Arapça karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 17.113 başlık/FaRk ile birlikte,
17.113 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(37/70)
- MAHZUZ[Ar. < MAḤẒŪẒ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHZUZ
( Haz duymuş hoşlanmış )
- MAİ[Ar. < MA: Su.] ile/değil/yerine/= MAVİ/GÖKÇE
- MAİ[Ar. < MĀʾĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAVİ
- MAİ[Ar. < MĀʾĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAVİ
( mavibalina mavi bayrak mavi boncuk mavi çocuk mavihastalık mavikantaron maviküf mavisinek mavi yakalı mavi yolcu açık mavi havai mavi koyu mavi Akdeniz mavisi boncuk mavisi buz mavisi çivit mavisi deniz mavisi gece mavisi gökyüzü mavisi kristal mavisi lavanta mavisi maden mavisi okyanus mavisi petrol mavisi safir mavisi süt mavisi turkuaz mavisi Yeşil ile mor arasında bir renk bulutsuz gökyüzünün rengi mai Bu renkte olan )
- MAİL[Ar. < MĀʾİL] ile/değil/yerine/=/||/<> MAİL
( Eğilimi olan eğik Benzeyen andıran )
- MAİLE[Ar. < MĀʾİLE] ile/değil/yerine/=/||/<> AKLAN
- MAİN[Ar. < MAʿĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> EŞKENAR DÖRTGEN
- MAİN[Ar.] ile/değil/yerine/= KARE/EŞKENAR DÖRTGEN
- MAİŞET[Ar. < MAʿĪŞET] ile/değil/yerine/=/||/<> GEÇİM (MEDARIMAİŞET)
- MAİŞETİ TEMİN[Ar.] ile/değil/yerine/= GEÇİMİNİ SAĞLAMAK
- MAİYYET[Ar. < MAʿİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> MAİYET
( maiyet memuru Üst görevlinin yanında bulunan kimseler alt kademedekiler tevabi )
- MÂIZ[Ar.] ile/ve TEYS[çoğ. ETYÂS, TİYESE, TÜYÛS]
( ... İLE/VE Eril keçi. )
( TEKE ile/ve BÜZ )
- MAKABL[Ar. < MĀḲABL] ile/değil/yerine/=/||/<> MAKABİL
( makabline şamil Bir şeyin öncesi geçmişi )
- MAKADÎR-İ MÜŞTEREKE[Ar.] ile MAKADÎR-İ MÜTENÂSİBE[Ar.]
( Aynı ölçü ile ölçülebilen miktarlar. İLE Orantılı çokluklar. )
- MAKADÎR[Ar. < MİKDÂR/MAKDÛR] ile MAKADİR[Ar. < MAKDERET]
( Miktarlar, kısımlar. İLE Kudretler, kuvvetler. )
- MAKALE[Ar. < MAḲĀLE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAKALE
( başmakale Bilim fen konularıyla siyasal ekonomik ve toplumsal konuları açıklayıcı veya yorumlayıcı niteliği olan gazete veya dergi yazısı yazı I )
- MAKALE ile/||/<> MAKALE[Ar. < MAKÂLE]
( Bir görüşü savunmak ya da bilgi vermek için gazete ve dergilerde yayımlanan başlıklı imzalı yazı Toplumsal makale bilimsel makale siyasal makale vb )
( ARTICLE )
- MAKAM[Ar. < MAḲĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> MAKAM
( makam arabası makam odası makam otomobili makam ödeneği makam şoförü makam tazminatı adli makam basit makam birleşik makam fıstıki makam mürekkep makam başkanlık makamı iddia makamı Devlet kademesinde yüksek ve önemli memuriyet kat I huzur mansıp mevki post Durulan yer mekân tutulan yer makam odası Bir velinin veya büyük bir zatın defnedildiği veya defnedilmediği hâlde onun adına yapılmış türbe ziyaret yeri Klasik Türk müziğinde bir müzik parçası veya şarkının işleniş biçimi )
- MAKASTAR[Ar. < MİḲAṢṢ + Fars. -DĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> MAKASÇI
- MAKAT[Ar. < MAḲʿAD] ile/değil/yerine/=/||/<> KIÇ | ANÜS
( kıç anüs Minderli alçak sedir Minder yüzü minderin üzerine yayılan kumaş )
- MAKAT ile/||/<> MAKAT[Ar. < MAKʿAD]
( I maket Sedir İnönü Eskişehir maket Yassıören Senirkent Isparta II Oda tabanına sıvanan 35 cm kalınlığındaki çamur sıva Yenikent Aksaray Niğde anat Anüs )
( ANUS )
- MAKBER[Ar. < MAḲBER] ile/değil/yerine/=/||/<> MEZAR
- MAKBUL[Ar. < MAḲBŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> MAKBUL
( Kabul edilen Beğenilen hoş karşılanan geçer )
- MAKBUZ[Ar. < MAḲBŪŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> ALINDI | FİŞ
( alındı fiş )
- MAKBUZ[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖDENDİ BELGESİ
- MAKİS[Ar. < KIYÂS] ile MÂKİS[Ar.]
( Kıyas edilebilir, benzetilebilir. İLE Duraksayan, mekseden. )
- MAKLUBE[Ar. < MAḲLŪBE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAKLUBE
( Kızartılmış ve halka şeklinde doğranmış patateslerin üzerine kavrulmuş et ve pirincin eklenerek pişirilmesi ve tencerenin servis tabağına ters çevrilmesiyle yapılan bir tür yemek )
- MAKSAT[Ar. < KASD]/AMAÇ[Fars.] ile/değil/yerine/= EREK
- MAKSAT[Ar. < MAḲṢAD] ile/değil/yerine/=/||/<> AMAÇ
- MAKSAT/MAKSAD[Ar.] ile/ve/değil/||/<> MURAT/MURAD[Ar.]
- MAKSUD[Ar. < MAḲṢŪD] ile/değil/yerine/=/||/<> MAKSUT
( İstenen niyet edilen güdülen amaçlanan )
- MAKSÛR/E[Ar. < KASR] ile MAKSÛRE[Ar. çoğ. MAKASÎR]
( Kısalmış/kısaltılmış, kasr olunmuş. | Alıkonulmuş. | Bir şeye ayrılmış. | Bazı Arapça sözcüklerin sonunda bulunan "Y" biçiminde yazılan Elif harfi. İLE Camilerde, etrafı parmaklıklı yüksek yer.[Biraz daha yüksek olursa "mahfil" denilir.] )
- MAKSURE[Ar. < MAḲṢŪRE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAKSURE
( Camilerde parmaklıklarla çevrilmiş yer Bir evin yabancıların girmesine izin verilmeyen bölümü Tekkelerde zikre katılmayanların oturduğu yüksekçe parmaklıklı yer )
- MAKSÛRE[Ar. çoğ. MAKASÎR] ile MAHFÎL[Ar. çoğ. MAHÂFİL]
( Camilerde, etrafı parmaklıklı yüksek yer. İLE Oturulacak/görüşülecek yer, toplantı yeri. | Büyük camilerde, sultanlara ya da müezzinlere ayrılmış ve etrafı parmaklıkla çevrilmiş olan, yerden ve maksûreden daha yüksek yer. )
- MAKTA'[Ar. < KIYÂS] ile MAKTAA[Ar.]
