Arapça karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 17.113 başlık/FaRk ile birlikte,
17.113 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(59/70)
- TAAHHUDNAME[Ar. < TAʿAHHUD + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAHHÜTNAME
( Bir şeyi yapmayı üstüne aldığını bildiren yazılı kâğıt )
- TAAHHÜT/TAAHHUD[Ar. < TAʿAHHUD] ile/||/<> TAAHHÜTNAME/TAAHHUDNAME[Ar. < TAʿAHHUD + Fars. NĀME]
( taahhütname Bir şey yapmayı üstüne alma üstenme üstlenme Bir işin yapılmasını üzerine alıp resmî olarak sözleşme yapma )
- TAALA[Ar. < TAʽĀLĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAALA
( Allah Tanrı ve Hak kelimelerinden sonra gelen şanı yüce olsun anlamında bir söz )
- TAALÎ/TEÂLÎ[Ar. < ULÜVV] ile TAALLÎ/TEÂLLÎ[Ar. < ULÜVV | çoğ. TEALLÜYÂT]
( Yükselme, ululanma. İLE Yükselme, yüksek olma. )
- TAALLUK[Ar. < TAʿALLUḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> İLGİ
- TAALLUKAT[Ar. < TAʿALLUḲĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAALLUKAT
( Hısımlar yakınlar )
- TAAM[Ar. < ṬAʿĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAM
( cennet taamı yemek I Yemek yeme )
- TAAMMÜD[Ar. < AMD] ile TAANNÜD[Ar. < İNÂD | çoğ. TAANNÜDÂT]
( Bir işi bilerek ve isteyerek yapma. İLE İnad etme, direnme, ayak direme. )
- TAAMMUD[Ar. < TAʿAMMUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAMMÜT
( Bir işi veya suçu bile bile tasarlayarak yapma İşlenecek bir suçun daha önceden tasarlanması )
- TAAMMÜDEN[Ar. < TAʿAMMUDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLEREK
- TAAMMÜDEN[Ar.] ile/değil/yerine/= KASTEN
- TAAMMÜM[Ar. < TAʿAMMUM] ile/değil/yerine/=/||/<> GENELLEŞME
- TAAMMÜM]Ar.} ile/değil/yerine/= YAYILMA, GENELLEŞME
- TAAMMÜT[Ar.] ile/<> TAAMMÜDEN
( Bir işi ya da suçu bile bile, tasarlayarak yapma. | İşlenecek bir suçun, daha önceden tasarlanması. İLE/<> Kasten. )
- TAANNUD[Ar. < TAʿANNUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TAANNÜT
( Direnme ayak direme inat etme )
- TAANNÜT[Ar.] ile/değil/yerine/= DİRENME, DİRENİM
- TAARRUS/TAARRÜS[Ar. çoğ. TAARRUSÂT] ile TAARRUZ[Ar. çoğ. TAARRUZÂT] ile TAÂRUZ/TEÂRUZ[Ar. < ARAZ | çoğ. TEÂRUZÂT]
( Kocanın, karısına sevgi göstermesi. İLE İlişme, sataşma, takılma. | Düşmana saldırma. İLE Birbirine zıt olma. )
- TAARRUZ[Ar. < TAʿARRUŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> SALDIRI (TAARRUZ HELİKOPTERİ, YARMA TAARRUZU)
- TAARRUZİ[Ar. < TAʿARRUŻĮ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAARRUZİ
( Saldırı ile ilgili saldırıya ilişkin )
- TAASSÎ[Ar. < İSYÂN] ile TAAŞŞÎ[Ar.]
( Ayaklanma, boyun eğmeme, isyân etme. İLE Akşam yemeği yeme. )
- TAASSUB[Ar.] ile/değil/yerine ÖNCELİK
- TAAŞŞUK[Ar. < TAʿAŞŞUḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAŞŞUK
( Karşılıklı âşık olma )
- TAASSUP[Ar. < TAʿAṢṢUB] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞNAZLIK
- TAASSUP[Ar.]/BIGOTRY[İng.] ile/değil/yerine/= BAĞNAZLIK
- TAAT[Ar. < ṬĀʿAT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAT
( Allah ın buyruklarını yerine getirme ibadet etme ibadet )
- TÂAT[Ar.] ile TÂÂT[Ar. < TÂAT]
( Allah'ın emirlerini yerine getirme, ibâdet. İLE İbâdetler. )
- TAATTUL[Ar.] ile TAATTUR[Ar. < ITR]
( İşsiz kalma, işlemez olma. İLE Güzel kokular sürünme. )
- TAAYYUN[Ar. < TAʿAYYUN] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAYYÜN
( Belli olma ortaya çıkma belirme İtibar kazanma önemli kimseler arasına girme Tasavvufta Allah ın kudretinin zuhur ve tecelli yoluyla belirmesi Allah ın zatında var olanların ortaya çıkması )
- TAAYYUŞ[Ar. < TAʿAYYUŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAYYÜŞ
( Geçimini sağlama )
- TAAYYÜŞ[Ar.] ile/değil/yerine/= YAŞAMA, GEÇİNME
- TAAZZÜL[Ar. < AZL] ile TAAZZÜR[Ar. < ÖZR]
( Bir tarafa çekilme. | İşten çekilme. | Ehl-i sünnet'ten Vâsıl b. Atâ'nın kurduğu mu'tezile mezhebi. | Takımdan ayrılma. İLE Özür bildirme. | Güçleşme, güç olma, olanak bulunmama. )
- TAAZZUM/TEAZZUM[Ar. < İZAM/AZÂMET] ile/ve ERKAB[Ar.]
( Büyüklük taslama, kibirlenme. @@ Boynu kalın olan adam ya da arslan. )
- TAB-HÂNE[Ar., Fars.] ile TABH-HÂNE[Ar., Fars.] ile TÂB-HÂNE[Ar.]
( Matbaa. İLE Mutfak. | Lokanta. İLE Ocak ya da soba ile ısıtılan kışlık yer, çiçek sobası. | Nekahethâne.[DÂR-ÜŞ-ŞİFÂ] )
- TAB'AN[Ar. < TAB] ile TÂBÂN[Fars.] ile TABAN[Tr.][>< TAVAN}[Ar.]
( Doğal/tabiî olarak, kendiliğinden. İLE Işıklı, parlak. İLE Ayağın alt yüzü, aya. | Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü, tavan karşıtı. | Ayakkabının alt bölümü. | Kaide. | Bir şeyin en alt bölümü. | Değerlendirmede en alt derece. | Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle. | Temel. | Bir ırmağın en derin olan orta yeri. | Dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü. | Bir cismin ya da bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey ya da çizgi, kaide. | Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı. | Tarlanın düz ve verimli kesimi. | Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir. )
( AS NATURE vs. BRIGHT vs. BASE )
- TAB[Ar. < ṬABʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> BASI (TABETMEK, TABOLUNMAK)
- TAB[Ar. < ṬABʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> HUY
- TÂBA'TU ZEYDEN[Ar.] ile VÂFAKTUHÛ[Ar.]
