Bugün[07 Temmuz 2026]
itibarı ile 17.113 başlık/FaRk ile birlikte,
17.113 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(25/70)


- HÜZÜNLÜ/HAZİN[Ar. < ḤAZĪN] ile/||/<> ÜZGÜN/MAHZUN[Ar. < MAḤZŪN] ile/||/<> KEDER/ELEM[Ar. < ELEM]


- HUZUR[Ar. < ḤUŻŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> RAHAT | MAKAM

( huzurevi huzur hakkı hakkıhuzur Dirlik baş dinçliği gönül rahatlığı rahat makam Önemli bir kişinin var olduğu bulunduğu yer o kişinin önü kat I Bir yerde bulunma dergâh )


- HUZUVÂNE[Ar.] ile NAHVE[Ar.]


- HYMEN[İng. < YUN.] ile/||/<> BİKİR[Ar. < BİKR]

( Himen )

( (YUN. HYMEN )


- İ'ADE[Ar.] ile TEKRÂR[Ar.]


- İ'ÂNE[Ar.] ile NUSRET[Ar.]


- İ'ÂNE[Ar.] ile TAKVİYE[Ar.]


- İ'CÂB[Ar. < UCB] ile ÎCÂB[Ar. < VÜCÛB | çoğ. ÎCÂBÂT]

( Şaşırtma, taaccübe düşürme. | Kendini beğenmişlik.[Ar.: İyiliğe, güzelliğe hayran etme] İLE Gerek/lilik. | Bir sözleşme için ilk söylenilen söz. | Olumlama.[İng., Fr. AFFIRMATION] )


- İ'CÂF[Ar.] ile İC'ÂF[Ar.]

( Durmaksızın hastaya bakma. İLE Yıkma, yere düşürme. )


- İ'LÂF[Ar. < ALEF] ile ÎLÂF[Ar. < ÜLFET]

( Hayvana yem verme/yedirme. İLE Alıştırma/alıştırılma, ülfet etme/ettirilme. )


- İ'LÂM[Ar. < ELEM] ile İ'LÂM[Ar. < İLM] ile ÎLÂM[Ar.]

( Elem/keder verme. İLE Bildirme/bildirilme, anlatma. | Bir davanın, mahkemece nasıl bir yargı ve karara bağlandığını gösteren resmi belge. İLE Düğün yemeği. )


- I'LÂM[Ar.] ile İHBÂR[Ar.]


- İ'MÂLÂT[Ar. < İ'MÂL] ile İMÂLÂT[Ar. < İMÂLE]

( Bir fabrikanın ya da bölgenin sanaiye ait yaptığı işler. İLE Vezne uydurmak için, kısa heceyi gereğinden fazla uzun okumalar. )


- İ'ŞÂ'[Ar.] -ile


- İ'ŞÂ'[Ar.] ile İŞ'Â'[Ar.] ile ÎŞÂ'[Ar.] ile İŞÂA/İŞÂAT[Ar. < ŞÜYÛ] ile İŞÂHA[Ar.]

( Akşam yemeği verme. İLE Şuâlanma, güneş, ışığını dağıtma. İLE Ağacın çiçek açması. İLE Haber yayma, herkese duyurma. İLE Misvak kullanma.[İSTİYÂK] )


- İ'TÂ'[Ar.] ile İNFÂK[Ar.]


- İ'TİDÂD[Ar. < ADD] ile İ'TİDÂD[Ar.]

( Sayma, iddet çekme. | Nazlanma. | Gururlanma. İLE Bir şeyi kol üzerine alma. | Yardım isteme. )


- İ'TİKÂL-İ BAHRÎ[Ar.] ile İ'TİKÂL-İ SEVÂHİL[Ar.]

( Dalga aşındırması. İLE Kıyıların aşınması. )


- İ'TİKAL["ka" uzun okunur] ile İ'TİKÂL[Ar.] ile İ'TİKÂL[Ar. < EKL | çoğ. İ'TİKÂLÂT]

( Devenin dizini büküp bağlama. | Güreşte sarmaya getirip yıkma. | Sağmak için koyunun ayaklarını iki bacağı arasına alma. İLE Zorlaşma, müşkilleşme. İLE Kemirerek yeme. | Yaranın gövdeyi sarması/yemesi. | Deniz dalgalarının, karaları döverek aşındırması/oyması.[EROZYON, İng. EROSION, Fr. ÉROSION] )


- İ'TİLÂF[Ar. < ÜLFET | çoğ. İ'TİLÂFÂT] ile İHTİLÂF/ŞİKAK[Ar. < HİLÂFET | çoğ. İHTİLÂFÂT]

( Uyuşma, anlaşma. İLE Antlaşmazlık, uyuşmazlık/uymayış/uymama, ayrılık, aykırılık. )


- İ'TİMÂD[Ar.] ile KEVN[Ar.]


- İ'TİMÂD[Ar.] ile MUSÂKKE[Ar.]


- İ'TİMÂD[Ar.] ile SÜKÛN[Ar.]


- İ'TİRÂF[Ar.] ile İKRÂR[Ar.]


- İ'TİSÂ[Ar.] ile İ'TİSÂR[Ar.]

( Asâ kullanma, asâya dayanma. İLE Özünü/usâresini çıkarmak için bir şeyi sıkma, sıkılma. )


- İ'TİZÂL[Ar. < AZL] ile İ'TİZÂR[Ar. < ÖZR | çoğ. İ'TİZÂRÂT]

( Bir tarafa çekilme. | İşten çekilme. | Ehl-i sünnet'ten Vâsıl b. Atâ'nın kurduğu mu'tezile mezhebi. | Takımdan ayrılma. İLE Özür dileme. )


- İ'TİZÂM[Ar. < AZÎMET] ile İ'TİZÂM[Ar.]

( Gitmeye hazırlanma, gidiş. İLE Büyüklük satma, azamet. )


- İ'VİCÂC[Ar.] ile İHTİLÂF[Ar.]