( Kesilen yer, bir şeyin kesildiği yer, eski kamış kalemlerin, yontulduktan sonra üzerine yatırılıp uclarının kesildiği, sert ağaçtan ya da kemikten yapılan alet. | [mat.] Kesit. | Bir gazel ya da kasîdenin son beyti. İLE Üzerinde kamış kalemin ucu kesilerek düzeltilen kemik, şimşir ya da madenden yapılmış alet. )
- MAKTA[Ar. < MAḲṬAʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAKTA
( Kalem ucunu düzeltmeye yarayan kemikten yapılmış araç Divan edebiyatında gazelin veya kasidenin son beyti kesit )
- MAKTA ile/||/<> MAKTA[Ar. < MAKṬAʿ] | KESMELİK
( kesmelik Divan edebiyatı terimi Gazel veya kasidenin son beyti )
- MAKTEL[Ar. < MAḲTEL] ile/değil/yerine/=/||/<> MAKTEL
( Cinayet işlenen yer )
- MAKTÛ'/MAKTÛA[Ar. < KAT | çoğ. MAKATÎ'] ile MAKTÛA[Ar. < KAT | çoğ. MAKTÛAB]
( Kesilmiş, kat olunmuş. | Değeri biçilmiş, pazarlıksız. | Götürü. İLE Gazete, dergi ve benzeri şeylerden kesilmiş parça. [Fr. COUPURE] )
- MAKTU[Ar. < MAḲṬŪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAKTU
( maktu fiyat Kesilmiş kesme Kesin olarak değeri biçilmiş Ölçü ile satılmayan götürü )
- MAKTUL[Ar. < MAḲTŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> MAKTUL
( Öldürülmüş öldürülen )
- MAKTUL[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖLDÜRÜLEN
- MAKUL[Ar. < KAVL]["ku" uzun okunur] ile MA'KUL/MA'KULE[Ar. < AKL]["ku" uzun okunur]
( Söylenilmiş, denilmiş. Söylenilen söz. İLE Akıllıca, akla uygun, akıllıca iş gören, anlayışlı, mantıklı. )
- MAKUL[Ar. < MAʿḲŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> MAKUL
( gayrimakul Aklın benimseyebileceği aklın kabul edebileceği akla uygun nitelikte olan Akıllıca iş gören davranan Aşırı olmayan uygun elverişli )
- MAKULÂT[Ar. < MAKULE]["ku" uzun okunur] ile MA'KULÂT[Ar. < MA'KUL]["ku" uzun okunur] ile ME'KÛLÂT[Ar.]
( Takımlar, çeşitler, sınıflar/kategoriler. İLE Aklın uygun bulduğu, akıl ile bilinen şeyler. [Fr. PRÉDICABLES] İLE Yiyecekler. )
- MAKULE[Ar. < MAḲŪLE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇEŞİT | ULAM
( çeşit ulam )
- MAKUS[Ar. < MAʿKŪS] ile/değil/yerine/=/||/<> MAKÛS
( Ters çevrilmiş baş aşağı getirilmiş Uğursuz kötü )
- MAL[Ar. < MĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> ESRAR | FAHİŞE
( mal beyanı mal bildirimi mal birliği mal canlısı malkadın mal mülk mal sahibi mal sandığı mal varlığı malın gözü anamal ara mal başmal beytülmal fason mal kabzımal kolayda mal resülmal sermaye mal tapon mal çanta malı dünya malı hırsız malı işporta malı ithal malı mezat malı mirî malı orta malı sıra malı vakıf malı yerli malı ikame mal Bir kimsenin bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü Büyükbaş hayvan Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası emtia Bayağı aşağılık kötü kimse esrar fahişe )
- MÂL[Ar. çoğ. EMVÂL] ile -MAL[Ar.]
( Bir kişinin tasarrufu altında bulunan değerli ve gerekli şey. | Varlık, servet. | Para, nakit, gelir. | Tüccar eşyası. İLE "Süren, sürülen, takılan, sarılan" anlamlarıyla oluşumlar yapar.[RÛ-MÂL: Yüz süren.] )
- MÂL[Ar.] ile NEŞEB[Ar.]
- MAL/EMTİA[Ar. < EMTİʿA] ile/||/<> MALCA/MALEN[Ar. < MĀLEN]
- MAL ile/ve/||/<> DEĞER/TUTAR/SEMEN[Ar. çoğ. ESMÂN]
- MALAYANİ[Ar. < MĀLĀYAʿNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MALAYANİ
( Boş ve yararsız saçma )
- MALEN[Ar. < MĀLEN] ile/değil/yerine/=/||/<> MALCA
- MALEZİME[Ar. < MĀLEZİME] ile/değil/yerine/=/||/<> MALZEME
( güzellik malzemesi temizlik malzemesi yapı malzemesi Herhangi bir iş için gerekli her türlü nesne Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı )
- MALFUNCTION[İng.] ile/||/<> ARIZA[Ar. < ʿÂRİZA]
( MALFUNCTION )
- MALİ[Ar. < MĀLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MALİ
( mali analist mali belge mali cebir mali müşavir mali senet mali yıl Mal ile ilgili finansal parasal Maliyeye ilişkin maliye ile ilgili finansal )
- MÂLÎ[Ar.] ile MÂLÎ[Ar.] ile MALİ[Ar.] ile MÂLİH[Ar.]
( Malla, parayla ilgili. | Devlet, gelir ve giderlerinin yönetimine ait. İLE Çok fazla. | Dolu. İLE Afrika'da bir ülke. İLE Tuzlu. )
- MALİ/MALİ[Ar. < MĀLĪ] ile/||/<> MALİYE/MALİYYE[Ar. < MĀLİYYE]
( mali analist mali belge mali cebir mali müşavir mali senet mali yıl Mal ile ilgili finansal parasal Maliyeye ilişkin maliye ile ilgili finansal )
- MALİHÜLYA[Ar. < MĀLİḪULYĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> KARA SEVDA | KURUNTU
( kara sevda kuruntu )
- MALİK[Ar. < MĀLİK] ile/değil/yerine/=/||/<> SAHİP
- MÂLİK[Ar. < MÜLK | çoğ. MÜLLEK] ile Mâlik[Ar.] ile Mâlikî[Ar.]
( Sahip, bir şeye sahip olan. İLE Yedi Cehennem'in hâkimi ve kapıcısı olan, Zebânileri idâre eden melek. RIDVÂN )
- MÂLİK[Ar.] ile MELİK[Ar.]
- MÂLİK[Ar.] ile RABB[Ar.]