- TABAAT[Ar. < ṬABĀʿAT] ile/değil/yerine/=/||/<> BASIMCILIK
- TABABET[Ar. < ṬABĀBET] ile/değil/yerine/=/||/<> TABABET
( diş tababeti tıp Tıp bilgisi )
- TABABET/TABABET[Ar. < ṬABĀBET] ile/||/<> TIBBEN/TİBBEN[Ar. < ṬİBBEN] ile/||/<> TIBBİ/TİBBİ[Ar. < ṬİBBĪ] ile/||/<> TIP/TİBB[Ar. < ṬİBB] ile/||/<> MEDİKAL/MEDİCAL[Fr. < MÉDICAL]
( diş tababeti tıp Tıp bilgisi )
- TABAK[Ar. < DEBBĀĠ] ile/değil/yerine/=/||/<> SEPİCİ (TABAKHANE)
- TABAK[Ar. < ṬABAḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TABAK
( kayık tabak balık tabağı çorba tabağı iftar tabağı kahve tabağı ordövr tabağı piyata tabağı servis tabağı Yiyecek koymaya yarar az derin ve yayvan kap Bu kabın alacağı miktarda olan İnce kat )
- TABAK ile/||/<> TABAK[Ar. < DEBBÂG | AR. < ṬABAK]
( taban talba II Pulluğun toprağı ters çeviren kısmı Taşpınar Aksaray Niğde taban Yenikent Aksaray Niğde talba II Kızılca Bor Niğde hlk 1 Şap 2 Panarisyum )
- TABAKA | KAT ile/||/<> KAT ile/||/<> KAT[Ar. < KAṬʿ]
( Sinema Film tabanı üzerine sürülen çeşitli duyar özdek ya da koruyucu özdekten oluşan astar TV Radyo ya da televizyon almacındaki çeşitli elektronik birlikleri belirten terim Yerbilim zamanlarından bir dönem süresi içinde oluşmuş katmanlı kayaçlar Sahne dekorunda bir üst ya da alt katı belirten yüzey Örn Nestroy Zu ebener Erde und im Ersten Stock alt katta ve üst katta İki katlı dekoru Ferdinand Bruckner Verbrecher Caniler adlı yapıtının 1928 üç katlı dekoru vardı Verilen bir tümsayı için bununla bir diğer tümsay çarpımına eşit olan tümsay Koşucuların spor niteliği bakımından değerlerine göre ayrılmaları Bir yapının yapımı bitmiş tabanı ile onun üzerindeki tavanın arasında kalan bölümü 1 genel uygulayım Birbiri üzerine konarak oluşturulmuş nesnelerin her bölümü ya da parçası 2 sinema Film tabanı üzerine sürülen çeşitli özellikteki duyar özdekler 3 yerbilim katman matematik katman coğrafya coğrafya jeoloji lsıl işlem ya da yüzey işlemi görmüş yüzeylerde oluşmuş oksit nitrür vb özdek zar Katal )
( LAYER, COAT, COATING | STAGE | MULTIPLE | STOREY | LAYER, STRATUM | HORIZON, LEVÉL | LAYER | KAT )
( COUCHE | ÉTAGE | ETAGE | MULTIPLE | CATÉGORIE | 1- ÉTAGE, 2- COUCHEÈ | STRATE | ÉTAGE, HORIZON | COUCHÉ )
( SCHICHT, ÜBERZUG | STUFE | ETAGENDEKORATION | VIELFACHES, VIELFACHE, MUTTIPLUM | STOCK, STOCKWERK | SOHLE | SCHICHT )
( MÜLTIPLUS )
- TABAKA[Ar. < ṬABAḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> KATMAN | KAT | SINIF
( ağ tabaka alt tabaka damar tabaka deri altı tabaka saydam tabaka sert tabaka sosyal tabaka toplumsal tabaka üst tabaka yüksek tabaka boya tabakası kaymak tabakası mantar tabakası su tabakası yağ tabakası katman Baskı ve yazıda kullanılan değişik boyutlarda kesilmiş kâğıt kat I sınıf Osmanlı mimarisinde caminin mahfilden itibaren kubbeye kadar olan çeşitli katlarından her biri )
- TABAKA[Ar.] ile/ve/||/<> KATMAN
- TABAN[Ar. < ṬABʿAN] ile/değil/yerine/=/||/<> TABAN
( Huy bakımından yaradılıştan )
- TABASBUS[Ar. < BASBASA]/MÜTEBASBIS ile/değil/yerine/= YALTAKLANMA/YALTAK
( Birine hoş görünmek için onursuzca davranmak. )
- TABASBUS[Ar. < TABAṢBUṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> DALKAVUKLUK
- TÂBE[Ar. < TAYYİB] ile TÂBE[Fars.] ile TÂ-BE[Fars.]
( "İyi ve temiz olsun" anlamınadır. İLE "-e kadar" anlamına gelerek sözcüklerin başına getirilir. [TÂ-BE-SABAH: Sabaha kadar. | TÂ-BE-KEY: Ne zamana kadar, niceye dek.] İLE Tava. | Geniş, düz yüzlü tuğla. )
- TABETMEK[Ar. < ṬABʿ + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> BASMAK
- TÂBİ'[Ar. < TEB | çoğ. TÂBİÎN, TÂBİÛN, TEBEA, TEVÂBİ'] ile TÂBİ'[Ar. < TAB] ile TABÎÎ[Ar.] ile TABHÎ[Ar.]
( Birinin ardı sıra giden, ona uyan. | Boyun eğen, bağlı kalan, birinin emri altında bulunan. | [Ar. dilb.] Kendinden önceki sözcüğe göre hareke alan sözcük. | Hz. Muhammed'i görmüş olanları(eshâbı) görüp kendinden hadîs dinlemiş olan. İLE Kitap basan/bastıran. | Matbaacı, düzenleyici(editör). İLE Doğayla/tabîatle ilgili. | Doğa gereği/îcâbı olan. | Olağan, alışılmış, her zamanki gibi. İLE Pişirmekle/pişirilmekle ilgili. )
- TÂBİ'[Ar.] ile TÂLÎ[Ar.]
- TABİ[Ar. < TĀBİʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞIMLI | BAĞLI
( bağımlı Birine veya bir şeye uyan onun arkası sıra giden bağlı )
- TABİ[Ar. < ṬĀBİʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> BASICI | YAYIMCI
( basıcı yayımcı )
- TÂBİ[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TESLİM[Ar.]
