Bugün[10 Temmuz 2026]
itibarı ile 17.113 başlık/FaRk ile birlikte,
17.113 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(54/70)


- SÂİD[Ar. < SUÛD] ile SÂİD[Ar. çoğ. SEVÂİD] ile SAÎD[Ar. < SUÛD]

( Yukarı çıkan, yükselen, kalkan/kalkıcı. | Ön kol. | Pestten tize doğru giden çıkıcı dizi.[>< NÂZİL(İNİCİ): Tizden peste doğru] İLE Kolun dirsekle bilek arasındaki bölümü. İLE Yüksek. | Yukarı çıkan. )


- SÂİK[Ar. < SÂKA] ile SÂİK[Ar. < SEVK]

( Ardçı.[askeriyede] İLE Götüren, sevk eden. | Süren/sürücü. | Güdü.[MOTIVATION(İng.), MOTIF(Fr.)] )


- SAİK[Ar. < SĀʾİḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> SEBEP | GÜDÜ

( sebep güdü )


- SAİKA[Ar. < SĀʾİḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> SEBEP


- SAİKA[Ar. < ṢĀʿİḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> YILDIRIM (SİPERİSAİKA)


- SAİKA[Ar.] ile/değil/yerine/= YILDIRIM | NEDEN


- SAİKLER/LE" değil SAİK[Ar. < SEVK] (İLE)

( "Saik", sevk sözcüğünün çoğulu olduğundan, çoğul olana bir "-ler" eki daha olmaz/kullanılamaz. )


- SÂİL[Ar. < SAVLET] ile SÂİL[Ar. < SUÂL]

( Saldırıcı/saldıran. İLE Soran, suâl eden. | Dilenci. | Akıcı/akan.[< SEYELÂN] )


- SAİR[Ar. < SĀʾİR] ile/değil/yerine/=/||/<> SAİR

( Başka öteki diğer )


- ŞAİR[Ar. < ŞĀʿİR] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAİR

( halk şairi saz şairi Şiir söyleyen veya yazan kimse ozan Hayal gücü geniş olan duyarlı duygulu kimse )


- ŞAİR[Ar. < ŞÂʿİR] ile/||/<> ŞİİR

( Şiir yazan veya söyliyen sanatçı. )

( POET~POETRY )

( POÈTE | POÉSIE~POÉSIE )

( POETA~POESIS )

( DICHTER~POESIE )

( POETA~POESIA )

( ΠΟΙΗΤΉΣ / ποιητής~ΠΟΊΗΣΗ / ποίηση )


- ŞAİR[Ar.]/POET[İng.] ile/değil/yerine/= OZAN


- SAİR[Ar.] ile/değil/yerine/= BAŞKA, ÖTEKİ


- ŞAİR[Ar.] ile/değil/yerine/= OZAN

( Şiir söyleyen ya da yazan kişi. | Hayal gücü geniş olan, duyarlı, duygulu kişi. )

( )


- SAÎR[Ar.] ile SÂİR[Ar. < SEYR] ile ŞÂİR[Ar. < Şİ'R]

( Ateş, alevli ateş. | Tamu, cehennem. İLE Harekette olan, yürüyen, seyir eden. | Bir şeyden kalan başka şey. | Geçen, dolaşan. | Başka, öteki/diğer, gayri. İLE Ozan, şiir yazan/yazarı. )


- ŞAÎR[Ar.] ile ŞÂİR[Ar. < Şİ'R | çoğ. ŞÂİRÂN, ŞUARÂ]

( Arpa. İLE Şair, ozan. )


- ŞAİR[Ar.] ile/ve/||/<>/> ŞARİH[Ar.]

( Ozan. İLE/VE/||/<>/> Açıklayan, şerh eden. Bir yapıtı açıklamak üzere başka bir betik yazan kişi. )


- ŞAİR/ŞAİR[Ar. < ŞĀʿİR] ile/||/<> ŞAİRE/ŞAİRE[Ar. < ŞĀʿİRE]

( halk şairi saz şairi Şiir söyleyen veya yazan kimse ozan Hayal gücü geniş olan duyarlı duygulu kimse )


- ŞAİRANE[Ar. < ŞĀ ʿİR + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAİRANE

( Şaire yakışır biçimde ozanca Şair niteliği taşıyan ozanca )


- ŞAİRÂNE[Ar.]/POETIC[İng.] ile/değil/yerine/= OZANCA


- ŞAİRE[Ar. < ŞĀʿİRE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAİRE

( Kadın şair )


- ŞÂÎRE[Ar. çoğ. ŞÂİRÂT, ŞEVÂİR] ile ŞAÎRE[Ar.]

( Bayan şair. İLE Arpa danesi, tek bir arpa. | Arpacık.[çoğ. ŞAÂYİR][Fr. ORGELET] )


- SAİRFİLMENAM[Ar. < SĀʾİR + Fİ'L-MENĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> UYURGEZER


- SÂİRFİLMENÂM[Ar.]/SOMNAMBULE[Fr.] değil UYURGEZER


- SAK[Ar. < SĀḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAP


- SÂK[Ar. çoğ. SİKAN, SÛK] ile SAK/SAKK[Ar. çoğ. SİKÂK, SUKÛK]

( Baldır, incik. | [botanikte] Sap. | [geom.] Kenar. İLE Şer'î mahkemeden verilen îlâm, berat, kadı hücceti ve bunun gibi yazılardaki tabirler, deyimler. | Vesîkalar. )


- ŞAK ile/||/<> ŞAK[Ar. < ŞAKK]

( Güreş donu kasnağının tam göbek altına gelen bölümü I Düvenin yukarı kalkık olan ön kısmı Gücünkaya Aksaray Beyağıl Ulukışla Niğde II Bir kilimi oluşturan iki parçadan herbiri Halkaçayır Pınarbaşı Kayseri hlk Etelerin tuzlanması işleminde tuzun etin içerisine geçmesi ve su kaybını kolaylaştırmak için et yüzeyine bıçak ucu ile yapılan kesit )


- SAK ile SAK[Ar.]

( Uyanık, gözü açık. | Uykusu hafif. İLE Sap. )


- ŞAK ile ŞAKK[Ar.]

( Eni geniş bir şeyle vurulduğunda çıkan ses. İLE Yarma, yarılma. | Yarık, çatlak. )


- ŞAKA YAPMAK değil/yerine LÂTÎFE[Ar.]/ESPRİ[Fr., Lat.] YAPMAK

( Kişiye yönelik. DEĞİL/YERİNE Duruma, olguya, kavrama yönelik. )

( Aradaki ilişki ne kadar yakın olursa olsun, hangi şakanın kimi, ne kadar etkileyeceği, rahatsız edebileceği bilinmez! )

( Aşağılama. DEĞİL/YERİNE Yüceltme. )


- SAKA[Ar. < ṢAʿḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKA

( Baygınlık kendinden geçme durumlarına yol açan bir hastalık )


- SÂKA[Ar. < SEVK/SAİK]/BEYYÂB ile ...

( Su taşıyan, sucu. )


- SAKA[Ar. < SEVK/SAİK]/BEYYÂB ile SAKA ile SAKA (TÜRKLERİ)

( Evlere, çeşmeden su taşımayı iş edinmiş olan kişi. İLE Serçegillerden, başında ve boynunda, kırmızı, sarı tüyler bulunan ve hoş öten bir kuş. İLE ... )

( ... cum CARDUELIS CARDUELIS )


- SAKAF[Ar. < SAḲF] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇATI


- ŞAKAİK[Ar. < ŞAḲĀʾİḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAKAYIK

( denizşakayığı Düğün çiçeğigillerden çiçekleri türlü renkte çok yıllık güzel bir süs bitkisi Paeonia mascula )


- SAKAM[Ar. çoğ. ESKAM] ile SAKAM[Ar. çoğ. ESKAM]["ka" uzun okunur]

( Hastalık, illet. İLE Hastalık, illet. )


- SAKAMET[Ar. < SAḲĀMET] ile/değil/yerine/=/||/<> BOZUKLUK | YANLIŞLIK

( bozukluk yanlışlık )


- SAKAR[Ar.] ile SAKAR[Ar.]