- MALİKANE[Ar. < MĀLİK + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> MALİKÂNE
( Geniş bir alana kurulmuş büyük ve gösterişli ev yurtluk )
- MALİKİ[Ar. < MĀLİKĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MALİKİ
( İslamiyet te dört Sünni mezhepten biri Bu mezhepten olan kimse )
- MALİKİYYET[Ar. < MĀLİKİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> MALİKİYET
( Malik olma durumu )
- MALİYYE[Ar. < MĀLİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> MALİYE
( Kamu ile ilgili işlerin yürütülmesi için gerekli gelirleri ve harcanan paraları düzenleyen kuralların bütünü Konusu bu kuralları incelemek olan bilim dalı Devlet gelir ve giderlerini yöneten kuruluş )
- MALİYYET[Ar. < MĀLİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> MALİYET
( maliyet fiyatı değişken maliyet değişmez maliyet Üretimde bir mal elde edilinceye değin harcanan değerlerin toplamı )
- MALUL[Ar. < MAʿLŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> MALUL
( malul gazi harp malulü Sakat kimse sökel Hasta kimse )
- MALÛL[Ar.] ile/değil/yerine/= SÖKEL/SAKAT | GÜÇSÜZ
- MALULEN[Ar. < MAʿLŪLEN] ile/değil/yerine/=/||/<> MALULEN
( malulen emekli Sakat hasta bir biçimde Hastalık sakatlık sebebiyle )
- MALULİYET[Ar. < MAʿLŪLİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKATLIK
- MALUM[Ar. < MAʿLŪM] ile/değil/yerine/=/||/<> ETKEN FİİL | BİLİNEN
( malumun ilamı Herkes tarafından bilinen gizli olmayan öğrenilmiş şey Herkesçe bilinen ancak dile getirilemeyen Bilindiği üzere bilindiği gibi etken fiil bilinen )
- MALUMAT[Ar. < MAʿLŪMĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLGİ (MALUMAT SAHİBİ)
- MALUMATFURUŞ[Ar. < MAʿLŪMĀT + Fars. -FURŪŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> MALUMATFURUŞ
( Bilgiçlik taslayan )
- MALUMATTAR[Ar. < MAʿLŪMĀT + Fars. -DĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLGİLİ
- MALZEME[Ar.]/MATERYAL[İng. < MATERIAL / Fr. < MATERIEL] ile/değil/yerine/= GEREÇ
- MALZEME[Ar.] ile/değil/yerine/= GEREÇ
- MAMAFİH[Ar. < MAʿAMĀFĪH] ile/değil/yerine/=/||/<> BUNUNLA BİRLİKTE
- MAMELEK[Ar. < MĀMELEK] ile/değil/yerine/=/||/<> MAL VARLIĞI
- MAMU ile MANDIRI[Çigil]
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Gerdek gecesi gelinle birlikte yollanan kadın. İLE Gelinle güveyin gece bir araya getirildiği ve çevresindekilerin onların başından aşağı para attığı yerin adı. )
- MAMUL[Ar. < MAʿMŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> MAMUL
( yarı mamul Yapılmış işlenmiş imal edilmiş eşya yiyecek )
- MAMUL[Ar. < MAʿMŪL] ile/||/<> MAMUL MALLAR
( mamul mallar )
- MAMULAT[Ar. < MAʿMŪLĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MAMULAT
( Yapılmış şeyler )
- MAMUR[Ar. < MAʿMŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> BAYINDIR (DÖRT BAŞI MAMUR)
- MAMUR[Ar.] ile/değil/yerine/= BAYINDIR
( Gelişip güzelleşmesi, yaşayış koşullarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan. )
- MAMURE[Ar. < MAʿMŪRE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAMURE
( Bayındır yer )
- MAMUT[Fr. MAMMOUTH][İng. MAMMOTH] ile/değil MAHMUT[Ar.]
- MAN KIŞLAG/MAN QIŞLAG ile MAN KEND
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Oğuz ülkesinde bir yer adı. İLE Eskiden Kaşgar yakınlarında olan bir kentin adı.[Şimdi harap durumdadır.] )
- MÂNÂ[Ar. < A'NÎ] ve/||/<>/< KASD[Ar.]
- MANA[Ar. < MAʿNĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> ANLAM (TAM MANASIYLA)
- MÂNÂ[Ar.] ile/değil/yerine/= ANLAM
- MANA ile/||/<> MANA[Ar. < MAʿNÂ]
( Belirli insanlarda hayvanlarda bitkilerde ve doğa öğelerinde alışılmışın dışında birtakım belirtiler ve işlevlerle kendini gösteren gizemsel dinsel ve büyüsel güç Karmakta bedene verilen ad R μάννα Mutter dial Zwiebel die zum Züchten verwendet wird )
( LINE AT KARMAK )
( ΜΆΝΝΑ / μάννα )
- MANCANİK[Ar. < MANCANĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> MANCINIK
( Top yapımının bilinmediği çağlarda kale kuşatmalarında ağır taş gülle fırlatmakta kullanılan basit bir savaş aracı İpekçi çıkrığı )
- MANCINIK[Ar. < MANCANIK] ile SCORPIONE
( Top yapımının bilinmediği çağlarda, kale kuşatmalarında, ağır taş gülle fırlatmakta kullanılan basit bir savaş aracı. | Çıkrık. İLE ... )
- MANÇU ile ÜCRET
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bir zanaatkâra verilen ücret.[Başka bir ücreti anlatmak için kullanılmaz.] İLE ... )
- MANDA/CAMIZ/CAMIŞ[Ar. < CĀMŪS] ile/||/<> MANDA/KÖMÜŞ[Fars. < GĀVMĪŞ]
- MANDAL[Ar.] ile MANDAL[Ar.]
( Kapı, pencere kanadı, dolap kapağı gibi şeyleri kapalı tutmaya yarayan, döner tahta ya da metal parça. | İpe serilen çamaşırı tutturmak için kullanılan yaylı kıskaç. İLE Ud, keman gibi çalgıların tellerini geren düğme. )
- MANDAR[Oğuz] ile SARMAŞIK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Ağaçlara sarılan ve ağacın kurumasına neden olan bir bitkinin adı. İLE ... )
- MANDOLİN/MANDOLİNE[Fr. < MANDOLINE] ile/||/<> LAVTA/LAUTE[Alm. < LAUTE] ile/||/<> REBAP/REBAB[Ar. < REBĀB]
( İkişer ikişer aynı değerde dört çift teli olan pena ile çalınan şişkin gövdeli kısa saplı bir çalgı )
- MANDU ile SİRKE
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bir tür Türk sirkesi. İLE ... )
- MANEN[Ar. < MAʿNEN] ile/değil/yerine/=/||/<> MANEN
( Kişinin iç dünyası yönünden manevi bakımdan maddeten karşıtı )
- MANEVİ[Ar. < MAʿNEVĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MANEVİ
( manevi evlat manevi ilim manevi tazminat manevi zarar Gözle görülüp elle tutulamayan madde ve cisimle ilgisi bulunmayan inançla ilgili manaya içe öze ruha ait olan ruhani maddi karşıtı )
- MANEVİYYAT[Ar. < MAʿNEVİYYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MANEVİYAT
( Maddi olmayan manevi şeyler İnanç ahlak erdem vb değerler bütünü Karşılaşılan zorluk ve tehlikeler karşısında inanç ve ahlaki değerlere bağlılıktan doğan dayanma gücü moral )
- MANGAL[Ar. < MANKAL] ile/||/<> ...
( ısınmaya bir şey pişirmeye yarayan sac bakır veya pirinçten türlü biçimlerde üstü açık ayaklı ocak korluk Az mangal maŋal manqal )
( MANQAL )
( MANGAL[Az.]~MAŊAL[Tkm.] )
- MANGIG = ADIM
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- MÂNİ'[Ar. < MEN | çoğ. MENEA] ile MA'NÎ/MÂNÂ[Fars.] ile Mânî[Fars.] ile MANİ[Ar.]
( Geri bırakan, alıkoyan, engel olan, men eden. | Engel, özür. İLE Eş, benzer. İLE Ünlü Çin'li nakkaşın adı. Behram Şâpûr zamanında İran'a gelip Zerdüşt ve Îsâ dinlerinin karışımı olan bâtıl mezhebini yaymaya başlamış olmasından dolayı idam edilmiştir. [Erteng/Erjeng adlı yapıtı ünlüdür.] )
- MÂNİ[Ar. < MÂNİʿ | AR. < MÂʿNİ] ile/||/<> ...
