Arapça karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 17.113 başlık/FaRk ile birlikte,
17.113 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(56/70)
- SEMA[Ar. < SEMĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖK (ALAİMİSEMA)
- SEMA[Ar. < SEMĀʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> SEMA
( semahane Mevlevi dervişlerinin ney nısfiye vb çalgılar eşliğinde kollarını iki yana açıp dönerek yaptıkları ayin İşitme duyma )
- SEMA[Ar. < SEMĀʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> SEMAH
( Alevi ve Bektaşilerin cem törenlerinde on iki hizmetten biri olarak müzik ve nefesler eşliğinde ilahi aşkla kadınlı erkekli dönerek yaptıkları kutsal dans )
- ŞEMA[Ar. < ŞEMʿA] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAMA
( Bal mumuna veya parafine batırılmış fitil )
- SEMÂ[Ar.]/ÂSÜMÂN/ÂSMÂN[Fars.] ile/değil/yerine/= GÖK, GÖKYÜZÜ
- SEMÂ[Ar.] ile/ve/||/<>/> SEDÂ[Ar.]
- SEMA/SEMA[Ar. < SEMĀʿ] ile/||/<> SEMAZEN/SEMAZEN[Ar. < SEMĀʿ + Fars. -ZEN]
( semahane Mevlevi dervişlerinin ney nısfiye vb çalgılar eşliğinde kollarını iki yana açıp dönerek yaptıkları ayin İşitme duyma )
- SEMAHANE[Ar. < SEMĀʿ + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> SEMAHANE
( Mevlevi tekkelerinde dervişlerin sema yaptıkları özel bölüm )
- SEMAHAT[Ar. < SEMĀḤAT] ile/değil/yerine/=/||/<> CÖMERTLİK
- SEMAİ[Ar. < SEMĀʿĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SEMAİ
( semai kahvesi sengin semai yürük semai saz semaisi Klasik Türk müziğinde iki basit usulden biri Halk şiirinde sevgi doğa güzellik konularını işleyen genellikle koşma gibi kafiyelenen sekizer hece ölçüsüyle yazılmış şiir Bir kurala bağlı olmayıp ancak işitmekle öğrenilen söz )
- SEMAİ ile/||/<> SEMAİ[Ar. < SEMÂʿİ]
( Kar Göstermelik perdeden kalktıktan sonra Hacivatın söylediği şarkı 1 Sekizer hece ölçüsüyle söylenen biçimce koşmanın aynı olan halk şiiri 2 Karagöz oyununda göstermelik kalktıktan sonra Hacivatın söylediği şarkı Halk edebiyatı terimi Özel bir ezgi ile okunan aruzun 4 veya 2 mefâilün tartısiyle veya 4 4 heceleriyle nazmedilen bir halk koşuğu türü Gölge oyununda narekenin eşliğinde göstermelik gergiden kaldırıldıktan sonra Hacivatın okuduğu şarkı Âşık gösterisinin başlangıç bölümünde dördüncü sırada sekiz heceli türkü )
- ŞEMAİL[Ar. < ŞEMĀʾİL] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEMAİL
( Dış görünüş Huy karakter )
- ŞEMAİL[Ar.] ile/değil/yerine/= DIŞ GÖRÜNÜŞ
- ŞEMAME[Ar. < ŞEMĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAMAMA
( Güzel kokulu bir tür küçük kavun Kavuna benzer bir yıllık otsu ve sürüngen bir bitki Cucumis dudaim )
- SEMÂN[Ar.] ile SEM'AN[Ar.] ile SEMÂN[Ar.]
( Sekiz. İLE İşiterek. | Dinleyerek. İLE Gök, semâ. | Güneş ayının yirmiyedinci günü. | Bıldırcın. )
- SEMAVİ[Ar. < SEMĀVĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SEMAVİ
( semavi dinler Allah tan gelen ilahi I Gökle ilgili göğe ilişkin ulvi )
- SEMÂVÎ[Ar.] değil/yerine GÖKÇÜL/GÖKSEL
- SEMÂVÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= GÖKSEL
- SEMAZEN[Ar. < SEMĀʿ + Fars. -ZEN] ile/değil/yerine/=/||/<> SEMAZEN
( semazenbaşı Semada dönen derviş )
- ŞEMDAN[Ar. < ŞEMʿ + Fars. -DĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAMDAN
( Üzerine kandil mum veya herhangi bir ışık kaynağı konulan yüksek tabla mumluk çırakma )
- SEMEN[Ar. < aslı SEMN, SİMEN] ile SEMEN[çoğ. ESMÂN] ile SEMEN[Fars.]
( Semizlik, yağlılık. İLE Baba, değer/kıymet, tutar. İLE Yasemin. )
- SEMEN[Ar. < SEMEN | AR. < S̱EMEN] ile/||/<> SPERM ile/||/<> MENİ
( Testisler ve yardımcı bezler tarafından salgılanan sıvı. @@ Sperma. @@ anat. Sperma. )
( SEMEN | SPERM~SPERM | SPERMATOZOON~SPERM | SEMEN )
( SEMENCE~SPERME~SPERME )
( SEMEN: TOHUM~SPERMA~SEMEN )
( SEMEN~SPERMA~SPERMA )
( SPERMA~SPERMA~SPERMA )
( ΣΠΈΡΜΑ / σπέρμα~ΣΠΈΡΜΑ / σπέρμα~ΣΠΈΡΜΑ / σπέρμα )
- SEMEN[Ar. < S̱EMEN] ile/değil/yerine/=/||/<> SEMEN
( Satım sözleşmesinde alıcının borcu )
- SEMEN[Ar. < SEMEN] ile/değil/yerine/=/||/<> SEMİZLİK
- SEMEN ile/||/<> SEMEN[Ar. < SEMEN | AR. < S̱EMEN]
( Testisler ve yardımcı bezler tarafından salgılanan sıvı Sperma anat Sperma )
( SEMEN | SPERM )
( SEMENCE )
( SEMEN )
( SEMEN: TOHUM )
( SPERMA )
( ΣΠΈΡΜΑ / σπέρμα )
- SEMER[Ar.] ile SEMER[Ar. çoğ. ESMÂR, SİMÂR]
( Gece sohbeti/toplantısı. İLE Meyve. | Verim, mahsul. | Sonuç. )
- SEMERE[Ar. < S̱EMERE] ile/değil/yerine/=/||/<> SEMERE
( Yemiş meyve ürün verim )
- SEMERE/Lİ[Ar.] ile/değil/yerine/= MEYVE, ÜRÜN | VERİM
( YARAR(LI), VERİM(Lİ) | SONUÇ | BİR ŞEYDEN ELDE EDİLEN GELİR )
- SEMERET-ÜL-LAH | MUZ ile/||/<> MUZ[Ar. < MŪZ]
( botanik Muzgiller Musaceae familyasından tropik ve subtropik bölgelerde doğal olarak yetişen tabanda dişi ortada er dişi ve uçta erkek çiçekleri bulunan bakka tipi meyveleri olan Alanya yöresinde M sapientum ve M paradisiaca türlerinin kültürü yapılan çok yıllık ağaç görünümündeki otsu bir bitki cinsi )
( BANANA )
( BANANE )
( BANANE )
( MUSA )
- SEMÎ'[Ar.] ile SEM'Î[Ar. < SEM] ile SEMÎH[Ar.]