- İ[Yun. < + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> FİLİZÎ

( filiz rengi Bu renkte olan )


- İADE[Ar. < AVD] >< MÜSÂDERE[Ar. < SUDÛR | çoğ. MÜSÂDERÂT]

( Geri gönderme/çevirme. | Eski/önceki durumuna getirme. | Karşılık yapma. | Birinci dizenin son sözcüğünü, ikinci dizenin başında tekrarlayarak yazılan şiir. >< Tanzimat'tan önce, herhangi suçlu birinin malının, hükümetçe, sultan adına alıkonulması. | Yasak bir şeyin, yasaya uygun olarak alıkonulması/zabtı, zoralım. )

( CONVERSION/RETURN >< CONFISCATION )


- İADE[Ar. < İʿĀDE] ile/değil/yerine/=/||/<> İADE

( iadeiitibar iadeiziyaret vergi iadesi Alınmış bir şeyi geri verme Verilen bir şeyi almayarak geri çevirme reddetme Karşılıklı olarak yapma mukabele etme iadeli )


- İADE[Ar.] ETMEK ile/değil/yerine/= GERİVERİ/GERİ VERMEK/ÇEVİRMEK


- İADEİTİBAR[Ar. < İʿĀDE + İʿTİBĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> İADEİİTİBAR

( Yitirilen saygınlığı yeniden elde etme )


- İADEZİYARET[Ar. < İʿĀDE + ZİYĀRET] ile/değil/yerine/=/||/<> İADEİZİYARET

( Daha önce yapılan ziyarete ziyaretle karşılık verme )


- İÂLE[Ar.] ile İÂNE[Ar.]

( Çocuğun nafakasını sağlama. İLE Yardım için toplanan para, yardım parası. )


- İANE[Ar. < İʿĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> YARDIM


- İARE[Ar. < İʿĀRE] ile/değil/yerine/=/||/<> İARE

( ödünç Ödünç verme )


- İAŞE[Ar. < İʿĀŞE] ile/değil/yerine/=/||/<> İAŞE

( iaşe ve ibate Yedirip içirme besleme bakma )


- İBÂ'[Ar.] ile İBÂ[Ar.]

( Çekinme, razı olmama. | İğrenme, tiksinme. İLE Tiksinme, tiksindirilme. )


- İBÂ'[Ar.] ile KERÂHET[Ar.]


- İBÂ'[Ar.] ile MUZÂDDE[Ar.]


- İBÂD[Ar. < ABD] ile İBÂD[Ar.] ile İB'ÂD[Ar. < BU'D]

( Kullar, abidler. | İbâdet edenler. | Çok bol, bereketli. | Müslümanlığın başlangıcından önce Irak'ta Hira devletine oturmuş bulunan Hristiyanlar. İLE Bacaklarda, diz ekleminin iç tarafındaki büyük damar. İLE Uzaklaştırma, uzaklaştırılma. | Kovma, tard etme. )


- İBADET[Ar. < ʿİBĀDET] ile/değil/yerine/=/||/<> İBADET

( ibadethane İnsanın Allah a veya inandığı güce kulluğunu göstermek üzere yaptığı hareketler namaz niyaz taat )


- İBÂDET/BULUŞMA/TOPLANMA YERLERİ'NDE:
CAMİ/MESCİD ile/ve CEMEVİ ile/ve KİLİSE(< EKLESIA | BÎA[Ar. çoğ. BİYÂ'], DEYR[Fars.] ) ile/ve HAVRA[İbr.]/SİNAGOG[Yun.]/TABERNACLE ile/ve BURKAN EVİ/PAGODA[< OHATAGORBA/DATUGARBA (< GORBA/GARBA[< RAHİM/UTERUS])], VİHARA ile/ve ŞRAYN/SHRINE ile/ve PRASADA ile/ve ZİGURAT ile/ve (DOĞA) ile/ve FU YUN-SE ile/ve GÜNEŞ MÂBEDİ

( İslâm'da. İLE/VE Alevilik'te. İLE/VE Hristiyanlık'ta. İLE/VE Yahudilik'te/Kabala'da. İLE/VE Burkancılık'ta/Budizm'de. İLE/VE Şintoculuk'ta. [Buda heykeli bulunmaz] Mezopotamya'da, Sümerler'de ilk tapınaklardır. İLE/VE Hind mâbedi. İLE/VE Şamanlık'ta. İLE/VE Şamanlık'ta.[Çinlilerin verdiği addır.] İLE/VE Dünyadaki 7 güneş mâbedinden 4'ü Türkiye'de, Fırat'tadır. )

( HOCA/DRUİT/MAKA[Tatarca] ile/ve DEDE/DEDE-BABA ile/ve PAPAZ ile/ve HAHAM ile/ve GURU, LAMA ile/ve ... ile/ve ... ile/ve "BÜYÜCÜ/ARRÂFE" ile/ve ... ile/ve KAM ile/ve ... )

( SANAL CAMİLER )

( GELENEKTEN GELECEĞE CAMİLER - SÜLEYMAN FARUK GÖNCÜOĞLU, ZELİHA KUMBASAR )

( Hünkâr[Sultan] Mahvil'lerinin girişi Kıble'dedir. )

( Yüreğinde bir tapınağı olmayan, hiçbir tapınakta bulamaz yüreğini! )

( CAMİLERİN İLGİNÇ ÖYKÜLERİ... )


- İBADETGÂH[Ar. < ʿİBĀDET + Fars. -GĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> MABET


- İBADETHANE[Ar. < ʿİBĀDET + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> MABET


- İBADULLAH[Ar. < ʿİBĀDULLAH] ile/değil/yerine/=/||/<> İBADULLAH

( Tanrı nın kulları Pek çok )


- İBÂHE[Ar.] ile İBÂHE/T[Ar.]

( Ateşi söndürme. İLE Mubah kılma, helâl kılma, bir işin yapılıp yapılmamasını serbest kılma. )


- İBAN" ile/ve/değil/yerine/||/<> İMAN[Ar.]


- İBÂR[Ar.] ile İBÂR/ET[Ar.]

( Yanmış, eritilmiş kurşun. | İbreler, iğneler. İLE Ağaçları ve ekinleri ıslah etme. )


- İBARE[Ar. < ʿİBĀRE] ile/değil/yerine/=/||/<> İBARE

( Bir düşünceyi anlatan bir veya birkaç cümlelik söz )


- İBARET[Ar. < ʿİBĀRET] ile/değil/yerine/=/||/<> İBARET

( Oluşan meydana gelen )


- İBÂRETU 'ANİ'Ş-ŞEY'İ[Ar.] ile İHBÂRU 'ANHU[Ar.]

( Bir sözü söylemek. İLE Ondan haber vermek. )


- İBATE[Ar. < İBĀTE] ile/değil/yerine/=/||/<> BARINDIRMA (İAŞE VE İBATE)


- İBDA[Ar. < İBDÂʿ] ile/||/<> ...

( Divan edebiyatı terimi Güzel bir buluş )


- İBDA[Ar. < İBDĀʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> İBDA

( Yaratma yoktan var etme )


- İBDÂ[Ar.] ile İBDÂ[Ar.] ile İBDÂ[Ar.]