( Halk edebiyatı terimi Ezgi ile okunmak üzere çoğu yedi heceli ve dört dizeli veya 7 7 heceli ve iki dizeli olarak meydana getirilen bir dörtleme türüdür )
- MÂNİ[Ar. < MĀNİʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> ENGEL
- MANİ[Ar. < MĀʿNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MÂNİ
( ayaklı mâni cinaslı mâni ündeşli mâni Genellikle birinci ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı olan daha çok hecenin yedili ölçüsüyle söylenen halk şiiri )
- MÂNİ[Ar.]/ENGEL[Fars. :Parazit.] ile/değil/yerine/= ENGEL
- MÂNİ[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖNLEYİCİ/ENGEL
- MÂNİ/MÂNİA[Ar.] ile MÂNİ[Ar.] ile MANİ[Fr. < Yun. MANİA]
( Engel. İLE 1.,2. ve 4. mısraları uyaklı(kâfiyeli) halk şiiri. İLE Tutku, düşkünlük, saplantı, taşkınlık. )
- MÂNİA[Ar. < MĀNİʿA] ile/değil/yerine/=/||/<> ENGEL
- MANİCİLİK ile MAZDEKÇİLİK
- MANİDAR[Ar. < MAʿNĪ + Fars. -DĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> ANLAMLI
- MANKAL[Ar. < MANḲAL] ile/değil/yerine/=/||/<> MANGAL
( mangal kömürü mangal yağı mangal yürekli Üzerinde bir şey pişirmek veya ısınmak için kullanılan sac bakır pirinç vb malzemeden yapılan türlü biçimlerdeki üstü açık ayaklı ocak korluk )
- MANSIP[Ar. < MANṢİB] ile/değil/yerine/=/||/<> MAKAM
- MANTİK[Ar. < MANṬİḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> MANTIK
( mantık dışı mantık öncesi modern mantık simgesel mantık Doğru düşünme sanatı ve bilimi Doğru düşünmenin yolu ve yöntemi eseme Düşüncenin ve düşüncenin varlık biçimlerinin ögelerinin türlerinin olanaklarının yasalarının ve düşünce bağlamlarının bilimi lojik )
- MANTIK ile/||/<> MANTIK[Ar. < MANṬİK]
( 1 Gerçeği aramaya yönelen zihin işlemlerinden hangilerinin doğru hangilerinin yanlış yola çıktığını açıklayan ilkeleri yöntemli olarak inceleyen bilim 2 Çıkarım ve kanıt gösterme bilimi 3 Gereklik erek ya da yargı ile iş araç ya da kanıt arasında var olan tutarlık 4 Olguların ve düşüncelerin düzenli biçimde sıralanması 5 Öğrencilere doğru düşünme ilkelerini ve yollarını öğreten derse verilen ad Önermelerin tutarlılığı ile çıkarımların geçerliliğini belirleyen kuralları konu edinen bilim Bu kurallar mantıksal değişmezlerin içeriğine olağan yorumuna mantıksal olmayan değişmezlerin ise yalnızca biçimine dizimsel türlerine dayanır Krş önermesel mantık yüksek basamak mantığı birinci basamak mantığı temel mantık eklemler mantığı yüklemler mantığı niceleme mantığı betim mantığı bileştiriciler mantığı felsefe mantığı yöneticiler mantığı bilgisel mantık sanısal mantık ödev mantığı süreler mantığı kipler mantığı yeğlemeler mantığı eylemsel mantık kararlar mantığı önermesel olmayan mantık sorular mantığı buyruklar mantığı çok değerli mantık sezgici mantık sözeden mantık biçimsel mantık geleneksel mantık çağdaş mantık matematiksel mantık simgesel mantık tümdengelimli mantık tümevarımlı mantık mantık dizgesi mantıksal dizge mantık kuralı mantıksal im mantıksal değişmez mantıksal çıkarım kuralı mantıksal deyim mantıksal ilksav mantıksal sonuç mantıkça doğru önerme mantıkça kapalı önermeler kümesi mantıksal çatışkı Dilsel deyişlerin ya da önermelerin tutarlılığı çıkarımların geçerliğine ilişkin ilke ve kuralları inceleyen bilgi dalı logike tekhne I a Doğru düşünme sanatı ve bilimi b Doğru düşünmenin yolu ve yöntemi c Mantıksal düşünme yeteneği II En geniş anlamıyle Düçüncenin ve düşüncenin varlık biçimlerinin öğelerinin biçimlerinin türlerinin olanaklarının yasalarının ve düşünce bağlamlarının bilimi Mantığın temel biçimleri 1 Geleneksel biçimsel formel mantık Düşünmenin içerik bakımından doğruluğunu değil biçimsel doğruluğunu göz önünde bulundurur düşünce biçimlerinin bir çözümlenmesidir Aristoteles logike sözcüğünü bu anlamda kullanmaz mantık karşılığı analitik der verilmiş önermelerden başka önermelerin çıkarılmasının kurallarını saptar Öğeler öğretisi ve yöntem öğretisi olarak ikiye ayrılır öğeler öğretisi kavramlar yargılar çıkarımlar ve mantığın temel ilkelerini yöntem öğretisi kanıtlama yollarını yöntemleri ve bilimlerin genel kuruluş ilkelerini araştırır bilimlerin ilerlemesi ve gelişmesiyle kapsamı ve önemi artmıştır giderek mantığın yanında ortaya çıkan bir bilim öğretisi olarak oluşmuştur bu yeni bilim öğretisi Bacon ve Descartestan bu yana yeni bir şey öğretmeyen tasımın karşısına konmuştur 2 Ruhbilimsel mantık 19 yüzyıl Düşünmeyi ruhbilimsel açıdan bilinç içeriklerinden kalkarak kavramaya çalışır 3 Transsendental mantık Kant ve Yeni Kantçılık Düşünmenin salt biçimini inceleyen biçimsel mantıktan ayrı olarak bilginin mantıksal koşullarını göstermeye çalışır 4 Varlıkbilimsel ontolojik mantık a Genel olarak Düşünme biçimlerini varlık biçimleriyle eşit kılar b Hegelde doğa ve tinin temelinde bulunan özbiçimleri ve özbağlamları öğretisi ancak bu mantıksal dizge değişmez bir töz olarak değil tersine logosun eytişimsel bir biçimde ileriye doğru giden bir gelişmesi olarak kendini gösterir eytişimsel mantık S Dil mantığı a İlkin Aristoteleste sonra Stoada adcılıkta ve yeniden görüngübilimde değişik biçimlerde anlam çözümlemeleriyle ve giderek ruhbilimciliğe karşı olarak salt mantık biçiminde Bolzano Brentano Meinong Husserl ayrıca modem deneycilerde ve analitik felsefede karşımıza çıkar Carnap