( Bazı hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan beyaz leke, küçük akıtma. | Sık sık küçük, önemsiz kazalar yapan. İLE Tamu, cehennem.[Fars. DÛZAH] )


- SAKAT[Ar. < SAḲAṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKAT

( kafadan sakat Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel zihinsel ruhsal duyusal veya sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmiş toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri çeken kimse alil muallel Bozuk veya eksik çürük )


- SAKAT[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇOLAK/SÖKEL


- SAKAT/ALÎL[Ar.] ile TOPAL

( ... İLE Yürürken, sağa sola bükülüp yuvarlanır gibi devinme nedeniyle verilen ad. )

( CRIPPLE/DISABLED vs. LAME )


- SAKATAT[Ar. < SAḲAṬĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKATAT

( Kesilmiş hayvanın yürek karaciğer böbrek işkembe beyin vb iç organlarıyla baş ve ayakları )


- SAKATLANMAK[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇOLMAK


- SAKİ[Ar. < SÂKİ] ile/||/<> (ZOOLOJİ)

( zooloji )


- ŞAKİ[Ar. < ŞAḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> HAYDUT


- SAKİ[Ar. < SĀḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKİ

( İçkili toplantılarda içki dağıtan kimse )


- ŞÂKÎ[Ar. < ŞİKÂYET] ile ŞAKÎ[Ar. < ŞEKÂVET]

( Şikâyetçi, şikâyet eden. İLE Bahtsız, kötü hareketli, haylaz, habîs. | Yol kesen, haydut. )


- SAKÎ[Ar.] ile SÂKÎ[Ar. < SAKY | çoğ. SUKAT]

( Kırağı, çiy.[Fars. JÂLE, ŞEBNEM, BEŞG, BEŞM | Yun. DROSOSTALIDA] İLE Su veren/dağıtan. | Kadeh, içki sunan. | Baldıra, ya da baldır kemiğiyle ilgili. | İnsana/kişilere, Allah sevgisi/nuru saçan kişi. )


- SÂKİ[Ar.] ile SANKİ[Tr. SAN + Fars. Kİ]


- SAKİL[Ar. < S̱AḲĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKİL

( ağır Sıkıntı veren sıkıntılı Çirkin kaba uyumsuz olan Türk müziğinde bir usul )


- SAKİL[Ar.]["SAKİR" değil!] ile/değil/yerine/= AĞIR | KABA

( Ağır. | Sıkıntı veren, sıkıntılı. | Çirkin, kaba. | Türk müziğinde bir usûl. )


- SAKÎM[Ar. < SAKAMET] ile/değil/yerine/= BOZUK/YANLIŞ/EKSİK

( Hasta, hastalıklı. | Yanlış. | Rivâyeti doğru, sağlam olmayan hadîs. )


- SAKİM[Ar. < SAḲĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKİM

( Bozuk yanlış eksik )


- SAKİN[Ar. < SĀKİN] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKİN

( sakin sakin Hareket etmeyen kımıldamayan Dingin olan durgun sakince sessiz Kimseyi rahatsız etmeyen Kolayca sinirlenmeyen sinirsiz Huysuzluğu rahatsızlığı azalmış veya geçmiş Bir yerde oturan )


- SAKİN/MUKİM/MÜTEMEKKİN[Ar.] ile/değil/yerine/= OTURAN/OTURGAN/YERLEŞİK


- SAKİNLEŞMEK[Ar.] ile/değil/yerine/= DİNGİNLEŞMEK/DURGUNLAŞMAK/DURULMAK/YATIŞMAK


- SAKİNLEŞTİRİCİ/MÜSEKKİN[Ar. < MUSEKKİN] ile/||/<> SAKİNLEŞTİRİCİ/TRANKİLİZAN[Fr. < TRANQUILLISANT]


- SAKINMA/İÇTİNAP[Ar. < İCTİNĀB] ile/||/<> SAKINMA/TAHAFFUZ[Ar. < TAḤAFFUẒ] ile/||/<> SAKINMA/TEVAKKİ[Ar. < TEVAḲḲĪ]


- ŞAKIRRÂK/ŞIKIRRÂK[Ar.] ile ŞAKRAK[Ar.]


- SAKIT[Ar. < SÂKİṬ] ile/||/<> ...

( üvendirenin ucuna çakılan çivi nodul üvendirenin ucuna çakılan çivi nodul üvendirenin ucuna çakılan çivi nodul Yerel ağızlarda zakıt olarak da geçer Dar bir alanda zıht biçimi de kullanılır Kökenini bilmiyoruz Yerel ağızlarda zakıt olarak da geçer Dar bir alanda zıht biçimi de kullanılır Kökenini bilmiyoruz Yerel ağızlarda zakıt olarak da geçer Dar bir alanda zıht biçimi de kullanılır Kökenini bilmiyoruz )


- SAKİT[Ar. < SĀḲİṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKIT

( ceninisakıt Düşen düşmüş Hükmü kalmamış eski önemini yitirmiş düşük )


- SAKİT[Ar. < SĀKİT] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKİT

( Susmuş sessiz )


- SAKIT[Ar.] ile Sakıt

( Düşen, düşmüş. | Hükmü kalmamış, eski önemini yitirmiş. | Düşük. İLE Merih, Mars. )


- SAKIZ ile/ve MERİNOS[Fr. < İsp. < Ar.]

( Tüyleri uzun koyun. İLE/VE En nitelikli tüylülerden olan koyun. )

( OVIS ARIES HISPANICA )


- ŞAKK-I GALSAMÎ[Ar.] ile ...

( Solungaç yarığı. )


- ŞAKK[Ar. < ŞAḲḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAK

( şakketmek Yarma yarılma Yarık çatlak )


- ŞAKK[Ar. çoğ. ŞÜKUK] ile ŞÂKK[Ar. < MEŞAKKAT]

( Yarma, yarılma, çatlama, yırtma, paralama, kırma. | Yarık, çatlak. İLE Eziyetli, zahmetli. )


- ŞAKK[Ar.] ile FALK[Ar.]


- SAKKA[Ar. < SAḲḲĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKA

( Evlere çeşmeden su taşımayı iş edinmiş olan kimse sucu Kırsal bölgelerde sulama işlerini düzenleyen ve denetleyen kimse )


- ŞAKKETMEK[Ar. < ŞAḲḲ + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAKKETMEK

( Yarmak ikiye ayırmak parçalamak )


- ŞAKKOLMAK[Ar. < ŞAḲḲ + Tr. OLMAK] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAKKOLMAK

( Yarılmak ikiye ayrılmak parçalanmak )


- SAKLAMA | EZBERLEME/HIFIZ[Ar. < ḤİFẒ] ile/||/<> KORUMA | SAKLAMA/MUHAFAZA[Ar. < MUḤĀFAẒA]

( hıfzetmek hıfzıssıhha saklama ezberleme )


- ŞAKUL[Ar. < ŞÂKŪL] ile/||/<> ...

