Arapça karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 17.113 başlık/FaRk ile birlikte,
17.113 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(63/70)
- TEKFİN[Ar.] ile/değil/yerine/= KEFENLEME
- TEKFİR[Ar. < TEKFĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKFİR
( Kâfir sayma )
- TEKFUR[Ar. < TEKFŪR] ile/||/<> ...
( Bizans İmparatorluğu zamanında vali aşamasında olan yöneticilerle Anadolu ve Rumelideki kimi Hıristiyan beylerine Verilen ad Anadolu ve Rumelideki Hristiyan beylerine de bu adın verildiğini biliyoruz Tekirdağ Tekirdağı Tekfurdağı adında saklanmıştır tagwor tagvor king )
( T )
- TEKFUR[Ar. < TEKFŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKFUR
( Bizans İmparatorluğu zamanında askerî ve idari hizmetlerde bulunan valilik düzeyindeki Anadolu ve Rumeli deki Hristiyan beylerine verilen ad )
- TEKİD[Ar. < TEʾKĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKİT
( Bir şeyi kuvvetleştirme sağlamlaştırma pekitme üsteleme )
- TEKİL[Ar.] ile TE'KÎL[Ar.]
( Sözcüklerde bir varolanı ya da çekimli eylemlerde bir kişiyi bildiren biçim. [><ÇOĞUL] İLE Yedirme, yedirilme. )
- TEKİT[Ar.] ile/değil/yerine/= GÜÇLENDİRME, SAĞLAMLAŞTIRMA | ÜSTELEME
( Bir düşünce ya da istek üzerinde durmak, direnmek, ısrar etmek. | Sayrılık, hastalığın yeniden ortaya çıkması, nüks etmesi, depreşmesi. )
- TEKKE[Ar. < KESR]["TEKE" değil!] ile/değil/< TEKYE[Ar. < VEKÂ | çoğ. TEKÂYÂ]
( ... İLE Dayanma. | Güvenme. | Tekke, dergâh, hankâh, zâviye. )
- TEKKE ile/ve HÂN-KAH[Ar.]/HÂNGÂH[Fars.]
( ... İLE/VE Tekkenin büyüğü. )
- TEKLİF[Ar. < TEKLĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKLİF
( teklif tekellüf değişiklik teklifi kanun teklifi tadil teklifi yasa teklifi Yapması için birinden bir iş isteme İncelenmek veya kabul edilmek için bir şey sunma önerme öneri )
- TEKLİF[Ar. çoğ. TEKÂLİF] ile/değil/yerine/= ÖNERİ
- TEKLÎF[Ar.] ile İBTİLÂ'[Ar.]
- TEKLÎF[Ar.] ile TAHMÎL[Ar.]
- TEKMİL (HABERİ)[Ar.] ile/değil/yerine/= DURUMLUK (ÇAVI)
- TEKMİL[Ar. < TEKMĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> EKSİKSİZ | TAMAMEN | TEKMİL HABERİ
( tekmil haberi Bir şeyi tamamlama bitirme Bütün tüm eksiksiz tamamen tekmil haberi )
- TEKNE[Yun.] ile MAVNA/MAVUNA[Ar.]
( ... İLE Gemilere ve yakın kıyılara yük taşıyan, güvertesiz büyük tekne. )
- TEKNOLOJİ[İng., Fr. < TECHNOLOGY < Yun. TEKHNE]/İLM-İ HİYEL[Ar.] ile/değil/yerine/= UYGULAYIMBİLİM
- TEKRAR[Ar. < TEKRĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKRAR
( tekrar tekrar Aynı olayın işin hareketin yeniden ortaya çıkışı tekrarlanması Bir konuşma veya yazıda aynı düşünceyi kelimeyi birçok defa söyleme yeni baştan )
- TEKRAR[Ar.] ile/ve/||/<> TAKRİR[Ar.]
- TEKRAR/TEKRÎR[Ar.] (ETMEK) ile/değil/yerine/= YİNELEME
( "Yineleme, istismar edilmiş çocuğun, dilsiz dilidir." - Judith L. HERMAN )
- TEKRAREN[Ar. < TEKRĀREN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKRAREN
( Tekrar tekrar tekrarlanarak )
- TEKRİR[Ar. < TEKRĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKRİR
( Tekrar etme yeniden söyleme Bir yazıda bir şiirde sözü veya kavramı anlatımı pekiştirmek amacıyla sık sık tekrar etme sanatı )
- TEKSÎF[Ar. < KESÂFET] ile/değil/yerine/= KOYU VE SIK YAPMA, BİR SIVIYI KOYULAŞTIRMA | DOKUMA VE SÂİREYİ SIKLAŞTIRMA | ŞEFFAFLIĞINI GİDERME | YIĞMA, TOPLAMA
- TEKSİF[Ar. < TEKS̱ĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> YOĞUNLAŞTIRMA
- TEKSÎR[Ar. < KESR] ile TEKSÎR[Ar. < KESRET]
( Bir şeyi çok kırma, kırılma. İLE Çoğaltma/çoğaltılma. )
- TEKSİR[Ar. < TEKS̱ĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOĞALTMA (TEKSİR KÂĞIDI, TEKSİR MAKİNESİ)
- TEKSİR[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇOĞALTI
- TEKVİN[Ar. < TEKVĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKVİN
( Oluşturma var etme )
- TEKYE[Ar. < TEKYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKKE
( esrar tekkesi miskinler tekkesi Tarikattan olanların barındıkları ibadet ve tören yaptıkları yer dergâh İşsiz güçsüz kimselerin buluşup sığındıkları yer Esrar içilen üstü kapalı yer cezaevi )
- TEKYÎL[Ar. KİLE]:
Kile ölçme. -ile
- TEKZİP[Ar. < TEKẔĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> YALANLAMA
- TEKZİP[Ar.] ile/değil/yerine/= YALANLAMA
- TEL'ÎN[Ar.] değil/yerine ANLAYIŞ/HOŞGÖRÜ
- TELA'SÜM[Ar.] ile/değil/yerine/= KEKELEME
( Yanıt verilecek yerde veremeyip kekeleme. | Saçmasapan yanıt verme, kemküm etme. | Dil dolaşma. )
- TELA'SÜM[Ar.] ile TELÂZUM[Ar.]
