Bugün[09 Temmuz 2026]
itibarı ile 17.113 başlık/FaRk ile birlikte,
17.113 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(60/70)


- TAHSÎN[Ar. < HÜSN | çoğ. TAHSÎNÂT] ile TAHSÎN[Ar. < HISN] ile TAHZİN[Ar.]

( Güzel bulup takdir etme, beğenip alkışlama. | Güzelleştirme, güzel kılma. İLE Kale gibi sağlamlaştırma. İLE ... )


- TAHSİN[Ar. < TAḤSĮN] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHSİN

( Güzel bulup takdir etme Aferin bravo )


- TAHSÎN[Ar.] ile TASHÎN[Ar. < SAHN]

( ... İLE Sahneye koyma, sahnede oynanacak şekle koyma. )


- TAHSÎR[Ar. < HASRET] ile TAHSÎR[Ar. < HASÂR] ile TAHZÎR[Ar.]

( Özlem duyma, duydurma. İLE Zarara uğratma. İLE ... )


- TAHSİS[Ar. < TAḪṢĪṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHSİS

( Bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma )


- TAHSÎS[Ar.] ile NESH[Ar.]


- TAHSİSAT[Ar. < TAḪṢĪṢĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHSİSAT

( tahsisatımesture ek tahsisat Bir iş için ayrılmış para Bir kimseye bir kuruluş veya topluluğa ayrılmış para ödenek )


- TAHSİSATIMESTURE[Ar. < TAḪṢĪṢĀT + MESTŪRE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖRTÜLÜ ÖDENEK


- TAHSİSEN[Ar. < TAḪṢĮṢEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHSİSEN

( Tahsis yoluyla özellikle )


- TAHŞİYE[Ar. < HAŞY] ile TAHŞİYE[Ar. < HAŞYET]

( Hâşiye yazma. | Dipnot yazma, çıkma yapma. İLE Ürperme, ürpertilme. )


- TAHŞİYE[Ar. < TAḤŞİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHŞİYE

( Dipnot yazma çıkma yapma )


- TAHTA[Fars.] ile AHŞAP[Ar.]

( Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. | Bu ağaçtan yapılmış olan. | Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. | Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. | Kara tahta. | Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. İLE Ağaçtan, tahtadan yapılmış. | Ağaçtan, tahtadan yapılmış nesne. )


- TAHTAKALE[Ar. < TAHT el-KALÂ] ile ...

( Kalenin/surun altı. )


- TAHTELBAHİR[Ar. < TAḤT + BAḤR] ile/değil/yerine/=/||/<> DENİZALTI


- TAHTEREVALLİ[Ar.]/ÇÖĞÜNCEK ile/değil/yerine/= TAHTIREVAN[Fars.]

( İki ucuna, birer kişi oturup karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan, ortasından bir yere dayalı tahta ya da metal araç. İLE Omuzda götürülen, üstü örtülü, insan taşınan araç. )


- TAHTEŞŞUUR[Ar. < TAḤTE'Ş-ŞUʿŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLİNÇALTI


- TAHTEŞŞUUR[Ar.] ile/değil/yerine/= BİLİNÇALTI


- TAHVÎF[Ar.] ile İNZÂR[Ar.]


- TAHVİL[Ar. < TAḤVĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHVİL

( devlet tahvili Devletin veya özel bir kuruluşun ödünç para almak için çıkardığı değişik dönemlerde belirli oranlarda faiz getiren yazılı senet obligasyon Değiştirme çevirme döndürme dönüştürme )


- TAHVİL[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇEVRİL


- TAHVÎL[Ar.] ile TEMVÎL[Ar.]


- TAHVİL/TAHVİL[Ar. < TAḤVĪL] ile/||/<> TAHVİLAT/TAHVİLAT[Ar. < TAḤVĪLĀT]

( devlet tahvili Devletin veya özel bir kuruluşun ödünç para almak için çıkardığı değişik dönemlerde belirli oranlarda faiz getiren yazılı senet obligasyon Değiştirme çevirme döndürme dönüştürme )


- TAHVİLAT[Ar. < TAḤVĪLĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHVİLAT

( Tahviller )


- TAHYÎL[Ar. < HAYÂL | çoğ. TAHYÎLÂT] ile TAHYÎR[Ar. < HAYR | çoğ. TAHYÎRÂT]

( Akla/fikre getirme/getirilme. İLE Birini, iki şey arasından birini tercih etmek durumunda bırakma, istediğini tercih etmeyi teklif etme. )


- TAHZÎB[Ar. < HİZB] ile TAHZÎB[Ar. < HİZAB]

( Takım takım toplama. İLE Saç/sakal boyama. )


- TAHZÎL[Ar.] ile TAHSÎL[Ar. < HUSÛL] ile TAHZÎR[Ar.]

( Alçaltma, bayağılaştırma. İLE Ele geçme/geçirilme, hâsıl etme. | Vergi toplama. | İlim öğrenme. İLE ... )


- TAHZÎN[Ar. < HÜZN] ile TAHZÎN[Ar.] ile TAHSÎN[Ar.]

( Kederlendirme, tasalandırma. | Hazin hazin Kur'an-ı Kerîm okuma. İLE Hazinede saklama. İLE ... )


- TAHZÎR[Ar.] ile TAHZÎR[Ar.] ile TAHZÎR[Ar. < HAZER | çoğ. TAHZÎRÂT]

( Hazırlama. | İlâç hazırlama. | Yeşillendirme, yeşil renk verme. İLE Önleme, men etme. İLE Sakındırma. | Men etme. )


- TÂÎ[Ar.] ile Tâî[Ar.]

( T harfine ait, T ile ilgili. İLE Tayy boyundan olan, Tayy boyuna ait, onunla ilgili. )


- TÂİB[Ar. < TEVBE] ile TAYYİB/E[Ar.]


- TAİFE[Ar. < ṬĀʾİFE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAYFA

( Gemide türlü işlerde çalıştırılan sefer işçisi uşak Bu sefer işçilerinin topluluğu Zeytin toplayan işçi Bir adamın yanında bulunan yardakçılar koşuntu )


- TÂİL[Ar.] ile TÂİR[Ar. < TAYERÂN]

( Yarar. İLE Uçucu, uçan. | Kuş. )


- TAK[Ar. < ṬĀḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAK

( takızafer zafer takı Millî bayramlarda veya önemli bir olayı anmak için düzenlenen şenliklerde geçit yapılacak caddelere geçici olarak kurulan yazılar ve çiçeklerle süslenen kemer Yapılarda kemer veya yarım daire biçimindeki kapı veya pencere üstü kubbe )


- TÂK[Ar. çoğ. TÂKAT, ETVÂK, TÎKAN] ile TÂK[Ar.]

( Bina kemeri. | Yarım daire biçiminde kapı ve pencere üstü. | Kubbe, künbet. İLE Asma, üzüm kütüğü. )


- TAK ile/||/<> TAK[Ar. < ṬÂK]

( Anıt olarak yapılan ya da şenliklerde yer yer caddelerde kurulan türlü süslerle donatılmış kemer Mimarlık Şenliklerde caddelere kurulan kemer a yengi takı )

( ARC )

( ARCUS )


- TÂKA[Ar.] ile TÂKA/TÂKAT[Ar. < TÂK] ile TAKA[Ar.]