( Duyan/işiten, duyma gücü olan | Allah'ın adlarından. İLE Duyma/işitme ile ilgili. İLE Eliaçık, cömert, semâhatli. )
- SEMİD[Ar. < SEMĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> SİMİT
( simit fırını simit kebabı akşam simidi cankurtaran simidi can simidi kandil simidi Halka biçiminde genellikle üzerine susam serpilmiş çörek Denizde kolayca yüzmeyi sağlayan halka biçiminde alet İnce bulgur )
- SEMİH[Ar. < SEMĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> CÖMERT
- SEMÎN[Ar. çoğ. SİMÂN] ile SEMÎN[Ar.]
( Semiz, şişman, besili, yağlı. İLE Değerli, pahalı. )
- SEMÎR[Ar.] ile SEMÎR[Ar.]
( Meyve veren, meyveli. İLE Arkadaş. [geceleyin birlikte sohbet eden] )
- ŞEMM/ŞEM[Ar.] ile ŞEM'[Ar. < ŞÜMÛ']
( Koklama, koklanma, koku alma. İLE Balmumu. | Mum. )
- ŞEMME[Ar.] ile (ŞEMME-İ MUHAMMED) ile ...
( Bir kere koklama. | Pek az şey, zerre. @@ Koku. (HZ. MUHAMMED'İN KOKUSU) )
- SEMMUR[Ar. < SEMMŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> SAMUR
( samur kaşlı samur kürk su samuru Sansargillerden Kuzey Avrupa da yaşayan çok yumuşak ve ince tüyleri olan postu için avlanan küçük hayvan Martes zibellina Bu hayvanın postundan yapılan )
- ŞEMS[Ar. < ŞEMS] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜNEŞ
- ŞEMSE[Ar. < ŞEMSE] ile/||/<> ...
( Eski cilt kapaklarının dış yüzünde ortada bulunan oval bezeme )
- ŞEMSE[Ar. < ŞEMSE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEMSE
( Yazma kitapların cildine baş sayfalarının üst bölümüne veya kumaşlara kapı pencere vb yerlere işlenen veya çizilen güneş biçiminde süs )
- ŞEMSE/ŞEMSE[Ar. < ŞEMSE] ile/||/<> RUMİ/RUMİ[Ar. < RŪMĪ] ile/||/<> ÇİNTEMANİ/ÇEDEN[SANSK.] ile/||/<> İKLİL/İKLİL[Ar. < İḲLĮL]
( Yazma kitapların cildine baş sayfalarının üst bölümüne veya kumaşlara kapı pencere vb yerlere işlenen veya çizilen güneş biçiminde süs )
- ŞEMSİ[Ar. < ŞEMSĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEMSÎ
( Güneşle ilgili )
- ŞEMSİYE[Ar.] / HÉLIOZOAIRES[Fr.] ile ...
( Günsüler. )
- ŞEMSİYE[Ar.] ile/değil/yerine/= GÜNEŞLİK/GÜNCEK
- ŞEMSİYYE[Ar. < ŞEMSİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEMSİYE
( Bir sapın üzerinde esnek tellere gerilmiş açılıp kapanabilen yağmur ve güneşten korunmak için kullanılan su geçirmez kumaştan yapılmış taşınabilir eşya güncek Genellikle plajlarda bahçelerde kullanılan büyük güneşlik Aynı noktadan çıkan eşit uzunluktaki sapçıkların ucunda bulunan çiçek topluluğu )
- SEMT[Ar. < SEMT] ile/değil/yerine/=/||/<> SEMT
( semtürreis kenar semt Şehirde yerleşim bölgesi yaka Yan taraf cihet yön )
- SEMTÜRREİS[Ar. < SEMT + REʾS] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞUCU NOKTASI
- SENÂ'[Ar. çoğ. ESNİYE] ile SENÂ'[Ar.]
( Övme, övüş. İLE Meyve ve yapraklarının karışmasından meydana gelen baklagillerden iç sürdürücü bir ot. | Şimşek parıltısı. )
- SENÂ'[Ar.] ile NESÂ'[Ar.]
- SENA[Ar. < S̱ENĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖVME (HAMDÜSENA, METHÜSENA)
- ŞENAAT[Ar. < ŞENĀʿAT] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖTÜLÜK | ALÇAKLIK
( kötülük alçaklık )
- SENAMEKKİ[Ar. < SENĀ + MEKKĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SİNAMEKİ
( Baklagillerden sıcak bölgelerde yetişen birçok türü bulunan bir bitki Cassia Bu bitkinin meyvesi Bu bitkinin bazı türlerinden elde edilen hekimlikte ishal yapıcı olarak kullanılan madde Mızmız sevimsiz başkalarıyla ilişki kurmayan kimse )
- SENE[Ar. < SENE] ile/değil/yerine/=/||/<> YIL (SENEDEN SENEYE, SENEİDEVRİYE, SENEİKEBİSE, SİTTİNSENE, YENİ SENE)
- SENE[Ar.] ile HİCCE[Ar.]
- SENE[Ar.] ile/değil/yerine/= YIL
- SENED[Ar. < SENED] ile/değil/yerine/=/||/<> SENET
( senet sepet açık senet emre muharrer senet hakani senet mali senet hatır senedi hisse senedi ikametgâh senedi kambiyo senedi kefalet senedi ortaklık senedi pay senedi teminat senedi vakıf senedi Bir kimsenin yapmaya veya ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek için imzaladığı resmî kâğıt belgit Dayanılan veya dayanılacak olan şey )
- SENEİDEVRİYE[Ar. < SENE + DEVRİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> YIL DÖNÜMÜ
- SENEİKEBİSE[Ar. < SENE + KEBĪSE] ile/değil/yerine/=/||/<> ARTIK YIL
- SENEVİ[Ar. < SENEVĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YILLIK
- SENEVÎ[Ar.] ile SENEVÎ[Ar. < SÜNÂÎ]
( Bir yıllık, yıl ile ilgili. İLE Biri hayr, öteki şer için olan iki yaratıcının bulunduğuna inanan mecûsîlerden olan kişi. )
- ŞENİ[Ar. < ŞENĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞENİ
( Kötü çirkin alçakça utanç verici )
- SENIORITY, PRECEDENCE[İng.] ile/||/<> KIDEM[Ar. < KİDEM]
( Çalışanın bir işte çalıştığı süre )
( SENIORITY, PRECEDENCE )
- ŞENİYET[Ar. < ŞEʾNİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> GERÇEKLİK
- SENİYY/SENİYYE[Ar.] ile SENİYYE[Ar. çoğ. SENÂYÂ]
( Yüksek, yüce. İLE Öndeki dört diş. )
- SEPET ile KAZEVİ[Ar. < GAZEVÎ]
( ... İLE Saz ya da kamıştan örülmüş büyük sepet. )
- SEPİCİ/DEBBAĞ[Ar. < DEBBĀĠ] ile/||/<> SEPİCİ/TABAK[Ar. < DEBBĀĠ]
- SER-BEST[Ar.] ile/ve SER-BESTE[Ar.]