Wittgenstein b Yorumlayıcı Hermeneutik mantık mantıksal biçimleri ve bağlantıları kendi başına bir şey olarak değil de konuşma ve düşünme biçimleri olarak ele alır ve bu biçimleri sözün konuşmanın canlı durumu içinde deyişlerin somut yorumlanması yoluyla kavramaya çalışır H Lipps 6 Matematiksel mantık simgesel mantık lojistik modern mantık Kavramları sözcüklerle değil imlerle göstererek işlem yapan mantık İlkin Leibnizde karşımıza çıkar logica mathematica dizgesel temellendirilişi 19 yüzyılın ikinci yarısında Boole Schröder ve Frege ile geliştirilmesi Russell ve Whitehead ayrıca Carnap ve H Scholz ile Mantığı matematiksel yöntemle kesin güvenilir ve salt olarak temellendirmeye çalışır dilin çok anlamlılığından kaçınmak için doğal dil yerine tek anlamlı ve mantıksal hesaplara elverişli yapma bir imlersimgeler dili koyar 7 İki değerli mantık Aristotelese dayanan klasik mantık iki değerlidir iki değer tanır Bu değerler günlük dilde dendiği gibi doğru ve yanlış değil de doğru ve doğru olmayandır Ör A doğrudur A doğru değildir biri doğru ise öteki zorunlu olarak yanlıştır ikisi dışında başka bir olanak yoktur 8 Çok değerli mantık İki değerden daha çoğunu çoğunlukla da üç değer tanır doğru yanlış olanaksız P Février doğru yanlış ve belirsiz Reichenbach )
( LOGIC )
( LOGIQUE )
( LOGIK )
- MANTIKEN[Ar. < MANṬİḲEN] ile/değil/yerine/=/||/<> MANTIKÇA
- MANTIKİ[Ar. < MANṬİḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MANTIKLI
- MANUFACTURING[İng.] ile/||/<> İMALAT[Ar. < İʿMÂLÂT]
( Bir ticari yemin satışa sunulması için öğütülmesi ezilmesi karılması veya karıştırılması veya daha ileri derecede işlenmesı )
( MANUFACTURING )
- MANYETİK/MIKNATISİ[Ar. < MİḲNĀṬĪSĪ] ile/||/<> MIKNATISLIK/MIKNATISİYET[Ar. < MİḲNĀṬĪSİYYET]
- MANYEZİ[Fr. < Yun.] = MÜSHİL[Ar. < SEHL]
( Tıpta, iç sürdürücü olarak kullanılan, beyaz renkli, suda az eriyen, hiçbir tadı olmayan, magnezyum oksidinin başka bir adı. = Kolaylaştıran. | İshal veren, bağırsakları temizleyen, dışkıyı kolaylıkla dışarı çıkarttıran ilâç. )
- MANZARA[Ar. < MANẒARA] ile/||/<> AÇIKHAVA RESMİ
( açıkhava resmi )
- MANZARA[Ar. < MANẒARA] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRÜNÜŞ | TABLO | DURUM
( Bakış görüş alanına giren dikkati çeken her yer görüntü dekor görünüş Konusu bir doğa veya şehir parçası olan resim gravür veya desen tablo tablo durum )
- MANZUM[Ar. < MANẒŪM] ile/değil/yerine/=/||/<> MANZUM
( Şiir biçiminde yazılmış Düzenli muntazam )
- MANZUM/MANZUM[Ar. < MANẒŪM] ile/||/<> ŞİİR/ŞİR[Ar. < ŞİʿR] ile/||/<> ŞİİRİYET/ŞİRİYYET[Ar. < ŞİʿRİYYET] ile/||/<> NAZMEN/NAZMEN[Ar. < NAẒMEN]
( Şiir biçiminde yazılmış Düzenli muntazam )
- MANZUME[Ar. < MANẒŪME] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞİİR | DİZGE
( şiir dizge )
- MAPUS[Ar. < MAḤBŪS] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHPUS | CEZAEVİ
( mapushane mahpus cezaevi )
- MAPUSHANE[Ar. < MAḤBŪS + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> CEZAEVİ
- MARAZ[Ar. < MARAŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> MARAZ
( hastalık Dayanılması güç durum Huysuzluğu ve titizliği ile can sıkan )
- MARAZ[Ar. çoğ. EMRÂZ] ile MA'RAZ/MA'RIZ[Ar. < ARZ | çoğ. MAÂRIZ]
( Hastalık. | [mecaz] Dert, belâ, dayanılması güç durum. İLE Bir şeyin göründüğü, çıktığı yer. | Bir şeyin bildirildiği yer. | Sergi, meşher. )
( ... vs. EXPOSITION )
( ... avec EXPOSITION )
- MARAZ/MARAZ[Ar. < MARAŻ] ile/||/<> MARAZİ/MARAZİ[Ar. < MARAŻĪ]
( hastalık Dayanılması güç durum Huysuzluğu ve titizliği ile can sıkan )
- MARAZ ile MARAZ[Argu VE YAGMA]/XIYAR MARAZ ile MASIÇ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Karanlık gece. İLE Ücretle çalışan. | Irgat. İLE Karanlık. )
- MARAZA[Ar. < MARAŻA] ile/değil/yerine/=/||/<> HASTALIK | ANLAŞMAZLIK
( hastalık anlaşmazlık )
- MARAZİ[Ar. < MARAŻĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MARAZİ
( Hastalıkla ilgili sayrıl Hastalık derecesinde olan )
- MARİD[Ar. < MĀRİD] ile/değil/yerine/=/||/<> MERET
( Sıkıntı veren hoşlanılmayan şeyler veya kimseler için kullanılan sövgü sözü uğursuz )
- MARİFET[Ar. < MAʿRİFET] ile/değil/yerine/=/||/<> MARİFET
( Herhangi bir işi yapmada ustalık İnsanın uygun olmayan hoşa gitmeyen can sıkıcı hâl veya davranışı Gerçeği bilme )
- MARIUANA[İng.] ile/||/<> ESRAR[Ar. < ESRÂR]
( keneviri Cannabis sativa var indica bitkisinin dişi türlerinin tepesindeki çiçekli kısım ve filiz durumundaki yapraklarının kurutulup toz edilmesi veya bastırılarak plaka durumuna sokulması suretiyle hazırlanan bir bitkisel ham madde marihuana )
( MARIUANA )
- MARİZ[Ar. < MARİZ] ile/||/<> DAYAK
( dayak Kostova göre LB 14 2 8990 Çingeneceden alınmıştır Çing marav dövmek vurmak iz eki Balkan dillerinde de yaygın olarak kullanılır maris dayak Srp marìs )
- MARİZ[Ar. < MARĪŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> HASTALIKLI
- MÂRR-ÜL-BEYÂN[Ar.] ile MÂRR-ÜZ-ZİKR[Ar.]
( Beyânı, yukarıda geçmiş olan. İLE Zikri, yukarıda geçmiş olan. )
- MÂRR[Ar. < MÜRÛR] ile MÂR[Fars. < MÂRÂN]
( Geçen, mürûr eden. İLE Yılan. )
- MARS[Ar. < MARS] ile/değil/yerine/=/||/<> MARS
( Tavlada oyunculardan birinin karşı taraf pul toplamaya başlamadan kendi pullarının tamamını toplayıp iki sayı kazanması )
- MARS ile/değil/yerine/= MERÎH[Ar.]/SAKIT[Ar.]