- TABİAT[Ar. < ṬABĪʿAT] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞA | HUY
( tabiat bilgisi tabiat bilimleri tabiat kanunu tabiat taklidi tabiatüstü tabiat yasası doğa Doğal özellik Dış dünyanın dağlar denizler kırlar vb daha çok güzelliğiyle insana hitap eden tarafı İnsanın sahip olduğu güce karşılık dış dünyada hüküm sürmekte olan düzenden doğan güç huy Güzeli ayırma melekesi zevk İnsanın büyük abdest bozma kolaylığı veya zorluğu )
- TABİİ | KUŞKUSUZ | KESİNLİKLE/ELBET[Ar. < ELBET] ile/||/<> TABİİ | KUŞKUSUZ | KESİNLİKLE/ELBETTE[Ar. < ELBETTE] ile/||/<> ASLA | KESİNLİKLE/KATİYEN[Ar. < ḲAṬʿİYYEN]
( tabii kuşkusuz kesinlikle )
- TABİÎ ÂFET[Ar.] ile/değil/yerine/= DOĞAL KIRAN
- TÂBİİ[Ar. < TĀBİʽĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TÂBİİN
- TABİİ[Ar. < ṬABĪʿĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TABİİ
( tabii afet tabii hukuk gayritabii sevkitabii doğal Olağan alışılmış her zamanki gibi olan beklenildiği gibi Sağduyuya mantığa olağan düzene uygun olan Yapmacık olmayan doğal olan Katıksız saf doğal olan ta bi Doğal olarak işin gereği olarak elbet elbette )
- TABİÎ[Ar.]/NATÜREL[İng. < NATURAL] ile/değil/yerine/= DOĞAL
- TABİİN[Ar. < TĀBİʽĮN] ile/değil/yerine/=/||/<> TÂBİİN
( Hz Muhammed i görmüş olanları gören Hz Muhammed den sonra gelen ikinci nesil tâbii )
- TABİİYE/TABİİYYE[Ar. < ṬABİʽİYYE] ile/||/<> TABİİYUN/TABİİYYUN[Ar. < ṬABİʽİYYŪN]
( Tabiat bilgisi dersi doğalcılık )
- TABİİYET[Ar. < TĀBİʿİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞIMLILIK | UYRUKLUK
( bağımlılık uyrukluk )
- TABİİYET[Ar. < ṬABİʿİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞALLIK
- TABİİYYE[Ar. < ṬABİʽİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TABİİYE
( Tabiat bilgisi dersi doğalcılık )
- TABİİYYUN[Ar. < ṬABİʽİYYŪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TABİİYUN
( Tabiat bilimiyle uğraşan bilginler doğalcı )
- TABİL[Ar. | çoğ. TEVÂBİL] ile ...
( Nane, biber, tarçın, karanfil gibi baharatlar. )
- TABİL[Ar. çoğ. TEVÂBİL] ile TA'BÎR[Ar. < UBUR | çoğ. TA'BÎRÂT]
( Nane, biber, tarçın, karanfil gibi baharatlar. İLE Anlatma, ifade. | Bir anlamı olan söz. | Deyim. | Terim. | Rüya yorma. [HÜSN-İ TABÎR: Edep ve terbiye içinde anlatma.] )
- TABİP[Ar. < ṬABĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> HEKİM (ADLİ TABİP, BAŞTABİP, SERTABİP, DİŞ TABİBİ)
- TABİP[Ar.] = HEKİM/DOKTOR
- TABİP/TABİB[Ar.] ile/ve/değil ALYENİST[Fr.]
( Hekim. İLE/VE/DEĞİL Deliler hekimi. )
- TABİR[Ar. < TAʿBĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> YORUM | DEYİM
( tabirname rüya tabiri Rüya yorumlama yorum Anlatım biçimi deyim )
- TABİR[Ar.] ile/değil/yerine/= DEYİM
- TABİRNAME[Ar. < TAʿBĪR + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TABİRNAME
( Rüyaların yorumunu yapan kitap rüya tabirleri kitabı )
- TABİYE[Ar. < TAʿBİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TABYA
( yıldız tabya Bir bölgeyi savunmak için yapılan ve silahlarla güçlendirilen yapı tabiye )
- TABİYE[Ar. < TAʿBİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKTİK | TABYA
( Yerli yerine koyup hazırlama yerleştirme İstenen sonuca ulaşmak için izlenen yol taktik taktik Askerlik sanatı tabya )
- TABL[Ar. < ṬABL] ile/değil/yerine/=/||/<> DAVUL
- TABL[Ar. < ṬABL] ile/değil/yerine/=/||/<> DAVUL
( davultozu kulakdavulu Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan tokmak ve değnekle çalınan çalgı tabl bateri )
- TABLA[Ar. < ṬABLA] ile/değil/yerine/=/||/<> TABLA
( tabla taşı kül tablası sigara tablası yemek tablası Satıcı vb nin kullandığı tahtadan tepsi Soba mangal vb şeylerin altına konulan metalden mermerden veya tahtadan yapılan tepsiye benzer altlık Bir şeyin düz ve geniş bölümü Geniş ve düz levha küllük Ağaçtan veya ağaç ürünlerinden hazırlanmış büyük yüzeyli düzgün parça Genellikle Hindistan Pakistan da kullanılan darbukaya benzer bir çalgı türü Makaraların yüzlerini oluşturan dişbudak veya karaağaçtan yapılmış dış bölümleri Okçuların kullandığı nişan levhası )
- TABLA[Ar.] ile LEVİ
( Satıcı vb.nin kullandığı tahtadan tepsi. | Soba, mangal vb. şeylerin altına konulan metalden ya da tahtadan yapılan tepsiye benzer altlık. | Bir şeyin düz ve geniş bölümü. | Ağaçtan ya da ağaç ürünlerinden hazırlanmış, büyük yüzeyli düzgün parça. | Genellikle Hindistan, Pakistan'da kullanılan, darbukaya benzer bir çalgı türü. | Denizcilikte, makaraların yüzlerini oluşturan dış bölümleri. İLE Etiyopya'da, kadınların, dudaklarına yerleştirdikleri tablalar.[Toplumsal konum, zenginlik, güç göstergesidir ve gurur kaynağıdır.] )
- TABLA ile/||/<> TABLA[Ar. < ṬABLA]
( Ağaçtan ya da ağaç ürünlerinden hazırlanmış büyük yüzeyli düzgün parça I talba I Üzerinde yufka açılan yemek yenen yer sofrası Mamatlar Eğridir Isparta Büyükdivanköyü Çorum Kemanlar Güdül Ankara talba I Senirkent Isparta Tavşanlı Kütahya II Ayakkabı pençesi Erenköy İnönü Eskişehir Haymana Ankara III Doğrama kapıların üzerindeki kabartma kısım Aksaray Niğde IV tapla Def adı da verilen müzik aracı Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta tapla Başkışla Karaman Konya R τάβλα tabula )
( PLATTE )
( TABULA )
( ΤΆΒΛΑ / τάβλα )
- TABLAKAR[Ar. < ṬABLA + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TABLAKÂR
( tablacı Büyük konaklarda mutfaktan yemek tablalarını götürüp getiren görevli )
- TABLBAZ[Ar. < ṬABL + Fars. -BĀZ] ile/değil/yerine/=/||/<> DAVLUMBAZ
( Mutfak duvarlarında ocak fırın vb nin dumanlarını ve kokularını toplayıp bacaya vermeye yarayan aspiratör ile donatılmış piramidimsi biçimde çıkıntı Yandan çarklı vapurların çarklarını örten yarım daire biçimindeki kapak Otomobillerin tekerleklerini örten yarım daire biçimindeki kapak )
- TABLO | TABELA/LEVHA[Ar. < LEVḤA] ile/||/<> GÖRÜNÜŞ | TABLO | DURUM/MANZARA[Ar. < MANẒARA]
( alçı levha serlevha reklam levhası sayı levhası Bir yere asılmak için yazılmış yazı tablo tabela Yer kabuğunu oluşturan parçalardan her biri )
- TABOLUNMAK[Ar. < ṬABʿ + Tr. OLUNMAK] ile/değil/yerine/=/||/<> BASILMAK
- TABUT[Ar. < TĀBŪT] ile/değil/yerine/=/||/<> TABUT
( Ölünün içine konulduğu sandık biçiminde araç sal II ölü salı dört kollu imamkayığı Bir yerden bir yere yumurta taşımaya yarayan uzun sandık )
- TABUT ile LAHİT[Ar.]