( Başıboş, kayıtsız. | İstediği gibi hareket eden. | Sıkılmayan. | Engelsiz. İLE/VE Başı bağlı. | Başı toplu, aklını başına toplamış. | Örtülü, gizli, kapalı. )
- ŞER/ŞERR[Ar.] ile ŞER[Ar.] ile ŞERR[Ar. çoğ. ŞÜRÛR] ile ŞERR[Ar. < EŞRÂR]
( Gerçek. İLE Kötü, fena, ayıp, utanılacak. İLE Kötülük, kötü iş. | Kavga, gürültü. [>< HAYR] İLE Kötülük eden, kötü kişi. | Daha/pek/en kötü. )
- SERÂ/SERÂY[Fars.] ile -SERÂ[Fars.] ile SERÂ[Ar./Fars.]
( Saray. | Büyük konak. | Hükümet konağı. İLE "Şarkı söyleyen" anlamlarıyla başa gelerek birleşik sözcükler yapar. [NAĞME-SERÂ: Türkü, şarkı söyleyen.] İLE Toprak. )
- ŞERAB[Ar. < ŞERĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞARAP
( şarap bardağı şarap çanağı şarap fıçısı şaraphane şarap rengi şarap tortusu beyaz şarap kırmızı şarap bal şarabı elma şarabı Üzüm veya başka meyve sularını türlü yöntemlerle mayalandırarak elde edilen alkollü içki bade çakır II mey I mül )
- ŞERABHANE[Ar. < ŞERĀB + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞARAPHANE
( Şarap yapılan yer Şarap satılan veya içirilen yer )
- ŞERABİ[Ar. < ŞERĀBĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞARABİ
( Kırmızı şarap rengi Bu renkte olan )
- ŞERAİT[Ar. < ŞERĀʾİṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞERAİT
( Şartlar )
- ŞERAN[Ar. < ŞERʿAN] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞERAN
( İslam hukuku açısından )
- ŞERAN/ŞERAN[Ar. < ŞERʿAN] ile/||/<> ŞERİ/ŞERİ[Ar. < ŞERʿĪ] ile/||/<> ŞERİAT/ŞERİAT[Ar. < ŞERĪʿAT] ile/||/<> ŞERİYE/ŞERİYYE[Ar. < ŞERʿİYYE]
( İslam hukuku açısından )
- ŞERARE[Ar. < ŞERĀRE] ile/değil/yerine/=/||/<> KIVILCIM
- SERASKER[Fars. < SER + Ar. ʿASKER] ile/değil/yerine/=/||/<> SERASKER
( serasker kapısı Sadrazamlık göreviyle yükümlü olmayan ve Osmanlı ordusunun komutanlığını yapan vezirin ünvanı )
- ŞERAT[Ar. çoğ. EŞRÂT] ile ŞERÂİT[Ar. < ŞART/ŞARÎTA] ile ŞERÎAT[Ar. < ŞER | çoğ. ŞERÂİ]
( Nişan, iz, alâmet. | Bir şeyin bayağısı, en aşağısı. İLE Şartlar, koşullar. İLE Doğru yol. | Allah'ın emri. | Âyet, hadîs ve icmâ-i ümmet esaslarına dayanan din kaideleri. )
- SERBEST/LİK ile/ve/||/<> ÖZGÜR/LÜK, HÜR[Ar. HURR]/LÜK
( Fizik. İLE/VE Metafizik. )
( Her zaman bulunamayabilir. Kişinin hareketlerinin sınırlanması. İLE/VE Kendinin bilincinde olmak. )
( Kişi, farkındalıkta olduğu/kaldığı sürece özgürdür. )
( Kişinin özgür olduğunu bilmesi, kendini bilmesidir. )
( FREE/NESS vs./and FREEDOM
Physics. WITH/AND Metaphysics. )
- SERBESTÎ[Fars. < SERBEST + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> SERBESTLİK
- ŞERBET[Ar. < ŞERBET] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞERBET
( şerbet şekeri baldıranşerbeti demirhindi şerbeti ecel şerbeti koruk şerbeti lohusa şerbeti tutkal şerbeti Pişmiş baklava vb hamurlu tatlılara konulmak üzere kaynatılarak hazırlanmış şekerli su şurup şire Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek Bazı maddelerin suda eritilmişi Taş çini tuğla vb nin aralıklarına akıtılmak için yapılmış sulu harç veya çimento Sözlenmek veya nişanlanmak üzere tarafların anlaşması durumunda tören yapılarak içilen içecek )
- ŞERBET[Ar.] ile ŞURUP[Ar.]
( Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek. | Belirli törenlerde, konuklara sunulan şekerli içecek. | Bazı maddelerin suda eritilmişi. | Sözlenmek ya da nişanlanmak üzere tarafların antlaşması durumunda tören yapılarak içilen içecek. İLE Çok kaynatılarak koyulaştırılmış şerbet.| Çeşitli meyve özleri ve şekerin kaynatılmasıyla elde edilen içecek. | İçinde çok miktarda şeker bulunan, koyu sıvı kıvamda olan ilâç. )
- ŞERBET/ŞERBET[Ar. < ŞERBET] ile/||/<> SOMATA/SOMATA[Yun. < ] ile/||/<> SİRKENGEBİN/SİRKENGUBİN[Fars. < SİRKENGUBĪN] ile/||/<> VİŞNAP/AB[BULGARCA + Fars. ĀB]
( şerbet şekeri baldıranşerbeti demirhindi şerbeti ecel şerbeti koruk şerbeti lohusa şerbeti tutkal şerbeti Pişmiş baklava vb hamurlu tatlılara konulmak üzere kaynatılarak hazırlanmış şekerli su şurup şire Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek Bazı maddelerin suda eritilmişi Taş çini tuğla vb nin aralıklarına akıtılmak için yapılmış sulu harç veya çimento Sözlenmek veya nişanlanmak üzere tarafların anlaşması durumunda tören yapılarak içilen içecek )
- ŞERÇ[Ar. < ŞERC] ile/değil/yerine/=/||/<> ANÜS
- SERD[Ar.] ile SERD[Ar.] ile SERD[Fars.]