( Kubbeli mahfe. | Pencere. İLE Güç, kuvvet. | Taklar. | Güçler, tâkatler. İLE Duvarın içindeki kapaksız dolap. | Doğu Karadeniz bölgesine özgü yelkenli bir tür kıyı teknesi. | Bozuk, zor çalışan ya da eski kara taşıtları için kullanılan bir söz. )


- TAKADDÜM[Ar. < TAḲADDUM] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖNCELİK


- TAKADDÜM[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖNCELİK


- TAKALLÜS[Ar. < TAḲALLUṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> KASILMA


- TAKALLÜS[Ar.] ile/değil/yerine/= KASILMA


- TAKARRUB[Ar. < TAḲARRUB] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKARRÜP

( Yakınlaşma yaklaşma yanaşma )


- TAKARRÜP[Ar.] ile/değil/yerine/= YAKINLAŞMA/YAKLAŞMA/YANAŞMA


- TAKARRUR[Ar. < TAḲARRUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKARRÜR

( Bir yerde karar kılma yerleşme Karar verilme )


- TAKARRÜR[Ar.] ile/değil/yerine/= KARAR VERME

( Bir yerde karar kılma, yerleşme. | Karar verilme. )


- TAKAS[Ar.]/CLEARING[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞTOKUŞ/DEĞİŞİM


- TAKAS ile/||/<> TAKAS[Ar. < TAKÂṢṢ]

( 1 Malın malla değişimi 2 İki ülke arasında olmak üzere dışsatım ve dışalımı yapılan mal hizmet veya teknoloji aktarımı bedelinin kısmen veya tamamen mal hizmet teknoloji aktarımıyla ödenmesi 3 swap Bir tarafın sahip olduğu varlık veya yükümlülükleri diğer tarafın sahip olduğu varlık veya yükümlülüklerle değiştirmesine dayanan finansal sözleşme getirgötür değişim )

( BARTER )


- TAKASS[Ar. < TAḲĀṢṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKAS

( değişim İki ülke arasında yapılan alışverişin karşılıklı olarak malla ödenmesi )


- TAKAŞŞU'/TEKAŞŞU'[Ar. < KAŞ] ile TAKAŞŞUR[Ar. < KIŞR]

( Balgam çıkarma. İLE Kabuklanma, kabuk atma. )


- TAKAT[Ar. < ṬĀḲAT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKAT

( takat sınırı Vücuttaki iş yapabilme başarabilme gücü derman hâl mecal )


- TAKATTUR[Ar. < KATR, KUTÛR, KATARAN] ile TAKATUR/TEKATUR[Ar. < KATRE]["ka" uzun okunur]

( Damlama, damla damla akma. İLE ... )


- TAKAYYUD[Ar. < TAḲAYYUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKAYYÜT

( bağlanma Üstüne düşme özen gösterme )


- TAKAYYUH/TEKAYYUH[Ar. < KAYH] ile TAKAYYÜ'[Ar.]

( İrinlenme. İLE Kusar gibi olup kusamama. )


- TAKAYYÜT[Ar.] ile/değil/yerine/= BAĞLI OLMA

( Bağlı olma, bağlanma. | Üstüne düşme, özen gösterme. )


- TAKAZA[Ar. < TAḲĀŻĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKAZA

( azarlama Başa kakma )


- TAKBİH[Ar. < TAḲBĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKBİH

( Çirkin görme beğenmeme kınama )


- TAKBİH[Ar.] ile/değil/yerine/= KINAMA

( Çirkin görme, beğenmeme. | Kınama. )


- TAKDİM-TEHİR[Ar.]/METATEZ[Fr. < Yun.] ile/değil/yerine/= GÖÇÜŞME

( Bir sözcük ya da rakamlar içinde, birbirini izleyen iki sesbirimin/rakamın yer değiştirmesi. [Türkçe'de, daha çok, r ya da l ünsüzünün bulunduğu sözcüklerde, birinci hecenin başındaki ses, birbirinin yerine geçer. Kibrit > kirbit, çömlek > çölmek] )


- TAKDİM[Ar. < TAḲDĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> TANITMA | TANIŞTIRMA

( takdim tehir Bir şeyi karşılıksız olarak birine verme tanıtma tanıştırma Öne alma önceye alma )


- TAKDİM[Ar.] ile/değil/yerine/= TANITMA

( Bir şeyi, karşılıksız olarak birine verme, sunma. | Tanıtma, tanıştırma. | Öne alma, önceye alma. )


- TAKDİR[Ar. < TAḲDĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKDİR

( takdir hakkı takdiriilahi takdirname takdir yetkisi ezelî takdir Beğenip belirtme değer verme beğeni Bir şeyin değerini önemini gerekliliğini anlama takdirname Değer biçme )


- TAKDİR[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GERİBİLDİRİM


- TAKDİRİİLAHİ[Ar. < TAḲDĪR + İLĀHĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YAZGI


- TAKDİRKAR[Ar. < TAḲDĪR + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKDİRKÂR

( Takdir eden beğenen )


- TAKDİRNAME[Ar. < TAḲDĪR + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKDİRNAME

( Yapılan bir işin beğenildiğini belirtmek amacıyla verilen yazılı belge takdir Okullarda belli bir başarı düzeyinin üzerine çıkan öğrenciye karnesiyle birlikte verilen belge takdir )


- TAKDİS[Ar. < TAḲDĪS] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKDİS

( Kutsal sayma kutsama )


- TAKDİS[Ar.] ile/değil/yerine/= KUTSAMAK


- TAKI | SORUMLULUK | SIKINTI | AĞIRBAŞLILIK/AĞIRLIK ile/||/<> ÇOKLUK | YOĞUNLUK/KESAFET[Ar. < KES̱ĀFET] ile/||/<> YOĞUN | SIK/KESİF[Ar. < KES̱ĪF] ile/||/<> TOPLANMA | YOĞUNLAŞMA/TEKÂSÜF[Ar. < TEKĀS̱UF] ile/||/<> YOĞUNLUK | AĞIRLIK/GRAVİTE[İng. < GRAVITY]

( ağırlık çalışması ağırlık merkezi ağırlık yitimi başağırlık gramağırlık horoz ağırlık kilogramağırlık orta ağırlık özgül ağırlık sinek ağırlık tüy ağırlık atom ağırlığı el ağırlığı Ağır olma durumu tartı Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer Sıkıcı bunaltıcı iç karartıcı durum Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum takı sorumluluk Bir kimse bir grup vb nin toplum içinde etkisinin fazla olması durumu Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan kalın sıkıntı ağırbaşlılık Değerli olma durumu Uyuşukluk ve gevşeklik durumu Orduda bir birliğin cephane yiyecek ve eşya yükleri Yer çekiminin bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke gravite Güreş boks halter judo vb spor dallarında sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori sıklet )


- TAKÎ[Ar.] ile MUTTAKÎ[Ar.] ile MÜ'MİN[Ar.]


- TAKİB[Ar. < TAʿḲĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKİP

( yakın takip temas takibi Yetişmek yakalamak veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitme izleme Ardınca gitme veya gelme kovuşturma İzinden gitme izleme Geri çekilmekte olan düşmanı yok etmek için yapılan hareket )


- TAKİBAT[Ar. < TAʿḲĪBĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> KOVUŞTURMA


- TAKİBEN[Ar.] ile TAKRİBEN[Ar.]