( Örneksiz olarak bir şey meydana getirme, yaratma. | [edebiyatta] Yeni ve güzel bir eser meydana getirme. İLE Yoktan ortaya koyma, icad. İLE Bir kimsenin, kârı tamamen kendine ait olmak üzere, bir başkasına sermaye vermesi. | Sorulan şeye iyi yanıt verme, güzel söz söyleme. | Kandırma. )


- İBDÂ[Ar.] ile/ve/||/<>/> İBKA'[Ar.]


- İBDÂ[Ar.] ile İCÂD/İCÂT[Ar.]

( Yoktan, ortaya koyma. İLE Var etme. | Yeniden bir şey çıkarma. | Yeni bir düşünceyi, yeni bir konuyu, zihinde bulma. )


- İBDAİ[Ar. < İBDĀʿĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖZGÜN


- İBER[Ar. < İBRET] ile İBER[Ar. < İBRE]

( İbretler, alınan kötü dersler. İLE İğneler, mıknatıslı iğneler. )


- İBHAM[Ar. < İBHĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> İPHAM

( Gizli tutma kapalılık )


- İBİS/İBİS[Yun. < ] ile/||/<> KARKARA/KARKARA[Ar. < ḲARḲARA] ile/||/<> LEYLEK/LEGLEG[Fars. < LEGLEG]

( Leyleksilerden Afrika ve Batı Asya nın sulak yerlerinde yaşayan bir kuş Mısır turnası İbis aethiopica )


- İBKA'["ka" uzun okunur] ile İBKÂ[Ar.]

( Sürekli kılma, devamlı, daim, bâki. | Yerinde, önceki durumunda bırakma. | Sınıf geçememe. İLE Ağlatma. )


- İBKA'[Ar.] ile/ve/||/<>/> LAĞV[Ar.]


- İBKA[Ar. < İBḲĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> İPKA

( Yerinde önceki durumunda bırakma Sınıfta bırakma )


- İBLÂ'[Ar.] ile İBLÂĞ[Ar.] ile İBRÂ[Ar.]

( Bellettirme, yutturma. İLE Vardırma/vardırılma. | Eriştirme/eriştirilme. | Ulaştırma. | Gönderme. İLE Temize çıkarılma, aklanma, berî kılma, berâet etme. | Hastayı iyileştirme. )


- İBLAG[Ar. < İBLĀĠ] ile/değil/yerine/=/||/<> İBLAĞ

( Ulaştırma eriştirme Bir şeyin miktarını tamamlama )


- İBLÂĞ[Ar.] ile ÎSÂL[Ar.]


- İBLİS[Ar. < İBLĪS] ile/değil/yerine/=/||/<> İBLİS

( kızıl iblis şeytan Kötü düzenci kimse )


- İBLİS[Ar. < İBLİS] ile/||/<> ŞEYTAN / KÖTÜ, DÜZENCİ KİMSE

( şeytan kötü düzenci kimse Az iblis iblīs iblis iblis iblis ibilis iblīs şeytan aldatıcı Vladimirtsova göre Arapça iblīs Grekçe διάβολοςtan alınmıştır )

( IBLĪS )

( IBLIS[Az.]~IBLĪS[Tkm.]~IBLIS[Tatk.]~IBLIS[Bşk.]~IBLIS[Kmk.]~IBILIS[Krg.] )


- İBLİSANE[Ar. < İBLĪS + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEYTANCA


- İBNE/UBNE[Ar. < UBNE] ile/||/<> BİSEKSÜEL/BİSEXUEL[Fr. < BISEXUEL] ile/||/<> HETEROSEKSÜEL/HETEROSEXUEL[Fr. < HÉTÉROSEXUEL] ile/||/<> GEY/GAY[İng. < GAY] ile/||/<> ASEKSÜEL/ASEXUEL[Fr. < ASEXUEL]

( Edilgin eş cinsel erkek homoseksüel Kızgınlıkla söylenen bir sövgü sözü )


- İBRA[Ar. < İBRĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> AKLAMA (İBRANAME)


- İBRÂ[Ar.] ile İBRÂR[Ar.]

( Temize çıkarılma, aklanma, berî kılma, berâet etme. | Hastayı iyileştirme. İLE Yeminin doğruluğunun onaylanması. )


- İBRÂ/TEBRİYE[Ar.] ile/değil/yerine/= AKLAMA, TEMİZE ÇIKARMA


- İBRÂM[Ar.] ile TE'RÎB[Ar.]


- İBRANAME[Ar. < İBRĀʾ + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> AKLAMA BELGESİ


- İBRAZ[Ar. < İBRĀZ] ile/değil/yerine/=/||/<> İBRAZ

( Ortaya koyma gösterme meydana çıkarma )


- İBRE[Ar. < İBRE] ile/değil/yerine/=/||/<> İBRE

( Ölçü aletleri saat ve göstergelerde sayı veya işaret göstermeye yarayan hareketli iğne Çam ardıç sedir vb ağaçların yaprağı )


- İBRE[Ar.] ile/ve/||/<> DÜMEN[İt. < TIMON]

( Ölçü araçları, saat ve göstergelerde sayı ya da işaret göstermeye yarayan oynak iğne. @@ Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan, oynak parça. )


- İBRET[Ar. < ʿİBRET] ile/değil/yerine/=/||/<> İBRET

( ibretiâlem Kötü bir olaydan alınması gereken ders uyarıcı sonuç Çirkin kötü acayip )


- İBRET[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖĞÜTÖRNEK


- İBRETALEM[Ar. < ʿİBRET + ʿĀLEM] ile/değil/yerine/=/||/<> İBRETİÂLEM

( Başkalarına örnek olan şey )


- İBRETAMİZ[Ar. < ʿİBRET + Fars. -ĀMĪZ] ile/değil/yerine/=/||/<> İBRETAMİZ

( İbret verici ibret dolu )


- İBRÎ[Ar.] ile İBRÎ/İBRİYE[Ar.]

( İbrânî, Yahudi. İLE İbresi, iğnesi olan. | [hayvanlarda] İğneliler.[İng. STYLOID | Fr. STYLOÏDE] | İğne yapan, satan. )


- İBRÎ/İBRİYYE[Ar.][İng. STYLOID | Fr. STYLOÏDE] -ile

( İğneliler. )


- İBRİK[Ar. < İBRİK] ile/||/<> ...