( Sözü, düzgün ve uygun söyleme. İLE Doğrama, doğranma. İLE Soğuk. | Sert, haşin, çirkin. | Sert, kaba, hoyrat. )
- SERDETMEK[Ar. < SERD + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> SERDETMEK
( İleri sürmek )
- SERDETMEK[Ar.] ile/değil/yerine/= İLERİ SÜRMEK/ÖNE SÜRMEK/ORTAYA ATMAK
- ŞEREF[Ar. < ŞEREF] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEREF
( şeref kıtası şeref konuğu şeref locası şeref misafiri şeref salonu şeref sözü şeref tribünü şeref üyesi şeref yeri Başkasının birine gösterdiği saygının dayandığı manevi değer onur Toplumca benimsenmiş iyi şöhret )
- ŞEREF[Ar.] ile/değil/yerine/= ONUR, YÜCEY
- ŞEREF[Ar.] ile/ve/değil/yerine/<>/= ONUR[Fr. HONNEUR | İng. HONOR ] (HAYSİYET)
( Toplumsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/= Bireysel. )
( Mal, mülk ve makamla, kişinin toplumsal konumuyla ilişkilidir. [Şerefim, develerimin sırtındadır.] )
( ŞEREFİYE: Bir kişinin geldiği makam şerefine dağıttığı bahşiş. | Kamunun karar ve etkinlikleri sonucunda, belirli bir yerdeki taşınmaz malların artan değerleri üzerinden yerel yönetimlerin aldığı bir tür taşınmaz vergisi. )
( Kendi özüne bağlılık. )
( Başkasının, birine gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, onur. | Toplumca benimsenmiş iyi ün. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/= Kişinin, kendine karşı duyduğu saygı, şeref, öz saygı, haysiyet, izzet-i nefis. | Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, şeref, itibar. )
- ŞEREF ve/||/<> ŞEREFYÂB[Ar., Fars.]
( ... VE/||/<> Şeref kazanan kişi. )
- ŞEREFE[Ar. < ŞEREFE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEREFE
( Minarenin gövdesini çepeçevre dolaşan korkuluklu ezan okunan yer )
- ŞEREFİYYE[Ar. < ŞEREFİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEREFİYE
( Bir yer bayındır duruma getirildiğinde çevrede bulunan mülklerin değeri arttığından sahiplerinden belediyece alınan para Kooperatiflerde üst katlardaki evlerin veya caddeye bakan evlerin sahiplerinden alınan fazla ücret )
- ŞEREFYAB[Ar. < ŞEREF + Fars. -YĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEREFYAP
( Şeref kazanan kimse )
- SERETAN[Ar. < SEREṬĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> YENGEÇ
- SERETAN[Ar. < SEREṬĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> YENGEÇ BURCU
- ŞERH[Ar. < ŞERḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> AYIRMA | AÇIMLAMA
( muhalefet şerhi ayırma açımlama Bir şeyi açıklamak amacıyla yazılmış kitap Açık ve ayrıntılı anlatma )
- ŞERH[Ar.] ile/değil/yerine/= AÇMA, AYIRMA | AÇIKLAMA[Ar.]
( Bir kitabın ibâresini, sözcük sözcük açıp açıklayarak yazılan kitap. )
- ŞERH[Ar.] ile TAFSÎL[Ar.]
- ŞERHA[Ar. < ŞERḤA] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞERHA
( şerha şerha parça Bıçak yarası )
- SERHAT[Fars. < SER + Ar. ḤADD] ile/değil/yerine/=/||/<> SINIR BOYU
- SERHAT/SERHAD[Fars., Ar.] ile/değil/yerine/= SINIR BOYU
- SERİ[Ar. < SERĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> SERİ
( hızlı Hızlı bir biçimde )
- ŞERİ[Ar. < ŞERʿĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞERİ
( İslam hukukuyla ilgili )
- SERİ[Ar.] ile/değil/yerine/= HIZLI
- SERİAN[Ar. < SERĪʿAN] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇABUCAK
- ŞERİAT[Ar. < ŞERİʿAT] ile/||/<> MÜSLÜMANLIKTA DİNSEL YASA VE KURALLAR
( Müslümanlıkta dinsel yasa ve kurallar )
- ŞERİAT[Ar. < ŞERĪʿAT] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞERİAT
( Kur an daki ayetlere Hz Muhammed in sözlerine dayanan İslam kanunu İslam hukuku )
- ŞERİF[Ar. < ŞERĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞERİF
( ayinişerif hadisişerif Mushaf ı Şerif Kutsal şerefli Soylu temiz Hz Muhammed in torunu Hz Hasan ın soyundan gelen kimse Mekke emiri )
- ŞERÎF[Ar.] ile ŞERİF[İng. SHERIFF]
( Kutsal, şerefli. | Temiz. | Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in soyundan olan kişi. İLE Büyük Britanya'da, kendi bölgesi içinde kralı temsil eden, yasalara saygı gösterilmesini sağlamakla görevli yönetici. | Amerika Birleşik Devletleri'nde, seçimle iş başına gelen, tüzel yetkisi sınırlı olan yönetici. )
- ŞERİK[Ar. < ŞERĪK] ile/değil/yerine/=/||/<> ORTAK
- ŞERİK[Ar.] ile/değil/yerine/= ORTAK
- ŞERİR[Ar. < ŞERĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖTÜLÜKÇÜ
- ŞERÎR[Ar. çoğ. ŞERÂİR] ile ŞERÎR[Ar. < ŞER | çoğ. EŞİRRÂ, EŞRÂR]
( Kıvılcım. İLE Kötü, kötülük işleyen, fesatçı. )
- SERİRİYYAT[Ar. < SERĮRİYYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> SERİRİYAT
( klinik Tıp öğrencilerinin uygulama yaptıkları eğitim hastanesi Hastanelerde hastaların başucunda yapılan dersler )
- ŞERİT | DÛD-İ ŞERÎTÎ | ŞERİT ile/||/<> ŞERİT ile/||/<> ŞERİT[Ar. < ŞERİṬ]
( Koşut ve birbirine yakın iki çizgi arasında kalan alan parçası tayfda birbirin yakın iki dalga boyu arasında kalan parça Kalınlığı 1 cm den daha az çok ince tabaka Genellikle pamuk ya da ipek ipliğinden dokunmuş 12 cm eninde kumaş Döşemede kumaş kenarlarını örtmede kullanılır Bir Riesz uzayında kendi altkümelerinin en küçük üst sınırlarını da içeren som altuzay Şeritgiller sınıfından yassı solucanların ortak adı tenya I Ağaç yarmada kullanılan ucu sivri demir parçası Aksaray Niğde II Mestlerin yanlarındaki elastikî parçalar Senirkent Isparta zooloji İnce uzun ve yassı olan metal parçalar )
( BAND | LAMINA, BAND | BAND, NORMAL SUB-SPACE | TAPEWORM | STRIP | RIBBON )
( BANDE | STRATICULE, LISÉRÉ | SOUS-ESPACE NORMAL | CESTODE | TÉNIA )
( BAND | BAND, SEHR DÜNNE SCHICHT | BANDWURUM | STREIFEN )
( TAENIA )
- ŞERİT[Ar. < ŞERĪṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞERİT
( şerit balığı şerit ihlali şerit makarna şerit metre şerit perde manyetik şerit orta şerit sağ şerit sol şerit daktilo şeridi emniyet şeridi güvenlik şeridi sahil şeridi sığır şeridi suşeridi tırmanma şeridi trafik şeridi Dar uzun dokuma veya kumaş parçası Dar uzun kıyı parçası Herhangi bir maddenin dar düz ince ve uzun parçası Bir kara yolunda trafik çizgileri ile ayrılmış bölümlerden her biri tenya )
- ŞERİYYE[Ar. < ŞERʿİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞERİYE
( şeriye mahkemeleri hileişeriye İslam hukukuyla ilgili )
- SERLEVHA[Fars. < SER + Ar. LEVḤA] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞLIK
- SERMAYE/BAŞMAL[Tr. < BAŞ + Ar. MĀL] ile/||/<> SERMAYE/KAPİTAL[Fr. < CAPITAL] ile/||/<> SERMAYECİ/KAPİTALİST[Fr. < CAPITALISTE] ile/||/<> SERMAYECİLİK/KAPİTALİZM[Fr. < CAPITALISME] ile/||/<> SERMAYE/RESÜLMAL[Ar. < REʾS + MĀL]
- SERMESTÎ[Fars. < SER + MEST + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> SARHOŞLUK
- SERMON[Fr.] ile/||/<> MEVİZE[Ar. < MEVʿİẒE] | VAIZ SÖZENLİĞİ
( Özenle hazırlanmış ve çoğu yazıya geçmiş vaız Vaız sözenliği )
( SERMON )
- SERMUHARRİR[Fars. < SER + Ar. MUḤARRİR] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞYAZAR
- SERMÜRETTİP[Fars. < SER + Ar. MURETTİB] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞDİZGİCİ
- ŞERR[Ar. < ŞERR] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞER
( ehvenişer kötülük Yaramaz olan )
- SERRAC[Ar. < SERRĀC] ile/değil/yerine/=/||/<> SARAÇ
( saraçhane Koşum ve eyer takımları yapan veya satan kimse Koşum ve eyer takımlarını işleyen ve süsleyen kimse Deri muşamba vb nden bavul çanta cüzdan kemer yapan kimse )
- SERRACHANE[Ar. < SERRĀC + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> SARAÇHANE
( At takımları araba koşumları deriden ve meşinden eşya yapılan ve satılan yer )
- SERRACİYYE[Ar. < SERRĀCİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> SARACİYE
( Deri muşamba vb nden yapılan bavul çanta cüzdan kemer vb ürün Deri muşamba vb nden bavul çanta cüzdan kemer vb ürün yapma işi )
- SERT ile HAŞİN[Ar.]