( Yanıt verilecek yerde veremeyip kekeleme. | Saçmasapan yanıt verme, kemküm etme. | Dil dolaşma. İLE Birbirini gerektirme ilişkisi. )
- TELAFFUZ[Ar. < TELAFFUẒ] ile/||/<> ...
( Azerbaycan Türkçesi tälaffüz Türkmen Türkçesi sözleyiş gepleyiş Gagauz Türkçesi sölenti sölemäk artikulätsiya Özbek Türkçesi talaffuz Uygur Türkçesi täläppuz Tatar Türkçesi äyteleş Başkurt Türkçesi äyteleş aytılış aytılgan küyü Krç Malk aytıw tüz aytıw Nogay Türkçesi aytıluw Kazak Türkçesi aytıluw Kırgız Türkçesi aytuu aytılış Alt aydıları Hakas Türkçesi çoohtanıs oňdayı tapsaglar adapçathanı Tuva Türkçesi ünnü adaarı Rusça proiznoşeniye )
- TELAFFUZ[Ar. < TELAFFUẒ] ile/değil/yerine/=/||/<> TELAFFUZ
( telaffuz cihazı telaffuz organları Kelimenin ses hece ton ve vurgu bakımından söylenişi sesletim söyleyiş artikülasyon )
- TELÂFFUZ[Ar.] ile/değil/yerine/= SÖYLEN(/Y)İŞ
- TELAFİ[Ar. < TELĀFĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TELAFİ
( Kötü bir etkiyi veya sonucu başka bir etki ile yok etme karşılama )
- TELÂFÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= GİDERME
- TELÂKİ[Ar. < LİKA] ile/değil/yerine/= KAVUŞMA
- TELÂKİ[Ar. < LİKA] ile TELÂKKİ[Ar. < LİKA | çoğ. TELÂKKIYYÂT]
( Birbirine karşı gelip buluşma, karşılaşma, birbirine ulaşma, birleşme. İLE Alma, kabul etme. | Kişisel görüş/anlayış. )
- TELAKİ[Ar. < TELĀḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> BULUŞMA | KAVUŞMA
( buluşma kavuşma )
- TELÂKKİ[Ar. < LİKA | çoğ. TELÂKKIYYÂT] ile TERAKKİ[Ar. < RAKY | çoğ. TERAKKİYÂT]
( Alma, kabul etme. | Kişisel görüş/anlayış. İLE Yukarı kalkma, yükselme. | İlerleme. | Hallerde, makamlarda ilerleme. )
- TELAKKİ[Ar. < TELAḲḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TELAKKİ
( hüsnütelakki anlayış Kabul etme )
- TELÂŞ/TELÂŞE[Ar.] ile ÜRKÜ/PANİK[Yun.]
- TELAŞE[Ar. < TELĀŞĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TELAŞ (TELAŞE MEMURU, TELAŞE MÜDÜRÜ, TELAŞE NAZIRI)
- TELAŞİ[Ar. < TELĀŞĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TELAŞ
( Herhangi bir sebeple acelecilik telaşe Kaygı tasa sıkıntı Şaşkınlıktan doğan karışıklık kargaşa )
- TELÂUB[Ar. < LA'B] ile TELÂ'UB[Ar. < LA'B]
( Oynama, oynaşma.[bkz. MÜLÂABE(< LA'B, LU'B')] İLE Oynama, oyunla uğraşma, eğlenme. | Yemeklerin ağızda tükürükle karışması. | Salyanın akması. )
- TELÂZUM[Ar.] ile/değil/yerine/= BİRBİRİNİ GEREKTİRME İLİŞKİSİ
- TELBİYE[Ar.] ile TERBİYE[Ar. < RÜBÜV]
( Hac sırasında hacıların "lebbeyk Allahümme lebbeyk" demesi. İLE Besleyip büyütme, beslenip büyütülme. | Eğitim. | Görgü. | Alıştırma. | Hafif cezalandırma. | Bazı yemeklere konulan limon, sirke, salça gibi şeyler. | Alıştırma.[hayvan] | Tavsiye, kayırma, koruma. )
- TELE'LÜ'[Ar. < LÜ'LÜ] ile TELE'ÜV[Ar.]
( Parıldama. İLE Parıldama.[LEMEÂN: Parlama, parıldama. | Gazışı.(Fr. LUMINESCENCE)] )
- TELEBBÜN[Ar. LEBEN] ile ...
( Memeden, sütün damla damla akması. )
- TELECLÜC[Ar. < LÜCCET] ile ...
( Şaşkınlıktan dolayı sözü ağzında karıştırarak söyleme. )
- TELEF[Ar. < TELEF] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEF
( Hayvanı yok etme öldürme Boş yere harcama yıpratma )
- TELEF[Ar.] (ETMEK) ile/ve/||/<> HEBÂ[Ar.] (ETMEK)
( Hayvanın yok edilmesi, öldürülmesi. | Boş yere tüketme, yıpratma. İLE/VE/||/<> Hiçbir işe yaramadan yok olma, boşa gitme. )
- TELEF[Ar.] ile/ve/||/<> ZİYAN[Fars.]
( Boş yere tüketme, yıpratma. İLE/VE/||/<> Zarar. )
- TELEFAT[Ar. < TELEFĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEFAT
( Hastalık afet vb sebeplerle hayvanların toplu ölümü )
- TELEMMÜS[Ar. < LEMS] ile TELEMMÜZ[Ar. < TİLMÎZ]
( El ile dokunma. İLE Öğrencilik/talebelik, çömezlik etme, öğrenci olarak devam etme. )
- TELETİBB[Fr. < TÉLÉ + Ar. ṬIBB] ile/değil/yerine/=/||/<> TELETIP
( Hastanın yaşamsal verilerinin mobil cihazlar kullanılarak sağlık kuruluşuna gönderilmesiyle gerçek zamanlı tanı tedavi takip ve değerlendirme yapılabilmesini sağlayan sağlık hizmeti )
- TELHİS[Ar. < TELḪĪS] ile/değil/yerine/=/||/<> TELHİS
( özet Sadrazamın bir sorunu kendi düşünceleriyle birlikte özet olarak yazıp padişaha sunduğu kâğıt )
- TELHÎSEN[Ar.] ile TELHÎSÎ/TELHİSÇİ[Ar.]