( soğul şakül şargül şaval şavkul şavlu şavul Yapılarda duvarı düzgün örebilmek için kullanılan araç Akbaş Güdül Ankara Yenikent Aksaray Niğde soğul Amasya şakül Kemalpaşa İzmir Güzel Güdül Ankara şargül Ermenek Konya şaval Alçılı Delice Oyaca Haymana Ankara şavkul Sevdiğim Kırşehir şavlu Boyalı Güdül Ankara şavul Ilıca Ayaş Ankara )

( PLUMB LINE )

( FIL À PLOMB )

( SENKLOT )

( FILO A PIOMBO )

( ΣΤΆΘΜΗ / στάθμη )


- ŞAKUL[Ar. < ŞĀḲŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇEKÜL


- ŞAKUL[Ar. < ŞÂKŪL] ile/||/<> ŞAVUL

( [soğul, şakül, şargül, şaval, şavkul, şavlu, şavul] : Yapılarda duvarı düzgün örebilmek için kullanılan araç. (Akbaş *Güdül -Ankara; Yenikent *Aksaray -Niğde) [soğul] : (Amasya) [şakül] : (*Kemalpaşa -İzmir; Güzel *Güdül -Ankara) [şargül] : (*Ermenek -Konya) [şaval] : (Alçılı *Delice, Oyaca *Haymana -Ankara) [şavkul] : (Sevdiğim -Kırşehir) [şavlu] : (Boyalı *Güdül -Ankara) [şavul] : (Ilıca *Ayaş -Ankara) )

( PLUMB LINE~... )

( FIL À PLOMB~... )

( SENKLOT~... )

( FILO A PIOMBO~... )

( ΣΤΆΘΜΗ / στάθμη~... )


- ŞÂKÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇEKÜL

( Ucuna, küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç. )


- ŞAKÜL/ŞAKUL/ŞAVUL[Ar.]/PLUMB[İng.] ile/değil/yerine/= ÇEKÜL


- ŞAKULİ[Ar. < ŞĀḲŪLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAKULİ

( Çekülle ilgili düşey )


- ŞÂKÛLÎ[Ar.] ile ŞÂKÛLÎ[Ar.]

( Çekülle ilgili. İLE [matematik] Düşey. )


- SAL'[Ar.] ile SÂL[Ar.]

( Baş tepesinin dazlaklığı/kılsızlığı. İLE Yıl/sene. )


- ŞAL ile LAHURİ[Ar. Batı Pakistan'da, Lahor kentinin adından]

( ... İLE Lahor'da yapılan, bir tür şal, Lahor şalı. )


- SALÂ'[Ar.] ile SALÂH[Ar.]

( Cuma namazına ve bazı yerlerde cenazeye çağırmak için minarelerde okunan salavat. | Meydan okuma, "kendine güvenen varsa çıksın!" diyerek bağırma. | Bir mahalle çocuklarının, başka bir mahalle çocuklarıyla taş kavgalarına çıkmaları. | Mevlevîlerde, "can"ları namaza/mukabeleye/yemeğe çağırma. İLE Düzelme, iyileşme, iyilik. | Rahatlık, barış. | Dine olan bağlılık. )


- SALA[Ar. < ṢALĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> SALA

( sela )


- SALA[Ar. < ṢALĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> SELA

( Müslümanları bayram veya cuma namazına çağırmak bazı yerlerde cenaze için kılınacak namazı haber vermek amacıyla minarelerde okunan dua )


- SALABET[Ar. < ṢALĀBET] ile/değil/yerine/=/||/<> SALABET

( Katılık sağlamlık )


- SALÂBET[Ar. < SULB] ile/değil/yerine/= KATILIK/SAĞLAMLIK

( Peklik, katılık, sağlamlık. | Manevi kuvvet, dayanma. )


- SALÂBET[Ar.] ile KASVET[Ar.]


- SALAH[Ar. < ṢALĀḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> İYİLİK


- SALAHİYET[Ar. < ṢALĀḤİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> YETKİ


- SALÂHİYET[Ar.] ile/değil/yerine/= YETKİ

( YETKİ, BİR İŞE KARIŞMAYA YA DA GÖREV GEREĞİ BİR İŞ YAPMAYA, BİR HAREKETTE BULUNMAYA HAKLI OLMA | BİR DÂVÂYA BAKABİLME )


- SALÂHİYET/SELÂHİYET[Ar.] ile/ve/||/<>/> SELÂMET[Ar.]

( Yetki sâhibi, yetkili. İLE/VE/||/<>/> Esenlik. | Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu, kurtuluş. | Anlatıma temel olan düşüncenin her bakımdan doğru ve sağlam olması. )


- SALAHİYETTAR[Ar. < ṢALĀḤİYYET + Fars. -DĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> YETKİLİ


- SALAŞ[MAR. < SALAŞ] ile/||/<> ...

( sebze yemiş vb satmak için kurulmuş derme çatma dükkân tahtadan yapılmış baraka uyumsuz derme çatma kötü görünen Balkan dilleri Srp salaš blg salaš yoluyla Macarcadan alınmıştır szállás 1 logement logis 2 abri száll konmak yerleşmek Rumence săláş konak kulübe çoban kulübesi Çingene çadırı çerge de Macarcadan alınmıştır Macarca szállás Rusçaya da salaš kulübe olarak geçmiştir Tatarca ve Nogayca şalaş kulübe biçimi Rusçadan alınmıştır )


- SALAŞ[MAR. SALAŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> SALAŞ

( Uyumsuz kötü görünen Derme çatma özensiz olarak yapılmış yapı Uyumsuz biçimde gelişigüzel olarak Sebze meyve vb satmak için kurulmuş eğreti derme çatma dükkân )


- SALAT[Ar. < ṢALĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> SALAT

( salatüselam namaz Hz Muhammed in adı anıldığında saygı göstermek için okunan dua )


- SALATSELAM[Ar. < ṢALĀT + SELĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> SALATÜSELAM

( Hz Peygambere ve onun soyundan gelenlere saygı bildirmek için okunan dua )


- SALATÜSELAM/SALATSELAM[Ar. < ṢALĀT + SELĀM] ile/||/<> ALEYHİSSELAM/ALEYHSELAM[Ar. < ʿALEYH + SELĀM]

( Hz Peygambere ve onun soyundan gelenlere saygı bildirmek için okunan dua )


- SALAVAT[Ar. < ṢALAVĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> SALAVAT

( salavat parmağı Namazlar Hz Muhammed e saygı bildirmek için okunan dua Yağlı güreşte yarışmalardan önce cazgırın okuduğu dua )


- SALDIRI/TAARRUZ[Ar. < TAʿARRUŻ] >< SAVUNMALIK/TEDAFÜİ[Ar. < TEDĀFUʿĪ]


- SALEP[Ar.] ile SA'LEB[Ar. çoğ. SAÂLİB]

( Salepgillerin örnek bitkisi, orkide. [Lat. ORCHIS] | Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden dövülerek hazırlanan beyaz toz. | Bu tozun, şekerli süt ya da su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek. İLE Tilki. )


- SALEP[Ar.] ile VANİLYA[İsp.]

( Salepgillerin örnek bitkisi. | Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden, dövülerek hazırlanan beyaz toz. | Bu tozun, şekerli su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek. İLE Salepgillerden, çiçekleri beyaz, kokulu, tırmanıcı küçük bir bitki. | Bu bitkinin, tatlılara hoş koku vermesi için kullanılan meyvesi. )

(

Vanilya )

( ORCHIS cum VANILIA PLANIFOLIA )


- SALEP ile/||/<> SALEP[Ar. < SAHLEB]

( botanik Pembe renkli çiçekleri olan toprak altı yumruları toplanıp haşlandıktan sonra kurutularak toz hâline getirilip süt ile birlikte içilen Orchidaceae familyasından Orchis Ophrys ve Dactylorhiza cinsi türlerine verilen ad )

( EARLY PURPLE ORCHID, ORCHID )

( ORCHIS | ORCHIDÉE )

( ORCHIDE )

( ORCHIS, OPHRYS, DACTYLORHIZA )


- SALHANE[Ar. < SALḪ + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> KESİMEVİ


- ŞALİ[Fars. < ŞĀL + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞALİ

( Tiftikten yapılan bir cins ince kumaş )


- SALÎB[Ar. çoğ. SILÂB] ile SÂLİB[Ar. < SELB]

( Haç. [Fars. ÇELİPÂ] İLE Kapıp götüren, alan, alıp yok eden. | Olumsuzlaştıran/menfîleştiren. | İnkâr eden. )


- SALİBİYE ile/||/<> HARDAL ile/||/<> HARDAL[Ar. < HARDAL]

( botanik ḫardāl moutarde Dilimizde hardal Türkçe kıcının yerine geçmiştir kıçı )

( ḪARDĀL )

( MOUTARDE )


- SALİK[Ar. < SĀLİK] ile/değil/yerine/=/||/<> SALİK

( Bir yola giren bir yolda giden )


- SALİM[Ar. < SĀLİM] ile/değil/yerine/=/||/<> SALİM

( sağ salim Sakin huzurlu olan esen )


- SÂLİM[Ar.] ile/değil/yerine/= ESEN, SAĞLAM


- SALİMEN[Ar. < SĀLİMEN] ile/değil/yerine/=/||/<> SALİMEN

( Sağ ve esen olarak hiçbir kötü durumla karşılaşmadan )


- SALİP[Ar. < ṢALĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> HAÇ (EHLİSALİP)


- SALİSE[Ar. < S̱ÂLİS̱E] ile/||/<> ...