- TAKİM[Ar. < TAʿḲĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKİM

( Verimsiz duruma getirme sonuçsuz bırakma kısırlaştırma Mikrobundan arıtma )


- TAKİM[Ar.] ile TAKİMETRE[Fr. TACHYMETRE]

( Verimsiz duruma getirme, sonuçsuz bırakma, kısırlaştırma. | Mikrobundan arıtma. İLE Hareket durumundaki bir nesnenin hızını ölçmeye yarayan aygıt. )


- TAKİYE[Ar. < ṬĀḲİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKKE

( İnce kumaştan dikilmiş veya ipten örülmüş çoğunlukla yarım küre biçiminde başlık Yarım küre biçimindeki kubbenin üst bölümü )


- TAKİYYE[Ar. < TAḲİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKİYE

( Mezhep belirtmeme gizleme Olduğundan farklı görünme Sakınma çekinme )


- TAKIYYE[Ar.] ile TAKIYYE[Ar.]

( Sakınma, çekinme. | Birinin, bağlı olduğu mezhebi gizlemesi. İLE Takke. )


- TAKIZAFER[Ar. < ṬĀḲ + ẒAFER] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAFER TAKI


- TAKLİB[Ar. < TAḲLĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKLİP

( döndürme Bir şeyin biçim ve kalıbını değiştirme )


- TAKLİD[Ar. < TAḲLĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKLİT

( taklit mobilya tabiat taklidi Belli bir örneğe benzemeye veya benzetmeye çalışma öykünme Birinin davranışlarını konuşmasını tekrarlayarak eğlenme Benzetilerek yapılmış şey imitasyon )


- TAKLİD[Ar.] ile/değil/yerine TAKYİD[Ar.]


- TAKLÎD[Ar.] ile TENHÎT[Ar.]


- TAKLİD[Ar.] ve/<>/= TEZAD[Ar.]


- TAKLÎD[Ar.] ile ZANN[Ar.]


- TAKLÎDEN[Ar.] ile TAKLÎDÎ[Ar.]

( Tıpkısını, benzerini yaparak. | Gülünç tarafını belirterek. İLE Taklitle yapılan.[SAVT-İ TAKLÎDÎ | Fr. ONOMATOPÉE] )


- TAKLİDİ[Ar. < TAḲLĪDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKLİDÎ

( taklidî kelime Taklit yoluyla yapılan )


- TAKLİP[Ar.] ile/değil/yerine/= DÖNDÜRME, ÇEVİRME

( Döndürme, çevirme. | Bir şeyin biçim ve kalıbını değiştirme. )


- TAKLİT[Ar. < TAKLİD] ile/değil/yerine/>< ASIL[Ar. < ASL]

( Bir şeyin en ileri zıddı, taklididir. )

( Belirli bir örneğe benzemeye ya da benzetmeye çalışma, öykünme. | Birinin davranışlarını, konuşmasını tekrarlayarak eğlenme. | Benzetilerek yapılmış şey, imitasyon. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bir şeyin kendi, örnek, kopya karşıtı. | Kök, köken, kaynak. | Gerçeklik. | Soy, nesep. | Gerçek, esas. | Bir şeyin temelini oluşturan, ana. | Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. | Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. | Gerçekten, gerçek olarak. )


- TAKLİT[Ar.] ile/ve/<> TAGŞÎŞ[Ar.]


- TAKLİT/İMİTASYON[Fr. < IMITATION] ile/||/<> TAKLİTÇİ/MUKALLİT[Ar. < MUḲALLİD]


- TAKMA AD/MAHLAS/MÜSTEÂR[Ar. < ÂRİYYET]/NICK NAME[İng.] ile/ve AYANÎ

( ... İLE/VE Divan Şiiri'nde takma ad. )


- TAKNÎ[Ar.]/KODİFİKASYON[İng. < CODIFICATION] ile/değil/yerine/= YASALAŞTIRMA


- TAKRİBEN[Ar. < TAḲRĪBEN] ile/değil/yerine/=/||/<> AŞAĞI YUKARI


- TAKRİBÎ[Ar. < TAḲRĪBĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YAKLAŞIK


- TAKRİP[Ar. < TAḲRĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> YAKLAŞTIRMA


- TAKRİR[Ar. < TAḲRĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKRİR

( Belli bir yere yerleştirme orada bulundurma Sözle anlatma ifade etme önerge Tapu dairesinde taşınmaz malını başkasına sattığını veya ipotek ettiğini söyleme )


- TAKRÎZ[Ar. < KARZ] ile TAKRÎZ[Ar.]

( Ödünç verme. | Bir kitabın başına konulmak üzere tanınmış bir kişiden istenilen takdim ve takdir yazısı. İLE Bir kitabı tenkid etme. )


- TAKRİZ[Ar. < TAḲRĪŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKRİZ

( Hakkında yazı yazarak bir eseri övme Bir eserin başına konulan yetkili bir kimsenin yazdığı övücü tanıtma yazısı beğence )


- TAKSİM[Ar. < TAḲSĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> PAYLAŞTIRMA | BÖLÜ

( Allah taksimi kul taksimi paylaştırma bölü Klasik Türk müziğinde faslın başında ve ortasında çalgıcının doğaçlama yöntemiyle çaldığı müzik )


- TAKSİM[Ar.] ile/ve/||/<>/> SEBİL[Ar.]


- TAKSİMAT[Ar. < TAḲSĪMĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKSİMAT

( Bölme bölüştürme işleri Bölüntüler )


- TAKSİR[Ar. < TAḲṢĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> KISALTMA | KISALTIM

( kısaltma kısaltım Kusurda bulunma Dikkatsizlik tedbirsizlik meslekte acemilik veya düzene buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu )


- TAKSİR[Ar.] ile/değil/yerine/= HATA

( Kısaltma, kısma. | Kusurda bulunma. | Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik ya da düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu. )


- TAKSİRAT[Ar. < TAḲṢĪRĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKSİRAT

( Kusurlar suçlar )


- TAKSİRAT[Ar.] ile/değil/yerine/= HATALAR


- TAKSİT[Ar. < TAḲSĪṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKSİT

( taksit taksit Bir borcun belli zamanlarda ödenmesi gerekli olan parçalarından her biri )


- TAKTİ[Ar. < TAḲṬĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKTİ

( Bir şeyi kesme parçalama Aruz ölçüsünde bir dizeyi ölçünün parçalarına göre ayırma )


- TAKTİ/TAKTİ[Ar. < TAḲṬĪʿ] ile/||/<> ZİHAF/ZİHAF[Ar. < ZİḤĀF]

( Bir şeyi kesme parçalama Aruz ölçüsünde bir dizeyi ölçünün parçalarına göre ayırma )


- TAKTÎR[Ar. < KAT, KUTUR, KATARÂN | çoğ. TAKTÎRÂT] ile/değil/< TAKDÎR[Ar. < KADER | çoğ. TAKDÎRÂT]

( Damla damla akıtma, dökülme, damlama. | Damıtma, inbikten çekme. İLE Beğenme, değer biçme, değer verme/verilme. | Değerini/önemini anlama. | Ezelde Allah'ın olmasını istediği şeyler. )


- TAKTİR[Ar. < TAḲṬĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> DAMITMA


- TAKUNYA[Yun. TAKOUNI] ile/ve NALIN[Ar.]