( Özet olarak, kısaltılarak.[HÜLÂSETEN] İLE Bâbıâlî'den, sultana yazılacak şeylerin özetini çıkaran görevli. )
- TELİF[Ar. < TEʾLĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> UZLAŞTIRMA | TELİF HAKKI
( telif hakkı uzlaştırma Kitap yazma telif hakkı Yazarın kendisinin kaleme aldığı )
- TELÎF[Ar.] ile/ve/||/<> TASNÎF[Ar.]
( Birbiriyle ilişkisi yokmuş gibi sanılan, uzak, dağınık verileri toparlar. İLE/VE/||/<> Sınıflamak.[Var olan verileri kullanışlı duruma dönüştürür.] )
- TELİN[Ar. < TELʿĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> LANETLEME (TELİN MİTİNGİ)
- TELİN[Ar.] ile/değil/yerine/= KARGIMA, KARGIŞ
( !Kargıma, lânet okuma, lânetleme. )
- TELİS[Ar. < TİLLİS] ile/||/<> ...
( bitkisel tellerden yapılmış kaba örgülü büyük çuval Ağızlarda tiliz olarak da geçer tilīs tallīs kleiner Sack )
( TILĪS )
- TELKİH[Ar. < TELḲĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> AŞILAMA
- TELKİH[Ar.] ile/değil/yerine/= AŞILAMA
- TELKÎM[Ar. < LEMS] ile TELKÎN[Ar. çoğ. TELKÎNÂT]
( Lokma verme/yedirme[/verilme/yedirilme]. İLE Düşünce/fikir aşılama, kulağına koyma. | Yeniden Müslüman olan kişiye iman esaslarını anlatma. | Ölü gömüldükten sonra imamın söylediği dini sözler. )
- TELKİN[Ar. < TELḲĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TALKIN
( Gömüldükten sonra mezar başında imamın ölüye hitaben söylediği dinî sözler ve dualar telkin )
- TELKİN[Ar. < TELḲĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TELKİN
( Bir duyguyu bir düşünceyi aşılama talkın Bilinç dışı bir sürecin aracılığıyla kişinin ruhsal veya fizyolojik alanıyla ilgili bir düşüncenin gerçekleştirilmesi )
- TELKÎN[Ar.] ile/değil/yerine/= TALKIN
( Bir duyguyu, bir düşünceyi aşılama. İLE/DEĞİL/YERİNE/= Ölü gömüldükten sonra, mezar başında, imamın söylediği (dinî) sözler. )
- TELLAK[Ar. < TELLÂK] ile/||/<> HAMAMLARDA ERKEKLERİ YIKAYAN ERKEK
( hamamlarda erkekleri yıkayan erkek dallāk Masseur im Bad Arapça dallāk biçimindeki gémination Türkçede olduğu gibi saklanmıştır Hamamda kadınları yıkayan kadına natır adı verilir )
( DALLĀK )
- TELLAK[Ar. < TELLĀK] ile/değil/yerine/=/||/<> TELLAK
( Hamamda hizmet eden ve erkek müşterileri yıkayan erkek )
- TELLAL/DELLÂL[Ar.] ile ...
( Alıcı ile satıcı arasında, antlaşmayı sağlayan kişi. )
- TELLALİYE[Ar. < DELLĀLİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELLALLIK (TELLALİYE RESMİ)
- TELMÎ[Ar. < LEMEÂN | çoğ. TELMİÂT] ile TELMÎH[Ar. < MELH | çoğ. TELMÎHÂT]
( Parıldama, parıldatma/parıldatılma. | Renk renk yapma/yapılma. | Mısraları, Arapça, Farsça, Türkçe gibi çeşitli dillerde olan manzûme yapma. [MÜLEMMA'] İLE Söz arasında kastedilen bir şeyi belirli bir anlamla söyleme, açık söylememe, îmâlı konuşma. | İbârede bahsi geçmeyen bir kıssaya, fıkraya, atasözüne ya da ünlü bir şiire, bir söze işaret etme.["Çoktan aşmış o belki İzmit'i de" mısrasına "Atı alan Üsküdar'ı geçti" ibaresine telmih edilmesi gibi] )
- TELMİH[Ar. < TELMĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> TELMİH
( Anlatılmak istenen şeyi söz arasında imalı olarak belli etme açıkça söylememe Bir dizede veya beyitte bilinen bir olay bir atasözü fıkra vb ni hatırlatma sanatı anıştırma )
- TELMİH[Ar.] ile/ve/değil/||/<> TEŞBİH[Ar.]
- TELMİHEN[Ar. < TELMĪḤEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TELMİHEN
( Telmih yoluyla ima ederek )
- TELVÎH[Ar. < LEVH | çoğ. TELVÎHÂT] ile ...
( Posa haline getirme. )
- TELVÎM[Ar. < LEVM | çoğ. TELVİMÂT] ile TELVÎN[Ar. < LEVN | çoğ. TELVÎNÂT]
( Azarlama/azarlanma, paylama/paylanma, çekiştirme/çekiştirilme. İLE Renk verme, boyama/boyanma. )
- TELVİS[Ar. < TELVĪS̱] ile/değil/yerine/=/||/<> TELVİS
( Pislik bulaştırma )
- TELVİS[Ar.] ile/değil/yerine/= KİRLETME
- TEMADİ[Ar. < TEMĀDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMADİ
( Bir şey sürüp gitme uzama )
- TEMÂMEN LEHÛ[Ar.] ile TEMÂMEN 'ALEYHİ[Ar.]
