

( ... İLE Ayakları olmayan bir kertenkeledir. Hızlı hareket edemez. Derisinin içinde kemik pullar bulunur. Akciğeri genişlesin ve soluk alabilsin diye bu kemik pulların olmadığı oluklar vardır. Adını da bu oluklardan alır. Isırmazlar. Karınca, termit ve küçük böceklerle beslenirler. Tarım zararlılarını tüketirler. Zehirli değillerdir. Lütfen yılan korkusu ya da başka nedenlerle öldürmeyiniz! )

( )

( ... cum PSEUDOPUS APODUS )


- KERTENKELE ile AĞAÇ KERTENKELESİ

( ... İLE )

( ... cum ACANTHOSAURA LEPIDOGASTER )


- KERTENKELE ile BABAKÖŞ

( ... İLE Ayaksız olmasından dolayı yılan sanılan, solucanla beslenen bir tür kertenkele. )

( ... cum ANGUIS FRAGILIS )


- KERTENKELE ile BOZUMCA

( ... İLE Kurşun renginde bir kertenkele. )


- KERTENKELE ile ÇAKIL SIRTLI KERTENKELE


- KERTENKELE ile DEMİR ZIRHLI DİKENLİ KERTENKELE


- KERTENKELE ile DENİZ KERTENKELESİ / MAVİ EJDERHA / MAVİ DENİZ TAVŞANI


- KERTENKELE ile/ve DİKENLİ ŞEYTAN


- KERTENKELE ile/ve GEKO


- KERTENKELE ile GİLA KERTENKELESİ/"CANAVARI"

( ... İLE Amerika'nın, tek zehirli kertenkelesidir. )


- KERTENKELE ile HALKA KUYRUKLU KERTENKELE

( ... İLE Papua Yeni Gine'nin Louisiade Takımadaları'nda yaşayan, endemik bir kertenkele türüdür. )

( GECKO vs. RING-TAILED GECKO )

( ... cum CYRTODACTYLUS LOUISIADENSIS )


- KERTENKELE ile HIZLI KERTENKELE

( LIZARD vs. SWIFT )

( LACERTILIA/SAURIA cum SCELOPORUS/UTA )


- KERTENKELE ile KAPLAN KERTENKELE(ALTIN TEGU)

( ... cum TUPINAMBIS TEGUIXIN )


- KERTENKELE ile KERTENKELELER


- KERTENKELE ile MADAGASKAR KERTENKELELERİ


- KERTENKELE ile MADELLA KERTENKELESİ


- KERTENKELE ile MAVİ DİLLİ KERTENKELE


- KERTENKELE ile/ve MAVİ KAMÇI KUYRUK KERTENKELE

( ... İLE/VE ABC Adaları'nda yaşamaktalardır. )

( Eril kertenkeleler, (dişil) eşlerini de avlayarak yiyebilirler. )


- KERTENKELE ile/ve MONİTÖR KERTENKELE/KAYA MONİTÖRÜ


- KERTENKELE ile/değil OLM/İNSAN BALIĞI

( )

( Toprak altında kalmış su kanallarında yaşar ve tamamen kördür. [Ortalama olarak 20-30 santimetre boyundadır.] )

( ... cum PROTEUS ANGUINUS )


- KERTENKELE ile PEYGAMBER/PİGME KERTENKELESİ

( ... İLE Su üzerinde yürüyebilir. )

( ... İLE Çok küçük ve çok hafiftir. [Suyun zarını delmeyecek kadar hafiftir.] )

( ... İLE Brezilya'da yaşar. )


- KERTENKELE ile SAKANGUR


- KERTENKELE ile SU ANÖLÜ

( ... İLE Kosta Rika ve Orta Amerika'da görülmektedir.[Burnundan çıkardığı hava baloncuğu sayesinde su altında bulunduğu sırada tıpkı bir dalgıç gibi soluk alabiliyor.][18 dakikaya kadar su altında durabiliyor.] )


- KERTENKELE ile SU KERTENKELESİ

( ... İLE Karınaltı ölümcül bakterileri [tetradotoksin] ile kendini yutan hayvanların ölümüne neden olarak kurtulur. )


- KERTENKELE ile TUXTLA GECE KERTENKELESİ

( ... cum LEPIDOPHYMA TYXTLAE )


- KERTENKELE ile/değil UÇAN KERTENKELE

( ... İLE/DEĞİL Güneydoğu Asya'ya özgü bir kertenkele türüdür. Draco cinsinin öteki üyeleri gibi bu tür de "patagia" adı verilen cildin kanat gibi yan uzantılarını kullanarak kayma yeteneğine sahiptir.