( Ölünün, mezarlığa götürülürken, içine konulduğu sandık. İLE Kenarları kâgir, üstü kapak taşlarıyla örtülü mezar. | Taş ya da mermerden oyma mezar. )
( COFFIN vs. FUNERARY )
- TABYA[Ar.] ile/<> DONANMA
( Bir bölgeyi savunmak için yapılan ve silahlarla güçlendirilen yapı. İLE/<> ... )
( Karada. İLE/<> Denizde. )
- TAÇ | TÜVEYÇ | İKLÎL [Ar. < TÂC | İNG. < TOUCH] ile/||/<> TAÇ ile/||/<> YAN DIŞI
( yan dışı Genellikle göz düzeyinden yüksek mobilyaların üstlerindeki taşkın ve girinti çıkıntılarla süslü bölüm diştacı botanik astronomi )
( TOUCH )
( COURONNE | COROLLE )
( KRANZ )
- TAÇ[Ar. < TÂC]/EFSER[Fars.] ile TIKSÂR[Ar.]
( ... İLE Halka biçiminde taç. )
- TAC[Ar. < TĀC] ile/değil/yerine/=/||/<> TAÇ
( taç beyit taç giyme töreni taç kapı taç yaprak taç yaprağı taç yapraklı baş tacı çiçek tacı diş tacı Güneş tacı Soyluluk iktidar güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen değerli taşlarla süslü başlık iklil Üstünlük kudret ve kuvvet alameti olarak başa konan başlık Gelinlerin başlarına takılan süs Genellikle göz düzeyinden yüksek mobilyaların üstlerindeki kabartmalı oymalı süslü bölüm Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi Bazı kuşların tarak biçimindeki sorgucu Diş etinin üstünde kalan ve dişin ağız içinde görünen parlak beyaz kısmı Bazı tarikatlarda şeyhlerin giydikleri başlık )
- TAÇ[Ar. < TÂC] ile TAÇ[İng. TOUCH]
( Soyluluk, iktidar, güç ya da hükümdarlık simgesi olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık. | Gelinlerin başlarına takılan süs. | Genellikle göz düzeyinden yüksek mobilyaların üstlerindeki kabartmalı, oymalı, süslü bölüm. | Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi. | Bazı tarikatlarda, şeyhlerin giydikleri başlık. İLE [futbol] Yan, dokunma. )
- TACİL[Ar. < TAʿCĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TACİL
( Acele ettirme çabuklaştırma )
- TACİR[Ar. < TĀCİR] ile/değil/yerine/=/||/<> TÜCCAR (UMUT TACİRİ)
- TÂCİR[Ar. < TCR] ile TÜCCAR[Ar.]
( TAKÎ + CESUR + RAUF )
- TACİZ[Ar. < TAʿCĪZ] ile/değil/yerine/=/||/<> TACİZ
( taciz ateşi cinsel taciz Tedirgin etme rahatsız etme )
- TÂCİZ[Ar.] ile/değil/yerine/= USANDIRI, USANÇ
- TADACCU'[Ar.] ile TADACCU[Ar. < DUCRET]
( Üşenme, gevşek davranma. İLE İç sıkılması, sıkıntı. )
- TADARRUS[Ar.] ile/değil/yerine/= DİŞ KAMAŞMASI
- TADAT[Ar. < TAʿDĀD] ile/değil/yerine/=/||/<> SAYMA | SAYIM
( aleni tadat sayma sayım Sayarak yoklama yapma )
- TADİL[Ar. < TAʿDĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> DEĞİŞİKLİK (TADİL TEKLİFİ)
- TADİLAT[Ar. < TAʿDĪLĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TADİLAT
( Değişiklikler )
- TAFRA[Ar.] ile/değil/yerine/= SIÇRAMA
( Yukarıya sıçrama, atlama. | Yukarıdan atıp tutma. | İlimde, rütbe, derece alma. )
- TAFRE[Ar. < ṬAFRE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAFRA
( afra tafra Kendisini olduğundan büyük gösterip böbürlenme yüksekten atma )
- TAFREFURUŞ[Ar. < ṬAFRE + Fars. -FURŪŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAFRAFURUŞ
( Böbürlenen yüksekten atan )
- TAFSİL[Ar. < TAFṢĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TAFSİL
( Bir şeyi ayrıntılarıyla anlatma açıklama )
- TAFSÎL[Ar.] ile TAKSÎM[Ar.]