- TEMÂRUZ[Ar. < MARAZ] ile/değil/yerine/= SAYRIMSAMA, KENDİNİ HASTA GİBİ GÖSTERME
- TEMARUZ[Ar. < TEMĀRUŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAYRIMSAMA
- TEMAS[Ar. < TEMĀSS] ile/değil/yerine/=/||/<> DOKUNMA | DOKUNMA | İLİŞKİ
( temas takibi sıcak temas dirsek teması dokunma I Buluşup görüşme ilişki kurma münasebet Değinme sözünü etme bahsetme Gidip gelme ulaşım bağlantı dokunma I ilişki )
- TEMAS[Ar.]/KONTAK[Fr./İng. < CONTACT] ile/değil/yerine/= DEĞME/DOKUNMA, BAĞLANTI
( Karşıt elektrik taşıyan iki maddenin birbirine dokunması. | Motorlu araçları çalıştırmaya yarayan düzenek. | Bağlantı, ilgi. | Akıl sağlığı yerinde olmayan, dengesiz. )
- TEMAS[Ar.] ile/değil/yerine/= DEĞME, DOKUNMA | İLİŞKİ | BAĞLANTI
( Değme, değinti, dokunma, dokunuş. | Buluşup görüşme, ilişki kurma, ilişki. | Değinme, sözünü etme. | Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. )
- TEMAS[Ar.] ile/değil/yerine/= DEĞME/DEĞİNTİ/DOKUNMA/DOKUNUŞ
- TEMÂSÜL[Ar. < MESL | çoğ. TEMÂSÜLÂT] ile TENÂSÜL[Ar. < NESL]
( Benzeme, benzeyiş.[MÜŞÂBEHET] | Kesirsiz bölme, kabul etme. İLE Birbirinden doğup üreme, türeme. )
- TEMAYÜL[Ar. < TEMĀYUL] ile/değil/yerine/=/||/<> MEYLETME | EĞİLİM | YÖNSEME
( meyletme eğilim yönseme Bir kimseye veya bir şeye ilgi duyma )
- TEMAYÜL[Ar.] ile/değil TEAMÜL[Ar.]
( Eğilim/yönseme. İLE/DEĞİL Bir yerde öteden beri olagelen davranış. | Tepkime. | Uygulama/pratik. )
- TEMÂYÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= YÖNSEME/EĞİLİM
( Belirli bir amaca ya da sonuca yönelen, etkinliğe dönüşmeyen etki gücü. )
- TEMAYUZ[Ar. < TEMĀYUZ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMAYÜZ
( Başkalarına göre üstün duruma gelme sivrilme seçkinleşme )
- TEMCİD[Ar. < TEMCĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMCİT
( temcit pilavı Recep şaban ve ramazan ayları süresince sabah ezanından sonra minarelerden okunan ve Allah ın yüceliğini belirten dua )
- TEMDİT[Ar. < TEMDĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> UZATMA (TEMDİT PENALTISI)
- TEMDÎT[Ar. TEMDÎD < MEDD] ile/değil/yerine/= UZATMA, SÜRDÜRME | BİR HARFİ UZUN OKUMA | SULANDIRMA
- TEMEDDÜH[Ar. < TEMEDDUḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖVÜNME
- TEMEDDÜN[Ar. < MEDENİYET] ile/değil/yerine/= UYGARLAŞMA | KENTLEŞME
- TEMEDDÜN[Ar. < TEMEDDUN] ile/değil/yerine/=/||/<> UYGARLAŞMA
- TEMEKKÜR[Ar. < MEKR] < HÎLE[Ar.]
- TEMELLUK[Ar. < MELK] ile TEMELLÜK[Ar. < MELK/MÜLK]
( Yaltaklanma, dalkavukluk. İLE Mülk edinme, kendine mâl etme, sahip olma. )
- TEMELLUK[Ar. < TEMELLUK] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMELLÜK
( Kendine mal etme )
- TEMENNA[Ar. < TEMENNĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMENNA
( kandilli temenna yerden temenna Öne doğru eğildikten sonra doğrulurken eli başa götürerek verilen selam )
- TEMENNİ[Ar. < TEMENNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMENNİ
( Bir şeyin gerçekleşmesini dileme dilek )
- TEMENNÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= DİLEME, DİLEK, İSTEK
- TEMENNÎ[Ar.] ile İRÂDE[Ar.]
- TEMENNÎ[Ar.] ile ŞEHVET[Ar.]
- TEMENNİ[Ar.] ile/ve/||/<> TERECCİ[Ar. < RİCÂ]
( Dilek, istek. İLE/VE/||/<> Rica etmek, yalvarmak. | Ummak, umut etmek. )
- TEMERKÜZ[Ar. < MERKEZ] ile/değil/yerine/= MERKEZ TUTMA | TOPLANMA | BİRİKME, YIĞILMA | [kimya] DERİŞME, KOYULAŞMA
- TEMERKUZ[Ar. < TEMERKUZ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMERKÜZ
( temerküz kampı Bir yerde toplanma )
- TEMERRUD[Ar. < TEMERRUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMERRÜT
( temerrüt faizi Dikkafalılık kafa tutma direnme Ek faiz ödememe durumu Herhangi bir sebebe dayanmaksızın borcu ödememekte direnme direnim )
- TEMERRÜT[Ar.] ile/değil/yerine/= DİRENME | EK FAİZ
( Dikkafalılık, kafa tutma, direnme. Herhangi bir sebebe dayanmaksızın borcu ödememekte direnme, direnim. | Ek faiz ödememe durumu. )
- TEMESSÜL[Ar. < MİSL] ile/değil/yerine/= BENZEŞME | ÖZÜMLEME
( Bir biçim ve sûrete girme. | İnsan biçiminde görünme. | Benzeşme. İLE/DEĞİL/YERİNE/= [biyoloji] Özümleme. )
( [not] ... vs./but/= ASSIMILATION )
- TEMESSÜL[Ar. < TEMES̱S̱UL] ile/değil/yerine/=/||/<> BENZEŞME | ÖZÜMLEME
( benzeşme özümleme )
- TEMETTÜ[Ar. < TEMETTUʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> KAZANÇ (TEMETTÜ HİSSESİ)
- TEMEVVÜC[Ar. < MEVC] ile/değil/yerine/= DALGA/LANMA
- TEMEVVÜÇ[Ar. < TEMEVVUC] ile/değil/yerine/=/||/<> DALGALANMA
- TEMEYYÜ'[Ar. < MEY | çoğ. TEMEYYÜÂT] ile TEMEYYÜH[Ar.]