( su koymaya yarayan kulplu emzikli kap Az ibrig Türkçeye Arapçadan geçmiş olan ibrīq bu dilde Farsçadan bir alıntıdır ibrīq āb Wasser rēg rēh Sözün ikinci bölümü de Farsçada bir alıntıdır Av raēk liquere )

( IBRĪQ )

( ĀB )

( IBRIG[Az.] )


- İBRİK[Ar. < İBRĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> İBRİK

( leğen ibrik suibriği Su koymaya yarayan kulplu emzikli kap )


- İBRİKTAR[Ar. < İBRĪḲ + Fars. -DĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> İBRİKÇİ


- İBTAL[Ar. < İBṬĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> İPTAL

( Yararlıktan kullanıştan kaldırma silme bozma Herhangi bir hükmün geçersiz olduğunu gerekçeleri ile göstererek çürütme )


- İBTÂR[Ar.] ile İBTÂR[Ar.]

( Alabileceğinden fazla eşya yükletme. | Şaşma, şaşakalma. İLE Esirgeme, mahrûm etme. | Gündüzün başlangıcı, kuşluk namazı. | Parçalama. )


- İBTİDA[Ar. < İBTİDĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> İPTİDA

( başlangıç Bir işe başlama i ptida Önceleri en önce ilk önce )


- İBTİHÂC[Ar.] ile İBTİHÂC[Ar.]

( Herşeyde bolluk. İLE Sevinç, sevinme, gönlü açılma. )


- İBTİKA'["ka" uzun okunur] ile İBTİKÂ'[Ar. < BÜKÂ] ile İBTİKÂR[Ar.]

( Rengin doğal olarak değişmesi. İLE Ağlama. İLE Sabah erken kalkma. )


- İBTİLÂ'[Ar.] ile İBTİLÂ'[Ar. < BEL]

( Bir şeye düşkün olma, düşkünlük, tiryakilik, mübtelâlık. İLE Zorlukla yutma. | Gelini gerdeğe sokma. )


- İBTİLÂ'[Ar.] ile İHTİBÂR[Ar.]


- İBTİSÂR[Ar.] ile İBTİSÂR[Ar. < BASAR]

( Bir şeye başlama. İLE Can ve gönülden görme, görüp aslına/hakikatine varma. )


- İBTİTÂ'[Ar.] ile İBTİTÂR[Ar.]

( Kesilme. İLE Uyma, tâbi olma. )


- İBTİYÂ'[Ar.] ile İBTİYÂR[Ar.]

( Satın alma, mübâyaa etme. İLE Kavga etme. | Güçsüz, olma. | Seçip kabul etme. )


- İBTİZÂ'[Ar.] ile İBTİZÂL[Ar. < BEZL] ile İBTİZÂR[Ar.]

( Bir şeyin açık/meydanda olma. İLE Bir şeyin, hor kullanılması. | Bir şeyin, çokluğundan dolayı değerini kaybetmesi, bayağılaşması, ayağa düşmesi. | Bir şeyi sürekli olarak kullanma. | Genelleşmiş, ağızdan ağıza dolaştırılarak değersizleşmiş sözlerin gevelenmesi. İLE Zor ile alma, soyma. )


- İBTİZAL[Ar. < İBTİẔĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> İPTİZAL

( Bayağılaşma ayağa düşme Bir şeyi sürekli olarak kullanma )


- İBTİZÂZ[Ar.] ile İBYİZÂZ[Ar.]

( Gereksinim dolayısıyla hakarete ve hor görmeye[zillete] katlanma. İLE Çok ağarma, beyazlaşma. )


- İBZÂ'[Ar.] ile İBZÂ'[Ar.] ile İBZÂ'[Ar.]

( Birini son derece keder ve sıkıntıya düşürme. İLE Kötü söz söyleme. İLE İBDÂ' )


- İBZAL[Ar. < İBẔĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> İBZAL

( Esirgemeden bol bol verme yapma veya söyleme )


- İBZÂL[Ar.] ile İBZÂR[Ar.]

( Esirgemeyip bol bol harcama ve kullanma. İLE İsraf. )


- İBZÂZ[Ar.] ile İBZÂZ[Ar.]

( Semirme, yağlanma. İLE Bir şeyi gereğinden ya da istenilen miktardan az verme. )


- İÇ DEVİMSEL/HAREKİ[Ar.]/DİNAMİK ile/ve DIŞ DEVİMSEL/HAREKİ/DİNAMİK

( Onun bütününü dikkate alın, yalnızca dış belirtilerini değil. )

( INTERIOR DYNAMIC vs./and EXTERNAL DYNAMIC )


- İCÂB-I HÂL[Ar.] ile/değil/yerine/= DURUM GEREĞİ/İSTERİ


- ÎCÂB[Ar.] ile İLZÂM[Ar.]


- İCABET[Ar. < İCĀBET] ile/değil/yerine/=/||/<> İCABET

( Bir çağrıyı yerine getirme bir çağrıya gitme Bir buyruk veya isteğe uyma kabul etme razı olma )


- İCÂBET[Ar.] ile KABÛL[Ar.] ile ECÂBE[Ar.] ile İSTECÂBE[Ar.]


- İCÂBET[Ar.] ile TÂ'AT[Ar.]


- İCAD[Ar. < ĪCĀD] ile/değil/yerine/=/||/<> İCAT

( gâvur icadı buluş Gerçekmiş gibi gösterme çabası )


- İCÂD[Ar.] ile ÎCÂD[Ar.]

( Pencere ve kapı üstlerinde bulunan kemer. İLE Meydana getirme/getirilme. | Yeniden bir şey çıkarma. | Yeni bir fikri, yeni bir konuyu zihinde bulma. )


- İCÂM[Ar. < ECEME] ile İ'CÂM[Ar.]

( Ağaçlıklar, çalılıklar, kamışlıklar. | Aslan yatakları. İLE Yazıyı, harfleri noktalama, yazıya nokta koyma. )


- İCAP[Ar. < ĪCĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> GEREK | OLUMLAMA

( gerek olumlama )


- İCAR | KİRA[Ar. < KİRÂʾ] ile/||/<> KİRACI

( 1. Belirli bir nesnenin bilinen bir süre için gerçek ve tüzel kişiye verilmesi karşılığı alınan para. 2. Belirli bir nesneyi bilinen bir süre için yazılı bir sözleşmeye dayanarak kiraya verme. @@ 1. Bir malın kullanımı karşılığında kullanandan malın sahibine yapılan gelir aktarımı. 2. bk. rant 1@@1. Üretim faktörlerinden biri olan doğanın üretimden aldığı pay. 2. bk. kira )

( HIRE | RENT | HIRER~HIRER | LESSEE, TENANT )

( LOCATION | LOCATAIRE~LOCATAIRE )