( Tahta terlik. İLE/VE Takunyanın yüksek olanı. )

( [kökeni/etimolojisi] Tiyatrolarda giyilen üstten bağlı tahta ayakkabı. Anadolu Türkçesi'ne, Anadolu'da konuşulan, Rumca'dan halk söyleyişiyle geçmiştir. )

( SANDALE DE BOIS avec/et ... )

( HOLZPANTOFFEL(ağaç terlik) mit/und ... )

( SOCCULUS(< SOCCUS) cum/et ... )

( ZOCCOLO con/e ... )


- TAKVA[Ar. < TAḲVĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKVA

( Allah korkusu ile onun yasakladığı şeylerden günah ve haram olması ihtimali bulunan şüpheli durumlardan gereksiz şeylerden korunma züht )


- TAKVÂ[Ar. < VİKAYE] ile/ve VERA'[Ar.] ile/ve ZÜHD

( Sakınma - Korunma - Ümit. İLE/VE Şüpheliyi uzakta tutmak. İLE/VE Şüpheli olma olasılığı ile mübâhların çoğunu terk etmek. )

( Haramlardan sakınma/ittikâ. İLE/VE Şüphelilerden sakınma/ittikâ. İLE/VE Mübâhları terk. )

( Tevâzû. İLE/VE Mahviyet. İLE/VE ... )

( Dinin yasak ettiği şeylerden kaçınma. | Belirli olan şeyin yanından geçmemek. | Günahlara direnç kazanmak. İLE Haramdan kaçınma. )

( TAKVA: Yolculuk azığı. )


- TAKVÂ[Ar.] ile/||/<> VERÂ[Ar.] ile/||/<> ZÜHD[Ar.]


- TAKVİM[Ar. < TAḲVĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKVİM

( hicri takvim kamerî takvim miladi takvim Rumi takvim ay gün takvimi ay takvimi cep takvimi duvar takvimi Gregoryan takvimi güneş takvimi kamer takvimi masa takvimi Yahudi takvimi Zamanı yıllara aylara ve günlere ayıran yöntem Bir yılın günlerini aylarını sayılı günlerini gösteren değişik biçimlerde yapılmış çizelge veya defter Yapılacak bir işin türlü evrelerini zamana bağlı olarak gösteren program )


- TAKVİM[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖYDEM


- TAKVİM ile/||/<> TAKVİM[Ar. < TAKVİM]

( Zaman akışını gökbilim açısından gün hafta ay ve yıl olmak üzere aralıklara ayıran bunları belirleyip saptayan düzen astronomi )

( CALENDAR )

( CALENDRIER )

( KALENDER )


- TAKVİYE[Ar. < TAḲVİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> SAĞLAMLAŞTIRMA | EK

( sağlamlaştırma Yardımcı kuvvet destek ek )


- TAKYİT[Ar. < TAḲYĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> KAYITLAMA


- TAL'Î[Ar.] ile/>< TÂLİ'[Ar. < TULÛ] ile/>< TÂLÎ[Ar. < TÜLÜVV] ile/>< TÂLİH[Ar. < SÂLİH]

( Çiçek tozuna ait, çiçektozu ile ilgili. İLE Hedefin arkasına düşen ok. | Doğan, tulû eden. | Tâlih, kısmet, baht. İLE Sonradan gelen, bir şeyin arkası sıra giden. | İkinci derecede olan. | Kur'ân okuyan. | [mantıkta] Sonurtu.[Fr. CONSÉQUENT] İLE Yaramaz, yararsız. )


- TAL[Fr. THALLE] ile TÂL[Ar.]

( Kök, sap ve yaprak biçiminde farklılaşmamış bir bitkinin, yaşama ve büyüme örgeni. | Çiçeklerin üreme örgeni olan sarı toz. İLE Zil.[parmaklara takılan] | Gümüş ya da bakır tepsi. )


- TALAK[Ar. < ṬALĀḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TALAK

( talakıselase Evliliğin sona ermesi erkeğin karısını boşaması )


- TALAKAT[Ar. < ṬALĀḲAT] ile/değil/yerine/=/||/<> TALAKAT

( Kolayca düzgün söz söyleme durumu )


- TALAKSELASE[Ar. < ṬALĀḲ + S̱ELĀS̱E] ile/değil/yerine/=/||/<> TALAKISELASE

( Mecelle ye göre kocanın ayrı ayrı üç kez veya bir arada üç kez karısını boşadığını bildirmesiyle gerçekleşen boşanma )


- TALAN[Fars.]/İHTİKÂR[Ar.]/ÇAPUL/PLAÇKA[< Arnavutça] ile/değil/yerine/= YAĞMA/VURGUN


- TALEB[Ar. < ṬALEB] ile/değil/yerine/=/||/<> TALEP

( talepname arz talep efektif talep Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme istek )


- TALEB[Ar.] ile BAHS[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile İKTİZÂ'[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile İLTİMÂS[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile MUHÂVELE[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile RAVM[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile SUÂL[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile TALÂB[Ar.]

( İsteme/istenme, dileme. | İstek. İLE Göl, büyük havuz. )


- TALEBE[Ar. < ṬALEBE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖĞRENCİ (TALEBE YURDU)


- TALEBE[Ar.]/ŞAKİRT/ŞAKİRD[Fars.] ile/değil/yerine/= ÖĞRENCİ


- TALEBNAME[Ar. < ṬALEB + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TALEPNAME

( İstek bildiren belge )


- TALEL[Ar.] ile CESED[Ar.]


- TALEPKÂR[Ar. < ṬALEB + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> İSTEKLİ


- TALEPNÂME[Ar.] ile/değil/yerine/= İSTEMBELGE


- TALİ[Ar. < TĀLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> İKİNCİL (TALİ BAYİ, TALİ YOL)


- TALİB[Ar. < ṬĀLİB] ile/değil/yerine/=/||/<> TALİP

( İsteyen talep eden istekli olan kimse Genellikle evlenmek isteyen ve bu isteğini evleneceği kimseye bildiren erkek )


- TALİH[Ar. < ṬĀLİʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> BAHT (TALİH KUŞU, TALİH OYUNU, KARA TALİH, KÖR TALİH)


- TALİK[Ar. < TAʿLİK] ile/||/<> ... | SÜLÜS

( Sülüsün sağdan sola doğru eğim kazanmış kuyruk bölümü daha uzamış biçimine verilen ad sülüs )


- TALİK[Ar. < TAʿLĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> ASMA | ERTELEME

( Arap alfabesinde geliştirilen yatık olarak yazılan yazı türlerinden biri Bu tür yazı ile yazılmış asma I Bir işin yapılmasını herhangi bir şarta bağlı tutma erteleme )


- TÂLİK[Ar. TA'LİK < ALAK] ile TÂLİK[Ar. TA'LİK] ile TALİKA[Bulg. TALİGA < Mac.] ile TÂLİK'UT TÂLİK(ÂT)[Ar.]