( ... İLE Sert, kırıcı, gönül kırıcı olan. )
- SERTABİP[Fars. < SER + Ar. ṬABĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞHEKİM
- SERVET[Ar. < S̱ERVET] ile/değil/yerine/=/||/<> SERVET
( servet sahibi Varlık zenginlik mal mülk )
- SERVET[Ar.] ile/değil/yerine/hem de/||/<>/>< SERMAYE[Fars.]
( FORTUNA: Kader. | Servet. )
( WEALTH/FORTUNE vs. CAPITAL )
( ... mit VERMÖGEN )
( ... avec FORTUNE/BIENS )
- SERVET[Ar.] ile/değil/yerine/= VARLIK
- SERVİ AĞACI ile/ve SEDİR AĞACI/DAĞ SERVİSİ/ARAR[Ar.] (ELMALI-ANTALYA)
( ... İLE/VE Dağ servisi, yabani servi. )
( Hava soğuduğunda yapraklarını en son dökenlerin çam ve servi ağaçları olduğunu anlarız. )
( ... İLE/VE
)
( MEDITERRANEAN/ITALIAN CYPRESS vs./and CEDAR )
( CUPRESSUS SEMPERVIRENS cum/et CEDRUS )
- SES UYUMSUZLUĞU/KAKOFONİ[Fr. < CACOPHONIE] ile/||/<> SES UYUMSUZLUĞU/TENAFÜR[Ar. < TENĀFUR]
- SES/AVAZ[Fars. < ĀVĀZ] ile/||/<> SES/SEDA[Ar. < ṢADĀ] ile/||/<> SES/AVAZE[Fars. < ĀVĀZE]
- SES ile BEHÎM[Ar.]
( ... İLE Dik, pürüzsüz ses. )
- SES ile NAKÎK[Ar.]
( ... İLE Kurbağa, tavuk, kedi gibi hayvanların boğuk sesi. )
- SÉSAME[Fr.] ile/||/<> SUSAM[Ar. < SİSÂM]
( botanik )
( SÉSAME )
- SET[Ar.] ile SET[İng.]
( Toprağın kayıp akmasını ya da suyun yayılmasını önlemek için yapılan kalın duvar. | Bulunulan yerden daha yüksekte kalan düzlük. | Seki. | Ateşli silahlarda, namlunun içindeki helisin çıkıntı bölümü. İLE Oyunlarda, karşılaşmanın her bir bölümü. )
- ŞETARET[Ar. < ŞEṬĀRET] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞENLİK
- ŞETİM[Ar. < ŞETM] ile/değil/yerine/=/||/<> SÖVME
- SETİR[Ar. < SETR] ile/değil/yerine/= ÖRTME, GİZLEME
- ŞETM[Ar.] ile SEFEH[Ar.]
- SETR[Ar. < SETR] ile/değil/yerine/=/||/<> SETİR
( setretmek setriavret Bir şeyi örtme gizleme )
- SETR/SÜTRE/SUTRE[Ar.] ile HİCÂB[Ar.] ile GITÂ'[Ar.]
- SETRAVRET[Ar. < SETR + ʿAVRET] ile/değil/yerine/=/||/<> SETRİAVRET
( İslam dinine göre görünmesi sakıncalı olan yerleri örtme )
- SETRE[Ar. < SETRE] ile/değil/yerine/=/||/<> SETRE
( Düz yakalı önü ilikli bir ceket türü )
- SETRETMEK[Ar. < SETR + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> SETRETMEK
( Bir şeyi örtmek gizlemek )
- SETRİAVRET/SETRAVRET[Ar. < SETR + ʿAVRET] ile/||/<> TESETTÜR/TESETTUR[Ar. < TESETTUR]
( İslam dinine göre görünmesi sakıncalı olan yerleri örtme )
- SEVAB[Ar. < S̱EVĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> SEVAP
( Hayırlı bir davranış karşısında Tanrı tarafından verileceğine inanılan ödül ecir Tanrı tarafından ödüllendirileceğine inanılan davranış )
- SEVÂB[Ar.] ile 'IVAZ[Ar.]
- SEVÂB[Ar.] ile ECR[Ar.]