( Güneşe olan uzaklığı, Yer'in Güneş'e olan uzaklığından daha çok olan dış gezegenlerin ilki. )
( Mars gezegeninde bulunan Olympus Mons, Güneş Sistemi'nde bilinen en yüksek volkan ve dağdır. Dağın yüksekliği, 26.4 km. olup Everest ile karşılaştırılırsa üç kat daha yüksektir. )
( el-KAHİRE[Ar.](al-QAHIRAH )
- MARUF[Ar. < MAʿRŪF] ile/değil/yerine/=/||/<> MARUF
( Herkesçe bilinen tanınan Dinî bakımdan uygun görülen beğenilen buyrulan )
- MARUFİYYET[Ar. < MAʿRŪFİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> MARUFİYET
( Bilinme tanınma belli olma )
- MARUNİ[Ar. < MĀRŪNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MARUNİ
( Lübnan ve Suriye de oturan Katolik Süryani topluluğu Bu topluluktan olan kimse )
- MARUNİ/MARUNİ[Ar. < MĀRŪNĪ] ile/||/<> KATOLİK/CATHOLİQUE[Fr. < CATHOLIQUE] ile/||/<> ORTODOKS/ORTHODOXE[Fr. < ORTHODOXE] ile/||/<> NASTURİ/NESTURİ[Ar. < NESṬŪRĪ] ile/||/<> PROTESTAN/PROTESTANT[Fr. < PROTESTANT]
( Lübnan ve Suriye de oturan Katolik Süryani topluluğu Bu topluluktan olan kimse )
- MARUZ[Ar. < MAʿRŪŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> MARUZ
( Bir olayın bir durumun etkisinde veya bir olay veya durumla karşı karşıya bulunan Arz edilen sunulan verilen )
- MÂRUZ[Ar.] ile/değil/yerine/= EDİK
- MARUZAT[Ar. < MAʿRŪŻĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MARUZAT
( Mevki makam veya yaş bakımından büyük birine sunulan bildirilen dilek veya bilgi sunuş )
- MÂRUZAT[Ar.] ile İSTİRHAM[Ar.]
- MÂRUZAT[Ar.] ile/değil/yerine/= SUNUŞLUK
- MAS[Ar. < MAṢṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> SOĞURMA (MASSETMEK)
- MAS[Ar.] ile/değil/yerine/= SOĞURMA/EMME
- MÂŞ[Fars.] ile MAAŞ[Ar. < AYŞ]
( Börülceye benzeyen fasulyenin iki türü. İLE Yaşayış, dirlik. | Geçinilecek şey. | Çalışanlara, memurlara, emeklilere, dul ve yetimlere verilen aylık. )
- MASA/MASA[Yun. < ] ile/||/<> RAHLE/RAHLE[Ar. < RAḤLE] ile/||/<> SEHPA/SEPA[Fars. < SE + PĀ] ile/||/<> PEŞTAHTA/PİŞTAHTE[Fars. < PĪŞ + TAḪTE] ile/||/<> ZİGON/ZİGON[Yun. < ]
( masabaşı masa futbolu masa örtüsü masa saati masa takvimi masa tenisi masa topu masaüstü açılır masa beyazmasa yuvarlak masa toplantısı ahlak masası ameliyat masası bilardo masası bilgisayar masası buzul masası daktilo masası fiskos masası içki masası iflas masası infaz masası kriz masası langırt masası orta masası oyun masası peri masası pinpon masası reji masası şeytanmasası teşrih masası tuvalet masası ütü masası yazı masası yemek masası Ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan mobilya Bu mobilya etrafında oturanların tümü Dairelerde kurumlarda belli konularla ilgili işlerin görüldüğü bölüm düzlek yapı İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı )
- MASÂD[Ar.] ile MAS'AD[Ar. çoğ. MASÂİD] ile MASAT[Ar. MİŞHAZ]
( Dağ yamacının yüksek bir bölümü. | Yüksek ve sarp kıyı. İLE Yukarı çıkacak yer. | Merdiven. | Aşama, rütbe. İLE Bıçak bileyici. Bıçak, orak, tırpan vb. bilemeye yarayan, çelikten yapılmış araç. )
- MAŞAEALLAH[Ar. < MĀŞĀʾE + ALLĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞALLAH
( ma şalla h Ne güzel Allah nazardan saklasın anlamlarında beğenme duyguları bildiren bir söz ma şalla h Umulmadık durumlar karşısında şaşkınlık ve sitem belirtmek için söylenen bir söz ma şallah Nazar değmemesi için çocukların üzerine takılan veya çeşitli araç bina vb yerlere asılan üstünde maşallah yazılı nazarlık )
- MASAFF[Ar. çoğ. MASÂFF] ile MASÂFF[Ar. çoğ. MASAFF]
( Saf, taburun toplandığı yer. İLE Savaş. )
- MASÂHİF[Ar. çoğ. MUSHAF] ile MASÂİF[Ar. çoğ. MASÎF]
( Mushaflar. İLE Yazlıklar, yazın oturulacak yerler, sayfiyeler. )
- MASAL[Ar. < MESEL] ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> MAVAL[Ar. < MEVVÂL]
( Genellikle toplumun oluşturduğu, düşe dayanan, sözlü gelenekte yaşayan, çoğunlukla insan, hayvan ile "cadı, cin, dev, peri" vb. başından geçen olağanüstü olayları anlatan edebî tür. | Boşuna söylenmiş söz. İLE/VE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Yalan, uydurma söz. )
- MASARA[Ar. < MAʿṢARA] ile/değil/yerine/=/||/<> MASARA
( Küçük dar yer veya hücre )
- MASARİF[Ar. < MAṢĀRİF] ile/değil/yerine/=/||/<> MASARİF
( Giderler masraflar )
- MASAT[Ar. < MİŞHAẔ] ile/||/<> ...
( mazap 1 Bıçak bileyleme aracı Senirkent Isparta Kemalpaşa İzmir Bursa Dodurga Bozüyük Bilecik Esnemez İnönü Eskişehir Gölbaşı Çankaya Güdül Ankara Bor Yenikent Aksaray Niğde 2 Ayakkabıcılıkta kullanılan ağaç saplı çeliik biley Refahiye Erzincan Maraş mazap Maraş )
- MAŞER[Ar. < MAʿŞER] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞER
( İnsan topluluğu toplum )
- MAŞERİ[Ar. < MAʿŞERĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞERÎ
( Topluluğa ait olan toplumu ilgilendiren toplumsal )
- MAŞERÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= ORTAK US/AKIL
( Topluluğun olan, ortaklaşa. )
( Hiçkimse, birlikte olduğumuz kadar akıllı değildir/olamaz. )
- MASHARA[Ar. < MASḪARA] ile/değil/yerine/=/||/<> MASKARA
( gönül maskarası Eğlendirici sevimli güldürücü soytarı kimse Şerefsiz onursuz haysiyetsiz rezil kimse şebek )
- MÂŞÎ-ALEL-ESÂBİ'[Ar.] ile MÂŞÎ-ALEL-KEFF[Ar.]
( Parmaklarının ucları üzerinde yürüyen ve etobur sınıfında bulunan hayvanlar.[köpek, sırtlan vb.] İLE Ayaklarının tabanına basan ve etobur sınıfında bulunan hayvanlar.[ayı vb.] )
- MÂŞÎ-ALEL-ESÂBİ[Ar.] ile MÂŞÎ-ALEL-KEFF[Ar.] ile ...