- TAFSÎLÂT[Ar. < TAFSÎL < FASL] ile/ve/< AÇIKLAMA
( ... İLE/VE Etraflıca, uzun uzun açıklamalar. )
- TAFSİLAT[Ar. < TAFṢĪLĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAFSİLAT
( ayrıntı Ayrıntılı açıklama )
- TAFZİH[Ar.] ile/değil/yerine/= REZİL ETME
( Birinin kötü yanlarını ortaya çıkarma. )
- TAGADDİ[Ar. < TAĠADDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> BESLENME
- TAGALLÜP[Ar. < TAĠALLUB] ile/değil/yerine/=/||/<> ZORBALIK
- TAGAMGUM[< Ar. GAMGAMA] ile/değil/yerine/= ANLAŞILMAZ SÖZ
- TAGAYYÜR[Ar. < GAYR] ile/değil/yerine/= DEĞİŞME, BAŞKALAŞMA
- TAGAYYUR[Ar. < TAĠAYYUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TAGAYYÜR
( Değişme başkalaşma Bozularak değişme )
- TAGŞİŞ[Ar. < TAĠŞĪŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAĞŞİŞ
( Bir şeyin içine başka bir madde karıştırma katıştırma Saflığını bozma )
- TAGŞÎŞ[Ar.] ile/değil/yerine/= KARIŞTIRMA
( Bir şeyin içine başka bir madde karıştırma, katıştırma. )
- TAGYİR[Ar. < TAĠYĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TAĞYİR
( Değiştirme başkalaştırma bozma )
- TAĞYİR[Ar.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞTİRME, BAŞKALAŞTIRMA | BOZMA
- TAHACCÜM[Ar. < TAḤACCUM] ile/değil/yerine/=/||/<> BÜYÜME
- TAHACCUR[Ar. < TAḤACCUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHACCÜR
( Taşlaşma taş kesilme taş gibi katılaşma )
- TAHADDÜS[Ar. < HADS/HUDÛS] ile TAHADDÜŞ[Ar.]
( Sezgi. | Yok iken ortaya/meydana çıkma. İLE Tırmalanma. | Üzüntü duyma. )
- TAHÂDU'[Ar. < HUD'A] ile TAHADDU'/TAHAZZU'[Ar. < HUDÛ'/HUZÛ'] ile TAHADDUR[Ar. < HIDR/HIZR] ile TAHAZZUR[Ar. < HÂZIR] ile TAHADDÜR[Ar. < HADER] ile TAHADDÜR[Ar. < HADR] ile TAHAZZÜR[Ar. < HAZER] ile TAHATTUR[Ar. çoğ. TAHATTURÂT]
( Aldanmış gibi görünme. İLE Alçakgönüllülük gösterme. İLE Yeşilleşme, yeşil renk bağlama. İLE Hazır olma/bulunma. İLE Örtünmek, tesettür. | Uyuşma, uyuşturulma. İLE Yokuş aşağı inme. | Yukarıdan aşağı akıp gitme. İLE Sakınma, korunma, çekinme. İLE Anımsama, hatıra getirme/getirilme, unutulduktan sonra anımsanan şey. )
- TAHAFFUZ[Ar. < TAḤAFFUẒ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKINMA (TAHAFFUZHANE)
- TAHAFFUZ[Ar.] ile/değil/yerine/= BARINMA, KORUNMA
- TAHAFFUZHANE[Ar. < TAḤAFFUẒ + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHAFFUZHANE
( Sefer sırasında yolcu ve çalışanların arasında bulaşıcı hastalık görülen gemilerin karantina sürelerini geçirmeleri gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve hastaların iyileştirilmeleri için büyük limanlara yakın kıyılara kurulmuş sağlık kuruluşu )
- TAHAKKUK[Ar. < TAḤAḲḲUḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHAKKUK
( tahakkuk fişi tahakkuk memuru Gerçekleşme yerine gelme )
- TAHAKKUM[Ar. < TAḤAKKUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHAKKÜM
( Baskı yaparak hükmetme zorbalıkla hüküm sürme )
- TAHAKKÜM[Ar.] ile/değil/yerine/= BASKI, ZORLAMA
- TAHALLÎ[Ar. < HÂLÂVET/HULVÂN | çoğ. TAHALLİYÂT] ile TAHALLÎ[Ar. < HALÂ]
( Kendi kendini donatma, süsleme. İLE Boşalma, boş kalma. | Tenhaya çekilme, yalnız kalma. )
- TAHAMMÜL[Ar. < HAML | çoğ. TAHAMMÜLÂT] ile TAHAMMÜR[Ar. < HAMR | çoğ. TAHAMMÜRÂT]
( Yüklenme, bir yükü üstüne alma. | Dayanma, katlanma. | Kaldırma. İLE Mayalanma, ekşime. )
- TAHAMMUL[Ar. < TAḤAMMUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHAMMÜL
( Nesnenin güçlü zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilmesi dayanması İnsanın kötü güç durumlara karşı koyabilme gücü kaldırma katlanma )
- TAHAMMÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= DAYANMA, KATLANMA
( Nesnenin, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilmesi, dayanması. | Kişinin kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma. )
( ... ile TITIKSHA )
- TAHAMMÜLFERSA[Ar. + Fars.] ile/değil/yerine/= DAYANILMAZ
- TAHAMMÜLFERSA[Ar. < TAḤAMMUL + Fars. -FERSĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> DAYANILMAZ
- TAHAMMÜR[Ar. < TAḪAMMUR] ile/değil/yerine/=/||/<> MAYALANMA
- TAHAMMUS[Ar.] ile TAHAMMUZ[Ar. < HAZM | çoğ. TAHAMMUZÂT]
( Büzülme, büzülüp buruşma. İLE Ekşime, oksitlenme. )
- TAHAMMUZ[Ar. < TAḪAMMUŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> EKŞİME
- TAHAMMUZ[Ar.] ile/değil/yerine/= EKŞİME
- TAHÂNET[Ar.] ile TAHÂRET[Ar.]
( Değirmencilik. İLE Temizlik. | Temizlenme. )
- TAHARET[Ar. < ṬAHĀRET] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHARET
( taharet bezi taharet borusu taharet çubuğu taharet musluğu Temizlik temiz olma Sidik ve dışkı yapıldıktan sonra suyla temizlenme İslam dinine göre ibadetten önce vücudu ve giyecekleri namaza engel olan kirlerden ve pisliklerden arındırmak şeklindeki temizlik )
- TAHÂRET[Ar.]/TAHİR ile/ve/||/<>/>/< NEZÂFET[Ar.]/NAZİF
( Fiziksel/gövdesel temizlik. İLE/VE/||/<>/>/< Davranış ve tutumlardaki temizlik, ahlâkî temizlik. )
- TAHÂRET[Ar.] ile/değil/yerine/= TEMİZLENME | TEMİZLİK
- TAHARRİ[Ar. < TAḤARRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ARAMA (TAHARRİ MEMURU)
- TAHARRÜS[Ar. < TAḤARRÜS] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇEKİNME
- TAHARRUŞ[Ar. < TAḪARRUŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHARRÜŞ
( Tırmalanma kurcalanma azdırılma )
- TAHARRÜS[Ar.] ile TAHARRÜZ[Ar.] ile TAHARRÜŞ[Ar. çoğ. TAHARRÜŞÂT]
( Çekinme, sakınma.[maddiyatta kullanılır] İLE Çekinme, sakınma.[maneviyatta kullanılır] İLE Tırmalanma, örselenme. )
- TAHARRÜŞ[Ar.] ile/değil/yerine/= TIRMALANMA, KURCALANMA, AZDIRILMA
- TAHAŞŞU'[Ar. < HUŞÛ] ile TAHAŞŞUB[Ar.]