( MIETE~MIETER )

( AFFITTO~INQUILINO )

( ΕΝΟΊΚΙΟ / ενοίκιο~ΕΝΟΙΚΙΑΣΤΉΣ / ενοικιαστής )


- İCAR | KİRA ile/||/<> KİRA[Ar. < KİRÂʾ]

( 1 Belirli bir nesnenin bilinen bir süre için gerçek ve tüzel kişiye verilmesi karşılığı alınan para 2 Belirli bir nesneyi bilinen bir süre için yazılı bir sözleşmeye dayanarak kiraya verme 1 Bir malın kullanımı karşılığında kullanandan malın sahibine yapılan gelir aktarımı 2 rant 1 1 Üretim faktörlerinden biri olan doğanın üretimden aldığı pay 2 kira )

( HIRE | RENT | HIRER )

( LOCATION | LOCATAIRE )

( MIETE )

( AFFITTO )

( ΕΝΟΊΚΙΟ / ενοίκιο )


- İCAR[Ar. < ĪCĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> KİRA


- İCÂT[Ar.] ile/||/<> İCÂB[Ar.]


- İCAZ[Ar. < İʿCĀZ] ile/değil/yerine/=/||/<> İCAZ

( Az sözle çok şey anlatma )


- ÎCÂZ[Ar.] ile İCÂZ[Ar.] ile İ'CÂZ[Ar. çoğ. İ'CÂZÂT] ile HİCÂZ ile Hicaz[Ar. HİCAZ: Engel.]

( Sözü kısa söyleme. | Az sözle çok anlam anlatma. İLE Bayan başörtüsü. İLE Âciz bırakma, acze düşürme. | Şaşırtma. | Mucize sayılacak kadar düzgün söyleme. | Bir benzerini yapmada herkesi acze düşürme. İLE Klasik Türk müziğinde dügâh perdesinde karar kılan bir makam. | Klasik Türk müziğinde do diyez notasını andıran perde. İLE Arap Yarımadası'nda, günümüz Suudi Arabistan'ının batısında bir bölge. )


- İCAZET[Ar. < İCĀZET] ile/değil/yerine/=/||/<> İZİN | ONAY | DİPLOMA

( icazetname izin onay diploma )


- İCÂZET[Ar.]/DİPLOMA[Fr./İng.] ile/değil/yerine/= İZİN | ESKİ BİR YAZI TÜRÜ


- İCAZETNAME[Ar. < İCĀZET + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> İCAZETNAME

( Herhangi bir konuda verilen izin belgesi Yapılan herhangi bir iş için verilen onay belgesi diploma )


- İCBAR[Ar. < İCBĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> İCBAR

( Zorlama zorunda bırakma )


- İCBÂR[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İCRÂ[Ar.]


- İCBÂR/CEBRETME[Ar.] ile/değil/yerine/= ZORLA(N)MA


- İÇBÜKEY/OBRUK/MUKAAR[Ar.]/KONKAV[Fr. < CONCAVE] ile DIŞBÜKEY/MUHADDEB[Ar.]/KONVEKS[Fr. < CONVEXE]

( MUHÂSIR[< HASR], MUKAAR ile SATH-I MUHADDEB )

( CONCAVE vs. CONVEX )


- İÇEGÜ ile ÖRGEN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kaburga kemikleri tarafından çevrilen örgenlerin tümüne verilen ad. İLE ... )


- İÇGÜDÜ/İNSİYAK[Ar. < İNSİYĀḲ] ile/||/<> İÇGÜDÜSEL/İNSİYAKİ[Ar. < İNSİYĀḲĪ] ile/||/<> İÇGÜDÜ/SEVKİTABİİ[Ar. < SEVḲ + ṬABĪʿĪ]


- İÇİN ile İÇİN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Arasındalık. İLE Amacıyla. )


- İCL[Ar.] ile İCL[Ar.]

( Boyun tutukluğu, ağrısı. İLE Eril buzağı, dana. )


- İCMA[Ar. < İCMĀʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> İCMA

( toplama İslam bilginlerinin bir konuda fikir birliği etmeleri )


- İCMÂ[Ar.] ile/ve/||/<> İTTİFAK[Ar.]


- İCMAL[Ar. < İCMĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖSTERGE | ÖZET

( gösterge özet )


- İCRA[Ar. < İCRĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> İCRA

( icra kuvveti icra vekili tehiriicra Yapma yerine getirme yürütme Borçlunun alacaklıya karşı yapmak veya ödemekle yükümlü bulunduğu bir şeyi adli bir kuruluş aracılığıyla yerine getirme Adliyenin bu işle görevli dairesi Bir müzik eserini oluşturan notaları sese çevirme )


- İCRÂ[Ar.] ile/değil/yerine/= YÜRÜTME


- İCRA/İCRA[Ar. < İCRĀʾ] ile/||/<> İNFAZ/İNFAZ[Ar. < İNFĀẔ]

( icra kuvveti icra vekili tehiriicra Yapma yerine getirme yürütme Borçlunun alacaklıya karşı yapmak veya ödemekle yükümlü bulunduğu bir şeyi adli bir kuruluş aracılığıyla yerine getirme Adliyenin bu işle görevli dairesi Bir müzik eserini oluşturan notaları sese çevirme )


- İCRA ile/ve TERENNÜM[Ar.]

( Seslendirilmek üzere belirlenmiş şarkıyı/şarkıları söylemek, icra etmek. İLE/VE Güzel ve alçak sesle şarkı söyleme. )


- İCRAAT[Ar. < İCRĀʾĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> İCRAAT

( Yapılan işler çalışmalar uygulamalar )


- İCRAAT[Ar.] ile/değil/yerine/= İŞ YAPMA; UYGULAMALAR


- İÇTEN | AÇIK YÜREKLİ | YAPMACIKSIZ/SAMİMİ[Ar. < ṢAMĪMĪ] ile/||/<> İÇTENLİK | AÇIK YÜREKLİLİK/SAMİMİYET[Ar. < ṢAMĪMİYYET]

( içten açık yürekli yapmacıksız İçli dışlı senli benli olarak )


- İÇTEN/KALBEN[Ar. < ḲALBEN] ile/||/<> İÇTEN/KALBÎ[Ar. < ḲALBĪ]


- İCTEZE'E[Ar.] ile BİH[Ar.] ile İKTEFÂ BİH[Ar.]