( Asma, asılma. | Bir koşul ile bağlama, bir konuyu başka bir konuya bağlı kılma. | Belirli bir zamana bırakma, geciktirme, erteleme. İLE Îran'da XI. ve XII. yüzyılda tevkî ve rikā' yazılarından geliştirilmiş bir yazı çeşidi.[Türkçe'de nestâlik yazıya da tâlik denmiştir.] İLE Dört tekerlekli, üstü kapalı bir çeşit hafif at arabası. İLE Bir kitabın bazı yerlerini açıklamak ve eleştirmek amacıyla sayfa kenarlarına konan ya da ayrıca bir risâle biçiminde yazılan notlar. )


- TALÎK[Ar.] ile TA'LÎK[Ar. < ALAK | çoğ. TÂ'LÎKAT]

( Güleryüzlü. | Düzgün söz söyleyen. İLE Asma/asılma. | Bir şeye bağlı gösterme. | Geciktirme, askıda bırakma/bırakılma. | Belirli bir zamana bırakma, te'hîr. | Hat sanatında bir yazı biçimi. )


- TÂLİKAT[Ar.] ile/ve/||/<>/> MÜBÂHASAT[Ar. < MÜBÂHESE]

( Bir kitabın bâzı yerlerini açıklamak ve eleştirmek amacıyla sayfa kenarlarına konan ya da ayrıca bir risâle biçiminde yazılan notlar. İLE/VE/||/<> Bir konu üzerine iki ya da daha fazla kişinin kendi arasında yaptığı konuşmalar. | Bahse girişmeler. İddialı ve karşılıklı konuşmalar. )


- TALİL[Ar. < TAʿLĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TALİL

( hüsnütalil Sebep gösterme tümdengelim )


- TALİM[Ar. < TAʿLĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖĞRETİM | ALIŞTIRMA | İDMAN

( talimhane talimname öğretim alıştırma idman Uygulamalı olarak yapılan askerlik eğitimi )


- TALİMAT[Ar. < TAʿLĪMĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TALİMAT

( talimatname yönerge Görevin gerektirdiği türlü hizmetlerin başarıyla yürütülmesi için kumandan başkan veya daire başkanları tarafından verilen o hizmetle ilgili sorumluluk düzen ve ilkeleri içine alan buyruklar )


- TALİMATNAME[Ar. < TAʿLĪMĀT + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> YÖNETMELİK (DAHİLÎ TALİMATNAME)


- TALİMATNÂME[Ar.] ile/değil/yerine/= YÖNETMELİK


- TALİMGAH[Ar. < TAʿLĪM + Fars. -GĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> TALİMGÂH

( Çeşitli uzmanlık dallarına gerekli olan uzman öğretici vb ni yetiştirmek amacıyla uygulamalı olarak eğitim ve öğretim vermek için oluşturulmuş askerî kuruluş )


- TALİMHANE[Ar. < TAʿLĪM + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> EĞİTİM ALANI


- TALİMNAME[Ar. < TAʿLĪM + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TALİMNAME

( Savaşta uygulanan türlü manevraları araç ve gereçlerin nasıl kullanılacağını her sınıfın görev ve davranışını belirten kuralların toplandığı kitap )


- TALİP[Ar.] ile TEŞNE[Fars.]

( İsteyen, istekli. | Genellikle evlenmek isteyen ve bu isteğini evleneceği kişiye bildiren. İLE Susamış. | Çok istekli. )


- TALK[Ar. < ṬALḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TALK

( talk pudrası talk şist Genellikle açık yeşil toz durumundayken yağlı bir görünümde özgül ağırlığı sertliği olan hidratlı doğal magnezyum )


- TALK ile/||/<> TALK[Ar. < ṬALK]

( Mineral Mg6 OH2 Si4Oı0 metalimsi olmayan parıltı ak gri yeşil çizgi ak yeşilimsi elle dokunulduğunda yağlıymış gibi duyulur sertlik 1 özgül ağırlık 2 72 8 monoklinal jeoloji )

( TALC )

( TALC )

( TALK )


- TALKIN/TELKİN[Ar. < TELḲĪN] ile/||/<> TELKİN/TELKİN[Ar. < TELḲĪN]

( Gömüldükten sonra mezar başında imamın ölüye hitaben söylediği dinî sözler ve dualar telkin )


- TALLAHİ[Ar. < TALLAHİ] ile/değil/yerine/=/||/<> VALLAHİ (VALLAHİ TALLAHİ)


- TALTİF[Ar. < LÛTF çoğ. TALTÎFÂT] ile/değil/yerine/= ÖDÜLLENDİRME

( LÛTUFLAR, İHSANLAR)] ile ABCDEF ( GÖNÜL OKŞAMA, GÖNLÜ HOŞ ETME ] YUMUŞATMA,YUMUŞATACAK BİR İLÂÇ KULLANMA ] RÜTBE, NİŞAN, MAAŞ ARTIRIMI GİBİ ŞEYLERLE SEVİNDİRME )


- TALTİF[Ar. < TALṬĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> TALTİF

( İyilik ederek gönül alma Birini nişan madalya aylık artırma vb şeylerle ödüllendirme )


- TAM[Ar. < TĀMM] ile/değil/yerine/=/||/<> EKSİKSİZ | TIPKI

( tam açı tam algı tam altın tam anlamıyla tam asalak tam bakım tam bilet tam bölen tam ekmek tam ekran tam er tam gaz tam gün tam kafiye tamkare tam manasıyla tam mesai tam not tam otomatik tam pansiyon tam sayı tam sırası tam siper tamtakır tam tamına tam tarife tam uyak tam yol aklı tam ayar tamı tamına eksiksiz Bir bütün olarak ele alınan bütün En elverişli en uygun tıpkı O sırada o anda Eksiksiz olarak bütün olarak iyice Gerçek kusursuz olan Ehliyetli yetkin olan Amerikan doları )


- TAM ile/||/<> TAM[Ar. < TÂMM]

( tamamlanmış tam Kökeni açık değildir Dil tartışmalarında kökeni anlamı ve kullanım alanı üzerinde sıkça durulmuştur Başlangıçta yabancı kökenli bir öge olduğu ileri sürülmüş Arapçada tümm temm timm biçimlerinde geçtiği dile getirilmiştir Buna karşılık tümün Kâşgarlı Mahmudun Dîvânu LugâtitTürkünden beri kullanıldığı ileri sürülmüştür Ağızlardan derlendiği ileri sürülen tüm sözünün tamam hepsi bütün toptan karşılığı tanık olarak gösterilmiştir Dîvânu LugâtitTürkte başlangıçta tüm okunan sözün aslında tum olduğu sonraki yayımlarla Clauson ED 503a ortaya konulmuştur Kâşgarlı Mahmud tum sözüne atların tek renkli olması karşılığını vermiştir Dîvânu LugâtitTürk yazarına göre tum kara at kapkara at tum torug at üzerinde doru renginden başka renk olmayan at anlamlarındadır Türkiyede Halk Ağzından Söz Derleme Dergisinin 1942 yılında çıkmış olan III cildindeki tüm sözünün tamam hepsi bütün toptan anlamlarına 1978 yılında yayımlanan yeni baskı Türkiyede Halk Ağzından Derleme Sözlüğünün X cildinde yer verilmemiştir Buna karşılık ilk baskıdaki tüm sözünün tepe tümsek anlamı korunmuştur Bu veri ağızlarda toprak yığını tümsek ve iki tarlayı ya da evlekleri birbirinden ayırmaya yarayan toprak set olarak kullanılan tump tunp sözünden ayrılamaz tump Derleme Sözlüğünde tüm yerine tum biçimi tümü eksiksiz hepsi anlamlarıyla verilmiştir Bu biçimin yalnız Amasyada ve Konyanın Akşehir ilçesinde geçtiği anlaşılıyor Ordunun Ulubey ilçesinde bütün olarak kullanılan tulun bir hapax legomenondur Tarama Sözlüğündeki tüm küme ve tümce küme hâlinde sözleri de yalnız birer örneklidir Bunlardan tümün geçtiği örnekteki yazım da kelimenin Arapça tümm olduğunu göstermektedir Çağdaş Türk diyalektlerinde tüme benzer bir sözün kullanılmaması da düşündürücü bir gerçektir Kökeni tartışılan tümün karşısında kökü ve ekiyle Türkçe bir türev olan bütün tarihî ve çağdaş diyalektlerde yaygın olarak kullanılmaktadır bütün )