( Sıvı/mâyi durumuna gelme/geçme, cıvıklaşma. İLE Sulanma. )
- TEMEYYÜZ[Ar. < MEYZ]:
HALK ile/ve/||/<> BA'S
( Benzerleri içinde sivrilme, seçilir duruma gelme, kendini gösterme.[< MEYZ: Ayırmak, üstün tutmak.] )
- TEMEYYÜZ[Ar. < TEMEYYUZ] ile/değil/yerine/=/||/<> SİVRİLME
- TEMHÎL[Ar. < MEHL | çoğ. TEMHÎLÂT] ile TEMHÎR[Ar. < MÜHR]
( Zaman ve fırsat verme, sonraya bırakma, mühlet, mehil verme, erteleme. İLE Mühürleme. )
- TEMHÎR[Ar. < MÜHR] ile TE'MÎR[Ar. < EMR]
( Mühürleme. İLE Vali olarak atama. )
- TEMHİR[Ar. < TEMHĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜHÜRLEME
- TEMİN[Ar. < TEʾMĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMİN
( Korkusunu giderme inanç verme Sağlama elde etme gerçekleştirme )
- TEMİN/TEDARİK[Ar.] ile/değil/yerine/= SAĞLAMA/ELDE ETME
( Araştırıp bulma, sağlama, elde etme. | Hazırlık. )
- TEMİNAT[Ar. < TEʾMĪNĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜVENCE (TEMİNAT AKÇESİ, TEMİNAT MEKTUBU, TEMİNAT SENEDİ, GEÇİCİ TEMİNAT, KATİ TEMİNAT, NAKDÎ TEMİNAT)
- TEMÎNÂT[Ar.] ile/değil/yerine/= GÜVENCE
- TEMİZ/PAK[Fars. < PĀK] >< KİRLİ/MÜLEVVES[Ar. < MULEVVES̱]
- TEMKİN[Ar. < TEMKĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMKİN
( Bir işin sonunu düşünerek ölçülü tedbirli davranma )
- TEMKÎN[Ar.] ile İKDÂR[Ar.]
- TEMKÎN[Ar.] ile TEMLÎK[Ar.]
- TEMLİK[Ar. < TEMLĪK] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMLİK
( temlikname Mülk olarak verme Bir hakkın diğer bir kimseye geçirilmesi )
- TEMLİK[Ar.] ile/değil/yerine/= MÜLK OLARAK VERME | BİR HAKKIN, BAŞKA BİRİNE GEÇİRİLMESİ
- TEMLİK/TEMLİK[Ar. < TEMLĪK] ile/||/<> TEMLİKNAME/TEMLİKNAME[Ar. < TEMLĪK + Fars. NĀME]
( temlikname Mülk olarak verme Bir hakkın diğer bir kimseye geçirilmesi )
- TEMLİKNAME[Ar. < TEMLĪK + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMLİKNAME
( Bir hakkın diğer bir kimseye geçirildiğini gösteren belge )
- TEMMUZ[Ar. < TEMMŪZ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMMUZ
( Yılın yedinci ayı orak ayı )
- TEMPERAMENT[İng.] ile/||/<> MİZAÇ[Ar. < MİZÂC]
( Hayvanların çevre etkilerine karşı göstermiş oldukları davranış şekli ahlak huy temperament )
( TEMPERAMENT )
- TEMPLUM[Lat.] ile MÂBED[Ar.]
( Kesmek. İLE Küp. )
- TEMRÎ[Ar.] ile TEMRÎH[Ar.] ile TEMRÎR[Ar. < MÜRR]
( Hurma seven. İLE Hafifçe sürme, uğuşturma. İLE Acılık verme/verilme. )
- TEMRİN[Ar. < TEMRĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> ALIŞTIRMA
- TEMSİL[Ar. < TEMS̱ĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> OYUN | SÖZ GELİŞİ | ÖZÜMLEME
( nispi temsil söz temsili Birinin veya bir topluluğun adına davranma oyun söz gelişi özümleme )
- TEMSİLİ[Ar. < TEMS̱ĪLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMSİLÎ
( temsilî istiare temsilî resim Bir şeyi göz önünde canlandıran temsille ilgili )
- TEMYİZ[Ar. < TEMYĪZ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMİZ
( temiz kâğıdı temiz kalpli temiz kan temiz pak temiz para temiz raporu temiz yürekli bir temiz eli yüzü temiz kalbi temiz yüreği temiz Kirli lekeli pis bulaşık olmayan arı I pak sili II tahir hijyen hijyenik Özenle yapılmış Çok az kullanılmış veya hiç kullanılmamış olan özrü olmayan Ahlakça lekesiz sabıkasız Kirli lekeli bulaşık olmayan bir biçimde )
- TEMYİZ[Ar. < TEMYĪZ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMYİZ
( Ayırt etme Mahkemelerce verilen kararın kanun ve usul yönünden incelenmesini sağlayan yasal yol )
- TENÂFÎ[Ar.] ile TEZÂD[Ar.]
( Aykırılık. İLE Zıtlık. )
- TENÂFÜR-İ HURÛF[Ar.] ile TENÂFÜR-İ KELİMÂT[Ar.]
( Kulağa hoş gelmeyen harflerin birarada bulunması.[nesterenlenmiş vb.] İLE Kulağa hoş gelmeyen sözcüklerin birarada bulunması.[uyumuşmuş vb.] )
- TENAFÜR[Ar. < TENĀFUR] ile/değil/yerine/=/||/<> SES UYUMSUZLUĞU
- TENÂFÜS[Ar. çoğ. TENÂFÜSÂT] ile TENEFFÜS[Ar. < NEFES]
( Kıskanma, haset etme, çekememe. İLE Soluk/nefes alma. | Yorgunluğu gidermek üzere dinlenme. | Okulda ders araları verilen dinlenme. | Tan yerinin ağarması. | Deniz suyunun dalga ile sahile vurması. )
- TENÂKUS[Ar. < NAKS | TENÂKUSÂT] ile TENÂKUZ[Ar. < NAKZ]
( Azalma, eksilme. İLE Çelişme, kişinin bir sözünün öteki sözünü çürütmesi, öteki sözüne uymaması. Karşıtlık, zıddiyet. [bkz. MÜBÂYENET] )
- TENAKUS[Ar. < TENĀḲUṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> EKSİLME
- TENAKUZ[Ar. < TENĀḲUŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇELİŞKİ
- TENÂSSUH[Ar.] ile TENÂSÜH[Ar. < NESH]
( Aklı başına gelme. Öğüt alma/dinleme. İLE Canlılığın sürekliliği inancı. Ölümden sonra yaşamın insandan insana, hayvandan insana ya da insandan hayvana geçmesi inancı. | Mirasçının, mirası almadan önce ölümüyle, miras malın onun mirasçılarına kalması. | Bazı hayvanların kurttan kelebek durumuna dönüşmesi. )
- TENÂSSUR[Ar. < NASRÂN] ile TENÂSUR[Ar. < NASR]
( Hıristiyan olma. İLE Yardımlaşma. )
- TENASUB[Ar. < TENĀSUB] ile/değil/yerine/=/||/<> TENASÜP
( orantı Birbirleriyle ilgili söz veya kavramların dizelerde toplanması sanatı )
- TENASÜH[Ar. < TENĀSUḪ] ile/değil/yerine/=/||/<> RUH GÖÇÜ
- TENÂSÜL-İ BİKRÎ[Ar.], PARTENOJENEZ/PARTHÉNOGÉNÈSHE[Fr.] ile URANISME ile ...