- İCTİHAD[Ar. < İCTİHĀD] ile/değil/yerine/=/||/<> İÇTİHAT

( Yasada veya örf ve âdet hukukunda uygulanacak kuralın açıkça ve tereddütsüz olarak bulunmadığı konularda yargıcın veya hukukçunun düşüncelerinden doğan sonuç Birinin herhangi bir konuda kendine ait özel görüşü anlayışı kavrayışı )


- İCTİHÂD[Ar.] ile KIYAS[Ar.]


- İÇTİMA[Ar. < İCTİMĀʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> KAVUŞUM | TOPLANTI

( Askerlerin silahlı ve donatılmış olarak toplanmaları kavuşum toplantı )


- İÇTİMAİ[Ar. < İCTİMĀʿĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TOPLUMSAL


- İCTİMÂÎ/YYE[Ar.] ile/değil/yerine/= TOPLUMSAL


- İÇTİMAİYAT[Ar. < İCTİMĀʿİYYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TOPLUM BİLİMİ


- İCTİNÂB[Ar.] ile İMTİNÂ[Ar. < MEN]

( Sakınma, çekinme, uzaklaşma. İLE Çekinme, geri durma. | Olanaksızlık, olamayış. )


- İCTİNÂB/İHTİYAT[Ar.] ile/değil/yerine/= SAKINMA, ÇEKİNME, UZAKLAŞMA


- İÇTİNAP[Ar. < İCTİNĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKINMA


- İCTİRÂ[Ar. < CÜR'ET] ile/<> İCTİRÂ[Ar. < CÜR'A] ile/değil/yerine/>< İCTİRÂH[Ar.]

( Yeltenme, cesâret etme, cüret etme. İLE/<> Suyu birden içme.[soluk almadan] @@ El emeği karşılığından kazanılan para ile geçinme. )


- İCTİVÂ'[Ar.] ile İCTİVÂR[Ar.]

( İğrenme, tiksinme. İLE Civar, komşu olma, muhit yapma. )


- İDÂD[Ar.] ile İDÂD/İDED[Ar.] ile İDÂD[Ar. < ADD]

( Sayı, hesap. İLE Zor, kuvvet; zafer, üstünlük. İLE Hazırlama/hazırlanılma, geliştirme/geliştirilme. )


- İDÂDE[Ar.] ile İDÂDE[Ar.]

( Usturlabın sırtı üzerine konulmuş, mihver ya da meyil etrafında dönen bir nişan cetveli olup, yıldızların yüksekliğini ölçmeye yarar. İLE Kol bağı. )


- İDADİ[Ar. < İʿDĀDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> İDADİ

( Lise derecesindeki okul )


- İDADİ/İDADİ[Ar. < İʿDĀDĪ] ile/||/<> LİSE/LYCEE[Fr. < LYCÉE] ile/||/<> RÜŞTİYE/RUŞDİYYE[Ar. < RUŞDİYYE]

( Lise derecesindeki okul )


- İDAM[Ar. < İʿDĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> İDAM

( idam cezası idam sehpası Kanunun verdiği hükümle öldürme yok etme idam cezası )


- İDÂM[Ar.] ile İ'DÂM[Ar. < ADEM]

( Katık, ekmeğe katık edilen şey. İLE Bir kimsenin yasa/yargı gereği ölümü. )


- İDAME[Ar. < İDĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> İDAME

( Sürdürme devam ettirme )


- İDARE[Ar. < İDÂRE] ile/||/<> ...

( Aydınlatma aracı Gülbayır Niksar Tokat Meyvebükü Güdül Ankara Başkışla Karaman Konya )


- İDARE[Ar. < İDĀRE] ile/değil/yerine/=/||/<> TUTUM | YETİNME

( idare amiri idarehane idare hukuku idareimaslahat idare kandili idare lambası idare mahkemesi idare meclisi mahallî idare merkezî idare mülki idare örfi idare sivil idare amme idaresi kamu idaresi Yönetme çekip çevirme güdüm yönetim Ülke işlerinin yürütülmesi kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü Bir kurum veya kuruluşun yönetildiği yer veya makam Bir kurumun işlerini yürüten kurul tutum İdare kandili veya lambası Hoş görme göz yumma yetinme )


- İDÂRE[Ar.] ETMEK ile/değil/yerine/= YÖNETMEK/YÖNETİM


- İDARE[Ar.] ile/ve/||/<>/>/< DAİRE[Ar.]


- İDÂRE[Ar.] İDÂME[Ar.]


- İDAREHANE[Ar. < İDĀRE + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> İDAREHANE

( Gazete dergi vb yayım kurumlarında yazı işlerine bakılan yer yönetim yeri Bir işi veya kuruluşu yönetenlerin bulundukları yer )


- İDAREİ HUSUSİYYE[Ar.] ile/değil/yerine/= İL ÖZEL YÖNETİMİ


- İDAREMASLAHAT[Ar. < İDĀRE + MAṢLAḤAT] ile/değil/yerine/=/||/<> İDAREİMASLAHAT

( idareimaslahat politikası Bir işi gerektiği gibi değil de günün şartlarına göre yapma İşi oluruna bırakma )


- İDARETEN[Ar. < İDĀRETEN] ile/değil/yerine/=/||/<> İDARETEN

( Belli bir süre için geçici olarak )


- İDARİ[Ar. < İDĀRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YÖNETİMSEL (İDARİ BÜTÇE)


- İDDİA[Ar. < İDDİʿĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> İDDİA

( iddia makamı iddianame Kendinde olmayan bir yeteneği bir durumu varmış gibi gösterme İleri sürülerek savunulan düşünce sav dava argüman )


- İDDİA[Ar.] ETMEK/EDİLEN ile/değil/yerine/= İLERİ SÜRMEK/SÜRÜLEN


- İDDİANAME[Ar. < İDDİʿĀ + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> İDDİANAME

( Savcılığın soruşturma sonunda elde ettiği kanıtları ve iddialarını içinde topladığı mahkemede okunan yazı savca )


- İDDİANÂME[Ar.] ile/değil/yerine/= SAVCA

( Savcılığın soruşturma sonunda elde ettiği kanıtları ve savlarını içinde toplamış olduğu, mahkemede okuduğu yazı. )


- İDDİANAME/İDDİANAME[Ar. < İDDİʿĀ + Fars. NĀME] ile/||/<> İTHAMNAME/İTHAMNAME[Ar. < İTHĀM + Fars. NĀME]

( Savcılığın soruşturma sonunda elde ettiği kanıtları ve iddialarını içinde topladığı mahkemede okunan yazı savca )


- İDHAL[Ar. < İDḪĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> İTHAL

( ithal malı İçine alma Bir ülkeye başka ülkelerden mal getirme veya satın alma Başka ülkelerden alınan mal )