( FULL )


- TAMAH[Ar. < ṬAMAʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> AÇGÖZLÜLÜK


- TAMAH[Ar. TAMA] ile/değil/yerine İSTEK

( Açgözlülük. | Bir şeyi gönülden ve/ya da zihinden geçirerek netleştirmeden düşünmek, hayal etmek. @@ Tanımlı, net, bir nebze daha bilişsel karşılığı olan düşünüş. )


- TAMAHKÂR[Ar. < ṬAMAʿ + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> AÇGÖZLÜ


- TAMAM[Ar. < TAMĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> BÜTÜN | EKSİKSİZ | EVET

( tamamı tamamına bütün eksiksiz Tamamlanmış bitmiş Olması gerektiği gibi evet Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz )


- TAMAMEN[Ar. < TAMĀMEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TAMAMEN

( Her şeyiyle kapsayıcı bir biçimde bütün olarak olduğu gibi ağız ağıza baştan aşağı baştan başa baştan sona boylu boyunca büsbütün bütün bütün bütün bütüne bütünüyle hepten heyetiyle iyice külliyen milimi milimine satır satır sıkı sıkı tam tamına tamamı tamamına tamamıyla tamı tamına tastamam tekmil temelli tepeden ayağa tepeden tırnağa top tümden tümüyle )


- TAMÂMEN[Ar.] ile TAMÂMÎ[Ar.]

( Büsbütün. | Tam ve eksiksiz olarak, tümüyle. İLE Eksik tamamlamaya özgü, onunla ilgili. Tamamlayan, bölünmeyen. )


- TAMAMİYET[Ar. < TAMĀMİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> TAMLIK


- TÂMÂT[Ar.] ile DAMAT[Ar.]

( Uygunsuz, saçmasapan söz. İLE ... )


- TAMBUR, BOBİN, FİLM BOBİNİ, BOBİN ile/||/<> MAKARA ile/||/<> MAKARA[Ar. < BEKERE]

( Sinema 1 Çeşitli film aygıtlarında filmin geçişini sağlayan bazıları dişli ya da basaçlı da olan silindir biçiminde ufak teker 2 Silindir biçimindeki göbeğine film sarılan iki yanı kapalı madenden ya da yoğruktan teker 3 Bu tekere sarılmış film 4 Bu filmin içeriği 5 35 mmlik filmlerin makaraları aynı boyda olduğundan Film uzunluk birimi 35 mmlik filmin 1 makarasında 1 000 ayak 300 m film vardır Genellikle 16 ve 9 5 mmliklerde 1 makarada 400 ayak 120 m 8 mm ve büyük 8 mmliklerde 200 ayak 60 m film bulunur Sinema TV 6 Bu makaraların mıknatıslı ses kuşağı mıknatıslı film mıknatıslı görüntü kuşağı için olanı Üzerine delikli ya da mıknatıslı kuşak sarılabilen iki yanında koruyucu çıkıntılar bulunan silindir Döner silindirler üzerine oturtulan ve çiftekerle duruk çalışma yapılmasını sağlayan araç Çadırın ip takılacak yerlerine bağlanan dirsekli çomak Garip Senirkent Isparta Saçıkaralı ve Sarıkeçili aşiretleri Adana kuyruk makara Yerel ağızlarda bakara ve bekere biçimleri de kullanılır bakra Suriye bakara roue à dents du moulin Türkçeye bakara olarak geçtiği ve bnin mye çevrilmesi sonunda makara biçimini aldığı açıktır Bulgarca makará ve Sırpça mákara biçimleri Türkçeden alınmıştır )

( BAKRA )

( 1. DRUM, ROLLER, 2-5. REEL, SPOOL, FILM REEL (SPOOL), 6. REEL | REEL | ROLLER )

( 1. TAMBOUR, 2-5. BOBINE (POUR FILM), 6. BOBINE | BOBINE | HOME-TRANER | GALET )

( 1. TROMMEL, 2-5. ROLLE, SPULE, FILMROLLE, FILMSPULE, BOBBY (A.), 6. ROLLE, SPULE | LAUFROLLE )


- TAMBUR[Ar. < TANBUR] ile TAMBUR[Fr.]

( Klasik Türk müziğinin başlıca çalgılarından biri olan, yay ya da mızrapla çalınan, uzun saplı, telli çalgı. İLE Silindir biçiminde kap. )


- TAMBUR[Ar. TANBÛR]/PANTUR[Sümerce] ile/ve YAYLI TAMBUR

( Türk müziğinin piyanosu olarak kabul görür. Havanın sıcak, soğuk ya da nemli oluşuna göre çıkardığı ses değişebilir. İLE/VE ... )


- TAMBUR/TANBUR[Ar. < ṬANBŪR] ile/||/<> TAMBURA/TANBURE[Ar. < ṬANBŪRE]

( tambur majör manyetik tambur yaylı tambur Klasik Türk müziğinin başlıca çalgılarından biri olan yay veya mızrapla çalınan uzun saplı telli çalgı )


- TAMBUR ile/||/<> DRUM[İng.] ile/||/<> TAMBOUR[Fr.] ile/||/<> DAVUL[Ar. < ṬABL] | MIKNATISLI DAVUL

( mıknatıslı davul )

( DRUM )

( TAMBOUR )


- TAMBUR ile/||/<> TAMBUR[Ar. < ṬANBŪR | FR. < TAMBOUR]

( Kumaş sarma tahtası Güdül Ankara Trol ağlarında çelik tellerin sarıldıkları silindir )

( NET DRUM )

( TAMBOUR )


- TAMBURACI ile TAMBURÎ/TANBURÎ[Ar.]

( Tambura çalan ya da yapan kişi. İLE Tambur çalan kişi. )


- TAMİK[Ar. < TAʿMĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> DERİNLEŞTİRME


- TÂMÎK[Ar.] ile/değil/yerine/= DERİNLEŞ(TİRİL)ME


- TAMİM[Ar. < TAʿMĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> GENELGE | GENELLEŞTİRME | GENELLEME

( genelge genelleştirme genelleme )


- TAMİM[Ar.]/SİRKÜLER[Fr.] ile/değil/yerine/= GENELGE | GENELEME/GENELLEŞTİRME


- TAMİR[Ar. < TAʿMĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TAMİR

( tamirhane tamir takımı metin tamiri onarım Yapılan bir yanlışı kusuru düzeltmeye çalışma )


- TAMİR[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< TAHLİL[Ar.]


- TAMİRAT[Ar. < TAʿMĪRĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> ONARIM


- TAMİRCİ[Ar.]/YEMENİCİ[Ar.] ile KÖŞKER/KÖŞGER[Fars. < KEVŞGER]

( ... İLE Ayakkabı tamircisi. )


- TAMİRHANE[Ar. < TAʿMĪR + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAMİRHANE

( Genellikle teknik araçların onarıldığı yer )


- TÂMİRHANE[Ar.] ile/değil/yerine/= ONARIM YERİ


- TAMMÂ'[Ar. < TAMA] ile TAMA'[Ar.]