( Alçakgönüllülük. İLE Odunlaşma. )
- TAHASSUN[Ar. < TAḤAṢṢUN] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHASSUN
( Korunmak için bir yere çekilme sığınma )
- TAHASSUN[Ar.] ile/değil/yerine/= SIĞINMA
( Korunmak için bir yere çekilme. )
- TAHASSÜR[Ar. < HASRET] ile/değil/yerine/= ÖZLEM
( HASRET ÇEKME | ÇOK İSTENİLEN VE ELE GEÇİRİLEMEYEN ŞEYE ÜZÜLME )
- TAHASSUR[Ar. < TAḤASSUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHASSÜR
( özlem Kavuşmak istenen şey veya kimse için üzülme yanıp yakılma )
- TAHASSÜR[Ar.] ile TAHASSÜR[Ar. < HASRET | çoğ. TAHASSÜRÂT] ile TAHASSUL[Ar. < HUSÛL]
( Kanın pıhtılaşması.[TAHASSÜR-İ DEM] İLE Hasret çekme. | Çok istenilen ve ele geçirilemeyen şeye üzülme. İLE Sonuç olarak çıkma, hâsıl olma. | Ürüme, üretme. )
- TAHASSÜS[Ar. < TAḤASSUS] ile/değil/yerine/=/||/<> DUYGULANMA
- TAHASSÜSAT[Ar. < TAḤASSÜSĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHASSÜSAT
( Duygulanmalar duygulanımlar )
- TAHAŞŞÜT[Ar. < TAḤAŞŞUD] ile/değil/yerine/=/||/<> YIĞINAK | YIĞILMA
( yığınak yığılma )
- TAHAŞŞÜT[Ar.] ile/değil/yerine/= YIĞINAK
- TAHATTÜM[Ar. < HATM] ile TAHAŞŞUB[Ar. < HATEM]
( Gerekme, gerekli olma. İLE Yüzük takınma, hatem. | Âriflerin gönüllerine Allah'ın koyduğu işaret. )
- TAHATTUR[Ar. < TAḪAṬṬUR] ile/değil/yerine/=/||/<> ANIMSAMA
- TAHAVVÜL[Ar. < HÂL] ile/ve/<> TAGAYYÜR[Ar. < GAYR]
( [değişim] Biçimde/sıfatta. İLE/VE/<> Öz'de/zât'ta. )
- TAHAVVÜL[Ar. < TAḤAVVUL] ile/değil/yerine/=/||/<> DÖNÜŞÜM
- TAHAVVÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞME, DÖNÜŞÜM
( Bir durumdan, başka bir duruma geçme, değişme, değişkenlik, dönüşme, dönüşüm )
- TAHAYYÜL[Ar. < HAYAL | çoğ. TAHAYYÜLÂT] ile TAHAYYÜR[Ar. < HAYRET | çoğ. TAHAYYÜRÂT]
( Hayale getirme, hayale dalma, hayalde canlandırma. İLE Hayran olma, hayrete düşme, şaşakalma, şaşırma. )
- TAHAYYÜL[Ar. < HAYAL] (ETMEK) ile/değil/yerine/= İMGELEM (İMGELEMEK)
- TAHAYYUL[Ar. < TAḪAYYUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHAYYÜL
( Duyu organlarıyla algılanmış bir şeyi mevcut olmadığı zaman zihinde veya hayalde canlandırma imgeleme )
- TAHAYYÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= HAYALDE CANLANDIRMA
- TAHAYYÜL[Ar.] ile/ve/||/<> RÜYA[Ar.]
- TAHAYYÜL[Ar.] ile TEVEHHÜM[Ar.]
( Hayalde canlandırma. İLE Kuruntuya düşme. )
( "KAYGI değil/yerine SAYGI" yazısı için burayı tıklayınız... )
- TAHDÎB/TAHZÎB[Ar. < HİDAB] ile TAHDİB[Ar. < HADEB]
( Saç/sakal boyama. İLE Kamburlaştırma, kamburlaştırılma, kubbelendirme. )
- TAHDÎD[Ar. < HADD | çoğ. TAHDÎDÂT] ile TAHTÎT[Ar. < HATT]
( Sınırlama, sınır çizme. İLE Çizme, çizilme, çizgi ile belirli kılma. | Çizgi. )
- TAHDİD[Ar. < TAḤDĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHDİT
( Sınırlama çevreleme çevresini daraltma Tarif etme belli etme )
- TAHDİDAT[Ar. < TAḤDĪDĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHDİDAT
( Sınırlamalar kısıntılar )
- TAHDİDAT[Ar.] ile/değil/yerine/= SINIRLAMALAR
- TAHDÎR[Ar. < HADER] ile TAHDÎR/TAHZÎR[Ar.]
( Örtülendirme, örtülü bulundurma. İLE Hazırlama. | İlâç hazırlama. | Yeşillendirme, yeşil renk verme. )
- TAHDİT[Ar.] ile/değil/yerine/= SINIRLAMA, ÇEVRELEME
- TAHFÎF[Ar. < HİFFET] ile/ve TEŞDÎD[Ar. < ŞİDDET] ile/değil/yerine/>< TAKDÎR[Ar.]
( Hafifletme, yükünü azaltma. İLE/VE Şiddetlendirme, güç verme. | Şeddeleme. | Bir harfi çift okunan ve şedde işaretinin adı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Beğenme, değer biçme, değer verme/verilme. | Değerini/önemini anlama. )
- TAHFİF[Ar. < TAḪFĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> HAFİFLETME
- TAHIL[Ar. DAHL] ile TÂHIL
( Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat. İLE Bayat su, bekleyerek bozulmuş su. )
- TAHIL[Ar.] ile TÂHIL[Ar.]
( Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat. İLE Bayat su, bekleyerek bozulmuş su. )
- TAHİN[Ar. < TAHÎN] -<
( TAHN: Öğütme, öğütülme, öğütülmüş tahıl anlamından hareketle, daha çok pekmezle karıştırılarak ya da helvası yapılarak kullanılan "öğütülmüş susam" olarak yerleşmiş gıda ürünü. )
- TAHİN[Ar. < ṬAḤĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHİN
( tahin helvası tahin rengi Susam tohumlarının kavrulup öğütülmesiyle yapılan koyu kıvamlı yağlı yiyecek )
- TAHİNÎ[Ar. < ṬAḤĪNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHİN RENGİ
- TAHİR[Ar. < ṬĀHİR] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHİR
( temiz Klasik Türk müziğinde basit bir makam )
- TÂHİR[Ar.] ile/ve/||/<> TEZKİYE[Ar.]