- SEVAD[Ar. < SEVĀD] ile/değil/yerine/=/||/<> SAVAT
( Gümüş üstüne çelik kalemle bir desen oyulduktan sonra oyuk yerlere kurşun doldurulmasıyla yapılan süsleme )
- ŞEVAHİD[Ar. < ŞEVĀHİD] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEVAHİT
( Tanıklar )
- ŞEVÂÎL[Ar. < ŞÂİLE] ile ŞEVÂÎR[Ar. < ŞÂİRE]
( Ateş alevleri. İLE Bayan şairler. )
- SEVÂMM[Ar. < SÂMME] ile SEVÂİM[Ar. < SÂİME]
( Zehirli hayvan/lar. İLE Çayıra boşu boş olarak salıverilen hayvanlar, otlak hayvanı. | Zekât hesabına katılan çift tırnaklı hayvanlar.[koyun, keçi, sığır, deve vs.] )
- SEVÂMM[Ar. < SÂMME] ile SEVÂİM[Ar. < SÂİME]
( Zehirli hayvan/lar. İLE Çayıra boşu boş olarak salıverilen hayvanlar, otlak hayvanı. | Zekât hesabına katılan çift tırnaklı hayvanlar.[koyun, keçi, sığır, deve vs.] )
- SEVÂNÎ[Ar. < SÂNİYE] ile SEVÂNİH[Ar. < SÂNİHÂ]
( Saniyeler. | İkinci derece şeyler. İLE İçe doğan şeyler. )
- SEVAP/SEVAB[Ar. < S̱EVĀB] >< VEBAL/VEBAL[Ar. < VEBĀL]
( Hayırlı bir davranış karşısında Tanrı tarafından verileceğine inanılan ödül ecir Tanrı tarafından ödüllendirileceğine inanılan davranış )
- SEVDA[Ar. < SEVDĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> SEVDA
( kara sevda göz sevdası Güçlü sevgi güçlü aşk Aşırı ve güçlü tutku istek Eski tıp anlayışına göre insan bedeninin ve mizacının temelini oluşturan balgam kan safra ve sevda gibi dört ögeden biri İnsan tabiatında bu unsurun fazlalığından oluştuğu düşünülen hüzün tasa vb )
- SEVFE[Ar.] ile SİN[Ar. < SE-YEF'ALU]
- SEVGİ ile/ve/değil/||/<>/< SAYGI
( Zaman. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Mekân. )
( Sevgi, saygıyla devam eder. )
( Mum. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Mumun etrafındaki cam/fanus. )
( Hz. Mûsâ. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Hz. Îsâ. >
[İkisini de birliğe getiren, Hz. Muhammed.] )
( Koşullu[Hak edene, lâyık olan(lar)a]. İLE/VE/<>/< Koşulsuz[Herkese]. )
( Alev. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Fener. )
( Ferâgat ile. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Fedâkârlık ile. )
( [Bağlamına/koşullarına göre ...] Yetebilir/yetmeyebilir. | Yetersiz. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Yeter/yeterli. )
( [en az] %1 olmalı [ve geri kalan her şey] İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< %99 olmalı! )
( [not] LOVE vs./and/but/||/<>/< RESPECT, REVERENCE )
( ... cum/et/||/<>/< VENERATIO )
( ... ile/ve/||/<>/< JING )
- SEVİNÇ/MESERRET[Ar. < MESERRET] ile/||/<> SEVİNÇLİ/MESRUR[Ar. < MESRŪR] ile/||/<> SEVİNÇ/SÜRUR[Ar. < SURŪR]
- SEVİR[Ar. < S̱EVR] ile/değil/yerine/=/||/<> BOĞA BURCU
- SEVİYE[Ar. < SEVİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> DÜZEY (DENİZ SEVİYESİ, HAYAT SEVİYESİ, SICAKLIK SEVİYESİ, SU SEVİYESİ)
- SEVİYE[Ar.] ile/değil/yerine/= DÜZEY
- ŞEVK Ü TARÂB[Ar.] ile ŞEVK Ü TARÂB[Ar.]
( Makam. İLE Neşe, sevinç ve coşkunluk. )
- ŞEVK-I DİL[Ar.] ile/<> ŞEVK Ü TARAB[Ar.]
( Gönül şevki, neşesi, sevinci. | Türk müziğinde, bir bileşik makam olup en az, iki yüzyıllıktır. [Abdullah Ağa tarafından oluşturulmuş olabilir.][Rast ile suzinâk makamlarından oluşup iki dizinin de ortak seslerinden yararlanılmıştır.] İLE/<> Neşe, sevinç, coşkunluk. | Türk müziğinde, bir bileşik makamdır. [III. Selim tarafından oluşturulmuştur.][Sabâ ve acem aşîran ile hüseynî aşîranda (mi) kürdî dörtlüsünden oluşmaktadır.] )
- SEVK[Ar. < SEVḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> SEVK
( sevkitabii sevk kâğıdı sevkülceyş Gönderme götürme Sürükleme itme )
- ŞEVK[Ar. < ŞEVḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEVK
( Aşırı heves aşırı istek Keyifli sevinçli olma durumu )
- ŞEVK[Ar. çoğ. EŞVÂK] ile ŞEVK[Ar. çoğ. EŞVÂK]
( Diken. İLE Yoğun arzu, keyif, neşe, sevinç. Işık.[Türkçe'de] )
- ŞEVKÂT[Ar. < ŞEVK | çoğ. EŞVÂK] ile/değil ŞEFKÂT/ŞEFÂKÂT[Ar.]
( Şiddetli istek, keyif, neşe, sevinç. İLE/DEĞİL Sevecenlik. | Acıyarak, esirgeyerek, merhamet ederek sevme. )
- ŞEVKEFZA[Ar. < ŞEVḲ + Fars. -EFZĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEVKEFZA
( Klasik Türk müziğinde III Selim tarafından düzenlenmiş bir birleşik makam )
- ŞEVKET[Ar. < ŞEVKET] ile/değil/yerine/=/||/<> BÜYÜKLÜK
- ŞEVKET[Ar.] ile/değil/yerine/= BÜYÜKLÜK, ULULUK, YÜCELİK
- ŞEVKÎ[Ar.] ile ŞEVKÎ[Ar.]
( Dikenle ilgili. İLE Şevkle, neşe ile ilgili. )
- SEVKİTABİİ[Ar. < SEVḲ + ṬABĪʿĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> İÇGÜDÜ
- SEVKİYYAT[Ar. < SEVḲİYYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> SEVKİYAT
( Silahlı kuvvetlerde personel silah araç yiyecek vb ikmal maddelerinin stratejik ve taktik amaçlarla bir yerden başka bir yere gönderilmesi )
- SEVKÜLCEYŞ[Ar. < SEVḲ + CEYŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> STRATEJİ
- ŞEVVAL[Ar. < ŞEVVĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEVVAL
( Ay takviminin onuncu ayı bayram ayı )
- ŞEY[Ar. < ŞEYʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEY
( her şey Madde eşya söz olay iş durum vb nin yerine kullanılan belirsiz anlamda bir söz )
- ŞEY ile AM[: Sevgi (AM-ON-RA: Kozmik sevgi güneşi.)/AMRAMAK]/PENİS(SİK/YARAK) / VAJİNA/VAJEN/VULVA/MEHBİL/FERÇ/FERC[Ar.]/KÜS[Fars.]/KAOS[Yun.]/KUKU/ÇİLİK/PITTIK/GUBBAK/MUNİ/MUNYA
( FALLUS cum ... )
( ŞEY, MAÂB[: Ayıp yeri. | Ayıp.] ile AVRET, ZEKER[çoğ. ZİKÂR, ZİKÂRE, ZÜKRÂN, ZÜKÛR], LÂ-YUKAL, KADÎB, MÂDDE / FERC[: Aralık, yarık, çatlak.] )
( ... ile KÎR[eril] / KÜS[dişil], MERZ-GÛN )
( THING vs. PENIS(COCK) / VAGINA(CUNT/PUSSY) )
( CHOSE avec VAJEN )
- SEYÂHAT[Ar. < SİYAHAT] ile/değil/yerine/= GEZİ/YOLCULUK
- SEYAHAT[Ar. < SİYĀḤAT] ile/değil/yerine/=/||/<> YOLCULUK | GEZİ
( seyahat acentesi seyahat boyu seyahatname iş seyahati yolculuk gezi I )
- SEYAHATNAME[Ar. < SİYÂHAT + FARS. < NÂME] ile/||/<> ... | GEZİ TÜRÜ
( Görülen yeni yerlerle değişik uluslarla ilgili izlenimlerin yazınsal bir biçimde kaleme alınmasından doğan yapıt Evliya Çelebi Seyahatnamesi gibi gezi türü )
- SEYEHÂN[Ar.] ile SEYEHÂN[Ar.]