( Osmanlılarda rabiadan büyük ve saniyeden küçük askerlikteki binbaşılığa denk sivil aşama )


- SALİSE[Ar. < S̱ĀLİS̱E] ile/değil/yerine/=/||/<> SALİSE

( Saniyenin altmışta biri olan zaman birimi )


- SALİSE/SALİSE[Ar. < S̱ĀLİS̱E] ile/||/<> SANİYE/SANİYE[Ar. < S̱ĀNİYE]

( Saniyenin altmışta biri olan zaman birimi )


- SALİSEN[Ar. < S̱ĀLİS̱EN] ile/değil/yerine/=/||/<> SALİSEN

( Üçüncü olarak )


- SALTA[İt.] ile SETRE[Ar.]

( Yakasız, iliksiz, kolları bolca, bir tür kısa ceket. İLE Düz yakalı, önü ilikli bir tür uzun ceket. )


- SALTANAT[Ar. < SALṬANAT] ile/değil/yerine/=/||/<> SALTANAT

( Bir ülkede hükümdarın padişahın sultanın egemen olması sultanlık Bolluk ve zenginlik gösterişli yaşayış Birinin bir işte bir yerde bulunan kimseler üzerindeki egemenliği )


- SÂLÛS[Ar. çoğ. SILÂB] ile SÂLÛS[Ar.]

( Teslîs. [fels. TRIVIUM] İLE İkiyüzlü/riyâkâr. )


- SALYA[Ar. < Yun.]/RÎK[Ar.] ile TÜKÜRÜK

( Ağızdan sızan tükürük. İLE Tükürük bezlerinin, ağza akan salgısı. )

( MEL'UB: Salyalı ağız. )

( SALIVA vs. SPITTLE )


- ŞÂM[Ar. < ŞÂME] ile ŞÂM[Fars.]

( [gövdede] Benler. İLE Akşam. )


- SAM[Ar. < SĀMM] ile/değil/yerine/=/||/<> SAM YELİ (SAM YELİ)


- ŞAMA[Ar. < ŞEMʿA] ile/||/<> ...

( bal mumuna veya parafine batırılmış fitil şamᶜ mum çam )

( ŞAM )


- ŞAMAMA[Ar. < ŞEMÂME] ile/||/<> ...

( güzel kokulu bir tür küçük kavun Az şamama R χειμωνικό eine Melonenart die bis in den Winter aufbewahrt wird Kürtçede šemamuk melon sauvage aromatique Ermenicede šamama olarak kullanılır )

( ΧΕΙΜΩΝΙΚΌ / χειμωνικό )

( ŞAMAMA[Az.] )


- SAMAN[Ar.] ile SÂMÂN[Ar.] ile Sâmân[Ar.]

( Türlü ekinlerin, taneleri ayrıldıktan sonra kalan sapları ve daha çok bunların harmanda parçalanmışı. İLE Servet, zenginlik. | Rahat, dinçlik. | Düzen. | Kudret, iktidar. İLE Sâmânî devletinin kurucusu. )


- SAMÂNÎ[Ar.] ile Sâmânî[Ar., Fars. çoğ. SÂMÂNİYÂN]

( Saman renginde, açık sarı. İLE Sâmânî devletinden olan. )


- SAMANİ[Tr. < SAMAN + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> SAMANİ

( saman rengi Bu renkte olan )


- ŞAMATA[Ar. < ŞEMĀTE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜRÜLTÜ PATIRTI


- ŞAMATA[Ar. < ŞEMÂTE] ile/||/<> GÜRÜLTÜ, PATIRTI

( gürültü patırtı Suriye şamâṭa tumult vacarme )

( ŞAMÂṬA )


- ŞAMDAN[Ar. < ŞEMʿ + FARS. < -DÂN] ile/||/<> ÜZERİNE MUM DİKİLEN AYDINLATMA ARACI

( üzerine mum dikilen aydınlatma aracı Az şamdan şemdān şendel şamdon şamdal şamdal şantal Komşu diyalektlerden alınmıştır şamᶜdān candlestick chandelier şamᶜ wax dān )

( ŞAMDĀN )

( ŞAMDAN[Az.]~ŞEMDĀN[Tkm.]~ŞENDEL[Tatk.]~ŞAMDON[Özb.]~ŞAMDAL[Krg.]~ŞAMDAL[Kzk.]~ŞANTAL[Çuv.] )


- ŞÂME[Ar. çoğ. ŞÂM, ŞÂMÂT] ile ŞÂME[Ar.]

( [gövdede] Ben. İLE Akşam. )


- SAMED[Ar.] ile SEYYİD[Ar.]


- SAMG[Ar. < ṢAMĠ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAMK

( zamk ağacı zamk akasyası zamk hastalığı zamkıarabi Arap zamkı ardıç zamkı arı zamkı kiraz zamkı Akasya kitre sütleğen vb ağaçların kabuklarından sızarak donan eriyiği yapıştırıcı olarak kullanılan renksiz veya sarı kırmızımtırak renkte biçimsiz madde Bu maddenin yapıştırıcı olarak kullanılan eriyiği )


- SÂMİ'[Ar.] ile ÂLİM[Ar.]


- SAMİ[Ar. < SĀMĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAMİ

( Sami dilleri Güneybatı Asya ve Kuzey Afrika da yaşayan ve Hz Nuh un oğlu Sâm ın soyundan geldikleri kabul edilen kavimler topluluğu Bu topluluğa özgü olan )


- SAMİ[Ar. < SÂMİʿ] ile/||/<> ...

( Kağnı ve öküz arabası boyunduruğunun her iki yanında bulunan ikişer dik çubuk Yavuz Çayağzı Şavşat Artvin Susuz Posof Kars Kaşpınar Ağın Elazığ Sivas Dar bir alanda samin samit olarak da kullanılır Boyunduruğun deliklerine geçirilen değnekleri birbirine bağlayan ipe sami bağı adı verilir sami wooden collar for draught oxen Ermenicede samin sametel biçimleri de kullanılır Ermeniceden Kürtçeye de sami cercle pour attacher les boeufs au joug olarak geçmiştir Sami biçiminin Doğu Anadoluda geçtiği göz çarpıyor Batı Anadoluda sami yerine zelve adı kullanılır zelve Dar bir alanda samin samit olarak da kullanılır Boyunduruğun deliklerine geçirilen değnekleri birbirine bağlayan ipe sami bağı adı verilir sami wooden collar for draught oxen Ermenicede samin sametel biçimleri de kullanılır Ermeniceden Kürtçeye de sami cercle pour attacher les boeufs au joug olarak geçmiştir Sami biçiminin Doğu Anadoluda geçtiği göz çarpıyor Batı Anadoluda sami yerine zelve adı kullanılır zelve )

( SAMI )


- SAMİ[Ar. < SĀMİʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAMİ

( İşiten Dinleyen dinleyici )


- SÂMÎ[Ar. < SÜMÜVV] ile SÂMÎ[Ar.] ile SÂMİ'[Ar. < SEM | çoğ. SÂMİÎN, SÂMİÛN] ile Sâmî[Ar.] ile Sâmî[Ar.] ile Sâmi[Ar.] ile SÂMİH[Ar.]