( Eşeysel ilişki olmaksızın gerçekleşen doğum. İLE Eşeysel ilişkiye varmayacak biçimde eril ile erilin sevişmesi. )
- TENÂSÜL[Ar. < NESL] ile TENÂSÜR[Ar.]
( Birbirinden doğup üreme, türeme. İLE Saçılma, serpilme. | Püskürme. )
- TENASÜL[Ar. < TENĀSUL] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜREME
- TENASÜP[Ar.] ile/değil/yerine/= ORANLIK, ORAN/TI, UYMA, YAKIŞMA
( Aralarında uygunluk bulunma. | Birbiriyle ilgili söz ya da kavramların dizelerde toplanması sanatı. )
- TENÂTUH[Ar.] ile/değil/yerine/= SÜSMEK
( Hayvanların boynuzlaşması. )
- TENÂVÜL[Ar. < NEVL] ile TENÂVÜR[Ar.]
( Alıp yeme. İLE İri gövdeli kişi. )
- TENÂZUR[Ar. < NAZAR]/SİMETRİ[Fr./İng.] ile/değil/yerine/= BAKIŞIM
- TENAZUR[Ar. < TENĀẒUR] ile/değil/yerine/=/||/<> BAKIŞIM
- TENBÂL[Ar.] ile TENBEL[Ar.]
( Kısa boylu, bodur. İLE Tembel, üşengeç, ağır davranan. )
- TENBİH[Ar. < TENBĪH] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMBİH
( Bir şeyin belli biçimde ve yolda yapılmasını söyleme bunu üsteleyerek hatırlatma uyarım )
- TENBİHAT[Ar. < TENBĪHĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMBİHAT
( Tembihler uyarılar )
- TENCERE ile HELVAHANE[Ar. Fars.]
( ... İLE Genellikle helva pişirmekte kullanılmış olan, geniş ve az derin tencere. )
- TENCÎS[Ar. < NECÂSET] ile TENCİZ[Ar.]
( Kirletme, pisletme. İLE Sona erdirme; sonuçlandırma. )
- TENEBBÜ'[Ar. < NÜBÜVVET] ile TENEBBÜ'[Ar. < NEBEÂN] ile TENEBBÜH[Ar. < NEBÂHAT]
( Peygamberlik iddiasına kalkışma. İLE Yerden kaynama. İLE Uyanma, uykudan kalkma. | Gafletten kurtulma, kendine gelme, aklını başına toplama. | Uyarım.[Fr. EXCITATION] )
- TENEFFU'[Ar. < NEF | çoğ. TENEFFUÂT] ile TENEFFUH[Ar. < NEFH] ile TENEFFUH[Ar.]
( Yararlanma. İLE Şişme, kabarma. | Urlanma. İLE Boş laflarla gururlanma. )
- TENEFFÜL[Ar.] ile TENEFFÜR[Ar. < NEFRET]
( Nâfile namaz kılma ya da oruç tutma. İLE İğrenme, tiksinme. | [mecaz] Soğuma. )
- TENEFFÜS[Ar. < NEFES]["TENEFÜS" değil!] ile TENEFFÜZ[Ar. < NEFZ]
( Soluk/nefes alma. | Yorgunluğu gidermek üzere dinlenme. | Okulda ders araları verilen dinlenme. | Tan yerinin ağarması. | Deniz suyunun dalga ile sahile vurması. İLE Nüfuzlu, sözü geçer olma. )
- TENEFFUS[Ar. < TENEFFUS] ile/değil/yerine/=/||/<> TENEFFÜS
( teneffüshane teneffüs zili suni teneffüs solunum Temiz hava almak dinlenmek için verilen ara )
- TENEFFUSHANE[Ar. < TENEFFUS + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TENEFFÜSHANE
( Genellikle okullarda ders aralarında dinlenmek için öğrencilerin çıktığı salon veya bahçe )
- TENEKE ile/ve KİLE
( Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac. | Bu sacdan yapılmış olan. | Bu sacdan yapılan, yaklaşık yirmi litre hacmindeki kap. | Bu kabın aldığı miktarda olan.[13-14 kilo alır.]