( Temiz. İLE/VE/||/<> Temize çıkarma, aklama. | Birinin iyi bir insan olduğunu kendini tanıyanlardan soruşturarak ortaya çıkarma. )
- TAHİRBUSELİK[Ar. < ṬĀHİR + Fars. BŪ-SELĪK] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHİRBUSELİK
( Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam )
- TAHKİK[Ar. < TAḤḲĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> SORUŞTURMA
- TAHKİKAT[Ar. < TAḤḲĪḲĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> SORUŞTURMA
- TAHKİM[Ar. < TAḤKĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHKİM
( tahkim kurulu tahkimname tahkim şartı sağlamlaştırma Anlaşmazlıkların hakem yoluyla çözülmesi yöntemi )
- TAHKİM[Ar.] ile/değil/yerine/= GÜÇLENDİRME, BERKİTMEK
( Güçlendirme, sağlamlaştırma. | Antlaşmazlıkların, hakem yoluyla çözülmesi yöntemi. )
- TAHKİMAT[Ar. < TAḤKĪMĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHKİMAT
( Bir yeri düşman saldırısına karşı koyabilecek duruma getirmek için yapılan türlü haberleşme hendek siper vb savunma tesisleri Maden yatağında açılan bir kanalın çökmesini önlemek amacıyla sağlamlaştırma )
- TAHKİMNAME[Ar. < TAḤKĮM + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHKİMNAME
( Bir anlaşmazlığın hakem tarafından çözülebilmesi için taraflarca yapılan yazılı sözleşme )
- TAHKİR[Ar. < TAḤḲĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHKİR
( Aşağılama onur kırma onuruna dokunma hakaret )
- TAHKİYE[Ar. < HİKÂYE] ile/değil/yerine/= ÖYKÜLEME, ANLATI, HİKÂYE ETME, ANLATMA
- TAHKİYE[Ar. < TAḤKİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHKİYE
( Bir olayı anlatmadaki düzen anlatış düzeni anlatı Çeşitli edebî türlerin kendi yapılarına uygun biçimler içerisinde kullanmakta olduğu kişi temeline dayalı anlatım tekniklerinden birisi )
- TAHLÎF[Ar. < HALEF] ile TAHLÎF[Ar. < HALF | çoğ. TAHLÎFÂT]
( Birini kendi yerine bırakma. İLE Yemin ettirme, yemin verme, andiçme/andiçirilme.[RESM*İ TAHLÎF: Andiçme töreni.] )
- TAHLİF[Ar. < TAḤLĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHLİF
( Ant içirme yemin ettirme )
- TAHLÎL[Ar. < HALL] ile TAHLÎL[Ar. < HALL | çoğ. TAHLÎLÂT]
( Ekşitme, sirkeleştirme. İLE Çözümleme, analiz. Bütünleşik/birleşik(mürekkep) bir nesneyi belirlemek üzere bölümlere ayırma. )
- TAHLİL[Ar. < TAḤLĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHLİL
( Bileşik bir maddenin birleşimindeki yalın maddelerin niteliğini veya niceliğini anlamak için yapılan iş analiz çözümleme )
- TAHLİLÎ[Ar. < TAḤLĪLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇÖZÜMLEMELİ
- TAHLİS[Ar. < TAḪLĪṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> KURTARMA
- TAHLİSİYYE[Ar. < TAḪLĪṢİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHLİSİYE
( tahlisiye sandalı Can kurtarma Kazaya uğrayan gemilerin yolcularını ve gemi adamlarını kurtarma işi tahlisiye sandalı )
- TAHLİYE[Ar. < HALY] ile TAHLİYE[Ar. < HALÂ, HALVET, HALV]
( Süsleme, donatma, bezeme. | Bir madde içine, özelliğini ya da kokusunu değiştirmek üzere şeker, baharat vb. gibi şeyler katma. İLE Boşaltma, boş bırakma. | Serbest bırakma, salıverme. )
- TAHLİYE[Ar. < TAḪLİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHLİYE
( tahliye borusu tahliye hortumu tahliye kanalı tahliye pompası meşruten tahliye şartlı tahliye boşaltma Tutukluyu serbest bırakma )
- TAHLİYE[Ar.] ile ITLÂK[Ar.]
- TAHMİL[Ar. < TAḤMĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> YÜKLEME
- TAHMİN[Ar. < TAḪMĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHMİN
( hava tahmini Yaklaşık olarak değerlendirme oranlama Akla sezgiye veya bazı verilere dayanarak olabilecek bir şeyi bir olayı önceden kestirme kestirim Önceden kestirilen düşünülen şey kestirme keşif )
- TAHMİN[Ar.] ETMEK ile/değil/yerine/= ÖNDEYİLEMEK
- TAHMİN ile/||/<> TAHMİN[Ar. < TAHMİN]
( Gelecek bir zamanın herhangi bir noktasındaki istatistiksel tesadüfi değişkenlerin büyüklüğünü tahmin etme işlemi )
( ESTIMATE | PREDICTION )
- TAHMİNEN[Ar. < TAḪMĪNEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHMİNEN
( Yaklaşık olarak kararlama )
- TAHMÎNEN[Ar.] ile TAHMÎNÎ[Ar.]
( Aşağı yukarı. İLE Tahmine ait, tahminle ilgili, aşağı yukarı hesaplanan. )
- TAHMİNİ[Ar. < TAḪMĪNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHMİNÎ
( Oranlamaya tahmine göre kararlama kestirmece )
- TAHMÎR[Ar. < HAMR | çoğ. TAHMÎRÂT] ile TAHMÎR[Ar. < HİMÂR | çoğ. TAHMÎRÂT] ile TAMİR[Ar.]
( Yuğurma, yuğrulma. | Mayalandırma. İLE Birine "eşek" deme. İLE Onarım. | Yapılan bir yanlışı, kusuru düzeltmeye çalışma. )
- TAHMÎS[Ar. < HUMS | çoğ. TAHMÎSÂT] ile TAHMÎS[Ar. < HAMS] ile TAHMÎS[Ar.] ile TAHMÎZ[Ar.]
( Bir şeyi beş kat ya da beş köşeli yapma. | Bir şiirin her beytinin üstüne üçer mısrâ katarak her beyti beşer mısrâya çıkarma.[bkz. TEŞTÎR] İLE Ateşte kızdırıp kavurma. İLE Beşte bir cezâ. İLE Humuzlandırma, oksitlendirme. )
- TAHMİS[Ar. < TAHMİS] ile/||/<> ...