( Yüksek, yüce.[Sadrâzamla ilgili olan ve o makamdan çıkan işler için kullanılırdı] | Ünlü/şöhretli. İLE Katılık, sertlik, kuruluk. İLE Duyan/işiten. | Dinleyen/dinleyici. İLE Sâm soyundan olan. İLE Asurca, İbranice, Habeşçe gibi dilleri konuşan çeşitli kavimlerinin toplandığı kol. | Bu koldan olan. İLE XVIII. yüzyılda yaşamış, Osmanlı şairlerindendir.[Arpa Emîni Zâde adıyla ünlüdür.] İLE Eliaçık/cömert. )


- SAMİİN[Ar. < SĀMİʿĮN] ile/değil/yerine/=/||/<> SAMİİN

( İşitenler Dinleyenler dinleyiciler )


- ŞAMİL[Ar. < ŞĀMİL] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAMİL

( makabline şamil İçine alan kaplayan kapsayan )


- SAMİMİ[Ar. < ṢAMĪMĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> İÇTEN | AÇIK YÜREKLİ | YAPMACIKSIZ

( içten açık yürekli yapmacıksız İçli dışlı senli benli olarak )


- SAMİMİYET[Ar. < ṢAMĪMİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> İÇTENLİK | AÇIK YÜREKLİLİK

( içtenlik açık yüreklilik Senli benli olma durumu )


- SAMİMİYET[Ar.] ile/ve/||/<>/> CÂZİBE[Ar.]


- SÂMİN[Ar.] ile SÂMİN[Ar.]

( Yağlı, semiz. İLE Sekizinci. )


- SÂMİR[Ar.] ile SÂMİR[Ar.]

( Gece toplantıları. İLE Meyveli, meyve tutmuş. )


- ŞAMPANYA/CHAMPAGNE[Fr. < CHAMPAGNE] ile/||/<> ŞARAP/ŞERAB[Ar. < ŞERĀB]

( şampanya bardağı Açık renkli tatlı ve köpüklü şarap )


- SAMUR ile/||/<> SAMUR[Ar. < SEMMŪR]

( Martes zibellina Etçiller Carnivora takımının sansargiller Mustelidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 60 20 cm Esmer kahverengi olan tüyleri ipek gibi yumuşaktır Gerdanı turuncudur Kürkü en çok beğenilen hayvandır Başı koni biçiminde olup kulakları büyüktür Rusyadan Japonyaya kadar yayılmıştır zooloji Etçiller Carnivora takımının sansargiller Mustelidae familyasından 60 cm kadar uzunlukta 20 cm kadar kuyruğu olan esmer kahverenkli ve yumuşak tüylü gerdanı turuncu başı koni biçiminde kulakları büyük kürkü çok değerli bir tür Az samur samır Şçerbak İRLTJa 143 Farsça sämur biçimiyle karşılaştırmıştır Steingass Farsça sammūr the Scythian weasel or marten the sable biçimini Arapça olarak daha sonra ṣamūr sable fur biçimini de Türkçe olarak vermiştir Arapçada sammūr martrezibeline olarak geçer Ligeti TörK 372 Doerfere göre TMEN 1265 samur köken bakımından Farsçadır Bazin SChron 482483 Osmanlı sözlükçülerinin samuru kimi kez Farsçaya kimi kez de Arapçaya bağladıklarını dile getirmiş ancak bu kemirgenin İranda ve Arap dünyasında yaşamadığını vurgulamıştır O açıdan samurun yaşadığı toprakları göz önüne alan Bazin bu kemirgene verilen adın Sibirya veya Türk kökeninden geldiğini düşünmüştür Bazin samur adının Türkçe sam som ronger grignoter kökünden ur ekiyle yapılmış bir türeve benzediğini yazmıştır Çağdaş diyalektlerde samura daha çok kiş adı verilir Alt Tel kiş kis kiş kis kis kīs samur Mustela zibellina Bu ad Eski ve Orta Türkçede de kiş olarak geçer Türkçe kiş Samoyed diyalektlerine de geçmiştir )

( SABLE )

( MARTE ZIBELINE )

( ZOBEL )

( MUSTELA ZIBELLINA | MARTES ZIBELLINA )

( SAMUR[Az.]~SAMIR[Tkm.]~KIS[Nog.]~KIŞ[Krg.]~KIS[Kzk.]~KIS[Sag.]~KĪS[Yak.] )


- SAMUT[Ar. < ṢAMŪT] ile/değil/yerine/=/||/<> SUSKUN


- SAN'AT-GER[Ar.] ile SAN'AT-KÂR[Ar.]

( Sanatçı. | Esnaf. İLE Sanatçı, usta. )


- SAN'AT[Ar. çoğ. SAN'ÂT] ile SAN'ÂT[Ar. < SAN'ÂT]

( Sanat, ustalık, hüner, mârifet. | Bir şeyi güzel yapmak, bir şeyin güzel, beğenilir olması için uygulanan kurallar. İLE Sanatlar, ustalıklar, hünerler. )


- ŞAN[Ar. < ŞĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAN

( ün Gösteriş gösterişlilik )


- ŞAN[Ar.] ile ŞAN[Fr. < CHANT]

( Ün. | Gösteriş, gösterişlilik. İLE İnsan gırtlağından makamla çıkan ve perde ayrımlarıyla çeşitli duyumlar uyandıran ses dizisi. | Ünleme, ses çıkarma eğitimi. )


- SANAT ESERİ[Ar.] ile/değil/yerine/= ESİNÇ YAPITI


- SANAT[Ar. < ṢANʿAT] ile/değil/yerine/=/||/<> SANAT

( sanat adamı sanat danışmanı sanat dünyası sanat enstitüsü sanat eri sanat eseri sanatevi sanat filmi sanat okulu sanatsever abstre sanat ana sanat dalı betili sanat betisiz sanat edebî sanat figüratif sanat Gotik sanat güdümlü sanat nonfigüratif sanat soyut sanat tezyinî sanat yedinci sanat güzel yazı sanatı ocak sanatı tahnit sanatı temaşa sanatı görsel sanatlar grafik sanatları güzel sanatlar plastik sanatlar el sanatları sahne sanatları süsleme sanatları Duygu ve düşünceleri göze ve gönle hitap edecek şekilde söz yazı resim heykel vb ile ifade etme konusundaki yaratıcılık Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım Bir şey yapmada gösterilen ustalık Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü zanaat )


- SANAT[Ar. < SUN] ile ...

( Yapmak, üretmek. | İlâhî olarak üretilmiş olan. )


- SANAT ile/ve/||/<> İNCELİK/RİKKAT[Ar.]


- SANATKAR[Ar. < ṢANʿAT + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> SANATKÂR

( sanatçı El ile yaptığı işi kendisine meslek edinen işçi veya usta Bir işi ustalıkla yapan usta mahir )


- SANATKÂR[Ar.]/ARTİST[İng.] ile/değil/yerine/= ESİNÇÇİ


- SANATKÂRANE[Ar. < ṢANʿAT + Fars. -KĀR-ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> SANATKÂRCA


- SANATSEVER[Ar. < ṢANʿAT + Tr. SEVER] ile/değil/yerine/=/||/<> SANATSEVER

( Sanatla iç içe olmaktan zevk alan sanatı koruyan ve yaşatan kimse )


- SANAYİ[Ar. < ṢANĀYİʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> SANAYİ

( sanayi bölgesi sanayiinefise sanayi kuruluşu sanayi odası sanayi sitesi sanayi ülkesi sanayi yatırımı ağır sanayi hafif sanayi organize sanayi yan sanayi sinema sanayisi Ham maddeleri işlemek enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü işleyim uran endüstri )


- SANAYİİNEFİSE[Ar. < ṢANĀYİʿ + NEFĪSE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜZEL SANATLAR


- SANDAL[Ar. < ṢANDAL] ile/değil/yerine/=/||/<> SANDAL

( sandal ağacı Sandalgillerden kerestesi sert ve kokulu bir ağaç Santalum album )


- SANDAL[Ar.] ile SANDAL[Ar.] ile SANDAL(ET)[Fr. < Yun.]

( Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç. İLE İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle sürülen deniz teknesi. İLE Sadece tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan, açık ayakkabı. )

( ARBUTUS ANDRACHNE / SANTALUM ALBUM cum ... )


- SANDALİYYE[Ar. < ṢANDALİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> SANDALYE

( sandalye kavgası elektrikli sandalye kolçaklı sandalye tekerlekli sandalye Arkalıklı kol koyacak yerleri olmayan bir kişilik oturma eşyası kürsü Makam koltuk mevki )


- SANDALYE[Ar. < SANDALİYE] ile/değil/yerine/= OTURGA


- SANDALYE[Ar.] ile/değil/yerine/= OTURAK


- SANDIK[Ar.] ile SANDUKA

( İçine türlü şeyler konulan, tahtadan, dört köşe, kapaklı ev eşyası. | Bir kurumda, para alınıp verilen yer. | Banka. | Yapılarda, kum, çakıl gibi şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü. | Mahalle tulumbacılarının, omuzda taşıdıkları, sandık biçimi tulumba. İLE Mezarın üzerine yerleştirilmiş, tabut büyüklüğünde tahta ya da mermer sandık. )


- SANDIK ile/||/<> SANDIK[Ar. < ṢANDŪK]

( Sinema Filmlerin taşınmasında kullanılan yangına karşı korumalı genellikle madenden ya da üzeri maden levhayla örtülü kap I Su değirmeninde çark üzerine basınçlı su düşmesini sağlayan konik boru Köprü Şarkikaraağaç Isparta II 1 Araba kasası Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta 2 Tahta leblebi kutusu Güdül Ankara )

( TRANSITE CASE, CASE )

( COFFRE (POUR TRANSPORT DE FILM) )

( KOFFER )


- SANDUK[Ar. < ṢANDŪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> SANDIK

( sandık balığı sandık başkanı sandık çevresi sandık emini sandık eşyası sandık gözlemcisi sandık kurulu sandık lekesi sandık müşahidi sandık odası sandık sepet sepet sandık boyacı sandığı kaza kırım sandığı mal sandığı orta sandığı oy sandığı seçim sandığı yardım sandığı İçine çeşitli şeyler konulan tahtadan yapılmış kapaklı ev eşyası kasa Bir kurumda para alınıp verilen yer Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş Yapılarda kum çakıl vb şeyleri ölçmek için kullanılan üstü ve altı açık dört köşeli tahtadan ölçü aleti Kamu kesiminde çalışan personelin kendi kurumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları tulumba )


- SANDUKA[Ar. < ṢANDŪḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> SANDUKA

( Mezarın üzerine yerleştirilmiş tabut büyüklüğünde tahta veya mermer sandık )


- SANEM[Ar. < ṢANEM] ile/değil/yerine/=/||/<> SANEM

( put I Çok güzel kadın )


- SANÎ'[Ar. < SUN] ile SÂNÎ[Ar. < SENY] ile SÂNİ'[Ar. < SUN] ile SÂNİH/A[Ar. < SÜNÛH]

( Görülen iş. İLE İkinci. İLE Yapan/yapıcı, işleyen. | Yaradan, sanat yapıtı olarak meydana getiren. | Allah. | [tüzel] İstisna akdinin borçlusu. İLE Zihin ve düşüncede oluşan, zihne/düşünceye doğan. )


- SANI/ZAN[Ar. < ẒANN] ile/||/<> SANMAK/ZANNETMEK[Ar. < ẒANN + Tr. ETMEK] ile/||/<> SANMAK/ZANNEYLEMEK[Ar. < ẒANN + Tr. EYLEMEK] ile/||/<> SANILMAK/ZANNOLUNMAK[Ar. < ẒANN + Tr. OLUNMAK] ile/||/<> SANI/ZEHAP[Ar. < ẔEHĀB]


- SANI/ZAN/ZEHAB[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<> KANI/KANAAT(> "KANIMCA")

( Sahibi olunan düşüncenin/yorumun üzerine yargıda bulunum ve bu sürecin ilk durumu/sonucu. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Bir durum/olgu üzerine düşünce/yorum sahibi olmak. )

( Gerçeği bulmak istiyorsak, kanılarımıza asılmamalıyız. )

( To find truth, we must not cling to our convictions. )

( [not] SURMISE vs./and/but/||/<> OPINION
OPINION instead of SURMISE )


- SANİHA[Ar.] ile/değil/yerine/= DOĞAÇLIK/DOĞUNÇLUK


- SANİYE[Ar. < S̱ĀNİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> SANİYE

( saniyesi saniyesine Bir dakikanın altmışta biri olan zaman birimi Bir derecenin üç bin altı yüzde biri Fizik ve mekanikte zaman birimi )


- SANRI | HEZEYAN[Ar. < HEẔEYÂN] ile/||/<> ...


- SANRI/BİRSAM[Ar. < BİRSĀM] ile/||/<> SANRI/HALÜSİNASYON[Fr. < HALLUCINATION]


- SANTURİ[Fars. < SENTŪR + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> SANTURCU


- ŞAP ile/||/<> ŞAP[Ar. < ŞABB]

( 1 Bir değerlikli metal sülfatlarının üç değerlikli metal sülfatlarıyla oluşturdukları çift tuz 2 Potasyumaluminyum sülfata halk arasında verilen ad Berberlerin ellerini kurutmaları ve usturanın kaymaması için kullandıkları madde Aksaray Niğde 1 Doğal yollardan elde edilmiş ve saf olmayan alüminyum hidroksit ve sülfürik asit karışımına amonyum veya potasyum ilavesiyle elde edilen renksiz kokusuz kan veya doku proteinlerini çöktürerek etkiyen emilebilir yerel etkili kanama dindirici bir ve büzüştürücü etkili hematoksilenin yapısında bulunan ve aşı yapımında adjuvant olarak da kullanılan bir madde 2 Bu bileşiğin herhangi bir çift sülfat içeren grubu alum şabb alum Ermeniceye šip olarak geçmiştir şabb alum Ermeniceye šip olarak geçmiştir )

( ŞABB )

( ALUM )

( ALUN )

( ALAUN )


- ŞAP ile ŞAP[Ar. < ŞABB]/ALÜN[Fr.] ile ŞAP

( İstekle öperken çıkan ses. | Birden yere düşme ya da çarpma sırasında çıkan ses. İLE Alüminyum ve potasyum sülfatından ya da amonyum alüminyum sülfatından oluşan, sıcak suda eriyen, tadı buruk, antiseptik bir madde. İLE İnce kum ve çimentoyla yapılan düzgün döşeme sıvası. )


- SAPLANTI/FİKRİSABİT[Ar. < FİKR + S̱ĀBİT] ile/||/<> SAPLANTI/İDEFİKS[Fr. < IDÉE FIXE]


- SAR'/SAR'A[Ar.]/TUTARAK/TUTARIK/TUTARGA/YİLBİK[Ar.] ile SÂRÂ[Ar.]

( Tutarık, tutarak, bayıltıcı bir sinir/beyin hastalığı. İLE Katkısız, hâlis. )


- SAR'/SAR'A[Ar.] ile SÂR[Ar.] ile -SÂR[Ar.]

( Tutarık, tutarak, bayıltıcı bir sinir/beyin hastalığı. İLE Öc, intikam. İLE "yer" bildirerek birleşik sözcükler yapar.[ÇEŞME-SÂR: Çeşmeleri çok olan yer. | KÜH-SÂR: Dağlık yer.] )


- SAR'Î ile SARÎ' ile SÂRÎ[Ar. < SİRÂYET] ile SÂRÎ[Fars.] ile SARÎH[Ar. < SARÂHAT]

( Sar'a hastalığı ile ilgili. | Sar'alı. İLE Yere yığılmış sar'alı kişi. İLE Bulaşan/bulaşıcı. [İng. CONTAGIOUS, Fr. CONTAGIEUX] İLE Sürücü, süren. İLE Açık, meydanda. | Belirli. | Saf, halis. | Safkan Arap atı. )


- SARA[Ar. < ṢARʿA] ile/değil/yerine/=/||/<> SARA

( Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı tutarık tutarak tutarga yilbik epilepsi )


- SARAÇ[Ar. < SERRÂC] ile/||/<> ...