( Son derece tamah eden. İLE Doymazlık, çok isteme, açgözlülük. )


- TAMMÂT[Ar.] ile TÂMMÂT[Ar.]

( Anlamsız, uygunsuz, saçma sözler. İLE Kıyâmet. )


- TAMS[Ar.] ile TAMS[Ar.]

( Âdet görme, aybaşı. İLE Yok etme, belirsiz kılma. )


- TAN[Ar.] (ETMEK) ile TANLAMAK/TANMAK

( Sövme, yerme, ayıplama. İLE Şaşmak, şaşırmak. )


- TANASSUR[Ar. < TANAṢṢUR] ile/değil/yerine/=/||/<> HRİSTİYANLAŞMA


- TANBUR[Ar. < ṬANBŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TAMBUR

( tambur majör manyetik tambur yaylı tambur Klasik Türk müziğinin başlıca çalgılarından biri olan yay veya mızrapla çalınan uzun saplı telli çalgı )


- TANBURE[Ar. < ṬANBŪRE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAMBURA

( Türk halk müziğinde kullanılan cura bulgari çöğür bağlama gibi telli ve mızrapla çalınan çalgıların genel adı )


- TANBURİ[Ar. < ṬANBŪRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAMBURİ

( Tambur çalan kimse )


- TANBÛRÎ/TANBÛRÂNÎ ile TANBÛR-ZEN[Ar.]

( Tamburu çok güzel çalan mûsikî üstadı. İLE Tambur çalan. )


- TANCARA[Ar. < TANCARA] ile/değil/yerine/=/||/<> TENCERE

( tencere yemeği düdüklü tencere İçinde yemek pişirilen kapaklı genellikle metal kap )


- TANDIR[Ar. < TENNÛR | TENÂHÎR] ile İSTANBUL TANDIRI

( Pişirmek ve ısınmak üzere. İLE Isınmak üzere. )

( Yere çukur kazılarak yapılan bir fırın türü. | Bazı yerlerde, kışın ayakları ısıtmak amacıyla alçak bir masanın altına mangal konulup üstüne yorgan örtülerek yapılan düzen. İLE ... )


- TANDIR ile/||/<> TANDIR[Ar. < TENNŪR]

( I 1 Ekmek ocağı Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta 2 Toprak içine yapılan fırın Gençali Senirkent Isparta Ebilhindi Erzurum Güdül Ankara Başkışla Karaman Konya II Üzerinde yemek pişirilen saç Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta Az təndir tandır dandır nandır tannūr runder Backofen aus Lehm Farsçada tanūr an oven yanında tandūr olarak da geçer Kürtçede tendûr tenûr biçimleri kullanılır )

( TANNŪR )

( TƏNDIR[Az.]~TANDIR[Krg.] )


- TANDIRNAME[Ar. < TENNŪR + FARS. < NÂME] ile/||/<> ...

( Halk öykücülerinin karışık uzun türküsüz masallara verdikleri ad )


- TANE/ADET[Ar. < ADED] ile/ve/||/<> KAT ile/ve/||/<> KEZ/KERE[Ar. < KERRE]

( Nesnelerdeki niceliği/sayıyı gösterir. İLE/VE/||/<> Yukarı doğru yineleme/tekrar. İLE/VE/||/<> Eylemlerdeki niceliği/sayıyı ve yana doğru yinelemeyi/tekrarı gösterir. )


- TANI/TEŞHİS[Ar.] ile SAĞALTIM/ONDURMA/REHABİLİTASYON/REHABILITATION[İng.]


- TANIMAK ile/ve TANIMLAMAK

( TO RECOGNIZE vs./and TO DEFINE )

( REN ile/ve ... )


- TANÎN-İ ZÜBÂB[Ar.] ile ...

( Sinek vızıltısı. )


- TANİN[Ar. < ṬANĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TINLAMA


- TANITMA | TANIŞTIRMA/TAKDİM[Ar. < TAḲDĪM] ile/||/<> TANITMACI | SUNUCU/TAKDİMCİ ile/||/<> TANITMACILIK | SUNUCULUK/TAKDİMCİLİK ile/||/<> TANITIM ÜRÜNÜ | TANITIM SUNUMU/DEMO[İng. < DEMO]

( takdim tehir Bir şeyi karşılıksız olarak birine verme tanıtma tanıştırma Öne alma önceye alma )


- TANNAN[Ar. < ṬANNĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> TANNAN

( Tınlayan çınlayan )


- TANRI BİLİMİ/İLAHİYAT[Ar. < İLĀHİYYĀT] ile/||/<> TANRI BİLİMCİ/TEOLOG[Fr. < THÉOLOGUE] ile/||/<> TANRI BİLİMİ/TEOLOJİ[Fr. < THÉOLOGIE]


- TANSÎF[Ar. < NISF] ile TASNÎF[Ar. < SINIF | çoğ. TASNÎFÂT]

( Yarı yarıya bölme, iki eşit bölüme ayırma. İLE Sınıf sınıf, takım takım ayırma, sınıflama, bölümleme. | Eser ve kitap haline getirme. )


- TANTANA[Ar. < ṬANṬANA] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRKEM | KURU GÜRÜLTÜ

( görkem kuru gürültü Gereksiz boş söz )


- TANTANA[Ar.] ile/ve/||/<> TATAVA
ile/değil/yerine/<>
TERÂNE[Fars.]

( Görkem. | Gürültü patırtı, kuru gürültü. | Gereksiz, boş söz. İLE/VE/||/<> Çok fazla söz. İLE/DEĞİL/YERİNE Ezgi, nağme, uyum, makam. | Dört dizeden oluşan, birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri, birbiriyle uyaklı olan şiir. | Tekrarlana tekrarlana, usanç verici bir durum alan söz. )


- TANZİFAT[Ar. < TANẒĪFĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TANZİFAT

( tanzifat amelesi tanzifat arabası Belediyece yaptırılan temizlik işleri )


- TANZİFAT[Ar.] ile/değil/yerine/= TEMİZLİK İŞLERİ

( Belediyece yaptırılan temizlik işleri. )


- TANZÎM[Ar. < NAZM] ile DÜZELTME, DÜZENLEME, DÜZEN VERME, YOLUNA KOYMA

( DÜZELTME, DÜZENLEME, DÜZEN VERME, YOLUNA KOYMA | NESİR YA DA NAZIM OLARAK YAZMA )


- TANZİM[Ar. < TANẒĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> TANZİM

( tanzim satışı Sıraya koyma sıralama Düzenleme düzen verme yoluna koyma )


- TANZİMAT[Ar. < TANẒĪMĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TANZİMAT

( Sultan Abdülmecit zamanında da Gülhane Hattıhümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem )


- TANZİMAT[Ar. < TANẒĪMĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TANZİMAT

( İdari işlerin düzeltilmesi için alınan önlemlerin ve uygulamaların tamamı )


- TANZİMAT/TANZİMAT[Ar. < TANẒĪMĀT] ile/||/<> TANZİMAT/TANZİMAT[Ar. < TANẒĪMĀT]

( Sultan Abdülmecit zamanında da Gülhane Hattıhümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem )


- TANZİMAT ile/||/<> TANZİMAT[Ar. < TANẒİMÂT]

( 1839da Reşit Paşanın öncülüğünde devlet yönetiminde toplumsal yaşayışta düşünde Batıya yöneliş dönemine verilen ad Tanzimatı hayriye )


- TANZİR[Ar. < TANẒĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TANZİR

( benzetme Divan edebiyatında bir şiiri örnek alarak ona benzer bir şiir yazma )


- TANZÎR[Ar.] ile TANZÎR[Ar. < NEZÂRET | çoğ. TANZÎRÂT]

( Tazelendirme, tazeleştirme. İLE Benzetme/benzetilme. | Bir şiirin anlamca, biçimce benzerini yapma. )


- TAPINAK/MÂBED[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/>/< BETİKLİK/KÜTÜPHANE


- TAPINCAK/SANEM[Ar.]/PUT[Fars. < BUT]/FETİŞ[Fr.] ile ONGUN/TOTEM[Fr.]