( Parmaklarının ucları üzerinde yürüyen ve et yiyen sınıfında bulunan hayvanlar.[köpek, sırtlan vb.] İLE Ayaklarının tabanına basan ve et yiyen sınıfında bulunan hayvanlar.[ayı vb.] )
- MASİF | KÜTLE ile/||/<> KÜTLE ile/||/<> KÜTLE[Ar. < KUTLE]
( Bir dağoluş dizgesinin içinde sertleşmiş oldukça dengeli kıvrılma devimlerine dirençli bir yer birimi Özdeğin kuvvet olarak aldığı etkiyle bu etkiye ivme olarak verdiği tepki arasındaki orantıyı belirleyen ve Einstein kuramına göre yoğunlaşmış erke sayılabilen nitelik Üzerindeki dağ sıraları yayla ve yüksek ova düzlükleri bu sıraları birbirinden ayıran ya da yayla düzlüklerini derin biçimde parçalayan koyak oluklarıyla az çok geniş bir bölgeye yayılan engebeli yörelere verilen ad Bir cismi ivdirmek için uygulanan kuvvetle bu kuvvetin oluşturduğu ivme arasındaki değişmez oran cismin özdek olarak tutarı biyoloji astronomi fizik kimya )
( BLOCK | MASS | MASSIVE | BULK )
( MASSIF | MASSE )
( BLOCK, MASSE | MASSE | GEBIRGSMASSIV )
- MÂŞİYE[Ar. | çoğ. MEVÂŞÎ] ile ...
( Deve, koyun, keçi gibi hayvan. )
- MASKARA[Ar. < MASHARA | İT. < MASCHERA] ile/||/<> SOYTARI
( (Kuk.) Soytarı tipi. @@ Türk kukla oyununda soytarı tipi. )
( CLOWN~CLOWN )
( CLOWN~CLOWN )
( ...~SCURRA )
( POSSENREISSER, CLOWN~POSSENREISSER, CLOWN )
( MASCHERA~BUFFONE )
( ΠΑΛΙΆΤΣΟΣ / παλιάτσος~ΓΕΛΩΤΟΠΟΙΌΣ / γελωτοποιός )
- MASKARA[Ar., İt.] (OLMAK/ETMEK) ile/ve/değil/||/<>/< MADARA[Fars.] (OLMAK/ETMEK)
- MASKARA[Ar., İt.] ile SOYTARI/KAŞMER
( Eğlendirici, sevimli, güldürücü. | [söz] "Onursuz, rezil!" | Şölen maskesi. | Kirpik boyası, rimel. İLE Söz ve davranışlarıyla halkı güldürüp eğlendiren kişi. | Hileci, yaltak kişi. )
- MASKARA ile/||/<> MASKARA[Ar. < MASHARA | İT. < MASCHERA]
( Kuk Soytarı tipi Türk kukla oyununda soytarı tipi )
( CLOWN )
( CLOWN )
( POSSENREISSER, CLOWN )
( MASCHERA )
( ΠΑΛΙΆΤΣΟΣ / παλιάτσος )
- MAŞKÛK-ÜR-RİCL[Ar.] ile ...
( Yarıkayaklılar. )
- MAŞLAH[Ar. < MAŞLAḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞLAH
( Tek parçalı ve kol yerine yarıkları olan pelerine benzer bir tür kadın üstlüğü Bazı varlıklı Arapların giydiği ipekten pelerin )
- MASLAHAT[Ar. < MAṢLAḤAT] ile/değil/yerine/=/||/<> MASLAHAT
( idareimaslahat Önemli iş mesele erkeklik organı )
- MASLAHATGUZAR[Ar. < MAṢLAḤAT + Fars. -GUẔĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> MASLAHATGÜZAR
( Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda veya o ülkeye gelmesinden önce ona vekâlet eden diplomat işgüder )
- MASLAHATGÜZAR[Ar., Fars.] ile/değil/yerine/= İŞGÜDER
( Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda ya da o ülkeye gelmesinden önce, ona vekâlet eden diplomat. )
- MASLAK[Ar. < MAṢLÂK] ile/||/<> ...
( sürekli su akan boru su yolu üzerinde bulunan su haznesi büyük yalak maslak Weg Leitung Türkçe musluk biçiminin de Arapçadan alındığı anlaşılıyor Yalnız maslak adıyla musluk biçimi arasındaki bağ ses bakımından özel olarak tartışılmaya açıktır musluk )
( MASLAK )
- MASLAK[Ar. < MAṢLĀḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> MASLAK
( Sürekli su akan boru Boruları aşırı basınçtan korumak amacıyla su yolu üzerinde yapılan içi su dolu hazne Büyük yalak )
- MASLUB[Ar. < MAṢLŪB] ile/değil/yerine/=/||/<> MASLUP
( Asılmış asılarak öldürülmüş kimse )
- MASLUK[Ar. < MASLŪK] ile/değil/yerine/=/||/<> MUSLUK
( rakorlu musluk hava musluğu lavabo musluğu taharet musluğu yangın musluğu Takıldığı boru veya kabın içindeki akışkanı istenildiğinde akıtabilecek bir düzende yapılmış açılır kapanır alet burma lavabo )
- MASNU[Ar. < MAṢNŪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> MASNU
( Sanatla yapılmış ürün Aslı olmayan uydurma yapma düzme düzmece sahte )
- MASNUAT[Ar. < MAṢNŪʿĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MASNUAT
( Sanatla yapılmış şeyler sanat eserleri Aslı olmayan şeyler yapma ve düzme şeyler )
- MAŞRABA[Ar. < MAŞRABA] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞRAPA
( Metal toprak plastik vb nden yapılmış ağzı açık kulplu bardağa benzeyen küçük kap )
- MASRAF[Ar.] ile/değil/yerine/= GİDER
- MASRİF[Ar. < MAṢRİF] ile/değil/yerine/=/||/<> MASRAF
( masraf kapısı cari masraf mahkeme masrafı gider Bir şeyin yapımında kullanılan harç vb malzeme )
- MAŞRIK[Ar. < MAŞRİḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞU
- MASRUF[Ar. < MAṢRŪF] ile/değil/yerine/=/||/<> MASRUF
( Sarf edilmiş harcanmış )
- MASSETMEK[Ar. < MAṢṢ + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> MASSETMEK
( Emmek içine çekmek soğurmak )
- MASTAR[Ar. < MAṢDAR] ile/değil/yerine/=/||/<> AD-FİİL
- MASTAR[Ar.] ile/||/<> MAZHAR[Ar.]
- MASTARA[Ar. < MİSṬARA] ile/değil/yerine/=/||/<> İLETKİ
- MASTÜRBASYON/İSTİMNA[Ar. < İSTİMNĀʾ] ile/||/<> MASTÜRBASYON/ONANİZM[Fr. < ONANISME]
- MASTÜRBASYON/İSTİMNÂ[Ar.]/ATTIRMA[argo]/ONANİZM ile/ve KARŞILIKLI MASTÜRBASYON
( )
- MAŞUK[Ar. < MAʿŞŪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞUK
( Sevilen âşık olunan erkek )
- MAŞUKA[Ar. < MAʿŞŪḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞUKA
( Sevilen âşık olunan kadın )
- MASUM[Ar. < MAʿṢŪM] ile/değil/yerine/=/||/<> MASUM
( Suçsuz günahsız kimse Temiz saf kimse Suç ve günah işlemeyecek kadar küçük çocuk )
- MASUMANE[Ar. < MAʿṢŪM + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> MASUMCA
- MASUME[Ar. < MAʿṢŪME] ile/değil/yerine/=/||/<> MASUME
( Suçsuz günahsız kadın Temiz saf kadın Suç ve günah işlemeyecek kadar küçük kız çocuğu )
- MASUMİYET[Ar. < MAʿṢŪMİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> MASUMLUK
- MASUN[Ar. < MAṢŪN] ile/değil/yerine/=/||/<> MASUN
( Korunan korunmuş Saklanmış )
- MASUNİYYET[Ar. < MAṢŪNİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> MASUNİYET
( teşrii masuniyet Korunmuş olma durumu dokunulmazlık )
- MAT'ÛM[Ar. çoğ. MAT'ÛMÂT] ile MAT'ÛN[Ar. < TA'N]
( Yenilecek yemek. İLE Ayıplanmış, ta'n olunmuş. | Vebâ'ya(taûn'a) yakalanmış. )
- MAT ile
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Öyle, onun gibi. İLE ... )
- MATÂBİ'[Ar. < MATBAA] ile MATÂBÎH[Ar. < TABH] ile MATÂBİH/METÂBİH[Ar. < MATBAH]
( Basımevleri. İLE Pişirilmiş, tabh olunmuş şeyler. İLE Mutfaklar. )
- MATÂİM[Ar. < MAT'AM] ile MATÂİM[Ar. < MIT'ÂM]
( Yemek yenilecek yerler, yemek odaları. İLE Başkalarını beslemeler. | Doymak bilmezler, oburlar. )
- MATÂİN[Ar. < MATÎN] ile MATÂİN[Ar. < MAT'AN] ile MATÂÎN[Ar. < MIT'ÂN]
( Balçıkla sıvanmış yerler. İLE Ta'n edilecek, sövülecek yerler. İLE Mızrakla vurmakta becerikli olan. )
- MATARA[Ar. < MİTHARE] ile MADARA[Fars.]