( Gezi, seyahat. | Gölgenin güneşle beraber dönmesi. İLE Batma.[vapur, gemi vs.] )
- SEYEHAT değil SEYAHAT[Ar. < SİYAHAT]
- SEYELAN[Ar. < SEYELĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> SEYELAN
( Akma akıntı akı )
- SEYELAN[Ar.] ile/değil/yerine/= AKI
( Herhangi bir kuvvet alanında, belirli bir düzlemin belirli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri. )
- SEYELÂN[Ar.] ile/değil/yerine/= AKMA, AKINTI | AKI
- SEYFİYYE[Ar. < SEYFİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> SEYFİYE
( Osmanlı Devleti nde idari ve askerî zümre mensupları )
- ŞEYH[Ar. < ŞEYḪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEYH
( kürsü şeyhi Tarikat kurucusu bir tarikatta en yüksek dereceye ulaşmış olan kimse Tarikat büyüğü veya tarikat kollarından birinin başında bulunan kimse Arap kabile ve aşireti başkanı Ahi teşkilatında ve loncalarda bir esnaf birliğinin başı durumundaki kimse )
- ŞEYHÎ[Ar.] ile ŞEYHÎ[Ar.] ile ŞEYHÎ[Ar.]
( Divanından başka "Hüsrev ve Şîrîn", "Harnâme" adında ve mesnevi tarzında iki kitabı vardır. Divanı, TDK tarafından 1942'de bastırılmıştır.[Sinan][ö. 1422 - Kütahya] İLE En çok tanıtan kitabı Nev'îzâde Atâî'nin "Şakayik-i Nu'mâniyye Zeyli"ne zeyil olarak yazdığı "Vekayi-ül-fuzalâ" adındaki tezkiresidir.[Hicrî 1044-1143 yılları arasında yetişmiş âlim, şâir ve devlet adamlarının hal tercümelerini yazmaktadır.][1667 - 1732] İLE İlmî, tarih bilgisi ve şairliği ile tanınmıştır.[Abdülhamîd][ö. 1639] )
- ŞEYHİSLAM[Ar. < ŞEYḪ + İSLĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEYHÜLİSLAM
( şeyhülislam kapısı Osmanlı Devleti nde II Mahmut döneminden önce fetva verme yetkisine sahip sonrasında ise kabinede sadrazamdan sonra yer alan ve genellikle din işlerinden sorumlu olan kimse )
- SEYİR[Ar.] ile/değil/yerine GİDİŞAT
- SEYİRCİ[Ar.] yerine İZLEYİCİ, DİNLEYİCİ
- SEYİS[Ar. < SÂYİS] ile/||/<> ...
( ata bakan tımar eden kimse at bakıcısı sâyes lad garçon décurie Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir )
( SÂYES )
- SEYİS[Ar. < SĀYİS] ile/değil/yerine/=/||/<> AT BAKICISI
- SEYİT/SEYYİD[Ar. < SEYYİD] ile/||/<> ŞERİF/ŞERİF[Ar. < ŞERĪF]
( Hz Muhammed in torunu Hz Hüseyin in soyundan gelen kimse Bir topluluğun ileri gelen kişisi )
- SEYL[Ar. < SEYL] ile/değil/yerine/=/||/<> SEL
( buzul seli sevgi seli Sürekli yağan yağmurdan veya eriyen kardan oluşan geçtiği yerlere zarar veren taşkın su su taşkını Hareket hâlindeki büyük kalabalık Etki ve iz bırakan güçlü durum veya davranış yoğunluk )
- SEYL[Ar. < SÜYÛL] ile SEYR[Ar.]
( Sel. | Şiddetle gelen şey. İLE Yürüme, yürüyüş, gitme, hareket. | Yolculuk. | Gezme, gezinme. | Eğlenmek üzere bakma. | Uzaktan bakıp karışmama. | Gezilecek, görülecek şey/yer. )
- SEYLÂB ile/||/<> SEL ile/||/<> SEL[Ar. < SEYL]
( Eğimli yamaçların özellikle bitki örtüsünden yoksun olanlarda görülen boyları kısa ancak aşırı eğimleri nedeniyle yeğin yağmurlardan sonra bol su taşıyan hızlı akışlı düzensiz akarsular coğrafya jeoloji Az sel sīl sel sel sel sayl Farsçaya da sayl water flowing a torrent flood flux olarak geçmiştir O açıdan Türk diyalektlerine Farsça yoluyla geçtiği anlaşılıyor Kalmıkça sel Berglawine Schneelawine de Farsçadan alınmıştır Ramstedt KWb 322a )
( SAYL )
( TORRENT )
( TORRENT )
( WILDBACH )
( SEL[Az.]~SĪL[Tkm.]~SEL[Krg.]~SEL[Kklp.]~SEL[Kzk.] )
- SEYLANİ[Ar. < SEYLĀNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SEYLAN TAŞI
- SEYLAP[Ar. < SEYL + FARS. < ÂB] ile/||/<> SU BASKINI, TAŞMA, TAŞKIN
( su baskını taşma taşkın sēlāb an inundation current flood Farsça sēlāb Arapça sēl su baskını sel ve Farsça āb su sözlerinin birleşmesinden oluşmuştur sel )
( SĒLĀB )
- SEYLAP[Ar. < SEYL + Fars. ĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> SU BASKINI
- SEYLZEDE[Ar. < SEYL + Fars. -ZEDE] ile/değil/yerine/=/||/<> SELZEDE
( Sel felaketine uğramış selden zarar görmüş kimse )
- SEYR-Ü-SEFER[Ar.]/TRAFİK[Fr., İng.] ile/değil/yerine/= GİDİŞ-GELİŞ
- SEYR[Ar. < SEYR] ile/değil/yerine/=/||/<> SEYİR
( seyir defteri seyredilmek seyretmek seyreylemek seyrüsefer kıyı seyri sahil seyri Gidiş yürüyüş ilerleyiş Kara taşıtlarının belli bir güzergâhta ilerlemesi Özellikle gemilerin belli bir rotayı takip ederek yolculuk etmesi Bir yerden başka bir yere gitmek için yola çıkma Eğlenmek için bakma hoşlanarak bakma temaşa Bakıp eğlenecek şey eğlendirici durum )
- SEYRAN[Ar. < SEYRĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> GEZİNME (BAYRAMDA SEYRANDA)
- SEYRÂN[Ar.] ile/değil/yerine/= GEZME/GEZİNME/GEZİNTİ
- SEYREDEBİLMEK[Ar. < SEYR + Tr. EDEBİLMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> SEYREDEBİLMEK
( Seyretme ihtimali veya imkânı bulunmak )