( Gözle görünen, gözle görüldüğü kadarıyla yetinerek tapınma. | Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı ya da cansız nesne. | Haç. | Uğurlu sayılan şey. | Tapınırcasına sevilen şey ya da kişi. | Saplantılı bir biçimde eşeysel coşku uyandıran ötekine ait giysi, ayakkabı vb. nesne. İLE İlkel toplumlarda topluluğun ondan türediği sanılan ve kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb. herhangi bir doğal nesne. )


- TAPINCAK/SANEM[Ar.]/PUT[Fars. < BUT]/FETİŞ[İng. FETISH | Fr. < FETICHE] ile/ve/değil/||/<>/> KÜLT[İng. CULT | Fr. CULTE]

( Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı ya da cansız nesne. | Haç. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Din. | Yerel özellikler taşıyan dinî törenler. | Belirli bir dönemde yoğun ilgi gören. [yapıt/kitap/film vb.] )


- TÂR U PÛD[Ar.] ile/değil/yerine/= ARIŞ[Fars. < ERŞ/EREŞ] İLE ARGAÇ[Ar.]

( İplik ve atkı. )

( TÂR: İplik, tel. | PÛD: Argaç, dokumada, enlemesine atılan atkı. )


- TARAF[Ar. < ṬARAF] ile/değil/yerine/=/||/<> TARAF

( alt tarafı ana tarafı baba tarafı erkek tarafı kız tarafı oğlan tarafı üst tarafı Ön arka sağ sol üst alt vb yanların her biri yüz II cenah canip yön nın bulunduğu yer İstekleri düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi Bir şeyin belli bölümü kısmı İyelik ve diğer çekim ekleriyle kullanıldığında bahsedilen kimse veya varlığı belirtir )


- TARAFDAR[Ar. < ṬARAF + Fars. -DĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TARAFTAR

( yandaş Sporcunun veya sporcuların temsil ettikleri renklere kulübe veya bayrağa bağlı kimse )


- TARAFEYN[Ar. < ṬARAFEYN] ile/değil/yerine/=/||/<> TARAFEYN

( İki taraf )


- TARAFGİR[Ar. < ṬARAF + Fars. -GĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TARAFGİR

( Bir tarafı kayıran bir tarafı tutan )


- TARASSUD[Ar. < RASAD] ile/değil/yerine/= GÖZETME, BEKLEME, DİKKATLE BAKMA, GÖZLEME


- TARASSUT[Ar. < TARAṢṢUD] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖZLEME


- TARAVET[Ar. < ṬARĀVET] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖRPELİK


- TARÂVET[Ar.] ile/değil/yerine/= TAZELİK, TAZE OLMA, KÖRPELİK


- TARD[Ar. < ṬARD] ile/değil/yerine/=/||/<> TART

( tart suçu tardetmek Kovma çıkarma )


- TARDETMEK[Ar. < ṬARD + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> SAVMAK


- TARDİYE[Ar. < ṬARDİYYE] ile/||/<> ...

( Mesnevî biçiminde yazılan ve çoğu kez bir öykü olan şiirlerde arada dörder dizeleri kendi aralarında beşinci dizeler birbiriyle uyaklı bağlamlardan oluşmuş koşuk parçası Buna tard ü rekb de denir )


- TARDİYYE[Ar. < ṬARDİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TARDİYE

( Beş dizelik bentlerden oluşan nazım parçası )


- TARGET PRICE[İng.] ile/||/<> BAŞFIYAT[TR. < BAŞ + AR. < FIʾÂT]

( Herhangi bir tarımsal ürünün en kalitelisi için saptanan en yüksek fiyat )

( TARGET PRICE )


- TARH[Ar. < ṬARḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> TARH

( Bahçelerde çiçek dikmeye ayrılmış yer Vergi koyma Kurma tertip ve tanzim etme çıkarma )


- TARHUN[Ar. < ṬARḪŪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TARHUN

( Birleşikgillerden hekimlikte kullanılan güzel kokulu bir bitki Artemisia dracunculus )


- TÂRÎ[Ar. < TARÂVET] ile TÂRÎ[Ar. < TARÂ]

( Taze, tarâvetli. İLE Ansızın çıkan, birdenbire görünen. )


- TÂRİD[Ar. < TARD] ile TARÎD[Ar.]

( Kovan, tardeden. İLE Kovulmuş, çıkartılmış, matrûd. )


- TARİF[Ar. < TAʿRĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> TARİF

( tarifname harfitarif tanım Bir işin yapılış yöntemini açıklama ve belirtme Bir şeyin bulunduğu yeri çevre ile ilgisini belirterek açıklama )


- TÂRİF[Ar.] ile/değil/yerine/= TANIM


- TÂRİF[Ar.] ile TARÎF[Ar. < TURFA] ile TA'RÎF[Ar. < İRFÂN | çoğ. TA'RÎFÂT] ile TAHRÎF[Ar.]

( Yeni. İLE Az bulunan, nadir, zarif şey. | Etraflıca anlatma, bildirme. | Bir maddeyi tüm gerekli noktalarını içine alır biçimde bir ibâre ile anlatma. İLE ... )


- TARİF[Ar.] ile/ve/||/<> TASVİR[Ar.]

( Ne[< kavram.] İLE/VE/||/<> Nasıl[< bilim]. )

( DEFINITION vs./and/||/<> DESCRIPTION )


- TARİFE[Ar. < TAʿRİFE] ile/değil/yerine/=/||/<> TARİFE

( lüks tarife tam tarife gümrük tarifesi Fiyat gösteren çizelge Taşıtların gidiş geliş zamanlarını gösteren çizelge tanıtmalık )


- TARİFNAME[Ar. < TAʿRĪF + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TARİFNAME

( Bir işin yapılışını bir aletin çalışmasını açıklayan yazı veya broşür )


- TARİH[Ar. < TĀRĪḪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TARİH

( tarih atlası tarih değiştirme çizgisi tarih öncesi tarih yanılgısı hicri tarih miladi tarih mücevher tarih sözlü tarih doğum tarihi edebiyat tarihi yazın tarihi fi tarihinde Bir olayın gününü ayını ve yılını bildiren söz Toplumları milletleri kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan olayları zaman ve yer göstererek anlatan bu olaylar arasındaki ilişkileri daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını karşılıklı etkilenmeleri her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı Tarih kitabı Tarih dersi Bir hadisenin gerçekleştiği zaman )