- İDHALAT[Ar. < İDḪĀLĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> İTHALAT

( bedelsiz ithalat Başka bir ülkeden mal getirme veya satın alma dış alım Bir ülke için başka bir ülkeden alınan malların bütünü )


- İDİ ile İDİ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Efendi [seyyid, mevlâ]. İLE Geçmiş zaman eki. )


- İDİŞ[YAGMA/TUKSI/YEMEK/OĞUZ/ARGU] ile TAS
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kadeh. İLE Her türlü çanak, kap. )


- İDMAN[Ar. < İDMĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> İDMAN

( Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak taktik çalışmaları yapmak maçlara hazırlanmak için yapılan uygulama çalışım hazırlık çalışması antrenman Herhangi bir duruma veya bir şeye alışkanlık kazanmak için yapılan tekrar talim Herhangi bir duruma veya şeye alışkanlık kazanma )


- İDMAN[Ar.]/ANTRENMAN[Fr. < ENTRAINEMENT] ile/değil/yerine/= ALIŞTIRMA

( Alıştırma. | Herhangi bir konuda yapılan hazırlık. )


- İDOLA = SANEM[Ar.] = PUT[Fars.] = IDOL[İng.] = IDOLE[Fr.] = IDOL[Alm.] = EIDOLON[Yun.] = ÍDOLO[İsp.]


- İDRAK[Ar. < İDRĀK] ile/değil/yerine/=/||/<> ANLAYIŞ | ALGI | ALGILAMA

( anlayış Bir zamana veya olaya erişme algı I algılama )


- İDRAK[Ar.] ile/değil/yerine/= ALIMLAMA


- İDRÂK[Ar.] ile İHSÂS[Ar.]


- İDRÂK[Ar.] ile VİCDÂN[Ar.]


- İDRAR[Ar. < İDRĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> İDRAR

( idrar borusu idrar kesesi idrar söktürücü idrar torbası idrar yolu idrar zoru Böbreklerde kandan süzülerek idrar yolları aracılığıyla dışarıya atılan sıvı sidik küçük abdest küçük )


- İDRÂR[Ar.] ile/değil/yerine/= SİDİK

( OURON )


- IDUK/IDUQ ile IDUK TAG/IDUQ TAG
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kutsanmış herhangi bir şey. İLE Geçit vermeyen ve uzayıp giden dağ. )


- İFA[Ar. < ĪFĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> İFA

( Bir işi yapma yerine getirme ödeme )


- İFÂ[Ar. < VEFÂ] ile/ve EDÂ'

( Bir işi yerine getirme. İLE/VE Yerine getirme. | Ödemek. )


- İFÂ[Ar. < VEFÂ] ile/ve İS'ÂF

( Bir işi yerine getirme. İLE/VE Birinin isteğini kabul edip yerine getirme. )


- İFADE[Ar. < İFĀDE] ile/değil/yerine/=/||/<> ANLATIM | DEYİŞ | DIŞA VURUM

( cebirsel ifade anlatım deyiş Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin mimiklerin bütünü Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama dışa vurum )


- İFADE[Ar.] ile/değil/yerine/= DEYİŞ/SÖYLEYİŞ


- İFÂKAT[Ar. < FEVK] -ile

( Hastalıktan kalkma, iyiliğe dönme. )


- İFDÂL[Ar.] ile TEFADDUL[Ar.]


- İFFET[Ar. < ʿİFFET] ile/değil/yerine/=/||/<> İFFET

( Cinsel konularda ahlak kurallarına bağlılık namus Dürüst olma temiz olma )


- İFFETLİ (ERKEK)/AFİF[Ar. < ʿAFĪF] ile/||/<> İFFETLİ (KADIN)/AFİFE[Ar. < ʿAFĪFE]


- İFHÂM[Ar. < FUHÛM] ile İFHÂM[Ar. < FEHM]

( Ağız açtırmama, susturma. İLE Anlatma/anlatılma, bildirme/bildirilme. )


- İFHAM[Ar. < İFHĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> ANLATMA


- İFK[Ar.] ile KEZİB[Ar.]


- İFKÂR[Ar.] ile İHBÂL[Ar.]


- İFLÂ[Ar.] ile İFLÂH[Ar.]

( Memeden ayırma, sütten kesme. İLE Kutlu, başarılı olma. | Kötü bir durumdan kurtulup iyi bir duruma girme, felâh bulma, selâmete çıkma. )


- İFLAH[Ar. < İFLĀḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> İFLAH

( Kötü güç bir durumdan kurtulma iyi bir duruma gelme onma )


- İFLAS[Ar. < İFLĀS] ile/değil/yerine/=/||/<> İFLAS

( iflas davası iflas masası anlaşmalı iflas dolanlı iflas hileli iflas rol iflası Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan iş adamının durumu batkı Yenilgiye uğrama değerini yitirme İşlevini veya görevini yapamama )


- İFLÂS[Ar.] ile/değil/yerine/>< İFLÂH[Ar.]

( Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilân olunan iş adamının durumu. | Yenilgiye uğrama, değerini yitirme. | İşlevini ya da görevini yapamama. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kutlu, başarılı olma. | Kötü bir durumdan kurtulup iyi bir duruma girme, felâh bulma, selâmete çıkma. )


- İFLÂS[Ar.] ile/değil/yerine/>< İHLÂS[Ar.]


- İFNA[Ar. < İFNĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> İFNA

( Yok etme tüketme )


- İFRAG[Ar. < İFRĀĠ] ile/değil/yerine/=/||/<> İFRAĞ

( Bir şeyi başka bir biçime çevirme boşaltım )


- İFRAĞ[Ar.] değil/yerine BOŞALTIM

( Bir şeyi, başka bir biçime çevirme. | Boşaltım. DEĞİL/YERİNE ... )


- İFRAT[Ar. < İFRĀṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> İFRAT

( ifrat derecede ifrat tefrit Herhangi bir konuda çok ileri gitme ölçüyü aşma aşırı davranma taşkınlık tefrit karşıtı )


- İFRAZ[Ar. < İFRĀZ] ile/değil/yerine/=/||/<> İFRAZ

( Bir arazinin bölünmesi parsellere ayrılması salgı )


- İFRAZAT[Ar. < İFRĀZĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> İFRAZAT

( Vücuttan çıkan kan irin ter vb şeyler salgılar )


- İFRİT[Ar. < ʿİFRĪT] ile/değil/yerine/=/||/<> İFRİT

( Doğu masal ve efsanelerinde kötü korkunç cin Ortalığı birbirine katan kötü ve zarar verici kimse İnsanın içini kemiren meşgul eden şey )


- İFŞA[Ar. < İFŞĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> İFŞA

( Gizli bir şeyi açığa çıkarma yayma )


- İFŞÂ[Ar.] ile/||/<> DEŞİFRE[Fr. < DÉCHIFFRÉ]

( Gizli bir şeyi açığa çıkarma, yayma. İLE Çözülmüş, açıklanmış. )


- İFŞÂ[Ar.] ile/değil İFÂ[Ar.]