- SEYREDİLMEK[Ar. < SEYR + Tr. EDİLMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> SEYREDİLMEK
( Seyretme işine konu olmak )
- SEYRETMEK[Ar. < SEYR + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> SEYRETMEK
( Bir şeyin durumunu oluşumunu gözlemek bakmak Bir olaya karışmadan bakmak Eğlenmek görmek öğrenmek vb için bakmak izlemek Taşıt ilerlemek yol almak Hastalık vb sürmek devam etmek )
- SEYREYLEMEK[Ar. < SEYR + Tr. EYLEMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> SEYREYLEMEK
( Bir şeyi seyretmek geriden gözlemek )
- SEYRÜSEFER[Ar. < SEYR + SEFER] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAFİK
- ŞEYTAN[Ar. < ŞEYṬĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEYTAN
( şeytanarabası şeytan bezi şeytan çekici şeytan elması şeytanılain şeytaniğnesi şeytan kırmızısı şeytan kuşu şeytanmasası şeytanminaresi şeytan otu şeytan örümceği şeytansaçı şeytan şalgamı şeytan taşlama şeytantersi şeytantırnağı şeytan tırnağı şeytan uçurtması kör şeytan Hz Âdem e secde etmediği için cennetten kovulan insanları Allah ın emirlerine karşı kışkırtan kötülüğe yönelten cin iblis Kötü düşünceli kötü niyetli kimse Çok kurnaz uyanık kimse )
- ŞEYTANET[Ar. < ŞEYṬANET] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEYTANLIK
- ŞEYTANİ[Ar. < ŞEYṬÂNİ] ile/||/<> ŞEYTANAK
( şeytanak )
- ŞEYTANİ[Ar. < ŞEYṬĀNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEYTANİ
( şeytanca Şeytanla ilgili )
- ŞEYTANILAİN/ŞEYTANLAİN[Ar. < ŞEYṬĀN + LAʿĪN] ile/||/<> ŞEYTAN/ŞEYTAN[Ar. < ŞEYṬĀN] ile/||/<> ŞEYTANİ/ŞEYTANİ[Ar. < ŞEYṬĀNĪ]
( Lanetlenmiş olan şeytan )
- ŞEYTANLAİN[Ar. < ŞEYṬĀN + LAʿĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEYTANILAİN
( Lanetlenmiş olan şeytan )
- SEYYAH[Ar. < SEYYĀḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> GEZGİN
- SEYYAH[Ar.]/TURİST[İng.] ile/değil/yerine/= GEZGİN
- SEYYÂL[Ar. < SEYELÂN] ile SEYYÂR[Ar. < SEYR]
( Akıcı, akan. | [fizikte] Akışkan.[Fr. FLUIDE] İLE Gezici, gezen, dolaşan. | İstenilen tarafa taşınabilen. [Fr. PORTATIF] | Bir yerde durmayıp dolaşan, yer değiştiren gök cismi. )
- SEYYAL[Ar. < SEYYĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> SEYYAL
( Akan akmakta olan akışkan )
- SEYYÂL[Ar.] ile/değil/yerine/= AKIŞKAN
- SEYYALE[Ar. < SEYYĀLE] ile/değil/yerine/=/||/<> SEYYALE
( Hava su gibi akıcı olan şey akıcı madde akım Bir yeri veya kimseyi etkisi altına alan kendini hissettiren maddi veya manevi etki )
- SEYYANEN[Ar. + Fars.] ile/değil/yerine/= EŞİTÇE
- SEYYANEN[Ar.] ile/değil/yerine/= EŞİT OLARAK
- SEYYÂR[Ar. < SEYR] ile/değil/yerine/= GEZGİN/GEZİCİ
( Belirli bir yeri olmayan. | Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir olan. )
- SEYYAR[Ar. < SEYYĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> SEYYAR
( seyyar hastane seyyar kablo seyyar satıcı Belli bir yeri olmayan gezici portatif )
- SEYYARE[Ar. < SEYYĀRE] ile/değil/yerine/=/||/<> GEZEGEN
- SEYYİAT[Ar. < SEYYİʾĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> SEYYİAT
( Kötülükler )
- SEYYİBE[Ar. < S̱EYYİBE] ile/değil/yerine/=/||/<> SEYYİBE
( Dul kadın )
- SEYYİD[Ar. < SEYYİD] ile/değil/yerine/=/||/<> SEYİT
( Hz Muhammed in torunu Hz Hüseyin in soyundan gelen kimse Bir topluluğun ileri gelen kişisi )
- SEYYİD[Ar.] ile HUMÂM[Ar.]
- SEYYİD[Ar.] ile MÂLİK[Ar.]
- SEYYİDU'L-KAVM[Ar.] ile KEBÎRİHUM[Ar.]
- SEYYİE[Ar. < SEYYİʾE] ile/değil/yerine/=/||/<> SEYYİE
( kötülük Yanlış veya kötü bir davranış sonucu karşılaşılan kötü durum )
- SEYYİE[Ar.] ile/değil/yerine/= KÖTÜLÜK
- SEZÂB/SEDÂB[Ar.] ile SEZÂB[Ar.]
( Sedefotu. İLE Su teresi. )
- SEZGİ ile/değil ÖNGÖRÜ/TAHMİN[Ar.]
( INTUITION vs. TO GUESS/ESTIMATE )
- SHAME[İng.] ile/||/<> AYIP[Ar. < ʿAYB]
( Hukuk dilinde alım ve satıma konu olan malın istenmeyen özelliği kusur )
( SHAME )
- SHARE, STOCK[İng.] ile/||/<> HİSSE SENEDİ | ESHAM[Ar. < ESHÂM]
( hisse senedi Şirket sermayesinin birbirine eşit paylara bölünmüş dilimlerinden her birini temsil eden ve yasalarla belirtilen esaslara göre düzenlenmiş olan değerli kâğıt )
- ŞÎ'A[Ar.] ile CEMÂ'AT[Ar.]
- Sİ'R[Ar. çoğ. ES'ÂR] ile SÎR[Ar.]
( Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle zorunlu gereksinim maddeleri için devletçe saptanan fiyat. [Fars. NARH] İLE Tok, doymuş. | Sarmısak. )
- Şİ'R[Ar. çoğ. EŞ'ÂR] ile ŞÎR[Ar.]
( Anlama. | Şiir, edebî değeri olan nazımlı ve uyaklı söz. İLE Arslan. | Süt. | Yiğit, yürekli. )
- ŞİÂ'[Ar. < ŞUÂ] ile ŞÎA/ŞİYA/EŞYÂ[Ar.]
( Işın, güneşten ya da başka bir ışık kaynağından uzanan tel ışıklar. | Vektör. İLE Taraflılar, yardımcılar (topluluğu). | Hz. Ali taraflısı. | Şiîlik. )
- ŞİÂB[Ar. < Şİ'B] ile ŞİÂB/ŞUÂB/ŞUÂBÂT[Ar. < ŞUBE]
( Dar yollar, dağ yolları, patikalar, keçiyolları. İLE Şubeler, bölükler, kısımlar, takımlar. | Dallar, budaklar. )
(1996'dan beri)