( Divan edebiyatı terimi Bir gazelin her beytine üçer dize katma )
- TAHMİS[Ar. < TAḪMĪS] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHMİS
( Divan edebiyatında bir gazelin her beytinin başına birinci mısranın kafiyesine uygun üç dize katılması durumu beşleme )
- TAHMİS[Ar. < TAḤMĪS] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHMİS
( tahmishane Kahve vb şeyleri kavurma Kavrulmuş ve öğütülmüş kahve satan yer )
- TAHMİSHANE[Ar. < TAHMĮS + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHMİSHANE
( Kahve tanelerinin kavrularak ve öğütülerek kuru kahve hâline getirildiği yer kahvehane )
- TAHNİT[Ar. < TAḤNĪṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHNİT
( tahnit sanatı Bozulmaması için ölüyü ilaçlama )
- TAHRİB[Ar. < TAḪRĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHRİP
( Yıkma kırıp dökme harap etme bozma )
- TAHRİBAT[Ar. < TAḪRĪBĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHRİBAT
( Yıkıp bozma harap etme )
- TAHRİBAT[Ar.] ile/değil/yerine/= YIKIP BOZMA
- TAHRİBKAR[Ar. < TAḤRĪB + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHRİPKÂR
( Yıkıcı yıkan zarar veren tahrip eden )
- TAHRÎF[Ar. < HAREF] ile TAHRÎF[Ar. < HARF | çoğ. TAHRÎFÂT]
( Genç birine bunaklık isnâd etme. İLE Harflerin yerini değiştirme, bozma, kalem oynatma, değiştirme. | Bir tanımın anlamını değiştirme. )
- TAHRİF[Ar. < TAḤRĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHRİF
( Bir şeyin aslını bozma değiştirme Bir kelime veya ibareyi değiştirip bozma üzerinde oynayarak anlamı değiştirme )
- TAHRİF[Ar.] ile/değil/yerine/>< TÂDİL[Ar.]
- TAHRİFAT[Ar. < TAḤRĪFĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHRİFAT
( Bir şeyin aslını bozma değiştirme Bir metni değiştirip bozma üzerinde oynayarak anlamı değiştirme )
- TAHRİFAT[Ar.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞTİRİ
- TAHRÎK[Ar. < HAREF] ile TAHRÎK[Ar. < HARK] ile TAHRÎK[Ar. < HAREKET | çoğ. TAHRÎKÂT]
( Yırtma, yırtılma, yarma, yarılma. İLE Çok yakma/yakılma. | Susatma/susatılma. İLE Kımıldatma, oynatma. | Kışkırtma, azdırma. | Yola çıkarma. | Uyandırma. | Meczum(cezimli) bir harfi hareke ile okuma.[İLM sözcüğünü İLİM olarak okuma.] )
- TAHRİK[Ar. < TAḤRĪK] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHRİK
( Cinsel isteği duyguları uyandırma artırma kışkırtma Yola çıkartma hareket ettirme kımıldatma )
- TAHRİK[Ar.]/PROVOKASYON[Fr.] / PROVOCATION/PROVOKE[İng.]["PROVAKE" değil!] ile/değil/yerine/= KIŞKIRTMA/KIŞKIRTI
( INCITEMENT / PROVOKE )
- TAHRÎK[Ar.] ile/||/<> TAHRİK[Ar. < TAHRİK]
( Atlarda bağırsaklarda patolojik vaziyet değişimi sonucu oluşan sancılar )
( (AR. TAHRÎK )
- TAHRİKAT[Ar. < TAḤRĪKĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHRİKÂT
( Kışkırtmalar )
- TAHRİL[Ar. < TAHRİR] ile/değil/yerine/= ÇİZGİ
- TAHRİL[Ar. < TAḤRĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHRİR
- TAHRİR[Ar. < TAḤRĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> YAZMA | ÇİZGİ | KOMPOZİSYON
( tahrir heyeti yazma I Gözün renkli kısmındaki çizgiler tahril çizgi kompozisyon )
- TAHRİR[Ar.] ile YAZMA, KİTABET, KOMPOZİSYON
( Sahife dört kenarına çekilen çizgiye denir. )
- TAHRİRAT[Ar. < TAḤRĪRĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHRİRAT
( tahrirat kâtibi Resmî bir daire tarafından yazılan yazılar ve mektuplar )
- TAHRİREN[Ar. < TAḤRĪREN] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHRİREN
( Yazıyla yazılı olarak )
- TAHRÎREN[Ar.] ile TAHRÎRÎ[Ar.]
( Yazı ile, yazarak. İLE Yazı ile, yazı ile ilgili. )
- TAHRİRİ[Ar. < TAḤRĪRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHRİRÎ
( Yazılı yazı ile şifahi karşıtı )
- TAHRİŞ[Ar. < TAḪRĪŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHRİŞ
( Tırmalanma tırmalama Bedenin hassas bölgelerinde çeşitli kimyasallar zorlama veya sürtünme sonucu oluşan kızarıklık kaşıntı soyulma veya yanma hissi gibi belirti )
- TAHRÎS[Ar.] ile TAHRÎS[Ar. < HIRS | çoğ. TAHRÎSÂT] ile TAHRÎZ[Ar. < HIRZ | çoğ. TAHRÎZÂT] ile TAHRÎŞ[Ar. çoğ. TAHRÎŞÂT]
( İçinde bir şey saklanılan nesne. Ambar. İLE Hırslandırma/hırslandırılma. İLE Kışkırtma, kışkırtılma. İLE Tırmalama, tırmalanma. | Yakış kaşındırma, azdırma. )
- TAHSİL[Ar. < TAḤṢĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHSİL
( yüksek tahsil Parayı alma toplama öğrenim Ele geçirme kazanma )
- TAHSİL[Ar.] ile/değil TAHSİS[Ar.]
- TAHSİLAT[Ar. < TAḤṢĪLĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHSİLAT
( Alacakların ve vergilerin toplanması veya süresi içinde ödenmeyenlerin yasal yollarla alınması )
- TAHSİLAT/TAHSİLAT[Ar. < TAḤṢĪLĀT] ile/||/<> TAHSİLDAR/TAHSİLDAR[Ar. < TAḤṢĪL + Fars. -DĀR.]
( Alacakların ve vergilerin toplanması veya süresi içinde ödenmeyenlerin yasal yollarla alınması )
- TAHSİLDAR[Ar. < TAḤṢĪL + Fars. -DĀR.] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHSİLDAR
( Bir kimse veya bir kuruluş adına para toplamakla görevli kimse alımcı Vergi toplayan görevli alımcı vergici )
(1996'dan beri)