( Yolculukta kullanılan, boyna ya da bele asılı olarak taşınan, genellikle metalden yapılmış su kabı. İLE Kötü, sevimsiz. )
- MATBAA[Ar. < MAṬBAʿA] ile/değil/yerine/=/||/<> BASIMEVİ
- MATBAA[Ar. < TAB | çoğ. MATÂBI'] ile MATBAH[Ar. < TABH | çoğ. MATÂBİH]
( Basımevleri. İLE Mutfak. )
- MATBAA[Ar.] ile/değil/yerine/= BASIMEVİ
- MATBAH[Ar. < MAṬBAḪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MUTFAK
( mutfak dolabı mutfak havalandırması mutfak havlusu mutfak makası mutfak merdiveni açık mutfak ada mutfak Amerikan mutfak bulut mutfak gölge mutfak hayalet mutfak koridor mutfak L mutfak tek duvar mutfak yarımada mutfak Yemek pişirilen yer aş damı aşhane ocaklık Yiyecek kültürünün tamamı )
- MATBAH[Ar. < TABH | çoğ. MATÂBİH], TÂB-HÂNE:
MUTFAK -<
( Yemek pişirilen yer. | Yiyecekleri hazırlama sanatı. )
- MATBU[Ar. < MAṬBŪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> BASILI
- MATBÛ[Ar.] ile/değil/yerine/= BASILI/BASILMIŞ
- MATBUA[Ar. < MAṬBŪʿA] ile/değil/yerine/=/||/<> BASMA
- MATBUAT[Ar. < MAṬBŪʿĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> BASIN
- MATEM[Ar. < MĀTEM] ile/değil/yerine/=/||/<> YAS (MATEM AYI, MATEM HAVASI)
- MÂTEM[Ar.] ile/değil/yerine/= YAS
- MATEMATİK[Fr.]/RİYAZİYE[Ar.] ile/ve/< GEOMETRİ[Fr. < Yun. GEO: Yer. | METRON: Ölçü.]
( Sayın İhsan Fazlıoğlu'nun yazılarını okumak için burayı tıklayınız... )
( )
( )
- MATEMATİKSEL/RİYAZİ[Ar. < RİYĀŻĪ] ile/||/<> MATEMATİK/RİYAZİYE[Ar. < RİYĀŻİYYE]
- MATİZ[Yun.] ile/||/<> (ORT. O. KAR.) SARHOŞ
( Ort O Kar Sarhoş )
- MATKAP[Ar. < MİSKAB] ile/değil/yerine/= DELGİ
- MATLA[Ar. < MAṬLAʿ] ile/||/<> ... | DOĞUŞ, KASİDE
( doğuş kaside I 2 a )
- MATLA[Ar. < MAṬLAʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> MATLA
( Gök cisimlerinin doğması Gök cisimlerinin doğduğu yer Divan edebiyatında kaside veya gazelin ilk beyti )
- MATLA[Ar. < TULÛ] ile/<> SÜNÛH
( Gökcisimlerinin doğması, doğduğu yer. | Divân Edebiyatı'nda, kaside ya da gazelin ilk beyti. | İç ve dış anlamların birleştiği nokta, Kur'ân-ı Kerîm'i okuyan bir ermiş kişiye, Allah'ın tecelli etmesi. İLE/VE/||/<> Akla/hatıra gelme, içe doğma. | Çıkma, zuhûr etme. )
- MATLUB[Ar. < MAṬLŪB] ile/değil/yerine/=/||/<> MATLUP
( İstenilen aranılan arzu ve talep edilen şey alacak )
- MATMA'/MATMAA[Ar.] ile MATMAH[Ar. çoğ. MATÂMİH]
( İstenilecek, tamah edilecek şey. İLE Göz dikilen şey, göz konulan yer. )
- MATMÛ'[Ar. < TAMA] ile MATMÛR[Ar.]
( Hırsla istenilen, tama olunmuş. İLE Toprak altına konulmuş, gömülmüş. )
- MATRAH[Ar. < MAṬRAḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> MATRAH
( vergi matrahı Bir verginin miktarını belirtmek için temel olarak alınan değer )
- MATRAH[Ar.] ile/değil/yerine/= TEMEL ALINAN DEĞER
( Bir verginin miktarını belirtmek için temel olarak alınan değer. )
- MATRUD[Ar. < MAṬRŪD] ile/değil/yerine/=/||/<> MATRUT
( Kovulmuş çıkarılmış )
- MATRÛK[Ar.] ile METRÛK[Ar. < TERK]
( Gevşek, sölpük kişi/adam. | Kuruduktan sonra yağmurun tazelediği/tarâvetlendirdiği yer. İLE Terk edilmiş, bırakılmış, kullanılmaktan vazgeçilmiş, battal. )
- MATRUŞ[Ar. < MAṬRŪŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> TIRAŞLI
- MATÛF[Ar. < ATF] ile/değil/yerine/= YÖNELTİLMİŞ
( Bir yöne eğilmiş. | Yöneltilmiş. )
- MATUF[Ar. < MAʿṬŪF] ile/değil/yerine/=/||/<> MATUF
( Bir yöne eğilmiş Yöneltilmiş )
- MATÛH[Ar. < ATEH] ile/değil/yerine/= BUNAMIŞ/BUNAK
- MATUH[Ar. < MAʿTŪH] ile/değil/yerine/=/||/<> BUNAK
- MATUH[Ar.] ile/değil/yerine/= BUNAK
- MÂÛN[Ar.] ile MAÛN[Ar.] ile MAUN[Amerika yerlilerinin dilinden]
( Malın zekâtı. | Yararlanılacak şey. | Eve gerekli olan şeyler. İLE Yardım, imdat. İLE Tespihgillerden, Hindistan ve Honduras'ta yetişen, büyük bir orman ağacı. | Bu ağacın, parlak kırmızımtırak renkte, sert ve iyi cilâlanan kerestesi. | Bu keresteden yapılan eşya. )
( ... cum ... cum SWIETENIA MAHAGONI )
- MAUNE[Ar. < MAʿŪNE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAVNA
( Gemilere ve yakın kıyılara yük taşıyan güvertesiz büyük tekne Büyük üç köşe yelkenli yük gemisi )
(1996'dan beri)