İLE/VE
Tahıl ölçümlerinde kullanılır. Tenekeden 5 cm. daha kısadır. [10-12 kilo alır.] )
( KEYL[çoğ. EKYÂL]: Ölçme. | Kile ile ölçmek. | Tahıl, hubûbat ölçüsü, ölçek. | KEYLÎ: Kile ile ölçülen. | TEKYÎL[Ar. < KİLE]: Kile ile ölçme. )
( ... ile/ve YÜ [bir kile], FU [kilenin dörtte biri] )
- TENEMMÜL[Ar. < NEML] ile TENEMMÜR[Ar. < NİMR | çoğ. TENEMMÜRÂT]
( Karınca gibi kaynama. | Gövdenin bir tarafının/örgeninin karıncalanması. İLE Kaplanlaşma, kaplan huylu olma. | Birini korkutmak için gümbürtülü ses çıkarma. | Korkutma. )
- TENEŞİR[Fars. < TENŞÜR] ile/ve/||/<> MUSALLA[Ar.] ile/ve/||/<> KATAFALK[Fr. < CATAFALQUE]
( Kırkından sonra azanı, teneşir paklar. )
( Üstünde ölü yıkanılan mermer/kerevet. İLE Namaz kılmaya yarayan, açık yer. | Camilerde, cenaze konulup önünde namaz kılınan yer. İLE Önünden geçilerek kendine saygı gösterilmek istenen ölünün tabutunun konulması için yapılmış yüksek yer. )
- TENESSÜH[Ar.] ile TENEZZÜH[Ar. < NÜZHET]
( Pek güzel, eşsiz, çok az bulunur olma. İLE Gezinti. )
- TENESSÜR[Ar. < NESR] ile TENEŞŞÜR[Ar. < İNTİŞÂR < NEŞR]
( Açılma, serpilme, yayılma. İLE Yayılma, dağıtma. | Üreme. | Gizli bir şeyin, ağızdan ağıza yayılması. | Genelleşme. | [fizik] Ayrılma,[Fr. DISPERSION]. | [kimya] Dağılım, yayınma, difüzyon. )
- TENEVVÜ'[Ar. < NEV | çoğ. TENEVVÜÂT] ile TENEVVÜR[Ar. < NÛR]
( Çeşitlenme, çeşitlilik. İLE Nurlanma, parlama, ışıldama. )
- TENEVVÜ[Ar. < TENEVVUʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇEŞİTLİLİK
- TENEVVÜR[Ar. < TENEVVUR] ile/değil/yerine/=/||/<> AYDINLANMA
- TENEZZÜH[Ar. < TENEZZUH] ile/değil/yerine/=/||/<> GEZİNTİ
- TENEZZUL[Ar. < TENEZZUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TENEZZÜL
( Kendi durumundan daha aşağıdaki bir işi bir durumu kabul etme Alçak gönüllülük gösterme )
- TENFÎS[Ar. < NEFES | çoğ. TENFÎSÂT] ile TENFÎŞ[Ar. çoğ. TENFÎŞÂT] ile TENFÎZ[Ar. < NÜFUZ | çoğ. TENFÎZÂT]
( Soluklandırma/nefeslendirme, soluklandırılma. İLE Pamuk atma, yün ditme. İLE Hükmünü yürütme, nâfiz kılma. )
- TENFİZ[Ar. < TENFĮẔ] ile/değil/yerine/=/||/<> TENFİZ
( Hükmünü yürütme Yabancı mahkemelerin verdikleri hükümleri Türk mahkemelerinin tanıması )
- TENGİS[Ar. < NAGS] ile TENGÎZ[Ar.]
( Hayatını kederli, tasalı kılma. İLE Zindeliğini sarsma, zindeliği sarsılma. )
- TENHİYE[Ar.] ile İZÂLE[Ar.]
- TENKİDÎ[Ar. < TENḲĪDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ELEŞTİREL
- TENKİDİ[Ar.] ile/değil/yerine/= ELEŞTİRİLİ, ELEŞTİRMELİ
- TENKÎH[Ar. < NİKÂH çoğ. TENKÎHÂT] ile TENKİH[Ar. çoğ. TENKİHÂT]
( Nikâh etme/edilme, nikâh kıyma/kıyılma, evlendirme, evlendirilme. İLE Bir şeyin fazla ve gereksiz bölümlerini çıkartıp düzeltme, ayıklama, arıtma. | Hububatın taşını, toprağını ayıklama. | Me'mur maaşlarından indirme. )
- TENKİL[Ar. < TENḲĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TENKİL
( uzaklaştırma Herkese örnek olacak bir ceza verme Düşman veya zararlı kimseleri topluca ortadan kaldırma )
- TENKÎL[Ar. çoğ. TENKÎLÂT] ile TENKÎR[Ar. < NEKR | çoğ. TENKÎRÂT]
( Uzaklaştırma. | Örnek olacak bir ceza verme. | [birini] Tepeleme. İLE Bilinmeyecek, tanınmayacak duruma getirme. | Bir adı, nekre yapma.[Harf-i tarifsiz, elif-lâm'sız kullanma.] )
- TENKİS[Ar. < NÜKS] ile TENKÎS[Ar. < NOKSAN | çoğ. TENKÎSÂT] ile TENKİZ[Ar.]
( Başaşağı etme/edilme. | Boşaltma. İLE Azaltma, kısma, indirme, eksiltme/eksiltilme. İLE Kurtarma. )
- TENKİS[Ar. < TENḲĪṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> EKSİLTME
- TENKİSAT[Ar. < TENḲĪṢĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TENKİSAT
( Eksiltmeler )
- TENKİT[Ar. < NAKT] ile TENKİT[Ar.] ile TENKİD[Ar. < NAKD | çoğ. TENKİDÂT]
( Noktalama. | Tümce içinde, noktalamaları kullanma. İLE Temizleme, fenâsını atma. İLE Bir konuya özgü yazıyı ya da yapıtı, değer bakımından gözden geçirme, eleştirme. )
( ... vs. ... vs. CRITIQUE )
( ... avec ... avec CRITIQUE )
- TENKİT[Ar. < TENḲĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> ELEŞTİRİ | ELEŞTİRİ
( eleştiri eleştiri )
- TENKİT[Ar. < TENḲĪṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> NOKTALAMA
- TENKİT[Ar.] ile/değil/yerine/>< TAKDİR[Ar.]
- TENKİYE[Ar. < TENḲİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TENKİYE
( Anüsten su vererek kalın bağırsağın içini temizleme Bu iş için kullanılan araç )
- TENNUR[Ar. < TENNŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TANDIR
( tandır alevi tandır böreği tandır çorbası tandır çöreği tandır ekmeği tandır kebabı tandırname Yere çukur kazılarak yapılan bir fırın türü Bazı yerlerde kışın ayakları ısıtmak amacıyla alçak bir masanın altına mangal konulup üstüne yorgan örtülerek yapılan düzen )
- TENNURE[Ar. < TENNŪRE] ile/değil/yerine/=/||/<> TENNURE
( Mevlevi dervişlerinin giydiği kolsuz yakasız yırtmaçlı beli kırmalı uzun ve geniş giysi )
- TENNURNAME[Ar. < TENNŪR + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TANDIRNAME
( Tandır başında oturulurken söylenen veya okunan masal Bilgisiz kimselerin inandığı saçma fikirler ve bu fikirlerin yazıldığı sanılan kitap )
- TENSÎK[Ar. < NESAK] ile/değil/yerine/= DÜZENLEME, DÜZELTME, YOLUNA KOYMA
- TENSİK[Ar. < TENSĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TENSİK
( Düzenleme düzeltme yoluna koyma )
- TENSİKAT[Ar. < TENSĪḲĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TENSİKAT
( Düzen vermeler düzenlemeler Bir iş yerinde kadro düzenlemeleri )
- TENSİL[Ar. < TENSĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TENSİL
( tensil sahası Ağacın düşen yapraklarını toplayıp dibine gömme )
- TENSİP[Ar. < TENSĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> YARAŞTIRMA
- TENSİP[Ar.] ile/değil/yerine/= UYGUN BULMA, YARAŞTIRMA
- TENSÎR[Ar. < NESR] ile TENSÎR[Ar. < NASRÂN]
( Saçma, serpme. | Nazmı, nesre dönüştürme. İLE Birini Hristiyan yapma. )
- TENVİR[Ar. < TENVĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TENVİR
( aydınlatma Bilgi verme aydınlatma )
- TENVİR[Ar.] ile/değil/yerine/= AYDINLATMA | BİLGİ VERME
- TENVİRAT[Ar. < TENVĪRĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TENVİRAT
( Aydınlatmalar )
- TENYA ile/ve ZÂT-ÜL-HUFEYRE-İ RE'S[Ar.]