- İFŞAAT[Ar. < İFŞĀʾĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> İFŞAAT

( Gizli bir şeyi ortaya çıkarmak için yapılan açıklamalar )


- İFSAD[Ar. < İFSĀD] ile/değil/yerine/=/||/<> İFSAT

( Düzeni bozma karışıklık çıkarma kargaşalık )


- İFSÂH[Ar. < FASÂHET] ile İFSÂH[Ar. < FÜSHAT] ile İFSÂH[Ar. < FESH]

( Açık ve düzgün söz söyleme. İLE Açma, genişletme. İLE Unutma, akıldan çıkarma, ihmal etme. )


- İFTÂ'[Ar. < FETVÂ] ile İFTÂH[Ar. < FETH]

( Fetvâ verme, bir işi fetvâ ile halletme. İLE Açma, fethetme. )


- İFTA[Ar. < İFTĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> İFTA

( Bir sorunu fetva ile çözme )


- İFTAR[Ar. < İFṬĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> İFTAR VAKTİ | İFTAR YEMEĞİ

( iftar sofrası iftar tabağı iftar topu iftar vakti iftar yemeği iftar zamanı Oruç açma oruç bozma iftar vakti iftar yemeği )


- İFTARİYE[Ar. < İFṬĀRİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> İFTARLIK


- İFTERÂ[Ar.] ile İHTELAKA[Ar.]


- İFTİÂL[Ar.] ile İFTİÂL[Ar.]

( İş edinme, iş yapma. | [Ar. dilbilgisinde] Beş harfli sözcüklerin birinci bâbı, iftiâl bâbı. İLE Fala bakma, fal tutma. )


- İFTİDA'[Ar. < FİDYE] ile İFTİDÂH/İFTİZÂH[Ar. < FADÂHAT/FAZÂHAT]

( Fidye vererek kölelikten kurtulma. İLE Kırma, kırıp ufalama. | Rezil/maskara olma. )


- İFTİDA'[Ar. < FİDYE] ile/ve/||/<> TALAK[Ar.]

( [evliliğin sona ermesi] Kadının, kocasını boşaması. İLE/VE/||/<> Evliliğin sona ermesi. Erkeğin, karısını boşaması. )


- İFTİHAR[Ar. < İFTİḪĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖVÜNME (İFTİHAR LİSTESİ, MEDARIİFTİHAR)


- İFTİKÂL[Ar.] ile İFTİKAR["ka" uzun okunur]

( Fazla çalışma, bir işte çok emek harcama. İLE Fakirlik gösterme. | Büyük/çok gereksinimi olma. | Alçakgönüllülük. )


- İFTİRA[Ar. < İFTİRĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> İFTİRA

( kuru iftira Bir kimseye kasıtlı ve asılsız suç yükleme kara II bühtan )


- İFTİRÂS[Ar.] ile İFTİRÂZ[Ar. < FARZ]

( Yırtıp paralama, zorla yere yıkma. İLE Gerekli sayma, farz kılma. )


- İFTİTAH[Ar. < İFTİTĀḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> İFTİTAH

( iftitah tekbiri Açma açılma başlama )


- İG ile İRİG/İDRİG[Argu] ile İRİG ile İRİG ile İRİG ile İRİNG ile İRİNÇÜ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Sayrılık. İLE Katı olan herhangi bir şey. İLE Çürümüş herhangi bir nesne. İLE Sadık ve becerikli. İLE Uyuz olmuş birinin kafası.[yara kabukları nedeniyle] İLE iririg. İrin, cerahat. İLE Günah. )


- İGBİRAR[Ar. < İĠBİRĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> İĞBİRAR

( Birinden beklenilen davranışı göremeyince kırılma )


- İĞBİRAR[Ar.] ile/değil/yerine/= GÜCENME


- İGFAL[Ar. < İĠFĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> İĞFAL

( Bir kadını aldatma baştan çıkarma Bir kızın veya kadının ırzına geçme tecavüz etme Aldatma ayartma kandırma baştan çıkarma )


- İGİŞ = UGUŞ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Huysuzlaşmış, denetimden çıkmış hayvan. )


- İGİT[Oğuz] = YALAN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- İĞMÂZ[Ar.] ile İĞMÂZ[Ar.]

( Ayıplama. İLE Göz yumma, görmezlikten gelme. )


- İGSÂS[Ar.] -ile

( Güzel yemek yedirme/yedirilme. )


- İGSÂS[Ar.] ile İGSÂS[Ar.]

( Güzel yemek yedirme/yedirilme. İLE Sıkıştırma, tazyik etme; bir yer halkını sıkıntıya düşürme. )


- İĞTİLÂ[Ar.] ile İĞTİLÂL[Ar.] ile İHTİLÂL[Ar. < HALEL, çoğ. İHTİLÂLÂT]

( Hızlı, çabuk yürüme. İLE İçme. | Giysiyi, üst üste giyme. | Hayvanın, çok susaması. İLE Bozukluk, bozulma, karışıklık, düzensizlik. | Bir devletin siyasi, toplumsal ve iktisadi yapısını ya da yönetim düzenini değiştirmek amacıyla tüze kurallarına ve yasalara uymaksızın güç kullanarak yapılan geniş halk devimi. )


- İĞTİLÂF[Ar.] ile İHTİLÂF[Ar. < HİLÂFET, çoğ. İHTİLÂFÂT] ile İTİLÂF[Ar. < ÜLFET, çoğ. İTİLÂFÂT]

( Kılıf içine girme. İLE Ayrılık, uymayış/uymama, anlaşmazlık, aykırılık. İLE Alışma, ülfet etme. | Uyuşma, uygunluk. )


- İGTİMÂD/İGMÂD[Ar. < GIMÂ] | İĞTİLÂF/İGLÂF[Ar. < GILÂF] [Ar.] ile İTİMAD[Ar. < AMD]

( Kınına/kılıfına sokma. İLE Dayanma, güvenme. | Emniyet, güven. )


- İGTİMÂS[Ar.] ile İGTİMÂZ[Ar.]

( Suya dalma. İLE Gözünü yumma. )