Kuyruk da katılarak 22 cm.'e kadar uzayan bu tür, koyu ten üzerine, koyu renk beneklere sahiptir. Erilin patagium'u, koyu renkli çizgiler ile açık turuncu renktedir. Dişilin patagium'u ise çizgiler yerine düzensiz işaretlere sahiptir. Draco volans türlerinin kanatları, kanatlarının iskeletini oluşturan kaburgalarıyla desteklenir. Fakat uzun kaburga kemikleri, kanatları oluşturmaya yardımcı olmasına karşın solunum yardımcı olmaz.

Tür, gündüzleri etkindir ve genel olarak ağaçlarda yaşar. )

( ... İLE/DEĞİL )

( ... İLE/DEĞİL )

( ... cum DRACO VOLANS )


- KERTENKELE ile UYKULU KERTENKELE


- KERTENKELE ile VARAN


- KERTENKELE ile VASİLİS KERTENKELESİ

( ... İLE Doğadaki en hızlı hayvandır. )


- KERTENKELE ile VERDÂNE[Ar.]

( ... İLE Koca başlı kertenkele. )


- KERTENKELE ile YILAN GÖZLÜ KERTENKELE

( ... vs. OPHISOPS ELEGANS )


- KERTENKELE ile/değil YUSUFÇUK


- KERTENKELE ile ZÜMRÜT KERTENKELE

( ... cum LACERTA VIRIDIS )


- KERTERİZLEMEK ile KERTERİZ ile KERTERİZ DEFTERİ ile KERTERİZ NOKTASI


- KERTİK/KERTÜK ile ÇENTİK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Ekmeğin ya da benzer bir şeyin çetelesini tutmak için tahtanın üzerine açılan çentik. İLE ... )


- KERTİKLEMEK ile KERTİ ile KERTİK ile KERTİKLİ ile KERTİKSİZ


- KERTMEK ile KERTİLMEK ile KER ile KERE ile KERH


- KERTÜ ile KERTÜ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Ant, yemin. İLE Yalnızca hakikatin olduğu yer. )


- KERVAN ile/ve AĞIR KERVAN

( ... İLE/VE Hacca giden kervan. )


- KERVAN ile KERVANCI/LIK ile KERVAN YILDIZI ile KERVAN ÇULLUĞU


- KE'S[çoğ. KÂSÂT, KÜÛS] ile KES[Fars. | çoğ. KESÂN]

( İçi dolu kap/çanak. | Bardak, kadeh. | Şarap dolu bardak/kadeh. | Çanak. Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların hepsi. İLE Kişi, kimse.[HER-KES: Her bir kişi, her kim olursa olsun] )


- KES ile ÇELEBİ/ELMİK

( İri saman. İLE Buğday karışık iri saman. )


- KES ile KES ile KES

( Genellikle yakmak için kullanılan iri saman. İLE Jimnastik ayakkabısı. İLE Ayırma, parçalama, doğramanın buyruk kipi. )


- KESÂFET ile/ve ARZİYET

( Yoğunluk. İLE/VE Ağırlık. )


- KESÂFET ile/ve KESÂFET


- KESÂFET[Ar.] ile KESÂFET[Ar.]

( Bulanıklık, açık ve berrak olmayış. İLE Sıklık, tokluk. | [fizik] Kalabalık, koyuluk, kalınlık, yoğunluk. [DENSITY(İng.), DENSITÉ(Fr.)] | Saydam/şeffaf olmama. | Kalabalık, çokluk. )


- KESÂFET ile TEMERKUZ


- KEŞÂN[Ar. < KEŞ][Fars.] ile KEŞÂN[Fars.]

( Çekenler, çekiciler. İLE Çeken, çekerek. )


- KESATLAŞMAK ile KESAT/LIK


- KESB/KÂSIB ile/ve HALK/HÂLİK

( Kişinin istemesi. İLE/VE Onun istemesi. )


- KESB[Ar.] ile KEDH[Ar.]


- KESBE[Çigil] ile VERGİ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Köyün muhtarının ark ya da çeşme yapımına katılmayanlardan aldığı tazminat. İLE ... )


- KESE[Fars. < KÎSE] ile TULUMCUK

( Organizmanın bazı boşlukları. İLE İç kulakta, yarım daire kanallarına bağlı küçük kese. | Bitkilerde yüzmeyi kolaylaştıran, tulum biçiminde küçük kese. )


- KESE ile HARTUÇ[Fr. < İt.]

( ... İLE Merminin arkasından namluya sürülen bezden ya da kartondan, barut kesesi. )