( koşum ve eyer takımları yapan kimse Az sǝrrac sarrāc Türkcede Arapça rr géminationu yalınlaşmıştır Arapça darrāba Türkçe taraba Arapça qaṣṣāb Türkçe kasap örneklerinde olduğu gibi Buna karşılık bakkal sarraf gibi örneklerde Arapça géminationun olduğu gibi saklandığını biliyoruz )

( SARRĀC )

( SƎRRAC[Az.] )


- SARAÇ/SERRAC[Ar. < SERRĀC] ile/||/<> SARAÇHANE/SERRACHANE[Ar. < SERRĀC + Fars. ḪĀNE] ile/||/<> SARACİYE/SERRACİYYE[Ar. < SERRĀCİYYE]

( saraçhane Koşum ve eyer takımları yapan veya satan kimse Koşum ve eyer takımlarını işleyen ve süsleyen kimse Deri muşamba vb nden bavul çanta cüzdan kemer yapan kimse )


- SARAHAT[Ar. < ṢARĀḤAT] ile/değil/yerine/=/||/<> BELGİNLİK


- SARAHATEN[Ar. < ṢARĀḤATEN] ile/değil/yerine/=/||/<> SARAHATEN

( Açıkça apaçık açıktan açığa sarahatle )


- ŞARAP[Ar. < ŞERÂB]/MÜDÂME/MEY[Fars.] ile/değil HAMR


- ŞARAP[Ar.]/MEY[Fars.] ile/değil/yerine/= ÇAKIR/SÜÇİK


- SARAY ile/||/<> KASR[Ar.]

( ... İLE/||/<> Küçük saray[sarayın bir küçüğü], köşk. )


- ŞARBON/CHARBON[Fr. < CHARBON] ile/||/<> VEBA/VEBA[Ar. < VEBĀʾ]

( Hayvanlarda özellikle koyun ve sığırlarda görülen deri veya mukoza yoluyla insana bulaşan bulaştığı yerde kara bir çıban yapan tehlikeli hastalık karakabarcık karayanık yanıkara )


- SARF-I NAZAR[Ar.] ile/değil/yerine/= SAYILMASA DA, VAZGEÇİLSE DE


- SARF[Ar. < ṢARF] ile/değil/yerine/=/||/<> BİÇİM BİLGİSİ | FİİL ÇEKİMİ

( Harcama tüketme kullanma biçim bilgisi fiil çekimi )


- SARF[Ar.]/GRAMER[İng.] ile/değil/yerine/= DİL BİLGİSİ


- SARF[Ar.] ile/ve/||/<> NAHV[Ar.]

( Sözcük bilgisi/(b)ilimi. İLE/VE/||/<> Tümce/cümle bilgisi/(b)ilimi. )


- SARFİYYAT[Ar. < ṢARFİYYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> SARFİYAT

( Harcanan şeylerin tümü harcama masraf )


- SARFNAZAR[Ar. < ṢARF + NAẒAR] ile/değil/yerine/=/||/<> SARFINAZAR

( Dikkate almama vazgeçme )


- SARHOŞÇA/SERMESTANE[Fars. < SER + MESTĀNE] ile/||/<> SARHOŞLUK/SERMESTÎ[Fars. < SER + MEST + Ar. -Ī]


- SARİ[Ar. < SĀRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SÂRİ

( Başkasına geçen bulaşıcı )


- SARİH[Ar. < ṢARĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> BELİRGİN | BELGİN

( sarih meful belirgin belgin )


- ŞARİYYE[Ar. < ŞAʿRİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEHRİYE

( şehriye çorbası şehriye pilavı arpa şehriye tel şehriye Çorba ve pilavda kullanılan türlü biçimlerde kesilerek kurutulmuş buğday unu hamuru )


- ŞARK[Ar. < ŞARḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞU


- ŞARK[Ar. < ŞARḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞU (ŞARK ÇIBANI, ŞARK KURNAZLIĞI, ORTA ŞARK, YAKIN ŞARK, UZAK ŞARK)


- ŞARKİ[Ar. < ŞARḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞARKI

( Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu ezgili insan sesleri dizisi şanson Klasik Türk müziğinde aşk üzerine söylenen nakaratı ve ara nağmesi olan parça Ezgi müzik parçası melodi liet Divan edebiyatında bestelenmek için dörtlükler biçiminde ve uyaklı olarak yazılmış olan şiir biçimi )


- ŞARKİ[Ar. < ŞARḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞARKİ

( Doğu Doğu yla ilgili Doğu ya özgü olan )


- ŞARKİ[Ar. < ŞARḲĮ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞARKİ

( doğu Doğuyla ilgili doğuya özgü olan )


- ŞARKI ile/||/<> ŞARKI[Ar. < ŞARKİ]

( 1 Kavuştaklı bir divan koşuk biçimi 2 Bestelenerek ırlanan bir tür Sevdiğim canım yolunda hake yeksan olduğum İyddir çık naz ile seyrana kurban olduğum Ey benim aşkında bülbül gibi nalân olduğum İyddir çık naz ile seyrana kurban olduğum Sen açıl gül gibi zar ile hezar olsun Nedim Bend bend olsun hamı zülfün şikâr olsun Nedim Sen salın cana yolunda hâksar olsun Nedim İyddir çık naz ile seyrana kurban olduğum Nedimin bir şarkısından ilk ve son bağlam Ezgilenmek üzere veya o tarzda yazılan koşuk )

( CHANSON, CHANT )


- ŞARKICI/HANENDE[Fars. < ḪVĀNENDE] ile/||/<> ŞARKICI/MUGANNİ[Ar. < MUĠANNĪ]


- SARMA ile SARMAL/YILANKAVİ/HELİSEL/HELEZONİ[Ar., Yun.] ile SARMAN ile SARMAŞAN/SARILGAN ile SARMAŞIK

( Sarma eylemi. | Saran, içine alan şey. | Yaprak ya da başka şeylerle, içlik malzeme konup sarılarak yapılan yemek. | Güreşçinin, kendi ayağını, arkasında bulunan rakibin ayağının iç tarafına sokup dolaması. | Sarılarak yapılan. İLE Sarmal biçiminde olan. İLE Azman, iri. | Sarı tüylü kedi. İLE Sarılgan. İLE Sarmaşıkgillerden, koyu yeşil renkli, değişik biçimli yaprakları olan, sap ve dallarından çıkan, küçük ek köklerle dik, düz yerlere yapışarak tırmanan bitki. )


- SARMAŞIK ile BAĞBOĞAN/KÜSKÜT[< Fr. < Ar.]