( ... İLE/VE Uzunluğu 20 m. kadar olan bir çşit tenya, şerit. )
- TENZİH[Ar. < TENZĪH] ile/değil/yerine/=/||/<> TENZİH
( Kusur ve günahlardan temiz olduğunu söyleme Allah ın bütün kusurlardan eksikliklerden uzak bulunduğuna inanma ve bunu dille söyleme )
- TENZİHEN[Ar. < TENZĮHEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TENZİHEN
( Tenzih ederek tenzih etmek yoluyla )
- TENZİHİ[Ar. < TENZĮHĮ] ile/değil/yerine/=/||/<> TENZİHÎ
( Tenzihle ilgili )
- TENZÎL[Ar. < NÜZÛL | çoğ. TENZİLÂT] ile TENZÎR[Ar.]
( İndirme, azaltma, aşağı düşürme. | Kur'ân-ı Kerîm. İLE Kötü bir haber vererek korkutma. )
- TENZİL[Ar. < TENZĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> İNDİRME | AŞAĞILAMA
( tenzilirütbe indirme aşağılama )
- TENZİL[Ar.] ile TENZİH[Ar.]
( İndirme. İLE İndirgeme/benzetme. )
- TENZİLAT[Ar. < TENZĪLĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> İNDİRİM
- TENZİLİRÜTBE[Ar. < TENZĪL + RUTBE] ile/değil/yerine/=/||/<> RÜTBE İNDİRİMİ
- TEPE ile BECRÂ'[Ar.]
( ... İLE Yüksek yer. )
- TEPHİR[Ar.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞ(TIR)MA | BUĞULAMA
- TEPHİRHANE[Ar. < TEBḪĪR + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> BUĞUEVİ
- TERÂHÎ[Ar. < RAHVET] ile TERÂ'İ[Ar.]
( Gevşetme. Bir işte gevşeklik gösterme. | Geri çekilme, geri durma. | Gecikme. İLE Otlama, çayıra çıkma. )
- TERAKKİ[Ar. < TERAḲḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TERAKKİ
( İlerleme yükselme gelişme ilerleme )
- TERAKKİPERVER[Ar. + Fars.] ile/değil/yerine/= İLERİCİ
- TERAKKİPERVER[Ar. < TERAḲḲĪ + Fars. -PERVER] ile/değil/yerine/=/||/<> İLERİCİ
- TERÂKKUS[Ar. < RAKS] ile TERÂKUS[Ar. < RAKS]
( Durmadan, aşağı inip yukarı çıkma. | Dans etme. İLE Dans etme. [bkz. TELÂUB] )
- TERÂKÜM[Ar. < RÜKM] ile/değil/yerine/= BİRİKME, YIĞILMA, TOPLANMA
- TERAKÜM[Ar. < TERĀKUM] ile/değil/yerine/=/||/<> BİRİKME
- TERAVİH[Ar. < TERĀVĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> TERAVİH
( teravih namazı Ramazan ayı boyunca yatsı namazından sonra kılınan namaz teravih namazı )
- TERAZİ ile KABBÂN[Ar.] (KEPAN[Fars.])
( ... İLE Büyük terazi. )
- TERBİ[Ar. < TERBİʿ] ile/||/<> ...
( Divan edebiyatı terimi Bir gazelin her beytine ikişer dize katma )
- TERBİ[Ar. < TERBĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> DÖRDÜN | DÖRTLEME
( dördün dörtleme )
- TERBİYE[Ar. < TERBİYE] ile/||/<> ...
( Dizgin Senirkent Isparta Amasya Yenikent Aksaray Niğde Anadolu ağızlarında da terbiye olarak kullanılır tirbiye koşum at takımı Arapçadan alınmıştır Arapça tarbiya öğretim yetiştirme Moğolca delbegen dizgin biçiminden geldiği yolundaki açıklamalar yanlıştır Bununla birlikte ağızlarda yulara takılan ip veya zincir olarak kullanılan çılbır da Moğolcadan kalma bir alıntıdır )
- TERBİYE[Ar. < TERBİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> EĞİTİM | GÖRGÜ
( beden terbiyesi eğitim görgü Bazı yemeklerin suyunu türlü yollarla koyulaştırma Eti pişirmeden önce çeşitli baharatlar yağ salça vb şeyler içinde bir süre bekletme Hayvanı alıştırma )
- TERBİYE[Ar.] ile/ve/||/<>/> TERCİH[Ar.]
- TERBİYEVİ[Ar. < TERBİYEVĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> EĞİTİMSEL
- TERCÎ'[Ar. < RÜCÛ | çoğ. TERCÎÂT] ile TERCİH[Ar. < RÜCHÂN | çoğ. TERCÎHÂT]
( Geri çevirme, döndürme. | Tekrarlama. İLE Üstün tutma, daha çok beğenme. )
- TERCİBEND[Ar. < TERCĪʿ + Fars. BEND] ile/değil/yerine/=/||/<> TERCİİBENT
( Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda tekrarlanan bir beyit bulunan manzume biçimi )
- TERCİH[Ar. < TERCĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> YEĞLEME
- TERCİHANE[Ar. < TERCİʿ + FARS. < HÂNE] ile/||/<> TERKİPHANE
( Terci-i bendin bağlamlarından her biri. @@ (Divan edebiyatı terimi) Tercii bentlerde bentlerin her biri. )
(1996'dan beri)