( ... İLE Çitsarmaşığıgillerden, ince, uzun ipliksi saplarıyla, asma, baklagiller ve kimi meyve ağaçlarına sarılarak onları sömüren, klorofilsiz bir asalak bitki, şeytansaçı, cinsaçı. )

( ... cum CUSCUTA )


- SARNIÇ ile/||/<> SARNIÇ[Ar. < ṢAHRİC, SİHRİC]

( Süsleme Yağmur sularının toplandığı su deposu biyoloji )

( CISTERN )

( CITERNE )

( CISTERNE )

( IMPLUVIUM )


- SARRAF[Ar. < ṢARRĀF] ile/değil/yerine/=/||/<> SARRAF

( adam sarrafı insan sarrafı Mesleği değerli kâğıt ve metal paraları birbiriyle değiştirmek altın bozmak tahvil alışverişi yapmak olan kimse )


- SARRAF ile/||/<> SARRAF[Ar. < ṢARRÂF]

( Yerli ve yabancı paraların değişimi alım ve satımı ile uğraşan kişi 1 kuyumcu 2 banker 2 )

( MONEY CHANGER )

( CHANGEUR )


- SARRAFİYE[Ar. < ṢARRĀFİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> SARRAFLIK HAKKI


- ŞART[Ar. < ŞARṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞART

( şart kipi şartname şart şurt bilakayduşart çevre şartı ön şart tahkim şartı hava şartları hayat şartları Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey koşul kayıt I )


- ŞARTNAME[Ar. < ŞARṬ + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞARTNAME

( teknik şartname satış şartnamesi Satın alma satma yaptırma kiralama vb işleri gerçekleştirmek isteyen tarafın düzenlediği her iki tarafın da uymayı üstlendikleri şartların tespit edildiği resmî belge )


- ŞAŞAA[Ar. < ŞAʿŞAʿA] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRKEM | PARILTI

( görkem parıltı )


- ŞÂT[Ar.] ile ŞAT/ŞATT[Ar. çoğ. ŞUTÛT] ile ŞATH[Ar.] ile ŞAT[Fr. CHATTE]

( Koyun. İLE Büyük ırmak. İLE Ciddi bir hissi ya da düşünceyi mizahî bir edayla anlatan şiir. İLE Sığ sularda, ağır yükleri taşımak için kullanılan, altı düz, bir çeşit tekne. )


- SATER[Ar. < SAʿTER] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAHTER

( Bir çeşit kekik Thymus longicaulis )


- SATERİ[Ar. < SAʿTERĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SOYTARI

( Söz ve davranışlarıyla halkı güldürüp eğlendiren kimse kaşmer Bir oyunda revüde veya sirkte gülünç davranışlarla sözlerle ve becerilerle seyircileri eğlendiren kimse Hileci yaltak kimse )


- SATH[Ar. < SAṬḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> SATIH

( yüzey Görünen bölüm )


- SATHEN[Ar.] ile SATHÎ[Ar.]

( Dıştan, dış yüzden. İLE Dış yüzeyle ilgili. | [matematikte] Yüzeysel. [İng. SUPERFICIAL, Fr. SUPERFICIEL] | Üstünkörü. )


- SATHİ[Ar. < SAṬḤĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YÜZEYSEL


- SATHÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= YÜZEYSEL/GELİŞİGÜZEL/ÜSTÜNKÖRÜ


- ŞATHİYAT[Ar. < ŞAṬHİYYÂT] ile/||/<> ... | ŞAT-HİYAT-I SOFİYANE

( Tekke edebiyatı koşuk türü Tanrı ile senli benli sakalı takılmacalı bir söyleyişle konuşur gibi yazılan deyişler şathiyatı sofiyane )


- ŞATHİYE[Ar.] ile ŞÂTIİYE[Ar.]

( Ciddi bir düşünceyi, konuyu, şaka ve alay yollu anlatmak için yazılmış deyişler. İLE Uzunbacaklılar.[Fr. ECHASSIERS] )


- ŞATHİYYAT[Ar. < ŞAṬḤİYYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞATHİYAT

( Ciddi bir düşünceyi konuyu şaka ve alay yollu anlatmak için yazılmış deyişler )


- ŞATHİYYE[Ar. < ŞAṬḤİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞATHİYE

( Yergiye alaya şakaya yer veren manzum eser Tasavvuf konularını mizahlı bir biçimde işleyen coşku hâlinde söylenen bir şiir türü )


- SATI ile SATIH[Ar.]

( Satmak, satış. İLE Yüz, yüzey. )


- SATIH/SATHİ[Ar.] ile/değil/yerine/= YÜZEY/SEL


- ŞÂTIİYE[Ar.]/ÉCHASSIERS[Fr.] ile ...

( Uzunbacaklılar. )


- SATIN ALMA/MÜBAYAA[Ar. < MUBĀYAʿA] ile/||/<> SATIN ALMA/İŞTİRA[Ar. < İŞTİRĀʾ]


- ŞATIR[Ar. < ŞÂṬİR] ile/||/<> ...

( Tören ve alaylarda gösterişi artırmak için padişahın vezirin yanlarında yürüyen görevliler )


- ŞATİR[Ar. < ŞĀṬİR] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞATIR

( şen şatır Neşeli keyifli şen olan Tören ve alaylarda padişahın vezirin yanında yürüyen görevliler )


- ŞÂTIR[Ar. < ŞETÂRET | çoğ. ŞUTTÂR] ile ŞÂTR[Fars.]

( Neşeli, zevkli, şen, şenlik. | Büyük bir kişinin atı yanında gitmekle görevli ağa. | Tören ve alaylarda, sultanın, vezirin yanında yürüyen görevliler. İLE Yarı, yarım. | Bölüm, parça, kısım. | Dize/mısra. )


- SATIR[Ar.] ile/değil/yerine/= DİZEK/ÇİZEK


- SATIR[Ar.] ile/değil/yerine/= KINRAK


- SATIR/SATUR[Ar. < SĀṬŪR] ile/||/<> ZIRH/ZIRH[Fars. < [FAR. ZİH SÖZÜNDEN]

( satır kıyması Et kesmeye kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir bıçak türü )


- SATLICAN[Ar. < ẔĀT + CENB] ile/değil/yerine/=/||/<> ZATÜLCENP


- SATR[Ar. < SAṬR] ile/değil/yerine/=/||/<> SATIR

( satır arası satır başı satır satır satır sonu Bir sayfa üzerinde yan yana gelen kelimelerden oluşan yazı sıralarından her biri )


- ŞATRANÇ[Ar. < SAṬRENC] ile/değil/yerine/=/||/<> SATRANÇ


- SATRANÇ ile/||/<> SATRANÇ[Ar. < SAṬRENC]

( Saz ozanlarının aruzla yazdıkları türlerden biri Örnekleri azdır ve ancak XIX yüzyılda görülür Aruzun dört müfteilün kalıbındadır Gazel biçimindedir ve özel bir ezgiyle okunur Musammat beyitlerden oluştuğu için her dize iki eşit parçaya bölünür ve iç uyak bulununr Musamat dizeler alt alta yazılırsa bir dörtlük elde edilir İç uyaklarına göre uyak düzeni şöyledir ababcccbçççb Satranç hece ölçüsünün 8 8 kalıbına da Halk edebiyatı terimi İç uyaklı ve çoğu on altı beyitli bir çeşit destan Türk cambazlarının becerilerinden biri İki cambazın bir tel üzerinde altlarına tek ayak üzerinde duran iskemleler alıp satranç oynama gösterisi şatranc satranç Laufer Toung Pao 17 466 s 76 not bu adın Farsçaya Sanskritçeden geçtiğini yazmıştır caturaṅga dört kol dört öge şatranc satranç Laufer Toung Pao 17 466 s 76 not bu adın Farsçaya Sanskritçeden geçtiğini yazmıştır caturaṅga dört kol dört öge )

( ŞATRANC )

( CATURAṄGA )


- SATRENC[Ar. < SAṬRENC] ile/değil/yerine/=/||/<> SATRANÇ

( satranç tahtası satranç takımı satranç taşı satranç vezni İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik siyah ve beyaz on altışar taşla oynanan bir oyun şatranç )


- SATUR[Ar. < SĀṬŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> SATIR

( satır kıyması Et kesmeye kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir bıçak türü )


- SATVET[Ar. < SAṬVET] ile/değil/yerine/=/||/<> SATVET

( Karşı konulmaz derecede zorlu sindirici boyun eğdirici güç Kuvvetle birinin üzerine sıçrama )


- SATVET[Ar.] ile/değil/yerine/= (ZORLU/SİNDİRİCİ) GÜÇ


- SAVÂB[Ar.] ile SEVÂB[Ar.] ile SEVVÂB[Ar.] ile SAVB[Ar.]

( Doğruluk, dürüstlük. Doğru hareket/davranış/düşünce. | Doğru, dürüst. İLE Ödüllendirilen hareket/davranış/tutum. | Hayırlı hareket, hayır işleme. İLE Elbiseci. İLE Yön/cihet, taraf. )